Ankebût suresi · 56–63. ayetler

"Arzım geniştir"; her can ölümü tadacak; rızık

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Ankebût suresi, 56. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 56. ayet. يَٰعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ أَرْضِى وَٰسِعَةٌ فَإِيَّٰىَ فَٱعْبُدُونِ

    Diyanet İşleri

    Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. O halde, ancak bana kulluk edin.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman eden kullarım! dipnot 1 Şüphesiz ki benim arzım (yerim) geniştir. Yalnızca bana kulluk edin!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer hitaplar için bkz. İbrâhîm 14:31; Zümer 39:10, 53. Bu hitapların kullanılmasındaki amaç, insanların Yüce Allah'ın kulları oldukları gerçeğini değişik bir ifade ile dile getirmektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki Benim arzım geniştir; o halde Bana, yalnız Bana kulluk edin!

    Muhammed Esed

    Ey imana ermiş olan kullarım! Benim arzım alabildiğine geniştir; o halde Bana, yalnız Bana kulluk edin!

    Ahmed Hulusi

    Ey iman eden kullarım! Muhakkak ki Benim Arz'ım geniştir! (Beyin kapasitesi geniştir! Burada şunu fark etmek gerekir. Gerek beden ve gerekse beyin madde ve toprak asıllı yapısı ve katmanı itibarıyla "arz" kelimesiyle işaretlenirken; beyin faaliyetinin, nöronik hareketlerinin daha da deriniyle data açığa çıkışının anlatımı da "sema" kelimesiyle tanımlanmıştır. "Semalar" denilmesinin sebebi ise açığa çıkan data, bilgi - ilim kapsamı mertebeleridir kanaatimizce. Dolayısıyladır ki burada "arzım geniştir" işaretiyle beyin kapasitesinin olabildiğince yüksek düzeyde kullanılarak ilim elde edilmesi önerilmektedir. Zira ana konu toprakta yok olacak kapasiteler, nesneler değil ölümsüz yaşam itibarıyla gerekli kazanımlardır. ) Yalnız bana kulluk edin!

    Ali Bulaç

    Ey iman eden kullarım, şüphesiz benim arzım geniştir; artık yalnızca bana ibadet edin.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman eden kullarım! Şüphesiz, benim arzım geniştir. O halde (nerede güven içinde olacaksanız orada) yalnız bana kulluk edin.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanan kullarım! Yeryüzüm geniştir. Artık, yalnızca Bana hizmet edin.

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey iman eden kullarım! Elbette benim yarattığı yeryüzü geniştir. O halde yalnız bana kulluk ediniz!"

    Edip Yüksel

    Ey gerçeği onaylayan kullarım, yerim geniştir, sadece bana hizmet edin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inanan kullarım, toprağım geniştir, sadece bana kulluk edin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey Benim iman eden kullarım! Haberiniz olsun ki, Benim arzım geniştir, o halde Bana ibadet edin o halde Bana!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey benim iyman eden kullarım! Haberiniz olsun benim Arzım geniştir, o halde bana ıbadet edin o halde bana

    Erhan Aktaş

    Ey İman Eden kullarım! Yeryüzüm geniştir. dipnot 1 Öyleyse yalnız Bana kulluk edin.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eğer, Bana kulluk etmekten engelleniyor, baskı ve zulme dayanamıyorsanız başka yerlere gidin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey inanan kullarım! Yeryüzüm geniştir. dipnot 1 Öyleyse yalnız Bana kulluk edin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eğer, Bana kulluk etmekten engelleniyor, baskı ve zulme dayanamıyorsanız başka yerlere gidin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey inanan kullarım! Yeryüzüm geniştir. dipnot 1 Öyleyse yalnız Bana kulluk edin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eğer, Bana kulluk etmekten engelleniyor, baskı ve zulme dayanamıyorsanız başka yerlere gidin.

    Gültekin Onan

    Ey inanan kullarım, kuşkusuz benim yeryüzüm geniştir; artık yalnızca bana kulluk edin.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman eden kullarım, şübhesiz ki benim arzım genişdir. O halde ancak bana ibadet edin.

    İbni Kesir

    Ey iman etmiş olan kullarım; şüphesiz ki Benim yerim geniştir. O halde yalnız Bana ibadet edin.

    Mehmet Alagaş

    (56-59) Ey iman eden kullarım , benim yeryüzüm / arzım geniştir , sadece bana kulluk edin (gerekirse taşının hicret edin) her nefis ölümü tadacaktır , sonra bize döndürülürsünüz , iman edenler ve salih amel yapanları altlarından ırmaklar akan cennetin yüksek odalarına yerleştireceğiz, yapanların karşılığı bir nimet olarak orada kalıcıdırlar , ki onlar, sabrederler ve Rablerini vekil tayin ederler / vekaletlerini Allah’a verirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. O halde, ancak bana ibadet edin.

    Süleyman Ateş

    Ey inanan kullarım, benim arzım geniştir, bana kulluk edin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanan kullarım! Toprağım geniştir; yalnız bana kul olun.

    Şaban Britch

    Ey iman eden kullarım! Benim arzım geniştir. Öyleyse yalnız bana ibadet edin.

    Şaban Piriş

    -Ey iman eden kullarım! Benim arzım geniştir. Öyleyse yalnız bana kulluk edin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey benim iman eden kullarım! Hiç kuşkusuz, benim yerkürem geniştir. O halde, yalnız bana kuluk/ibadet edin.

  2. Ankebût suresi, 57. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 57. ayet. كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ ٱلْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

    Diyanet İşleri

    Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.

    Mustafa İslamoğlu

    Her can ölümü tadıcıdır; en sonunda Bize dönüp geleceksiniz.

    Muhammed Esed

    Her can ölümü tadacaktır (ve) sonunda herkes dönüp Bize gelecektir.

    Ahmed Hulusi

    Her nefs, ölümü tadacaktır! Sonra bize döndürüleceksiniz!

    Ali Bulaç

    Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra bize döndürüleceksiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    Her benlik, ölümü tadacaktır. Sonra, Bize döndürüleceksiniz. dipnot 332

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 332
      "Her benlik, ölümü tadacaktır." tümcesi, 3:185 ve 21:35 ayetlerinde, tıpkısı sözcüklerle tekrarlanır.

    Bayraktar Bayraklı

    Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.

    Edip Yüksel

    Her nefis ölümü tadacak ve sonra bize döndürüleceksiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her nefis ölümü tadacak ve sonra bize döndürüleceksiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her can ölümü tadacaktır. Sonra döndürülüp Bize getirileceksiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her nefis, ölümü tadacak, sonra döndürülüp bize getirileceksiniz

    Gültekin Onan

    Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra bize döndürüleceksiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Her can ölümü tadıcıdır. (Ondan) sonra bize döndürü (lüb getiri) leceksiniz.

    İbni Kesir

    Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda Bize döndürüleceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (56-59) Ey iman eden kullarım , benim yeryüzüm / arzım geniştir , sadece bana kulluk edin (gerekirse taşının hicret edin) her nefis ölümü tadacaktır , sonra bize döndürülürsünüz , iman edenler ve salih amel yapanları altlarından ırmaklar akan cennetin yüksek odalarına yerleştireceğiz, yapanların karşılığı bir nimet olarak orada kalıcıdırlar , ki onlar, sabrederler ve Rablerini vekil tayin ederler / vekaletlerini Allah’a verirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra da bize döndürüleceksiniz.

    Süleyman Ateş

    Her can, ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her canlı ölümü tadacak sonra da bize döndürüleceksiniz.

    Şaban Britch

    Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra da bize döndürüleceksiniz.

    Şaban Piriş

    Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra da bize döndürüleceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Her can, ölümü tadacaktır; sonra bize döndürüleceksiniz.

  3. Ankebût suresi, 58. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 58. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَنُبَوِّئَنَّهُم مِّنَ ٱلْجَنَّةِ غُرَفًا تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا نِعْمَ أَجْرُ ٱلْعَٰمِلِينَ

    Diyanet İşleri

    İman edip salih amel işleyenler var ya, onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. Çalışanların mükafatı ne güzeldir!

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanları -evet onları- içlerinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennet köşklerine dipnot 1 elbette yerleştireceğiz. (Böyle iyi) işler yapanların ödülü ne güzeldir! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette [ğurfeh/el-ğurfeh] kelimesinin çoğulu olarak kullanılan [ğuraf] kelimesi Zümer 39:20'de de iki kez geçmekte ve "odalar", "köşkler" manasına gelmektedir. Furkân 25:75'te ise bu kelimenin tekil hali [el-ğurfeh] sözcüğü kullanılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:136; Zümer 39:74.

    Mustafa İslamoğlu

    İman eden ve o imana yaraşır eylemler ortaya koyanları, içinde sürekli kalmak üzere cennetin zemininden ırmaklar çağlayan yüce köşklerine yerleştireceğiz: (iyi) davranışta bulunanların ödülü pek güzeldir!

    Muhammed Esed

    İman edip doğru ve yararlı işler yapanları, mesken olarak, altlarından ırmaklar akan cennetteki köşklere koyacağız; ne güzel, emek sarfedenlere verilen ödül!

    Ahmed Hulusi

    (Hakikatlerine) iman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, kesinlikle onlara cennetten, altlarından nehirler akan yüksek odalar hazırlayacağız. . . Onlarda sonsuza dek yaşarlar. . . Çalışanların karşılığı ne güzeldir!

    Ali Bulaç

    İman edip salih amellerde bulunanlar; onları, içinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan cennetin yüksek köşklerine muhakkak yerleştireceğiz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir.

    Ali Özek ve heyeti

    İman edip salih ameller işleyenler, (evet) muhakkak ki onları, içinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennet köşklerine yerleştireceğiz. (Böyle iyi) işler yapanların mükâfatı ne güzeldir!

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanları, altlarından ırmaklar akan, sürekli kalacakları cennetteki konaklara yerleştireceğiz; çalışanların ödülü ne güzeldir.

    Bayraktar Bayraklı

    İman edip iyi ameller işleyenleri, elbette onları, içinde çok uzun süreli kalmak üzere,içinden ırmaklar akan cennet köşklerine yerleştireceğiz. Böyle iyi amel yapanların ödülü ne güzeldir!

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayan ve erdemli davrananları içinden ırmaklar akan bahçeyin köşklerine yerleştireceğiz; orada ebedi kalırlar. Çalışanların karşılığı ne güzeldir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanan ve erdemli davrananları içinden ırmaklar akan cennetin köşklerine yerleştireceğiz; orada ebedi kalırlar. Çalışanların karşılığı ne güzeldir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İman edip iyi iyi işler yapmış olanları elbette onları cennetin altlarından ırmaklar akan köşklerine yerleştireceğiz, o halde orada ebedi kalacaklardır. Ne güzeldir mükafatı o iş görenlerin

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve iyman edip salih salih ameller yapmış olanlar, elbette onları Cennetin altlarından ırmaklar akan şehnişinlerine yerleştireceğiz, o halde ki orada ebedi kalacaklar, ne güzeldir ecri o işgörenlerin

    Erhan Aktaş

    İman edenleri ve salihatı yapanları, içinde sürekli kalacakları Cennet'te; altından ırmaklar akan köşklere yerleştireceğiz. İyi işler yapanların ödülü ne güzeldir!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnananları ve salihatı yapanları, içinde sürekli kalacakları Cennet'te; altından ırmaklar akan köşklere yerleştireceğiz. İyi işler yapanların ödülü ne güzeldir!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnananları ve salihatı yapanları, içinde sürekli kalacakları Cennet'te; altından ırmaklar akan köşklere yerleştireceğiz. İyi işler yapanların ödülü ne güzeldir!

    Gültekin Onan

    İnanıp salih amellerde bulunanlar; onları, içinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan cennetin yüksek köşklerine muhakkak yerleştireceğiz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir.

    Hasan Basri Çantay

    İman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (var ya) biz onları — kendileri içlerinde ebedi kalıcı olarak — altlarından nehirler akan o cennetin yüksek mevkilerine yerleşdireceğiz. (Öyle) amel (ve hareket) edenlerin mükafatı ne güzeldir!

    İbni Kesir

    İman edip de salih amel işleyenleri altından ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetteki köşklere yerleştiririz. Çalışanların mükafatları ne güzeldir.

    Mehmet Alagaş

    (56-59) Ey iman eden kullarım , benim yeryüzüm / arzım geniştir , sadece bana kulluk edin (gerekirse taşının hicret edin) her nefis ölümü tadacaktır , sonra bize döndürülürsünüz , iman edenler ve salih amel yapanları altlarından ırmaklar akan cennetin yüksek odalarına yerleştireceğiz, yapanların karşılığı bir nimet olarak orada kalıcıdırlar , ki onlar, sabrederler ve Rablerini vekil tayin ederler / vekaletlerini Allah’a verirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman edip, salih amel işleyenleri elbette biz onları cennette altlarından ırmaklar akan köşklere yerleştiririz. Onlar orada ebedidirler. (İyi) amel işleyenlerin ecri ne güzel olur!

    Süleyman Ateş

    İnanıp iyi işler yapanları, cennette, altlarından ırmaklar akan yüksek odalara yerleştiririz. Orada ebedi kalırlar. Çalışanların ücreti ne güzeldir!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenen ve iyi davranış gösterenleri Cennette, altından ırmaklar akan odalara yerleştireceğiz. Oraya bir daha ölmemek üzere gireceklerdir. Çalışanların ödülü ne de güzeldir!

    Şaban Britch

    İman edenleri ve salih amellerde bulunanları altlarından ırmaklar akan cennetin yüksek konaklara yerleştireceğiz. Orada ebedi kalacaklar. (Böyle iyi) Amellerde bulunanların mükâfatı ne güzel.

    Şaban Piriş

    İman edenleri ve doğruları yapanları alt yanından ırmaklar akan cennetin yüksek yerlerine yerleştireceğiz. Hep orada kalacaklar. Görevlerini yapanların mükafaatı ne güzel.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetin görkemli odalarına yerleştireceğiz. Sürekli kalacaklardır orada. Ne güzeldir iş yapıp değer üretenlerin ödülü!

  4. Ankebût suresi, 59. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 59. ayet. ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar ki, sıkıntılara karşı göğüs gerdiler ve hep Rablerine güvendiler!

    Muhammed Esed

    Sıkıntılara karşı sabırlı olanlara ve yalnız Rablerine güvenenlere!

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki sabrediyorlar ve Rablerine tevekkül ediyorlar (nefslerinin hakikatindeki El Vekiyl isminin özelliğine iman edip işlevine güveniyorlar)!

    Ali Bulaç

    Ki onlar, sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, sabreden kimselerdir ve yalnız Rablerine güvenip dayanmaktadırlar.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, dirençli olanlar ve Efendilerine güvenenlerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, sabreden ve yalnız Rabblerine güvenip dayanan kimselerdir.

    Edip Yüksel

    Onlar ki direndiler ve Efendi'lerine güvendiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki direndiler ve Rab'lerine güvendiler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ki, sabretmişlerdir ve yalnız Rablerine dayanırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki sabretmişlerdir ve yalnız rablarına dayanırlar

    Erhan Aktaş

    Onlar, sabreden ve Rabb'lerine tevekkül dipnot 1 edenlerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yapıp, yapılması gereken her şeyi yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, sabreden ve Rabb'lerine tevekkül dipnot 1 edenlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

    Gültekin Onan

    Ki onlar, sabredenler ve rablerine tevekkül edenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    ki onlar sabır (ve sebat) etmişlerdir ve yalınız Rablerine güvenib dayanmakdadırlar.

    İbni Kesir

    Onlar ki; sabrederler ve Rabblarına tevekkül ederler.

    Mehmet Alagaş

    (56-59) Ey iman eden kullarım , benim yeryüzüm / arzım geniştir , sadece bana kulluk edin (gerekirse taşının hicret edin) her nefis ölümü tadacaktır , sonra bize döndürülürsünüz , iman edenler ve salih amel yapanları altlarından ırmaklar akan cennetin yüksek odalarına yerleştireceğiz, yapanların karşılığı bir nimet olarak orada kalıcıdırlar , ki onlar, sabrederler ve Rablerini vekil tayin ederler / vekaletlerini Allah’a verirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.

    Süleyman Ateş

    Onlar ki sabrettiler ve Rabblerine dayanmaktadırlar

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar sabredenler ve her konuda Sahiplerine güvenenlerdir.

    Şaban Britch

    Onlar, sabredenler ve yalnızca Rab’lerine tevekkül edenlerdir.

    Şaban Piriş

    Ki onlar, sabrettiler ve Rab'lerine dayanmaktadırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar ki sabrettiler ve yalnız Rablerine dayanıp güvenmektedirler.

  5. Ankebût suresi, 60. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 60. ayet. وَكَأَيِّن مِّن دَآبَّةٍ لَّا تَحْمِلُ رِزْقَهَا ٱللَّهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    Diyanet İşleri

    Nice canlılar vardır ki, rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Onları da sizi de Allah rızıklandırır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Nice canlı var ki rızkını (yanında) taşımıyor. Onlara da size de rızık veren Allah'tır. O duyandır, bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Nice canlılar vardır ki, rızkının sorumluluğunu yüklenmez; onların rızkını da sizinkini de yalnızca Allah verir: Zira her şeyi işiten ve bilen sadece O'dur.

    Muhammed Esed

    Nice canlı var ki hiçbir geçim endişesi taşımaz, (ama) sizinki(ni sağladığı) gibi onların rızkını da Allah sağlar; çünkü yalnız O'dur her şeyi bilen, her şeyi duyan.

    Ahmed Hulusi

    Nice canlı var ki, yaşam gıdasını yüklenip taşımıyor. . . Onların da sizin de yaşam gıdanızı Allah veriyor. . . "HU"; Semi'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır. O, işitendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Nice canlı var ki, rızkını (yanında) taşımıyor. Allah, onları da sizi de rızıklandırır. O, hakkıyla işitendir; hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Kendi geçimliğini taşıyamayan nice yaratıklar vardır. Allah, hem onları geçindirir hem de sizi. Çünkü O, Duyandır; Bilendir. dipnot 333

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 333
      Kendi geçimliğini sağlayamayan nice yaratıkların, Allah tarafından geçindirilmesi, İncil,
      Matta 6:25-34 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 6:25

      “Bu nedenle size şunu söylüyorum: ‹Ne yiyip ne içeceğiz?› diye canınız için, ‹Ne giyeceğiz?› diye bedeniniz için kaygılanmayın. Can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemli değil mi?

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Size, şunu söylüyorum: ‘Ne yiyip ne içeceğiz?' diye canınız için; ‘Ne giyeceğiz?' diye bedeniniz için kaygılanmayın. Can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemli değil mi? Gökte uçan kuşlara bakın; ne ekerler ne biçerler ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler. Göksel Babanız, yine de onları doyurur. Siz, onlardan çok daha değerli değil misiniz? Kaygılanarak, hangi biriniz, ömrünü biraz daha uzatabilir? Giyecek konusunda, neden kaygılanıyorsunuz? Kır zambaklarının nasıl büyüdüğüne bakın; ne çalışırlar ne de iplik eğirirler, ama Süleyman bile, tüm görkemine karşın, bunlardan biri gibi giyinmiş değildi. Bugün var olup, yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Tanrı'nın, sizi de giydireceği, çok daha kesin değil mi; ey kıt imanlılar? Öyleyse ‘Ne yiyeceğiz?' veya ‘Ne içeceğiz?' ya da ‘Ne giyeceğiz?' diyerek kaygılanmayın. Uluslar, hep bu şeylerin ardından giderler. Oysa Göksel Babanız, tüm bunlara gereksinmeniz olduğunu bilir. Siz, öncelikle, O'nun egemenliğinin ve doğruluğunun ardından gidin. O zaman, tüm bunlar size verilecektir. Öyleyse yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı, yarının olsun; her günün derdi, kendine yeter."

    Bayraktar Bayraklı

    Besinlerini temin edemeyen nice canlılar vardır. Onları da sizi de besleyen Allah'tır. O, her şeyi duyar,her şeyi bilir.

    Edip Yüksel

    Rızık konusunda endişesi olmayan nice yaratıklar vardır ki onları da sizi de ALLAH besler. O işitendir, Bilendir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Ayeti hicret bağlamında ele aldığımızda; Tanrı için göç edenlerin "Ne yer, ne içeriz?" endişesi taşımaması gerektiği vurgulanıyor. Halkın çoğunluğunun inkarcı ve müşrik olduğunu bildirir Kuran. * Bak: 12:105-106.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Besinlerini taşıyamıyan nice yaratıklar vardır ki onları da sizi de ALLAH besler

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nice hayvanlar var ki, rızkını (yanında) taşıyamaz; Allah onlara da rızık veriyor, size de! O herşeyi işitendir, bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öyleya nice hayvanlar var rızkını taşıyamaz, Allah onlara da rızk veriyor size de, o öyle semi' öyle alim

    Erhan Aktaş

    Rızıklarını temin edemeyen dipnot 1 nice dabbe dipnot 2 vardır. Onlara da size de Allah rızık verir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendi başına yiyeceğini elde edemeyen, yiyecek biriktiremeyen.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dabbe, hareket eden, canlı demektir. Genellikle sürüngenler için kullanılır. Kur'an'da tüm canlılar için de kullanılmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rızıklarını temin edemeyen dipnot 1 nice dabbe dipnot 2 vardır. Onlara da size de Allah rızık verir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendi başına yiyeceğini elde edemeyen, yiyecek biriktiremeyen.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dabbe, hareket eden, canlı demektir. Genellikle sürüngenler için kullanılır. Kur'an'da tüm canlılar için de kullanılmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rızıklarını temin edemeyen dipnot 1 nice dabbe dipnot 2 vardır. Onlara da, size de Allah rızık verir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendi başına yiyeceğini elde edemeyen, yiyecek biriktiremeyen.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dabbe, hareket eden, canlı demektir. Genellikle sürüngenler için kullanılır. Kur'an'da tüm canlılar için de kullanılmaktadır.

    Gültekin Onan

    Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Tanrı rızıklandırır. O, işitendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Nice canlı mahluk vardır ki rızkını kendisi taşımıyor. Onu da, sizi de Allah rızıklandırıyor. O, hakkıyle işiden, kemaliyle bilendir.

    İbni Kesir

    Nice canlı vardır ki; rızkını kendi taşımaz. Sizin de, onların da rızkını Allah verir. Ve O; Semi'dir, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (60-63) Nice hayvanlar var ki erzaklarını taşı mazlar, Allah onları rızıklandırır (hazır bulur ve yerler) ve sizi de rızıklandırır , O işitendir, bilendir. Eğer onlara sorarsan semaları ve arzı yaratan kimdir? Güneşi ve ayı emre amade kılan kimdir? Diyeceklerdir ki Allah. Peki o halde nasıl / niye döneklik ediyorsunuz, Allah kullarından dilediğine rızkı basitleştirir ve de kısıtlar, Allah her şeyi bilendir. Eğer onlara sorarsan gökten suyu indiren ve onunla öldükten sonra yeri dirilten kimdir? Diyecekler ki Allah. Allah’a hamdolsun de. Bilakis insanların çoğu / ekserisi akıl edemiyorlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendi rızkını taşımayan nice canlı vardır. Allah onlara da rızkı verir, size de. O işitendir, bilendir.

    Süleyman Ateş

    Nice canlı var ki rızkını taşıyamaz, onları da sizi de Allah besler. O, işitendir, bilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Nice canlılar vardır ki kendi rızkını yanında taşımaz dipnot 1 . Onlara da, size de rızık veren Allah'tır. O, daima dinleyen ve bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah Teala güneşin, hava, toprak ve topraktaki elementlerin bütün canlılarla etkileşimde olduğu bir ekolojik sistem kurmuştur. Karbon, hidrojen, oksijen, azot gibi inorganik maddelerin, cansız ortamdan bitkiler ve hayvanlar gibi canlı ögelere aktarılmasından sonra yine cansız ortama iadesini sağlayan bir kimyasal madde döngüsü vardır. Besin zinciri olarak tanımlanan bu döngünün enerji kaynağı güneştir. Bu sebeple hiçbir canlı rızkını biriktirmez, kendisine lazım olanı alır, gerisini bırakır. Bu sistem hiç aksamadan işlemeye devam eder (Hud 11/6).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nice hareketli canlılar vardır ki rızıklarını biriktirmezler. Onlara da, size de rızık veren Allah'tır; o işitir ve bilir.

    Şaban Britch

    Nice canlılar var ki, rızıkını kendi yüklenmemiştir. Onlara rızık veren Allah'tır, sizi de. O, her şeyi işitendir, bilendir.

    Şaban Piriş

    Nice canlılar var ki, rızıklarını kendileri elde edemezler. Allah, onları da rızıklandırır, sizi de. İşiten ve bilen O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nice hayvanlar var, kendi rızkını taşıyamaz. Allah onları da rızıklandırıyor, sizi de. Semi'dir O, Alim'dir.

  6. Ankebût suresi, 61. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 61. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ فَأَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?" diye soracak olsan mutlaka, "Allah" diyeceklerdir. O halde nasıl (haktan) döndürülüyorlar?

    Mehmet Okuyan

    Onlara "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı emri altında tutan kimdir?" diye sorsan, elbette "Allah." derler. dipnot 1 (Allah'a kulluktan) nasıl da döndürülüyorlar!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:31; Mü'minûn 23:84-89; ‘Ankebût 29:63; Lokmân 31:25; Zümer 39:38; Zuhruf 43:9, 87.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve eğer dönüp de onlara sorsan: "Gökleri ve yeri yaratan kimdir; ve güneşle ayı emre amade kılan kimdir?" diye, hiç kuşkun olmasın ki "Elbette Allah'tır!" diyecekler. O halde, nasıl böyle savruluyorlar?

    Muhammed Esed

    (Çoğu insana) olduğu gibi, şayet onlara da "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı (kendi koyduğu yasalara) tabi kılan kimdir?" diye soracak olursan, hiç tereddütsüz "Allah'tır!" derler. O halde zihinleri nasıl da tersyüz oluyor!

    Ahmed Hulusi

    Yemin olsun ki eğer onlara: "Semaları ve arzı kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı kim işlevlendirdi?" diye sorsan, elbette: "Allah" diyecekler. . . Nasıl (bu gerçeği göz ardı edip şirke) dönüyorlar peki?

    Ali Bulaç

    Andolsun, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı kim emre amade kıldı?" diye soracak olursan, şüphesiz: "Allah" diyecekler. Şu halde nasıl oluyor da çevriliyorlar?

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki onlara: «Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?» diye sorsan, mutlaka, «Allah» derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar?

    Ali Rıza Safa

    Oysa aslında, "Gökleri ve yeryüzünü yaratan, güneşi ve ayı boyun eğdiren kimdir?" diye onlara sorarsan, kesinlikle, şöyle diyecekler: "Allah!" Öyleyse nasıl çevriliyorlar?

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara, "Gökleri ve yeri kimin yarattığını, güneşe ve aya kimin boyun eğdirdiğini" sorsan, kesinlikle "Allah" diyecekler. Nasıl döndürülüyorlar?

    Edip Yüksel

    Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneşi ve Ay'ı kim emrinize verdi?" diye sorsan, "ALLAH" diye karşılık verecekler. Öyleyse neden sapıyorlar?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara, 'Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneşi ve ay'ı kim emrinize verdi?' diye sorsan, 'ALLAH,'diye karşılık verecekler. Öyleyse neden sapıyorlar?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, onlara: "Gökleri ve yeri yaratıp, güneş ve ayı emri altında tutan kimdir?" diye sorsan elbette şüphesiz "Allah" derler. O halde nasıl haktan çevriliyorlar?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için sorsan onlara: kim o Gökleri ve Yeri yaratıb Şems-ü Kameri teshir etmiş? Elbette şübhesiz Allah derler, o halde nasıl çevriliyorlar?

    Erhan Aktaş

    Gerçek şu ki, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı yararınıza sunan kimdir?" diye sorsan, kesinlikle "Allah." diyecekler. O halde nasıl başka varlıklara yöneliyorlar!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gerçek şu ki, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı yararınıza sunan kimdir?" diye sorsan, kesinlikle "Allah." diyecekler. O halde nasıl başka varlıklara yöneliyorlar!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçek şu ki, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı yararınıza sunan kimdir?" diye sorsan, kesinlikle "Allah." diyecekler. O halde nasıl başka varlıklara yöneliyorlar!

    Gültekin Onan

    Andolsun, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı kim emre amade kıldı?" diye soracak olursan, şüphesiz: "Tanrı" diyecekler. Şu halde nasıl oluyor da çevriliyorlar?

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki onlara: "O gökleri, o yeri kim yaratdı? O güneşi, o ayı kim müsehhar kıldı?" diye sorarsan mutlakaa: "Allah" derler. O halde nasıl çevrilib döndürülüyorlar?

    İbni Kesir

    Andolsun ki; onlara: Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı müsahhar kılan kimdir? diye sorsan, elbette; Allah'tır, diyecekler. O halde neye, çevrilip döndürülüyorlar?

    Mehmet Alagaş

    (60-63) Nice hayvanlar var ki erzaklarını taşı mazlar, Allah onları rızıklandırır (hazır bulur ve yerler) ve sizi de rızıklandırır , O işitendir, bilendir. Eğer onlara sorarsan semaları ve arzı yaratan kimdir? Güneşi ve ayı emre amade kılan kimdir? Diyeceklerdir ki Allah. Peki o halde nasıl / niye döneklik ediyorsunuz, Allah kullarından dilediğine rızkı basitleştirir ve de kısıtlar, Allah her şeyi bilendir. Eğer onlara sorarsan gökten suyu indiren ve onunla öldükten sonra yeri dirilten kimdir? Diyecekler ki Allah. Allah’a hamdolsun de. Bilakis insanların çoğu / ekserisi akıl edemiyorlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, eğer onlara; “Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneşi ve Ay'ı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar?

    Süleyman Ateş

    Andolsun, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı kim (sizin yararınıza) boyun eğdirdi?" desen; "Allah", derler. O halde nasıl Allah'ın (birliğinden) döndürülüyorsunuz?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bunlara, "Gökleri ve yeri yaratan, Güneş'i ve Ay'ı hizmete sokan kimdir?" diye sorsan kesinlikle "Allah'tır" derler. Öyleyse nereden o yalana sarılıyorlar?

    Şaban Britch

    Eğer onlara: Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneşe ve Ay'a kim boyun eğdirdi? diye sorsan, elbette: Allah! derler. De ki: O halde (iman etmekten) nasıl çevrilip döndürülüyorlar?

    Şaban Piriş

    Eğer onlara: -Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneşi ve Ayı kim emrine boyun eğdirdi? diye sorsan, elbette: -Allah! derler. De ki: -O halde nasıl aldatılıyorsunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara "Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı kim boyun eğdirdi?" diye sorarsan, mutlaka şöyle diyecekler: "Allah!" Peki nasıl döndürülüyorlar?

  7. Ankebût suresi, 62. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 62. ayet. ٱللَّهُ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَيَقْدِرُ لَهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Allah, kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Kularından dileyenin rızkını genişletmeyi dileyen, ve onu kulu lehine sınırlandırmayı dileyen Allah'tır: çünkü Allah her bir şeyi bilendir.

    Muhammed Esed

    Allah, kullarından dilediğine bol rızık bağışlar, dilediğine ise ölçülü ve idareli: zira unutmayın, Allah her şeyi hakkıyla bilir.

    Ahmed Hulusi

    Allah, kullarından dilediğine yaşam gıdasını arttırır ve (dilediğine de) kısar! Muhakkak ki Allah Bi-külli şey'in (hakikatinde olarak) Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Allah, kullarından dilediğine rızkı yayıp genişletir (ve) kısar da. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah rızkı kullarından dilediğine bol bol verir, dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Allah, dilediği kulunun geçimini hem genişletir hem de daraltır. Kuşkusuz, Allah, her şeyi Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, kullarından dilediğine bol rızık verir, dilediğine de kısar. Allah her şeyi bilir.

    Edip Yüksel

    ALLAH kullarından dilediğine rızkı arttırır ve kısar. ALLAH her şeyi Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH kullarından dilediğine rızkı arttırır ve kısar. ALLAH her şeyi Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah kullarından dilediğine rızkı serer de ona kısar da. Şüphesiz Allah herşeyi bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah, kullarından dilediğine rızkı serer de kısar da ona şübhesiz Allah her şey'e alim

    Erhan Aktaş

    Allah, kullarından dilediğine rızkı genişletir ve onun için takdir eder. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, kullarından dilediğine rızkı genişletir ve onun için takdir eder. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, kullarından dilediğine rızkı genişletir ve onun için takdir eder. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Tanrı kullarından dilediğine rızkı yayıp genişletir veya kısar / daraltır / kısıtlar. Şüphesiz Tanrı, her şeyi bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Allah, kullarından kimi dilerse onun rızkını yayar (genişletir). Onu kısar da. Şübhesiz ki Allaha her şey'i hakkıyle bilendir.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; onlara: Gökten su indirip onunla ölümünden sonra yeri dirilten kimdir? diye sorarsan, elbette; Allah'tır diyecekler. De ki: Hamd Allah'adır. Ama onların çoğu akletmezler.

    Mehmet Alagaş

    (60-63) Nice hayvanlar var ki erzaklarını taşı mazlar, Allah onları rızıklandırır (hazır bulur ve yerler) ve sizi de rızıklandırır , O işitendir, bilendir. Eğer onlara sorarsan semaları ve arzı yaratan kimdir? Güneşi ve ayı emre amade kılan kimdir? Diyeceklerdir ki Allah. Peki o halde nasıl / niye döneklik ediyorsunuz, Allah kullarından dilediğine rızkı basitleştirir ve de kısıtlar, Allah her şeyi bilendir. Eğer onlara sorarsan gökten suyu indiren ve onunla öldükten sonra yeri dirilten kimdir? Diyecekler ki Allah. Allah’a hamdolsun de. Bilakis insanların çoğu / ekserisi akıl edemiyorlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

    Süleyman Ateş

    Allah kullarından dilediğine rızkı açar da, kısar da. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, kullarından doğru tercihte bulunan ve gerekli güce sahip olan için rızkı yayar. Allah her şeyi bilir.

    Şaban Britch

    Allah kullarından dilediğinin rızkını genişletir, dilediğininkini de daraltır. Allah’ın her şeyi bilendir.

    Şaban Piriş

    Allah kullarından dilediğinin rızkını genişletir, dilediğininkini belli bir ölçüyle verir. Allah'ın her şeye gücü yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, kullarından dilediğine rızkı açıp yayar da ölçülü verip kısar da. Allah herşeyi çok iyi bilir.

  8. Ankebût suresi, 63. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 63. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّن نَّزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ مِنۢ بَعْدِ مَوْتِهَا لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ قُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, eğer onlara, "Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?" diye soracak olsan, mutlaka, "Allah" diyeceklerdir. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur." Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.

    Mehmet Okuyan

    Onlara "Gökten su indirip onunla ölümünün ardından yeri canlandıran kimdir?" diye sorsan, mutlaka "Allah" derler. De ki: "Hamd (övgü) Allah içindir; esasında onların çoğu akıl etmezler."

    Mustafa İslamoğlu

    Ve eğer dönüp onlara sorsan: "Gökten suyu indiren ve onunla ölü toprağa can veren kimdir?" diye, hiç şüphen olmasın ki "Elbette Allah!" diyecekler. De ki: "Hele şükür, (bari şunu olsun bileydiniz)!" Ama ne gezer... Onların çoğu akıllarını kullanmayı dahi beceremezler.

    Muhammed Esed

    Ve hep olduğu gibi, şayet onlara da: "Gökten yağmuru boşaltıp ölü toprağa tekrar hayat veren kimdir?" diye sorarsan, hiç tereddüt etmeden, "Allah'tır!" derler. De ki: "(O halde) Hamd (yalnız) Allah'a mahsustur!" Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar:

    Ahmed Hulusi

    Yemin olsun ki eğer onlara: "Semadan suyu tenzil edip de (şuurunda hakikat ilmi açığa çıkarıp), ölümünden sonra (hakikat şuurundan mahrum ölü gibi yaşarken) onunla arzı (bedeni) kim diriltti?" diye sorsan, elbette: "Allah" diyecekler. . . De ki: "El Hamdu lillah = Hamd, Allah'a aittir!" Hayır, onların çoğu aklını kullanıp bunları değerlendirmezler!

    Ali Bulaç

    Andolsun onlara: "Gökten su indirip de ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?" diye soracak olursan, şüphesiz: "Allah" diyecekler. De ki: "Hamd Allah'ındır." Hayır, onların çoğu akletmiyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki onlara: «Gökten su indirip onunla ölümünün ardından yeryüzünü canlandıran kimdir?» diye sorsan, mutlaka. «Allah» derler. De ki: (Öyleyse) hamd da Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu (söyledikleri üzerinde) düşünmezler.

    Ali Rıza Safa

    Oysa aslında, "Gökten su indirerek, yeryüzünü, ölümünden sonra onunla canlandıran kimdir?" diye onlara sorarsan, kesinlikle, şöyle diyecekler: "Allah!" De ki: "Allah'a övgüler olsun!" Hayır! Onların çoğu aklını kullanmaz.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara, "Gökten yağmur indirip, ölümünden sonra onunla toprağı dirilten kimdir?" diye sorsan, kesinlikle "Allah" diyecekler. De ki: "Bütün övgüler Allah'a aittir. Fakat onların çoğu bunu akletmezler."

    Edip Yüksel

    Onlara, "Gökten suyu kim indirip ölümünden sonra toprağı canlandırıyor?" diye sorsan, "ALLAH" diyecekler. De ki: "Övgü ALLAH'a aittir." Ancak çokları anlamaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara, 'Gökten suyu kim indirip ölümünden sonra toprağı canlandırıyor?' diye sorsan, 'ALLAH,'diyecekler. De ki, 'Övgü ALLAH'a aittir.' Ancak çokları anlamaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki yine onlara: "Gökten azar azar su indirip onunla ölümünün ardından yeryüzüne hayat veren kimdir?" diye sorsan elbette şüphesiz "Allah" diyecekler. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur." Fakat onların çoğu aklı ermezlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için yine sorsan onlara: kim o Semadan peyderpey bir su indirip de Arza ölümünden sonra onunla hayat vermekte? Elbette şübhesiz Allah diyecekler, "elhamdulillah" de, fakat onların ekserisi aklı ermezlerdir

    Erhan Aktaş

    Eğer onlara: "Gökten su indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra dirilten kimdir?" diye sorsan, kesinlikle "Allah" diyecekler. De ki: "Hamd dipnot 1 Allah'a özgüdür." Fakat onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Övgüye ve teşekküre layık yegane varlık. Bir nimetin ve güzelliğin kaynağı ve sahibi olan gücü, övgü ve yüceltme sözleriyle anmaktır. Bu anlamıyla "hamd", verilen bir nimetten yararlanma veya yapılan bir yardımla feraha çıkma karşılığı olmaktan çok, o nimeti veren Yaratıcı'nın sonsuz güç ve kuvvetine duyulan hayranlık sebebiyle dile getirilen bir övgüdür. Hamid: Övgüye ve teşekküre layık yegane varlık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer onlara: "Gökten su indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra dirilten kimdir?" diye sorsan, kesinlikle "Allah" diyecekler. De ki: "Hamd dipnot 1 Allah'a özgüdür." Fakat onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Övgüye ve teşekküre layık yegane varlık. Bir nimetin ve güzelliğin kaynağı ve sahibi olan gücü, övgü ve yüceltme sözleriyle anmaktır. Bu anlamıyla "hamd", verilen bir nimetten yararlanma veya yapılan bir yardımla feraha çıkma karşılığı olmaktan çok, o nimeti veren yaratıcının sonsuz güç ve kuvvetine duyulan hayranlık sebebiyle dile getirilen bir övgüdür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer onlara: "Gökten su indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra dirilten kimdir?" diye sorsan, kesinlikle "Allah" diyecekler. De ki: "Hamd dipnot 1 Allah'a özgüdür." Fakat onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüceltme. Övgü.

    Gültekin Onan

    Andolsun onlara: "Gökten su indirip de ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?" diye soracak olursan, şüphesiz: "Tanrı" diyecekler. De ki: "Hamd Tanrı'nındır." Hayır, onların çoğu akletmiyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki onlara: "Gökden su indirib onunla yeri, ölümünün ardından, canlandıran kimdir?" diye sorarsan "Elbette Allah" derler. De ki: "Hamd Allahındır". Fakat onların çoğu aklını kullanmazlar.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; onlara: Gökten su indirip onunla ölümünden sonra yeri dirilten kimdir? diye sorarsan, elbette; Allah'tır diyecekler. De ki: Hamd Allah'adır. Ama onların çoğu akletmezler.

    Mehmet Alagaş

    (60-63) Nice hayvanlar var ki erzaklarını taşı mazlar, Allah onları rızıklandırır (hazır bulur ve yerler) ve sizi de rızıklandırır , O işitendir, bilendir. Eğer onlara sorarsan semaları ve arzı yaratan kimdir? Güneşi ve ayı emre amade kılan kimdir? Diyeceklerdir ki Allah. Peki o halde nasıl / niye döneklik ediyorsunuz, Allah kullarından dilediğine rızkı basitleştirir ve de kısıtlar, Allah her şeyi bilendir. Eğer onlara sorarsan gökten suyu indiren ve onunla öldükten sonra yeri dirilten kimdir? Diyecekler ki Allah. Allah’a hamdolsun de. Bilakis insanların çoğu / ekserisi akıl edemiyorlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, eğer onlara: “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamt Allah’a mahsustur.” Hayır onların çoğu akıl etmiyorlar.

    Süleyman Ateş

    Onlara: "Kim gökten suyu indirip de ölmüş olan yeri onunla diriltti?" diye sorsan; "Allah", derler. De ki: "Hamd (övgü), Allah'a layıktır." Doğrusu çokları düşünmezler.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara "Gökten su indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra canlandıran kimdir?" diye sorsan yine "Allah'tır!" derler. De ki: "Her şeyi mükemmel yapmak dipnot 1 Allah'a özgüdür." Ama onların çoğu aklını kullanmaz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Hamd", birini kendi yaptığı şeyden dolayı övmektir. "Güzel yemek yapar, arkadaşlığı iyidir." gibi sözler buna girer. "Şükür" ise kendine iyilik yapanı övmek veya yapılan iyiliğe iyilikle karşılık vermektir. Yaptığı her şeyi güzel yapan sadece Allah'tır. Allah'ın yaptığı ile insanların yaptığı arasındaki farkı göstermek için "güzel" yerine "mükemmel" kelimesini kullandık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara; "Gökten su indirip ölü toprağı canlandıran kimdir?" diye sorsan "Allah'tır" derler. De ki; "Her şeyi güzel yapmak Allah'a mahsustur." Ama onların çoğu bunu düşünmezler.

    Şaban Britch

    Onlara: Gökten su indirip, onunla ölmüş/kurumuş olan yeryüzüne hayat veren kimdir? diye sorsan, “Allah!” derler. De ki: Hamd Allah’adır. Oysa, onların çoğu akletmezler.

    Şaban Piriş

    Onlara: -Gökten su indirip, onunla kurumuş yeryüzüne hayat veren kimdir? diye sorsan: "Allah!" derler. De ki: -Hamd Allah'adır. Oysa, onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara, "Gökten suyu kim indirdi de onunla toprağı ölümünden sonra canlandırdı?" diye sorsan, mutlaka "Allah!" derler. De ki: "Hamt Allah'adır. Fakat onların çokları akletmiyorlar."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.