Diyanet İşleri
Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayet ve rahmete erdirmek için Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler.
En'âm suresi · 154–160. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
En'âm suresi, 154. ayet. ثُمَّ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ تَمَامًا عَلَى ٱلَّذِىٓ أَحْسَنَ وَتَفْصِيلًا لِّكُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لَّعَلَّهُم بِلِقَآءِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ
Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayet ve rahmete erdirmek için Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler.
Sonra iyilik edenlere (nimetimizi) tamamlamak ve her şeyi açıklamak için, dipnot 1 bir rehber ve rahmet olarak Musa'ya da Kitabı vermiştik. Umulur ki Rableriyle buluşmaya iman ederler.
(Bilinen sürecin) ardından, iyilikte sebat edenlere nimetimizi tamamlamak, (gereken) her şeyi iyice açıklamak ve bir yol haritası ve bir rahmet olmak üzere Musa'ya ilahi kelamı bağışladık ki, (en sonunda) Rableriyle buluşacaklarına inansınlar!
Ve bir kez daha: İyilik yapmada sebat edenlere (nimetlerinizin) devamı olarak, Musaya, her şeyi tafsilatıyla bildiren ve (böylece insanları) rahmet ve hidayet(e erdiren) bu ilahi kelamı bağışladık ki, Rableri ile (nihai) buluşmaya inansınlar.
Sonra, Musa'ya Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsini, hüda (hidayet) ve rahmet olarak, muhsin olanlar üzerine de (nimetimizi) tamamlamak ve her şeyi açıklamak için verdik. . . Ki böylece onlar, Rablerine kavuşacaklarına iman etsinler.
Sonra biz Musa'ya, iyilik yapanların üzerinde (nimetimizi) tamamlamak, her şeyi ayrı ayrı açıklamak ve bir hidayet ve rahmet olarak Kitabı verdik. Umulur ki Rablerine kavuşacaklarına inanırlar.
Sonra iyilik edenlere nimetimizi tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayete erdirmek ve rahmet etmek maksadıyla Musa'ya da Kitab’ı (Tevrat'ı) verdik. Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler.
Sonra, güzel davrananlara tamamlayıcı olarak, her şeyi açıklaması, doğru yola eriştirmesi ve bir rahmet olması için, Musa'ya, Kitap verdik; Efendilerine kavuşacaklarına belki inanırlar diye.
Sonra, güzel davrananlara nimetimizi tamamlamak, her şeyi açıklamak, bir kılavuz ve rahmet olmak üzere Musa'ya kitabı verdik ki onlar Rablerine kavuşacaklarına inanabilsinler.
Nitekim, en güzel biçimde tamamlanmış, her şeyin detaylı açıklaması, hidayet ve rahmet olarak Musa'ya Kitabı verdik ki Efendi'leriyle kavuşmayı onaylasınlar.
Nitekim, en güzel biçimde tamamlanmış, her şeyin detaylı açıklaması, hidayet ve rahmet olarak Musa'ya Kitabı verdik ki Rab'leriyle kavuşmaya inansınlar.
Sonra Siz, Musa'ya, güzelce tatbik edene nimetlerimizi tamamlamak, herşeyi detaylı açıklamak, doğru yolu göstermek ve rahmet olmak üzere o kitabı verdik ki, Rablerine kavuşacaklarına inansınlar...
Sonra biz Musaya o kitabı verdik ki güzel tatbık edene tamamlamak, ve her şeyi tafsıl etmek ve bir hidayet, bir rahmet olmak için, gerektir ki onlar rablarının likasına iyman etsinler
Sonra Musa'ya, iyi olanlara tamamlayıcı olarak her şeyi açıklayan, rahmet olan ve doğru yolu gösteren Kitap'ı verdik. Umulur ki Rabb'lerine kavuşacaklarına inanırlar.
Sonra Musa'ya, iyi olanlara tamamlayıcı olarak her şeyi açıklayan, rahmet olan ve doğru yolu gösteren Kitap'ı verdik. Umulur ki Rabb'lerine kavuşacaklarına inanırlar.
Sonra Musa'ya, iyi olanlara tamamlayıcı olarak her şeyi açıklayan, rahmet olan ve doğru yolu gösteren Kitap'ı verdik. Umulur ki Rabb'lerine kavuşacaklarına inanırlar.
Sonra biz Musa'ya, iyilik yapanların üzerinde (nimetimizi) tamamlamak, her şeyi ayrı ayrı açıklamak ve bir hidayet ve rahmet olarak Kitabı verdik. Umulur ki rablerine kavuşacaklarına inanırlar.
Yine biz Musaya — (hükümlerini) iyi tatbıyk edenlere karşı (ni'metimizi) tamamlamak, (dinde ihtiyaç haasıl olan) her şey'i (içinde) ayrı ayrı açıklamak ve bir hidayet, bir rahmet olmak üzere — o kitabı (Tevratı) verdik. Taki onlar (İsrail oğulları) Rablerine kavuşacaklarına iman etsinler.
Sonra Biz, Musa'ya bir bütün halinde, her şeyi apaçık göstermek, hidayet ve rahmet olmak üzere o kitabı verdik. Belki Rabblarına kavuşacaklarına artık inanırlar.
(154-159) Sonra Musa’ya en güzel üzere tamamlanmış, her şeyi için ayrıntılandırma, yola iletici ve rahmet olan kitabı verdik , böylelikle onlar, Rableri ile buluşmaya belki inanırlar. İşte bu da kitaptır onu bizler bereket üzere indirdik, ona uyun ve sakının ki böylelikle belki sizlere acınır / merhamet edilir . Sizlerin bizden önce sadece bu iki gruba / taifeye mi indi , (Hristiyan ve Yahudi) bizler de onların öğrendiklerinden / ders aldıklarından habersizdik / gafildik dememeniz için yahut bize de bir kitap inseydi de bizler de onlardan olup , yola girseydik dememeniz için. Sizlere kesinlikle Rabbinizden açıklayıcı yola iletici / rehber ve esirgeme / rahmet geldi. Allah ’ın ayetlerini yalanlayandan ve ona rastlamaktan / tesadüf etmekten kaçınandan daha zalim kim olabilir ki? Ayetlerimizden kaçınanları , kaçınmaları nedeniyle azabın kötüsü ile cezalandıracağız. Meleklerin onlara gelmesini m i ya da Rablerinin gelmesini mi yahut Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinin bazısının geldiği gün daha önceden inanmamış ise yahut imanı nedeniyle bir hayır elde etmemişse, o kişiye iman etmesi fayda etmez. De ki bekleyin bakalım bizler de bekliyoruz. Muhakkak ki dinlerini farklılaştırıp ayrık bir grup olanlar herhangi bir şey üzre değildirler , Onların işleri Allah’a kalmıştır sonra onlara yaptıkları bildirilecek / haber verilecek.
Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler.
Sonra iyilik edenlere (ni'metimizi) tamamlamak, her şeyi açıklamak ve yola iletici ve rahmet olmak üzere Musa'ya Kitabı verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına inansınlar.
Zaten Musa'ya o kitabı; iyi davranana iyiliklerimizi tamamlasın, her şeyi açıklasın, bir rehber ve bir ikram olsun diye vermiştik. Belki Rablerinin huzuruna varacaklarına inanırlar.
Zaten Musa'ya o Kitabı; iyi davranana iyiliklerimizi tamamlasın, her şeyi açıklasın, bir rehber ve bir ikram olsun diye vermiştik. Belki Sahipleriyle yüzleşeceklerine inanırlar.
Yine, Musa’ya da, iyilik yapanlara (nimetleri) tamamlamak, her şeyi ayrı ayrı açıklamak ve bir hidayet, rahmet olmak üzere o kitabı Tevrat’ı verdik ki Rablerine kavuşacaklarına iman etsinler.
Yine, Musa'ya da, iyi uygulayanlara (nimetlerimizi) tamamlamak, her şeyi ayrı ayrı açıklamak ve bir rehber, rahmet olmak üzere o kitabı -Tevrat'ı- verdik ki Rab'lerine kavuşacaklarına inansınlar.
Sonra, güzel davrananlara nimetimizi tamamlamak, her şeyi ayrıntılı kılmak, bir kılavuz ve rahmet olmak üzere Musa'ya o Kitap'ı verdik ki onlar Rablerine kavuşacaklarına inanabilsinler.
En'âm suresi, 155. ayet. وَهَٰذَا كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ مُبَارَكٌ فَٱتَّبِعُوهُ وَٱتَّقُوا۟ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Bu (Kur'an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.
İşte bu (Kur'an da) bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Ona uyun ve takvâlı (duyarlı) olun ki size merhamet edilsin! dipnot 1
İşte bu da Bizim indirdiğimiz mübarek bir kelamdır: Şu halde ona uyun ve sorumluluk bilincini kuşanın ki rahmete nail olasınız.
Ve bu da yücelerden indirdiğimiz bereketli bir ilahi kelamdır: Öyleyse ona tabi olun ve Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincine varın ki Onun rahmetine layık olabilesiniz.
İşte bu inzal ettiğimiz de, bereketli Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsidir! O'na tabi olun ve ittika edin ki, size rahmet edilsin.
Bu indirdiğimiz mübarek bir Kitap'tır. Şu halde O'na uyun ve korkup sakının. Umulur ki esirgenirsiniz.
İşte bu (Kur'an), bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Buna uyun ve Allah'tan korkun ki size merhamet edilsin.
İşte bu, indirdiğimiz, Kutsal Kitap'tır. Artık, Ona bağlı kalın ve sorumluluk bilinci taşıyın; böylece, belki merhamet edilirsiniz.
Bu Kur'an da bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Buna uyunuz ve sakınınız ki size merhamet edilsin.
Bu da indirdiğimiz kutlu bir kitaptır. Öyleyse size merhamet edilmesi için ona uymalısınız, erdemli davranmalısınız.
Bu da indirdiğimiz kutlu bir kitaptır. Öyleyse size merhamet edilmesi için ona uymalısınız, erdemli davranmalısınız.
Bu ise indirdiğimiz tam, çok mübarek bir kitaptır. Bundan böyle buna uyun ve korunun ki, rahmetimize eresiniz.
Bu ise tam bir kitab, onu biz indirdik, çok mübarek, bundan böyle buna tabi' olun ve korunun gerektir ki rahmetimize iresiniz
İşte bu, indirdiğimiz kutsal bir Kitap'tır. Ona uyun. Takvalı olun. Umulur ki bağışlanırsınız.
İşte bu, indirdiğimiz kutsal bir Kitap'tır. Ona uyun. Takvalı olun. Umulur ki bağışlanırsınız.
İşte bu, indirdiğimiz kutsal bir Kitap'tır. Ona uyun. Takvalı olun. Umulur ki bağışlanırsınız.
Bu indirdiğimiz mübarek bir Kitaptır. Şu halde O'na uyun ve korkup sakının. Umulur ki esirgenirsiniz.
İşte bu (Kur'an) da indirdiğimiz feyz kaynağı bir kitabdır. Artık buna tabi olun ve kötülükden kaçının. Taki esirgenmiş olasınız.
İşte şu da indirdiğimiz kitabdır, mübarektir. Öyleyse ona uyun ve sakının ki merhamet olunasınız.
(154-159) Sonra Musa’ya en güzel üzere tamamlanmış, her şeyi için ayrıntılandırma, yola iletici ve rahmet olan kitabı verdik , böylelikle onlar, Rableri ile buluşmaya belki inanırlar. İşte bu da kitaptır onu bizler bereket üzere indirdik, ona uyun ve sakının ki böylelikle belki sizlere acınır / merhamet edilir . Sizlerin bizden önce sadece bu iki gruba / taifeye mi indi , (Hristiyan ve Yahudi) bizler de onların öğrendiklerinden / ders aldıklarından habersizdik / gafildik dememeniz için yahut bize de bir kitap inseydi de bizler de onlardan olup , yola girseydik dememeniz için. Sizlere kesinlikle Rabbinizden açıklayıcı yola iletici / rehber ve esirgeme / rahmet geldi. Allah ’ın ayetlerini yalanlayandan ve ona rastlamaktan / tesadüf etmekten kaçınandan daha zalim kim olabilir ki? Ayetlerimizden kaçınanları , kaçınmaları nedeniyle azabın kötüsü ile cezalandıracağız. Meleklerin onlara gelmesini m i ya da Rablerinin gelmesini mi yahut Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinin bazısının geldiği gün daha önceden inanmamış ise yahut imanı nedeniyle bir hayır elde etmemişse, o kişiye iman etmesi fayda etmez. De ki bekleyin bakalım bizler de bekliyoruz. Muhakkak ki dinlerini farklılaştırıp ayrık bir grup olanlar herhangi bir şey üzre değildirler , Onların işleri Allah’a kalmıştır sonra onlara yaptıkları bildirilecek / haber verilecek.
Bu, mübarek olarak indirdiğimiz bir kitaptır. O’na tabi olun ve takvalı olun ki size merhamet edilsin.
İşte bu (Kur'an) da indirdiğimiz mübarek Kitaptır. O'na uyun ve korunun ki size rahmet edilsin!
Bu da indirdiğimiz bir kitaptır. Çok faydalı bilgilerle doludur. Siz buna uyun ve yanlışlardan sakının ki iyilik ve ikram göresiniz.
İşte bu, indirdiğimiz bereketli Kitaptır. Ona uyun ve kendinizi koruyun ki iyilik bulasınız.
Bu (Kur’an) da indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. O’na uyun ve sakınıp, takvalı olun ki merhamet olunasınız.
Bu (Kur'an) da indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. O'na uyun ve sakının ki merhamet olunasınız.
Bu da bizim indirdiğimiz bir kitaptır. Kutsal ve bereketli. Artık ona uyun ve sakının ki size rahmet edebilsin.
En'âm suresi, 156. ayet. أَن تَقُولُوٓا۟ إِنَّمَآ أُنزِلَ ٱلْكِتَٰبُ عَلَىٰ طَآئِفَتَيْنِ مِن قَبْلِنَا وَإِن كُنَّا عَن دِرَاسَتِهِمْ لَغَٰفِلِينَ
(156-157) "Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik" demeyesiniz, yahut, "Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk" demeyesiniz, diye bu Kur'an'ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah'ın ayetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir? İnsanları ayetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.
"Kitap, sadece bizden önceki iki topluluğa (yahudi ve hristiyanlara) indirildi. Doğrusu biz onların okumasından habersizdik." dersiniz diye (Kur'an'ı indirdik).
(Bir de) "Sadece bizden önce yaşamış iki topluluğa ilahi mesaj indirilmişti ve biz onların öğretilerinden haberdar değildik" demeyesiniz;
(Bu kitap, size verildi) ki, "Yalnızca bizden önce yaşamış iki gurup insana ilahi kelam bahşedilmişti ve biz onların öğretilerinden habersizdik!" demeyesiniz;
"BİLGİ, sadece bizden önceki iki taife (Yahudi ve Nasara) üzerine inzal edildi; biz, onların kendilerine geleni okuyup değerlendirmesinden gafildik" demeyesiniz. . .
"Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa indirildi, biz ise onların ders gördüklerinden habersizlerdik" dememeniz;
«Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (hıristiyanlara ve yahudilere) indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik» demeyesiniz diye;
"Bizden önce yalnızca iki topluluğa Kitap indirildi; onların öğretisinden zaten habersizdik!" dememeniz için.
- "Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik" demeyesiniz,yahut "Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk" demeyesiniz diye bu kitabı indirdik. İşte size de Rabbinizden açık bir delil, kılavuz ve rahmet geldi. Allah'ın ayetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden dolayı azabın en kötüsüyle cezalandıracağız!
Artık, "Bizden önceki iki gruba kitap verildi; biz ise onların öğretilerinden habersizdik" diyemezsiniz.
Artık, 'Bizden önceki iki gruba kitap verildi; biz ise onların öğretilerinden habersizdik,' diyemezsiniz.
Ve: "Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa indirildi. Doğrusu biz, onlar gibi okuyup anlamaktan habersiziz." demeyesiniz.
Demiyesiniz ki: Kitab yalnız bizden evvel iki taifeye indirildi ve doğrusu biz onların tedrisatından kat'ıyyen gafil bulunuyoruz
"Kitap, bizden önce yalnızca iki topluluğa dipnot 1 indirildi, biz onların edindikleri bilgiden habersizdik." dememeniz için;
"Kitap, bizden önce yalnızca iki topluluğa dipnot 1 indirildi, biz onların edindikleri bilgiden habersizdik." dememeniz için;
"Kitap, bizden önce yalnızca iki gruba dipnot 1 indirildi, biz onların edindikleri bilgiden habersizdik." dememeniz için;
"Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa indirildi, biz ise onların ders gördüklerinden habersizlerdik" dememeniz;
(O kitabı indirmemiz) "Bizden evvel kitab yalınız iki taaifeye (Yahudi ve Nasranilere) indirdi, biz ise onların okuduklarından kat'iyyen gaafillerdik" dememeniz için,
Demeyesiniz ki: Bizden önce kitab, yalnız iki topluluğa indi. Bizim ise onlarınkinden hiç haberimiz yok.
(154-159) Sonra Musa’ya en güzel üzere tamamlanmış, her şeyi için ayrıntılandırma, yola iletici ve rahmet olan kitabı verdik , böylelikle onlar, Rableri ile buluşmaya belki inanırlar. İşte bu da kitaptır onu bizler bereket üzere indirdik, ona uyun ve sakının ki böylelikle belki sizlere acınır / merhamet edilir . Sizlerin bizden önce sadece bu iki gruba / taifeye mi indi , (Hristiyan ve Yahudi) bizler de onların öğrendiklerinden / ders aldıklarından habersizdik / gafildik dememeniz için yahut bize de bir kitap inseydi de bizler de onlardan olup , yola girseydik dememeniz için. Sizlere kesinlikle Rabbinizden açıklayıcı yola iletici / rehber ve esirgeme / rahmet geldi. Allah ’ın ayetlerini yalanlayandan ve ona rastlamaktan / tesadüf etmekten kaçınandan daha zalim kim olabilir ki? Ayetlerimizden kaçınanları , kaçınmaları nedeniyle azabın kötüsü ile cezalandıracağız. Meleklerin onlara gelmesini m i ya da Rablerinin gelmesini mi yahut Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinin bazısının geldiği gün daha önceden inanmamış ise yahut imanı nedeniyle bir hayır elde etmemişse, o kişiye iman etmesi fayda etmez. De ki bekleyin bakalım bizler de bekliyoruz. Muhakkak ki dinlerini farklılaştırıp ayrık bir grup olanlar herhangi bir şey üzre değildirler , Onların işleri Allah’a kalmıştır sonra onlara yaptıkları bildirilecek / haber verilecek.
“Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa (Yahudi ve Hristiyanlara) indirildi ve biz onların okuduklarından habersiz kimseler idik” demeyesiniz diye (size Kur’ân’ı indirdik).
(Onu size indirdik ki) "Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere, hıristiyanlara) indirildi, biz ise onların okumasından habersizdik (o Kitapları okuyamıyor, dillerini anlayamıyorduk)" demeyesiniz.
Yoksa şöyle derdiniz: "Kitap bizden önceki iki topluluğa indirildi. Biz onların okuduklarından habersiz kaldık."
Yoksa kalkar, "Kitap bizden önceki iki topluluğa indirilmişti. Biz onların okuduklarından habersiz kaldık." diyebilirdiniz.
“Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (Yahudilere ve Hristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersizdik demeyesiniz.
-Kitap, ancak bizden önceki (Yahudi ve Hıristiyan olan) iki topluluğa indirildi, Biz, onların okuyup, incelemelerinden habersizdik." dersiniz;
"Kitap, bizden önce iki topluluğa indirildi. Biz onu okuyup araştırmaktan gerçekten habersizdik." demeyesiniz.
En'âm suresi, 157. ayet. أَوْ تَقُولُوا۟ لَوْ أَنَّآ أُنزِلَ عَلَيْنَا ٱلْكِتَٰبُ لَكُنَّآ أَهْدَىٰ مِنْهُمْ فَقَدْ جَآءَكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَصَدَفَ عَنْهَا سَنَجْزِى ٱلَّذِينَ يَصْدِفُونَ عَنْ ءَايَٰتِنَا سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ بِمَا كَانُوا۟ يَصْدِفُونَ
(156-157) "Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik" demeyesiniz, yahut, "Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk" demeyesiniz, diye bu Kur'an'ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah'ın ayetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir? İnsanları ayetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.
Veya "Kitap (ilahî mesaj) bize indirilseydi, biz onlardan daha fazla doğru yolda olurduk." dersiniz diye (Kur'an'ı indirdik). Elbette size de Rabbinizden apaçık bir delil, bir rehber ve rahmet gelmiştir. dipnot 1 Allah'ın ayetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir ki! dipnot 2 Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmeleri nedeniyle ileride azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.
ya da, "Eğer bize de ilahi bir kelam indirilmiş olsaydı onlardan daha sıkı uyardık" (demeyesiniz). İşte size de Rabbinizden hakikatin açık belgesi, yol haritası ve rahmet gelmiştir. Bu durumda, Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve ona karşı katı davranandan daha zalim biri olabilir mi? Ayetlerimize karşı katı davranışları, bu kaskatı davranışları yüzünden şiddetli bir azapla cezalandıracağız!
yahut da, "Eğer bize de bir ilahi kelam indirilmiş olsaydı onun rehberliğine kesinlikle onlardan daha sıkı uyardık" (demeyesiniz). İşte, şimdi size Rabbinizden hakikatin açık bir kanıtı ve bir rehberlik, bir rahmet geldi. Öyleyse, Allahın mesajlarını yalanlayandan ve onlardan küçümseyerek yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Mesajlarımızdan küçümseyerek yüz çevirenleri bundan dolayı şiddetli bir azapla cezalandıracağız!
Yahut: "Eğer bize de O BİLGİ inzal olunsaydı, elbette onlardan daha fazla, hidayet olanı değerlendirirdik" demeyesiniz diye. . . Rabbinizden size apaçık deliller, hüda (hakikat bilgisi) ve rahmet gelmiştir. . . Allah'ın işaretlerindeki varlığını (Esma'sının açığa çıkışı olan işaretleri) yalanlayıp, onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir! İşaretlerimizden yüz çevirenler, yüz çevirmelerinin sonucunu, azabın en kötüsü ile yaşayacaklar!
Ya da: "Kitap bize de indirilseydi, elbette onlardan daha çok doğru yolda olurduk" dememeniz (için) işte size Rabbinizden apaçık bir belge, bir hidayet ve bir rahmet gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve (insanları) ondan alıkoyup çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden alıkoyup çevirenlere, bu 'engelleme ve çevirmelerinden' dolayı pek çetin bir azabla karşılık vereceğiz.
yahut «Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk» demeyesiniz diye (Kur'an'ı indirdik). İşte size de Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Artık bundan sonra, Allah'ın âyetlerini yalanlayanlardan ve onlardan yüz çevirenlerden daha zâlim kim olabilir? Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.
Veya "Bize de bir kitap indirilseydi, kesinlikle, onlardan daha doğru yolda olurduk!" dememeniz için. İşte, Efendinizden, size açık bir kanıt, yol gösteren ve bir rahmet gelmiştir. Öyleyse Allah'ın ayetlerini yalanlayan ve engelleyenden, daha aşırı, kim haksızlık yapabilir? Ayetlerimizden engelleyenleri, bu engellemeleri nedeniyle, ağır bir cezayla cezalandıracağız.
- "Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik" demeyesiniz,yahut "Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk" demeyesiniz diye bu kitabı indirdik. İşte size de Rabbinizden açık bir delil, kılavuz ve rahmet geldi. Allah'ın ayetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden dolayı azabın en kötüsüyle cezalandıracağız!
Yahut, "Bize de kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk" da diyemezsiniz. Size Efendinizden bir kanıt (beyyine), bir hidayet ve bir rahmet gelmiş bulunuyor. ALLAH'ın ayetlerini yalanlayıp ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.
Yahut, 'Bize de kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk,' da diyemezsiniz. Size Rabbinizden bir delil (beyyine), bir hidayet ve bir rahmet gelmiş bulunuyor. ALLAH'ın ayetlerini yalanlayıp ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.
Yahut: "Eğer bize kitap indirilmiş olsaydı, herhalde onlardan daha çok muvaffak olurduk." demeyesiniz diye. İşte size Rabbinizden apaçık bir delil, bir hidayet ve rahmet geldi. Artık Allah'ın ayetlerini inkar edenden ve onlardan alıkoymaya kalkışandan daha zalim kim olabilir? Elbette Biz, o ayetlerimizi engellemeye yeltenenleri, bu suçları sebebiyle, en müthiş bir azapla cezalandıracağız.
Yahud demiyesiniz ki: Eğer bize kitab indirilmiş olsa idi her halde onlardan daha ziyade muvaffak olurduk, işte size rabbınızdan beyyine geldi, hidayet de geldi, rahmet de geldi, artık Allahın ayetlerini inkar eden ve onlardan men'a kıyam eyliyenden daha zalim kim olur? Elbette biz o, ayetlerimizi men'a kıyam edenleri bu kabahatleri yüzünden azabın en müdhişiyle cezalandıracağız
Veya "Eğer bize Kitap indirilseydi, biz onlardan daha iyi doğru yolda olurduk." dememeniz için, Rabb'inizden size apaçık bir beyyinat dipnot 1 , bir hidayet dipnot 2 ve bir rahmet geldi. Allah'ın ayetlerini yalanlayıp, ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.
Veya "Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha iyi doğru yolda olurduk." dememeniz için, Rabb'inizden size apaçık bir beyyinat dipnot 1 , bir hidayet ve bir rahmet geldi. Allah'ın ayetlerini yalanlayıp, ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.
Veya "Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha iyi doğru yolda olurduk." dememeniz için, Rabb'inizden size apaçık bir beyyinat dipnot 1 , bir hidayet ve bir rahmet geldi. Allah'ın ayetlerini yalanlayıp, ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.
Ya da: "Kitap bize de indirilseydi, elbette onlardan daha çok doğru yolda olurduk" dememeniz (için) işte size Rabbinizden apaçık bir belge, bir hidayet ve bir rahmet gelmiştir. Tanrı'nın ayetlerini yalanlayandan ve (insanları) ondan alıkoyup çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden alıkoyup çevirenlere, bu 'engelleme ve çevirmelerinden' dolayı pek çetin bir azabla karşılık vereceğiz.
Yahud "Bize de kitab indirilseydi muhakkak onlardan fazla hidayete ererdik" dememeniz içindir. İşte size Rabbinizden apaçık bir hüccet, bir hidayet, bir rahmet gelmişdir. Artık Allahın ayetlerini yalan sayandan, onlardan yüz çevirenden daha zaalim kimdir? Biz ayetlerimizden yüz çevirenleri bu sebeble, yaman bir azab ile cezalandıracağız.
Veya demeyesiniz ki: Bize de o kitab indirilseydi; muhakkak ki onlardan daha fazla hidayete ererdik. İşte size, Rabbınızdan apaçık hüccet, hidayet ve rahmet gelmiştir. Artık Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüzçevirenden daha zalim kimdir? Biz, ayetlerimizden yüzçevirenleri bu yüzden azabın kötüsüyle cezalandıracağız.
(154-159) Sonra Musa’ya en güzel üzere tamamlanmış, her şeyi için ayrıntılandırma, yola iletici ve rahmet olan kitabı verdik , böylelikle onlar, Rableri ile buluşmaya belki inanırlar. İşte bu da kitaptır onu bizler bereket üzere indirdik, ona uyun ve sakının ki böylelikle belki sizlere acınır / merhamet edilir . Sizlerin bizden önce sadece bu iki gruba / taifeye mi indi , (Hristiyan ve Yahudi) bizler de onların öğrendiklerinden / ders aldıklarından habersizdik / gafildik dememeniz için yahut bize de bir kitap inseydi de bizler de onlardan olup , yola girseydik dememeniz için. Sizlere kesinlikle Rabbinizden açıklayıcı yola iletici / rehber ve esirgeme / rahmet geldi. Allah ’ın ayetlerini yalanlayandan ve ona rastlamaktan / tesadüf etmekten kaçınandan daha zalim kim olabilir ki? Ayetlerimizden kaçınanları , kaçınmaları nedeniyle azabın kötüsü ile cezalandıracağız. Meleklerin onlara gelmesini m i ya da Rablerinin gelmesini mi yahut Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinin bazısının geldiği gün daha önceden inanmamış ise yahut imanı nedeniyle bir hayır elde etmemişse, o kişiye iman etmesi fayda etmez. De ki bekleyin bakalım bizler de bekliyoruz. Muhakkak ki dinlerini farklılaştırıp ayrık bir grup olanlar herhangi bir şey üzre değildirler , Onların işleri Allah’a kalmıştır sonra onlara yaptıkları bildirilecek / haber verilecek.
Yahut da; "Kitap bize indirilmiş olsaydı, onlardan daha fazla hidayet üzere olurduk.” demeyesiniz diye; size, Rabbinizden açık bir belge, hidayet ve rahmet gelmiştir. Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü çok kötü bir azapla cezalandıracağız.
Yahut: "Eğer bize Kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk." demeyesiniz. İşte size de Rabbinizden açık delil, hidayet ve rahmet geldi. Allah'ın ayetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.
Ya da şöyle derdiniz: "O kitap bize indirilmiş olsaydı ona, onlardan daha iyi uyardık." İşte size Rabbinizden açık bir belge, bir rehber ve bir ikram geldi. Bundan sonra Allah'ın ayetleri karşısında yalana sarılan ve onlardan uzak duranlardan daha büyük yanlış yapan kişi kimdir? Ayetlerimizden uzak duranları, uzaklaşmalarına karşılık, kötü bir azap ile cezalandıracağız.
Ya da şöyle diyebilirdiniz: "Eğer o Kitap bize indirilmiş olsaydı ona onlardan daha iyi uyardık." İşte size Rabbinizden açık bir belge, bir rehber ve bir ikram geldi. Bundan sonra Allah'ın ayetleri karşısında yalana sarılandan ve onlardan yüz çevirenden daha yanlış kim olabilir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerine karşılık azabın kötüsü ile cezalandıracağız.
Yahut; "Kitap bize indirilmiş olsaydı, onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz. Size Rabbinizden açık bir belge, hidayet ve rahmet gelmiştir. Artık Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirdiklerinden dolayı kötü azapla cezalandıracağız.
veya, -Kitap bize indirilmiş olsaydı, onlardan daha çok doğru yolda olurduk" dersiniz diye, size Rabbinizden açık bir belge, rehber ve rahmet gelmiştir. Artık Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirdiklerinden dolayı kötü azapla cezalandıracağız.
Şunu da söylemelisiniz: "Eğer bize Kitap indirilmiş olsaydı, onlardan daha doğru yürüyüşlü olurduk." Artık size Rabbinizden bir beyyine, bir kılavuz ve bir rahmet gelmiş bulunuyor. Allah'ın ayetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalim kim var? Ayetlerimize sırt dönenleri, yüz çevirmeleri yüzünden azabın en acıklısıyla cezalandıracağız.
En'âm suresi, 158. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَوْ يَأْتِىَ رَبُّكَ أَوْ يَأْتِىَ بَعْضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ يَوْمَ يَأْتِى بَعْضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ لَا يَنفَعُ نَفْسًا إِيمَٰنُهَا لَمْ تَكُنْ ءَامَنَتْ مِن قَبْلُ أَوْ كَسَبَتْ فِىٓ إِيمَٰنِهَا خَيْرًا قُلِ ٱنتَظِرُوٓا۟ إِنَّا مُنتَظِرُونَ
(Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini ya da Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin ayetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez. De ki: "Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz."
Onlar ille de kendilerine meleklerin veya Rabbinin (azap emrinin) gelmesini veya Rabbinin bazı delillerinin gelmesini mi bekliyorlar? dipnot 1 Rabbinin bazı delilleri geldiği gün, önceden inanmamış veya imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir yarar sağlamaz. dipnot 2 De ki: "Bekleyin! Şüphesiz ki biz de bekleyenleriz."
Onların, meleklerin kendilerine (ölüm) getirmesinden ya da Rabbinin (azabının) gelmesinden, veya Rabbinin (haber verdiği) kimi (helak) işaretlerinin geldiğini haber vereceği o gün, daha önce inanmamış, yahut inandığı halde imanının hayrını görmemiş olan kimseye imanı hiçbir yarar sağlamaz. De ki: "Bekleyin (o kaçınılmaz günü)! Ama asla unutmayın: Biz de bekliyoruz!
Yoksa onlar, meleklerin kendilerine görünmesini mi bekliyorlar yahut (bizzat) Rabbinin veya Ondan bazı (kesin) işaretlerin? (Ama) Rabbinin (kesin) işaretlerinin ortaya çıkacağı Gün iman etmenin, daha önce inanmamış yahut inandığı halde bir hayır yapmamış olan kimseye hiçbir yararı olmaz. De ki: "Bekleyin (öyleyse Ahiret Gününü, ey inançsızlar:) bakın, biz (mümin)ler de bekliyoruz!"
(İman etmek için) illa kendilerine meleklerin gelmesini yahut Rabbinin gelmesini ya da Rabbinin bazı mucizelerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin olağanüstülüklerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş yahut imanı yarar sağlamamış (dilinde kalmış) kimseye, (o anki) imanı hiçbir fayda sağlamaz! De ki: "Bekleyin; biz de beklemekteyiz. "
Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini mi, ya da Rabbinin gelmesini mi veya Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinden bazılarının geleceği gün, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: "Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz."
Onlar ancak kendilerine meleklerin (ölüm emriyle) gelmesini veya Rabbinin (Kıyâmet Günü) gelmesini yahut Rabbinin bazı alâmetlerinin (gelmesini yani güneşin batıdan gelmesini mi) bekliyorlar. Rabbinin bazı alâmetleri geldiği gün, önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. De ki: Bekleyin, şüphesiz biz de beklemekteyiz!
Meleklerin, kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? Yoksa Efendinin gelmesini veya Efendinden mucizelerin gelmesini mi? Efendinin mucizeleri geldiği gün, daha önce inanmamış veya inancıyla bir iyilik kazanmamış kimsenin inanması, artık ona yarar sağlamaz. De ki: "Bekleyin! Aslında, biz de bekliyoruz!"
Onlar ancak kendilerine meleklerin veya Rabbinin gelmesini yahut Rabbinin bazı alametlerinin gelmesini bekliyorlar. Rabbinin bazı alametleri geldiği gün, önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyiniz, şüphesiz biz de beklemekteyiz."
Kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Efendinin, yahut Efendinin bazı işaretlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Efendinin bazı işaretleri geldiği gün, daha önce onaylamamış veya onaylamasında bir hayır kazanmamış kişiye bir yarar sağlamaz. De ki: "Bekleyin, biz de beklemekteyiz."
Kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin, yahut Rabbinin bazı işaretlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bazı işaretleri geldiği gün, daha önce inanmamış veya imanında bir hayır kazanmamış kişiye bir yarar sağlamaz. De ki: 'Bekleyin, biz de beklemekteyiz.'
Onlar, ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini ya da Rablerinin bir takım alametlerinin gelmesini gözetliyorlar. Rabbinin bazı alametleri geldiği gün, önceden iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış bir kimseye o günkü imanı hiçbir yarar sağlamaz. De ki: "Gözetin! Çünkü biz de şüphesiz gözetiyoruz."
Onlar ancak şunu gözetiyorlar: ki kendilerine Melekler geliversin veya rabbın geliversin veya rabbının ba'zı alametleri geliversin, rabbının ba'zı alametleri geldiği gün, evvelce iyman etmemiş veya iymanında bir hayır kazanmamış bir nefse o günkü iymanı hiç bir faide vermez, de ki gözetin, çünkü biz şüphesiz gözetiyoruz
Onlar, kendilerine; meleklerin gelmesini, Rabb'inin gelmesini veya Rabb'inin bazı ayetlerinin dipnot 1 gelmesini mi bekliyorlar? Rabb'inin ayetlerinden biri geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış dipnot 2 kimseye, imanı fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin, kuşkusuz biz de beklemekteyiz."
Onlar, kendilerine; meleklerin gelmesini, Rabb'inin gelmesini veya Rabb'inin bazı ayetlerinin dipnot 1 gelmesini mi bekliyorlar? Rabb'inin ayetlerinden biri geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış dipnot 2 kimseye, imanı fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin, kuşkusuz biz de beklemekteyiz."
Onlar, kendilerine; meleklerin gelmesini, Rabb'inin gelmesini veya Rabb'inin bazı ayetlerinin dipnot 1 gelmesini mi bekliyorlar? Rabb'inin ayetlerinden biri geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış dipnot 2 kimseye, imanı fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin, kuşkusuz biz de beklemekteyiz."
Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini mi, ya da rabbinin gelmesini mi veya rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinden bazılarının geleceği gün, daha önce inanmamışsa veya inancıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye inancı yarar sağlamaz. De ki: "Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz."
Onlar haala kendilerine ille (azab yapacak) meleklerin gelmesini, yahud (bizzat) Rabbinin gelmesini veya Rabbinin ayet (ve mu'cize) lerinden birinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinden biri geldiği gün, daha evvelden iman etmiş veya imanında bir hayır kazanmış olmayan hiç bir kimseye (o günkü) imanı asla faide vermez. De ki: "Bekleyin! Çünkü biz (de) şübhesiz bekleyicileriz".
Onlar; hala kendilerine meleklerin gelmesini, yahut Rabbının gelmesini veya Rabbının ayetlerinden birinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbının ayetleri geldiği gün; kişi daha önceden inanmamış veya imanından bir hayır kazanmamışsa; imanı, ona hiç fayda vermez. De ki: Bekleyin, doğrusu biz de bekleyenlerdeniz.
(154-159) Sonra Musa’ya en güzel üzere tamamlanmış, her şeyi için ayrıntılandırma, yola iletici ve rahmet olan kitabı verdik , böylelikle onlar, Rableri ile buluşmaya belki inanırlar. İşte bu da kitaptır onu bizler bereket üzere indirdik, ona uyun ve sakının ki böylelikle belki sizlere acınır / merhamet edilir . Sizlerin bizden önce sadece bu iki gruba / taifeye mi indi , (Hristiyan ve Yahudi) bizler de onların öğrendiklerinden / ders aldıklarından habersizdik / gafildik dememeniz için yahut bize de bir kitap inseydi de bizler de onlardan olup , yola girseydik dememeniz için. Sizlere kesinlikle Rabbinizden açıklayıcı yola iletici / rehber ve esirgeme / rahmet geldi. Allah ’ın ayetlerini yalanlayandan ve ona rastlamaktan / tesadüf etmekten kaçınandan daha zalim kim olabilir ki? Ayetlerimizden kaçınanları , kaçınmaları nedeniyle azabın kötüsü ile cezalandıracağız. Meleklerin onlara gelmesini m i ya da Rablerinin gelmesini mi yahut Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinin bazısının geldiği gün daha önceden inanmamış ise yahut imanı nedeniyle bir hayır elde etmemişse, o kişiye iman etmesi fayda etmez. De ki bekleyin bakalım bizler de bekliyoruz. Muhakkak ki dinlerini farklılaştırıp ayrık bir grup olanlar herhangi bir şey üzre değildirler , Onların işleri Allah’a kalmıştır sonra onlara yaptıkları bildirilecek / haber verilecek.
Onlar kendilerine meleklerin gelmesinden yahut Rabbinin gelmesinden yahut Rabbinin âyetlerinden birisinin gelmesinden başkasını mı bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinin geldiği gün, daha önceden iman etmemiş ya da imanıyla bir iyilik kazanmamış kimseye artık imanı bir fayda sağlamayacaktır. De ki: "Bekleyin bakalım, biz de bekliyoruz!"
(İnanmak için) ille meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin gelmesini ya da Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabbinin bazı ayetleri geldiği gün, daha önce inanmamış, ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye, artık inanması, fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin, biz de beklemekteyiz."
Bunlar kendilerine meleklerin gelmesi veya Rabbinin gelmesi dipnot 1 ya da Rabbinin katından bazı göstergelerin gelmesi dışında bir şey mi bekliyorlar? Rabbinin katından bazı göstergeler geldiği gün evvelce inanmamış kimsenin o andaki imanı veya imanlı olarak iyilik etmemiş olanın o an yapacağı iyilik kendine fayda vermez dipnot 2 . De ki "Siz bekleyin, biz de bekliyoruz."
Bunlar ne bekliyorlar? Kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin gelmesini mi ya da Rabbinden ölüm belirtilerinin(ayetlerinin) gelmesini mi? Rabbinden ölüm belirtileri geldiği dipnot 1 gün evvelce inanıp güvenmemiş kimsenin imanı veya imanlı olarak iyilik etmemiş olanın iyiliği kendine fayda vermeyecektir dipnot 2 . De ki "Bekleyin, biz de bekliyoruz."
Onlar, illâ da kendilerine meleklerin gelmesini ya da Rabbinin gelmesini veya Rabbinin bazı (kıyamet) alametlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin (kıyamet) alametlerinin geldiği gün, daha önceden iman etmemiş ya da imanıyla bir iyilik kazanmamış kimseye imanı fayda sağlamayacaktır. De ki: Bekleyin, biz de bekliyoruz!
Onlar, illa da kendilerine meleklerin gelmesini ya da Rabbinin gelmesini veya Rabbinin bazı mucizelerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bazı mucizeleri geldiği gün, daha önceden iman etmemiş ya da imanıyla bir iyilik kazanmamış kimseye imanı fayda sağlamayacaktır. De ki: -Bekleyin, biz de bekliyoruz!
Neyi bekliyorlar? Kendilerine meleklerin gelmesini mi, Rabbinin gelmesini mi, yoksa Rabbinin bazı mucizelerinin gelmesini mi? Rabbinin bazı mucizeleri geldiği gün, daha önce iman etmemiş yahut imanında bir hayır sahibi olamamış kişiye imanı hiçbir yarar sağlamayacaktır. De ki: "Bekleyin! Doğrusu biz de bekliyoruz."
En'âm suresi, 159. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ فَرَّقُوا۟ دِينَهُمْ وَكَانُوا۟ شِيَعًا لَّسْتَ مِنْهُمْ فِى شَىْءٍ إِنَّمَآ أَمْرُهُمْ إِلَى ٱللَّهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ
Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.
Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra (Allah) onlara yapmış olduklarını (mahşerde) bildirecektir. dipnot 1
Dinlerini paramparça edip fırkalara taraftar olanlara gelince: Senin onlar için yapabileceğin bir şey yok. Zira onların işi yalnız Allah'a kalmıştır: Sonunda Allah onlara yaptıklarının hesabını soracaktır.
İnançlarının bütünlüğünü bozarak guruplara, fırkalara ayrılanlara gelince: onlar için yapabileceğin bir şey yoktur. Unutma, onların işi Allaha kalmıştır: ve zamanı geldiğinde Allah onlara vaktiyle yaptıklarını gösterecektir.
Din anlayışlarını parça parça edip, cemaat cemaat olanlar var ya, (Rasulüm) senin onlarla hiçbir işin olamaz! Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. . . Sonra, onlara yapmakta olduklarının içyüzünü bildirecektir.
Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç bir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah'adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.
Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.
Aslında, dinlerini parçalayarak kümelere ayrıldılar. Sen, hiçbir konuda onlardan değilsin. Onların işi, Allah'a kalmıştır. Sonra, yaptıklarını onlara bildirecektir.
Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlarla senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Sonra Allah, onlara yaptıklarını haber verecektir.
Dinlerini parçalara ayırıp grup grup olanlarla senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ALLAH'a kalmıştır; sonra onlara durumlarını haber verecektir. dipnot 1
Dinlerini parçalara ayırıp grup grup olanlarla senin hiç bir ilişkin yoktur. Onların işi ALLAH'a kalmıştır; sonra onlara durumlarını haber verecektir.
Dinlerini parça parça edip ayrı ayrı gruplara ayrılanlarla senin hiçbir alakan yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Sonra O, kendilerine ne yaptıklarını haber verir.
Dinlerini tefrikaya düşürüb de şiy'a şiy'a olanlar var a, senin onlarla hiç bir alakan yoktur, onların işi Allaha kalmıştır, sonra o kendilerine ne ettiklerini haber verir
Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra O, onlara yaptıklarını bildirecektir.
Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra O, onlara yaptıklarını bildirecektir.
Dinlerini parça parça edip, gurup gurup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra O, onlara yaptıklarını bildirecektir.
Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç bir şeyde onlardan değilsin. Onların buyruğu ancak Tanrı'yadır / Tanrı'ya kalmıştır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.
Dinlerini (bir kısmına inanıb bir kısmını inkar etmek suretiyle) parça parça edenler, ayrı ayrı fırkalar olanlar (yok mu?) sen hiç bir vech ile onlardan değilsin. Onların işi (cezası) ancak Allaha aiddir. Sonra O, ne yapıyorlardı, kendilerine haber verecekdir.
Dinlerini parça parça edenler, bölük bölük olanlar yok mu? Senin onlarla hiçbir alakan yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Sonra O, ne yapmakta idiklerini kendilerine haber verecektir.
(154-159) Sonra Musa’ya en güzel üzere tamamlanmış, her şeyi için ayrıntılandırma, yola iletici ve rahmet olan kitabı verdik , böylelikle onlar, Rableri ile buluşmaya belki inanırlar. İşte bu da kitaptır onu bizler bereket üzere indirdik, ona uyun ve sakının ki böylelikle belki sizlere acınır / merhamet edilir . Sizlerin bizden önce sadece bu iki gruba / taifeye mi indi , (Hristiyan ve Yahudi) bizler de onların öğrendiklerinden / ders aldıklarından habersizdik / gafildik dememeniz için yahut bize de bir kitap inseydi de bizler de onlardan olup , yola girseydik dememeniz için. Sizlere kesinlikle Rabbinizden açıklayıcı yola iletici / rehber ve esirgeme / rahmet geldi. Allah ’ın ayetlerini yalanlayandan ve ona rastlamaktan / tesadüf etmekten kaçınandan daha zalim kim olabilir ki? Ayetlerimizden kaçınanları , kaçınmaları nedeniyle azabın kötüsü ile cezalandıracağız. Meleklerin onlara gelmesini m i ya da Rablerinin gelmesini mi yahut Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinin bazısının geldiği gün daha önceden inanmamış ise yahut imanı nedeniyle bir hayır elde etmemişse, o kişiye iman etmesi fayda etmez. De ki bekleyin bakalım bizler de bekliyoruz. Muhakkak ki dinlerini farklılaştırıp ayrık bir grup olanlar herhangi bir şey üzre değildirler , Onların işleri Allah’a kalmıştır sonra onlara yaptıkları bildirilecek / haber verilecek.
Dinlerini parça parça edip fırka fırka ayrılanlar var ya; senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a aittir. Sonra O, yaptıklarını kendilerine haber verecektir.
Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.
Dinlerini parça parça edip belli kişiler etrafında toplananlar var ya! Sen hiçbir konuda onlardan değilsin. Onların işi Allah'a kalmıştır dipnot 1 . Daha sonra Allah, yaptıklarını kendilerine bildirecektir.
Yeni Ahit · Titus 3:9
Akılsız tartışmalardan, soyağacı didişmelerinden, Kutsal Yasayla ilgili çekişme ve kavgalardan sakın. Bunlar yararsız ve boş şeylerdir. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Dinlerini bölük bölük edip her biri bir kişinin taraftarı olmuş olanlar var ya, sen hiçbir konuda onlardan olamazsın. Onların işi Allah'a kalmıştır. Daha sonra Allah, onların yaptıklarını kendilerine bildirecektir.
Dinlerini parça parça edip, gruplara ayrılanlar ile senin bir ilgin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra da onlara ne yaptıklarını bildirecektir.
Dinlerini parça parça edip, gruplara ayrılanlar ile senin bir ilgin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. İleride onlara ne yaptıklarını bildirecektir.
Dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir.
En'âm suresi, 160. ayet. مَن جَآءَ بِٱلْحَسَنَةِ فَلَهُۥ عَشْرُ أَمْثَالِهَا وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَىٰٓ إِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.
Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır. dipnot 1 Kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar. dipnot 2
Kim (İlahi mahkemeye) bir iyilikle gelirse yaptığının on katını kazanacaktır; ama kim de bir kötülükle gelirse onun aynısıyla cezalandırılacaktır: fakat hiç kimseye haksızlık yapılmayacaktır.
Kim (Allahın huzuruna) iyi bir iş ve davranışla çıkarsa bu yaptığının on katını kazanacaktır; ama kim de kötü bir fiil ile çıkarsa onun aynısıyla cezalandırılacaktır; ve kimseye haksızlık yapılmayacaktır.
Kim bir iyilikle gelirse, ona getirdiğinin on misli vardır. . . Kim de bir kötülükle gelirse, ancak onun misliyle karşılığını yaşar! Onlar zulme uğratılmazlar.
Kim bir iyilikle gelirse, kendisine bunun on katı vardır, kim bir kötülükle gelirse, onun mislinden başkasıyla cezalandırılmaz ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Kim bir iyilikle gelirse, kendisi için bunun on katı vardır. Kim de bir kötülükle gelirse, onun tıpkısından başkasıyla cezalandırılmaz. Onlara haksızlık da yapılmaz.
Kim Allah'ın huzuruna bir güzellik getirirse ona, getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülük getirirse, o sadece getirdiğinin dengi ile cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Kim iyilik getirirse, kendisine getirdiğinin on katı vardır. Kim kötülük getirirse, ancak dengiyle cezalandırılır ve kendilerine haksızlık edilmez.
Kim iyilik getirirse, kendisine getirdiğinin on katı vardır. Kim kötülük getirirse, ancak dengiyle cezalandırılır ve kendilerine haksızlık edilmez.
Kim bir iyilik ile gelirse, ona on katı verilir. Kim de bir kötülük ile gelirse, yalnızca onun karşılığı ile cezalandırılır ve hiçbirine haksızlık edilmez.
Kim bir hasene ile gelirse ona on misli verilir, kim de bir seyyie ile gelirse ona ancak misliyle ceza edilir ve hiç birine haksızlık edilmez
Kim bir iyilik ile gelirse ona on katı vardır, kim bir kötülük ile gelirse kötülüğü oranında karşılık bulur. Onların hiçbirine haksızlık yapılmaz.
Kim bir iyilik ile gelirse ona on katı vardır, kim bir kötülük ile gelirse kötülüğü oranında karşılık bulur. Onların hiçbirine haksızlık yapılmaz.
Kim bir iyilik ile gelirse ona on katı vardır, kim bir kötülük ile gelirse kötülüğü oranında karşılık bulur. Onların hiçbirine haksızlık yapılmaz.
Kim bir iyilikle gelirse, kendisine bunun on katı vardır, kim bir kötülükle gelirse, onun mislinden başkasıyla cezalandırılmaz ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Kim (Allaha) bir iyilikle, güzellikle gelirse işte ona bunun on katı. Kim de bir kötülükle gelirse bu, o mıkdardan başkasıyle cezalanmaz. Onlar (yani iyilik edenler de, fenalık yapanlar da) haksızlığa uğratılmazlar.
Kim, bir iyilikle gelirse; ona, onun on katı vardır. Kim de bir kötülükle gelirse; o, ancak misliyle cezalandırılır. Ve onlara haksızlık edilmez.
(160-165) Kim güzellikler yaparak gelirse benzerinin on katı onundur, kim de kötülük ile gelirse benzeri kadar ile cezalandırılır, onlara zulmedilmez. Deki kesinlikle beni doğru yola, doğru inançlı İbrahim milletinin / toplumunun kıymetli dinine ileten / yönlendiren Rabbimdir, O asla ortak koşanlardan değildi. De ki namazım hac ve kurbanım hayatım ve ölümüm Alemlerin Rabbi Allah içindi r, Ona herhangi bir ortak yoktur, bu şekilde bana emroldu ve Müslümanların / teslim olanların ilkiyim. Deki Allah’tan gayrı Rab mı isterim, O her şeyin Rabbidir, her nefis kendi aleyhine olandan başka bir şey kazanmamıştır, hiçbir yüklenici başka kimsenin yükünü yüklenemez, sonra da geri döneceğiniz yer / merci Rabbinizdir, karşıtlaştığınız şeylerde / ihtilaf ettiğiniz şeylerde sizlere haber verilecektir. O ki sizleri arzda, devralanlar eyledi, bazılarınızı derece olarak bazılarınızdan yüksek etti, sizlere verdikleri ile sizleri imtihan etti (mal makam şöhret) Kesinlikle Rabbin hızlı / süratli sonuçlandırır ve kesinlikle O çok bağışlayıcı ve çok esirgeyendir.
Kim bir iyilikle gelirse, ona on katı (mükâfat) verilecektir. Kim de bir kötülükle gelirse, yalnızca onun karşılığı ile cezalandırılacaktır ve onlara zulmedilmez.
Kim iyilik getirirse, ona o(getirdiği)nin on katı vardır. Kim kötülük getirirse, sadece onun dengiyle cezalandırılır, onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Kim (Allah'ın huzuruna) bir iyilikle gelirse ona onun on katı verilir. Bir kötülükle gelen ise sadece dengi ile cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar dipnot 1 .
Kim bir iyilikle gelirse ona, on katı verilir. Kim de kötülükle gelirse sadece bir katı ile cezalandırılır dipnot 1 . Kimseye haksızlık yapılmaz.
Kim bir iyilik yaparsa ona on katı verilir; bir kötülük yapan ise, yalnız onun karşılığı ile cezalandırılacak ve onlara haksızlık edilmeyecektir.
Kim bir iyilik yaparsa ona on katı verilir; bir kötülük yapan ise, yalnız onun karşılığı ile cezalandırılacak ve onlara haksızlık edilmeyecektir.
Kim bir güzellikle gelirse ona, getirdiğinin on katı var. Kötülükle gelene ise yaptığının kadarından fazla ceza verilmez. Onlar, haksızlığa uğratılmayacaklardır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.