42. sure

Şûrâ Suresi الشورى

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 7 konu
  1. Vahyin gelişi ve şehirlerin anası 1–9 karşılaştır — Vahyin gelişi ve şehirlerin anası
  2. Dini dosdoğru tutun, ayrılığa düşmeyin 10–16 karşılaştır — Dini dosdoğru tutun, ayrılığa düşmeyin
  3. Kitap ve mizan; dünya ve ahiret kazancı 17–24 karşılaştır — Kitap ve mizan; dünya ve ahiret kazancı
  4. Tövbenin kabulü, rızkın ölçüsü ve musibet 25–31 karşılaştır — Tövbenin kabulü, rızkın ölçüsü ve musibet
  5. Gemiler; mü'minlerin vasıfları; kötülüğün karşılığı ve bağışlama 32–43 karşılaştır — Gemiler; mü'minlerin vasıfları; kötülüğün karşılığı ve bağışlama
  6. Saptırılanlar ve geri çevrilmeyen gün 44–50 karşılaştır — Saptırılanlar ve geri çevrilmeyen gün
  7. Vahyin üç yolu ve dosdoğru yol 51–53 karşılaştır — Vahyin üç yolu ve dosdoğru yol

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Vahyin gelişi ve şehirlerin anası 1–9

  1. Şûrâ suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 1. ayet. حمٓ

    ḥâ-mîm.

    Ali Rıza Safa

    H. M.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 1. ayet

  2. Şûrâ suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 2. ayet. عٓسٓقٓ

    `ayn-sîn-ḳâf.

    Ali Rıza Safa

    A. S. K.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 2. ayet

  3. Şûrâ suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 3. ayet. كَذَٰلِكَ يُوحِىٓ إِلَيْكَ وَإِلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكَ ٱللَّهُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    keẕâlike yûḥî ileyke veile-lleẕîne min ḳablike-llâhü-l`azîzü-lḥakîm.

    Ali Rıza Safa

    Hem sana hem de senden öncekilere, işte böyle bildirmiştir. Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 3. ayet

  4. Şûrâ suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 4. ayet. لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

    lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vehüve-l`aliyyü-l`ażîm.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, O'nun malıdır. Çünkü O, Çok Yücedir; Büyüktür.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 4. ayet

  5. Şûrâ suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 5. ayet. تَكَادُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ يَتَفَطَّرْنَ مِن فَوْقِهِنَّ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِمَن فِى ٱلْأَرْضِ أَلَآ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

    tekâdü-ssemâvâtü yetefeṭṭarne min fevḳihinne velmelâiketü yüsebbiḥûne biḥamdi rabbihim veyestagfirûne limen fi-l'arḍ. elâ inne-llâhe hüve-lgafûru-rraḥîm.

    Ali Rıza Safa

    Gökler neredeyse üzerinden çatlayacaklar. Melekler de övgülerle Efendilerini yüceltirler ve yeryüzünde bulunanlar için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki, kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 5. ayet

  6. Şûrâ suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 6. ayet. وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ ٱللَّهُ حَفِيظٌ عَلَيْهِمْ وَمَآ أَنتَ عَلَيْهِم بِوَكِيلٍ

    velleẕîne-tteḫaẕû min dûnihî evliyâe-llâhü ḥafîżun `aleyhim. vemâ ente `aleyhim bivekîl.

    Ali Rıza Safa

    O'ndan başka bir de ayrıca dostlar edinenlere gelince; Allah, Denetleyendir. Sen, onların üzerine denetmen değilsin.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 6. ayet

  7. Şûrâ suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 7. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ قُرْءَانًا عَرَبِيًّا لِّتُنذِرَ أُمَّ ٱلْقُرَىٰ وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنذِرَ يَوْمَ ٱلْجَمْعِ لَا رَيْبَ فِيهِ فَرِيقٌ فِى ٱلْجَنَّةِ وَفَرِيقٌ فِى ٱلسَّعِيرِ

    vekeẕâlike evḥaynâ ileyke ḳur'ânen `arabiyyel litünẕira ümme-lḳurâ vemen ḥavlehâ vetünẕira yevme-lcem`i lâ raybe fîh. ferîḳun fi-lcenneti veferîḳun fi-sse`îr.

    Ali Rıza Safa

    Ve işte böylece, sana, çok kolay anlaşılacak Kur'an'ı bildirdik. Kentlerin anasını ve tüm çevresini, hakkında kuşku olmayan Toplanma Günü'yle uyarman için. dipnot 413 Bir küme cennette, bir küme de yakıcı ateşte olacaktır.

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 413
      Kentlerin anası tanımı Mekke kenti için bildirilmiştir. Tüm çevresi tanımı ise kimi yorumculara göre tüm insanlığı belirtir. Aynı tanımlar, 6:92 ayetinde de vardır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 7. ayet

  8. Şûrâ suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 8. ayet. وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَهُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَٰكِن يُدْخِلُ مَن يَشَآءُ فِى رَحْمَتِهِۦ وَٱلظَّٰلِمُونَ مَا لَهُم مِّن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    velev şâe-llâhü lece`alehüm ümmetev vâḥidetev velâkiy yüdḫilü mey yeşâü fî raḥmetih. veżżâlimûne mâ lehüm miv veliyyiv velâ neṣîr.

    Ali Rıza Safa

    Oysa Allah dileseydi, kesinlikle, onları bir tek topluluk yapardı. dipnot 414 Fakat dilediğini rahmetinin içine alır. Haksızlık yapanlar için ise ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur.

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 414
      "Oysa Allah dileseydi, kesinlikle, onları bir tek topluluk yapardı." bildirimi, 5:48, 11:118 ve 16:93 ayetlerinde tekrarlanır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 8. ayet

  9. Şûrâ suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 9. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ فَٱللَّهُ هُوَ ٱلْوَلِىُّ وَهُوَ يُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    emi-tteḫaẕû min dûnihî evliyâ'. fellâhü hüve-lveliyyü vehüve yuḥyi-lmevtâ. vehüve `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Ali Rıza Safa

    Yoksa O'ndan başka bir de ayrıca dostlar mı edindiler? İşte, dostunuz Allah'tır. O, ölülere de yeniden yaşam verir. Çünkü O, her şeye Gücü Yetendir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 9. ayet

Dini dosdoğru tutun, ayrılığa düşmeyin 10–16

  1. Şûrâ suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 10. ayet. وَمَا ٱخْتَلَفْتُمْ فِيهِ مِن شَىْءٍ فَحُكْمُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبِّى عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ

    veme-ḫteleftüm fîhi min şey'in feḥukmühû ile-llâh. ẕâlikümü-llâhü rabbî `aleyhi tevekkelt. veileyhi ünîb.

    Ali Rıza Safa

    Ve hakkında uyuşmazlığa düştüğünüz şeylerde, yargı, Allah'a özgüdür. "İşte, benim Efendim, Allah'tır. O'na güvendim ve O'na yönelirim!"

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 10. ayet

  2. Şûrâ suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 11. ayet. فَاطِرُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَٰجًا وَمِنَ ٱلْأَنْعَٰمِ أَزْوَٰجًا يَذْرَؤُكُمْ فِيهِ لَيْسَ كَمِثْلِهِۦ شَىْءٌ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ

    fâṭiru-ssemâvâti vel'arḍ. ce`ale leküm min enfüsiküm ezvâcev vemine-l'en`âmi ezvâcâ. yeẕraüküm fîh. leyse kemiŝlihî şey'. vehüve-ssemî`u-lbeṣîr.

    Ali Rıza Safa

    Gökleri ve yeryüzünü Yoktan Yaratandır. Kendi benliklerinizden, sizin için eşler ve hayvanlardan da çiftler yaratmış; sizi çoğaltarak orada yaymıştır. O'na benzeyen hiçbir şey yoktur. Ve O, Duyandır; Görendir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 11. ayet

  3. Şûrâ suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 12. ayet. لَهُۥ مَقَالِيدُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    lehû meḳâlîdü-ssemâvâti vel'arḍ. yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdir. innehû bikülli şey'in `alîm.

    Ali Rıza Safa

    Göklerin ve yeryüzünün anahtarları, O'nun gözetimindedir. Dilediğinin geçimini hem genişletir hem de daraltır. Kuşkusuz, O, her şeyi Bilendir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 12. ayet

  4. Şûrâ suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 13. ayet. شَرَعَ لَكُم مِّنَ ٱلدِّينِ مَا وَصَّىٰ بِهِۦ نُوحًا وَٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِهِۦٓ إِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَىٰٓ أَنْ أَقِيمُوا۟ ٱلدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا۟ فِيهِ كَبُرَ عَلَى ٱلْمُشْرِكِينَ مَا تَدْعُوهُمْ إِلَيْهِ ٱللَّهُ يَجْتَبِىٓ إِلَيْهِ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِىٓ إِلَيْهِ مَن يُنِيبُ

    şera`a leküm mine-ddîni mâ veṣṣâ bihî nûḥav velleẕî evḥaynâ ileyke vemâ veṣṣaynâ bihî ibrâhîme vemûsâ ve`îsâ en eḳîmü-ddîne velâ teteferraḳû fîh. kebüra `ale-lmüşrikîne mâ ted`ûhüm ileyh. allâhü yectebî ileyhi mey yeşâü veyehdî ileyhi mey yünîb.

    Ali Rıza Safa

    "Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa sürüklenmeyin!" diyerek, Nuh'a buyruk verdiğimiz ve sana bildirdiğimiz; İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da buyruk verdiğimiz dini, sizin için yasa yapmıştır. Senin onları çağırdığın şey, ortaklar koşanlara zor gelmiştir. Allah, dilediğini Kendisi için seçer ve Kendisine yönelenleri doğru yola eriştirir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 13. ayet

  5. Şûrâ suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 14. ayet. وَمَا تَفَرَّقُوٓا۟ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى لَّقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ أُورِثُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِنۢ بَعْدِهِمْ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ

    vemâ teferraḳû illâ mim ba`di mâ câehümü-l`ilmü bagyem beynehüm. velevlâ kelimetün sebeḳat mir rabbike ilâ ecelim müsemmel leḳuḍiye beynehüm. veinne-lleẕîne ûriŝü-lkitâbe mim ba`dihim lefî şekkim minhü mürîbün.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki çekemezlik yüzünden ayrılığa sürüklendiler. Belirlenmiş bir süreye dek, Efendinden verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında kesin yargı verilirdi. Aslında, onlardan sonra Kitap'a kalıtçı olanlar da Onun hakkında, gerçekten derin bir kuşkuya kapıldılar.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 14. ayet

  6. Şûrâ suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 15. ayet. فَلِذَٰلِكَ فَٱدْعُ وَٱسْتَقِمْ كَمَآ أُمِرْتَ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ وَقُلْ ءَامَنتُ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِن كِتَٰبٍ وَأُمِرْتُ لِأَعْدِلَ بَيْنَكُمُ ٱللَّهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ لَنَآ أَعْمَٰلُنَا وَلَكُمْ أَعْمَٰلُكُمْ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ ٱللَّهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَا وَإِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ

    feliẕâlike fed`u. vesteḳim kemâ ümirt. velâ tettebi` ehvâehüm. veḳul âmentü bimâ enzele-llâhü min kitâb. veümirtü lia`dile beyneküm. allâhü rabbünâ verabbüküm. lenâ a`mâlünâ veleküm a`mâlüküm. lâ ḥuccete beynenâ vebeyneküm. allâhü yecme`u beynenâ. veileyhi-lmeṣîr.

    Ali Rıza Safa

    İşte bunun için çağrıda bulun ve sana buyruk verildiği biçimde dosdoğru ol; onların isteklerine uyma. De ki: "Allah'ın indirdiği tüm kitaplara inandım. Aranızda adaleti sağlamak, bana buyruk verildi. Allah, hem bizim Efendimiz hem de sizin Efendinizdir. Bizim yaptıklarımız bizim, sizin yaptıklarınız sizindir. Aramızda, savunarak tartışılacak bir şey yok. Allah, hepimizi bir araya toplayacaktır. Çünkü dönüş, O'na olacaktır!"

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 15. ayet

  7. Şûrâ suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 16. ayet. وَٱلَّذِينَ يُحَآجُّونَ فِى ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مَا ٱسْتُجِيبَ لَهُۥ حُجَّتُهُمْ دَاحِضَةٌ عِندَ رَبِّهِمْ وَعَلَيْهِمْ غَضَبٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ

    velleẕîne yüḥâccûne fi-llâhi mim ba`di me-stücîbe lehû ḥuccetühüm dâḥiḍatün `inde rabbihim ve`aleyhim gaḍabüv velehüm `aẕâbün şedîd.

    Ali Rıza Safa

    Kabul ettikten sonra, Allah hakkında tartışanların savları, Efendilerinin katında geçersizdir. Onlar için, öfke ve yaman bir ceza vardır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 16. ayet

Kitap ve mizan; dünya ve ahiret kazancı 17–24

  1. Şûrâ suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 17. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ وَٱلْمِيزَانَ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّ ٱلسَّاعَةَ قَرِيبٌ

    allâhü-lleẕî enzele-lkitâbe bilḥaḳḳi velmîzân. vemâ yüdrîke le`alle-ssâ`ate ḳarîb.

    Ali Rıza Safa

    Allah, Kitap'ı ve ölçüyü, gerçek olarak indirmiştir. Ne biliyorsun; belki de evrenlerin sonu yakındır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 17. ayet

  2. Şûrâ suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 18. ayet. يَسْتَعْجِلُ بِهَا ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِهَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مُشْفِقُونَ مِنْهَا وَيَعْلَمُونَ أَنَّهَا ٱلْحَقُّ أَلَآ إِنَّ ٱلَّذِينَ يُمَارُونَ فِى ٱلسَّاعَةِ لَفِى ضَلَٰلٍۭ بَعِيدٍ

    yesta`cilü bihe-lleẕîne lâ yü'minûne bihâ. velleẕîne âmenû müşfiḳûne minhâ veya`lemûne ennehe-lḥaḳḳ. elâ inne-lleẕîne yümârûne fi-ssâ`ati lefî ḍalâlim be`îd.

    Ali Rıza Safa

    Ona inanmayanlar, onun ivedi olarak gelmesini isterler. İnananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, evrenlerin sonu hakkında tartışanlar, aslında, derin bir sapkınlık içindedirler.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 18. ayet

  3. Şûrâ suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 19. ayet. ٱللَّهُ لَطِيفٌۢ بِعِبَادِهِۦ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ وَهُوَ ٱلْقَوِىُّ ٱلْعَزِيزُ

    allâhü leṭîfüm bi`ibâdihî yerzüḳu mey yeşâ'. vehüve-lḳaviyyü-l`azîz.

    Ali Rıza Safa

    Allah, kulları için, En İnce Ayrıntılarla Gerçekleştirendir. Dilediği ölçüde geçimlik verir. Çünkü O, Kudretlidir; Üstündür.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 19. ayet

  4. Şûrâ suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 20. ayet. مَن كَانَ يُرِيدُ حَرْثَ ٱلْـَٔاخِرَةِ نَزِدْ لَهُۥ فِى حَرْثِهِۦ وَمَن كَانَ يُرِيدُ حَرْثَ ٱلدُّنْيَا نُؤْتِهِۦ مِنْهَا وَمَا لَهُۥ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ مِن نَّصِيبٍ

    men kâne yürîdü ḥarŝe-l'âḫirati nezid lehû fî ḥarŝih. vemen kâne yürîdü ḥarŝe-ddünyâ nü'tihî minhâ vemâ lehû fi-l'âḫirati min neṣîb.

    Ali Rıza Safa

    Kim sonsuz yaşam getirisini isterse, onun getirisini artırırız. Kim de dünya getirisini isterse ondan veririz. Sonsuz yaşamda ise onun bir payı yoktur.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 20. ayet

  5. Şûrâ suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 21. ayet. أَمْ لَهُمْ شُرَكَٰٓؤُا۟ شَرَعُوا۟ لَهُم مِّنَ ٱلدِّينِ مَا لَمْ يَأْذَنۢ بِهِ ٱللَّهُ وَلَوْلَا كَلِمَةُ ٱلْفَصْلِ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    em lehüm şürakâü şera`û lehüm mine-ddîni mâ lem ye'ẕem bihi-llâh. velevlâ kelimetü-lfaṣli leḳuḍiye beynehüm. veinne-żżâlimîne lehüm `aẕâbün elîm.

    Ali Rıza Safa

    Yoksa Allah'ın dinde izin vermediği şeyleri, onlar için yasa yapan ortakları mı var? Yargı verme konusundaki sözü olmasaydı, aralarında kesin yargı verilirdi. Kuşkusuz, haksızlık yapanlar için acı bir ceza vardır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 21. ayet

  6. Şûrâ suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 22. ayet. تَرَى ٱلظَّٰلِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا كَسَبُوا۟ وَهُوَ وَاقِعٌۢ بِهِمْ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فِى رَوْضَاتِ ٱلْجَنَّاتِ لَهُم مَّا يَشَآءُونَ عِندَ رَبِّهِمْ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْكَبِيرُ

    tera-żżâlimîne müşfiḳîne mimmâ kesebû vehüve vâḳi`um bihim. velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti fî ravḍâti-lcennât. lehüm mâ yeşâûne `inde rabbihim. ẕâlike hüve-lfaḍlü-lkebîr.

    Ali Rıza Safa

    Kazandıkları şey tepelerine inerken, haksızlık yapanların korktuklarını göreceksin. İnanmış olarak erdemli edimler yapanlar ise cennet bahçelerindedir. Efendilerinin katında, diledikleri her şey onlar içindir. İşte bu, büyük lütuftur.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 22. ayet

  7. Şûrâ suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 23. ayet. ذَٰلِكَ ٱلَّذِى يُبَشِّرُ ٱللَّهُ عِبَادَهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ قُل لَّآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلَّا ٱلْمَوَدَّةَ فِى ٱلْقُرْبَىٰ وَمَن يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَّزِدْ لَهُۥ فِيهَا حُسْنًا إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ شَكُورٌ

    ẕâlike-lleẕî yübeşşiru-llâhü `ibâdehü-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti. ḳul lâ es'elüküm `aleyhi ecran ille-lmeveddete fi-lḳurbâ. vemey yaḳterif ḥaseneten nezid lehû fîhâ ḥusnâ. inne-llâhe gafûrun şekûr.

    Ali Rıza Safa

    İşte bu, inanmış olarak erdemli edimler yapan kullarına, Allah'ın verdiği sevinçli bir haberdir. De ki: "Bunun için, yakın olanları sevmenizden başka bir karşılık istemiyorum!". dipnot 415 Çünkü kim güzel edimler yaparsa, onun güzelliklerini artırırız. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Ödül Verendir.

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 415
      "Yakın olanları sevmenizden başka" tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Allah'a yaklaşmaktan başka" veya "Akrabalık sevgisinden başka" veya "Yol arkadaşlarınızı sevmenizden başka" veya "Yakınlık arzu etmekten başka" veya "Yakınlarıma sevgiden başka" veya "Yakın akrabamı sevmenizden başka" biçiminde çevrilmiştir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 23. ayet

  8. Şûrâ suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 24. ayet. أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا فَإِن يَشَإِ ٱللَّهُ يَخْتِمْ عَلَىٰ قَلْبِكَ وَيَمْحُ ٱللَّهُ ٱلْبَٰطِلَ وَيُحِقُّ ٱلْحَقَّ بِكَلِمَٰتِهِۦٓ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    em yeḳûlûne-fterâ `ale-llâhi keẕibâ. feiy yeşei-llâhü yaḫtim `alâ ḳalbik. veyemḥu-llâhü-lbâṭile veyüḥiḳḳu-lḥaḳḳa bikelimâtih. innehû `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

    Ali Rıza Safa

    Yoksa şöyle mi diyorlar: "Allah hakkında yalanlar söyleyerek iftira ediyor!" Allah dilerse, senin yüreğine damga vurur. Allah, gerçeğe aykırı olanı yok eder; gerçeği, sözleriyle ortaya koyar. Kuşkusuz, O, içlerinden geçenleri Bilendir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 24. ayet

Tövbenin kabulü, rızkın ölçüsü ve musibet 25–31

  1. Şûrâ suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 25. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى يَقْبَلُ ٱلتَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِۦ وَيَعْفُوا۟ عَنِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ وَيَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ

    vehüve-lleẕî yaḳbelü-ttevbete `an `ibâdihî veya`fû `ani-sseyyiâti veya`lemü mâ tef`alûn.

    Ali Rıza Safa

    O, kullarının pişmanlıklarını kabul eder ve kötülüklerini bağışlar. Çünkü yaptıklarınızı bilir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 25. ayet

  2. Şûrâ suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 26. ayet. وَيَسْتَجِيبُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَيَزِيدُهُم مِّن فَضْلِهِۦ وَٱلْكَٰفِرُونَ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ

    veyestecîbü-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti veyezîdühüm min faḍlih. velkâfirûne lehüm `aẕâbün şedîd.

    Ali Rıza Safa

    Hem inanmış olarak erdemli edimler yapanların dileklerini kabul edecek hem de Kendi lütfundan, daha da çoğunu verecektir. Nankörlük edenlere ise yaman bir ceza vardır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 26. ayet

  3. Şûrâ suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 27. ayet. وَلَوْ بَسَطَ ٱللَّهُ ٱلرِّزْقَ لِعِبَادِهِۦ لَبَغَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَٰكِن يُنَزِّلُ بِقَدَرٍ مَّا يَشَآءُ إِنَّهُۥ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرٌۢ بَصِيرٌ

    velev beseṭa-llâhü-rrizḳa li`ibâdihî lebegav fi-l'arḍi velâkiy yünezzilü biḳaderim mâ yeşâ'. innehû bi`ibâdihî ḫabîrum beṣîr.

    Ali Rıza Safa

    Allah, kullarına bol geçimlik verseydi, yeryüzünde kesinlikle azıtırlardı. Fakat O, dilediği ölçüde gönderir. Kuşkusuz, O, kullarından Haberlidir; Görendir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 27. ayet

  4. Şûrâ suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 28. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى يُنَزِّلُ ٱلْغَيْثَ مِنۢ بَعْدِ مَا قَنَطُوا۟ وَيَنشُرُ رَحْمَتَهُۥ وَهُوَ ٱلْوَلِىُّ ٱلْحَمِيدُ

    vehüve-lleẕî yünezzilü-lgayŝe mim ba`di mâ ḳaneṭû veyenşüru raḥmeteh. vehüve-lveliyyü-lḥamîd.

    Ali Rıza Safa

    O, umutlarını yitirmelerinden sonra yağmuru indirir ve rahmetini yayar. Çünkü O, Dosttur; Övgülere Yaraşandır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 28. ayet

  5. Şûrâ suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 29. ayet. وَمِنْ ءَايَٰتِهِۦ خَلْقُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَثَّ فِيهِمَا مِن دَآبَّةٍ وَهُوَ عَلَىٰ جَمْعِهِمْ إِذَا يَشَآءُ قَدِيرٌ

    vemin âyâtihî ḫalḳu-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beŝŝe fîhimâ min dâbbeh. vehüve `alâ cem`ihim iẕâ yeşâü ḳadîr.

    Ali Rıza Safa

    Gökleri ve yeryüzünü yaratması da canlıları çoğaltarak onların üzerinde yayması da O'nun kanıtlarındandır. Zaten O'nun, dilediğinde, onları toplama gücü vardır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 29. ayet

  6. Şûrâ suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 30. ayet. وَمَآ أَصَٰبَكُم مِّن مُّصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ وَيَعْفُوا۟ عَن كَثِيرٍ

    vemâ eṣâbeküm mim müṣîbetin febimâ kesebet eydîküm veya`fû `an keŝîr.

    Ali Rıza Safa

    Başınıza gelen her yıkım, kendi elinizle yaptıklarınız yüzündendir. Üstelik çoğunu bağışlar.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 30. ayet

  7. Şûrâ suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 31. ayet. وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    vemâ entüm bimü`cizîne fi-l'arḍ. vemâ leküm min dûni-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünde güçsüz bırakamazsınız. Sizin için, Allah'tan başka ayrıca, ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 31. ayet

Gemiler; mü'minlerin vasıfları; kötülüğün karşılığı ve bağışlama 32–43

  1. Şûrâ suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 32. ayet. وَمِنْ ءَايَٰتِهِ ٱلْجَوَارِ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَٰمِ

    vemin âyâtihi-lcevâri fi-lbaḥri kel'a`lâm.

    Ali Rıza Safa

    Denizde koca dağlar gibi akıp giden gemiler de O'nun kanıtlarındandır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 32. ayet

  2. Şûrâ suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 33. ayet. إِن يَشَأْ يُسْكِنِ ٱلرِّيحَ فَيَظْلَلْنَ رَوَاكِدَ عَلَىٰ ظَهْرِهِۦٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ

    iy yeşe' yüskini-rrîḥa feyażlelne ravâkide `alâ żahrih. inne fî ẕâlike leâyâtil likülli ṣabbârin şekûr.

    Ali Rıza Safa

    Eğer dilerse, rüzgarı durdurur; üzerinde durağan kalırlar. Aslında, işte bunda, çok dirençli olan, çok şükreden herkes için kesinlikle kanıtlar vardır. dipnot 416

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 416
      "Aslında, işte bunda, çok dirençli olan, çok şükreden herkes için kesinlikle kanıtlar vardır." tümcesi, 14:5, 31:31 ve 34:19 ayetlerinde benzer sözcüklerle tekrarlanır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 33. ayet

  3. Şûrâ suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 34. ayet. أَوْ يُوبِقْهُنَّ بِمَا كَسَبُوا۟ وَيَعْفُ عَن كَثِيرٍ

    ev yûbiḳhünne bimâ kesebû veya`fü `an keŝîr.

    Ali Rıza Safa

    Veya yaptıkları yüzünden onları yıkıma uğratır. Üstelik çoğunu bağışlar.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 34. ayet

  4. Şûrâ suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 35. ayet. وَيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِنَا مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٍ

    veya`leme-lleẕîne yücâdilûne fî âyâtinâ. mâ lehüm mim meḥîṣ.

    Ali Rıza Safa

    Ayetlerimiz hakkında tartışanlar, kendileri için kaçacak yer olmadığını bilsinler.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 35. ayet

  5. Şûrâ suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 36. ayet. فَمَآ أُوتِيتُم مِّن شَىْءٍ فَمَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

    femâ ûtîtüm min şey'in femetâ`u-lḥayâti-ddünyâ. vemâ `inde-llâhi ḫayruv veebḳâ lilleẕîne âmenû ve`alâ rabbihim yetevekkelûn.

    Ali Rıza Safa

    Size verilen her şey, dünya yaşamının geçimliğidir. Oysa inananlar ve Efendilerine güvenenler için, Allah'ın katında olanlar, daha iyi ve daha kalıcıdır.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 36. ayet

  6. Şûrâ suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 37. ayet. وَٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ وَإِذَا مَا غَضِبُوا۟ هُمْ يَغْفِرُونَ

    velleẕîne yectenibûne kebâira-l'iŝmi velfevâḥişe veiẕâ mâ gaḍibû hüm yagfirûn.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, büyük suçlardan ve sağtöreye uygun olmayan edimlerde bulunmaktan kaçınırlar; öfkelendiklerinde de bağışlarlar.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 37. ayet

  7. Şûrâ suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 38. ayet. وَٱلَّذِينَ ٱسْتَجَابُوا۟ لِرَبِّهِمْ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَمْرُهُمْ شُورَىٰ بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ

    velleẕîne-stecâbû lirabbihim veeḳâmu-ṣṣalâh. veemruhüm şûrâ beynehüm. vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.

    Ali Rıza Safa

    Ve Efendilerinin çağrısına karşılık verirler. Namazı dosdoğru kılarlar, aralarında toplanarak, işlerini Danışma biçiminde yaparlar; kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden de yardımlaşmak amacıyla paylaşırlar.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 38. ayet

  8. Şûrâ suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 39. ayet. وَٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَابَهُمُ ٱلْبَغْىُ هُمْ يَنتَصِرُونَ

    velleẕîne iẕâ eṣâbehümü-lbagyü hüm yenteṣirûn.

    Ali Rıza Safa

    Haksızlığa uğradıklarında kendilerini savunurlar. dipnot 417

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 417
      "Kendilerini savunurlar." tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Karşı koyarlar." veya "Öçlerini alırlar." veya "Yardımlaşırlar." biçiminde çevrilmiştir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 39. ayet

  9. Şûrâ suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 40. ayet. وَجَزَٰٓؤُا۟ سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِّثْلُهَا فَمَنْ عَفَا وَأَصْلَحَ فَأَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ

    vecezâü seyyietin seyyietüm miŝlühâ. femen `afâ veaṣleḥa feecruhû `ale-llâh. innehû lâ yüḥibbu-żżâlimîn.

    Ali Rıza Safa

    Kötülüğün karşılığı, tıpkısı bir kötülüktür. Ama kim bağışlar ve barışırsa, onun ödülü, artık Allah'a kalmıştır. Kuşkusuz, O, haksızlık yapanları sevmez.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 40. ayet

  10. Şûrâ suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 41. ayet. وَلَمَنِ ٱنتَصَرَ بَعْدَ ظُلْمِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَا عَلَيْهِم مِّن سَبِيلٍ

    velemeni-nteṣara ba`de żulmihî feülâike mâ `aleyhim min sebîl.

    Ali Rıza Safa

    Haksızlığa uğradıktan sonra kendilerini savunanlar; işte onlar suçlanmazlar.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 41. ayet

  11. Şûrâ suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 42. ayet. إِنَّمَا ٱلسَّبِيلُ عَلَى ٱلَّذِينَ يَظْلِمُونَ ٱلنَّاسَ وَيَبْغُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    inneme-ssebîlü `ale-lleẕîne yażlimûne-nnâse veyebgûne fi-l'arḍi bigayri-lḥaḳḳ. ülâike lehüm `aẕâbün elîm.

    Ali Rıza Safa

    Ancak, insanları baskı altına alan ve yeryüzünde haksız yere saldıranlar suçlanırlar. Acı bir ceza, işte onlar içindir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 42. ayet

  12. Şûrâ suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 43. ayet. وَلَمَن صَبَرَ وَغَفَرَ إِنَّ ذَٰلِكَ لَمِنْ عَزْمِ ٱلْأُمُورِ

    velemen ṣabera vegafera inne ẕâlike lemin `azmi-l'ümûr.

    Ali Rıza Safa

    Ve kim dirençli olur ve bağışlarsa; aslında, işte bu, gerçekten büyük işlerdendir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 43. ayet

Saptırılanlar ve geri çevrilmeyen gün 44–50

  1. Şûrâ suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 44. ayet. وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن وَلِىٍّ مِّنۢ بَعْدِهِۦ وَتَرَى ٱلظَّٰلِمِينَ لَمَّا رَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ يَقُولُونَ هَلْ إِلَىٰ مَرَدٍّ مِّن سَبِيلٍ

    vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû miv veliyyim mim ba`dih. vetera-żżâlimîne lemmâ raevu-l`aẕâbe yeḳûlûne hel ilâ meraddim min sebîl.

    Ali Rıza Safa

    Ve Allah, kimi saptırırsa, artık, onun hiçbir dostu yoktur. Haksızlık yapanların, cezayı gördüklerinde, şöyle dediklerini göreceksin: "Geri dönmek için bir yol var mı?"

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 44. ayet

  2. Şûrâ suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 45. ayet. وَتَرَىٰهُمْ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا خَٰشِعِينَ مِنَ ٱلذُّلِّ يَنظُرُونَ مِن طَرْفٍ خَفِىٍّ وَقَالَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ ٱلْخَٰسِرِينَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَأَهْلِيهِمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ أَلَآ إِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ فِى عَذَابٍ مُّقِيمٍ

    veterâhüm yü`raḍûne `aleyhâ ḫâşi`îne mine-ẕẕülli yenżurûne min ṭarfin ḫafiyy. veḳâle-lleẕîne âmenû inne-lḫâsirîne-lleẕîne ḫasirû enfüsehüm veehlîhim yevme-lḳiyâmeh. elâ inne-żżâlimîne fî `aẕâbim müḳîm.

    Ali Rıza Safa

    Onların, aşağılanmış biçimde başlarını eğerek göz ucuyla baktıkları sırada, ateşe salındıklarını da göreceksin. İnananlar ise şöyle derler: "Gerçekten yitime uğrayanlar, Yeniden Yaratılış Günü'nde, hem kendilerini hem de ailelerini yitime uğratanlardır!" Kuşkusuz, haksızlık yapanlar, kalıcı bir ceza içindedirler.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 45. ayet

  3. Şûrâ suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 46. ayet. وَمَا كَانَ لَهُم مِّنْ أَوْلِيَآءَ يَنصُرُونَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن سَبِيلٍ

    vemâ kâne lehüm min evliyâe yenṣurûnehüm min dûni-llâh. vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû min sebîl.

    Ali Rıza Safa

    Allah'tan başka bir de ayrıca, kendilerine yardım edebilecek dostları yoktur. Allah, kimi saptırırsa, artık, onun için bir yol yoktur.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 46. ayet

  4. Şûrâ suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 47. ayet. ٱسْتَجِيبُوا۟ لِرَبِّكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا مَرَدَّ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَكُم مِّن مَّلْجَإٍ يَوْمَئِذٍ وَمَا لَكُم مِّن نَّكِيرٍ

    istecîbû lirabbiküm min ḳabli ey ye'tiye yevmül lâ meradde lehû mine-llâh. mâ leküm mim melceiy yevmeiẕiv vemâ leküm min nekîr.

    Ali Rıza Safa

    Geri çevrilmesi olanaksız olan gün Allah'tan gelmeden önce, Efendinizin çağrısına karşılık verin. O gün, ne sığınılacak bir yer vardır ne de yapılan nankörlüğe bir çözüm.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 47. ayet

  5. Şûrâ suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 48. ayet. فَإِنْ أَعْرَضُوا۟ فَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا إِنْ عَلَيْكَ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ وَإِنَّآ إِذَآ أَذَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَا وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ فَإِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ كَفُورٌ

    fein a`raḍû femâ erselnâke `aleyhim ḥafîżâ. in `aleyke ille-lbelâg. veinnâ iẕâ eẕaḳne-l'insâne minnâ raḥmeten feriḥa bihâ. vein tüṣibhüm seyyietüm bimâ ḳaddemet eydîhim feinne-l'insâne kefûr.

    Ali Rıza Safa

    Yine de yüz çevirirlerse, seni, onların üzerine gözetmen olarak göndermedik. Senin görevin, yalnızca bildirmektir. Aslında, insan, Bizden bir rahmet tattırdığımızda onunla sevinir. Fakat kendi elleriyle yaptıklarının sonucu olarak bir kötülük dokunduğunda, insan, kesinlikle çok nankörleşir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 48. ayet

  6. Şûrâ suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 49. ayet. لِّلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ يَهَبُ لِمَن يَشَآءُ إِنَٰثًا وَيَهَبُ لِمَن يَشَآءُ ٱلذُّكُورَ

    lillâhi mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. yaḫlüḳu mâ yeşâ'. yehebü limey yeşâü inâŝev veyehebü limey yeşâü-ẕẕükûra.

    Ali Rıza Safa

    Göklerin ve yeryüzünün yönetimi, Allah'a özgüdür. Dilediğini yaratır; dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları armağan eder.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 49. ayet

  7. Şûrâ suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 50. ayet. أَوْ يُزَوِّجُهُمْ ذُكْرَانًا وَإِنَٰثًا وَيَجْعَلُ مَن يَشَآءُ عَقِيمًا إِنَّهُۥ عَلِيمٌ قَدِيرٌ

    ev yüzevvicühüm ẕükrânev veinâŝâ. veyec`alü mey yeşâü `aḳîmâ. innehû `alîmün ḳadîr.

    Ali Rıza Safa

    Veya erkekler ve kızlar olarak ikisini de verir; dilediğini de kısır yapar. Kuşkusuz, O, Bilendir; Gücü Yetendir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 50. ayet

Vahyin üç yolu ve dosdoğru yol 51–53

  1. Şûrâ suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 51. ayet. وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ ٱللَّهُ إِلَّا وَحْيًا أَوْ مِن وَرَآئِ حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولًا فَيُوحِىَ بِإِذْنِهِۦ مَا يَشَآءُ إِنَّهُۥ عَلِىٌّ حَكِيمٌ

    vemâ kâne libeşerin ey yükellimehü-llâhü illâ vaḥyen ev miv verâi ḥicâbin ev yürsile rasûlen feyûḥiye biiẕnihî mâ yeşâ'. innehû `aliyyün ḥakîm.

    Ali Rıza Safa

    Allah, bir insanoğlu ile ancak Tanrısal bildirim yoluyla veya perde arkasından konuşur. Veya bir elçi gönderip, Kendi izniyle, dilediğini ona bildirir. Kuşkusuz, O, Çok Yücedir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir. dipnot 418

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 418
      Allah'ın, insanlarla konuşması, Zebur,
      Eyüp 33:14-16 — Eski Ahit, Eyüp; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Eyüp 33:14

      Çünkü insan anlamasa da, 2 Tanrı şu ya da bu yolla konuşur.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "İnsan anlamasa da Tanrı, şu ya da bu yolla konuşur. Rüyada, geceleyin görümde, insanları ağır uyku basınca, yatakta yatarlarken; kulaklarına konuşur."

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 51. ayet

  2. Şûrâ suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 52. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ رُوحًا مِّنْ أَمْرِنَا مَا كُنتَ تَدْرِى مَا ٱلْكِتَٰبُ وَلَا ٱلْإِيمَٰنُ وَلَٰكِن جَعَلْنَٰهُ نُورًا نَّهْدِى بِهِۦ مَن نَّشَآءُ مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِىٓ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    vekeẕâlike evḥaynâ ileyke rûḥam min emrinâ. mâ künte tedrî me-lkitâbü vele-l'îmânü velâkin ce`alnâhü nûran nehdî bihî men neşâü min `ibâdinâ. veinneke letehdî ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Ali Rıza Safa

    Ve işte böylece, sana, Kendi buyruğumuzdan bir Ruh bildirdik. dipnot 419 Kitap nedir, inanç nedir; sen bilmezdin. Fakat Onu, kullarımızdan dilediğimizi, Onunla doğru yola eriştireceğimiz bir aydınlık yaptık. Çünkü aslında, sen, kesinlikle doğru yola eriştiriyorsun.

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 419
      "Ruh bildirdik." olarak yazdığımız "Evhayna ileyke ruhan" tümcesi, Kur'an çevirilerinde, "Kalpleri dirilten bir kitap vahyettik." veya "Kalplere canlılık veren bir kitap vahyettik." veya "Yaşam veren bir mesaj vahyettik." veya "Cibril'i gönderdik." biçiminde çevrilmiştir.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 52. ayet

  3. Şûrâ suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Şûrâ suresi, 53. ayet. صِرَٰطِ ٱللَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ أَلَآ إِلَى ٱللَّهِ تَصِيرُ ٱلْأُمُورُ

    ṣirâṭi-llâhi-lleẕî lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. elâ ile-llâhi teṣîru-l'ümûr.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde ve yeryüzünde olan her şeyin egemeni olan Allah'ın yoluna. İyi bilin ki, tüm işler, Allah'a döner.

    Ayet detayı — Şûrâ suresi, 53. ayet