İsrâ suresi · 101–111. ayetler

Mûsâ'ya verilen dokuz mucize ve kapanış

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. İsrâ suresi, 101. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 101. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَىٰ تِسْعَ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍ فَسْـَٔلْ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِذْ جَآءَهُمْ فَقَالَ لَهُۥ فِرْعَوْنُ إِنِّى لَأَظُنُّكَ يَٰمُوسَىٰ مَسْحُورًا

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Musa onlara gelmiş ve Firavun da ona, "Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Musa!" demişti.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki Musa'ya apaçık dokuz ayet (mucize) vermiştik. dipnot 1 (Musa) yanlarına geldiğinde Firavun'un ona "Ey Musa, senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum." dediğini İsrailoğullarına sor!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu dokuz ayet (delil, mucize), "[‘asa-]değnek", "[yed-i beyzâ']-beyaz el", "denizin yarılması", "kendisinden on iki su fışkıran kaya", "tufan", "çekirge sürüsü ve kımıl (yaban sineği)", "kurbağa istilası", "suyun kana dönüşmesi" ve "dağın onların üzerine kaldırılması"dır.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz Musa'ya, (Risaletinin) apaçık belgeleri olan dokuz mucizevi kanıt verdik. İstersen sor İsrailoğullarına; (Musa) onlara geldiğinde, Firavun ona "Gerçek şu ki, ben senin sihirlenmiş biri olduğunu düşünüyorum!" demişti.

    Muhammed Esed

    Ve gerçek şu ki, Biz Musa'ya dokuz açık mesaj verdik. Nitekim, sor İsrailoğulları'na, (Musa) onlara geldiğinde (ve Firavun'a başvurduğunda neler olduğunu sana anlatsınlar). Firavun ona: "Ey Musa!" demişti, "Gerçek şu ki, ben senin büyüyle donanmış olduğunu düşünüyorum!"

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki biz, Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. . . İsrailoğullarına sor, (Musa) onlara geldiğinde, Firavun Ona demişti ki: "Muhakkak ki ben, senin büyücü olduğunu zannediyorum, ya Musa!"

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz Musa'ya apaçık dokuz ayet (mucize) vermiştik; işte İsrailoğullarına sor; onlara geldiği zaman Firavun ona: "Gerçekten ben seni büyülenmiş sanıyorum" demişti.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz, Musa'ya açık açık dokuz âyet verdik. Haydi İsrailoğullarına sor. Musa onlara geldiğinde Firavun ona, «Ey Musa! dedi, senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum!»

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, gerçek şu ki, Musa'ya, çok açık dokuz mucize verdik. dipnot 220 İşte, İsrailoğullarına sor; onlara geldiğinde, Firavun, Ona, şöyle demişti: "Ey Musa! Aslında, senin büyülenmiş olduğundan kuşkum yok!"

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 220
      Musa peygambere verilen dokuz mucize; 7:107,108,117,133 ve 26:63 ayetlerinde ayrı ayrı bildirilmiştir: 1. Değneğinin yılan olması, 2. Elinin ışıldaması, 3. Yapılan büyüleri değneğinin yutması, 4. Tufan yıkımı, 5. Çekirge istilası, 6. Haşarat istilası, 7. Kurbağa istilası, 8. Kan gönderilmesi, 9. Denizin ikiye ayrılması. Musa peygambere dokuz mucize verildiği 27:12 ayetinde de bildirilmiştir. Tevrat, Mısır'dan Çıkış ayetlerinde de aynı olaylar yazılıdır. Ama Kur'an'da bildirilenlerden değişik olarak, haşarat istilası yerine, sivrisinek ve atsineği istilası; tufan yıkımı yerine, koyu bir karanlığın tüm ülkeyi kaplaması biçiminde yazılmış ve Kur'an'da bildirilmeyen, yeni doğan çocukların ve hayvanların ölmesi olayları da eklenmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun, Musa'ya apaçık dokuz mu'cize verdik. İsrailoğullarına sor! Kendilerine Musa geldiği zaman, Firavun,"Ey Musa! Ben, seni büyülenmiş sanıyorum" dedi.

    Edip Yüksel

    Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. Dilersen İsrail oğullarına sor. Onlara gittiğinde, Firavun ona, "Musa, senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum" demişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. Dilersen İsrail oğullarına sor. Onlara gittiğinde, Firavun ona, 'Musa, senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum,' demişti

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. Sor İsrail oğullarına; Musa onlara geldiği vakit, Firavun ona dedi ki: "Ey Musa ben seni kesin büyüye tutulmuş sanıyorum!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için Musaya açık açık dokuz ayet verdik, sor Beni İsraile, onlara geldiği vakıt Fir'avn ona dedi ki: her halde ben seni ya Musa! Bir büyüye tutulmuş zannediyorum

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Biz Musa'ya apaçık dokuz ayet dipnot 1 verdik. İsrailoğulları'na sor. Onlara geldiğinde, Firavun ona, "Ey Musa! Ben kesinlikle büyülenmiş olduğunu görüyorum." demişti.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki Biz Musa'ya apaçık dokuz ayet dipnot 1 verdik. İsrailoğulları'na sor. Onlara geldiğinde, Firavun ona, "Ey Musa! Ben kesinlikle büyülenmiş olduğunu görüyorum." demişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki Biz Musa'ya apaçık dokuz ayet dipnot 1 verdik. İsrailoğulları'na sor. Onlara geldiğinde, Firavun ona, "Ey Musa! Ben kesinlikle büyülenmiş olduğunu sanıyorum." demişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz Musa'ya apaçık dokuz ayet vermiştik; işte İsrailoğullarına sor; onlara geldiği zaman Firavun ona: "Gerçekten ben seni büyülenmiş sanıyorum" demişti.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki biz Musaya açık açık dokuz ayet verdik. İşte İsrail oğullarına sor: O, bunlara geldiği vakit Fir'avn ona: "Musa, ben seni herhalde büyülenmiş sanıyorum" demişdi.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Biz, Musa'ya dokuz tane apaçık ayet verdik. Sor, İsrailoğullarına, hani onlara gelmişti de Firavun ona şöyle demişti: Ey Musa, doğrusu ben, seni büyülenmiş zannediyorum.

    Mehmet Alagaş

    (101-104) Biz Musa ’ya dokuz apaçık ayet verdik, İsrail oğullarına da sor, onlara geldiğinde Firav un ona; ey Musa ben seni sihirlenmiş / etkilenmiş sanıyorum dedi, d edi ki kesin olarak sen de biliyorsun ki; bunları semaların ve arzın Rabbi görebilmek için / basiret için indirdi ve kesinlikle ben de ey firavun seni helak olmuş sanıyorum. Onları yerlerinden kışkırtıp çıkarmayı murat etti ve biz de onu ve beraberindekileri hepsini birden boğduk., ardından İsrail oğullarına dedik ki arzda yerleşin / iskân edin sonraki vaadimiz geldiği zaman size daha kalabalık geleceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun ki Mûsâ’ya apaçık dokuz ayet verdik. İsrailoğulları'na sor! Mûsâ onlara geldiğinde Firavun kendisine: "Ey Mûsâ! Ben senin kesinlikle büyülenmiş olduğunu zannediyorum" demişti.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz Musa'ya açık açık dokuz mu'cize vermiştik. İşte İsrail oğullarına sor: Musa onlara gelmiş; Fir'avn ona: "Ey Musa, ben seni büyülenmiş sanıyorum" demişti.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa'ya apaçık dokuz ayet / mucize verdik. dipnot 1 İsrailoğullarına sor: dipnot 2 Musa onlara (elçi olarak) geldiğinde Firavun ona: "Ey Musa! Ben gerçekten senin büyülenmiş biri olduğunu düşünüyorum!" demişti. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an birkaç ayette daha Resulullah'ın bazı konularda ehlikitaba sormasını emretmiştir. Bu ayetler için bkz: Bakara 2/211, A'raf 7/163, Yunus 10/94, Zuhruf 43/45.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'ya elçiliğini ispatlayan dokuz belge(mucize) verdik. Sor İsrailoğullarına; o belgeler geldiğinde Firavun ona demişti ki "Ben senin büyülenmiş biri olduğuna kanaat getirdim."

    Şaban Britch

    Andolsun ki Musa’ya apaçık dokuz ayet verdik. İsrailoğulları'na sor! Musa onlara geldiğinde Firavun kendisine: Ey Musa! Ben senin kesinlikle büyülenmiş olduğunu zannediyorum, demişti.

    Şaban Piriş

    Andolsun ki Musa'ya apaçık dokuz ayet verdik. İsrailoğullarına sor! Musa onlara geldiğinde Firavun kendisine: -Ey Musa, ben senin kesinlikle büyülenmiş olduğunu zannediyorum, demişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, biz, Musa'ya açık seçik dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor: Hani, Musa onlara geldiğinde Firavun ona şöyle demişti: "Ben senin kesinlikle büyülendiğini düşünüyorum, ey Musa!"

  2. İsrâ suresi, 102. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 102. ayet. قَالَ لَقَدْ عَلِمْتَ مَآ أَنزَلَ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ بَصَآئِرَ وَإِنِّى لَأَظُنُّكَ يَٰفِرْعَوْنُ مَثْبُورًا

    Diyanet İşleri

    Musa ise, "İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun, ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum" demişti.

    Mehmet Okuyan

    (Musa da) "Bunları (mucizeleri) öngörüler olarak, göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini gayet iyi biliyorsun. Ey Firavun! Doğrusu ben senin mahvolacağını sanıyorum." demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    (Musa) dedi ki: "Doğrusu (muhatabına) basiret kazandıran bu (vahyi), göklerin ve yerin Rabbi dışında kimsenin indiremeyeceğini sen de çok iyi biliyorsun; ve ben de ey Firavun, senin artık iyice tükenip bittiğini düşünüyorum!"

    Muhammed Esed

    (Musa) da ona: "Bu (mucizevi olguları, sana) uyarıcı, aydınlatıcı belirtiler olarak göklerin ve yerin (gerçek) sahibinden başkasının indiremeyeceğini pekala biliyorsun!" diye karşılık verdi, "Ve ey Firavun, (onları doğru değerlendirme yolunu seçmediğin için) ben de senin bütünüyle ziyan içinde olduğunu düşünüyorum!"

    Ahmed Hulusi

    (Musa da Firavun'a) dedi ki: "Andolsun ki, bunları, doğruluğumu sana gösteren kanıtlar olarak semaların ve arzın Rabbinden başkasının inzal etmediğini pekala bilirsin. . . Muhakkak ki ben de senin hüsrana uğramış olduğunu zannediyorum, ey Firavun!"

    Ali Bulaç

    O da: "Andolsun, bunları görülecek belgeler olarak göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini sen de bilmişsin; gerçekten ben de seni yıkılmış, harab olmuş sanıyorum" demişti.

    Ali Özek ve heyeti

    (Musa Firavuna:) «Pekâlâ biliyorsun ki, dedi, bunları, birer ibret olmak üzere, ancak, göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvolduğunu sanıyorum!»

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Gerçek şu ki, bunları, aydınlanma kaynağı olarak, Göklerin ve Yeryüzünün Efendisinden başkasının indirmediğini biliyorsun!" "Ey Firavun! Aslında, senin tükenmiş olduğunu görüyorum!"

    Bayraktar Bayraklı

    Musa da,"Andolsun, göklerin ve yerin Rabbinin göz açıcı belgeleri olarak bunları indirdiğini biliyorsundur. Doğrusu, Ey Firavun! Senin yok olacağını sanıyorum" dedi.

    Edip Yüksel

    "Göklerin ve yerin Efendisinden başkasının bu delilleri indirmediğini iyi biliyorsun. Firavun, seni mahvolmuş biri olarak görüyorum!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Göklerin ve yerin Rabbi'nden başkasının bu delilleri indirmediğini iyi biliyorsun. Firavun, seni mahvolmuş biri olarak görüyorum!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa da: "Pekala bilirsin ki, bunları, göklerin ve yerin Rabbi ancak birer ibret olmak üzere indirdi. Mutlaka ben de seni, ey Firavun helak olmuş sanıyorum!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Alimallah dedi: pek ala bilirsin ki bunları o Göklerin Yerin rabbı, sırf birer basiret olmak üzere indirdi, her halde ben de seni ya Fir'avn! Helak olmuş zannediyorum

    Erhan Aktaş

    Musa: "Bunları uyarıcı, aydınlatıcı olarak göklerin ve yerin Rabb'inden başkasının indirmediğini sen bildin. Ey Firavun! Ben de senin mahvolduğunu görüyorum". dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Musa: "Bunları uyarıcı, aydınlatıcı olarak göklerin ve yerin Rabb'inden başkasının indirmediğini sen bildin. Ey Firavun! Ben de senin mahvolduğunu görüyorum". dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Musa: "Bunları uyarıcı, aydınlatıcı olarak göklerin ve yerin Rabb'inden başkasının indirmediğini sen bildin. Ey Firavun! Ben de kesinlikle senin mahvolduğunu sanıyorum". dedi.

    Gültekin Onan

    O da: "Andolsun, bunları görülecek belgeler olarak göklerin ve yerin rabbinden başkasının indirmediğini sen de bilmişsin; gerçekten ben de seni yıkılmış, harab olmuş sanıyorum" demişti.

    Hasan Basri Çantay

    O da: "Andolsun, dedi, bunları (her biri basıyretle görülecek) birer ibret olmak üzere göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini bilmişsindir. Ben de, Fir'avn, seni herhalde helak edilmiş sanıyorum".

    İbni Kesir

    O da demişti ki: Andolsun ki sen; bunları göklerin ve yerin Rabbının, açık deliller olarak indirmiş olduğunu biliyorsun. Ben, doğrusu ey Firavun, senin mahvolacağını sanıyorum.

    Mehmet Alagaş

    (101-104) Biz Musa ’ya dokuz apaçık ayet verdik, İsrail oğullarına da sor, onlara geldiğinde Firav un ona; ey Musa ben seni sihirlenmiş / etkilenmiş sanıyorum dedi, d edi ki kesin olarak sen de biliyorsun ki; bunları semaların ve arzın Rabbi görebilmek için / basiret için indirdi ve kesinlikle ben de ey firavun seni helak olmuş sanıyorum. Onları yerlerinden kışkırtıp çıkarmayı murat etti ve biz de onu ve beraberindekileri hepsini birden boğduk., ardından İsrail oğullarına dedik ki arzda yerleşin / iskân edin sonraki vaadimiz geldiği zaman size daha kalabalık geleceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mûsâ ise, “İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun! Ben de seni kesinlikle helâk olmuş bir kişi olarak görüyorum." demişti.

    Süleyman Ateş

    Musa dedi ki: "Bunları, ancak göklerin ve yerin Rabbinin, (benim doğruluğumu belgeleyen) kanıtlar olarak indirdiğini pekala bildin. Ey Fir'avn, ben de seni mahvolmuş görüyorum."

    Süleymaniye Vakfı

    Musa dedi ki: "Artık sen de gayet iyi biliyorsun ki bunları birer gösterge olarak indirmiş olan, göklerin ve yerin Rabbinden başkası değildir. dipnot 1 Ey Firavun! Ben de gerçekten senin sonunun geldiğini düşünüyorum."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa dedi ki "Çok iyi bilirsin ki bunları birer gösterge olarak indiren göklerin ve yerin Rabbinden başkası değildir. Bak Firavun, bana göre sen davanı kaybetmişsin."

    Şaban Britch

    Musa da ona: “İyi biliyorsun ki, bunları ancak göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ben de kesinlikle senin helak olacağını görüyorum ey Firavun!" dedi.

    Şaban Piriş

    Musa da ona: -Elbette bunları deliller olarak göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini bilirsin. Ben de kesinlikle senin mahvolacağını zannediyorum ey Firavun! dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Musa dedi: "Yemin olsun, sen bilmektesin ki, bunları, basiretle görülebilecek ibretler halinde/basiretler olarak o, göklerin ve yerin Rabbinden başkası indirmedi. Vallahi ben de seni mahvolmuş görüyorum, ey Firavun!"

  3. İsrâ suresi, 103. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 103. ayet. فَأَرَادَ أَن يَسْتَفِزَّهُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ فَأَغْرَقْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ جَمِيعًا

    Diyanet İşleri

    Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk.

    Mehmet Okuyan

    (Firavun) onları o yerden (o ülkeden) çıkarmak istemişti. Bu yüzden biz de onu ve beraberindekileri (denizde) boğmuştuk.

    Mustafa İslamoğlu

    Nihayet (Firavun), onların kökünü yeryüzünden kazımaya karar verdi. Bunun üzerine Biz de onu ve onunla birlikte olan herkesi boğup attık.

    Muhammed Esed

    Ve sonunda Firavun onları yeryüzünden söküp atmaya karar verdi; bunun üzerine Biz de onu ve onunla beraber olan herkesi (denizde) boğduk.

    Ahmed Hulusi

    (Firavun) onları arzdan sürüp çıkarmayı irade etti. . . Biz de onu ve onunla beraber olan kimseleri toptan, suda boğduk!

    Ali Bulaç

    Böylelikle, onları o yerden sürüp sarsıntıya uğratmayı istedi, biz de onu ve beraberindekileri hep birlikte boğuverdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Bundan sonra, Firavun, onları ülkeden çıkarmak istemiş, biz de onu ve onunla beraber olanları toptan suda boğuvermiştik.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, o topraktan, onları sürüp çıkarmak istedi. Bunun üzerine, onu ve onunla birlikte olanların tümünü boğduk.

    Bayraktar Bayraklı

    Firavun onları ülkeden çıkarmak istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda boğduk.

    Edip Yüksel

    Onları yeryüzünden kaldırmak isteyince de onu ve beraberindekileri topluca suda boğduk.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları ülkeden çıkarmak isteyince de onu ve beraberindekileri topluca suda boğduk

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (103-104) Derken Firavun onları o yerden belinletmek (sürüp çıkarmak) istedi, Biz de hem kendisini, hem de beraberindekilerin tümünü birden boğuverdik; arkasından da İsrailoğullarına dedik ki: "Haydi, yeryüzünde yerleşin; sonra ahiret va'di geldiği vakit hepinizi dürüp bükerek (bir araya) getireceğiz."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken onları Arzdan belinletmek istedi, biz de hem kendisini ve hem maıyyetindekileri hepsini birden garkediverdik

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine yeryüzünü onlara dar etti. dipnot 1 Biz, onu ve beraberinde olanların tamamını suda boğduk.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "yestefizze" kelimesi, anlam olarak sürgün etmek değil, tedirgin etmek demektir. Bu nedenle "onları bulundukları yerden sürmek" şeklindeki çeviriler doğru değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine yeryüzünü onlara dar etti. dipnot 1 Biz, onu ve beraberinde olanların tamamını suda boğduk.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "yestefizze" sözcüğü, anlam olarak sürgün etme değil, tedirgin etme demektir. Bu nedenle "onları bulundukları yerden sürmek" şeklindeki çeviriler doğru değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine yeryüzünü onlara dar etti. dipnot 1 Biz, onu ve beraberinde olanların tamamını suda boğduk.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "yestefizze" sözcüğü, anlam olarak sürgün etme değil, tedirgin etme demektir. Bu nedenle "onları bulundukları yerden sürmek" şeklindeki çeviriler doğru değildir.

    Gültekin Onan

    Böylelikle, onları o yerden sürüp sarsıntıya uğratmayı istedi, biz de onu ve beraberindekileri hep birlikte boğuverdik.

    Hasan Basri Çantay

    Derken onları o yerden sürüb çıkarmak istedi. Biz de hem kendisini, hem maiyyetindekileri, topdan suda boğuverdik.

    İbni Kesir

    Bunun üzerine onları memleketten sürmek istedi. Biz de onu ve beraberindekileri bütünüyle suda boğduk.

    Mehmet Alagaş

    (101-104) Biz Musa ’ya dokuz apaçık ayet verdik, İsrail oğullarına da sor, onlara geldiğinde Firav un ona; ey Musa ben seni sihirlenmiş / etkilenmiş sanıyorum dedi, d edi ki kesin olarak sen de biliyorsun ki; bunları semaların ve arzın Rabbi görebilmek için / basiret için indirdi ve kesinlikle ben de ey firavun seni helak olmuş sanıyorum. Onları yerlerinden kışkırtıp çıkarmayı murat etti ve biz de onu ve beraberindekileri hepsini birden boğduk., ardından İsrail oğullarına dedik ki arzda yerleşin / iskân edin sonraki vaadimiz geldiği zaman size daha kalabalık geleceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunun üzerine onları o yerden çıkarmak istedi. Biz de onu beraberindekilerle birlikte suda boğuverdik.

    Süleyman Ateş

    Fir'avn onları o ülkeden sürüp çıkarmak istedi, biz de onu, yanındakilerle birlikte toptan boğduk.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun hemen onları oradan çıkarmak istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda boğduk.

    Şaban Britch

    Firavun onları ülkeden çıkarmak istedi. Biz de onu yanındakilerin hepsini suda boğduk.

    Şaban Piriş

    Firavun onları ülkeden çıkarmak istedi. Biz de onu yanındakilerin hepsini suda boğduk.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Firavun onları o topraktan sürüp çıkarmak istedi de biz onu ve yanındakilerin tümünü boğduk.

  4. İsrâ suresi, 104. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 104. ayet. وَقُلْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ لِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱسْكُنُوا۟ ٱلْأَرْضَ فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ ٱلْـَٔاخِرَةِ جِئْنَا بِكُمْ لَفِيفًا

    Diyanet İşleri

    Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: "Bu topraklarda oturun, ahiret va'di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz."

    Mehmet Okuyan

    Arkasından da İsrailoğullarına "O topraklarda yerleşip oturun! Ahiret vaadi geldiğinde hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz." demiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken onların ardından İsrailoğullarına "(Artık) yurd(unuz)a güvenlik içinde yerleşin!" dedik; "fakat ahirete ilişkin vaad gerçekleştiği zaman, sizi parçası olduğunuz (insanlıkla) bir araya getireceğimizi de (olup-bitmiş) bir iş gibi kesin bilin)!"

    Muhammed Esed

    Ve sonra İsrailoğulları'na: "Şimdi artık yeryüzünde güvenlik içinde yerleşin" dedik, "fakat, (unutmayın ki,) Son Gün'e ilişkin söz gerçekleştiği zaman, karışık bir bütün(ün parçaları) olarak hepinizi bir araya getireceğiz!"

    Ahmed Hulusi

    Ondan sonra İsrailoğullarına dedik ki: "O arzda mesken edinin. . . Gelecek hayatın vadesi geldiğinde de, topunuzu hep bir arada toplayacağız. "

    Ali Bulaç

    Ve onun ardından İsrailoğullarına söyledik: "O toprak (yurt)ta oturun, ahiret va'di geldiğinde hepinizi derleyip toplayacağız."

    Ali Özek ve heyeti

    Arkasından da İsrailoğullarına: «O topraklarda oturun! Ahiret vaadi tahakkuk edince, hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz» dedik.

    Ali Rıza Safa

    Ve onun ardından, İsrailoğullarına, şunu söyledik: "Bu topraklarda yerleşin. Sonsuz yaşam sözü geldiğinde, tümünüzü bir araya toplayacağız!" dipnot 221

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 221
      İsrailoğullarına, yeni topraklar verilmesi, Tevrat, Yasanın Tekrarı 30:2-5 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Size ilettiğim buyruklar uyarınca, siz ve çocuklarınız Rabbe döner, tüm yüreğinizle, tüm canınızla O'na uyarsanız; Rab size acıyacak, sürgünden geri getirecektir. Dağıttığı ulusların arasından, sizi yeniden toplayacaktır. Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Rab, sizi toplayıp geri getirecek; atalarınızın mülk edindiği ülkeye ulaştıracaktır. Orayı miras alacaksınız. Rab, üzerinize iyilik getirecek ve sizi atalarınızdan daha çok çoğaltacaktır."

    Bayraktar Bayraklı

    Bundan sonra İsrailoğulları'na,"Bu yerde siz oturunuz! Ahiret vaadi gerçekleşince, hepinizi karmakarışık bir topluluk olarak getiririz" dedik.

    Edip Yüksel

    Ondan sonra İsrail oğullarına, "Bu ülkede yerleşin. Verilen son söz geldiğinde sizi bir araya toplayacağız" dedik. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Dünyanın birçok ülkesine dağılan, dillerini kaybeden ve korkunç işkence ve katliamlara uğrayan Yahudilerin, 1948'de Filistin'de İsrail bayrağı altında tekrar bir araya gelmeleri büyük ve tarihsel bir sürprizdi. * Komşu Arap ülkelerini, 1967 yılında altı günde bozguna uğratan İsrail askerleri, Sina yarımadasına ellerinde Kuran'ın 2:249 ayetinin son bölümü yazılı pankartlarla girerken sözde Müslümanlara Kuran'dan bir ders veriyorlardı. * Yahudilerin büyük bir finansal, kültürel ve politik güç olarak uluslararası platformda sayılarından çok büyük bir güce sahip olmaları, hem iyilik ve hem kötülük konusunda dünya çapında örnekler sergilemeleri, Kuran'ın Yahudilerden neden o kadar çok söz ettiğini açıklar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ondan sonra İsrail oğullarına, 'Bu ülkede yerleşin. Verilen son söz geldiğinde sizi bir araya toplayacağız,' dedik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (103-104) Derken Firavun onları o yerden belinletmek (sürüp çıkarmak) istedi, Biz de hem kendisini, hem de beraberindekilerin tümünü birden boğuverdik; arkasından da İsrailoğullarına dedik ki: "Haydi, yeryüzünde yerleşin; sonra ahiret va'di geldiği vakit hepinizi dürüp bükerek (bir araya) getireceğiz."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arkasından da Beni İsraile dedik ki: haydin Arzda sakin olun, sonra Ahıret va'di geldiği vakıt hepinizi dürüp bükerek getireceğiz

    Erhan Aktaş

    Arkasından İsrailoğulları'na, "güven içinde o yerde yerleşin! Sonra ahiret için verilen süre dolunca hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz." dedik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Arkasından İsrailoğulları'na, "güven içinde o yerde yerleşin! Sonra ahiret için verilen süre dolunca hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz." dedik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Arkasından İsrailoğulları'na, güven içinde o yerde yerleşin! Sonra ahiret için verilen süre dolunca hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz." dedik.

    Gültekin Onan

    Ve onun ardından İsrailoğullarına söyledik: "O toprak (yurt)ta oturun, ahiret vaadi geldiğinde hepinizi derleyip toplayacağız."

    Hasan Basri Çantay

    Arkasından da İsrail oğullarına (şöyle) dedik: (Haydin), o yerde siz oturun. Sonra ahiret va'di geldiği vakit onları da, sizi de bir araya getireceğiz".

    İbni Kesir

    Onun ardından İsrailoğullarına dedik ki: Haydin, o memlekette siz oturun. Ahiret vaadi geldiği zaman; onları da sizi de bir araya getiririz.

    Mehmet Alagaş

    (101-104) Biz Musa ’ya dokuz apaçık ayet verdik, İsrail oğullarına da sor, onlara geldiğinde Firav un ona; ey Musa ben seni sihirlenmiş / etkilenmiş sanıyorum dedi, d edi ki kesin olarak sen de biliyorsun ki; bunları semaların ve arzın Rabbi görebilmek için / basiret için indirdi ve kesinlikle ben de ey firavun seni helak olmuş sanıyorum. Onları yerlerinden kışkırtıp çıkarmayı murat etti ve biz de onu ve beraberindekileri hepsini birden boğduk., ardından İsrail oğullarına dedik ki arzda yerleşin / iskân edin sonraki vaadimiz geldiği zaman size daha kalabalık geleceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunun ardından İsrailoğulları'na şöyle dedik: ''Bu topraklarda oturun, ahiret vaadi (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz.''

    Süleyman Ateş

    Onun ardından İsrail oğullarına: "O ülkede oturun, ahiret zamanı gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz," dedik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra İsrailoğullarına dedik ki "Bu topraklarda siz oturun. Ahiretin zamanı gelince sizi de derleyip bir araya getireceğiz."

    Şaban Britch

    İsrailoğulları'na: "Ülkede oturun, ahiret vaadi geldiği zaman hepinizi bir araya getireceğiz" dedik.

    Şaban Piriş

    İsrailoğullarına: -Ülkede oturun, ahiret vaadi geldiği zaman hepinizi bir araya getireceğiz. dedik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun ardından, İsrailoğullarına şöyle dedik: "Şu toprakta oturun. Ahiret vaadi/ikinci vaat gelince, sizi toplayıp bir araya getireceğiz."

  5. İsrâ suresi, 105. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 105. ayet. وَبِٱلْحَقِّ أَنزَلْنَٰهُ وَبِٱلْحَقِّ نَزَلَ وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا

    Diyanet İşleri

    Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

    Mehmet Okuyan

    Biz onu (Kur'an'ı), bir amaç ile indirdik; zaten o da gerçeği getirmiştir. Seni yalnızca müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz bu (vahyi) mutlak gerçeğe bir atıf olarak indirdik ve o da kaynağından indiği (gibi) asli gerçekliğiyle (muhatabına) ulaştı; nitekim Biz seni, sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

    Muhammed Esed

    Ve biz bu (vahyi) değişmeyen gerçeğe işaret olarak indirdik ve o da (sana, ey Peygamber) hak olarak ulaştı; çünkü Biz seni yalnızca bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik;

    Ahmed Hulusi

    Biz Onu Hak olarak inzal ettik, O da Hak olarak nüzul etti! Seni sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak irsal ettik.

    Ali Bulaç

    Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o hak ile indi; seni de yalnızca bir müjde verici ve uyarıp korkutucu olarak gönderdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz Kur'an’ı hak olarak indirdik; o da hakkı getirdi . Seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik .

    Ali Rıza Safa

    Onu, gerçek olarak indirdik. Ve O, gerçek olarak indi. Seni de yalnızca muştulayıcı ve uyarıcı olarak gönderdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz Kur'an'ı hak olarak indirdik; o da hakkı getirdi. Seni yalnız müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

    Edip Yüksel

    Gerçekten onu biz indirdik ve o gerçek ile indi. Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gerçekten onu biz indirdik ve o gerçek ile indi. Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunu (Kur'an'ı) gerçeğin ifadesi olarak indirdik, o da gerçek bir şekilde indi. Seni ancak sevabımızın müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunu da bihakkın indirdik ve bihakkın indi ve seni ancak sevabımızın müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik

    Erhan Aktaş

    Onu hakk ile indirdik. Ve hakk dipnot 1 ile indi. Seni, haber verici ve uyarıcı olmandan başka bir şey için göndermedik.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Değişmeksizin, gönderdiğimiz şekliyle.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu hakk ile indirdik. Ve hakk dipnot 1 ile indi. Seni, haber verici ve uyarıcı olmandan başka bir şey için göndermedik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Değişmeksizin, gönderdiğimiz şekliyle.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu hakk ile indirdik. Ve hakk dipnot 1 ile indi. Seni, müjdeci ve uyarıcı olmandan başka bir şey için göndermedik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Değişmeksizin, gönderdiğimiz şekliyle.

    Gültekin Onan

    Biz onu (Kuran'ı) hak olarak indirdik ve o hak ile indi; seni de yalnızca bir müjde verici ve uyarıp korkutucu olarak gönderdik.

    Hasan Basri Çantay

    Biz o (Kuranı) hak olarak indirdik ve o, hak olarak indi. Seni de (sevabın) bir müjdeci (sin) den, (azabın) bir haberci (sin) den başka bir (sıfatla) göndermedik.

    İbni Kesir

    Biz onu hak ile indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

    Mehmet Alagaş

    (105-110) Biz Onu / Kuran’ı gerçek olarak indirdik ve de o hak bir iniştir, biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak indirdik, Kur'an onu insanlara belli aralıklarla dura dura okuman için kısım kısım yaptık , Onu belli bir indirilişle indirdik de ki Ona inanın! yahut inanmayın! muhakkak ki ondan önce kendisine ilim verilenler, üzerlerine okunduğu vakit çeneleri üzeri secdeye kapanıyorlardı ve diyorlardı ki; Rabbimiz seni üstün tutarız, Rabbimizin vaadi hep yerine getirilmiştir / ifa edilmiştir. Ağlayarak çeneleri üzre kapanıyorlar ve bu onların huşularını artıyor. Deki Allah ya da Rahman diye dua da bulunun, hangisi ile onu çağırsanız çağırın, güzel isimler onundur. Namazında sesini çok yükseltme ve çok ta alçaltma bu ikisi arası bir yolu tut. Çocuk edinmeyen egemenliğinde / mülkiyetinde ortağı olmayan zillete düşüp te dost / veli aramayan Allaha hamdolsun de ve onu belli bir büyükleme ile büyükle.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz onu hak olarak indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

    Süleyman Ateş

    Biz o(Kur'a)nı hak olarak indirdik ve o, hak ile inmiştir. Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz onu tümüyle gerçek olarak indirdik ve tümüyle gerçek olarak indi. Seni de sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

    Şaban Britch

    Biz onu, hak olanı indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

    Şaban Piriş

    Hak olanı indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz onu hak ile indirdik ve o hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

  6. İsrâ suresi, 106. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 106. ayet. وَقُرْءَانًا فَرَقْنَٰهُ لِتَقْرَأَهُۥ عَلَى ٱلنَّاسِ عَلَىٰ مُكْثٍ وَنَزَّلْنَٰهُ تَنزِيلًا

    Diyanet İşleri

    Biz Kur'an'ı, insanlara dura dura okuyasın diye ayet ayet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.

    Mehmet Okuyan

    Biz onu (Kur'an'ı), insanlara yavaş yavaş okuyasın diye (bölümlere) ayırdık ve onu bu şekilde indirdik. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette Kur'an'ın topluca değil de peyderpey indirilmesinin gerekçesinin, hayata okunması ve hayata dokunması olduğuna dikkat çekilmektedir. Benzer mesaj: Furkân 25:32.

    Mustafa İslamoğlu

    Ayrıca onu sürekli okunan bir Kur'an kılmak için bölüm bölüm açıkladık (ki), üzerinde dura dura onu insanlara okuyasın; çünkü biz de onu, (hayata geçirsinler) diye dura dura, parça parça indirmiştik.

    Muhammed Esed

    ve ayrıca onu, insanlara yavaş yavaş okuyasın diye bir Kuran, temel bir okuma metni olarak bölüm bölüm açıkladık, ayet ayet indirdik.

    Ahmed Hulusi

    Kuran'ı birbirinin tamamlayıcısı bölümlere ayırdık ki, insanlara, Onu hazmetmelerine imkan tanıyarak, zaman içinde yavaş yavaş okuyasın. . . Biz Onu kısım kısım indirdik.

    Ali Bulaç

    Onu bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuman için (bölüm bölüm) ayırdık ve onu safha safha bir indirme ile indirdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz onu, Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye (âyet âyet, sûre sûre) ayırdık ve onu peyderpey indirdik.

    Ali Rıza Safa

    İnsanlara yavaş bir biçimde okuman için, Kur'an'ı, bölümlere ayırdık. Ve Onu, parçalar biçiminde bir indirişle indirdik. dipnot 222

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 222
      Kur'an'ın bölümlere ayrılarak indirilmiş olması, İslamiyet'in tek yasası olan Kur'an'daki bilgilere hızlı erişim sağlanması yönünden çok önemlidir. "Parçalar biçiminde bir indirişle indirdik." tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Ağır ağır indirdik." veya "Azar azar indirdik." veya "Ayet ayet indirdik." biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz onu Kur'an olarak, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm ayırdık ve peyderpey indirdik.

    Edip Yüksel

    Uzun bir zaman dilimi içerisinde halka okuman için ayırdığımız bir Kuran'dır. Onu topluca indirmiştik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Uzun bir zaman dilimi içerisinde halka okuman için ayırdığımız bir Kuran'dır. Onu topluca indirmiştik

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem onu bir Kur'an olarak ayet ayet ayırdık ki, insanlara dura dura okuyasın, hem de gerektikçe parça parça indirdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem onu bir Kur'an olmak üzere ayet ayet ayırdık ki nasa dura dura okuyasın hem de tenzil suretiyle ceste ceste indirdik

    Erhan Aktaş

    Kur'an'ı; onu, zamana yayarak insanlara duyurman dipnot 1 için bölümler halinde birbiri ardınca indirdik.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Takrae" kelimesinin bu ayetteki anlamı okumak değil, bu kelimenin anlamlarından biri olan "duyurmak"tır. Kur'an, okunsun diye değil; insanlara duyurulsun, iletilsin diye gönderilen bir hitaptır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kur'an'ı; onu, zamana yayarak insanlara duyurman dipnot 1 için bölümler halinde birbiri ardınca indirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Takrae" sözcüğünün bu ayetteki anlamı okumak değil, bu sözcüğün anlamlarından bir olan "duyurmak"tır. Kur'an, okunsun diye değil; insanlara duyurulsun, iletilsin diye gönderilen bir hitaptır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kur'an'ı; onu, zamana yayarak insanlara duyurman dipnot 1 için bölümler halinde birbiri ardınca indirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Takrae" sözcüğünün bu ayetteki anlamı okumak değil, "duyurmak"tır. Kur'an, okunsun diye değil; insanlara duyurulsun, iletilsin diye gönderilen bir hitaptır.

    Gültekin Onan

    Onu bir Kuran olarak, insanlara dura dura okuman için (bölüm bölüm) ayırdık ve onu safha safha bir indirme ile indirdik.

    Hasan Basri Çantay

    Biz onu bir Kur'an olmak üzere (ayet ayet) ayırdık ki insanlara karşı, dura dura (ağır ağır, dane dane) okuyasın. Biz onu tedricen indirdik.

    İbni Kesir

    Bir de Kur'an'ı insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm ve gerektikçe indirdik.

    Mehmet Alagaş

    (105-110) Biz Onu / Kuran’ı gerçek olarak indirdik ve de o hak bir iniştir, biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak indirdik, Kur'an onu insanlara belli aralıklarla dura dura okuman için kısım kısım yaptık , Onu belli bir indirilişle indirdik de ki Ona inanın! yahut inanmayın! muhakkak ki ondan önce kendisine ilim verilenler, üzerlerine okunduğu vakit çeneleri üzeri secdeye kapanıyorlardı ve diyorlardı ki; Rabbimiz seni üstün tutarız, Rabbimizin vaadi hep yerine getirilmiştir / ifa edilmiştir. Ağlayarak çeneleri üzre kapanıyorlar ve bu onların huşularını artıyor. Deki Allah ya da Rahman diye dua da bulunun, hangisi ile onu çağırsanız çağırın, güzel isimler onundur. Namazında sesini çok yükseltme ve çok ta alçaltma bu ikisi arası bir yolu tut. Çocuk edinmeyen egemenliğinde / mülkiyetinde ortağı olmayan zillete düşüp te dost / veli aramayan Allaha hamdolsun de ve onu belli bir büyükleme ile büyükle.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kuran'ı, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm indirdik ve onu peyderpey indirdik.

    Süleyman Ateş

    Onu, insanlara ağır ağır okuman için, okuma parçalarına ayırdık ve onu azar azar indirdik.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz onu, kur'anlar dipnot 1 /anlam kümeleri şeklinde ayırdık ki onu (anlam kümesinin tamamlanmasını) bekleyerek dipnot 1 insanlara öğretesin. Onu parça parça indirdik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, karaa (قرأ) fiilinin mastarı olan kur' (القُرْء) veya kar' (القَرْء)'dan türetilmiştir; anlamı, toplama ve birleştirmedir. Mastar olarak kullanıldığı gibi bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. Allah'ın kitabına Kur'an denmesi, bütün sureleri toplayıp bir araya getirmesi sebebiyledir (Lisanu'l-Arab). Arapçada kur'an (قُرْآنً)'ın çoğulu olmadığından tekil için de çoğul için de kullanılır. Bu sebeple kur'an (قُرْآن) kelimesine kur'anlar diye de anlam verilebilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Bekleyerek" diye meal verdiğimiz müks (مُكْث), "durup bekleme" anlamındadır (Müfredat). Demek ki Resulullah zamanında, bir ayet inince onu açıklayan ayetin inmesi bekleniyordu. Bu da kümeleri oluşturan ayetlerin aynı anda indirilmediğini gösterir. Buna göre, bir konu ile ilgili ayetlerin tamamı aynı anda inmeyebilir. Bundan dolayı Nebimiz, kendisine sorulan bazı sorulara hemen cevap vermemiş, ilgili ayet kümesinin tamamlanmasını beklemiştir (Taha 20/113-114).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz onu Kur'anlar dipnot 1 (kümeler) halinde ayırdık ki insanlar beklenti dipnot 2 halinde iken onu onlara öğretesin. Onu parça parça indirdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, kök anlamı "toplama" olan karaa قرأ ‘nın mastarı, kur' القُرْء veya kar' القَرْء'dan türemiştir. Mastar olarak kullanıldığı gibi makru' (مقروء) = bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. (Lisan'ul-arab) Arapçada Kur'an قُرْآنً'ın çoğulu yoktur; tekil için de çoğul için de kullanılır. Bu sebeple kur'an = قُرْآن kelimesine kur'anlar diye de anlam verilebilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Beklenti diye meal verdiğimiz müks = مُكْث, "durup bekleme" anlamındadır. (Müfredat) Demek ki Resulullah zamanında, bir ayet inince onu açıklayan ayetin inmesi bekleniyordu. Bu da kümeleri oluşturan ayetlerin aynı anda indirilmediğini gösterir. Şu ayetler; müks konusuna açıklık getirmektedir: Böylece onu, Arapça kur'anlar halinde indirdik. Çekinip korunsunlar ya da yeni bilgi edinsinler diye içine tehditleri, değişik şekillerde yerleştirdik. Gerçek yetki elinde olan Allah pek yücedir. Vahyi tamamlanmadan o kur'anlar ile hüküm vermekte acele etme; "Rabbim ilmimi artır" de. (Taha 20/113-114)

    Şaban Britch

    Kur’an’ı, insanlara ağır ağır okuyasın diye (hak ile batılı) ayırt edici olarak indirdik. O’nu kısım kısım indirdik.

    Şaban Piriş

    Kur'an'ı, insanlara dura dura okuyasın diye kısım kısım indirdik. O'nu yavaş yavaş indirdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu, bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye kısımlara ayırıp ağır ağır indirdik.

  7. İsrâ suresi, 107. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 107. ayet. قُلْ ءَامِنُوا۟ بِهِۦٓ أَوْ لَا تُؤْمِنُوٓا۟ إِنَّ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ مِن قَبْلِهِۦٓ إِذَا يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْأَذْقَانِ سُجَّدًا

    Diyanet İşleri

    De ki: "Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur'an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Siz ona ister inanın, ister inanmayın! Şüphesiz ki daha önce kendilerine ilim verilenlere (Kur'an) okununca yüz üstü secdeye kapanırlar.

    Mustafa İslamoğlu

    (Artık) de ki: "Ona ister inanın, ister inanmayın!" Gerçek şu ki, daha önceden bilgi ve bilginin amacını kavrama yeteneğiyle donatılmış olanlar, kendilerine (ayetlerimiz) okunduğu zaman, derhal yüzleri üzerine yere kapanırlar

    Muhammed Esed

    De ki: "Ona ister inanın, ister inanmayın". Kendilerine önceden doğru bilgi ve kavrayış yeteneği verilmiş olanlara bu (ilahi metin) okunduğu zaman, hemen yüzleri üzerine yere kapanır,

    Ahmed Hulusi

    De ki: "İster iman edin Ona, ister iman etmeyin! Ondan önce kendilerine ilim verilmiş olanlara gelince, (Kur'an) onlara okunulduğu zaman, saygıyla yere kapanırlar. " (107. ayet secde ayetidir. )

    Ali Bulaç

    De ki: "İster ona inanın, ister inanmayın: O, daha önce kendilerine ilim verilenlere okunduğu zaman, çenelerinin üstüne kapanarak secde ederler."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Siz ona ister inanın, ister inanmayın; şu bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilim verilen kimselere o (Kur'an) okununca, derhal yüz üstü secdeye kapanırlar.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Ona, ister inanın ister inanmayın; daha önce kendilerine bilgi verilmiş olanlara okunduğunda, çenelerinin üstüne secdeye kapanırlar!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Kur'an'a ister inanın, ister inanmayın; şu bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilim verilenlere okunduğunda, derhal yüz üstü secdeye kapanırlar."

    Edip Yüksel

    De ki: "Onu ister onaylayın, ister onaylamayın!" Daha önce kendilerine bilgi verilmiş olanlara okunduğu zaman secde ederek yüzüstü kapanırlar. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * "Yüzüstü kapanırlar" diye çevirdiğim bu ifade mecazi olarak "çenelerini kaparlar" biçiminde anlaşılabilir mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'Ona ister inanın, ister inanmayın!' Daha önce kendilerine bilgi verilmiş olanlara okunduğu zaman secde ederek yüz üstü kapanırlar

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "İster ona inanın, ister inanmayın; zira bundan önce kendilerine bilgi verilmiş olanlara okununca çeneleri üstü secdelere kapanıyorlar ve diyorlar ki:

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki; ister inanın ona ister inanmayın, çünkü bundan evvel ılim verilmiş olanlar kendilerine tilavet olununca çeneleri üstü secdelere kapanıyorlar

    Erhan Aktaş

    De ki: "Ona ister iman edin ister iman etmeyin; daha önce kendilerine ilim verilenler, dipnot 1 o, onlara okunduğu zamanlar, çeneleri üzerine secdeye dipnot 2 kapanırlar."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy aracılığı ile bilgi sahibi olanlar. Daha önce kendilerine kitap verilenler. Ayetteki ilim kelimesinden kasıt vahiydir. Kur'an, ilim kelimesini daha çok "vahiy" anlamında kullanmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tam bir teslimiyet.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Ona ister inanın ister inanmayın; daha önce kendilerine ilim verilenler dipnot 1 , o, onlara okunduğu zamanlar, çeneleri üzerine secdeye dipnot 2 kapanırlar."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy aracılığı ile bilgi sahibi olanlar. Daha önce kendilerine kitap verilenler. Ayetteki ilim sözcüğünden kasıt vahiydir. Kur'an, ilim sözcüğünü daha çok "vahiy" anlamında kullanmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tam bir teslimiyet.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ona ister inanın, ister inanmayın; daha önce kendilerine ilim verilenler dipnot 1 , o, onlara okunduğu zamanlar, secde edenler dipnot 2 olarak çeneleri üzerine kapanırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy aracılığı ile bilgi sahibi olanlar. Daha önce kendilerine kitap verilenler. Ayetteki ilim sözcüğünden kasıt vahiydir. Kur'an, ilim sözcüğünü daha çok "vahiy" anlamında kullanmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tam bir teslimiyetle.

    Gültekin Onan

    De ki: "İster ona inanın, ister inanmayın. O, daha önce kendilerine ilim verilenlere okunduğu zaman, çenelerinin üstüne kapanarak secde ederler."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Ona ister iman edin, ister iman etmeyin. Çünkü bundan evvel ilim verilmiş olanlar bile kendilerine karşı o tilavet olununca çenelerinin üstüne (yüzü koyun) kapanarak secde ediyorlar".

    İbni Kesir

    De ki: Ona ister inanın, ister inanmayın, muhakkak ki ondan önce kendilerine bilgi verilenlere, o okunduğu zaman, yüzleri üstü secdeye kapanırlar.

    Mehmet Alagaş

    (105-110) Biz Onu / Kuran’ı gerçek olarak indirdik ve de o hak bir iniştir, biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak indirdik, Kur'an onu insanlara belli aralıklarla dura dura okuman için kısım kısım yaptık , Onu belli bir indirilişle indirdik de ki Ona inanın! yahut inanmayın! muhakkak ki ondan önce kendisine ilim verilenler, üzerlerine okunduğu vakit çeneleri üzeri secdeye kapanıyorlardı ve diyorlardı ki; Rabbimiz seni üstün tutarız, Rabbimizin vaadi hep yerine getirilmiştir / ifa edilmiştir. Ağlayarak çeneleri üzre kapanıyorlar ve bu onların huşularını artıyor. Deki Allah ya da Rahman diye dua da bulunun, hangisi ile onu çağırsanız çağırın, güzel isimler onundur. Namazında sesini çok yükseltme ve çok ta alçaltma bu ikisi arası bir yolu tut. Çocuk edinmeyen egemenliğinde / mülkiyetinde ortağı olmayan zillete düşüp te dost / veli aramayan Allaha hamdolsun de ve onu belli bir büyükleme ile büyükle.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: İster iman edin; ister iman etmeyin. Daha önce kendilerine ilim verilenlere o okunduğu zaman çeneleri üzerine yüzüstü secdeye kapanırlar.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Siz ister ona inanın, ister inanmayın, O, daha önce kendilerine bilgi verilenlere okunduğu zaman onlar, derhal çeneleri üstüne secdeye kapanırlar."

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ona (Kur'an'a) ister inanın, ister inanmayın. Ondan önce kendilerine bilgi verilmiş olanlar, Kur'an onlara bağlantılarıyla birlikte okunduğu zaman, yüzüstü secdeye kapanırlar. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Siz ona ister inanın, ister inanmayın. Daha önce kendilerine bu konuda bilgi verilmiş olanlara Kur'an okunduğu zaman çenelerinin üstüne kapanıp secde ederler.

    Şaban Britch

    De ki: İster iman edin; ister iman etmeyin. Daha önce kendilerine ilim verilenlere o okunduğu zaman çene/yüz üstü secdeye kapanırlar.

    Şaban Piriş

    De ki: -İster iman edin; ister iman etmeyin. Daha önce kendilerine ilim verilenlere o okunduğu zaman ağız üstü secdeye kapanırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "İster inanın ona, ister inanmayın. O, kendilerine daha önce ilim verilmiş olanlara okunduğunda, onlar, çeneleri üstü secdelere kapanıyorlar."

  8. İsrâ suresi, 108. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 108. ayet. وَيَقُولُونَ سُبْحَٰنَ رَبِّنَآ إِن كَانَ وَعْدُ رَبِّنَا لَمَفْعُولًا

    Diyanet İşleri

    "Rabbimizin şanı yücedir. Rabbimizin va'di mutlaka gerçekleşecektir" derler.

    Mustafa İslamoğlu

    ve derler ki: "Kudred ve yüceliğine piyan olmayan Rabbimizin şanı ne yücedir! İşte Rabbimizin sözü kesin olarak gerçekleşmiş bulunuyor!"

    Muhammed Esed

    ve şöyle derler: "Sınırsız kudretiyle ne yücedir Rabbimiz! İşte Rabbimizin vaadi apaçık gerçekleşti!"

    Ahmed Hulusi

    Ve derler ki: "Subhan'dır Rabbimiz! Muhakkak ki Rabbimizin vaadi elbette yerine gelecektir. "

    Ali Bulaç

    Ve derler ki: "Rabbimiz yücedir, Rabbimizin va'di gerçekten gerçekleşmiş bulunuyor."

    Ali Özek ve heyeti

    Ve derlerdi ki: Rabbimizi tesbih ederiz. (O, her türlü noksanlıktan münezzehtir.) Rabbimizin vaadi mutlaka yerine getirilir.

    Ali Rıza Safa

    Şöyle derler: "Efendimiz, tüm yakıştırmalardan ayrıktır. Efendimizin sözünü verdiği gerçekleşmiştir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Derler ki: "Rabbimizi noksan sıfatlardan uzak tutarız. Rabbimizin vaadi mutlaka yerine getirilir."

    Edip Yüksel

    "Efendimiz yücedir. Efendimizin sözü gerçekleşmiştir" derler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbimiz yücedir. Rabbimizin sözü gerçekleşmiştir,' derler

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbimizi tenzih ederiz. Gerçekten Rabbimizin va'di kesinlikle gerçekleşmiş bulunuyor;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve diyorlar ki tesbih rabbımıza, hakıkat rabbımızın va'di kat'ıyyen fi'le çıkarılmış bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Ve derler ki: "Rabb'imiz her şeyden yücedir. Rabb'imizin uyarısı kesinlikle gerçekleşecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve derler ki: "Rabb'imiz her şeyden yücedir. Rabb'imizin uyarısı kesinlikle gerçekleşecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve derler ki: "Rabb'imiz her şeyden yücedir. Rabb'imizin uyarısı kesinlikle gerçekleşecektir.

    Gültekin Onan

    Ve derler ki: "Rabbimiz yücedir, rabbimizin vaadi gerçekten gerçekleşmiş bulunuyor."

    Hasan Basri Çantay

    Ve: "Rabbimizi tenzih ederiz. Hakıykat, Rabbimizin va'di kat'iyyen fi'le çıkarılmışdır" diyorlar.

    İbni Kesir

    Ve derler ki: Tenzih ederiz Rabbımızı. Rabbımızın vaadi şüphesiz yerine gelmiş olacaktır.

    Mehmet Alagaş

    (105-110) Biz Onu / Kuran’ı gerçek olarak indirdik ve de o hak bir iniştir, biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak indirdik, Kur'an onu insanlara belli aralıklarla dura dura okuman için kısım kısım yaptık , Onu belli bir indirilişle indirdik de ki Ona inanın! yahut inanmayın! muhakkak ki ondan önce kendisine ilim verilenler, üzerlerine okunduğu vakit çeneleri üzeri secdeye kapanıyorlardı ve diyorlardı ki; Rabbimiz seni üstün tutarız, Rabbimizin vaadi hep yerine getirilmiştir / ifa edilmiştir. Ağlayarak çeneleri üzre kapanıyorlar ve bu onların huşularını artıyor. Deki Allah ya da Rahman diye dua da bulunun, hangisi ile onu çağırsanız çağırın, güzel isimler onundur. Namazında sesini çok yükseltme ve çok ta alçaltma bu ikisi arası bir yolu tut. Çocuk edinmeyen egemenliğinde / mülkiyetinde ortağı olmayan zillete düşüp te dost / veli aramayan Allaha hamdolsun de ve onu belli bir büyükleme ile büyükle.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve: “Rabbimizi tenzih ederiz. Gerçekten Rabbimizin vaadi kesin olarak gerçekleşir” derler.

    Süleyman Ateş

    "Rabbimizin şanı yücedir, gerçekten Rabbimizin sözü mutlaka yerine getirilir!" derler.

    Süleymaniye Vakfı

    Derler ki: "Rabbimiz bütün eksikliklerden uzaktır. dipnot 1 Rabbimizin verdiği söz yerine gelmiştir." dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İltifat, bkz. İsra 17/1. ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın İsrailoğullarına verdiği bu söz, kendi kitaplarını tasdik eden yeni bir resulün geleceği sözüdür. Onlar da gelecek resule inanma sözü verdikleri için, geldiğini anlayınca saygıyla boyun eğerler (Al-i İmran 3/81,84; A'raf 7/157). Onlardan bazıları, bunu anlayıp iyice kavradıktan sonra yüz çevirerek kafir olur (Bakara 2/75-76, 89-91, Al-i İmran 3/86-89).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Derler ki "Rabbimize boyun eğeriz; demek ki Rabbimizin verdiği söz gerçekleşmiş."

    Şaban Britch

    Ve şöyle derler: “Rabbimiz! Sen her türlü eksiklikten münezzehsin. Rabbimizin vaadi mutlaka gerçekleşir.”

    Şaban Piriş

    Ve şöyle derler: "Rabbimiz sen her türlü eksiklikten uzaksın, Eğer Rabbimiz bir söz verdiyse o elbette yerine gelecektir."

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve diyorlar: "Rabbimizin şanı yücedir, Rabbimizin vaadi mutlaka gerçekleşecektir!"

  9. İsrâ suresi, 109. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 109. ayet. وَيَخِرُّونَ لِلْأَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَزِيدُهُمْ خُشُوعًا secde ayeti

    Diyanet İşleri

    Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Bu da onların derin saygısını artırır.

    Mehmet Okuyan

    (Kur'an okumak) onların saygısını artırmış bir şekilde ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte onlar gözyaşları içinde yüzleri üzere böyle yere kapanıyorlar ve bu (duyarlıkları) onların Allah'a olan saygılarını artırıyor.

    Muhammed Esed

    İşte (böyle deyip) ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar ve (Allah'tan yana gösterdikleri) bu (bilinç ve duyarlık) onların saygı ve sakınmasını artırır.

    Ahmed Hulusi

    Ağlayarak yüzüstü kapanırlar. (Kuran'ın okunuşu) onların HUŞUsunu artırır!

    Ali Bulaç

    Çeneleri üstüne kapanıp ağlıyorlar ve (Kur'an) onların huşu (saygı dolu korku)larını arttırıyor.

    Ali Özek ve heyeti

    Ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar ve giderek artan bir huşu duyarlardı.

    Ali Rıza Safa

    Ağlayarak çeneleri üstüne kapanırlar ve derin saygıları artar.

    Bayraktar Bayraklı

    Ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Kur'an onların saygısını arttırır.

    Edip Yüksel

    Ağlayarak yüzüstü kapanırlar; çünkü onların saygısını arttırır o.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ağlayarak yüz üstü kapanırlar; çünkü o (ayetler) onların saygısını arttırır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve ağlayarak çeneleri üstü kapanıyorlar; o onların ürpertilerini de artırıyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve ağlıyarak çeneleri üstü kapanıyorlar, o onların huşuunu da artırıyor

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, ağlayarak çeneleri üzerine kapanırlar. Bu onların huşularını dipnot 1 artırır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bilinçlerini, saygılarını, duyarlılıklarını ve içtenliklerini.

    Gültekin Onan

    Çeneleri üstüne kapanıp ağlıyorlar ve (Kuran) onların huşu (saygı dolu korku)larını arttırıyor.

    Hasan Basri Çantay

    Ağlayarak çeneleri üstüne (yüzü koyun) kapanıyorlar ve bu, onlara derin saygısını artırıyor.

    İbni Kesir

    Yüzleri üstü kapanarak ağlarlar. Ve bu, onların huşu'unu artırır.

    Mehmet Alagaş

    (105-110) Biz Onu / Kuran’ı gerçek olarak indirdik ve de o hak bir iniştir, biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak indirdik, Kur'an onu insanlara belli aralıklarla dura dura okuman için kısım kısım yaptık , Onu belli bir indirilişle indirdik de ki Ona inanın! yahut inanmayın! muhakkak ki ondan önce kendisine ilim verilenler, üzerlerine okunduğu vakit çeneleri üzeri secdeye kapanıyorlardı ve diyorlardı ki; Rabbimiz seni üstün tutarız, Rabbimizin vaadi hep yerine getirilmiştir / ifa edilmiştir. Ağlayarak çeneleri üzre kapanıyorlar ve bu onların huşularını artıyor. Deki Allah ya da Rahman diye dua da bulunun, hangisi ile onu çağırsanız çağırın, güzel isimler onundur. Namazında sesini çok yükseltme ve çok ta alçaltma bu ikisi arası bir yolu tut. Çocuk edinmeyen egemenliğinde / mülkiyetinde ortağı olmayan zillete düşüp te dost / veli aramayan Allaha hamdolsun de ve onu belli bir büyükleme ile büyükle.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve ağlayarak çeneleri üstü (secdeye) kapanırlar ve bu onların kalplerini daha da yumuşatır.

    Süleyman Ateş

    Ağlayarak çeneleri üstüne kapanırlar ve Kur'an onların derin saygısını artırır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çenelerinin üstüne kapanır ağlarlar. Bu onların saygısını artırır.

    Şaban Britch

    Ağlayarak çeneleri üstüne kapanırlar ve (Kur'an) onların huşularını arttırır.

    Şaban Piriş

    Ağlayarak artan bir huşu içinde yüzüstü secdeye kapanırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ağlayarak çeneleri üstü kapanıyorlar; o onların huşuunu artırıyor.

  10. İsrâ suresi, 110. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 110. ayet. قُلِ ٱدْعُوا۟ ٱللَّهَ أَوِ ٱدْعُوا۟ ٱلرَّحْمَٰنَ أَيًّا مَّا تَدْعُوا۟ فَلَهُ ٱلْأَسْمَآءُ ٱلْحُسْنَىٰ وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتْ بِهَا وَٱبْتَغِ بَيْنَ ذَٰلِكَ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    De ki: "(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O'nundur." Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "İster Allah diye dua edin; ister Rahmân diye dua edin! Hangisiyle dua ederseniz edin, en güzel isimler yalnızca O'na aittir." dipnot 1 Duanı yüksek sesle yapma; sesini fazla da kısma; bu (ikisi) arasında bir yol tut! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet A‘râf 7:180. ayetle birlikte okunmalıdır. [Esmâ-i Husnâ] "en güzel isimler"in Yüce Allah'a ait oluşuyla ilgili ayrıca bkz. A‘râf 7:180; Tâhâ 20:8; Haşr 59:24.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet En‘âm 6:63, A‘râf 7:55, 56 ve 205. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "İster Allah diye yalvarıp yakarın, ister Rahman diye: O'na hangi biriyle yalvarırsanız yalvarın, ama unutmayın ki en güzel nitelikler ve tüm mükemmellikler O'na mahsustur!" İmdi (ey muhatap), sen de yalvarıp yakarırken ne sesini aşırı yükselt, ne de aşırı kıs; bu ikisi arasında dengeli bir yol tut;

    Muhammed Esed

    De ki: "İster Allah diye çağırın, ister Rahman diye: O'nu hangi isimle çağırırsanız çağırın, (O hep Birdir; ve) bütün güzel ve üstün nitelikler O'nundur". (O'na dua et, ama) duanda sesini fazla yükseltme, çok fazla alçaltma da, ikisinin ortası bir yol tut;

    Ahmed Hulusi

    De ki: "'Allah' diye yönelin veya 'Rahman' diye yönelin! Hangi anlayış ile yönelseniz, El Esma ül Hüsna O'na aittir (Esma ül Hüsna ile işaret olunan hep aynı TEK! TEK'in değişik özelliklerine işaret eden isimler; illa "HU")! Salatında sesini yükseltme, onu gizleyip kısma da; ikisi arası bir yol tut. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Allah, diye çağırın, 'Rahman' diye çağırın, ne ile çağırırsanız; sonunda en güzel isimler O'nundur." Namazında sesini çok yükseltme, çok da kısma, bu ikisi arasında (orta) bir yol benimse.

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: «İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O'na hastır.» Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "İsterseniz, Allah diyerek çağırın; isterseniz, Bağışlayan diyerek çağırın. Hangisiyle çağırırsanız; en güzel isimler, O'na özgüdür. dipnot 223 Namazında, sesini çok yükseltme, çok da kısma; ikisi arasında bir yol tut!"

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 223
      "En güzel isimler, O'na özgüdür!" bildirimi, 7:180, 20:8, 59:24 ayetlerinde tıpkısı sözcüklerle tekrarlanır.

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "İster Allah deyiniz, ister Rahman deyiniz! Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler, O'na aittir. Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut!"

    Edip Yüksel

    De ki: "İster ALLAH diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız, tüm güzel isimler O'nundur." Salat da ne ilan et, ne de gizle; ikisinin arasında bir yol tut. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * "İsim" kelimesi "smy" kökünden türemekte olup "niteleme" anlamına gelir. Dili ne olursa olsun tüm güzel nitelemeler Efendimiz için kullanılabilir. Tanrı'nın tüm elçileri Araplardan gelmedi, tüm ilahi kitaplar da Arapça inmedi. Allah, daha doğrusu Ellah kelimesi Arapça "El" belirtme öntakısıyla "elah/ilah" kelimesinin kaynaşmış biçimidir. Nasıl ki "Pazar" ve "ertesi" kelimeleri dilimizde bir "e" harfi düşmesiyle "Pazartesi"ne dönüşüyorsa, "El" ve "ilah" kelimeleri de Arapçada "Ellah" (O tanrı veya Tanrı) kelimesine dönüşmüştür. Kuran, ilah (tanrı) kelimesini birçok ayette Allah (Tanrı) için de kullanıyor. Örneğin, Kuran'ın son suresinde Rabb'imiz (efendimiz), "ilahin nas" (halkın tanrısı) olarak tanımlanıyor. "La ilahe illa Allah" ifadesi "Bilinen Tanrıdan başka tanrı yoktur" biçiminde Türkçeye çevrilebilir. * Bak: 7:180, 26:198; 41:44.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'İster ALLAH diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız, tüm güzel isimler O'nundur. ' Namazında ne ilan et, ne de gizle; ikisinin arasında bir yol tut.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Allah deyin, Rahman deyin; hangisini derseniz, hep O'nundur, o en güzel isimler." Bununla beraber namazında çok bağırma, çok da gizleme; ikisinin arası bir yol tut.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki; Allah diyin rahman diyin hangisini deseniz hep onundur o en güzel isimler; bununla beraber salatında pek bağırma, pek de gizleme ikisinin arası bir yol tut!

    Erhan Aktaş

    De ki: "İster Allah diye çağırın ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın en iyi isimler O'nundur." Salatında dipnot 1 ne fazla yükselt ne de fazla kıs. dipnot 2 Bu ikisi arasında bir yol tut.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Duanda, Allah'tan yardım isteyişinde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sesini.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "İster Allah diye çağırın ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın en iyi isimler O'nundur." Salatında dipnot 1 ne fazla yükselt ne de fazla kıs. dipnot 2 Bu ikisi arasında bir yol tut.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Duanda, Allah'tan yardım isteyişinde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sesini

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "İster Allah diye çağırın ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın en iyi isimler O'nundur. Salatında dipnot 1 sesini ne fazla yükselt ne de fazla kıs. Bu ikisi arasında bir yol tut.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Duanda.

    Gültekin Onan

    De ki: "Tanrı", diye çağırın, "Rahman" diye çağırın, ne ile çağırırsanız; sonunda en güzel isimler O'nundur. Namazında sesini çok yükseltme, çok da kısma, bu ikisi arasında (orta) bir yol benimse.

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Gerek Allah diye (ad verib) çağırın, gerek Rahman diye (habibim) (ad verib) çağırın, hangisi ile çağırırsanız nihayet en güzel isimler Onundur". Namazında pek bağırma, sesini o kadar kısma da. İkisinin arası bir yol tut.

    İbni Kesir

    De ki: İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini derseniz deyin ; en güzel isimler O'nun içindir. Namazında sesini yükseltme de, gizleme de. İkisi arasında bir yol bul.

    Mehmet Alagaş

    (105-110) Biz Onu / Kuran’ı gerçek olarak indirdik ve de o hak bir iniştir, biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak indirdik, Kur'an onu insanlara belli aralıklarla dura dura okuman için kısım kısım yaptık , Onu belli bir indirilişle indirdik de ki Ona inanın! yahut inanmayın! muhakkak ki ondan önce kendisine ilim verilenler, üzerlerine okunduğu vakit çeneleri üzeri secdeye kapanıyorlardı ve diyorlardı ki; Rabbimiz seni üstün tutarız, Rabbimizin vaadi hep yerine getirilmiştir / ifa edilmiştir. Ağlayarak çeneleri üzre kapanıyorlar ve bu onların huşularını artıyor. Deki Allah ya da Rahman diye dua da bulunun, hangisi ile onu çağırsanız çağırın, güzel isimler onundur. Namazında sesini çok yükseltme ve çok ta alçaltma bu ikisi arası bir yolu tut. Çocuk edinmeyen egemenliğinde / mülkiyetinde ortağı olmayan zillete düşüp te dost / veli aramayan Allaha hamdolsun de ve onu belli bir büyükleme ile büyükle.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: İster Allah diyerek dua edin, ister Rahman diyerek. Hangisiyle dua ederseniz edin, çünkü en güzel isimler O’nundur. Namazında (okurken) sesini pek yükseltme, çok da kısma! İkisinin arasında bir yol tut.

    Süleyman Ateş

    De ki: "İster Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırsanız en güzel isimler O'nundur." Namazında pek bağırma, pek de sesini gizleme, bu ikisinin arasında bir yol tut.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "İster Allah diye dua edin, ister Rahman diye, hangisiyle dua ederseniz edin, (bilin ki) en güzel isimler /özellikler Allah'a aittir." dipnot 1 Namazında sesini ne çok yükselt ne de iyice kıs; ikisinin arasında bir yol tut. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Gündüz namazları ile gece namazları kılınırken, hangi ses seviyesinde olunacağı, bu ayette ve Araf 7/205'te bildirilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "İster Allah diye çağırın, ister Rahman dipnot 1 diye çağırın, hangisiyle çağırırsanız çağırın en güzel isimler (sıfatlar) Allah'a aittir." Namazında sesini yükseltme, onu alçak sesle de yapma; ikisinin arasında bir yol tut dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyiliği sonsuz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gündüz namazları ile gece namazlarının kılınırken, hangi ses seviyesinde olunacağı İsra 17/110 ve  Araf 7/205'te bildirilmiştir.

    Şaban Britch

    De ki: İster Allah diyerek dua edin, ister Rahman diyerek. Hangisiyle dua ederseniz edin, çünkü en güzel isimler O’nundur. Namazında (okurken) sesini pek yükseltme, çok da kısma! İkisinin arasında bir yol tut.

    Şaban Piriş

    De ki: -İster Allah diyerek dua edin, ister Rahman diyerek. Hangisiyle dua ederseniz edin, çünkü en güzel isimler O'nundur. Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma! İkisinin arasında bir yol tut.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "İster Allah diye yakarın, ister Rahman diye yakarın. Hangisiyle yakarırsanız yakarın, en güzel isimler/Esmaül Hüsna O'nundur. Namazında sesini yükseltme, kısma da. İkisi ortası bir yol tut."

  11. İsrâ suresi, 111. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 111. ayet. وَقُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكٌ فِى ٱلْمُلْكِ وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ وَلِىٌّ مِّنَ ٱلذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًۢا

    Diyanet İşleri

    "Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a mahsustur" de ve O'nu tekbir ile yücelt.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Hamd (övgü), çocuk edinmemiş olan, otoritesinde ortağı bulunmayan, düşkünlük sebebiyle dosta (ihtiyacı) olmayan Allah'a aittir." O'nu gerektiği gibi yücelt!

    Mustafa İslamoğlu

    ve de ki: "Övgülerin tamamı (kendisi için) çocuk edinmeyen, mutlak otoritesinde O'na ortak olacak hiçbir varlık bulunmayan, güçsüzlük ve düşkünlükten dolayı bir yar ve yardımcıya ihtiyaç duymayan Allah'a aittir!" Nihayet, sınırsız büyüklüğünü anarak O'nun ululuğunu ikrar et!

    Muhammed Esed

    Ve de ki: "Bütün övgüler, döl edinmeyen, egemenliğinde ortağı bulunmayan, güçsüzlükten, düşkünlükten ötürü herhangi bir yardıma, yardımcıya gereksinme duymayan Allah'a yakışır". İşte, O'nu (hep böyle) yücelterek an.

    Ahmed Hulusi

    "Hamd, çocuk edinmemiş, mülkte ortağı olmayan ve yetersizlik dolayısıyla veliye de muhtaçlığı söz konusu olmayan Allah'a aittir" de; O'nu (muhteşem azametini) tekbir et (hisset) (Allahu Ekber)!

    Ali Bulaç

    Ve de ki: 'Övgü (hamd), çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı yardımcıya da (ihtiyacı) bulunmayan Allah'adır.' Ve O'nu tekbir edebildikçe tekbir et.

    Ali Özek ve heyeti

    «Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, âcizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah'a hamdederim» de ve tekbir getirerek O'nun şanını yücelt (onu tekbir et)!

    Ali Rıza Safa

    Ve de ki: "Çocuk edinmeyen, yönetiminde ortağı olmayan, güçsüzlükten dolayı bir yardımcıya gereksinimi olmayan Allah'a övgüler olsun!" Ve yücelterek, O'nu yücelt!

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Övgü, çocuk edinmemiş olan, egemenliğinde ortağı bulunmayan, acizlikten kurtaracak bir yardımcıya ihtiyacı olmayan Allah'a aittir. O'nu gereği gibi yücelt!"

    Edip Yüksel

    Ve de ki: "Övgü, ALLAH'adır. O çocuk edinmemiştir, yönetimde ortağı ve zayıflıktan ötürü de bir yardımcısı yoktur." O'nu alabildiğine Yücelt.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve de ki: 'Övgü, ALLAH'adır. O çocuk edinmemiştir, yönetimde ortağı ve zayıflıktan ötürü de bir yardımcısı yoktur.' O'nu alabildiğine Yücelt.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve şöyle de: "Hamd o Allah'a ki, hiçbir çocuk edinmedi; O'na mülkte bir ortak da olmadı; O'na aczi yüzünden bir yardımcı da olmadı." O'nu tekbir ile büyükle de büyükle!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve şöyle de; hamd o Allah ki hiç bir veled edinmedi, ona milkte bir şerik de olmadı, ona zülden bir veliy de olmadı, onu tekbir ile büyükle de büyükle

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve de ki: "Hamd dipnot 1 , çocuk edinmeyen Allah'a özgüdür. O'nun mülkte dipnot 2 ortağı yoktur. O'nun hiçbir zaman gücü bitmez. O'nun güç konusunda bir yardımcıya ihtiyacı yoktur. O'nu tam bir yüceltme ile yücelt.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bütün övgüler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Egemenlikte.

    Gültekin Onan

    Ve de ki: "Övgü (hamd), çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı yardımcıya da (ihtiyacı) bulunmayan Tanrı'yadır." Ve O'nu tekbir edebildikçe tekbir et.

    Hasan Basri Çantay

    (Şöyle) de: "Evlad edinmeyen, mülk (ün) de hiç bir ortağı olmayan, züll (-ü aciz) den naşi yardımcıya da (ihtiyacı) bulunmayan Allaha hamd olsun". Onu büyük bil, büyüklükle an.

    İbni Kesir

    Ve de ki: Hamd, O Allah'a mahsustur ki; bir çocuk edinmemiş ve O'nun mülkünde bir ortak bulunmamıştır. Düşkünlükten dolayı O'nun bir yardımcısı olmamıştır. Ve O'nu tekbir et.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Hamt, çocuk edinmeyen, mülkünde ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı bir veliye de (ihtiyacı) bulunmayan Allah'a mahsustur.” “Allahu Ekber” diyerek O'nu tazim et.

    Süleyman Ateş

    "Çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, acze düşüp de yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a hamdolsun!" de ve O'nu gereği gibi tekbir et (saygı ve tekbir ile an).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Yaptığını güzel yapmak Allah'a mahsustur. Çocuk edinmemiştir. Yetki kullanmada ortağı yoktur. İhtiyaçtan dolayı edindiği bir velisi de yoktur. O'nun büyüklüğünü iyi kavra. O'nu yücelttikçe yücelt"

    Şaban Britch

    De ki: "Hamd, çocuk edinmeyen, mülkünde ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı bir veliye de (ihtiyacı) bulunmayan Allah'a mahsustur.” “Allahu Ekber” diyerek O'nu tazim et.

    Şaban Piriş

    De ki: -Hamd, çocuk edinmeyen, hakimiyetinde ortağı olmayan, düşkün olmayıp, bir yardımcıya da ihtiyacı bulunmayan Allah'a mahsustur." Öyleyse O'nun büyüklüğünü "Allahu Ekber" diyerek dile getir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle de: "Hamt, o Allah'a özgüdür ki, çocuk edinmemiştir; mülk ve yönetiminde ortağı yoktur; acizlik yüzünden dost edinmemiştir." Ve tekbir edip yücelt O'nu!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.