İsrâ suresi · 90–100. ayetler

İstenen mucizeler ve verilen cevap

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. İsrâ suresi, 90. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 90. ayet. وَقَالُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّىٰ تَفْجُرَ لَنَا مِنَ ٱلْأَرْضِ يَنۢبُوعًا

    Diyanet İşleri

    (90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

    Mehmet Okuyan

    (İnkârcılar) şöyle demişlerdi: "Bizim için yerden bir kaynak fışkırtıncaya kadar sana asla inanmayacağız.

    Mustafa İslamoğlu

    Nitekim demişlerdi ki: "(Ey Muhammed!) Bize yerden kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.

    Muhammed Esed

    Nitekim, "Ey Muhammed, bize yerden gözeler fışkırtmadıkça sana inanmayacağız" diyorlar,

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Bizim için arzdan bir pınar fışkırtmadıkça sana asla iman etmeyeceğiz. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça sana kesinlikle inanmayız."

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar: «Sen, dediler, bizim için yerden bir pınar fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.»

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Bize yeryüzünden bir kaynak fışkırtmadıkça sana inanmayız!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar,"Sen" dediler, "Bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız."

    Edip Yüksel

    Dediler ki: "Yerden bize bir kaynak fışkırtmadıkça seni onaylamayız."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'Yerden bize bir kaynak fışkırtmadıkça sana inanmayız.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve dediler: Biz sana asla inanmayız, ta ki bizim için şu yerden bir pınar akıtasın,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve biz dediler: sana ıhtimali yok inanmayız, ta ki bizim için şu yerden bir menba' akıtasın

    Erhan Aktaş

    "Yerden bizim için bir pınar fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Yerden bizim için bir pınar fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Yerden bizim için bir pınar fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız." dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça (tefcürelena) sana kesinlikle / asla inanmayız."

    Hasan Basri Çantay

    "Biz, dediler, sana kat'iyyen inanmayız. Taki bizim için şu yerden bir pınar akıtasın".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Sen, bize yerden bir kaynak fışkırtıncaya kadar sana asla inanmayacağız.

    Mehmet Alagaş

    (90-96) Dediler ki arzdan kaynak / memba fışkırtmadıkça sana inanmayız , ayrıca hurmadan ve üzümden bir bahçen olsun , aralarından da nehirler fışkırdıkça fışkırsın , v eya iddia ettiği n üzere semayı üzerimizde paramparça e dip üzerimize dökmelisin, veya Allah ve melekleri karşımıza getirsin, yahut senin altından bir evin olsun veya göğe ilerleyesin / terakki edesin, senin İlerlemene de inanmayız ta ki üzerimize okuyacağımız bir kitap da indiresin, deki Rabbimi tenzih ederim, ben beşer bir R esul değil miyim? Rehberlik / Hidayet geldikten sonra insanların inanmalarına engel olan şey / mâni olan şey Allah ancak bir beşer Resul mü yarattı demeleridir. De ki arzda memnun olarak / tatmin olmuş olarak yürüyen melekler olsaydı biz de semadan melek Resul indirirdik. Deki benimle siz arasında şahit olarak Allah yeterlidir. Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça asla sana iman etmeyeceğiz, demişlerdi.

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Yerden bize bir göze fışkırtmadıkça sana inanmayız!"

    Süleymaniye Vakfı

    (Mekkeli müşrikler) Dediler ki: "Bize yerden bir pınar fışkırtıncaya kadar sana asla inanmayacağız! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yunus 10/20, Hud 11/12, Ra'd 13/7, 27, Ankebut 29/50. İsrailoğulları Musa aleyhisselamdan benzer istekte bulunmuş (Tevrat /Çıkış 17:1-6; Çölde
      Sayım 20:1-11 — Eski Ahit, Çölde Sayım; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Çölde Sayım 20:1

      İsrail topluluğu birinci ay Zin Çölüne vardı, halk Kadeşte konakladı. Miryam orada öldü ve gömüldü.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) ve onun asasıyla vurduğu kayadan pınarlar fışkırmıştır (Bakara 2/60, A'raf 7/160). Mekke müşrikleri de benzer bir istekte bulunmuş oluyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki; "Bize bu topraktan akıp giden bir pınar fışkırtıncaya kadar sana inanacak değiliz.

    Şaban Britch

    Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça asla sana inanmayacağız, demişlerdi.

    Şaban Piriş

    -Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça asla sana inanmayacağız, demişlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler ki: "Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadığın sürece sana asla inanmayacağız!"

  2. İsrâ suresi, 91. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 91. ayet. أَوْ تَكُونَ لَكَ جَنَّةٌ مِّن نَّخِيلٍ وَعِنَبٍ فَتُفَجِّرَ ٱلْأَنْهَٰرَ خِلَٰلَهَا تَفْجِيرًا

    Diyanet İşleri

    (90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

    Mehmet Okuyan

    Veya sana ait bir hurma bahçen ve üzüm bağın olup içlerinden bolca ırmaklar akıtıncaya kadar (sana inanmayacağız).

    Mustafa İslamoğlu

    Veya senin hurma ağaçlarıyla ve asmalarla dolu bir bahçen olmalı; dahası onların arasından gürül gürül ırmaklar çağlatmalısın.

    Muhammed Esed

    "yahut hurma ağaçlarıyla, asmalarla dolu bir bahçen olmadıkça; ve onların arasında çağıl çağıl dereler akıtmadıkça;

    Ahmed Hulusi

    "Yahut senin hurma ağaçlarından ve üzümden bir bahçen olmalı, onların arasından gümbür gümbür nehirler fışkırtmalısın. "

    Ali Bulaç

    "Ya da sana ait hurmalıklardan ve üzümlerden bir bahçe olup aralarından şarıl şarıl akan ırmaklar fışkırtmalısın."

    Ali Özek ve heyeti

    «Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki, içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın.»

    Ali Rıza Safa

    Veya "Hurmalar ve üzümlerle dolu bir bahçen olmalı ve arasından çağıldayan ırmaklar akıtmalısın!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın."

    Edip Yüksel

    "Veya hurma ve üzüm bahçelerin olup aralarında ırmaklar fışkırtmalısın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Veya hurma ve üzüm bahçelerin olup aralarında ırmaklar fışkırtmalısın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    veya hurmalıklardan ve üzümlüklerden bir bahçen olsun da aralarında şarıl şarıl çaylar akıtasın,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yahud senin için hurmalıklardan ve üzümlüklerden bir bağçe ola da aralarında şarıl şarıl çaylar akıtasın

    Erhan Aktaş

    "Veya senin hurma ve üzüm bağlarından bir bahçen olmalı ve aralarından gürül gürül nehirler akıtmalısın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Veya senin hurma ve üzüm bağlarından bir bahçen olmalı ve aralarından gürül gürül nehirler akıtmalısın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Veya senin hurma ve üzüm bağlarından bir bahçen olmalı ve aralarından nehirler akıtmalısın.

    Gültekin Onan

    "Ya da sana ait hurmalıklardan ve üzümlerden bir bahçe olup aralarından şarıl şarıl akan ırmaklar fışkırtmalısın."

    Hasan Basri Çantay

    "Yahud senin hurmalık (lar) dan, üzümlük (ler) den bir bağçen olsun da aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtasın."

    İbni Kesir

    Veya hurmalıklardan ve üzümden bahçelerin olsun ve aralarında ırmaklar akıtmalısın.

    Mehmet Alagaş

    (90-96) Dediler ki arzdan kaynak / memba fışkırtmadıkça sana inanmayız , ayrıca hurmadan ve üzümden bir bahçen olsun , aralarından da nehirler fışkırdıkça fışkırsın , v eya iddia ettiği n üzere semayı üzerimizde paramparça e dip üzerimize dökmelisin, veya Allah ve melekleri karşımıza getirsin, yahut senin altından bir evin olsun veya göğe ilerleyesin / terakki edesin, senin İlerlemene de inanmayız ta ki üzerimize okuyacağımız bir kitap da indiresin, deki Rabbimi tenzih ederim, ben beşer bir R esul değil miyim? Rehberlik / Hidayet geldikten sonra insanların inanmalarına engel olan şey / mâni olan şey Allah ancak bir beşer Resul mü yarattı demeleridir. De ki arzda memnun olarak / tatmin olmuş olarak yürüyen melekler olsaydı biz de semadan melek Resul indirirdik. Deki benimle siz arasında şahit olarak Allah yeterlidir. Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Veya senin hurma bahçen ya da üzüm bağın olmadıkça ve de aralarından ırmaklar fışkırtmadıkça!"

    Süleyman Ateş

    "Yahut senin hurmalardan ve üzümlerden oluşan bir bahçen olmalı, aralarından ırmaklar fışkırtmalısın!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hurması ve üzümü olan bir bahçen de olabilir; ırmakları onların arasından da akıtabilirsin.

    Şaban Britch

    Veya senin hurma bahçen ya da üzüm bağın olmadıkça ve de aralarından ırmaklar fışkırtmadıkça!

    Şaban Piriş

    Veya senin hurma bahçen ya da üzüm bağın olmadıkça ve de aralarından ırmaklar fışkırtmadıkça!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yahut senin, hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olmalı. Onların aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın."

  3. İsrâ suresi, 92. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 92. ayet. أَوْ تُسْقِطَ ٱلسَّمَآءَ كَمَا زَعَمْتَ عَلَيْنَا كِسَفًا أَوْ تَأْتِىَ بِٱللَّهِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ قَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    (90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

    Mehmet Okuyan

    Veya iddia ettiğin gibi üzerimize gökten parçalar yağdırıncaya veya Allah'ı ve melekleri önümüze getirinceye dipnot 1 kadar (sana inanmayacağız).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:55; Nisâ 4:153; Furkân 25:21.

    Mustafa İslamoğlu

    Ya da sürekli iddia ettiğin gibi göğü başımızda paralamalı ve nihayet Allah'ı ve melekleri getirip karşımıza dikmelisin.

    Muhammed Esed

    yahut, tehdit edip durduğun gibi, göğü parça parça üzerimize düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri bizimle yüzyüze getirmedikçe;

    Ahmed Hulusi

    "Yahut tehdit ettiğin gibi semayı parça parça üzerimize düşürmelisin veya Allah'ı ve melekleri karşımıza kefil olarak getirmelisin. " (Allah ismiyle işaret edileni anlamayıp, O'nu gökte bir tanrı olarak düşündükleri için bunu söylüyorlar. )

    Ali Bulaç

    "Veya öne sürdüğün gibi, gökyüzünü üstümüze parça parça düşürmeli ya da Allah'ı ve melekleri karşımıza (şahid olarak) getirmelisin."

    Ali Özek ve heyeti

    "Yahut iddia ettiğin gibi, göğü üstümüze parça parça düşürmedikçe veya Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe;

    Ali Rıza Safa

    Veya "Öne sürdüğün gibi, üzerimize parçalar biçiminde gökyüzünü düşürmelisin!" veya "Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Yahut, iddia ettiğin gibi üzerimize gökten parçalar yağdırmalısın veya Allah'ı ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin."

    Edip Yüksel

    "Veya ileri sürdüğün gibi gökten üzerimize parçalar düşürmeli, yahut ALLAH'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Veya ileri sürdüğün gibi gökten üzerimize parçalar düşürmeli, yahut ALLAH'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    yahut iddia ettiğin gibi göğü üzerimize parça parça düşüresin veya Allah'ı ve melekleri kefil getiresin,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yahud zu'mettiğin gibi üzerimize Semayı kıt'a kıt'a düşüresin, yahud Allahı ve Melekleri kefil getiresin

    Erhan Aktaş

    "Veya iddia ettiğin gibi, göğü paramparça edip üzerimize yıkmalısın. Veya Allah'ı ve melekleri karşımıza çıkarmalısın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Veya iddia ettiğin gibi, göğü paramparça edip üzerimize yıkmalısın. Veya Allah'ı ve melekleri karşımıza çıkarmalısın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Veya iddia ettiğin gibi, göğü paramparça edip üzerimize yıkmalısın. Veya Allah'ı ve melekleri karşımıza çıkarmalısın.

    Gültekin Onan

    "Veya öne sürdüğün gibi, gökyüzünü üstümüze parça parça düşürmeli ya da Tanrı'yı ve melekleri karşımıza (şahid olarak) getirmelisin."

    Hasan Basri Çantay

    "Yahud iddia etdiğin gibi gök yüzünü üstümüze parça parça düşüresin veya Allahı ve melekleri kefil getiresin".

    İbni Kesir

    Yahut iddia ettiğin gibi göğü üzerimize parça parça düşüresin veya Allah ı ve melekleri karşımıza getiresin.

    Mehmet Alagaş

    (90-96) Dediler ki arzdan kaynak / memba fışkırtmadıkça sana inanmayız , ayrıca hurmadan ve üzümden bir bahçen olsun , aralarından da nehirler fışkırdıkça fışkırsın , v eya iddia ettiği n üzere semayı üzerimizde paramparça e dip üzerimize dökmelisin, veya Allah ve melekleri karşımıza getirsin, yahut senin altından bir evin olsun veya göğe ilerleyesin / terakki edesin, senin İlerlemene de inanmayız ta ki üzerimize okuyacağımız bir kitap da indiresin, deki Rabbimi tenzih ederim, ben beşer bir R esul değil miyim? Rehberlik / Hidayet geldikten sonra insanların inanmalarına engel olan şey / mâni olan şey Allah ancak bir beşer Resul mü yarattı demeleridir. De ki arzda memnun olarak / tatmin olmuş olarak yürüyen melekler olsaydı biz de semadan melek Resul indirirdik. Deki benimle siz arasında şahit olarak Allah yeterlidir. Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yahut iddia ettiğin gibi göğü üzerimize parça parça düşürmeli ya da karşımıza Allah’ı ve melekleri getirmelisin.

    Süleyman Ateş

    "Yahut zannettiğin gibi üzerimize gökten parçalar düşürmelisin, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin (onlar senin doğru söylediğine şahidlik etmelidirler)!"

    Süleymaniye Vakfı

    Ya da iddia ettiğin gibi gökyüzünü üstümüze parça parça düşürmelisin dipnot 1 veya Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sebe 34/9, Tur 52/43. Zamanında Şuayb aleyhisselamdan da benzer istekte bulunulmuştur (Şuara 26/187).
    2. metne dön, dipnot 2
      Furkan 25/21. İsrailoğulları Musa aleyhisselamdan benzer istekte bulunmuşlardır (Bakara 2/55, Nisa 4/153). Tevrat'ta, Rabbin görkeminin İsrailoğullarına bir bulut şeklinde göründüğü (Çıkış 16:10) ve yine Rabbin çölde onlara gece ve gündüz bir ateş ve bir bulut vasıtasıyla yol gösterdiği (Çıkış 40:38) şeklinde ifadeler vardır. Mekke müşrikleri de Muhammed aleyhisselamdan benzer isteklerde bulunmuş oluyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ya da sandığın gibi gökyüzünü üstümüze parça parça düşürürsün. Allah'ı ve melekleri karşımıza getirsen de olur.

    Şaban Britch

    Yahut iddia ettiğin gibi göğü üzerimize parça parça düşürmeli ya da (gözümüz) önüne Allah’ı ve melekleri getirmelisin.

    Şaban Piriş

    Yahut iddia ettiğin gibi göğü üzerimize parça parça düşürmeli ya da karşımıza Allah'ı ve melekleri getirmelisin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yahut iddia ettiğin gibi göğü, parçalar halinde üzerimize düşürmelisin, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza dikmelisin."

  4. İsrâ suresi, 93. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 93. ayet. أَوْ يَكُونَ لَكَ بَيْتٌ مِّن زُخْرُفٍ أَوْ تَرْقَىٰ فِى ٱلسَّمَآءِ وَلَن نُّؤْمِنَ لِرُقِيِّكَ حَتَّىٰ تُنَزِّلَ عَلَيْنَا كِتَٰبًا نَّقْرَؤُهُۥ قُلْ سُبْحَانَ رَبِّى هَلْ كُنتُ إِلَّا بَشَرًا رَّسُولًا

    Diyanet İşleri

    (90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

    Mehmet Okuyan

    Veya altından bir evin (köşkün) oluncaya ya da göğe yükselinceye kadar (sana inanmayacağız)! Bize, okuyacağımız bir kitap indirinceye kadar (göğe) yükselmene de dipnot 1 asla inanmayacağız!" dipnot 2 De ki: "Rabbim yücedir. Ben insan bir elçiden başka neyim ki!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:7-8; Yûnus 10:15-16, 20; Hûd 11:12; Ra‘d 13:27; Hicr 15:7, 14-15; İsrâ 17:59, 90-93; Enbiyâ 21:5; Furkân 25:4-5, 7, 21; ‘Ankebût 29:50-51; Zuhruf 43:53.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:25, 109, 111; A‘râf 7:146; Yûnus 10:33, 96; Hicr 15:13-15; Şu‘arâ 26:199; Sebe' 34:31.

    Mustafa İslamoğlu

    Veyahut da senin altından bir köşkün olmalı ya da semaya çıkmalısın; fakat semaya çıkman durumunda (dahi) oradan bize okuyacağımız bir kitap indirmedikçe yine de sana inanmayacağız." De ki: "Kudret ve yüceliğinde sınır bulunmayan sadece Rabbimdir; ben, fani bir elçiden başka neyim ki?"

    Muhammed Esed

    yahut altından (yapılmış) bir evin olmadıkça; yahut göğe yükselmedikçe -kaldı ki göğe yükselmene dahi, bize (oradan, kendi gözlerimizle) okuyabileceğimiz bir kitap getirmedikçe- inanmayız ya!" (Ey peygamber) de ki: "Kudret ve yüceliğinde sınırsız olan Rabbimdir! Ben ölümlü bir elçiden başka biri miyim ki?"

    Ahmed Hulusi

    "Yahut senin altından bir evin olmalı ya da semada uçmalısın. . . (Ayrıca) senin göğe uçmana da biz asla iman etmeyiz; ta ki, kendisini okuyacağımız bir yazılı madde kitabı gökten bizim üzerimize indirinceye kadar!". . . De ki: "Subhan'dır Rabbim! Rasul bir beşerden başka neyim ki?"

    Ali Bulaç

    "Yahut altından bir evin olmalı veya gökyüzüne yükselmelisin. Üzerimize bizim okuyabileceğimiz bir kitap indirinceye kadar senin yükselişine de inanmayız." De ki: "Rabbimi yüceltirim; ben, elçi olan bir beşerden başkası mıyım?"

    Ali Özek ve heyeti

    yahut altından bir evin olmadıkça veya göğe yükselmedikçe ve oradan, okuyacağımız bir kitabı bize indirmedikçe, sana asla inanmayacağız". (Ey Muhammed! Onlara de ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece elçi olan bir insanım."

    Ali Rıza Safa

    Veya "Altından yapılmış bir evin olmalı!" veya "Gökyüzüne yükselmelisin; okuyacağımız bir kitap indirmedikçe yükselmene de inanmayız!" De ki: "Benim Efendim, tüm yakıştırmalardan ayrıktır. Ben, elçi olan bir insanoğlundan başka bir şey miyim?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ya da altından bir evin olmalı veya göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece göğe çıktığına da asla inanmayız." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir peygamberim."

    Edip Yüksel

    "Ya da altın bir evin olmalı veya göğe yükselmelisin. Yükselsen bile okuyacağımız bir kitabı üzerimize indirmedikçe onu onaylamayız." De ki: "Efendim yücedir. Ben elçi olan bir insandan başka bir şey miyim ki!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ya da altın bir evin olmalı, veya göğe yükselmelisin. Yükselsen bile okuyacağımız bir kitabı üzerimize indirmedikçe ona inanmayız.' De ki: 'Rabbim yücedir. Ben elçi olan bir insandan başka bir şey miyim ki.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    veyahut altından bir evin olsun ya da gökyüzüne çıkasın; ona çıktığına da asla inanmayız; ta ki bize okuyacağımız bir mektup indiresin!" De ki: "Rabbimin şanı yücedir, ben sadece beşer olan bir peygamberim."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yahud senin altından bir evin olsun, Yahud Semaya çıkasın, ona çıktığına da asla inanmayız ta ki üzerimize okuyacağımız bir mektub indiresin, de ki: sübhanallah ben ancak beşer bir Resulüm

    Erhan Aktaş

    "Veya altından bir evin olmalı, ya da göğe yükselmelisin. Çıksan dahi, bize oradan okuyacağımız bir kitap indirmedikçe senin yükselişine asla inanmayız. De ki: "Benim Rabb'im noksanlıklardan arıdır. Ben, bir beşer ve resulden başka bir şey miyim ki?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Veya altından bir evin olmalı, ya da göğe yükselmelisin. Çıksan dahi, bize oradan okuyacağımız bir kitap indirmedikçe senin yükselişine asla inanmayız. De ki: "Benim Rabb'im noksanlıklardan arıdır. Ben, bir beşer ve resulden başka bir şey miyim ki?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Veya altından bir evin olmalı, ya da göğe yükselmelisin. Çıksan dahi, bize oradan okuyacağımız bir kitap indirmedikçe senin yükselişine asla inanmayız. De ki: "Benim Rabb'im noksanlıklardan arıdır. Ben, bir beşer ve rasulden başka bir şey miyim ki?"

    Gültekin Onan

    "Yahut altından bir evin olmalı veya gökyüzüne yükselmelisin. Üzerimize bizim okuyabileceğimiz bir kitap indirinceye kadar senin yükselişine de inanmayız" De ki: "Rabbimi yüceltirim; ben elçi olan bir beşerden başkası mıyım?"

    Hasan Basri Çantay

    "Yahud altından bir evin olsun, yahud semaya çıkasın. Ona çıkdığına da asla inanmayız a! Taki üstümüze okuyacağımız bir kitab indiresin"! (Şöyle) de: "Rabbimin şaanı yücedir. Ben (Allahın) resul (ü) bir beşerden başkası mıyım ki"?

    İbni Kesir

    Yahut da altundan bir evin olsun veya göğe yükselesin. Oradan bize okuyacağımız bir kitab indirilinceye kadar, senin yükselmene de inanmayacağız. De ki: Tenzih ederim Rabbımı. Ben, peygamber olarak gönderilmiş bir beşerden başkası değilim.

    Mehmet Alagaş

    (90-96) Dediler ki arzdan kaynak / memba fışkırtmadıkça sana inanmayız , ayrıca hurmadan ve üzümden bir bahçen olsun , aralarından da nehirler fışkırdıkça fışkırsın , v eya iddia ettiği n üzere semayı üzerimizde paramparça e dip üzerimize dökmelisin, veya Allah ve melekleri karşımıza getirsin, yahut senin altından bir evin olsun veya göğe ilerleyesin / terakki edesin, senin İlerlemene de inanmayız ta ki üzerimize okuyacağımız bir kitap da indiresin, deki Rabbimi tenzih ederim, ben beşer bir R esul değil miyim? Rehberlik / Hidayet geldikten sonra insanların inanmalarına engel olan şey / mâni olan şey Allah ancak bir beşer Resul mü yarattı demeleridir. De ki arzda memnun olarak / tatmin olmuş olarak yürüyen melekler olsaydı biz de semadan melek Resul indirirdik. Deki benimle siz arasında şahit olarak Allah yeterlidir. Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yahut da altından bir evin olsun veya göğe yükselesin. Oradan bize okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece, senin (göğe) yükselmene de inanmayacağız. De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, peygamber olarak gönderilmiş bir beşerden başkası değilim.

    Süleyman Ateş

    "Yahut altundan bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Ama, sen üzerimize, okuyacağımız bir Kitap indirmedikçe senin sadece göğe çıkmana da inanmayız!" De ki: "Rabbimin şanı yücedir. (Böyle şeyleri yapmak benim işim değildir). Ben, sadece elçi ol(arak gönderil)en bir insan değil miyim?"

    Süleymaniye Vakfı

    Yahut altınlarla bezenmiş bir evin olmalı veyahut gökyüzüne çıkmalısın. Oradan bize okuyacağımız bir belge dipnot 1 indirmedikçe çıktığına da asla inanmayız!" Sen de de ki: "Fesübhanallah! Ben elçi olarak gönderilmiş beşerden başka bir şey değilim dipnot 2 (bu dediklerinizi nasıl yapabilirim!)" dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhammed aleyhisselamın Allah'ın elçisi olduğunu gösteren birer belge talep etmektedirler (En'am 6/7, Müddessir 74/52).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Altından yapılmış bir evin olsa yahut gökyüzüne çıksan? Bize okuyacağımız bir kitap indirmedikçe çıktığına da inanacak değiliz ya." De ki "Rabbime boyun eğerim; ben elçi olan bir beşerden başka neyim ki?

    Şaban Britch

    Veya altından bir evin olmalı ya da göğe yükselmelisin. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe) çıktığına asla iman etmeyeceğiz. De ki: Rabbimi tenzih ederim, Ben, sadece beşer bir rasûlüm.

    Şaban Piriş

    -Veya altından bir evin olmalı ya da göğe yükselmelisin oradan bize okuyacağımız bir kitap getirmedikçe yine de sana inanmayacağız. De ki: -Rabbimi tenzih ederim, ben elçi olan bir insandan başka bir şey miyim?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yahut altından bir evin olmalı, yahut göğe yükselmelisin. Ancak senin göğe çıktığına, okuyacağımız bir kitabı bize indireceğin zamana kadar, asla inanmayız!" De ki: "Rabbimin şanı yücedir. Ben, insan bir resulden başka neyim ki?"

  5. İsrâ suresi, 94. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 94. ayet. وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤْمِنُوٓا۟ إِذْ جَآءَهُمُ ٱلْهُدَىٰٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ أَبَعَثَ ٱللَّهُ بَشَرًا رَّسُولًا

    Diyanet İşleri

    İnsanlara hidayet (Kur'an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak, "Allah, bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?" demeleri engel olmuştur.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte, kendilerine doğru yol bilgisi geldiği zaman insanları ona inanmaktan alıkoyan şey, sadece şöyle akıl yürütmeleriydi: "Ne yani, şimdi Allah fani bir insanı mı elçi olarak gönderdi?"

    Muhammed Esed

    (İşte bunun gibi,) insanlara (bir peygamber eliyle) doğru yol bilgisi geldiği zaman onları (ona) inanmaktan alıkoyan, onların: "Allah ölümlü bir insanı mı elçi olarak gönderdi?" diye itiraz etmelerinden başka bir şey değildir.

    Ahmed Hulusi

    Kendilerine hakikat geldiğinde, insanların iman etmelerine mani olan: "Allah, rasul bir beşer ba's etti!" demeleridir.

    Ali Bulaç

    Kendilerine hidayet geldiği zaman, insanları inanmaktan alıkoyan şey, onların: "Allah, elçi olarak bir beşeri mi gönderdi?" demelerinden başkası değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların (buna) inanmalarını sırf, «Allah, peygamber olarak bir beşeri mi gönderdi?» demelerini engellemiştir.

    Ali Rıza Safa

    İnsanlara yol gösteren geldiğinde, onları inanmaktan alıkoyan, "Allah, elçi olarak, bir insanoğlunu mu gönderdi?" demelerinden başka bir şey değildir.

    Bayraktar Bayraklı

    Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların buna inanmalarını sırf, "Allah, peygamber olarak bir beşer mi gönderdi?" demeleri engellemiştir.

    Edip Yüksel

    Kendilerine hidayet geldiğinde, halk: "ALLAH bir insanı mı elçi olarak gönderdi" diyerek onaylamadı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine hidayet geldiğinde, halk: 'ALLAH bir insanı mı elçi olarak gönderdi,' diyerek inanmadı

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendilerine doğru yolu gösteren rehber geldiğinde insanların iman etmelerine ancak şöyle demeleri engel oldu: "Allah bir insanı mı peygamber gönderdi?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kendilerine doğru yolu gösteren hidayetci geldiğinde nasın iyman etmelerine ancak şöyle demeleri mani' oldu: Allah bir beşeri mi Resul gönderdi?

    Erhan Aktaş

    İnsanlara, doğru yola ileten rehber gelince, onları iman etmekten alıkoyan şey, "Allah, ölümlü bir beşeri mi resul gönderdi?" şeklindeki anlayışlarıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnsanlara, doğru yola ileten rehber gelince, onları iman etmekten alıkoyan şey, "Allah, ölümlü bir beşeri mi resul gönderdi?" şeklindeki anlayışlarıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanlara, doğru yola ileten rehber gelince, onları iman etmekten alıkoyan şey, "Allah, ölümlü bir beşeri mi rasul gönderdi?" diye düşünmeleridir.

    Gültekin Onan

    Kendilerine hidayet geldiği zaman insanları inanmaktan alıkoyan şey, onların: "Tanrı, elçi olarak bir beşeri mi gönderdi?" demelerinden başkası değildir.

    Hasan Basri Çantay

    İnsanların — kendilerine hidayet (rehberi) geldiği zaman iman etmelerini "Allah bir beşeri mi peygamber gönderdi?" demelerinden başka bir şey men' etmedi.

    İbni Kesir

    Onlara hidayet geldiği zaman; insanları inanmaktan alıkoyan, sadece: Allah peygamber olarak bir beşeri mi göndermiştir? demeleridir.

    Mehmet Alagaş

    (90-96) Dediler ki arzdan kaynak / memba fışkırtmadıkça sana inanmayız , ayrıca hurmadan ve üzümden bir bahçen olsun , aralarından da nehirler fışkırdıkça fışkırsın , v eya iddia ettiği n üzere semayı üzerimizde paramparça e dip üzerimize dökmelisin, veya Allah ve melekleri karşımıza getirsin, yahut senin altından bir evin olsun veya göğe ilerleyesin / terakki edesin, senin İlerlemene de inanmayız ta ki üzerimize okuyacağımız bir kitap da indiresin, deki Rabbimi tenzih ederim, ben beşer bir R esul değil miyim? Rehberlik / Hidayet geldikten sonra insanların inanmalarına engel olan şey / mâni olan şey Allah ancak bir beşer Resul mü yarattı demeleridir. De ki arzda memnun olarak / tatmin olmuş olarak yürüyen melekler olsaydı biz de semadan melek Resul indirirdik. Deki benimle siz arasında şahit olarak Allah yeterlidir. Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsanlara hidayet geldiği halde, onların iman etmesine engel olan şey “Allah, rasûl olarak bir insan mı gönderdi?” demelerinden başkası değildir.

    Süleyman Ateş

    Zaten kendilerine hidayet geldiği zaman insanları doğru yola gelmekten alıkoyan şey, hep: "Allah, bir insanı elçi mi gönderdi?" demeleridir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerine doğru yolu gösteren kişi gelince bu insanları inanmaktan alıkoyan şu sözleridir: "Allah elçi olarak bir adamı (beşer) mı gönderdi?"

    Şaban Britch

    İnsanlara hidayet geldiği halde, onların iman etmesine engel olan şey “Allah, rasûl olarak bir insan mı gönderdi?” demelerinden başkası değildir.

    Şaban Piriş

    İnsanlara kılavuz geldiği halde, onların inanmasına "Allah elçi olarak bir insan mı gönderdi?" demeleri engel olmaktadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendilerine hak kılavuzcusu geldiğinde, insanların iman etmelerine, şöyle demelerinden başka bir şey engel olmadı: "Allah, bir insan mı resul gönderdi?"

  6. İsrâ suresi, 95. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 95. ayet. قُل لَّوْ كَانَ فِى ٱلْأَرْضِ مَلَٰٓئِكَةٌ يَمْشُونَ مُطْمَئِنِّينَ لَنَزَّلْنَا عَلَيْهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَلَكًا رَّسُولًا

    Diyanet İşleri

    De ki: "Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine) yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Yerde yerleşip yürüyenler melekler olsaydı, elbette biz de gökten onlara elçi melek indirirdik." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanlara insan bir peygamber gönderilmesinin nedeni onun örnek alınabilmesi ve ilahi prensiplerin insanlar tarafından uygulanabilir olduğunu gösterip öğretmesidir. Müşriklerin melek peygamber beklentisinin muhtemel sebebi, mahşerde "biz melek değiliz ki melekleri nasıl örnek alalım" demeleri, böyle bir bahaneye sığınmalarıdır. Yüce Allah onların bu türden beklentilerini reddetmektedir. Yeryüzünün sakinleri insanlar oldukları için elçiler de insanlardan seçilmiştir. Benzer mesaj: En‘âm 6:9.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlara de ki: "Eğer yeryüzünde salına salına dolaşanlar melekler olsaydı, elbet Biz de onlara elçi olarak gökten bir melek indirirdik."

    Muhammed Esed

    Onlara (şu sözümüzü) ilet: "Eğer yeryüzünde yurt tutup dolaşan melekler olsaydı, o zaman onlara elçi olarak şüphesiz gökten bir melek indirirdik!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Eğer arzda yaşayanlar yürüyen melekler olsaydı, elbette onlar üzerine semadan melek bir Rasul indirirdik. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Eğer yeryüzünde (insan değil de) tatmin bulmuş yürüyen melekler olsaydı, biz de onlara gökten elçi olarak elbette melek gönderirdik."

    Ali Özek ve heyeti

    Şunu söyle: Eğer yeryüzünde yerleşmiş gezip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten, peygamber olarak bir melek gönderirdik.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Yeryüzünde yerleşik olarak dolaşanlar melekler olsaydı, onlara elçi olarak, kesinlikle gökten melek indirirdik!"

    Bayraktar Bayraklı

    Şunu söyle: "Eğer yeryüzünde yerleşmiş, gezip dolaşanlar melekler olsaydı, elbette onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik."

    Edip Yüksel

    De ki: "Yeryüzünde yerleşip dolaşan melekler olsaydı onlara gökten bir meleği elçi gönderirdik."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'Yeryüzünde yerleşip dolaşan melekler olsaydı onlara gökten bir meleği elçi gönderirdik.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Söyle onlara: "Eğer yeryüzünde uslu uslu yürüyen melekler olsaydı, elbette onlara gökten melek olan bir peygamber gönderirdik!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Söyle onlara eğer, Arzda hep uslu uslu yürüyen Melaike olsa idi elbette onlara Semadan Melek bir Resul gönderdik

    Erhan Aktaş

    De ki: "Eğer yeryüzünün sakinleri melekler olsaydı, elbette onlara gökten resul olarak bir melek gönderirdik."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Eğer yeryüzünün sakinleri melekler olsaydı, elbette onlara gökten resul olarak bir melek gönderirdik."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Eğer yeryüzünün sakinleri melekler olsaydı, elbette onlara gökten rasul olarak bir melek gönderirdik."

    Gültekin Onan

    De ki: "Eğer yeryüzünde (insan değil de) tatmin bulmuş yürüyen melekler olsaydı, biz de onlara gökten elçi olarak elbette melek gönderirdik."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Eğer (yüzün) de (insanlar gibi) sakin sakin yürüyen melekler olsaydı biz ancak onlara gökden melek bir peygamber gönderirdik".

    İbni Kesir

    De ki: Eğer yeryüzünde yerleşmiş dolaşan melekler olsaydı; Biz, ancak onlara peygamber olarak gökten bir melek indirirdik.

    Mehmet Alagaş

    (90-96) Dediler ki arzdan kaynak / memba fışkırtmadıkça sana inanmayız , ayrıca hurmadan ve üzümden bir bahçen olsun , aralarından da nehirler fışkırdıkça fışkırsın , v eya iddia ettiği n üzere semayı üzerimizde paramparça e dip üzerimize dökmelisin, veya Allah ve melekleri karşımıza getirsin, yahut senin altından bir evin olsun veya göğe ilerleyesin / terakki edesin, senin İlerlemene de inanmayız ta ki üzerimize okuyacağımız bir kitap da indiresin, deki Rabbimi tenzih ederim, ben beşer bir R esul değil miyim? Rehberlik / Hidayet geldikten sonra insanların inanmalarına engel olan şey / mâni olan şey Allah ancak bir beşer Resul mü yarattı demeleridir. De ki arzda memnun olarak / tatmin olmuş olarak yürüyen melekler olsaydı biz de semadan melek Resul indirirdik. Deki benimle siz arasında şahit olarak Allah yeterlidir. Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Şayet yeryüzünde yerleşmiş, yürüyen melekler olsaydı Biz onlara gökten melek bir peygamber gönderirdik."

    Süleyman Ateş

    De ki: "Eğer yer yüzünde uslu uslu yürüyen melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir meleği elçi gönderirdik."

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Yeryüzünde yerleşip dolaşanlar melekler olsaydı biz de gökten onlara elçi olarak bir melek indirirdik." dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanlara elçi olarak melek gönderilecek olsa "o bir melek, biz nasıl onun yaptıklarını yapabiliriz! O kim, biz kimiz!"denilecek ve örnek alınması mümkün olmayacaktı. Bu da örneksiz, pratiği olmayan bir din ve hayatın dışında kalacak bir resul / elçi ortaya çıkaracaktı. Halbuki yaptığı her şeyi güzel yapan Allah, böyle bir şeye imkan vermemiş, beşer cinsine yine kendi cinsinden ve yemek yiyen, çarşıda pazarda dolaşan beşer elçiler göndermiştir (Maide 5/75, İbrahim 14/11, Enbiya 21/8, Mü'minun 23/33, Furkan 25/20, Zuhruf 43/59-60).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Yeryüzüne yerleşip dolaşanlar melekler olsaydı, onlara elçi olarak elbette gökten bir melek gönderirdik."

    Şaban Britch

    De ki: Eğer yeryüzünde huzur içinde yürüyen melekler (peygamber) olsaydı; biz de onlara gökten rasûl olarak elbette melek gönderirdik.

    Şaban Piriş

    De ki: -Eğer yeryüzünde yürüyen ve nimetlerinden istifade eden melekler olsaydı; biz onlara elçi olarak gökten bir melek indirirdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Eğer yeryüzünde doygunluğa ulaşmış melekler dolaşır olsaydı, elbette gökten onlara bir melek resul gönderirdik."

  7. İsrâ suresi, 96. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 96. ayet. قُلْ كَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًۢا بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرًۢا بَصِيرًا

    Diyanet İşleri

    De ki: "Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarından hakkıyla haberdardır, onları hakkıyla görendir."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, görendir."

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Benimle sizin aranızda (bütün bu olan bitenlere) şahit olarak Allah yeter: Çünkü o kullarıyla ilgili her habere (daha kaynağında) vakıf olan, onların her halini bizzat görendir."

    Muhammed Esed

    De ki: "Benimle sizin aranızda Allah'tan başkası tanıklık edemez; kullarından (onların kalplerinde olanı bütün açıklığıyla) görerek haberdar olan O'dur".

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak, Esma'sıyla hakikatim olan Allah yeterlidir! Muhakkak ki O, kullarıyla Habiyr'dir, Basıyr'dir. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Benimle aranızda şahid olarak Allah yeter; kuşkusuz O, kullarından gerçeğiyle haberdardır, görendir."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Benimle sizin aranızda gerçek şahit olarak Allah kâfidir. Zira O, kullarını hakikaten bilip görmektedir.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Aramızda Tanık olarak, Allah yeterlidir. Kuşkusuz, O, kullarından Haberlidir; Görendir!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Benimle sizin aranızda gerçek şahit olarak Allah yeterlidir. Zira O, kullarını bilip görmektedir."

    Edip Yüksel

    De ki: "Benimle sizin aranızda ALLAH tanıktır. O, kullarından haber alır, görür."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'Benimle sizin aranızda ALLAH tanıktır. O, kullarından haber alır, görür.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Allah, sizinle benim aramda şahit olarak yeter. Gerçekten O, kullarından haberdardır, çok iyi görendir."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: Allah sizinle benim aramda şahid yeter, her halde o, kullarına habir basir bulunuyor

    Erhan Aktaş

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Kuşkusuz O, kulları için Her Şeyden Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter." Kuşkusuz O, kulları için Her Şeyden Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter." Kuşkusuz O, kulları için Her Şeyden Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir.

    Gültekin Onan

    De ki: "Benimle aranızda şahid olarak Tanrı yeter; kuşkusuz O, kullarından gerçeğiyle haberdardır, görendir."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Benimle sizin aranızda hakıyki şahid olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarının (her şeyinden) cidden haberdardır, kemaliyle görendir".

    İbni Kesir

    De ki: Şahid olarak, benim ve sizin aranızda Allah yeter. Muhakkak ki O; kulları için Habir'dir, Basir'dir.

    Mehmet Alagaş

    (90-96) Dediler ki arzdan kaynak / memba fışkırtmadıkça sana inanmayız , ayrıca hurmadan ve üzümden bir bahçen olsun , aralarından da nehirler fışkırdıkça fışkırsın , v eya iddia ettiği n üzere semayı üzerimizde paramparça e dip üzerimize dökmelisin, veya Allah ve melekleri karşımıza getirsin, yahut senin altından bir evin olsun veya göğe ilerleyesin / terakki edesin, senin İlerlemene de inanmayız ta ki üzerimize okuyacağımız bir kitap da indiresin, deki Rabbimi tenzih ederim, ben beşer bir R esul değil miyim? Rehberlik / Hidayet geldikten sonra insanların inanmalarına engel olan şey / mâni olan şey Allah ancak bir beşer Resul mü yarattı demeleridir. De ki arzda memnun olarak / tatmin olmuş olarak yürüyen melekler olsaydı biz de semadan melek Resul indirirdik. Deki benimle siz arasında şahit olarak Allah yeterlidir. Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Zira O, kullarını hakikaten bilip görendir.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter. O, kulları(nın halleri)ni haber alır, görür."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Allah kullarının içini bilir ve onları görür."

    Şaban Britch

    De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Zira O, kullarını hakikaten bilip, görendir.

    Şaban Piriş

    De ki: -Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O kullarından haberdardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, kullarından haberdardır, onları görmektedir."

  8. İsrâ suresi, 97. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 97. ayet. وَمَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُمْ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِهِۦ وَنَحْشُرُهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ عُمْيًا وَبُكْمًا وَصُمًّا مَّأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ كُلَّمَا خَبَتْ زِدْنَٰهُمْ سَعِيرًا

    Diyanet İşleri

    Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir. Cehennemin ateşi dindikçe, onlara çılgın ateşi artırırız.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın hidayet ettiği kişi doğru yola ulaş(tırıl)mıştır. Saptırdığı (sapkınlığını onayladığı) kişi içinse O'ndan başka (O'na rağmen) dostlar (yardımcılar) bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır olarak yüzüstü bir araya toplayacağız. dipnot 1 Onların barınağı, ateşi her yavaşladıkça alevini artıracağımız cehennemdir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet İsrâ 17:72, Tâhâ 20:124-127, Neml 27:90, Ahzâb 33:66 ve Kamer 54:48. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet A‘râf 7:178, İsrâ 17:15 ve Kehf 18:17. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Nitekim, her kime Allah rehberlik etmişse işte odur doğru yola ulaşan; kimi de sapıklığa terk etmişse, artık böylelerini O'na karşı savunacak dostlar bulamazsın. Ve Biz Kıyamet Günü onları (dehşetten kararmış olan) yüzleri yerde, (hakikati) görmez, işitmez ve söylemez birileri olarak toplayacağız; varış yerleri, ne zaman yatışır gibi olsa kavurucu alevini tekrar kışkırtacağımız cehennem olacaktır.

    Muhammed Esed

    Allah'ın yol gösterdiği kimsedir doğru yola erişen; O'nun saptırdığı kimselere gelince, böylelerini O'na karşı koruyacak kimse bulamazsın: Biz onları Kıyamet Günü, varacakları yer cehennem olmak üzere, yüzleri yerde, körler, dilsizler ve sağırlar olarak toplayacağız; (ve) ne zaman (ateş) yatışır gibi olsa, (onu hemen) harlı alevlerle onlar için canlandıracağız.

    Ahmed Hulusi

    Allah, kimi hakikate yönlendirirse, işte odur hakikati bulan! Kimi de saptırırsa, artık onlar için O'nun dununda veliler bulamazsın! Kıyamet sürecinde onları körler (Hakikati görmeyen); lal olmuşlar (Hakikati dillendirmeyenler); ve sağırlar (Hakikati algılamayanlar) olarak yüzleri üzere haşr ederiz! Onların barınağı Cehennem'dir! Alevi söndükçe, onlara ateşlerini artırırız!

    Ali Bulaç

    Allah, kimi hidayete erdirirse, işte o, hidayet bulmuştur, kimi saptırırsa onlar için O'nun dışında asla veliler bulamazsın. Kıyamet günü, biz onları yüzükoyun körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. Onların barınma yerleri cehennemdir; ateşi sükun buldukça, çılgın alevini onlara arttırırız.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah kime hidayet verirse, işte doğru yolu bulan odur, kimi de hidayetten uzak tutarsa, artık onlara, Allah’tan başka dostlar bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşrederiz. Onların varacağı ve kalacağı yer cehennemdir ki, ateşi yavaşladıkça onun alevini artırırız.

    Ali Rıza Safa

    Allah, kime yol gösterirse, artık, o, doğru yolu bulmuştur. Ve kimi saptırırsa, artık onlar için, O'ndan başka bir de ayrıca dostlar bulamazsın. Yeniden Yaratılış Günü'nde de kör olarak, dilsiz olarak ve sağır olarak onları toplarız. Kalacakları yer cehennemdir; yatışır gibi olursa, çılgın ateşi canlandıracağız.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah kimi doğru yola iletirse, işte doğru yolu bulan odur; kimi de şaşırtırsa, artık onlara Allah'tan başka dost bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşrederiz. Onların varacağı ve kalacağı yer, ateşi sönmeye yüz tutunca onun alevini arttıracağımız cehennemdir.

    Edip Yüksel

    ALLAH kime yol gösterirse o kişi doğruyu bulmuştur. Kimi de saptırırsa onlar için O'ndan başka bir koruyucu da bulamazsın. Diriliş günü de onları kör, dilsiz ve sağır olarak yaka paça toplarız. Cehennemdir yerleri. Soğudukça alevlerini arttırırız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH kime yol gösterirse o kişi doğruyu bulmuştur. Kimi de saptırırsa onlar için O'ndan başka bir koruyucu da bulamazsın. Diriliş günü de onları kör, dilsiz ve sağır olarak yaka paça toplarız. Cehennemdir yerleri. Soğudukça alevlerini arttırırız

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve Allah her kime hidayet ederse, o doğru yolu tutar; her kimi de sapıklık içinde bırakırsa, artık onlar için Allah'tan başka yardımcılar bulamazsın. Ve Biz onları kıyamet günü, kör, dilsiz, sağır oldukları halde yüzükoyun haşrederiz; varacakları yer cehennemdir; alevi dindikçe onlara ateşi artırırız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve her kime Allah hidayet ederse o doğru yolu tutar, her kimi de dalalette bırakırsa artık onlar için onun berisinden veliler bulamazsın ve biz onları Kıyamet günü kör, dilsiz, sağır oldukları halde yüzleri üstü haşrederiz, varacakları yer Cehennem, her dindikçe onlara bir sair artırırız

    Erhan Aktaş

    Allah, kime hidayet etmişse, dipnot 1 işte o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, dipnot 1 onun için, O'ndan başka veliler bulamazsın. Kıyamet Günü, onları; kör, sağır ve dilsiz olarak yüzüstü sürünür durumda mahşer yerine toplarız. Onların varacakları yer Cehennem'dir. O ne zaman dinse, onlara ateşi artırırız.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 16:9. ayetin 3. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, kime hidayet etmişse dipnot 1 , işte o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa dipnot 1 , onun için, O'ndan başka veliler bulamazsın. Kıyamet Günü, onları; kör, sağır ve dilsiz olarak yüzüstü sürünür durumda mahşer yerine toplarız. Onların varacakları yer Cehennem'dir. O ne zaman dinse, onlara ateşi artırırız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, sapkınlığı hak edeni, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi hak edeni, doğru yola iltilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, kime hidayet etmişse dipnot 1 , işte o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa dipnot 1 , onun için, O'ndan başka bir sahip bulamazsın. Kıyamet Günü, onları; kör, sağır ve dilsiz olarak yüzüstü sürünür durumda mahşer yerine toplarız. Onların varacakları yer Cehennem'dir. O ne zaman dinse, onlara ateşi artırırız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğünü. Bu terkip; Allah, doğru yola iletilmeyi hak edeni, isteyeni doğru yola iletir; sapkınlıkta kalmayı hak edeni, isteyeni de sapkınlıkta bırakır; sapkınlığı gerektiren şeyler yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Hidayet ve dalalet konusu insanın dilemesiyle ilişkilidir. Allah, hiç kimseyi ne zorla hidayete erdirir ne de dalalete düşürür. İman ve inkar konusunda sorumluluk bütünüyle insana aittir.

    Gültekin Onan

    Tanrı, kimi hidayete erdirirse, işte o, hidayet bulmuştur, kimi saptırırsa onlar için O'nun dışında asla veliler bulamazsın. Kıyamet günü, biz onları yüzükoyun körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. Onların barınma yerleri cehennemdir; ateşi sükun buldukça, çılgın alevini onlara arttırırız.

    Hasan Basri Çantay

    Allah kime hidayet (nasıyb) ederse işte o, doğru yolu bulmuşdur. Kimi de şaşırırsa artık bunlar için Ondan başka asla yardımcılar bulamazsın. Biz onları kıyamet günü körler, dilsizler, sağırlar olarak yüzükoyun hasredeceğiz. Onların varacağı yer cehennemdir ki ateşi yavaşladıkça biz onun alevini artırırız.

    İbni Kesir

    Allah kimi hidayete erdirirse; o, hidayete ermiştir. Kimi da dalalete düşürürse; O'ndan başka onlar için dostlar bulamazsın. Biz, onları kıyamet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. Yurtları cehennemdir. O ne zaman sönmeye yüz tutsa; hemen alevini artırırız.

    Mehmet Alagaş

    (97-100) Kime Allah rehberlik ediyorsa artık o yola girendir. Kimi de saptırıyorsa, onlara O'ndan başka dostlar bulamazsın onları kalkış gününde yüzleri üzere kör dilsiz ve sağır bir araya getiririz, gidecekleri yer cehennemdir, her dindiğinde alevini artırırız, bu onların cezasıdır , çünkü onlar ayetlerimizi yok saydılar ve dediler ki kemik ve ufalanmış toz o lduğumuz zaman mı biz yeni bir yaratılışla diriltileceğiz? Hiç görmediler mi? Muhakkak ki Allah semaları ve arzı yarattı onların benzerini yaratmaya da güç yeti rendir, onları süreli yaptı, bu konuda herhangi bir şüphe de yoktur , zalimler küfürde diklendiler. De ki şayet, siz Rabbimin rahmet hazinelerine malik olsaydınız o vakit harcanma / tükenme korkusundan elinizde tutardınız, muhakkak ki insan cimridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah kimi doğru yola iletirse, işte o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, artık onlar için Allah’tan başka veli bulamazsın. Biz onları kıyamet günü yüzleri üzeri, kör, sağır ve dilsiz olarak haşrederiz. Varacakları sığınakları Cehennem'dir. Sönmeye yüz tuttukça onun alevini artırırız.

    Süleyman Ateş

    Allah kime hidayet ederse, işte doğru yolu bulan odur. Kimi de sapıklıkta bırakırsa artık onlar için O'ndan başka veliler bulamazsın. Kıyamet günü onları, yüzükoyun, kör, dilsiz ve sağır bir halde süreriz. Varacakları yer cehennemdir. Ateş her dindikçe, onlara çılgın alevi artırırız.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah kimin doğru yolda olduğunu onaylarsa o, hidayete ermiş olur. Kimin de yoldan saptığını onaylarsa sen artık onlar için Allah ile aralarına girecek hiçbir veli / yakın dost bulamazsın. dipnot 1 Onları kıyamet /mezardan kalkış günü yüzleri yere bakar bir şekilde, kör, dilsiz ve sağırlar olarak toplarız. dipnot 2 Onların varıp kalacakları yer cehennemdir; ateşi her ne zaman sakinleşse onlar için alevi daha da artırırız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah kimi yoluna kabul ederse doğru yolda olan odur. Kimi de sapık sayarsa Allah ile arasında (onu yola gelmiş sayacak) dostlar bulamazsın dipnot 1 . Onları (mezardan) kalkış günü yüzükoyun halde kör, dilsiz ve sağırlar olarak bir araya getiririz. Yerleşecekleri yer cehennemdir; ne zaman ateşi azalsa alevini artırırız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu konudaki karar yalnız Allah'a aittir.

    Şaban Britch

    Allah kime doğru yolu iletirse işte, o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, artık onlar için Allah’tan başka veli bulamazsın. Biz onları Kıyamet günü yüzleri üzeri, kör, sağır ve dilsiz olarak haşrederiz. Varacakları sığınakları Cehennem'dir. Sönmeye yüz tuttukça onun alevini artırırız.

    Şaban Piriş

    Allah kime doğru yolu gösterirse o doğru yolu bulmuştur. Kimi de sapıklıkta bırakırsa, artık onlar için Allah'tan başka veli bulamazsın. Biz onları Kıyamet günü yüzleri üzeri, kör, sağır ve dilsiz olarak haşrederiz. Varacakları yer cehennemdir. Sönmeye yüz tuttukça onun alevini artırırız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah kime hidayet verirse doğru olan yolu bulan odur. Kimi de şaşırtırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Kıyamet günü böylelerini kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzleri üstüne sürerek haşrederiz. Varacakları yer cehennemdir ki, alevi dindikçe kızgın ateşini körükleyiveririz.

  9. İsrâ suresi, 98. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 98. ayet. ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُم بِأَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَقَالُوٓا۟ أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًا وَرُفَٰتًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَدِيدًا

    Diyanet İşleri

    Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar ayetlerimizi inkar ettiler ve, "Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?" dediler.

    Mehmet Okuyan

    Ayetlerimizi inkâr etmeleri ve "Biz kemik ve ufalanmış toprak olmuşken mi yepyeni bir varlık olarak mı diriltilecekmişiz?" dipnot 1 demeleri nedeniyle cezaları işte budur. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Ra‘d 13:5; İsrâ 17:49; Meryem 19:66; Mü'minûn 23:35, 82; Neml 27:67; Secde 32:10; Yâsîn 36:78; Sâffât 37:16, 53; Duhân 44:35; Kâf 50:3, 15; Vâkı‘a 56:47; Teğâbun 64:7; Nâzi‘ât 79:11.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette "sebep-sonuç" ilişkisi vardır. Vahyi/ayetleri ve ahireti inkâr etmek "sebep", cehennem/ceza ise "sonuç"tur.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu onların, Bizim ayetlerimizi inkarda ısrar etmelerinin ve "Ne yani, şimdi biz kemiğe, toza-toprağa karıştıktan sonra yepyeni bir yaratılışla tekrar mı diriltileceğiz?" demelerinin bir karşılığı olacak.

    Muhammed Esed

    Bu, onların mesajlarımızı inkar ederek ve "Demek, biz kemiğe, toza toprağa dönüştükten sonra gerçekten yepyeni bir yaratma eylemiyle diriltileceğiz, öyle mi?" diyerek hak ettikleri bir karşılık olacak.

    Ahmed Hulusi

    İşte bu onların yaptıklarının sonucudur! Çünkü onlar kendilerindeki işaretlerimizi, hakikat bilgisini inkar edenlerdi ve: "Biz kemik yığını ve toz toprak olduğumuzda mı, gerçekten yepyeni bir yaradılış ile ba'solunacaklarız?" dediler.

    Ali Bulaç

    Bu, şüphesiz, onların ayetlerimizi inkar etmelerine ve: "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" demelerine karşılık cezalarıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    Cezaları işte budur! (Bu,) onların, âyetlerimizi inkâr etmeleri ve: «Sahi bizler, bir kemik yığını ve kokuşmuş toprak olduktan sonra yeni bir yaratılışla diriltilmiş mi olacağız?» demeleri sebebiyledir.

    Ali Rıza Safa

    Onların cezası, işte böyledir. Çünkü ayetlerimizi inkar ettiler ve şöyle dediler: "Kemik ve toz toprağa dönüştüğümüzde mi? Gerçekten, yeni bir yaratılışla yeniden yaratılacak mıyız?"

    Bayraktar Bayraklı

    İşte onların bu cezası, ayetlerimizi inkar etmiş olmalarından ve"Biz kemik ve ufalanmış toprak olduğumuz zaman da mı, yeniden yaratılarak dirileceğiz?" demelerindendir.

    Edip Yüksel

    Ayetlerimizi yalanladıkları, "Kemik ve ufalanmış toprak olduktan sonra biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz!" dedikleri için cezaları budur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ayetlerimizi yalanladıkları, 'Kemik ve ufalanmış toprak olduktan sonra biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz,' dedikleri için cezaları budur

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu, onların cezasıdır, çünkü onlar ayetlerimizi inkar ettiler ve: "Sahi biz bir yığın kemik ve ufalanıp tozduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O onların cezalarıdır, çünkü onlar ayetlerimize küfrettiler de: ya biz bir yığın kemik olduğumuz ve ufalanıp tozduğumuz vakıt mı, biz mi cidden yeni bir hılkatle ba'solunacağız? dediler.

    Erhan Aktaş

    Onların, cezalandırılmalarının nedeni, ayetlerimizi inkar etmelerinden ve "Biz bir yığın kemik ve ufalanmış toz haline geldikten sonra mı yeni bir yaratılışla diriltilecekmişiz?" diye alay etmeleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların, cezalandırılmalarının nedeni, ayetlerimizi inkar etmelerinden ve "Biz bir yığın kemik ve ufalanmış toz haline geldikten sonra mı yeni bir yaratılışla diriltilecekmişiz?" diye alay etmeleridir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların, cezalandırılmalarının nedeni, ayetlerimizi inkar etmelerinden ve "Biz bir yığın kemik ve ufalanmış toz haline geldikten sonra mı yeni bir yaratılışla diriltilecekmişiz?" diye alay etmeleridir.

    Gültekin Onan

    Bu, şüphesiz, onların ayetlerimize küfretmelerine ve: "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" demelerine karşılık cezalarıdır.

    Hasan Basri Çantay

    Bu, onların cezasıdır. Çünkü, onlar ayetlerimizi tanımayarak kafir oldular, "Bir yığın kemik ve kırıntı olunca mı, hakıykaten biz mi yeni bir yaratılışla diriltilecekmişiz?" dediler.

    İbni Kesir

    Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar; ayetlerimize küfrettiler ve: Kemik, ufalanmış toprak olduğumuzdan sonra mı, biz mi, yeniden bir yaratılışla diriltileceğiz? dediler.

    Mehmet Alagaş

    (97-100) Kime Allah rehberlik ediyorsa artık o yola girendir. Kimi de saptırıyorsa, onlara O'ndan başka dostlar bulamazsın onları kalkış gününde yüzleri üzere kör dilsiz ve sağır bir araya getiririz, gidecekleri yer cehennemdir, her dindiğinde alevini artırırız, bu onların cezasıdır , çünkü onlar ayetlerimizi yok saydılar ve dediler ki kemik ve ufalanmış toz o lduğumuz zaman mı biz yeni bir yaratılışla diriltileceğiz? Hiç görmediler mi? Muhakkak ki Allah semaları ve arzı yarattı onların benzerini yaratmaya da güç yeti rendir, onları süreli yaptı, bu konuda herhangi bir şüphe de yoktur , zalimler küfürde diklendiler. De ki şayet, siz Rabbimin rahmet hazinelerine malik olsaydınız o vakit harcanma / tükenme korkusundan elinizde tutardınız, muhakkak ki insan cimridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Cezaları işte budur. Çünkü onlar, ayetlerimizi inkâr etmişler ve sahi bizler, bir kemik yığını ve ufalanmış toprak olduktan sonra yeni bir yaratılışla dirilmiş mi olacağız? demişlerdir.

    Süleyman Ateş

    İşte cezaları budur. Çünkü onlar, ayetlerimizi inkar ettiler ve: "Biz kemikler ve ufalanmış toprak haline geldikten sonra mı, biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" dediler.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu, onların ayetlerimiz karşısında kafirlik etmelerinin ve "Kemikler haline gelmiş, un ufak olmuşken mi? Biz gerçekten yeni bir yaratılışla diriltilecek miyiz!" dipnot 1 demelerinin karşılığıdır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetlerimizi görmezlikten gelmelerine karşılık onlara verilen ceza budur. Bir de şöyle demişlerdi: "Kemikler haline gelmiş ve param parça olmuşken mi? Yani o durumdayken gerçekten biz yeni bir yaratılışla ayağa mı kalkacağız?"

    Şaban Britch

    Bu, ayetlerimize küfretmeleri ve “Kemik ve (toprak olup) ufalandıktan sonra yeni bir yaratılışla tekrar mı diriltileceğiz?” demeleri sebebiyle onların cezasıdır.

    Şaban Piriş

    Bu, ayetlerimizi inkar etmeleri ve "Kemik haline gelip, ufalanıp toprak olduktan sonra yeni bir yaratılışla tekrar mı diriltileceğiz?" demeleri sebebiyle onların cezasıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Cezaları işte budur. Çünkü ayetlerimizi inkar ettiler ve şöyle dediler: "Biz, bir kemik yığını olduktan, unufak hale geldikten sonra mı, sahi bundan sonra mı, yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?"

  10. İsrâ suresi, 99. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 99. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يَخْلُقَ مِثْلَهُمْ وَجَعَلَ لَهُمْ أَجَلًا لَّا رَيْبَ فِيهِ فَأَبَى ٱلظَّٰلِمُونَ إِلَّا كُفُورًا

    Diyanet İşleri

    Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için, hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. Fakat zalimler ancak inkarda direttiler.

    Mehmet Okuyan

    Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın onları (mahşerde) benzer şekilde yaratmaya ve kendileri için şüphe duyulamayacak bir süre tayin etmeye dipnot 1 gücünün yeteceğini hiç mi düşünmediler? dipnot 2 Zalimler, sadece inkârcılar olarak yüz çevirdiler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah inkârcıları da diğer bütün insanları da mahşerde dirilteceğini ifade etmiş, şüphe barındırmayan bir şekilde yargılanmaları ve yeni bir bedenle diriltilmeleri için bir süre belirlemiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Ahkâf 46:33.

    Mustafa İslamoğlu

    Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onları kendi suretleri üzere yeniden yaratacak gücü sahip olduğunu, yine onlar için bir gün sona ereceğinde hiçbir kuşku bulunmayan sınırlı bir süre takdir etmiş bulunduğunu nasıl görmezler? Fakat şu da var ki, zalimler, zirvesine ulaştıkları nankörlükten başka her (iyi) şeyden yüz çevirirler.

    Muhammed Esed

    Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onları kendi eşkalleri üzere yeniden yaratacak güce sahip olduğunu ve onları yeniden diriltmek için, sonu geleceğinden şüphe olmayan bir süre belirlemiş bulunduğunu kavrayamıyorlar mı? Ama şu var ki, zalimler küfürden başka her şeye karşı çekimser davranırlar!

    Ahmed Hulusi

    Görmediler mi ki, semaları ve arzı yaratmış olan Allah, kendilerinin BENZERİNİ de yaratmaya Kaadir'dir! Onlar için, kendisinde şüphe olmayan bir ömür takdir etmiştir. Zalimler sadece hakikati örtücü olarak yaklaştılar.

    Ali Bulaç

    Görmüyorlar mı; gökleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için kendisinde şüphe olmayan bir süre (ecel) kılmıştır. Zulmedenler ise ancak inkarda ayak direttiler.

    Ali Özek ve heyeti

    Bilmiyorlar mı ki, gökleri ve yeri yaratan Allah, onlar gibisini yaratmaya ve yarattıklarına da bir ecel vermeye kadirdir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. Buna rağmen zalimler, yine de küfürlerinde direnmektedirler.

    Ali Rıza Safa

    Gökleri ve yeryüzünü yaratan Allah'ın, onların benzerini de yaratmaya gücünün yeteceğini zaten görmüyorlar mı? Onlar için, hakkında kuşku olmayan bir süre belirlemiştir. Haksızlık yapanlar, yine de yalnızca nankörlük etmekte direniyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Düşünmezler mi ki, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'ın, kendilerinin benzerini de yaratmaya gücü yeter. Allah onlara şüphe götürmeyen bir süre belirledi. Öyleyken, haksızlık yapanlar inkarcılıktan vazgeçmezler.

    Edip Yüksel

    Gökleri ve yeri yaratan ALLAH'ın onların bir benzerini tekrar yaratmaya gücü yeteceğini düşünmüyorlar mı? Nitekim onlar için belli ve kesin bir süre koymuştur. Zalimler hala inkar ediyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri yaratan ALLAH'ın onların bir benzerini tekrar yaratmaya gücü yeteceğini düşün müyorlar mı? Nitekim onlar için belli ve kesin bir süre koymuştur. Zalimler hala inkar ediyorlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'ın, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Kendileri için şüphe edilmeyen bir vade tayin etmiştir. Fakat zalimlerin gavurluktan başkasına baktıkları yok!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gökleri ve Yeri yaratmış olan Allahın kendilerinin mislini yaratmağa kadir olduğunu görmedilerde mi? Kendileri için de bir ecel ta'yin etmiş onda hiç şüphe yok? Fakat zalimlerin gavurluktan başkasına baktıkları yok

    Erhan Aktaş

    Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, tıpkı bunlar gibi, yeni yaratmalara da gücünün yeteceğini görmüyorlar mı? Kendileri için bir gün sona ereceği kesin olan bir süre tayin etmiştir. Zalimlerin yaptıkları Küfr'den dipnot 1 başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 17:8. ayetin 2. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, tıpkı bunlar gibi, yeni yaratmalara da gücünün yeteceğini görmüyorlar mı? Kendileri için bir gün sona ereceği kesin olan bir süre tayin etmiştir. Zalimlerin yaptıkları Küfr'den dipnot 1 başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, tıpkı bunlar gibi, yeni yaratmalara da gücünün yeteceğini görmüyorlar mı? Kendileri için bir gün sona ereceği kesin olan bir süre tayin etmiştir. Zalimlerin yaptıkları nankörlükten başka bir şey değildir.

    Gültekin Onan

    Görmüyorlar mı, gökleri ve yeri yaratan Tanrı, onların benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için kendisinde şüphe olmayan bir ecel kılmıştır. Zulmedenler ise ancak küfürde ayak direttiler.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar gözleri ve yeri yaratan Allahın kendileri gibilerini de yaratmıya kaadir olduğunu görmediler mi? (Allah) onlar için bir ecel ta'yin etdi ki onda hiç şübhe yokdur. Böyle iken zaalimler ancak gavurlukda ayak dayamışdır.

    İbni Kesir

    Görmezler mi ki; gökleri ve yeri yaratmış olan Allah; onların benzerlerini de yaratmaya Kadir'dir. Onlar için şüphe olmayan bir ecel kılmıştır Buna rağmen zalimler küfürden başka bir şeyde diretmediler.

    Mehmet Alagaş

    (97-100) Kime Allah rehberlik ediyorsa artık o yola girendir. Kimi de saptırıyorsa, onlara O'ndan başka dostlar bulamazsın onları kalkış gününde yüzleri üzere kör dilsiz ve sağır bir araya getiririz, gidecekleri yer cehennemdir, her dindiğinde alevini artırırız, bu onların cezasıdır , çünkü onlar ayetlerimizi yok saydılar ve dediler ki kemik ve ufalanmış toz o lduğumuz zaman mı biz yeni bir yaratılışla diriltileceğiz? Hiç görmediler mi? Muhakkak ki Allah semaları ve arzı yarattı onların benzerini yaratmaya da güç yeti rendir, onları süreli yaptı, bu konuda herhangi bir şüphe de yoktur , zalimler küfürde diklendiler. De ki şayet, siz Rabbimin rahmet hazinelerine malik olsaydınız o vakit harcanma / tükenme korkusundan elinizde tutardınız, muhakkak ki insan cimridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerlerini de yaratmaya ve onlara hiç şüphesiz bir ecel tayin etmeye gücünün yettiğini görmüyorlar mı? Buna rağmen zalimler yine de küfürde direnmektedirler.

    Süleyman Ateş

    Görmediler mi ki, gökleri ve yeri yaratan Allah, kendilerinin benzerini yaratmağa da kadirdir? Kendileri için, bir süre koymuştur, onda hiç şüphe yoktur. Ama zalimler inkardan başka bir şey yapmazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar hiç görmediler mi ki gökleri ve yeri yaratan Allah, kendileri gibi insanları yaratmanın ölçüsünü koymuş ve şüpheye yer olmayacak şekilde onlara ecel belirlemiştir. Yanlışlar içindeki bu kimseler (zalimler), nankörlük dışında her şeye direnirler.

    Şaban Britch

    Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerlerini de yaratmaya ve onlara hiç şüphesiz bir ecel tayin etmeye gücünün yettiğini görmüyorlar mı? Buna rağmen zalimler yine de küfürde direnmektedirler.

    Şaban Piriş

    Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerlerini de yaratmaya ve onlara hiç şüphesiz bir ecel tayin etmeye gücünün yettiğini görmüyorlar mı? Buna rağmen zalimler yine de küfürde direnmektedirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmediler mi ki, o, gökleri ve yeri yaratan Allah, kendilerinin benzerlerini yaratmaya da Kaadir'dir. Onlar için bir süre belirlemiştir, bunda kuşku yok. Ama zalimler, inkardan başka bir şeyde direnmiyorlar.

  11. İsrâ suresi, 100. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 100. ayet. قُل لَّوْ أَنتُمْ تَمْلِكُونَ خَزَآئِنَ رَحْمَةِ رَبِّىٓ إِذًا لَّأَمْسَكْتُمْ خَشْيَةَ ٱلْإِنفَاقِ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ قَتُورًا

    Diyanet İşleri

    De ki: "Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Zaten insan çok cimridir."

    Mehmet Okuyan

    (Onlara) de ki: "Rabbimin merhamet hazinelerine sahip olsaydınız, harcanır korkusuyla (onlara) yapışırdınız (kimseye vermezdiniz)." dipnot 1 İnsan çok cimridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette inkârcı-nankör muhatapların cimriliğine dikkat çekilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Eğer benim Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, o zaman harcanıp tükenir korkusuyla kesinlikle sımsıkı sarılırdınız: zira insanoğlu oldum olası pek hasistir.

    Muhammed Esed

    De ki: "Rabbimin bağış ve bolluk hazinelerine eğer siz sahip olsaydınız, o zaman (onlara), harcayıp tüketme korkusuyla, mutlaka sımsıkı sarılırdınız: çünkü insan gerçekten çok tamahkardır, (sınırsız cömert olan ise sadece Allah'tır)".

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Eğer Rabbimin rahmet hazinelerine siz malik olsaydınız, harcanır - biter korkusu ile cimrilik ederdiniz". . . İnsan çok cimridir!

    Ali Bulaç

    De ki: "Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine malik olsaydınız, bu durumda harcama endişesiyle gerçekten (cimrilik edip elinizde) tutardınız." İnsan pek cimridir.

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Rabbimin rahmet hâzinesine eğer siz sahip olsaydınız, harcanır korkusuyla kıstıkça kısardınız. İnsanoğlu da pek eli sıkıdır!

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Efendimin rahmet kaynakları sizin olsaydı, harcamakla tükenir korkusuyla kesinlikle tutardınız. Çünkü insan, çok cimridir!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, tükenir korkusuyla yine de cimrilik ederdiniz. Aslında insan pek cimridir."

    Edip Yüksel

    De ki: "Efendimin rahmet hazineleri sizin elinizde olsaydı, harcamakla tükenir korkusuyla onları tutacaktınız. İnsan cimridir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'Rabbimin rahmet hazineleri sizin elinizde olsaydı, harcamakla tükenir korkusuyla onları tutacaktınız. İnsan cimridir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: " Rabbimin rahmet hazinelerine siz malik olsaydınız, o zaman da elden çıkar korkusuyla kimseye birşey vermezdiniz. İnsan zaten çok cimridir!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: rabbımın rahmeti hazinelerine siz malik olsa idiniz o vakıt elden çıkarmak korkusuyla imsak ederdiniz, insan bir de cimri olmuştur

    Erhan Aktaş

    De ki: "Eğer siz, Rabb'imin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, tükenir endişesi ile kimseye bir şey vermezdiniz. Kimi insan çok cimridir. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın, cimri olanı olduğu gibi, cömert olanı da vardır; savurgan olanı da. Bu niteleme insanların tamamı için yapılan bir niteleme değil, cimrilik yapanlarla ilgili bir nitelemedir. Zira ayette "el insan" denmektedir. Yani bildik, cimrilik yapan insanlardan söz edilmektedir. Bu bildik olan insanlar önceki ayetlerde söz edilen Kafirlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Eğer siz, Rabb'imin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, tükenir endişesi ile kimseye bir şey vermezdiniz. Kimi insan çok cimridir. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın, cimri olanı olduğu gibi, cömert olanı da vardır; savurgan olanı da. Bu niteleme insanların tamamı için yapılan bir niteleme değil, cimrilik yapanlarla ilgili bir nitelemedir. Zira ayette "el insan" denmektedir. Yani bildik insanlardan söz edilmektedir. Bu bildik olan insanlar önceki ayetlerde söz edilen kafirlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Eğer siz, Rabb'imin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, tükenir endişesi ile kimseye bir şey vermezdiniz. İnsan çok cimridir. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın, cimri olanı olduğu gibi, cömert olanı da vardır; savurgan olanı da. Bu niteleme insanların tamamı için yapılan bir niteleme değil, cimrilik yapanlarla ilgili bir nitelemedir. "De ki" hitabıyla kimler muhatap alınmışsa, cimrilikten kasıt da onlardır. Ki burada muhatap olanlar, önceki ayetlerde ifade edildiği üzere müşriklerdir, sapkınlardır, zalimlerdir.

    Gültekin Onan

    De ki: "Eğer siz rabbimin rahmet hazinelerine malik olsaydınız, bu durumda harcama endişesiyle gerçekten (cimrilik edip elinizde) tutardınız." insan pek cimridir.

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Rabbimin rahmet hazinelerine siz malik olsaydınız o zaman harcama (kdan tükenir) korkusuyla muhakkak cimrilik ederdiniz". Çok cimridir insan!

    İbni Kesir

    De ki: Eğer siz, Rabbımın rahmet hazinelerine sahip olsaydınız; o zaman tükenir korkusuyla onları saklardınız. Zaten insan pek cimridir.

    Mehmet Alagaş

    (97-100) Kime Allah rehberlik ediyorsa artık o yola girendir. Kimi de saptırıyorsa, onlara O'ndan başka dostlar bulamazsın onları kalkış gününde yüzleri üzere kör dilsiz ve sağır bir araya getiririz, gidecekleri yer cehennemdir, her dindiğinde alevini artırırız, bu onların cezasıdır , çünkü onlar ayetlerimizi yok saydılar ve dediler ki kemik ve ufalanmış toz o lduğumuz zaman mı biz yeni bir yaratılışla diriltileceğiz? Hiç görmediler mi? Muhakkak ki Allah semaları ve arzı yarattı onların benzerini yaratmaya da güç yeti rendir, onları süreli yaptı, bu konuda herhangi bir şüphe de yoktur , zalimler küfürde diklendiler. De ki şayet, siz Rabbimin rahmet hazinelerine malik olsaydınız o vakit harcanma / tükenme korkusundan elinizde tutardınız, muhakkak ki insan cimridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Eğer siz, Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız. O zaman tükenir korkusuyla muhakkak cimrilik ederdiniz." Zaten insan çok cimridir.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Eğer Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, harcamaktan korkarak tutardınız." Gerçekten insan çok cimridir!

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Rabbimin iyilik ve ikram hazinelerine siz sahip olsaydınız harcanır biter korkusuyla elinizde tutardınız." dipnot 1 İnsan son derece cimridir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Rabbimin ikram edeceği hazineler elinizde olsa tükenir korkusuyla kimseye vermezsiniz." Bu insanlar çok cimridir.

    Şaban Britch

    De ki: Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, yine de harcamaktan korkardınız. Gerçekten insan çok cimridir.

    Şaban Piriş

    De ki: -Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, yine de harcamaktan korkardınız. Gerçekten insan çok cimridir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Eğer Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da harcanır biter korkusuyla cimri davranırdınız." İnsan çok cimridir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.