Diyanet İşleri
Kitap'ta İbrahim'i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi.
Meryem suresi · 41–50. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Meryem suresi, 41. ayet. وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَٰبِ إِبْرَٰهِيمَ إِنَّهُۥ كَانَ صِدِّيقًا نَّبِيًّا
Kitap'ta İbrahim'i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi.
Kitapta İbrahim'i de hatırla! Şüphesiz ki o, çok doğrulayıcı (biriydi), peygamberdi.
Bu kitapta İbrahim'i de gündeme taşı! Hakikaten o doğruluk ve dürüstlük abidesiydi, (yani) bir peygamberdi.
Bu kitapta bir de İbrahim'i an. Gerçek şu ki, o özü sözü doğru biriydi, (yani) bir nebiydi.
Gelen BİLGİ içinde İbrahim'i de hatırla (zikret)! Muhakkak ki O Sıddık'tı, Nebi idi.
Kitap'ta İbrahim'i de zikret. Gerçekten o, doğruyu söyleyen bir peygamberdi.
Kitap'ta İbrahim'i an. Zira o, sıdkı bütün bir peygamberdi.
Kitap'ta, İbrahim'i de an. Kuşkusuz, O, doğruyu söyleyen bir peygamberdi.
Kitapta bir de İbrahim'i an! Gerçek şu ki o, özü-sözü doğru bir peygamber idi.
Kitapta İbrahim'i an; peygamber olan bir doğrucu idi.
Kitapta İbrahim'i an; peygamber olan bir doğrucu idi.
Kitapta İbrahim'i de an, çünkü o, dosdoğru biri, bir peygamberdi.
Kitabda İbrahimi de an, çünki o bir sıddık, bir Peygamber idi
Kitap'ta İbrahim'i de an. O, sadık dipnot 1 bir Nebi'ydi.
Kitap'ta İbrahim'i de an. O, sadık dipnot 1 bir nebiydi.
Kitap'ta İbrahim'i de an. O, sadık dipnot 1 bir nebiydi.
Kitap'ta İbrahim'i de zikret. Gerçekten o, doğruyu söyleyen bir peygamberdi.
Kitabda Ibrahimi de an. Çünkü o, sıdkı bütün bir peygamberdi.
Kitab'da İbrahim'i de an. Muhakkak ki o, dosdoğru bir peygamberdi.
(41-50) Kitapta İbrahimi hatırla sözüne bağlı / Sıddık bir bildirici idi / nebi idi. Babasına dedi ki ey babacığım işitmeyene , görmeyene, sana bir faydası olmayana niçin kulluk edersin / taparsın. Ey babacığım sana verilmeyen ilim bana verildi, bana uy / tâbi ol ki seni düzgün yola yönlendireyim. Ey babacığın şeytana ibadet etme, muhakkak ki şeytan Rabbine asi oldu. Ey babacığım sana Rahmanın azabının dokunmasından ve de şeytanla dost olmandan korkuyorum. Babası dedi ki; ey İbrahim, s en ilahlarımla mı ilgileniyorsun ? Eğer vazgeçmezsen seni taşlarım , benden uzunca bir süre uzaklaş. İbrahim dedi ki; selam senin üzerine olsun, Rabbime senin için sığınacağım kesinlikle O beni bana karşılık verendir. Sizden de Allah’ın dışında dua ettiklerinizden de çekiliyorum ve Rabbime dua ediyorum, umarım Rabbim duama karşı çıkmaz. Onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından çekilince, biz de ona İshak ve Yakub’u hibe ettik. Hepsini de Bildirici / Nebi yaptık. Onlara da rahmetinizden hibe ettik ve de onlar için yüce bir bağlılık dili / sadakat dili / lisanı yaptık.
Kitapta İbrahim’i de an. O son derece doğru sözlü bir peygamberdi.
Kitapta İbrahim'i de an; gerçekten o, çok doğru bir peygamberdi.
Bu kitapta İbrahim'i de anlat. O, özü sözü doğru bir kimse, bir nebi idi. dipnot 1
Bu Kitap'ta İbrahim'in hikayesini de anlat. O, özü sözü doğru bir nebi idi.
Kitapta İbrahim’i de an! O çok sadık bir peygamberdi.
Kitapta İbrahim'i de an, O çok sadık bir peygamberdi.
Kitap'ta İbrahim'i de an. O, özü sözü doğru bir peygamberdi.
Meryem suresi, 42. ayet. إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ يَٰٓأَبَتِ لِمَ تَعْبُدُ مَا لَا يَسْمَعُ وَلَا يُبْصِرُ وَلَا يُغْنِى عَنكَ شَيْـًٔا
Hani babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"
Hani babasına demişti ki: "Ey babacığım! Duyamayan, göremeyen ve sana hiçbir yarar sağlayamayacak şeylere niçin tapıyorsun? dipnot 1
Hani o babasına "Ey babacığım!" demişti, "Niçin işitmeyen, görmeyen ve senden hiçbir bir zararı def edemeyen şeylere kulluk ediyorsun?"
Hani o babasına "Ey babacığım!" demişti, "Ne işiten, ne gören ve ne de sana bir yarar sağlayabilen şeylere niçin tapınıyorsun?"
(İbrahim) babasına demişti ki: "Ey babacığım. . . İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeye niçin tapınıyorsun?"
Hani babasına demişti: "Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve seni herhangi bir şeyden bağımsızlaştırmayan şeylere niye tapıyorsun?
Bir zaman o babasına dedi ki: Babacığım! Duymayan, görmeyen ve sana hiçbir fayda sağlamayan bir şeye niçin taparsın?
Babasına, şöyle demişti: "Ey babacığım! Duymayan, görmeyen ve sana hiçbir yararı olmayan şeylere neden hizmet ediyorsun?"
Hani o babasına şöyle dedi: "Ey babacığım! Ne işiten, ne gören, ne de sana bir fayda sağlayan şeylere niçin tapıyorsun?"
Babasına, "Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve sana bir yararı dokunmayan şeylere niye hizmet ediyorsun?" demişti.
Babasına, 'Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve sana bir yararı dokunmayan şeylere niye tapıyorsun,' demişti.
Bir zaman babasına şöyle demişti: "Babacığım, o işitmeyen, görmeyen ve sana hiç faydası olmayan şeytana niçin tapıyorsun?
Bir vakıt babasına demişti: a babacığım! o işitmez görmez ve sana hiç faidesi olmaz şeylere niçin taparsın
Babasına: "Ey babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir yararı olmayan şeylere niçin kulluk dipnot 1 ediyorsun?" demişti.
Babasına: "Ey babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir yararı olmayan şeylere niçin kulluk dipnot 1 ediyorsun?" demişti.
Babasına: "Ey babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir yararı olmayan şeylere niçin kulluk ediyorsun?" demişti.
Hani babasına demişti: "Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve seni herhangi bir şeyden bağımsızlaştırmayan şeylere niye tapıyorsun?
Bir vakit o, babasına (şöyle) demişdi: "Ey babam, işitmez, görmez, sana hiç bir faidesi olmaz şeylere neye tapıyorsun"?
Hani babasına demişti ki: Babacığım; işitmeyen, görmeyen ve sana hiç bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?
(41-50) Kitapta İbrahimi hatırla sözüne bağlı / Sıddık bir bildirici idi / nebi idi. Babasına dedi ki ey babacığım işitmeyene , görmeyene, sana bir faydası olmayana niçin kulluk edersin / taparsın. Ey babacığım sana verilmeyen ilim bana verildi, bana uy / tâbi ol ki seni düzgün yola yönlendireyim. Ey babacığın şeytana ibadet etme, muhakkak ki şeytan Rabbine asi oldu. Ey babacığım sana Rahmanın azabının dokunmasından ve de şeytanla dost olmandan korkuyorum. Babası dedi ki; ey İbrahim, s en ilahlarımla mı ilgileniyorsun ? Eğer vazgeçmezsen seni taşlarım , benden uzunca bir süre uzaklaş. İbrahim dedi ki; selam senin üzerine olsun, Rabbime senin için sığınacağım kesinlikle O beni bana karşılık verendir. Sizden de Allah’ın dışında dua ettiklerinizden de çekiliyorum ve Rabbime dua ediyorum, umarım Rabbim duama karşı çıkmaz. Onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından çekilince, biz de ona İshak ve Yakub’u hibe ettik. Hepsini de Bildirici / Nebi yaptık. Onlara da rahmetinizden hibe ettik ve de onlar için yüce bir bağlılık dili / sadakat dili / lisanı yaptık.
"Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin ibadet ediyorsun?" dedi.
Babasına demişti ki: "Babacığım, işitmeyen görmeyen ve sana hiçbir yararı olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"
Bir gün babasına dedi ki: "Ey babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve hiçbir işine yaramayacak şeylere niçin kulluk ediyorsun? dipnot 1
Bir gün babasına dedi ki "Ey babacığım! Dinlemeyen ve görmeyen bir şeye neden kulluk ediyorsun? O senin hiçbir ihtiyacını karşılamaz ki!
Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin ibadet ediyorsun? dedi.
-Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin kulluk ediyorsun?
Hani, babasına demişti ki: "Babacığım; işitmeyen, görmeyen, sana hiçbir yarar sağlamayan şeylere niçin kulluk ediyorsun?"
Meryem suresi, 43. ayet. يَٰٓأَبَتِ إِنِّى قَدْ جَآءَنِى مِنَ ٱلْعِلْمِ مَا لَمْ يَأْتِكَ فَٱتَّبِعْنِىٓ أَهْدِكَ صِرَٰطًا سَوِيًّا
"Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim."
Ey babacığım! Şüphesiz ki sana gelmeyen bir ilim (Allah tarafından) bana geldi. Bana uy ki sana düzgün (doğru) yolu göstereyim.
"Ey babacığım! İnan ki bana, sana ulaşmamış olan hakikat bilgisinden bir pay ulaşmış bulunuyor; öyleyse bana uy ki, seni dosdoğru bir yola yönlendireyim!"
"Ey babacığım, gerçek şu ki, senin hiç haberdar olmadığın bir bilgi ışığı ulaştı bana; öyleyse bana uy ki seni dosdoğru bir yola çıkarayım.
"Ey babacığım. . . Kesinlikle sende olmayan ilim, bende açığa çıktı! Bu nedenle bana tabi ol, seni düzgün yola yönlendireyim. "
"Babacığım, gerçek şu ki, bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Artık bana tabi ol, seni düzgün bir yola ulaştırayım."
Babacığım! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Öyle ise bana uy ki, seni doğru yola çıkarayım.
"Ey babacığım! Aslında, bana, sana gelmeyen bir bilgi geldi. Artık, beni izle; gerçeğin yoluna seni eriştireyim!"
"Ey babacığım! Bana, senin hiç haberdar olmadığın bir bilgi ulaştı. Öyleyse buna uy ki seni dosdoğru bir yola götüreyim."
"Babacığım, bana, sana gelmeyen bir bilgi geldi. Beni izle de seni düzgün yola ileteyim."
'Babacığım, bana, sana gelmeyen bir bilgi geldi. Beni izle de seni düzgün yola ileteyim.'
Babacığım, emin ol sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Gel bana uy da seni düz yola çıkarayım.
A babacığım emin ol bana ilimden sana gelmiyen hakikat geldi, gel bana uy da seni bir düz yola çıkarayım
"Ey babacığım! Sana gelmeyen bir ilim dipnot 1 bana geldi. O halde bana uy. Ki seni dosdoğru olan yola ileteyim."
"Ey babacığım! Sana gelmeyen bir ilim dipnot 1 bana geldi. O halde bana uy. Ki seni dosdoğru olan yola ileteyim."
"Ey babacığım! Sana gelmeyen bir ilim dipnot 1 bana geldi. O halde bana uy. Ki seni dosdoğru olan yola ileteyim."
"Babacığım, gerçek şu ki, bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Artık bana tabi ol, seni düzgün bir yola ulaştırayım."
"Ey atam, bana muhakkak ki sana gelmeyen bir ilim gelmişdir. O halde bana uy da seni dümdüz bir yola çıkarayım".
Babacığım, doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana gelmiştir. Öyleyse bana uy da, seni dosdoğru bir yola ileteyim.
(41-50) Kitapta İbrahimi hatırla sözüne bağlı / Sıddık bir bildirici idi / nebi idi. Babasına dedi ki ey babacığım işitmeyene , görmeyene, sana bir faydası olmayana niçin kulluk edersin / taparsın. Ey babacığım sana verilmeyen ilim bana verildi, bana uy / tâbi ol ki seni düzgün yola yönlendireyim. Ey babacığın şeytana ibadet etme, muhakkak ki şeytan Rabbine asi oldu. Ey babacığım sana Rahmanın azabının dokunmasından ve de şeytanla dost olmandan korkuyorum. Babası dedi ki; ey İbrahim, s en ilahlarımla mı ilgileniyorsun ? Eğer vazgeçmezsen seni taşlarım , benden uzunca bir süre uzaklaş. İbrahim dedi ki; selam senin üzerine olsun, Rabbime senin için sığınacağım kesinlikle O beni bana karşılık verendir. Sizden de Allah’ın dışında dua ettiklerinizden de çekiliyorum ve Rabbime dua ediyorum, umarım Rabbim duama karşı çıkmaz. Onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından çekilince, biz de ona İshak ve Yakub’u hibe ettik. Hepsini de Bildirici / Nebi yaptık. Onlara da rahmetinizden hibe ettik ve de onlar için yüce bir bağlılık dili / sadakat dili / lisanı yaptık.
"Babacığım! Gerçekten sana gelmeyen ilim bana gelmiştir. Hadi bana uy da seni dosdoğru bir yola ileteyim."
"Babacığım, bana, sana gelmeyen bir bilgi geldi; bana uy, seni düzgün bir yola ileteyim."
Ey babacığım! Bana, sana gelmemiş bir bilgi geldi. dipnot 1 Bundan böyle bana uy ki ben de seni düzgün bir yola yönelteyim.
Ey babacığım! Sana gelmemiş olan bir bilgi bana geldi. Bana uy da sana düzgün bir yol göstereyim.
Babacığım! Gerçekten sana gelmeyen ilim bana gelmiştir. Hadi bana uy da seni dosdoğru bir yola ileteyim.
Babacığım, gerçekten bana, sana gelmeyen bir bilgi gelmiştir. Hadi bana uy da seni dosdoğru bir yola ileteyim.
"Babacığım, bana ilimden, sana ulaşmayan bir nasip geldi. O halde bana uy ki, seni düzgün bir yola ileteyim."
Meryem suresi, 44. ayet. يَٰٓأَبَتِ لَا تَعْبُدِ ٱلشَّيْطَٰنَ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ كَانَ لِلرَّحْمَٰنِ عَصِيًّا
"Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahman'a isyankar olmuştur."
Ey babacığım! Şeytana kulluk etme! Şüphesiz ki şeytan, Rahmân'a asi oldu.
"Ey babacığım! Şeytan'a kulluk etme! Hatırla ki Şeytan, O rahmet kaynağına isyan eden biriydi"
"Ey babacığım! Gel, Şeytan'a kulluk etme; çünkü Şeytan O sınırsız rahmet Sahibi'ne baş kaldıran biridir!
"Ey babacığım. . . Şeytana kulluk yapma! Muhakkak ki şeytan Rahman'a asi oldu. "
"Babacığım, şeytana kulluk etme, kuşkusuz şeytan, Rahman (olan Allah)a başkaldırandır."
Babacığım! Şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan, Rahmân'a (çok merhametli olan Allah'a) âsi oldu.
"Ey babacığım! Şeytana hizmet etme. Çünkü şeytan, Bağışlayana karşı gelmiştir!"
"Ey babacığım! Şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan Rahman olan Allah'a isyan etmiştir."
"Babacığım, sapkına hizmet etme. Sapkın, Rahman'a karşı çıkmıştır."
'Babacığım, şeytana tapma. Şeytan, Rahman'a karşı çıkmıştır.'
Babacığım, şeytana tapma; çünkü şeytan esirgeyen Allah'a isyan etti.
Babacığım Şeytana tapma, çünki Şeytan rehmana asi oldu
"Ey babacığım! Şeytana kulluk etme. Şeytan Rahman'a isyan eden biridir."
"Ey babacığım! Şeytana kulluk etme. Şeytan Rahman'a isyan eden biridir."
"Ey babacığım! Şeytana kulluk etme. Şeytan Rahman'a dipnot 1 isyan eden biridir."
"Babacığım, şeytana kulluk etme, kuşkusuz şeytan, Rahmana başkaldırandır."
"Ey babam, şeytana tapma. Çünkü şeytan, hakkıyle esirgeyen (Allah) a çok aasi olmuşdur".
Babacığım, şeytana tapma. Çünkü şeytan, Rahman'a başkaldırmıştır.
(41-50) Kitapta İbrahimi hatırla sözüne bağlı / Sıddık bir bildirici idi / nebi idi. Babasına dedi ki ey babacığım işitmeyene , görmeyene, sana bir faydası olmayana niçin kulluk edersin / taparsın. Ey babacığım sana verilmeyen ilim bana verildi, bana uy / tâbi ol ki seni düzgün yola yönlendireyim. Ey babacığın şeytana ibadet etme, muhakkak ki şeytan Rabbine asi oldu. Ey babacığım sana Rahmanın azabının dokunmasından ve de şeytanla dost olmandan korkuyorum. Babası dedi ki; ey İbrahim, s en ilahlarımla mı ilgileniyorsun ? Eğer vazgeçmezsen seni taşlarım , benden uzunca bir süre uzaklaş. İbrahim dedi ki; selam senin üzerine olsun, Rabbime senin için sığınacağım kesinlikle O beni bana karşılık verendir. Sizden de Allah’ın dışında dua ettiklerinizden de çekiliyorum ve Rabbime dua ediyorum, umarım Rabbim duama karşı çıkmaz. Onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından çekilince, biz de ona İshak ve Yakub’u hibe ettik. Hepsini de Bildirici / Nebi yaptık. Onlara da rahmetinizden hibe ettik ve de onlar için yüce bir bağlılık dili / sadakat dili / lisanı yaptık.
"Babacığım! Şeytan'a ibadet etme! Çünkü Şeytan Rahman’a asi olmuştur."
"Babacığım, şeytana tapma, çünkü şeytan, Rahman'a isyan etmiştir."
Ey Babacığım! Şeytana kulluk etme! dipnot 1 Çünkü Şeytan, Rahman'a karşı isyankardır.
Ey Babacığım! Şeytan'a kulluk etme. Şeytan, Rahman'a baş kaldırmıştır.
Babacığım, şeytana ibadet etme! Çünkü şeytan Rahman’a asi olmuştu.
Babacığım, şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan Rahman'a isyan etmiştir.
"Babacığım, şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan Rahman'a isyan etmişti."
Meryem suresi, 45. ayet. يَٰٓأَبَتِ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يَمَسَّكَ عَذَابٌ مِّنَ ٱلرَّحْمَٰنِ فَتَكُونَ لِلشَّيْطَٰنِ وَلِيًّا
"Babacığım! Doğrusu ben, sana, çok esirgeyici Rahman tarafından bir azabın dokunmasından, böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum."
Ey babacığım! Rahmân'dan sana azap dokunup da şeytanın dostu olmandan korkuyorum."
"Ey babacığım! O rahmet kaynağından gelecek bir azabın sana dokunmasından endişe ediyorum; işte o zaman Şeytan'ın bir dostu da sen olmuş olursun!"
Ey babacığım, ben senin başına O sınırsız rahmet Sahibi'nin katından bir azabın çökmesinden korkuyorum; (öyle bir azap ki,) başına geldiği zaman Şeytan'ın dostu ol(duğunu hemen anlar)sın."
"Ey babacığım. . . Ben, sana Rahman'dan bir azap dokunmasından, böylece (gelecek yaşamda da) şeytanın dostu (bedensellik sınırları içinde kalmış) olmandan korkarım. "
"Babacığım, gerçekten ben, sana Rahman tarafından bir azabın dokunacağından korkuyorum, o zaman şeytanın velisi olursun."
"Ey babacığım! Ben, Rahmân'dan gelecek bir azabın sana da dokunmasından korkuyorum. Bu takdirde Cehennem'de de şeytana dost olursun.
"Ey babacığım! Aslında, Bağışlayandan sana bir ceza gelmesinden, bu yüzden, şeytana dost olmandan korkarım!"
"Ey babacığım! Ben senin başına Rahman olan Allah katından bir azabın çökmesinden korkuyorum. O azap başına geldiği zaman, şeytanın dostu olursun."
"Babacığım, Rahman tarafından bir cezaya çarpılman ve sapkına dost olmandan korkuyorum."
'Babacığım, Rahman tarafından bir cezaya çarpılman ve şeytana dost olmandan korkuyorum.'
Babacığım doğrusu ben, sana o Rahman'dan bir azabın dokunup da şeytana dost olmandan korkuyorum."
Babacığım ben cidden korkarım ki sana o rahmandan bir azab dokunur da Şeytana yar olursun.
"Ey babacığım! Ben, Rahman'dan sana bir azap dokunur dipnot 1 da bu durumda şeytan dipnot 2 için bir veli dipnot 3 olursun diye korkuyorum."
"Ey babacığım! Ben, Rahman'dan sana bir azap dokunur dipnot 1 da bu durumda şeytan dipnot 2 için bir veli dipnot 3 olursun diye korkuyorum."
"Ey babacığım! Ben, Rahman'dan sana bir azap dokunur dipnot 1 da bu durumda şeytan için bir veli dipnot 2 olursun diye korkuyorum."
"Babacığım, gerçekten ben, sana Rahman tarafından bir azabın dokunacağından korkuyorum, o zaman şeytanın velisi olursun."
"Ey babam, hakıykaten korkuyorum ki çok esirgeyen (Allahdan sana bir azab gelib çatar da şeytana yar olmuş olursun".
Babacığım, sana Rahman'ın katından bir azabın gelmesinden korkuyorum. Böylece şeytanın dostu olarak kalırsın.
(41-50) Kitapta İbrahimi hatırla sözüne bağlı / Sıddık bir bildirici idi / nebi idi. Babasına dedi ki ey babacığım işitmeyene , görmeyene, sana bir faydası olmayana niçin kulluk edersin / taparsın. Ey babacığım sana verilmeyen ilim bana verildi, bana uy / tâbi ol ki seni düzgün yola yönlendireyim. Ey babacığın şeytana ibadet etme, muhakkak ki şeytan Rabbine asi oldu. Ey babacığım sana Rahmanın azabının dokunmasından ve de şeytanla dost olmandan korkuyorum. Babası dedi ki; ey İbrahim, s en ilahlarımla mı ilgileniyorsun ? Eğer vazgeçmezsen seni taşlarım , benden uzunca bir süre uzaklaş. İbrahim dedi ki; selam senin üzerine olsun, Rabbime senin için sığınacağım kesinlikle O beni bana karşılık verendir. Sizden de Allah’ın dışında dua ettiklerinizden de çekiliyorum ve Rabbime dua ediyorum, umarım Rabbim duama karşı çıkmaz. Onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından çekilince, biz de ona İshak ve Yakub’u hibe ettik. Hepsini de Bildirici / Nebi yaptık. Onlara da rahmetinizden hibe ettik ve de onlar için yüce bir bağlılık dili / sadakat dili / lisanı yaptık.
“Babacığım, doğrusu Rahman’ın azabı sana dokunur da şeytanın velisi olursun, diye korkarım.”
"Babacığım, ben sana Rahman'dan bir azabın dokunmasından korkuyorum. O zaman, şeytanın dostu olursun."
Ey Babacığım! Rahman'dan gelecek bir azap sana dokunur da o zaman (cehennemde) dipnot 1 şeytanın velisi / en yakını haline gelirsin diye korkuyorum."
Ey Babacığım! Rahman'dan gelecek bir azabın seni çarpmasından ve senin şeytanın dostu haline gelmenden korkuyorum."
Babacığım! Allah tarafından sana azap dokunup da (ateşte) şeytanın yakını olmandan korkuyorum.
Babacığım eğer şeytana dost olarak kalırsan Rahman'dan sana bir azabın dokunmasından korkuyorum.
"Babacığım, ben sana Rahman'dan bir azap dokunmasından, böylece şeytanın dostu haline gelmenden korkuyorum!"
Meryem suresi, 46. ayet. قَالَ أَرَاغِبٌ أَنتَ عَنْ ءَالِهَتِى يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ لَأَرْجُمَنَّكَ وَٱهْجُرْنِى مَلِيًّا
Babası, "Ey İbrahim! Sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım. Uzun bir süre benden uzaklaş!" dedi.
(Babası) şöyle demişti: "Ey İbrahim! Sen ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Vazgeçmezsen şüphesiz ki seni (taşlayarak) kovarım! Uzun bir süre benden uzak dur!"
(Babası): "Ey İbrahim! Yoksa sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun?" dedi, "Eğer buna bir son vermezsen, yemin olsun ki seni öldüresiye taşa tutarım! Şimdi gözümün önünden kaybol bakayım!"
(Babası:) "Ey İbrahim, sen benim tanrılarımdan hoşlanmıyor musun?" dedi, "Eğer bu tutumuna bir son vermezsen, seni mutlaka öldüresiye taşa tutarım! Haydi, şimdi bir süre benden uzak dur!"
(Babası) dedi ki: "Sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun, İbrahim? Yemin ederim ki eğer vazgeçmezsen, seni mutlaka taşlatarak öldürürüm. . . Uzun müddet benden uzak kal!"
(Babası) Demişti ki: "İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursan, andolsun, seni taşa tutarım; uzun bir süre benden uzaklaş, (bir yerlere) git."
Babası ise, ona şöyle demişti: "Ey İbrâhim! Benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer bundan vazgeçmezsen seni muhakkak taşlarım. Benden uzun bir müddet uzaklaş."
Dedi ki: "Ey İbrahim! Benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Buna son vermezsen, kesinlikle seni taşlarım; uzun bir süre benden uzak dur!"
Babası, "Ey İbrahim! Sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun?" dedi. "Eğer vazgeçmezsen andolsun seni taşlarım! Uzun bir zaman benden uzak dur!"
(Babası:) "Sen benim tanrılarıma yüz mü çeviriyorsun İbrahim? Buna son vermezsen seni taşlarım/kovarım. Benden uzaklaş!" dedi. dipnot 1
(Babası:) 'Sen benim tanrılarıma yüz mü çeviriyorsun İbrahim? Buna son vermezsen seni taşlarım. Benden uzaklaş!,' dedi.
Babası: "Sen benim ilahlarımdan geçmek mi istiyorsun ey İbrahim? Yemin ederim ki, eğer vazgeçmezsen, seni muhakkak taşlarım; beni sen uzun bir süre bırak git!" dedi.
Sen dedi: benim mabudlarımdan geçmekmi istiyorsun ya İbrahim? yemin ederim ki eğer vazgeçmezsen seni muhakkak recm ederim, hem beni uzun müddet bırak git
"Ey İbrahim! Sen, benim ilahlarıma değer vermiyor musun? Eğer vazgeçmezsen kesinlikle seni taşlarım. Şimdi uzun bir süre gözüme görünme." dedi.
"Ey İbrahim! Sen, benim ilahlarıma değer vermiyor musun? Eğer vazgeçmezsen kesinlikle seni taşlarım. Şimdi uzun bir süre gözüme görünme." dedi.
"Ey İbrahim! Sen, benim ilahlarıma değer vermiyor musun? Eğer vazgeçmezsen kesinlikle seni taşlarım. Şimdi uzun bir süre gözüme görünme." dedi.
(Babası) Demişti ki: "İbrahim, sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursan, andolsun, seni taşa tutarım; uzun bir süre benden uzaklaş, (bir yerlere) git."
(Babası) dedi ki: "Ey İbrahim, sen benim Tanrılarımdan yüz mü çeviricisin? Andolsun ki vaz geçmezsen seni muhakkak taşlarım. Uzun bir müddet benden ayrıl, git".
Dedi ki: Sen, benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Ey İbrahim, eğer bundan vazgeçmezsen; andolsun ki seni taşlarım, uzun bir müddet benden ayrıl, git.
(41-50) Kitapta İbrahimi hatırla sözüne bağlı / Sıddık bir bildirici idi / nebi idi. Babasına dedi ki ey babacığım işitmeyene , görmeyene, sana bir faydası olmayana niçin kulluk edersin / taparsın. Ey babacığım sana verilmeyen ilim bana verildi, bana uy / tâbi ol ki seni düzgün yola yönlendireyim. Ey babacığın şeytana ibadet etme, muhakkak ki şeytan Rabbine asi oldu. Ey babacığım sana Rahmanın azabının dokunmasından ve de şeytanla dost olmandan korkuyorum. Babası dedi ki; ey İbrahim, s en ilahlarımla mı ilgileniyorsun ? Eğer vazgeçmezsen seni taşlarım , benden uzunca bir süre uzaklaş. İbrahim dedi ki; selam senin üzerine olsun, Rabbime senin için sığınacağım kesinlikle O beni bana karşılık verendir. Sizden de Allah’ın dışında dua ettiklerinizden de çekiliyorum ve Rabbime dua ediyorum, umarım Rabbim duama karşı çıkmaz. Onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından çekilince, biz de ona İshak ve Yakub’u hibe ettik. Hepsini de Bildirici / Nebi yaptık. Onlara da rahmetinizden hibe ettik ve de onlar için yüce bir bağlılık dili / sadakat dili / lisanı yaptık.
"Ey İbrahim! Benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer bundan vazgeçmezsen seni elbette taşlarım. Uzun bir müddet benden uzak dur." dedi.
(Babası): "Ey İbrahim, dedi, sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (onlara dil uzatmaktan) vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım. Uzun süre benden ayrıl, git!"
Babası dedi ki: "Sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun İbrahim! Eğer vazgeçmezsen kesinlikle seni taşa tutarım! dipnot 1 Uzunca bir süre benden uzak dur!"
Babası dedi ki "İbrahim! Sen benim ilahlarımdan yüz mü çevirdin? Eğer vazgeçmezsen seni taşlayarak öldürürüm. Uzunca bir süre gözüme görünme!"
Benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun Ey İbrahim? Eğer bundan vazgeçmezsen seni elbette taşlarım. Uzun bir müddet benden uzak dur, dedi.
Benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun Ey İbrahim?! Eğer bundan vazgeçmezsen seni elbette kovarım, benden uzun bir müddet ayrıl dedi.
Babası dedi: "Sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun ey İbrahim! Eğer bu işe son vermezsen, vallahi seni taşlarım. Uzun bir süre uzak kal benden!"
Meryem suresi, 47. ayet. قَالَ سَلَٰمٌ عَلَيْكَ سَأَسْتَغْفِرُ لَكَ رَبِّىٓ إِنَّهُۥ كَانَ بِى حَفِيًّا
İbrahim, şöyle dedi: "Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz O, beni nimetleriyle kuşatmıştır."
(İbrahim) şöyle demişti: "Selam sana! Rabbimden senin için bağışlanma dileyeceğim. dipnot 1 Şüphesiz ki O, bana lütufkârdır.
(İbrahim): "Sen sağlıcakla kal!" dedi, "Seni bağışlaması için Rabbime yalvaracağım; çünkü O, bana karşı oldukça lütufkardır!
(İbrahim:) "Sana selam olsun!" diye cevap verdi, "Rabbimden seni bağışlamasını isteyeceğim: Çünkü O bana karşı hep lütufkar olmuştur.
(İbrahim) dedi ki: "Selam üzerinde olsun. Senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Muhakkak ki O, bana çok ikramda bulunandır" dedi.
(İbrahim:) "Selam üzerine olsun, senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim, çünkü, O, bana pek lütufkardır" dedi.
İbrahim: Selâm sana (esen kal) dedi, Rabbimden senin için mağfiret dileyeceğim. Çünkü O bana karşı çok lütufkârdır.
"Sana selam olsun!" dedi; "Senin için, Efendimden bağışlanma dileyeceğim. Kuşkusuz, O, bana İyilik Yapandır!"
İbrahim, "Selam sana" dedi. "Rabbimden senin için af dileyeceğim. Çünkü O, bana karşı çok lütufkardır."
"Sana selam (barış) olsun" dedi, "Senin bağışlanman için Efendim'e yalvaracağım; O, bana karşı çok merhametlidir."
'Sana selam (barış) olsun,' dedi, 'Senin bağışlanman için Rabbim'e yalvaracağım; O, bana karşı çok merhametlidir.'
İbrahim: "Selam sana, senin için Rabbimden af dileyeceğim; çünkü O, bana karşı çok lütufkardır.
Dedi: selam sana, senin için rabbıma istiğfar edeceğim, çünkü o bana çok lütufkardır
"Sana selam olsun. Seni affetmesi için Rabb'imden bağışlanma dileyeceğim. Kuşkusuz O, bana çok lütufkardır. dipnot 1 "
"Sana selam olsun. Seni affetmesi için Rabb'imden bağışlanma dileyeceğim. Kuşkusuz O, bana çok lütufkardır." dipnot 1
"Sana selam olsun. Seni af etmesi için Rabb'imden bağışlanma dileyeceğim. Kuşkusuz O, bana çok lütufkardır." dipnot 1
(İbrahim:) "Selam üzerine olsun, senin için rabbimden bağışlanma dileyeceğim, çünkü, O, bana pek lütufkardır" dedi.
(İbrahim şöyle) dedi: "Üstüne selamet. Senin için Rabbime istiğfar edeceğim. Çünkü O, bana çok lutufkardır".
İbrahim dedi ki: Selam olsun sana, senin için Rabbımdan mağfiret dileyeceğim. Zira O, bana karşı çok lütufkardır.
(41-50) Kitapta İbrahimi hatırla sözüne bağlı / Sıddık bir bildirici idi / nebi idi. Babasına dedi ki ey babacığım işitmeyene , görmeyene, sana bir faydası olmayana niçin kulluk edersin / taparsın. Ey babacığım sana verilmeyen ilim bana verildi, bana uy / tâbi ol ki seni düzgün yola yönlendireyim. Ey babacığın şeytana ibadet etme, muhakkak ki şeytan Rabbine asi oldu. Ey babacığım sana Rahmanın azabının dokunmasından ve de şeytanla dost olmandan korkuyorum. Babası dedi ki; ey İbrahim, s en ilahlarımla mı ilgileniyorsun ? Eğer vazgeçmezsen seni taşlarım , benden uzunca bir süre uzaklaş. İbrahim dedi ki; selam senin üzerine olsun, Rabbime senin için sığınacağım kesinlikle O beni bana karşılık verendir. Sizden de Allah’ın dışında dua ettiklerinizden de çekiliyorum ve Rabbime dua ediyorum, umarım Rabbim duama karşı çıkmaz. Onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından çekilince, biz de ona İshak ve Yakub’u hibe ettik. Hepsini de Bildirici / Nebi yaptık. Onlara da rahmetinizden hibe ettik ve de onlar için yüce bir bağlılık dili / sadakat dili / lisanı yaptık.
İbrahim: "Selam olsun sana!" dedi. "Senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Zira o bana çok merhamet edip lütfeder."
(İbrahim): "Selam sana, (esenlik içinde kal), dedi, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana çok lutufkardır."
İbrahim dedi ki: "Esenlik ve güvenlik içinde kal! Rabbimden senin için bağışlanma dileyeceğim. dipnot 1 O, bana daima iyi davranır.
İbrahim dedi ki "Esenlik ve güvenlik içinde ol; Rabbimden seni bağışlamasını dileyeceğim. O, bana iyi davranır.
İbrahim: Selam olsun sana! dedi. Senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Zira o bana çok merhamet edip, lutfeder.
İbrahim: - Selam olsun sana dedi. Senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Zira o buna çok lütufkardır.
Dedi: "Selam sana! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Çünkü O, bana karşı çok lütufkardır."
Meryem suresi, 48. ayet. وَأَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَأَدْعُوا۟ رَبِّى عَسَىٰٓ أَلَّآ أَكُونَ بِدُعَآءِ رَبِّى شَقِيًّا
"Sizi ve Allah'tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb'ime ibadet ediyorum. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum."
Sizden de Allah'ın dışında yalvardığınız şeylerden de uzaklaşıyorum ve Rabbime yalvarıyorum. Umarım ki Rabbime duada mahrum olmam."
Artık hem sizden, hem de sizin Allah'ı bırakıp da yalvarıp yakardıklarınızdan uzaklaşacağım; ve (sizin için) Rabbime yalvarmayı sürdüreceğim; umarım, Rabbime duamdan dolayı mahrum olmam.
Sizden ve sizin Allah'tan başka yalvarıp yakardığınız şeylerden uzak duracak ve (yalnızca) Rabbime yakaracağım: Böylece umulur ki, yakarışım Rabbim tarafından cevapsız bırakılmayacaktır."
"Sizden de, sizin Allah dunundaki yöneldiklerinizden de uzaklaşıp; Rabbime dua ediyorum. Rabbimin yönelişi ile mutsuz sona ermeyeceğimi umarım. "
"Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım."
Sizden de, Allah'ın dışında taptığınız şeylerden de uzaklaşıyor ve Rabbime yalvarıyorum. Umulur ki (senin için) Rabbime dua etmemle bedbaht (emeği boşa gitmiş) olmam.
"Hem sizden hem de Allah'tan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulunduklarınızdan ayrılıyorum ve Efendime yakarışlarda bulunuyorum. Efendime yakarışlarda bulunarak, mutsuz olmayacağımı umut ediyorum!"
"Sizden de, Allah'ın dışında taptığınız şeylerden de uzaklaşıyor ve Rabbime yalvarıyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmemle bedbaht olmam."
"Sizden ve ALLAH dışında yalvardıklarınızdan ayrılıyorum. Ben Efendime yalvarıyorum. Umarım ki Efendime yalvarmakla bahtsız olmam."
'Sizden ve ALLAH dışında yalvardıklarınızdan ayrılıyorum. Ben Rabbime yalvarıyorum. Umarım ki Rabbime yalvarmakla bahtsız olmam.'
Sizi Allah'tan başka taptıklarınızla başbaşa bırakıp çekilirim ve Rabbime dua ederim; umarım, Rabbime yaptığım dua sayesinde mutsuz olmam." dedi.
Hem sizi Allahdan başka taptıklarınızla bırakıp çekilirim de rabbıma dua ederim, umulur ki rabbıma dua ile bedbaht olmam
"Sizden ve Allah'ın yanı sıra kulluk ettiğiniz şeylerden uzak durup, yalnızca Rabb'ime dua edeceğim. Umulur ki, Rabb'ime ettiğim dualar sayesinde mahrum olmam."
"Sizden ve Allah'ın yanı sıra kulluk ettiğiniz şeylerden uzak durup, yalnızca Rabb'ime dua edeceğim. Umulur ki, Rabb'ime ettiğim dualar sayesinde mahrum olmam."
"Sizden ve Allah'tan başka kulluk ettiğiniz şeylerden uzak durup, yalnızca Rabb'ime dua edeceğim. Umulur ki, Rabb'ime ettiğim dualar sayesinde mahrum olmam."
"Sizden ve Tanrı'dan başka taptıklarınızdan kopup ayrılıyorum ve rabbime dua ediyorum. Umulur ki, rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım."
"Sizi ve Allahdan başka tapdıklarınızı bırakıb çekiliyorum. Rabbime düa ediyorum. Umulur ki Rabbime düa sayesinde (sizin gibi) bedbaht olmam".
Sizi ve Allah'tan başka taptıklarınızı bırakıp çekilirim, Rabbıma yalvarırım. Rabbıma yalvarışımdan ötürü mahrum kalmayacağımı umarım.
(41-50) Kitapta İbrahimi hatırla sözüne bağlı / Sıddık bir bildirici idi / nebi idi. Babasına dedi ki ey babacığım işitmeyene , görmeyene, sana bir faydası olmayana niçin kulluk edersin / taparsın. Ey babacığım sana verilmeyen ilim bana verildi, bana uy / tâbi ol ki seni düzgün yola yönlendireyim. Ey babacığın şeytana ibadet etme, muhakkak ki şeytan Rabbine asi oldu. Ey babacığım sana Rahmanın azabının dokunmasından ve de şeytanla dost olmandan korkuyorum. Babası dedi ki; ey İbrahim, s en ilahlarımla mı ilgileniyorsun ? Eğer vazgeçmezsen seni taşlarım , benden uzunca bir süre uzaklaş. İbrahim dedi ki; selam senin üzerine olsun, Rabbime senin için sığınacağım kesinlikle O beni bana karşılık verendir. Sizden de Allah’ın dışında dua ettiklerinizden de çekiliyorum ve Rabbime dua ediyorum, umarım Rabbim duama karşı çıkmaz. Onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından çekilince, biz de ona İshak ve Yakub’u hibe ettik. Hepsini de Bildirici / Nebi yaptık. Onlara da rahmetinizden hibe ettik ve de onlar için yüce bir bağlılık dili / sadakat dili / lisanı yaptık.
“Ben sizi de, sizin Allah’tan başka taptıklarınızı da terk ediyorum. Yalnız Rabbime dua ediyorum. Rabbime dua etmekle bedbaht olmayacağımı ümit ederim.''
"Sizden de, Allah'tan başka yalvardıklarınızdan da ayrılıyor ve yalnız Rabbime yalvarıyorum. Umarım ki Rabbime yalvarmakla bahtsız olmam (istediklerimden mahrum bırakılmam)."
Ben sizden de Allah ile aranıza koyup yalvardıklarınızdan da uzaklaşıyorum. dipnot 1 Ben Rabbime dua ediyorum. Rabbime yaptığım dualar sayesinde mutsuz olmayacağımı ümit ediyorum."
Sizden de Allah ile aranıza koyup yalvardıklarınızdan da uzaklaşıyorum. Ben Rabbime yalvarırım, Rabbime yaptığım dua sayesinde yoksun kalmayacağımı umuyorum."
Sizden ve sizin Allah’tan başka dua ettiklerinizden uzaklaşıyorum. Ben, Rabbime yalvarıyorum. Umulur ki Rabbine dua etmekle bedbaht olmam.
Sizden ve sizin Allah'tan başka dua ettiklerinizden uzaklaşıyorum. Ben, Rabbim'e yalvarıyorum. Umulur ki Rabbine dua etmekle bedbaht olmam.
"Sizden de Allah dışındaki yakardıklarınızdan da ayrılıyorum; Rabbime dua edeceğim. Umarım, Rabbime yakarışımla bahtsızlığa düşmem."
Meryem suresi, 49. ayet. فَلَمَّا ٱعْتَزَلَهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَكُلًّا جَعَلْنَا نَبِيًّا
İbrahim, onları da onların taptıklarını da terk edince, ona İshak ile Yakub'u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.
Sonunda (İbrahim) onlardan ve Allah'tan başka taptıkları şeylerden uzaklaşınca ona İshak'ı ve (bir süre sonra da torunu) Yakup'u bağışlamıştık; her birini de peygamber yapmıştık. dipnot 1
En sonunda onlardan ve onların Allah'ı bırakıp da taptıklarından uzaklaşınca, Biz ona İshak ve Yakub'u armağan ettik ve onların her birine de peygamberlik verdik;
Ve böylece, onlardan ve onların Allah'ı bırakıp tapındıkları şeylerden uzaklaşınca, o'na İshak'ı ve Yakub'u bahşettik ve bunların her ikisini de nebi yaptık;
(İbrahim) onlardan ve onların Allah dunundaki yöneldiklerinden uzaklaşınca, Ona İshak'ı ve Yakup'u hibe ettik. . . Hepsini Nebi oluşturduk!
Böylelikle, onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup ayrılınca ona İshak'ı ve (oğlu) Yakup'u armağan ettik ve her birini peygamber kıldık.
Nihayet İbrahim onlardan ve Allah'tan başka taptıkları şeylerden uzaklaşıp bir tarafa çekildiği zaman biz ona İshak ve Yâ’kub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.
Onlardan ve Allah'tan başka bir de ayrıca hizmet ettiklerinden ayrıldığı zaman, İshak'ı ve Yakup'u, Ona armağan ettik. Ve her birini peygamber yaptık.
Nihayet İbrahim, onlardan ve Allah'tan başka taptıkları şeylerden uzaklaşıp bir tarafa çekildiğinde, biz ona İshak ve Ya'kub'u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.
Onları ve ALLAH dışında hizmet ettiklerini terkedince ona İshak'ı ve Yakub'u verdik. Hepsini peygamber yaptık.
Onları ve ALLAH dışında taptıklarını terkedince ona İshak'ı ve Yakub'u verdik. Hepsini peygamber yaptık.
İbrahim, onları ve Allah'tan başka taptıklarını bırakıp çekildiğinde, Biz de ona İshak'ı ve Ya'kub'u ihsan ettik ve her birini bir peygamber yaptık.
Vaktaki onları ve Allahtan başka taptıklarını bırakıp çekildi, biz de ona İshakı ve Ya'kubu bahşeyledik ve her birini birer Peygamber yaptık
Onlardan ve onların Allah'ın yanı sıra kulluk ettiklerinden ayrılınca, Biz, ona İshak'ı ve torunu Ya'kub'u bağışladık. Hepsini Nebi yaptık.
Onlardan ve onların Allah'ın yanı sıra kulluk ettiklerinden ayrılınca, Biz, ona İshak'ı ve torunu Yakub'u bağışladık. Hepsini nebi yaptık.
Onlardan ve onların Allah'tan başka kulluk ettiklerinden ayrılınca, Biz, ona İshak'ı ve torunu Yakup'u bağışladık. Hepsini nebi yaptık.
Böylelikle, onlardan ve Tanrı'dan başka taptıklarından kopup ayrılınca ona İshak'ı ve (oğlu) Yakup'u armağan ettik ve her birini peygamber kıldık.
İşte (İbrahim) onları ve Allahdan başka tapdıklarını bırakıb çekilince biz ona İshaakı ve Ya'kubu ihsan etdik ve her birini peygamber yapdık.
Onları ve Allah'tan başka taptıklarını bırakıp çekilince; ona İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Ve her birini peygamber yaptık.
(41-50) Kitapta İbrahimi hatırla sözüne bağlı / Sıddık bir bildirici idi / nebi idi. Babasına dedi ki ey babacığım işitmeyene , görmeyene, sana bir faydası olmayana niçin kulluk edersin / taparsın. Ey babacığım sana verilmeyen ilim bana verildi, bana uy / tâbi ol ki seni düzgün yola yönlendireyim. Ey babacığın şeytana ibadet etme, muhakkak ki şeytan Rabbine asi oldu. Ey babacığım sana Rahmanın azabının dokunmasından ve de şeytanla dost olmandan korkuyorum. Babası dedi ki; ey İbrahim, s en ilahlarımla mı ilgileniyorsun ? Eğer vazgeçmezsen seni taşlarım , benden uzunca bir süre uzaklaş. İbrahim dedi ki; selam senin üzerine olsun, Rabbime senin için sığınacağım kesinlikle O beni bana karşılık verendir. Sizden de Allah’ın dışında dua ettiklerinizden de çekiliyorum ve Rabbime dua ediyorum, umarım Rabbim duama karşı çıkmaz. Onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından çekilince, biz de ona İshak ve Yakub’u hibe ettik. Hepsini de Bildirici / Nebi yaptık. Onlara da rahmetinizden hibe ettik ve de onlar için yüce bir bağlılık dili / sadakat dili / lisanı yaptık.
Onlardan ve Allah’tan başka ibadet ettikleri (ilahlardan) uzaklaşınca, O’na İshak’ı ve Ya'kûb ’u bahşettik. Hepsini de peygamber yaptık.
İşte onlardan ve onların Allah'tan başka taptıklarından ayrılınca biz ona İshak'ı ve (İshak'ın oğlu) Ya'kub'u armağan ettik ve hepsini de peygamber yaptık.
Onlardan ve Allah ile aralarına koyup kulluk ettiklerinden uzaklaştığında ona İshak'ı ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u bahşettik. Onların hepsini nebi yaptık. dipnot 1
Onlardan ve Allah' ile aralarına koyup yalvardıklarından uzaklaşınca ona İshak'ı ve Yakub'u bağışladık. Onların her ikisini de nebi yaptık.
Onlardan ve Allah’tan başka ibadet ettikleri (ilahlardan) uzaklaşınca, O’na İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. Hepsini de peygamber yaptık.
Onlardan ve Allah'tan başka kulluk ettikleri şeylerden uzaklaşınca, O'na İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Hepsini de peygamber yaptık.
İbrahim, onlardan ve Allah dışında kulluk ettiklerinden uzaklaşınca, ona İshak'ı ve Yakub'u bağışladık ve hepsini peygamber yaptık.
Meryem suresi, 50. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُم مِّن رَّحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِيًّا
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).
Onlara rahmetimizden lütufta bulunmuş ve kendilerine yüksek bir doğruluk dili vermiştik. dipnot 1
dahası onlara rahmetimizi bahşettik; nihayet onları doğruluğun ve hakikatin yüce dili yaptık.
ve o'nları rahmetimizle ödüllendirdik. Ve o'nlara doğru olanı (başkalarına) ulaştırmaları için üstün bir anlatım gücü bahşettik.
Onlara rahmetimizden hibe ettik ve onlarda Sıddıkiyet (Hakikati yaşayarak tasdik) ilminin yüce anlatım kuvvesini oluşturduk.
Onlara rahmetimizden armağan(lar) bağışladık ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve onlar için üstün güzel övgüler kıldık.
Onlara, rahmetimizden de armağan ettik ve Onlar için çok yüce bir doğruluk dili oluşturduk.
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk, kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik.
Onlara rahmetimizden verdik. Onlara, doğru ve onurlu bir dil bağışladık.
Onlara rahmetimizden verdik. Onlara, doğru ve onurlu bir dil bağışladık.
Biz, bunlara rahmetimizden lütuflar, ihsanlar ettik ve hepsine dillerde yüksek bir doğruluk şanı verdik.
Ve bunlara rahmetimizden ihsanlar eyledik ve hepsine dillerde yüksek bir yad-ı sıdk verdik
Ve rahmetimizden onlara lütfettik. dipnot 1 Onların doğrulukla anılmalarını sağladık.
Ve rahmetimizden onlara lutfettik dipnot 1 . Onların doğrulukla anılmalarını sağladık.
Ve rahmetimizden onlara lutfettik dipnot 1 . Onların doğrulukla anılmalarını sağladık.
Onlara rahmetimizden armağan(lar) bağışladık ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.
Bunlara rahmetimizden (peygamberlik, mal ve evlad) lutfetdik. Onlar için çok yüce sadakat dili de verdik.
Bunlara rahmetimizden lutfettik. Onlar için yüce bir doğruluk dili verdik
(41-50) Kitapta İbrahimi hatırla sözüne bağlı / Sıddık bir bildirici idi / nebi idi. Babasına dedi ki ey babacığım işitmeyene , görmeyene, sana bir faydası olmayana niçin kulluk edersin / taparsın. Ey babacığım sana verilmeyen ilim bana verildi, bana uy / tâbi ol ki seni düzgün yola yönlendireyim. Ey babacığın şeytana ibadet etme, muhakkak ki şeytan Rabbine asi oldu. Ey babacığım sana Rahmanın azabının dokunmasından ve de şeytanla dost olmandan korkuyorum. Babası dedi ki; ey İbrahim, s en ilahlarımla mı ilgileniyorsun ? Eğer vazgeçmezsen seni taşlarım , benden uzunca bir süre uzaklaş. İbrahim dedi ki; selam senin üzerine olsun, Rabbime senin için sığınacağım kesinlikle O beni bana karşılık verendir. Sizden de Allah’ın dışında dua ettiklerinizden de çekiliyorum ve Rabbime dua ediyorum, umarım Rabbim duama karşı çıkmaz. Onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından çekilince, biz de ona İshak ve Yakub’u hibe ettik. Hepsini de Bildirici / Nebi yaptık. Onlara da rahmetinizden hibe ettik ve de onlar için yüce bir bağlılık dili / sadakat dili / lisanı yaptık.
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).
Onlara rahmetimizden (mal ve çocuk) lutfettik ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.
Onlara ikramımızdan (pek çok şey) bahşettik; onları, doğruluklarıyla dillere destan yaptık. dipnot 1
Onların, doğruluklarıyla ve yücelikleriyle dilden dile aktarılan kişiler olmasını sağladık.
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve Onlara dillerde yüksek ve sadakat (bir nam) bıraktık.
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve onlara üstün bir doğruluk dili verdik.
Onlara, rahmetimizden nimetler bağışladık. Ve kendileri için yüksek bir doğruluk dili oluşturduk.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.