Diyanet İşleri
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Mürselât suresi · 1–15. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Mürselât suresi, 1. ayet. وَٱلْمُرْسَلَٰتِ عُرْفًا
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Yemin olsun: Birbiri ardınca gönderilenlere,
Şahit olsun birbiri ardınca gönderilen (bu vahiyler)!
Düşün bu (mesaj)ları, dalga dalga gönderilen
Andolsun o ardı ardına irsal olunanlara;
Birbiri ardınca gönderilenlere andolsun;
Yemin olsun, (iyiliklerle) birbiri peşinden gönderilenlere;
Yemin olsun; art arda Gönderilenlere!
- Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile batılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
Ant olsun ard arda gönderilenlere, dipnot 1
Andolsun ard arda gönderilenlere,
Andolsun iyilik yapılması için (o birbiri ardınca) gönderilenlere,
Kasem olsun o urf için gönderilenlere
Art arda gönderilenlere ant olsun.
Art arda gönderilenlere ant olsun.
Ardarda gönderilenlere ant olsun.
Birbiri ardınca gönderilenlere andolsun;
Andolsun (Allahın emirlerini haamilen) birbiri ardınca (yahud şer'-u akle uygun şeylerle ve iyiliklerle) gönderilib de,
Andolsun birbiri ardınca gönderilenlere,
(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!
Yemin olsun, ardı ardına gönderilenlere.
Andolsun; birbiri ardınca gönderilenlere,
Marufu dipnot 1 tebliğ etmek için gönderilip de
İyiliği yaymak için görev üstlenenler dipnot 1 ,
Yemin olsun, birbiri ardınca gönderilenlere;
Andolsun, birbiri ardınca gönderilenlere.
Yemin olsun, o art arda gönderilenlere/meleklere/rüzgarlara/vahyin bölümlerine/kalplere inen doğuşlara,
Mürselât suresi, 2. ayet. فَٱلْعَٰصِفَٰتِ عَصْفًا
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Esip savuranlara,
Ardından bir fırtına gibi ortalığı kasıp kavuranlar!
ve sonra fırtına şiddetiyle patlayan!
Şiddetle esip de savuranlara;
Derken kökünden koparıp savuranlara.
Şiddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara;
Böylece, esip savuranlara! dipnot 559
- Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile batılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
Esip savuranlara,
Esip savuranlara,
büküp devirenlere,
Derken büküp devirenlere
Ve şiddetle estikçe esenlere,
Ve şiddetle estikçe esenlere,
Ve şiddetle estikçe esenlere,
Derken kökünden koparıp savuranlara.
(o emirlere) sert (ve çalak) rüzgarlar gibi hemen (imtisale) koşan,
Şiddetle esip koştukça koşanlara,
(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!
Şiddetle esip savuranlara.
Esip savuranlara,
(onunla batılı) darmadağın edenlere yemin olsun dipnot 1 .
işleri sürükleyip götürenler dipnot 1
Şiddetle esip savrulanlara;
Şiddetle esip savrulanlara..
Esip de büküp devirenlere,
Mürselât suresi, 3. ayet. وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشْرًا
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Yaydıkça yayanlara,
Ve (ilahi mesajı) yaydıkça yayanlar!
Düşün bu (mesaj)ları, (hakikati) dört bir yana yayan,
Diriltip ayağa kaldıranlara;
Yaydıkça yayanlara.
(Hakikat ve hayırları) yaydıkça yayanlara;
Yemin olsun; yaydıkça yayanlara!
- Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile batılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
Yaydıkça yayanlara,
Yaydıkça yayanlara,
neşrederek yayanlara,
Ve neşrederek yayanlara
Yaydıkça yayanlara,
Yaydıkça yayanlara,
Yaydıkça yayanlara,
Yaydıkça yayanlara.
(şeriatın hükümlerini yer yüzünde) iyiden iyi yayan,
Veya yaydıkça yayanlara.
(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!
Yaydıkça yayanlara.
Yaydıkça yayanlara,
(Marufu) yaydıkça yayıp
iyiliği her tarafa yayanlar,
Yaydıkça yayanlara;
Yaydıkça yayanlara..
Dağıtıp yayanlara/diriltip harekete getirenlere,
Mürselât suresi, 4. ayet. فَٱلْفَٰرِقَٰتِ فَرْقًا
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Ayırdıkça ayıranlara,
Peşinden (hak ile batılı) seçip ayıranlar!
böylece (doğru ile eğriyi) kesin şekilde ayıran,
Seçip ayıranlara;
Böylece ayırdıkça ayıranlara,
(Hak ile batılı) birbirinden iyice ayıranlara;
Böylece, ayırdıkça ayıranlara!
- Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile batılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
Ayırdıkça ayıranlara,
Ayırdıkça ayıranlara,
(gerçek ile batılı) seçip ayıranlara,
Derken seçip ayıranlara
Ayırdıkça ayıranlara,
Ayırdıkça ayıranlara,
Ayırdıkça ayıranlara,
Böylece ayırdıkça ayıranlara,
bu suretle (hak ile baatılı) tam ma'nasiyle ayırd etmiye vaasıta olan,
Böylece ayırdıkça ayıranlara,
(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!
Ayırdıkça ayıranlara.
Ayırdıkça ayıranlara,
(doğru ile yanlışı) sürekli ayıranlara dipnot 1 ,
iyi ile kötüyü birbirinden ayıranlar dipnot 1 ,
Ayırdıkça ayıranlara;
Ayırdıkça ayıranlara..
Gerektiği şekilde ayıranlara,
Mürselât suresi, 5. ayet. فَٱلْمُلْقِيَٰتِ ذِكْرًا
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
(5, 6) Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki dipnot 1
derken (insanı) tarifsiz (güzellikte) bir öğütle buluşturanlar;
ve sonra bir öğüt ve hatırlatmada bulunan,
Hatırlatıcıyı ilka edenlere (şuurda açığa çıkaran kuvveler. Mele-i Ala. Alun melekler. "İlka" da, "lika" da aynen "nefh" gibi derundan zahire ya da içten dışa doğru "şuurda" oluşan bir hal, hissediştir. Ahfa - Hafi {Sıfat tecellisi} - Sır {Esma tecellisi} - Ruh {Fuad - Esma manaları yansıtıcısı} - Kalp {Şuur} - Nefs {Bilinç} sıralamasında, Ruh'tan kalbe yansımaları anlatır. "Halife - İnsan" bu mertebelerin tamamıdır ya da bu bütünlüğe "İnsan" adı verilmiştir; denebilir. Bundan yukarısının ise dile gelip anlatılması doğru değildir, denir. Allahu alem! A. H. )!
Zikr (vahy, öğüt) bırakanlara;
öğüt telkin edenlere;
Sonunda, öğretiyi ulaştıranlara!
- Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile batılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
Mesajı verenlere,
Mesajı verenlere,
sonra bir öğüt bırakanlara,
Sonra bir ögüt bırakanlara
Ve de öğüdü ulaştıranlara,
Ve de öğüdü ulaştıranlara,
Ve de öğüdü ulaştıranlara,
Zikr (vahy, öğüt) bırakanlara;
(5-6) kötülüğü imhaa ye, azab ile tehdide çalışan peygamberlere vahyi getiren (melek) lere,
Zikri getirenlere,
(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!
Zikri getirip, bırakanlara.
Öğüt bırakanlara:
ve doğru bir bilgi bırakanlara…
ve arkalarında doğru bir bilgi bırakanlar dipnot 1 ; işte bütün bu kişiler önemlidir.
Zikri ulaştıranlara;
Uyarıyı/zikri ulaştıranlara..
Öğüt ulaştıranlara/Kur'an'ı ulaştıranlara,
Mürselât suresi, 6. ayet. عُذْرًا أَوْ نُذْرًا
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
(5, 6) Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki dipnot 1
(o öğütle) imana yöneleni mazur addeden ve (tevbe için) uyarıda bulunanlar...
suçlardan arınma(yı vaad eden) veya bir uyarı(da bulunan)!
Özür (kabahati silmek için) yahut uyarı olmak üzere.
Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.
(Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için.
Özür veya uyarmak için.
- Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile batılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
Bir müjde veya uyarı olarak...
Bir müjde veya uyarı olarak...
gerek mazur kılmak gerekse uyarmak için olsun,
Gerek özr için olsun gerek inzar
Özür veya uyarı için,
Özür veya uyarı için,
Özür veya uyarı için,
Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.
(5-6) kötülüğü imhaa ye, azab ile tehdide çalışan peygamberlere vahyi getiren (melek) lere,
Ma'zeret ve uyarı için.
(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!
Gerek özür için olsun, gerek uyarı için.
Özür yahut uyarmak için.
(Bunları) gerek (kendileri için) bir özür olsun gerekse (başkaları için) uyarı olsun diye dipnot 1 yapanlara yemin olsun ki
O bilgi, özür için de uyarı için dipnot 1 de olabilir.
Özür veya korkutmak için,
Özür veya korkutmak için..
Özür yahut uyarı için,
Mürselât suresi, 7. ayet. إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌ
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Size vadedilen (gün) elbette gerçekleşecektir.
Elbette, tehdit edildiğiniz şey mutlaka gerçekleşecektir:
Bakın, bekleyip görün denilen her şey mutlaka gerçekleşecektir.
Vadolunduğunuz (ba's) mutlaka gerçekleşecektir!
Şüphesiz, size vaadedilen gerçekleşecektir.
Bilin ki size vadolunan şey gerçekleşecek!
Kuşkusuz, size sözü verilen, kesinlikle gerçekleşecektir.
- Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile batılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
Size söz verilenler kesinlikle gerçekleşecektir.
Size söz verilenler kesinlikle gerçekleşecektir.
elbette size va'd olunan şey muhakkak meydana gelecektir.
Herhalde size va'dolunan muhakkak olacaktır
Uyarıldığınız şey kesinlikle gerçekleşecektir.
Uyarıldığınız şey kesinlikle gerçekleşecektir.
Uyarıldığınız şey kesinlikle gerçekleşecektir.
Şüphesiz, size vaadedilen gerçekleşecektir.
Ki size va'd (ve tehdid) edilegelen şeyler behemehal vaaki (olacak) dır,
Size vaadedilen mutlaka olacaktır.
(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!
Şüphe yok ki, size vaadedilen mutlaka gerçekleşecektir.
(Bunlara andolsun) Ki size va'dedilen, mutlaka olacaktır.
size vaad edilen mutlaka gerçekleşecektir dipnot 1 .
Tehdit edildiğiniz şey kesinlikle başınıza gelecektir.
Size vadedilen elbette gerçekleşecektir.
Size vaadedilen elbette gerçekleşecektir.
Ki size duyurulmuş olan mutlaka gerçekleşecektir.
Mürselât suresi, 8. ayet. فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ
Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,
Yıldızlar silindiği (söndürüldüğü)nde, dipnot 1
Yıldızlar söndürüldüğü zaman;
Yıldızlar söndüğü zaman (gerçekleşecek,)
Yıldızlar silindiğinde (ışıkları görünmez olduğunda),
Yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman,
Yıldızların ışığı söndürüldüğü,
Artık, yıldızlar söndürüldüğünde.
- Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
Yıldızlar söndürüldüğü,
Yıldızlar söndürüldüğü,
Hani o yıldızlar silindiği vakit.
Hani o yıldızlar silindiği vakıt
Yıldızlar silindiğinde.
Yıldızlar silindiğinde.
Yıldızlar silindiğinde.
Yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman,
yıldızlar (ın ışığı) söndürüldüğü zaman,
Yıldızlar söndürüldüğü zaman,
(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!
Yıldızların ışığı söndüğü zaman.
Yıldızlar(ın ışığı) silindiği zaman,
Yıldızlar söndürüldüğü zaman dipnot 1 ,
Yıldızlar söndürülünce,
Yıldızların ışığı söndüğü zaman;
Yıldızların ışığı söndüğü zaman..
Yıldızlar silinip süpürüldüğünde,
Mürselât suresi, 9. ayet. وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ
Gök yarıldığı zaman,
Gök yarıldığında,
ve gök yarıldığı zaman;
ve gök parçalandığı zaman,
Sema yarıldığında,
Gök yarıldığı zaman
gökkubbe yarıldığı,
Ve gök yarıldığında.
- Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
Göğün yarıldığı,
Göğün yarıldığı,
o gök kubbe açıldığı vakit,
Ve o Sema açıldığı vakıt
Gök aralandığında.
Gök aralandığında.
Gök aralandığında.
Gök yarıldığı zaman,
gök (yüzü) yarıldığı zaman,
Gök yarıldığı vakit,
(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!
Gök yarıldığında.
Gök yarıldığı zaman,
gökte delikler oluştuğu zaman, dipnot 1
gök açılınca,
Gök yarıldığı;
Gök yarıldığı..
Gök yarıldığında,
Mürselât suresi, 10. ayet. وَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ
Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,
Dağlar ufalanıp savrulduğunda,
ve dağlar un ufak edildiği zaman;
ve dağlar toz gibi ufalandığı zaman,
Dağlar savrulduğunda,
Dağlar, kökünden sökülüp savurulduğu zaman,
dağlar ufalanıp savrulduğu
Ve dağlar ufalanıp savrulduğunda.
- Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
Dağların ufalanıp savrulduğu,
Dağların ufalanıp savrulduğu,
dağlar savrulduğu vakit,
Ve o dağlar savurulduğu vakıt
Dağlar ufalanıp savrulduğunda;
Dağlar ufalanıp savrulduğunda;
Dağlar ufalanıp savrulduğunda;
Dağlar, kökünden sökülüp savurulduğu zaman,
dağlar (yerinden koparılıb) savurulduğu zaman,
Dağlar atıldığı zaman,
(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!
Dağlar parçamparça olup savrulduğunda.
Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,
dağlar un ufak edilip savrulduğu zaman dipnot 1 ,
dağlar parçalanıp savrulunca dipnot 1 ,
Dağlar un ufak savrulduğu zaman;
Dağlar un ufak savrulduğu zaman..
Dağlar un ufak edilip savrulduğunda,
Mürselât suresi, 11. ayet. وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ
Peygamberler için (ümmetlerine şahitlik etmek üzere) vakit belirlendiği zaman (kıyamet gerçekleşir).
Elçilere (şahitlik için) vakit verildiğinde (Son Saat gerçekleşmiş olacaktır).
ve bütün elçiler (tanıklık) vaktinde toplandığı zaman...
ve bütün elçiler belirlenen bir vakitte toplanmaya çağırıldıkları zaman...
Rasuller (-Nebiler değil-) yeni işlevleri için yerlerini aldıklarında.
Ve resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman
ve peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).
Ve elçiler için zaman belirlendiğinde.
- Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
Ve elçilere randevu verildiği zaman,
Ve elçilere randevu verildiği zaman,
peygamberler bekleme yerlerine vardırıldığı vakit (kıyamet günü),
Ve o elçiler miykatlarına irdirildiği vakıt
O resullere vakit belirlendiğinde;
O resullere vakit belirlendiğinde;
O rasullere vakit belirlendiğinde;
Ve resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman,
peygamberlerin muayyen vakti geldiği zaman,
Peygamberlerin vakti geldiği zaman,
(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!
Peygamberlere ümmetleri hakkında şahitlik vakitleri bildirildiği zaman.
Elçilere vakit belirlendiği zaman:
elçilerin (şahitlik yapma) vakti geldiği zaman… dipnot 1
kendilerine elçi gönderilenler dipnot 1 için belirlenen gün gelince dipnot 2 (tehdit edildiğiniz şey başınıza gelir.)
Rasûller toplandığı zaman;
Elçiler toplandığı zaman..
Resuller vakte bağlandığında,
Mürselât suresi, 12. ayet. لِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ
(Bu) hangi güne ertelenmiştir?
(Bu durum), hangi güne ertelenmiştir?
Peki, bütün bunlar hangi gün gerçekleştirilecek?
Ne zaman gerçekleşecek (bütün bunlar)?
Hangi gün için ertelenmişlerdi?
(Bu,) Hangi gün için ertelenmişti?
(Bu alâmetler) hangi vakte ertelenmiştir?
Hangi gün için bırakılmıştı?
- Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
Belirlenen gün için...
Belirlenen gün için...
bunlar hangi güne ertelenmiştir?
Onlar hangi güne te'cil edildi?
Bunlar hangi gün için ertelendi?
Bunlar hangi gün için ertelendi?
Bunlar hangi gün için ertelendi?
(Bu,) Hangi gün için ertelenmişti (üccilet)?
(bu vakit) hangi güne gecikdirilmişdi?
Hangi güne ertelenmişti?
(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!
Bu, hangi güne ertelenmiş?
Ertelenmiş oldukları gün için,
O hangi güne ertelendi (biliyor musunuz)?
Buluşma hangi güne bırakıldı?
Bu hangi güne ertelenmiş?
-Hangi güne ertelenmiş?
Hangi gün için vakte bağlandılar?
Mürselât suresi, 13. ayet. لِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ
Hüküm ve ayırım gününe.
Ayrılma gününe.
(İyi ile kötü arasındaki) Ayrım Günü.
(Doğruyu yanlıştan) Ayırd etme Günü!
Ayırt edilme süreci için!
(Mü'mini müşrikten, haklıyı haksızdan) Ayırma günü için.
Hüküm gününe.
Ayrım Günü için.
- Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
Yani Karar Günü için!
Yani Karar Günü için!
Ayırım gününe!
Fasıl gününe
Ayırt etme dipnot 1 günü için.
Ayırt Etme dipnot 1 günü için.
Ayırt Etme dipnot 1 günü için.
(Mümini müşrikten, haklıyı haksızdan) Ayırma günü için.
(Her şey'i) ayırd edib hukum verme gününe.
Hüküm gününe,
(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!
Ayrım (hüküm) gününe (ertelenmiştir).
Yani hüküm günü için.
İyiyi kötüden ayırma gününe…
Tabii ki ayırma gününe.
Ayırma gününe.
-Hüküm/ayırma gününe..
Ayrım ve hüküm günü için.
Mürselât suresi, 14. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ
Hüküm ve ayırım gününü sen ne bileceksin.
O ayrılma gününün ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
Sahi, bu Ayrım Günü'nün dehşetini sen nereden bileceksin?
Bu Ayrım Günü'nün nasıl bir gün olacağını bilebilir misin?
Fasl (ayırt edilme) süreci nedir bilir misin?
Bu ayırma gününü sana ne bildirdi?
(Rasûlüm!) Hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin! (O gün insanlar amellerine göre Cennet yahut Cehennem'e sevkedilirler)
Ayrım Günü'nü, sana bildiren nedir?
- Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
O nasıl bir yargılama günüdür bilir misin?
O nasıl bir yargılama günüdür bilir misin!
Ayırım gününün ne olduğunu bilir misin?
bildin mi nedir fasıl günü?
Ayırt etme gününün ne olduğunu biliyor musun?
Ayırt Etme gününün ne olduğunu biliyor musun?
Ayırt Etme gününün ne olduğunu biliyor musun?
Bu ayırma gününü sana ne bildirdi?
Bu ayırd etme gününü (n ehemmiyyetini) sana hangi şey bildirdi?
Hüküm gününü hangi şey bildirdi sana?
(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!
Hüküm gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?
Hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?
İyiyi kötüden ayırma gününün ne olduğunu sana kim bildirebilir! dipnot 1
Ayırma günü nedir, sen nereden bileceksin?
Hüküm gününün ne olduğunu ne bilirsin?
-Hüküm gününün ne olduğunu ne bilirsin?
Ayrım ve hüküm gününü sana bildiren nedir?
Mürselât suresi, 15. ayet. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün vay yalanlayanların haline!
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
O Gün vay haline hakikati yalanlayanların!
O süreçte (ölümle birlikte başlayacak ikinci yaşam sürecini) yalanlayanların vay haline!
O gün, yalanlayanların vay haline.
O gün (Peygamber'i ve ahireti) yalan sayanların vay haline!
Yalanlayanların; o gün, vay başlarına gelene! dipnot 560
- Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Yalanlayanların vay haline o gün!
O gün yalan diyenlerin vay haline!
Vay haline o gün yalan diyenlerin
O Gün dipnot 1 , yalanlayanların vay haline!
İzin Günü, yalanlayanların vay haline!
İzin Günü, yalanlayanların vay haline!
O gün, yalanlayanların vay haline.
(Bunu) yalan sayanların o gün vay haline!
O gün; yalanlayanların vay haline.
(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!
O gün vay yalanlayanların haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
O gün (doğrular karşısında) yalan söyleyip durmuş olanların vay haline! dipnot 1
O gün yalancılar çok çekecekler.
Vay haline o gün, yalanlayanların!
-Vay haline o gün, yalanlayanların!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.