Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Musa'nın haberi sana geldi mi?
Naziât suresi · 15–26. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Naziât suresi, 15. ayet. هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ
(Ey Muhammed!) Musa'nın haberi sana geldi mi?
Musa'nın haberi sana geldi, (değil) mi?
Musa'nın olayından haberin var mı?
Musa'nın kıssasından hiç haberin oldu mu?
Musa'nın olayı sana ulaştı mı?
Musa'nın haberi sana geldi mi?
(Habibim!) Sana Musa'nın haberi geldi mi?
Musa'nın haberi, sana geldi mi?
Musa'nın haberi sana geldi mi?
Sana Musa'nın tarihi ulaştı mı?
Sana Musa'nın tarihi ulaştı mı?
Sana o Musa'nın haberi geldi ya?
Geldi ya sana Musanın kıssası?
Musa'nın hadisi dipnot 1 sana geldi mi?
Musa'nın hadisi dipnot 1 sana geldi mi?
Musa'nın haberi sana geldi mi?
Musa'nın haberi sana geldi mi?
Sana (Habibim) Musanın haberi geldi (değil) mi?
Musa'nın haberi geldi mi sana?
(1-15) Boğarak işe karışanlara, hızlıca çekip alanlara (mevt ve vefat) Yüzercesine akıp gidenlere, yarışta geçenlere (hayrı kapanlara) İşleri çekip çevirenlere, O gün sarsıntı ile sarsılır, ardından tekrarı takip eder. (Tekrar sarsılır) kalpleri o gün paniktedir, bakışları korku doludur , çukurdayken / mezardayken tekrar döndürülecekmiş miyiz? Biz ufalanmış kemik olduğumuz zamanda mı? derler ve derler ki işte bu, bir kez daha hasar / hüsran, O iş, o da tek bir haykırmaymış, onlar için bu bir uyanmak / çukurdan yer üstüne çıkmakmış
Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?
Musa'nın haberi sana geldi mi?
Musa'nın haberi sana ulaştı, değil mi dipnot 1 !
Sana Musa'nın haberi ulaştı değil mi?
Musa’nın haberi sana geldi mi?
Musa'nın haberi sana geldi mi?
Ulaştı mı sana Musa'nın haberi?
Naziât suresi, 16. ayet. إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى
Hani, Rabbi ona mukaddes Tuva vadisinde şöyle seslenmişti:
Hani Rabbi kutsal Tuvâ Vadisi'nde dipnot 1 ona şöyle seslenmişti:
Hani Rabbi, iki kat kutsal kılınmış bir vadide ona şöyle seslenmişti:
Hani kutsal bir vadide Rabbi o'na şöyle seslenmişti:
Hani Onun Rabbi Ona, (Bi-)mukaddes vadi Tuva'da hitap etti:
Hani Rabbi ona, kutsal vadi Tuva'da seslenmişti:
Kutsal vadi Tuva'da Rabbi ona şöyle seslenmişti :
Efendisi, Kutsal Vadi Tuva'da, Ona seslenmişti.
- Hani, Rabbi ona Kutsal Vadide, Tuva'da şöyle seslenmişti: "Firavun'a git, çünkü o gerçekten azmıştır. Ona de ki: "Arınmak istemez misin? Sana, Rabbine giden yolu göstereceğim, böylece saygı duyarsın."
Efendisi, Kutsal Tuva vadisinde ona seslenmişti:
Rabbi, kutsal Tuva vadisinde ona seslenmişti:
Hani Rabbi ona o mukaddes vadi Tuva'da seslenmişti:
O vakıt ki ona rabbı nida etmişti o mukaddes vadide: Tuva'da
Hani, Rabb'i ona kutsal vadi Tuva'da seslenmişti!
Hani, Rabb'i ona kutsal vadi Tuva'da seslenmişti!
Hani, Rabb'i ona kutsal vadi Tuva'da seslenmişti!
Hani rabbi ona, kutsal vadi Tuva'da seslenmişti:
Hani Rabbi ona mukaddes "Tuvaa" vadisinde (şöyle) nida etmişdi
Hani Rabbı ona; mukaddes vadide, Tuva'da şöyle seslenmişti:
(15-26) Sana Musa anlatısı / hadisesi geldi mi? Rabbi O’na kutsal Tuva vadisinde seslenmişti, Firavuna git çünkü o iyice azgınlaştı / taşkın halde. Deki ona; senin için arınma gibi bir şey var mı? / temizlenmek ister misin? Ve seni Rabbine ileteyim de ondan tedirgin olasın. Ona büyük mucizeyi / büyük ayeti gösterdi, yalanladı ve isyan etti. (Asa gibi oldu, dikleşti) sonra ardını döndü ve koştu, sonra birilerini topladı ve seslendi, ben sizin yüce rabbiniz değil miyim dedi. Allah ta onu, evvelde ve ahirde / ilkinde / diğerinde bağ ile yakaladı. Bunda çekinen / korkan kişiler ders alınması gereken / ibret vardır.
Hani Rabbi ona, mukaddes Tuvâ Vadisi'nde seslenmişti.
Hani Rabbi ona Kutsal Vadi'de, "Tuva"'da ünlemişti:
Rabbi ona kutsal Tuva Vadisi'nde şöyle seslenmişti dipnot 1 :
Hani Rabbi ona (Tur'daki dipnot 1 ) kutsal Tuva vadisinde şöyle seslenmişti:
Hani, Rabbi ona, mukaddes Tuva’da seslenmişti.
Hani, Rabbi ona, mukaddes Tuva'da seslenmişti:
Hani, Rabbi ona, kutsal vadide, Tuva'da seslenmişti:
Naziât suresi, 17. ayet. ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
"Haydi Firavun'a git! Çünkü o azmıştır."
"Firavun'a git! O iyice azdı."
"Firavuna git, çünkü o haddini aştı;
"Sen, Firavun'a git -çünkü o hak ve adalet sınırlarını ihlal ediyor-
"Git Firavun'a! Muhakkak ki o azgınlaştı!"
"Firavun'a git; çünkü o, azdı."
Firavun'a git! Çünkü o çok azdı.
"Firavun'a git; aslında, o, iyice azıttı!"
- Hani, Rabbi ona Kutsal Vadide, Tuva'da şöyle seslenmişti: "Firavun'a git, çünkü o gerçekten azmıştır. Ona de ki: "Arınmak istemez misin? Sana, Rabbine giden yolu göstereceğim, böylece saygı duyarsın."
"Firavuna git; o azdı."
'Firavun'a git; o azdı.'
Haydi git Firavun'a, çünkü o pek azıttı.
Haydi demişti git Firavne de, çünkü o pek azdı
"Firavun'a git. Kuşkusuz o azgınlaştı."
"Firavun'a git. Kuşkusuz o azgınlaştı."
Firavun'a git. Kuşkusuz o azgınlaştı.
"Firavun'a git; çünkü o azdı."
"Fir'avna git. Çünkü o, pek azmışdır".
Firavun'a git; çünkü o, çok azmıştır.
(15-26) Sana Musa anlatısı / hadisesi geldi mi? Rabbi O’na kutsal Tuva vadisinde seslenmişti, Firavuna git çünkü o iyice azgınlaştı / taşkın halde. Deki ona; senin için arınma gibi bir şey var mı? / temizlenmek ister misin? Ve seni Rabbine ileteyim de ondan tedirgin olasın. Ona büyük mucizeyi / büyük ayeti gösterdi, yalanladı ve isyan etti. (Asa gibi oldu, dikleşti) sonra ardını döndü ve koştu, sonra birilerini topladı ve seslendi, ben sizin yüce rabbiniz değil miyim dedi. Allah ta onu, evvelde ve ahirde / ilkinde / diğerinde bağ ile yakaladı. Bunda çekinen / korkan kişiler ders alınması gereken / ibret vardır.
"Firavun’a git! Çünkü o gerçekten azdı.''
"Fir'avn'a git, çünkü o azdı."
"Firavun'a git; o, gerçekten taşkınlık etti dipnot 1 .
"Firavun'a git; o, azgınlaştı.
Firavun’a git, çünkü o azdı.
-Firavun'a git, çünkü o azdı.
"Firavun'a git! İyice azdı o."
Naziât suresi, 18. ayet. فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ
"Ona de ki: İster misin (küfür ve isyanından) temizlenesin?
"(Ona) de ki: "Arınmak ister misin?
ve ona de ki: "Arınmaya var mısın?
ve (ona) söyle: 'Arınmaya istekli misin?
"De ki: Arınıp saflaşmaya ne dersin?"
Ona de ki: "Temizlenmek ister misin?"
De ki: Arınmayı ister misin?
"Ona, şunu söyle: ‘Artık, arınmaya niyetin var mı?' "
- Hani, Rabbi ona Kutsal Vadide, Tuva'da şöyle seslenmişti: "Firavun'a git, çünkü o gerçekten azmıştır. Ona de ki: "Arınmak istemez misin? Sana, Rabbine giden yolu göstereceğim, böylece saygı duyarsın."
"Ona de ki: Arınmayacak mısın?"
'Ona de ki: Arınmayacak mısın?'
De ki: "İster misin temizlenesin?
De ki: ister misin temizlenesin?
"Git ona de ki: Arınmak ister misin?"
"Git ona de ki: Arınmak ister misin?"
Git ona de ki: "Arınmak ister misin?"
Ona de ki: "Temizlenmek ister misin?"
Onun için de ki "(Küfürden, azgınlıkdan) temizlenmende meylin var mı senin"?
De ki: temizlenmeye meylin var mı senin.
(15-26) Sana Musa anlatısı / hadisesi geldi mi? Rabbi O’na kutsal Tuva vadisinde seslenmişti, Firavuna git çünkü o iyice azgınlaştı / taşkın halde. Deki ona; senin için arınma gibi bir şey var mı? / temizlenmek ister misin? Ve seni Rabbine ileteyim de ondan tedirgin olasın. Ona büyük mucizeyi / büyük ayeti gösterdi, yalanladı ve isyan etti. (Asa gibi oldu, dikleşti) sonra ardını döndü ve koştu, sonra birilerini topladı ve seslendi, ben sizin yüce rabbiniz değil miyim dedi. Allah ta onu, evvelde ve ahirde / ilkinde / diğerinde bağ ile yakaladı. Bunda çekinen / korkan kişiler ders alınması gereken / ibret vardır.
Deki: “Sen temizlenmek istiyor musun?”
"De ki: Arınmağa gönlün var mı?"
Ona de ki: "Kendini arındırıp geliştirmek hakkındır, değil mi?
De ki: Kendini geliştirmek hakkındır, değil mi?
Ve de ki: Arınmaya istekli misin?
Ve de ki: -Arınmaya istekli misin?
"De ki ona: 'Arınıp temizlenmeye ne dersin?"
Naziât suresi, 19. ayet. وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ
Seni Rabbine ileteyim de O'na karşı derinden saygı duyup korkasın!"
(İstiyorsan) seni Rabbine yönlendireyim. dipnot 1 (Böylece O'na) saygı duyarsın."
İmdi (cevabın evetse), ben seni Rabbine doğru yönelteceğim ve sen de kendine çekidüzen vereceksin!"
(Eğer istekliysen) o zaman seni Rabbin(i tanıma mertebesin)e ulaştıracağım ki (bundan sonra) O'nun korkusunu duyasın.'"
"Seni Rabbine erdirmeme? (Azameti karşısında) haşyet duyarsın!"
"Seni Rabbine yönelteyim, böylece (O'ndan) korkmuş olursun."
Seni Rabbimin yoluna iletmemi, böylece ondan korkarsın.
"Seni, Efendine yönlendireyim; derin saygı duyman için!"
- Hani, Rabbi ona Kutsal Vadide, Tuva'da şöyle seslenmişti: "Firavun'a git, çünkü o gerçekten azmıştır. Ona de ki: "Arınmak istemez misin? Sana, Rabbine giden yolu göstereceğim, böylece saygı duyarsın."
"Seni Efendine ileteyim de saygılı olasın."
'Seni Rabbine ileteyim de saygılı olasın.'
Sana Rabbini tanıtayım da ona saygı duyasın?"
Ve rabbına irşad edeyim de seni saygılanasın?
"Sana Rabb'inin yolunu göstereyim de içtenlikle O'na yönelmiş ol.
"Sana Rabb'inin yolunu göstereyim de içtenlikle O'na yönelmiş ol.
"Sana Rabb'inin yolunu göstereyim de içtenlikle O'na yönelmiş ol.
"Seni rabbine yönelteyim, böylece (O'ndan) korkmuş olursun."
"Ve seni Rabbin (i tanıtmıya) irşad edeyim ki (Ondan) korkasın".
Rabbına giden yolu göstereyim de O'ndan korkasın.
(15-26) Sana Musa anlatısı / hadisesi geldi mi? Rabbi O’na kutsal Tuva vadisinde seslenmişti, Firavuna git çünkü o iyice azgınlaştı / taşkın halde. Deki ona; senin için arınma gibi bir şey var mı? / temizlenmek ister misin? Ve seni Rabbine ileteyim de ondan tedirgin olasın. Ona büyük mucizeyi / büyük ayeti gösterdi, yalanladı ve isyan etti. (Asa gibi oldu, dikleşti) sonra ardını döndü ve koştu, sonra birilerini topladı ve seslendi, ben sizin yüce rabbiniz değil miyim dedi. Allah ta onu, evvelde ve ahirde / ilkinde / diğerinde bağ ile yakaladı. Bunda çekinen / korkan kişiler ders alınması gereken / ibret vardır.
"Seni, Rabbine ileteyim de O’na karşı derinden saygı duyup korkasın!”
"Seni Rabbin(in yolun)a ileteyim de O'ndan korkasın."
(Bir Elçi olarak) Rabbine (Sahibine) giden yolu sana göstereyim ki, (aşırı davranışlardan) çekinesin dipnot 1 ."
Sana, Rabbine giden yolu göstermem de hakkındır. Sonra kendine çeki düzen verirsin."
Seni Rabbine ileteyim de O’na karşı derinden korkasın!
Sana, Rabbine giden yolu göstereyim de O'ndan saygı ile korkasın.
"Seni Rabbine kılavuzlayayım da gönülden ürperesin!"
Naziât suresi, 20. ayet. فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ
Derken Musa ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Sonunda ona en büyük ayeti (mucizeyi) göstermişti.
Nihayet ona o büyük mucizevi belgeyi gösterdi;
Bunun üzerine (Musa), (Firavun'a gitti ve) ona (Rabbinin rahmetinin eseri olan) büyük mucizeyi anlattı.
Derken ona büyük mucizeyi gösterdi!
(Musa) Ona büyük mucizeyi gösterdi.
Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Ardından, büyük mucizeyi ona gösterdi.
Ona büyük mucizeyi gösterdi.
Ona büyük mucizeyi gösterdi.
Ona büyük mucizeyi gösterdi.
Vardı ona, o büyük mucizeyi gösterdi.
Vardı ona o büyük mu'cizeyi de gösterdi.
Sonra Musa, Firavun'a büyük ayeti dipnot 1 gösterdi.
Sonra Musa, Firavun'a büyük ayeti dipnot 1 gösterdi.
Sonra Musa, Firavun'a büyük ayeti dipnot 1 gösterdi.
(Musa) Ona büyük ayeti gösterdi.
(Musa gitdi, tebliğ etdi) Ona o en büyük mu'cizeyi gösterdi.
Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi.
(15-26) Sana Musa anlatısı / hadisesi geldi mi? Rabbi O’na kutsal Tuva vadisinde seslenmişti, Firavuna git çünkü o iyice azgınlaştı / taşkın halde. Deki ona; senin için arınma gibi bir şey var mı? / temizlenmek ister misin? Ve seni Rabbine ileteyim de ondan tedirgin olasın. Ona büyük mucizeyi / büyük ayeti gösterdi, yalanladı ve isyan etti. (Asa gibi oldu, dikleşti) sonra ardını döndü ve koştu, sonra birilerini topladı ve seslendi, ben sizin yüce rabbiniz değil miyim dedi. Allah ta onu, evvelde ve ahirde / ilkinde / diğerinde bağ ile yakaladı. Bunda çekinen / korkan kişiler ders alınması gereken / ibret vardır.
Derken Mûsâ, ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Ona büyük mu'cizeyi gösterdi.
Sonra ona en büyük ayetleri /mucizeleri gösterdi dipnot 1 .
Ardından ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Ona en büyük ayeti gösterdi.
Ona en büyük mucizeyi/ayeti gösterdi.
Derken, ona o en büyük mucizeyi gösterdi.
Naziât suresi, 21. ayet. فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ
Fakat o, Musa'yı yalanladı ve isyan etti.
(Ancak Firavun, gerçeği) yalanlamış ve isyan etmişti.
fakat o yalanladı ve sert çıktı;
Ama (Firavun) o'nu yalanladı ve (hidayeti) şiddetle reddetti,
(Firavun) yalanladı ve isyan etti.
Fakat o, yalanladı ve isyan etti.
(O ise) hemen yalanladı ve isyan etti.
Fakat yalanladı ve karşı geldi.
O ise hemen yalanladı ve isyan etti.
Fakat o yalanladı ve karşı geldi.
Fakat o yalanladı ve karşı geldi.
Fakat o, yalan dedi ve isyan etti.
Fakat o tekzib etti, ısyan etti
Fakat yalanladı ve karşı çıktı.
Fakat yalanladı ve karşı çıktı.
Fakat yalanladı ve karşı çıktı.
Fakat o, yalanladı ve isyan etti.
Fakat (Fir'avn Musayı) yalanladı, (Allaha) ısyanetdi.
Ama o, yalanlayıp isyan etti.
(15-26) Sana Musa anlatısı / hadisesi geldi mi? Rabbi O’na kutsal Tuva vadisinde seslenmişti, Firavuna git çünkü o iyice azgınlaştı / taşkın halde. Deki ona; senin için arınma gibi bir şey var mı? / temizlenmek ister misin? Ve seni Rabbine ileteyim de ondan tedirgin olasın. Ona büyük mucizeyi / büyük ayeti gösterdi, yalanladı ve isyan etti. (Asa gibi oldu, dikleşti) sonra ardını döndü ve koştu, sonra birilerini topladı ve seslendi, ben sizin yüce rabbiniz değil miyim dedi. Allah ta onu, evvelde ve ahirde / ilkinde / diğerinde bağ ile yakaladı. Bunda çekinen / korkan kişiler ders alınması gereken / ibret vardır.
Fakat o, Mûsâ’yı yalanladı ve isyan etti.
Fakat o yalanladı, karşı geldi.
Ama (Firavun) yalana sarıldı ve isyan etti dipnot 1 .
Ama Firavun yalana sarıldı ve isyan etti.
Fakat o yalanladı ve isyan etti.
Fakat o yalanladı ve isyan etti.
Ama o yalanladı, isyan etti.
Naziât suresi, 22. ayet. ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ
Sonra sırt dönüp koşarak gitti.
Sonra hızlıca arkasını dönüp gitmişti.
sonra hışımla orayı terk etti;
sonra da kaba bir şekilde (Musa'ya) sırtını döndü;
Sonra koşarak ardına döndü.
Sonra (karşı yönde) çaba harcayıp sırtını döndü.
Sonra (inkâr için) olanca çabasını göstererek sırtını döndü.
Sonra, arkasını dönüp koştu.
Sonra yüz çevirip mücadele etmeye çalıştı.
Sonra, sırtını döndü, (aleyhte) çaba gösterdi.
Sonra, sırtını döndü, (aleyhte) çaba gösterdi.
Sonra koşarak ters yöne gitti.
Sonra koşarak idbara gitti
Sonra aleyhte çalışmaya koyuldu.
Sonra aleyhte çalışmaya koyuldu.
Sonra aleyhte çalışmaya koyuldu.
Sonra (karşı yönde) çaba harcayıp sırtını döndü.
Sonra da koşarak arkasını döndü.
Sonra arkasını döndü, koşmaya başladı.
(15-26) Sana Musa anlatısı / hadisesi geldi mi? Rabbi O’na kutsal Tuva vadisinde seslenmişti, Firavuna git çünkü o iyice azgınlaştı / taşkın halde. Deki ona; senin için arınma gibi bir şey var mı? / temizlenmek ister misin? Ve seni Rabbine ileteyim de ondan tedirgin olasın. Ona büyük mucizeyi / büyük ayeti gösterdi, yalanladı ve isyan etti. (Asa gibi oldu, dikleşti) sonra ardını döndü ve koştu, sonra birilerini topladı ve seslendi, ben sizin yüce rabbiniz değil miyim dedi. Allah ta onu, evvelde ve ahirde / ilkinde / diğerinde bağ ile yakaladı. Bunda çekinen / korkan kişiler ders alınması gereken / ibret vardır.
Sonra sırt dönüp koşarak gitti.
Sonra sırtını döndü; (Musa'nın getirdiklerini iptal etmek için) çalışmağa koyuldu.
Sonra sırt çevirdi ve harekete geçti dipnot 1 .
Sırt çevirdi ve işe girişti.
Sonra arkasını dönüp, koşmaya başladı.
Sonra arkasını dönüp, koşmaya başladı.
Sonra, sırtını döndü; koşuyordu.
Naziât suresi, 23. ayet. فَحَشَرَ فَنَادَىٰ
Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:
(23, 24) (Yandaşlarını) toplamış, onlara seslenmiş ve demişti ki: "Ben sizin yüce rabbinizim."
derken (adamlarını) topladı ve bağırıp çağırdı;
daha sonra (ileri gelen adamlarını) topladı ve (halkını) çağırdı,
Akabinde topladı, seslendi:
Sonunda (yardımcı güçlerini) topladı, seslendi;
Derhal (adamlarını) topladı ve (onlara) bağırdı:
Sonunda, toplayıp seslendi.
- Derhal adamlarını topladı ve onlara şöyle seslendi: "Ben sizin en yüce rabbinizim!"
Toplayıp, ilan etti.
Toplayıp, ilan etti.
Derken toplayıp bağırdı!
Derken mahşerini topladı da bağırdı:
Adamlarını toplayarak seslendi:
Adamlarını toplayarak seslendi:
Adamlarını toplayarak seslendi:
Sonunda (yardımcı güçlerini) topladı, seslendi;
Nihayet (sihirbazlarını, yahud ordusunu) topladı da bağırdı:
Toplayıp seslendi:
(15-26) Sana Musa anlatısı / hadisesi geldi mi? Rabbi O’na kutsal Tuva vadisinde seslenmişti, Firavuna git çünkü o iyice azgınlaştı / taşkın halde. Deki ona; senin için arınma gibi bir şey var mı? / temizlenmek ister misin? Ve seni Rabbine ileteyim de ondan tedirgin olasın. Ona büyük mucizeyi / büyük ayeti gösterdi, yalanladı ve isyan etti. (Asa gibi oldu, dikleşti) sonra ardını döndü ve koştu, sonra birilerini topladı ve seslendi, ben sizin yüce rabbiniz değil miyim dedi. Allah ta onu, evvelde ve ahirde / ilkinde / diğerinde bağ ile yakaladı. Bunda çekinen / korkan kişiler ders alınması gereken / ibret vardır.
Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:
(Adamlarını) Topladı, (onlara) bağırdı:
Herkesi topladı ve haykırdı:
Herkesi topladı ve haykırdı:
Toplayıp şöyle seslendi:
Toplantı yapıp, şöyle seslendi:
Derken, bir araya toplayıp bağırdı.
Naziât suresi, 24. ayet. فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ
"Ben, sizin en yüce Rabbinizim!" dedi.
(23, 24) (Yandaşlarını) toplamış, onlara seslenmiş ve demişti ki: "Ben sizin yüce rabbinizim."
üstelik (bir de) "Ben sizin en büyük rabbinizim!" dedi.
ve onlara "Ben sizin en yüce rabbinizim!" dedi.
"Ben, sizin en ala Rabbinizim!" dedi. (Kadim Hakikat bilgisini elde eden Firavun, bunu şuurun sınırsız kuşatıcılığıyla tüm varlıkta müşahedesi yerine; bilincine yükleyerek bedenselliğine vermiş; bilinç varlığına tanrısallık vermiş ve bedenselliğinde dilediğini yapma noktasına yani nefs-i emmare yaşamına düşmüştü. Bu yüzdendir ki Musa a. s. ona hakikat bilgisini aktarmak yerine, yani Allah'a iman yerine, Rabb-ül alemin'e iman noktasına çekerek uyarı yapmıştı. Yani tüm varlıkta tedbir eden Esma mertebesine dikkatini çekerek hayalindeki vahdeti, bilinç - beden boyutunda yaşayarak birimselliğiyle sınırlamak yerine; şuur boyutunda tüm varlığa yaygın Esma manaları çıkışına iman etmesini teklif etmişti. A. H. )
Dedi ki: "Sizin en yüce Rabbiniz benim."
Ben, sizin en yüce Rabbinizim! dedi.
Dedi ki: "Yüceliği eşsiz efendiniz benim!" dipnot 570
- Derhal adamlarını topladı ve onlara şöyle seslendi: "Ben sizin en yüce rabbinizim!"
"Ben sizin en yüce Efendinizim" dedi. dipnot 1
'Ben sizin en yüce rabbinizim,' dedi.
Benim en büyük Rabbiniz! dedi.
Benim en yüksek rabbınız, dedi
"Ben sizin yüce rabbinizim." dedi.
"Ben sizin yüce rabbinizim." dedi.
"Ben sizin yüce Rabb'inizim." dedi.
Dedi ki: "Sizin en yüce rabbiniz benim."
"İşte ben sizin en yüce Rabbinizim"!
Ve sizin en yüce Rabbınız benim, dedi.
(15-26) Sana Musa anlatısı / hadisesi geldi mi? Rabbi O’na kutsal Tuva vadisinde seslenmişti, Firavuna git çünkü o iyice azgınlaştı / taşkın halde. Deki ona; senin için arınma gibi bir şey var mı? / temizlenmek ister misin? Ve seni Rabbine ileteyim de ondan tedirgin olasın. Ona büyük mucizeyi / büyük ayeti gösterdi, yalanladı ve isyan etti. (Asa gibi oldu, dikleşti) sonra ardını döndü ve koştu, sonra birilerini topladı ve seslendi, ben sizin yüce rabbiniz değil miyim dedi. Allah ta onu, evvelde ve ahirde / ilkinde / diğerinde bağ ile yakaladı. Bunda çekinen / korkan kişiler ders alınması gereken / ibret vardır.
“Ben, sizin en yüce rabbinizim!” dedi.
"Ben sizin en yüce Rabbinizim!" dedi.
"Sizin en yüce rabbiniz benim!" dedi dipnot 1 .
"Sizin en yüce efendiniz dipnot 1 benim" dedi.
Sizin en yüce rabbiniz benim, dedi.
-Sizin en yüce Rabbi'niz/kralınız benim, dedi.
Dedi ki: "Ben sizin en yüce rabbinizim."
Naziât suresi, 25. ayet. فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ
Allah onu, ibret verici şekilde dünya ve ahiret cezasıyla cezalandırdı.
(Bunun üzerine) Allah onu ahiret ve dünya azabıyla yakalamıştı.
Sonunda Allah, onu ahiret ve dünya azabıyla (aleme) ibret olsun diye yakaladı.
Bunun üzerine Allah onu yakalayıp hesaba çekti (ve bunu) hem bu dünyada hem de öteki dünyada uyarıcı bir örnek yaptı.
Bunun üzerine Allah, onu sonsuz yaşam boyutunun ve öndekinin (dünyanın) ibret verici azabı ile yakaladı.
Böylelikle Allah onu, ahiret ve dünya azabıyla yakaladı.
Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
Bunun üzerine, Allah, sonrası ve öncesinde onu cezalandırdı.
Böylece Allah, onu ahiret ve dünya azabıyla cezalandırdı.
Sonunda, ALLAH onu ahiret ve dünya cezasına çarptı.
Sonunda, ALLAH onu ahiret ve dünya cezasına çarptı.
Allah da onu tuttu, sonuna ve önüne (ahirette ve dünyada) ibret olmak üzere bir cezaya çarptırdı.
Allah da onu tuttu sonuna önüne nekal olmak üzere tenkil ediverdi
Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
Böylelikle Tanrı onu, ahiret ve dünya azabıyla yakaladı.
Bunun üzerine Allah onu hem ahiret, hem dünya azabiyle yakaladı.
Bunu üzerine Allah, onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.
(15-26) Sana Musa anlatısı / hadisesi geldi mi? Rabbi O’na kutsal Tuva vadisinde seslenmişti, Firavuna git çünkü o iyice azgınlaştı / taşkın halde. Deki ona; senin için arınma gibi bir şey var mı? / temizlenmek ister misin? Ve seni Rabbine ileteyim de ondan tedirgin olasın. Ona büyük mucizeyi / büyük ayeti gösterdi, yalanladı ve isyan etti. (Asa gibi oldu, dikleşti) sonra ardını döndü ve koştu, sonra birilerini topladı ve seslendi, ben sizin yüce rabbiniz değil miyim dedi. Allah ta onu, evvelde ve ahirde / ilkinde / diğerinde bağ ile yakaladı. Bunda çekinen / korkan kişiler ders alınması gereken / ibret vardır.
Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.
Allah da onu, sonun ve ilkin (ahiretin ve dünyanın) azabıyle cezalandırdı.
Allah da onu, o zamankilerin yanı sıra sonrakilere de caydırıcı bir ders olacak şekilde cezalandırdı dipnot 1 .
Allah da onu yakaladı, çağdaşlarına ve sonrakilere ibretlik yaptı.
Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.
Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.
Bunun üzerine Allah, onu sonraya ve önceye ibret olmak üzere bir ceza ile çarptı.
Naziât suresi, 26. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰٓ
Şüphesiz bunda Allah'tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.
Şüphesiz ki bu (kıssa)da saygı duyacak olanlar için bir ibret vardır. dipnot 1
Şüphesiz bunda Allah'a karşı içten bir saygı duyanlar için sayısız ibret vardır.
Bunda, şüphesiz, (Allah'ın) ürperti ve korkusunu duyanlar için bir ibret vardır.
Muhakkak ki bunda haşyete ermiş kimseler için elbette bir ibret vardır!
Gerçekten bundan 'içi titreyerek korkacak' kimse için elbette bir ibret (ders) vardır.
Elbette bunda, korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.
Aslında, işte bunda, derin saygı duyanlar için bir ders vardır.
Şüphesiz bunda, Allah'a saygı duyanlara bir ders vardır.
Kuşkusuz, saygı duyanlar için bunda bir ibret vardır.
Kuşkusuz, saygı duyanlar için bunda bir ibret vardır.
Şüphesiz ki, bunda saygı duyacaklar için bir ibret vardır.
Şübhesiz ki bunda bir ıbret var, saygı duyacaklar için
Kuşkusuz bunda huşu dipnot 1 duyan kimse için ibret vardır.
Kuşkusuz bunda huşu dipnot 1 duyan kimse için ibret vardır.
Kuşkusuz bunda huşu dipnot 1 duyan kimse için ibret vardır.
Gerçekten bundan 'içi titreyerek korkacak' kimse için elbette bir ibret (ders) vardır.
Şübhe yok ki (Allahdan) korkacak kimse (ler) için bunda kat'i bir ibret vardır.
Şüphesiz ki bunda, korkan kimseler için ibret vardır.
(15-26) Sana Musa anlatısı / hadisesi geldi mi? Rabbi O’na kutsal Tuva vadisinde seslenmişti, Firavuna git çünkü o iyice azgınlaştı / taşkın halde. Deki ona; senin için arınma gibi bir şey var mı? / temizlenmek ister misin? Ve seni Rabbine ileteyim de ondan tedirgin olasın. Ona büyük mucizeyi / büyük ayeti gösterdi, yalanladı ve isyan etti. (Asa gibi oldu, dikleşti) sonra ardını döndü ve koştu, sonra birilerini topladı ve seslendi, ben sizin yüce rabbiniz değil miyim dedi. Allah ta onu, evvelde ve ahirde / ilkinde / diğerinde bağ ile yakaladı. Bunda çekinen / korkan kişiler ders alınması gereken / ibret vardır.
Şüphesiz bunda, Allah’tan sakınıp korkan kimseler için bir ibret vardır.
Şüphesiz bunda (Allah'tan) korkacak kimse için ibret vardır.
Şüphesiz bunda, (Allah'tan) çekinenler için tam bir ibret vardır dipnot 1 .
Kendine çeki düzen verecek kimseler için bunda tam bir ibret vardır.
İşte bunda gerçekten korkan kimse için bir ibret vardır.
İşte bunda saygı ile korkan kimse için bir ibret vardır.
Kuşkusuz, bunda, içine ürperti düşen için tam bir ibret vardır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.