Nisâ suresi · 153–162. ayetler

Kitap ehlinin istekleri ve yaptıkları

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nisâ suresi, 153. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 153. ayet. يَسْـَٔلُكَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ أَن تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَٰبًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَقَدْ سَأَلُوا۟ مُوسَىٰٓ أَكْبَرَ مِن ذَٰلِكَ فَقَالُوٓا۟ أَرِنَا ٱللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ثُمَّ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ فَعَفَوْنَا عَن ذَٰلِكَ وَءَاتَيْنَا مُوسَىٰ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا

    Diyanet İşleri

    Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Musa'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa'ya apaçık bir güç ve yetki verdik.

    Mehmet Okuyan

    Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan bunun daha büyüğünü istemiş dipnot 1 ve "Bize Allah'ı apaçık göster." demişlerdi dipnot 2 de haksızlıkları sebebiyle onları hemen yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık ayetler (mucizeler) geldikten sonra buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. dipnot 3 Biz bunu da affetmiş, Musa'ya da apaçık bir delil vermiştik.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Ahzâb 33:70.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:55; İsrâ 17:92; Furkân 25:21.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Bakara 2:51, 92. Yüce Allah Hz. Musa'nın Sînâ Dağı'na çıkışının ardından İsrailoğulları'nın bir buzağıyı ilah edinerek zalimler olduklarını ifade etmektedir. Ayrıca bkz. A‘râf 7:142.

    Mustafa İslamoğlu

    Önceki vahyin takipçisi olan (Yahudiler), senden, gökten kendilerine özel bir kitap indirmeni istiyorlar. Onlar Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler ve "Bize Allah'ı doğrudan göster!" demişlerdi. Bu densizlikleri yüzünden yıldırım çarpmışa döndüler. Daha sonra kendilerine (tevhidin) apaçık belgeleri geldiği halde buzağı (heykeli)ne tapınmaya başladılar. Yine de onları bu günahlarından arındırmış, Musa'ya ise güçlü bir (nübüvvet) delili bahşetmiş

    Muhammed Esed

    Tevratın izleyicileri, (ey Peygamber!) gökten kendilerine bir vahiy indirmeni isterler. Onlar Musadan bunun daha büyüğünü istemişler ve "Bizi Allah ile yüz yüze getir" demişlerdi de bu çarpıklıkları yüzünden onları bir ceza yıldırımı çarpmıştı. Daha sonra (altın) buzağıya tapmaya başlamışlardı ve hakikatin bütün kanıtları kendilerine geldikten sonra yapmışlardı bunu. Yine de bu (günahları)nı silmiş ve Musaya (hakikatin) açık kanıtını bahşetmiştik,

    Ahmed Hulusi

    Ehl-i kitap (Yahudiler) senden, kendilerine "Gökten yazılı Kitap" indirmeni istiyorlar. . . Gerçekten (onlar) bundan daha büyüğünü Musa'dan istediler. . . "Allah'ı açıktan bize göster" demişlerdi de, zulümleri yüzünden onları yıldırım çarptı. . . Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra tutup buzağıya tapınmaya başladılar. . . Bunu da affettik ve Musa'ya apaçık bir kudret verdik.

    Ali Bulaç

    Kitap Ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Bize Allah'ı açıkça göster." Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. Yine bundan dolayı onları affettik ve Musa'ya apaçık olan ispatlayıcı bir delil verdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Ehli kitap (Tevrât ehli yahûdiler) senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Onlar Mûsâ’dan, bunun daha büyüğünü istemişlerdi de, «Bize Allah’ı apaçık göster» demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı. Bilâhare kendilerine açık deliller geldikten sonra buzağıyı ( ilah ) edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ'ya apaçık delil (ve yetki) verdik.

    Ali Rıza Safa

    Kitap halkı, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Bundan daha büyüğünü Musa'dan istemişler ve "Allah'ı, bize açıkça göster!" demişlerdi. Bunun üzerine, yaptıkları haksızlık yüzünden onları yıldırım çarptı. Sonra, onlara açık kanıtlar gelmesine karşın buzağıyı onayladılar. Ardından, onları bağışladık ve Musa'ya apaçık bir yetki verdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Ehli kitap, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine bunca açık mucizeler gelmişken buzağıya taptılar. Nihayet biz, tövbe ettiklerinden,onları bağışladık ve Musa'ya açık bir hakimiyet verdik.

    Edip Yüksel

    Kitap halkı, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bunun daha büyüğünü istemiş ve, "Bize ALLAH'ı fiziksel olarak göster" demişlerdi. Böyle sınırı aşmalarından ötürü onlara yıldırım çarptı. Kendilerine apaçık deliller gelmesine rağmen buzağıya hizmet ettiler. Onları yine affettik. Musa'ya da apaçık bir yetki verdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kitap halkı, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bunun daha büyüğünü istemiş ve, 'Bize ALLAH'ı fiziksel olarak göster,' demişlerdi. Böyle sınırı aşmalarından ötürü onları yıldırım çarptı. Kendilerine apaçık deliller gelmesine rağmen buzağıya taptılar. Onları yine affettik. Musa'ya da apaçık bir yetki verdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirivermeni istiyorlar. Çok görme: Musa'dan daha da büyüğünü istediler ve: "Allah'ı bize açıkça göster." dediler de zulümleri yüzünden kendilerini yıldırım çarptı. Sonra kendilerine o kadar mucizeler gelmişken tuttular danaya taptılar. Biz bunları bağışladık ve Musa'ya güçlü bir saltanat verdik,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ehli kitab senden üzerlerine Semadan bir kitab indirivermeni istiyorlar, çok görme Musaya bundan daha büyüğünü teklif ettiler, "Allahı bize açıktan göster" dediler de zulümlerile kendilerini yıldırım çarptı, sonra kendilerine o kadar açık mu'cizeler gelmişken tuttular danaya taptılar, derken biz bunlardan afvettik de Musaya kahir bir saltanat verdik

    Erhan Aktaş

    Kitap Ehli, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Daha önce Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: "Bize Allah'ı açıkça göster." demişlerdi. Bu haksızlıklarından dolayı, onları yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine apaçık kanıtlar içeren bilgiler geldiği halde yine de buzağıyı ilah edindiler. Biz onları bağışladık ve Musa'ya apaçık bir yetki verdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ehli Kitap, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Daha önce Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: "Bize Allah'ı açıkça göster." demişlerdi. Bu haksızlıklarından dolayı, onları yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine apaçık kanıtlar içeren bilgiler geldiği halde yine de buzağıyı ilah edindiler. Biz onları bağışladık ve Musa'ya apaçık bir yetki verdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ehli Kitap, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Daha önce Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: "Bize Allah'ı açıkça göster." demişlerdi. Bu haksızlıklarından dolayı, onları yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine apaçık kanıtlar içeren bilgiler geldiği halde yine de buzağıyı ilah edindiler. Biz onları bağışladık ve Musa'ya apaçık bir yetki verdik.

    Gültekin Onan

    Kitap ehli senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Bize Tanrı'yı açıkça göster." Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi. Yine bundan dolayı onları affettik ve Musa'ya apaçık olan ispatlayıcı bir delil verdik.

    Hasan Basri Çantay

    Ehl-i kitab, senin üzerlerine gökten bir kitab indirmeni isterler. Hakıykat, onlar Musadan daha büyüğünü istemişler de "Allahı açıkdan bize göster" demişlerdi. İşte zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmışdı. Bil'ahare kendilerine bunca açık ayetler ve deliller geldikden sonra da (Tanrı diye) buzağıya tutunmuşlardı. Nihayet biz (tevbe etdikleri için) bunları afvetmişdik. Biz Musaya apaçık (nice) hüccet (ler) verdik.

    İbni Kesir

    Kitab ehli senin kendilerine gökten bir kitab indirmeni isterler. Musa' dan da bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Ve; bize Allah'ı apaçık göster, demişlerdi. Zulümlerinden dolayı onları yıldırım çarpmıştı. Kendilerine bunca açık ayetler ve deliller geldikten sonra da buzağıya taptılar. Nihayet Biz, bunu affettik ve Musa'ya apaçık bir hüccet verdik.

    Mehmet Alagaş

    (153-162) Kitap halkı, senden gökten bir kitap indirmeni istiyor / sual ediyor. (Parçalı değil bütün bir kitabı tek seferde istiyorlar.) Bundan daha büyüğü Musa’ya sual edilmişti / Musa’dan istenmişti, dediler ki açık ve net bir şekilde Allah’ı bize göster. Bu zulümleri nedeniyle onları yıldırım çarptı, sonra kendilerine açıklamaların gelmesinin ardından da buzağıyı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa’ya da büyük bir delile dayalı otorite / sultanlık verdik. Onlarla sözleşme yaparken Tur dağını üstlerine kaldırdık ve onlara dedik ki; secde ederek kapıdan girin ve yine onlara dedik ki cumarteside / sabitlik gününde / şabat ta haddi aşmayın. Onlardan sert / galiz bir söz aldık. (Galiz; Fidanın sertleşmesi gibi) Sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini yok saymaları, gerçeğe dayanmadan / haksız yere Resulleri öldürmeleri ve de kalplerimiz kılıflıdır / perdelidir demeleri nedeniyle Evet Allah ta onların kalplerin e küfürleri dolayısıyla mühür vurdu. Onların çok azı iman etti. Küfretmeleri ve Meryem hakkında uydurdukları büyük şeyler. Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demeleri. Onu öldürmediler ve Onu asmadılar, lakin onlara o şekilde benzetildi / teşbih edildi. Bu konuda ihtilaflı görüş ileri sürenler / ihtilafa düşenler onun hakkında şüphe içindeler. Onların, onun hakkında zanna uymak dışında herhangi bir bilgileri yoktur. Onu kesin bir şekilde / yakın bir şekilde öldüremediler. Bilakis Allah onu kendine kaldırdı. Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Kitap halkından kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman edecek ler. Kıyamet gününde de O, aleyhlerine şahit olacaktır. (Ölümlerinden önce İsa’ya iman edip öyle ölecekler.) Bu zulümleri ve çoklarını Allah’ın yolundan saptırmaları ve de kesinlikle yasaklandıkları halde faiz almaları, ayrıca insanların mallarını gerekçesiz bir şekilde yemeleri nedenleriyle, Yahudilere, onlara helal edilmiş temiz olan şeyleri haram ettik. Onlard an kafir olanlar için acıtıcı bir azap hazırladık. Oysa ki onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler; sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler, namaza kalkıp kılanlardır, zekâtı verenlerdir, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara ilerde çok büyük bir ücret / ecir vereceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ehl-i Kitap senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Mûsâ’dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: Bize Allah’ı apaçık göster, demişlerdi. Zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. kendilerine deliller geldikten sonra da buzağıyı ilah edinmişlerdi. Ardından onları bağışladık ve Mûsâ'ya apaçık delil verdik.

    Süleyman Ateş

    Kitap ehli, senden, kendilerine gökten bir Kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler: "Allah'ı bize açıkça göster!" demişlerdi. Haksızlıklarından dolayı derhal onları yıldırım gürültüsü yakalamıştı. Sonra kendilerine açık deliller gelmişken buzağıyı (tanrı) tutmuşlardı. Bundan da vazgeçtik ve Musa'ya açık bir yetki verdik.

    Süleymaniye Vakfı

    Ehlikitap /kitaplarında uzman olanlar, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Onlar Musa'dan daha büyük bir istekte bulunmuş, "Bize Allah'ı apaçık göstersene!" demişlerdi. Yanlış yapmalarından ötürü onları yıldırım çarpmıştı dipnot 1 . Sonra onlara onca mucize gelmiş ama yine de o boğayı ilah edinmişlerdi dipnot 2 . Daha sonra onları bu suçlarından dolayı da affetmiş ve Musa'ya apaçık bir yetki vermiştik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Musa aleyhisselam Tur'a gidip halkından 40 gün kadar uzak kalınca Samiri ve taraftarları bir boğa heykeli yapmış, İsrailoğullarına "Bu sizin ilahınızdır. Musa'nın da ilahıdır ama o, onu unuttu." demişlerdi. Harun aleyhisselam, içlerinde olmasına rağmen onların heykele tapmalarına engel olamamıştı. Bkz. Taha 20/83-98.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ehl-i Kitap dipnot 1 ister ki onlara gökten bir kitap indiresin. Musa'dan bunun daha büyüğünü istemişler ve "Bize Allah'ı apaçık göstersene." demişlerdi. Yanlış yapmalarından ötürü onları yıldırımlar çarpmıştı. Sonra onlara onca mucize gelmiş ama yine de o buzağıya sarılmışlardı. Daha sonra onları bu suçlarından dolayı da affetmiş ve Musa'ya apaçık destek vermiştik dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler
    2. metne dön, dipnot 2
      Bir gün de "Bak, Musa!" demiştiniz. "Allah'ı apaçık görene kadar sana inanmayacağız!" Hemen sizi o şiddetli gürültü sarmıştı. Öylece baka kalmıştınız.  Sonra ölümünüzün ardından sizi yeniden diriltmiştik. Belki şükredersiniz. (Bakara 2/55-56)

    Şaban Britch

    Kitap ehli senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: Bize Allah’ı apaçık göster, demişlerdi. Zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. kendilerine belgeler geldikten sonra da buzağıyı ilah edinmişlerdi. Ardından onları bağışladık ve Musa'ya apaçık delil verdik.

    Şaban Piriş

    Kitap ehli senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar, Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: -Bize Allah'ı apaçık göster, demişlerdi. Zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. kendilerine belgeler geldikten sonra da buzağıyı ilah edinmişlerdi. Ardından onları bağışladık ve Musa'ya apaçık iktidar verdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ehlikitap, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Zaten onlar Musa'dan da bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Allah'ı bize açıktan göster." Bunun üzerine zulümlerinden ötürü kendilerini yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine açık-seçik kanıtların gelişi ardından buzağıya taptılar. Biz onların bu günahını da affettik. Biz Musa'ya apaçık bir kanıt/bir hükmetme gücü verdik.

  2. Nisâ suresi, 154. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 154. ayet. وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ ٱلطُّورَ بِمِيثَٰقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًا وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا۟ فِى ٱلسَّبْتِ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَٰقًا غَلِيظًا

    Diyanet İşleri

    Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle "Tur"u üzerlerine kaldırdık ve onlara, "Tevazu ile kapıdan girin" dedik. Yine onlara, "Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın" dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.

    Mehmet Okuyan

    Söz vermeleri (ve sözlerinde durmamaları) nedeniyle üzerlerine (âdeta Sînâ) dipnot 1 Dağı'nı kaldırmıştık. dipnot 2 (Başka bir sefer) onlara, "Baş eğerek kapıdan girin!" demiştik. (Bir başka zaman da) onlara, "Cumartesi günü sınırı aşmayın!" dipnot 3 demiştik. Kendilerinden sağlam bir söz almıştık.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki dağın Sînâ Dağı olduğunun delili Mü'minûn 23:20 ve Tîn 95:2'dir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:63, 93; A‘râf 7:171.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Bakara 2:65; A‘râf 7:163; Nahl 16:124. İsrailoğulları, cumartesi günleri hiçbir işle ilgilenmeyip sadece ibadetle emrolunmuşlardı. Bu durum İsrailoğulları'nın, cumartesi günü dünya işleri ile uğraşmamaları gerektiğini ifade etmektedir. Bölgedeki balıklar da cumartesi günü (Allah'ın imtihanı olarak) açıktan açığa sürüler halinde kıyıya geliyorlardı. İsrailoğulları balıkların kıyıya akın akın gelmelerine imrenerek hırslarına mağlup olmuşlar, bu yasağı dinlemeyip cumartesi günlerinde de avlanmaya devam etmişlerdi. Böylece ilahi bir emre itibar etmeyip onu çiğnemişler, "Cumartesi Yasağı"nı ihlal etmişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    ve Yüce Dağı söz vermeleri için üzerlerine yükseltmiştik. Kendilerine "Kapıdan (şükür) secdeleriyle girin!" demiş ve "Seb'i ihlal etmeyin!" uyarısında bulunmuştuk; üstelik kendilerinden sağlam bir taahhüt de almıştık.

    Muhammed Esed

    ve Sina Dağını verdikleri sözün delili olarak üzerlerinde yükseltmiştik. Onlara "kapıdan tevazu içinde girin" demiş ve "Sebt Kanununu ihlal etmeyin!" diye uyarmıştık ve kendilerinden sağlam bir taahhüt almıştık.

    Ahmed Hulusi

    Verdikleri söze bağlanmaları için Tur'u üzerlerine kaldırmıştık da onlara "Secde ederek o kapıdan girin" demiştik. Hem de "Cumartesi günü hürmetini ihlal etmeyin" dedik de, onlardan kesin ahd aldık.

    Ali Bulaç

    Kesin söz vermeleri dolayısıyla Tur'u üstlerine yükselttik ve onlara: "Bu kapıdan secde ederek girin" dedik ve onlara: "Cumartesinde haddi aşmayın" da dedik. Ve onlardan kesin bir söz aldık.

    Ali Özek ve heyeti

    Söz vermeleri sebebiyle (ve verdikleri sözde durmalarını sağlamak için) Tûr'u Üzerlerine kaldırmıştık; onlara: "Kapıdan secde ederek girin", keza yine onlara: "Cumartesi günü avlanarak haddi aşmayın" demiş, bu hususlarda kendilerinden bir de sağlam söz almıştık.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, verdikleri kesin söz nedeniyle, dağı, onların üzerine yükseltmiştik. "Kapıdan secde ederek girin!" demiştik; "Cumartesi yasağını çiğnemeyin!" demiştik. Üstelik onlardan kesin söz almıştık.

    Bayraktar Bayraklı

    Sina Dağı'nı, verdikleri sözün delili olarak üzerlerine yükseltmiştik. Onlara "Kapıdan tevazu içinde giriniz" demiş ve "Sebt kanununu/Cumartesi yasağını ihlal etmeyiniz" diye uyarmıştık ve kendilerinden sağlam bir söz almıştık.

    Edip Yüksel

    Kendilerinden söz alırken Sina Dağı'nı üzerlerine yükselttik. Onlara, "Kapıdan alçak gönüllü olarak girin" dedik. Onlara, "Cumartesi yasağını çiğnemeyin" dedik; onlardan sağlam bir söz aldık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerinden söz alırken Sina Dağını üzerlerine kaldırdık. Onlara, 'Kapıdan alçak gönüllü olarak girin,' dedik. Onlara, 'Cumartesi yasağını çiğnemeyin,' dedik; onlardan sağlam bir söz aldık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    söz vermeleri için Tur'u üstlerine kaldırdık ve onlara: "Secdelere kapanarak o kapıya girin!" dedik. "Cumartesiye saygısızlık etmeyin!" diye kendilerini uyardık ve onlardan sağlam bir söz aldık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve misaka bağlanmaları için Turu üstlerine kaldırdık da "girin secdelere kapanarak o kapıya" dedik onlara, hem "sebt günü tecavüz etmeyin" dedik de onlara kendilerinden ağır bir misak aldık

    Erhan Aktaş

    Kesin söz vermelerinden dolayı Tur'u üzerlerine yükseltmiştik. Onlara, "Kapıdan secde ederek dipnot 1 girin." dedik. Yine onlara, "Cumartesi'nde haddi aşmayın." dedik. Biz, onlardan kesin söz aldık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Saygı göstererek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kesin söz vermelerinden dolayı Tur'u üzerlerine yükseltmiştik. Onlara, "Kapıdan secde ederek dipnot 1 girin." dedik. Yine onlara, "Cumartesi'nde haddi aşmayın." dedik. Biz, onlardan kesin söz aldık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Saygı göstererek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kesin söz vermelerinden dolayı Tur'u üzerlerine yükseltmiştik. Onlara, "Kapıdan secde ederek dipnot 1 girin." dedik. Yine onlara, "Cumartesinde haddi aşmayın." dedik. Biz, onlardan kesin söz aldık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Saygı göstererek.

    Gültekin Onan

    Kesin söz vermeleri dolayısıyla Tur'u üstlerine yükselttik ve onlara: "Bu kapıdan seçde ederek girin" dedik ve onlara: "Cumartesinde haddi aşmayın" da dedik. Ve onlardan kesin bir söz aldık.

    Hasan Basri Çantay

    (Ahd-ü) misaka bağlanmaları için "Tuur" u üstlerine kaldırmış, onlara: "O (şehrin) kapı (sından) hepiniz secdeye kapanır halde girin" demiş, cumartesi günü hakkında da "(Av yaparak haddi) aşmayın" (diye) söylemiş, kendilerinden (bu hususlarda) ağır te'minat almışdık.

    İbni Kesir

    Söz vermelerine karşılık Tur dağını üzerlerine kaldırdık. Ve onlara; Şehrin kapısından secde ederek girin, dedik. Cumartesileri aşırı gitmeyin, dedik. Onlardan ağır bir te'minat aldık.

    Mehmet Alagaş

    (153-162) Kitap halkı, senden gökten bir kitap indirmeni istiyor / sual ediyor. (Parçalı değil bütün bir kitabı tek seferde istiyorlar.) Bundan daha büyüğü Musa’ya sual edilmişti / Musa’dan istenmişti, dediler ki açık ve net bir şekilde Allah’ı bize göster. Bu zulümleri nedeniyle onları yıldırım çarptı, sonra kendilerine açıklamaların gelmesinin ardından da buzağıyı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa’ya da büyük bir delile dayalı otorite / sultanlık verdik. Onlarla sözleşme yaparken Tur dağını üstlerine kaldırdık ve onlara dedik ki; secde ederek kapıdan girin ve yine onlara dedik ki cumarteside / sabitlik gününde / şabat ta haddi aşmayın. Onlardan sert / galiz bir söz aldık. (Galiz; Fidanın sertleşmesi gibi) Sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini yok saymaları, gerçeğe dayanmadan / haksız yere Resulleri öldürmeleri ve de kalplerimiz kılıflıdır / perdelidir demeleri nedeniyle Evet Allah ta onların kalplerin e küfürleri dolayısıyla mühür vurdu. Onların çok azı iman etti. Küfretmeleri ve Meryem hakkında uydurdukları büyük şeyler. Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demeleri. Onu öldürmediler ve Onu asmadılar, lakin onlara o şekilde benzetildi / teşbih edildi. Bu konuda ihtilaflı görüş ileri sürenler / ihtilafa düşenler onun hakkında şüphe içindeler. Onların, onun hakkında zanna uymak dışında herhangi bir bilgileri yoktur. Onu kesin bir şekilde / yakın bir şekilde öldüremediler. Bilakis Allah onu kendine kaldırdı. Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Kitap halkından kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman edecek ler. Kıyamet gününde de O, aleyhlerine şahit olacaktır. (Ölümlerinden önce İsa’ya iman edip öyle ölecekler.) Bu zulümleri ve çoklarını Allah’ın yolundan saptırmaları ve de kesinlikle yasaklandıkları halde faiz almaları, ayrıca insanların mallarını gerekçesiz bir şekilde yemeleri nedenleriyle, Yahudilere, onlara helal edilmiş temiz olan şeyleri haram ettik. Onlard an kafir olanlar için acıtıcı bir azap hazırladık. Oysa ki onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler; sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler, namaza kalkıp kılanlardır, zekâtı verenlerdir, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara ilerde çok büyük bir ücret / ecir vereceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Söz verdikleri için dağı onların tepesine kaldırdık. Onlara: "Kapıdan secde ederek girin!" dedik. Onlara: "Cumartesi günü yasağını çiğnemeyin!" diyerek onlardan kesin bir söz aldık.

    Süleyman Ateş

    Söz vermeleri için Tur'u üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Secde ederek kapıdan girin!" dedik. Ve onlara: "Cumartesi(yasakları)nı çiğnemeyin!" dedik. Ve onlardan sağlam bir söz aldık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan söz almak için Tur dağını üzerlerine kaldırmıştık. Bir de onlara: "O kapıdan secde ederek girin" demiştik. Onlara "Cumartesi günleri aşırı gitmeyin" demiştik, onlardan bu konularda sağlam söz almıştık.

    Şaban Britch

    Söz vermeleri için dağı onların tepesine kaldırdık. Onlara: Kapıdan secde ederek girin dedik. Onlara, cumartesi günü yasağını çiğnemeyin! diyerek onlardan kesin bir söz aldık.

    Şaban Piriş

    Söz vermeleri sebebiyle dağı onların tepesine kaldırdık. Onlara: - Kapıdan secde ederek girin dedik. Onlara, Cumartesi günü yasağını çiğnemeyin! diyerek onlardan kesin bir söz aldık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kesin söz vermeleri için Tur'u üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin." dedik. Onlara şunu da söyledik: "Cumartesi gününde azgınlık yapmayın." Onlardan sapasağlam bir söz almıştık.

  3. Nisâ suresi, 155. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 155. ayet. فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَٰقَهُمْ وَكُفْرِهِم بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَقَتْلِهِمُ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌۢ بَلْ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا

    Diyanet İşleri

    Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve "kalplerimiz muhafazalıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar.

    Mehmet Okuyan

    Sözlerinden dönmeleri, dipnot 1 Allah'ın ayetlerini inkâr etmeleri, haksız olarak peygamberleri öldürmeleri dipnot 2 ve "Kalplerimiz perdelidir!" demeleri sebebiyle (onları cezalandırmıştık). Aksine (dahası), küfürleri sebebiyle Allah onlara (kalplere) mühür vurmuştur; azı hariç artık iman etmezler. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah kitap ehlinin verdikleri sözleri çeşitli zamanlarda sürekli bozmaları, taahhütlerini çiğnemeleri sebebiyle onları cezalandırdığını bildirmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:61; Al-i İmrân 3:21, 112, 181.
    3. metne dön, dipnot 3
      İnkârcıların kalplerinin mühürlenmesinin sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Yani inkâr "sebep", mühürlenme ise "sonuç"tur. Benzer mesajlar: Bakara 2:7, 88; A‘râf 7:100, 101; Tevbe 9:87, 93; Yûnus 10:74; Nahl 16:108; Rûm 30:59; Mü'min 40:35; Muhammed 47:16; Münâfikûn 63:3.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte böylece, taahhütlerini çiğnedikleri Allah'ın mesajlarını reddettikleri, peygamberleri haksız yere öldürdükleri ve "Kalplerimiz (bilgi ile) kaplıdır!" dedikleri için (onları cezalandırdık). Bilakis Allah inkarlarından dolayı onların kalplerini mühürlemiştir ve işte onlar (bu nedenle) inanmazlar; çok azı müstesna.

    Muhammed Esed

    Böylece, taahhütlerini çiğnedikleri, Allahın mesajlarını reddettikleri, peygamberleri haksız yere öldürdükleri ve "Kalplerimiz zaten bilgi ile doludur" diye böbürlendikleri için (onları cezalandırdık), hayır, aslında Allah, hakikati inkar etmelerinden dolayı onların kalplerini mühürlemiştir ve (şimdi) artık çok az şeye inanırlar;

    Ahmed Hulusi

    Ahdlerinden dönmeleri, Allah'ın işaretlerindeki varlığını (Esma'sının açığa çıkışı olan işaretleri) inkar etmeleri, Hakk'ın muradına karşı Nebileri öldürmeleri ve "Kalplerimiz kılıflıdır" (şuurlarımız koza içindedir) demeleri yüzünden, yaptıklarının karşılığını verdik. Bilakis inkarları yüzünden anlayışlarını kilitledik! Artık pek azı hariç, iman etmezler!

    Ali Bulaç

    Onların kendi sözlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerine karşı inkara sapmaları, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: "Kalplerimiz örtülüdür" demeleri nedeniyle (onları lanetledik.) Hayır; Allah, inkarları dolayısıyla ona (kalplerine) damga vurmuştur. Onların azı dışında, inanmazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Sözlerinden dönmeleri, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve «Kalplerimiz kılıflanmıştır (kapalıdır)» demeleri sebebiyle (onları lânetledik, türlü belâlar verdik. Onların kalpleri kılıflı değildir;) tam aksine küfürleri sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur; pek azı müstesna artık iman etmezler.

    Ali Rıza Safa

    Verdikleri sözü bozdukları, Allah'ın ayetlerini inkar ettikleri, peygamberleri haksız yere öldürdükleri ve "Yüreklerimiz korunaklıdır!" dedikleri için. Evet! Allah, nankörlük ettikleri için, onların üzerine damga vurmuştur. Artık, çok azı dışında inanmazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Sözlerinden dönmeleri, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve "Kalplerimiz kılıflıdır" demeleri sebebiyle onları lanetledik, türlü belalar verdik. Onların kalpleri kılıflı değildi; tam aksine inkarları sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur; pek azı inanır.

    Edip Yüksel

    Sözlerini bozmalarından, ALLAH'ın ayet ve delillerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve "Sabit fikirliyiz" demelerinden ötürü, evet inkarlarından ötürü ALLAH onların anlayışlarını mühürledi. Bunun için pek azı gerçeği onaylar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sözlerini bozmalarından, ALLAH'ın ayet ve delillerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve 'Sabit fikirliyiz,' demelerinden ötürü, evet inkarlarından ötürü ALLAH onların anlayışlarını mühürledi. Bunun için pek azı inanırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine sözleşmelerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve "kalplerimiz kılıflı" demeleri sebebiyle, -Doğrusu Allah, inkarları yüzünden onların kalplerini mühürlemiştir de onun için pek azı dışındakiler iman etmezler-

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine misaklarını nakzetmeleri ve Allahın ayatına küfürleri ve Enbiyayı nahak yere katilleri ve "kalblerimiz gılıflı" demeleri sebebiyle -ki doğrusu Allah o kalblerin üzerini küfürlerile tab'etmiştir- de onun için iymana gelmezler meğer ki pek az

    Erhan Aktaş

    Verdikleri sözü bozdukları, Allah'ın ayetlerini küfrettikleri, nebileri haksız yere öldürdükleri ve "Bizim kalplerimiz örtülüdür." dedikleri için; evet Allah, küfürlerinden dolayı, onların kalplerini mühürlemiştir. Bu nedenle pek azı hariç, iman etmezler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Verdikleri sözü bozdukları, Allah'ın ayetlerini küfrettikleri, nebileri haksız yere öldürdükleri ve "Bizim kalplerimiz örtülüdür." dedikleri için; evet Allah, Küfürlerinden dolayı, onların kalplerini mühürlemiştir. Bu nedenle pek azı hariç, iman etmezler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Verdikleri sözü bozdukları, Allah'ın ayetlerini inkar ettikleri, nebileri haksız yere öldürdükleri ve "Bizim kalplerimiz örtülüdür." dedikleri için; evet Allah, gerçeği yalanlayarak nankörlük ettiklerinden dolayı, onların kalplerini mühürlemiştir. Bu nedenle pek azı hariç, iman etmezler.

    Gültekin Onan

    Onların kendi sözlerini bozmaları, Tanrı'nın ayetlerine küfretmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: "Kalplerimiz örtülüdür" demeleri nedeniyle (onları lanetledik). Hayır, Tanrı, küfrettikleri için ona (kalplerine) damga vurmuştur. Onlar, azı dışında inanmazlar.

    Hasan Basri Çantay

    (Fakat) onların (verdikleri) o sağlam sözleri bozmaları, Allahın ayetlerini inkar ederek kafir olmaları, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve "Kalblerimiz perdelidir" demeleri sebebiyle (dir ki biz kendilerine lanet etdik.) Hayır, Allah onların kalbleri üzerine, küfürleri yüzünden, mühür basmışdır. Artık onlar, birazı müstesna olmak üzere, iman etmezler.

    İbni Kesir

    Sözlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberlerini haksız yere öldürmeleri, kalblerimiz perdelidir, demeleri yüzünden Allah, evet, inkarlarına karşılık onların kalblerini mühürledi, onun için bunların pek azı hariç inanmazlar.

    Mehmet Alagaş

    (153-162) Kitap halkı, senden gökten bir kitap indirmeni istiyor / sual ediyor. (Parçalı değil bütün bir kitabı tek seferde istiyorlar.) Bundan daha büyüğü Musa’ya sual edilmişti / Musa’dan istenmişti, dediler ki açık ve net bir şekilde Allah’ı bize göster. Bu zulümleri nedeniyle onları yıldırım çarptı, sonra kendilerine açıklamaların gelmesinin ardından da buzağıyı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa’ya da büyük bir delile dayalı otorite / sultanlık verdik. Onlarla sözleşme yaparken Tur dağını üstlerine kaldırdık ve onlara dedik ki; secde ederek kapıdan girin ve yine onlara dedik ki cumarteside / sabitlik gününde / şabat ta haddi aşmayın. Onlardan sert / galiz bir söz aldık. (Galiz; Fidanın sertleşmesi gibi) Sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini yok saymaları, gerçeğe dayanmadan / haksız yere Resulleri öldürmeleri ve de kalplerimiz kılıflıdır / perdelidir demeleri nedeniyle Evet Allah ta onların kalplerin e küfürleri dolayısıyla mühür vurdu. Onların çok azı iman etti. Küfretmeleri ve Meryem hakkında uydurdukları büyük şeyler. Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demeleri. Onu öldürmediler ve Onu asmadılar, lakin onlara o şekilde benzetildi / teşbih edildi. Bu konuda ihtilaflı görüş ileri sürenler / ihtilafa düşenler onun hakkında şüphe içindeler. Onların, onun hakkında zanna uymak dışında herhangi bir bilgileri yoktur. Onu kesin bir şekilde / yakın bir şekilde öldüremediler. Bilakis Allah onu kendine kaldırdı. Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Kitap halkından kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman edecek ler. Kıyamet gününde de O, aleyhlerine şahit olacaktır. (Ölümlerinden önce İsa’ya iman edip öyle ölecekler.) Bu zulümleri ve çoklarını Allah’ın yolundan saptırmaları ve de kesinlikle yasaklandıkları halde faiz almaları, ayrıca insanların mallarını gerekçesiz bir şekilde yemeleri nedenleriyle, Yahudilere, onlara helal edilmiş temiz olan şeyleri haram ettik. Onlard an kafir olanlar için acıtıcı bir azap hazırladık. Oysa ki onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler; sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler, namaza kalkıp kılanlardır, zekâtı verenlerdir, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara ilerde çok büyük bir ücret / ecir vereceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Verdikleri sözü bozmaları, Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve kalplerimiz perdelidir, demeleri sebebiyle, Allah, küfürlerine karşılık onların kalplerini mühürledi. Artık onlar, pek azı hariç iman etmezler.

    Süleyman Ateş

    Sözlerini bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinden, haksız yere peygamberleri öldürmelerinden ve "Kalblerimiz kılıflı" demelerinden ötürü (başlarına belalar getirdik). Hayır, fakat inkarlarından ötürü Allah o kalblerin üzerini mühürlemiştir. Artık pek az inanırlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Sözlerinden caymaları, kafirlik etmeleri /Allah'ın ayetlerini görmezlikte direnmeleri, nebilerini bir gerçeğe dayanmadan itibarsızlaştırma çabaları dipnot 1 ve "Bizim (bu sözlere) karnımız tok!" demeleri dipnot 2 sebebiyle dışlandılar dipnot 3 . Aslında kafirlikleri sebebiyle Allah, kalplerinde yeni bir yapı oluşturmuştur. Pek azı hariç artık onlar inanıp güvenmezler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Katele= قتل) fiilinin kök anlamı itibarsızlaştırma ve öldürmedir (Mekayis), Al-i İmran 3/21.
    2. metne dön, dipnot 2
      Biz her şeyi biliyoruz, yeni bir bilgiye ihtiyacımız yok."Bu sözlere karnımız tok!" dediler. Hayır, ayetleri görmezlikte direnmeleri sebebiyle Allah onları dışladı. Artık pek azı inanır. (Bakara 2/88)
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sözlerinden caymaları, Allah'ın ayetlerini görmezlikten gelmeleri (kafirlik etmeleri), nebileri haksız yere öldürmeleri ve "Bizim gönüllerimiz tok!" demeleri dipnot 1 yüzünden (cezalarını buldular). Hayır! Ayetleri görmezlikten gelmeleri sebebiyle Allah, kalplerinde bir huy oluşturmuştur. Artık pek az inanırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Biz, manevi doyuma ulaştığımız için senin nasihatlerine ihtiyacımız yok, demiş oluyorlardı. Çünkü kendilerini cenneti garantilemiş görüyorlardı. Bir ayet şöyledir: "Dediler ki ‘Yahudi veya Hristiyan olandan başkası cennete giremeyecektir.' Bu, onların kuruntusudur. De ki ‘Doğru söylüyorsanız delilinizi getirin.' " (Bakara 2/111) 88- "Bizim gönüllerimiz tok!" dediler. Hayır, görmezlik etmeleri yüzünden Allah onları lanetlemiştir. Artık pek az inanırlar.

    Şaban Britch

    Verdikleri sözü bozmaları, Allah’ın ayetlerine küfretmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve kalplerimiz perdelidir, demeleri sebebiyle, Allah, küfürlerine karşılık onların kalplerini mühürledi. Onun için bunların pek azı iman eder.

    Şaban Piriş

    Verdikleri sözü bozmaları, Allah'ın ayetlerini tanımamaları ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve -Kalplerimiz perdelidir, demeleri sebebiyle evet, Allah kafirlikleri sebebiyle kalplerini mühürlediği için çok azı dışında onlar iman etmezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Başlarına gelenler; ahitlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve "kalplerimiz kılıflıdır" demeleri yüzündendir. Doğrusu, Allah küfürleri yüzünden kalpleri üzerine mühür basmıştır da pek azı müstesna, iman etmezler.

  4. Nisâ suresi, 156. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 156. ayet. وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلَىٰ مَرْيَمَ بُهْتَٰنًا عَظِيمًا

    Diyanet İşleri

    (156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.

    Mehmet Okuyan

    (Bir de) inkâr etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından dolayı dipnot 1 (onları cezalandırmıştık).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Meryem 19:27. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de inkarları, Meryem'e korkunç bir iftira atmaları

    Muhammed Esed

    ve hakikati inkar ettikleri ve Meryeme korkunç bir iftira attıkları için

    Ahmed Hulusi

    Hakikati inkar etmeleri ve Meryem'e çok büyük iftira atmaları yüzünden!

    Ali Bulaç

    (Bir de) İnkara sapmaları ve Meryem'in aleyhinde büyük bühtanlar söylemeleri,

    Ali Özek ve heyeti

    (Kalblerinin mühürlenmesinin diğer bir sebebi de, Îsâ’yı) inkar etmeleri ve Meryem’e büyük bir iftirada bulunmalarıdır.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük ettikleri ve Meryem'e büyük bir karalama yaptıkları için.

    Bayraktar Bayraklı

    - Bir de, inkar etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmaları ve"Allah'ınpeygamberi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden onları lanetledik. Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar; fakat sadece onlara öyle olmuş gibi göründü. Onun hakkında ihtilafa düşenler, bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.

    Edip Yüksel

    İnkarlarından ve Meryem hakkında büyük bir yalan uydurmalarından ötürü...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarlarından ve Meryem hakkında büyük bir yalan uydurmalarından ötürü...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yine inkarları ve Meryem'e büyük bir iftirada bulunmaları

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yine küfürleri ve Meryeme karşi azim bir bühtan söylemeleri

    Erhan Aktaş

    Küfretmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmaları;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Küfretmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmaları;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayarak nankörlük etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmaları;

    Gültekin Onan

    (Bir de) küfretmeleri ve Meryem'in aleyhinde büyük bühtanlar söylemeleri,

    Hasan Basri Çantay

    Bir de onların (İsayı) inkar ile kafir olmaları, Meryemin aleyhhinde büyük iftira atıb söylemeleri.

    İbni Kesir

    Küfür etmeleri ve Meryem'e büyük iftirada bulunmalarından.

    Mehmet Alagaş

    (153-162) Kitap halkı, senden gökten bir kitap indirmeni istiyor / sual ediyor. (Parçalı değil bütün bir kitabı tek seferde istiyorlar.) Bundan daha büyüğü Musa’ya sual edilmişti / Musa’dan istenmişti, dediler ki açık ve net bir şekilde Allah’ı bize göster. Bu zulümleri nedeniyle onları yıldırım çarptı, sonra kendilerine açıklamaların gelmesinin ardından da buzağıyı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa’ya da büyük bir delile dayalı otorite / sultanlık verdik. Onlarla sözleşme yaparken Tur dağını üstlerine kaldırdık ve onlara dedik ki; secde ederek kapıdan girin ve yine onlara dedik ki cumarteside / sabitlik gününde / şabat ta haddi aşmayın. Onlardan sert / galiz bir söz aldık. (Galiz; Fidanın sertleşmesi gibi) Sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini yok saymaları, gerçeğe dayanmadan / haksız yere Resulleri öldürmeleri ve de kalplerimiz kılıflıdır / perdelidir demeleri nedeniyle Evet Allah ta onların kalplerin e küfürleri dolayısıyla mühür vurdu. Onların çok azı iman etti. Küfretmeleri ve Meryem hakkında uydurdukları büyük şeyler. Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demeleri. Onu öldürmediler ve Onu asmadılar, lakin onlara o şekilde benzetildi / teşbih edildi. Bu konuda ihtilaflı görüş ileri sürenler / ihtilafa düşenler onun hakkında şüphe içindeler. Onların, onun hakkında zanna uymak dışında herhangi bir bilgileri yoktur. Onu kesin bir şekilde / yakın bir şekilde öldüremediler. Bilakis Allah onu kendine kaldırdı. Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Kitap halkından kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman edecek ler. Kıyamet gününde de O, aleyhlerine şahit olacaktır. (Ölümlerinden önce İsa’ya iman edip öyle ölecekler.) Bu zulümleri ve çoklarını Allah’ın yolundan saptırmaları ve de kesinlikle yasaklandıkları halde faiz almaları, ayrıca insanların mallarını gerekçesiz bir şekilde yemeleri nedenleriyle, Yahudilere, onlara helal edilmiş temiz olan şeyleri haram ettik. Onlard an kafir olanlar için acıtıcı bir azap hazırladık. Oysa ki onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler; sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler, namaza kalkıp kılanlardır, zekâtı verenlerdir, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara ilerde çok büyük bir ücret / ecir vereceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu, küfürleri ve Meryem’e büyük bir iftirada bulunmaları sebebiyledir.

    Süleyman Ateş

    Küfürlerinden ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından;

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlikleri ve Meryem'e büyük bir iftirada bulunmaları sebebiyle de dışlandılar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun bir sebebi de ayetleri görmezlikten gelmeleri ve Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalarıdır.

    Şaban Britch

    Bu, küfürleri ve Meryem’e büyük bir iftirada bulunmaları sebebiyledir.

    Şaban Piriş

    Bu, küfürleri ve Meryem'e büyük bir iftirada bulunmaları sebebiyledir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Küfürleri yüzünden, Meryem aleyhinde büyük bir yalan söylemeleri yüzünden...

  5. Nisâ suresi, 157. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 157. ayet. وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا ٱلْمَسِيحَ عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ ٱللَّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَٰكِن شُبِّهَ لَهُمْ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ إِلَّا ٱتِّبَاعَ ٱلظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًۢا

    Diyanet İşleri

    (156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.

    Mehmet Okuyan

    (İsrailoğulları'nın) "Allah elçisi (olduğunu sanan) Meryem'in oğlu İsa'yı öldürdük!" demeleri yüzünden (onları cezalandırmıştık). (Oysa) onu öldürememiş ve çarmıha gerememişlerdi fakat kafaları karıştırılmıştı. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedir; bu konuda Zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktu. Kesin olarak onu öldürememişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    ve "Allah'ın elçisi (olduğunu söyleyen) Meryem'ın oğlu İsa Mesih'i işte biz öldürdük!" demeleri nedeniyle... Aslında onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, fakat (kafa karışıklığıyla) onlara öyle olmuş gibi geldi. Bu konuda farklı görüşler ileri sürenler ise, ondan dolayı gerçekten şaşkınlık içerisindedirler; onunla ilgili bir bilgileri yoktu ve yalnızca zanna dayanıyorlardı. Sonuç olarak kesinlikle onu öldürmediler:

    Muhammed Esed

    ve "Bakın, biz, Allahın Elçisi (olduğunu iddia eden) Meryemin oğlu İsa Mesihi öldürdük!" diye böbürlendikleri için. Aslında onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, sadece onlara öyle (olmuş gibi) göründü ve o konuda farklı görüşler taşıyanlar da gerçekten şaşkındılar, onunla ilgili (gerçek) bir bilgileri yoktu ve sadece bir zanna uymuşlardı. Kesin olan şu ki onu öldürmediler.

    Ahmed Hulusi

    "Biz, Allah Rasulü Mesih, Meryemoğlu İsa'yı katlettik" sözleri yüzünden. . . Gerçekte Onu ne katlettiler ne de haça astılar; sadece onlara öyle benzetildi (asılan). Onun hakkında tartışanlar bu konuda tam bir şüphe içindedirler; bu konuda kesin bilgileri yoktur, zanlarına göre konuşurlar. Kesin olan, İsa'nın katledilmediğidir!

    Ali Bulaç

    Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiç bir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ayrıca) "Biz, Allah'ın peygamberi Meryem oğlu Îsâ Mesîh'i öldürdük" demeleridir. Oysa onu ne öldürmüşler ve ne de asmışlardır; fakat kendilerine öyle gösterilmiştir. Bu hususta görüş ayrılığına düşenler, işin doğrusundan şüphe içindedirler ve zanna tâbi olmaktan başka hiçbir bilgileri yoktur. Şu var ki onlar, Îsâ'yı kesinlikle öldürmemişlerdir.

    Ali Rıza Safa

    Ve "Allah'ın elçisi Meryem Oğlu İsa Mesih'i biz öldürdük!" dedikleri için. Oysa Onu öldürmediler ve Onu asmadılar. Fakat onlara, öyle gibi gösterildi. Aslında, Onun hakkında uyuşmazlığa düşenler, gerçekte kuşku içindeler. Onun hakkında, sanıya uymaktan başka hiçbir bilgileri yoktur; kesinlikle, Onu öldürmediler.

    Bayraktar Bayraklı

    - Bir de, inkar etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmaları ve"Allah'ınpeygamberi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden onları lanetledik. Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar; fakat sadece onlara öyle olmuş gibi göründü. Onun hakkında ihtilafa düşenler, bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.

    Edip Yüksel

    Ve ALLAH'ın elçisi "Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden ötürü... Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar; fakat öyle yaptıklarını sandılar. Tüm mezhepler bu konuda kuşku içindedir. Onların bu konuda bir bilgisi yok; sadece zanna uyuyorlar. Kesin olarak onu öldürmediler. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * İsa'nın gerçek kişiliği ve bilinci olan nefsi, her tektanrıcının nefsi gibi doğrudan doğruya cennete alındı. Düşmanları ise onun bilinçsiz, ancak yaşayan bedenini işkence ederek astılar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve ALLAH'ın elçisi 'Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük,' demelerinden ötürü... Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar; fakat öyle yaptıklarını sandılar. Tüm mezhepler bu konuda kuşku içindedir. Onların bu konuda bir bilgisi yok; sadece zanna uyuyorlar. Kesin olarak onu öldürmediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve: "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük." demeleri yüzünden. Oysa onu ne öldürdüler, ne de astılar. Fakat kendilerine bir benzetme yapıldı. Onda anlaşmazlığa düşenler bundan dolayı şüphe içindedirler, o hususta tahmin peşinde gitmekten başka hiç bir bilgileri yoktur. Kesin olarak O'nu öldürmediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve "biz Allahın Resulü Mesih Isa ibni Meryemi katlettik" demeleri sebebiyle, halbuki onu ne katlettiler ne salbettiler ve lakin kendilerine bir benzetme yapıldı, ve filhakıka onda ıhtilaf edenler bundan dolayı şekk içindedirler, ona dair bir ilimleri yoktur ancak zann ardında giderler, halbuki onu yakinen katletmediler

    Erhan Aktaş

    Ve yine Allah'ın Resulü Meryem Oğlu İsa Mesih'i, "Kesinlikle biz öldürdük." demeleri nedeniyle. Aslında onu öldürmediler ve onu asmadılar da. Fakat kendilerine öyle göründü. Onlar, herhangi bir bilgi sahibi olmadıklarından, ayrılığa düştükleri bu konuda kesin olarak şüphe içindedirler. Onlar, sadece zanna uyuyorlar. Kesin olan şu ki, onu öldürmediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve yine Allah'ın Resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i, "Kesinlikle biz öldürdük." demeleri nedeniyle. Aslında onu öldürmediler ve onu asmadılar da. Fakat kendilerine öyle göründü. Onlar, herhangi bir bilgi sahibi olmadıklarından, ayrılığa düştükleri bu konuda kesin olarak şüphe içindedirler. Onlar, sadece zanna uyuyorlar. Kesin olan şu ki, onu öldürmediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve yine Allah'ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih'i, "Kesinlikle biz öldürdük." demeleri nedeniyle. Aslında onu öldürmediler ve onu asmadılar da. Fakat kendilerine öyle göründü. Onlar, herhangi bir bilgi sahibi olmadıklarından, ayrılığa düştükleri bu konuda kesin olarak şüphe içindedirler. Onlar, sadece zanna uyuyorlar. Kesin olan şu ki, onu öldürmediler.

    Gültekin Onan

    Ve: "Biz, Tanrı'nın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik). Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiç bir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.

    Hasan Basri Çantay

    Ve: "Biz Allahın peygamberi, Meryem oğlu Mesih İsayı öldürdük" demeleri sebebiyle (dir ki kendilerini rahmetimizden koğduk). Halbuki onlar onu öldürmediler, onu asmadılar da. Fakat (öldürülen ve asılan adam) kendilerine (İsa) gibi gösterildi. (Zaten ve) hakıykaten (isa ve onun katli) hakkında kendileri de ihtilafa düşdüler. (Bu babda) kat'i bir şek ve şübhe içindedirler. Onların buna (onun katline) aid hiç bir bilgileri yokdur. Ancak (kupkuru bir) zanna uymak (dadırlar). Onu yakıynen öldürmemişlerdir.

    İbni Kesir

    Ve Allah elçisi Meryem oğlu İsa Mesihi öldürdük, demelerinden. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Ancak onlara (İsa'ya) benzer gösterildi. Onun hakkında ihtilafa düşerler. Ondan yana şüphe içindedirler. Bu husustaki bilgileri ancak zanna dayanmaktan ibarettir. Onu gerçekten öldürememişlerdir.

    Mehmet Alagaş

    (153-162) Kitap halkı, senden gökten bir kitap indirmeni istiyor / sual ediyor. (Parçalı değil bütün bir kitabı tek seferde istiyorlar.) Bundan daha büyüğü Musa’ya sual edilmişti / Musa’dan istenmişti, dediler ki açık ve net bir şekilde Allah’ı bize göster. Bu zulümleri nedeniyle onları yıldırım çarptı, sonra kendilerine açıklamaların gelmesinin ardından da buzağıyı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa’ya da büyük bir delile dayalı otorite / sultanlık verdik. Onlarla sözleşme yaparken Tur dağını üstlerine kaldırdık ve onlara dedik ki; secde ederek kapıdan girin ve yine onlara dedik ki cumarteside / sabitlik gününde / şabat ta haddi aşmayın. Onlardan sert / galiz bir söz aldık. (Galiz; Fidanın sertleşmesi gibi) Sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini yok saymaları, gerçeğe dayanmadan / haksız yere Resulleri öldürmeleri ve de kalplerimiz kılıflıdır / perdelidir demeleri nedeniyle Evet Allah ta onların kalplerin e küfürleri dolayısıyla mühür vurdu. Onların çok azı iman etti. Küfretmeleri ve Meryem hakkında uydurdukları büyük şeyler. Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demeleri. Onu öldürmediler ve Onu asmadılar, lakin onlara o şekilde benzetildi / teşbih edildi. Bu konuda ihtilaflı görüş ileri sürenler / ihtilafa düşenler onun hakkında şüphe içindeler. Onların, onun hakkında zanna uymak dışında herhangi bir bilgileri yoktur. Onu kesin bir şekilde / yakın bir şekilde öldüremediler. Bilakis Allah onu kendine kaldırdı. Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Kitap halkından kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman edecek ler. Kıyamet gününde de O, aleyhlerine şahit olacaktır. (Ölümlerinden önce İsa’ya iman edip öyle ölecekler.) Bu zulümleri ve çoklarını Allah’ın yolundan saptırmaları ve de kesinlikle yasaklandıkları halde faiz almaları, ayrıca insanların mallarını gerekçesiz bir şekilde yemeleri nedenleriyle, Yahudilere, onlara helal edilmiş temiz olan şeyleri haram ettik. Onlard an kafir olanlar için acıtıcı bir azap hazırladık. Oysa ki onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler; sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler, namaza kalkıp kılanlardır, zekâtı verenlerdir, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara ilerde çok büyük bir ücret / ecir vereceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın Rasûlü Meryem oğlu İsâ Mesih’i biz öldürdük, demeleri sebebiyle (onları lanetledik). Oysa onu öldürmediler, asmadılar da. Ancak ona benzeyen biri kendilerine gösterildi. Onun hakkında ihtilaf edenler, bu konuda şüphe içindedirler. Onların zanna uymaktan başka bir bilgileri de yoktur. Kesinlikle onu öldürmediler.

    Süleyman Ateş

    "Biz Allah'ın elçisi, Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük!" demelerinden ötürü (belalara uğradılar). Oysa onu öldürmediler ve asmadılar; fakat (bu iş) kendilerine, benzer gösterildi. Onun hakkında ayrılığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta kesin bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu yakinen öldürmediler (onu öldürdüklerini kesin biçimde bilemediler).

    Süleymaniye Vakfı

    "Biz, Allah'ın elçisi Meryemoğlu İsa Mesih'i öldürdük." demeleri yüzünden de dışlanmışlardır. Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar; ama (öldürdükleri kişi) onlara onun gibi gösterildi dipnot 1 . Bu konuda ihtilaf edenler tam bir ikilem içindedirler. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur; sadece varsayımlarının peşinden giderler. Onu kesinlikle öldürmediler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "ama onlara onun gibi gösterildi" demek, "öldürdükleri kişi onlar için İsa'ya benzetildi." demektir. Şüpheden kurtulamamaları bundandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir de Meryem oğlu İsa Mesih'i; yani Allah'ın Elçisini "Biz öldürdük" demeleri vardır. Onu ne öldürdüler ne de astılar ama böyle bir şüpheye düşürüldüler dipnot 1 . Anlaşmazlığa düştükleri bu şeyde tam bir şüphe içindedirler. Bu konuda bilgileri sadece varsayıma uymaktan ibarettir. Onu kesin olarak öldürmediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      - "ama onlar için o ona benzetildi" demek, "öldürdükleri kişi onlar için İsa'ya benzetildi." Şüpheden kurtulamamaları bundandır.

    Şaban Britch

    Allah’ın Rasûlü Meryem oğlu İsa Mesih’i biz öldürdük, demeleri sebebiyledir. Oysa onu öldürmediler, asmadılar da. Ancak ona benzeyen biri kendilerine gösterildi. Onun hakkında ihtilaf edenler, bu konuda şüphe içindedirler. Onların zanna uymaktan başka bir bilgileri de yoktur. Kesinlikle onu öldürmediler.

    Şaban Piriş

    -Allah'ın Resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i biz öldürdük, demeleri sebebiyledir. Oysa Onu öldürmediler, asmadılar da. fakat onlara öyle gösterildi. ihtilaf ettikleri konuda şüphe içindedirler. Onların zanna uymaktan başka bir bilgileri de yoktur. Kesinlikle Onu öldürmediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Biz, Allah'ın resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleri yüzünden. Oysaki onu öldürmediler, onu asmadılar da; sadece o onlara benzer gösterildi. Onun hakkında tartışmaya girenler, onunla ilgili olarak tam bir kuşku içindedirler. Onların, ona ilişkin bir bilgileri yoktur; sadece sanıya uymaktalar. Onu kesinlikle öldürmediler.

  6. Nisâ suresi, 158. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 158. ayet. بَل رَّفَعَهُ ٱللَّهُ إِلَيْهِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

    Diyanet İşleri

    Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Aksine Allah onu (İsa'yı) kendine (katına) yükseltmiştir. dipnot 1 Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Al-i İmrân 3:55 ve Mâide 5:116-117. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayette Hz. İsa'nın ölmediği değil, düşmanları tarafından asılamadığı ve öldürülemediği dile getirilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bilakis, Allah onu kendi katına yüceltti. Zira Allah mutlak üstün ve yüce olandır, her hükmünde tam isabet sahibidir.

    Muhammed Esed

    Hayır, Allah onu Kendi katına yüceltti. Allah gerçekten kudret ve hikmet sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Bilakis Allah Onu kendine yüceltti! Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Hayır; Allah onu kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir.

    Ali Rıza Safa

    Hayır! Allah, Onu, Kendisine yükseltmiştir. Çünkü Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Hayır, Allah onu kendi katına yüceltti. Allah gerçekten kudret ve hikmet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Tersine, ALLAH onu kendisine yükseltti; ALLAH Üstündür, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tersine, ALLAH onu kendisine yükseltti; ALLAH Üstündür, Bilgedir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Doğrusu Allah, O'nu kendine doğru yükseltti. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    doğrusu Allah onu kendine doğru ref'eyledi, Allah bir aziz, hakim bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Aksine Allah, onu kendisine yükseltti. dipnot 1 Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onu değerli kıldı, ona yüksek dereceler verdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Aksine Allah, onu kendisine yükseltti. dipnot 1 Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onu değerli kıldı, ona yüksek dereceler verdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Aksine Allah, onu kendisine yükseltti. dipnot 1 Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ona yüksek dereceler verdi.

    Gültekin Onan

    Hayır; Tanrı onu kendine yükseltti. Tanrı üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Bil'akis Allah onu yükseltib kendisine kaldırmışdır. Allah, mutlak gaalibdir, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Bilakis Allah, onu kendi katına yükseltmiştir. Allah; Aziz'dir, Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (153-162) Kitap halkı, senden gökten bir kitap indirmeni istiyor / sual ediyor. (Parçalı değil bütün bir kitabı tek seferde istiyorlar.) Bundan daha büyüğü Musa’ya sual edilmişti / Musa’dan istenmişti, dediler ki açık ve net bir şekilde Allah’ı bize göster. Bu zulümleri nedeniyle onları yıldırım çarptı, sonra kendilerine açıklamaların gelmesinin ardından da buzağıyı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa’ya da büyük bir delile dayalı otorite / sultanlık verdik. Onlarla sözleşme yaparken Tur dağını üstlerine kaldırdık ve onlara dedik ki; secde ederek kapıdan girin ve yine onlara dedik ki cumarteside / sabitlik gününde / şabat ta haddi aşmayın. Onlardan sert / galiz bir söz aldık. (Galiz; Fidanın sertleşmesi gibi) Sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini yok saymaları, gerçeğe dayanmadan / haksız yere Resulleri öldürmeleri ve de kalplerimiz kılıflıdır / perdelidir demeleri nedeniyle Evet Allah ta onların kalplerin e küfürleri dolayısıyla mühür vurdu. Onların çok azı iman etti. Küfretmeleri ve Meryem hakkında uydurdukları büyük şeyler. Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demeleri. Onu öldürmediler ve Onu asmadılar, lakin onlara o şekilde benzetildi / teşbih edildi. Bu konuda ihtilaflı görüş ileri sürenler / ihtilafa düşenler onun hakkında şüphe içindeler. Onların, onun hakkında zanna uymak dışında herhangi bir bilgileri yoktur. Onu kesin bir şekilde / yakın bir şekilde öldüremediler. Bilakis Allah onu kendine kaldırdı. Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Kitap halkından kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman edecek ler. Kıyamet gününde de O, aleyhlerine şahit olacaktır. (Ölümlerinden önce İsa’ya iman edip öyle ölecekler.) Bu zulümleri ve çoklarını Allah’ın yolundan saptırmaları ve de kesinlikle yasaklandıkları halde faiz almaları, ayrıca insanların mallarını gerekçesiz bir şekilde yemeleri nedenleriyle, Yahudilere, onlara helal edilmiş temiz olan şeyleri haram ettik. Onlard an kafir olanlar için acıtıcı bir azap hazırladık. Oysa ki onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler; sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler, namaza kalkıp kılanlardır, zekâtı verenlerdir, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara ilerde çok büyük bir ücret / ecir vereceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Aksine Allah, onu kendi katına yükseltti. Allah, Aziz'dir, Hakim'dir.

    Süleyman Ateş

    Hayır, Allah onu kendisine yükseltti. Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Aslında Allah, onu kendine yükseltmiştir dipnot 1 . Daima üstün olan ve bütün kararları doğru olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Al-i İmran 3/55'e göre İsa aleyhisselam öldürülmemiş, Allah onu vefat ettirmiş (Meryem 19/33) ve Yahudilerin elinden kurtarmıştır. Onun ahirette söyleyeceği "Ne zaman ki beni vefat ettirdin onları gözetim altında tutan sadece sen oldun." sözü (Maide 5/117), normal şekilde vefat ettiğini gösterir. Zümer 39/42'ye göre vefat, işi biten ruhun bedenden ayrılmasıdır. Allah ruhu iki şekilde vefat ettirir, biri uykuya daldığında, diğeri de öldüğünde olur. Ruh, bilgisayarın işletim sistemi gibi bütün bilgileri korur. Onun için Allah, hem uyuyan hem de ölen bedenin ruhunu koruma altına alır. Uyuyan insanın ruhu uyandığında, ölen kişinin ruhu da vücut yeniden yaratıldığında geri döner (Müminun 23/100 ve Tekvir 81/7). İsa aleyhisselamın Allah'ın katına yükseltilmesi, öldükten sonra ruhunun yükseltilmesidir (Araf 7/40, Mearic 70/4). Dünyaya tekrar gelmesi diye bir şey yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayır! Allah, onu kendine yükseltmiştir. Allah güçlüdür, doğru kararlar verir.

    Şaban Britch

    Aksine Allah, onu kendi katına yükseltti. Allah, Aziz'dir, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    Aksine Allah, Onu kendi katına yükseltti. Allah, azizdir, hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tam aksine, Allah onu kendisine yükseltti. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

  7. Nisâ suresi, 159. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 159. ayet. وَإِن مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ إِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِۦ قَبْلَ مَوْتِهِۦ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا

    Diyanet İşleri

    Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa'ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır.

    Mehmet Okuyan

    Kitap ehlinden her biri, (kendi) ölümünden önce ona (İsa'ya) elbette iman edecektir. dipnot 1 Kıyamet gününde de (İsa), onlara (aleyhte) şahit olacaktır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu inanç kitap ehlinden olan kişinin ölümü esnasında gerçekleşeceği için geçerli değildir. Bu mesaj, Nisâ 4:18, En‘âm 6:158, Yûnus 10:90-91 ve Mü'min 40:85. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Nitekim (İsa'yı biz öldürdük diyen) kitap ehli Yahudilerden hiç kimse yoktur ki, onun ölümü arefesinde bu gerçeği tasdik etmiş olmasın. Zira Kıyamet Günü de o onlar aleyhine şahitlik yapacaktır.

    Muhammed Esed

    Nitekim geçmiş vahyin izleyicilerinden hiç kimse yoktur ki, ölümü anında, İsa ile ilgili hakikati kavramamış olsun; ve Kıyamet Günü İsa, (bizzat) onların aleyhine hakikate şahitlik yapacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Nitekim (geçmişteki) hakikat bilgisine uyanlardan hiçbiri yoktur ki, ölümü anında Ona (bildirdiğine) iman etmiş olmasın! Kıyamet sürecinde aleyhlerinde şahitlik yapacaktır.

    Ali Bulaç

    Andolsun, Kitap ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahid olacaktır.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphe yoktur ki, kitap ehlinden olan her ferd, ölümünden önce mutlaka Îsâ'ya îman edecek, o da kıyâmet günü, onlar aleyhine (şehadette bulunan) bir şâhid olacaktır.

    Ali Rıza Safa

    Kitap halkı arasında, ölmeden önce Ona inanmayacak kimse yoktur. Zaten O, Yeniden Yaratılış Günü'nde, onlara karşı tanıklık edecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Nitekim ölümünden önce kitap ehlinden hiç kimse yoktur ki, İsa'ya inanmamış olsun. Kıyamet gününde de İsa, onlara şahitlik yapacaktır.

    Edip Yüksel

    Kendilerine kitap verilenlerden her biri ölümünden önce bu gerçeği onaylamak zorundadır. Diriliş Günü ise o onlara karşı tanık olacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine kitap verilenlerden her biri ölümünden önce ona inanmak zorunda idi. Diriliş Günü ise o onlara karşı tanık olacaktır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun, kendilerine kitap verilenlerden ölümünden önce ona iman etmeyecek hiç bir kimse yoktur. Kıyamet gününde de aleyhlerine şahit olacaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Ehli kitabdan hiç biri yoktur ki celalim hakkı için ölümünden evvel ona mutlak iyman edecek olmasın, kıyamet günü de o aleyhlerine şahid olacak

    Erhan Aktaş

    Kitap Ehl-i'nden her biri ölümünden önce ona inanmak zorundadır. Kıyamet günü, O, onlar hakkında tanık olur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kitap Ehli'nden her biri ölümünden önce ona inanmak zorundadır. Kıyamet günü O onlar hakkında tanık olur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ölmeden önce Kitap Ehl-i'nden ona dipnot 1 inanmayacak kimse yoktur. dipnot 2 Kıyamet Günü onlar hakkında tanık olur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebi Muhammed'e
    2. metne dön, dipnot 2
      "Ayet, Ehl-i Kitap'ın ölüm gelmeden önce Nebi Muhammed'e inanması gerektiğini haber kipiyle bildirmektedir." Buna göre ayet, "Kitap Ehl-i'nden herkes ölmeden önce Nebi Muhammed'e mutlaka inanmalıdır anlamında olmaktadır."

    Gültekin Onan

    Andolsun, Kitap ehlinden ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahid olacaktır.

    Hasan Basri Çantay

    Ehl-i kitabdan hiç biri haaric olmamak üzere, ölümünden evvel, andolsun, ona (İsaya) mutlakaa iman edecek, o da kıyaamet günü kendileri aleyhine bir şahid olacakdır.

    İbni Kesir

    Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki; ölümünden önce ona inanacak olmasın. O da kıyamet günü aleyhlerinde şahid olacaktır.

    Mehmet Alagaş

    (153-162) Kitap halkı, senden gökten bir kitap indirmeni istiyor / sual ediyor. (Parçalı değil bütün bir kitabı tek seferde istiyorlar.) Bundan daha büyüğü Musa’ya sual edilmişti / Musa’dan istenmişti, dediler ki açık ve net bir şekilde Allah’ı bize göster. Bu zulümleri nedeniyle onları yıldırım çarptı, sonra kendilerine açıklamaların gelmesinin ardından da buzağıyı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa’ya da büyük bir delile dayalı otorite / sultanlık verdik. Onlarla sözleşme yaparken Tur dağını üstlerine kaldırdık ve onlara dedik ki; secde ederek kapıdan girin ve yine onlara dedik ki cumarteside / sabitlik gününde / şabat ta haddi aşmayın. Onlardan sert / galiz bir söz aldık. (Galiz; Fidanın sertleşmesi gibi) Sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini yok saymaları, gerçeğe dayanmadan / haksız yere Resulleri öldürmeleri ve de kalplerimiz kılıflıdır / perdelidir demeleri nedeniyle Evet Allah ta onların kalplerin e küfürleri dolayısıyla mühür vurdu. Onların çok azı iman etti. Küfretmeleri ve Meryem hakkında uydurdukları büyük şeyler. Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demeleri. Onu öldürmediler ve Onu asmadılar, lakin onlara o şekilde benzetildi / teşbih edildi. Bu konuda ihtilaflı görüş ileri sürenler / ihtilafa düşenler onun hakkında şüphe içindeler. Onların, onun hakkında zanna uymak dışında herhangi bir bilgileri yoktur. Onu kesin bir şekilde / yakın bir şekilde öldüremediler. Bilakis Allah onu kendine kaldırdı. Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Kitap halkından kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman edecek ler. Kıyamet gününde de O, aleyhlerine şahit olacaktır. (Ölümlerinden önce İsa’ya iman edip öyle ölecekler.) Bu zulümleri ve çoklarını Allah’ın yolundan saptırmaları ve de kesinlikle yasaklandıkları halde faiz almaları, ayrıca insanların mallarını gerekçesiz bir şekilde yemeleri nedenleriyle, Yahudilere, onlara helal edilmiş temiz olan şeyleri haram ettik. Onlard an kafir olanlar için acıtıcı bir azap hazırladık. Oysa ki onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler; sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler, namaza kalkıp kılanlardır, zekâtı verenlerdir, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara ilerde çok büyük bir ücret / ecir vereceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ehl-i Kitap'tan hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsâ’ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsâ) onların aleyhine şahit olacaktır.

    Süleyman Ateş

    Andolsun, kitap ehlinden hiç kimse yoktur ki, ölümünden önce ona inanacak olmasın. Kıyamet günü de O, (İsa) onların aleyhine şahid olacaktır.

    Süleymaniye Vakfı

    Ehlikitaptan her biri, kendi ölümünden önce, ona (İsa'nın Allah'ın elçisi olduğuna dipnot 1 ) mutlaka inanacaktır. O da tekrar dirilip kalkış günü onların aleyhine şahitlik edecektir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahudi ve Hristiyanların İsa aleyhisselam konusunda kafir olmaları için onun Allah'ın elçisi olduğuna inanmaları ve daha sonra bu inancı örtmeleri gerekir (Al-i İmran 3/106). Bugün Katolikler, onun Allah'ın elçisi olduğunu önce kabul ederler sonra da onun ilah olduğunu söylerler. (Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri İstanbul 2000, par. 465, 858-859).
    2. metne dön, dipnot 2
      Tevrat'ı ve İncil'i iyi bilen bir Yahudi ve Hristiyan, İsa'nın Allah'ın elçisi olduğunu kesin olarak anlar ve inanır. Sonra bu inancına ters bir yol izlerse, ahirette İsa aleyhisselam onun aleyhine şahitlik eder. Onun şahitliği, bir görgü şahitliği değil, yaşadığı sırada yaptığı tebliğ görevi ile ilgili şahitliktir.Maide 5/116-118.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ehl-i Kitaptan her biri dipnot 1 , kendisinin ölümünden önce, ona (İsa'nın Allah'ın Elçisi olduğuna) mutlaka inanacaktır. O da (mezardan) kalkış günü onların aleyhine şahitlik edecektir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler
    2. metne dön, dipnot 2
      Tevrat'ı ve İncil'i iyi bilen bir Yahudi ve Hristiyan, İsa'nın Allah'ın Elçisi olduğunu kesin olarak anlar ve inanır. Sonra bu inancına ters bir yol izlerse Ahirette İsa aleyhisselam onun aleyhine şahitlik eder. Bu doğrudan kendinden sonra yaşamış kişinin aleyhine görgü şahitliği şeklinde değil, yaşadığı sırada bu yanlışları kendisinin tebliğ etmediğine şahitlik ederek olur. Konu ile ilgili olarak en güzel örnek Maide 5:116,117 ve 118. ayetlerdir.

    Şaban Britch

    Kitap ehlinden, O ölmeden önce ona kesin olarak iman edecekler. Kıyamet gününde de o, onlara şahit olacak.

    Şaban Piriş

    Kitap ehlinden, ölmeden önce ona kesin olarak inanan olursa, O, kıyamet günü onlara şahitlik eder .

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ehlikitap'tan her biri ölümünden önce ona mutlaka inanacaktır. Kıyamet günü de o, onlar aleyhine bir tanık olacaktır.

  8. Nisâ suresi, 160. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 160. ayet. فَبِظُلْمٍ مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَٰتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ كَثِيرًا

    Diyanet İşleri

    (160-161) Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık.

    Mehmet Okuyan

    Yahudilerin (yaptıkları) haksızlıktan, bir de çok kimseyi Allah yolundan engellemelerinden dolayı kendilerine (daha önce) helal kılınmış bulunan temiz şeyleri onlara haram kılmıştık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj Al-i İmrân 3:93 ve En‘âm 6:146. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Yahudileşenlerin işledikleri zulümlerden dolayı, önceden helal kılınan bir çok iyi ve temiz şeyden onları mahrum bıraktık. Nedeni ise, Allah yolundan sıkça sapıyor/saptırıyor olmalarıydı:

    Muhammed Esed

    Böylece, o zaman, Yahudi itikadına mensup olanlar tarafından işlenen zulümden dolayı, (daha önce) tattırdığımız hayatın bazı nimetlerinden onları yoksun bıraktık; (böyle yaptık), çünkü Allah yolundan her an sapmaktaydılar,

    Ahmed Hulusi

    Zulümleri ve hidayete engel olmaları nedeniyle helal olan pek çok temiz nimeti onlara (Yahudilere) haram kıldık!

    Ali Bulaç

    Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kişiyi Allah'ın yolundan alıkoymaları nedeniyle (önceleri) kendilerine helal kılınmış güzel şeyleri onlara haram kıldık.

    Ali Özek ve heyeti

    Yahudîlerin büyük günahlar işlemelerinden kaynaklanan bir zulüm yüzünden ve birçok kimseyi Allah'ın yolundan saptırmaları,

    Ali Rıza Safa

    Yahudilerin yaptıkları haksızlıklar ve birçok kişiyi Allah'ın yolundan alıkoymaları yüzünden, helal olan temiz şeyleri onlara yasaklamıştık.

    Bayraktar Bayraklı

    Yaptıkları zulümler ve birçok insanı Allah yolundan alıkoymaları yüzünden, daha önce kendilerine helal kılınmış tertemiz şeyleri, Yahudilere haram kıldık.

    Edip Yüksel

    Yahudilerin işledikleri zulümlerden ve birçok kişiyi ALLAH yolundan çevirmelerinden dolayı kendilerine daha önce helal kılınmış temiz nimetleri yasakladık. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Ayetteki birçok kelimesi çevirme fiilinin sıfatı olarak da anlaşılabilir: "ve sıkça ALLAH yolundan çevirmelerinden dolayı.."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yahudilerin işledikleri zulümlerden ve bir çok kişiyi ALLAH yolundan çevirmelerinden dolayı kendilerine daha önce helal kılınmış temiz nimetleri yasakladık

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yahudilerin zalimlikleri ve Allah yolundan çevirmeleri sebebiyle onlara helal edilmiş olan bir çok temiz ve hoş nimetleri kendilerine yasakladık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hasılı o Yehudi olanların zalimlikleri ve bir çoklarını Allah yolundan çevirmeleri sebebleriledir ki evvelce onlara halal kılınmış bir çok pak ve hoş ni'metleri kendilerine haram ettik

    Erhan Aktaş

    Böylece, zulümleri ve Allah yolundan çokça alıkoymaları nedeniyle daha önce helal olan temiz birçok şeyi Yahudilere haram kıldık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Böylece, zulümleri ve Allah yolundan çokça alıkoymaları nedeniyle daha önce helal olan temiz birçok şeyi Yahudilere haram kıldık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böylece, zulümleri ve Allah yolundan çokça alıkoymaları nedeniyle daha önce helal olan temiz birçok şeyi Yahudilere haram kıldık.

    Gültekin Onan

    Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kişiyi Tanrı'nın yolundan alıkoymaları nedeniyle (önceleri) kendilerine helal kılınmış güzel şeyleri onlara haram kıldık.

    Hasan Basri Çantay

    (160-161) Yahudilerden (taşan) bir zulüm, onların (insanlardan) bir çoğunu Allah yolundan alıkoymaları, (Tevratda) nehy edilmelerine rağmen riba (faiz) almaları, halkın mallarını haksız yere yemeleri sebebleriyledir ki biz, (evvelce) kendileri için halal kılınan temiz ve güzel şeyleri üzerlerine haram etdik. İçlerinden kafirlere pek acıklı bir azab hazırladık.

    İbni Kesir

    Yahudi olanların zulümleri ve bir çok kimseleri Allah yolundan çevirmelerinden dolayı; kendilerine, helal kılınmış şeyleri yasakladık.

    Mehmet Alagaş

    (153-162) Kitap halkı, senden gökten bir kitap indirmeni istiyor / sual ediyor. (Parçalı değil bütün bir kitabı tek seferde istiyorlar.) Bundan daha büyüğü Musa’ya sual edilmişti / Musa’dan istenmişti, dediler ki açık ve net bir şekilde Allah’ı bize göster. Bu zulümleri nedeniyle onları yıldırım çarptı, sonra kendilerine açıklamaların gelmesinin ardından da buzağıyı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa’ya da büyük bir delile dayalı otorite / sultanlık verdik. Onlarla sözleşme yaparken Tur dağını üstlerine kaldırdık ve onlara dedik ki; secde ederek kapıdan girin ve yine onlara dedik ki cumarteside / sabitlik gününde / şabat ta haddi aşmayın. Onlardan sert / galiz bir söz aldık. (Galiz; Fidanın sertleşmesi gibi) Sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini yok saymaları, gerçeğe dayanmadan / haksız yere Resulleri öldürmeleri ve de kalplerimiz kılıflıdır / perdelidir demeleri nedeniyle Evet Allah ta onların kalplerin e küfürleri dolayısıyla mühür vurdu. Onların çok azı iman etti. Küfretmeleri ve Meryem hakkında uydurdukları büyük şeyler. Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demeleri. Onu öldürmediler ve Onu asmadılar, lakin onlara o şekilde benzetildi / teşbih edildi. Bu konuda ihtilaflı görüş ileri sürenler / ihtilafa düşenler onun hakkında şüphe içindeler. Onların, onun hakkında zanna uymak dışında herhangi bir bilgileri yoktur. Onu kesin bir şekilde / yakın bir şekilde öldüremediler. Bilakis Allah onu kendine kaldırdı. Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Kitap halkından kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman edecek ler. Kıyamet gününde de O, aleyhlerine şahit olacaktır. (Ölümlerinden önce İsa’ya iman edip öyle ölecekler.) Bu zulümleri ve çoklarını Allah’ın yolundan saptırmaları ve de kesinlikle yasaklandıkları halde faiz almaları, ayrıca insanların mallarını gerekçesiz bir şekilde yemeleri nedenleriyle, Yahudilere, onlara helal edilmiş temiz olan şeyleri haram ettik. Onlard an kafir olanlar için acıtıcı bir azap hazırladık. Oysa ki onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler; sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler, namaza kalkıp kılanlardır, zekâtı verenlerdir, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara ilerde çok büyük bir ücret / ecir vereceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Böylece Yahudilerin zulümleri ve de birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları sebebiyle (önceleri) kendilerine helal kılınmış temiz şeyleri onlara haram kıldık.

    Süleyman Ateş

    Yahudilerin yaptıkları zulümlerden, çok kimseyi Allah yolundan çevirmelerinden dolayı kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara yasakladık.

    Süleymaniye Vakfı

    Yahudilerin yanlış tutum ve davranışları ve ayrıca birçok kimseyi Allah'ın yolundan engellemeleri sebebiyle daha önce onlara helal kılınmış temiz şeyleri haram kıldık dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yahudilerin yanlış tutum ve davranışları sebebiyle onlara helal kılınmış temiz şeyleri haram kıldık. Çünkü onlar, bir çok kimseyi Allah yolundan engellerler.

    Şaban Britch

    Yahudilerin zulümleri ve çokça Allah’ın yolundan alıkoymaları sebebiyle, kendilerine helal kılınmış olan temiz şeyleri onlara haram ettik.

    Şaban Piriş

    Yahudilerin zulümleri sebebiyle, kendilerine helal kılınmış olan temiz şeyleri onlara haram ettik ve çoklarını Allah'ın yolundan saptırmaları,

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yaptıkları zulümler ve birçok insanı Allah yolundan alıkoymaları yüzünden daha önce kendilerine helal kılınmış tertemiz şeyleri, Yahudilere haram kıldık.

  9. Nisâ suresi, 161. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 161. ayet. وَأَخْذِهِمُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَقَدْ نُهُوا۟ عَنْهُ وَأَكْلِهِمْ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَٰطِلِ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

    Diyanet İşleri

    (160-161) Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine yasaklanmasına rağmen faizi almaları ve insanların mallarını batıl yollarla yemelerinden dolayı içlerinden kâfirler için elem verici bir azap hazırladık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete göre inkâr ve yasakları işlemek "sebep", elem verici azaba çarptırılmak ise "sonuç"tur.

    Mustafa İslamoğlu

    mesela yasaklandığı halde faiz alıyorlar ve başkalarının malını haksız yere yiyorlardı. Neticede onlardan inkara gömülenler için şiddetli bir azap hazırladık.

    Muhammed Esed

    yasaklandığı halde faiz alıyorlardı ve başkalarının malını haksız yere harcıyorlardı. (Böylece,) onlar arasından hakikati inkar (etmeye devam) edenler için şiddetli bir azap hazırladık.

    Ahmed Hulusi

    Yasaklandığı halde riba almaları ve insanların mallarını haksız olarak yemeleri dolayısıyla idi (bu haram). Hakikati inkarı sürdürenler için feci azap hazırladık!

    Ali Bulaç

    Ondan nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri nedeniyle (öyle yaptık.) Onlardan kafir olanlara pek acıklı bir azab hazırlamışızdır.

    Ali Özek ve heyeti

    kendilerine yasaklandığı halde faizi almaları ve insanların mallarını haksız yolla yemeleri yüzünden, kendilerine helâl kılınmış olan temiz nimetleri onlara haram kıldık ve onlardan kâfir olanlar için de acı bir azâp hazırladık.

    Ali Rıza Safa

    Yasaklanmış olmalarına karşın faiz alıyorlar ve insanların mallarını haksızlıkla yiyorlardı. Onların nankörlük edenleri için acı bir ceza hazırladık.

    Bayraktar Bayraklı

    Yasaklanmış olmalarına rağmen faizi almaları ve haksız yollarla insanların mallarını yemeleri yüzünden onların küfre sapmalarına korkunç bir azap hazırladık.

    Edip Yüksel

    Menedildikleri halde tefecilik yapmalarından ve halkın parasını haksızlıkla yemelerinden ötürü... Onların inkarcılarına acıklı bir azap hazırladık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Menedildikleri halde tefecilik yapmalarından ve halkın parasını haksızlıkla yemelerinden ötürü... Onların inkarcılarına acıklı bir azap hazırladık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları ve halkın mallarını haksızlıkla yemeleri sebebiyle. Onların kafir olarak kalanlarına acı bir azap hazırladık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ve nehyedildikleri halde riba almaları ve halkın emvalini haksızlıkla yemeleri ve kafir kalanlarına elim bir azab hazırladık

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yine, yasaklandığı halde, onlardan riba dipnot 1 alan ve haksız yoldan insanların mallarını yiyen Kafirlere dipnot 2 ; çok acı bir azap hazırladık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 2:275. Ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yine, yasaklandığı halde riba dipnot 1 almaları ve haksız yoldan insanların mallarını yemelerinden dolayı; Biz; onlardan, gerçeği yalanlayarak nankörlük edenler için, çok acı bir azap hazırladık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Açıklama için 2/Bakara, 279

    Gültekin Onan

    Ondan nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri nedeniyle (öyle yaptık). Onlardan kafirlere pek acıklı bir azab hazırlamışızdır.

    Hasan Basri Çantay

    (160-161) Yahudilerden (taşan) bir zulüm, onların (insanlardan) bir çoğunu Allah yolundan alıkoymaları, (Tevratda) nehy edilmelerine rağmen riba (faiz) almaları, halkın mallarını haksız yere yemeleri sebebleriyledir ki biz, (evvelce) kendileri için halal kılınan temiz ve güzel şeyleri üzerlerine haram etdik. İçlerinden kafirlere pek acıklı bir azab hazırladık.

    İbni Kesir

    Kendilerine yasaklanan faizi almaları ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden ötürü. Onların küfür içinde olanlarına elem verici bir azab hazırladık.

    Mehmet Alagaş

    (153-162) Kitap halkı, senden gökten bir kitap indirmeni istiyor / sual ediyor. (Parçalı değil bütün bir kitabı tek seferde istiyorlar.) Bundan daha büyüğü Musa’ya sual edilmişti / Musa’dan istenmişti, dediler ki açık ve net bir şekilde Allah’ı bize göster. Bu zulümleri nedeniyle onları yıldırım çarptı, sonra kendilerine açıklamaların gelmesinin ardından da buzağıyı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa’ya da büyük bir delile dayalı otorite / sultanlık verdik. Onlarla sözleşme yaparken Tur dağını üstlerine kaldırdık ve onlara dedik ki; secde ederek kapıdan girin ve yine onlara dedik ki cumarteside / sabitlik gününde / şabat ta haddi aşmayın. Onlardan sert / galiz bir söz aldık. (Galiz; Fidanın sertleşmesi gibi) Sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini yok saymaları, gerçeğe dayanmadan / haksız yere Resulleri öldürmeleri ve de kalplerimiz kılıflıdır / perdelidir demeleri nedeniyle Evet Allah ta onların kalplerin e küfürleri dolayısıyla mühür vurdu. Onların çok azı iman etti. Küfretmeleri ve Meryem hakkında uydurdukları büyük şeyler. Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demeleri. Onu öldürmediler ve Onu asmadılar, lakin onlara o şekilde benzetildi / teşbih edildi. Bu konuda ihtilaflı görüş ileri sürenler / ihtilafa düşenler onun hakkında şüphe içindeler. Onların, onun hakkında zanna uymak dışında herhangi bir bilgileri yoktur. Onu kesin bir şekilde / yakın bir şekilde öldüremediler. Bilakis Allah onu kendine kaldırdı. Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Kitap halkından kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman edecek ler. Kıyamet gününde de O, aleyhlerine şahit olacaktır. (Ölümlerinden önce İsa’ya iman edip öyle ölecekler.) Bu zulümleri ve çoklarını Allah’ın yolundan saptırmaları ve de kesinlikle yasaklandıkları halde faiz almaları, ayrıca insanların mallarını gerekçesiz bir şekilde yemeleri nedenleriyle, Yahudilere, onlara helal edilmiş temiz olan şeyleri haram ettik. Onlard an kafir olanlar için acıtıcı bir azap hazırladık. Oysa ki onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler; sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler, namaza kalkıp kılanlardır, zekâtı verenlerdir, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara ilerde çok büyük bir ücret / ecir vereceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendilerine yasaklanmış olmasına rağmen faiz almaları ve insanların mallarını batıl yolla yemeleri dolayısıyla, kâfir olanlar için acı veren bir azap hazırladık.

    Süleyman Ateş

    Menedildikleri halde riba almalarından ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden ötürü (böyle yaptık). İçlerinden inkar edenlere de acı bir azab hazırladık.

    Süleymaniye Vakfı

    (Bunun diğer sebepleri de) Kendilerine yasak edildiği halde faiz almaları dipnot 1 ve insanların mallarını batıl dipnot 2 yollarla yemeleridir. İçlerinden kafir olanlara acıklı bir azap da hazırladık.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete göre Tevrat çevirilerinde yer alan "Yabancıdan faiz alabilirsin..." ibaresinin doğru olma ihtimali yoktur. Kelimeleri işlerine geldiği gibi sağa sola çeken Yahudilerin burada da bir tahrif yaptıkları çok açıktır. Yabancıdan aldıkları faizi helal, kardeşlerinden aldıkları faizi haram saymaları Tevrat'ın iç bütünlüğüne de aykırıdır. Tevrat'taki genel bir kaide şöyledir: "Yerli yabancı herkes için tek bir yasanız olacak. Tanrınız RAB benim." (
      Levililer 24:22 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Levililer 24:22

      Yerli yabancı herkes için tek bir yasanız olacak. Tanrınız RAB benim.› ”

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      )
    2. metne dön, dipnot 2
      Batıl yollar için bkz. Nisa 4/29'un dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerine yasak edildiği halde faiz alırlar dipnot 1 ve insanların mallarını uydurma (batıl) dipnot 2 yollarla yerler. Onların kafir olanlarına acıklı bir azap hazırlamışızdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      «Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız.  Yabancıdan faiz alabilirsiniz ama kardeşinizden almayacaksınız. Böyle yapın ki, mülk edinmek için gideceğiniz ülkede el attığınız her işte Tanrınız RAB sizi kutsasın. Tesniye Bap 23.
    2. metne dön, dipnot 2
      Batıl kelimesi için bakınız Bakara 2/42 ve dipnotu.

    Şaban Britch

    Kendilerine yasaklanmış olmasına rağmen faiz almaları ve insanların mallarını batıl yolla yemeleri dolayısıyla, kâfir olanlar için acı veren bir azap hazırladık.

    Şaban Piriş

    Kendilerine yasaklanmış olmasına rağmen faiz almaları ve insanların mallarını batıl yolla yemeleri dolayısıyla, kafir olanlar için acı veren bir azap hazırladık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve ribayı almaları yüzünden -oysaki ondan yasaklanmışlardı- ve haksız yollarla insanların mallarını yemeleri yüzünden onların küfre sapanlarına korkunç bir azap hazırladık.

  10. Nisâ suresi, 162. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 162. ayet. لَّٰكِنِ ٱلرَّٰسِخُونَ فِى ٱلْعِلْمِ مِنْهُمْ وَٱلْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَٱلْمُقِيمِينَ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱلْمُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ أُو۟لَٰٓئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ أَجْرًا عَظِيمًا

    Diyanet İşleri

    Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükafat vereceğiz.

    Mehmet Okuyan

    Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilen(ler)e iman eden, namazı kılan, zekâtı veren, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara ileride büyük bir ödül vereceğiz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Al-i İmrân 3:69, 72, 75, 78, 100, 110, 113-115. ayetlerde de geçtiği üzere, Allah kitap ehlinin hepsinin aynı duyarsızlıkta olmadığını, kötüleri çoğunlukta olsa da içlerinde iyilerin de bulunduğunu, toptancı bir değerlendirme yapmamak gerektiğini bu ayette de çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Lakin içlerinde ilimde derinleşmiş olanlara, sana ve senden önce indirilene iman edenlere, özellikle de namazı istikamet üzre diriltenlere, zekatı gönülden gelerek verenlere, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inananlara; işte bunlara, zamanı gelince muazzam bir ödül bahşedeceğiz.

    Muhammed Esed

    İçlerinden bilgide derinleşmiş olanlara, sana ve senden öncekilere indirilmiş olana iman edenlere, (özellikle) namazlarında dikkatli ve devamlı olanlara, karşılık beklemeden harcayanlara, Allaha ve Ahiret Gününe inananlara gelince; işte Biz, bunlara büyük bir mükafat bahşedeceğiz.

    Ahmed Hulusi

    İçlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ile iman edenler, senden önce inzal olanla birlikte sana inzal olana da iman ederler. Salatı ikame eden ve zekatı veren; "B" harfindeki anlam kapsamınca Allah'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman edenlere gelince. . . Onlara aziym bir mükafat vereceğiz.

    Ali Bulaç

    Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar; işte bunlar, Biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz.

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya; işte onlara pek yakında büyük mükâfat vereceğiz.

    Ali Rıza Safa

    Fakat onların bilgide derinleşmiş olanları ve inananlar, hem sana indirilene hem de senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inananlar; işte onlara, büyük bir ödül vereceğiz.

    Bayraktar Bayraklı

    Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya; işte onlara pek yakında büyük ödül vereceğiz.

    Edip Yüksel

    Ancak aralarındaki derin ilim sahipleri ve iman edenler, sana indirileni ve senden önce indirilenleri onaylar. Salatı gözetir, zekatı verir, ALLAH'ı ve ahiret gününü onaylarlar; bunlara büyük bir ödül vereceğiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak aralarındaki derin ilim sahipleri ve inananlar, sana indirilene ve senden önce indirilen(ler)e inanır. Namazı gözetir, zekatı verir, ALLAH'a ve ahiret gününe inanırlar; bunlara büyük bir ödül vereceğiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve inananlar, senden önce indirilenle birlikte sana indirilene de iman ediyorlar. Özellikle namaza devam edenlerle zekat verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar yok mu, işte onlara yarın büyük bir mükafat vereceğiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Lakin içlerinden ilimde rüsuhu olanlarla mü'minler senden evvel indirilenle beraber sana indirilene de iyman ediyorlar, hele o namaza devam eden kullarıma bak, onlar ve zekat verenler, Allaha ve Ahıret gününe inanan bütün mü'minler işte hep bunlara yarın azim bir ecir vereceğiz

    Erhan Aktaş

    Ancak, onlardan ilimde derinleşmiş dipnot 1 olanlar ve Mü'minler, sana ve senden önce indirilene iman ederler. Salatı ikame edenler, zekatı yapanlar, dipnot 2 Allah'a ve ahiret gününe iman edenler; işte onlara büyük bir ödül vereceğiz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İlim" kelimesi ile "bilgili olma", "alim olma" kast edilmemektedir. İlim verilmiş olmak, ilim sahibi olmak: "Bilgi sahibi olanlar, bilenler" demektir. Bilenler ile kast edilen şey: Düşünenler, akledenler, gerçeği idrak etmiş olanlar, vahyin gerçekliğine iman edenler, Allah'ı, vahyi ve hakikati idrak eden, kavrayan ve anlamış olanlardır. "Bilmek" ile kast edilen şey, ilim sahibi olmak değil, tevhidi bilince sahip olarak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın bilincinde olmaktır. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim kelimesine "bilgin/bilen", ilim kelimesine de "bilgi/ilim" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir. Din adamları sınıfının en çok istismar ettikleri ve kendilerine paye çıkardıkları Kur'an'daki alim kelimesinin hadis, tefsir, fıkıh, siyer vb. bilgileri bilmekle hiçbir ilgisi yoktur. Kur'an'da yer alan "ilim ve alim" kelimeleri genellikle anlama, kavrama, idrak etme, ayırdına varmanın "bilgisidir."
    2. metne dön, dipnot 2
      4:77. ayetin 2. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak, onlardan ilimde derinleşmiş dipnot 1 olanlar ve Mü'minler, sana ve senden önce indirilene inanırlar. Salatı ikame edenler, zekatı yapanlar dipnot 2 , Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman edenler; işte onlara büyük bir ödül vereceğiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Kur'an'da yer alan ilim ve alim sözcükleri; Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu; yüceliğini, üstünlüğünü ve gücünü idrak etmek, ayırdına varmak; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın bilincinde olmak demektir. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim sözcüğüne "bilgin", ilim sözcüğüne de "bilgi" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz: 2:43 Nolu ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak, onlardan ilimde derinleşmiş dipnot 1 olanlar, sana ve senden önce indirilene iman eden mü'minler, salatı ikame edenler, zekatı verenler dipnot 2 , Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman edenler var ya işte onlara gelecekte büyük bir ödül vereceğiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği kavramış olanlar. İman düzeyleri yüksek olanlar. "İlim" sözcüğü ile kast edilen şey, bilgi değil, bilinçtir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu terkip, ibadete layık yegane ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; mali yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.

    Gültekin Onan

    Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile inançlılar, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Tanrı'ya ve ahiret gününe inançlı olanlar; işte bunlar, biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz.

    Hasan Basri Çantay

    Şu kadar ki onlardan ilimde yüksek payeye erenlerle mü'minler, (gerek) sana indirilen (Kur'an-ı Kerim) e, (gerek) senden evvel indirilen (kitab) lara iman ederler. (Onlar) namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allaha ve ahiret gününe inananlardır. İşte onlar (böyle) Biz onlara çok büyük bir ecir vereceğiz.

    İbni Kesir

    Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler; sana indirilen kitaba ve senden önce indirilmiş olanlara inanırlar. Namaz kılanlara, zekat verenlere, Allah ve ahiret gününe inannalara elbette büyük bir mükafat vereceğiz.

    Mehmet Alagaş

    (153-162) Kitap halkı, senden gökten bir kitap indirmeni istiyor / sual ediyor. (Parçalı değil bütün bir kitabı tek seferde istiyorlar.) Bundan daha büyüğü Musa’ya sual edilmişti / Musa’dan istenmişti, dediler ki açık ve net bir şekilde Allah’ı bize göster. Bu zulümleri nedeniyle onları yıldırım çarptı, sonra kendilerine açıklamaların gelmesinin ardından da buzağıyı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa’ya da büyük bir delile dayalı otorite / sultanlık verdik. Onlarla sözleşme yaparken Tur dağını üstlerine kaldırdık ve onlara dedik ki; secde ederek kapıdan girin ve yine onlara dedik ki cumarteside / sabitlik gününde / şabat ta haddi aşmayın. Onlardan sert / galiz bir söz aldık. (Galiz; Fidanın sertleşmesi gibi) Sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini yok saymaları, gerçeğe dayanmadan / haksız yere Resulleri öldürmeleri ve de kalplerimiz kılıflıdır / perdelidir demeleri nedeniyle Evet Allah ta onların kalplerin e küfürleri dolayısıyla mühür vurdu. Onların çok azı iman etti. Küfretmeleri ve Meryem hakkında uydurdukları büyük şeyler. Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demeleri. Onu öldürmediler ve Onu asmadılar, lakin onlara o şekilde benzetildi / teşbih edildi. Bu konuda ihtilaflı görüş ileri sürenler / ihtilafa düşenler onun hakkında şüphe içindeler. Onların, onun hakkında zanna uymak dışında herhangi bir bilgileri yoktur. Onu kesin bir şekilde / yakın bir şekilde öldüremediler. Bilakis Allah onu kendine kaldırdı. Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Kitap halkından kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman edecek ler. Kıyamet gününde de O, aleyhlerine şahit olacaktır. (Ölümlerinden önce İsa’ya iman edip öyle ölecekler.) Bu zulümleri ve çoklarını Allah’ın yolundan saptırmaları ve de kesinlikle yasaklandıkları halde faiz almaları, ayrıca insanların mallarını gerekçesiz bir şekilde yemeleri nedenleriyle, Yahudilere, onlara helal edilmiş temiz olan şeyleri haram ettik. Onlard an kafir olanlar için acıtıcı bir azap hazırladık. Oysa ki onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler; sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler, namaza kalkıp kılanlardır, zekâtı verenlerdir, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara ilerde çok büyük bir ücret / ecir vereceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Fakat onlardan ilimde derinleşip sana indirilene, senden önce indirilenlere iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekât veren Müminlere, Allah’a ve ahiret gününe iman etmiş olanlara, işte onlara çok büyük bir mükâfat vereceğiz.

    Süleyman Ateş

    Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indiriline ve senden önce indirilene inanırlar. O namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükafat vereceğiz!

    Süleymaniye Vakfı

    Fakat onlardan (kitaptaki) ilmi kavramış olanlar dipnot 1 , sana indirilene ve senden önce indirilenlere inanan müminler, hele namazı tam kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe güvenenler var ya! İşte onlara muazzam bir ödül vereceğiz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Fakat onlardan sağlam bilgi sahibi dürüst kimseler dipnot 1 ile müminler, sana indirilene ve senden önce indirilmiş olanlara inanır; namazı tam kılar, zekatı verir, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenirler. İşte onlara büyük bir ödül vereceğiz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onların hepsi bir değildir. Kitap ehli arasında dik duran bir topluluk da vardır, gece vakitleri Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. (Ali İmran 3/113)   Allah'a ve ahiret gününe inanır, iyi olana çağırır, kötülüğe karşı çıkarlar ve hayırlı işlere koşarlar. İşte onlar iyi kimselerdendir. (Ali İmran 3/114) Bunların yapacağı hiçbir iyilik göz ardı edilmeyecektir. Allah, sakınanların kimler olduğunu bilir.  (Ali İmran 3/115)

    Şaban Britch

    Fakat onlardan ilimde derinleşip sana indirilene, senden önce indirilenlere iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekât veren müminlere, Allah’a ve ahiret gününe iman etmiş olanlara işte onlara çok büyük bir mükâfat vereceğiz.

    Şaban Piriş

    Fakat onlardan ilimde derinleşip sana indirilene, senden önce indirilenlere iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekat veren müminlere, Allah'a ve ahiret gününe iman etmiş olanlara işte onlara, çok büyük bir mükafat vereceğiz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ama onların ilimde derinleşmiş olanları ve müminler, sana indirelene de senden önce indirilene de inanırlar. Namazı kılıcıdırlar, zekatı vericidirler, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar. İşte bunlara yakında büyük bir ödül vereceğiz.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.