Nisâ suresi · 163–170. ayetler

Peygamberlere vahiy ve şahitlik

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nisâ suresi, 163. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 163. ayet. إِنَّآ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ كَمَآ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ نُوحٍ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَعِيسَىٰ وَأَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهَٰرُونَ وَسُلَيْمَٰنَ وَءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ زَبُورًا

    Diyanet İşleri

    Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyüb'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyetmiştik. Davud'a da Zebur vermiştik.

    Mehmet Okuyan

    Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a, (onların) torunlarına, İsa'ya, Eyüp'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyetmiştik. Davud'a da Zebur'u vermiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz Nuh'a ve ondan sonraki tüm peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik; yine İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, (ondan türeyen israiloğlu) boylarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a, Süleyman'a da vahyettik; üstelik Davud'a da Zebur'u verdik;

    Muhammed Esed

    Bak, (ey Peygamber,) Biz Nuha ve ondan sonraki bütün peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik: tıpkı İbrahime, İsmaile, İshaka, Yakuba ve İsa, Eyyub, Yunus, Harun ve Süleyman dahil onların torunlarına vahyettiğimiz gibi; ve Davuda bir ilahi hikmet kitabı bağışladığımız gibi;

    Ahmed Hulusi

    Nuh'a ve ondan sonraki Nebilere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. . . İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a, Esbat'a (torunlara), İsa'ya, Eyyub'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. . . Davud'a Zebur'u (hikmetler bilgisini) verdik.

    Ali Bulaç

    Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur verdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz Nûh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik ve (nitekim) İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, esbâta (torunlara), Îsâ'ya, Eyyûb'a, Yunus’a, Harun'a ve Süleyman’a vahyettik. Davud’a da Zebûr'u verdik.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Nuh'a ve Ondan sonraki tüm peygamberlere bildirdiğimiz gibi, sana da bildirdik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlarına; İsa'ya, Eyüp'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da bildirdik; Davut'a da Zebur'u verdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz, Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. Nitekim İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlara, İsa'ya, Eyyub'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. Davud'a da Zebur'u verdik.

    Edip Yüksel

    Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahiy ettiğimiz gibi sana da vahiy ettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve soyuna, İsa'ya, Eyyup'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahiy etmiş, Davut'a da Zebur vermiştik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve soyuna, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a, ve Süleyman'a da vahyetmiş, Davud'a da Zebur vermiştik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gerçekten biz sana, Nuh'a ve ondan sonra gelen bütün peygamberlere vahyettiğimiz gibi vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettiğimiz ve Davud'a Zebur'u verdiğimiz gibi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Filhakıka biz sana (ya Muhammed) öyle vahiy indirdik ki Nuha ve ondan sonra gelen bütün Peygamberlere vahy ettiğimiz gibi: hem İbrahime, İsmaile, İshaka, Ya'kuba, Esbata, Isaya, Eyyuba, Yunüse, Haruna. Süleymana vahy ettiğimiz hem Davuda Zeburu verdiğimiz gibi

    Erhan Aktaş

    Biz, Nuh'a ve ondan sonraki bütün Nebilere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. Ve biz İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Ya'kup'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. Ve Davud'a da Zebur'u verdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, Nuh'a ve ondan sonraki bütün nebilere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. Ve biz İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. Ve Davud'a da Zebur'u verdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, Nuh'a ve ondan sonraki bütün nebilere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. Ve biz İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. Ve Davud'a da Zebur'u verdik.

    Gültekin Onan

    Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğmiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur verdik.

    Hasan Basri Çantay

    Nuuha, ondan sonraki peygamberlere vahy etdiğimiz ve İbrahime, İsmaile, İshaaka, Ya'kuba, evladlarına, İsaya, Eyyuba, Yunusa, Haruna ve Süleymana vahy eylediğimiz ve Davuda Zebur verdiğimiz gibi (Habibim) şübhesiz sana da vahyetdik biz.

    İbni Kesir

    Nuh'a, ondan sonra gelen peygamberlere, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Ya'kub'a ve torunlarına, İsa'ya, Eyyüb'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettiğimiz gibi, şüphesiz sana da vahyettik. Davud'a da Zebur'u verdik.

    Mehmet Alagaş

    (163-166) Sana da Nuh’a ve ondan sonraki Nebilere vahyettiğmiz gibi vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a Yakup’a ve Torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’da Zebur’u verdik , önceki Resullerden sana anlattıklarımız da var, sana anlatmadığımız Resuller de var. Allah Musa ile kelimeleri ile kelam etti. Resuller ! Müjdeci ve uyarıcı, Resullerin ardından Allah’a karşı (insanların) bir delilleri kalmasın . Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Şimdi de Allah sana indirdiğine şahit oluyor, Onu da kendi ilmiyle indirdi , melekler de şahitlik ediyorlar. Allah ise şahit olarak yeterlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Ya'kûb’a, torunlarına, İsâ’ya, Eyyûb’a, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyettik. Dâvud’a da Zebur’u verdik.

    Süleyman Ateş

    Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. Nitekim İbrahim'e, İsma'il'e, İshak'a, Ya'kub'a, sıbtlara, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a, Süleyman'a da vahyetmiş ve Davud'a da Zebur'u vermiştik.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen nebilere nasıl vahyettiysek sana da öyle vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyetmiş ve Davud'a da bir zebur /bir kitap dipnot 1 vermiştik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zebur", kelime olarak "kitap, mülk, fırka, parça" gibi anlamlara gelir. Kur'an'da kelimenin çoğul hali olan "zübür", "fırka, parça" anlamında kullanılır. (Mü'minun 23/53) İki ayette Davud aleyhisselama bir Zebur verildiği bildirilir (Nisa 4/163; İsra 17/55). Enbiya 21/105. ayette harf-i tarifli şekilde geçen Zebur kelimesi de yine Davud'a verilen kitapla ilişkilendirilir. Bu ayet ile Kitab-ı Mukaddes'in Davud aleyhisselama ait bölümünde geçen şu ifade arasında benzerlik vardır: "Salihler yeryüzünü miras alacak ve orada sonsuza kadaryaşayacak." (Tevrat,
      Mezmurlar 37/29 — Eski Ahit, Mezmurlar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Mezmurlar 37:29

      Doğrular ülkeyi miras alacak, 2 Orada sonsuza dek yaşayacak.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Beş ayette (Al-i İmran 3/184; Nahl 16/44; Şu'ara 26/196; Fatır 35/25; Kamer 54/43) de kelimenin çoğul hali olan "zübür" ile öncekilere indirilenlere atıfta bulunulması, Zebur ile kitap kelimesi arasındaki ilişkiyi göstermektedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen nebilere nasıl vahyettiysek sana da öyle vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyetmiş, Davud'a ise Zebur[1] vermiştik.

    Şaban Britch

    Nuh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’a da Zebur’u verdik.

    Şaban Piriş

    Nuh'a ve ondan sonra gelen Peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur'u verdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, tıpkı Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Biz İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'e, Yunus'a, Harun'a, Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur'u verdik.

  2. Nisâ suresi, 164. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 164. ayet. وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَٰهُمْ عَلَيْكَ مِن قَبْلُ وَرُسُلًا لَّمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ وَكَلَّمَ ٱللَّهُ مُوسَىٰ تَكْلِيمًا

    Diyanet İşleri

    Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. Allah, Musa ile de doğrudan konuştu.

    Mehmet Okuyan

    Daha önce sana kıssasını anlattığımız elçilere de kıssasını sana anlatmadığımız elçilere de (vahy etmiştik). dipnot 1 Allah Musa'ya da tam anlamıyla konuşmuştu.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da yer alan kıssaların tüm peygamberleri içermediği, çünkü kıssası anlatılmayan peygamberlerin de olduğuyla ilgili benzer mesaj: Mü'min 40:78.

    Mustafa İslamoğlu

    tıpkı hem daha önce sana bildirdiğimiz elçiler, hem de bildirmediğimiz elçiler(e vahyettiğimiz) gibi; Allah'ın Musa'ya kelamını söylediği gibi...

    Muhammed Esed

    ve hem daha önce sana bildirdiğimiz (öteki) elçilere, hem de bahsetmediğimiz elçiler(e vahyettiğimiz) gibi: ve Allahın Musaya sözünü söylediği gibi;

    Ahmed Hulusi

    Daha önce sana hikayelerini anlattığımız veya anlatmadığımız Rasullere de (vahyettik). . . Allah Musa'ya kelime kelime konuştu.

    Ali Bulaç

    Ve gerçekten sana daha önceden hikayelerini anlattığımız elçilere, anlatmadığımız elçilere (vahyettik). Allah, Musa ile de konuştu.

    Ali Özek ve heyeti

    Daha önce (kıssalarını) sana anlattığımız peygamberlerle, anlatmadığımız başka peygamberlere de vahyettik. Allah, Mûsâ'ya da hitabederek (onunla) konuştu.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, daha önce sana öykülerini anlattığımız elçilere ve öykülerini anlatmadığımız elçilere de. Ve Allah, Musa ile sözlerle konuştu.

    Bayraktar Bayraklı

    Bir kısım peygamberleri daha önce sana anlattık; bir kısmını ise sana anlatmadık. Allah, Musa'ya sözünü söyledi.

    Edip Yüksel

    Sana önceden anlattığımız elçilere ve anlatmadığımız elçilere de... Ve ALLAH Musa ile de kelimelerle konuşmuştu.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sana önceden anlattığımız elçilere ve anlatmadığımız elçilere de... Ve ALLAH Musa ile de kelimelerle konuşmuştu.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve gerek sana önceden kendilerini anlattığımız peygamberleri, gerekse anlatmadığımız peygamberleri gönderdiğimiz, hem de Allah'ın Musa'ya kelam söylemesi gibi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem gerek sana evvelce naklettiğimiz Resulleri, ve gerek nakletmediğimiz Resulleri gönderdiğimiz gibi, hem de Allahın Musaya kelam söylemesi gibi

    Erhan Aktaş

    Senden önce gönderdiğimiz Resullerden birçoğunu sana anlattık, birçoğunu da anlatmadık. Ve Allah, Musa'yla kelimelerle dipnot 1 konuştu.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takdir edilmiş hükümlerle.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Senden önce gönderdiğimiz resullerden birçoğunu sana anlattık, birçoğunu da anlatmadık. Ve Allah, Musa'yla kelimelerle dipnot 1 konuştu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takdir edilmiş hükümler, vahiy.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Senden önce gönderdiğimiz elçilerden birçoğunu sana anlattık, birçoğunu da anlatmadık. Ve Allah, Musa'yla kelimelerle konuştu.

    Gültekin Onan

    Ve gerçekten sana daha önceden hikayelerini anlattığımız elçilere, anlatmadığımız elçilere (vahyettik). Tanrı, Musa ile de konuştu.

    Hasan Basri Çantay

    Öyle peygamberler (gönderdik ki) kıssalarını hakıykat önceden sana bildirdik. (Yine) öyle peygamberler (Yolladık ki) sana onların kıssalarını haber vermedik. Allah Musaya da hıtaab ile konuşdu.

    İbni Kesir

    Kıssalarını daha önce sana anlattığımız peygamberlerle, kıssasını sana anlatmadığımız peygamberlere de. Ve Allah Musa ile konuşmuştur.

    Mehmet Alagaş

    (163-166) Sana da Nuh’a ve ondan sonraki Nebilere vahyettiğmiz gibi vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a Yakup’a ve Torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’da Zebur’u verdik , önceki Resullerden sana anlattıklarımız da var, sana anlatmadığımız Resuller de var. Allah Musa ile kelimeleri ile kelam etti. Resuller ! Müjdeci ve uyarıcı, Resullerin ardından Allah’a karşı (insanların) bir delilleri kalmasın . Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Şimdi de Allah sana indirdiğine şahit oluyor, Onu da kendi ilmiyle indirdi , melekler de şahitlik ediyorlar. Allah ise şahit olarak yeterlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık ve Allah, Mûsâ ile gerçekten konuştu.

    Süleyman Ateş

    Daha önce sana anlattığımız elçilere ve sana anlatmadığımız elçilere de (vahyetmiştik). Ve Allah Musa'ya da konuşmuştu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerinden sana bahsettiğimiz elçiler de gönderdik, hiç bahsetmediğimiz elçiler de gönderdik. Allah, Musa ile konuştu.

    Şaban Britch

    Daha önce sana anlattığımız peygamberlere ve anlatmadığımız peygamberlere de (vahyettik). Ve Allah Musa ile gerçekten konuştu.

    Şaban Piriş

    Daha önce sana anlattığımız Peygamberlere ve anlatmadığımız Peygamberlere de (vahyettik). Allah Musa ile de doğrudan doğruya konuşmuştu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Resuller var, hayat ve hatıralarını daha önce sana anlattık; resuller var, hayat ve hatıralarını sana anlatmadık. Allah, Musa'ya kelime kelime söz söylemişti.

  3. Nisâ suresi, 165. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 165. ayet. رُّسُلًا مُّبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى ٱللَّهِ حُجَّةٌۢ بَعْدَ ٱلرُّسُلِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

    Diyanet İşleri

    Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak dipnot 1 (gönderilen) elçilere de (vahy etmiştik) ki elçilerden sonra insanların Allah'a karşı herhangi bir delili (bahanesi) olmasın! Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:213; Nisâ 4:165; En‘âm 6:48; Kehf 18:56.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar, müjdeli ve uyarıcı haber taşıyan elçiler; ki (o) elçilerden sonra insanın Allah karşısında bir mazereti bulunmasın: Allah zatında sonsuz izzet ve her hükmünde tam isabet sahibidir.

    Muhammed Esed

    (Bütün bu) elçileri güzel haberlerin müjdecileri ve uyarıcılar olarak (gönderdik) ki onlar(ın gelişi)nden sonra insanın Allah karşısında bir mazereti kalmasın: Allah gerçekten güç ve hikmet sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Müjdeleyici ve uyarıcı olarak Rasuller (gönderdik) ki, Rasullerden (açıklamalarından) sonra insanların Allah'a karşı bir mazereti olmasın! Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Elçiler; müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderildi). Öyle ki elçilerden sonra insanların Allah'a karşı (savunacak) delilleri olmasın. Allah, üstün ve güçlü olandır, hikmet ve hüküm sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Keza (gönderilen) peygamberlerden sonra, insanların, Allah'a karşı (özür olarak ileri sürebilecekleri) bir delilleri bulunmaması için müjdeleyen ve korkutan peygamberler gönderdik. Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir.

    Ali Rıza Safa

    Elçilerden sonra, Allah'ın karşısında, insanların uydurma bir gerekçeleri olmaması için, muştulayıcı ve uyarıcı elçiler. Çünkü Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler gönderdik ki, peygamberler geldikten sonra insanların Allah'a karşı bahaneleri olmasın. Allah mağlup edilemez; işini yerli yerinde yapar.

    Edip Yüksel

    Müjdeler ve uyarılar getiren elçiler... Ki tüm bu elçilerden sonra insanların ALLAH'a karşı bir bahaneleri kalmasın. ALLAH Üstündür, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Müjdeler ve uyarılar getiren elçiler... Ki tüm bu elçilerden sonra insanların ALLAH'a karşı bir bahaneleri kalmasın. ALLAH Üstündür, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunlar artık insanların peygamberlerden sonra Allah'a karşı ileri sürecekleri bir özürleri olmasın diye, hep rahmet müjdecileri ve azap habercileri olarak gönderilmiş peygamberlerdir. Allah, daima güçlüdür, hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hep rahmet müjdecileri azab habercileri olarak gönderilmiş Peygamberler ki artık insanlar için Allaha karşı Peygamberlerden sonra bir i'tizar behanesi olamasın, Allah aziz, hakim bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Haber verici ve uyarıcı olarak Resuller gönderdik ki, Resullerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Haber verici ve uyarıcı olarak resuller gönderdik ki, resullerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Müjdeleyici ve uyarıcı olarak elçiler gönderdik ki, elçilerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Gültekin Onan

    Elçiler; müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderildi). Öyle ki elçilerden sonra insanların Tanrı'ya karşı (savunacak) delilleri olmasın. Tanrı, üstün ve güçlü olandır, hikmet ve hüküm sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    (Biz) peygamberler (i rahmet) müjdeciler (i) ve azab haberciler (i) olarak (gönderdik). Ta ki peygamberlerden sonra insanların Allaha karşı (özür diye ileri sürebilecekleri) bir behaneleri olmasın. Allah mutlak gaalibdir, yegane hüküm ve hikmet sahibidir.

    İbni Kesir

    Müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler olarak. Ta ki peygamberler geldikten sonra insanların Allah'a karşı hüccetleri kalmasın. Allah; Aziz, Hakim olandır.

    Mehmet Alagaş

    (163-166) Sana da Nuh’a ve ondan sonraki Nebilere vahyettiğmiz gibi vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a Yakup’a ve Torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’da Zebur’u verdik , önceki Resullerden sana anlattıklarımız da var, sana anlatmadığımız Resuller de var. Allah Musa ile kelimeleri ile kelam etti. Resuller ! Müjdeci ve uyarıcı, Resullerin ardından Allah’a karşı (insanların) bir delilleri kalmasın . Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Şimdi de Allah sana indirdiğine şahit oluyor, Onu da kendi ilmiyle indirdi , melekler de şahitlik ediyorlar. Allah ise şahit olarak yeterlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak rasûller gönderdik ki, rasûllerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

    Süleyman Ateş

    (Bunları) Müjdeleyici ve uyarıcı elçiler olarak (gönderdik) ki, elçiler geldikten sonra insanların Allah'a karşı bahaneleri kalmasın. Allah üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müjdeci ve uyarıcı elçiler gönderdik ki onlardan sonra insanların elinde Allah'a karşı ileri sürecekleri bir mazeretleri olmasın. Allah güçlüdür, doğru kararlar verir.

    Şaban Britch

    Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak rasûller gönderdik ki, rasûllerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    (Bunlar) Peygamberlerin ardından insanların Allah'a karşı bir delilleri olmasın diye müjdeci ve uyarıcı elçiler olarak (gelmiştir). Allah güçlüdür, hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Müjdeleyici ve uyarıcı resuller gönderdik ki, elçiler geldikten sonra insanların Allah'a karşı kanıtı olmasın. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

  4. Nisâ suresi, 166. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 166. ayet. لَّٰكِنِ ٱللَّهُ يَشْهَدُ بِمَآ أَنزَلَ إِلَيْكَ أَنزَلَهُۥ بِعِلْمِهِۦ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَشْهَدُونَ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًا

    Diyanet İşleri

    Fakat Allah, sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Melekler de buna şahitlik eder. Şahit olarak Allah yeter.

    Mehmet Okuyan

    Fakat Allah sana indirdiğini kendi ilmi ile indirdiğine şahitlik eder; melekler de (buna) şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeter. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah vahiy ve risalet sisteminde keyfiliğin değil, bir sistemin var olduğunu ifade etmek üzere sözü genel anlamda bütün peygamberlerin tâbi kılındığı sisteme getirmektedir. Nisâ 4:152'de de belirtildiği gibi, kitap ehli Hz. Muhammed'den kendilerine gökten bir kitap indirmesini istemişti. Yüce Allah işte bu ayette kişilere özel vahiy indirmediğini ifade ederek vahyi indirmenin de peygamberlerin işi değil Allah'ın kudretiyle şekillendirildiğini ilan etmektedir. Hz. Muhammed'den gökten kendilerine bir kitap indirmesini isteyenlere cevap verilmekte, Hz. Nuh'a ve sonraki peygamberlere vahyedildiği gibi Hz. Muhammed'e de vahyi Yüce Allah'ın göndermekte olduğu ifade edilmekte, böylece hem risalet kurumuna ait bir sisteme değinilmekte hem de vahyi Allah'ın sahiplendiği bildirilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Lakin Allah, sana kendi ilminde indirdiğine bizzat şahitlik yapar ve melekler de şahitlik yaparlar: zaten şahid olarak Allah yeter.

    Muhammed Esed

    Ama Allah, sana bahşettiği hakikate (Bizzat Kendisi) şahitlik yapar: onu kendi hikmetinin bir ürünü olarak bahşettik ve melekleri de ona şahit tutmuştur; oysa hiç kimse Allahın şahitliği gibi şahitlik yapamaz.

    Ahmed Hulusi

    Ne var ki, Allah sana inzal ettiği ile şahitliğini gösterir ki, HU'nun ilmi olarak onu sana inzal etmiştir. Melekler (bu inzal ile ilgili kuvveler - Cibril) de olayın şahididir. Şahit olarak Allah yeterlidir.

    Ali Bulaç

    Fakat Allah, sana indirdiğiyle şahidlik eder ki, O, bunu kendi ilmiyle indirmiştir. Melekler de şahittirler. Şahid olarak Allah yeter.

    Ali Özek ve heyeti

    Bununla beraber Allah, sana indirdiği Kur'ân'a şâhidlik eder ki, onu bizzat kendi ilmiyle indirmiştir. (Buna) melekler de şâhidlik ederler. Şâhid olarak Allah yeter.

    Ali Rıza Safa

    Allah, sana indirdiğini, Kendi bilgisiyle indirdiğine tanıklık eder; melekler de tanıklık ederler. Tanık olarak, zaten Allah yeterlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Fakat Allah, sana indirdiğine, onu kendi ilmiyle indirdiğine şahitlik eder. Melekler de şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeterlidir.

    Edip Yüksel

    Fakat ALLAH, sana indirdiğine tanıklık eder. Onu kendi bilgisiyle indirdi. melekler de buna tanıklık eder. Tanık olarak ALLAH yeter. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Tanrı'nın Kuran hakkındaki tanıklığını yine Kuran'dan öğrenmemiz ilk başta boş bir iddia gibi gelebilir. Ancak, Kuran'da tanık olacağımız Tanrı bilgisi, Tanrı'nın tanıklığını belgeler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Fakat ALLAH, sana indirdiğine tanıklık eder. Onu kendi bilgisiyle indirdi. Melekler de buna tanıklık eder. Tanık olarak ALLAH yeter.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat Allah, özellikle sana indirdiği ile şahitlik ediyor ki, onu kendi bilgisi ile indirdi. Melekler de şahitlik ediyorlar, kaldı ki Allah'ın şahit olması yeter!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Lakin Allah bilhassa sana indirdiğiyle şehadet ediyor ki onu kendi ilmi sübhanisiyle indirdi, melekler de şehadet ediyorlar, maa haza Allahın şahid olması kafidir

    Erhan Aktaş

    Allah, sana indirdiği şeyi, Kendi ilmi ile indirdiğine tanıklık eder. Melekler de tanıklık ederler. Ve tabii ki tanık olarak Allah yeter.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, sana indirdiği şeyi, kendi ilmi ile indirdiğine tanıklık eder. Melekler de tanıklık ederler. Ve tabii ki tanık olarak Allah yeter.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, sana indirdiği şeyi, kendi ilmi ile indirdiğine tanıklık eder. Melekler de tanıklık ederler. Ve tabii ki tanık olarak Allah yeter.

    Gültekin Onan

    Fakat Tanrı, sana indirdiğiyle şahidlik eder ki, O, bunu kendi ilmiyle indirmiştir. Melekler de şahittirler. Şahid olarak Tanrı yeter.

    Hasan Basri Çantay

    Bununla beraber Allah sana indirdiği (Kur'an-ı Kerim) ile şahidlik eder ki O, bunu kendi ilmiyle indirmişdir. Melekler de şahidlik ederler. Hakıyki şahid olmak bakımından sa (yalnız) Allah yeter.

    İbni Kesir

    Lakin Allah, sana indirdiğine şahidlik eder. Onu bilerek indirmiştir. Melekler de şahidlik ederler. Esasen şahid olarak Allah yeter.

    Mehmet Alagaş

    (163-166) Sana da Nuh’a ve ondan sonraki Nebilere vahyettiğmiz gibi vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a Yakup’a ve Torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’da Zebur’u verdik , önceki Resullerden sana anlattıklarımız da var, sana anlatmadığımız Resuller de var. Allah Musa ile kelimeleri ile kelam etti. Resuller ! Müjdeci ve uyarıcı, Resullerin ardından Allah’a karşı (insanların) bir delilleri kalmasın . Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Şimdi de Allah sana indirdiğine şahit oluyor, Onu da kendi ilmiyle indirdi , melekler de şahitlik ediyorlar. Allah ise şahit olarak yeterlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Lakin, Allah sana indirdiğine şahitlik eder ki, onu kendi ilmi ile indirmiştir. Melekler de şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeter.

    Süleyman Ateş

    Allah, sana indirdiğini kendi bilgisiyle indirmiş olduğuna şahidlik eder. Melekler de (buna) şahidlik ederler. Allah'ın şahidliği de (bir şeyin gerçekliği için) kafidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama Allah sana indirdiği ile şahitlik eder ki (önceki elçilere[1]) indirdiğini de kendi ilmi ile indirmiştir. Buna Melekler de şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeter.

    Şaban Britch

    Lakin, Allah sana indirdiğine şahidlik eder ki, onu kendi ilmi ile indirmiştir. Melekler de şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeter.

    Şaban Piriş

    Fakat Allah sana indirdiği şeyle şahitlik eder ki onu kendi ilmi ile indirmiştir. Melekler de şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu da var ki, Allah sana indirdiğini, kendi ilmiyle indirdiğine tanıklık eder. Melekler de tanıklık ediyorlar. Zaten tanık olarak Allah yeter.

  5. Nisâ suresi, 167. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 167. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ قَدْ ضَلُّوا۟ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz inkar edenler, insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki inkar edip (insanları) Allah yolundan alıkoyanlar dipnot 1 elbette (doğru yoldan) tamamen uzaklaşmışlardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer Mesajlar: Muhammed 47:32, 34.

    Mustafa İslamoğlu

    İnkara sapan ve başkalarını Allah yolundan saptıranlara gelince: onlar derin bir sapıklığa gömülüp gitmişlerdir.

    Muhammed Esed

    Hakikati inkar etmeye ve başkalarını Allah yolundan saptırmaya şartlanmış olanlar, derin bir sapıklık içindedirler.

    Ahmed Hulusi

    Hakikati inkar edip insanları da Allah yolundan engelleyenler, çok büyük sapma içindedirler.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz, inkar edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar gerçekten uzak bir sapıklıkla sapmışlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr eden ve (başkalarını da) Allah yolundan alıkoyanlar şüphesiz doğru yoldan çok uzaklaşmışlardır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, nankörlük edenler ve Allah'ın yolundan alıkoyanlar, olmadık bir sapkınlıkla sapmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edip başkalarını da Allah yolundan çevirenler, dönüşü olmayan bir sapıklığa düşmüşlerdir.

    Edip Yüksel

    İnkar edenler ve ALLAH'ın yolundan alıkoyanlar tamamıyla sapıtmışlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenler ve ALLAH'ın yolundan alıkoyanlar tamamıyla sapıtmışlardır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz inkara sapıp Allah yolundan alıkoyanlar, büyük bir sapıklığa dalmışlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhesiz ki küfredib Allah yolundan men'edenler haktan sapdılar uzak sapdılar

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz Kafir olanlar ve Allah'ın yolundan alıkoyanlar, gerçekten derin bir sapkınlıktadırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz Kafir olanlar ve Allah'ın yolundan alıkoyanlar, gerçekten derin bir sapkınlıktadırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnkar edip, Allah'ın yolundan alıkoyanlar, gerçekten derin bir sapkınlıktadırlar.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz, kafirler ve Tanrı yolundan alıkoyanlar gerçekten uzak bir sapıklıkla sapmışlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, o inkar edip kafir olanlar ve (insanları) Allah yolundan alıkoyanlar şübhesiz (hakdan uzak) bir sapıklıkla sapmışlardır.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki küfredip insanları Allah yolundan alıkoyanlar, derin bir sapıklığa düşmüşlerdir.

    Mehmet Alagaş

    (167-170) Muhakkak ki kafirler ve Allah yolundan saptıranlar kesinlikle pek uzak bir sapıklığa sapmışlardır. Muhakkak ki kafirler ve zalimleri Allah asla bağışlamayacaktır ve onları cehennem yolu hariç herhangi bir yola rehber olup iletmeyecektir. Orada ebedi kalıcıdırlar. Bu Allah’a kolaydır. Ey insanlar Rabbinizden size gerçek olarak bir Resul kesinlikle geldi , iman ediniz, sizin için hayırdır, eğer küfrederseniz de muhakkak ki semalarda ve yerde ne varsa Allah’ındır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz inkâr edenler, insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir.

    Süleyman Ateş

    (Sana gelenleri) İnkar edip Allah yolundan menedenler, hakikaten uzak bir sapıklığa düşmüşlerdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik eden /ayetleri görmezlikte direnen ve Allah'ın yolundan engelleyenler, yanlış yola girmiş, kaybolup gitmiş olurlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) ve Allah yolundan engelleyenler var ya; işte onlar gerçekten derin bir sapıklığa düşmüşlerdir.

    Şaban Britch

    Küfredenler ve Allah’ın yolundan saptıranlar, derin bir sapıklığa düşmüşlerdir.

    Şaban Piriş

    Küfredenler ve Allah'ın yolundan saptıranlar, derin bir sapıklığa düşmüşlerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnkar edip Allah yolundan geri çevirenler, dönüşü olmayan bir sapıklığa düşmüşlerdir.

  6. Nisâ suresi, 168. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 168. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَظَلَمُوا۟ لَمْ يَكُنِ ٱللَّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَرِيقًا

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz inkar edenler ve zulmedenler (var ya), Allah onları asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir.

    Mehmet Okuyan

    (168, 169) İnkâr edip haksızlık edenleri Allah asla bağışlayacak değildir. dipnot 1 Onları içinde ebedî kalacakları dipnot 2 cehennemin yolundan başka bir yola ulaştıracak da değildir. Bu, Allah'a çok kolaydır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:161-162, 217; Al-i İmrân 3:86; Nisâ 4:137; Muhammed 47:34.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cehennemin ebedî oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:39, 81, 162, 217, 257, 275; Al-i İmrân 3:88, 116; Nisâ 4:14, 56, 93; Mâide 5:37, 80; En‘âm 6:128; A‘râf 7:36; Tevbe 9:17, 63, 68; Yûnus 10:27, 52; Hûd 11:8, 107; Ra‘d 13:5; Nahl 16:29; Tâhâ 20:101; Enbiyâ 21:99; Mü'minûn 23:103; Furkân 25:69; Secde 32:14; Ahzâb 33:65; Sâffât 37:9; Zümer 39:72; Mü'min 40:76; Fussilet 41:28; Zuhruf 43:74; Muhammed 47:15; Mücâdele 58:17; Haşr 59:17; Teğâbun 64:10; Cinn 72:23; Müddessir 74:28; Nebe' 78:23; İnfitâr 82:16; Beyyine 98:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Küfre gömülen ve zulümde direnenleri Allah asla affetmeyecek ve onlara bir yol göstermeyecektir;

    Muhammed Esed

    Hakikati inkar etmeye ve zulüm işlemeye şartlanmış olanları, Allah asla affetmeyecek ve onlara bir yol göstermeyecektir;

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Allah hakikati inkar edenleri ve zulmedenleri ne bağışlar ne de onlara bir tarik (anlayış yolu) açar.

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, inkar edenler ve zulmedenler, Allah onları bağışlayacak değildir, onları bir yola da iletecek değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edip zulmedenleri Allah asla bağışlayacak değildir. Onları doğru yola iletecek de değildir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah, nankörlük edenleri ve haksızlık yapanları bağışlamayacak; onlara bir yol da göstermeyecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    - İnkar edip zulme sapanlar var ya; Allah onları asla affedecek değildir. Onları içinde süreli kalacakları cehennem yolu hariç, başka bir yola iletecek de değildir.Bunu yapmak Allah için kolaydır.

    Edip Yüksel

    İnkar edip zulmedenleri ALLAH ne bağışlayacak, ne de onlara bir yol gösterecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edip zulmedenleri ALLAH ne bağışlayacak, ne de onlara bir yol gösterecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (168-169) Şüphesiz küfredip haksızlık edenleri Allah bağışlayacak ve cehennem yolundan başka bir yola da çıkaracak değildir; orada sonsuza dek kalacaklardır. Bu da Allah için kolaydır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    (168-169) Şübhesiz küfredib haksızlık edenleri Allah mağfiret edecek değil, Cehennem yolundan başka bir yola çıkaracakda değil, onlar ebediyyen onda muhalled, bu da Allaha nazaran kolay bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz Allah Kafir olanları ve zulmedenleri bağışlayacak değildir. Onları bir yola iletecek de değildir;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz Allah Kafir olanları ve zulmedenleri bağışlayacak değildir. Onları bir yola iletecek de değildir;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayıp nankörlük edip, zulmedenleri Allah bağışlayacak değildir. Onları bir yola hidayet edecek de değildir;

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, kafirler ve zulmedenler, Tanrı onları bağışlayacak değildir, onları bir yola da iletecek değildir.

    Hasan Basri Çantay

    (168-169) Hakıykat, o inkar edib kafir olanlar ve zulm edenler (yok mu) Allah onları asla yarlığayacak değildir. Onları cehennemin yolundan başka bir yola da iletecek değildir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. Bu ise Allaha göre pek kolaydır.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki küfreden ve zulmedenleri Allah, bağışlayacak ve onları doğru yola iletecek değildir.

    Mehmet Alagaş

    (167-170) Muhakkak ki kafirler ve Allah yolundan saptıranlar kesinlikle pek uzak bir sapıklığa sapmışlardır. Muhakkak ki kafirler ve zalimleri Allah asla bağışlamayacaktır ve onları cehennem yolu hariç herhangi bir yola rehber olup iletmeyecektir. Orada ebedi kalıcıdırlar. Bu Allah’a kolaydır. Ey insanlar Rabbinizden size gerçek olarak bir Resul kesinlikle geldi , iman ediniz, sizin için hayırdır, eğer küfrederseniz de muhakkak ki semalarda ve yerde ne varsa Allah’ındır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfir olup, zulmedenleri Allah asla, bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir.

    Süleyman Ateş

    O inkar edip zulmedenler var ya, Allah onları ne bağışlayacak, ne de yola iletecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikten gelenleri ve yanlış yapanları Allah ne bağışlayacak; ne de bir yola yöneltecektir.

    Şaban Britch

    Küfredenleri ve zulmedenleri Allah bağışlamamıştır. Onlara hiçbir yol göstermez.

    Şaban Piriş

    Küfredenleri ve zulmedenleri Allah bağışlamamıştır. Onlara hiç bir yol göstermez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnkar edip zulme sapanlar var ya, Allah onları affetmeyecek, onları hiçbir yola kılavuzlamayacaktır.

  7. Nisâ suresi, 169. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 169. ayet. إِلَّا طَرِيقَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا

    Diyanet İşleri

    (Allah onları) ancak içinde ebedi kalacakları cehennemin yoluna iletir. Bu ise Allah'a çok kolaydır.

    Mehmet Okuyan

    (168, 169) İnkâr edip haksızlık edenleri Allah asla bağışlayacak değildir. dipnot 1 Onları içinde ebedî kalacakları dipnot 2 cehennemin yolundan başka bir yola ulaştıracak da değildir. Bu, Allah'a çok kolaydır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:161-162, 217; Al-i İmrân 3:86; Nisâ 4:137; Muhammed 47:34.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cehennemin ebedî oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:39, 81, 162, 217, 257, 275; Al-i İmrân 3:88, 116; Nisâ 4:14, 56, 93; Mâide 5:37, 80; En‘âm 6:128; A‘râf 7:36; Tevbe 9:17, 63, 68; Yûnus 10:27, 52; Hûd 11:8, 107; Ra‘d 13:5; Nahl 16:29; Tâhâ 20:101; Enbiyâ 21:99; Mü'minûn 23:103; Furkân 25:69; Secde 32:14; Ahzâb 33:65; Sâffât 37:9; Zümer 39:72; Mü'min 40:76; Fussilet 41:28; Zuhruf 43:74; Muhammed 47:15; Mücâdele 58:17; Haşr 59:17; Teğâbun 64:10; Cinn 72:23; Müddessir 74:28; Nebe' 78:23; İnfitâr 82:16; Beyyine 98:6.

    Mustafa İslamoğlu

    sadece cehennemin yolunu (gösterecektir), orada ebediyyen kalıcıdırlar: ve bütün bunlar Allah için pek kolaydır.

    Muhammed Esed

    cehennem yolundan başka, orada sonsuza kadar kalacaklardır; Bu, Allah için çok kolaydır.

    Ahmed Hulusi

    Cehennem yolu (cehennem yaşamına yol açan anlayış) hariç! Orada sonsuza dek kalırlar. Bu Allah için çok kolaydır.

    Ali Bulaç

    Ancak, onda ebedi kalmaları için cehennem yoluna (iletecektir.) Bu da Allah'a pek kolaydır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Onları ileteceği yol) ancak, içinde ebediyyen kalacakları Cehennem yoludur. Bu da, Allah'a göre çok kolaydır.

    Ali Rıza Safa

    Cehennemin yolu dışında. Sonsuza dek orada kalacaklardır. İşte bu, Allah için zaten çok kolaydır.

    Bayraktar Bayraklı

    - İnkar edip zulme sapanlar var ya; Allah onları asla affedecek değildir. Onları içinde süreli kalacakları cehennem yolu hariç, başka bir yola iletecek de değildir.Bunu yapmak Allah için kolaydır.

    Edip Yüksel

    Yalnız cehennemin yolu hariç. Orada sürekli kalacaklar. Bu, ALLAH'a pek kolaydır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yalnız cehennemin yolu hariç. Orada sürekli kalacaklar. Bu, ALLAH'a pek kolaydır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (168-169) Şüphesiz küfredip haksızlık edenleri Allah bağışlayacak ve cehennem yolundan başka bir yola da çıkaracak değildir; orada sonsuza dek kalacaklardır. Bu da Allah için kolaydır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    (168-169) Şübhesiz küfredib haksızlık edenleri Allah mağfiret edecek değil, Cehennem yolundan başka bir yola çıkaracakda değil, onlar ebediyyen onda muhalled, bu da Allaha nazaran kolay bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Ancak Cehennem yolundan başka. Orada, kesintisiz ve ebedi olarak kalıcıdırlar. Bu, Allah için çok kolaydır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak Cehennem yolundan başka. Orada, kesintisiz ve ebedi olarak kalıcıdırlar. Bu, Allah için çok kolaydır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak Cehennem yolundan başka. Orada, sürekli kalıcıdırlar. Bu, Allah için çok kolaydır.

    Gültekin Onan

    Ancak, onda ebedi kalmaları için cehennem yoluna (iletecektir). Bu da Tanrı'ya pek kolaydır.

    Hasan Basri Çantay

    (168-169) Hakıykat, o inkar edib kafir olanlar ve zulm edenler (yok mu) Allah onları asla yarlığayacak değildir. Onları cehennemin yolundan başka bir yola da iletecek değildir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. Bu ise Allaha göre pek kolaydır.

    İbni Kesir

    Ancak cehennem yoluna. Onlar orada temelli kalıcıdırlar. Bu ise Allah'a pek kolaydır.

    Mehmet Alagaş

    (167-170) Muhakkak ki kafirler ve Allah yolundan saptıranlar kesinlikle pek uzak bir sapıklığa sapmışlardır. Muhakkak ki kafirler ve zalimleri Allah asla bağışlamayacaktır ve onları cehennem yolu hariç herhangi bir yola rehber olup iletmeyecektir. Orada ebedi kalıcıdırlar. Bu Allah’a kolaydır. Ey insanlar Rabbinizden size gerçek olarak bir Resul kesinlikle geldi , iman ediniz, sizin için hayırdır, eğer küfrederseniz de muhakkak ki semalarda ve yerde ne varsa Allah’ındır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Cehennemin yolundan başkasına; ki onlar orada ebediyyen kalıcıdırlar. Bu ise Allah’a pek kolaydır.

    Süleyman Ateş

    Sadece cehennemin yoluna (iletecek ve) orada sürekli kalacaklardır. Bu da Allah'a çok kolaydır.

    Süleymaniye Vakfı

    Onları yalnızca cehennem yoluna yöneltecektir. Orada ölümsüz olarak sonsuza dek kalacaklardır dipnot 1 . Bu, Allah için kolaydır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. Nisa 4/57. ayetin dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonsuza dek ölümsüz olarak kalacakları cehennemin yolu başka. Bu, Allah'a güç gelmez.

    Şaban Britch

    İçinde ebedi kalacakları Cehennem yolundan başka. Bu da Allah’a çok kolaydır.

    Şaban Piriş

    İçinde ebedi kalacakları cehennem yolundan başka.. Bu da Allah'a çok kolaydır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Cehennem yolu hariç! Sonsuza dek kalacaklardır orada. Allah için çok kolaydır bu.

  8. Nisâ suresi, 170. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 170. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَكُمُ ٱلرَّسُولُ بِٱلْحَقِّ مِن رَّبِّكُمْ فَـَٔامِنُوا۟ خَيْرًا لَّكُمْ وَإِن تَكْفُرُوا۟ فَإِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

    Diyanet İşleri

    Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. O halde, kendi iyiliğiniz için iman edin. Eğer inkar ederseniz bilin ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Ey insanlar! Elbette Elçi size Rabbinizden gerçeği getirdi; kendi iyiliğinize olarak (ona) iman edin! İnkâr ederseniz, göklerde ve yerde ne varsa şüphesiz ki hepsi yalnızca Allah'a aittir. dipnot 1 Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Nisâ 4:131.

    Mustafa İslamoğlu

    Ey insanlık! İşte Peygamber size Rabbinizden hakikati getirdi: artık iman ederseniz sizin için hayırlı olur. Yok eğer hakikati inkar ederseniz, iyi bilin ki göklerde ve yeryüzünde olan her şey Allah'a aittir: zira Allah her şeyi bilendir, her hükmünde tam isabet kaydedendir.

    Muhammed Esed

    Ey insanlar! Elçi size Rabbinizden hakikati getirdi: o halde kendi iyiliğiniz için inanın! Ve eğer hakikati inkar ederseniz, bilin ki göklerde ve yerde olan her şey Allaha aittir ve Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir!

    Ahmed Hulusi

    Ey insanlar, Rasul size Rabbinizden Hak olarak gelmiştir! Artık iman edin sizin için hayırlı olana! Eğer inkar ederseniz, bilin ki semalar ve arzda olan ne varsa Allah içindir (Esma ül Hüsna'sının işaret ettiği özelliklerin açığa çıkması için). Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Ey insanlar, şüphesiz elçi size Rabbinizden hakla geldi. Öyleyse iman edin, sizin için hayırlıdır. Eğer inkara saparsanız, şüphesiz göklerde olanların ve yerde olanların tümü Allah'ındır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey insanlar! Rasûl size Rabbinizden hakkı (Kur'ân'ı ve hak dini) getirmiştir. (Bunda şüphe yoktur), O halde, kendi iyiliğiniz için (ona) iman edin. Eğer inkâr ederseniz, göklerde ve yerde ne varsa şüphesiz hepsi Allah'ındır. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Ey insanlar! Elçi, Efendinizden, size gerçekle gelmiştir. Artık, inanmanız, sizin için daha iyidir. Nankörlük ederseniz, kuşkusuz, göklerde ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ın malıdır. Çünkü Allah, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakikati getirdi. O halde kendi iyiliğiniz için iman ediniz! Eğer inkar ederseniz, biliniz ki göklerde ve yerde olan her şey Allah'a aittir. Allah her şeyi bilendir; hikmet sahibidir.

    Edip Yüksel

    İnsanlar! Elçi Efendinizden gerçeği getirmiştir. Kendi yararınız için onaylamalısınız. İnkar ederseniz, bilin ki göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ındır. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsanlar! Elçi Rabbinizden gerçeği getirmiştir. Kendi yararınız için inanmalısınız. İnkar ederseniz, bilin ki göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ındır. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey insanlar, gerçek şu ki, Rabbinizden size hak ile peygamber geldi. Hakkınızda hayırlı olması için hemen ona iman edin! Eğer ona inanmayacak olursanız, şüphe yok ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah, herşeyi bilendir, hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey insanlar! hakıkat size Rabbınızdan hakk ile Resul geldi, hakkınızda hayr olmak için hemen ona iyman edin ve eğer küfr edecek olursanız şüphe yok ki Göklerde ve yerde ne varsa Allahın ve Allah alim, hakim bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Ey insanlar! Resul size Rabb'inizden gerçeği getirdi. Öyleyse kendi iyiliğiniz için ona iman edin. Eğer kafirlik ederseniz, bilin ki gökte ve yerde olan her şey Allah'a aittir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey insanlar! Resul size Rabb'inizden gerçeği getirdi. Öyleyse kendi iyiliğiniz için ona iman edin. Eğer Kafirlik dipnot 1 ederseniz, bilin ki gökte ve yerde olan her şey Allah'a aittir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey insanlar! Rasul size Rabb'inizden gerçeği getirdi. Öyleyse kendi iyiliğiniz için ona iman edin. Eğer inkar ederseniz, bilin ki gökte ve yerde olan her şey Allah'a aittir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Gültekin Onan

    Ey insanlar, kuşkusuz elçi size rabbinizden hakla geldi. Öyleyse inanın / inanmanız, sizin için hayırlıdır. Eğer küfrederseniz, şüphesiz göklerde olanların ve yerde olanların tümü Tanrı'nındır. Tanrı bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey insanlar, hiç şübhesiz, Rabbinizden size hak bir peygamber gelmişdir. O halde kendi hayrınıza olarak (ona) iman edin. Eğer inkar edib kafir olursanız (biliniz ki) göklerde ve yerde ne varsa (hepsi) Allahındır. Allah hakkıyle bilicidir, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Ey insanlar; Peygamber, size Rabbınızdan gerçekle geldi. Kendi yararınıza olarak hemen iman edin. Eğer küfür ederseniz; muhakkak ki göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Allah; Alim, Hakim olandır.

    Mehmet Alagaş

    (167-170) Muhakkak ki kafirler ve Allah yolundan saptıranlar kesinlikle pek uzak bir sapıklığa sapmışlardır. Muhakkak ki kafirler ve zalimleri Allah asla bağışlamayacaktır ve onları cehennem yolu hariç herhangi bir yola rehber olup iletmeyecektir. Orada ebedi kalıcıdırlar. Bu Allah’a kolaydır. Ey insanlar Rabbinizden size gerçek olarak bir Resul kesinlikle geldi , iman ediniz, sizin için hayırdır, eğer küfrederseniz de muhakkak ki semalarda ve yerde ne varsa Allah’ındır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey insanlar! Şüphesiz Rasûl size Rabbinizden hak olan şey ile geldi. Öyleyse iman etmeniz sizin için hayırlıdır. Eğer inkâr ederseniz, göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Allah Alim'dir, Hakim'dir.

    Süleyman Ateş

    Ey İnsanlar, Elçi size, Rabbinizden gerçeği getirdi. Kendi yararınıza olarak (ona) inanın. Eğer inkar ederseniz, bilin ki göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey insanlar! Bu Elçi, Rabbinizden size gerçek olanı getirdi; ona inanın ki sizin için iyi olsun. Yok eğer ayetleri görmezlikte direnirseniz, bilin ki göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah her şeyi bilir, doğru kararlar verir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey İnsanlar! Bu Elçi, Rabbiniz'den size gerçek olanı getirdi; O'na inanıp güvenin; bu sizin hayrınıza olur. Ama ayetleri görmezlikten gelirseniz bilin ki göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah bilir, doğru kararlar verir.

    Şaban Britch

    Ey insanlar! Şüphesiz Rasûl size Rabbinizden hak olan şey ile geldi. Öyleyse iman etmeniz sizin için hayırlıdır. Eğer küfrederseniz, göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Allah Alim'dir, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    - Ey insanlar, elçi size Rabbinizden hak ile gelmiştir. Kendi iyiliğiniz için iman edin; eğer küfrederseniz, göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Allah alimdir, hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey insanlar! Resul size Rabbinizden hakkı getirdi; artık inanın ona ki hayrınıza olsun. Nankörlük ederseniz göklerdekiler de yerdekiler de Allah'ındır. Allah Alim'dir, Hakim'dir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.