Nisâ suresi · 29–35. ayetler

Malı batılla yemeyin; erkek ve kadın; aranın açılması

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nisâ suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 29. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَكُم بَيْنَكُم بِٱلْبَٰطِلِ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً عَن تَرَاضٍ مِّنكُمْ وَلَا تَقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Velev ki aranızdaki rızaya dayalı ticaretle bile olsa mallarınızı batıl (yollar) ile aranızda yemeyin dipnot 1 ve kendinizi öldürmeyin! Şüphesiz ki Allah size karşı çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki buyruk, malların batıl bir şekilde yenmemesi hükmünü içermektedir. Ayette yer alan [illâ] edatına bu nedenle "velev ki" şeklinde bir tercümeyi esas aldık. Aksi takdirde, yani edata bilinen yaygın anlamı olan "ancak, hariç" anlamı verilince, her razı olunan ticaret meşru görülebilir ki faiz, kumar, rüşvet, uyuşturucu, kara para aklama vs. işlemler bu noktada anlaşılmaz olur. Bir işlem batıl ise ticaret adıyla da olsa onu bu durumdan çıkarmak söz konusu olamaz (Esed, [Kur'an Mesajı,] Nisâ 29. ayetin dipnotu). [İllâ] edatına istisna anlamı verilecekse bu defa "aranızda razı olduğunuz ticaret hariç" ifadesinde ticaretin batıl olmayan yönüne vurgu yapılmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya da dayansa, birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin; -tabi ki (meşru) ticaret hariç- ve kendinize kıymayın; çünkü Allah sizin için bir rahmet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Birbirinizin mallarını haksız yollarla -karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa- heba etmeyin ve birbirinizi mahvetmeyin; zira Allah, sizin için bir rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler, mallarınızı aranızda karşılıklı anlaşmaya dayanan ticaret yoluyla bile olsa batıl olarak (meşru olmayan gerekçelerle) yemeyin. Nefslerinizi (yanlış işler yaparak) katletmeyin. Muhakkak Allah varlığınızı meydana getiren Esma'sıyla Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, mallarınızı, sizden karşılıklı anlaşmadan (doğan) bir ticaretten başka haksız 'nedenler ve yollarla' (batılca) yemeyin. Ve kendi nefislerinizi öldürmeyin. Şüphesiz, Allah, sizi çok esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, bâtıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin ve birbirinizi (Haksız yere) öldürmeyin. Şüphe yoktur ki Allah, size karşı çok merhametlidir.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Karşılıklı hoşnutlukla yapılan bir alışveriş yoluyla da olsa, birbirinizin mallarını haksız biçimde yemeyin ve benliğinizi yıkıma uğratmayın. Kuşkusuz, Allah, size karşı, Merhametlidir. dipnot 85

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 85
      "Karşılıklı hoşnutlukla yapılan bir alışveriş yoluyla da olsa, birbirinizin mallarını haksız biçimde yemeyin." tümcesi, Kur'an çevirilerinin çoğunluğunda, "Karşılıklı hoşnutlukla yapılan alışveriş dışında, birbirinizin mallarını haksız biçimde yemeyin." olarak; yani "Birbirinizin mallarını alışveriş yoluyla haksız bir biçimde yiyebilirsiniz." anlamı verilerek çevrilmiştir. Oysa ayette geçen "illa" ilgeçi, "dışında" anlamında değil, "olsa da" anlamında bildirilmiştir. Çünkü "Alışveriş yoluyla başkalarının mallarını haksız biçimde elde edebilirsiniz." biçiminde bir anlam Kur'an'ın genel ilkeleriyle bağdaşmaz. Bu ayetten sonra gelen 4:30 ayetinde, "Böyle yapanların ateşe gönderileceği" bildirilmiştir. 7:85 ayetinde de "Ölçüyü ve tartıyı tam yapın; insanların eşyasının değerini düşürmeyin!" buyruğu vardır. Alışveriş ilkeleri konusunda bildirilmiş kesin buyruklara karşın, alışverişte pazarlık yapmanın peygamberin davranışı -sünnet- olduğuna ilişkin hadisler uydurularak alışverişlerde sömürü konusu yapılmıştır. Elektrik, su, doğalgaz gibi kamusal hizmetlerde veya büyük mağazalar, zorunlu tüketim ürünleri ve akaryakıt gibi büyük şirketlerin yönetiminde bulunan konularda pazarlık sözcüğünü aklına bile getiremeyenler, evine ekmek götürmenin peşinde olan küçük satıcıyı gördüklerinde pazarlık etmenin sünnet (!) olduğunu hatırlayıverirler. Tümcenin devamındaki "Benliğinizi yıkıma uğratmayın." söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Benliğinizi öldürmeyin." veya "İntihar etmeyin." veya "Birbirinizi öldürmeyin." biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını haksız yollarla, karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa heba etmeyiniz ve birbirinizi öldürmeyiniz; zira Allah size merhamet etmektedir.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar! Birbirinizin malını karşılıklı rıza ile yapılan ticaret dışında haksızlık ve hile ile yemeyin;. Birbirinizi öldürmeyin. ALLAH size Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar! Birbirinizin malını haksızlık ve hile ile yemeyin; karşılıklı rıza ile yapılan ticaret olursa başka. Birbirinizi öldürmeyin. ALLAH size Rahimdir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, mallarınızı aranızda haksız bahanelerle yemeyin. Ancak kendiliğinizden rıza ile yaptığınız bir alışveriş bunun dışındadır. Kendi kendinizi de öldürmeyin! Allah size karşı gerçekten merhametlidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Mallarınızı aranızda batıl behanelerle yemeyin, kendiliğinizden rızalaşarak akdettiğiniz bir ticaret olmak başka, kendilerinizi öldürmeyin de, Allah size cidden bir rahim bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Birbirinizin mallarını karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa, haksız şekilde yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. dipnot 1 Kuşkusuz, Allah, size karşı çok merhametlidir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu bir deyimdir. Fıtratınızı/benliğinizi bu yanlış ve kötü duygu ve düşüncelerden arındırın. Tevbe ederek nefsinizin kötü arzularını yok edin. Ayetteki katele (öldürün) kelimesi, mecazen "halden hale geçme, değişim" demektir. Arapçada; şaraba su katmak anlamında, "Şarabı su ile öldürdüm;" birisini aşağılamak anlamında, "Falanca kişiyi öldürdüm;" bir şeyi kesin olarak bilmek anlamında "Falan şeyi ilim açısından öldürdüm" gibi deyimlerde ve yine "Kendinizi öldürmeyin" deyiminin birçok anlamı bulunmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa, haksız şekilde yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Kuşkusuz, Allah, size karşı çok merhametlidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Birbirinize kıymayın. Örneğin 2:54 ayeti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa, haksız şekilde yemeyin. Ve kendinizi/birbirinizi öldürmeyin. dipnot 1 Kuşkusuz, Allah, size karşı çok merhametlidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Birbirinize kıymayın.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, mallarınızı, sizden karşılıklı anlaşmadan (doğan) bir ticaretten başka haksız 'nedenler ve yollarla' (batılca) yemeyin. Ve kendi nefslerinizi öldürmeyin. Şüphesiz, Tanrı sizi çok esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, birbirinizin mallarınızı haram sebeblerle yemeyin. Meğer ki (o mallar) sizden karşılıklı bir rızaadan (doğan) bir ticaret (malı) ola. Kendilerinizi öldürmeyin. Şübhe yok ki Allah sizi çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; mallarınızı aranızda karşılıklı rıza ile gerçekleştirdiğiniz ticaret yolu hariç, batıl yollarla yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz ki Allah, sizin için Rahim olandır.

    Mehmet Alagaş

    (29-32) Ey İman edenler, hoşnut olduğunuz bir şekilde ticaret yapmanız hariç, aranızda mallarınızı geçersiz / batıl bir şekilde yemeyin, (gasp, faiz vb. yollarla) kendinizi de öldürmeyin, muhakkak ki Allah, size karşı esirgeyendir. Kim bunu (batıl şekilde mal yemeyi) düşmanlık olsun diye ve zulüm olsun diye yaparsa, onu ilerde ateşe sokacağız , bu da Allah’a kolaydır. Eğer size yasak olan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kötülüklerinizin / seyyielerinizin üstünü örteriz, ikram olarak girilen yere sizi koyarız. Allah’ın bazınızı diğer bazılarınızdan üstün kıldığı şeylerin beklentisine girmeyin / temenni etmeyin, erkeklerin kazandıklarına dayalı bir nasibi vardır, kadınların da kazandıklarına dayalı bir nasibi vardır, siz de Allah’ın fazlından isteyin (Başkalarına verdiğini temenni etme, sende Allah’tan iste. Ona verdiğinden bana da ver deme, bana da ayrıca ver de) Allah her şeyi kesinlikle bilmektedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helâk etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, mallarınızı aranızda batılla (doğru olmayan yollarla, haksız yere) yemeyin. Kendi rızanızla yaptığınız ticaret olursa başka. Canlarınızı da öldürmeyin. Doğrusu Allah, size karşı çok merhametlidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Mallarınızı aranızda batıl /Kur'an'a aykırı yollarla yemeyin; dipnot 1 ama karşılıklı rızaya dayalı ticaret dipnot 2 yoluyla yiyebilirsiniz. (Bu emre karşı gelip) kendinizi öldürmeyin /ticari hayatınızı bitirmeyin! Allah size karşı pek merhametlidir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Batıl yolla mal yemek şu şekillerde olur: Ölçüde ve tartıda eksiltme yapmak (Mutaffifin 83/1-3, İsra 17/35), faiz yemek (Bakara 2/275, 278-279, Al-i İmran 3/130), kumar ve şans oyunları (Bakara 2/219, Maide 5/90-91), gasp (Kehf 18/79), hırsızlık (Maide 5/38), yetim malı yemek (Nisa 4/2, 6,10), boşadığı hanıma verdiği bir şeyi geri almak (Bakara 2/229, Nisa 4/20-21), başkasının malını yemek için yetkililere rüşvet vermek (Bakara 2/188), ayetleri gizleme ve din istismarı karşılığında mal almaktır (Bakara 2/174, Tevbe 9/34).
    2. metne dön, dipnot 2
      Ticaret, gelir elde etmek amacıyla yapılan mal ve hizmet alım satımıdır. Bunlar, tarafların hür iradesiyle yapılmalı, dışarıdan bir müdahale olmamalıdır. Bir zamanlar Medine'de fiyatlar yükselmiş, halk Nebimizden yetkili makam olarak narh koymasını yani tavan fiyat belirlemesini istemişti. Nebimiz aleyhisselamın buna, şöyle cevap verdiği rivayet edilir: "Fiyatları belirleyen, daraltan, genişleten ve rızkı veren Allah'tır. Benim asıl istediğim, sizden birinizin kanı ve malı konusundaki bir haksızlıktan dolayı benden bir talebi olmadan Rabbime kavuşmaktır" (Tirmizi, Büyu', 73). Piyasaya müdahale edilmediği zaman fiyatlar, arz-talep dengesine göre oluşur. Piyasaya yapılan her müdahale oraya daha az mal gelmesine, daralmaya, kıtlık ve karaborsaya yol açar. Serbest piyasada fiyatların artması, ucuzluğun en iyi habercisidir. Çünkü fiyatların arttığını duyan herkes oraya mal getirir ve kısa sürede bolluk ve ucuzluk başlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminler, mallarınızı aranızda uydurma (batıl) yolla değil, karşılıklı rızaya dayalı ticaretle yiyin de kendinizi öldürmeyin[1]; Allah size karşı çok merhametlidir.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin; ancak karşılıklı hoşnutluğa dayanan ticaretle yiyin. Kendinizi mahvederek, helak etmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Mallarınızı, aranızda karşılıklı anlaşma, bir ticaret olmadan ve batıl yollarla yemeyin, kendinizi mahvetmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey inananlar! Mallarınızı aranızda batıl bir yolla/tutarsız bahanelerle yemeyin. Kendi hoşnutluğunuzla gerçekleşmiş bir ticaret olursa başka. Kendi canlarınıza kıymayın/intihar etmeyin. Hiç kuşkusuz, Allah, size karşı çok merhametlidir.

  2. Nisâ suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 30. ayet. وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ عُدْوَٰنًا وَظُلْمًا فَسَوْفَ نُصْلِيهِ نَارًا وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا

    Diyanet İşleri

    Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa, onu cehennem ateşine atacağız. Bu, Allah'a pek kolaydır.

    Mehmet Okuyan

    Kim düşmanlık ve haksızlık ile bunu (bu yasakları) yaparsa (bilsin ki) onu ateşe atacağız; bu ise Allah'a çok kolaydır.

    Mustafa İslamoğlu

    Kim bunu düşmanca ve zulmetme kastıyla yaparsa, onu zamanı geldiğinde ateşe mahkum edeceğiz; zira bu Allah için çok kolaydır.

    Muhammed Esed

    Bunu düşmanca bir niyetle ve zulüm için yapana gelince, biz onu zamanı geldiğinde ateşin (azabın)a mahkum edeceğiz; zira bu Allah için kolay bir şeydir.

    Ahmed Hulusi

    Kim haddini aşarak ve zulmederek bunu yaparsa, onu ateşe yaslayacağız. Bu Allah için çok kolaydır.

    Ali Bulaç

    Kim haddi aşarak ve zulmederek böyle yaparsa, biz onu ateşe göndeririz. Bu Allah için pek kolaydır.

    Ali Özek ve heyeti

    Her kim bunu düşmanlık ve zulüm maksadıyla yaparsa, (bilsin ki) onu ateşe sokacağız. Bu ise Allah’a göre çok kolaydır.

    Ali Rıza Safa

    Düşmanlık ve haksızlıkla kim bunu yaparsa, onu ateşe göndeririz. İşte bu, Allah için zaten çok kolaydır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunu düşmanca bir niyetle ve zulüm için yapana gelince; onu ateşe koyacağız; bu ise Allah için kolaydır.

    Edip Yüksel

    Kim düşmanlık ve zulüm ile bunu işlerse onu ateşe göndeririz. Bu, ALLAH'a kolaydır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim düşmanlık ve zulüm ile bunu yaparsa onu ateşe göndeririz. Bu, ALLAH'a kolaydır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kim de sınırı aşarak, zulmederek bunu yaparsa, yarın onu ateşe yaslayacağız. Allah'a göre bunu yapmak kolaydır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her kim de tecavüz ederek, zulm ederek onu yaparsa yarın onu bir ateşe yaslayacağız. Allaha göre bu kolay bulunuyor.

    Erhan Aktaş

    Kim, düşmanlıkla ve haksızlıkla bunu yaparsa, onu yakında ateşe atacağız. Bu, Allah için pek kolaydır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim, düşmanlıkla ve haksızlıkla bunu yaparsa, onu yakında ateşe atacağız. Bu, Allah için pek kolaydır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim, düşmanlıkla ve haksızlıkla bunları yaparsa, onu yakında ateşe atacağız. Bu, Allah için pek kolaydır.

    Gültekin Onan

    Kim haddi aşarak ve zulmederek böyle yaparsa, biz onu ateşe göndeririz. Bu Tanrı için pek kolaydır.

    Hasan Basri Çantay

    Kim (halalın sınırlarını) aşarak ve haksızlık ederek bunu yaparsa biz onu ateşe sokacağız. Bu da Allaha göre pek kolaydır.

    İbni Kesir

    Kim, zulüm ve düşmanlıkla bunu yaparsa; yakında onu cehenneme sokacağız. Bu Allah'a kolaydır.

    Mehmet Alagaş

    (29-32) Ey İman edenler, hoşnut olduğunuz bir şekilde ticaret yapmanız hariç, aranızda mallarınızı geçersiz / batıl bir şekilde yemeyin, (gasp, faiz vb. yollarla) kendinizi de öldürmeyin, muhakkak ki Allah, size karşı esirgeyendir. Kim bunu (batıl şekilde mal yemeyi) düşmanlık olsun diye ve zulüm olsun diye yaparsa, onu ilerde ateşe sokacağız , bu da Allah’a kolaydır. Eğer size yasak olan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kötülüklerinizin / seyyielerinizin üstünü örteriz, ikram olarak girilen yere sizi koyarız. Allah’ın bazınızı diğer bazılarınızdan üstün kıldığı şeylerin beklentisine girmeyin / temenni etmeyin, erkeklerin kazandıklarına dayalı bir nasibi vardır, kadınların da kazandıklarına dayalı bir nasibi vardır, siz de Allah’ın fazlından isteyin (Başkalarına verdiğini temenni etme, sende Allah’tan iste. Ona verdiğinden bana da ver deme, bana da ayrıca ver de) Allah her şeyi kesinlikle bilmektedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa, onu Cehennem ateşine atacağız. Bu, Allah’a pek kolaydır.

    Süleyman Ateş

    Kim düşmanlık ve zulüm ile bunu yaparsa (bilsin ki) onu cehenneme sokacağız. Bu, Allah'a kolaydır.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim bunu, sınırı aşarak ve yanlışa dalarak yaparsa ileride onu bir ateşe sokarız! dipnot 1 Bu, Allah'a göre kolaydır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer bir tehdit, yasaklandığı halde faizcilik yapmaya devam edenler için de geçerlidir (Bakara 2/275).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim bunu (mal ve para değişimini, ticareti), sınırı aşarak ve yanlışa saparak yaparsa onu bir ateşe sokarız. Bu, Allah'a güç gelmez.

    Şaban Britch

    Kim, zulme saparak bunu yaparsa biz onu ateşe atarız. Bu da Allah için çok kolaydır.

    Şaban Piriş

    Kim, zulme saparak bunu yaparsa biz onu ateşe atarız. Bu da Allah için çok kolaydır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim düşmanlık ve zulümle intihar günahını işlerse onu ateşe sokacağız. Bu, Allah için çok da kolaydır.

  3. Nisâ suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 31. ayet. إِن تَجْتَنِبُوا۟ كَبَآئِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُم مُّدْخَلًا كَرِيمًا

    Diyanet İşleri

    Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.

    Mehmet Okuyan

    Yasaklandıklarınızın büyüklerinden (büyük günahlardan) kaçınırsanız, dipnot 1 küçük günahlarınızı örteriz ve sizi değerli bir yere koyarız.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet geleneksel algıda iddia edilen "şefaatin büyük günah sahiplerine olacağı" şeklindeki iddiayı geçersiz kılmaktadır. Bu mesaj, Şûrâ 42:37 ve Necm 53:32 ile okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Kaçınmanız emredilen büyük günahlardan uzak durursanız, kusurlarınızı örteriz ve sizi onurlu bir makama yerleştiririz.

    Muhammed Esed

    Uzak durmanız emredilen büyük günahlardan kaçınırsanız, (küçük) kusurlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir meskene yerleştiririz.

    Ahmed Hulusi

    Kebairden (büyük suçlardan - şirk, insan öldürmek vs. ) kaçınırsanız, küçük suçlarınızı örter, kerim bir mekana yerleştiririz.

    Ali Bulaç

    Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı örteriz ve sizi 'onurlu-üstün' bir makama sokarız.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere (Cennet'e) sokarız.

    Ali Rıza Safa

    Size yasaklanan büyük suçlardan kaçınırsanız, eksiklerinizi örteriz ve sizi onurlu bir yere yerleştiririz.

    Bayraktar Bayraklı

    Uzak durmanız emredilen büyük günahlardan kaçınırsanız, küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere yerleştiririz.

    Edip Yüksel

    Büyük yasaklardan kaçınırsanız günahlarınızı örter ve sizi onurlu bir girişle kabul ederiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Büyük yasaklardan kaçınırsanız günahlarınızı örter ve sizi onurlu bir girişle kabul ederiz

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer siz, yasaklandığınız günahların büyüklerinden kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi güzel bir yere koyarız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eğer siz nehyedildiğiniz günahların büyüklerinden ictinab ederseniz sizden kabahatlerinizi keffaretleriz ve sizi hoş bir mesleğe koyarız

    Erhan Aktaş

    Eğer siz, yasaklananların büyüklerinden sakınırsanız, kötülüklerinizi küfrederiz. dipnot 1 Ve sizi şerefli bir meskene yerleştiririz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Örteriz. Görmezden geliriz. Bağışlarız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer siz, yasaklananların büyüklerinden sakınırsanız, kötülüklerinizi küfrederiz. dipnot 1 Ve sizi şerefli bir meskene yerleştiririz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Örteriz. Görmezden geliriz. Bağışlarız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer siz, yasaklananların büyüklerinden sakınırsanız, yaptığınız kötülükleri örteriz. dipnot 1 Ve sizi şerefli bir meskene yerleştiririz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Görmezden geliriz. Bağışlarız.

    Gültekin Onan

    Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı örteriz (keffir) ve sizi 'onurlu-üstün' bir makama sokarız.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer yasak edildiğiniz büyük (günah) lardan kaçınırsanız sizin (öbür) kabahatlerinizi örteriz ve sizi şerefli bir mevkia (getirib) sokarız.

    İbni Kesir

    Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız; küçük günahlarınızı örter ve sizi şerefli bir mevkiye koyarız.

    Mehmet Alagaş

    (29-32) Ey İman edenler, hoşnut olduğunuz bir şekilde ticaret yapmanız hariç, aranızda mallarınızı geçersiz / batıl bir şekilde yemeyin, (gasp, faiz vb. yollarla) kendinizi de öldürmeyin, muhakkak ki Allah, size karşı esirgeyendir. Kim bunu (batıl şekilde mal yemeyi) düşmanlık olsun diye ve zulüm olsun diye yaparsa, onu ilerde ateşe sokacağız , bu da Allah’a kolaydır. Eğer size yasak olan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kötülüklerinizin / seyyielerinizin üstünü örteriz, ikram olarak girilen yere sizi koyarız. Allah’ın bazınızı diğer bazılarınızdan üstün kıldığı şeylerin beklentisine girmeyin / temenni etmeyin, erkeklerin kazandıklarına dayalı bir nasibi vardır, kadınların da kazandıklarına dayalı bir nasibi vardır, siz de Allah’ın fazlından isteyin (Başkalarına verdiğini temenni etme, sende Allah’tan iste. Ona verdiğinden bana da ver deme, bana da ayrıca ver de) Allah her şeyi kesinlikle bilmektedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Size yasaklananların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı (küçük günahlarınızı) örteriz ve sizi onurlu bir makama (Cennet'e) girdiririz.

    Süleyman Ateş

    Eğer size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanz, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere sokarız.

    Süleymaniye Vakfı

    Yasaklandığınız günahların büyüklerinden dipnot 1 kaçınırsanız diğer kötü işlerinizi örter ve sizi değerli bir yere sokarız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Büyük günahlara "kebair" denir. Bunların belli başlıları şunlardır: Şirk (Nisa 4/48, 116) ayetleri gizlemek (Bakara 2/159-163, 174-175), faiz yemek (Bakara 2/275, 278-279, Al-i İmran 3/130), cinsel suçlar işlemek (En'am 6/151, A'raf 7/33, İsra 17/32, Nur 24/2 Şura 42/37, Necm 53/32), namuslu bir kadına zina iftirasında bulunmak (Nur 24/4, 11-13), adam öldürmek (En'am 6/151, İsra 17/33, Furkan 25/68),yetim malı yemek (Nisa 4/2, 6, 10),ölçüde tartıda eksiltme yapmak (İsra 17/35, Mutaffifin 83/1-3), hırsızlık (Maide 5/38), Allah'ın koyduğu sınırları aşmak (Nisa 4/14), kendi yalanını Allah'a mal etmek (Hud 11/18, Nahl 16/116), haram yiyecekleri yemek (Bakara 2/173, Maide 5/3, En'am 6/145, Nahl 16/115) savaştan kaçmak (Enfal 8/15-16), ana-babaya kötü davranmak (İsra, 17/23), kibirli olmak (Nisa 4/36), sarhoş edici ve uyuşturucu maddeleri kullanmak, kumar oynamak (Bakara 2/219, Maide 5/90-91) haram aylarda savaşmak (Bakara 2/217), evlenilmesi haram olan kadınlarla evlenmek (Nisa 4/22-24), insanları mescitlerden engellemek (Bakara 2/114), Allah'tan vahiy aldığını iddia etmek (En'am 6/93) ve ayetlerden yüz çevirmektir (En'am 6/157, Taha 20/124-127).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size konan yasakların büyüklerinden kaçınırsanız kabahatlerinizi örter, sizi şerefli bir yere yerleştiririz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın Elçisi (ona dua ve selam olsun) konu ile ilgili olarak şunları söylemiştir: "Felakete sürükleyen yedi şeyden sakınınız. - Ey Allah'ın Elçisi nelerdir onlar? - Allah'a ortak koşmak, sihir, haklı sebeple olması bir yana Allah'ın dokunulmaz kıldığı bir canı öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, düşmana toplu hücum yapılacağı sırada savaştan kaçmak ve kötü yolla ilgisi olmayan namuslu mümin kadınlara zina iftirasında bulunmaktır." (Buhari, vesaya, 23; Müslim, İman 145) Bunlara ilave olarak Kur'an'da içki, kumar, fuhuş çeşitleri ve eşcinsellik, Allah hakkında bilmediği şeyi söylemek, Allah'ın ayetlerini tahrif etmek, malların paranın ve insanların serbest dolaşımına engel olacak her türlü terör ve düzen bozucu faaliyet (zorbalık) büyük günahlar olarak tek tek belirtilmiştir.

    Şaban Britch

    Size yasaklananların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı (küçük günahlarınız) örteriz ve sizi onurlu bir makama (Cennet'e) girdiririz.

    Şaban Piriş

    Size yasaklananların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı örteriz ve sizi onurlu ve üstün bir makama girdiririz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer yasaklandığınız günahların büyüklerinden uzak kalırsanız, diğer kötülüklerinizi örteriz ve sizi nimet ve bereket dolu bir varış yerine ulaştırırız.

  4. Nisâ suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 32. ayet. وَلَا تَتَمَنَّوْا۟ مَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بِهِۦ بَعْضَكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا ٱكْتَسَبُوا۟ وَلِلنِّسَآءِ نَصِيبٌ مِّمَّا ٱكْتَسَبْنَ وَسْـَٔلُوا۟ ٱللَّهَ مِن فَضْلِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا

    Diyanet İşleri

    Allah'ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah'tan, O'nun lütfunu isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri arzu etmeyin! dipnot 1 Erkeklerin de kazandıklarından bir payı vardır; kadınların da kazandıklarından bir payı vardır. Allah'ın lütfundan isteyin! Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki mesaj insanların sahip kılındığı özelliklerin değişkenlik arz ettiği ve herkesin sahip kılındığı kadarıyla sorumlu tutulacağına dair bir bilinç inşasına yöneliktir.

    Mustafa İslamoğlu

    O halde Allah'ın size bahşettiği sizi birbirinize üstün kılan farklı değerleri temenni etmeyin. Erkeklerin kendi kazançlarından bir payı vardır; kadınların da kendi kazançlarından bir payı vardır. İhsanından bahşetmesi için Allah'tan isteyin; kuşkusuz Allah her bir şeyi hakkıyla bilmektedir.

    Muhammed Esed

    O halde Allahın kimilerinize diğerlerinden daha fazla bağışladığı nimetlere imrenmeyin. Erkekler kendi kazançlarından bir fayda sağlarlar, kadınlar da kendi kazançlarından... Bu nedenle lütfu(ndan size bahşetmesini) Allahtan dileyin; şüphesiz Allah, her şeyin tam bilgisine maliktir.

    Ahmed Hulusi

    Allah'ın bazılarınızı, fazlından verdikleriyle diğerlerinden üstün kılmasına haset etmeyin. Erkeklere de kazandıklarının karşılığı bir nimet vardır. Kadınlara da kazandıklarının karşılığı bir nimet vardır. Allah'tan fazlını niyaz edin. Kesinlikle Allah her şeyin (Esma'sıyla hakikati olarak) Aliym'idir.

    Ali Bulaç

    Allah'ın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyi (malı) temenni etmeyin. Erkeklere kazandıklarından pay (olduğu gibi), kadınlara da kazandıklarından pay vardır. Allah'tan onun fazlını (ihsanını) isteyin. Gerçekten, Allah her şeyi bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın sizi, birbirinizden üstün kıldığı şeyleri (başkasında olup da sizde olmayanı) hasretle arzu etmeyin. Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri var, kadınların da kazandıklarından nasipleri var. Allah'tan lütfunu isteyin; şüphesiz Allah herşeyi hakkıyla bilmektedir.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın, bir bölümünüzü, diğerlerinize üstün yaptığı şeyi istemeyin. Erkeklere, kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay ayrılmıştır. Allah'tan, O'nun lütfunu isteyin. Kuşkusuz, Allah, her şeyi Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri hasretle arzu etmeyiniz. Erkeklerin de kazandıklarından bir payları var, kadınların da kazandıklarından bir payları var. Allah'ın lütfunu isteyiniz. Şüphesiz Allah, her şeyi bilmektedir.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın her birinize bağışladığı yeteneklere imrenmeyin. Erkeklere kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay var. ALLAH'tan size lütfunu bağışlamasını isteyin. ALLAH her şeyi Bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın herbirinize bağışladığı yeteneklere imrenmeyin. Erkeklere kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay var. ALLAH'tan size lütfunu bağışlamasını isteyin. ALLAH her şeyi Bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de Allah'ın bazınıza diğerinden fazla verdiği şeyleri istemeyin. Erkeklere çalışmalarından bir pay, kadınlara da çalışmalarından bir pay vardır. Çalışın da Allah'tan lütfunu isteyin. Her zaman Allah herşeyi iyi biliyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de Allahın ba'zınıza diğerinden fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin, erkeklere çalışmalarından bir nasıb vardır, kadınlara da çalışmalarından bir nasıb vardır, çalışın da Allahdan fazlını isteyin, her halde Allah her şeye alim bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Allah'ın; bazınıza, bazınıza göre verdiği fazla şeyleri arzu etmeyin. Erkeklerin, kendi kazançlarından bir pay; kadınların da kendi kazançlarından bir pay vardır. Allah'tan, O'nun lütfunu isteyin. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın; bazınıza, bazınıza göre verdiği fazla şeyleri arzu etmeyin. Erkeklerin, kendi kazançlarından bir pay; kadınların da kendi kazançlarından bir pay vardır. Allah'tan, O'nun lütfunu isteyin. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın; bazınıza, bazınıza göre verdiği fazla şeyleri arzu etmeyin. Erkeklerin, kendi kazançlarından bir pay; kadınların da kendi kazançlarından bir pay vardır. Allah'tan, O'nun lütfunu isteyin. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyi (malı) temenni etmeyin. Erkeklere kazandıklarından pay (olduğu gibi) kadınlara da kazandıklarından pay vardır. Tanrı'dan onun fazlını (ihsanını) isteyin. Gerçekten, Tanrı her şeyi bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın, kiminizi kiminizden üstün kılmıya vesile yapdığı şeyleri ummayın. Erkeklerin, kendi kazandıklarından bir payı olduğu gibi kadınların da yine kendi kazandıklarından bir hissesi vardır. Allahdan, Onun lutf-ü inayetinden isteyin. Şübhesiz ki Allah her şey'i hakkıyle bilendir.

    İbni Kesir

    Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri özlemeyin. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah'ın lütfundan isteyin. Muhakkak ki Allah; herşeyi bilici olandır.

    Mehmet Alagaş

    (29-32) Ey İman edenler, hoşnut olduğunuz bir şekilde ticaret yapmanız hariç, aranızda mallarınızı geçersiz / batıl bir şekilde yemeyin, (gasp, faiz vb. yollarla) kendinizi de öldürmeyin, muhakkak ki Allah, size karşı esirgeyendir. Kim bunu (batıl şekilde mal yemeyi) düşmanlık olsun diye ve zulüm olsun diye yaparsa, onu ilerde ateşe sokacağız , bu da Allah’a kolaydır. Eğer size yasak olan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kötülüklerinizin / seyyielerinizin üstünü örteriz, ikram olarak girilen yere sizi koyarız. Allah’ın bazınızı diğer bazılarınızdan üstün kıldığı şeylerin beklentisine girmeyin / temenni etmeyin, erkeklerin kazandıklarına dayalı bir nasibi vardır, kadınların da kazandıklarına dayalı bir nasibi vardır, siz de Allah’ın fazlından isteyin (Başkalarına verdiğini temenni etme, sende Allah’tan iste. Ona verdiğinden bana da ver deme, bana da ayrıca ver de) Allah her şeyi kesinlikle bilmektedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Allah’ın sizi, birbirinizden üstün kıldığı (başkalarında olup da sizde olmayanı) hasretle arzu edip durmayın. Erkekler için kazandıklarının bir sevabı olduğu gibi, kadınlar için de kazandıklarının bir sevabı vardır. Allah’ın kendi fazlından (bağışından) isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeylere göz dikmeyin. Erkeklere de kazandıklarından bir pay var, kadınlara da kazandıklarından bir pay var. Allah'tan, O'nun lutfunu isteyin. Kuşkusuz Allah, her şeyi bilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın, sizden her birinizi diğerinden üstün kıldığı şeylere özenmeyin! dipnot 1 Erkeklere, kendi kazandıklarından bir pay, kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. Siz, Allah'ın lütfundan isteyin. Allah her şeyi bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar, Allah'ın yaratılıştan, kadınıyla erkeği ile her insana verdiği üstün özelliklerdir. İnsan bu özelliklerini keşfettiği ve geliştirdiği oranda öne çıkar. Bir de kadınlara, erkeklerde olmayan özellikler, erkeklere de kadınlarda olmayan özellikler verilmiştir. Böylece bunlar birbirlerini tamamlar ve hayatın uyumlu bir şekilde yaşanmasını sağlarlar (Nahl 16/71, İsra 17/21, Zuhruf 43/32). Bu sebeple hiçbiri diğerine özenmemelidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın birinize diğerinden fazla olarak verdiği şeylere imrenmeyin. Erkeklere, kendi kazandıklarından belirli bir pay, kadınlara da kendi kazandıklarından belirli bir pay vardır. Siz, Allah'ın ikramını isteyin. Her şeyi bilen Allah'tır.

    Şaban Britch

    Allah’ın, kendisi ile kiminizi kiminize üstün kıldığı lütufları arzu edip durmayın. Erkekler için kazandıklarının bir sevabı olduğu gibi, Kadınlar için de kazandıklarının bir sevabı vardır. Allah’ın kendi fazlından (bağışından) isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.

    Şaban Piriş

    Allah'ın, sayesinde bir kısmınızı bir kısmınıza üstün kıldığı şeyi temenni etmeyin. Erkekler için kazandıklarından bir nasip olduğu gibi, kadınlar için de kazandıklarından bir nasip vardır. Allah'ın kendi fazlından (bağışından) isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın, bir kısmınıza bir kısmınızdan farklı olarak lütfettiği şeyleri isteyip durmayın. Erkeklere kendi kazandıklarından bir pay var; kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay var. Allah'tan, O'nun lütfunu isteyin! Allah, herşeyi iyice bilmektedir.

  5. Nisâ suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 33. ayet. وَلِكُلٍّ جَعَلْنَا مَوَٰلِىَ مِمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ وَٱلَّذِينَ عَقَدَتْ أَيْمَٰنُكُمْ فَـَٔاتُوهُمْ نَصِيبَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدًا

    Diyanet İşleri

    (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin. Şüphesiz Allah her şeye şahittir.

    Mehmet Okuyan

    (Erkek ve kadından) her biri için, ana, baba ve yakınların bıraktığından (paylarını alacak olan) vârisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı kişilere (gelince), onlara da paylarını verin! Şüphesiz ki Allah her şeye şahittir.

    Mustafa İslamoğlu

    Herkes için, geriye bıraktığı mirastan pay alacak mirasçılar tayin ettik: Ebeveynler, akrabalar ve kendileriyle sözleştikleriniz... İşte bunlara nasiplerine düşeni verin; iyi bilin ki Allah her bir şeye hakkıyla şahittir.

    Muhammed Esed

    Herkes için (bir şeyler) bırakabileceği mirasçılar tayin etmişizdir: anne-babalar, yakın akrabalar ve kendileriyle ahitleştiğiniz kimseler; öyleyse onlara paylarını verin, zira Allah her şeye şahittir.

    Ahmed Hulusi

    Ana-baba ve akrabanın geride bıraktıklarına mirasçılar tayin ettik. Yeminlerinizin bağladığı kimselere de hisselerini verin. Allah her şeye şahittir.

    Ali Bulaç

    Anne-babanın ve yakınların geride bıraktıklarından ve her birine mirasçılar kıldık. Yeminlerinizin (akid ile) bağladığı kimselere de kendi paylarını verin. Şüphesiz, Allah, her şeye şahid olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ana-babanın ve yakın akrabanın bıraktıkları mala (vâris olsunlar diye kadın ve erkek) her biri için vârisler kıldık. Yeminlerinizle bağlandığınız kimselere de hisselerini verin. Şüphe yoktur ki Allah, her şeye şahittir.

    Ali Rıza Safa

    Anne-babanın ve akrabaların bıraktıklarına, her birinizi kalıtçı yaptık. Yanınızda size bağlı olanlara, artık paylarını verin. Kuşkusuz, Allah, her şeye Tanıktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Erkek ve kadından her biri için anne, baba ve akrabanın bıraktığından hisselerini alacak olan varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı/kendileriyle anlaşma yaptığınız kimselere de haklarını veriniz. Çünkü Allah, her şeyi görmektedir.

    Edip Yüksel

    Ananın, babanın, akrabaların ve evlenme yoluyla size akraba olanların bıraktıklarından her biriniz için paylar ayırdık. Her birine payını vermelisiniz. Elbette ALLAH her şeye Tanıktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ananın, babanın, akrabaların ve evlenme yoluyla size akraba olanların bıraktıklarından herbiriniz için paylar ayırdık. Herbirine payını vermelisiniz. Elbette ALLAH her şeye Tanıktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Erkek ve dişiden her biri için, baba ve ananın, yakın akrabanın ve kendileriyle sözleşme yapıp yeminlerinizin bağladığı kimselerin terikelerinden mirasçılarını tesbit ettik. Onlara da paylarını verin. Çünkü Allah herşeye karşı şahittir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Erkek ve dişi her biri için baba ve ananın ve en yakın akribanın, ve akd ile yeminlerinizin bağladığı kimselerin terikelerinden varislere de tahsıs ettik onlara da nasıblerini verin çünkü Allah her şeye karşı şahid bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Anne, baba ve akrabaların bıraktıklarına varisler belirledik. Yeminlerinizin bağladığı dipnot 1 kimselere paylarını verin. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Tanık'tır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendileriyle sözleşme, anlaşma yaptıklarınızla.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Anne, baba ve akrabaların bıraktıklarına varisler belirledik. Yeminlerinizin bağladığı dipnot 1 kimselere paylarını verin. Kuşkusuz, Allah her şeye tanıktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendileriyle sözleşme, anlaşma yaptıklarınızla.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Anne, baba ve akrabaların bıraktıklarına varisler belirledik. Yeminlerinizin bağladığı dipnot 1 kimselere paylarını verin. Kuşkusuz, Allah her şeye tanıktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendileriyle sözleşme, anlaşma yaptıklarınızla.

    Gültekin Onan

    Anne-babanın ve yakınların geride bıraktıklarından ve her birine mirasçılar kıldık. Yeminlerinizin (akid ile) bağladığı kimselere de kendi paylarını verin. Şüphesiz, Tanrı, her şeye şahid olandır.

    Hasan Basri Çantay

    (Erkek ve dişiden) her biri için baba ve ananın, yakın hısımların terikelerinden de varisler yapdık (Akd ile) yeminlerinizin bağladığı kimselere dahi hisselerini verin. Allah, her şey'in üstünde hakiyki şahiddir.

    İbni Kesir

    Ana-babanın ve akrabanın geriye bıraktıklarından her birine varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı kimselere hisselerini verin. Muhakkak ki; Allah herşeye şahid olandır.

    Mehmet Alagaş

    (33) Geriye bırakılan mirasın hepsine anne babayı ve yakınları ve ellerinizin altında sözleşmeyle / akitle duran kimseleri mirasçılar yaptık, onlara nasiplerini verin. Muhakkak ki Allah her şeye şahittir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ana babanın ve yakın akrabanın geride bıraktıklarından her biri için mirasçılar belirledik. Yeminlerinizle (yardımlaşmak için) söz verdiğiniz kimselere de kendi paylarını verin. Elbette Allah, her şeye şahittir.

    Süleyman Ateş

    Ana babanın ve akrabanın bıraktıklarından her birine varisler kıldık. yeminlerinizin bağladığı kimselere de hisselerini verin. Allah herşeyi görmektedir.

    Süleymaniye Vakfı

    Herkese, ana baba ve en yakınlarının bıraktıklarına mirasçı olma hakkı tanıdık. dipnot 1 Önce kendileriyle güçlü sözleşme /nikah dipnot 2 yapılmış olanların dipnot 3 (eşlerin) paylarını verin. Allah her şeye şahittir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mirasta esas olan kan bağıdır. Din veya ülke farkı mirasa engel olmaz (Nisa 4/7, Enfal 8/75, Ahzab 33/6).
    2. metne dön, dipnot 2
      Eşler, nikah sözleşmesi ile mirasçılar arasına katılır (Nisa 4/12, 20-21). Bu ayet, önce onların paylarının verilmesini, kalan kısmın, aileden olan mirasçılar arasında pay edilmesini emretmektedir. Ayetteki "güçlü sözleşme yapılanlar" ifadesine eşler anlamı verilmediği için mirasta, payların toplamının ortak paydayı geçtiği, avliye denilen bir orantısızlık ortaya çıkmıştır. Mesela bir erkek ölse, geriye annesi, babası, karısı ve iki kızı kalsa, bu ayete göre öncelikle karısına mirasın sekizde biri verilir (Nisa 4/12), Kalan kısım, altıya bölünerek 1 pay anneye, 1 pay babaya, 2'şer pay da kızlara verilir (Nisa 4/11). Mezhepler, eşe öncelik vermedikleri için bütün payları, birlikte hesap etmiş ve payın paydadan fazla olduğu (⅛+⅙+⅙+⅔ =3/24+4/24+4/24+15/24=) 27/24'lük bir orantısızlığa sebep olmuşlardır. Bunu çözmek için paydayı paya eşitleyerek 24 paya bölünmesi gereken mirası 27'ye bölmüş ve eşin payını, sekizde birden dokuzda bire düşürmüş ve Allah'ın koyduğu sınırları aşmışlardır (Nisa 4/13-14). Eğer bu ve benzeri ayetlere uysalardı böyle bir orantısızlık doğmazdı (Maide 5/1).
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu cümlenin tam tercümesi "önce güçlü sözleşme yaptıklarınızın paylarını verin" şeklindedir. Bir Türk, bu cümleden mirası, ölen kişinin paylaştırması gerektiğini anlar ve şaşırır. Burada, Arapçada "iltifat" adı verilen bir söz sanatı kullanılmıştır. Bundan dolayı bir Arap, paylaştırmayı, ölenin değil yaşayanların yapması gerektiğini anlar. Zaten Allah, paylaştırmayı kimin yapacağını, başka ayetlerde, açıkça anlatmıştır (Bakara 2/180-182) ٍİlitfat sanatı ile ilgili ayrıntılı açıklama için bkz. Nisa 4/11'in dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Herkese, ana baba ve akrabalarının bıraktıklarına mirasçı olma hakkı tanıdık[1]. Kendileriyle güçlü sözleşme dipnot 2 yaptığınız kimselere (eşlerinize) de paylarını verin. Allah her şeye şahittir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 2
      7. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, erkeklere hisse vardır. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır. Bunlar, az veya çok, belirli bir hissedir.
    2. metne dön, dipnot 3
      Nikah sözleşmesi, akdi. Bkz.: Nisa 4/21

    Şaban Britch

    Ana babanın ve yakın akrabanın geride bıraktıklarından her biri için mirasçılar belirledik. Yeminlerinizle (yardımlaşmak için) söz verdiğiniz kimselere de kendi paylarını verin. Elbette Allah, her şeye şahittir.

    Şaban Piriş

    Ana babanın ve yakın akrabanın geride bıraktıklarından her biri için mirasçılar belirledik. Yeminlerinizle söz verdiğiniz kimselere de kendi paylarını verin. Elbette Allah, her şeye şahittir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ana-babanın ve akrabanın geriye bıraktıkları malların hepsi için mirasçılar belirledik. Yeminlerinizin/anlaşmalarınızın akde bağladığı kimselere gelince, onların paylarını da kendilerine verin! Allah her şeyi dikkatli bir tanık olarak gözetlemektedir.

  6. Nisâ suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 34. ayet. ٱلرِّجَالُ قَوَّٰمُونَ عَلَى ٱلنِّسَآءِ بِمَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ وَبِمَآ أَنفَقُوا۟ مِنْ أَمْوَٰلِهِمْ فَٱلصَّٰلِحَٰتُ قَٰنِتَٰتٌ حَٰفِظَٰتٌ لِّلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ ٱللَّهُ وَٱلَّٰتِى تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَٱهْجُرُوهُنَّ فِى ٱلْمَضَاجِعِ وَٱضْرِبُوهُنَّ فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا۟ عَلَيْهِنَّ سَبِيلًا إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيًّا كَبِيرًا

    Diyanet İşleri

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkardırlar. Allah'ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da "gayb"ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın onlardan (insanlardan) bir kısmını diğerlerine (farklı oldukları noktalarda) üstün kılması ve (bir de) mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler, kadınların koruyucusudur. (Onun için) iyi kadınlar, (Allah'a) itaatkâr; Allah'ın (kendilerini) korumasına karşılık gizliyi (namuslarını) koruyanlardır. Geçimsizliğinden dipnot 1 endişe ettiğiniz kadınlara gelince, onlara öğüt verin; onları yataklarda yalnız bırakın ve kendilerini (kısa süreli yanınızdan) uzaklaştırın! dipnot 2 Size gönülden bağlanırlarsa dipnot 3 artık onların aleyhine başka bir yol aramayın! Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade, [nüşûz]undan yani başkasıyla evlenmek düşüncesiyle hareket ederek hanımların gözlerini, bakışlarını kaldırması, başka birisiyle evlilik arayışına girmesi demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki [darb] fiili "dayak atmak", "dövmek" değil, "kısa süreli ayrılmak" demektir ki bu olayın nasıl uygulandığı noktasında Hz. Muhammed'in hayatında da iki örnek olayın yaşandığı rivayet edilmektedir. Bu konuda bir yaklaşımımızı daha hatırlatmakta yarar görmekteyiz. Ayette geçen [ıdribûhunne] ifadesi kelimenin anlamları içerisinde ilk belirttiğimiz anlam gereği boşanma öncesinde hanımlara "örnek verilmesi", yani evliliği sürdürmenin gerekliliği noktasında sunulacak örnek uygulamaları ve örnek hayatları hanımlara bildirmek gerektiği şeklinde de bir yorum getirilebilir ki bu yorum [darabe] fiilinin anlam alanında zaten var olan bir boyutun tercih edilmesidir. Zira Ra‘d 13:17 ve Zuhruf 43:58'de bu kelimenin herhangi bir takı olmadan "örnek vermek" anlamında kullanıldığı bilinmektedir. Gerçekte ayette kastedilen anlamın dövmek olmadığı gün gibi aşikârdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Burada sözü edilen "itaat", gönülden sağlanan bağlılık, yani aile birlikteliğini sağlayacak olan sevgi bağlılığıdır. Kastedilen zoraki ve baskıcı zorbalık içerikli bir boyun eğdirme değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    Erkekler kadınların koruyup gözeticisidirler; çünkü Allah erkeklerle kadınları farklı alanlarda üstün yeteneklerle donatmıştır; bir de erkekler servetlerinden harcama yapmaktadırlar. Dürüst ve erdemli kadınlar hem (Allah'a) itaat eden, hem de Allah'ın koruduğu (iffetli eşlerin) yokluğunda da koruyan kadınlardır. Sadakatsizlik etmelerinden çekindiğiniz kadınlara gelince: onlara önce öğüt verin, sonra yataklarında yalnız bırakın, nihayet (geçici bir süre) ayırın! Daha sonra size itaat ederlerse, aşırı giderek onlar aleyhine bir yol benimsemeyin! Allah, gerçekten yücedir, büyüktür.

    Muhammed Esed

    Erkekler, kadınları, Allahın kendilerine onlardan daha fazla bağışladığı nimetler ve sahip oldukları servetten yapabilecekleri harcamalarla koruyup gözetirler. Dürüst ve erdemli kadınlar, gerçekten Allahın koru(nmasını buyur)duğu mahremiyeti koruyan sadık ve itaatkar kadınlardır. Kötü niyetlerinden korktuğunuz kadınlara gelince, onlara (önce) nasihat edin; sonra yatakta yalnız bırakın; sonra dövün; ve bundan sonra itaat ederlerse onları incitmekten kaçının. Allah gerçekten yücedir, büyüktür.

    Ahmed Hulusi

    Erkekler, kadınlar üzerine kavvamdırlar (koruyup gözeten). Allah'ın fazlıyla açığa çıkardığı bazı özellikler sebebiyle bazısı diğerinden üstündür, mallarından karşılıksız bağışlarlar. Saliha kadınlar eşlerine saygılı ve söz dinlerler. Allah'ın kendilerini korumasıyla gayblarını korurlar (yalnızken başka erkeklerle olmazlar). Serkeşlik yapmasından korktuğunuz (evlilik sorumluluğunu yerine getiremeyecek olmasından çekindiğiniz) eşlerinize öğüt verin (yanlışlarını fark ettirin); (anlamamakta ısrar ederlerse) yataklarında yalnız bırakın ve bu da yeterli olmazsa onları (rencide edecek kadarıyla) dövün. Size uyarlarsa artık üstlerine gitmeyin, incitmeyin. Muhakkak Allah Aliy'dir, Kebiyr'dir.

    Ali Bulaç

    Allah'ın, bazısını bazısına üstün kılması ve onların kendi mallarından harcaması nedeniyle erkekler, kadınlar üzerinde 'sorumlu gözeticidir.' Saliha kadınlar, gönülden (Allah'a), itaat edenler, Allah nasıl koruduysa görünmeyeni koruyanlardır. Nüşuzundan korktuğunuz kadınlara (önce) öğüt verin, (sonra onları) yataklarda yalnız bırakın, (bu da yetmezse hafifçe) vurun. Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.

    Ali Özek ve heyeti

    (Bazı hususlarda) Allah'ın, erkekleri kadınlardan üstün yaratması ve erkeklerin mallarıyla (kadınlara) nafaka temin etmeleri dolayısıyla, erkekler kadınlara hâkimdirler (onların emirleridirler). İyi kadınlar, (kocalarına) itaat eden, Allah'ın korunmasını emretmesi dolayısıyla da [karı koca arasındaki evliliğe âit] gizlilikleri koruyan kadınlardır, itaatsizliklerinden korktuğunuz kadınlar ise, onlara va'z-u nasihatte bulunun; (fayda etmezse) yataklarında yalnız bırakın; (onun da faydası olmazsa, usulünce) onları dövün. Eğer size itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphe yoktur ki Allah, çok yücedir; çok büyüktür.

    Ali Rıza Safa

    Erkekler, kendilerinin bir bölümünü, diğerlerine, Allah'ın üstün yapması ve mallarından harcamaları nedeniyle kadınları kollayıp gözetirler. Erdemli kadınlar, saygılı ve Allah'ın koruduğu gizliliği gözetenlerdir. Karşı gelmelerinden kaygı duyduğunuz kadınlara öğüt verin. Yataklarında yalnız bırakın; onları gönderin. Söz dinlerlerse, onlara karşı artık başka yol aramayın. Kuşkusuz, Allah, Yücedir; Büyüktür. dipnot 86

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 86
      "Kadınları kollayıp gözetirler!" tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Kadınlardan üstündür!" veya "Kadınlar üzerinde yöneticidir!" veya "Kadınlar üzerinde egemendir!" biçiminde çevrilmiştir. Aynı ayetin sonunda "Onları gönderin!" tümcesi ise kimi Kur'an çevirilerinde, "Onlara vurun!" veya "Onları dövün!" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Erkekler kadınları, Allah'ın kendilerine onlardan daha fazla bağışladığı nimetler ve sahip oldukları servetten yapabilecekleri harcamalarla koruyup gözetirler. Dürüst ve erdemli kadınlar, gerçekten Allah'ın korunmasını buyurduğu mahremiyeti koruyan, sadık ve itaatkar kadınlardır. Serkeşliklerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince, onlara önce nasihat ediniz, sonra yattıkları yatakta yalnız bırakınız; yine de itaat etmezlerse onları geçici olarak evden uzaklaştırınız. Bundan sonra itaat ederlerse, onları incitmekten kaçınınız. Allah gerçekten yücedir; büyüktür.

    Edip Yüksel

    Erkekler kadınları gözetirler. Zira ALLAH her birine farklı yetenekler ve özellikler vermiştir. Zira erkekler evin geçiminden sorumludur. Erdemli kadınlar, (Tanrı'nın yasasına) boyun eğer ve ALLAH'ın korumasını emrettiğini (onur ve iffetlerini) tek başlarına bile olsalar korurlar. İffetlerinden endişe duyduğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarınızı ayırın ve nihayet onları çıkarın. Size itaat ederlerse onlara karşı bir yol aramayın. ALLAH Yücedir, Büyüktür. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Hadis ve Sünneti Kuran'a eş koşan Türkçe mealler, ayetin ilk cümlesini "Erkekler kadınlar üzerine hakimdirler" biçiminde yanlış olarak çevirmişlerdir. "Kavama" kelimesini Kuran boyunca "gözetmek, dikkat etmek, ayakta tutmak" diye çeviren bu meallerin (4:135; 5:8; 4:127; 2:229; 20:14; 55:9) sıra kadına gelince aynı kelimeye "hakim, yönetici" diye anlam vermeleri, erkek despotluğunun Kuran çevirilerine yansıtılmasının örneğidir. * Ayette sadakatsizlik ve iffetsizlik anlamına gelen "nuşuz" kelimesi de "şirretlik, itaatsizlik, başkaldırı" olarak yanlış çevriliyor. Halbuki aynı kelime 4:128 ayetinde sadakatsiz ve iffetsiz davranan koca için kullanılıyor. "Onları çıkarın" ifadesi de, yanlış olarak "onları dövün" diye çevrilmiştir. * "Daraba" kelimesi çok anlamlı bir kelime olup Kuran'da bağlamına göre farklı anlamlara gelir: Seyahat etmek, dışarı çıkmak: 2:273; 3:156; 4:101. Vurmak: 2:60, 73; 7:160; 8:12; 24:31; 26:63; 37:93. Dövmek: 8:50; 47:27. Ortaya koymak: 43:58; 47:27. * (Örnek) vermek: 14:24, 45; 16:75, 76; 16:112; 18:32, 45... Sorumluluğu kaldırmak: 43:5. Mahkum olmak: 2:61. Kapamak, vurmak: 18:11. * Örtmek: 24:31. Ortaya çıkarmak: 13:17; 57:13. Yola çıkmak: 20:77; 4:94. Nitekim 65:1 ayeti zina durumunda kadının evi terk etmesi gerektiği istisnası ile bu anlayışımızı destekliyor. Kısacası, "DaRaBa" ile inekleri, örnekleri ve yolları dövemeyen hadisçiler kadını dövüyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erkekler kadınları gözetirler. Zira ALLAH herbirine farklı yetenekler ve özellikler vermiştir. Nitekim erkekler evin geçiminden sorumludur. Erdemli kadınlar, (Tanrı'nın yasasına) boyun eğer ve ALLAH'ın korumasını emrettiği (onur ve iffetlerini) tek başlarına bile olsalar korurlar. İffetlerinden endişe duyduğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarınızı ayırın ve nihayet onları çıkarın. Size itaat ederlerse onlara karşı bir yol aramayın. ALLAH Yücedir, Büyüktür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Erkekler, kadınlar üzerinde hakim dururlar, çünkü bir kere Allah birini diğerinden üstün yaratmış ve bir de erkekler mallarından harcamaktadırlar. Bunun için iyi kadınlar, itaatkardırlar. Allah'ın korumasını emrettiği şeyleri, kocalarının yokluğunda da korurlar. Serkeşlik etmelerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince; önce kendilerine nasihat edin, sonra yataklarında yalnız bırakın, yine dinlemezlerse dövün. İtaat ettikleri halde onları incitmek için bahane aramayın. Çünkü Allah, çok yüksek çok büyüktür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Er olanlar kadınlar üzerinde hakim dururlar, çünkü bir kerre Allah birini diğerinden üstün yaratmış bir de erler mallarından infak etmektedirler, onun için iyi kadınlar itaatkardırlar, Allah kendilerini sakladığı cihetle kendileri de gaybı muhafaza ederler, serkeşliklerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince: evvela kendilerine nasıhat edin, sonra yattıkları yerde mehcur bırakın, yine dinlemezlerse döğün, dinledikleri halde incitmeye behane aramayın, çünkü Allah çok yüksek, çok büyük bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Erkekler, kadınlar üzerinde kavvamdırlar. dipnot 1 Kendi mallarından infak dipnot 2 etmelerinden dolayı Allah bazınızı bazınıza göre faddale dipnot 3 yapmıştır. İyi düzeltici kadınlar; bağlılık gösteren ve Allah'ın korumasını istediğini, kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Nuşuzundan dipnot 4 endişe ettiğiniz kadınlara önce öğüt verin, sonra yataklarında yalnız bırakın, sonra bir süre ayrılın. dipnot 5 Eğer size uyarlarsa onların aleyhine bir yol aramayın. Kuşkusuz Allah Çok Yüce'dir ve Çok Büyük'tür.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Kavvam," kaimin mübalağa sigasıdır. "Kaim;" koruyup gözeten, geçimini temin eden, ayakta tutan (5:7.) demektir. Arapça'da "Kame ale'l-mer'e" deyimi kadını gözetti, geçimini üstlendi anlamına gelmektedir. Ayrıca 25:67. ayette bu kelime dengeli anlamında kullanılmaktadır ki bu ayette de dengeyi sağlayan anlamındadır. Bir üstünlük söz konusu değildir. Bu kelime; gözetip korumak, kalkmak, dikilmek, doğrulmak; bir işin idaresini üzerine almak, bir işi yapmaya azmetmek, yürütmek, düzenlemek, nezaret etmek ve geçim kaynağı gibi anlamlara gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ailenin geçimini sağlamak için harcama yapmak.
    3. metne dön, dipnot 3
      Tercih etmiştir, yeğlemiştir (Bkz. 17:55).
    4. metne dön, dipnot 4
      Geçimsizlik yapmak, alışılmışa muhalif olmak, rutinin dışına çıkmak, başına buyruk davranmak, kurulu düzeni bozmak.
    5. metne dön, dipnot 5
      "Bir süreliğine ayrılın." "Darebe," bir yerden ayrılmak, kısıtlamak, dövmek, kesmek, yaralamak, çizmek, yola çıkmak, ayrılmak, ayırmak, başka bir yere gitmek, örnek vermek, suda yüzmek, koyun boyamak, bir yere bir şey dikmek, Musa Nebi'nin asasıyla denizde yol açması, akrep sokması, kalp atışı, bir şeyi kaldırmak, kavgadan beladan kaçmak ve daha birçok anlamı bulunmaktadır. Araplar, misafire darip (yol tepen) demektedirler. Ayette geçen "vadrıbu-hunne" kelimesine, dövün anlamının verilmesi doğru değildir. Ayrıca bağlamından ve bir sonraki ayetten kelimenin dövmek anlamına gelmediği açıkça görülmektedir. Dövün anlamının verilmesinin nedeni, erkeğin "kadına bakışını" din haline getirmiş olmasıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Erkekler, kadınlar üzerinde kavvamdırlar. dipnot 1 Kendi mallarından infak dipnot 2 etmelerinden dolayı Allah bazınızı bazınıza göre faddale dipnot 3 yapmıştır. İyi düzeltici kadınlar; bağlılık gösteren ve Allah'ın korumasını istediğini, kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Nuşuzundan dipnot 4 endişe ettiğiniz kadınlara önce öğüt verin, sonra yataklarında yalnız bırakın, sonra bir süre ayrılın. dipnot 5 Eğer size uyarlarsa onların aleyhine bir yol aramayın. Kuşkusuz Allah Çok Yüce'dir ve Çok Büyük'tür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Kavvam, " kaimin mübalağa sigasıdır. "Kaim;" koruyup gözeten, geçimini temin eden, ayakta tutan (5:7) demektir. Arapçada "Kame ale'l-mer'e" deyimi kadını gözetti, geçimini üstlendi anlamına gelmektedir. Ayrıca 25:67'de bu sözcük dengeli anlamında kullanılmaktadır ki bu ayette de dengeyi sağlayan anlamındadır. Bir üstünlük söz konusu değildir. Bu sözcük; gözetip korumak, kalkmak, dikilmek, doğrulmak; bir işin idaresini üzerine almak, bir işi yapmaya azmetmek, yürütmek, düzenlemek, nezaret etmek ve geçim kaynağı gibi anlamlara gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ailenin geçimini sağlamak için harcama yapmak.
    3. metne dön, dipnot 3
      Tercih etmiştir, yeğlemiştir. (Örneğin 17:55)
    4. metne dön, dipnot 4
      Geçimsizlik yapma, alışılmışa muhalif olma, rutinin dışına çıkma, başına buyruk davranma, kurulu düzeni bozma.
    5. metne dön, dipnot 5
      "Bir süreliğine ayrılın." "Darebe, " bir yerden ayrılmak, kısıtlamak, dövmek, kesmek, yaralamak, çizmek, yola çıkmak, ayrılmak, ayırmak, başka bir yere gitmek, örnek vermek, suda yüzmek, koyun boyamak, bir yere bir şey dikmek, Musa nebinin asasıyla denizde yol açması, akrep sokması, kalp atışı, bir şeyi kaldırmak, kavgadan beladan kaçmak ve daha birçok anlamı bulunmaktadır. Araplar, misafire darip (yol tepen) demektedirler. Ayette geçen "vadrıbu-hunne" sözcüğüne, dövün anlamının verilmesi doğru değildir. Eğer dövme anlamında olsaydı bunun nasıl, neyle ve ne kadar olacağı da belirtilirdi. Ayrıca bağlamından ve bir sonraki ayetten sözcüğün dövmek anlamına gelmediği açıkça görülmektedir. Dövün anlamının verilmesinin nedeni, erkeğin kadına "bakışını" din haline getirmiş olmasıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bir kısmınızın, bir kısmınızdan yaratılışı itibariyle farklı özelliklere sahip kılınması ve kendi mallarından harcadıkları dipnot 1 için erkekler, kadınların işlerini görürler. dipnot 2 İyi ahlaklı kadınlar: bağlılık gösteren ve Allah'ın korumasını istediğini, kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Nuşuzundan dipnot 3 endişe ettiğiniz kadınlara önce öğüt verin, sonra yalnız bırakın ve daha sonra bir süreliğine ayrılın. dipnot 4 Eğer size uyarlarsa onların aleyhine bir yol aramayın. Kuşkusuz Allah, Çok Yüce'dir ve Çok Büyük'tür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ailenin geçimini sağlamaları için.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kavvam: Kaim'in mübalağa sigasıdır. Kaim; koruyup gözeten, canlı ve diri tutan demektir. Arapçada "Kame ale'l-mer'e" deyimi kadını gözetti, geçimini üstlendi anlamına gelmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Sadakatsizliğinden, hırçınlığından, geçimsizliğinden.
    4. metne dön, dipnot 4
      "Bir süreliğine ayrılın" şeklinde anlam verdiğimiz "darebe" fiili; kısıtlamak, bir yerden ayrılmak, vurmak, dövmek, yapmak, yoksun bırakmak, ayrılmak, göstermek, etmek, eylemek, koymak, kuşatmak, misal getirmek, sefere çıkmak ve daha onlarca anlamı olan bir sözcüktür. Ayette geçen "vadrıbu-hunne" sözcüğüne, dövün anlamını vermek doğru değildir. Böyle bir anlamın verilmesinde; erkeğin, kadına "bakışını" din haline getirmesinin önemli bir payı vardır.

    Gültekin Onan

    Allah'ın, bazısını bazısına üstün kılması ve onların kendi mallarından harcaması nedeniyle erkekler, kadınlar üzerinde 'sorumlu gözeticidir'. Saliha kadınlar, gönülden (Tanrı'ya), itaat edenler, Tanrı nasıl koruduysa görünmeyeni koruyanlardır. Nüşuzundan korktuğunuz kadınlara (önce) öğüt verin, (sonra onları) yataklarda yalnız bırakın, (bu da yetmezse hafifçe) vurun. Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın. Doğrusu Tanrı yücedir, büyüktür.

    Hasan Basri Çantay

    Erkekler kadınlar üzerine haakimdirler. O sebeble ki Allah onlardan kimini (erkekleri) kiminden (kadınlardan) üstün kılmışdır. Bir de (erkekler onları) mallarından infaak etmektedirler. İyi kadınlar itaatli olanlardır. Allah kendi (hak) larını nasıl koruduysa onlar da öylece göze görünmeyeni koruyanlardır. Şerlerinden, serkeşliklerinden yıldığınız kadınlara gelince: Onlara (evvela) öğüt verin (vaz geçmezlerse) kendilerini yataklar (ın) da yalınız bırakın. (Yine kar etmezse) döğün. Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın. Çünkü Allah çok yücedir. Çok büyükdür.

    İbni Kesir

    Allah'ın kimini kimine üstün kılmış olması ve onların mallarından infak etmeleri sebebiyle erkekler, kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar; itaatli olan ve Allah'ın kendilerini korumasına karşılık, kendileri de gizliyi koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, kendilerini yataklarında yalnız bırakın, (yine uslanmazlarsa) dövün, sizi itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın. Muhakkak ki Allah; Aliyy ve Kebir olandır.

    Mehmet Alagaş

    (34-35) Erkekler, kadınlara nazaran daha himaye edicidirler / kollayıcıdırlar , bu, Allah’ın bazınızı bazınıza üstün kılmış olmasından dolayıdır , kendi mallarını harcıyor olmalarından dolayıdır , saliha kadınlar , boyun eğen kadınlardır / diklenmezler, Allah’ın da koruduğu gaybi konuları onlar da muhafaza ederler. Hırçınlık etmesinden korktuğunuz kadınlara gelince onlara öğütte bulunun / vaaz da bulunun , yatak arkadaşlığını terk edin , onlara vurun, eğer ki size uyarlarsa / itaat ederlerse de aleyhlerine bir yol aramayın , muhakkak ki Allah yücedir büyüktür. Eğer her ikisinin arasının açılmasından korkarsanız adamın yakınlarından bir hakem tayin edin , kadının yakınlarından bir hakem tayin edin, eğer her ikisi de / her iki hakem de ıslah etmeyi murat ederse, Allah onlara başarı / muvaffakiyet ihsan eder, Allah bilendir, haberi olandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasından ve erkeklerin mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden (Allah’a) boyun eğen, Allah’ın koruduğu gizlilikleri kocaları olmadıkları zaman (namus ve diğer korunması gerekenleri) koruyanlardır. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin. Daha sonra yataklarında yalnız bırakın ve (sonunda) onlara vurun. Eğer size itaat ederlerse, onlara (vurmaya başka) yol aramayın. Elbette Allah yüksektedir, yücedir ve büyüktür.

    Süleyman Ateş

    Allah, insanları birbirinden üstün kıldığı ve mallarından harca(yıp kadınların geçmini sağla)dıkları için erkekler, kadınlar üzerinde yöneticidirler. Bundan dolayı iyi kadınlar ita'atkar olup, Allah'ın kendilerini korumasına karşılık (Allah'ın verdiği başarı ile) gizliyi korurlar (kocalarına asla ihanet etmezler). Hırçınlık, etmelerinden korktuğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarda onlara sokulmayın, onları dövün. Eğer size ita'at ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Çünkü Allah yücedir, büyüktür.

    Süleymaniye Vakfı

    Erkekler, kadınları koruyup kollamakla görevlidirler. Bunun sebebi, Allah'ın, onlardan her birini (bazı konularda) diğerinden üstün kılması dipnot 1 ve erkeklerin mallarından (eşleri için) harcama yapmalarıdır. dipnot 2 İyi kadınlar, Allah'a içten boyun eğen dipnot 3 ve Allah'ın korumasına karşılık kimse görmezken de kendilerini özenle koruyanlardır. dipnot 4 Ayrılmasından dipnot 5 korktuğunuz kadınlarınıza güzel öğütler verin, yatakta onlardan uzaklaşın dipnot 6 ve onları (evlerinde) bırakın. dipnot 7 Sizi gönülden kabul ederlerse dipnot 8 onlara karşı başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah pek yücedir, büyüktür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bazı konularda erkekler, bazı konularda da kadınlar üstün olduğu için (Nisa 4/32) biri diğerini tamamlar. Allah Teala, eşler arasına sevgi ve merhamet bağı koyarak iyi bir aile kurmalarının yolunu açmıştır (Rum 30/21).
    2. metne dön, dipnot 2
      Erkek, eşine mehir vermek ve onu geçindirmekle sorumludur (Bakara 2/233; Nisa 4/4, 24; Talak 65/6).
    3. metne dön, dipnot 3
      İyi kadınların özelliği olarak geçen "Allah'a içten boyun eğme" iyi erkeklerin de özelliğidir (Ahzab 33/35). Bunu görmek istemeyenler kelimeye, sadece bu ayette "kocalarına içten boyun eğme" anlamını verirken diğer ayetlerde "Allah'a içten boyun eğme" anlamını verirler (Bakara 2/116, Al-i İmran 3/17, Nahl 16/120, Rum 30/26, Zümer 39/9, Tahrim 66/12).
    4. metne dön, dipnot 4
      Allah, namuslu erkek için muhsin (محصن) /kendini koruyan, namuslu kadın için de muhsana (محصنة) /korunmuş olan ifadesini kullanır (Nisa 4/24-25, Maide 5/5). Kadını koruyan Allah'tır. Allah, namuslu bir kadının zina ettiğini iddia eden kişinin, kendisi dışında 4 şahit getirmesini şart koşmuştur. Dört şahit getirmeyeni iftiracı saymış ve ona, seksen kırbaç vurulmasını, tevbe edip kendini düzeltinceye kadar da şahitliğinin kabul edilmemesini emretmiştir (Nur 24/4-5). Kötü kadınlar, Allah'ın yaptığı bu korumayı fırsata çevirip, kimsenin göremeyeceği yerlerde ahlaksızlık yapabilirler. Ama Allah'a içten boyun eğen kadınlar böyle bir şey yapmazlar.
    5. metne dön, dipnot 5
      "Ayrılma" anlamı verdiğimiz kelime, oturduğu yerden hafifçe kalkma anlamına gelen "nüşuz (نُشُوزً )"dur (el-Ayn). Kendi hür iradesiyle nikah sözleşmesinin tarafı olan kadın ve erkekten her biri yine kendi hür iradesiyle ayrılmaya karar verebilir. Erkeğin kararına talak (Talak 65/1-7) kadınınkine iftida denir (Bakara 2/229, Mümtahine 60/10-11). Aradaki tek fark, kadının, son kararını vermesinden önce araya hakemlerin girmesinin zorunlu olmasıdır (Bakara 2/229, Nisa 4/35). Bu, kadını korumaya yönelik bir şarttır (Nisa 4/19-21). Eşlerden birinin, ayrılmaya karar vereceğini gösteren davranışlar, diğerini korkuttuğu için "nüşuzundan korkma" ifadesikullanılmıştır. Bu ayette erkeğin, eşinin nüşuzundan korkması halinde yapması gerekenler anlatılmaktadır. Kadın kararında ısrarlı ise, bir sonraki ayete göre hareket edilir. Eşinin nüşuzundan korkan taraf kadın ise yapılması gerekenler Nisa 4/128. ayette anlatılmıştır. Ayrılma gerçekleşirse Allah, kendi imkanlarıyla birini diğerine muhtaç olmaktan kurtaracağına söz vermiştir (Nisa 4/130).
    6. metne dön, dipnot 6
      Ayetteki bu emre göre kadının kararını kesinletirmesinden sonra her şey bitmiş olacağı için (Bakara 2/229, Mümtahine 60/10-11) onun nüşuzundan yani ayrılma isteğinin ortaya çıkmasından itibaren erkek, kadının yatağından ayrılmak zorundadır. Erkeğe yüklenen bu görev, hem kadının kararını gözden geçirmesini sağlar hem de ayrılmak istediği kocadan hamile kalmasını önler. Erkek eşini boşadığında da kadın, erkeğin yatağından ayrılır (Talak 65/1). Erkeğin yataktan ayrılmasının iftidandan önce, kadının yataktan ayrılmasının da talaktan sonra olması, iftida ile talak arasındaki farktan kaynaklanır (Bakara 2/228).
    7. metne dön, dipnot 7
      "Bırakma" anlamı verdiğimiz darb (ضرب ) kelimesinin kök anlamı, bir şeyi bir şeyin üstüne bırakmadır (Müfredat). Hemen her iş için kullanılan bu fiilin anlamı, bırakılan şeye göre değişir (el-Ayn). Allah Teala, Kur'an'a koyduğu örnekler için daima darb (ضرب ) kelimesini kullanır (Bakara 2/26, İbrahim 14/24, Nahl 16/75-76, 113 …). Çünkü o örnekler, hep Kur'an'da kalır ve hiçbir zaman önemini kaybetmez. Bu ayete göre eşinin ayrılacağından korkan erkeğin, kadının kararı kesinleşinceye kadar onu evden çıkarmaması gerekir. Erkeğin boşamasından sonra da belki araları düzelir diye iddet müddeti boyunca kadının evde kalması gerekir. Çünkü bu açıdan kadın ve erkek arasındaki hak ve görev eşitliği vardır (Bakara 2/228, Talak 65/1). Ama erkeğin boşamasında hakemlerin devreye girme zorunluluğunun olmaması, aradaki bir derecelik farktan kaynaklanır. Ayrıca erkek boşadığında kadın iddet bekler ama kadın boşandığında iddet beklemez.
    8. metne dön, dipnot 8
      "Gönülden kabul etme" ayette geçen itaatın anlamıdır. Zıddı ikrahtır (Müfredat). Ayetteki bu ifade, darb (ضرب ) kelimesine "dayak" anlamı vermeyi imkansızlaştırır. Çünkü bir işi dayak sonucu yapmak ikrah yani baskı altında yapmak olur. Halbuki dinimizde, ikrahın hiçbir çeşidine yer yoktur (Bakara 2/256).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Erkekler, kadınların koruyucusudurlar. Bu, Allah'ın her birine diğerinden üstün özellikler vermesi ve erkeklerin mallarından (eşleri için) harcamaları dipnot 1 sebebiyledir. İyi kadınlar, Allah'a itaat edenler ve Allah'ın korumasına karşılık dipnot 2 yalnızken dipnot 3 kendilerini koruyanlardır.Boşanıp gitmesinden korktuğunuz kadınlarınıza dipnot 4 öğüt verin, yataklarından ayrılın dipnot 5 ve kendilerini rahat bırakın dipnot 6 . Sizi gönülden kabul ederlerse dipnot 7 onlara karşı başka bir yol aramayın (boşanmaya kalkmayın). Allah yücedir, büyüktür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mehir sorumluluğu ve aieyi geçindirme sorumluluğu
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın kadını koruması,zina suçlamasına karşılık,iddia sahibi ve onun ayrıca 4 şahit getirme zorunluluğu,evi geçindirme sorumluluğunun erkeğe ait olması,kadının evlilik ve boşanma hukukunun mehir ile maddi güvence altına alınmış olmasıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yalnızken anlamı verdiğimiz kelime li'l-ğayb= للغيب ‘dır, fi'l-ğeyb = في الغيب takdirindedir. Zinada dört şahit arandığı için (bkz.Nisa 4/15) kötü kadınlar bunu fırsat bilip ahlaksızlık yapabilirler. Ama iyi kadınlar yapmazlar.
    4. metne dön, dipnot 4
      "Gitmesinden" anlamı verdiğimiz kelime nüşuz =نُشُوزً'dur. Gideceği zaman kişinin oturduğu yerden hafifçe kalkmakması anlamındadır (el-Ayen).Bir ayet şöyledir: "Ey inanıp güvenenler! Size toplantılarda "Yer açın!" denince yer açın ki Allah da size yer açsın. "Nüşuz edin = Kalkın!" denince de kalkın ki Allah, içinizden inanıp güvenenler ile kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah, yaptıklarınızın iç yüzünü bilir."  (Mücadele 58/11)Kelime koca için kullanılınca "eşini terk etmesi yani boşaması" anlamında kullanılır. İlgili ^yet şöyledir: "Bir kadın, kocasının nüşuzundan/ayrılmasından veya yüz çevirmesinden korkarsa aralarında uzlaşmaları, ikisine de günah olmaz. Uzlaşmak iyidir. Nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi davranır ve Allah'tan çekinip kendinizi korursanız bilin ki Allah, yaptığınız şeylerin iç yüzünü bilir." (Nisa 4/128) Durum böyle olduğu için bu ayette de zorunlu olarak kadtının eşini terk etmesi, ayrılıp gitmesi anlamında kullanılmış olacaktır.
    5. metne dön, dipnot 5
      Erkeğin yataktan ayrılması, hem kadının kararını gözden geçirmesini sağlar hem de ayrılmak istediği kocadan hamile kalmasını engeller. Bu süre içinde erkek eşini evden ayıramaz.
    6. metne dön, dipnot 6
      "Rahat bırakma" anlamı verdiğmiz darb =ضرب kelimesi, bir şeyi bir şeyin üstüne vurmak veya sabitlemektir. (Müfredat) Hemen hemen her iş için kullanılan (el-Ayen) bu kelimesinin anlamı, vurulan veya sabitlenen şeye göre değişir. Burada kelimeye, erkeğin yatağı terk etmesinden sonra eşini rahatsız etmemesi anlamını vermek gerekir. Çünkü kadının ayrılma yetkisini kullanmaktan vazgeçmesi ancak kendi hür iradesiyle gerçekleşebilir. Bunu ayetin takip eden bölümü gösterir.
    7. metne dön, dipnot 7
      "gönülden kabul etme" itaatın Arap dilindeki sözlük anlamıdır.Zıddı ikrahtır. (Müfredat) Bir işi dayak sonucu yapmak ikrah altında yapmaktır. "Onları darb edin" emrinden sonra gelen "Size itaat ederlerse" ifadesi, darba, dövme anlamı vermeyi imkansız hale getirir. Ona verilebilecek tek anlam, ayrılmak isteyen kadını evden çıkarmamak olur. Çünkü Allah Teala, kadınlara da erkekler gibi eşinden ayırla hakkı tanımıştır. (Bakz. Bakara 2/229)

    Şaban Britch

    Allah'ın birilerini diğerlerine üstün kılmasından ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden (Allah’a) boyun eğen, Allah’ın koruduğu gizlilikleri kocaları olmadıkları zaman (namus ve diğer korunması gerekenleri) koruyanlardır. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin. Daha sonra yataklarında yalnız bırakın ve (sonunda) onlara vurun. Eğer size itaat ederlerse, onlara (vurmaya başka) yol aramayın. Elbette Allah yüksektedir, yücedir ve büyüktür.

    Şaban Piriş

    Allah'ın bir kısmını bir kısmına üstün kılması ve erkeklerin mallarından geçimi sağlamaları dolayısıyla, erkekler kadınlar üzerine yöneticidirler. İyi kadınlar, gönülden (Allah'a) boyun eğen, Allah'ın koruduğu gizlilikleri koruyanlardır. Kötü davranışlarından korktuğunuz kadınlara öğüt verin. Daha sonra yataklarında yalnız bırakın ve (sonunda) onları dövün. Eğer size itaat ederlerse onların aleyhine yol aramayın. Elbette Allah yücedir, büyüktür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Erkekler; kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah, insanların bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır. İyi ve temiz kadınlar saygılıdırlar; Allah'ın kendilerini koruduğu gibi, gizliliği gereken şeyi korurlar. Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın/bulundukları yerden başka yere gönderin! Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa artık onlar aleyhine başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür.

  7. Nisâ suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 35. ayet. وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَٱبْعَثُوا۟ حَكَمًا مِّنْ أَهْلِهِۦ وَحَكَمًا مِّنْ أَهْلِهَآ إِن يُرِيدَآ إِصْلَٰحًا يُوَفِّقِ ٱللَّهُ بَيْنَهُمَآ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرًا

    Diyanet İşleri

    Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.

    Mehmet Okuyan

    (Buna rağmen) onların (eşlerin) aralarının açılmasından korkarsanız, (hem erkeğin) ailesinden bir hakem, (hem de kadının) ailesinden bir hakem gönderin! Bunlar, (eşlerin arasını) düzeltmeyi isterlerse Allah aralarını bulur. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah bilendir, haberdardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj boşanmalarda hakemlik/hâkimlik kurumunun önemi ve vazgeçilmezliğini içermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şayet evli bir çiftin aralarının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ve kadının ailelerinden birer hakem tayin edin! Eğer iki taraf da anlaşmazlığı gidermek isterse, Allah onları uzlaştırır. Unutmayın ki Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdar olandır.

    Muhammed Esed

    Şayet (evli) bir çift arasında anlaşmazlık doğmasından korkarsanız, erkeğin ve kadının ailelerinden birer hakem tayin edin; eğer iki taraf da işi düzeltmek isterse, Allah onları uzlaştırır. Bilin ki Allah, gerçekten her şeyi bilendir, her şeyden haberdar olandır.

    Ahmed Hulusi

    Eğer onların aralarının açılmasından korkarsanız bir hakem erkek ailesinden, bir hakem de kadın tarafından oluşturun. Arayı düzeltmek isterlerse Allah da bunu başartır. Muhakkak Allah Aliym'dir, Habiyr'dir.

    Ali Bulaç

    (Kadın ile kocanın) Aralarının açılmasından korkarsanız, bu durumda erkeğin ailesinden bir hakem, kadının da ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar, (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da aralarında başarı sağlar. Şüphesiz, Allah, bilendir, haberdar olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer karı kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar barıştırmak isterlerse Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.

    Ali Rıza Safa

    Aralarının açılmasından kaygı duyarsanız, hem erkeğin ailesinden bir yargıcı hem de kadının ailesinden bir yargıcı gönderin. İki taraf da düzeltmek isterse, Allah, aralarında başarı sağlayacaktır. Kuşkusuz, Allah, Bilendir; Haberlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer karı kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir heyet ve kadının ailesinden bir heyet oluşturunuz. Eşler barışmak isterlerse, Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen; her şeyden haberdar olandır.

    Edip Yüksel

    Evli çiftin aralarının açılmasından endişeleniyorsanız, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem atamalısınız. (Karı ve koca) barışmayı isterlerse ALLAH ikisinin arasını bulur. ALLAH Bilir, Haber alır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Evli çiftin aralarının açılmasından endişeleniyorsanız, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem atamalısınız. (Karı ve koca) barışmayı isterlerse ALLAH ikisinin arasını bulur. ALLAH Bilir, Haber alır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer karı-koca arasının açılmasından endişeye düşerseniz, bir hakem erkek tarafından, bir hakem de kadın tarafından gönderin. Bunlar gerçekten barıştırmak isterlerse, Allah aralarındaki dargınlık yerine geçim verir. Şüphesiz ki, Allah herşeyi bilendir ve herşeyden haberdardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eğer karı, koca arasının açılmasından endişeye düşerseniz bir hakem onun tarafından, bir hakem de bunun tarafından gönderin, bunlar gerçekten barıştırmak isterlerse Allah aralarındaki dargınlık yerine geçim verir, şüphesiz ki Allah bir alim, habir bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Eğer, her ikisinin arasının bozulmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem belirleyin, eğer uzlaşmak isterlerse, Allah onların aralarını bulur. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer, her ikisinin arasının bozulmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem belirleyin, eğer uzlaşmak isterlerse, Allah onların aralarını bulur. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer, her ikisinin arasının bozulmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem belirleyin, eğer uzlaşmak isterlerse, Allah onların aralarını bulur. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

    Gültekin Onan

    (Kadın ile kocanın) Aralarının açılmasından korkarsanız, bu durumda erkeğin ehlinden (ailesinden) bir hakem, kadının da ehlinden (ailesinden) bir hakem gönderin. Bunlar, (arayı) düzeltmek isterlerse, Tanrı da aralarında başarı sağlar. Şüphesiz, Tanrı, bilendir, haberdar olandır.

    Hasan Basri Çantay

    (Eğer karı ile kocanın) aralarının açılmasından endişeye düşerseniz o vakit (kendilerine erkeğin) ailesinden bir hakem, (kadının) ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar barışdırmak isterlerse Allah aralarında (ki dargınlık yerine geçime), onları (uyuşmıya) muvaffak buyurur. Şübhesiz ki Allah hakkıyle bilicidir, (her şeyin künhünden) haberdardır.

    İbni Kesir

    Eğer aralarının açılmasından endişeye düşerseniz; erkek tarafından bir hakem, kadın tarafından bir hakem gönderin. Bunlar barıştırılmak isterlerse; Allah, onların arasını bulur. Muhakkak ki Allah; Alim, Habir olandır.

    Mehmet Alagaş

    (34-35) Erkekler, kadınlara nazaran daha himaye edicidirler / kollayıcıdırlar , bu, Allah’ın bazınızı bazınıza üstün kılmış olmasından dolayıdır , kendi mallarını harcıyor olmalarından dolayıdır , saliha kadınlar , boyun eğen kadınlardır / diklenmezler, Allah’ın da koruduğu gaybi konuları onlar da muhafaza ederler. Hırçınlık etmesinden korktuğunuz kadınlara gelince onlara öğütte bulunun / vaaz da bulunun , yatak arkadaşlığını terk edin , onlara vurun, eğer ki size uyarlarsa / itaat ederlerse de aleyhlerine bir yol aramayın , muhakkak ki Allah yücedir büyüktür. Eğer her ikisinin arasının açılmasından korkarsanız adamın yakınlarından bir hakem tayin edin , kadının yakınlarından bir hakem tayin edin, eğer her ikisi de / her iki hakem de ıslah etmeyi murat ederse, Allah onlara başarı / muvaffakiyet ihsan eder, Allah bilendir, haberi olandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.

    Süleyman Ateş

    Eğer (karı-kocanın) aralarının açılmasından endişe duyarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar uzlaştırmak isterlerse, Allah onların arasını bulur. Çünkü Allah (herşeyi) bilendir, haber alandır.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey müminler!) Eşlerin ayrılacağından korkarsanız bir hakem erkeğin ailesinden, bir hakem de kadının ailesinden gönderin. Eşlerin ikisi de arayı düzeltmek isterse Allah onları uzlaştırır. Allah daima bilen ve her işin iç yüzünden haberdar olandır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      </b>Kadın kararında ısrarlı ise hakemler devreye girer ve aralarını düzeltmeye çalışırlar. Uzlaşma sağlanamazsa iftida hükümleri uygulanır (Bakara 2/229, Mümtahine 60/10-11) Allah, kitabını, bir ilme göre açıklamış ve yaptığı açıklamalara ulaşmanın yollarını da göstermiştir (Al-i İmran 3/7, A'raf 7/52, Hud 11/1-2, Taha 20/114, Fussilet 41/3). Ayetleri, kendine göre açıklamaya kalkan, kendini ilah yerine koymuş ve en büyük günahı işlemiş sayılır (Hud 11/1-2). Müslümanlar, Allah'ın "Hikmet" adını verdiği bu ilmi unuttukları için problem çözme yerine problem üretmeye başlamışlardır. Nisa 34. ayetle ürettikleri problem, Allah'ın "kadını dövme" emri verdiği iddiasıdır. Halbuki Allah Teala, aileyi oluşturan kadın, erkek ve çocukların, birbirine düşman olacak derecede ileri gidebileceğini, buna karşılık yapılması gerekenin sadece, kusurları görmemek, yeni bir sayfa açmak ve karşı tarafı bağışlamak olduğunu açıkça ifade etmiştir (Teğabun 64/14). Durum böyleyken Nisa 34. ayeti, kocanın karısını dövmesinin delili yapmak olacak şey değildir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Ey müminler) dipnot 1 Eşlerin ayrılacağından korkarsanız, bir hakem erkeğin ailesinden,bir hakem de kadının ailesinden gönderin; düzelmek isterlerse, Allah aralarında uyuşma meydana getirir. Allah bilir ve işin iç yüzünden haberdardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karı koca dışında olup, onların aralarının açılacağı hakkında bilgi ve şüphe sahibi olan yakınlar, arkadaşlar

    Şaban Britch

    Karı koca arasında bir ayrılıktan korkarsanız, o zaman, kocanın ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem gönderiniz. Eğer aralarını düzeltmek isterlerse Allah da onların arasında başarı sağlar. Muhakkak Allah, her şeyi bilendir, haberdar olandır.

    Şaban Piriş

    Karı koca arasında bir ayrılıktan korkarsanız, o zaman, kocanın ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem gönderiniz. Eğer aralarını düzeltmek isterlerse Allah da onların arasında başarı sağlar. Muhakkak Allah, bilendir, haberdar olandır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer karı-kocanın aralarının açılmasından endişe ederseniz, bir hakem erkek tarafından, bir hakem de kadın tarafından gönderin. Bunlar, barıştırmak isterlerse Allah, kadınla erkeğin aralarını düzeltmede onları başarılı kılacaktır. Allah Alim'dir, her şeyi bilir; Habir'dir, her şeyden haberdardır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.