Yâsîn suresi · 59–68. ayetler

Suçlulara hitap ve o günün şahitliği

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Yâsîn suresi, 59. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 59. ayet. وَٱمْتَٰزُوا۟ ٱلْيَوْمَ أَيُّهَا ٱلْمُجْرِمُونَ

    Diyanet İşleri

    (Allah, şöyle der:) "Ey suçlular! Ayrılın bu gün!"

    Mehmet Okuyan

    (Suçlulara şöyle denecektir): "Ey suçlular, bugün (kenara) çekilip ayrılın!

    Mustafa İslamoğlu

    Ama (suçlulara denilir ki): "Siz ey mücrimler, bugün şöyle ayrı durun!"

    Muhammed Esed

    "Ey suçlular, siz bugün şöyle ayrılın!

    Ahmed Hulusi

    "Ey suçlular! Bugün ayrılın!"

    Ali Bulaç

    "Ey suçlu günahkarlar, bugün siz bir yana çekilin!"

    Ali Özek ve heyeti

    «Ayrılın bir tarafa bugün, ey günahkârlar!»

    Ali Rıza Safa

    "Ey suçlular; bugün, şöyle ayrılın!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey günahkarlar! Bugün şöyle ayrılın!"

    Edip Yüksel

    Ey suçlular, siz bugün ayrılın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey suçlular, siz bugün ayrılın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haydin ayrılın bugün ey suçlular!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve haydin ayrılın bugün ey mücrimler!

    Erhan Aktaş

    Ey mücrimler! dipnot 1 Bugün ayrılın!

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Suçlu/Hakikat ile bağını koparmış" demek olan bu sözcük, "basit suçlu" anlamında değil; "gerçeği yalanlayan nankör, müşrik, sapkın" anlamına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey mücrimler! dipnot 1 Bugün ayrılın!

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Suçlu/Hakikat ile bağını koparmış" demek olan bu sözcük, "basit suçlu" anlamında değil; "gerçeği yalanlayan nankör, müşrik, sapkın" anlamına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey suçlular! Bugün ayrılın!

    Gültekin Onan

    "Ey suçlu günahkarlar, bugün siz bir yana çekilin."

    Hasan Basri Çantay

    "Ey günahkarlar, bugün siz (bir tarafa) ayrılın"!

    İbni Kesir

    Ayrılın bugün, ey suçlular.

    Mehmet Alagaş

    (47-59) Onlara Allah’ın sizi rızıklandırdıklarından harcayın / infak edin denildiği zaman, kafirler iman edenlere; Allah ’ın istese doyuracağı kimseleri , biz mi doyuralım? Sizler, kesinlikle apaçık bir sapma içindesiniz dediler, Ayrıca e ğer sözüne bağlıysanız / sadıksanız bu vaat ne zaman? diyorlar. Onlar, çekişirlerken / hasımlaşır larken kendilerini alacak tek bir sesi bekliyorlar. Vasiyette bulunmaya dahi güçleri yetmez, yakın çevrelerine de geri dönemezler. Artık, Sû ra üfürülmüştür, o andan itibaren, kabirlerinden / mezarlarından rablerine doğru akın ederler. Y azıklar olsun bize / veyl olsun bize, bizi yattığımız yerden / yatırımızdan tekrar kim diriltti? Bu, Rahman’ın vaadi olan ve elçilerin doğruladığı şeydir, derler. Tek bir ses olmuştur, derhal hepsi birden bizim için hazır hale getirildiler. Artık bugün hiçbir nefes liye /nefse / hiçbir kimseye zulmedilmez, sadece yaptıkları nızla cezalandırılacaksınız. Muhakkak ki bugün cennet halkı neşeli bir şekilde belirli uğraşılar içindedirler, onlar ve zevceleri gölgeliklerde koltuklarda oturuşurlar. Orada onlara meyveler ve ne çağırırlarsa o vardır. Esirgeyen Rab’dan esenlik sözü / selam vardır. Ey suçlular bugün ayrılın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey günahkârlar! Bugün siz (bir tarafa) ayrılın!

    Süleyman Ateş

    "Ey suçlular, bugün şöyle ayrılın!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ey suçlular! Bugün siz ayrılın"

    Şaban Britch

    Ey günahkârlar! Bugün siz (bir tarafa) ayrılın!

    Şaban Piriş

    -İşte günahkarlar! Bugün, ayrılın bakalım, ey günahkarlar!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey günahkarlar! Bugün şöyle ayrılın!

  2. Yâsîn suresi, 60. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 60. ayet. أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا۟ ٱلشَّيْطَٰنَ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    (60-61) "Ey Ademoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"

    Mehmet Okuyan

    Ey âdemoğulları! Size ‘Şeytana tapmayın; şüphesiz ki o, sizin için apaçık bir düşmandır.

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi, Ben size buyurmadım mı ey Ademoğulları: "Şeytana kulluk etmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır!

    Muhammed Esed

    Siz ey Ademoğulları, size demedim mi?: Şeytan'a tapmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır!

    Ahmed Hulusi

    "Ey Ademoğulları. . . Size ahdetmedim (bildirip bilgilendirmedim) mi şeytana (bedene - hakikatinden habersiz bilince) kulluk etmeyin, muhakkak ki o sizin için apaçık bir düşmandır?"

    Ali Bulaç

    "Ey adem oğulları, ben size and vermedim mi ki: Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır;"

    Ali Özek ve heyeti

    «Ey Âdem oğulları! Size şeytana tapmayın, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır» demedim mi?

    Ali Rıza Safa

    "Ey Âdemoğulları! ‘Şeytana hizmet etmeyin. Aslında, o, apaçık düşmanınızdır!' diyerek sizden söz almamış mıydım?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey Ademoğulları! 'Size şeytana tapmayınız; çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır' demedim mi?"

    Edip Yüksel

    Ey Adem'in çocukları, sapkına hizmet etmeyeceğinize dair sizden söz almamış mıydım? O sizin açık düşmanınızdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey Adem'in çocukları, şeytana tapmayacağınıza dair sizden söz almamış mıydım? O sizin açık düşmanınızdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey Adem oğulları, Ben size şeytana kulluk etmeyin, o size açık bir düşmandır, diye and vermedim mi?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    And vermedim mi size? "Ey adem oğulları! Şeytana kulluk etmeyin, o size açık bir düşmandır" diye

    Erhan Aktaş

    Ey Ademoğulları! Ben, size "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için apaçık düşmandır, diye uyarıda bulunmadım mı?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey ademoğulları! Ben, size "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için apaçık düşmandır, diye uyarıda bulunmadım mı?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey ademoğulları! Ben, size "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için apaçık düşmandır, diye uyarıda bulunmadım mı?"

    Gültekin Onan

    "Ey adem oğulları, ben size and vermedim mi ki: Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır."

    Hasan Basri Çantay

    (60-61) Ey Adem oğulları, "Şeytana tapmayın. Çünkü o, sizin için (Rabbinizden) ayıran bir düşmandır, Bana ibadet edin. işte dosdoğru yo! budur" diye size emr etmedim mi? (buyuracak).

    İbni Kesir

    Ey Ademoğulları; Ben, size; şeytana tapmayın, o muhakkak ki sizin apaçık bir düşmanınızdır, diye ahdetmedim mi?

    Mehmet Alagaş

    (60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Ey Ademoğulları! Size, Şeytan'a ibadet etmeyin. Çünkü o, sizin apaçık düşmanınızdır." deyip söz almadım mı?

    Süleyman Ateş

    "Ey Adem oğulları, ben size and vermedim mi: Şeytana tapmayın o sizin apaçık düşmanınızdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey ademoğulları, size sorumluluk yüklemedim mi? Şeytan'a kul olmayın, o sizin açık düşmanınızdır dipnot 1 ;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytana kul olanlar, hayatlarında Allah'ı ikinci sıraya koyanlardır.

    Şaban Britch

    "Ey Adem oğulları! Size, şeytana ibadet etmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır." demedim mi?

    Şaban Piriş

    (60-61) -Ey Adem oğulları! Size, şeytana kulluk etmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. Bana kulluk edin. Dosdoğru yol budur, diye buyurmamış mıydım?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey ademoğulları! Ben size, "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için açık bir düşmandır!" demedim mi?

  3. Yâsîn suresi, 61. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 61. ayet. وَأَنِ ٱعْبُدُونِى هَٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ

    Diyanet İşleri

    (60-61) "Ey Ademoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"

    Mehmet Okuyan

    Bana kulluk edin; doğru yol budur' demedim mi?

    Mustafa İslamoğlu

    Ve yalnız Bana kulluk edin, dosdoğru yol budur!

    Muhammed Esed

    Ve (yalnız Bana ibadet edin!) Dosdoğru yol budur!

    Ahmed Hulusi

    "Bana kulluk edin (hakikatin gereğini hissedip yaşayın)! Sırat-ı müstakim budur" (diye?).

    Ali Bulaç

    "Bana kulluk edin, doğru yol budur."

    Ali Özek ve heyeti

    «Ve bana kulluk ediniz, doğru yol budur» demedim mi?

    Ali Rıza Safa

    "Bana hizmet edin. Dosdoğru yol, işte budur!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bana kulluk ediniz, doğru yol budur, demedim mi?"

    Edip Yüksel

    Bana hizmet edin. Bu en doğru yoldur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bana kulluk edin. Bu en doğru yoldur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bana kulluk edin, doğru yol budur, diye.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    "Ve bana kulluk edin doğru yol budur" diye

    Erhan Aktaş

    Bana kulluk dipnot 1 edin. Dosdoğru yol budur.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her insan kaçınılmaz olarak kuldur. Bu seçime bağlı olmayıp. Zorunlu bir durumdur. Seçim kul olup olmamakla ilgili değil, kulluğun kime yapılacağı ile ilgilidir. Kulluk ya Allah'a ya da Allah'tan başka şeylere olur. Allah'a özgü olan kulluk gerçek özgürlüktür. Allah'tan başkasına olan kulluk ise köleliktir. Allah'a kul olmayan bir kimse; bir düşünceye, görüşe, doğaya, iktidara, sisteme, kişiye, unvana, paraya, dünya malına vs. kul olmak zorundadır. Bu kulluk doğası gereği köleliktir. İnsan yaşamında kulluğun kapsamadığı, kulluğun dışına tutulabilecek hiçbir alan yoktur. Bir Mü'min için kulluk, insanın ruhen ve bedenen bütün varlığı ile Allah'a bilinçli bir bağlılık ile yönelmesidir. İbadet ve kulluk anlam olarak aynı şeydir: İbadet kul kelimesinin mastarıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bana kulluk dipnot 1 edin. Dosdoğru yol budur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kulluk, kaçınılmaz, zorunlu bir durumdur; seçim, kul olup olmamakla ilgili bir şey olmayıp, kulluğun kime yapılacağı ile ilgilidir. Kulluk; ya Allah'a özgü olur ya da Allah'ın dışında başka şeylere olur. Kulluğun Allah'a özgü olması özgürlüktür, Allah'tan başkasına: bir güce, dünya malına, insanın kendi hevasına, iktidara, düşünceye, kişiye vs. olması ise köleliktir. Kulluk seçiminde tevhid gerçekleştirilmezse inanca dair her şey anlamını ve önemini yitirir, yaşam ve inanç şirke dönüşür. İnsanın yaşamında kulluğun kapsamadığı hiçbir alan yoktur. Müslüman için kulluk insanın ruhen ve bedenen bütün varlığı ile Allah'a bilinçli bir bağlılık ve yönelmesidir. İbadet, kulluğun mastar formudur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bana kulluk edin. Dosdoğru yol budur.

    Gültekin Onan

    "Bana kulluk edin, doğru yol budur."

    Hasan Basri Çantay

    (60-61) Ey Adem oğulları, "Şeytana tapmayın. Çünkü o, sizin için (Rabbinizden) ayıran bir düşmandır, Bana ibadet edin. işte dosdoğru yo! budur" diye size emr etmedim mi? (buyuracak).

    İbni Kesir

    Ve; Bana kulluk edersiniz, işte bu, dosdoğru yoldur, diye.

    Mehmet Alagaş

    (60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bana ibadet edin. Dosdoğru yol budur, demedim mi?

    Süleyman Ateş

    Bana tapın doğru yol budur diye?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bana kul olun, doğru yol budur" demedim mi dipnot 1 ?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Araf 7/172-173) ve birçok ayet, her insanın, çevresinde ve kendi üzerinde yaptığı gözlemler sonucu Allah'ın varlığına ve birliğine şahit olduğunu bildirir. Birçok doğru bilgi ve davranış da böyle öğrenilir. Bir peygamberin tebliği ulaşmamış olsa bile bunlar, yukarıdaki sorulara muhatap olması için yeterli olur.

    Şaban Britch

    Bana ibadet edin. Dosdoğru yol budur, diye buyurmamış mıydım?

    Şaban Piriş

    (60-61) -Ey Adem oğulları! Size, şeytana kulluk etmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. Bana kulluk edin. Dosdoğru yol budur, diye buyurmamış mıydım?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Bana ibadet edin, dosdoğru yol budur!" demedim mi?

  4. Yâsîn suresi, 62. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 62. ayet. وَلَقَدْ أَضَلَّ مِنكُمْ جِبِلًّا كَثِيرًا أَفَلَمْ تَكُونُوا۟ تَعْقِلُونَ

    Diyanet İşleri

    "Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?"

    Mehmet Okuyan

    Şeytan sizden pek çok nesli saptırdı; akıl etmediniz mi?

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu (o Şeytan) sizden bir çok nesli yoldan çıkarmıştır; o zaman aklınız başınızda değil miydi?

    Muhammed Esed

    (Şeytana gelince,) o bir çoğunuzu saptırmıştır; neden aklınızı kullanmıyorsunuz?"

    Ahmed Hulusi

    "Andolsun ki (kendinizi yok olup gidecek beden zannınız) sizden pek çok cemaatleri saptırdı! Aklınızı kullanmadınız mı?"

    Ali Bulaç

    Andolsun o, sizden birçok insan neslini saptırmıştı. Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz?

    Ali Özek ve heyeti

    Şeytan sizden pek çok milleti kandırıp saptırdı. Hâla akıl erdiremiyor musunuz?

    Ali Rıza Safa

    "Gerçek şu ki, aranızdan birçok kuşakları saptırdı; aklınızı hiç kullanmadınız mı?"

    Bayraktar Bayraklı

    Yemin olsun, şeytan içinizden birçok nesli saptırmıştı. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Edip Yüksel

    Buna rağmen o, sizden birçok nesilleri saptırdı. Hiç aklınızı kullanmaz mıydınız?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Buna rağmen o, sizden bir çok nesilleri saptırdı. Hiç aklınızı kullanmaz mıydınız?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böyle, iken yüceliğime karşı o içinizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. O zaman sizin akıllarınız yok muydu?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Böyle iken celalıma karşı o içinizden birçok cibilletleri yoldan çıkardı, ya o vakıt sizin akıllarınız yokmıy dı?

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki sizden birçoklarını saptırdı. Sizde bunu anlayacak akıl yok muydu?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki sizden birçoklarını saptırdı. Sizde bunu anlayacak akıl yok muydu?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki sizden birçoklarını saptırdı. Sizde bunu anlayacak akıl yok muydu?

    Gültekin Onan

    Andolsun o, sizden birçok insan neslini saptırmıştı. Yine de akletmez misiniz?

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki (şeytan) sizden birçok halkı sapdırmadı. O vakit neye akıl etmiyordunuz?

    İbni Kesir

    Andolsun ki; o, sizden birçok nesilleri saptırmıştı. Hala akletmez misiniz?

    Mehmet Alagaş

    (60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, sizden çoğu toplumları saptırmıştı. Hiç mi akıl erdirmiyordunuz?

    Süleyman Ateş

    "O, sizden birçok kuşağı saptırmıştı. Düşünmüyor muydunuz?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, içinizden nice nesilleri yoldan çıkardı, aklınızı çalıştırmıyor muydunuz?

    Şaban Britch

    O, sizden çoğu toplumları saptırmıştı. Hiç mi akıl erdirmiyordunuz?

    Şaban Piriş

    O, sizden çoğu toplumları saptırmıştı. Hiç aklınızı kullanmadınız mı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, şeytan, içinizden birçok nesli saptırmıştı. Aklınızı hiç işletmiyor muydunuz?

  5. Yâsîn suresi, 63. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 63. ayet. هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

    Diyanet İşleri

    "İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir."

    Mustafa İslamoğlu

    İşte, size vaad edilen cehennem budur.

    Muhammed Esed

    "İşte tekrar tekrar uyarıldığınız cehennem:

    Ahmed Hulusi

    "İşte bu vadolunduğunuz cehennemdir!"

    Ali Bulaç

    İşte bu, size vadedilmiş cehennemdir.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte, bu size vâdedilen cehennemdir.

    Ali Rıza Safa

    "Uyarıldığınız cehennem, işte budur!"

    Bayraktar Bayraklı

    "İşte, bu size vaad edilen cehennemdir."

    Edip Yüksel

    İşte, size söz verilen cehennem budur!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte, size söz verilen cehennem budur!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bu va'd olunup durduğunuz cehennem.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu işte o Cehennem ki va'dolunur dururdunuz

    Erhan Aktaş

    İşte, uyarılmış olduğunuz Cehennem budur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte, uyarılmış olduğunuz Cehennem budur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte, uyarılmış olduğunuz Cehennem budur.

    Gültekin Onan

    İşte bu, size vadedilmiş cehennemdir.

    Hasan Basri Çantay

    İşte bu, (öteden beri) tehdid edegeldiğiniz cehennemdir.

    İbni Kesir

    İşte bu, size vaadolunan cehennemdir.

    Mehmet Alagaş

    (60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bu, size vadedilen Cehennem'dir.

    Süleyman Ateş

    "İşte size söylenen cehennem!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte tehdit edildiğiniz Cehennem!

    Şaban Britch

    İşte size vaat olunan Cehennem!

    Şaban Piriş

    İşte size vaat olunan Cehennem!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Alın size, tehdit edildiğiniz cehennem!

  6. Yâsîn suresi, 64. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 64. ayet. ٱصْلَوْهَا ٱلْيَوْمَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

    Diyanet İşleri

    "İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!"

    Mustafa İslamoğlu

    Israrla inkar etmenizin bir sonucu olarak bugün oraya destek verin!"

    Muhammed Esed

    hakkı ısrarla inkar etmenizin sonucu olarak bugün oraya girin!"

    Ahmed Hulusi

    "Hakikatinizi inkarınızın karşılığı olarak şimdi yaşayın sonucunu!"

    Ali Bulaç

    İnkar etmenize karşılık olmak üzere bugün oraya girin.

    Ali Özek ve heyeti

    İnkârınız sebebiyle bugün oraya girin!

    Ali Rıza Safa

    "Nankörlük ettiğiniz için, bugün oraya girin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "İnkarınız sebebiyle bugün oraya giriniz."

    Edip Yüksel

    İnkarınızın bir sonucu olarak orada yanınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarınızın bir sonucu olarak orada yanınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bugün yaslanın bakalım ona inkar ettiğiniz için.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu gün yaslanın ona bakalım küfrettiğiniz için

    Erhan Aktaş

    Kafir olduğunuz için bugün oraya girin!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafir olduğunuz için bugün oraya girin!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler olduğunuz için bugün oraya girin!

    Gültekin Onan

    Küfretmenize karşılık olmak üzere bugün oraya girin.

    Hasan Basri Çantay

    Küfür (ve inkarda ısrar) edişinize mukaabil girin oraya.

    İbni Kesir

    Küfretmekte olduğunuzdan dolayı bugün girin oraya.

    Mehmet Alagaş

    (60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Küfrünüz (İnkârınız) sebebiyle bugün girin oraya!

    Süleyman Ateş

    "İnkarınızdan dolayı bugün oraya girin!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bugün girin oraya; onu anlamazlıktan geliyordunuz.

    Şaban Britch

    Küfredişiniz sebebiyle bugün girin oraya!

    Şaban Piriş

    Nankörlük etmiş olduğunuz için bugün girin oraya!

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnkar edip durmanız yüzünden dalın oraya bugün!

  7. Yâsîn suresi, 65. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 65. ayet. ٱلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَىٰٓ أَفْوَٰهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَآ أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    Diyanet İşleri

    O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.

    Mehmet Okuyan

    Bugün onların ağızlarını mühürleyeceğiz; kazandıkları (yaptıkları) hakkında bize elleri konuşacak ve ayakları da şahitlik edecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: İsrâ 17:36; Nûr 24:24; Fussilet 41:20.

    Mustafa İslamoğlu

    O gün ağızlarına mühür vururuz; ve Bize onların elleri konuşur, ayakları yaptıklarına şahitlik eder.

    Muhammed Esed

    O gün ağızlarına mühür vuracağız, fakat elleri dile gelecek ve ayakları (hayatta iken) yapmış oldukları her şeye tanıklık edecektir.

    Ahmed Hulusi

    O süreçte ağızlarını mühürleriz; yaptıkları hakkında elleri konuşur ve ayakları şahitlik eder bize.

    Ali Bulaç

    Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz; (günahtan ve sevaptan yana) kazandıklarını, elleri bize söylemekte, ayakları (aleyhlerinde) şahitlik etmektedir.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.

    Ali Rıza Safa

    O gün, ağızlarına damga vururuz. Elleri konuşacak; ayakları da yaptıklarına tanıklık edecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.

    Edip Yüksel

    O gün ağızlarına mühür vururuz da, bizimle elleri konuşur ve yapmış olduklarına da ayakları tanıklık eder.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün ağızlarına mühür vururuz da, bizimle elleri konuşur ve yapmış olduklarına da ayakları tanıklık eder.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bugün ağızlarını mühürleriz de neler kazandıklarını bize elleri söyler, ayaklar şahitlik eder.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu gün ağızlarını mühürleriz de bize elleri söyler ve ayakları şehadet eyler: neler kesbediyorlardı

    Erhan Aktaş

    Bugün onların ağızlarını kapatırız. Bize elleri konuşur, ayakları da kazandıkları şeylere tanıklık eder.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bugün onların ağızlarını kapatırız. Bize elleri konuşur, ayakları da kazandıkları şeylere tanıklık eder.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bugün onların ağızlarını kapatırız. Bize elleri konuşur, ayakları da kazandıkları şeylere tanıklık eder.

    Gültekin Onan

    Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz; (günahtan ve sevaptan yana) kazandıklarını, elleri bize söylemekte, ayakları (aleyhlerinde) şahitlik etmektedir.

    Hasan Basri Çantay

    O gün ağızlarının üstüne mühür basarız. Ne irtikab ediyor idiyseler bize elleri söyler, ayakları (ve diğer uzuvları) da şahidlik eder.

    İbni Kesir

    Bugün, onların ağızlarını mühürleriz. Bizimle elleri konuşur ve yapmakta oldukları şeye ayakları şehadet eder.

    Mehmet Alagaş

    (60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün onların ağızlarını mühürleriz. Yaptıklarını bizlere elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.

    Süleyman Ateş

    O gün ağızlarını mühürleriz, elleri bize söyler, ayakları yaptıklarına şahidlik eder.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bugün ağızlarına mühür basarız; bize elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahitlik eder.

    Şaban Britch

    Bugün, onların ağızlarını mühürleyeceğiz, bizimle elleri konuşacak. Ayakları da yapıp, kazandıklarına şahitlik edecektir.

    Şaban Piriş

    Bugün, onların ağızlarını mühürleyeceğiz, bizimle elleri konuşacak. Ayakları da yaptıklarına şahitlik edecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün, ağızlarını mühürleyeceğiz. Bize elleri konuşacak, ayakları da kazanmış olduklarına tanıklık edecek.

  8. Yâsîn suresi, 66. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 66. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَطَمَسْنَا عَلَىٰٓ أَعْيُنِهِمْ فَٱسْتَبَقُوا۟ ٱلصِّرَٰطَ فَأَنَّىٰ يُبْصِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu halde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!

    Mehmet Okuyan

    Dileseydik gözlerini silip (kör eder)dik de yolu bulmaya koşuşurlardı; (bu durumda) nasıl görebilirler ki!

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer (Ademoğlu'nu iradesiz yaratmak) isteseydik, onların görüp kavrama yeteneklerini iyice köreltirdik de (hayvanlar gibi) yoldan (çıkmak için) yarışırlardı. O takdirde (doğruyu) nereden, nasıl görebileceklerdi?

    Muhammed Esed

    Eğer (insanların doğru ile yanlışı ayırd edememelerini) dilemiş olsaydık, onları görüp anlama melekesinden yoksun bırakırdık da (doğru) yoldan hep şaşarlardı, ama (öyle olsaydı) onlar (doğruyu) nasıl görebilirlerdi?

    Ahmed Hulusi

    Dileseydik gözlerini silme kör ederdik de yolda (öylece) koşuşurlardı. . . Fakat nasıl görebilecekler (bu gerçeği)?

    Ali Bulaç

    Eğer dilemiş olsaydık, gözlerinin üstüne bastırır kör ederdik, böylece yola dökülüp koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki?

    Ali Özek ve heyeti

    Dilesek onların gözlerini büsbütün kör ederdik. O zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlar, ama nasıl göreceklerdi?

    Ali Rıza Safa

    Eğer dileseydik, gözlerini kör ederdik; yola dökülürlerdi. Bu durumda nasıl göreceklerdi?

    Bayraktar Bayraklı

    Dileseydik, onların gözlerini tamamen kör ederdik. O zaman yola koyulmak isterler, ama nasıl görecekler!

    Edip Yüksel

    Dilesek gözlerini büsbütün kör ederdik. Yolu bulmaya çalıştıklarında göremezlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dilesek gözlerini büsbütün silerdik. Yolu bulmaya çalıştıklarında göremezlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem dilersek gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi, fakat nereden görecekler?

    Erhan Aktaş

    Eğer dileseydik, elbette gözlerini kör ederdik de yol bulmak için koşuşturup dururlardı. Yollarını nasıl bulacaklardı ki?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer dileseydik, elbette gözlerini kör ederdik de yol bulmak için koşuşturup dururlardı. Yollarını nasıl bulacaklardı ki?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer dileseydik, elbette gözlerini kör ederdik de yol bulmak için koşuşturup dururlardı. Yollarını nasıl bulacaklardı ki?

    Gültekin Onan

    Eğer dilemiş olsaydık, gözlerinin üstüne bastırır kör ederdik, böylece yola dökülüp koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki?

    Hasan Basri Çantay

    Eğer dileseydik onları gözlerinin üzerinden silme kör yapardık da yolda koşuşub (didişib) kalırlardı. Artık nasıl göreceklerdi?

    İbni Kesir

    Biz isteseydik; onların gözlerini kör ederdik de yolda koşuşup kalırlardı. Ama nasıl göreceklerdi ki.

    Mehmet Alagaş

    (60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dileseydik; gözlerini silme kör ederdik de, o zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlardı. Fakat nasıl görecekler ki?

    Süleyman Ateş

    Dilesek gözlerini silerdik de yola dökülürlerdi, ama nasıl görecekler?

    Süleymaniye Vakfı

    (Sapmalarını) Biz tercih etseydik dipnot 1 elbette gözlerini büsbütün yok ederdik. O zaman yolu bulmak için koşuşurlardı ama onu nasıl göreceklerdi ki!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شَاء) fiili ile ilgili olarak bkz. Yasin 36/43.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Düzeni farklı kursaydık dipnot 1 gözlerini silme kör ederdik; arkasından yola gelme yarışına girerlerdi ama nereden göreceklerdi ki?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      لَوْ نَشَاء ‘nün anlamı "şey etsek ama etmeyiz"dir. Yani koyduğu kanunun (sünnetullah) dışına çıksak, ama çıkmayız, demek olur. Ayete yukarıdaki anlamın verilmesinin sebebi budur.

    Şaban Britch

    Dileseydik, gözlerini tamamen kör ederdik de, o zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlardı. Oysa nasıl görebilirler?

    Şaban Piriş

    Dileseydik, gözlerini tamamen kör ederdik de yol bulmak için didinirlerdi, oysa nasıl görebilirler?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dilesek, gözlerini siler, onları elbette kör ederiz. O zaman yola koyulmak isterler ama nasıl görecekler?

  9. Yâsîn suresi, 67. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 67. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَمَسَخْنَٰهُمْ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمْ فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُونَ

    Diyanet İşleri

    Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.

    Mehmet Okuyan

    Dileseydik oldukları yerde şekillerini değiştirirdik de ileri gitmeye güç yetiremezlerdi ve geri de dönemezler(di)! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet şöyle de tercüme edilebilir: "Dileseydik, onları bulundukları yere çakardık da ne ileri gidebilirlerdi ne de geri dönebilirlerdi!"

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer (böyle olmalarını) dileseydik, mutlaka onları kendi konumlarına göre başka bir hale dönüştürürdük. O takdirde ne savuşturabilirler ne de geri dönebilirlerdi.

    Muhammed Esed

    Eğer (doğru ile yanlış arasında seçim yapma özgürlüğünden yoksun olmalarını) dilemiş olsaydık, onları kesinlikle farklı bir tabiatta yaratırdık ve bulundukları yerde (kökleştirirdik ki) ne ileri gidebilsinler, ne de geri dönebilsinler.

    Ahmed Hulusi

    Dileseydik mekanları üzere onları mesh ederdik (bulundukları anlayış üzere onları sabitlerdik) de artık ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ve ne de eski hallerine dönebilirlerdi.

    Ali Bulaç

    Eğer dilemiş olsaydık, oldukları yerde (en görkemli çağlarında) onları bir başka kalıba sokardık; böylece ne ileri gitmeye, ne geri dönmeye güç yetirebilirlerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer dilesek oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi ne de geri gelmeye!

    Ali Rıza Safa

    Eğer dileseydik, oldukları yerde onları değiştirirdik. Ne ileri gitmeye ne de geri dönmeye güçleri yetmezdi. dipnot 372

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 372
      "Değiştirirdik." olarak yazdığımız söylem, kimi Kur'an çevirilerinde, "Başka yaratıklara dönüştürürdük." veya "Hayvana çevirirdik." veya "Dondururduk." veya "Başka bir kalıba sokardık." biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Dileseydik, oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de, ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi; ne geri gelmeye!

    Edip Yüksel

    Dilesek onları oldukları yerde dondurur ne ileri gidebilir ne de geri dönebilirlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dilesek onları oldukları yerde dondurur ne ileri gidebilir ne de geri dönebilirlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yine dilesek kendilerini oldukları yerde kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de dönebilirlerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Daha dilesek kendilerini oldukları yerde meshediverdik de ne ileri gidebilirlerdi ne dönebilirlerdi

    Erhan Aktaş

    Eğer dileseydik, oldukları yerde sabit bir şekle dönüştürürdük dipnot 1 , ileri gitmeye de geri dönmeye de güç yetiremezlerdi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İradesiz, hareket edemez bir nesne yapardık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer dileseydik, oldukları yerde sabit bir şekle dönüştürürdük, dipnot 1 ileri gitmeye de geri dönmeye de güç yetiremezlerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İradesiz, hareket edemez bir nesne yapardık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer dileseydik, oldukları yerde sabit bir şekle dönüştürürdük, dipnot 1 ileri gitmeye de geri dönmeye de güç yetiremezlerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İradesi elinden alınmış, hareket edemez bir nesne yapardık.

    Gültekin Onan

    Eğer dilemiş olsaydık, oldukları yerde (en görkemli çağlarında) onları bir başka kalıba sokardık; böylece ne ileri gitmeye, ne geri dönmeye güç yetirebilirlerdi.

    Hasan Basri Çantay

    Yine dileseydik onları oldukları yerde suratlarını değişdirib bambaşka çirkin bir mahiyyete getirirdik de ne ileri gitmiye, ne geri dönüb gelmiye güçleri yetmezdi.

    İbni Kesir

    Biz isteseydik; onları oldukları yerde dondururduk da ileri geçmeye güçleri yetmezdi. Geri de dönemezlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer dilesek; oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de, ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi, ne de geri gelmeye.

    Süleyman Ateş

    Dilesek kılıklarını değiştirip onları oldukları yerde dondururduk, ne ileri gidebilir, ne geri dönebilirlerdi.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz tercih etseydik onları elbette oldukları yerde başka bir varlığa dönüştürürdük. Artık ne ileri ne de geri gidebilirlerdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Düzeni farklı kursaydık dipnot 1 onları, oldukları yerde başka kalıba sokardık. Sonra ne yola devam edebilir ne de geri dönebilirlerdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Önceki dipnota bkz.

    Şaban Britch

    Eğer dilesek oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de, ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi, ne de geri gelmeye.

    Şaban Piriş

    Eğer dileseydik, kalıplarını değiştirirdik de ileri gitmeye de geri dönmeye de güçleri yetmezdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dilesek, onları oldukları yerde hayvana çeviririz. O zaman ne ileri gitmeye güçleri yeter ne de geri dönebilirler.

  10. Yâsîn suresi, 68. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 68. ayet. وَمَن نُّعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِى ٱلْخَلْقِ أَفَلَا يَعْقِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hala düşünmeyecekler mi?

    Mehmet Okuyan

    Uzun ömür verdiğimizi yaratılışta tersine çeviririz. dipnot 1 Akıl etmiyorlar mı?

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Nahl 16:70 ve Hacc 22:5. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Burada inkarcıların uzun yaşamalarının kendi lehlerine olmadığına, inanmadıkları bir âleme doğru gittiklerine dair bir mesaj vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve kimin ömrünü uzatırsak, onun doğuştan gelen yeteneklerinde eksiltme yaparız: hala akıllarını kullanmayacaklar mı?

    Muhammed Esed

    Ama (şunu daima hatırlasınlar ki) Biz bir insanın ömrünü uzatırsak, aynı zamanda onun güç ve yeteneklerinde (yaşlandıkça) bir azalma meydana getiririz; (buna rağmen) hala akıllarını kullanmazlar mı?

    Ahmed Hulusi

    Kimi uzun ömürlü yaparsak onu yaratılışı itibarıyla zayıflatırız. Hala akıllarını kullanmazlar mı?

    Ali Bulaç

    Kime uzun ömür verirsek, yaratılışta onu tersine çeviririz. Yine de akıllarını kullanmayacaklar mı?

    Ali Özek ve heyeti

    Kime uzun ömür verirsek biz onun gelişmesini tersine çeviririz. Hiç düşünmüyorlar mı?

    Ali Rıza Safa

    Kime uzun ömür verirsek, yaratılışta, onu ters çeviririz. Yine de akıllarını kullanmayacaklar mı?

    Bayraktar Bayraklı

    Kime uzun ömür verirsek biz, onun gelişmesini tersine çeviririz. Hiç akıllarını kullanmıyorlar mı?

    Edip Yüksel

    Kime çok ömür verirsek, yaratılışını tersine çeviririz. Anlamaz mısınız?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kime çok ömür verirsek, yaratılışını tersine çeviririz. Anlamaz mısınız?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak yaratılışta onu tersine çeviri(p güçten düşürü)yoruz. Hala akıllanmayacaklar mı?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bununla beraber her kimin ömrünü uzatıyorsak hılkatte onu tersine çeviriyoruz, hala da akıllanmıyacaklar mı?

    Erhan Aktaş

    Kimin ömrünü uzatırsak, zamanla yaratılış olarak onu tersine çeviririz dipnot 1 . Buna rağmen hala akıllarını kullanmayacaklar mı?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaşlandıkça sahip olduğu güç azalmaya başlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kimin ömrünü uzatırsak, zamanla yaratılış olarak onu tersine çeviririz. dipnot 1 Buna rağmen hala akıllarını kullanmayacaklar mı?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaşlandıkça sahip olduğu güç azalmaya başlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kimin ömrünü uzatırsak, zamanla yaratılış olarak onu tersine çeviririz. dipnot 1 Buna rağmen hala akıllarını kullanmayacaklar mı?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaşlandıkça sahip olduğu güç azalmaya başlar.

    Gültekin Onan

    Kime uzun ömür verirsek, yaratılışta onu tersine çeviririz. Yine de akletmezler mi?

    Hasan Basri Çantay

    Kime uzun ömür veriyorsak onun yaratılışını baş aşağı ediyoruz. (Buna da) akılları ermiyor mu?

    İbni Kesir

    Kimi de uzun ömürlü yaparsak; onun yaratılışını tersine çeviririz. Hala akletmezler mi?

    Mehmet Alagaş

    (60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kime uzun ömür verirsek onu yaratılışında tersine döndürürüz. Hâlâ akletmiyorlar mı?

    Süleyman Ateş

    Kime uzun ömür versek, onun yaratılışını baş aşağı çevirir (gücünü azaltır)ız, (sonunda zayıflar, ihtiyarlar). Akıllarını kullanmıyorlar mı?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kime uzun ömür verirsek yaratılışını tersine çeviririz dipnot 1 ; hiç akıllanmıyorlar mı?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaşlandıkça gücünü kaybeder.

    Şaban Britch

    Kime uzun ömür verirsek onu yaratılışında tersine döndürürüz. Hala akletmiyorlar mı?

    Şaban Piriş

    Kime uzun ömür verirsek onu yaratılışta tersine döndürürüz. Hiç akıllarını kullanmıyorlar mı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kimi uzun ömürlü kılarsak, onu yaratılışta gerisin geri çeviririz. Hala akıllarını işletmiyorlar mı?

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.