Bakara suresi · 83–86. ayetler

Misak: ana babaya iyilik, kan dökmemek

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 83. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 83. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ لَا تَعْبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَانًا وَذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَقُولُوا۟ لِلنَّاسِ حُسْنًا وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنكُمْ وَأَنتُم مُّعْرِضُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz" diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.

    Mehmet Okuyan

    Hani biz, İsrailoğulları'ndan "Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz; ana babaya güzel davranacaksınız; dipnot 1 yakınlara, yetimlere ve yoksullara (iyilik yapacaksınız)" diye söz almıştık. İnsanlara güzel söz söyleyin; namazı kılın ve zekâtı verin! dipnot 2 Sonunda azınız hariç, yüz çevirerek dönüp gitmiştiniz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nisâ 4:36; En‘âm 6:151; İsrâ 17:23-24; Meryem 19:14, 32; ‘Ankebût 29:8; Lokmân 31:14; Ahkâf 46:15.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu buyruk namaz, oruç, zekât, kurban vs. ibadetlerin eski ümmetlerden beri farz olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:183; Al-i İmrân 3:39; Mâide 5:12; Yûnus 10:87; İbrâhîm 14:40; Kehf 18:21; Meryem 19:31, 55, 59; Tâhâ 20:14; Hacc 22:26-30, 34-37; Enbiyâ 21:73; Lokmân 31:17; Şûrâ 42:13.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani bir zaman İsrailoğullarından yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakınlara, kimsesizlere, yoksullara iyilik yapacaksınız, insanlara güzel söz söyleyeceksiniz, namazı istikametle kılacaksınız, zekatı vereceksiniz diye söz almıştık. Sizden birkaç istisna dışında hepiniz sözünüzden dönmüştünüz; ve siz pek dönek bir toplumsunuz.

    Muhammed Esed

    Ve bir zaman, (ey) İsrailoğulları, (sizden) şu (konularda) kesin taahhüt almıştık: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz; akraba ve ebeveyninize, yetimlere ve fakirlere iyilik yapacaksınız; bütün insanlarla güzellikle konuşacaksınız; namazlarınızda dikkatli ve devamlı olacaksınız ve karşılıksız yardımda bulunacaksınız." Ama, birkaçınız dışında bu sözünüzden döndünüz: zaten siz, inatçı, isyankar bir topluluksunuz!

    Ahmed Hulusi

    Hani İsrailoğullarından söz almıştık; Allah gayrını var kabul edip ona tapınmayın, ana-babanızın hakkını verin, yakınlarınıza, yetimlere, yoksullara ihsanda bulunun; insanlara güzel (Hakk'a erdirici) sözler söyleyin; namazı ikame edip zekatı verin. (Onlardaki namaz ve zekat İslam'dakinden farklıydı. ) Ancak bundan sonra, birazınız hariç, yüz çevirdiniz ve hala da çevirmekte devam ediyorsunuz.

    Ali Bulaç

    Hani İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye misak almıştık. Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hala) yüz çeviriyorsunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    Vaktiyle biz, İsrâiloğullarından: Yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve «İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin» demiştik. Sonra içinizden çok azınız hariç (bu sözden) döndünüz. Hala da yüz çevirip duruyorsunuz.

    Ali Rıza Safa

    İsrailoğullarından kesin söz almıştık: "Allah'tan başkasına hizmet etmeyeceksiniz; anne-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilik yapacaksınız; insanlarla güzel konuşacaksınız; namazı dosdoğru kılacaksınız ve zekatı vereceksiniz!" Sonra, çok azınız dışında, yüz çevirerek döndünüz.

    Bayraktar Bayraklı

    Hani biz,İsrailoğulları'ndan şöyle söz almıştık: Sadece Allah'a kulluk edeceksiniz; ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara doğru olanı söyleyiniz, namazı kılınız, zekatı veriniz. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.

    Edip Yüksel

    İsrail oğullarndan şöyle söz almıştık: ALLAH'tan başkasına hizmet etmeyecek, anaya babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlarla dostça konuşacaksınız. Salatı gözetecek, zekatı vereceksiniz. Fakat bundan sonra pek azınız hariç geri döndünüz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İsrailoğullarından şöyle söz almıştık: ALLAH'tan başkasına tapmayacak, anaya babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlarla dostça konuşacaksınız. Namazı gözetecek, zekatı vereceksiniz. Fakat bundan sonra pek azınız hariç döndünüz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve bir vakit İsrailoğullarından şöyle söz almıştık: "Allah'tan başkasına tapmayacaksınız, ana-babaya, yakınlığı olanlara, öksüzlere ve biçarelere de iyilik yapacaksınız. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekatı verin." Sonra pek azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hala da dönüyorsunuz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bir vakit İsrail oğullarının şöyle misakını aldık: Allahdan başkasına tapmıyacaksınız; ebeveyne ihsan, yakınlığı olanlara da, öksüzlere de, biçarelere de; nasa güzellik söyleyin; namazı kılın; zekatı verin; sonra pek azınız müstesna sözünüzden döndünüz, hala da dönüyorsunuz

    Erhan Aktaş

    Hani! Bir zaman İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk dipnot 1 etmeyin; anne ve babaya, öksüzlere, düşkünlere iyilik yapın; insanlara iyi söz söyleyin, "Salatı ikame edin, zekatı yapın. dipnot 2 " diye kesin söz almıştık. Sonra, içinizden pek azınız hariç sözünüzden döndünüz. Ve sizler, döneklik yapanlarsınız.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her insan kaçınılmaz olarak kuldur. Bu seçime bağlı olmayıp. Zorunlu bir durumdur. Seçim kul olup olmamakla ilgili değil, kulluğun kime yapılacağı ile ilgilidir. Kulluk ya Allah'a ya da Allah'tan başka şeylere olur. Allah'a özgü olan kulluk gerçek özgürlüktür. Allah'tan başkasına olan kulluk ise köleliktir. Allah'a kul olmayan bir kimse; bir düşünceye, görüşe, doğaya, iktidara, sisteme, kişiye, ünvana, paraya, dünya malına vs. kul olmak zorundadır. Bu kulluk doğası gereği köleliktir. İnsan yaşamında kulluğun kapsamadığı, kulluğun dışına tutulabilecek hiçbir alan yoktur. Bir Mü'min için kulluk, insanın ruhen ve bedenen bütün varlığı ile Allah'a bilinçli bir bağlılık ile yönelmesidir. İbadet ve kulluk anlam olarak aynı şeydir: İbadet kul kelimesinin mastarıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 2:43. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani! Bir zaman İsrailoğulları'ndan, Allah'tan başkasına kulluk etmeyin; anne ve babaya, öksüzlere, düşkünlere iyilik yapın; insanlara iyi söz söyleyin, "salatı ikame edin, zekatı yapın dipnot 1 ", diye kesin söz almıştık. Sonra, içinizden pek azınız hariç sözünüzden döndünüz. Ve sizler, döneklik yapanlarsınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz: 2:43'ün dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani! Bir zaman İsrailoğulları'ndan, Allah'tan başkasına kulluk etmeyin; anne ve babaya, öksüzlere, düşkünlere iyilik yapın; insanlara güzel söz söyleyin, "salatı ikame edin, zekatı verin dipnot 1 ", diye kesin söz almıştık. Sonra, içinizden pek azınız hariç sözünüzden döndünüz. Ve sizler, döneklik yapanlarsınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çevirilerde ayette ki salat sözcüğüne namaz anlamı verilmektedir. Oysaki burada ki salat namaz değildir: ibadete layık yegane ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua e ibadeti şirkten arındırılmış bilinçle ve arınmış, temizlenmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Salat, sözcük olarak namazın yanısıra Allah'a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, destek, dayanışma, yardımlaşma, yakından ilgilenme ve din gibi anlamlara gelmektedir.

    Gültekin Onan

    Hani İsrailoğullarından "Tanrı'dan başkasına kulluk etmeyin, anaya babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın (ihsanen), insanlara güzel söz söyleyin, namazı gözetin ve zekatı verin" diye misak almıştık Sonra siz pek azınız dışında döndünüz / yüz çevirdiniz (tevelleytüm) ve (hala) yüz çeviriyorsunuz.

    Hasan Basri Çantay

    Hani İsrail oğullarından: "Allahdan başkasına ibadet etmeyin, anaya, babaya, hısımlara, yetimlere, yoksullara iyilik yapın, insanlara güzellikle söyleyin, dosdoğru namaz kılın, zekat verin" diye (emretmiş), te'minatlı söz almışdık. Sonra (bu sağlam sözünüze karşı) içinizden birazınız hark olmak üzere arka döndünüz ve siz (de atalarınız gibi) haala yüz çevirmekde berdevamsınız.

    İbni Kesir

    Hani, İsrailoğullarından; Allah'tan başkasına ibadet etmeyin; anaya, babaya, akrabalara, yetimlere, yoksullara iyilik yapın. İnsanlara güzellikle söyleyin, namaz kılın zekat verin diye söz almıştık. Sonra pek azınız müstesna yüz çevirdiniz. Ve siz hala yüz çevirenlerdensiniz.

    Mehmet Alagaş

    (83-86) Bir vakit İsrailoğullarından bir söz almıştık Allah’tan başkasına tapmayın, anne babaya , yakınlığı olanlara, yetimlere ve yoksunlara / miskinlere güzel davranışlarda bulunun, namazı kalkıp kılın, zekâtı verin. Sonra azınız hariç yüz çevirdiniz (verilen sözü adeta duvara astınız) döneklik ettiniz. Yine bir vakit sizden söz aldık kanlarınızı dökmeyeceksiniz birbirinizi yurtlarınızdan / diyarlarınızdan çıkarmayacaksınız sonra bu sözü tekrar ettiniz ve sizler şahitlik te ettiniz. Sonra siz, işte şunlarsınız; birbirinizi öldürüyorsunuz, bir bölümünüz sizden birilerini diyarlarından çıkarıyor, onlar aleyhine günah ve düşmanlık hususunda birbirinizle yardımlaşıyorsunuz, esir olarak size getirildiklerinde onlardan fidye alıyorsunuz , size haram olmasına rağmen onları yurtlarından çıkarıyorsunuz. Siz kitabın bir kısmına mı inanıyorsunuz? Bir kısmını da inkâr mı ediyorsunuz? Sizden bu şekilde yapanın cezası dünya hayatında utanılacak haldir / rezilliktir, kıyamet gününde ise azabın daha şiddetlisine geri itilirler (raddü). Allah yapıyor olduklarınızdan gafil değildir. Onlar ki ahiret hayatı yerine dünya hayatının müşterisi olmuş almışlardır , onlardan azap kesinlikle hafifletilmeyecektir , onlara yardım da edilmeyecektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İsrailoğulları'ndan: "Allah’tan başkasına ibadet etmeyin, anaya, babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edin, insanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin!" diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız dışında sözünüzden döndünüz ve hala da dönmeye devam ediyorsunuz.

    Süleyman Ateş

    Biz İsrail oğullarından şöyle söz almıştık: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, anaya-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekatı verin!" Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz; hala da yüz çevirip duruyorsunuz.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün İsrailoğullarından şöyle söz almıştık: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, ana ve babanıza, yakınlarınıza, yetimlere ve miskinlere /çaresizlere dipnot 1 güzel davranacaksınız. İnsanlarla güzel konuşacak, namazı düzgün ve sürekli kılacak, zekatı da vereceksiniz". (Ey İsrailoğulları!) Pek azınız hariç, yüz çevirip sözünüzden dönmüştünüz. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Miskin; geliri açlık sınırı altında, çaresiz durumda kalmış ve ihtiyaçlı olduğu her halinden belli olan kişidir. Oruç tutabilenlerin Ramazan bayramında vermesi gereken fitre /fidyenin en düşük ölçüsü miskin yiyeceği (Bakara 2/184) olduğundan, miskinlerin ihtiyaç sahipleri içinde en düşük seviyedeki kesim olduğu anlaşılmaktadır. Bunlar temel ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için doyurulması gereken (Kalem 68/24), bir hatanın keffareti olarak "yedirilmesi veya giydirilmesi" emredilen (Maide 5/89-95, Mücadele 58/4), Müslümanların mallarında hakkı olan (İsra 17/26, Rum 30/38), mirastan yararlandırılan (Nisa 4/8), kendilerine ihsanda bulunulması istenen (Nisa 4/36) dolayısıyla gönüllü veya zorunlu harcama kalemlerinin hepsinde yer alan kişilerdir (Bakara 2/177- 215, Tevbe 9/60, İnsan 76/8).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün İsrailoğulları'ndan "Allah'tan başkasına kul olmayacaksınız; ananıza babanıza, yakınlarınıza, yetimlere ve çaresizlere dipnot 1 iyi davranacaksınız. İnsanlarla güzel konuşacak, namazı düzgün ve süreklı kılacak ve zekatı vereceksiniz." diye söz almıştık. Sonra pek azı dışında hepsi yan çizerek sözlerinden dönmüşlerdi. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Çaresiz" diye meal verdiğimiz kelime miskindir; kök anlamı hareketin ardından durağanlaşmadır. Nebimiz şöyle demiştir: "Miskin bir parça, iki parça yiyecek ile yetinen kişi değildir. İhtiyacını karşılayamadığı halde utanan veya ısrarla kimseden bir şey isteyemeyen kişidir." (Buhari, Zekat 53) Gemileri delinen kişilerle ilgili şöyle bir ayet vardır: "O gemi denizde çalışan miskinlere aitti, önlerinde her gemiye zorla el koyan bir kral vardı; bu sebeple onu hasarlı hale getirmek istedim."(Kehf, 18/79) Çünkü gemi ellerinden alınınca işsiz kalacaklardır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından mealde bu sanat yok sayılmıştır. Bkz. (Bakara 2/49)'un dipnotu.

    Şaban Britch

    İsrailoğullarından: Allah’tan başkasına ibadet etmeyin, anaya, babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edin, insanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin! diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız dışında sözünüzden döndünüz ve hala da dönmeye devam ediyorsunuz.

    Şaban Piriş

    İsrailoğullarından: -Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anaya, babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edin, insanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekatı verin! diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız dışında sözünüzden döndünüz ve hala da dönmeye devam ediyorsunuz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İsrailoğulları'ndan şöyle bir söz de almıştık: Allah'tan başkasına ibadet etmeyin, anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik ve güzellikle davranın. İnsanlara güzeli ve güzelliği söyleyin. Namazı kılın, zekatı verin. Bütün bunlardan sonra siz, pek azınız müstesna, sırt çevirdiniz. Hala da yüz çevirip duruyorsunuz.

  2. Bakara suresi, 84. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 84. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ لَا تَسْفِكُونَ دِمَآءَكُمْ وَلَا تُخْرِجُونَ أَنفُسَكُم مِّن دِيَٰرِكُمْ ثُمَّ أَقْرَرْتُمْ وَأَنتُمْ تَشْهَدُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hala şahitlik etmektesiniz.

    Mehmet Okuyan

    Hani birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sizden söz almıştık. Sonunda siz de şahit olarak (bunları) kabul etmiştiniz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah İsrailoğullarından aldığı sözlerle ilgili bir başka noktaya değinmekte, bu duruma kendi kitaplarındaki bilgilerle de şahit olduklarını ifade etmektedir. Ayette yer alan hitap her ne kadar öncelikli olarak Medine'deki kitap ehline yönelik olsa da mesaj evrensel anlamda bütün insanlığadır. Çünkü insanların birbirlerini öldürmemeleri gerektiği, bir insanı öldürenin bütün insanlığı öldürmüş gibi olacağı, bir insanı hayata kavuşturanın da bütün insanlığı diriltmiş gibi olacağı ifade edilmektedir (Mâide 5:32). Bu arada insanların birbirlerini haksız yere yerlerinden yurtlarından sürmeleri, onları vatansız bırakmaları son derece kötü bir durumdur. Yüce Allah insanların, böyle haksız davranışları gündemlerinden çıkarmalarını istemektedir. Kişi kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına da asla ve asla yapmamalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine sizden "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız" diye de söz almıştık; üstelik siz de bunu ikrar etmiştiniz; hala da buna şahitsiniz.

    Muhammed Esed

    O zaman, birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan sürmeyeceğinize dair kesin söz almıştık sizden, siz de kabul etmiştiniz; ve (şimdi de) buna şahitlik yapıyorsunuz.

    Ahmed Hulusi

    Hani sizden, birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yaşadığı yerden uzaklaştırmayın diye söz almıştık. Siz de buna şahitlik eder halde ikrar (kabul) etmiştiniz.

    Ali Bulaç

    Hani sizden "Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın" diye misak almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız, hala (buna) şahitlik ediyorsunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey İsrâiloğulları!) Birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sizden kesin bir söz almıştık. Her şeyi görerek sonunda bunları kabul etmiştiniz.

    Ali Rıza Safa

    Oysa sizden kesin söz almıştık: "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız!" Bunu kabul etmiş ve tanık olmuştunuz.

    Bayraktar Bayraklı

    Hatırlayınız ki, sizden,"Birbirinizin kanını akıtmayınız, birbirinizi yurtlarınızdan çıkartmayınız"diye sağlam söz almıştık. Sonra siz bunu kabullendiniz ve birbirinize karşı şahitlik ettiniz.

    Edip Yüksel

    Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarından çıkarmayacaksınız diye de sizden söz almıştık. Bunu kabul etmiş ve tanık olmuştunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarından çıkarmıyacaksınız diye de sizden söz almıştık. Bunu kabul etmiş ve tanık olmuştunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yine bir vakit kesin sözünüzü almıştık: "Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız." Sonra siz bunu ikrar da ettiniz ve ikrarınıza şahit de oldunuz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yine bir vakit misakınızı aldık; biribirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, ve nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız, sonra siz buna ıkrar da verdiniz ve ıkrarınıza şahit de oldunuz

    Erhan Aktaş

    Hani! Bir zamanlar sizden, birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair kesin söz almıştık. Bu sözümüzü kabul ettiğinizin tanıkları sizlersiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani! Bir zamanlar sizden, birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair kesin söz almıştık. Bu sözümüzü kabul ettiğinizin tanıkları sizlersiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani! Bir zamanlar sizden, birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair kesin söz almıştık. Bu sözümüzü kabul ettiğinizin tanıkları sizlersiniz.

    Gültekin Onan

    Hani sizden "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan (diyariküm) çıkarmıyacaksınız diye misak almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız (akrertüm). Hala da buna tanıklarsınız.

    Hasan Basri Çantay

    Hani sizden (ey Yahudiler,) "(Birbirinizin) kanlarını (haksız) yere) akıtmayın, kendinizi kendi yurdlarınızdan çıkarmayın" diye kat'i söz almışdık. Sonra siz de (buna karşı) ikraar vermişdiniz ve haala (bu yolda aleyhinizde) şahidlik edib duruyorsunuz da.

    İbni Kesir

    Hani; bir de kanınızı dökmeyin, birbirinizi yurdunuzdan sürmeyin diye söz almıştık, sonra bunu ikrar ettiniz ve şahid de oldunuz.

    Mehmet Alagaş

    (83-86) Bir vakit İsrailoğullarından bir söz almıştık Allah’tan başkasına tapmayın, anne babaya , yakınlığı olanlara, yetimlere ve yoksunlara / miskinlere güzel davranışlarda bulunun, namazı kalkıp kılın, zekâtı verin. Sonra azınız hariç yüz çevirdiniz (verilen sözü adeta duvara astınız) döneklik ettiniz. Yine bir vakit sizden söz aldık kanlarınızı dökmeyeceksiniz birbirinizi yurtlarınızdan / diyarlarınızdan çıkarmayacaksınız sonra bu sözü tekrar ettiniz ve sizler şahitlik te ettiniz. Sonra siz, işte şunlarsınız; birbirinizi öldürüyorsunuz, bir bölümünüz sizden birilerini diyarlarından çıkarıyor, onlar aleyhine günah ve düşmanlık hususunda birbirinizle yardımlaşıyorsunuz, esir olarak size getirildiklerinde onlardan fidye alıyorsunuz , size haram olmasına rağmen onları yurtlarından çıkarıyorsunuz. Siz kitabın bir kısmına mı inanıyorsunuz? Bir kısmını da inkâr mı ediyorsunuz? Sizden bu şekilde yapanın cezası dünya hayatında utanılacak haldir / rezilliktir, kıyamet gününde ise azabın daha şiddetlisine geri itilirler (raddü). Allah yapıyor olduklarınızdan gafil değildir. Onlar ki ahiret hayatı yerine dünya hayatının müşterisi olmuş almışlardır , onlardan azap kesinlikle hafifletilmeyecektir , onlara yardım da edilmeyecektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Ey İsrailoğulları!) “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz.

    Süleyman Ateş

    "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz,birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız?" diye sizden kesin söz almıştık; göre göre bunu kabul etmiştiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, sizden olanları yurdunuzdan çıkarmayacaksınız!" diye de söz almıştık. Bunu da kabul etmiştiniz. Siz bunu (Tevrat'ta) dipnot 1 görüyorsunuz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ın ifadeleri şöyledir: "Rab diyor ki, İsrailli kardeşlerinize saldırmayın, onlarla savaşmayın." (
      I. Krallar 12:24 — Eski Ahit, 1. Krallar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Krallar 12:24

      ‹RAB diyor ki, İsrailli kardeşlerinize saldırmayın, onlarla savaşmayın. Herkes evine dönsün! Çünkü bu olayı ben düzenledim.› ” RABbin bu sözlerini duyan halk Onun buyruğuna uyup evine döndü.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). "Egemen Rab şöyle diyor: Yeter artık, ey İsrail önderleri! Zorbalığı, baskıyı bırakın. Adil ve doğru olanı yapın. Halkımı kendi topraklarından kovmayın." (
      Hezekiel 45:9 — Eski Ahit, Hezekiel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Hezekiel 45:9

      “ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Yeter artık, ey İsrail önderleri! Zorbalığı, baskıyı bırakın. Adil ve doğru olanı yapın. Halkımı kendi topraklarından kovmayın. Egemen RAB böyle diyor.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün sizden yine "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, kendinizden olanları yurdunuzdan çıkarmayacaksınız!" diye söz aldık. Bunu kabul etmiştiniz; siz de buna şahitsiniz.

    Şaban Britch

    Sizden; “Kanınızı akıtmayınız, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayınız” diye söz almıştık; sonra siz de söz vermiştiniz ve hala buna şahitlik ediyorsunuz.

    Şaban Piriş

    Sizden "boş yere kanınızı akıtmayınız, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayınız" diye söz almıştık; sonra siz de söz vermiştiniz ve hala buna şahitlik ediyorsunuz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizden şu sözü de almıştık: Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz. Birbirlerinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız. Bunu kabul etmiştiniz. Hala da buna tanıklarsınız.

  3. Bakara suresi, 85. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 85. ayet. ثُمَّ أَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ تَقْتُلُونَ أَنفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَرِيقًا مِّنكُم مِّن دِيَٰرِهِمْ تَظَٰهَرُونَ عَلَيْهِم بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَإِن يَأْتُوكُمْ أُسَٰرَىٰ تُفَٰدُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ إِخْرَاجُهُمْ أَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ ٱلْكِتَٰبِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍ فَمَا جَزَآءُ مَن يَفْعَلُ ذَٰلِكَ مِنكُمْ إِلَّا خِزْىٌ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يُرَدُّونَ إِلَىٰٓ أَشَدِّ ٱلْعَذَابِ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab'ın (Tevrat'ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Mehmet Okuyan

    Ardından siz öyle kimselersiniz ki birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyor, günahta ve düşmanlıkta onlara karşı birbirinize arka çıkıyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu hâlde (hem çıkarıyor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidye veri(p onları kurtarı)yorsunuz. dipnot 1 Yoksa siz Kitab'ın (Tevrat'ın) bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? dipnot 2 Böyle davrananlarınızın cezası, dünya hayatında rezillikten başka nedir ki! Kıyamet gününde ise en şiddetli azaba çarptırılacaklardır. Allah yapmakta olduklarınızdan asla habersiz değildir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah İsrailoğullarından aldığı sözlerle ilgili olarak yaptığı uyarılara itibar etmediklerini, emirleri tutmadıkları için kendileriyle çeliş-tiklerini, bunun zararını kendilerinin çektiğini bildirmekte, bu duruma kendi kitaplarındaki bilgilerle de şahit olduklarını ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kitabın yani vahyin bir bölümüne inanıp bir kısmını inkârın küfür olduğu Nisâ 4:150-151'de bildirilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bütün bunlara rağmen birbirinizi katleden, günah ve düşmanlıkta dayanışma sergileyerek kendi içinizden bir kısımını yurtlarından çıkaran -ki onların çıkarılması size kesinlikle yasaklanmıştı- ve elinize esir düşdüklerinde onları ancak fidye karşılığı serbest bırakan yine sizlerdiniz. Şimdi siz vahyin bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? İyi bilin ki, sizden kim böyle yaparsa, kesinlikle onun cezası dünya hayatında zilletten başka bir şey olmayacaktır. Ahirette ise azabın en acıklısına mahkum olacaklar. Zira Allah yaptıklarınıza karşı duyarsız değildir.

    Muhammed Esed

    Buna rağmen yine sizlersiniz birbirinizi katleden ve -kesinlikle yasaklanmış olduğu halde- kendi halkınızdan bir kısmını yurtlarından süren, onlara karşı günahkarlık ve nefrette yarışıp yardımlaşan ve esir olarak elinize düştüklerinde onları ancak fidye alarak bırakan! Böyle yaparak, ilahi kelamın bir kısmına inanıyor, diğer kısmını inkar mı ediyorsunuz? Öyleyse bilin ki, içinizden böyle yapanların karşılığı, bütün dünya hayatında zilletten ve Kıyamet Günü en acıklı azaba uğratılmaktan başka bir şey olmayacaktır. Zira Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.

    Ahmed Hulusi

    Halbuki siz birbirinizi öldürüyorsunuz, içinizden bir grubu yurtlarından çıkartıyorsunuz. Onlar aleyhine haksız yere düşmanlıkta birleşiyorsunuz. Esir olup da geri getirilirlerse fidyelerini verip onları aranızdan çıkartıyorsunuz (oysa bu haramdı). Yoksa siz (Kitabın) hakikat bilgisinin bir kısmına iman edip bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanların ereceği karşılık, dünya yaşamında rezil olmaktır. Kıyamet sürecinde ise azabın en şiddetlisine düçar olurlar! Allah yaptıklarınızdan hakikatiniz olarak gafil değildir.

    Ali Bulaç

    Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından sürüp çıkarıyor ve günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyeleşiyordunuz. Oysa onları çıkarmanız, size haram kılınmıştı. Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu misakı kabul eden sizler, (verdiğiniz sözün tersine) birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir zümreyi yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı yardımlaşıyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu halde (hem çıkarıyor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidye verip onları kurtarıyorsunuz. Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak zillettir. Kıyâmet gününde ise en şiddetli azaba uğratılacaklardır. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.

    Ali Rıza Safa

    Yine de birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir kümeyi yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmanız size yasaklanmış olmasına karşın, size tutsak düştük lerinde kurtulmalık istiyorsunuz. Yoksa Kitap'ın bir bölümüne inanıp, bir bölümünü inkar mı ediyorsunuz? İşte, aranızdan böyle yapanların cezası, dünya yaşamında aşağılanmaktır. Yeniden Yaratılış Günü'nde ise yaman bir cezaya uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan zaten habersiz değildir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu sözleşmeyi kabul eden sizler, verdiğiniz sözün aksine birbirinizi öldürüyor ve aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz. Günah ve düşmanlıkta onlara karşı birleşip yardımlaşıyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu halde, size esir olarak geldiklerinde, fidyeleşip esir değişimi yapıyorsunuz. Siz kitabın bir kısmına inanıyor, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında rüsvaylıktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde de onlar, en şiddetli azaba iletilecekler. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Edip Yüksel

    Tüm bunlardan sonra, sizler hala birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmanız zaten size haramken, bu yetmiyormuş gibi size esir düştüklerinde bir de onlardan fidye istiyorsunuz. Yoksa siz kitabın bir kısmını onaylayıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Böyle davrananların cezası dünya hayatında rezil olmak ve Diriliş Gününde de azabın en çetinine uğratılmaktan başka ne olabilir? ALLAH yaptıklarınızdan gafil değil.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tüm bunlardan sonra, sizler hala birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmanız zaten size haramken, bu yetmiyormuş gibi size esir düştüklerinde bir de onlardan fidye istiyorsunuz. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Böyle davrananların cezası dünya hayatında rezil olmak ve Diriliş Gününde de azabın en çetinine uğratılmaktan başka ne olabilir? ALLAH yaptıklarınızdan gafil değil.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra sizler yine şöyle kimselersiniz ki kendi kendinizi öldürüyorsunuz ve içinizden bir zümreyi yurtlarından çıkarıyorsunuz, aleyhlerinde günah ve düşmanlıkla birleşip yardımlaşıyorsunuz. Şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkışıyorsunuz. Oysa çıkarılmaları size haram kılınmıştı. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Şu halde içinizde böyle yapanlar sonuçta dünya hayatında rüsvaylıktan başka ne kazanırlar? Kıyamet günü de en şiddetli azaba kakılırlar. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra da sizler ta şunlarsınız ki kendilerinizi öldürüyorsunuz ve kendinizden bir firkayı diyarlarından çıkarıyorsunuz, aleyhlerinde ism-ü udvan ile birleşiyor tezahürde bulunuyorsunuz ve şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeğe kalkıyorsunuz, halbuki çıkarılmaları üzerinize haram kılınmış idi, ya siz kitabın bir kısmına inanıp da bir kısmına küfür mü ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar binnetice Dünya hayatında bir rüsvalıktan başka ne kazanırlar, kıyamet günü de en şiddetli azaba kakılırlar, Allah yaptıklarınızdan gafil değildir

    Erhan Aktaş

    Sonra siz o kimselersiniz ki; birbirinizi öldüren, bir kısmınızı yurtlarından çıkarıp, onlara karşı günahta ve düşmanlıkta iş birliği yapanlarsınız. Bir de esir olarak size gelirlerse, onlarla fidyeleşiyorsunuz. dipnot 1 Oysa onları yurtlarından çıkarmak, üzerinize haram kılınmıştı. Yoksa böyle yapmakla Kitap'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanların cezası dünya hayatında aşağılanma, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğramaktır. Zira Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fidye karşılığında bırakıyorsunuz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra siz o kimselersiniz ki; birbirinizi öldüren, bir kısmınızı yurtlarından çıkarıp, onlara karşı günahta ve düşmanlıkta iş birliği yapanlarsınız. Bir de esir olarak size gelirlerse, onlarla fidyeleşiyorsunuz. dipnot 1 Oysa onları yurtlarından çıkarmak, üzerinize haram kılınmıştı. Yoksa böyle yapmakla Kitap'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz. Sizden böyle yapanların cezası dünya hayatında aşağılanma, Kıyamet Günü'nde de en şiddetli azaba uğramaktır. Zira Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fidye karşılığında bırakıyorsunuz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra siz o kimselersiniz ki; birbirinizi öldüren, bir kısmınızı yurtlarından çıkarıp, onlara karşı günahta ve düşmanlıkta işbirliği yapanlarsınız. Bir de esir olarak size gelirlerse onlarla esir değişimi yapıyorsunuz. Oysa, onları yurtlarından çıkarmak, üzerinize haram kılınmıştı. Yoksa böyle yapmakla Kitap'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz. Sizden böyle yapanların cezası dünya hayatında aşağılanma, Kıyamet Günü'nde de en şiddetli azaba uğramaktır. Zira Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Gültekin Onan

    (Tüm bunlardan) sonra, sizler hala birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir bölümü (ferai) yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmanız zaten size haramken, bu yetmiyormuş gibi size esir düştüklerinde bir de onlardan fidye istiyorsunuz. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmına küfür mü ediyorsunuz? Böyle davrananların cezası dünya hayatında rezil olmak ve diriliş gününde de azabın en çetinine uğratılmaktan başka ne olabilir? Tanrı yaptıklarınızdan gafil değildir.

    Hasan Basri Çantay

    (Öyle oldukdan) sonra sizler, yine onlarsınız ki (işte) kendilerinizi öldürüyor, içinizden bir fırkayı yurdlarından çıkarıyor, aleyhlerinde günah ile, düşmanlıkla birleşib yardımlaşıyorsunuz. Eğer size esir olub gelirlerse kendileriyle fidyeleşir (esir mübadelesi yapar, Yine onların; yurdlarında kalmasına müsaade etmez) siniz. Halbuki onların çıkarılması size haram kılınmışdı. Yoksa siz Kitabın (fidyeye aid) bir kısmına inanıyorsunuz da (Katl-i nefsi, nefyi, kötülükde yardımlaşmayı men' eden) bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapan (lar) ın cezası dünya hayaatında bir rüsvaylıkdan (esir ve makhur yaşamakdan) başka (bir şey) değildir. Kıyamet gününde de onlar azabın en çetinine itileceklerdir. Allah, ne yaparsanız (hiç birinden) gaafil değildir.

    İbni Kesir

    Sonra sizler; birbirinizi öldüren, aranızdan bir takımını yurtlarından süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkla birleşen, onları (yurtlarından) çıkarmak haram kılınmışken esir olarak geldiklerinde fidyeleşmeye kalkan kimselersiniz. Yoksa kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanın cezası; dünya hayatında rezil olmaktan başka birşey değildir. Kıyamet gününde ise onlar, azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.

    Mehmet Alagaş

    (83-86) Bir vakit İsrailoğullarından bir söz almıştık Allah’tan başkasına tapmayın, anne babaya , yakınlığı olanlara, yetimlere ve yoksunlara / miskinlere güzel davranışlarda bulunun, namazı kalkıp kılın, zekâtı verin. Sonra azınız hariç yüz çevirdiniz (verilen sözü adeta duvara astınız) döneklik ettiniz. Yine bir vakit sizden söz aldık kanlarınızı dökmeyeceksiniz birbirinizi yurtlarınızdan / diyarlarınızdan çıkarmayacaksınız sonra bu sözü tekrar ettiniz ve sizler şahitlik te ettiniz. Sonra siz, işte şunlarsınız; birbirinizi öldürüyorsunuz, bir bölümünüz sizden birilerini diyarlarından çıkarıyor, onlar aleyhine günah ve düşmanlık hususunda birbirinizle yardımlaşıyorsunuz, esir olarak size getirildiklerinde onlardan fidye alıyorsunuz , size haram olmasına rağmen onları yurtlarından çıkarıyorsunuz. Siz kitabın bir kısmına mı inanıyorsunuz? Bir kısmını da inkâr mı ediyorsunuz? Sizden bu şekilde yapanın cezası dünya hayatında utanılacak haldir / rezilliktir, kıyamet gününde ise azabın daha şiddetlisine geri itilirler (raddü). Allah yapıyor olduklarınızdan gafil değildir. Onlar ki ahiret hayatı yerine dünya hayatının müşterisi olmuş almışlardır , onlardan azap kesinlikle hafifletilmeyecektir , onlara yardım da edilmeyecektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz kitabın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu hâlde içinizden böyle yapanın cezası dünya hayatında rezil olmak ve kıyamet gününde azabın en şiddetlisine uğratılmaktan başka bir şey değildir. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Süleyman Ateş

    Ama siz yine birbirinizi öldürüyorsunuz, sizden bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz; onlara karşı günah ve düşmanlık yapmakta birleşiyorsunuz, onları çıkarmak size yasaklanmış iken (çıkarıyorsunuz, sonra da) esir olarak geldiklerinde fidyelerini veriyor (kurtarıyor)sunuz. Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka nedir? Kıyamet gününde de (onlar) azabın en şiddetlisine itilirler. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir.

    Süleymaniye Vakfı

    Artık siz öyle bir haldesiniz ki birbirinizi öldürüyor, içinizden birtakım insanları yurtlarından çıkarıyor, onlara karşı günah dipnot 1 ve düşmanlık konusunda birbirinize destek veriyorsunuz. Esir olarak geldiklerinde de fidye verip kurtarıyorsunuz. Oysa onları çıkarmanız size zaten yasaktır. Şimdi siz, o kitabın (Tevrat'ın) bir bölümüne inanıyor, bir bölümünü görmezlikte direniyor musunuz? İçinizden bunu yapanın hak ettiği, dünya hayatında rezil olmaktan başka nedir? Böyleleri kıyamet /mezardan kalkış günü de azabın en çetinine dipnot 2 çarptırılırlar. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      'Günah' anlamı verdiğimiz ism (إِثْمَ), kişiyi sevaptan yani iyiliklerden uzaklaştıran davranış anlamındadır (Müfredat). Allah, 'ism' olarak tanımladığı her davranışı, haram saymıştır (A'raf 7/33).
    2. metne dön, dipnot 2
      "En çetin" diye anlam verdiğimiz eşedd (أَشَدِّ) kelimesi, "en üst seviyede bağlantılı" anlamındadır (Müfredat). Allah, vereceği cezayı, kulunun suçuna bağlamıştır(En'am 6/160).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık siz öyle bir haldesiniz ki birbirinizi öldürüyor, içinizden birtakımını yurtlarından çıkarıyor, onlara yapılan kötülük ve düşmanlığa destek veriyorsunuz. Esir düştükleri haberi gelince de fidye verip kurtarıyorsunuz. Onları sürgün etmek size zaten haramdır. Şimdi siz, Kitabın bir bölümüne inanıyor, bir bölümünü görmezlikten mi geliyorsunuz? İçinizden bunu yapanın hak ettiği nedir? Şu hayatta perişanlıktan başkası mı? Böylelerine Kıyamet dipnot 1 gününde en şiddetli azap verilir. Yaptığınız hiçbir şey, Allah'a gizli kalmaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet, ayağa kalkmak demektir. Kıyamet günü, insanların yeniden dirilip kabirlerinden kalkacakları günün adıdır.

    Şaban Britch

    Buna rağmen, yine birbirinizi öldüren, aranızdan bir grubu yurtlarından süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, onları çıkarmak haramken (hem çıkarıyor hem de) size esir olarak geldiklerinde fidyelerini veren kimselersiniz; yoksa siz, kitabın bir kısmına inanıyorsunuz da bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanın cezası dünya hayatında rezil olmak ve kıyamet gününde azabın en şiddetlisine uğratılmaktan başka nedir? Allah sizin yaptıklarınızın hiçbirinden gafil değildir.

    Şaban Piriş

    Buna rağmen, yine birbirinizi öldüren, aranızdan bir grubu yurtlarından süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, -onları çıkarmak haramken- size esir olarak geldiklerinde fidyelerini veren kimselersiniz; yoksa, siz, kitabın bir kısmına inanıyorsunuz da bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanın cezası dünya hayatında rezil olmak ve kıyamet gününde azabın en şiddetlisine uğratılmaktan başka nedir? Allah sizin yaptıklarınızın hiç birinden gafil değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bütün bunlardan sonra siz şu insanlarsınız: Birbirinizi öldürüyorsunuz. İçinizden bir zümreyi yurtlarından çıkarıyorsunuz. Onlar aleyhine kötülük ve düşmanlık hususunda dayanışmaya giriyorsunuz. Esasında onları yurtlarından çıkarmak size haram edildiği halde, esir olarak size geldiklerinde fidyelerini veriyorsunuz. Şimdi siz Kitap'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? İçinizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezillikten başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise böyleleri azabın en şiddetlisine itilir. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.

  4. Bakara suresi, 86. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 86. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا بِٱلْـَٔاخِرَةِ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.

    Mehmet Okuyan

    İşte onlar, ahirete karşılık dünya hayatını satın alanlardır. (Bu yüzden) azapları hafifletilmeyecek dipnot 1 ve kendilerine yardım edilmeyecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:162; Al-i İmrân 3:88; Nahl 16:85; Fâtır 35:36; Mü'min 40:49; Zuhruf 43:75.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bunlardır ahireti feda edip karşılığında dünya hayatını satın alanlar. Böyle kimselerin azabı hafifletilmeyecek ve onlara yardım da edilmeyecektir.

    Muhammed Esed

    Ahiret hayatı karşılığında bu dünya hayatını satın alanlar var ya, işte böylelerinin azabı hafifletilmeyecek ve onlara yardım edilmeyecektir.

    Ahmed Hulusi

    İşte onlar sonsuz gelecekleri (içsel hakikat yaşamları) karşılığında dünya (bedensel arzu ve zevkler) hayatını satın almışlardır. Onların azabı hafifletilmez! Onlara yardım da edilmez.

    Ali Bulaç

    İşte bunlar, ahireti verip dünya hayatını satın alanlardır; bundan dolayı azabları hafifletilmez ve kendilerine yardım edilmez.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte onlar, âhirete karşılık dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bu yüzden ne azapları hafifletilecek, ne de kendilerine yardım edilecektir.

    Ali Rıza Safa

    İşte onlar, sonsuz yaşam karşılığında, dünya yaşamını satın almışlardır. Bu yüzden, ne cezaları azaltılacak ne de yardım edilecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ahirete karşılık dünya hayatını tercih eden bu kişilerin azapları hafifletilmeyecek ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.

    Edip Yüksel

    Onlar, ahiret karşılığında dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bu yüzden azapları hafifletilmez ve kendilerine yardım edilmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, ahiret karşılığında dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bu yüzden azapları hafifletilmez ve kendilerine yardım edilmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunlar, ahireti dünya hayatına satmış kimselerdir. Onun için bunlardan azap hafifletilmez ve kendilerine bir yardım da yapılmaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunlar Ahıreti dünya hayatına satmış kimselerdir, onun için bunlardan azab hafiflendirilmez ve kendilerine bir yardım da olunmaz

    Erhan Aktaş

    Onlar, dünya hayatına karşılık ahiret hayatını satan kimselerdir. Bundan dolayı onlardan azap hafifletilmeyecek ve onlara yardım da edilmeyecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, dünya hayatına karşılık ahiret hayatını satan kimselerdir. Bundan dolayı onlardan azap hafifletilmeyecek ve onlara yardım da edilmeyecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, dünya hayatına karşılık ahiret hayatını satan kimselerdir. Bundan dolayı onlardan azap hafifletilmeyecek ve onlara yardım da edilmeyecektir.

    Gültekin Onan

    İşte bunlar, ahiret karşılığında dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bu yüzden / bundan dolayı azapları hafifletilmez ve kendilerine yardım edilmez (yunsarun).

    Hasan Basri Çantay

    Onlar ahirete bedel dünya hayatını satın almış kimselerdir. Bundan dolayı kendilerinden azab kaldırılıb hafifletilmeyecek, onlara yardım da edilmeyecekdir.

    İbni Kesir

    İşte onlar, ahirete karşı dünya hayatını satın almış olanlardır. Bu yüzden kendilerinden azab kaldırılıp, hafifletilmeyecek, yardım da yapılmayacaktır.

    Mehmet Alagaş

    (83-86) Bir vakit İsrailoğullarından bir söz almıştık Allah’tan başkasına tapmayın, anne babaya , yakınlığı olanlara, yetimlere ve yoksunlara / miskinlere güzel davranışlarda bulunun, namazı kalkıp kılın, zekâtı verin. Sonra azınız hariç yüz çevirdiniz (verilen sözü adeta duvara astınız) döneklik ettiniz. Yine bir vakit sizden söz aldık kanlarınızı dökmeyeceksiniz birbirinizi yurtlarınızdan / diyarlarınızdan çıkarmayacaksınız sonra bu sözü tekrar ettiniz ve sizler şahitlik te ettiniz. Sonra siz, işte şunlarsınız; birbirinizi öldürüyorsunuz, bir bölümünüz sizden birilerini diyarlarından çıkarıyor, onlar aleyhine günah ve düşmanlık hususunda birbirinizle yardımlaşıyorsunuz, esir olarak size getirildiklerinde onlardan fidye alıyorsunuz , size haram olmasına rağmen onları yurtlarından çıkarıyorsunuz. Siz kitabın bir kısmına mı inanıyorsunuz? Bir kısmını da inkâr mı ediyorsunuz? Sizden bu şekilde yapanın cezası dünya hayatında utanılacak haldir / rezilliktir, kıyamet gününde ise azabın daha şiddetlisine geri itilirler (raddü). Allah yapıyor olduklarınızdan gafil değildir. Onlar ki ahiret hayatı yerine dünya hayatının müşterisi olmuş almışlardır , onlardan azap kesinlikle hafifletilmeyecektir , onlara yardım da edilmeyecektir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onlar, ahirete karşılık dünya hayatını satın alan kimselerdir. Onlardan azap hiç hafifletilmeyecektir. Ve onlar, hiçbir yardım da göremeyeceklerdir.

    Süleyman Ateş

    İşte onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Onlardan azab hiç hafifletilmez ve onlara hiç yardım edilmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte ahireti verip dünyayı alanlar o kimselerdir. Onların azapları hafifletilmez, yardım da görmezler.

    Şaban Britch

    İşte onlar, ahireti satıp, dünya hayatını satın alan kimselerdir. Onlardan azap hiç hafifletilmeyecektir. Ve onlar, hiçbir yardım da göremeyeceklerdir.

    Şaban Piriş

    İşte onlar, ahireti satıp, dünya hayatını satın alan kimselerdir. Onlardan azap hiç hafifletilmeyecektir. Ve onlar, hiç bir yardım da göremeyeceklerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bunlar, ahıret karşılığında dünyayı satın alan kişilerdir. Azap, hafifletilmeyecektir onlardan. Hiç bir şekilde yardım da edilmeyecektir onlara.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.