Hasan Basri Çantay
Andolsun burçlar a malik olan göğe,
85. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Burûc suresi, 1. ayet. وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ
vessemâi ẕâti-lbürûc.
Andolsun burçlar a malik olan göğe,
Burûc suresi, 2. ayet. وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ
velyevmi-lmev`ûd.
o va'd olunan güne,
Burûc suresi, 3. ayet. وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ
veşâhidiv vemeşhûd.
şahidle meşhude ki,
Burûc suresi, 4. ayet. قُتِلَ أَصْحَٰبُ ٱلْأُخْدُودِ
ḳutile aṣḥâbü-l'uḫdûd.
(4-5) tutuşdurucu (malzeme ile hazırladıkları) o ateş hendeklerin saahibleri gebertilmişdir.
Burûc suresi, 5. ayet. ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ
ennâri ẕâti-lveḳûd.
(4-5) tutuşdurucu (malzeme ile hazırladıkları) o ateş hendeklerin saahibleri gebertilmişdir.
Burûc suresi, 6. ayet. إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ
iẕ hüm `aleyhâ ḳu`ûd.
O zaman onlar (o ateşin) etrafında oturucu idiler.
Burûc suresi, 7. ayet. وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ
vehüm `alâ mâ yef`alûne bilmü'minîne şühûd.
Onlar (Allaha) iman edenlere yapacakları (işkenceler) hususunda (hükümdarları nezdinde) şahidlik edeceklerdi.
Burûc suresi, 8. ayet. وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ
vemâ neḳamû minhüm illâ ey yü'minû billâhi-l`azîzi-lḥamîd.
Onlar, içlerinden (mü'minlerin) O yegane gaalib, her hamde layık Allaha iman etmelerinden başka (hiçbir şey'i) inkar etmemişlerdi.
Burûc suresi, 9. ayet. ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ
elleẕî lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. vellâhü `alâ külli şey'in şehîd.
(O Allah ki) göklerin ve yerin mülk (-ü tasarruf) u Onundur. Allah herşey'e hakkıyle şahiddir.
Burûc suresi, 10. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ
inne-lleẕîne fetenü-lmü'minîne velmü'minâti ŝümme lem yetûbû felehüm `aẕâbü cehenneme velehüm `aẕâbü-lḥarîḳ.
Hakıykat, erkek mü'minlerle kadın mü'minleri belaye uğratanlar, sonra da tevbe etmeyenler (yok mu?) onlar için cehennem azabı vardır, onlar için bir de yangın azabı.
Burûc suresi, 11. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْكَبِيرُ
inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm cennâtün tecrî min taḥtihe-l'enhâr. ẕâlike-lfevzü-lkebîr.
İman edib de güzel güzel amel (ve hareket) edenler (e gelince:) Altlarından ırmaklar akan cennetler de, onlarındır. Büyük kurtuluş (ve seadet de) budur.
Burûc suresi, 12. ayet. إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ
inne baṭşe rabbike leşedîd.
Hakıykat, Rabbinin kıskıvrak tutub yakalayışı pek çetindir.
Burûc suresi, 13. ayet. إِنَّهُۥ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ
innehû hüve yübdiü veyü`îd.
Çünkü O, ilkin var edenin de, (sonra yeniden diriltib kendisine) döndürecek olanın da ta kendisidir.
Burûc suresi, 14. ayet. وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ
vehüve-lgafûru-lvedûd.
O, (tevbe' eden mü'minleri) çok yarlığayan, (dostlarını) çok sevendir.
Burûc suresi, 15. ayet. ذُو ٱلْعَرْشِ ٱلْمَجِيدُ
ẕü-l`arşi-lmecîd.
Arşın saahibidir. (Zatinde de, sıfatlarında da) pek yücedir (büyükdür).
Burûc suresi, 16. ayet. فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ
fa``âlül limâ yürîd.
Ne dilerse hakkıyle yapandır.
Burûc suresi, 17. ayet. هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ
hel etâke ḥadîŝü-lcünûd.
(17-18) Sana (Habibim) o orduların, Firavn ve Semuudun haberi geldi ya.
Burûc suresi, 18. ayet. فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ
fir`avne veŝemûd.
(17-18) Sana (Habibim) o orduların, Firavn ve Semuudun haberi geldi ya.
Burûc suresi, 19. ayet. بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍ
beli-lleẕîne keferû fî tekẕîb.
Hayır, o küfredenler (haala) tekzibdedirler.
Burûc suresi, 20. ayet. وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ
vellâhü miv verâihim müḥîṭ.
Halbuki Allah, arkalarından (onları) kuşatıcıdır.
Burûc suresi, 21. ayet. بَلْ هُوَ قُرْءَانٌ مَّجِيدٌ
bel hüve ḳur'ânüm mecîd.
Daha doğrusu (kafirlerin tekzib etdikleri) o (kitab) çok şerefli bir Kur'andır,
Burûc suresi, 22. ayet. فِى لَوْحٍ مَّحْفُوظٍۭ
fî levḥim maḥfûż.
Ki mahfuuz bir levhadadır (o).