72. sure

Cin Suresi الجن

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 4 konu
  1. Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi ve söyledikleri 1–15 karşılaştır — Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi ve söyledikleri
  2. Dosdoğru olmak ve mescitler 16–19 karşılaştır — Dosdoğru olmak ve mescitler
  3. De ki: ben ancak Rabbime kulluk ederim 20–24 karşılaştır — De ki: ben ancak Rabbime kulluk ederim
  4. Gaybın bilgisi kime aittir 25–28 karşılaştır — Gaybın bilgisi kime aittir

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi ve söyledikleri 1–15

  1. Cin suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 1. ayet. قُلْ أُوحِىَ إِلَىَّ أَنَّهُ ٱسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَقَالُوٓا۟ إِنَّا سَمِعْنَا قُرْءَانًا عَجَبًا

    ḳul ûḥiye ileyye ennehü-steme`a neferum mine-lcinni feḳâlû innâ semi`nâ ḳur'ânen `acebâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 1. ayet

  2. Cin suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 2. ayet. يَهْدِىٓ إِلَى ٱلرُّشْدِ فَـَٔامَنَّا بِهِۦ وَلَن نُّشْرِكَ بِرَبِّنَآ أَحَدًا

    yehdî ile-rruşdi feâmennâ bih. velen nüşrike birabbinâ eḥadâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 2. ayet

  3. Cin suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 3. ayet. وَأَنَّهُۥ تَعَٰلَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا ٱتَّخَذَ صَٰحِبَةً وَلَا وَلَدًا

    veennehû te`âlâ ceddü rabbinâ me-tteḫaẕe ṣâḥibetev velâ veledâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 3. ayet

  4. Cin suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 4. ayet. وَأَنَّهُۥ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى ٱللَّهِ شَطَطًا

    veennehû kâne yeḳûlü sefîhünâ `ale-llâhi şeṭaṭâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 4. ayet

  5. Cin suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 5. ayet. وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن تَقُولَ ٱلْإِنسُ وَٱلْجِنُّ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا

    veennâ żanennâ el len teḳûle-l'insü velcinnü `ale-llâhi keẕibâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 5. ayet

  6. Cin suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 6. ayet. وَأَنَّهُۥ كَانَ رِجَالٌ مِّنَ ٱلْإِنسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا

    veennehû kâne ricâlüm mine-l'insi ye`ûẕûne biricâlim mine-lcinni fezâdûhüm raheḳâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 6. ayet

  7. Cin suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 7. ayet. وَأَنَّهُمْ ظَنُّوا۟ كَمَا ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَبْعَثَ ٱللَّهُ أَحَدًا

    veennehüm żannû kemâ żanentüm el ley yeb`aŝe-llâhü eḥadâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 7. ayet

  8. Cin suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 8. ayet. وَأَنَّا لَمَسْنَا ٱلسَّمَآءَ فَوَجَدْنَٰهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا

    veennâ lemesne-ssemâe fevecednâhâ müliet ḥarasen şedîdev veşühübâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 8. ayet

  9. Cin suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 9. ayet. وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَٰعِدَ لِلسَّمْعِ فَمَن يَسْتَمِعِ ٱلْـَٔانَ يَجِدْ لَهُۥ شِهَابًا رَّصَدًا

    veennâ künnâ naḳ`udü minhâ meḳâ`ide lissem`. femey yestemi`i-l'âne yecid lehû şihâber raṣadâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 9. ayet

  10. Cin suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 10. ayet. وَأَنَّا لَا نَدْرِىٓ أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَن فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ أَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًا

    veennâ lâ nedrî eşerrun ürîde bimen fi-l'arḍi em erâde bihim rabbühüm raşedâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 10. ayet

  11. Cin suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 11. ayet. وَأَنَّا مِنَّا ٱلصَّٰلِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَٰلِكَ كُنَّا طَرَآئِقَ قِدَدًا

    veennâ minne-ṣṣâliḥûne veminnâ dûne ẕâlik. künnâ ṭarâiḳa ḳidedâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 11. ayet

  12. Cin suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 12. ayet. وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن نُّعْجِزَ ٱللَّهَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَن نُّعْجِزَهُۥ هَرَبًا

    veennâ żanennâ el len nü`cize-llâhe fi-l'arḍi velen nü`cizehû herabâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 12. ayet

  13. Cin suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 13. ayet. وَأَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا ٱلْهُدَىٰٓ ءَامَنَّا بِهِۦ فَمَن يُؤْمِنۢ بِرَبِّهِۦ فَلَا يَخَافُ بَخْسًا وَلَا رَهَقًا

    veennâ lemmâ semi`ne-lhüdâ âmennâ bih. femey yü'mim birabbihî felâ yeḫâfü baḫsev velâ raheḳâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 13. ayet

  14. Cin suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 14. ayet. وَأَنَّا مِنَّا ٱلْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا ٱلْقَٰسِطُونَ فَمَنْ أَسْلَمَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ تَحَرَّوْا۟ رَشَدًا

    veennâ minne-lmüslimûne veminne-lḳâsiṭûn. femen esleme feülâike teḥarrav raşedâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 14. ayet

  15. Cin suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 15. ayet. وَأَمَّا ٱلْقَٰسِطُونَ فَكَانُوا۟ لِجَهَنَّمَ حَطَبًا

    veemme-lḳâsiṭûne fekânû licehenneme ḥaṭabâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 15. ayet

Dosdoğru olmak ve mescitler 16–19

  1. Cin suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 16. ayet. وَأَلَّوِ ٱسْتَقَٰمُوا۟ عَلَى ٱلطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَٰهُم مَّآءً غَدَقًا

    veel levi-steḳâmû `ale-ṭṭarîḳati leesḳaynâhüm mâen gadeḳâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 16. ayet

  2. Cin suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 17. ayet. لِّنَفْتِنَهُمْ فِيهِ وَمَن يُعْرِضْ عَن ذِكْرِ رَبِّهِۦ يَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًا

    lineftinehüm fîh. vemey yü`riḍ `an ẕikri rabbihî yeslükhü `aẕâben ṣa`adâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

    Ayet detayı — Cin suresi, 17. ayet

  3. Cin suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 18. ayet. وَأَنَّ ٱلْمَسَٰجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدْعُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ أَحَدًا

    veenne-lmesâcide lillâhi felâ ted`û me`a-llâhi eḥadâ.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Muhakkak secde yerleri / mescitler Allah’ındır, Allah’la beraber bir başkasına dua etmeyin. Muhakkak ki Allah’ın kulu kalkıp O’na / Allah’a yalvardığında, onlar /cinler neredeyse onun üzerine keçeleşircesine çullanırlardı. De ki; muhakkak ben Rabbime dua ederim, O’na herhangi birini ortak koşmam. De ki; sizin için ne bir fayda ve ne de bir yetişmişlik / erişmişlik sağlayamam. De ki; beni Allah’tan kimse kurtaramaz, O’ndan başka da sığınak ta bulamam. Ancak Allah’tan gelen bildirimler ve onun mesajlarına sığınabilirim, her kim Allah’a ve Resulüne isyan eder ise onun için cehennem ateşi vardır, orada ebedi kalıcıdır. Vakti gelip te neyin kendilerine vaad edildiğini gördüklerinde, kim yardımca zayıf / düşkün ve de kim sayıca daha az bilecekler. De ki; ben size vaad edilen yakın mı? yahut rabbim onu uzun süreli mi yapmış ? idrak edemem. Yitik olanı / Gaybı bilendir ve gaybını Resullerinden razı oldukları hariç hiç kimseye göstermez / görünür hale getirmez. O gaybını açarken de Resullerinin önlerinden ve arkalarından gözetleyiciler tayin eder öyle onlara açar. (Başka kimseler şahit olmasın diye görevlendirilen gözcüler) Bu gayb paylaşımının nedeni Resullerin, Rablerinin mesajlarını / risalelerini kesin olarak yerine getirildiğini bilmeleri içindir, Onların elinde olanları da kuşatmıştır, her şeyi tek tek / adet adet hesap etmektedir. (Gaybı paylaşmış olmanın tüm riskleri kontrol altındadır.)

    Ayet detayı — Cin suresi, 18. ayet

  4. Cin suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 19. ayet. وَأَنَّهُۥ لَمَّا قَامَ عَبْدُ ٱللَّهِ يَدْعُوهُ كَادُوا۟ يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًا

    veennehû lemmâ ḳâme `abdü-llâhi yed`ûhü kâdû yekûnûne `aleyhi libedâ.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Muhakkak secde yerleri / mescitler Allah’ındır, Allah’la beraber bir başkasına dua etmeyin. Muhakkak ki Allah’ın kulu kalkıp O’na / Allah’a yalvardığında, onlar /cinler neredeyse onun üzerine keçeleşircesine çullanırlardı. De ki; muhakkak ben Rabbime dua ederim, O’na herhangi birini ortak koşmam. De ki; sizin için ne bir fayda ve ne de bir yetişmişlik / erişmişlik sağlayamam. De ki; beni Allah’tan kimse kurtaramaz, O’ndan başka da sığınak ta bulamam. Ancak Allah’tan gelen bildirimler ve onun mesajlarına sığınabilirim, her kim Allah’a ve Resulüne isyan eder ise onun için cehennem ateşi vardır, orada ebedi kalıcıdır. Vakti gelip te neyin kendilerine vaad edildiğini gördüklerinde, kim yardımca zayıf / düşkün ve de kim sayıca daha az bilecekler. De ki; ben size vaad edilen yakın mı? yahut rabbim onu uzun süreli mi yapmış ? idrak edemem. Yitik olanı / Gaybı bilendir ve gaybını Resullerinden razı oldukları hariç hiç kimseye göstermez / görünür hale getirmez. O gaybını açarken de Resullerinin önlerinden ve arkalarından gözetleyiciler tayin eder öyle onlara açar. (Başka kimseler şahit olmasın diye görevlendirilen gözcüler) Bu gayb paylaşımının nedeni Resullerin, Rablerinin mesajlarını / risalelerini kesin olarak yerine getirildiğini bilmeleri içindir, Onların elinde olanları da kuşatmıştır, her şeyi tek tek / adet adet hesap etmektedir. (Gaybı paylaşmış olmanın tüm riskleri kontrol altındadır.)

    Ayet detayı — Cin suresi, 19. ayet

De ki: ben ancak Rabbime kulluk ederim 20–24

  1. Cin suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 20. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَدْعُوا۟ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِهِۦٓ أَحَدًا

    ḳul innemâ ed`û rabbî velâ üşrikü bihî eḥadâ.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Muhakkak secde yerleri / mescitler Allah’ındır, Allah’la beraber bir başkasına dua etmeyin. Muhakkak ki Allah’ın kulu kalkıp O’na / Allah’a yalvardığında, onlar /cinler neredeyse onun üzerine keçeleşircesine çullanırlardı. De ki; muhakkak ben Rabbime dua ederim, O’na herhangi birini ortak koşmam. De ki; sizin için ne bir fayda ve ne de bir yetişmişlik / erişmişlik sağlayamam. De ki; beni Allah’tan kimse kurtaramaz, O’ndan başka da sığınak ta bulamam. Ancak Allah’tan gelen bildirimler ve onun mesajlarına sığınabilirim, her kim Allah’a ve Resulüne isyan eder ise onun için cehennem ateşi vardır, orada ebedi kalıcıdır. Vakti gelip te neyin kendilerine vaad edildiğini gördüklerinde, kim yardımca zayıf / düşkün ve de kim sayıca daha az bilecekler. De ki; ben size vaad edilen yakın mı? yahut rabbim onu uzun süreli mi yapmış ? idrak edemem. Yitik olanı / Gaybı bilendir ve gaybını Resullerinden razı oldukları hariç hiç kimseye göstermez / görünür hale getirmez. O gaybını açarken de Resullerinin önlerinden ve arkalarından gözetleyiciler tayin eder öyle onlara açar. (Başka kimseler şahit olmasın diye görevlendirilen gözcüler) Bu gayb paylaşımının nedeni Resullerin, Rablerinin mesajlarını / risalelerini kesin olarak yerine getirildiğini bilmeleri içindir, Onların elinde olanları da kuşatmıştır, her şeyi tek tek / adet adet hesap etmektedir. (Gaybı paylaşmış olmanın tüm riskleri kontrol altındadır.)

    Ayet detayı — Cin suresi, 20. ayet

  2. Cin suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 21. ayet. قُلْ إِنِّى لَآ أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا

    ḳul innî lâ emlikü leküm ḍarrav velâ raşedâ.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Muhakkak secde yerleri / mescitler Allah’ındır, Allah’la beraber bir başkasına dua etmeyin. Muhakkak ki Allah’ın kulu kalkıp O’na / Allah’a yalvardığında, onlar /cinler neredeyse onun üzerine keçeleşircesine çullanırlardı. De ki; muhakkak ben Rabbime dua ederim, O’na herhangi birini ortak koşmam. De ki; sizin için ne bir fayda ve ne de bir yetişmişlik / erişmişlik sağlayamam. De ki; beni Allah’tan kimse kurtaramaz, O’ndan başka da sığınak ta bulamam. Ancak Allah’tan gelen bildirimler ve onun mesajlarına sığınabilirim, her kim Allah’a ve Resulüne isyan eder ise onun için cehennem ateşi vardır, orada ebedi kalıcıdır. Vakti gelip te neyin kendilerine vaad edildiğini gördüklerinde, kim yardımca zayıf / düşkün ve de kim sayıca daha az bilecekler. De ki; ben size vaad edilen yakın mı? yahut rabbim onu uzun süreli mi yapmış ? idrak edemem. Yitik olanı / Gaybı bilendir ve gaybını Resullerinden razı oldukları hariç hiç kimseye göstermez / görünür hale getirmez. O gaybını açarken de Resullerinin önlerinden ve arkalarından gözetleyiciler tayin eder öyle onlara açar. (Başka kimseler şahit olmasın diye görevlendirilen gözcüler) Bu gayb paylaşımının nedeni Resullerin, Rablerinin mesajlarını / risalelerini kesin olarak yerine getirildiğini bilmeleri içindir, Onların elinde olanları da kuşatmıştır, her şeyi tek tek / adet adet hesap etmektedir. (Gaybı paylaşmış olmanın tüm riskleri kontrol altındadır.)

    Ayet detayı — Cin suresi, 21. ayet

  3. Cin suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 22. ayet. قُلْ إِنِّى لَن يُجِيرَنِى مِنَ ٱللَّهِ أَحَدٌ وَلَنْ أَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًا

    ḳul innî ley yücîranî mine-llâhi eḥadüv velen ecide min dûnihî mülteḥadâ.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Muhakkak secde yerleri / mescitler Allah’ındır, Allah’la beraber bir başkasına dua etmeyin. Muhakkak ki Allah’ın kulu kalkıp O’na / Allah’a yalvardığında, onlar /cinler neredeyse onun üzerine keçeleşircesine çullanırlardı. De ki; muhakkak ben Rabbime dua ederim, O’na herhangi birini ortak koşmam. De ki; sizin için ne bir fayda ve ne de bir yetişmişlik / erişmişlik sağlayamam. De ki; beni Allah’tan kimse kurtaramaz, O’ndan başka da sığınak ta bulamam. Ancak Allah’tan gelen bildirimler ve onun mesajlarına sığınabilirim, her kim Allah’a ve Resulüne isyan eder ise onun için cehennem ateşi vardır, orada ebedi kalıcıdır. Vakti gelip te neyin kendilerine vaad edildiğini gördüklerinde, kim yardımca zayıf / düşkün ve de kim sayıca daha az bilecekler. De ki; ben size vaad edilen yakın mı? yahut rabbim onu uzun süreli mi yapmış ? idrak edemem. Yitik olanı / Gaybı bilendir ve gaybını Resullerinden razı oldukları hariç hiç kimseye göstermez / görünür hale getirmez. O gaybını açarken de Resullerinin önlerinden ve arkalarından gözetleyiciler tayin eder öyle onlara açar. (Başka kimseler şahit olmasın diye görevlendirilen gözcüler) Bu gayb paylaşımının nedeni Resullerin, Rablerinin mesajlarını / risalelerini kesin olarak yerine getirildiğini bilmeleri içindir, Onların elinde olanları da kuşatmıştır, her şeyi tek tek / adet adet hesap etmektedir. (Gaybı paylaşmış olmanın tüm riskleri kontrol altındadır.)

    Ayet detayı — Cin suresi, 22. ayet

  4. Cin suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 23. ayet. إِلَّا بَلَٰغًا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِسَٰلَٰتِهِۦ وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا

    illâ belâgam mine-llâhi verisâlâtih. vemey ya`ṣi-llâhe verasûlehû feinne lehû nâra cehenneme ḫâlidîne fîhâ ebedâ.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Muhakkak secde yerleri / mescitler Allah’ındır, Allah’la beraber bir başkasına dua etmeyin. Muhakkak ki Allah’ın kulu kalkıp O’na / Allah’a yalvardığında, onlar /cinler neredeyse onun üzerine keçeleşircesine çullanırlardı. De ki; muhakkak ben Rabbime dua ederim, O’na herhangi birini ortak koşmam. De ki; sizin için ne bir fayda ve ne de bir yetişmişlik / erişmişlik sağlayamam. De ki; beni Allah’tan kimse kurtaramaz, O’ndan başka da sığınak ta bulamam. Ancak Allah’tan gelen bildirimler ve onun mesajlarına sığınabilirim, her kim Allah’a ve Resulüne isyan eder ise onun için cehennem ateşi vardır, orada ebedi kalıcıdır. Vakti gelip te neyin kendilerine vaad edildiğini gördüklerinde, kim yardımca zayıf / düşkün ve de kim sayıca daha az bilecekler. De ki; ben size vaad edilen yakın mı? yahut rabbim onu uzun süreli mi yapmış ? idrak edemem. Yitik olanı / Gaybı bilendir ve gaybını Resullerinden razı oldukları hariç hiç kimseye göstermez / görünür hale getirmez. O gaybını açarken de Resullerinin önlerinden ve arkalarından gözetleyiciler tayin eder öyle onlara açar. (Başka kimseler şahit olmasın diye görevlendirilen gözcüler) Bu gayb paylaşımının nedeni Resullerin, Rablerinin mesajlarını / risalelerini kesin olarak yerine getirildiğini bilmeleri içindir, Onların elinde olanları da kuşatmıştır, her şeyi tek tek / adet adet hesap etmektedir. (Gaybı paylaşmış olmanın tüm riskleri kontrol altındadır.)

    Ayet detayı — Cin suresi, 23. ayet

  5. Cin suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 24. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوْا۟ مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ أَضْعَفُ نَاصِرًا وَأَقَلُّ عَدَدًا

    ḥattâ iẕâ raev mâ yû`adûne feseya`lemûne men aḍ`afü nâṣirav veeḳallü `adedâ.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Muhakkak secde yerleri / mescitler Allah’ındır, Allah’la beraber bir başkasına dua etmeyin. Muhakkak ki Allah’ın kulu kalkıp O’na / Allah’a yalvardığında, onlar /cinler neredeyse onun üzerine keçeleşircesine çullanırlardı. De ki; muhakkak ben Rabbime dua ederim, O’na herhangi birini ortak koşmam. De ki; sizin için ne bir fayda ve ne de bir yetişmişlik / erişmişlik sağlayamam. De ki; beni Allah’tan kimse kurtaramaz, O’ndan başka da sığınak ta bulamam. Ancak Allah’tan gelen bildirimler ve onun mesajlarına sığınabilirim, her kim Allah’a ve Resulüne isyan eder ise onun için cehennem ateşi vardır, orada ebedi kalıcıdır. Vakti gelip te neyin kendilerine vaad edildiğini gördüklerinde, kim yardımca zayıf / düşkün ve de kim sayıca daha az bilecekler. De ki; ben size vaad edilen yakın mı? yahut rabbim onu uzun süreli mi yapmış ? idrak edemem. Yitik olanı / Gaybı bilendir ve gaybını Resullerinden razı oldukları hariç hiç kimseye göstermez / görünür hale getirmez. O gaybını açarken de Resullerinin önlerinden ve arkalarından gözetleyiciler tayin eder öyle onlara açar. (Başka kimseler şahit olmasın diye görevlendirilen gözcüler) Bu gayb paylaşımının nedeni Resullerin, Rablerinin mesajlarını / risalelerini kesin olarak yerine getirildiğini bilmeleri içindir, Onların elinde olanları da kuşatmıştır, her şeyi tek tek / adet adet hesap etmektedir. (Gaybı paylaşmış olmanın tüm riskleri kontrol altındadır.)

    Ayet detayı — Cin suresi, 24. ayet

Gaybın bilgisi kime aittir 25–28

  1. Cin suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 25. ayet. قُلْ إِنْ أَدْرِىٓ أَقَرِيبٌ مَّا تُوعَدُونَ أَمْ يَجْعَلُ لَهُۥ رَبِّىٓ أَمَدًا

    ḳul in edrî eḳarîbüm mâ tû`adûne em yec`alü lehû rabbî emedâ.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Muhakkak secde yerleri / mescitler Allah’ındır, Allah’la beraber bir başkasına dua etmeyin. Muhakkak ki Allah’ın kulu kalkıp O’na / Allah’a yalvardığında, onlar /cinler neredeyse onun üzerine keçeleşircesine çullanırlardı. De ki; muhakkak ben Rabbime dua ederim, O’na herhangi birini ortak koşmam. De ki; sizin için ne bir fayda ve ne de bir yetişmişlik / erişmişlik sağlayamam. De ki; beni Allah’tan kimse kurtaramaz, O’ndan başka da sığınak ta bulamam. Ancak Allah’tan gelen bildirimler ve onun mesajlarına sığınabilirim, her kim Allah’a ve Resulüne isyan eder ise onun için cehennem ateşi vardır, orada ebedi kalıcıdır. Vakti gelip te neyin kendilerine vaad edildiğini gördüklerinde, kim yardımca zayıf / düşkün ve de kim sayıca daha az bilecekler. De ki; ben size vaad edilen yakın mı? yahut rabbim onu uzun süreli mi yapmış ? idrak edemem. Yitik olanı / Gaybı bilendir ve gaybını Resullerinden razı oldukları hariç hiç kimseye göstermez / görünür hale getirmez. O gaybını açarken de Resullerinin önlerinden ve arkalarından gözetleyiciler tayin eder öyle onlara açar. (Başka kimseler şahit olmasın diye görevlendirilen gözcüler) Bu gayb paylaşımının nedeni Resullerin, Rablerinin mesajlarını / risalelerini kesin olarak yerine getirildiğini bilmeleri içindir, Onların elinde olanları da kuşatmıştır, her şeyi tek tek / adet adet hesap etmektedir. (Gaybı paylaşmış olmanın tüm riskleri kontrol altındadır.)

    Ayet detayı — Cin suresi, 25. ayet

  2. Cin suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 26. ayet. عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلَىٰ غَيْبِهِۦٓ أَحَدًا

    `âlimü-lgaybi felâ yużhiru `alâ gaybihî eḥadâ.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Muhakkak secde yerleri / mescitler Allah’ındır, Allah’la beraber bir başkasına dua etmeyin. Muhakkak ki Allah’ın kulu kalkıp O’na / Allah’a yalvardığında, onlar /cinler neredeyse onun üzerine keçeleşircesine çullanırlardı. De ki; muhakkak ben Rabbime dua ederim, O’na herhangi birini ortak koşmam. De ki; sizin için ne bir fayda ve ne de bir yetişmişlik / erişmişlik sağlayamam. De ki; beni Allah’tan kimse kurtaramaz, O’ndan başka da sığınak ta bulamam. Ancak Allah’tan gelen bildirimler ve onun mesajlarına sığınabilirim, her kim Allah’a ve Resulüne isyan eder ise onun için cehennem ateşi vardır, orada ebedi kalıcıdır. Vakti gelip te neyin kendilerine vaad edildiğini gördüklerinde, kim yardımca zayıf / düşkün ve de kim sayıca daha az bilecekler. De ki; ben size vaad edilen yakın mı? yahut rabbim onu uzun süreli mi yapmış ? idrak edemem. Yitik olanı / Gaybı bilendir ve gaybını Resullerinden razı oldukları hariç hiç kimseye göstermez / görünür hale getirmez. O gaybını açarken de Resullerinin önlerinden ve arkalarından gözetleyiciler tayin eder öyle onlara açar. (Başka kimseler şahit olmasın diye görevlendirilen gözcüler) Bu gayb paylaşımının nedeni Resullerin, Rablerinin mesajlarını / risalelerini kesin olarak yerine getirildiğini bilmeleri içindir, Onların elinde olanları da kuşatmıştır, her şeyi tek tek / adet adet hesap etmektedir. (Gaybı paylaşmış olmanın tüm riskleri kontrol altındadır.)

    Ayet detayı — Cin suresi, 26. ayet

  3. Cin suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 27. ayet. إِلَّا مَنِ ٱرْتَضَىٰ مِن رَّسُولٍ فَإِنَّهُۥ يَسْلُكُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ رَصَدًا

    illâ meni-rteḍâ mir rasûlin feinnehû yeslükü mim beyni yedeyhi vemin ḫalfihî raṣadâ.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Muhakkak secde yerleri / mescitler Allah’ındır, Allah’la beraber bir başkasına dua etmeyin. Muhakkak ki Allah’ın kulu kalkıp O’na / Allah’a yalvardığında, onlar /cinler neredeyse onun üzerine keçeleşircesine çullanırlardı. De ki; muhakkak ben Rabbime dua ederim, O’na herhangi birini ortak koşmam. De ki; sizin için ne bir fayda ve ne de bir yetişmişlik / erişmişlik sağlayamam. De ki; beni Allah’tan kimse kurtaramaz, O’ndan başka da sığınak ta bulamam. Ancak Allah’tan gelen bildirimler ve onun mesajlarına sığınabilirim, her kim Allah’a ve Resulüne isyan eder ise onun için cehennem ateşi vardır, orada ebedi kalıcıdır. Vakti gelip te neyin kendilerine vaad edildiğini gördüklerinde, kim yardımca zayıf / düşkün ve de kim sayıca daha az bilecekler. De ki; ben size vaad edilen yakın mı? yahut rabbim onu uzun süreli mi yapmış ? idrak edemem. Yitik olanı / Gaybı bilendir ve gaybını Resullerinden razı oldukları hariç hiç kimseye göstermez / görünür hale getirmez. O gaybını açarken de Resullerinin önlerinden ve arkalarından gözetleyiciler tayin eder öyle onlara açar. (Başka kimseler şahit olmasın diye görevlendirilen gözcüler) Bu gayb paylaşımının nedeni Resullerin, Rablerinin mesajlarını / risalelerini kesin olarak yerine getirildiğini bilmeleri içindir, Onların elinde olanları da kuşatmıştır, her şeyi tek tek / adet adet hesap etmektedir. (Gaybı paylaşmış olmanın tüm riskleri kontrol altındadır.)

    Ayet detayı — Cin suresi, 27. ayet

  4. Cin suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 28. ayet. لِّيَعْلَمَ أَن قَدْ أَبْلَغُوا۟ رِسَٰلَٰتِ رَبِّهِمْ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَأَحْصَىٰ كُلَّ شَىْءٍ عَدَدًۢا

    liya`leme en ḳad eblegû risâlâti rabbihim veeḥâṭa bimâ ledeyhim veaḥṣâ külle şey'in `adedâ.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Muhakkak secde yerleri / mescitler Allah’ındır, Allah’la beraber bir başkasına dua etmeyin. Muhakkak ki Allah’ın kulu kalkıp O’na / Allah’a yalvardığında, onlar /cinler neredeyse onun üzerine keçeleşircesine çullanırlardı. De ki; muhakkak ben Rabbime dua ederim, O’na herhangi birini ortak koşmam. De ki; sizin için ne bir fayda ve ne de bir yetişmişlik / erişmişlik sağlayamam. De ki; beni Allah’tan kimse kurtaramaz, O’ndan başka da sığınak ta bulamam. Ancak Allah’tan gelen bildirimler ve onun mesajlarına sığınabilirim, her kim Allah’a ve Resulüne isyan eder ise onun için cehennem ateşi vardır, orada ebedi kalıcıdır. Vakti gelip te neyin kendilerine vaad edildiğini gördüklerinde, kim yardımca zayıf / düşkün ve de kim sayıca daha az bilecekler. De ki; ben size vaad edilen yakın mı? yahut rabbim onu uzun süreli mi yapmış ? idrak edemem. Yitik olanı / Gaybı bilendir ve gaybını Resullerinden razı oldukları hariç hiç kimseye göstermez / görünür hale getirmez. O gaybını açarken de Resullerinin önlerinden ve arkalarından gözetleyiciler tayin eder öyle onlara açar. (Başka kimseler şahit olmasın diye görevlendirilen gözcüler) Bu gayb paylaşımının nedeni Resullerin, Rablerinin mesajlarını / risalelerini kesin olarak yerine getirildiğini bilmeleri içindir, Onların elinde olanları da kuşatmıştır, her şeyi tek tek / adet adet hesap etmektedir. (Gaybı paylaşmış olmanın tüm riskleri kontrol altındadır.)

    Ayet detayı — Cin suresi, 28. ayet