72. sure

Cin Suresi الجن

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 4 konu
  1. Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi ve söyledikleri 1–15 karşılaştır — Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi ve söyledikleri
  2. Dosdoğru olmak ve mescitler 16–19 karşılaştır — Dosdoğru olmak ve mescitler
  3. De ki: ben ancak Rabbime kulluk ederim 20–24 karşılaştır — De ki: ben ancak Rabbime kulluk ederim
  4. Gaybın bilgisi kime aittir 25–28 karşılaştır — Gaybın bilgisi kime aittir

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi ve söyledikleri 1–15

  1. Cin suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 1. ayet. قُلْ أُوحِىَ إِلَىَّ أَنَّهُ ٱسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَقَالُوٓا۟ إِنَّا سَمِعْنَا قُرْءَانًا عَجَبًا

    ḳul ûḥiye ileyye ennehü-steme`a neferum mine-lcinni feḳâlû innâ semi`nâ ḳur'ânen `acebâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Bana, cinlerden dipnot 1 bir topluluğun dinledikten sonra gidip; biz gerçekten hayranlık uyandıran bir kur'an dipnot 2 dinledik, dedikleri, vahy vahyedildi."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yabancılardan. Cinn sözcüğünün kökü mastar olarak, "örtmek, görünmez hale getirmek" demektir. Cinnet, mecnun, cennet, cenin sözcükleri bu köktendir. Aklın örtülmesine cinnet; ağaçlarla, yeşilliklerle örtülmüş toprak parçasına cennet; rahmin örttüğüne cenin; akıl hastası olana(aklı örtülmüş olduğu için) mecnun denmesi, bunların örtünerek görünmez hale gelmiş olmalarındandır. Kur'an, cinn kavramını daha çok bilinmeyen, tanınmayan yani yabancı olan, yabancı yerlerden olan kimseler ve toplumlar için kullanmaktadır. (46/Ahkaf, 29) Kur'an'ın; Cahiliye'nin cinn algısı bağlamında, cinn kavramını kullanmış olmasının, cinler hakkında ontolojik bilgi olarak görülmesi önemli bir yanılgıdır. Kur'an, Cahiliye'nin cinn algısını sapkınlık olarak nitelemekte ve Cahiliye'nin cinlere atfettikleri nitelikleri reddetmektedir. Kur'an'a göre; cinlerin, üstün varlıklar ve üstün güçlere sahip olduğu inancı cahili bir inançtır. Müşriklerin; Nebimize kahin, şair, mecnun lakabı takmaları, onların cinn inançlarının bir sonucudur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hitap, söylev, kelam.

    Ayet detayı — Cin suresi, 1. ayet

  2. Cin suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 2. ayet. يَهْدِىٓ إِلَى ٱلرُّشْدِ فَـَٔامَنَّا بِهِۦ وَلَن نُّشْرِكَ بِرَبِّنَآ أَحَدًا

    yehdî ile-rruşdi feâmennâ bih. velen nüşrike birabbinâ eḥadâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ona iman ettik, artık kesinlikle Rabb'imize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."

    Ayet detayı — Cin suresi, 2. ayet

  3. Cin suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 3. ayet. وَأَنَّهُۥ تَعَٰلَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا ٱتَّخَذَ صَٰحِبَةً وَلَا وَلَدًا

    veennehû te`âlâ ceddü rabbinâ me-tteḫaẕe ṣâḥibetev velâ veledâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'imizin şanı çok yücedir. O, asla eş ve çocuk edinmemiştir."

    Ayet detayı — Cin suresi, 3. ayet

  4. Cin suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 4. ayet. وَأَنَّهُۥ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى ٱللَّهِ شَطَطًا

    veennehû kâne yeḳûlü sefîhünâ `ale-llâhi şeṭaṭâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Meğer bizim "beyinsiz," dipnot 1 Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öncümüz, önderimiz.

    Ayet detayı — Cin suresi, 4. ayet

  5. Cin suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 5. ayet. وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن تَقُولَ ٱلْإِنسُ وَٱلْجِنُّ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا

    veennâ żanennâ el len teḳûle-l'insü velcinnü `ale-llâhi keẕibâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğrusu biz "ins"in ve "cinn"in dipnot 1 Allah'a karşı asla yalan söylemeyeceklerine inanıyorduk.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen-bilinmeyen kimselerin.

    Ayet detayı — Cin suresi, 5. ayet

  6. Cin suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 6. ayet. وَأَنَّهُۥ كَانَ رِجَالٌ مِّنَ ٱلْإِنسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا

    veennehû kâne ricâlüm mine-l'insi ye`ûẕûne biricâlim mine-lcinni fezâdûhüm raheḳâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçekten de insten dipnot 1 bazı adamlar, cinden dipnot 2 bazı adamlara dipnot 3 sığınıyorlardı. Böylece cinlerin dipnot 4 azgınlıklarını, beyinsizliklerini artırıyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tanıdık kimselerden.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tanımadığımız yabancı kimseler.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Adam" sözcüğü de aslında cin sözcüğü ile kast edilen şeyin, yalnızca "görünmez varlık" değil, aynı zamanda insan türü varlık olduğunu açıkça ifade etmektedir
    4. metne dön, dipnot 4
      Yabancı kimselerin.

    Ayet detayı — Cin suresi, 6. ayet

  7. Cin suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 7. ayet. وَأَنَّهُمْ ظَنُّوا۟ كَمَا ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَبْعَثَ ٱللَّهُ أَحَدًا

    veennehüm żannû kemâ żanentüm el ley yeb`aŝe-llâhü eḥadâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçekten de onlar sizin inandığınız şekilde, Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğine inanmışlardı.

    Ayet detayı — Cin suresi, 7. ayet

  8. Cin suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 8. ayet. وَأَنَّا لَمَسْنَا ٱلسَّمَآءَ فَوَجَدْنَٰهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا

    veennâ lemesne-ssemâe fevecednâhâ müliet ḥarasen şedîdev veşühübâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Gerçekten de biz göğe erişmek istedik, fakat onun zorlu bekçiler ve parlak alevlerle doldurulmuş olduğunu gördük."

    Ayet detayı — Cin suresi, 8. ayet

  9. Cin suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 9. ayet. وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَٰعِدَ لِلسَّمْعِ فَمَن يَسْتَمِعِ ٱلْـَٔانَ يَجِدْ لَهُۥ شِهَابًا رَّصَدًا

    veennâ künnâ naḳ`udü minhâ meḳâ`ide lissem`. femey yestemi`i-l'âne yecid lehû şihâber raṣadâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Biz, dinlemek için oturma yerlerine otururduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen parlak bir alev buluyor."

    Ayet detayı — Cin suresi, 9. ayet

  10. Cin suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 10. ayet. وَأَنَّا لَا نَدْرِىٓ أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَن فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ أَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًا

    veennâ lâ nedrî eşerrun ürîde bimen fi-l'arḍi em erâde bihim rabbühüm raşedâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Gerçekten bilmiyoruz. Yeryüzünde olan kimselere kötülük mü istendi yoksa Rabb'leri onlara bir iyilik mi istedi bilmiyoruz."

    Ayet detayı — Cin suresi, 10. ayet

  11. Cin suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 11. ayet. وَأَنَّا مِنَّا ٱلصَّٰلِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَٰلِكَ كُنَّا طَرَآئِقَ قِدَدًا

    veennâ minne-ṣṣâliḥûne veminnâ dûne ẕâlik. künnâ ṭarâiḳa ḳidedâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bir kısmımız salihlerdeniz dipnot 1 , bir kısmımız da bunun dışındadır. Biz, ayrı ayrı yollar tuttuk."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.

    Ayet detayı — Cin suresi, 11. ayet

  12. Cin suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 12. ayet. وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن نُّعْجِزَ ٱللَّهَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَن نُّعْجِزَهُۥ هَرَبًا

    veennâ żanennâ el len nü`cize-llâhe fi-l'arḍi velen nü`cizehû herabâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Yeryüzünde Allah'ı asla aciz bırakamayacağımızı; kaçmakla da O'ndan asla kurtulamayacağımızı anladık."

    Ayet detayı — Cin suresi, 12. ayet

  13. Cin suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 13. ayet. وَأَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا ٱلْهُدَىٰٓ ءَامَنَّا بِهِۦ فَمَن يُؤْمِنۢ بِرَبِّهِۦ فَلَا يَخَافُ بَخْسًا وَلَا رَهَقًا

    veennâ lemmâ semi`ne-lhüdâ âmennâ bih. femey yü'mim birabbihî felâ yeḫâfü baḫsev velâ raheḳâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Yol gösteren rehberi dipnot 1 dinlediğimizde ona inandık. Artık kim Rabb'ine iman ederse, bundan sonra hakkının verilmemesinden veya haksızlığa uğramaktan endişe etmez."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ı.

    Ayet detayı — Cin suresi, 13. ayet

  14. Cin suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 14. ayet. وَأَنَّا مِنَّا ٱلْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا ٱلْقَٰسِطُونَ فَمَنْ أَسْلَمَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ تَحَرَّوْا۟ رَشَدًا

    veennâ minne-lmüslimûne veminne-lḳâsiṭûn. femen esleme feülâike teḥarrav raşedâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bizden, Allah'a teslim olanlar da var, asilik edip kendilerine haksızlık yapanlar da. Allah'a teslim olanlar, gerçeği arayanlardır.

    Ayet detayı — Cin suresi, 14. ayet

  15. Cin suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 15. ayet. وَأَمَّا ٱلْقَٰسِطُونَ فَكَانُوا۟ لِجَهَنَّمَ حَطَبًا

    veemme-lḳâsiṭûne fekânû licehenneme ḥaṭabâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Asilik edip kendilerine haksızlık yapanlar, işte onlar Cehennem'e odun oldular.

    Ayet detayı — Cin suresi, 15. ayet

Dosdoğru olmak ve mescitler 16–19

  1. Cin suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 16. ayet. وَأَلَّوِ ٱسْتَقَٰمُوا۟ عَلَى ٱلطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَٰهُم مَّآءً غَدَقًا

    veel levi-steḳâmû `ale-ṭṭarîḳati leesḳaynâhüm mâen gadeḳâ.

    Ayet detayı — Cin suresi, 16. ayet

  2. Cin suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 17. ayet. لِّنَفْتِنَهُمْ فِيهِ وَمَن يُعْرِضْ عَن ذِكْرِ رَبِّهِۦ يَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًا

    lineftinehüm fîh. vemey yü`riḍ `an ẕikri rabbihî yeslükhü `aẕâben ṣa`adâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları bu nimetlerle sınardık. Kim Rabb'inin öğüdünden yüz çevirirse, O da onu çok şiddetli bir azaba uğratır.

    Ayet detayı — Cin suresi, 17. ayet

  3. Cin suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 18. ayet. وَأَنَّ ٱلْمَسَٰجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدْعُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ أَحَدًا

    veenne-lmesâcide lillâhi felâ ted`û me`a-llâhi eḥadâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mescitler Allah içindir. O halde Allah'ın yanı sıra başka bir kimseye çağrıda bulunmayın. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbadet ederken Allah'tan başkasının adının anılması; başkasından destek ve yardım istenmesi kesinlikle doğru değildir. Kendisinden bir şey istenilen kimse Nebi Muhammed de olsa, bu Allah'ın yanı sıra başkasına çağrıda bulunmak olur ki bu da açıkça "şirk koşmaktır."

    Ayet detayı — Cin suresi, 18. ayet

  4. Cin suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 19. ayet. وَأَنَّهُۥ لَمَّا قَامَ عَبْدُ ٱللَّهِ يَدْعُوهُ كَادُوا۟ يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًا

    veennehû lemmâ ḳâme `abdü-llâhi yed`ûhü kâdû yekûnûne `aleyhi libedâ.

    Ayet detayı — Cin suresi, 19. ayet

De ki: ben ancak Rabbime kulluk ederim 20–24

  1. Cin suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 20. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَدْعُوا۟ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِهِۦٓ أَحَدًا

    ḳul innemâ ed`û rabbî velâ üşrikü bihî eḥadâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ben yalnızca Rabb'ime dua ederim ve hiçbir şeyi O'na şirk koşmam.

    Ayet detayı — Cin suresi, 20. ayet

  2. Cin suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 21. ayet. قُلْ إِنِّى لَآ أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا

    ḳul innî lâ emlikü leküm ḍarrav velâ raşedâ.

    Ayet detayı — Cin suresi, 21. ayet

  3. Cin suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 22. ayet. قُلْ إِنِّى لَن يُجِيرَنِى مِنَ ٱللَّهِ أَحَدٌ وَلَنْ أَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًا

    ḳul innî ley yücîranî mine-llâhi eḥadüv velen ecide min dûnihî mülteḥadâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Beni, Allah'a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve ben asla O'ndan başka sığınacak bir yer bulamam."

    Ayet detayı — Cin suresi, 22. ayet

  4. Cin suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 23. ayet. إِلَّا بَلَٰغًا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِسَٰلَٰتِهِۦ وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا

    illâ belâgam mine-llâhi verisâlâtih. vemey ya`ṣi-llâhe verasûlehû feinne lehû nâra cehenneme ḫâlidîne fîhâ ebedâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bana düşen sadece Allah'tan aldığım vahyi size duyurmak ve gönderileni iletmektir. Kim Allah'a ve O'nun Rasul'üne karşı gelirse, bilsin ki onun için kesintisiz olarak sürekli içinde kalacağı Cehennem ateşi vardır.

    Ayet detayı — Cin suresi, 23. ayet

  5. Cin suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 24. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوْا۟ مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ أَضْعَفُ نَاصِرًا وَأَقَلُّ عَدَدًا

    ḥattâ iẕâ raev mâ yû`adûne feseya`lemûne men aḍ`afü nâṣirav veeḳallü `adedâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Uyarıldıkları şeyi gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha zayıf ve kimsesiz olduğunu bilecekler.

    Ayet detayı — Cin suresi, 24. ayet

Gaybın bilgisi kime aittir 25–28

  1. Cin suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 25. ayet. قُلْ إِنْ أَدْرِىٓ أَقَرِيبٌ مَّا تُوعَدُونَ أَمْ يَجْعَلُ لَهُۥ رَبِّىٓ أَمَدًا

    ḳul in edrî eḳarîbüm mâ tû`adûne em yec`alü lehû rabbî emedâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Uyarıldığınız şey yakın mıdır, yoksa Rabb'im onun için uzun bir süre mi belirlemiştir, bilmiyorum."

    Ayet detayı — Cin suresi, 25. ayet

  2. Cin suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 26. ayet. عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلَىٰ غَيْبِهِۦٓ أَحَدًا

    `âlimü-lgaybi felâ yużhiru `alâ gaybihî eḥadâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, gaybı bilendir. Ve O, gaybını hiç kimseye bildirmez;

    Ayet detayı — Cin suresi, 26. ayet

  3. Cin suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 27. ayet. إِلَّا مَنِ ٱرْتَضَىٰ مِن رَّسُولٍ فَإِنَّهُۥ يَسْلُكُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ رَصَدًا

    illâ meni-rteḍâ mir rasûlin feinnehû yeslükü mim beyni yedeyhi vemin ḫalfihî raṣadâ.

    Ayet detayı — Cin suresi, 27. ayet

  4. Cin suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Cin suresi, 28. ayet. لِّيَعْلَمَ أَن قَدْ أَبْلَغُوا۟ رِسَٰلَٰتِ رَبِّهِمْ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَأَحْصَىٰ كُلَّ شَىْءٍ عَدَدًۢا

    liya`leme en ḳad eblegû risâlâti rabbihim veeḥâṭa bimâ ledeyhim veaḥṣâ külle şey'in `adedâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'lerinin mesajlarını tebliğ ettiklerini bilmek için. dipnot 1 Yanlarında olanları kuşatmış ve her şeyi kayıt altına almıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahyin hiçbir değişikliğe uğramaksızın olduğu gibi tebliğ edildiğini ortaya koymak için.

    Ayet detayı — Cin suresi, 28. ayet