Diyanet İşleri
Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Musa'ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.
Kasas suresi · 43–50. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Kasas suresi, 43. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ مِنۢ بَعْدِ مَآ أَهْلَكْنَا ٱلْقُرُونَ ٱلْأُولَىٰ بَصَآئِرَ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَرَحْمَةً لَّعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Musa'ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.
Yemin olsun ki biz ilk nesilleri helak ettikten sonra (gerçeği) hatırlasınlar diye insanlar için öngörüler (içeren), (ayrıca) bir rehber ve rahmet olarak o Kitabı Musa'ya vermiştik.
Ve doğrusu, önceki nesilleri (hak ettikleri) helaka sürükledikten sonra insanlık için bilinç kaynağı, bir doğru yol rehberi ve bir rahmet membaı olarak Musa'ya Kitab'ı verdik ki belki (sorumluluklarını) hatırlarlar.
Ve gerçek şu (ki), daha önceki (günahkar) nesilleri ortadan kaldırdıktan sonra, insanlar için bir aydınlanma kaynağı, bir doğru yol bilgisi ve bir rahmet olarak Musa'ya (vahyedilmiş) kitabı verdik ki, (Bizi) anıp düşünsünler.
Andolsun ki, ilk nesilleri helak ettikten sonra, Musa'ya Hakikat BİLGİsini (Kitap); insanlar için hakikati gösterici, hakikate erme kılavuzu ve rahmet (kendilerindeki Esma kuvvelerini keşfedip yaşama) olarak verdik; belki anıp değerlendirirler diye.
Andolsun, ilk nesilleri yıkıma uğrattıktan sonra, Musa'ya, insanlar için (gözleri hikmetle açıp aydınlatacak) basiretler, hidayet ve rahmet olmak üzere Kitap verdik. Umulur ki, öğüt alıp düşünürler diye.
Andolsun biz, ilk nesilleri yok ettikten sonra Musa'ya, düşünüp öğüt alsınlar diye insanlar için apaçık deliller, hidayet rehberi ve rahmet olarak o Kitab'ı (Tevrat’ı) vermişizdir.
Ve gerçek şu ki, önceki kuşakları yıkıma uğrattıktan sonra, insanlar için aydınlanma kaynağı, yol gösteren ve rahmet olarak, Musa'ya, Kitap verdik; belki öğüt alırlar diye.
Andolsun ki biz, ilk nesilleri helak ettikten sonra, insanlar düşünüp öğüt alsınlar diye Musa'ya, aydınlanma kaynağı, rehber ve rahmet olarak kitabı verdik.
İlk nesilleri (Nuh, Hud, Salih, Lut ve Şuayb'ın halklarını) yok ettikten sonra Musa'ya, halkı aydınlatan bir kılavuz ve rahmet olarak kitabı verdik; belki öğüt alırlar diye.
İlk nesilleri (Nuh, Hud, Salih, Lut ve Şuayb'ın halklarını) yok ettikten sonra Musa'ya, halkı aydınlatan bir kılavuz ve rahmet olarak kitabı verdik; belki öğüt alırlar diye.
Andolsun ki, Biz Musa'ya o kitabı, ilk nesilleri helak ettikten sonra, insanların vicdanlarını aydınlatacak görüşler ve bir hidayet ve rahmet olmak üzere verdik; belki düşünür, ibret alırlar.
Celalim hakkı için biz Musaya o kitabı kurunı ulayı ihlak ettiğimizden sonra nasın vicdanlarını tenvir edecek basiretler ve bir hidayet-ü rahmet olmak üzere verdik, gerek ki tezekkür ederler
Ant olsun ki önceki nesilleri yok ettikten sonra; Musa'ya, öğüt alırlar diye, basiretler, dipnot 1 doğru yolu gösteren ve rahmet olarak Kitap'ı verdik.
Ant olsun ki önceki nesilleri yok ettikten sonra; Musa'ya, öğüt alırlar diye, basiretler dipnot 1 , doğru yolu gösteren ve rahmet olarak Kitap'ı verdik.
Ant olsun ki önceki nesilleri yok ettikten sonra; Musa'ya, öğüt alırlar diye, basiretler dipnot 1 , doğru yolu gösteren ve rahmet olarak Kitap'ı verdik.
Andolsun, ilk nesilleri yıkıma uğrattıktan sonra, Musa'ya, insanlar için (gözleri hikmetle açıp aydınlatacak) basiretler, hidayet ve rahmet olmak üzere Kitap verdik. Umulur ki, öğüt alıp düşünürler diye.
Andolsun ki biz evvelki nesilleri belak etdiğimizden sonra Musaya — (insanlara kalb gözlerini açacak) basıyretler (vermek) ve bir hidayet ve rahmet olmak üzere — o kitabı (Tevratı) vermişizdir. Olur ki onlar nasıyhat kabul ederler (diye).
Andolsun ki; Biz, önceki nesilleri yok ettikten sonra Musa'ya insanlar için basiretler, hidayet ve rahmet olmak üzere kitabı verdik. Olur ki düşünürler diye.
(22-43) Medyen tarafına doğru yüzünü çevirince / teveccüh edince dedi ki umarım Rabbim, yolun düzgününe beni yönlendirir. Medyen suyuna varınca / ulaşınca orada insanlardan hayvan sulayan bir topluluk buldu, Onların ötesinde / dışında da hayvanlarını suyun uzağında tutan iki kadın buldu , sizin sıkıntınız / sorununuz nedir? Diyerek sordu, ikisi de çobanlar çekilip gidinceye kadar sulayamayız , Babamızda epeyce yaşlıdır dediler, O / Musa ikisinin hayvanlarını suladı, sonra gölgeye geri çekilerek dedi ki, Rabbim muhakkak ki ben hayırdan bana indireceğine karşı fakirim, derken utana sıkıla / hayalı bir vaziyette o iki kardeşten biri geldi , dedi ki babam bizim için hayvanları sulamandan ötürü karşılığını vermek amacıyla seni çağırıyor . Bunun üzerine , babalarına geldiğinde Ona kıssasını / başından geçenleri anlattı, O da korkma! zalim bir kavimden kurtuldun dedi. O iki kardeşten biri dedi ki ey babacığım ücretle tut / icarla onu, ücretli tuttuklarının en hayırlısıdır, sağlam ve güvenilirdir, Babaları Musa’ya dedi ki, dileğim / muradım, işte şu iki kızımdan biriyle sekiz yıl ücretli bana çalışman şartıyla seni nikahlamandır, eğer on seneye tamamlarsan o da sendendir / senin ikramındır, sana meşakkatte bulunmak gibi bir muradım yok , İnşallah / eğer Allah ta isterse beni ıslah edicilerden bulacaksın. Musa dedi ki , bu seninle benim aramdadır , iki süreden hangi birini gerçekleştirirsem de asla aramızda düşmanlık yoktur, Allah söylediklerimize vekildir. Musa süreyi gerçekleştirdiğinde ailesini harekete geçirdi / yola çıkardı, Tûrun kenarında bir ateş hissetti , ailesine dedi ki bekleyin, ben kesinlikle bir ateş hissettim belki oradan size bir haber veya bir cezve kor ateş getirebilirim böylelikle sizler ısınırsınız. Nihayet oraya vardığında ona, ağaçlarıyla mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından seslenildi / nida edildi. Ey Musa kesinlikle ben alemlerin Rabbi Allah'ım, sopanı / asanı sal / bırak , onun bir yılan gibi kıvrıldığını gördüğünde , sırtını döndü ve kaçtı, Ey Musa geri dön ve korkma , muhakkak ki sen güvendesin , elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır , korkmuş ellerini yanlarına sok , işte bunlar Rabbinden firavuna ve ileri gelenlerine karşı iki delildir. Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavimdirler.
Şüphesiz önceki nesilleri helâk ettikten sonra, belki hatırlayıp öğüt alırlar diye Mûsâ'ya, insanlar için basiretler, hidayet ve rahmet olmak üzere kitap verdik.
Andolsun biz, ilk nesilleri (Nuh, Hud, Salih ve Lut kavimlerini) helak ettikten sonra Musa'ya, insanların gönül gözlerini aydınlatacak nur ve onlara yol gösterici olarak Kitabı verdik, belki düşünür, öğüt alırlar diye.
Oysa önceki nesilleri helak ettikten sonra, Musa'ya da o insanlar için gerçeğin göstergeleri, bir rehber ve ikram olarak Kitabı vermiştik ki ondaki bilgileri kullansınlar dipnot 1 !
Önceki nesilleri yok etmemizden sonra bu insanlar doğru bilgilerini kullansınlar diye Musa'ya Kitap verdik, insanlara gerçekleri gösteren, kılavuzluk eden ve ikram olan o Kitabı.
Şüphesiz Önceki nesilleri helak ettikten sonra, belki hatırlayıp öğüt alırlar diye Musa'ya, insanlar için basiretler, hidayet ve rahmet olmak üzere kitap verdik.
Önceki nesilleri helak ettikten sonra, belki düşünürler diye insanlar için belgeler, doğru yolu gösterici ve rahmet olarak Musa'ya kitap vermiştik.
Yemin olsun biz, ilk nesilleri helak ettikten sonra Musa'ya Kitap'ı; insanlar için basiretler, kılavuz ve rahmet olarak verdik ki, düşünüp öğüt alabilsinler.
Kasas suresi, 44. ayet. وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ ٱلْغَرْبِىِّ إِذْ قَضَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَى ٱلْأَمْرَ وَمَا كُنتَ مِنَ ٱلشَّٰهِدِينَ
(Ey Muhammed!) Musa'ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. (O olayı) görenlerden de değildin.
Musa'ya emrimizi verdiğimiz sırada sen, batı tarafında bulunmuyordun ve (o olayı) görenlerden de değildin. dipnot 1
Ve sen (Ey Peygamber)! Biz (vadinin bir yamacında) Musa'ya bu Emr'i bildirirken, sen vadinin öbür yamacında değildin; dolayısıyla (olan biteni oradan) izleyen tanıklardan da değildin.
İmdi, (sana gelince, ey Muhammed,) Biz Musa'ya Yasamızı bildirirken sen o kutlu vadinin batı yamacında değildin; (o'nun devrinde olup bitenlere) şahit olan kimseler arasında da bulunmuyordun;
Sen batı tarafında değildin biz Musa'ya o emri hükmettiğimizde. . . Şahitlerden de değildin.
Musa'ya o işi (ilahi vahyi verip) gerçekleştirdiğimiz zaman, sen (Tur'un) batı yanında değildin ve (buna) şahid olanlardan da değildin.
(Rasûlüm!) Musa’ya emrimizi vahyettiğimiz sırada, sen (Tûr Dağı'nın) batı yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseye) şahit olanlardan da değildin.
Musa'ya o buyruğu verdiğimizde, sen, batı yamacında değildin; tanık olanlar arasında da değildin.
Musa'ya emrimizi bildirdiğimiz zaman, sen, batı yönünde Musa'yı bekleyenler arasında değildin, onu görenler arasında da yoktun.
Musa'ya emri ilettiğimiz zaman sen batı tarafında bulunmuyordun; sen tanık değildin.
Musa'ya emri ilettiğimiz zaman sen batı tarafında bulunmuyordun; sen tanık değildin.
Musa'ya o emri vahyettiğimiz sırada sen batı yönünde bulunmuyordun, olayı görenlerden de değildin.
Sen ise Musaya o emri kaza ettiğimiz sıra canibi garbide değildin, o şahidlerden de değildin
Sen, Musa'ya o emri yerine getirdiğimizde batı tarafında dipnot 1 değildin. Ve sen, tanık olanlardan da değildin.
Sen, Musa'ya o emri yerine getirdiğimizde batı tarafında dipnot 1 değildin. Ve sen, tanık olanlardan da değildin.
Sen, Musa'ya o emri yerine getirdiğimizde batı tarafında dipnot 1 değildin. Ve sen, tanık olanlardan da değildin.
Musa'ya o buyruğu gerçekleştirdiğimiz (kaza) zaman, sen (Tur'un) batı yanında değildin ve (buna) şahid olanlardan da değildin.
Musaya o emri vahyetdiğimiz vakit (Habibim) sen batı tarafında (haazır) değildin, görenlerden de değildin.
Musa'ya buyruğumuzu bildirdiğimiz vakit, batı yönünde değildin sen. Görenlerden de olmamıştın.
(44-50) Musa'ya emirlerimizi gerçekleştirdiğimizde sen o yerin batı tarafında değildin, şahitlerden de olmadın , velakin bizler nice nesiller yarattık, onların ömürleri de uzundu, sen Medyen halkına oturmuş ayetlerimizi okuyan biri değildin velâkin gönderenler bizdik. Seslendiğimizde / nida ettiğimizde Tûrun yamacında da değildin, velakin Rabbinden, senden önce bir uyarı verilmemiş olan o kavmi uyarman için bir rahmettir , Böylelikle belki hatırla yıp anarlar. Eğer ki onlara bir musibet isabet etse derler ki Rabbimiz eğer bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyarak bizde iman edenler den olsaydık. Ne zaman ki onlara yanımızdan bir gerçek geldi / bir hak geldi, dediler ki keşke Musa ya verilenin bir benzeri bize de verilseydi , önceden Musa ya ver ileni de yok saymadılar mı? İki Büyü / iki sihir birbirine arka çıkıyor / yardımlaşıyor (Tevrat ve Kuran) biz kesinlikle hepsini de yok sayıyoruz. Eğer doğru sözlü iseniz bu ikisinden daha iyi rehberlik eden / yola ileten Allah ’ın yanından bir kitap getirin bende ona uyayım. Sana icabet edemezlerse / cevap veremezler ise bil ki onlar kesinlikle keyiflerine / hevalarına uyuyorlar , Allahtan gelen hidayet dışında hevasına tabi olan kimseden daha sapmış kim olabilir? Allah zalim kavimleri yola iletmez. [Kur’an’ın Tevrat dediği aslında Toradır, Yahudilerin eski ahidi ise Tanahtır üç bölümdür. A- Nevi’im (Peygamberler) B- Ketuvim (Yazılar) C- Tora (Yasa / Musa'nın Beş Kitabı) "Esfar-ı Hamse" (Beş Kitap) ise 1. Bereşit (Genesis / Yaratılış) 2. Şemot (Exodus / Çıkış) 3. Vayikra (Leviticus / Levililer) 4. Bamidbar (Numbers / Sayılar) 5. Devarim (Deuteronomy / Tesniye) Tora haftalık ibadet döngüsü 54 haftalıktır, bunlara paraşot / pareşa denir. Eski ahit Tanah ise 39 kitap içerir.]
Mûsâ’ya emir verdiğimizde sen, Tûr Dağı'nın batı tarafında bulunmuyordun. Sen buna şahit olanlardan da değildin.
Musa'ya o işi yaptığımız (yani kendisine bildirmek istediğimiz işi ona vahyettiğimiz) vakit sen (Mukaddes Vadinin) batı tarafında değildin, (o hadiseyi) görenlerden de değildin.
(Ey Muhammed!) Musa'ya o görevi (elçilik görevini) verdiğimizde sen vadinin batı yakasında değildin; olup biteni izleyenlerden değildin dipnot 1 .
Sen; Musa'ya görev verdiğimizde vadinin batı yamacında değildin; olup biteni gözlemlemiyordun.
Musa’ya emir verdiğimizde sen (Tur'un) batı yanında değildin ve sen (buna) şahit olanlardan da değildin.
Musa'ya emir verdiğimizde sen batı tarafında değildin. Gözünle de görmedin.
Biz Musa'ya o emri vahyettiğimizde, sen batı tarafında değildin; olayı izleyenlerden de değildin.
Kasas suresi, 45. ayet. وَلَٰكِنَّآ أَنشَأْنَا قُرُونًا فَتَطَاوَلَ عَلَيْهِمُ ٱلْعُمُرُ وَمَا كُنتَ ثَاوِيًا فِىٓ أَهْلِ مَدْيَنَ تَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِنَا وَلَٰكِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ
Fakat biz (Musa'dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, ayetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat biz (bu haberi) göndereniz.
(Oysa) biz nice nesiller var etmiştik de onların üzerinden uzun zaman geçmişti. Sen ayetlerimizi kendilerine tilavet etmek (okuyup aktarmak) üzere Medyen halkı arasında oturmuş da değildin. dipnot 1 Ancak bütün elçileri gönderen bizdik.
Tam aksine, Biz (o günden bu güne) nice kuşaklar var ettik ve bunların üzerinden de nice zaman akıp gitti. Dahası Sen, kendilerine mesajlarımızı iletmek için Medyen sakinleri arasında bulunmuş da değildin; fakat (bu mesajları) öteden beri gönderip duran da yine Bizdik.
tersine, Biz (onlarla senin aranda) nice nesiller yarattık ve onlardan sonra nice çağlar geçip gitti. Ve Sen, mesajlarımızı kendilerine okuyup açıklamak üzere, Medyen halkı arasında da yaşamadın; fakat Biz (elçilerimizi insanlara her zaman) gönderiyoruz.
Bu arada nice nesiller oluşturduk, yaşayıp geçip gittiler. . . Sen Medyen halkı içinde de yaşamış değildin ki işaretlerimizi onlara bildiresin. . . Biziz Rasulleri irsal eden!
Ancak biz birçok nesiller inşa ettik de onların üzerinde (nice) ömür(ler) uzayıp geçti. Ve sen Medyen halkı içinde yaşayıp da ayetlerimizi onlardan okuyarak öğrenmiş değilsin. Ancak (bu bilgileri sana) gönderen biziz.
Bilakis biz nice nesiller var ettik de, onların üzerinden uzun zamanlar geçti. Sen, âyetlerimizi kendilerinden okuyarak öğrenmek üzere Medyen halkı arasında oturmuş da değilsin; aksine (onları sana) gönderen biziz.
Fakat Biz, birçok kuşaklar oluşturduk. Onların üzerinden uzun zamanlar geçti. Medyen halkı arasında yaşamış da değilsin ki, ayetlerimizi bunlara okuyabilesin. Fakat Biz, gönderenleriz.
Ama biz nice nesiller var ettik. Üzerlerinden yıllar geçti. Medyen halkı arasında bulunmadığından onlara ayetlerimizi okumuyordun, fakat biz sürekli peygamberler gönderiyorduk.
Fakat biz birçok nesiller yarattık. Üzerinden çok zaman geçti. Sen Medyen halkı arasında bulunup ayetlerimizi okuyor da değildin. Ancak, biz elçiler göndeririz.
Fakat biz bir çok nesiller yarattık. Üzerinden çok zaman geçti. Sen Medyen halkı arasında bulunup ayetlerimizi okuyor da değildin. Ancak, biz elçiler göndeririz.
Fakat Biz, birçok nesiller yarattık, ömürleri de uzun oldu. Sen Medyen halkı arasında ikamet ederek ayetlerimizi onlardan okuyup öğrenmedin; fakat peygamberlik verip gönderen Biz olduk.
Ve lakin biz bir çok karınlar inşa eyledik de onların üzerlerine omür uzadı, sen Medyen ehalisi içinde ikamet ederek ayetlerimizi onlardan okuyub öğrenmedin de ve lakin biz olduk risalet verip gönderen
Üstelik nice nesiller inşa ettik. Üzerlerinden ömürler geçti. Medyen Halkı arasında ayetlerimizi okuyan da sen değildin. Fakat seni Resul olarak gönderen Biziz dipnot 1 .
Üstelik nice nesiller inşa ettik. Üzerlerinden ömürler geçti. Medyen Halkı arasında ayetlerimizi okuyan da sen değildin. Fakat seni Resul olarak gönderen Biziz. dipnot 1
Üstelik uzun ömürlü nice nesiller inşa ettik. Medyen Halkı arasında ayetlerimizi okuyan da sen değildin. Fakat bu bilgileri sana veren Biziz.
Ancak biz birçok nesiller inşa ettik de onların üzerinde (nice) ömür(ler) uzayıp geçti. Ve sen Medyen ehli içinde yaşayıp da ayetlerimizi onlardan okuyarak öğrenmiş değilsin. Ancak (bu bilgileri sana) gönderen biziz.
Fakat biz (Musadan sonra) daha bir çok nesiller yaratdık da ömürleri (uzadıkça) uzadı onların. Sen Medyen ehalisi içinde ikaamet edici, olub da ayetlerimizi onlardan okuyarak öğrenmiş de değilsin. Ancak (geçmişlerin haberleri sana) gönderenler biziz.
Ama Biz; daha nice nesiller yarattık. Ömürleri uzadıkça uzadı onların. Sen, Medyen halkı arasında bulunup da onlara ayetlerimizi okumuyordun. O haberleri sana gönderen Biziz.
(44-50) Musa'ya emirlerimizi gerçekleştirdiğimizde sen o yerin batı tarafında değildin, şahitlerden de olmadın , velakin bizler nice nesiller yarattık, onların ömürleri de uzundu, sen Medyen halkına oturmuş ayetlerimizi okuyan biri değildin velâkin gönderenler bizdik. Seslendiğimizde / nida ettiğimizde Tûrun yamacında da değildin, velakin Rabbinden, senden önce bir uyarı verilmemiş olan o kavmi uyarman için bir rahmettir , Böylelikle belki hatırla yıp anarlar. Eğer ki onlara bir musibet isabet etse derler ki Rabbimiz eğer bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyarak bizde iman edenler den olsaydık. Ne zaman ki onlara yanımızdan bir gerçek geldi / bir hak geldi, dediler ki keşke Musa ya verilenin bir benzeri bize de verilseydi , önceden Musa ya ver ileni de yok saymadılar mı? İki Büyü / iki sihir birbirine arka çıkıyor / yardımlaşıyor (Tevrat ve Kuran) biz kesinlikle hepsini de yok sayıyoruz. Eğer doğru sözlü iseniz bu ikisinden daha iyi rehberlik eden / yola ileten Allah ’ın yanından bir kitap getirin bende ona uyayım. Sana icabet edemezlerse / cevap veremezler ise bil ki onlar kesinlikle keyiflerine / hevalarına uyuyorlar , Allahtan gelen hidayet dışında hevasına tabi olan kimseden daha sapmış kim olabilir? Allah zalim kavimleri yola iletmez. [Kur’an’ın Tevrat dediği aslında Toradır, Yahudilerin eski ahidi ise Tanahtır üç bölümdür. A- Nevi’im (Peygamberler) B- Ketuvim (Yazılar) C- Tora (Yasa / Musa'nın Beş Kitabı) "Esfar-ı Hamse" (Beş Kitap) ise 1. Bereşit (Genesis / Yaratılış) 2. Şemot (Exodus / Çıkış) 3. Vayikra (Leviticus / Levililer) 4. Bamidbar (Numbers / Sayılar) 5. Devarim (Deuteronomy / Tesniye) Tora haftalık ibadet döngüsü 54 haftalıktır, bunlara paraşot / pareşa denir. Eski ahit Tanah ise 39 kitap içerir.]
Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun zaman geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, ayetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat (seni peygamber olarak) gönderenler gerçekten bizleriz.
Fakat biz (Musa'dan sonra) birçok nesiller yarattık da onların üzerinden uzun zamanlar geçti. Sen Medyen halkı arasında oturmuş değildin ki (orada olanları görüp öğrenesin de) ayetlerimizi bunlara okuyasın. (Bu, bir yerden görme, öğrenme ile değildir, fakat) Biz seni elçi olarak gönderdik (ve bu olayları sana vahyettik).
Ama (Musa'dan sonra) yeni nesiller oluşturduk, onların üzerinden uzun bir zaman geçti. Sen Medyenliler arasında da kalmadın ki bunlara (onlarla ilgili) ayetlerimizi okuyasın. Ama (bu bilgilerle seni) elçi gönderen biziz.
Üstelik yeni nesiller var ettik; uzun uzun yaşadılar. Medyenliler arasına yerleşip ayetlerimizi okuyan biri de değildin. Ama biz onlara elçiler göndermeye devam ettik.
Fakat, biz, nice nesiller var ettik. onların Üzerlerinden uzun seneler geçti. Nitekim sen, Medyen halkı içinde yaşamış değildin. Onlara ayetlerimizi okumuş da değildin. Fakat biz (bu haberi) göndereniz.
Fakat biz, bir çok nesiller türettik. Onlar da uzun süre yaşadılar. Nitekim sen, Medyen halkı içinde kalmadın onlara ayetlerimizi okumuş da değildin. Ama onları biz gönderiyorduk.
Ancak biz, birçok nesil oluşturduk da bunlar üzerinden ömürler akıp gitti. Sen Medyen halkı içinde oturarak onlara ayetlerimizi okuyor değildin. Biz, peygamberler gönderiyoruz, hepsi bu.
Kasas suresi, 46. ayet. وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ ٱلطُّورِ إِذْ نَادَيْنَا وَلَٰكِن رَّحْمَةً مِّن رَّبِّكَ لِتُنذِرَ قَوْمًا مَّآ أَتَىٰهُم مِّن نَّذِيرٍ مِّن قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
Yine biz (Musa'ya) seslendiğimiz zaman Tur'un yan tarafında da değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi, düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz.
Musa'ya seslendiğimiz zaman da sen Tûr'un (Sînâ Dağı'nın) yanında değildin. dipnot 1 Düşünüp (gerçeği) hatırlarlar diye senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için dipnot 2 Rabbinden bir rahmet olarak (bunları sana bildirdik).
Yine sen, Biz nida ettiğimizde (Sina) Dağı'nın yamacında da değildin; ve fakat senden önce uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarman için Rabbin tarafından rahmet olarak gönderildin; belki (sorumluluklarını) hatırlarlar.
Evet, Biz (Musa'ya) seslendiğimiz zaman sen Sina Dağı'nın yamacında değildin; fakat (sen de, öteki elçiler gibi,) senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarasın diye Rabbinden bir rahmet aracı olarak (gönderildin) ki böylece belki (geçmişte olup bitenleri) düşünür (de Bizi) anarlar.
Biz (Musa'ya) hitap ettiğimizde sen Tur tarafında değildin. . . Ne var ki, Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarman için (bu bilgiler sana vahyoldu). Umulur ki üzerinde düşünürler.
(Musa'ya) Seslendiğimiz zaman da, sen Tur'un yanında değildin. Ancak Rabbinden bir rahmet olmak üzere senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için (gönderildin). Umulur ki, öğüt alıp düşünürler diye.
(Musa’ya) seslendiğimiz zaman da, sen Tûr’un yanında değildin. Bilakis, senden önce kendilerine uyarıcı (peygamber) gelmeyen bir kavmi uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik); ola ki düşünüp öğüt alırlar.
Seslendiğimiz zaman, sen, dağın yamacında da değildin. Fakat senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarman için, Efendinden bir rahmettir; belki öğüt alırlar diye.
Sen, Musa'ya seslendiğimiz zaman Tur'un yanında da değildin. Senden önce kendilerine uyarıcı gelmeyen bir toplumu uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; belki düşünürler.
(Musa'ya) Seslendiğimizde Tur'un yamacında da bulunmuyordun. Ancak, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarman için Efendinden bir rahmet olarak (sana bilgi veriyoruz); belki öğüt alırlar.
(Musa'ya) Seslendiğimizde Tur'un yamacında da bulunmuyordun. Ancak, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (sana bilgi veriyoruz); belki öğüt alırlar.
Yine Biz seslendiğimiz zaman da sen Tur'un yanında değildin; fakat senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir topluluğu uyarasın diye Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; ola ki, düşünüp ibret alırlar.
Hem biz o nidayı yaptığımız vakıt sen Turun canibinde de değildin ve lakin rabbından bir rahmet olarak gönderildin ki senden evvel kendilerine bir nezir gelmemiş olan bir kavmi inzar edesin gerek ki tezekkür edeler
Ve seslendiğimiz zaman, Tur'un yanında da değildin. Fakat senden önce, kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman için, seni Rabb'inden bir rahmet olarak gönderdik. Umulur ki öğüt alırlar.
Ve seslendiğimiz zaman, Tur'un yanında da değildin. Fakat senden önce, kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman için, seni Rabb'inden bir rahmet olarak gönderdik. Umulur ki öğüt alırlar.
Ve seslendiğimiz zaman, Tur'un yanında da değildin. Fakat senden önce, kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman için, seni Rabb'inden bir rahmet olarak gönderdik. Umulur ki öğüt alırlar.
(Musa'ya) Seslendiğimiz zaman da, sen Tur'un yanında değildin. Ancak rabbinden bir rahmet olmak üzere senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için (gönderildin). Umulur ki, öğüt alıp düşünürler diye.
(Musaya) nida etdiğimiz vakit da sen "Tuur" un yanında değildin. Fakat sen Rabbinden bir rahmet olarak (gönderildin). Taki senden evvel kendilerine inzar edici (bir peygamber) gelmemiş olan bir kavmi sen inzar edesin. Olur ki onlar iyice düşünüb nasıyhat (ını) kabul ederler.
Biz seslendiğimiz vakit; sen Tur'un yanında da değildin. Fakat sen, kendinden önce onlara uyarıcı gelmeyen bir kavmi uyarman için, Rabbından bir rahmet olarak gönderildin. Olur ki onlar, düşünürler diye.
(44-50) Musa'ya emirlerimizi gerçekleştirdiğimizde sen o yerin batı tarafında değildin, şahitlerden de olmadın , velakin bizler nice nesiller yarattık, onların ömürleri de uzundu, sen Medyen halkına oturmuş ayetlerimizi okuyan biri değildin velâkin gönderenler bizdik. Seslendiğimizde / nida ettiğimizde Tûrun yamacında da değildin, velakin Rabbinden, senden önce bir uyarı verilmemiş olan o kavmi uyarman için bir rahmettir , Böylelikle belki hatırla yıp anarlar. Eğer ki onlara bir musibet isabet etse derler ki Rabbimiz eğer bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyarak bizde iman edenler den olsaydık. Ne zaman ki onlara yanımızdan bir gerçek geldi / bir hak geldi, dediler ki keşke Musa ya verilenin bir benzeri bize de verilseydi , önceden Musa ya ver ileni de yok saymadılar mı? İki Büyü / iki sihir birbirine arka çıkıyor / yardımlaşıyor (Tevrat ve Kuran) biz kesinlikle hepsini de yok sayıyoruz. Eğer doğru sözlü iseniz bu ikisinden daha iyi rehberlik eden / yola ileten Allah ’ın yanından bir kitap getirin bende ona uyayım. Sana icabet edemezlerse / cevap veremezler ise bil ki onlar kesinlikle keyiflerine / hevalarına uyuyorlar , Allahtan gelen hidayet dışında hevasına tabi olan kimseden daha sapmış kim olabilir? Allah zalim kavimleri yola iletmez. [Kur’an’ın Tevrat dediği aslında Toradır, Yahudilerin eski ahidi ise Tanahtır üç bölümdür. A- Nevi’im (Peygamberler) B- Ketuvim (Yazılar) C- Tora (Yasa / Musa'nın Beş Kitabı) "Esfar-ı Hamse" (Beş Kitap) ise 1. Bereşit (Genesis / Yaratılış) 2. Şemot (Exodus / Çıkış) 3. Vayikra (Leviticus / Levililer) 4. Bamidbar (Numbers / Sayılar) 5. Devarim (Deuteronomy / Tesniye) Tora haftalık ibadet döngüsü 54 haftalıktır, bunlara paraşot / pareşa denir. Eski ahit Tanah ise 39 kitap içerir.]
Biz, Mûsâ'ya seslendiğimiz zamanda sen Tûr Dağı'nın yanında değildin. Fakat bu, kendilerine senden önce bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu belki düşünürler diye uyarman için Rabbinden bir rahmettir.
(Musa'ya) ünlediğimiz zaman sen Tur'un yanında değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik) ki senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan toplumu uyarasın; belki düşünüp öğüt alırlar.
Musa'ya seslendiğimiz sırada Tur'un yanında da değildin dipnot 1 . Bunları Rabbinden bir ikram olarak (öğrendin dipnot 2 ) ki senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir topluluğu uyarasın dipnot 3 . Belki doğru bilgileri kullanırlar.
Musa'ya seslendiğimiz sırada sen Tur tarafında da değildin. Bunları Rabbinden bir ikram olarak öğrendin ki, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu uyarasın. Belki bilgilerini doğru kullanırlar.
(Musa’ya) seslendiğimiz zaman Tur’un yakınında da değildin. Fakat bu kendilerine senden önce bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu belki düşünürler diye uyarman için Rabbinden bir rahmettir.
(Musa'ya) seslendiğimiz zaman Tur'un yakınında da değildin. Fakat bu kendilerine senden önce bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu belki düşünürler diye uyarman için Rabbinden bir rahmettir.
Ve sen, biz seslendiğimizde, Tur tarafında da değildin. Sen, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarmak için Rabbinden bir rahmetsin. Bu sayede onların düşünüp öğüt almaları umuluyor.
Kasas suresi, 47. ayet. وَلَوْلَآ أَن تُصِيبَهُم مُّصِيبَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ فَيَقُولُوا۟ رَبَّنَا لَوْلَآ أَرْسَلْتَ إِلَيْنَا رَسُولًا فَنَتَّبِعَ ءَايَٰتِكَ وَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, "Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık" diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
Kendi ellerinin yapıp ettikleri nedeniyle başlarına bir musibet geldiğinde dipnot 1 "Rabbimiz! Bize bir elçi gönderseydin de ayetlerine uyup müminlerden olsaydık!" dipnot 2 diyecek olmasalardı (seni göndermezdik). dipnot 3
İmdi muhataplar, elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir musibet gelmesi durumunda: "Rabbimiz! Keşke bize bir elçi gönderseydin de biz de Senin mesajlarına uyup inanan kimselerden olsaydık, olmaz mıydı?" demesinler diye (gönderdik seni).
Ve (ayrıca, Biz seni, Yargı Günü'nde) kendi elleriyle yapıp ettiklerinden ötürü başlarına bir musibet geldiği zaman: "Ey Rabbimiz, bize bir elçi göndermiş olsaydın senin mesajlarına uyar ve inanan kimselerden olurduk!" demesinler diye (gönderdik).
Kendi elleriyle yaptıklarının sonucu olarak (Sünnetullah sonucu) onlara bir musibet isabet ettiğinde: "Rabbimiz. . . Bari bize bir Rasul irsal etseydin de senin işaretlerine uysaydık ve iman edenlerden olsaydık" diyecek olmasalardı (Rasul irsal etmezdik).
Kendi ellerinin öne sürdükleri dolayısıyla, onlara bir musibet isabet ettiğinde: "Rabbimiz, bize de bir elçi gönderseydin de böylece senin ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık" diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
Bizzat kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de, âyetlerine uysak ve müminlerden olsaydık! diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
Kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir yıkım geldiğinde; "Efendimiz! Bize bir elçi gönderseydin de Senin ayetlerine bağlı kalarak, inananlar arasında olsaydık!" demesinler diye.
Yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde, "Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de ilkelerine uyup inananlardan olsaydık, olmaz mıydı?" derler.
Kendi elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde, "Efendimiz, bize bir elçi gönderseydin de senin ayetlerine uysaydık ve iman edenlerden olsaydık" diyemesinler diye...
Kendi elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde, 'Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de senin ayetlerine uysaydık ve inananlardan olsaydık,' diyemesinler diye...
Kendi elleriyle yaptıkları günahlar yüzünden başlarına birer felaket geldiğinde: "Ey Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de ayetlerine uyup müminlerden olsaydık." demesinler diye.
(47-48) Ellerinin takdim eylediği günahlar yüzünden başlarına birer musibet gelib de o vakıt "ya rabbena bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyup mü'minlerden olsakdı ya!" diyecek olmasalardı! Fakat şimdi onlara tarafımızdan hak gelince "Musa'ya verilen gibisi verilse ya!" dediler, ya bundan evvel Musaya verilene küfretmediler mi? İki sihir tezahür etti dediler ve biz hiçbirisine inanmayız dediler.
Eğer elleriyle sundukları nedeniyle dipnot 1 onlara bir bela isabet ederse: "Rabb'imiz! Keşke bize bir Resul gönderseydin böylece biz, Sen'in ayetlerine tabi olur ve iman edenlerden olurduk." diyemesinler diye. dipnot 2
Eğer elleriyle sundukları nedeniyle dipnot 1 onlara bir bela isabet ederse: "Rabb'imiz! Keşke bize bir resul gönderseydin böylece biz, Senin ayetlerine tabi olur ve inananlardan olurduk." diyemesinler diye. dipnot 2
Eğer elleriyle sundukları nedeniyle dipnot 1 onlara bir bela isabet ederse: "Rabbimiz! Keşke bize bir rasul gönderseydin böylece biz, Senin ayetlerine tabi olur ve inanlardan olurduk." diyemesinler diye. dipnot 2
Kendi ellerinin öne sürdükleri dolayısıyla onlara bir musibet isabet ettiğinde: "Rabbimiz, bize de bir elçi gönderseydin de böylece senin ayetlerine uysaydık ve inançlılardan olsaydık" diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
Kendi elleri (ve ihtiyarları) ile öne sürdükleri (küfür ve zulüm) yüzünden onlara her hangi bir musiybet geldiği zaman: "Ey Rabbimiz, bize bir peygamber göndereydin de biz de ayetlerine ittiba edeydik, mü'minlerden olaydık ya" diyecek olmasalardı...
Yaptıklarından ötürü başlarına bir musibet geldiği zaman: Rabbımız, bize bir peygamber gönderseydin de ayetlerine uysak ve mü'minlerden olsak olmaz mıydı? derler.
(44-50) Musa'ya emirlerimizi gerçekleştirdiğimizde sen o yerin batı tarafında değildin, şahitlerden de olmadın , velakin bizler nice nesiller yarattık, onların ömürleri de uzundu, sen Medyen halkına oturmuş ayetlerimizi okuyan biri değildin velâkin gönderenler bizdik. Seslendiğimizde / nida ettiğimizde Tûrun yamacında da değildin, velakin Rabbinden, senden önce bir uyarı verilmemiş olan o kavmi uyarman için bir rahmettir , Böylelikle belki hatırla yıp anarlar. Eğer ki onlara bir musibet isabet etse derler ki Rabbimiz eğer bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyarak bizde iman edenler den olsaydık. Ne zaman ki onlara yanımızdan bir gerçek geldi / bir hak geldi, dediler ki keşke Musa ya verilenin bir benzeri bize de verilseydi , önceden Musa ya ver ileni de yok saymadılar mı? İki Büyü / iki sihir birbirine arka çıkıyor / yardımlaşıyor (Tevrat ve Kuran) biz kesinlikle hepsini de yok sayıyoruz. Eğer doğru sözlü iseniz bu ikisinden daha iyi rehberlik eden / yola ileten Allah ’ın yanından bir kitap getirin bende ona uyayım. Sana icabet edemezlerse / cevap veremezler ise bil ki onlar kesinlikle keyiflerine / hevalarına uyuyorlar , Allahtan gelen hidayet dışında hevasına tabi olan kimseden daha sapmış kim olabilir? Allah zalim kavimleri yola iletmez. [Kur’an’ın Tevrat dediği aslında Toradır, Yahudilerin eski ahidi ise Tanahtır üç bölümdür. A- Nevi’im (Peygamberler) B- Ketuvim (Yazılar) C- Tora (Yasa / Musa'nın Beş Kitabı) "Esfar-ı Hamse" (Beş Kitap) ise 1. Bereşit (Genesis / Yaratılış) 2. Şemot (Exodus / Çıkış) 3. Vayikra (Leviticus / Levililer) 4. Bamidbar (Numbers / Sayılar) 5. Devarim (Deuteronomy / Tesniye) Tora haftalık ibadet döngüsü 54 haftalıktır, bunlara paraşot / pareşa denir. Eski ahit Tanah ise 39 kitap içerir.]
Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: “Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de senin ayetlerine tâbi olup Müminlerden olsaydık.” derler.
Kendi elleriyle yaptıkları (günahları) yüzünden başlarına bir felaket geldiği zaman: "Ey Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de ayetlerine uyup mü'minlerden olsaydık." diyecek olmasalardı (seni göndermezdik. Bu bahanelerine fırsat vermemek için seni gönderdik).
Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde şöyle diyecek olmasalardı (seni elçi göndermezdik): "Rabbimiz, keşke bize bir elçi gönderseydin de senin ayetlerine uyup biz de inanıp güvenenlerden olsaydık dipnot 1 !"
Bunu, kendi elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük geldiğinde şöyle demesinler diye yaptık: "Ey Rabbimiz! Keşke bize bir elçi gönderseydin de, senin ayetlerine uyup biz de müminlerden olsaydık."
Elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: “Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de, senin ayetlerine tâbi olup müminlerden olsaydık” derler.
Elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: "Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de, senin ayetlerine tabi olup müminlerden olsaydık" derler diye...
Kendi ellerinin önden hazırladıkları yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde hemen şöyle diyorlar: "Rabbimiz, bize bir resul gönderseydin de senin ayetlerine uyup müminlerden olsaydık ne olurdu!"
Kasas suresi, 48. ayet. فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ مِنْ عِندِنَا قَالُوا۟ لَوْلَآ أُوتِىَ مِثْلَ مَآ أُوتِىَ مُوسَىٰٓ أَوَلَمْ يَكْفُرُوا۟ بِمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ مِن قَبْلُ قَالُوا۟ سِحْرَانِ تَظَٰهَرَا وَقَالُوٓا۟ إِنَّا بِكُلٍّ كَٰفِرُونَ
Onlara katımızdan gerçek gelince, "Musa'ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi" dediler. Onlar daha önce Musa'ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar, "İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor" dediler. "Biz hepsini inkar ediyoruz" dediler.
Kendilerine tarafımızdan hakikat gelince "Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?" demişlerdi. Daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? "Birbirine arka çıkan iki büyü(cü)" demişlerdi. (Sözlerine devamla) "Doğrusu biz hepsini inkar edenleriz." demişlerdi.
Ama, kendilerine Bizim katımızdan gerçeğin ta kendisi geldiğinde: "Musa'ya verilenin bir benzeri ona da verilseydi ya!" derler. Peki ama, onlar bundan önce Musa'ya geleni de inkar etmemişler miydi? (Bu kez de) "Birbirini destekleyen iki gözbağcılık mahsulü" diyorlar ve ilave ediyorlar: "Zaten biz, hepsini birden inkar ediyoruz."
Buna rağmen, yine de kendilerine katımızdan hakikat geldiği zaman "Niçin ona da Musa'ya verilenin bir benzeri verilmedi?" derler. Fakat böyleleri, bundan önce, Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? (Nitekim) "Birbirini destekleyen iki aldatmaca örneği!" diyorlar ve ekliyorlar: "Biz topunu birden reddediyoruz!"
Oysa indimizden kendilerine Hak (Rasul) geldiğinde dediler ki: "Neden Musa'ya verilmiş olanın (mucizelerin) benzeri (Ona da) verilmedi?" Daha önce Musa'ya verilmiş olanı inkar etmemişler miydi? "Birbirini destekleyen iki sihir" demişlerdi. . . Ayrıca: "Muhakkak ki biz bunların hepsini inkar ediyoruz" dediler.
Fakat onlara kendi katımızdan hak geldiği zaman: "Musa'ya verilenlerin bir benzeri buna verilmeli değil miydi?" dediler. Onlar, daha önce Musa'ya verilenleri inkar etmemişler miydi? "İki büyü birbirine arka çıktı" dediler. Ve: "Gerçekten biz hepsini inkar edenleriz" dediler.
Nitekim, yanımızdan kendilerine hak geldiği zaman, "Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilseydi ya" demişlerdir. Halbuki önceden Musa'ya verilenleri inkar edip "Birbirine destek olan iki sihir dememişler mi idi; "Biz, hepsini de inkâr ediyoruz" dememişler mi idi?
Onlara, Bizim katımızdan gerçek geldiği zaman, şöyle dediler: "Musa'ya verilenlerin tıpkısı verilmeliydi; öyle değil mi?" Oysa daha önce, Musa'ya verileni inkar etmemişler miydi? Dediler ki: "Birbirini destekleyen iki büyü; aslında, tümünü inkar ediyoruz!"
Ama onlara katımızdan gerçek gelince, "Musa'ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?" derler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? "Yardımlaşan iki sihirbaz" demişlerdi; "hepsini inkar edenleriz" demişlerdi.
Tarafımızdan kendilerine gerçek ulaştığında, "Keşke Musa'ya verilen (mucizeler) in bir benzeri bize de getirilseydi!" dediler. (Aynı kafa yapısına sahip olanlar) daha önce de Musa'ya verilenleri inkar etmemişler miydi? "Birbirini destekleyen iki büyü(kitabı)dür. Biz ikisini de reddediyoruz" dediler.
Tarafımızdan kendilerine gerçek ulaştığında, 'Keşke Musa'ya verilen (mucizeler) in bir benzeri bize de getirilseydi!' dediler. (Aynı kafa yapısına sahip olanlar) daha önce de Musa'ya verilenleri inkar etmemişler miydi? 'Birbirini destekleyen iki büyü (kitabı) dır. Biz ikisini de reddediyoruz,' dediler.
Fakat şimdi onlara katımızdan gerçek (Kur'an) geldiği zaman: "Musa'ya verilen (mucize) gibisi verilseydi ya!" dediler. Oysa bundan önce Musa'ya verileni de inkar etmediler mi? Onlar: "Birbirini destekleyen iki büyü" dediler ve: "Biz, hiçbirine inanmayız!" dediler.
(47-48) Ellerinin takdim eylediği günahlar yüzünden başlarına birer musibet gelib de o vakıt "ya rabbena bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyup mü'minlerden olsakdı ya!" diyecek olmasalardı! Fakat şimdi onlara tarafımızdan hak gelince "Musa'ya verilen gibisi verilse ya!" dediler, ya bundan evvel Musaya verilene küfretmediler mi? İki sihir tezahür etti dediler ve biz hiçbirisine inanmayız dediler.
Ne var ki onlara Hakk gelince: "Musa'ya verilen gibi dipnot 1 ona da verilseydi olmaz mıydı?" dediler. Oysaki Musa'ya verilenleri de daha önce inkar etmediler mi? "Bunlar, birbirine destek olan iki sihirbaz." dediler. Biz hepsini inkar edenleriz." dediler.
Ne var ki onlara hakk gelince: "Musa'ya verilen gibi dipnot 1 ona da verilseydi olmaz mıydı?" dediler. Oysaki Musa'ya verilenleri de daha önce inkar etmediler mi? "Bunlar, birbirine destek olan iki sihirbaz." dediler. Biz hepsini inkar edenleriz." dediler.
Ne var ki onlara hakk gelince: "Musa'ya verilen gibi ona da verilseydi olmaz mıydı?" dediler. Oysaki Musa'ya verilenleri de, daha önce inkar etmediler mi? "Bunlar, birbirine destek olan iki sihir." dediler. Biz hepsini inkar edenleriz." dediler.
Fakat onlara kendi katımızdan hak geldiği zaman: "Musa'ya verilenlerin bir benzeri buna verilmeli değil miydi?" dediler. Onlar, daha önce Musa'ya verilenlere küfretmemişler miydi? "İki büyü birbirine arka çıktı" dediler. Ve: "Gerçekten biz hepsine kafir olanlarız" dediler.
(Fakat) şimdi onlara tarafımızdan o hak (peygamber) gelince: "Musaya verilenler gibi ona da verilmeli değil miydi?" dediler! Onlar (ın ataları) daha evvel Musaya verileni (inkar ile) kafir olmadılar mı (sanki)? "iki sihir birbirine destek oldu dediler, "Doğrusu biz hepsini (inkar edici) kafirleriz" dediler.
Ama onlara katımızdan gerçek gelince: Musa'ya verilenler gibi ona da verilmeli değil miydi? derler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? Birbirine destek olan iki büyücü, demişlerdi ve biz, hepsini inkar edenleriz, demişlerdi.
(44-50) Musa'ya emirlerimizi gerçekleştirdiğimizde sen o yerin batı tarafında değildin, şahitlerden de olmadın , velakin bizler nice nesiller yarattık, onların ömürleri de uzundu, sen Medyen halkına oturmuş ayetlerimizi okuyan biri değildin velâkin gönderenler bizdik. Seslendiğimizde / nida ettiğimizde Tûrun yamacında da değildin, velakin Rabbinden, senden önce bir uyarı verilmemiş olan o kavmi uyarman için bir rahmettir , Böylelikle belki hatırla yıp anarlar. Eğer ki onlara bir musibet isabet etse derler ki Rabbimiz eğer bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyarak bizde iman edenler den olsaydık. Ne zaman ki onlara yanımızdan bir gerçek geldi / bir hak geldi, dediler ki keşke Musa ya verilenin bir benzeri bize de verilseydi , önceden Musa ya ver ileni de yok saymadılar mı? İki Büyü / iki sihir birbirine arka çıkıyor / yardımlaşıyor (Tevrat ve Kuran) biz kesinlikle hepsini de yok sayıyoruz. Eğer doğru sözlü iseniz bu ikisinden daha iyi rehberlik eden / yola ileten Allah ’ın yanından bir kitap getirin bende ona uyayım. Sana icabet edemezlerse / cevap veremezler ise bil ki onlar kesinlikle keyiflerine / hevalarına uyuyorlar , Allahtan gelen hidayet dışında hevasına tabi olan kimseden daha sapmış kim olabilir? Allah zalim kavimleri yola iletmez. [Kur’an’ın Tevrat dediği aslında Toradır, Yahudilerin eski ahidi ise Tanahtır üç bölümdür. A- Nevi’im (Peygamberler) B- Ketuvim (Yazılar) C- Tora (Yasa / Musa'nın Beş Kitabı) "Esfar-ı Hamse" (Beş Kitap) ise 1. Bereşit (Genesis / Yaratılış) 2. Şemot (Exodus / Çıkış) 3. Vayikra (Leviticus / Levililer) 4. Bamidbar (Numbers / Sayılar) 5. Devarim (Deuteronomy / Tesniye) Tora haftalık ibadet döngüsü 54 haftalıktır, bunlara paraşot / pareşa denir. Eski ahit Tanah ise 39 kitap içerir.]
Onlara katımızdan hak gelince, “Mûsâ'ya verilen mucizelerin benzeri niçin buna da verilmedi?” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen mucizeleri inkâr etmemişler miydi? Onlar: “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor.” dediler. “Doğrusu biz hepsini (inkâr edici) kâfirleriz.” dediler.
Fakat onlara katımızdan hak gelince: "Musa'ya verilenin eşi, buna da verilmeli değil miydi?" dediler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? "Birbirine destek olan iki büyü", dediler. "Biz hepsini inkar ederiz", dediler.
Fakat katımızdan bu gerçek /Kur'an gelince şöyle dediler: "Musa'ya verilenlerin /mucizelerin bir dengi ona da verilseydi olmaz mıydı dipnot 1 ?" Bunlar, Musa'ya verileni daha önce görmezden gelmediler mi? Bir de tutup "Bunlar, (Tevrat ve Kur'an) birbirini destekleyen iki sihirdir dipnot 2 ." dediler. Şunu da söylediler: "Biz ikisini de reddediyoruz."
Fakat onlara katımızdan, bütünüyle gerçek olan (Kur'an) gelince şöyle dediler: "Musa'ya verilenin bir benzeri (mucize) ona da verilseydi, olmaz mıydı!". Bu anlayışta olanlar daha önce Musa'ya verileni görmezlikten gelip de (Musa ile Harun için) "Bunlar birbirinin destekçisi iki büyücü; biz onların getirdiği hiçbir şeyi tanımıyoruz" dememişler miydi?
Onlara, katımızdan hak/ Muhammed geldiği zaman: Musa’ya verilenin bir benzeri de ona verilmeli değil miydi? dediler. Daha önce Musa’ya verilene küfretmemişler miydi? Birbirini destekleyen iki sihir (Tevrat ve Kur'an), biz onların hiç birini tanımıyoruz, demediler mi?
Onlara, katımızdan hak geldiği zaman: -Musa'ya verilenin bir benzeri de ona verilmeli değil miydi? dediler. Daha önce Musa'ya verileni inkar etmemişler miydi? -Birbirini destekleyen iki sihirbaz, biz, onların hiç birini tanımıyoruz, demediler mi?
Fakat hak, katımızdan kendilerine geldiğinde şöyle dediler: "Musa'ya verilenin aynısı buna da verilseydi ya!" Bunlar daha önce Musa'ya verileni inkar etmemişler miydi? Şöyle demişlerdi: "Birbirini destekleyen iki büyü/sırt sırta iki büyücü." Ve dediler: "Biz bunların ikisine de inanmıyoruz."
Kasas suresi, 49. ayet. قُلْ فَأْتُوا۟ بِكِتَٰبٍ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ هُوَ أَهْدَىٰ مِنْهُمَآ أَتَّبِعْهُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah katından, doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur'an'dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de, ben ona uyayım."
De ki: "Doğruysanız Allah katından bu ikisinden (Musa'ya ve bana indirilenden) daha doğru bir kitap getirin, ben de ona uyayım!" dipnot 1
De ki: "Eğer doğru sözlü kimselerseniz, haydi Allah katından doğru yolu bu ikisinden daha iyi yönelten başka bir kitap getirin de, ben de ona uyayım."
De ki: "Eğer doğru sözlü kimselerseniz, haydi, Allah katından, doğru olana bu ikisinden daha yakın bir yol gösteren bir başka kitap getirin, ona ben de uyayım!"
De ki: "Eğer sözünüzde sadıksanız, bu ikisinden (Kur'an ve Tevrat'tan) daha doğru yolu gösteren Allah indinden bir bilgi (kitap) getirin de ona tabi olayım!"
De ki: "Eğer doğruysanız, bu durumda Allah katından bu ikisinden (Musa'ya indirilen Tevrat ve bana indirilen Kur'an'dan) daha doğru olan bir kitap getirin de, ona uymuş olayım."
(Rasûlüm!) De ki: Eğer doğru sözlüler iseniz, Allah katından bu ikisinden (bana ve Musa’ya inen kitaplardan) daha doğru bir kitap getirin de ben ona uyayım!
De ki: "Allah'ın katından, bu ikisinden daha çok doğru yola eriştiren bir Kitap getirin ona uyayım; eğer doğruyu söylüyorsanız?"
De ki: "Eğer doğru sözlü iseniz, Allah katından bu ikisinden daha doğru bir kitap getirin de ona uyayım."
De ki: "Doğru sözlü iseniz, ALLAH katından bu ikisinden daha iyi yol gösteren bir kitap getirin, ben ona uyayım."
De ki, 'Doğru sözlü iseniz, ALLAH katından bu ikisinden daha iyi yol gösteren bir kitap getirin, ben ona uyayım.'
De ki: "O halde eğer doğru söylüyorsanız, Allah katından bu ikisinden daha doğru bir kitap getirin ben de ona uyayım!"
De ki: o halde bu ikisinden daha doğru bir kitab getirin Allah tarafından da ben ona tabi' olayım eğer sadıksanız
De ki: "Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, Allah'ın katından, o ikisinden dipnot 1 daha doğru yola ileten bir kitap getirin de ben de ona uyayım."
De ki: "Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, Allah'ın katından, o ikisinden dipnot 1 daha doğru yola ileten bir kitap getirin de ben de ona uyayım."
De ki: "Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, Allah'ın katından, o ikisinden dipnot 1 daha doğru yola ileten bir kitap getirin de ben de ona uyayım."
De ki: "Eğer doğruysanız, bu durumda Tanrı katından bu ikisinden (Musa'ya indirilen Tevrat ve bana indirilen Kuran'dan) daha doğru olan bir kitap getirin de, ona uymuş olayım."
De ki: "Eğer (sözünüzde) saadık (adam) larsanız Allah tarafından bu ikisinden daha doğru bir katib getirin de ben ona uyayım!"
De ki: Şayet doğru sözlüyseniz; Allah katından bu ikisinden daha doğru bir kitab getirin de ona uyalım.
(44-50) Musa'ya emirlerimizi gerçekleştirdiğimizde sen o yerin batı tarafında değildin, şahitlerden de olmadın , velakin bizler nice nesiller yarattık, onların ömürleri de uzundu, sen Medyen halkına oturmuş ayetlerimizi okuyan biri değildin velâkin gönderenler bizdik. Seslendiğimizde / nida ettiğimizde Tûrun yamacında da değildin, velakin Rabbinden, senden önce bir uyarı verilmemiş olan o kavmi uyarman için bir rahmettir , Böylelikle belki hatırla yıp anarlar. Eğer ki onlara bir musibet isabet etse derler ki Rabbimiz eğer bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyarak bizde iman edenler den olsaydık. Ne zaman ki onlara yanımızdan bir gerçek geldi / bir hak geldi, dediler ki keşke Musa ya verilenin bir benzeri bize de verilseydi , önceden Musa ya ver ileni de yok saymadılar mı? İki Büyü / iki sihir birbirine arka çıkıyor / yardımlaşıyor (Tevrat ve Kuran) biz kesinlikle hepsini de yok sayıyoruz. Eğer doğru sözlü iseniz bu ikisinden daha iyi rehberlik eden / yola ileten Allah ’ın yanından bir kitap getirin bende ona uyayım. Sana icabet edemezlerse / cevap veremezler ise bil ki onlar kesinlikle keyiflerine / hevalarına uyuyorlar , Allahtan gelen hidayet dışında hevasına tabi olan kimseden daha sapmış kim olabilir? Allah zalim kavimleri yola iletmez. [Kur’an’ın Tevrat dediği aslında Toradır, Yahudilerin eski ahidi ise Tanahtır üç bölümdür. A- Nevi’im (Peygamberler) B- Ketuvim (Yazılar) C- Tora (Yasa / Musa'nın Beş Kitabı) "Esfar-ı Hamse" (Beş Kitap) ise 1. Bereşit (Genesis / Yaratılış) 2. Şemot (Exodus / Çıkış) 3. Vayikra (Leviticus / Levililer) 4. Bamidbar (Numbers / Sayılar) 5. Devarim (Deuteronomy / Tesniye) Tora haftalık ibadet döngüsü 54 haftalıktır, bunlara paraşot / pareşa denir. Eski ahit Tanah ise 39 kitap içerir.]
De ki: "Eğer doğrulardan iseniz, Allah katından bu iki kitaptan daha doğru bir kitap getirin de, ben de ona tabi olayım."
De ki: "Eğer doğru iseniz, Allah katından bu ikisinden (yani Musa'ya ve bana inen Kitaplardan) daha doğru bir Kitap getirin de ben ona uyayım."
De ki: "Öyleyse Allah katından bu ikisinden (Tevrat ve Kur'an'dan) daha iyi rehberlik edecek bir kitap getirin dipnot 1 , ben de ona uyayım. Doğru söylüyorsanız (getirirsiniz)."
De ki, eğer samimiyseniz doğru yolu, bu ikisinden (Tevrat ve Kur'an'dan) daha iyi gösteren bir kitabı Allah katından getirin de ona uyayım.
De ki: Eğer doğrulardan iseniz, Allah katından bu iki kitaptan daha doğru bir kitap getirin de, ben de ona tabi olayım.
De ki: -Eğer doğru ve samimi iseniz, Allah katından bu iki kitaptan daha doğru bir kitap getirin de, ben de ona tabi olayım.
De ki: "Eğer doğru sözlü iseniz, Allah katından, bu ikisinden daha aydınlık bir kitap getirin, ben ona uyayım."
Kasas suresi, 50. ayet. فَإِن لَّمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَكَ فَٱعْلَمْ أَنَّمَا يَتَّبِعُونَ أَهْوَآءَهُمْ وَمَنْ أَضَلُّ مِمَّنِ ٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ بِغَيْرِ هُدًى مِّنَ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah'tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez.
Sana cevap veremezlerse bil ki onlar arzularına uymaktadır. Allah tarafından bir yol gösterici olmaksızın kendi arzusuna uyandan daha sapkın kim olabilir ki! Şüphesiz ki Allah zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
Fakat eğer senin (bu çağrına) cevap veremiyorlarsa, iyi bil ki onlar kendi keyfi ve bencil yargılarına uyuyorlar. Allah'ın rehberliği dışında kendi keyfi ve bencil yargılarına uyan kişiden daha sapkın biri olabilir mi? Şüphe yok ki Allah, zulmü tabiat haline getiren bir toplumu doğru yola yöneltmez.
Ve eğer senin bu çağrına da karşılık veremiyorlarsa, artık bil ki, onlar sadece geçici doyumlara tutsak, bencil ve çıkarcı isteklerinin peşindedirler. Allah'tan bir doğru yol bilgisi olmaksızın, geçici aldatıcı doyumlar, bencil ve çıkarcı istekler peşinde kendine yol arayan kişiden daha sapık kim olabilir ki? Gerçek şu ki, Allah zulmü kendine yol edinen toplumu doğru yola eriştirmez!
Çağrına uymazlarsa, bil ki onlar yalnızca kendi asılsız hayallerine tabi oluyorlar! Allah'tan (hakikatleri Esma mertebesinden, kendilerinde açığa çıkan hakikat ilmi olmaksızın), kendi (vehminin getirisi olan) hayal ve tasavvurlarına tabi olandan daha sapkın kimdir? Muhakkak ki Allah zalimler kavmini hidayet etmez.
Buna rağmen sana icabet etmeyecek olurlarsa, artık bil ki, onlar, gerçekten kendi heva (istek ve tutku)larına uymaktadırlar. Oysa Allah'tan bir kılavuz (doğru yol gösterici) olmaksızın, kendi istek ve tutkularına (hevasına) uyandan daha sapık kimdir? Şüphesiz Allah, zulmeden bir kavme hidayet vermez.
Eğer sana cevap veremezlerse, bil ki onlar, sırf heveslerine uymaktadırlar. Allah’tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir! Elbette Allah zalim kavmi doğru yola iletmez.
Yine de sana yanıt veremezlerse, artık bilmelisin ki, ancak kendi kuruntularına bağlı kalırlar. Allah'tan gelen bir yol gösteren olmadan, kendi kuruntularına bağlı kalan kimseden, daha sapkın kim vardır? Kuşkusuz, Allah, haksızlık yapan bir toplumu doğru yola eriştirmez.
"Eğer sana cevap veremezlerse, onların sadece heveslerine uyduklarını bil! Allah'tan doğru bir rehber olmadan hevesine uyan kimseden daha sapık kim vardır? Şüphesiz Allah, haksızlık eden toplumu doğru yola eriştirmez."
Sana cevap vermezlerse bil ki sadece kuruntularına uyuyorlar. ALLAH'tan gelen bir yol gösterici olmadan, kuruntularına uyandan daha sapık kim olabilir? Kuşkusuz ALLAH zalim halkı doğruya iletmez.
Sana cevap vermezlerse bil ki sadece kuruntularına uyuyorlar. ALLAH'tan gelen bir yol gösterici olmadan, kuruntularına uyandan daha sapık kim olabilir? Kuşkusuz ALLAH zalim halkı doğruya iletmez.
Eğer yine çağrına uymazlarsa, artık bil ki, onlar sadece kendi heveslerinin peşinde gidiyorlar. Allah tarafından bir doğru delil olmaksızın sırf kendi hevesleri peşinde giden kimselerden daha şaşkın kim olabilir? Muhakkak ki Allah zalimler topluluğunu başarıya erdirmez.
Yine sana icabet etmek istemezlerse artık bil ki onlar sırf kendi hevaları peşinde gidiyorlar, halbuki Allahdan bir doğru delil olmaksızın mücerred kendi hevası peşinde giden kimselerden daha şaşkın kim olabilir? Muhakkak ki Allah zalimler güruhunu muvaffak etmez
Buna rağmen eğer sana uymazlarsa, bil ki onlar hevalarına dipnot 1 uymaktadırlar. Allah'tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevasına uyandan daha sapkın kim olabilir? Kuşkusuz Allah, zalim bir toplumu doğru yola iletmez.
Buna rağmen eğer sana uymazlarsa, bil ki onlar hevalarına dipnot 1 uymaktadırlar. Allah'tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevasına uyandan daha sapkın kim olabilir? Kuşkusuz Allah, zalim bir toplumu doğru yola iletmez.
Buna rağmen eğer sana uymazlarsa, bil ki onlar tutku ve kuruntularına uymaktadırlar. Allah'tan bir yol gösterici olmaksızın kendi tutkusuna uyandan daha sapkın kim olabilir? Kuşkusuz Allah, zalim bir toplumu doğru yola iletmez.
Buna rağmen sana icabet etmeyecek olurlarsa, artık bil ki, onlar, gerçekten kendi heva (istek ve tutku)larına uymaktadırlar. Oysa Tanrı'dan bir kılavuz (doğru yol gösterici ) olmaksızın, kendi istek ve tutkularına (hevasına) uyandan daha sapık kimdir? Şüphesiz Tanrı, zulmeden bir kavme hidayet vermez.
(Bu kerre de) sana icabet (senin teklifini kabul) etmek istemezlerse bil ki onlar sırf kendi hevalarının arkasında gitmekdedirler. Halbuki Allahdan dosdoğru bir delil olmaksızın (dinde yalınız) kendi havasına uyandan daha sapık kimdir? Şübhe yok ki Allah zaalimler güruhunu muvaffak etmez.
Şayet sana cevab vermezlerse, bil ki; onlar, sırf kendi heveslerine uymaktadırlar. Halbuki Allah'tan bir hidayet olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim vardır. Muhakkak ki Allah; zalimler güruhunu hidayete erdirmez.
(44-50) Musa'ya emirlerimizi gerçekleştirdiğimizde sen o yerin batı tarafında değildin, şahitlerden de olmadın , velakin bizler nice nesiller yarattık, onların ömürleri de uzundu, sen Medyen halkına oturmuş ayetlerimizi okuyan biri değildin velâkin gönderenler bizdik. Seslendiğimizde / nida ettiğimizde Tûrun yamacında da değildin, velakin Rabbinden, senden önce bir uyarı verilmemiş olan o kavmi uyarman için bir rahmettir , Böylelikle belki hatırla yıp anarlar. Eğer ki onlara bir musibet isabet etse derler ki Rabbimiz eğer bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyarak bizde iman edenler den olsaydık. Ne zaman ki onlara yanımızdan bir gerçek geldi / bir hak geldi, dediler ki keşke Musa ya verilenin bir benzeri bize de verilseydi , önceden Musa ya ver ileni de yok saymadılar mı? İki Büyü / iki sihir birbirine arka çıkıyor / yardımlaşıyor (Tevrat ve Kuran) biz kesinlikle hepsini de yok sayıyoruz. Eğer doğru sözlü iseniz bu ikisinden daha iyi rehberlik eden / yola ileten Allah ’ın yanından bir kitap getirin bende ona uyayım. Sana icabet edemezlerse / cevap veremezler ise bil ki onlar kesinlikle keyiflerine / hevalarına uyuyorlar , Allahtan gelen hidayet dışında hevasına tabi olan kimseden daha sapmış kim olabilir? Allah zalim kavimleri yola iletmez. [Kur’an’ın Tevrat dediği aslında Toradır, Yahudilerin eski ahidi ise Tanahtır üç bölümdür. A- Nevi’im (Peygamberler) B- Ketuvim (Yazılar) C- Tora (Yasa / Musa'nın Beş Kitabı) "Esfar-ı Hamse" (Beş Kitap) ise 1. Bereşit (Genesis / Yaratılış) 2. Şemot (Exodus / Çıkış) 3. Vayikra (Leviticus / Levililer) 4. Bamidbar (Numbers / Sayılar) 5. Devarim (Deuteronomy / Tesniye) Tora haftalık ibadet döngüsü 54 haftalıktır, bunlara paraşot / pareşa denir. Eski ahit Tanah ise 39 kitap içerir.]
Eğer sana cevap veremezlerse, bil ki onlar ancak arzularına tabi oluyorlar. Allah'tan bir hidayet olmaksızın kendi hevesine/arzusuna uyandan daha sapık kim olabilir? Şüphesiz Allah, zalim topluma hidayet etmez.
Eğer sana cevap veremezlerse bil ki onlar, keyiflerine uyuyorlar. Allah'tan bir yol gösterici olmadan, yalnız kendi keyfine uyandan daha sapık kim olabilir? Muhakkak ki Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.
Dediğini yapmazlarsa bil ki onlar sadece kendi arzularına uyuyorlar dipnot 1 . Allah'tan gelen bir rehbere dayanmaksızın kendi arzusuna uyan kimseden daha sapık kim olabilir dipnot 2 ? Allah yanlışlar içinde olan topluluğu yola getirmez.
Sana cevap vermezlerse bil ki, sırf arzularının peşine düşmüşlerdir. Allah'ın yolundan çıkıp kendi arzusunun peşine düşmüş olandan daha sapık kim olabilir. Allah, yanlışlar içinde olan bir toplumu yola getirmez.
Eğer sana cevap veremezlerse, bil ki onlar, ancak arzularına tabi oluyorlar. Allah'tan bir hidayet olmaksızın kendi hevesine/arzusuna uyandan daha sapık kim olabilir? Şüphesiz Allah, zalim topluma hidayet etmez.
Eğer sana cevap veremezlerse, bil ki onlar, ancak arzularına tabi oluyorlar. Allah'ın gösterdiği doğru yolu bırakıp da arzularının peşinden giden kimseden daha sapık kim vardır? Şüphesiz Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.
Bunun üzerine sana cevap veremezlerse bil ki, onlar sadece iğreti arzularına uyuyorlar. Allah'tan bir kılavuzluk olmaksızın, kendi arzularına uyandan daha sapık kim vardır! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.