Kehf suresi · 32–46. ayetler

İki bağ sahibi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Kehf suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 32. ayet. وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا رَّجُلَيْنِ جَعَلْنَا لِأَحَدِهِمَا جَنَّتَيْنِ مِنْ أَعْنَٰبٍ وَحَفَفْنَٰهُمَا بِنَخْلٍ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمَا زَرْعًا

    Diyanet İşleri

    Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk.

    Mehmet Okuyan

    Onlara şu iki adamı örnek ver: dipnot 1 Bunlardan birine iki üzüm bağı vermiş, her ikisinin de çevresini hurmalarla donatmış, aralarında da ekinler yetiştirmiştik.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen "iki "adam"ın kim olduğuyla ilgili isim verilmemektedir. Çünkü biliniyor ki [darb-ı mesel]lerin yaşanmış olması şartı yoktur. Zaten Rabbimiz burada kişilerin adını, yaşadıkları yeri veya milliyetlerini söz konusu etmemektedir. Verilmek istenen mesaj bu ayrıntılarla değil, orada üzerinde durulan konularla ilgilidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlara şu iki adam meselini örnek ver: Onlardan birine üzüm çubukları ekili iki bağ bağışlamıştık; onların çevresini hurma ağaçlarıyla donatmış, bir de o ikisinin arasında ekin bahşetmiştik.

    Muhammed Esed

    Onlara şu iki adam örneğini ver, ki onlardan birine iki üzüm bağı bahşetmiş, onların çevresini hurmalıklarla çevirmiş ve aralarına da ekili bir alan yerleştirmiştik.

    Ahmed Hulusi

    (Rasulüm) onlara misal olarak şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine üzümlerden iki bağ verdik, bu bağların etrafını hurma ağaçlarıyla halkaladık, aralarında da ekinler oluşturduk.

    Ali Bulaç

    Onlara iki adamın örneğini ver; onlardan birine iki üzüm bağı verdik ve ikisini hurmalıklarla donattık, ikisinin arasında da ekinler bitirmiştik.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara, şu iki adamı misal olarak anlat: Bunlardan birine iki üzüm bağı vermiş, her ikisinin de etrafını hurmalarla donatmış, aralarında da ekinler bitirmiştik.

    Ali Rıza Safa

    Onlara, iki adam örneğini anlat: Onlardan birisine iki üzüm bahçesi vermiş ve çevresini hurma ağaçlarıyla donatmıştık. Arasında da ekinler yetiştirmiştik.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara şu iki adamı örnek alarak anlat! Birine iki üzüm bağı vermiş, bu bağların etrafını hurmalarla donatmış, aralarında da ekinler bitirmiştik.

    Edip Yüksel

    Onlara iki adamın örneğini ver: Birisine, etrafını hurma ağaçlarıyla çevirip aralarına başka ekinler bitirdiğimiz iki üzüm bahçesi vermiştik. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran, halkın Tanrı'dan ayrı olarak ilahlaştırdığı Birçok değişik tanrı örnekleri verir. * Örneğin çocuklar (7:90), din liderleri ve bilginleri (9:31), mal ve mülk (18:42), ölmüş evliya ve peygamberler (16:20, 21; 35:14; 46:5, 6), ego (25:43, 45:23). * Sapkın, şirke bulaştırmak için ilk iş olarak, yanlış veya eksik bir şirk tanımını kabul ettirerek öz eleştiri sistemini imha eder. Nitekim müşrikler, kendilerinin müşrik olduğunu kabul etmezler (6:23). * Bak 19:81.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara iki adamın örneğini ver: Birisine, etrafını hurma ağaçlarıyla çevirip aralarına başka ekinler bitirdiğimiz iki üzüm bahçesi vermiştik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlara iki adamı temsil getir: Birisine her türlü üzümden iki bağ vermişiz, her ikisini hurmalarla donatmışız; ikisinin arasına da bir ekinlik yapmışız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlara iki adamı temsil getir: birine her türlü üzümden iki bağ vermişiz ve ikisinin de etrafını hurmalarla donatmışız ikisinin arasına da bir ekinlik yapmışız

    Erhan Aktaş

    Onlara iki adamın durumunu örnek ver. Bunlardan birine her türlü üzümden iki bahçe yaptık. Ve bu iki bahçenin çevresini hurmalıklarla donattık. Aralarında da ekinlikler bitirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara iki adamın durumunu örnek ver. Bunlardan birine her türlü üzümden iki bahçe yaptık. Ve bu iki bahçenin çevresini hurmalıklarla donattık. Aralarında da ekinlikler bitirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara iki adamın durumunu örnek ver. Bunlardan birine her türlü üzümden iki bağ yaptık. Ve bu iki bağın çevresini hurmalıklarla donattık. Aralarında da ekinlikler bitirdik.

    Gültekin Onan

    Onlara iki adamın örneğini ver; onlardan birine iki üzüm bağı verdik ve ikisini hurmalıklarla donattık, ikisinin arasında da ekinler bitirmiştik.

    Hasan Basri Çantay

    Onlara iki adamı (n haalini) misal getir ki biz onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, ikisinin de etrafını hurmalıklarla donatmış, ortalarında da bir ekinlik (ve meyvelik) yapmışdık.

    İbni Kesir

    Onlara iki adamı örnek ver ki; birisine iki üzüm bağı verip çevresini hurmalıklarla çevirmiş ve aralarında ekinler bitirmiştik.

    Mehmet Alagaş

    (32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara iki adamı örnek ver: Onlardan birisine iki üzüm bağı vermiştik. Çevresini de hurmalıklarla çevirmiş, bu ikisinin arasında da ekinler bitirmiştik.

    Süleyman Ateş

    Onlara şu iki adamı misal olarak anlat: İkisinden birine iki üzüm bağı vermiş, onların etrafını hurmalarla çevirmiş, ortalarında da ekin bitirmiştik.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara şu iki adamı örnek ver: dipnot 1 Birine, iki üzüm bağı vermiş, bağların etrafını hurma ağaçlarıyla çevirmiş, iki bağın arasında da ekin bitirmiştik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer bir kıssa için bkz: Kalem 68/17-33.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara şu iki adamı örnek ver: Birine iki üzüm bağı verdik; etrafını hurma ağaçlarıyla çevirdik; bahçelerin ortasında da bir ekinlik oluşturduk.

    Şaban Britch

    Onlara iki adamı örnek ver. Onlardan birisine iki üzüm bağı vermiştik. Çevresini de hurmalıklarla çevirmiş, bu ikisinin arasında da ekinler bitirmiştik.

    Şaban Piriş

    Onlara iki adamı örnek ver. Onlardan birisine iki üzüm bağı vermiştik. Çevresini de hurmalıklarla çevirmiş, bu ikisinin arasında da ekinler bitirmiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara örnek olarak şu iki adamı ver: Bunlardan birine, üzümlerden oluşan iki bağlık vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, aralarına da ekinler serpiştirmiştik.

  2. Kehf suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 33. ayet. كِلْتَا ٱلْجَنَّتَيْنِ ءَاتَتْ أُكُلَهَا وَلَمْ تَظْلِم مِّنْهُ شَيْـًٔا وَفَجَّرْنَا خِلَٰلَهُمَا نَهَرًا

    Diyanet İşleri

    Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.

    Mehmet Okuyan

    O iki bağ da yemişlerini vermiş, hiçbirini eksik bırakmamıştı. İkisinin arasından bir de nehir fışkırtmıştık.

    Mustafa İslamoğlu

    Her iki bağ da kendilerinden beklenen ürünü veriyor, verimlilikte en küçük bir düşüş yaşanmıyordu: üstelik her iki bağın arasından bir de dere akıtmıştık.

    Muhammed Esed

    Bu her iki bahçe de beklenen ürünü veriyor, verimlerinde herhangi bir eksilme göstermiyorlardı; çünkü Biz her birinin içinden bir dere akıtmıştık.

    Ahmed Hulusi

    Bağların her ikisi de yemişlerini vermiş, ondan hiçbir şeyi noksan bırakmamış. . . İki bağın ortasından bir de nehir fışkırtmışız.

    Ali Bulaç

    İki bağ da yemişlerini vermiş, ondan (verim bakımından) hiç bir şeyi noksan bırakmamış ve aralarında bir ırmak fışkırtmıştık.

    Ali Özek ve heyeti

    İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş, hiçbirini eksik bırakmamıştı. İkisinin arasından bir de ırmak fışkırtmıştık.

    Ali Rıza Safa

    Her iki bahçe de ürünlerini vermiş ve ondan hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Ayrıca, ikisinin ortasından bir ırmak akıtmıştık.

    Bayraktar Bayraklı

    İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş, hiçbirini eksik bırakmamıştı. İkisinin arasından bir de ırmak fışkırtmıştık.

    Edip Yüksel

    Aralarına bir ırmak yerleştirdiğimiz için, her iki bağ da yemişini hiç esirgemeden cömertçe vermişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Aralarına bir ırmak yerleştirdiğimiz için, her iki bağ da yemişini hiç esirgemeden cömertçe vermişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş hiçbir şey noksan bırakılmamış, ikisinin ortasından bir de nehir akıtmışız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş, hiçbir şey noksan bırakmamış, ikisinin ortasından bir de nehir akıtmışız

    Erhan Aktaş

    İki bahçenin ikisi de hiçbir şey eksik bırakmadan meyvelerini verdi. Ve aralarında bir nehir akıttık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İki bahçenin ikisi de hiçbir şey eksik bırakmadan meyvelerini verdi. Ve aralarında bir nehir akıttık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İki bahçenin ikisi de hiçbir şey eksik bırakmadan meyvelerini verdi. Ve aralarında bir nehir akıttık.

    Gültekin Onan

    İki bağ da yemişlerini vermiş, ondan (verim bakımından) hiç bir şeyi noksan bırakmamış ve aralarında bir nehir fışkırtmıştık (feccerna).

    Hasan Basri Çantay

    Bu iki bağ (her sene aleddevam) mahsulünü vermiş, bundan bir şey'i eksik bırakmamışdı. Onların arasından bir de ırmak fışkırtmışdık.

    İbni Kesir

    Her iki bahçe de ürünlerini vermişler ve hiç bir şeyi eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından bir de ırmak akıtmıştık.

    Mehmet Alagaş

    (32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her iki bahçe de ürünlerini vermiş, hiçbir şeyi eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından da bir ırmak akıtmıştık.

    Süleyman Ateş

    Her iki bağ da yemişini vermiş, ondan hiçbir şey eksik etmemişti. Aralarından bir de ırmak akıtmıştık.

    Süleymaniye Vakfı

    Her iki bağ, ürünlerini eksiksiz olarak vermişti. Aralarından da bir ırmak çıkarıp akıtmıştık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bağların ikisi de ürününü vermiş, hiçbir kusuru da yok. İkisinin arasından akıttığımız bir de ırmak var.

    Şaban Britch

    Her iki bahçe de ürünlerini vermiş, hiç bir şeyi eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından da bir ırmak akıtmıştık.

    Şaban Piriş

    Her iki bahçe de ürünlerini vermiş, hiç bir şeyi eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından da bir ırmak akıtmıştık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İki bağ da yemişlerini vermiş o adamdan hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. İkisinin ortasından bir de nehir fışkırtmışız.

  3. Kehf suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 34. ayet. وَكَانَ لَهُۥ ثَمَرٌ فَقَالَ لِصَٰحِبِهِۦ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَنَا۠ أَكْثَرُ مِنكَ مَالًا وَأَعَزُّ نَفَرًا

    Diyanet İşleri

    Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."

    Mehmet Okuyan

    Bu kişinin bolca ürünü vardı. Arkadaşıyla konuşurken ona şöyle demişti: "Ben servetçe senden daha zenginim; nüfus bakımından da senden daha güçlüyüm."

    Mustafa İslamoğlu

    Bu minval üzre (sahibi bol bol) ürün devşiriyordu. Derken, (bir gün) arkadaşıyla söyleşirken şöyle bir laf etti: "Benim malım seninkinden çok, dahası nüfusça da senden üstünüm."

    Muhammed Esed

    Böylece (bu bahçenin sahibi) bolluk içinde ürün kaldırıyordu. Ama (bir gün) bu adam komşusuyla tartışırken söz arasında ona: "Benim malım mülküm senden çok; nüfusça da senden daha güçlü, daha ilerdeyim!" dedi.

    Ahmed Hulusi

    (Bu adamın) başka geliri de vardı. . . Bu nedenle arkadaşıyla (misaldeki diğer adamla) tartıştığı bir sırada ona şöyle dedi: "Ben malca senden daha zengin ve nüfus olarak da daha kalabalığım. "

    Ali Bulaç

    (İkisinden) Birinin başka ürün (veren yer)leri de vardı. Böylelikle onunla konuşurken arkadaşına dedi ki: "Ben, mal bakımından senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da daha güçlüyüm."

    Ali Özek ve heyeti

    Bu adamın başka geliri de vardı. Bu yüzden arkadaşıyla konuşurken ona şöyle dedi: «Ben, servetçe senden daha zenginim; insan sayısı bakımından da senden daha güçlüyüm.»

    Ali Rıza Safa

    Onun varlığı da vardı. Bu yüzden, arkadaşıyla konuşurken, ona, şöyle dedi: "Benim malım daha çok; adamlarım da daha güçlü!"

    Bayraktar Bayraklı

    Bu adamın başka geliri de vardı. Bu yüzden arkadaşı ile konuşurken ona şöyle dedi: "Ben servetçe senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da senden daha güçlüyüm."

    Edip Yüksel

    Artık bir ürüne sahipti! Nitekim, sohbet ettiği arkadaşına, "Ben senden daha zenginim ve daha fazla ere sahibim" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Artık bir ürüne sahipti! Nitekim, sohbet ettiği arkadaşına, 'Ben senden daha zenginim ve daha fazla adama sahibim,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Başka geliri de vardı; bu yüzden bu adam arkadaşıyla konuşurken: "Ben senden malca daha zengin, taraftarca daha güçlüyüm." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Başkaca da bir geliri var, bundan dolayı bu adam arkadaşına muhavere ederek: ben senden malca daha servetli, cem'ıyyetçe daha ızzetliyim dedi

    Erhan Aktaş

    Ve onun serveti oldu. Arkadaşı ile konuşurken: "Ben malca senden daha zenginim, insan sayısınca da senden daha güçlüyüm." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onun serveti oldu. Arkadaşı ile konuşurken: "Ben malca senden daha zenginim, insan sayısınca da senden daha güçlüyüm." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve onun serveti oldu. Arkadaşı ile konuşurken: "Ben malca senden daha zenginim, insan sayısınca da senden daha güçlüyüm." dedi.

    Gültekin Onan

    (İkisinden) Birinin başka ürün (veren yer)leri de vardı. Böylelikle onunla konuşurken arkadaşına dedi ki: "Ben, mal bakımından senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da daha güçlüyüm."

    Hasan Basri Çantay

    O (adamın) başkaca geliri de vardı. Derken o, arkadaşına, (böbürlenerek), onunla konuşurken, dedi ki: "Ben malca senden zenginim. Cem'iyyetce de senden kuvvetli (ve şerefli) yim".

    İbni Kesir

    Başkaca onun meyvesi de vardı. Bu yüzden arkadaşıyla konuşurken: Ben, malca senden daha zengin, nüfuzca da senden üstünüm, derdi.

    Mehmet Alagaş

    (32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onun başka ürünleri de vardı. İşte böyle bir halde arkadaşıyla konuşurken: "Ben malca senden zenginim, sayıca da senden güçlüyüm." dedi.

    Süleyman Ateş

    O(adam)ın (başka) ürünü de vardı. Arkadaşiyle konuşurken ona; "Ben malca senden zenginim, adamca da senden güçlüyüm." dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Adam ürün sahibi olmuş, bunun üzerine arkadaşıyla konuşurken şöyle demişti: "Benim malım seninkinden çok, adam yönünden de daha üstünüm." dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çoklukla övünme duygusu, mü'min-kafir, bütün insanlarda vardır (Hadid 57/20, Tekasür 102/1).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Adam güzel bir gelir sağlamış; arkadaşıyla konuşurken şöyle diyor: "Benim malım seninkinden çok, adamlarım da daha güçlü."

    Şaban Britch

    Onun başka ürünleri de vardı. İşte böyle bir halde arkadaşıyla konuşurken: Benim malım senden daha çok, insan sayısı olarak da senden üstünüm, dedi.

    Şaban Piriş

    Onun başka ürünleri de vardı. İşte böyle bir halde arkadaşıyla konuşurken: -Benim malım senden daha çok, nüfus olarak da senden üstünüm, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Adamın başka bir geliri de vardı. Bu yüzden, arkadaşlarıyla konuştuğu bir sırada ona şöyle demişti: "Ben, malca senden zengin, insan unsuru bakımından da güçlü ve onurluyum."

  4. Kehf suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 35. ayet. وَدَخَلَ جَنَّتَهُۥ وَهُوَ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ قَالَ مَآ أَظُنُّ أَن تَبِيدَ هَٰذِهِۦٓ أَبَدًا

    Diyanet İşleri

    Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."

    Mehmet Okuyan

    (Bu şımarık kişi) kendisine haksızlık ederek bağına girmiş ve şöyle demişti: "Bunun (bağın) hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum.

    Mustafa İslamoğlu

    Böylece kendi kendisine en büyük kötülüğü yapmış olan o (adam bir gün) şunları diyerek bağına girdi: "Bu bağın yok olacağını asla düşünemiyorum bile.

    Muhammed Esed

    (İşte) kendi kendine (böylece) yazık eden bu adam: "Bu bahçenin bir gün yok olacağını asla düşünemiyorum!" diyerek bahçesine girdi;

    Ahmed Hulusi

    Böylece nefsine zulmederek bağına girdi. . . Şöyle dedi: "Ebediyen bu varlığımın yok olacağını zannetmiyorum. "

    Ali Bulaç

    Kendi nefsinin zalimi olarak (böylece) bağına girdi (ve): "Bunun sonsuza kadar kuruyup yok olacağını sanmıyorum" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    (Böyle gurur ve kibirle) kendisine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: «Bunun, hiçbir zaman yok olacağını sanmam.»

    Ali Rıza Safa

    Ve kendisine yazık ederek bahçesine girdi. Dedi ki: "Bu durumun sonsuza dek değişeceğini sanmıyorum!"

    Bayraktar Bayraklı

    Böylesine bir gurur ve kibirle kendisine yazık edip, bahçesine girerken şöyle dedi: "Bu bahçenin batacağını hiç sanmam."

    Edip Yüksel

    Böylece nefsine zulmederek bağına girdi ve, "Bunun yok olacağını hiç sanmıyorum" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece nefsine zulmederek bağına girdi ve, 'Bunun yok olacağını hiç sanmıyorum,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve bağına girdi; kendine yazık ediyordu ve: "Bunun yok olacağını asla sanmam;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bağına girdi, kendine yazık ediyordu, dedi: ebeda zannetmem ki bu helak olsun ve

    Erhan Aktaş

    Ve o kendisine yazık ederek bahçesine girdi: "Ben, bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve o kendisine yazık ederek bahçesine girdi: "Ben, bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve o kendisine yazık ederek bahçesine girdi: "Ben, bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum." dedi.

    Gültekin Onan

    Kendi nefsinin zalimi olarak (böylece) bağına girdi (ve): "Bunun ebediyen kuruyup yok olacağını sanmıyorum" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    O, nefsine (böylece) zulümde berdevam (ve kafir) olarak bağına girdi, dedi ki: "Bunun ebediyyete kadar helak olacağını zannetmiyorum".

    İbni Kesir

    O, nefsine böylece zulmederek bahçesine girerken dedi ki: Bu bahçenin batacağını hiç sanmam.

    Mehmet Alagaş

    (32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: “Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum.”

    Süleyman Ateş

    (Böylece) kendisine yazık ederek bağına girdi: "Bunun yok olacağını hiç sanmam" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendisini yanlışa daldırmış bir şekilde bağına girmiş ve şöyle demişti: "Ben buranın hiçbir zaman yok olacağını düşünmüyorum!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Adam, bahçesine girip kendine kötülük ederek diyor ki "Buranın harap olacağını hiç sanmam.

    Şaban Britch

    Kendine zulmederek, bahçeye girdiğinde: Bu bahçenin batacağına hiç inanmıyorum

    Şaban Piriş

    Kendine zulmederek, bahçeye girdiğinde: -Bu bahçenin batacağını hiç sanmam,

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve böylece, öz benliğine zulüm ede ede bağlığına girdi. Şöyle konuştu: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."

  5. Kehf suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 36. ayet. وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةً وَلَئِن رُّدِدتُّ إِلَىٰ رَبِّى لَأَجِدَنَّ خَيْرًا مِّنْهَا مُنقَلَبًا

    Diyanet İşleri

    "Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum."

    Mehmet Okuyan

    O (Son) Saat'in gerçekleşeceğini de sanmıyorum. Rabbime döndürülürsem, (orada) bundan daha hayırlı bir karşılık mutlaka bulacağım." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Mekkeli müşriklerin içerisinde bir kısmının belirli-belirsiz bir şekilde ahiret inancının bulunduğunu göstermektedir. Benzer mesajlar: Meryem 19:77; Fussilet 41:50; Câsiye 45:32.

    Mustafa İslamoğlu

    Hoş, ben Son Saat'in bir gün gerçekleşeceğini de düşünemiyorum ya! Fakat Rabbime döndürülecek olsam bile, sonuçta bundan daha iyisini bulacağımdan eminim."

    Muhammed Esed

    ve "Son Saat'in (bir gün) gelip çatacağını da düşünemiyorum" (diye ekledi,) "hem, (o saat gelse ve) ben Rabbimin huzuruna çıkarılacak olsam bile, sonuç olarak, her halde bundan daha iyisini karşımda bulacağım!"

    Ahmed Hulusi

    "Kıyametin kopacağını da zannetmiyorum! Eğer Rabbime döndürülürsem, kesinlikle bundan daha hayırlı bir gelecek bulurum. "

    Ali Bulaç

    "Kıyamet saati'nin kopacağını da sanmıyorum. Buna rağmen Rabbime döndürülecek olursam, şüphesiz bundan daha hayırlı bir sonuç bulacağım."

    Ali Özek ve heyeti

    «Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Şayet Rabbimin huzuruna götürülürsem, hiç şüphem yok ki, (orada) bundan daha hayırlı bir akıbet bulurum.»

    Ali Rıza Safa

    "Evrenlerin sonunun geleceğini de sanmıyorum. Zaten Efendime geri gönderilirsem, bundan daha iyisini bulacağımdan kuşkum yok!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Kıyametin kopacağını da zannetmiyorum. Eğer Rabbime götürülürsem, andolsun, orada buradan daha iyi bir sonuç bulurum."

    Edip Yüksel

    "O anın da geleceğini sanmıyorum. Efendime döndürülürsem de orada daha iyisini bulurum."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Dünyanın sonunun da geleceğini sanmıyorum. Rabbime döndürülürsem de orada daha iyisini bulurum.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    kıyametin kopacağını da zannetmem. Bununla beraber şayet Rabbime döndürülürsem, mutlaka bundan daha hayırlı bir sonuç bulurum." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    zannetmem ki Kıyamet kopsun, bununla beraber şayed rabbıma reddedilirsem her halde bundan daha hayırlı bir akıbet bulurum

    Erhan Aktaş

    "Kıyametin kopacağını sanmıyorum. Eğer böyle bir şey olur da Rabb'ime döndürülürsem, mutlaka orada bundan daha hayırlısını bulurum."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Kıyametin kopacağını sanmıyorum. Eğer böyle bir şey olur da Rabb'ime döndürülürsem, mutlaka orada bundan daha hayırlısını bulurum."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kıyametin kopacağını sanmıyorum. Eğer böyle bir şey olur da Rabb'ime döndürülürsem, mutlaka orada bundan daha hayırlısını bulurum.

    Gültekin Onan

    "Kıyamet saatinin kopacağını da sanmıyorum. Buna rağmen rabbime çevrilip döndürülecek (münkaleba) olursam, şüphesiz bundan daha hayırlı bir sonuç bulacağım."

    Hasan Basri Çantay

    "Kıyametin de kopacağını sanmıyorum. (Bununla beraber senin iddiana göre) eğer ben Rabbime döndürülüp götürülürsem, andolsun, bundan daha hayırlı bir aakıbet bulurum".

    İbni Kesir

    Kıyametin kopacağını da tahmin etmiyorum. Eğer Rabbıma döndürülürsem, andolsun ki; bundan daha iyisini bulurum.

    Mehmet Alagaş

    (32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Kıyametin kopacağına da hiç inanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülecek olursam, elbette bundan daha iyi bir dönüş yeri bulurum." dedi.

    Süleyman Ateş

    "Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Şayet Rabbime döndürülsem bile (orada) bundan daha güzel bir sonuç (daha güzel bir yer) bulurum."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kıyamet saati diye bir şeyin olacağını da hiç sanmam ama şurası bir gerçek ki eğer Rabbimin huzuruna çıkarılsam kesinlikle bundan daha iyisini bulurum."

    Şaban Britch

    Kıyametin kopacağına da hiç inanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülecek olursam, elbette bundan daha iyi bir dönüş yeri bulurum, dedi.

    Şaban Piriş

    Kıyametin kopacağını da hiç zannetmiyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, elbette bundan daha iyisini bulurum, derdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Ama eğer Rabbime döndürülüp götürülürsem, bundan daha iyisini bulacağımdan eminim."

  6. Kehf suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 37. ayet. قَالَ لَهُۥ صَاحِبُهُۥ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَكَفَرْتَ بِٱلَّذِى خَلَقَكَ مِن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ سَوَّىٰكَ رَجُلًا

    Diyanet İşleri

    Arkadaşı, ona cevap vererek dedi ki: "Seni topraktan, sonra bir damla döl suyundan yaratan, sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah'ı inkar mı ediyorsun?"

    Mehmet Okuyan

    Onunla konuşan arkadaşı ona şöyle demişti: "Seni topraktan, sonra nutfeden (zigottan) yaratan, daha sonra seni bir erkek (insan) dipnot 1 biçimine sokan (Allah)ı inkâr mı ettin? dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada muhatap erkek bir kişi olduğu için ayette [racülen] kelimesi tercih edilmiştir. Bütünüyle insanın yaratılışıyla ilgili pek çok bilginin benzer içeriklerde Kur'an'da yer aldığı bilinmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: İnfitâr 82:6-8.

    Mustafa İslamoğlu

    Kendisiyle söyleştiği adam ona şu cevabı verdi: "Şimdi sen kalkmış, seni tozdan topraktan ve ardından bir damlacık döl suyundan yaratan, sonra da seni yarattığı amacı gerçekleştirecek bir donanıma sahip kılarak adam eden Allah'ı inkar ediyorsun, öyle mi?

    Muhammed Esed

    Kendisiyle tartışmaya girdiği komşusu ona: "Seni tozdan topraktan, sonra bir damla döl suyundan yaratıp da (eksiksiz) bir insan şekline sokan Allah'a karşı nankörlük mü yapıyorsun?" dedi.

    Ahmed Hulusi

    Konuştuğu arkadaşı ona dedi ki: "Hakikatini inkar mı ediyorsun? Seni topraktan, sonra spermden yaratıp sonra da seni şuurlu insan kıldı!"

    Ali Bulaç

    Kendisiyle konuşmakta olan arkadaşı ona dedi ki: "Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün (eli ayağı tutan, gücü kuvveti yerinde) bir adam kılan (Allah)ı inkar mı ettin?"

    Ali Özek ve heyeti

    Kendisiyle konuşan arkadaşı ise, der ki: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratan, sonra da bir adam haline getiren Allah'ı inkâr mı ediyorsun"?

    Ali Rıza Safa

    Onunla konuşan arkadaşı, ona, şöyle dedi: "Seni topraktan, sonra bir damlacıktan yaratan, sonra da adam biçimi verene karşı nankörlük mü ediyorsun?"

    Bayraktar Bayraklı

    Kendisiyle konuşan arkadaşı ona dedi ki: "Seni topraktan, sonra da meniden yaratan, sonra da seni adam kılığına koyanı mı inkar ediyorsun?"

    Edip Yüksel

    Kendisiyle konuşan arkadaşı ona dedi ki: "Seni topraktan, ufak bir damladan yaratıp seni bir adam biçimine sokan Efendini mi inkar ediyorsun?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendisiyle konuşan arkadaşı ona dedi ki: 'Seni topraktan, ufak bir damladan yaratıp seni bir adam biçimine sokan Rabbini mi inkar ediyorsun?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Arkadaşı da ona karşılık vererek dedi ki: "Sen, seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da insan şekline koyan Rabbini inkar mı ediyorsun?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arkadaşı da ona muhavere ederek: dedi ki: sen o rabbına küfür mü ediyorsun ki seni bir topraktan sonra bir nutfeden yarattı, sonra da seni bir adam seviyyesine getirdi

    Erhan Aktaş

    Tartışmaya girdiği arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra bir nutfeden yaratan, sonra da seni insan şekline sokana nankörlük mü ediyorsun?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Tartışmaya girdiği arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra bir nutfeden yaratan, sonra da seni insan şekline sokana nankörlük mü ediyorsun?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Tartışmaya girdiği arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra bir nutfeden yaratan, sonra da seni insan şekline sokana nankörlük mü ediyorsun?"

    Gültekin Onan

    Kendisiyle konuşmakta olan arkadaşı ona dedi ki: "Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün (eli ayağı tutan, gücü kuvveti yerinde) bir adam kılana (Tanrı'ya) küfrediyorsun?"

    Hasan Basri Çantay

    Arkadaşı ona cevab vererek dedi ki: "Seni (evvela) bir toprakdan, sonra da bir damla sudan yaratıb, tekrar seni bir adam seviyyesine (kemaline) getiren Allahı küfr ile inkar mı etdin"?

    İbni Kesir

    Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratıp sonunda da seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun?

    Mehmet Alagaş

    (32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendisiyle konuşmakta olan arkadaşı ona dedi ki: “Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde yaratan Allah’a (iman etmeyerek) küfre mi düşüyorsun?”

    Süleyman Ateş

    Kendisiyle konuşan arkadaşı ona dedi ki: "Seni topraktan, sonra nutfe (sperm)den yaratan, sonra da seni bir adam biçimine koyan Rabbine nankörlük mü ettin?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Konuşurken arkadaşı ona diyor ki "Seni topraktan, sonra döllenmiş yumurtadan yaratanı, sonra bir erkek olarak düzenleyeni görmezlikten mi geliyorsun?

    Şaban Britch

    Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: Seni topraktan, sonra bir damla nutfeden yaratan, sonra da seni adam haline getirene mi küfrediyorsun?

    Şaban Piriş

    Arkadaşı ona cevap vererek derdi ki: -Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni adam haline getirene mi nankörlük ediyorsun?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendisiyle konuşan arkadaşı ona dedi ki: "Sen, seni topraktan, sonra meniden yaratıp sonra da bir adam olarak biçimlendiren kudrete nankörlük mü ettin?"

  7. Kehf suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 38. ayet. لَّٰكِنَّا۠ هُوَ ٱللَّهُ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

    Diyanet İşleri

    "Fakat O Allah benim Rabbimdir. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam."

    Mehmet Okuyan

    Fakat O, Allah'tır; Rabbimdir ve ben Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam."

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat bana gelince: şu kesin ki O benim her şeyimi borçlu olduğum birine hiç kimseyi ortak koşmam.

    Muhammed Esed

    "Bana gelince, (biliyorum ki) benim Rabbim Allah'tır ve ben tanrısal nitelikleri O'ndan başka kimseye yakıştıramam".

    Ahmed Hulusi

    "Bu yüzdendir ki, 'HU' Allah, Rabbim'dir! Rabbime (hakikatim olan El Esma'ya) hiçbir şeyi eş koşmam!"

    Ali Bulaç

    "Fakat, O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam."

    Ali Özek ve heyeti

    «Fakat O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam.»

    Ali Rıza Safa

    "Oysa O Allah ki, benim Efendimdir. Ve ben, hiç kimseyi Efendime ortak koşmam!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Fakat, O Allah, benim Rabbimdir. Rabbime kimseyi ortak koşmam."

    Edip Yüksel

    "Bana gelince... O ALLAH benim Efendimdir, ben Efendime hiçbir şeyi ortak koşmam."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bana gelince... O ALLAH benim Rabbimdir, ben Rabbime hiç bir şeyi ortak koşmam.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak o Allah benim Rabbim ve ben Rabbime kimseyi ortak koşmam.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Lakin benim o Allah, rabbım ve ben rabbıma kimseyi şerik koşamam

    Erhan Aktaş

    "Oysa benim Rabb'im Allah'tır. Ve ben Rabb'ime kimseyi ortak koşmam."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Oysa benim Rabb'im Allah'tır. Ve ben Rabb'ime kimseyi ortak koşmam."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Oysa benim Rabb'im Allah'tır. Ve ben Rabb'ime kimseyi ortak koşmam.

    Gültekin Onan

    "Fakat, O Tanrı benim rabbimdir ve ben rabbime hiç kimseyi ortak koşmam."

    Hasan Basri Çantay

    "(Sen kafirsin). Fakat ben (mü'minim). O, Allah benim Rabbimdir. Ben Rabbime hiçbir şey'i ortak tutmam.

    İbni Kesir

    İşte O; benim Rabbım olan Allah'tır ve ben, kimseyi Rabbıma ortak koşmam.

    Mehmet Alagaş

    (32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Oysa, O Allah benim Rabbimdir ve ben, Rabbime hiç kimseyi şirk koşmam.

    Süleyman Ateş

    "Fakat O Allah benim Rabbimdir, ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam!"

    Süleymaniye Vakfı

    Ama ben (senin gibi değilim)! O Allah'tır; Benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahip olduğu mal ve adamlarla övünen kişi, bunları onun hizmetine veren Allah'ı ikinci plana atıp kendisini ön plana çıkarmış, böylece nefsini /kendini Allah'a ortak koşmuş olur. Kehf 18/35-36 ayetlerde bu konuşmalar aktarılmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bana göre o Allah'tır; Benim Rabbimdir dipnot 1 . Ben hiç kimseyi Rabbime ortak saymam.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahibimdir

    Şaban Britch

    Oysa, O Allah, benim Rabbimdir ve ben, Rabbime hiç kimseyi şirk koşmam.

    Şaban Piriş

    Oysa, O Allah, benim Rabbimdir ve ben, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Lakin, o Allah benim Rabbimdir. Ve ben, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam."

  8. Kehf suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 39. ayet. وَلَوْلَآ إِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَآءَ ٱللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِٱللَّهِ إِن تَرَنِ أَنَا۠ أَقَلَّ مِنكَ مَالًا وَوَلَدًا

    Diyanet İşleri

    (39-40) "Bağına girdiğinde 'Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir."

    Mehmet Okuyan

    (39, 40) Bahçene girdiğinde "Maşallah! Kuvvet yalnızca Allah'a aittir." deseydin ya! "Malca ve evlatça beni kendinden güçsüz görüyorsan, (şunu bil ki) belki Rabbim bana senin bahçenden daha iyisini verir; oraya (bahçene) gökten yıldırımlar gönderir ve kupkuru bir toprak hâline gelir.

    Mustafa İslamoğlu

    Oysa ki senin bağına girerken, (O'nun hayata müdahil olduğunu görüp): "Bu, Allah'ın yaratıcı iradesiyle olur; (bu irade) ancak Allah sayesinde kullanılan bir güçle (gerçekleşir)" diye düşünmen gerekmez miydi? Gördüğün gibi mal ve evlat bakımından senden daha güçsüzsem de,

    Muhammed Esed

    Ve (devamla,) "Yazık, keşke bahçene girerken 'Allah'ın dilediği (olur, çünkü) yaratıcı güç ancak Allah'ın elindedir deseydin! Mal ve evlatça, gördüğün gibi, senden daha güçsüz isem de

    Ahmed Hulusi

    "Keşke cennetine (bağına) girdiğinde 'maşaAllah {Allah dilemesinin meydana getirdiğidir}; la kuvvete illa Billah {bende açığa çıktığı görülen} kuvvet sadece Allah'a aittir', deseydin. . . Gerçi sen beni, zenginlik ve evlatça kendinden düşük de görüyorsun. "

    Ali Bulaç

    "Bağına girdiğin zaman, 'Maşaallah, Allah'tan başka kuvvet yoktur' demen gerekmez miydi? Eğer beni mal ve çocuk bakımından senden daha az (güçte) görüyorsan."

    Ali Özek ve heyeti

    «Bağına girdiğinde: Mâşâallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır, deseydin ya! Eğer malca ve evlâtça beni kendinden güçsüz görüyorsan (şunu bil ki):»

    Ali Rıza Safa

    "Bahçesine girdiğinde, ‘Bu, Allah'ın dilediğidir!' ‘Güç, yalnızca Allah'a özgüdür!' deseydin olmaz mıydı? Malımın ve evlatlarımın, seninkilerden daha az olduğunu görüyor olsan bile!" dipnot 228

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 228
      "Bu, Allah'ın dilediğidir!" anlamına gelen "Maşallah" terimi, halk arasında yanlış anlamda kullanılan, Allah'a şükretmeye yönelik çok önemli bir yakarıştır. Ayette bildirilen, "Güç, yalnızca Allah'a özgüdür!" anlamına gelen "La kuvvete illa billah" övgü yakarışı da Kur'an ayeti olduğu bilinmeden ve yine yanlış anlamda kullanılır.

    Bayraktar Bayraklı

    "Bağına girdiğinde, her ne kadar sen beni mal ve çocuk bakımından daha az görüyorsan da, 'Allah dilemiş! Her güç Allah iledir' demeli değil miydin?"

    Edip Yüksel

    "Bağına girerken, ‘Bu ALLAH'ın bir bağışıdır (maşallah), kuvvet ancak ALLAH iledir (la havle vela kuvvete illa billah)' demen gerekmez miydi? Senden daha az para ve çocuğa sahip olduğumu görüyor olabilirsin ama, "

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bağına girerken, 'Bu ALLAH'ın bir bağışıdır (Maşallah), kuvvet ancak ALLAH iledir (La kuvvete illa billah)' demen gerekmez miydi? Senden daha az para ve çocuğa sahip olduğumu görüyor olabilirsin ama

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bağına girdiğin zaman: "Maşallah, Allah'ın yardımından başka hiçbir kuvvet yoktur!" deseydin olmaz mıydı? Eğer malca ve evlatça beni kendinden az görüyorsan,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bağına girdiğin vakıt "maşaallahu la kuvvete illa billah" dese idin olmaz mıydı? eğer malca, evladca beni kendinden az görüyorsan

    Erhan Aktaş

    "Her ne kadar beni mal-mülk ve evlat bakımından eksik görüyorsan da bahçene girdiğin zaman: "Allah ne dilerse o olur, Allah'tan başka hiçbir güç yoktur, deseydin ya!"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Her ne kadar beni mal-mülk ve evlat bakımından eksik görüyorsan da bahçene girdiğin zaman: "Allah ne dilerse o olur, Allah'tan başka hiçbir güç yoktur, deseydin ya!"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Her ne kadar beni mal-mülk ve evlat bakımından eksik görüyorsan da, bahçene girdiğin zaman: "Allah ne dilerse o olur, Allah'tan başka hiçbir güç yoktur." deseydin ya!

    Gültekin Onan

    "Bağına girdiğin zaman, 'Maaşallah, Tanrı'dan başka kuvvet yoktur' demen gerekmez miydi? Eğer beni mal ve çocuk bakımından senden daha az (güçte) görüyorsan."

    Hasan Basri Çantay

    "Bağına girdiğin zaman Maaşaallah, Allah (ın yardımın) dan başka hiçbir kuvvet yokdur demeli değil miydin? Malca ve evladca beni kendinden az (ve aşağı) görüyorsan,

    İbni Kesir

    Bahçene girdiğin zaman her ne kadar mal ve nüfuz bakımından beni kendinden daha az buluyorsan da; maşaallah, Allah'tan başka kuvvet yoktur, demen lazım değil miydi?

    Mehmet Alagaş

    (32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bağına girdiğinde Mâşallah (Allah neyi dilerse o olur)! Allah'tan başka kuvvet yoktur, demen lazım değil miydi? Eğer beni mal ve çocuk bakımından senden daha az (güçte) görüyorsan.

    Süleyman Ateş

    "Bağına girdiğin zaman: Maşaallah (Allah dilemiş de olmuş), kuvvet yalnız Allah iledir! demen gerekmez miydi? Gerçi sen beni malca ve evlatça senden az görüyorsun ama"

    Süleymaniye Vakfı

    Bağına girdiğinde keşke: "Maşallah! dipnot 1 Allah'ın verdiği dışında bir güç yoktur!" deseydin! Beni mal ve evlat yönünden kendinden aşağı görüyorsan

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) için bkz. Kehf 18/24'ün dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Beni mal ve evlat yönünden senden aşağı görüyorsan gör ama bahçene girdiğinde keşke şöyle deseydin: Allah ne güzel yapmış! Buna Allah'tan başka kimsenin gücü yetmez.

    Şaban Britch

    Bahçene girdiğinde: Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır, deseydin ya! Eğer malca ve evlatça beni kendinden güçsüz görüyorsan (şunu bil ki):

    Şaban Piriş

    Her ne kadar beni kendinden mal ve evlat bakımından az görüyorsan da, bahçene girdiğin zaman 'Allah'ın dilediği olur, bütün güç sadece Allah'ındır.' demen gerekmez miydi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Bağına girdiğinde, 'Maşallah, kuvvet yalhız Allah'tandır!' desen olmaz mıydı? Gerçi sen beni, malca ve evlatça senden basit görüyorsun ama,

  9. Kehf suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 40. ayet. فَعَسَىٰ رَبِّىٓ أَن يُؤْتِيَنِ خَيْرًا مِّن جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَانًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَتُصْبِحَ صَعِيدًا زَلَقًا

    Diyanet İşleri

    (39-40) "Bağına girdiğinde 'Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir."

    Mehmet Okuyan

    (39, 40) Bahçene girdiğinde "Maşallah! Kuvvet yalnızca Allah'a aittir." deseydin ya! "Malca ve evlatça beni kendinden güçsüz görüyorsan, (şunu bil ki) belki Rabbim bana senin bahçenden daha iyisini verir; oraya (bahçene) gökten yıldırımlar gönderir ve kupkuru bir toprak hâline gelir.

    Mustafa İslamoğlu

    kim bilir belki Rabbim bana senin bağından daha yararlısını verir; seninkine de gökten bir afet indirir de ot bitmez çöle döndürür;

    Muhammed Esed

    Rabbim bana senin bağından bahçenden pekala daha hayırlısını verebileceği gibi, (senin) bu (bahçe)ne gökten bir afet gönderir de (bahçen o zaman) yerle bir olabilir;

    Ahmed Hulusi

    "Olabilir ki Rabbim, bana senin cennetinden (bağlarından) daha hayırlısını verir; senin bağına ise semadan bir afet irsal eder de, (bağın) kuru bir toprak haline gelir. "

    Ali Bulaç

    "Belki Rabbim senin bağından daha hayırlısını bana verir, (seninkinin) üstüne gökten 'yakıp yıkan bir afet' gönderir de kaygan bir toprak kesiliverir."

    Ali Özek ve heyeti

    «Belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir, senin bağına ise gökten yıldırımlar gönderir de bağ kupkuru bir toprak haline gelir.»

    Ali Rıza Safa

    "Senin bahçenden daha iyisini, Efendim belki bana verir. Onun üzerine de gökten bir yıkım gönderir; kupkuru bir toprağa dönüşür!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Umulur ki Rabbim bana senin bahçenden daha iyisini verir ve seninkinin üzerine de gökten hesap görecek bir yıldırım gönderir de, orası kaygan, kuru bir yer olur. Yahut suyu çekilir de, artık, onu bir daha elde edemezsin" dedi.

    Edip Yüksel

    "Efendim, belki senin bahçenden daha iyisini bana verir ve olur ki bahçene gökten bir felaket gönderir de kupkuru bir toprağa dönüşür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbim, belki senin bahçenden daha iyisini bana verir ve olur ki bahçene gökten bir felaket gönderir de kupkuru bir toprağa dönüşür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ne biliyorsun belki Rabbim bana senin bağından daha hayırlısını verir; seninkinin de üstüne gökten bir afet indiriverir de yalçın bir toprak haline gelir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ne bilirsin belki rabbım bana senin bağından daha hayırlısını verir, seninkinin üzerine de Semadan bir afet indiriverir de yalçın bir toprak olakalır

    Erhan Aktaş

    "Belki Rabb'im, bana senin bahçenden daha hayırlısını verir. Ve seninkinin üzerine de gökten felaketler gönderir de verimsiz, kupkuru bir toprak olur."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Belki Rabb'im, bana senin bahçenden daha hayırlısını verir. Ve seninkinin üzerine de gökten felaketler gönderir de verimsiz, kupkuru bir toprak olur."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Belki Rabb'im, bana senin bahçenden daha hayırlısını verir. Ve seninkinin üzerine de gökten felaketler gönderir de verimsiz, kupkuru bir toprak olur.

    Gültekin Onan

    "Belki rabbim senin bağından daha hayırlısını bana verir, (seninkinin) üstüne gökten 'yakıp yıkan bir afet' gönderir de kaygan bir toprak kesiliverir"

    Hasan Basri Çantay

    Rabbimin bana senin bağından daha hayırlısını vermesi, (Seninkinin) üstüne ise gökden yıldırımlar göndererek (bağının) kaypak (yalçın) bir toprak haaline gelivermesi me'müldür".

    İbni Kesir

    Rabbım bana senin bahçenden daha iyisini verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de kaypak bir toprak haline getirebilir.

    Mehmet Alagaş

    (32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Belki Rabbim bana senin bağından daha hayırlısını verir. Seninkinin üzerine ise gökten felaket indiriverir de kupkuru çorak bir toprak oluverir.

    Süleyman Ateş

    "Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verebilir. Ve o(senin bağı)nın üzerine de gökten bir hesap görme afeti gönderir de bağın kupkuru bir toprak kesilir."

    Süleymaniye Vakfı

    (şunu bil ki) Rabbim bana senin bağından daha iyisini verebilir. Seninkine de gökten hesabını görecek bir afet gönderir de orası çıplak ve kaygan bir yüzeye dönüverir. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bakarsın Rabbim bana senin bahçenden iyisini verir; seninkine de gökten hesabını görecek bir şey gönderir de çıplak ve kaygan bir yüzeye(toprağa) çevirir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      saiden kelimesinin anlamlarından biri de yüzey, satıh. Çıplak ve kaygan dediğine göre topraksız kalmış olmalı.

    Şaban Britch

    Rabbim bana, senin bahçenden daha iyisini verebilir. Seninkinin üzerine de gökten bir azap/afet gönderir de kupkuru çorak bir toprak oluverir.

    Şaban Piriş

    Rabbim bana, senin bahçenden daha iyisini verebilir. Seninkinin üzerine de gökten bir bela gönderir de kupkuru boş bir arazi haline gelir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Olabilir ki, Rabbim bana senin bağından daha değerlisini verir; seninkinin üzerine de gökten bir afet gönderir de bağlığın yalçın bir toprak kesilir."

  10. Kehf suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 41. ayet. أَوْ يُصْبِحَ مَآؤُهَا غَوْرًا فَلَن تَسْتَطِيعَ لَهُۥ طَلَبًا

    Diyanet İşleri

    "Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile."

    Mehmet Okuyan

    Veya (bahçenin) suyu dibe çekilir de onu istemeye (elde etmeye) asla güç yetiremezsin."

    Mustafa İslamoğlu

    ya da bir daha asla ulaşıp elde edemeyeceğin bir biçimde onun suyunu çeker."

    Muhammed Esed

    yahut bir daha asla bulup çıkaramayacağın biçimde onun suyu çekilebilir!"

    Ahmed Hulusi

    "Yahut (bağının) suyu dibe çekilir de, bir daha onu bulamazsın. "

    Ali Bulaç

    "Veya onun suyu dibe göçüverir de böylelikle onu arayıp bulmaya kesinlikle güç yetiremezsin."

    Ali Özek ve heyeti

    «Yahut, bağının suyu dibe çekilir de bir daha onu arayıp bulamazsın.»

    Ali Rıza Safa

    "Veya bir daha asla arayıp bulamayacağın biçimde suyu çekilir!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Umulur ki Rabbim bana senin bahçenden daha iyisini verir ve seninkinin üzerine de gökten hesap görecek bir yıldırım gönderir de, orası kaygan, kuru bir yer olur. Yahut suyu çekilir de, artık, onu bir daha elde edemezsin" dedi.

    Edip Yüksel

    "Yahut suyu dibe çöker de bir daha su bulamazsın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yahut suyu dibe çöker de bir daha su bulamazsın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yahut suyu çekiliverir de bir daha onu aramakla bulamazsın."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yahud suyu çekiliverir de bir daha onu aramakla bulamazsın

    Erhan Aktaş

    "Veya onun suyu yerin dibine çekilir de artık onu çıkarmaya asla gücün yetmez."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Veya onun suyu yerin dibine çekilir de artık onu çıkarmaya asla gücün yetmez."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Veya onun suyu yerin dibine çekilir de artık onu çıkarmaya asla gücün yetmez.

    Gültekin Onan

    "Veya onun suyu dibe göçüverir de böylelikle onu arayıp bulmaya kesinlikle güç yetiremezsin."

    Hasan Basri Çantay

    "Yahud olabilir ki suyu (yerin) dib (in) e çekilir de bir daha onu ara (yıb bul) mıya güc yetiremezsin".

    İbni Kesir

    Yahut suyu çekilir de bir daha bulamazsın.

    Mehmet Alagaş

    (32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yahut suyu yerin dibine çekiliverir de bir daha onu aramaya gücün yetmez.

    Süleyman Ateş

    "Yahut suyu dibe çekilir de bir daha su arayamazsın."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ya da suyu çekilir de bir daha arasan da bulamazsın onu.

    Şaban Britch

    Ya da suyu çekilir de bir daha onu arayıp bulamazsın.

    Şaban Piriş

    Ya da suyu çekilir de bir daha bulamazsın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yahut suyu dibe çekilir de bir daha onu isteyemezsin bile."

  11. Kehf suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 42. ayet. وَأُحِيطَ بِثَمَرِهِۦ فَأَصْبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيْهِ عَلَىٰ مَآ أَنفَقَ فِيهَا وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُشْرِكْ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

    Diyanet İşleri

    Derken bütün serveti helak edildi. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: "Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım.."

    Mehmet Okuyan

    (O şımarık kişinin) serveti kuşatılmıştı (yok edilmişti). Böylece, çardakları üzerine yıkılmış hâlde (bahçesiyle ilgili) yaptığı harcamalar yüzünden ellerini ovuşturarak şöyle diyordu: "Ah, eyvah, keşke Rabbime kimseyi ortak koşmamış olsaydım!"

    Mustafa İslamoğlu

    Nihayet, berikinin bütün serveti mahvedildi; kökü göğe gelip tarumar olmuş o bağın karşısında durmuş, heba olan emeğine yanıp ellerini ovuşturarak diyordu ki: "Ah n'olaydım, keşke Rabbime hiç kimseyi ortak koşmamış olaydım!"

    Muhammed Esed

    Ve (gerçekten de böyle oldu:) ürünlerle dolup taşan bahçeleri çepeçevre tarümar edildi; ve o (bahçenin) tarümar olmuş çitleri, çardakları karşısında, boşa giden emeğine yanarak ellerini oğuştura oğuştura: "Ah, n'olurdu, Rabbimden başkasına tanrısal nitelikler yakıştırmamış olsaydım!" demekten başka söyleyecek bir şey bulamadı.

    Ahmed Hulusi

    Derken onun serveti kuşatılıp yok edildi! Sonunda, çardakları üzerine yıkılıp kalmış bağına yaptığı harcamaları dolayısıyla, (hüsranla) ellerini ovuşturarak şöyle diyordu: "Keşke Rabbime (hiç) bir şeyi ortak koşmasaydım. "

    Ali Bulaç

    (Derken) Onun ürünleri (afetlerle) kuşatılıverdi. Artık o, uğrunda harcadıklarına karşı avuçlarını (esefle) oğuşturuyordu. O (bağın) çardakları yıkılmış durumdaydı, kendisi de şöyle diyordu: "Keşke Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım."

    Ali Özek ve heyeti

    Derken onun serveti kuşatılıp yok edildi. Böylece, bağı uğruna yaptığı masraflardan ötürü ellerini ovuşturup kaldı. Bağın çardakları yere çökmüştü. «Ah, diyordu, keşke ben Rabbime hiçbir ortak koşmamış olsaydım!»

    Ali Rıza Safa

    Ve tüm ürünü yıkıma uğratıldı. Artık, yitirdiklerine yanarak, yıkılmış çardakları karşısında ellerini ovuşturuyor ve şöyle diyordu: "Keşke hiç kimseyi Efendime ortak koşmasaydım!"

    Bayraktar Bayraklı

    Derken onun serveti kuşatılıp yok edildi. Böylece, bağı uğruna yaptığı masraflardan ötürü ellerini ovuşturup kaldı. Bağın çardakları yere çökmüştü. "Ah, keşke,Rabbime hiçbir ortak koşmamış olsaydım!" diyordu.

    Edip Yüksel

    Derken, ürünü yok edildi. Çardakları üzerine yığılmış olan bağına verdiği emekten ötürü matem tutmaya ve "Keşke Efendime ortak koşmasaydım" demeye başladı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Derken, ürünü yok edildi. Çardakları üzerine yığılmış olan bağına verdiği emekten ötürü matem tutmaya ve 'Keşke Rabbime ortak koşmasaydım,' demeye başladı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derken bütün serveti istilaya uğradı. Bunun üzerine bağına yaptığı masraflara karşı ellerini oğuşturmaya başladı. Bağ, çardakları üzerine çökmüş kalmıştı; "Ah! Keşke Rabbime hiçbir ortak koşmamış olsaydım!" diyordu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken bütün serveti istila ediliverdi, bunun üzerine ona yaptığı masraflara karşı avuçlarını oğuşturup kaldı, o, çardakları üzerine çökmüş kalmıştı, ah, diyordu, nolaydım rabbıma hiç bir şerik koşmamış olaydım

    Erhan Aktaş

    Onun ürünleri kuşatılıp bitirildi. Ve çardakları üzerine yıkılmıştı. Yaptığı harcamalara üzülerek ellerini ovuştururken, "Keşke ben Rabb'ime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım." diyordu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onun ürünleri kuşatılıp bitirildi. Ve çardakları üzerine yıkılmıştı. Yaptığı harcamalara üzülerek ellerini ovuştururken, "Keşke ben Rabb'ime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım." diyordu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onun ürünleri kuşatılıp bitirildi. Ve çardakları üzerine yıkılmıştı. Yaptığı harcamalara üzülerek ellerini ovuştururken, "Keşke ben Rabb'ime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım." diyordu.

    Gültekin Onan

    (Derken) Onun ürünleri (afetlerle) kuşatılıverdi. Artık o, uğrunda harcadıklarına karşı avuçlarını (esefle) oğuşturuyordu (yukallibu). O (bağın) çardakları yıkılmış durumdaydı, kendisi de şöyle diyordu: "Keşke rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım."

    Hasan Basri Çantay

    (Nihayet) onun bütün serveti istilaya uğratıldı, (bağı) uğrunda harcadıklarına karşı avuçlarını uğuşdurakaldı! (o bağın) çardakları yere çökmüşdü. Diyordu ki: "Nolaydım, Rabbime hiçbir (şey'i) ortak tutmayaydım"!

    İbni Kesir

    Nitekim ürünleri yok edildi. Sarfettiği emeğe içi yanarak avuçlarını oğuşturuyordu. Çardakları hep yere düşmüştü. Ve diyordu ki: Ne olaydım, Rabbıma hiç kimseyi ortak koşmasaydım.

    Mehmet Alagaş

    (32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Birden) Onun ürünleri (afetle) kuşatılıverdi. Orası için harcadıklarına karşı avuçlarını (esefle) ovuşturup duruyordu. Bahçenin çardakları yere çökmüştü. "Ah, keşke Rabbime hiçbir şirk koşmamış olsaydım!" diyordu.

    Süleyman Ateş

    Derken (o inkarcı kişinin) ürünü yok edildi, çardakları üzerine yıkılmış durumda olan(bağ)ın karşısında ona harcadıklarına acıyarak ellerini uğuşturmağa başladı: "Ah nolaydı, ben Rabbime kimseyi ortak koşmamış olaydım!" diyordu.

    Süleymaniye Vakfı

    (Derken) Ürününü felaket sardı. (Nankörlük eden adam) Yaptığı harcamalara üzülerek ellerini ovuşturmaya başladı. Bağ, çardakları üzerine çökmüştü. "Ah, keşke Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım!" dipnot 1 diyordu.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. Kehf 18/38. ayetin dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ve ürünü kuşatıldı. Bahçe, çardakları üzerinde boş bir yığın halini aldı. Yaptığı harcamaya karşılık ellerini ovuşturup şöyle demeye başladı: "Keşke Rabbime hiç kimseyi ortak saymasaydım."

    Şaban Britch

    (Birden) Onun ürünleri (afetle) kuşatılıverdi. Orası için harcadıklarına karşı avuçlarını (esefle) ovuşturup duruyordu. Bahçenin çardakları yere çökmüştü. Ah, keşke Rabbime hiçbir şirk koşmamış olsaydım! diyordu.

    Şaban Piriş

    Bir sabah kalktığında ürünleri yok edilmiş, çardakları ise çökmüştü: -Keşke Rabbime kimseyi ortak koşmasaydım, diyerek; ona sarfettiği emeğe avuçlarını ovuşturuyordu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Derken bütün ürününe el kondu. Bağ sahibi, çardakları üzerine çökmüş bulunan bağ için harcadıklarına vahlanarak avuçlarını ovuşturuyor ve şöyle diyordu: "Ne olurdu, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım!"

  12. Kehf suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 43. ayet. وَلَمْ تَكُن لَّهُۥ فِئَةٌ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مُنتَصِرًا

    Diyanet İşleri

    Onun, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.

    Mehmet Okuyan

    Kendisine Allah'tan başka yardım edecek destekçileri yoktu. Kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık onun Allah'tan gayrı kendisine destek çıkacak hiç kimsesi yoktu. Üstelik kendi başının çaresine bakacak durumda da değildi.

    Muhammed Esed

    Çünkü şimdi artık onun ne Allah yerine kendisine yardım ulaştıracak kimsesi vardı, ne de kendi başının çaresine bakabilecek durumdaydı.

    Ahmed Hulusi

    Allah dununda ne bir yardımcısı vardı ne de kendi kendine yetecek gücü!

    Ali Bulaç

    Allah'ın dışında ona yardım edecek bir topluluk yoktu, kendi kendine de yardım edemedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendisine Allah’tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın karşısında ona yardım edebilecek yardakçıları da yoktu; kendisi de kendisine yardım edemedi.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendisine Allah'tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi, kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.

    Edip Yüksel

    ALLAH'tan aşağı kendisine yardım edecek bir destek bulamadı. Kendini de kurtaramadı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'tan başka kendisine yardım edecek bir destek bulamadı. Kendini de kurtaramadı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'tan başka kendisine yardım edecek bir topluluk da bulunmadı; kendi kendini de kurtaramadı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahdan başka yardım edecek bir cemaati de olmadı, kendi kendine de kurtaramadı

    Erhan Aktaş

    Allah'tan başka kendisine yardım edecek kimseler olmadı. Ve kendi kendisini de koruyamadı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'tan başka kendisine yardım edecek kimseler olmadı. Ve kendi kendisini de koruyamadı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'tan başka kendisine yardım edecek kimseler olmadı. Ve kendi kendisini de koruyamadı.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın dışında ona yardım edecek bir topluluk yoktu, kendi kendine de yardım edemedi.

    Hasan Basri Çantay

    Ona Allahdan başka yardım edecek bir cemaat yokdu. Kendisi de öc alabilecek değildi.

    İbni Kesir

    Allah'tan başka ona yardım edecek adamları da yoktu. Yardım edilen de olmadı.

    Mehmet Alagaş

    (32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onun, Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.

    Süleyman Ateş

    Allah'tan başka, kendisine yardım eden bir topluluğu da olmadı, kendi kendisini de kurtaramadı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Zaten Allah'tan başka ona yardım edecek kimse olmadı ve bir yardım da görmedi.

    Şaban Britch

    Allah’tan başka ona yardım edecek topluluk da yoktu. Kendindi kendine bile yardım edemedi.

    Şaban Piriş

    Allah'tan başka ona yardım edecek topluluk da yoktu. Yardım edilen de olmadı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah dışında kendisine yardım edecek bir topluluğu da çıkmadı. Kendi kendini de kurtaramadı.

  13. Kehf suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 44. ayet. هُنَالِكَ ٱلْوَلَٰيَةُ لِلَّهِ ٱلْحَقِّ هُوَ خَيْرٌ ثَوَابًا وَخَيْرٌ عُقْبًا

    Diyanet İşleri

    İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah'a mahsustur. O'nun mükafatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte orada -o anda dahi,- gerçek anlamda yar ve yardımcı olma gücü, sadece mutlak gerçeğin ta kendisi olan Allah'a aittir: O, hem hak edilen karşılığı vermede hem de nihai akıbeti belirlemede rakipsizdir.

    Muhammed Esed

    İşte bunun içindir ki, koruyucu, kayırıcı güç bütünüyle, tek ve gerçek Tanrı olan Allah'a aittir. Hak edilen karşılığı vermekte de, sonucun ne olacağını belirlemekte de en iyi olan O'dur.

    Ahmed Hulusi

    İşte fark edileceği üzere, velayet (El Veliyy isminin zuhuru) yalnızca, Hak olan Allah'a aittir (velayet yaşamını yaşatan Allah'tır)! O mükafat verici olarak da hayırlıdır, sonucu yaşatıcı olarak da.

    Ali Bulaç

    İşte burada (bu durumda) velayet (yardımcılık, dostluk) hak olan Allah'a aittir. O, sevap bakımından hayırlı, sonuç bakımından hayırlıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte burada yardım ve dostluk, ancak Hak olan Allah'a mahsustur. Mükâfatı en iyi olan O, en güzel âkıbeti veren yine O'dur.

    Ali Rıza Safa

    İşte orada yetki, Gerçek Olan Allah'a özgüdür. O, ödül yönünden daha iyidir; sonuç yönünden de daha iyidir.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte burada yardım ve dostluk, Hak olan Allah'a mahsustur. Ödülü en iyi olan O, en güzel sonucu veren yine O'dur.

    Edip Yüksel

    O an, otorite tümüyle gerçek olan ALLAH'ındır. O, en iyi ödülü ve en iyi sonucu verendir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Velayet (otorite) Tanrı'ya aittir. Şia mezhebinde imanın şartlarından sayılan "velayet-i fakih" yani fıkıh alimlerinin veya mollaların velayeti sahte bir velayettir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O an, velayet (güç ve egemenlik) tümüyle gerçek olan ALLAH'ındır. O, en iyi ödülü ve en iyi sonucu verendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte burada hakimiyet gerçekten Allah'ındır. O sevapça da daha hayırlıdır, sonuçça da daha hayırlıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte burada velayet elhak, Allahındır, o sevabca da hayır, ukbaca da hayırdır

    Erhan Aktaş

    İşte bu durumda velilik, gerçek olarak yalnızca Allah'a aittir. O, ödüllendirme bakımından da en hayırlı olandır. Sonuç bakımından da en hayırlı olandır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bu durumda velilik, gerçek olarak yalnızca Allah'a aittir. O, ödüllendirme bakımından da en hayırlı olandır. Sonuç bakımından da en hayırlı olandır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bu durumda velilik dipnot 1 , gerçek olarak yalnızca Allah'a aittir. O, ödüllendirme bakımından da en hayırlı olandır. Sonuç bakımından da en hayırlı olandır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan, "veli" sözcüğü; "dost," olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.

    Gültekin Onan

    İşte burada (bu durumda) velayet (yardımcılık, dostluk) hak olan Tanrı'ya aittir. O, sevap bakımından hayırlı, sonuç bakımından hayırlıdır.

    Hasan Basri Çantay

    İşte bu makamda (ve bu halde) nusret ve haakimiyyet, hak olan Allahındır. O, sevabca da hayırlı, aakıbetce de hayırlıdır.

    İbni Kesir

    İşte burada velayet, yalnız hak olan Allah'ındır. Mükafatlandırma bakımından da hayırlı olan, neticelendirme bakımından da hayırlı olan O'dur.

    Mehmet Alagaş

    (32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bu durumda velayet (yardım etmek) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. O’nun mükâfatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.

    Süleyman Ateş

    İşte o durumda velilik (koruyuculuk) yalnız hak olan Allah'a mahsustur. O'nun vereceği sevap da daha hayırlıdır, sonuç da daha hayırlıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böyle kara bir günün dostu, gerçeğin kendisi olan Allah'tır. En hayırlı karşılığı verecek olan da işlerin sonunu hayırlı kılacak olan da odur.

    Şaban Britch

    İşte bu durumda velayet/yardım, şüphesiz Allah’tandır. Mükâfatı en iyi olan O, en güzel akıbeti veren yine O'dur.

    Şaban Piriş

    İşte burada hakimiyet, şüphesiz Allah'ındır. En iyi mükafatı O verir. En iyi cezayı da O verir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte böyle bir durumda, dostluk ve koruma, hak olan Allah'tandır. O, karşılık verme bakımından da hayırlıdır, iş sonuçlandırma bakımından da hayırlıdır.

  14. Kehf suresi, 45. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 45. ayet. وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَآءٍ أَنزَلْنَٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخْتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلْأَرْضِ فَأَصْبَحَ هَشِيمًا تَذْرُوهُ ٱلرِّيَٰحُ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ مُّقْتَدِرًا

    Diyanet İşleri

    Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgarın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Onlara şunu da örnek ver: "Dünya hayatının durumu gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki yerin bitki(ler)i o (su) sayesinde (gürleşip) birbirine karışmış, rüzgârların savurduğu çer çöp hâline gelmiştir." dipnot 1 Allah her şey üzerinde güç sahibidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yağmur yeryüzündeki bitkilerle yani toprağın altındaki tohumla buluşup birbirine karışır; sonunda yemyeşil bir görüntü ve çeşitli ürünler insanlarla buluşur. Zamanı gelince söz konusu yeşillikler yerini rüzgârın savurduğu çer çöpe bırakır. İki bahçe sahibi kişi servetle övündüğü için kınanmış, onun itibar ettiği servetin yok edilebileceği ifade edilmişti. Şimdi ise sadece servetin değil, bütünüyle dünya hayatının bile bir mevsimlik bitki gibi olduğu üzerinden mesaj verilmekte, fâni bir âleme gereğinden fazla bel bağlamanın yanlışlığı vurgulanmaktadır. Benzer mesajlar: Yûnus 10:24; Zümer 39:21; Hadîd 57:20.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlara dünya hayatını da örnek ver: Gökten indirdiğimiz bir su (düşünün); derken, o suyun karışmasıyla yer yüzünün bitki örtüsü boy gösterir; en sonunda bütün bunlar kuruyup, yerinde yellerin estiği çer çöpe döner: zira Allah her istediğini yapmaya kadir olandır.

    Muhammed Esed

    Dünya hayatının gökten indirdiğimiz suya benzediğini onlara anlat: Öyle ki, yerin bitkileri onu emerek zengin bir çeşitlilik içinde boy verip birbirine karışırlar; ama bütün bu canlılık, çeşitlilik sonunda rüzgarın savurup götürdüğü çer çöpe döner. İşte (bunun gibi,) her şeye karar veren (yalnız) Allah'tır.

    Ahmed Hulusi

    Onlara dünya hayatının MİSALİNİ ver. . . (Dünya hayatı) semadan indirdiğimiz bir su gibidir ki, onunla arzın nebatı birbirine karıştı. . . Derken (o bitki) rüzgarın savurduğu çöp kırıntısı haline geldi. . . Allah her şeye Muktedir'dir.

    Ali Bulaç

    Onlara, dünya hayatının örneğini ver; gökten indirdiğimiz suya benzer, onunla yeryüzünün bitkileri birbirine karıştı, böylece rüzgarların savurduğu çalı çırpı oluverdi. Allah, her şeyin üzerinde güç yetirendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara şunu da misal göster: Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkisi (önce gelişip) birbirine karışmış; arkasından rüzgârın savurduğu çerçöp haline gelmiştir. Allah, her şey üzerinde iktidar sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Onlara, dünya yaşamından bir örnek ver: Yeryüzünün bitkileri, gökten indirdiğimiz su ile karışır. Sonunda, rüzgarların savurduğu çöp kırıntılarına döner. Çünkü Allah, Dilediğini Yapandır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara şunu da örnek göster: "Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkisi birbirine karışmış; arkasından rüzgârın savurduğu çerçöp haline gelmiştir. Allah, her şey üzerinde iktidar sahibidir."

    Edip Yüksel

    Onlara dünya hayatının örneği olarak, gökten indirdiğimiz suyla beslenen ve sonra rüzgarın savurduğu çer çöpe dönen yeryüzünün bitkisini ver. ALLAH her şeye gücü yetendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara dünya hayatının örneği olarak, gökten indirdiğimiz suyla beslenen ve sonra rüzgarın savurduğu çer çöpe dönen yeryüzünün bitkisini ver. ALLAH her şeye gücü yetendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlara dünya hayatının misalini şöyle ver (Dünya hayatı) gökten indirdiğimiz bir suya benzer ki. onunla yeryüzünün bitkileri birbirine karışmış, nihayet rüzgarların savurup götürdüğü bir çöp kırıntısı olmuştur. Allah herşeye muktedirdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlara Dünya hayatın meselini de şöyle yap: Sanki bir su, onu Semadan indirmişiz, derken onunla Arzın nebatatı birbirine karışmış, derken bir çöp kırıntısı olmuştur, rüzgarlar onu savurur gider, Allah her şey'e muktedir bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Dünya hayatının neye benzediğine dair şu örneği ver: o, gökten indirdiğimiz su ile yeryüzünde yeşeren ve daha sonra çer çöp olup rüzgarla sağa sola savrulan bitki gibidir. Allah'ın Her Şeye Gücü Yeter.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dünya hayatının neye benzediğine dair şu örneği ver: o, gökten indirdiğimiz su ile yeryüzünde yeşeren ve daha sonra çer çöp olup rüzgarla sağa sola savrulan bitki gibidir. Allah'ın Her Şeye Gücü Yeter.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dünya hayatının neye benzediğine dair şu örneği ver: o, gökten indirdiğimiz suyla yeşeren, daha sonra da çer çöp olup rüzgarla sağa sola savrulan bitki gibidir. Allah'ın her şeye gücü yeter.

    Gültekin Onan

    Onlara, dünya hayatının örneğini ver; gökten indirdiğimiz suya benzer, onunla yeryüzünün bitkileri birbirine karıştı, böylece rüzgarların savurduğu çalı çırpı oluverdi. Tanrı, her şeyin üzerinde güç yetirendir.

    Hasan Basri Çantay

    Onlara dünya hayaatının misalini de iradet. (O), gökden indirdiğimiz bir su gibidir ki bununla yer (yüzünün) nebatı birbirine karışmış, en nihayet (o nebat) kuru bir çöp kırıntısı haaline gelib rüzgarlar onu savuruvermişdir. Allah her şeyin üstünde bir kudret saahibidir.

    İbni Kesir

    Dünya hayatının misalini de anlat onlara. Gökten indirdiğimiz su gibidir. Ki bununla yeryüzünde yetişen bitkiler birbirine karışır. Ama sonunda da rüzgarın savuracağı çörçöpe döner. Allah; her şeyin üstünde bir kudret sahibidir.

    Mehmet Alagaş

    (32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgârın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.

    Süleyman Ateş

    Onlara dünya hayatının, tıpkı şöyle olduğunu anlat: Gökten bir su indirdik, Yerin bitkisi onunla karıştı ve (sonunda bitkiler), rüzgarların savurduğu çöp kırıntıları haline geliverdi. Allah, her şeye kadirdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara dünya hayatını şöyle örneklendir: O, gökten indirdiğimiz su gibidir. Yerin bitkileri o su sayesinde (yetişip) birbirine karışır. Daha sonra, rüzgarın savurduğu kuru ot parçalarına dönüşür. dipnot 1 Allah, her şeye bir ölçü koyan ve uygulayandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara dünya hayatının örneğini ver. Bu hayat gökten indirdiğimiz su gibidir. O su sebebiyle yerin bitkisi sarmaş dolaş olur, sonra kurur da rüzgar onu kapıp götürür. Allah, her şeyi bir ölçüye göre yapar.

    Şaban Britch

    Onlara dünya hayatının örneğini ver: O, gökten indirdiğimiz su gibidir. Suyla yerin bitkisi birbirine karışır. Sonunda rüzgarın savuracağı çerçöpe döner. Her şeyin üstünde güç sahibi olan Allah'tır.

    Şaban Piriş

    Onlara dünya hayatının örneğini ver: O, gökten indirdiğimiz su gibidir. Suyla yerin bitkisi birbirine karışır. Sonunda rüzgarın savuracağı çerçöpe döner. Her şeyin üstünde güç sahibi olan Allah vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dünya hayatının şu su örneği gibi olduğunu onlara anlat: "O suyu gökten indirdik. Yerin bitkisi onunla karıştı. Derken o bitki, rüzgarların savurup döllediği parçacıklara dönüştü. Allah her şey üzerinde Muktedir'dir, gücü her şeye yeter.

  15. Kehf suresi, 46. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 46. ayet. ٱلْمَالُ وَٱلْبَنُونَ زِينَةُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱلْبَٰقِيَٰتُ ٱلصَّٰلِحَٰتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ أَمَلًا

    Diyanet İşleri

    Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır.

    Mehmet Okuyan

    Mal ve çocuklar dünya hayatının süsüdür. İyi işlerden oluşan kalıcı faaliyetlerin hem ödül bakımından hayırlı olandır hem de ümit beslenmesi Rabbinin katında hayırlı olandır.

    Mustafa İslamoğlu

    Servet de, evlat da geçici dünya hayatının süsleridir; ürünü kalıcı olan güzel ve erdemli davranışlarsa, değer açısından Rabbinin katında daha hayırlı, ümit etmeye de daha layıktır.

    Muhammed Esed

    Mal mülk ve çocuklar dünya hayatının süsleridir; ama ürünü kalıcı olan dürüst ve erdemli davranışlar ise, karşılığı bakımından, Rabbinin katında daha değerli ve bir ümit kaynağı olarak daha verimlidir.

    Ahmed Hulusi

    Zenginlik - mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür (fanidir - yok olucudur, geçicidir)! Baki kalacak olan imanın gereği yapılanlar ise; Rabbinin indinde mükafat olarak da hayırlıdır, beklenti olarak da hayırlıdır.

    Ali Bulaç

    Mal ve çocuklar, dünya hayatının çekici süsüdür; sürekli olan 'salih davranışlar' ise, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    Servet ve oğullar, dünya hayatının süsüdür; ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.

    Ali Rıza Safa

    Mal ve oğullar, dünya yaşamının çekiciliğidir. Oysa sürekli olan erdemli edimler, Efendinin katında, ödül yönünden daha iyi ve umut etmek yönünden de daha iyidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Servet ve çocuklar dünya hayatının süsüdür; ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha iyi hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.

    Edip Yüksel

    Para ve çocuklar bu dünya hayatının çekici materyalleridir. Ama, sürekli kalacak erdemli işler, Efendinin katında bir ödül ve umut olarak çok daha iyidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Para ve çocuklar bu dünya hayatının çekici materyalleridir. Ama, sürekli kalacak erdemli işler, Rabbinin katında bir ödül ve umut olarak çok daha iyidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür; ebedi kalacak iyi işler ise, Rabbinin katında sevapça da hayırlıdır, ümitçe de hayırlıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    o mal ve oğullar Dünya hayatın ziynetidir, bakı kalacak salih ameller ise Rabbının ındinde sevabca da hayırlıdır, emelce de hayırlıdır

    Erhan Aktaş

    Mal ve çocuklar, dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan iyi işler ise Rabb'inin yanında daha değerlidir. Ümit bağlama yönünden de daha değerlidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mal ve çocuklar, dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan iyi işler ise Rabb'inin yanında daha değerlidir. Ümit bağlama yönünden de daha değerlidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mal ve çocuklar, dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan iyi işler ise Rabb'inin yanında daha değerlidir. Ümit bağlama yönünden de daha değerlidir.

    Gültekin Onan

    Mal ve çocuklar, dünya hayatının çekici süsüdür; sürekli olan 'salih davranışlar' ise, rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır.

    Hasan Basri Çantay

    O mal, o oğullar (hep) dünya hayatının zinetidir. Bekaaya erecek iyi (amel ve hareket) ler ise Rabbinin nezdinde sevabca da hayırlıdır, amelce de hayırlı.

    İbni Kesir

    Mal ve oğullar dünya hayatının zinetidir. Ama baki kalacak salih ameller, sevab olarak da, amel olarak da Rabbının katında daha hayırlıdır.

    Mehmet Alagaş

    (32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında sevap olarak da, ümit olarak da daha hayırlıdır.

    Süleyman Ateş

    Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan güzel işler ise Rabbinin katında sevapça da daha hayırlıdır, umutça da daha hayırlıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mal ve evlat, dünya hayatının çekici nimetleridir. Kalıcı olan iyi işler ise Rabbin katında sevap olarak da umut olarak da daha hayırlıdır.

    Şaban Britch

    Mal ve evlat dünya hayatının süsüdür. Rabbinin katında kalıcı salih ameller, mükâfat bakımından en iyisidir; ümit bakımından da en iyisidir.

    Şaban Piriş

    Mal ve evlat dünya hayatının süsüdür. Rabbinin katında baki kalacak doğrular, mükafat bakımından en iyisidir; ümit bakımından da en iyisidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Mal ve oğullar, şu iğreti dünya hayatının süsüdür. Barışa ve hayra yönelik kalıcı eylemlerse, Rabbin katında sevapça da üstündür, beklenti bakımından da.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.