Kehf suresi · 27–31. ayetler

Rabbinin kitabını oku; sabah akşam dua edenler

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Kehf suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 27. ayet. وَٱتْلُ مَآ أُوحِىَ إِلَيْكَ مِن كِتَابِ رَبِّكَ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِهِۦ وَلَن تَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًا

    Diyanet İşleri

    Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O'nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O'ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.

    Mehmet Okuyan

    Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni tilavet et (okuyup aktar)! dipnot 1 O'nun sözlerini (kanunlarını) değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka hiçbir sığınak da asla bulamazsın.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada ve daha pek çok ayette geçen [tilâvet] kelimesi bilinen anlamda "okumak" anlamında değil, Şems 91:2'de de olduğu gibi "izini sürmek, peşinden gitmek, takip etmek" demektir. Râzî bu kelimenin okumayla birlikte uygulama anlamını da içerdiğini ifade etmektedir. Başta Hz. Muhammed olmak üzere bütün muhataplar Kur'an'ı okuyup uygulama noktasında uyarılmakta, Yüce Allah'ın kitabından vahyedilen esasların uygulanması gerektiği özellikle bildirilmektedir. Bu arada [tilâvet] kelimesinin "gündem yapmak" anlamından hareket ederek, buradaki amacın ilâhi mesajların tebliğ edilmesi olduğunu söyleyebiliriz.

    Mustafa İslamoğlu

    O halde, Rabbinin kitabından sana indirilenleri izle ve ilet! O'nun kelimelerini kimse değiştiremez: sen de O'ndan başka sığınacak birini bulamazsın.

    Muhammed Esed

    Öyleyse, Rabbinin kitabından sana vahyedileni (insanlara) duyur. O'nun sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur; Ve sen de O'ndan başka sığınacak kimse bulamazsın.

    Ahmed Hulusi

    Rabbinin Kitabından (Hakikatin olan El Esma mertebesindeki BİLGİden) sana (şuuruna) vahyolunanı oku (deşifre et - kavra)! O'nun kelimelerini (açığa çıkardıklarını) değiştirecek yoktur! O'ndan başka sığınak da bulamazsın.

    Ali Bulaç

    Sana Rabbinin Kitabından vahyedileni oku. O'nun sözlerini değiştirici yoktur ve O'nun dışında kesin olarak bir sığınacak (makam) bulamazsın.

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.

    Ali Rıza Safa

    Efendinin Kitabı'ndan sana bildirileni oku. O'nun Sözlerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka sığınak da bulamazsın.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbinin kitabından sana vahyolunanı oku! O'nun kelimelerini değiştirecek kimse yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.

    Edip Yüksel

    Efendinin kitabından sana vahiy edileni oku. Kelimelerini hiçbir şey değiştirip kaldıramaz ve O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. Kelimelerini hiç bir şey değiştirip kaldıramaz ve O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbinden sana vahyolunanı oku! O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öyle de ve rabbından sana vahyolunanı tilavet eyle, onun kelimatını tebdil edecek yoktur ve ondan başka bir penah bulamazsın

    Erhan Aktaş

    Ve sen, Rabb'inin Kitap'ından sana vahyedileni oku! O'nun kelimelerini dipnot 1 değiştirecek yoktur. O'ndan başka sığınılacak da bulamazsın.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takdir edilmiş hüküm. "Allah'ın kelimeleri" deyimi "Allah'ın sözleri" anlamını değil, Allah'ın yarattığı evreni, sonsuz, sınırsız mutlak yaratma gücünü ve ilmini ifade etmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve sen, Rabb'inin Kitap'ından sana vahyedileni oku! O'nun kelimelerini dipnot 1 değiştirecek yoktur. O'ndan başka sığınılacak da bulamazsın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takdir edilmiş hükmünü. "Allah'ın kelimeleri" deyimi "Allah'ın sözleri" anlamını değil, yarattığı şeyleri ve yaratma gücünü ifade etmektedir. Allah'ın sonsuz ilimi ve gücünü vurgulamaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve sen, Rabb'inin Kitap'ından sana vahyedileni oku! O'nun kelimelerini dipnot 1 değiştirecek yoktur. O'ndan başka sığınılacak da bulamazsın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takdir edilmiş hükmünü. "Allah'ın kelimeleri" deyimi "Allah'ın sözleri" anlamını değil, yarattığı şeyleri ve yaratma gücünü ifade etmektedir. Allah'ın sonsuz ilimi ve gücünü vurgulamaktadır.

    Gültekin Onan

    Sana rabbinin Kitabından vahyedileni oku. O'nun sözlerini değiştirici yoktur ve O'nun dışında kesin olarak bir sığınacak (makam) bulamazsın.

    Hasan Basri Çantay

    Rabbinin kitabından sana vahy olunanları oku. Onun sözlerini değişdirebilecek yokdur ve sen Ondan başka asla bir melce' de bulamazsın.

    İbni Kesir

    Rabbının kitabından sana vahyolunanı oku. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.

    Mehmet Alagaş

    (27-31) Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku , O’nun kelime lerinde değişim yoktur , O’nun dışında bir sığınak ta bulamazsın, Rablerinin yüzünü murad ederek sabah akşam Rablerine dua edenlerle beraber kendinde sabret , Dünya hayatının süsünü murad ederek asla onlardan gözlerini ayırma, Kalbini bizi hatırlamaktan gafil ettiğimize de asla uyma / itaat etme, O, havai keyfine uymaktadır işinde de aşırıya kaçar / ifrata kaçar. Gerçek olan / hak olan Rabbinizdendir, İsteyen iman eder isteyen yok sayar, zalimler için ateş hazırladık. Yoğun dumanı onları çevreler. Yardım dilediklerinde onlara erimiş maden gibi bir su ile yardım edilir, O erimiş maden , yüzleri kavurur / haşlar ne kötü içecektir ne kötü refakat yeridir. İman edenleri ve ıslah edici ameller işleyenler i, biz güzel amel işleyenler den kim varsa ücretlerini zayi etmeyiz, onlar adn cennetindedirler onların altlarından nehirler akar, orada altından bilezikler ile süslenecekler İnce ve kalın ipek kumaşlardan yeşil kıyafetler giyecekler, orada koltuklar üzere oturacaklardır, ne güzel ödül / sevap, ne güzel refakat yeri.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.

    Süleyman Ateş

    Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku; O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka sığınılacak bir kimse de bulamazsın.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbinin sana vahyedilen Kitabını bağlantılarıyla birlikte oku. dipnot 1 Onun sözlerine denk sözler getirebilecek kimse yoktur. dipnot 2 O'ndan başka sığınılacak birini de asla bulamazsın. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tilavet sözcüğünün kökü olan t-l-v (تلو), "birden çok şeyin, aralarına kendi cinslerinden olmayan bir şey karışmayacak şekilde peş peşe sıralanması" anlamındadır (Müfredat). Buna göre tilavet, birbiriyle bağlantılı ayetleri birlikte okumaktır (Neml 27/92, Ankebut 29/45).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Tebdil (تبديل) "bir şeyi başkasının yerine koyma" anlamındadır (Müfredat). Rum 30. ayette Allah'ın dini, "halk'ullah (خلق الله)" olarak tanımlanmış ve onun tebdilinin (تبديل) yani yerine konacak bir şeyin olmadığı ifade edilmiştir. Bir şeyin yerine, başka bir şey de konabilir (Müfredat). Şeytanın en önemli işi halkullah'ı tağyir (تغيير) yani Allah'ın dininin yerine başka bir din koyma çabasıdır (Nisa 4/119). Nitekim Allah'ın kabul etmediği din, araya şeytanların konduğu dindir A'raf 7/30). Tebdil, bir şeyin yerine daha iyisinin konması anlamında da kullanılır (Nur 24/55, Furkan 25/70). Allah'ın sözlerinin bir benzerini getirmeye kimsenin gücü yetmeyeceği için bu ayette ve En'am 6/115'te geçen mübeddil (مُبَدِّلَ) kelimesine, "Onun sözlerinin dengini getirecek kimse" anlamından başka bir anlam verilemez. Ama tefsir ve meallerde ona, "O'nun sözlerini değiştirebilecek kimse." anlamı verilmiştir. Halbuki Allah'ın sözlerini, başka sözlerle değiştirmek isteyenlerle ilgili olarak aynı kelimenin kullanıldığı ayetler vardır (Bakara 2/58-59, 180-181, Fetih 48/15). Kimse, Kur'an'ın bir benzerini getiremeyeceği için (Bakara 2/23, Yunus 10/38, Hud 11/13, İsra 17/88, Tur 52/34-35) ayetin bu bölümünün doğru anlamı şudur; "Onun sözlerinin dengini getirecek kimse yoktur"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinin Kitabından sana vahyedileni oku. O'nun sözlerinin yerine geçecek bir şey yoktur. O'ndan başka sığınacak bir yer de bulamazsın.

    Şaban Britch

    Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku! O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O’ndan başka bir sığınak da bulamazsın.

    Şaban Piriş

    Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku! O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O'nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kudret yoktur. O'nun dışında bir sığınak/bir dayanak asla bulamazsın.

  2. Kehf suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 28. ayet. وَٱصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِٱلْغَدَوٰةِ وَٱلْعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُۥ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُۥ عَن ذِكْرِنَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ وَكَانَ أَمْرُهُۥ فُرُطًا

    Diyanet İşleri

    Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zinetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.

    Mehmet Okuyan

    O'nun rızasını isteyerek Rablerine sabah akşam dua edenlerle birlikte olmaya devam et! Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme! Arzusuna uymuş ve işi gücü aşırılık olduğu için kalbini bizi hatırlamaktan habersiz kıldığımız kimseye boyun eğme! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki mesaj, "sebep-sonuç" ilişkisi içerisinde kişinin hevasına uyduğu, işinin aşırılık içerdiği, bu yüzden de kalbinin Yüce Allah'ın zikrinden habersiz kılındığıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Rablerinin rızasını arzu ederek, sabah akşam O'na yalvarıp yakaran kimselerle birlikte sen de sabret! Dünya hayatının çekiciliğine aldanıp da sakın onları gözden çıkarma! Ve ayartıcı arzularına uyarak, işi gücü aşırı uçlarda dolaşmaya döktüğü için (akleden) kalbi kendisini zikrimize karşı duyarsızlaştıran kimselere de uyma!

    Muhammed Esed

    Ve Rablerinin hoşnutluğunu umarak sabah akşam O'na yalvarıp yakaranlarla birlikte sen de sabret; ve dünya hayatının cazibesine kapılıp da sakın gözlerini onların üzerinden ayırma; Ve iyi ve güzel olan ne varsa hepsini terk edip (yalnızca) bencil arzularının peşine düştüğü için kalbini zikrimize karşı duyarsız kıldığımız kimseye aldırma.

    Ahmed Hulusi

    O'nun vechini dileyerek, sabah - akşam Rablerine dua edenlerle beraber, nefsine (bilincine) sabret! Dünya hayatının süslü gösterilen şeylerine yönelip de, onlardan ilgini kesme! Görüşü kozası içinde bizi hatırlamaktan mahrum bırakılmış; asılsız kabullerine tabi olup, işi yapması gerekenin ötesindeki olan kimseye itaat etme!

    Ali Bulaç

    Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına (hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme.

    Ali Özek ve heyeti

    Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme.

    Ali Rıza Safa

    Efendilerinin hoşnutluğunu dileyerek, sabah ve akşam, O'na yakarışlarda bulunanlarla birlikte dirençli ol. Dünya yaşamının çekiciliğine kapılıp da gözünü onlardan ayırma. Bizim Öğretimiz konusunda yüreğini duyarsız yaptığımız, kendi tutkularına kapılan ve aşırılıklarla uğraşan kişiye uyma.

    Bayraktar Bayraklı

    SabahakşamRabblerine O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sabret!Dünya hayatının süsünü arayarak gözlerini onlardan ayırma! Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme!

    Edip Yüksel

    Rab'lerinin rızasını dileyerek sabah akşam hizmet edenlerle birlikte olmaya çalış. Dünya hayatının çekici materyallerini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini mesajımızdan gafil kıldığımız ve hevesine uyarak işlerini karıştıran kimseleri izleme.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rab'lerinin rızasını dileyerek sabah akşam kulluk edenlerle birlikte olmaya çalış. Dünya hayatının çekici materyallerini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini mesajımızdan gafil kıldığımız ve hevesine uyarak işlerini karıştıran kimseleri izleme.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sabah akşam Rablerine rızasını dileyerek dua eden kimselerle beraber nefsince sabret! Sen dünya hayatının süsünü arzu ederek onlardan gözlerini ayırma. Kalbini, Bizi anmaktan gafil kıldığımız, keyfinin ardına düşmüş ve işi aşırılık olmuş kimseye uyma!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nefsince de o kullarla beraber sabret ki sabah akşam (her vakıt) rablarına dua eder cemalini isterler, sen Dünya ziynetini arzu ederek onlardan gözlerini ayırma ve o kimseye itaat etme ki kalbini zikrimizden gafil bırakmışız, keyfinin ardına düşmüş ve işi haddini aşmak olmuştur

    Erhan Aktaş

    Sabah akşam dipnot 1 O'nun yoluna yönelerek, Rabb'ine çağrıda bulunanlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini dipnot 2 zikrimizden gafil kıldığımız dipnot 3 , tutkularına uymuş, işi aşırılık olan kimseye boyun eğme dipnot 4 .

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her zaman, sürekli, gün boyu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 9:125. ayetin dipnotu.
    3. metne dön, dipnot 3
      Öğütlerimizi, hatırlatmamızı umursamayanları.
    4. metne dön, dipnot 4
      Toplumun ileri gelenlerinin beğenisi için, yoksul, yoksun ve güçsüz olanları ikinci planda bırakacak bir davranış içine girme (Bkz. 6:52).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sabah akşam dipnot 1 O'nun yoluna yönelerek, Rabb'ine çağrıda bulunanlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini dipnot 2 zikrimizden gafil kıldığımız dipnot 3 , tutkularına uymuş, işi aşırılık olan kimseye boyun eğme. dipnot 4

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her zaman, sürekli, gün boyu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kavrama ve düşünme yetisini.
    3. metne dön, dipnot 3
      Öğütlerimizi umursamayanları.
    4. metne dön, dipnot 4
      Toplumun ileri gelenlerinin beğenisi için, yoksul, yoksun ve güçsüz olanları ikinci planda bırakacak bir davranış içine girme. 6:52.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sabah akşam dipnot 1 O'nun yoluna yönelerek, Rabb'ine çağrıda bulunanlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini dipnot 2 zikrimizden gafil kıldığımız dipnot 3 , tutkularına uymuş, işi aşırılık olan kimseye boyun eğme.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her zaman, sürekli, gün boyu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kavrama ve düşünme yetisini.
    3. metne dön, dipnot 3
      Öğütlerimizi umursamayanları.

    Gültekin Onan

    Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi hevasına uyan ve buyrultusunda (isteklerinde) aşırı olana uyma.

    Hasan Basri Çantay

    Sabah, akşam Rablerine, (sırf) Onun cemalini dileyerek, düaa edenlerle beraber candan sabr (u sebat) et. Dünya hayaatının zinetini arzu edib de gözlerini onlardan ayırma. Kalbine bizi anmakdan gaflet verdiğimiz, heva ve hevesine uymuş, işinde haddi aşmış kimselere boyun eğme.

    İbni Kesir

    Sabah akşam Rabblarının rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber, sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini onlardan ayırma. Bizi anmasını unutturduğumuz, heva ve hevesine uymuş, haddi aşmış kimselere itaat etme.

    Mehmet Alagaş

    (27-31) Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku , O’nun kelime lerinde değişim yoktur , O’nun dışında bir sığınak ta bulamazsın, Rablerinin yüzünü murad ederek sabah akşam Rablerine dua edenlerle beraber kendinde sabret , Dünya hayatının süsünü murad ederek asla onlardan gözlerini ayırma, Kalbini bizi hatırlamaktan gafil ettiğimize de asla uyma / itaat etme, O, havai keyfine uymaktadır işinde de aşırıya kaçar / ifrata kaçar. Gerçek olan / hak olan Rabbinizdendir, İsteyen iman eder isteyen yok sayar, zalimler için ateş hazırladık. Yoğun dumanı onları çevreler. Yardım dilediklerinde onlara erimiş maden gibi bir su ile yardım edilir, O erimiş maden , yüzleri kavurur / haşlar ne kötü içecektir ne kötü refakat yeridir. İman edenleri ve ıslah edici ameller işleyenler i, biz güzel amel işleyenler den kim varsa ücretlerini zayi etmeyiz, onlar adn cennetindedirler onların altlarından nehirler akar, orada altından bilezikler ile süslenecekler İnce ve kalın ipek kumaşlardan yeşil kıyafetler giyecekler, orada koltuklar üzere oturacaklardır, ne güzel ödül / sevap, ne güzel refakat yeri.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sabah, akşam Rablerinin yüzünü dileyerek O’na dua edenlerle beraber sen de sabret. Dünya hayatının süslerini arzulayarak, gözünü onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, heva/arzularına uymuş ve işi taşkınlık olan kimseye itaat etme!

    Süleyman Ateş

    Nefsini, sabah akşam, rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber tut (onlarla beraber bulunmağa candan sabret). Gözlerin, dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan başka yana sapmasın. Kalbini bizi anmaktan alıkoyduğumuz keyfine uyan ve işi, hep aşırılık olan kişiye itaat etme.

    Süleymaniye Vakfı

    Rablerinin rızasını kazanmaya odaklanarak öğlen vakti ve akşam üzeri ona dua edenlerle beraber sen de sabret / duruşunu bozma! Dünya hayatının süsüne kapılarak gözlerin onlardan başka tarafa kaymasın. dipnot 1 Kalbini zikrimize (Kur'an'a) karşı ilgisiz bulduğumuz, arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olanlara da boyun eğme. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rablerinin yüzlerine bakmasını isteyerek sabah akşam ona yalvaranlarla birlikte sen de sabret dipnot 1 . Dünya hayatının çekiciliğine kapılıp gözlerini onlardan ayırma. Gönlünü zikrimize (Kur'an'a) karşı ilgisiz bulduğumuz, arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kişiye uyma.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz: Bakara 2/45 ve dipnotu

    Şaban Britch

    Sabah, akşam Rablerinin yüzünü/rızasını dileyerek O’na dua edenlerle beraber sen de sabret. Dünya hayatının süslerini arzulayarak, gözünü onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, heva/arzularına uymuş ve işi taşkınlık olan kimseye itaat etme!

    Şaban Piriş

    Sabah, akşam Rab'lerinin rızasını dileyerek O'na dua edenlerle beraber sen de sabret. Dünya hayatının süslerini isteyip, gözünü onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, arzularına uymuş ve işi taşkınlık olan kimseye itaat etme!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Benliğini, sabah akşam yüzünü isteyerek rablerine yalvaranlarla beraber tut. İğreti dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırıp uzaklaştırma. Ve sakın, kalbini bizim zikrimizden / Kur'anımızdan gafil koyduğumuz, boş arzularına uymuş kişiye boyun eğme. Böylesinin işi hep aşırılıktır.

  3. Kehf suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 29. ayet. وَقُلِ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَن شَآءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَآءَ فَلْيَكْفُرْ إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلظَّٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَإِن يَسْتَغِيثُوا۟ يُغَاثُوا۟ بِمَآءٍ كَٱلْمُهْلِ يَشْوِى ٱلْوُجُوهَ بِئْسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتْ مُرْتَفَقًا

    Diyanet İşleri

    De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin." Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Hak (gerçek), Rabbinizdendir." dipnot 1 Öyle ise dileyen iman etsin; dileyen inkâr etsin! dipnot 2 Biz, zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki (ateşten) duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Yardım dileyecek olsalar, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile yardım edilir. Ne fena bir içecektir o ve ne kötü bir kalma yeridir orası!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yûnus 10:32'de belirtildiği gibi bu ayette de ilahi gerçeklerin ötesinde geriye sapkınlıktan başka bir şey kalmayacağına işaret edilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Teğâbun 64:2; İnsân 76:3. Bu ayetlerde inanç özgürlüğüne dikkat çekilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve de ki: "Mutlak hakikate (atıf olan bu mesaj) Rabbimizdendir: Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin!" İşin gerçeği Biz, (nefislerine kıyan) o zalimler için kendilerini kat kat sarıp sarmalayacak bir ateş hazırladık; öyle ki, onlar susayıp da su istediklerinde, suratlarını kavuran yanık yağ tortusu gibi bir su sunulur: ne berbat bir içecektir o ve ne fena bir makamdır orası...

    Muhammed Esed

    Ve de ki: "(Bu) hak, Rabbinizden (gelmiş)tir: Artık ona dileyen inansın, dileyen reddetsin". Gerçek şu ki, Biz, (sunduğumuz hakikati teperek kendi kendilerine) yazık edenler için dalga dalga yükselen alev katmanlarıyla onları çepeçevre kuşatacak bir ateş hazırladık; öyle ki, onlar su istediklerinde ergimiş kurşunu andıran ve yüzlerini kavuran bir su verilecek onlara: ne korkunç bir sudur o ve ne kötü bir duraktır orası!

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Hak Rabbinizdendir! İsteyen iman etsin, isteyen inkar etsin!" Doğrusu biz, zalimler için dev dalgalar halinde öyle bir ateş hazırlamışız ki, onları her yönden kuşatmıştır! Eğer yardıma çağırsalar; erimiş maden benzeri, yüzleri pişiren bir su ile yardımlarına koşulur! O ne kötü içecek, o ne kötü yaşam ortamı!

    Ali Bulaç

    Ve de ki: "Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Şüphesiz biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Gerçek, Efendinizdendir. Artık, isteyen inansın; isteyen inkar etsin!" Aslında, haksızlık yapanları çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir suyla yardım edilir. Ne kötü bir içecektir; ne kötü bir dinlenme yeridir.

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Susuzluktan imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!"

    Edip Yüksel

    De ki: "Bu gerçek senin Efendindendir." Dileyen onaylasın, dileyen inkar etsin. Biz zalimler için onları çepeçevre saracak bir ateş hazırladık. Onlar her ne zaman feryad ederek yardım isteseler, derişik asit gibi yüzleri haşlayan bir su sunulur. Ne kötü bir içecek, ne kötü bir son!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Bu gerçek senin Rabbindendir.' Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Biz zalimler için onları çepeçevre saracak bir ateş hazırladık. Onlar her ne zaman feryad ederek yardım isteseler, derişik asit gibi yüzleri haşlayan bir su sunulur. Ne kötü bir içecek, ne kötü bir son!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve de ki: "O hak Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin! Çünkü Biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışızdır ki, serdakları (duvarları) kendilerini kuşatmıştır. Eğer yardım isterlerse, yüzleri çeviren erimiş cesed gibi bir su ile yardım edilirler. O ne fena içki ve o ne kötü kurultay!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve de ki: o hak rabbınızdandır, artık dileyen iyman etsin, dileyen küfr, çünkü biz, zalimler için öyle bir ateş müheyya kılmışızdır ki sertakları kendilerini kuşatmaktadır ve eger istigase ederlerse erimiş cesed gibi bir su ile imdad edilirler, yüzleri civirir, o ne fena içki ve o ne fena kurultay!

    Erhan Aktaş

    De ki: "Hakk dipnot 1 Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin." Kuşkusuz Biz, zalimler için bir ateş hazırladık. Çadır gibi onları kuşatan. Eğer yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği kesin olarak bildiren mesaj, gerçek doğruluk. Gerçeklik. Bir şeyin aslı ve esası.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Hakk dipnot 1 Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin." Kuşkusuz Biz, zalimler için bir ateş hazırladık. Çadır gibi onları kuşatan. Eğer yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kesin gerçek olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Hakk dipnot 1 Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin." Biz, zalimler için duvar gibi onları çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Eğer yağmur yağsın isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği kesin olarak bildiren mesaj.

    Gültekin Onan

    Ve de ki: "Hak rabbinizdendir; artık dileyen inansın, dileyen küfretsin. Şüphesiz biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "O (Kur'an) Rabbimizden (gelen bir) hakdır. Artık dileyen iman etsin, dileyen gavur olsun. Hakıykat biz, zaalimlere öyle bir ateş hazırladık ki (etrafını saran) dıvar (lar) ı çepçevre kendilerini kuşatmış (kuşatacak) dır. Eğer onlar (susuzlukdan) feryad ve istimdad ederlerse (kaynamış ve) kalın bir mayi'a benzeyen, yüzleri kavuran bir su ile imdad olunacaklardır. O, ne fena içecekdir! (O ateş) ne kötü bir dayanakdır!

    İbni Kesir

    De ki: Gerçek, Rabbınızdandır. İsteyen inansın, isteyen inkar etsin. Şüphesiz ki zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmış bir ateş hazırlamışızdır. Onlar feryad edip yardım dilediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. O, ne kötü içecek ve ne kötü duraktır.

    Mehmet Alagaş

    (27-31) Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku , O’nun kelime lerinde değişim yoktur , O’nun dışında bir sığınak ta bulamazsın, Rablerinin yüzünü murad ederek sabah akşam Rablerine dua edenlerle beraber kendinde sabret , Dünya hayatının süsünü murad ederek asla onlardan gözlerini ayırma, Kalbini bizi hatırlamaktan gafil ettiğimize de asla uyma / itaat etme, O, havai keyfine uymaktadır işinde de aşırıya kaçar / ifrata kaçar. Gerçek olan / hak olan Rabbinizdendir, İsteyen iman eder isteyen yok sayar, zalimler için ateş hazırladık. Yoğun dumanı onları çevreler. Yardım dilediklerinde onlara erimiş maden gibi bir su ile yardım edilir, O erimiş maden , yüzleri kavurur / haşlar ne kötü içecektir ne kötü refakat yeridir. İman edenleri ve ıslah edici ameller işleyenler i, biz güzel amel işleyenler den kim varsa ücretlerini zayi etmeyiz, onlar adn cennetindedirler onların altlarından nehirler akar, orada altından bilezikler ile süslenecekler İnce ve kalın ipek kumaşlardan yeşil kıyafetler giyecekler, orada koltuklar üzere oturacaklardır, ne güzel ödül / sevap, ne güzel refakat yeri.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen kâfir olsun.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir sığınaktır.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Bu gerçek, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkar etsin." Çünkü biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, çadırı onları kuşatmıştır. Eğer (susuzluktan) feryad edip yardım isteseler erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile kendilerine yardım edilir! O ne kötü bir içecektir ve ne kötü bir dayanacak(koltuk)dur!

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: Bu gerçek /Kur'an Rabbinizdendir. Artık (inanmayı) tercih eden inansın, (inanmamayı) tercih eden kafirlik etsin. dipnot 1 Biz yanlışlara dalan kimseler için alevleri kendilerini kuşatacak bir ateş hazırladık. (Susuzluktan) feryad ederlerse erimiş madene benzeyen ve yüzleri kavuran bir su ile imdatlarına yetişilir. Ne kötü içecektir o su, ne kötü bir dinlenme yeridir orası! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Bu doğrular Rabbinizdendir. İmanı tercih eden inanıp güvensin, görmezlikten gelmeyi tercih eden de kafir olsun dipnot 1 . Yanlış yapanlar için perdesi kendilerini kuşatacak dipnot 2 bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse onlara, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su verilir. Ne kötü içecektir o; ne kötü yerdir orası!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. İnsan 76/2-3
    2. metne dön, dipnot 2
      Müteşabih Bakara 2/81

    Şaban Britch

    De ki: Hak Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen küfretsin. Biz zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse, onlara erimiş kurşun gibi yüzleri kavuran bir su verilir. O, ne kötü bir içecektir, (ateş) ne kötü bir dayanaktır.

    Şaban Piriş

    De ki: -Hak Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Biz zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse, onlara erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su ile yardım edilir. O, ne kötü bir içecektir, ne kötü bir dayanaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve de ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkar etsin." Biz, zalimler için öyle bir ateş hazırladık ki, çadırı/duvarı/dumanı onları çepeçevre kuşatmıştır. Eğer yardım dileseler, erimiş maden gibi yüzleri pişiren bir su ile yardımlarına koşulur. O ne kötü içecek, o ne kötü sığınak/dayanak!

  4. Kehf suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 30. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ مَنْ أَحْسَنَ عَمَلًا

    Diyanet İşleri

    Gerçek şu ki, iman edip iyi işler yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanlar (bilmelidir ki), biz güzel iş yapanların ödülünü boşa çıkarmayacağız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mahşerde azaptan kurtulabilmek için dünya hayatında imanlı olmak ve sâlih ameller işlemek gerekmektedir. Bu iki değeri hayatına hâkim kılanlar zaten güzel işler yapmış olacakları için Yüce Allah onların ödüllerini ziyan etmeyeceğini ifade etmektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:143; Al-i İmrân 3:171, 195; A‘râf 7:170; Tevbe 9:120; Hûd 11:115; Yûsuf 12:56, 90; Kehf 18:30; Enbiyâ 21:94.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki, iman eden ve (o imana uygun) değerler üreten kimselere gelince: Şu kesin ki Biz, güzel bir eylem ortaya koyanın emeğini asla zayi etmez.

    Muhammed Esed

    (Ama) imana erip de dürüst ve erdemli davrananlara gelince: iyi ve güzel olanı yapmakta sebat gösterenlerin emeğini elbette zayi etmeyiz:

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki (Allah ismiyle işaret edilenin Esma özellikleriyle zahir oluşuna, Ahad - Samed oluşuna) iman edip imanın gereği olan düzgün çalışmalar yapanlar var ya; doğrusu iyi çalışmalarının karşılığını asla boşa çıkarmayız!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.

    Ali Özek ve heyeti

    İman edenler ve salih ameller işleyenler (bilmelidirler ki) biz, salih amel işleyenlerin ecrini zâyi etmeyiz.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, inanmış olarak erdemli edimler yapanlar; kuşkusuz, güzel edimler yapanları ödülsüz bırakmayız.

    Bayraktar Bayraklı

    İman edip de iyi davranışlarda bulunanlar bilmelidirler ki biz, güzel iş yapanların ödülünü vermemezliketmeyiz.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlara gelince, elbette biz iyi işlerde bulunanların ödülünü yitirmeyiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanıp erdemli davrananlara gelince, elbette biz iyi işlerde bulunanların ödülünü yitirmeyiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İman edip iyi iyi amel işleyenlerin, şüphesiz ki, Biz öyle güzel işler yapanların mükafatını zayi etmeyiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Amma iyman edip salih salih ameller işliyenler, şüphe yok ki biz öyle güzel amel işliyenin ecrini zayi' etmeyiz

    Erhan Aktaş

    Gerçek şu ki; iman edip salihatı dipnot 1 yapanlara gelince, Biz, iyi bir iş yapan hiç kimsenin yaptığını karşılıksız bırakmayız.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 16:97. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gerçek şu ki; iman edip salihatı dipnot 1 yapanlara gelince, Biz, iyi bir iş yapan hiç kimsenin yaptığını karşılıksız bırakmayız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçek şu ki; iman edip salihatı dipnot 1 yapanlara gelince; Biz, iyi bir iş yapan hiç kimsenin yaptığını karşılıksız bırakmayız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz inanıp salih amellerde bulunanlar ise; biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.

    Hasan Basri Çantay

    İman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlarla gelince:) Biz, şübhe yok ki, iyi amel ve hareket edenin mükafatını zaayi etmeyiz.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki iman edip, salih amel işleyenlere gelince; muhakkak ki Biz; iyi hareket edenlerin ecrini zayi etmeyiz.

    Mehmet Alagaş

    (27-31) Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku , O’nun kelime lerinde değişim yoktur , O’nun dışında bir sığınak ta bulamazsın, Rablerinin yüzünü murad ederek sabah akşam Rablerine dua edenlerle beraber kendinde sabret , Dünya hayatının süsünü murad ederek asla onlardan gözlerini ayırma, Kalbini bizi hatırlamaktan gafil ettiğimize de asla uyma / itaat etme, O, havai keyfine uymaktadır işinde de aşırıya kaçar / ifrata kaçar. Gerçek olan / hak olan Rabbinizdendir, İsteyen iman eder isteyen yok sayar, zalimler için ateş hazırladık. Yoğun dumanı onları çevreler. Yardım dilediklerinde onlara erimiş maden gibi bir su ile yardım edilir, O erimiş maden , yüzleri kavurur / haşlar ne kötü içecektir ne kötü refakat yeridir. İman edenleri ve ıslah edici ameller işleyenler i, biz güzel amel işleyenler den kim varsa ücretlerini zayi etmeyiz, onlar adn cennetindedirler onların altlarından nehirler akar, orada altından bilezikler ile süslenecekler İnce ve kalın ipek kumaşlardan yeşil kıyafetler giyecekler, orada koltuklar üzere oturacaklardır, ne güzel ödül / sevap, ne güzel refakat yeri.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gerçek şu ki, iman edip salih ameller yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.

    Süleyman Ateş

    Onlar ki inandılar ve iyi işler yaptılar; elbette biz işi güzel yapanın ecrini zayi etmeyiz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlar bilsinler ki biz, güzel işler yapanların ödülünü eksiltmeyiz.

    Şaban Britch

    İman edip, salih amellerde bulunanlar, elbette biz, güzel amel işleyenlerin ecrini zayi etmeyiz.

    Şaban Piriş

    İman edip, doğruları yapanlar, elbette biz, iyi hareket edenlerin ecrini zayi etmeyiz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip hayra ve barışa yönelik ameller sergileyenlere gelince, kuşkusuz ki biz, güzel iş yapanların ödülünü yitirmeyeceğiz.

  5. Kehf suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kehf suresi, 31. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَٰرُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِّن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ نِعْمَ ٱلثَّوَابُ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا

    Diyanet İşleri

    İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir!

    Mehmet Okuyan

    İşte onlara, altlarından ırmaklar akan durmaya değer cennetler dipnot 1 vardır. Onlar orada koltuklara kurularak altın bileziklerle süslenip bezenecek; ince ve kalın ipekli kumaştan yeşil elbiseler giyecekler. dipnot 2 Ne güzel karşılıktır o ve ne güzel kalma yeridir orası!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Durulmaya değer cennetler" anlamı verdiğimiz "‘Adn cennetleri" ifadesi Kur'an'da 11 kez yer almaktadır. Bkz. Tevbe 9:72; Ra‘d 13:23; Nahl 16:31; Kehf 18:31; Meryem 19:61; Tâhâ 20:76; Fâtır 35:33; Sâd 38:50; Mü'min 40:8; Saff 61:12; Beyyine 98:8.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Hacc 22:23; Fâtır 35:33; İnsân 76:21. Bu ayetlerde müslümanların dünya hayatında özlemini çektiği şeylerin çok daha fazlasının kendilerine cennette verileceği müjdelenmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte ayaklarının altından ırmakların çağladığı ve mutluluğun üretildiği merkezler olan cennetleri böyleleri için hazırladık. Orada onlara altın künyeler-bilezikler takılacak; dahası ince ve kalın ipekten sırmalı yeşil elbiseler giyerek oradaki tahtlarına kurulacaklar: Ne güzel bir ödül ve ne hoş bir makamdır orası...

    Muhammed Esed

    İçlerinde derelerin, ırmakların çağıldadığı ebedi mutluluk, esenlik bahçeleri işte böylelerinin olacaktır; orada onlara altın bilezikler takılacak; yeşil ipekli ve işlemeli giysiler giyinecekler ve orada (yumuşak) divanlarda yaslanıp oturacaklar: Bu ne güzel bir karşılık, bu ne güzel bir dinlenme yeri!

    Ahmed Hulusi

    İşte bunlar için altlarından ırmaklar akan ADN cennetleri vardır; orada altın bileziklerle süslenirler; ince veya kalın ipekten yeşil giysiler giyip koltuklar üzerine dayanıp kurulurlar. . . O ne güzel karşılık ve ne güzel yararlanma yeri. (Misal yollu cennet yaşamı anlatımı; bakınız: Ra'd: 35, Muhammed: 15. A. H. )

    Ali Bulaç

    Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup dayanırlar. (Bu,) Ne güzel sevap ve ne güzel destek.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte böyleleri için,(ağaçları) altından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezik takınırlar; sedirler üzerinde oturmuş oldukları halde, ince ve kalın ipekten yeşil bir elbise giyerler. Ne güzel karşılık ve ne güzel kalma yeri!

    Ali Rıza Safa

    İşte onlar için, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Altın bileziklerle süslenirler, yeşil ince ipekten ve işlenmiş atlastan giysiler giyinirler, divanlara uzanırlar. Ne güzel bir karşılıktır; ne güzel bir dinlenme yeridir.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte onlara, içinde ırmaklar akan adn cennetleri vardır. Onlar 'Adn cennetlerinde tahtlar üzerinde kurularak orada altın bileziklerle bezenecekler; ince ve kalın ipeklerden yeşil elbiseler giyecekler. Ne güzel karşılık ve ne güzel bir kalma yeri!

    Edip Yüksel

    Onlar için, içlerinden ırmaklar akan Adn bahçeleri vardır. Orada altından bileziklerle süslenirler, ipek ve kadifeden dokunmuş yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklar üzerine yaslanırlar. Ne güzel bir ödül ve ne güzel bir durak...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar için, içlerinden ırmaklar akan Adn bahçeleri (cennetleri) vardır. Orada altından bileziklerle süslenirler, ipek ve kadifeden dokunmuş yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklar üzerine yaslanırlar. Ne güzel bir ödül ve ne güzel bir durak…

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte onlara Adn cennetleri vardır; altlarından ırmaklar akar; orada altın bileziklerle süslenecekler; ince ve kalın ipeklerden yeşil elbiseler giyecekler; tahtlar üzerine dayanıp kurulacaklar. O ne güzel mükafat, ne güzel kurultay!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öyleler, işte onlara Adn Cennetleri var, altlarından nehirler akar, orada altın bileziklerden ziynetlenecekler, sündüs ve istebraktan yeşil esvab giyecekler, erikeler üzerine dayanıp kurulacaklar o, ne güzel sevab ve ne güzel kurultay!

    Erhan Aktaş

    İşte onlara Adn Cennetleri vardır. Onların içinden nehirler akar. Orada, altından bileziklerle süslenirler. İnce ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada tahtlar üzerine yaslanırlar. Ne güzel bir karşılık ve ne iyi bir ağırlanma yeri!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte onlara Adn Cennetleri vardır. Onların içinden nehirler akar. Orada, altından bileziklerle süslenirler. İnce ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada tahtlar üzerine yaslanırlar. Ne güzel bir karşılık ve ne iyi bir ağırlanma yeri!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte onlara Adn Cennetleri vardır. Onların içinden nehirler akar. Orada, altından bileziklerle süslenirler. İnce ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada tahtlar üzerine yaslanırlar. Ne güzel bir karşılık ve ne iyi bir ağırlanma yeri!

    Gültekin Onan

    Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup dayanırlar. (Bu) Ne güzel sevap ve ne güzel destek.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar (işte böyledir). Altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır. Orada tahtlar üzerinde kurularak, orada altın bileziklerle belertecekler, ince dibadan, kalın dibadan yeşil elbiseler giyeceklerdir. Ne güzel sevab, ne güzel dayanak!

    İbni Kesir

    İşte onlara; altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek tahtları üzerine otururlar. O ne güzel mükafat ve ne güzel duraktır.

    Mehmet Alagaş

    (27-31) Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku , O’nun kelime lerinde değişim yoktur , O’nun dışında bir sığınak ta bulamazsın, Rablerinin yüzünü murad ederek sabah akşam Rablerine dua edenlerle beraber kendinde sabret , Dünya hayatının süsünü murad ederek asla onlardan gözlerini ayırma, Kalbini bizi hatırlamaktan gafil ettiğimize de asla uyma / itaat etme, O, havai keyfine uymaktadır işinde de aşırıya kaçar / ifrata kaçar. Gerçek olan / hak olan Rabbinizdendir, İsteyen iman eder isteyen yok sayar, zalimler için ateş hazırladık. Yoğun dumanı onları çevreler. Yardım dilediklerinde onlara erimiş maden gibi bir su ile yardım edilir, O erimiş maden , yüzleri kavurur / haşlar ne kötü içecektir ne kötü refakat yeridir. İman edenleri ve ıslah edici ameller işleyenler i, biz güzel amel işleyenler den kim varsa ücretlerini zayi etmeyiz, onlar adn cennetindedirler onların altlarından nehirler akar, orada altından bilezikler ile süslenecekler İnce ve kalın ipek kumaşlardan yeşil kıyafetler giyecekler, orada koltuklar üzere oturacaklardır, ne güzel ödül / sevap, ne güzel refakat yeri.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklarına yaslanırlar. Ne güzel mükâfat! (Cennet) Ne güzel bir konak!

    Süleyman Ateş

    Onlar öyle kimselerdir ki kendileri için Adn cennetleri vardır. Altlarından ırmaklar akar. Orada altın bileziklerle bezenirler; ince ipekten yeşil giysiler giyerek koltuklar üzerine yaslanırlar. Ne güzel sevap ve ne güzel dayanacak (koltuk)!

    Süleymaniye Vakfı

    İşte Adn cennetleri onlar içindir. Alt taraflarından ırmaklar akacak, onlara altın bileklikler takılacak, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyecekler ve orada koltuklara kurulacaklardır. dipnot 1 Ne güzel ödüldür o, ne güzel dinlenme yeridir orası! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kalıcı cennetler (bahçeler) işte onlar içindir. Önlerinden ırmaklar akacak, altın bilekliklerle süslenecekler, ince ipekten ve atlastan yeşil elbiseler giyecekler ve koltuklara kurulacaklardır. Ne güzel karşılıktır o, ne güzel çevredir orası!

    Şaban Britch

    Onlara, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklarına yaslanırlar. Ne güzel mükâfat! (Cennet) Ne güzel bir barınak!

    Şaban Piriş

    Onlara, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklarına yaslanırlar. Ne güzel mükafat, Ne güzel nimetler!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunlar için, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyip koltuklar üzerine kurulacaklar. O ne güzel karşılık, o ne güzel dayanak!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.