Mâide suresi · 12–19. ayetler

İsrâiloğullarından ve Hıristiyanlardan alınan söz

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mâide suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 12. ayet. وَلَقَدْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ ٱثْنَىْ عَشَرَ نَقِيبًا وَقَالَ ٱللَّهُ إِنِّى مَعَكُمْ لَئِنْ أَقَمْتُمُ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَيْتُمُ ٱلزَّكَوٰةَ وَءَامَنتُم بِرُسُلِى وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَأَقْرَضْتُمُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا لَّأُكَفِّرَنَّ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَلَأُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ فَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَٰلِكَ مِنكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: "Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekatı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah'a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır."

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. dipnot 1 (Yönetici olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik (görevlendirmiştik). dipnot 2 Allah onlara şöyle demişti: "Ben sizinle beraberim. Namazı doğru kılar, zekâtı verir, dipnot 3 elçilerime inanır, onları destekler ve Allah'a güzel borç dipnot 4 verirseniz, şüphesiz ki sizin kötülüklerinizi örtecek ve sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğim. Bundan sonra sizden kim inkâr ederse elbette doğru yoldan sapmış olur."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın İsrailoğullarından aldığı sözlerle ilgili bkz. Bakara 2:83-84; Mâide 5:70.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah İsrailoğulları'nın 12 boyundan birer temsilci seçmesini Hz. Musa'ya bildirmiş ve dinin doğru uygulanması anlamında kendilerini takip etmelerini, bilgilendirmelerini, onlara örnek olmalarını emretmiş olabilir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ifade namaz, oruç, zekât, kurban vs. ibadetlerin eski ümmetlerden beri farz olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:83, 183; Al-i İmrân 3:39; Yûnus 10:87; İbrâhîm 14:40; Kehf 18:21; Meryem 19:31, 55, 59; Tâhâ 20:14; Hacc 22:26-30, 34-37; Enbiyâ 21:73; Lokmân 31:17; Şûrâ 42:13.
    4. metne dön, dipnot 4
      [Kard-ı hasen] kavramı, "güzel borç" anlamında Yüce Allah'a verilen yani karşılığı sadece O'ndan beklenen yardım demektir. Bu kavram için bkz. Bakara 2:245; Hadîd 57:11, 18; Teğâbun 64:17; Müzzemmil 73:20.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte onlar arasından her deliğe girecek on iki kişiyi gönderdiğimiz zaman, Allah İsrailoğulları'ndan da kesin taahhüd almış ve buyurmuştu ki: Kuşkusuz Ben sizinleyin: Eğer salat'ı doğru-dürüst eda eder, arınmak için karşılıksız yardımda bulunur, düşmanlarını engelleyerek elçilerimi desteklerseniz; Allah'a da (güveninizi isbat etmek için) gönüllü olarak borç verirseniz, kesinlikle kötülüklerinizi örterim ve sizi zemininden ırmaklar çağlayan cennetlere koyarım. İçinizden her kim de bundan sonra inkar ederse, kesinlikle o doğru yoldan sapmış olur.

    Muhammed Esed

    Ve gerçek şu ki, liderlerinden on ikisini (casus olarak Kenana) gönderdiğimiz zaman, Allah İsariloğullarından (benzer) bir kesin taahhüt almıştı. Ve Allah demişti: "Bilin ki sizinle beraber olacağım! Eğer namazlarınızda dikkatli ve daim olur ve karşılıksız yardımda bulunursanız; Benim Peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz ve Allaha büyük bir borç verirseniz kötü fiillerinizi mutlaka silerim ve sizi içinden ırmakların aktığı hasbahçelere koyarım. Ama bundan sonra içinizden kim, hakikati inkar ederse, doğru yoldan kesinlikle sapmış olacaktır!"

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki Allah, İsrailoğullarının sözünü aldı. . . Onlardan on iki temsilci ba'settik. . . Allah şöyle buyurmuştu: "Ben muhakkak sizinleyim. . . Salatı ikame ettiğiniz, zekatı verdiğiniz, Rasullerime iman edip onlara yardımcı olduğunuz; Allah'a karz-ı hasen ile borç verdiğiniz takdirde, kötülüklerinizi sizden silerim; elbette sizi altlarından nehirler akan cennetlere koyarım. . . Bundan sonra sizden kim hakikati inkar ederse, gerçekten yolun ortasından sapmıştır. "

    Ali Bulaç

    Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin söz (misak) almıştı. Onlardan oniki güvenilir- gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara: "Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır."

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. (Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime inanır, onları destekler ve (malınızı) Allah yolunda güzelce sarfederseniz, andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa doğru yoldan sapmış olur.

    Ali Rıza Safa

    Zaten gerçek şu ki, Allah, İsrailoğullarından kesin söz almıştı. Onların arasından, on iki lider göndermiştik. Ve Allah, şöyle demişti: "Kuşkusuz, sizinle birlikteyim. Namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, Onları destekler ve Allah'a güzel bir borç verirseniz; kötülüklerinizi kesinlikle siler ve altlarından ırmaklar akan cennetlere sizi yerleştiririm. Bundan sonra, aranızdan kim nankörlük ederse, gerçeğin yolundan artık sapmıştır!" dipnot 97

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 97
      İsrailoğullarının on iki lideri, Tevrat, Çölde
      Sayım 13:1-3 — Eski Ahit, Çölde Sayım; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Çölde Sayım 13:1

      RAB Musaya, “İsrail halkına vereceğim Kenan ülkesini araştırmak için bazı adamlar gönder” dedi, “Ataların her oymağından bir önder gönder.”

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Rab, Musa'ya, şöyle dedi: ‘İsrailoğullarına vereceğim Kenan ülkesini araştırmak için adamlar gönder; ataların her oymağından bir önder gönder.' Musa, Rabbin buyruğu uyarınca, Paran Çölü'nden adamları gönderdi. Hepsi, İsrailoğullarının önderlerindendi."

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki Allah, İsrailoğulları'ndan söz almıştı. İçlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: "Ben sizinle beraberim. Namazı kılarsanız, zekatı verirseniz, peygamberime inanır ve onları desteklerseniz, Allah'a güzel bir borç verirseniz, elbette kötülüklerinizi örteceğim ve sizi içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Artık bundan sonra kim inkar ederse, doğru yoldan sapmış olur."

    Edip Yüksel

    ALLAH, İsrail oğullarından söz almıştı ve içlerinden on iki başkan göndermiştik. ALLAH demişti ki: "Salatı gözetirseniz, zekatı verirseniz, elçilerimi onaylayıp onlara saygılı olursanız ve ALLAH'a güzel bir borç verirseniz sizinle beraberim. Günahlarınızı örter, içlerinden ırmaklar akan bahçelerde ağırlarım. Artık sizden kim bundan sonra inkar ederse doğru yolu sapıtmış olur."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH, İsrail oğullarından söz almıştı ve içlerinden on iki başkan göndermiştik. ALLAH demişti ki: 'Namazı gözetirseniz, zekatı verirseniz, elçilerime inanıp onlara saygılı olursanız ve (erdemli bir yaşam sürmek suretiyle) ALLAH'a güzel bir borç verirseniz sizinle beraberim. Günahlarınızı örter, içlerinden ırmaklar akan bahçelerde ağırlarım. Artık sizden kim bundan sonra inkar ederse doğru yolu sapıtmış olur.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Allah, İsrail oğullarından söz almıştı, içlerinden on iki kefil de göndermiştik ve Allah: "Haberiniz olsun Ben sizinle beraberim. Andolsun ki, eğer siz namazı kılar, zekatı verir, peygamberime inanır, kendilerine kuvvetle yardım eder ve Allah'a gönülden ödünç verirseniz, kesinlikle günahlarınızı silerim ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra içinizden her kim nankörlük edip küfre saparsa, artık düz yolun ortasından sapmış, kendini zayi etmiş olur." diye buyurmuştu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celali hakkı için ki Allah Beni İsrailden misak almıştı ve içlerinden on iki nakıb göndermiştik ve Allah buyurmuştu: haberiniz olsun ben sizinle beraberim, celalim hakkı için eğer siz namazı kılar, zekatı verir ve Rasullerime inanır, kendilerine kuvvetle yardım eder ve Allaha karzı hasenle ıkraz muamelesi yaparsanız elbette tarafınızdan kabahatlarınızı keffaretlerim ve mutlak sizi altından nehirler akar Cennetlere korum, bundan sonra da içinizden her kim nankörlük eder küfre saparsa artık düz yolun ortasında sapmış, kendini zayi' etmiş olur

    Erhan Aktaş

    Doğrusu Allah İsrailoğullarından kesin söz aldı. Onlardan on iki temsilci gönderdik. Ve Allah, "Sizinle beraberim." dedi. Ant olsun eğer salatı ikame eder, zekatı yapar dipnot 1 , Resul'lerime iman eder ve onlara yardımcı olur, böylece Allah'a iyi bir ödünç verirseniz, o zaman elbette kötülüklerinizi örterim, muhakkak içinden ırmaklar akan Cennetlere koyarım. Bundan sonra, sizden kim küfrederse dipnot 2 düz yoldan sapmış olur.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salatın namaz kılmak anlamının yanı sıra birçok anlamı bulunmaktadır. Bu ayetteki salat, "namaz kılmak" anlamında değildir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu ve duayı "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" kelimesinin kök harfleri (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Her ne kadar bu terkipte," vermek" anlamına gelen "Atu" kelimesi yer alsa da () atu kelimesine, () Eta "yapmak" anlamının verilmesi de uygundur. Bu kelime kök anlamı itibarıyla yaygın olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: "Yapmak", "getirmek" ve "vermek." Arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat kelimesini "arınmak" anlamında kullanmaktadır (Bkz. 19:13). Zekat, "mali yardım" demek değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Kur'an'daki mali yardımın adı sadakadır (Bkz. 9:60). Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 5:5. ayetin 3. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Doğrusu Allah İsrailoğulları'ndan kesin söz aldı. Onlardan on iki temsilci gönderdik. Ve Allah, "Sizinle beraberim." dedi. Ant olsun eğer salatı ikame eder, zekatı yapar dipnot 1 , resullerime iman eder ve onlara yardımcı olur, böylece Allah'a iyi bir ödünç verirseniz, o zaman elbette kötülüklerinizi örterim, muhakkak içinden ırmaklar akan Cennetlere koyarım. Bundan sonra, sizden kim küfrederse dipnot 2 düz yoldan sapmış olur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" sözcüğünün kök harfleri أَ ت ي (Elif-Te-Ye)  olup, 549 yerde geçmektedir. Ve sözcük, ağırlıklı olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: Yapmak, getirmek ve vermek. (اتى) Ata, vermek, (أَتَى) Eta yapmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar bu terkipte, "vermek" anlamına gelen "Atu" yer alsa da (اتى) atu sözcüğüne, "yapmak" anlamının verilmesi de mümkündür. Zira arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat sözcüğünü "arınmak" anlamında kullanmaktadır. (Örneğin 19:13) Zekat, mali yardım değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Mali yardım sadakadır. Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır. Bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu, duayı ve ibadeti, "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğrusu Allah, İsrailoğulları'ndan kesin söz aldı. Onlardan on iki temsilci gönderdik. Ve Allah, "Sizinle beraberim." dedi. Ant olsun eğer salatı ikame eder, zekatı verir dipnot 1 , rasullerime iman eder ve onlara yardımcı olur, böylece Allah'a iyi bir ödünç verirseniz, o zaman elbette kötülüklerinizi örterim, muhakkak içinden ırmaklar akan Cennetlere koyarım. Bundan sonra, sizden kim gerçeği yalanlayarak nankörlük ederse, düz yoldan sapmış olur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu terkip, ibadete layık yegane ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; mali yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.

    Gültekin Onan

    Andolsun, Tanrı İsrailoğullarından misak almıştı. Onlardan on iki güvenilir gözetleyici göndermiştik. Ve Tanrı onlara: "Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup desteklerseniz ve Tanrı'ya güzel bir borç verirseniz, kuşkusuz sizin kötülüklerinizi örter (keffirenne) ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim küfrederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır."

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki Allah İsrail oğullarından sapasağlam söz almışdı. Biz içlerinden (ve nakıyblerinden) on iki de kefil dikmişdik. Allah (onlara) demişdi ki: "Ben muhakkak sizinle beraberim. Celalim hakkı için eğer namazı kılar, zekatı verir, peygamberlerime inanır, onlara kuvvetle yardım eder, Allaha güzel bir ödüne ile ikraz ederseniz elbette sizden (saadır olan) kusurları örterim. Her halde sizi altından ırmaklar akar cennetlere sokarım. Artık içinizden kim bu (misakdan) sonra nankörlük ederse o, muhakkak dümdüz bir yolun ortasından sapmışdır".

    İbni Kesir

    And olsun ki, Allah İsrailoğullarından söz almıştı. Biz, onlardan oniki temsilci seçtik. Allah demişti ki: Muhakkak ki Ben, sizinleyim; namaz kılar, zekat verir, peygamberlerime inanır, onlara yardım ederseniz, Allah'a güzel bir borç verirseniz; andolsun ki sizin kötülüklerinizi örterim. Ve andolsun ki sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden her kim de küfrederse; şüphesiz doğru yoldan sapmış olur.

    Mehmet Alagaş

    (12-13) Allah İsrail oğullarından kesin bir şekilde söz almıştı, onlardan on iki adet temsilci / nakip yaratmıştık, Allah dedi ki ben sizle beraberim, eğer ki namazı kalkar kılarsanız, zekâtı verirseniz, elçilerime güvenirseniz / iman ederseniz ve onları saygıyla desteklerseniz, (azzera; Üzeyir ile aynı kökten) Allah’a da güzel bir borcu, borç olarak verirseniz, sizin kötülüklerinizi örtbas ederim, sizi altlarından nehirler akan cennetlere sokarım dedi, bunun ardında da sizden her kim küfrederse artık o da yolun dengesinden sapmıştır. Onları sözlerinden caymaları nedeniyle lanetledik, kalplerini kaskatı yaptık, kelimelerin anlam yerlerini harfleri kullanarak tahrif ediyorlardı, (Hınta yerine Hıtta, Selamu yerine Seamu, ünzurna yerine raina) anılan / zikredilen şeylerden haz almayı da / nasiplenmeyi unuttular, onlardan pek azı hariç onların, sürekli olarak hainlikleri ile karşılaşırsın / muttali olursun, yine de affet onları, aldırış etme, Allah güzel davrananları sever.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah İsrailoğulları'ndan sağlam bir söz almıştı. Onlardan on iki temsilci (başkan) seçmiştik. Allah: "Ben sizinleyim" dedi. Namaz kılarsanız, zekat verirseniz, rasûllerime iman eder ve onlara yardım ederseniz, Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim. Sizi altından nehirler akan Cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim küfredip inkâr ederse doğru yoldan sapmış olur.

    Süleyman Ateş

    Allah, İsrail oğullarından söz almıştı ve içlerinden on iki başkan göndermiştik. Allah demişti ki: "Ben sizinle beraberim, eğer namazı kılar, zekatı verirseniz; elçilerime inanır, onlara yardım eder ve Allah'a güzel borç verirseniz, elbette sizin günahlarınızı örterim ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim nankörlük ederse, düz yoldan sapmış olur.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, İsrailoğulları'ndan söz almış, içlerinden on iki temsilci çıkarmış dipnot 1 ve şöyle demişti: "Ben sizinle beraberim. Eğer namazı özenle ve sürekli kılar, zekatı verir, elçilerime inanıp güvenir, onların değerini bilir dipnot 2 , bana dipnot 3 güzel bir ödünç dipnot 4 verirseniz ben de kötü işlerinizi kesinlikle örter, sizi mutlaka içinden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra kim kafirlik ederse doğru yoldan çıkmış olur."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yakup aleyhisselamın 12 çocuğunun her birinin soyunun temsilcisi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen bu ifade, onlara yüklenen, gelecek nebiye inanma ve ona destek olma sorumluluğunu yerine getirmediklerini gösterir. (Bakara 2/40-41-89-91; Araf 7/157).
    3. metne dön, dipnot 3
      Burada iltifat sanatı vardır. Sözlükte eğmek /bükmek /çevirmek anlamındaki ( left = لفت ) kökünden türeyen iltifat, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebi bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır: ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur'an'da geçen iltifat sanatlı söyleyişler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu ödünç Allah rızası için ve onun yolunda mallardan ve canlardan yapılan harcamalardır. Bakara 2/245, Hadid 11/11,18, Tegabun 64/17, Müzzemmil 73/20.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah on iki öncü göndererek İsrailoğullarından kesin söz almış ve demişti ki "Ben sizinleyim. Eğer namazı tam kılar, zekat verir, elçilerime inanıp güvenir, onları destekler, Allah'a güzel bir ödünç dipnot 1 verirseniz günahlarınızı dipnot 2 kusurlarınızı bağışlar, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra hanginiz ayetleri görmezlikten gelirse (kafirlik ederse) düz yoldan çıkmış olur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ödünç Allah rızası için ve onun yolundan mallardan ve canlardan yapılan harcamalardır. Bakınız (Bakara 2/245), (Hadid 57/11), (Hadid 57/18), (Tegabun 64/17), (Müzemmil 73/20)
    2. metne dön, dipnot 2
      (Bakara 2/217  ayetine göre GÜNAH) (Araf 7/193 ayetine göre KÖTÜLÜK) (Araf 7/195 ayetine göre HATA)

    Şaban Britch

    Allah İsrailoğulları'ndan sağlam bir söz almıştı. Onlardan on iki temsilci seçtik. Allah: Ben sizinleyim, dedi. Namaz kılarsanız, zekat verirseniz, Rasûllerime iman eder ve onlara yardım ederseniz, Allah’a güzel bir güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim. Sizi altından nehirler akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim küfrederse, doğru yoldan sapmış olur.

    Şaban Piriş

    Allah İsrailoğullarından söz almıştı. Onlardan on iki temsilci seçtik. Allah: -Ben sizinleyim; namaz kılarsanız, zekat verirseniz, Peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allah'a güzel bir ödünçte bulunursanız, elbette sizin kötülüklerinizi örterim. Sizi altından nehirler akan cennetlere girdiririm. Bundan sonra sizden kim küfrederse,doğru yoldan sapmış olur, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, Allah İsrailoğullarının misakını almıştı da içlerinden on iki temsilci/başkan göndermiştik. Allah şöyle demişti: "Ben sizinle beraberim. Namazı kılarsanız, zekatı verirseniz, resullerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah'a güzel bir biçimde borç verirseniz, kötülüklerinizi elbette örteceğim ve sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere elbette koyacağım. Artık bundan sonra küfre gideniniz yolun denge noktasından sapmış olur."

  2. Mâide suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 13. ayet. فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَٰقَهُمْ لَعَنَّٰهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَٰسِيَةً يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَنَسُوا۟ حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىٰ خَآئِنَةٍ مِّنْهُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ فَٱعْفُ عَنْهُمْ وَٱصْفَحْ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

    Diyanet İşleri

    İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.

    Mehmet Okuyan

    Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetlemiş ve kalplerini katılaştırmıştık. Onlar, kendilerine hatırlatılan (Tevrat'tan) paylarını unutarak kelimelerin yerlerini değiştirirler. dipnot 1 İçlerinden azı hariç, onlardan daima bir ihanet göreceksin. (Yine de) sen onları affet ve (onları) hoşgör! Şüphesiz ki Allah güzel davrananları sever.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:75; Nisâ 4:46; Mâide 5: 41.

    Mustafa İslamoğlu

    Daha sonra, bu kesin taahhütlerimi bozdukları için onları rahmetimizden dışladık ve kalplerini katılaştırdık; (şimdi onlar) kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar; üstelik kendilerine hatırlatılan hakikatlerden bir kısmını da unutmuş durumdalar. Çok azı dışında hep onların ihanetine uğrayacaksın. Onları bağışla ve hoş gör! İyi bil ki Allah güzel davrananları sever.

    Muhammed Esed

    Daha sonra, kesin taahhütlerinden caydıkları için onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık; (öyle ki, şimdi) onlar, (vahyedilmiş) sözleri, asıl bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar; ve onlar, akıllarından çıkarmamaları emredilen şeylerin çoğunu unutmuşlar; birkaçı dışında onların hepsinden daima ihanet göreceksin. Ama onları bağışla ve (yaptıklarına) katlan: şüphe yok ki Allah iyilik yapanları sever.

    Ahmed Hulusi

    Ahdlerini bozmaları ile onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık (anlayışlarını kilitledik)! Kelimelerdeki manaları asıl anlamlarından saptırırlar. Uyarıldıkları hakikatlerden haz almayı unuttular. . . Pek azı hariç, onlardan daima hainlik görürsün. . . Onları affet, aldırma! Muhakkak ki Allah ihsan sahiplerini sever.

    Ali Bulaç

    Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.

    Ali Özek ve heyeti

    Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler (kitaplarını tahrif ederler). Kendilerine öğretilen ahkâmın (Tevrat’ın) önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

    Ali Rıza Safa

    Verdikleri sözü bozdukları için onları lanetledik ve yüreklerini katılaştırdık. Sözlerin anlamlarını saptırdılar ve kendilerine verilen öğretiden pay almayı unuttular. Çok azı dışında, onlardan sürekli alçaklık göreceksin. Yine de onları bağışla ve aldırış etme. Kuşkusuz, Allah, güzel davrananları sever.

    Bayraktar Bayraklı

    Antlaşmalarını bozduklarından dolayı onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin yerlerini değiştiriyorlar. Kendilerine öğretilen hükümlerin önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. O haldesıkı dur, iyi düşünüp, reddet! Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.

    Edip Yüksel

    Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Sözlerin anlamını bağlamından kaydırırlar. Uyarıldıkları şeylerin bir kısmını unuttular. Onların çoğundan sürekli ihanet göreceksin. Onları affet ve aldırma. ALLAH güzel davrananları sever.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Sözlerin anlamını bağlamından kaydırırlar. Uyarıldıkları şeylerin bir kısmını unuttular. Onların çoğundan sürekli ihanet göreceksin. Onları affet ve aldırma. ALLAH güzel davrananları sever.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra bu sözleşmelerini bozmaları yüzünden, Biz onları lanetledik ve kalplerini kaskatı ettik. Onlar, kelimeleri yerlerinden oynatarak değiştirirler, uyarıldıkları gerçeklerden paylarını almayı unuttular. İçlerinden pek azı dışında, onlardan sürekli bir hainlik görürsün, yine de sen, onları affet ve aldırma! Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra bu misaklarını nakzettikleri içindir ki biz onları la'netledik ve kalblerini kas katı ettik, kelimeleri yerlerinden oynatarak tahrif ederler, ıhtar edildikleri hakikatlerden hazz almayı unuttular, içlerinden pek azı müstesna olmak üzere onlardan daima bir hainliğe muttali' olur durursun, yine sen onlardan afvet ve aldırma, çünkü Allah ihsan edenleri sever

    Erhan Aktaş

    Anlaşmalarını bozmalarından dolayı onlara lanet ettik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar, öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuturlar, içlerinden çok azı hariç, daima onların hainlik ettiklerini görürsün. Yine de vazgeç ve yaptıklarına aldırma. Kuşkusuz Allah, iyi davrananları sever.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Anlaşmalarını bozmalarından dolayı onlara lanet dipnot 1 ettik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar, öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuturlar, içlerinden çok azı hariç, daima onların hainlik ettiklerini görürsün. Yine de vazgeç ve yaptıklarına aldırma. Kuşkusuz Allah, iyi davrananları sever.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güzel olan her şeyden mahrum kalmak. Dışlamak. Allah'ın Rahmetinden kovması, merhametinden yoksun bırakması.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Anlaşmalarını bozmalarından dolayı onlara lanet ettik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar, öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuturlar, içlerinden çok azı hariç, daima onların hainlik ettiklerini görürsün. Yine de vazgeç ve yaptıklarına aldırma. Kuşkusuz Allah, iyi davrananları sever.

    Gültekin Onan

    Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görürsün. Yine de onları affet, aldırış etme. Kuşkusuz Tanrı iyilik yapanları sever.

    Hasan Basri Çantay

    (Buna rağmen) onlar (verdikleri) o kat'i te'minatı çözüb bozmuş oldukları içindir ki biz kendilerini rahmetimizden koğduk, kalblerini kaskatı yapdık. Onlar kelimeleri (Allah tarafından) konulan yerlerinden (kaldırıb) değişdirirler. Onlar nasıyhat ve ihtaar edildikleri şeylerden (hakıykatlerden) bir nasıyb almayı da unutdular. İçlerinden birazı müstesna olmak üzere sen, onlardan daima bir haainliğe muttali olub duracaksın. Sen yine onların suçundan geç, aldırış etme. Şübhe yok ki Allah, iyilik edenleri sever.

    İbni Kesir

    Ahidlerini bozmalarından ötürü onlara la'net ettik, kalblerini de katılaştırdık. Onlar, kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Kendilerine öğretilenlerin bir kısmını unuttular. İçlerinden pek azı müstesna daima hainliklerini görürsün. Sen; onları affet ve geç. Muhakkak Allah; ihsan edenleri sever.

    Mehmet Alagaş

    (12-13) Allah İsrail oğullarından kesin bir şekilde söz almıştı, onlardan on iki adet temsilci / nakip yaratmıştık, Allah dedi ki ben sizle beraberim, eğer ki namazı kalkar kılarsanız, zekâtı verirseniz, elçilerime güvenirseniz / iman ederseniz ve onları saygıyla desteklerseniz, (azzera; Üzeyir ile aynı kökten) Allah’a da güzel bir borcu, borç olarak verirseniz, sizin kötülüklerinizi örtbas ederim, sizi altlarından nehirler akan cennetlere sokarım dedi, bunun ardında da sizden her kim küfrederse artık o da yolun dengesinden sapmıştır. Onları sözlerinden caymaları nedeniyle lanetledik, kalplerini kaskatı yaptık, kelimelerin anlam yerlerini harfleri kullanarak tahrif ediyorlardı, (Hınta yerine Hıtta, Selamu yerine Seamu, ünzurna yerine raina) anılan / zikredilen şeylerden haz almayı da / nasiplenmeyi unuttular, onlardan pek azı hariç onların, sürekli olarak hainlikleri ile karşılaşırsın / muttali olursun, yine de affet onları, aldırış etme, Allah güzel davrananları sever.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden tahrif edip,değiştirdiler. Kendilerine hatırlatılanlardan bir kısmını unuttular. İçlerinden çok azı dışında onların daima hainliklerini görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Allah, ihsan sahiplerini sever.

    Süleyman Ateş

    Sözlerini bozdukları için onları la'netledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Kendilerine öğütlenen şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma, çünkü Allah güzel davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı

    Verdikleri sözden dönmelerinden dolayı onları lanetledik /dışladık, kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin asıl anlamlarını tahrif ediyor /kaydırıyor dipnot 1 , akıllarında tutmaları istenen bilgilerin bir kısmını unutuyorlardı dipnot 2 . Pek azı dışında onlardan hep hainlik göreceksin. Sen onlara bakma ve yeni bir sayfa aç. Allah güzel davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Din bilginlerinin Tevrat üzerinde yaptıkları tahrif/ anlam kaydırması, Tevrat'ın içinde de yer bulmaktadır: "Nasıl, "biz bilge kişileriz, Rabbin Yasası bizdedir" diyebiliyorsunuz? İşte, bilginlerin yalancı kalemi Yasayı yalana çevirmiş." (
      Yeremya 8/8 — Eski Ahit, Yeremya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yeremya 8:8

      “ ‹Nasıl, biz bilge kişileriz, 2 RABbin Yasası bizdedir, diyebiliyorsunuz? 2 İşte, bilginlerin yalancı kalemi 2 Yasayı yalana çevirmiş.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      )
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah kimseyi, unuttuğu şeyden dolayı sorumlu tutmayacağı için (Bakara 2/286) buradaki unutma mecazdır. Hıristiyanların unuttukları şeylerden biri de gelecek nebiye inanma görevidir (Araf 7/157).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sözlerinden caydıkları için onları dışladık (lanetledik), kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin anlamlarını yerlerinden kaydırarak tahrif dipnot 1 ederler. Kendilerine hatırlatılan gerçeklerden nasip almayı unuttular. Pek azı müstesna onların yaptıkları bir hainliği haber alırsın. Yine de onları bağışla ve aldırma çünkü Allah, güzel davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eski Ahid,
      Yeremya 7/22-24 — Eski Ahit, Yeremya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yeremya 7:22

      Çünkü atalarınızı Mısırdan çıkardığımda, yakmalık sunularla kurbanlar hakkında onlara seslenip buyruk vermedim.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ; 8/8.

    Şaban Britch

    Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin kullanıldıkları anlamlarını tahrif ediyorlar, kendilerine hatırlatılandan bir pay çıkarmayı unuttular. İçlerinden çok azı dışında onların daima hainliklerini görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Allah, iyilik yapanları sever.

    Şaban Piriş

    Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin anlamlarını kaydırıyorlar, kendilerine hatırlatılandan ders almayı unuttular. İçlerinden çok azı dışında onların daima hainliklerini görürsün. Yine de onları bırak ve önemseme, Allah, iyilik yapanları sever.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonunda, verdikleri misakı bozdukları için onları lanetledik de kalplerini kaskatı yaptık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Öğütlenmek üzere çağırıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular. İçlerinden çok azı hariç, sen onlardan hep hainlik görürsün. Bununla birlikte onları affet, ellerini tut. Çünkü Allah güzellik sergileyenleri sever.

  3. Mâide suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 14. ayet. وَمِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّا نَصَٰرَىٰٓ أَخَذْنَا مِيثَٰقَهُمْ فَنَسُوا۟ حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ فَأَغْرَيْنَا بَيْنَهُمُ ٱلْعَدَاوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ وَسَوْفَ يُنَبِّئُهُمُ ٱللَّهُ بِمَا كَانُوا۟ يَصْنَعُونَ

    Diyanet İşleri

    "Biz hıristiyanız" diyenlerden de sağlam söz almıştık. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. Bu sebeple, biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. Allah, ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek!

    Mehmet Okuyan

    "Biz hristiyanlarız." diyenlerden de kesin söz almıştık dipnot 1 fakat onlar kendilerine hatırlatılan (İncil'den) paylarını unutmuşlardı. (Bu sebeple) kıyamet gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin salmıştık. dipnot 2 Allah ileride (mahşerde) onlara (dünyada) yapıp ettiklerini bildirecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hristiyanların verdikleri söz ile kastettikleri, Bakara 2:83-84 ve Mâide 5:12'te geçtiği üzere, yahudilerden alınan sözün içeriğinin aynısı olabileceği gibi, Al-i İmrân 3:52 ve Saff 61:14'te belirtildiği şekliyle Hz. İsa'nın havarilere sorduğu "Allah'a doğru (giden yolda) kim bana yardımcı olacak?" şeklindeki soruya "Biz Allah'ın (yolunun) yardımcılarıyız." cevapları da olabilir. Hatta Al-i İmrân 3:81'de bütün peygamberlerden ve dolayısıyla ümmetlerinden "kendilerinden sonra gelen Elçi'ye iman edip ona yardımcı olacakları"na dair alınan söz olması da mümkündür. Burada alınan sözün içeriğine açıkça yer verilmemesinden hareketle, asıl önemli olan noktanın hristiyanların da tıpkı İsrailoğulları gibi kendilerine hatırlatılan ilahi öğretilerden oluşan paylarını terk etmeleri, onları dikkate almayıp görmezlikten gelmeleri olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, Yüce Allah'a vermiş oldukları kulluk sözünde durmamalarının yanında Hz. Muhammed'i ve Kur'an'ın gerçekliğini kabul etmeyişlerinin, onların suçlarından olduğu göz ardı edilmemelidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu kimseler, kendi aralarında düşmanlık bulunan hristiyan gruplar olabileceği gibi yahudiler ile hristiyanlar da olabilir. Geçmişten günümüze kadar hristiyan gruplar arasında da yahudiler ile hristiyanlar arasında da benzer durumlar gözlenmektedir. Yahudilerin önemli bir kısmının, dinlerini bozdukları gerekçesiyle hristiyanlara sıcak bakmadıkları ve onların dostluk görüntülerinin sadece bir aldatmaca olduğu bilinmektedir. Bakara 2:113'te de dikkat çekildiği gibi kitap verilenler, kendilerine deliller geldikten sonra aralarındaki kıskançlık nedeniyle (dinde) anlaşmazlığa düşmüşlerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    "Biz Nasara'yız" diyenlerden de kesin bir taahhüt almıştık; onların (takipçileri) de uyarıldıkları şeyden hisse kapmayı unuttular. Bu yüzden onları, aralarında Kıyamet Günü'ne kadar sürecek düşmanlık ve nefrete mahkum ettik. Zamanı gelince, Allah kendilerine yaptıkları her şeyi bir bir haber verecektir.

    Muhammed Esed

    Ve (aynı şekilde), "Biz Hristiyanız!" diyenlerden kesin bir taahhüt almıştık; ama onlar da, akıllarından çıkarmamaları emredilen şeylerin çoğunu unutmuşlardır; bu nedenle, onlar arasında Mahşer Gününe kadar (sürecek) düşmanlık ve kini arttırdık: ve zamanı geldiğinde Allah onlara neler işlediklerini gösterecektir.

    Ahmed Hulusi

    "Biz Nasarayız" diyenlerden de söz almıştık! Bunlar da hatırlatıldıkları şeyden bir hisse almayı unuttular. . . Biz de onların arasına, kıyamet süreci başlayana kadar düşmanlık ve nefret saldık. . . Allah onlara ne üretip oluşturduklarını gösterecektir.

    Ali Bulaç

    Ve: "Biz hristiyanlarız" diyenlerden kesin söz (misak) almıştık. Sonunda onlar kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. Böylece biz de, kıyamete kadar aralarında kin ve düşmanlık saldık. Allah, yapageldikleri şeyi onlara haber verecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    «Biz hıristiyanlarız» diyenlerden de kesin sözlerini almıştık. Ama onlar da kendilerine zikredilen (verilen öğütlerin veya Kitab'ın) önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında Allah onlara yaptıklarını haber verecektir.

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, biz Nasraniyiz!" diyenlerden de kesin söz almıştık. Sonunda, kendilerine verilen öğretiden pay almayı unuttular. Bu yüzden, Yeniden Yaratılış Günü'ne dek, aralarına düşmanlık ve nefret saldık. Allah, yaptıkları şeyleri yakında onlara haber verecektir. dipnot 98

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 98
      Nasara ismiyle bildirilen toplum, sonradan Hıristiyanlar olarak isimlendirilmiş olan toplumdur. Hıristiyan terimi, Kur'an'ın indirilişinden beş yüz altmış yedi yıl önce kullanılmaya başlanmasına karşın, Kur'an'da Yardımcılar anlamına gelen Nasrani terimi bildirilmiştir. İsa peygamber, kendisine ilk yardım edenler Suriye'nin Nasara yöresinde yaşayanlar olduğu için ‘Nasıralı İsa' olarak da anılır. Nasraniler, İsa peygamberden sonra, yalnızca Allah'a özgüleyerek yaptıkları yakarışlardan uzaklaşmışlar, kişileri ve simgeleri kutsallaştırarak, kendilerini Hıristiyan -Christian- olarak tanımlamışlar ve bu ismi taşıyan ayrı bir din olgusunu sürdüren toplumlar durumuna gelmişlerdir. "Mesih'e adanmış olanlar" anlamıyla Allah'a ortaklar koşmanın açık bir örneği olan Hıristiyan teriminin, Kur'an'da bildirilmiş gibi gösterilerek, Allah'ın da bu dini onayladığına yönelik yanıltıcı algı oluşturulması, hem Allah'a hem de Kur'an'a karşı işlenmiş büyük bir suçtur. Bu konuda, önyazıların ikinci ve yedinci bölümlerinde ayrıntılı bilgi verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Aynı şekilde "biz Hıristiyanlarız" diyenlerden kesin bir söz almıştık; ama onlar da kendilerine verilen öğütlerin önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple, kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında Allah onlara yaptıklarını haber verecektir.

    Edip Yüksel

    "Biz Hıristiyan'ız" diyenlerden de söz almıştık. Ancak onlar da uyarıldıkları şeylerin bir kısmını unuttu. Bu yüzden diriliş gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yaptıkları her şeyi ALLAH onlara bildirecek.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Biz Hristiyanız,' diyenlerden de söz almıştık. Ancak onlar da uyarıldıkları şeylerin bir kısmını unuttu. Bu yüzden diriliş gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yaptıkları her şeyi ALLAH onlara bildirecek

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    "Biz hıristiyanız" diyenlerden de antlarını almıştık; derken bunlar da uyarıldıkları gerçeklerin birçoğunu unuttular. Biz de aralarına, kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin bıraktık. Yarın Allah, onlara ne sanatlar yaptıklarını bildirecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    "Biz, Nasarayız" diyenlerden de misaklarını almıştık derken bunlar da ıhtar edildikleri hakıkatlerin bir çoğunu unuttular, biz de aralarına Kıyamet gününe kadar sürecek buğz-u adavet bıraktık, yarın Allah onlara ne san'atler yaptıklarını haber verecek

    Erhan Aktaş

    Ve "Biz Nesara'yız. dipnot 1 " diyenlerden de söz aldık. Öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuttular. Biz de kıyamet gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin yerleştirdik. Ve Allah, ne iş yaptıklarını yakında haber verecektir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hıristiyanız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve "Biz Nasarayız. dipnot 1 " diyenlerden de söz aldık. Öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuttular. Biz de kıyamet gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin yerleştirdik. Ve Allah, ne iş yaptıklarını yakında haber verecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hristiyanız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve "Biz Nasarayız." dipnot 1 diyenlerden de söz aldık. Öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuttular. Biz de kıyamet gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin yerleştirdik. Ve Allah, ne iş yaptıklarını yakında haber verecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hıristiyan'ız.

    Gültekin Onan

    Ve: "Biz Hristiyanız" diyenlerden misak almıştık. Sonunda onlar kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. Böylece biz de kıyamete kadar aralarına kin ve düşmanlık saldık. Tanrı yapageldikleri şeyi onlara haber verecektir.

    Hasan Basri Çantay

    "Biz Nasraniyiz" diyenlerin de sağlam te'minatını almışdık. Neticede onlar da va'z-u ihtaar edildikleri şeylerden bir hıssa almayı unutuverdiler. Biz de aralarına kıyamet gününe kadar düşmanlığı ve kin-ü buğzu yapışdırdık. Allah onların ne (san'at) ler yapacaklarını ileride kendilerine (gösterib) haber verecekdir..

    İbni Kesir

    Biz, hristiyanız diyenlerden de söz aldık. Onlar da kendilerine öğretilenlerin bir kısmını unuttular. Bu yüzden kıyamete kadar aralarına kin ve düşmanlık saldık. Allah; yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.

    Mehmet Alagaş

    (14-17) Yine bizler Hristiyan’ız / nasarayız (Hz. İsa’nın yardımcıları olmaları hasebiyle) diyenlerden de söz almıştık, onlar da anılan / zikredilen şeylerden haz almayı / nasiplenmeyi unuttular, aralarında kıyamete kadar sürecek bir düşmanlık ve kin / buğz meşgul bıraktık, Allah, ilerde onlara ne ürettiklerini haber verecektir. Ey kitap halkı, (Hem yahudiler hem nasaralar) size kesin olarak elçimiz geldi, (Hz. Muhammed) kitaptan sakladığınız şeylerin çoğunu size açıklıyor, çoğundan da açıklamayıp vazgeçiyor, Allah’tan kesin olarak size bir nur ve apaçık bir kitap geldi, Allah onunla yola iletir / yola girmenize rehberlik eder, O ’nun hoşnut olmasına / rızasına uyanlara / tabi olanlara hidayet eder ve izniyle de teslimiyet yollarına iletir, onları düzgün yola sokar. Kesin olan şu ki, Meryem oğlu Mesih Allah’tır diyenler kafir oldular, deki Allah’tan başka kim egemenlik hakkına sahiptir? eğer dilerse, Meryem oğlu Mesihi ve annesini ve de yeryüzünde olan herkesi, toptan yok eder / helak eder, semaların, arzın ve her ikisi arasındakilerin egemenliği / mülkiyeti (onlar hakkında dilediğini yapabilme özgürlüğü) Allah’a aittir, istediğini yaratır, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz Hristiyanız, diyenlerden de sağlam söz almıştık. Onlar da kendilerine hatırlatılanlardan bir kısmını unuttular. Bu yüzden aralarına kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Allah, onların yapmakta olduklarını (hesap günü) kendilerine haber verecektir.

    Süleyman Ateş

    "Biz hıristiyanız" diyenlerin de sözünü almıştık, ama kendilerine öğütlenen şeyden pay almayı unuttular. Bu yüzden kıyamet gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında Allah, onlara, ne yaptıklarını haber verecektir.

    Süleymaniye Vakfı

    "Biz Nasraniyiz dipnot 1 /Hristiyanız" diyenlerden de söz aldık; ama onlar da akıllarında tutmaları istenen bilgilerin bir kısmını unuttular. Biz de aralarına kıyamet /mezardan kalkış dipnot 2 gününe kadar sürecek bir düşmanlık ve kin yerleştirdik. Günü gelince Allah onlara neleri becerdiklerini (!) bildirecektir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir ayette, Hristiyan anlamında "Nasrani", on dört ayette de onun çoğulu olan "Nasara" kullanılır. Kelimenin, İsa aleyhisselamın yardım talebine havarilerin olumlu cevap vermeleri sebebiyle (Al-i İmran 3/52; Saf 61/14), "yardım etme" anlamındaki nasr kökünden (Müfredat) veya İsa'nın memleketi olan Nasıra kelimesinden türetildiği söylenir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kıyamet ayağa kalkma ve kalkış demektir. Kıyamet günü, insanların yeniden dirilip kabirlerinden kalktığı gündür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz nasraniyiz dipnot 1 diyenlerden de söz aldık ama kendilerine hatırlatılan görevin dipnot 2 bir kısmını unutmuş gözüktüler. Biz de aralarına (mezardan) kalkış gününe kadar sürecek düşmanlık ve nefret yerleştirdik dipnot 3 . Allah onlara neler yaptıklarını, günü gelince bildirecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nasrani ile Hıristiyan farkı var mı, ortaya koymak lazım. (Al-i İmran 3/55 O gün Allah şöyle dedi: 'Bak İsa, ben seni vefat ettireceğim ve katıma yükselteceğim. Seni o tanımazlardan arındıracağım. Sana uyanları da kıyamet gününe kadar, o tanımazlara üstün kılacağım. Sonunda hepiniz bana döneceksiniz. İşte o zaman, anlaşmazlığa düştüğünüz konuları karara bağlayacağım.)
    2. metne dön, dipnot 2
      Gelecek peygambere inanma görevi(Isr) Bkz.: Bakara 2/286 ve dipnotu
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu, Allah'ın emrine uymamanın cezasıdır.

    Şaban Britch

    Biz Hıristiyan'ız, diyenlerden de sağlam söz almıştık. Onlar da kendilerine hatırlatılandan bir pay almayı unuttular. Bu yüzden aralarına kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Allah, onların yapmakta olduklarını (hesap günü) kendilerine haber verecektir.

    Şaban Piriş

    -Biz Hıristiyan'ız, diyenlerden de söz almıştık. Onlar da kendilerine hatırlatılandan ders almayı unuttular, bu yüzden aralarına kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Allah, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Biz Hıristiyanlarız!" diyenlerden de misaklarını almıştık. Onlar da öğütlenmek üzere çağırıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular. Bu yüzden, aralarına kıyamete değin düşmanlık ve şiddetli nefret saldık. Sınaat/teknoloji olarak ürettikleri şeylerin ne olduğunu Allah onlara yakında haber verecektir.

  4. Mâide suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 15. ayet. يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ قَدْ جَآءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ كَثِيرًا مِّمَّا كُنتُمْ تُخْفُونَ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَيَعْفُوا۟ عَن كَثِيرٍ قَدْ جَآءَكُم مِّنَ ٱللَّهِ نُورٌ وَكِتَٰبٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor, birçoğunu da affediyor. İşte size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur'an) gelmiştir.

    Mehmet Okuyan

    Ey kitap ehli! Elbette size gelen Elçimiz, dipnot 1 kitaptan gizlemekte olduğunuz birçok şeyi açıklıyor; birçoğunu da geçiyor. Elbette size Allah'tan bir nûr dipnot 2 (ışık) ve apaçık bir kitap gelmiştir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Peygamberler ve kitaplar, daha önce gizlenen gerçekleri/mesajları açığa çıkarmakta ve onları ilan etmektedirler. Benzer mesaj: Al-i İmrân 3:187.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Nisâ 4:174; A‘râf 7:157; Tevbe 9:32; Hacc 22:8; Nûr 24:35; Lokmân 31:20; Şûrâ 42:52; Saff 61:8; Teğâbun 64:8.

    Mustafa İslamoğlu

    Ey önceki vahyin mensupları (olan Yahudiler)! Kitaptan gizlediğiniz bir çok hakikati size açıklamak ve (zaten bilinen) bir kısmından da geçmek üzere elçimiz gelmiştir. Artık size Allah'tan bir ışık ve net bir mesaj ulaşmıştır.

    Muhammed Esed

    Ey Kitab-ı Mukaddesin izleyicileri! Şimdi size, (kendi kendinizden) gizlediğiniz Kitabın birçoğunu açıklamak ve bir kısmını da bağışlamak amacıyla Elçimiz gelmiştir. Şimdi Allahtan size bir ışık ve apaçık bir ilahi kelam ulaşmıştır,

    Ahmed Hulusi

    Ey hakikat bilgisi verilmiş olanlar. . . Hakikat bilgisinden gizlediklerinizin birçoğunu size açıklayan ve birçoğunu (gizlemenizi de) affeden Rasulümüz geldi. . . Gerçekten size Allah'tan bir Nur ve Kitab-ı Mubiyn (açık seçik Sünnetullah bilgisi) gelmiştir.

    Ali Bulaç

    Ey Kitap Ehli, Kitaptan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve bir çoğundan geçiveren elçimiz geldi. Size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap geldi.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey ehli kitap! Rasûlümüz size Kitap'tan gizlemekte olduğunuz birçok şeyi açıklamak üzere geldi; birçok (kusurunuzu) da affediyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur, apaçık bir kitap geldi.

    Ali Rıza Safa

    Ey kitap halkı! Kitaptan gizlediklerinizin çoğunu size açıklayan ve çoğunu da geçen elçimiz gelmiştir. Allah'tan, size bir aydınlık ve apaçık bir Kitap gelmiştir. dipnot 99

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 99
      "Çoğunu geçen" olarak yazdığımız söylem, kimi Kur'an çevirilerinde, "Çoğunu yüzünüze vurmayan" veya "Çoğunu açıklamaya gerek görmeyen" veya "Çoğunu affeden" veya "Çoğunu yürürlükten kaldıran" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey kitap ehli! Peygamberimiz,kitaptan gizlediklerinizin çoğunu açıklamak üzere size geldi; birçok kusurunuzdan da vazgeçiyor. Şu bir gerçek ki, size Allah'tan bir nur, apaçık bir kitap gelmiştir.

    Edip Yüksel

    Kitap halkı, kitabın gizlediğiniz birçok bölümünü açığa çıkaran ve birçoğunu da yüzünüze vurmayan elçimiz geldi size. ALLAH'tan bir ışık ve apaçık bir kitap da geldi size.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kitap halkı, kitabın gizlediğiniz bir çok bölümünü açığa çıkaran ve bir çoğunu da yüzünüze vurmayan elçimiz geldi size. ALLAH'tan bir ışık ve apaçık bir kitap da geldi size.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey kitap verilenler, şimdi size, kitabınızın gizlemekte olduğunuz birçok yerlerini sizlere açıklayan birçoğunu da geçiveren Peygamberimiz geldi. İşte size Allah'tan bir nur, bir parlak kitap geldi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey Ehli kitab, şimdi size Resulümüz geldi, kitabınızın gizlemekte olduğunuz bir çok yerlerini sizlere beyan ediyor, bir çoğundan da geçiyor, işte size Allahdan bir nur, bir parlak kitab geldi

    Erhan Aktaş

    Ey Kitap Ehli! Doğrusu, Kitap'tan gizlediğiniz birçok şeyi size açıklayan ve bir kısmından da söz etmeyen Resul'ümüz geldi. Doğrusu size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap geldi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey kitap Ehli! Doğrusu, Kitap'tan gizlediğiniz birçok şeyi size açıklayan ve bir kısmından da söz etmeyen resulümüz geldi. Doğrusu size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey kitap Ehli! Doğrusu, Kitap'tan gizlediğiniz birçok şeyi size açıklayan ve bir kısmından da söz etmeyen rasulümüz geldi. Doğrusu size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi.

    Gültekin Onan

    Ey kitap ehli, kitaptan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve bir çoğundan geçiveren elçimiz geldi. Size Tanrı'dan bir nur ve apaçık bir kitap geldi.

    Hasan Basri Çantay

    Ey ehl-i kitab, size — kitabdan gizlemekde olduğunuz şeylerin bir çoğunu meydana vuran, bir çoğundan da geçiveren — peygamberimiz gelmişdir. Size Allahdan hakıyki bir nur ve apaçık bir kitab gelmişdir.

    İbni Kesir

    Ey Ehl-i Kitab; size peygamberimiz gelmiştir, kitabtan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatır ve çoğundan da geçiverir. Gerçekten size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitab gelmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (14-17) Yine bizler Hristiyan’ız / nasarayız (Hz. İsa’nın yardımcıları olmaları hasebiyle) diyenlerden de söz almıştık, onlar da anılan / zikredilen şeylerden haz almayı / nasiplenmeyi unuttular, aralarında kıyamete kadar sürecek bir düşmanlık ve kin / buğz meşgul bıraktık, Allah, ilerde onlara ne ürettiklerini haber verecektir. Ey kitap halkı, (Hem yahudiler hem nasaralar) size kesin olarak elçimiz geldi, (Hz. Muhammed) kitaptan sakladığınız şeylerin çoğunu size açıklıyor, çoğundan da açıklamayıp vazgeçiyor, Allah’tan kesin olarak size bir nur ve apaçık bir kitap geldi, Allah onunla yola iletir / yola girmenize rehberlik eder, O ’nun hoşnut olmasına / rızasına uyanlara / tabi olanlara hidayet eder ve izniyle de teslimiyet yollarına iletir, onları düzgün yola sokar. Kesin olan şu ki, Meryem oğlu Mesih Allah’tır diyenler kafir oldular, deki Allah’tan başka kim egemenlik hakkına sahiptir? eğer dilerse, Meryem oğlu Mesihi ve annesini ve de yeryüzünde olan herkesi, toptan yok eder / helak eder, semaların, arzın ve her ikisi arasındakilerin egemenliği / mülkiyeti (onlar hakkında dilediğini yapabilme özgürlüğü) Allah’a aittir, istediğini yaratır, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kitap'dan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatan ve çoğunu da (açıklamadan) geçiveren rasûlümüz gelmiştir. Doğrusu size Allah’tan bir aydınlatıcı ve apaçık/açıklayıcı bir kitap gelmiştir.

    Süleyman Ateş

    Ey Kitap ehli, elçimiz size geldi, Kitaptan gizlediğiniz şeylerin çoğunu size açıklıyor, çoğundan da geçiyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur ve açık bir Kitap gelmiştir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey ehlikitap /kitaplarında uzman olanlar! Size, kitabınızdan gizlemekte olduğunuz dipnot 1 şeylerin çoğunu ortaya çıkaran dipnot 2 , birçoğuna da dokunmayan dipnot 3 elçimiz geldi. Size Allah'tan bir nur ve açık bir kitap geldi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Yahudiler kitaplarında olanın çoğunu gizliyorlardı (En'am 6/91).
    3. metne dön, dipnot 3
      Burada Kur'an'ın önceki kitapları nasıl nesh ettiği anlatılmaktadır. Nesh, bir kitaptaki yazıyı diğer kitaba aktarmaktır. (el-Ayn) İki kitabın yazarı aynı şahıs ise yazıların büyük bir kısmını olduğu gibi bir kısmını da daha iyi şekilde aktarır. Onun için nesih ya dengiyle ya da daha iyisiyle olur. (Bakara 2/106) Allah, önceki kitapların hükümlerini son kitabında korumuştur (Şura 42/13). Yukarıdaki ayet, önceki kitaplarda bulunan bazı emirlerin gizlendiğini, Allah'ın onları Kur'an'a almadığını bildirir. O hükümlerin Kur'an'a alınmamış olması, önceki kitaba inananlar üzerindeki sorumluluğu kaldırmaz. O kitapların bazı hükümleri ise daha iyisi ile değiştirilmiştir. Mesela Müslümanlar ilk başta orucu, önceki ümmetler gibi tutarken (Bakara 2/183) daha sonra bazı hafifletmeler yapılmıştır (Bakara 2/187).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Ehl-i Kitap! dipnot 1 size, Kitap'tan gizlediğiniz birçok şeyi ortaya çıkaran, birçoğuna da dokunmayan Elçimiz (Kitabımız) geldi. Size Allah'tan bir nur ve açık bir kitap geldi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler!

    Şaban Britch

    Ey kitap ehli! Rasûlümüz size geldi, kitaptan gizlediğiniz şeylerin birçoğunu size açıkça anlatıyor ve bir çoğunu da (hikmet gereği) bırakıp, geçiyor. Doğrusu size Allah’tan bir aydınlatıcı ve apaçık/açıklayıcı bir kitap gelmiştir.

    Şaban Piriş

    Ey kitap ehli, Resulümüz size geldi, kitaptan gizlediğiniz şeylerin bir çoğunu size açıkça anlatıyor ve bir çoğunu da geçiyor. Doğrusu size Allah'tan bir aydınlatıcı ve apaçık bir kitap gelmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey Ehlikitap! Resulümüz size geldi. Kitap'tan saklamış olduklarınızın çoğunu size ayan-beyan açıklıyor; çoğundan da geçiyor. Şu bir gerçek ki, size Allah'tan bir ışık ve apaçık bir Kitap gelmiştir.

  5. Mâide suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 16. ayet. يَهْدِى بِهِ ٱللَّهُ مَنِ ٱتَّبَعَ رِضْوَٰنَهُۥ سُبُلَ ٱلسَّلَٰمِ وَيُخْرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذْنِهِۦ وَيَهْدِيهِمْ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Allah, onunla rızası peşinde olanları selamet yollarına iletir ve onları izniyle, karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir.

    Mehmet Okuyan

    Allah, rızasını gözeteni onunla (Kur'anla) esenlik yollarına ulaştırır; onları buyruğu gereği karanlıklardan aydınlığa çıkarır dipnot 1 ve onları doğru yola ulaştırır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:257; İbrâhîm 14:1; Ahzâb 33:43; Hadîd 57:9; Talâk 65:11.

    Mustafa İslamoğlu

    Onunla Allah, kendi rızasını gözetenleri ebedi kurtuluş yollarına ulaştırır; rahmetiyle onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve dosdoğru bir yola yönlendirir.

    Muhammed Esed

    ki onunla Allah, kendi rızasını arayan herkese kurtuluşa götüren yolları gösterir, rahmetiyle onları karanlığın derinliklerinden aydınlığa çıkarır ve dosdoğru bir yola yöneltir.

    Ahmed Hulusi

    Rıdvanına (insandaki Esma hakikatiyle tahakkuk kuvvesi - melekesi) tabi olanları, Allah hakikatleri olan Esma özellikleriyle, hakikate erdirir; onları Esma bileşimlerinin elvermesiyle karanlıklardan nura çıkarır ve onları doğru yaşam yoluna yöneltir.

    Ali Bulaç

    Allah, rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip iletir.

    Ali Özek ve heyeti

    Rızasını arayanı Allah onunla kurtuluş yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır, dosdoğru bir yola iletir.

    Ali Rıza Safa

    Allah, O'nun hoşnutluğunu arayanları, Onunla, esenlik yollarına eriştirir. Kendi izniyle, onları, karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve dosdoğru yola eriştirir.

    Bayraktar Bayraklı

    Rızasını arayanı Allah onunla kurtuluş yollarına iletir ve onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarıp dosdoğru bir yola götürür.

    Edip Yüksel

    Onunla ALLAH, rızasını gözetenleri barış ve huzur yollarına ulaştırır, izniyle onları karanlıklardan aydınlığa çıkararak onları dosdoğru yola iletir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onunla ALLAH, rızasını gözetenleri barış ve huzur yollarına ulaştırır, izniyle onları karanlıklardan aydınlığa çıkararak onları dosdoğru yola iletir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah, rızası ardınca gidenleri onunla kurtuluş yollarına yöneltecek ve izni ile onları karanlıklardan aydınlığa çıkarıp doğru bir yola koyacak.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah bununla rıdvanı ardınca gideni selamet yollarına doğrultacak ve iznile onları zulmetlerden nura çıkarıb doğru bir yola koyacak

    Erhan Aktaş

    Allah, onunla dipnot 1 , rızasına bilerek tabi olanları esenlik yollarına iletir. Onları, izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkartır. Ve onları dosdoğru olan yola iletir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'la.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, onunla dipnot 1 , rızasına bilerek tabi olanları esenlik yollarına iletir. Onları, izniyle dipnot 2 karanlıklardan aydınlığa çıkartır. Ve onları dosdoğru olan yola iletir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'la.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre, " Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği anlamlarına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, onunla dipnot 1 , rızasına bilerek tabi olanları esenlik yollarına iletir. Onları, izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkartır. Ve onları dosdoğru olan yola iletir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'la.

    Gültekin Onan

    Tanrı, rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip iletir.

    Hasan Basri Çantay

    Ki Allah, rızaasına uyanları onun sebebiyle selamet yollarına doğrultur, onları, iradesiyle, karanlıklardan aydınlığa çıkarıb kendilerini dosdoğru bir yola iletir.

    İbni Kesir

    Allah onunla, rızasını gözetenleri selamet yollarına iletir. İzniyle onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve doğru yola iletir.

    Mehmet Alagaş

    (14-17) Yine bizler Hristiyan’ız / nasarayız (Hz. İsa’nın yardımcıları olmaları hasebiyle) diyenlerden de söz almıştık, onlar da anılan / zikredilen şeylerden haz almayı / nasiplenmeyi unuttular, aralarında kıyamete kadar sürecek bir düşmanlık ve kin / buğz meşgul bıraktık, Allah, ilerde onlara ne ürettiklerini haber verecektir. Ey kitap halkı, (Hem yahudiler hem nasaralar) size kesin olarak elçimiz geldi, (Hz. Muhammed) kitaptan sakladığınız şeylerin çoğunu size açıklıyor, çoğundan da açıklamayıp vazgeçiyor, Allah’tan kesin olarak size bir nur ve apaçık bir kitap geldi, Allah onunla yola iletir / yola girmenize rehberlik eder, O ’nun hoşnut olmasına / rızasına uyanlara / tabi olanlara hidayet eder ve izniyle de teslimiyet yollarına iletir, onları düzgün yola sokar. Kesin olan şu ki, Meryem oğlu Mesih Allah’tır diyenler kafir oldular, deki Allah’tan başka kim egemenlik hakkına sahiptir? eğer dilerse, Meryem oğlu Mesihi ve annesini ve de yeryüzünde olan herkesi, toptan yok eder / helak eder, semaların, arzın ve her ikisi arasındakilerin egemenliği / mülkiyeti (onlar hakkında dilediğini yapabilme özgürlüğü) Allah’a aittir, istediğini yaratır, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, rızasına uyanları onunla selamet yollarına eriştirir ve onları izni ile karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Onları dosdoğru yola iletir.

    Süleyman Ateş

    Allah, onunla rızasına uyanları esenlik yollarına iletir ve onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarıp dosdoğru bir yola iletir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, rızasının peşinde olanlara, o kitapla güvenlik ve esenlik yollarını gösterir. Verdiği onayla onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve doğru bir yola sokar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, rızasına uyanlara o Kitapla güvenlik ve esenlik yollarını gösterir, (rızasına uyduklarını) onaylamasıyla birlikte de onları, karanlıklardan aydınlığa çıkarıp doğru bir yola sokar.

    Şaban Britch

    Allah, rızasına uyanları onunla selamet yollarına eriştirir ve onları, izni ile karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Onları dosdoğru yola iletir.

    Şaban Piriş

    Allah, onunla hoşnut olduğu şeyleri isteyenleri kurtuluş yollarına iletip karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru bir yola hidayet eder.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, rızasına uyanları o Kitap'la esenlik ve barış yollarına iletir ve onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarıp şaşmayan ve sapmayan dosdoğru yola kılavuzlar.

  6. Mâide suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 17. ayet. لَّقَدْ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ مَرْيَمَ قُلْ فَمَن يَمْلِكُ مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا إِنْ أَرَادَ أَن يُهْلِكَ ٱلْمَسِيحَ ٱبْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُۥ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir", diyenler kesinlikle kafir oldular. De ki: "Şayet Allah, Meryem oğlu Mesih'i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah'a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah'ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir."

    Mehmet Okuyan

    "Şüphesiz ki Allah -işte o- Meryem oğlu Mesih (İsa)'dır!" diyenler elbette kâfir olmuşlardır. dipnot 1 De ki: "(Allah) Meryem oğlu Mesih (İsa)'yı, annesini ve yeryüzündekilerin hepsini helak etmek isterse Allah'a karşı kimin elinde bir şey var ki! dipnot 2 Göklerin, yerin ve ikisi arasında ne varsa hepsinin otoritesi yalnızca Allah'a aittir. Dilediğini yaratır. Allah her şeye gücü yetendir."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mâide 5:72, 73.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette hristiyanlar tarafından ilahlaştırılan Hz. İsa ve annesi Hz. Meryem'in de Yüce Allah'ın yarattıklarından birer insan olduklarına, ilahlaştırılmamaları gerektiğine dikkat çekilmektedir. Sadece bu ikisini değil, bütünüyle yeryüzündekilerin hepsini yok etmek istemesi halinde de yaratılmışların Allah'a karşı güçlerinin bulunmadığını belirtmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    "Allah Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kesinlikle küfre saplanmışlardır. De ki: "Eğer Meryem oğlu Mesih'i ve onun annesini ve yeryüzünde yaşayan herkesi helak etmek isteseydi kim Allah'a engel olabilirdi? Zira göklerin, yerin ve onlar arasındakilerin otoritesi dilediğini yaratan Allah'a aittir: ve Allah'ın gücü her şeye yeter!

    Muhammed Esed

    "Allah, Meryemin oğlu Mesihtir!" diyenler hakikati inkar ederler. De ki: "Eğer Meryem oğlu İsayı ve onun annesini ve yeryüzündeki herkesi -onların tümünü- helak etmek isteseydi kim Allaha mani olabilirdi? Zira, göklerin ve yerin onlar arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allaha aittir; O dilediğini yaratır: ve Allah dilediğini yapmaya kadirdir!"

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki "Allah, Meryemoğlu Mesih'tir" diyenler hakikati inkar etmişlerdir! De ki: "Eğer Meryemoğlu Mesih'i, Onun anasını ve yeryüzünde kim varsa hepsini birden helak etmeyi dilerse, kim Allah'a karşı koyacak bir kuvvete sahiptir?". . . Semaların, arzın ve ikisi arasındakilerin varlığı Allah (Esma ül Hüsna özelliklerinin açığa çıkması - seyri) içindir! Dilediğini yaratır! Allah her şeye Kaadir'dir.

    Ali Bulaç

    Andolsun, "Şüphesiz, Allah Meryem oğlu Mesih'tir." diyenler küfre düşmüştür. De ki: "O, eğer Meryem oğlu Mesih'i, onun annesini ve yeryüzündekilerin tümünü helak (yok) etmek isterse, Allah'tan (bunu önlemeye) kim birşeye malik olabilir?" Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin tümünün mülkü Allah'ındır; dilediğini yaratır. Allah her şeye güç yetirendir.

    Ali Özek ve heyeti

    «Şüphesiz Allah, Meryem Oğlu Mesîh'dir» diyenler andolsun ki kâfir olmuşlardır. De ki: Öyleyse Allah, Meryem Oğlu Mesîh'i, anasını ve yeryüzündekilerin hepsini helâk etmek isterse kim Allah'ın iradesinden bir şeye engel olacak kudrete sahip olabilir?" Göklerde, yerde ve ikisi arasında ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir. O dilediğini yaratır ve Allah her şeye tam manasıyla kadirdir.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, "Allah, aslında, Meryem Oğlu Mesih'tir!" diyenler nankörlük etmiştir. De ki: "O, Meryem Oğlu Mesih'i, Onun annesini ve yeryüzünde bulunanların tümünü yıkıma uğratmayı dilerse, Allah'ın karşısında, kimin elinden ne gelir? Göklerin, yeryüzünün ve ikisi arasında bulunan her şeyin yönetimi, Allah'a özgüdür. Dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye Gücü Yetendir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki, "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kafir oldular. De ki: "Eğer Meryem oğlu İsa'yı, onun annesini ve yeryüzündekilerin hepsini imha etmek isterse, kim Allah'a engel olabilir? Zira göklerin, yerin ve onlar arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah'a aittir. O, dilediğini yaratır ve Allah her şeye tam manasıyla gücü yetendir."

    Edip Yüksel

    "ALLAH Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler elbette kafir olmuşlardır. De ki: "ALLAH Meryem oğlu Mesih'i, annesini ve hatta yeryüzündekilerin tümünü helak etmek isterse, kim buna engel olabilir?" Göklerin, yerin ve arasındakilerin egemenliği ALLAH'a aittir. Dilediğini yaratır. ALLAH her şeye Gücü Yetendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH Meryem oğlu Mesih'tir,' diyenler elbette kafir olmuşlardır. De ki: 'ALLAH Meryem oğlu Mesih'i, annesini ve hatta yeryüzündekilerin tümünü helak etmek isterse, kim buna engel olabilir?' Göklerin, yerin ve arasındakilerin egemenliği ALLAH'a aittir. Dilediğini yaratır. ALLAH herşeye Gücü Yetendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, "Meryem'im oğlu Mesih, Allah'tır." diyenler kafir olmuşlardır. De ki: "Eğer Allah, Meryem'in oğlu Mesih'i, annesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini yok etmek isterse, ondan kim birşey kurtarabilir?" Bütün göklerin, yerin ve aralarındakilerin hükümranlığı Allah'ındır, dilediğini yaratır ve Allah herşeye gücü yetendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kasem olsun ki küfretti şunlar "Allah o Meryemin oğlu Mesih" tir diyenler, de ki: Eğer Allah Meryemin oğlu Mesihı ve anasını ve arzda bulunanların hepsini helak etmek murad ederse ondan kim bir şey kurtarabilir, bütün göklerin ve yerin ve aralarında ne varsa hepsinin mülkü Allahın, dilediğini yaratır ve Allah her şey'e kadirdir.

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki, Meyem Oğlu Mesih için, "O Allah'tır." diyenler kuşkusuz Kafir oldu. De ki: "Allah, Meyem Oğlu Mesih'i, annesini ve yeryüzündekilerin tamamını yok etmek isterse, O'na kim engel olabilir?" Göklerin, yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin tamamı, Allah'a aittir. Dilediğini yaratır. Ve Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki, Meryem oğlu Mesih için, "O Allah'tır." diyenler kuşkusuz Kafir oldu. De ki: "Allah, Meryem oğlu Mesih'i, annesini ve yeryüzündekilerin tamamını yok etmek isterse, O'na kim engel olabilir?" Göklerin, yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin tamamı, Allah'a aittir. Dilediğini yaratır. Ve Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki, Meryem oğlu Mesih için, "O Allah'tır." diyenler kuşkusuz kafir oldu. De ki: "Allah, Meryem oğlu Mesih'i, annesini ve yeryüzündekilerin tamamını yok etmek isterse, O'na kim engel olabilir?". Göklerin, yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin tamamı, Allah'a aittir. Dilediğini yaratır. Ve Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Gültekin Onan

    Andolsun, "Tanrı, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kafir olmuşlardır / küfretmişlerdir (keferelleziyne). De ki: "O, eğer Meryem oğlu Mesih'i, onun annesin ve yeryüzündekilerin tümünü helak etmek isterse, Tanrı'dan [bunu önlemeye] kim birşeye malik olabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasındakilerin tümünün mülkü Tanrı'nındır; dilediğini yaratır. Tanrı herşeye güç yetirendir.

    Hasan Basri Çantay

    "Hakıykat, Allah Meryem oğlu Mesih in kendisidir" diyenler andolsun ki kafir olmuşdur. De ki: "O halde Allah, Meryem oğlu Mesihi, anası (Meryem) i ve yer yüzünde bulunanların hepsini öldürmek isterse kim Allahın her hangi bir şey'ine (saahib ve) malik olabilir? Göklerin, yerin ve aralarındaki her şey'in hükümranlığı Allahındır. O, ne dilerse yaratır. Allah, her şey'in üstünde tam bir kudret saahibidir.

    İbni Kesir

    Andolsun ki, Allah; ancak Meryem oğlu Mesih'tir, diyenler kafir olmuşlardır. De ki: Eğer, Meryem oğlu Mesih'i anasını ve yeryüzünde olanların hepsini helak etmek isterse; kim, Allah'a karşı koyabilir? Göklerin, yerin ve arasındakilerin mülkü Allah'ındır. Dilediğini yaratır. Ve Allah, her şeye Kadir'dir.

    Mehmet Alagaş

    (14-17) Yine bizler Hristiyan’ız / nasarayız (Hz. İsa’nın yardımcıları olmaları hasebiyle) diyenlerden de söz almıştık, onlar da anılan / zikredilen şeylerden haz almayı / nasiplenmeyi unuttular, aralarında kıyamete kadar sürecek bir düşmanlık ve kin / buğz meşgul bıraktık, Allah, ilerde onlara ne ürettiklerini haber verecektir. Ey kitap halkı, (Hem yahudiler hem nasaralar) size kesin olarak elçimiz geldi, (Hz. Muhammed) kitaptan sakladığınız şeylerin çoğunu size açıklıyor, çoğundan da açıklamayıp vazgeçiyor, Allah’tan kesin olarak size bir nur ve apaçık bir kitap geldi, Allah onunla yola iletir / yola girmenize rehberlik eder, O ’nun hoşnut olmasına / rızasına uyanlara / tabi olanlara hidayet eder ve izniyle de teslimiyet yollarına iletir, onları düzgün yola sokar. Kesin olan şu ki, Meryem oğlu Mesih Allah’tır diyenler kafir oldular, deki Allah’tan başka kim egemenlik hakkına sahiptir? eğer dilerse, Meryem oğlu Mesihi ve annesini ve de yeryüzünde olan herkesi, toptan yok eder / helak eder, semaların, arzın ve her ikisi arasındakilerin egemenliği / mülkiyeti (onlar hakkında dilediğini yapabilme özgürlüğü) Allah’a aittir, istediğini yaratır, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, Meryem oğlu Mesih’tir, diyenler kâfir olmuştur. De ki: Allah, Meryem oğlu Mesih’i, anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilese, Allah’a karşı kim buna engel olabilir. Göklerin, yerin ve arasındakilerin mülkü Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Allah’ın her şeye gücü yeter.

    Süleyman Ateş

    "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir." diyenler küfre gitmişlerdir. De ki: "Öyle ise Allah, Meryem oğlu Mesih'i, annesini ve yeryüzünde olanların hepsini helak etmek istese, Allah'a karşı kimin elinde bir şey var?" Göklerde, yerde ve ikisinin arasında bulunan herşey O'nundur. O, dilediğini yaratır, Allah, herşeyi yapabilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir dipnot 1 " diyenler, kesinlikle kafir/ doğruları örtmüş oldular. De ki: "Allah; Meryem oğlu Mesih'i, anasını ve yeryüzünde olan herkesi yok etmek istese ona karşı koymaya kimin gücü yeter?" Göklerde, yerde ve bu ikisinin arasında tüm yetkiler Allah'ındır. O, gerekli gördüğünü dipnot 2 yaratır. Allah, her şeye bir ölçü koyar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Katolik Kilisesi'nin yayınladığı Din ve Ahlak İlkeleri (İstanbul 2000) kitabında, özetle şu ifadeler yer alır: <em>"İsa, Allah'ın elçisidir (Par. 858) Havariler zamanında İsa, gerçek anlamda insan sayılırdı. Onun Allah'ın oğlu olduğu iddiasını Pavlus ortaya attı. Bunu doğru sayan karar, üçüncü yüzyıldan sonra Antakya'da alındı (Par. 465.) 325'te toplanan Ökümenik İznik Konsili de İsa'nın yaratılmış olmadığına, Baba'dan doğduğuna ve onunla aynı özden olduğuna karar verdi (Par. 465). Üçüncü Ökümenik Efes konsili 431'de şu kararı aldı: "İsa, kendi kişiliğini, akıllı ruhla canlandırılmış bir bedenle birleştirerek insan olmuştur. Meryem Ana ise, gerçek anlamda Tanrı'nın anasıdır." 451'de toplanan dördüncü ökümenik Kadıköy konsili onun gerçek tanrı olduğunu şöyle ilan etti: "Rabbimiz Mesih İsa'nın mükemmel Tanrılığa ve mükemmel insanlığa sahip, gerçek Tanrı ve gerçek insan olduğunu, akıllı bir ruhtan ve bedenden oluştuğunu, Tanrılık açısından Baba ile, insanlık açısından da bizimle aynı özde olduğunu, günah dışında hepimize her şeyde benzer olduğunu, Tanrılık açısından yüzyıllar öncesinden Baba'dan doğduğunu, insanlık açısından bizim esenliğimiz için bakire Meryem'den doğduğunu oybirliği ile kabul ettiğimizi resmen beyan ederiz (Par. 467)."</em>
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Meryem oğlu Mesih Allah'tır" diyenler kafir oldular. De ki: "Allah; Meryem oğlu Mesih'i, anasını ve yeryüzünde olan herkesi yok etmek isterse ona karşı koymaya kimin gücü yeter?" Göklerde, yerde ve bu ikisinin arasında tüm yetkiler Allah'ın elindedir. O, neyi tercih ederse onu yaratır. Allah, her şeye ölçü koyar.

    Şaban Britch

    Allah, Meryem oğlu Mesih’tir, diyenler kâfir olmuştur. De ki: Allah, Meryem oğlu Mesih’i, anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilese; Allah’a karşı kim buna engel olabilir. Göklerin, yerin ve arasındakilerin mülkü Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Allah’ın her şeye gücü yeter.

    Şaban Piriş

    -Allah, Meryem oğlu Mesih'tir, diyenler kafir olmuştur. De ki: - Allah, Meryem oğlu Mesih'i, anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilese; Allah'a karşı kimin elinde bir şey var. Göklerin, yerin ve arasındakilerin hakimiyeti Allah'ındır. O, dilediğini yaratır. Allah'ın her şeye gücü yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, "Allah Meryem'in oğlu Mesih'tir" diyenler küfre batmışlardır. De ki: "Allah; Meryem'in oğlu Mesih'i, annesini ve yeryüzündeki insanların hepsini helak etmek istese Allah'a karşı kimin elinde bir güç vardır!" Hem göklerin hem yerin hem de bunlar arasındakilerin mülk ve yönetimi Allah'ındır. Dilediğini yaratır. Allah her şeye Kadir'dir.

  7. Mâide suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 18. ayet. وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ وَٱلنَّصَٰرَىٰ نَحْنُ أَبْنَٰٓؤُا۟ ٱللَّهِ وَأَحِبَّٰٓؤُهُۥ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُم بِذُنُوبِكُم بَلْ أَنتُم بَشَرٌ مِّمَّنْ خَلَقَ يَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَإِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ

    Diyanet İşleri

    (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgili kullarıyız" dediler. De ki: "Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de O'nun yarattıklarından bir beşersiniz." (Allah) dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş de ancak O'nadır.

    Mehmet Okuyan

    (Bazı) yahudi ve hristiyanlar "Biz Allah'ın çocukları ve sevgilileriyiz!" demişlerdi. De ki: "(Öyleyse) günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor? Doğrusu siz de O'nun yarattıklarından birer insansınız. (Allah) dileyeni (layık gördüğünü) bağışlar; dileyene (layık gördüğüne) de azap eder. dipnot 1 Göklerde, yerde ve ikisi arasında ne varsa hepsinin otoritesi yalnızca Allah'a aittir. Dönüş de yalnızca O'nadır."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "Allah dilediğini (layık olanı) bağışlar, dilediğine (layık olana) ise azap eder" şeklinde de tercüme edilebilir. Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Al-i İmrân 3:129; Mâide 5:40; ‘Ankebût 29:21; Fetih 48:14.

    Mustafa İslamoğlu

    Yahudiler ve Hıristiyanlar "Bizler Allah'ın çocukları ve can dostlarıyız!" dediler. De ki: "Öyleyse neden günahlarınız yüzünden sizi cezalandırıyor? Aksine siz O'nun yarattığı insanlardan sadece bir kısmısınız. O müstehak olanın bağışlanmasını diler, (cezayı) dileyeni de cezalandırmayı diler; zira göklerde, yerde ve her ikisi arasındaki şeylerin tümü üzerinde hükümranlık Allah'a aittir ve dönüş O'nadır.

    Muhammed Esed

    (Hem) Yahudiler ve (hem de) Hıristiyanlar, "Biz Allahın çocuklarıyız, ve Onun sevgili kulları!" derler. De ki: "Öyleyse, Allah, neden günahlarınızdan dolayı size azap çektirsin? Hayır, siz Onun yarattığı (ölümlü) insanlardan başka bir şey değilsiniz! O, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap çektirir: Zira göklerde ve yerde ve ikisi arasında bulunan her şey üzerindeki hükümranlık Allaha aittir ve bütün yolculuklar Onda nihayet bulur."

    Ahmed Hulusi

    Yahudi ve Nasara: "Biz Allah'ın oğulları ve O'nun sevdikleriyiz" dediler. . . De ki: "Öyle ise sizi niçin suçlarınız yüzünden azaplandırıyor?". . . Hayır, siz de O'nun yarattığı bir beşersiniz. . . Dilediğini mağfiret eder, dilediğine azap eder. . . Semaların, arzın ve ikisi arasındakilerin mülkü Allah içindir. . . Dönüş O'nadır!

    Ali Bulaç

    Yahudi ve Hristiyanlar: "Biz Allah'ın çocuklarıyız ve sevdikleriyiz" dedi. De ki: "Peki, ne diye sizi günahlarınızdan dolayı azablandırıyor? Hayır, siz O'nun yarattığından birer beşersiniz. O, dilediğini bağışlar, dilediğini azaplandırır. Göklerin, yerin ve bunların arasındakilerin tümünün mülkü Allah'ındır. Son varış O'nadır."

    Ali Özek ve heyeti

    Yahudiler ve hıristiyanlar «Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz» dediler. De ki: Öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor? Doğrusu siz de O'nun yarattığı insanlardansınız. O, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap eder. Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ne varsa mülkiyeti Allah'a aittir. Sonunda dönüş de ancak O'nadır.

    Ali Rıza Safa

    Yahudiler ve Nasraniler, şöyle dediler: "Biz, Allah'ın oğulları ve O'nun sevgilileriyiz!" De ki: "Madem öyle, Allah, suçlarınız yüzünden sizi niye cezalandırıyor?" "Hayır! O'nun yarattıklarından birer insanoğlusunuz. Dilediğini bağışlayacak, dilediğini de cezalandıracaktır. Göklerin, yeryüzünün ve ikisi arasında bulunan her şeyin yönetimi, Allah'a özgüdür. Çünkü dönüş, O'na olacaktır!"

    Bayraktar Bayraklı

    Yahudiler ve Hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. Deki: "Öyle ise günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor? Doğrusu siz de O'nun yarattığı insanlardansınız. O, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap eder. Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ne varsa, mülkiyeti Allah'a aittir. Sonunda dönüş de ancak O'nadır."

    Edip Yüksel

    Yahudiler ve Hıristiyanlar, "Biz ALLAH'ın çocukları ve sevgilileriyiz" dediler. "Öyleyse günahlarınızdan ötürü neden sizi cezalandırıyor? Siz sadece O'nun yarattığı insanlardansınız" de. Dileyeni/dilediğini de bağışlar, dileyeni/dilediğini de cezalandırır. Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin egemenliği ALLAH'a ait olup dönüş de O'nadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yahudiler ve Hristiyanlar, 'Biz ALLAH'ın çocukları ve sevgilileriyiz,' dediler. 'Öyleyse günahlarınızdan ötürü neden sizi cezalandırıyor? Siz sadece O'nun yarattığı insanlardansınız,' de. Dileyeni/dilediğini de bağışlar, dileyeni/dilediğini de cezalandırır. Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin egemenliği ALLAH'a ait olup dönüş de O'nadır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de yahudiler ve hıristiyanlar: "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz." dediler. De ki: "Öyle ise neden size günahlarınızdan dolayı azap ediyor? Doğrusu siz, onun yarattıklarından bir insan topluluğusunuz. O, dilediğini bağışlar, dilediğini cezalandırır. Göklerin, yerin ve aralarındakilerin hükümranlığı Allah'ındır ve sonunda dönüş de O'nadır!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de Yehud ve Nesara "biz Allahın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler, de ki: öyle de niçin size günahlarınızla azab ediyor? Doğrusu siz onun yarattıklarından bir beşersiniz, dilediğine mağfiret ediyor dilediğine azab, Göklerin ve Yerin ve aralarındakilerin mülkü bütün Allahındır, nihayet dönüş de onadır

    Erhan Aktaş

    Yahudiler ve Nesara dipnot 1 , "Bizler Allah'ın oğulları ve O'nun sevgilileriyiz." dediler. De ki: "O halde suçlarınızdan dolayı, size niçin azap ediyor? Doğrusu, siz de yarattıklarından bir beşersiniz dipnot 2 . Dilediğini bağışlar, dilediğine dipnot 3 azap eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü Allah'a aittir. Son varış O'nadır."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hıristiyanlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sıradan, normal bir insan. Her insan gibi, insan olmanın dışında insanüstü hiçbir özelliği olmayan insan. Beşer için insanın yaratılış evresindeki ilk hali şeklindeki iddiar doğru değildir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kelimesi kelimesine, "dilediğini." Dilediğini demek: "Hak edeni" demektir; Allah, azabı hak edene azap eder; bağışlanmayı hak edeni bağışlar, demektir. Allah, "Dilediğimi" demekle, kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm, demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi," insanın "dilemesine," "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir (Bkz. 76:3).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yahudiler ve Hristiyanlar, "Bizler Allah'ın oğulları ve O'nun sevgilileriyiz." dediler. De ki: "O halde suçlarınızdan dolayı, size niçin azap ediyor? Doğrusu, siz de yarattıklarından bir beşersiniz. dipnot 1 Dilediğini bağışlar, dilediğine dipnot 2 azap eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü Allah'a aittir. Son varış O'nadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sıradan, normal bir insan. Her insan gibi, insan olmanın dışında insanüstü hiçbir özelliği olmayan insan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yahudiler ve Hıristiyanlar, "Bizler Allah'ın oğulları ve O'nun sevgilileriyiz." dediler. De ki: "O halde suçlarınızdan dolayı, sizi niçin azaplandırıyor? Doğrusu, siz de yarattıklarından bir beşersiniz. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. dipnot 1 Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü Allah'a aittir. Son varış, O'nadır.".

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğünü bağışlar, uygun gördüğünü cezalandırır. Bağışlanmayı gerektirecek şeyleri yapanı bağışlar, azabı gerektirecek şeyleri yapana da azap eder.

    Gültekin Onan

    Yahudiler ve Hristiyanlar: "Biz Tanrı'nın çocuklarıyız ve sevdikleriyiz" dedi. De ki: "Peki, ne diye sizi günahlarınızdan dolayı azablandırıyor?" Hayır, siz O'nun yarattığından birer beşersiniz. O, dilediğini bağışlar, dilediğini azablandırır. Göklerin, yerin ve bunların arasındakilerin tümünün mülkü Tanrı'nındır. Son varış O'nadır.

    Hasan Basri Çantay

    Yahudilerle Nasraniler (şöyle) dedi (ler): "Biz Allahın oğulları ve sevgilileriyiz". De ki: "öyle de niçin (Allah) sizi günahlarınız yüzünden azablandırıyor?" Bil'akis, siz onun yaratdığından bir beşersiniz. O, kimi dilerse yarlığar, kimi dilerse azaba uğratır. Göklerin, yerin ve aralarında ne varsa hepsinin mülk-ü tasarrufu Allahındır. Son dönüş de ancak onadır.

    İbni Kesir

    Yahudiler ve hristiyanlar dediler ki: Biz; Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz. De ki: Öyleyse günahınızdan dolayı size neden azab ediyor? Hayır, siz O'nun yarattığı insanlarsınız. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü Allah'ındır. Dönüş de O'nadır.

    Mehmet Alagaş

    (18) Yahudi ve / Yardımcılar / Nasaralar / Hristiyanlar dediler ki bizler Allah’ın oğullarıyız, onun sevdikleriyiz , deki peki niye size günahlarınız nedeniyle azap ediyor? Hayır, bilakis siz de yarattıklarından olan birer insansınız, O dilediğini bağışlar, dilediğine de azap eder, semalarda, arzda ve ikisi arasındaki her şeyin egemenliği / mülkiyeti (mülküne istediği gibi davranabilme özgürlüğü) O’nundur, geri dönüş / varış O’nadır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yahudi ve Hristiyanlar: Biz, Allah’ın oğulları ve sevdikleri kimseleriz dediler. De ki: Öyleyse günahlarınız sebebiyle Allah, size niye azap ediyor? Hayır, siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz! Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin mülkü Allah’ındır. Ve ancak dönüş de O’nadır.

    Süleyman Ateş

    Yahudiler ve hıristiyanlar; "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz." dediler. De ki: "O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah) size azabediyor?" Hayır, siz de O'nun yaratıklarından birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine azabeder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan herşeyin mülkü Allah'ındır. Dönüş de O'nadır.

    Süleymaniye Vakfı

    Yahudiler ve Hıristiyanlar "Biz, Allah'ın oğulları ve sevdiği kimseleriz" dediler dipnot 1 . De ki: "Madem öyle, Allah niçin günahlarınızdan dolayı size azab ediyor?" Hayır, siz de onun yarattığı birer beşersiniz. Allah, affedilmenin gereğini yapanı affeder, azabı hak edene de azap eder. Göklerde, yerde ve bu ikisinin arasında tüm yetkiler Allah'ındır. Dönüp varılacak yer, onun huzurudur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sonra firavuna de ki `RAB şöyle diyor: İsrail benim ilk oğlumdur. Sana, bırak oğlum gitsin, bana tapsın, dedim. Ama sen onu salıvermeyi reddettin. Bu yüzden senin ilk oğlunu öldüreceğim. (Tevrat, Çıkış 4/22-23)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yahudiler ve Hıristiyanlar: "Biz, Allah'ın oğulları ve sevdiği kimseleriz" dediler dipnot 1 . De ki "Öyleyse niçin günahlarınızdan dolayı size azab ediyor?" Hayır, siz O'nun yarattığı insanlardansınız. Allah, bağışlanmayı tercih edeni bağışlar; azabı tercih edene de azab eder dipnot 2 . Göklerde, yerde ve bu ikisinin arasında tüm yetkiler Allah'ın elindedir. Dönüş O'nadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      22 Sonra firavuna de ki, 'RAB şöyle diyor: İsrail benim ilk oğlumdur. 23 Sana, bırak oğlum gitsin, bana tapsın, dedim. Ama sen onu salıvermeyi reddettin. Bu yüzden senin ilk oğlunu öldüreceğim.>» Çıkış 4
    2. metne dön, dipnot 2
      - Bunun kuralını Allah koyar.

    Şaban Britch

    Yahudi ve Hıristiyanlar: Biz, Allah’ın oğulları ve sevdikleri kimseleriz dediler. De ki: Öyleyse, günahlarınız sebebiyle Allah, size niye azap ediyor? Hayır, siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz! Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin mülkü Allah’ındır. Ve ancak dönüş de O’nadır.

    Şaban Piriş

    Yahudi ve Hıristiyanlar: -Biz, Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz, dediler. De ki: -Öyleyse, günahlarınız sebebiyle Allah, sizi niye cezalandırıyor? Hayır, siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz! Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin hakimiyeti Allah'ındır. Dönüş de O'nadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yahudiler ve Hıristiyanlar dediler ki, biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz. De ki: "O halde niçin size günahlarınız yüzünden azap ediyor?" Hayır, siz de O'nun yarattıklarından birer insansınız. Dilediğini affeder O, dilediğine azap eder. Hem göklerin hem yerin hem de bunlar arasındakilerin mülk ve yönetimi Allah'ındır. Dönüş de O'nadır.

  8. Mâide suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 19. ayet. يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ قَدْ جَآءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلَىٰ فَتْرَةٍ مِّنَ ٱلرُّسُلِ أَن تَقُولُوا۟ مَا جَآءَنَا مِنۢ بَشِيرٍ وَلَا نَذِيرٍ فَقَدْ جَآءَكُم بَشِيرٌ وَنَذِيرٌ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada, "Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı" demeyesiniz diye, işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. (Evet,) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

    Mehmet Okuyan

    Ey kitap ehli! (Kıyamet günü) "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi." dersiniz diye elçilerin arası kesildiği dipnot 1 sırada (gerçekleri) açıklamakta olan Elçimiz size geldi. Size elbette bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye gücü yetendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Fetret] kelimesi "kesinti, ara" demektir. Burada da peygamberliğin bir süre kesintiye uğraması demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ey önceki vahyin takipçileri! Peygambersiz geçen uzun bir fetretin ardından "Bize asla ne müjdecilerden biri geldi, ne de uyarıcılardan biri" dersiniz diye, uyaran ve müjdeleyen Elçimiz, (hakikati) açıklamak üzere işte size de geldi; zira Allah'ın gücü her şeye yeter.

    Muhammed Esed

    Ey Kitab-ı Mukaddesin izleyicileri! Hiçbir peygamberin gelmediği uzun bir aradan sonra, size (hakikati) bildiren bu Elçimiz gönderildi ki "Bize ne bir müjdeci, ne de uyarıcı gelmedi" demeyesiniz: işte size bir müjdeci ve uyarıcı geldi, çünkü Allah dilediğini yapmaya kadirdir.

    Ahmed Hulusi

    Ey kendilerine hakikat bilgisi verilmiş olanlar. . . Rasullerin arasının kesildiği bir süreçte, size gerçekleri açıklayan Rasulümüz gelmiştir. . . "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyesiniz (diye). . . İşte size müjdeleyici ve uyarıcı (Rasul) geldi. . . Allah her şey üzerine Kaadir'dir.

    Ali Bulaç

    Ey Kitap Ehli, elçilerin arası kesildiği dönemde: "Bize müjdeci de, bir uyarıcı da gelmedi" demenize (fırsat kalmasın) diye size apaçık anlatan elçimiz geldi. Böylece müjdeci de, uyarıcı da gelmiştir artık. Allah her şeye güç yetirendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey kitap ehli! Peygamberler arasındaki boşluğa dayanarak, "Bize müjdeci ve korkutucu (bir peygamber) gelmedi" dememeniz için, size (her şeyi) açıklayan Peygamberimiz gelmiştir. Size bir müjdeci bir korkutucu gelmiştir. Allah, her şeye hakkıyla kadirdir.

    Ali Rıza Safa

    Ey kitap halkı! "Bize, muştulayıcı ve uyarıcı gelmedi!" dersiniz diye, elçilerin gelmediği uzun bir aradan sonra, size açıkça anlatan elçimiz gelmiştir. Çünkü Allah, her şeye Gücü Yetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey Ehli kitap! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada size peygamberimiz geldi. Gerçekleri size açıklıyor ki, kıyamette "Bize bir müjdeci ve uyarıcı gelmedi" demeyesiniz. İşte, size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye gücü yetendir.

    Edip Yüksel

    Kitap halkı! Elçiler arasındaki bir boşluk döneminden sonra size elçimiz gelmiş bulunuyor ve size gerçekleri anlatıyor ki "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyesiniz. Oysa size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiş bulunuyor. ALLAH her şeye Gücü Yetendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kitap halkı! Elçiler arasındaki bir boşluk döneminden sonra size elçimiz gelmiş bulunuyor ve size gerçekleri anlatıyor ki 'Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi,' demeyesiniz. ALLAH her şeye Gücü Yetendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey kitap verilenler, bakınız size, peygamberlerin gelişinin kesintiye uğradığı bir zamanda: "Bize ne müjdeyle sevindirecek bir müjdeci ne de ihtar ile gocunduracak bir uyarıcı gelmedi!" demeyesiniz diye, tatlı ve acı gerçekleri açıklayan elçimiz geldi! İşte size hem müjdeci hem de uyarıcı bir peygamber geldi! Allah, her şeye gücü yetendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey Ehli kitab! Peygamberlerin arası kesildiği, bilinemez hale geldiği bir fetret zamanında bakınız size Resulümüz geldi, tatlı ve acı hakıkatleri size beyan ediyor, bize ne beşaretle sevindirecek bir müjdeci, ne ıhtar ile kocunduracak bir inzarcı gelmedi demeyesiniz, işte size hem beşir, hem nezir bir Peygamber geldi, ve Allah her şey'e kadirdir

    Erhan Aktaş

    Ey Kitap Ehli! Resullerin arasının kesildiği bir dönemde size gerçekleri açıklayan Resul'ümüz geldi. "Bize herhangi bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi." demeyesiniz diye, müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey Kitap Ehli! Resullerin arasının kesildiği bir dönemde size gerçekleri açıklayan resulümüz geldi. "Bize herhangi bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi." demeyesiniz diye, müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey Kitap Ehli! Rasullerin arasının kesildiği bir dönemde, "Bize herhangi bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi." demeyesiniz diye, işte size açıklayıcı, müjdeleyici ve uyarıcı olarak Rasul'ümüz geldi. Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Gültekin Onan

    Ey kitap ehli, elçilerin arası kesildiği dönemde: "Bize müjdeci de, uyarıcı da gelmedi" demenize (fırsat kalmasın) diye size apaçık anlatan elçimiz geldi. Böylece müjdeci de, uyarıcı da gelmiştir artık. Tanrı herşeye güç yetirendir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey ehl-i kitab, peygamberlerin arası kesildiği zamanda size (hakıykatleri) apaçık söyleyip duran elçimiz (Muhammed) gelmişdir. Taki "Bize ne bir rahmet müjdecisi, ne de bir azab habercisi gelmedi" demenize (meydan kalmasın), İşte size rahmet müjdecisi de, azab habercisi de geldi artık. Allah, her şey'e hakkıyle kaadirdir.

    İbni Kesir

    Ey Ehl-i Kitab, Peygamberlerin arası kesildiği bir dönemde, gerçekten size peygamberimiz gelmiştir. Gerçekleri açıklıyor ki; bize müjdeci ve uyarıcı gelmedi, demeyesiniz ve o, size gerçekten müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Ve Allah; her şeye Kadir'dir.

    Mehmet Alagaş

    (19) Ey kitap halkı / Ey kitap ehli, Resullerin iniş aralarının kesintiye uğraması nedeniyle, herhangi bir müjdeci ve uyarıcı bize gelmedi demeyesiniz diye kesinlikle size de Resulüm geldi (Hz. Muhammed) ve size açıklıyor, kesinlikle size de müjdeci ve uyarıcı geldi, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey Ehl-i Kitap! Peygamberlerin arasının kesildiği bir dönemde; “Bize, müjdeci ve uyarıcı gelmedi.” demeyesiniz diye, size gerçekleri açıkça anlatan Rasûlümüz geldi. O, müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah’ın her şeye gücü yeter.

    Süleyman Ateş

    Ey Kitap ehli, elçilerin arasının kesildiği sırada size Elçimiz geldi, size gerçekleri açıklıyor ki, (yarın kıyamette); "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyesiniz. İşte size müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, herşeyi yapabilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey ehlikitap /kitaplarında uzman olanlar! "Bize bir müjdeci ve uyarıcı gelmedi!" dersiniz diye, elçilerin arasının kesildiği bir dönemde, size doğruları ortaya koyan elçimiz geldi. İşte size bir müjdeci ve uyarıcı geldi dipnot 1 . Allah her şeye bir ölçü koyar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu elçinin geleceği, İncillerde
      Yuhanna 14:26 — Yeni Ahit, Yuhanna; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Yuhanna 14:26

      Ama Babanın benim adımla göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh, size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      , 15:26 bölümlerinde İsa aleyhisselamın ağzından anlatılmaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Ehl-i Kitap dipnot 1 , elçilere ara verildikten sonra, size her şeyi açıkça ortaya koyan Elçimiz geldi. "Bize müjdeci ve uyarıcı biri gelmedi" diyebilirdiniz ama işte müjdeci ve uyarıcı geldi. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler

    Şaban Britch

    Ey Kitap ehli! Peygamberlerin gelmediği dönemde “Bize, müjdeci ve uyarıcı gelmedi.” demeyesiniz diye, size gerçekleri açıkça anlatan Peygamberimiz geldi. O, müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah’ın her şeye gücü yeter.

    Şaban Piriş

    -Ey Kitap ehli! Peygamberlerin gelmediği dönemde "Bize, müjdeci ve uyarıcı gelmedi." demeyesiniz diye, size gerçekleri açıkça anlatan Peygamberimiz geldi. O, müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah'ın her şeye gücü yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey Ehlikitap! Resullerin arası kesildiği bir sırada resulümüz size geldi; ayan-beyan açıklamalarda bulunuyor. "Bize ne müjdeci geldi ne uyarıcı" demeyesiniz. İşte müjdeci de geldi size, uyarıcı da. Allah her şeye kadirdir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.