Nahl suresi · 112–119. ayetler

Güven içindeki kent meseli; helâl ve haram

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nahl suresi, 112. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 112. ayet. وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا قَرْيَةً كَانَتْ ءَامِنَةً مُّطْمَئِنَّةً يَأْتِيهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِّن كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِأَنْعُمِ ٱللَّهِ فَأَذَٰقَهَا ٱللَّهُ لِبَاسَ ٱلْجُوعِ وَٱلْخَوْفِ بِمَا كَانُوا۟ يَصْنَعُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı.

    Mehmet Okuyan

    Allah güvenli, huzurlu olan, rızkı her yerden bol bol gelen bir şehir (halkını) örnek vermektedir. dipnot 1 (Sonra) onlar, Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük etmişler, Allah da onlara, yaptıkları yüzünden açlık ve korku sıkıntısını tattırmıştı. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Alimlerimiz bu şehrin veya ülkenin Mekke veya Medine olduğu kanaatindedirler. Burada sözü edilen belde Mekke olarak kabul edilirse, Mekke'nin güvenli olması konusunda Hz. İbrahim'ın duası hatırlanabilir. Dahası Kasas 28:57, ‘Ankebût 29:67, Tîn 95:3 ve Kureyş 106:4'te verilen bilgiler Mekke'nin güvenilir bir şehir kılındığını göstermektedir. Bu yoruma ilave olarak ayette şehir adı verilmeyip mesaj genel tutulduğu için maksadı herhangi özel bir şehir olarak yorumlamamak daha evrensel bir yaklaşımdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nankörlük ve inkâr "sebep", azap ise "sonuç"tur.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah (size) bir örnek verir: Güvenli ve (sakinlerini) her açıdan tatmin eden bir belde (düşünün ki), oranın ihtiyaç duyduğu rızık her yerden oraya akıyor. Buna karşın o (belde) Allah'ın nimetlerine nankörlük etti. Derken, yaptıkları sebebiyle Allah orayı çepeçevre içine alan açlık ve korku (belasıyla) kuşattı.

    Muhammed Esed

    İşte, Allah (size) bir örnek veriyor: güvenlik ve refah içinde bir şehir (düşünün ki) oraya (ahalisinin) rızkı her yandan bolca akıp duruyordu; ama ahalisi tutup Allah'ın nimetine karşı yakışmaz bir biçimde nankörlük etti ve bunun üzerine Allah da onlara, inatla yapageldikleri (kötülüklerden) ötürü kuşatıcı bir açlık ve korku felaketi tattırdı.

    Ahmed Hulusi

    Allah bir şehri misal verdi: Güvenli ve mutlu idi. . . Onun yaşam gıdası her taraftan bol bol geliyordu. . . Fakat o (halk) Allah nimetlerine nankörlük etti (Sünnetullah gereği perdelilik oluşturan, fiiller yaptı). . . Allah da kendilerine yapıp-ürettikleri dolayısıyla açlık ve korku libasını tattırdı.

    Ali Bulaç

    Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı) Güvenlik ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük etti, böylece Allah yaptıklarına karşılık olarak, ona açlık ve korku elbisesini tattırdı.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, (ibret için) bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıklarından ötürü açlık ve korku sıkıntısını tattırdı.

    Ali Rıza Safa

    Allah, bir kenti örnek veriyor: Güven ve dirlik içindeydi; her taraftan bol yiyecek gelirdi. Yine de Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Bunun üzerine, Allah, yaptıklarına karşılık, zorlu bir açlık ve korku yıkımını onlara tattırdı.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah şöyle bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar, Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara yaptıklarından dolayı açlık sıkıntısını ve korkuyu tattırdı.

    Edip Yüksel

    ALLAH güven içinde başarılı bir topluluğu örnek olarak verir: O topluluğun rızkı kendilerine her taraftan bol miktarda ulaşırdı. Ancak daha sonra, ALLAH'ın nimetlerine karşı nankör davranınca ALLAH onlara açlık ve korku belasını tattırdı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH güven içinde başarılı bir topluluğu örnek olarak verir: O topluluğun rızkı kendilerine her taraftan bol miktarda ulaşırdı. Ancak daha sonra, ALLAH'ın nimetlerine karşı nankör davranınca ALLAH onlara açlık ve korku belasını tattırdı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Birde Allah, bir şehri örnek verdi ki, halkı güvenlik ve asayiş içindeydi, rızıkları her yerden bol bol geliyordu. Ne varki, onlar Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Allah da onlara o yaptıkları sanatla açlık ve korku elbisesini tatdırdı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de Allah bir şehri mesel yaptı ki emniyyet ve asayiş içinde idi, ona her yerden rızkı bol bol geliyordu, derken Allahın nı'metlerine nankörlük etti, Allah da ona o yaptıkları san'atla açlık ve korku libasını tattırıverdi

    Erhan Aktaş

    Allah, güvenli ve her yönden tatmin olmuş bir kenti örnek verdi. Oraya, her yerden bol bol rızık geliyordu. Ne var ki, Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Bunun üzerine Allah da onlara kaypaklıkları nedeniyle açlık ve korku elbisesini tattırdı. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Açlık ve korku onları her taraftan kuşattı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, güvenli ve her yönden tatmin olmuş bir kenti örnek verdi. Oraya, her yerden bol bol rızık geliyordu. Ne var ki, Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Bunun üzerine Allah da onlara kaypaklıkları nedeniyle açlık ve korku elbisesini tattırdı. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Açlık ve korku onları her taraftan kuşattı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, güvenli ve her yönden tatmin olmuş bir kenti örnek verdi. Oraya, her yerden bol bol rızık geliyordu. Ne var ki, Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Bunun üzerine Allah da onlara kaypaklıkları nedeniyle açlık ve korku elbisesini tattırdı. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Açlık ve korku onları her taraftan kuşattı.

    Gültekin Onan

    Tanrı bir şehri örnek verdi: (Halkı) Güvenlik (amineten) ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Tanrı'nın nimetlerine küfretti, böylece Tanrı yaptıklarına karşılık olarak, ona açlık ve korku elbisesini tattırdı.

    Hasan Basri Çantay

    Allah o memleketi (size) bir (ibret) örneği olarak irad etdi ki o, korkudan emin ve sakindi. Rızkı da kendisine her bir yandan bol bol geliyordu. Fakat o, Allahın ni'metlerine nankörlük etdi de Allah da ona (halkının) işlemekde ısrar etdikleri (kötülükler) yüzünden açlık ve korku libasını (giydirib olanca acıları) tatdırdı.

    İbni Kesir

    Allah; size, huzur ve güven içinde bir kasabayı misal olarak verir. Her yandan oraya bol bol rızık geliyordu. Ama Allah'ın nimetine nankörlük ettiler de yaptıklarından dolayı Allah onlara açlık ve korku belasını tattırdı.

    Mehmet Alagaş

    (111-119) O gün her nefis kendiyle mücadele ede ede gelecektir , Herkese de ne yapmışsa tam olarak ödenecektir, onlara zulmedilmez. Allah bir memleketi size örnek verdi, memnuniyet ve emniyet içindeydiler, her yerden onların erzakları bol bol gelirdi , Allah’ın nimetlerini yok saydılar , Allah ta onlara yaptıklarından dolayı açlık ve korku giysisini tattırdı , onlara kendilerinden bir Resul geldi ve onu yalanladılar, onları azap yakaladı onlar zalim idiler. Allah’ın sizi rızıklandırdıklarının temiz ve helal olanları yiyin. Allah’ın nimetine, eğer ki O’na kulluk ediyorsanız / ibadet ediyor iseniz teşekkür edin, Ölmüş olan, kan, domuz eti ve Allah’tan gayrısına / başkası adına kesilmiş olan hayvan sizlere haram kılınmıştır / yasaklanmıştır, her kim zorda / darda kalırsa eğer saldırmadan ve haddi aşmadan yiyebilirsiniz, Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Allah’a yalanı iftira etmek için bu helal bu haram şeklinde yalan konuşan dillerinizle vasıflandırma yapmayın, yalanı Allah’a iftira edenler kurtuluşa eremezler , onlara az bir geçim / tüketim ve acıtıcı bir azap vardır. Sana anlattığımız ne varsa, onları önceden Yahudilere de haram ettik, biz onlara zulmetmedik lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , kesinlikle Rabbin cahillikle / bilgisizce kötülük yapanlar sonra da bunun ardından vazgeçenler ve ardından ıslah edenleri Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah şöyle bir kasabayı örnek olarak verir: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı.

    Süleyman Ateş

    Allah şöyle bir kenti misal olarak anlattı: Güven, huzur içinde idi; her yerden rızkı bol bol kendisine geliyordu. Fakat Allah'ın ni'metlerine nankörlük etti, bunun üzerine (halkının) yaptıklarından ötürü Allah ona açlık ve korku elbisesi taddırdı.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, güven ve tatmin içinde olan, rızkı her yerden bol bol gelen bir kenti örnek verir. Kent (halkı), Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük etti dipnot 1 . Allah da yaptıklarına karşılık onlara, açlık ve korkuya düşme sıkıntısı çektirdi. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Mekke de bu ayetlerde anlatıldığı gibi güven ve tatmin ortamı içinde yaşanan bir kentti (Kasas 28/57-59, Ankebut 29/67, Kureyş 106/1-4). Diğer bütün kentlerin sakinlerinin de bu olaylardan ibret alarak Allah'a karşı görevlerini yerine getirmeleri gerekir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, rızkı her yerden bol miktarda gelen, güven ve tatmin içindeki bir kenti örnek verir. Derken orası, Allah'ın nimetlerine nankörlük etmeye başlar. Allah da işlerini bozmalarına karşılık onları, açlık ve korku içine sokar.

    Şaban Britch

    Allah bir şehri örnek veriyor. Güven ve huzur içindeydi. Rızkı her yerden kendilerine bol bol geliyordu. Sonra Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler. Allah da onlara yaptıklarına karşılık olarak açlık ve korku giysisi giydirdi.

    Şaban Piriş

    Allah bir şehri örnek veriyor. Güven ve huzur içindeydi. Rızkı her yerden kendilerine bol bol geliyordu. Sonra Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Allah da onlara yaptıklarının bedeli olarak açlık ve korku giysisi giydirdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, şu ülkeyi / medeniyeti de örnek vermiştir: Güvenli, mutlu, huzurlu idi; rızkı her yandan bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler de Allah kendilerine, sanayi olarak ürettikleri şeyler yüzünden açlık ve korku elbisesini/birlikteliğini/karmaşasını tattırdı.

  2. Nahl suresi, 113. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 113. ayet. وَلَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌ مِّنْهُمْ فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ وَهُمْ ظَٰلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki kendi içlerinden onlara elçi gelmişti de onu yalanlamışlardı. Onlar haksızlık ederlerken azap onları yakalamıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve doğrusu onlara kendilerinden bir elçi gelmişti; fakat onu yalanladılar. Ne var ki onlar zulümlerini sürdürürken azap onları yakalayıverdi.

    Muhammed Esed

    Kaldı ki, onlara aralarından bir elçi de gelmişti; ama onlar o'nu yalanladılar. Ve onlar böylece zulüm ve haksızlıklarına devam edip giderken azap kendilerini kıskıvrak yakaladı.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki onlara kendilerinden bir Rasul geldi de Onu yalanladılar! Zalimler oldukları halde, azap kendilerini yakaladı.

    Ali Bulaç

    Andolsun, onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti, fakat onu yalanladılar; böylece onlar, zulümlerine devam etmektelerken azab onları yakalayıverdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, kendi aralarından onlara bir elçi de gelmişti. Fakat Onu yalanladılar. Böylece, haksızlıklarını sürdürdükleri sırada, ceza onları yakaladı.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de, onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.

    Edip Yüksel

    Onlara kendilerinden bir elçi geldi, onu yalanladılar. Sonunda, zulmederlerken onları azap yakaladı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara kendilerinden bir elçi geldi, onu yalanladılar. Sonunda, zulmederlerken onları azap yakaladı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, onlara içlerinden bir peygamber geldi de ona yalan söylüyor, dediler. Azap da zulmederlerken kendilerini yakalayıverdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için, onlara içlerinden bir Resul geldi de ona yalan söyleyor dediler, zulmederlerken azab da kendilerini yakalayıverdi

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki, onlara, içlerinden bir Resul geldi. Fakat onu yalanladılar. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Onlar zalimlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki, onlara, içlerinden bir resul geldi. Fakat onu yalanladılar. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Onlar zalimlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki, onlara, içlerinden bir rasul geldi. Fakat onu yalanladılar. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Onlar zalimlerdir.

    Gültekin Onan

    Andolsun, onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti, fakat onu yalanladılar; böylece onlar, zulümlerine devam etmektelerken azab onları yakalayıverdi.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki onlara kendilerinden bir peygamber de gelmişdir de onu tekzib etmişlerdir. Derken onlar zulümlerinde berdevam iken kendilerini azab yakalayıvermişdir.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; onlara, kendilerinden bir peygamber gelmişti de onu yalanlamışlardı. Zulüm ederken kendilerini azab yakalayıvermişti.

    Mehmet Alagaş

    (111-119) O gün her nefis kendiyle mücadele ede ede gelecektir , Herkese de ne yapmışsa tam olarak ödenecektir, onlara zulmedilmez. Allah bir memleketi size örnek verdi, memnuniyet ve emniyet içindeydiler, her yerden onların erzakları bol bol gelirdi , Allah’ın nimetlerini yok saydılar , Allah ta onlara yaptıklarından dolayı açlık ve korku giysisini tattırdı , onlara kendilerinden bir Resul geldi ve onu yalanladılar, onları azap yakaladı onlar zalim idiler. Allah’ın sizi rızıklandırdıklarının temiz ve helal olanları yiyin. Allah’ın nimetine, eğer ki O’na kulluk ediyorsanız / ibadet ediyor iseniz teşekkür edin, Ölmüş olan, kan, domuz eti ve Allah’tan gayrısına / başkası adına kesilmiş olan hayvan sizlere haram kılınmıştır / yasaklanmıştır, her kim zorda / darda kalırsa eğer saldırmadan ve haddi aşmadan yiyebilirsiniz, Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Allah’a yalanı iftira etmek için bu helal bu haram şeklinde yalan konuşan dillerinizle vasıflandırma yapmayın, yalanı Allah’a iftira edenler kurtuluşa eremezler , onlara az bir geçim / tüketim ve acıtıcı bir azap vardır. Sana anlattığımız ne varsa, onları önceden Yahudilere de haram ettik, biz onlara zulmetmedik lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , kesinlikle Rabbin cahillikle / bilgisizce kötülük yapanlar sonra da bunun ardından vazgeçenler ve ardından ıslah edenleri Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.

    Süleyman Ateş

    Andolsun, onlara, kendilerinden bir elçi geldi, onu yalanladılar. Bunun üzerine onlar zulümlerine devam ederken azab onları yakalayıverdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlara içlerinden mutlaka bir elçi gelir ve onu yalancı sayarlar. İşte o azap, yanlışlar içinde iken onları yakalar.

    Şaban Britch

    Onlara içlerinden bir rasûl gelmişti. Ama onu yalanladılar. İşte o zaman, zalimlikleri içinde iken onları bir azap yakaladı.

    Şaban Piriş

    Onlara içlerinden bir peygamber gelmişti. Ama onu yalanladılar. İşte o zaman, zalimlikleri içinde iken onları bir azap yakaladı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, onlara içlerinden bir resul geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine, onlar zulümlerine devam edip dururken azap kendilerini yakaladı.

  3. Nahl suresi, 114. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 114. ayet. فَكُلُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ حَلَٰلًا طَيِّبًا وَٱشْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

    Diyanet İşleri

    Artık Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O'na ibadet ediyorsanız, Allah'ın nimetine şükredin.

    Mustafa İslamoğlu

    Haydi, siz hem Allah'ın size verdiği rızıkların helal ve temiz olanlarından yiyin, hem de onun nimetlerine şükredin! Tabi ki, gerçekten yalnızca O'na kulluk etmek (istiyorsanız)...

    Muhammed Esed

    Bunun içindir ki, Allah'ın size rızık olarak bahşettiği temiz ve meşru şeylerden payınızı alın ve eğer yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, o zaman nimetinden ötürü Allah'a şükrünüzü gösterin.

    Ahmed Hulusi

    Allah'ın size yaşam gıdası olarak verdiklerinden helal ve temiz şeyleri yeyin ve Allah nimetine şükredin; eğer O'na kulluk ettiğinizin farkındaysanız!

    Ali Bulaç

    Öyleyse Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal (ve) temiz olanlarını yiyin; eğer O'na kulluk ediyorsanız Allah'ın nimetine şükredin.

    Ali Özek ve heyeti

    Artık, Allah’ın size verdiği rızıktan helâl ve temiz olarak yiyin, eğer (gerçekten) yalnız Allah'a ibadet ediyorsanız, onun nimetine şükredin.

    Ali Rıza Safa

    Artık, Allah'ın size verdiği helal ve temiz yiyecekleri yiyin. Allah'ın nimetlerine şükredin; eğer yalnızca O'na hizmet ediyorsanız?

    Bayraktar Bayraklı

    Artık, Allah'ın size verdiği rızıktan helal ve temiz olarak yiyiniz! Eğer yalnız Allah'a kulluk/ibadet ediyorsanız, O'nun nimetine şükrediniz!

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın size verdiği helal ve güzel rızıklardan yiyin ve ALLAH'ın nimetlerine şükredin; sadece O'na hizmet ediyorsanız. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Sadece Allah'a kulluk edenler, O'nun haram etmediğini haram etmezler. Fakat mollaları, şeyhleri, imamları, din adamlarını Tanrı'ya ortak koşanlar, onların Tanrı ve peygamber adına uydurdukları sayısız haramlarla Tanrı'nın bağışladığı Birçok nimeti yasaklayarak nankörlük ederler. * Bak 6:145-150 ve 42:21.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın size verdiği helal ve güzel rızıklardan yeyin ve ALLAH'ın nimetlerine şükredin; sadece O'na kulluk ediyorsanız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onun için Allah'ın size verdiği rızıklardan helal ve hoş olarak yiyin de Allah'ın nimetine şükredin, eğer gerçekten O'na ibadet edecekseniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun için siz Allahın size verdiği rızıklardan halal ve hoş olarak yeyin de Allahın nı'metine şükredin, eğer gerçekten ona ıbadet edecek iseniz

    Erhan Aktaş

    Eğer Allah'a kulluk ediyorsanız, Allah'ın nimetine şükredin. Allah'ın size verdiği rızıklardan helal ve temiz olarak yiyin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer Allah'a kulluk ediyorsanız, Allah'ın nimetine şükredin. Allah'ın size verdiği rızıklardan helal ve temiz olarak yiyin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer Allah'a kulluk ediyorsanız, Allah'ın nimetine şükredin. Allah'ın size verdiği rızıklardan helal ve temiz olarak yiyin.

    Gültekin Onan

    Öyleyse Tanrı'nın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal (ve) temiz olanlarını yiyin; eğer O'na kulluk ediyorsanız Tanrı'nın nimetine şükredin.

    Hasan Basri Çantay

    Artık Allahın sizi rızıklandırdığı şeylerden halal ve temiz olarak yeyin. Allahın ni'metine şükredin, eğer Ona kulluk edecekseniz.

    İbni Kesir

    Artık Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden helal ve temiz olarak yeyin. Eğer O'na kulluk edecekseniz; Allah'ın nimetine şükredin.

    Mehmet Alagaş

    (111-119) O gün her nefis kendiyle mücadele ede ede gelecektir , Herkese de ne yapmışsa tam olarak ödenecektir, onlara zulmedilmez. Allah bir memleketi size örnek verdi, memnuniyet ve emniyet içindeydiler, her yerden onların erzakları bol bol gelirdi , Allah’ın nimetlerini yok saydılar , Allah ta onlara yaptıklarından dolayı açlık ve korku giysisini tattırdı , onlara kendilerinden bir Resul geldi ve onu yalanladılar, onları azap yakaladı onlar zalim idiler. Allah’ın sizi rızıklandırdıklarının temiz ve helal olanları yiyin. Allah’ın nimetine, eğer ki O’na kulluk ediyorsanız / ibadet ediyor iseniz teşekkür edin, Ölmüş olan, kan, domuz eti ve Allah’tan gayrısına / başkası adına kesilmiş olan hayvan sizlere haram kılınmıştır / yasaklanmıştır, her kim zorda / darda kalırsa eğer saldırmadan ve haddi aşmadan yiyebilirsiniz, Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Allah’a yalanı iftira etmek için bu helal bu haram şeklinde yalan konuşan dillerinizle vasıflandırma yapmayın, yalanı Allah’a iftira edenler kurtuluşa eremezler , onlara az bir geçim / tüketim ve acıtıcı bir azap vardır. Sana anlattığımız ne varsa, onları önceden Yahudilere de haram ettik, biz onlara zulmetmedik lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , kesinlikle Rabbin cahillikle / bilgisizce kötülük yapanlar sonra da bunun ardından vazgeçenler ve ardından ıslah edenleri Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin ve eğer yalnızca Ona ibadet ediyorsanız Allah’ın nimetine şükredin.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın size verdiği rızıktan helal, hoş olarak yeyin de Allah'ın ni'metine şükredin; eğer O'na kulluk ediyorsanız.

    Süleymaniye Vakfı

    O halde siz, Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden helal ve temiz olanları dipnot 1 yiyin! Yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız verdiği nimetler karşılığında şükredin / görevlerinizi yerine getirin dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Temiz anlamı verdiğimiz tayyib (طيب) kelimesinin kök anlamı vücudun ve duyu organlarının lezzet aldığı temiz şeydir. (Müfredat)
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öyleyse Allah'ın size verdiği rızkın helal ve temiz olanlarını yiyin. Kulluğu yalnız ona yapıyorsanız Allah'a teşekkür edin.

    Şaban Britch

    O halde, eğer yalnızca Allah’a ibadet ediyorsanız, size Allah’ın verdiği rızıklardan helal ve temiz olanı yiyin ve Allah’ın nimetine şükredin.

    Şaban Piriş

    O halde, eğer yalnızca Allah'a kulluk ediyorsanız, size Allah'ın verdiği rızıklardan helal ve temiz olanı yiyin ve Allah'ın nimetine şükredin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal ve temiz olarak yiyin! Eğer yalnız O'na kulluk/ibadet ediyorsanız, Allah'ın nimetlerine şükredin.

  4. Nahl suresi, 115. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 115. ayet. إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ ٱلْمَيْتَةَ وَٱلدَّمَ وَلَحْمَ ٱلْخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيْرِ ٱللَّهِ بِهِۦ فَمَنِ ٱضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) size, özellikle leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen (hayvanlar)ı haram kılmıştır. dipnot 1 (Ancak) azgınlık yapmayacak ve sınırı aşmayacak şekilde kim (bunlardan yemek) zorunda kalırsa, (bilsin ki) Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:173; Mâide 5:3; En‘âm 6:145.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ki) O size yalnızca leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen (hayvanı) haram kılmıştır! Fakat mecbur kalan kişi, haddi aşıp zorunlu miktarı geçmeden (yemişse), bilsin ki Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Allah size sadece leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adı anıla(rak boğazlanan hayva)nı yasaklamıştır; fakat zorunluluk durumuna düşen kimse, aşırı gidip ihtiyacının ötesine geçmemek şartıyla bu yasaklamanın dışındadır; çünkü Allah, şüphesiz çok acıyan, esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır.

    Ahmed Hulusi

    (Allah) size yalnızca ölmüş hayvan etini (leşi), kanı, domuz etini ve Allah'tan gayrı adına boğazlananı haram etmiştir. . . Ama kim zorda kalırsa helal saymayarak ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın (bunlardan yiyebilir). . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    O, size ancak ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı haram kıldı. Fakat kim mecbur kalırsa, saldırmamak ve sınırı aşmamak üzere (yiyebilir). Çünkü gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Allah) size, sadece ölü hayvanın kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanı haram kıldı. Ancak kim mecbur kalırsa (başkalarının haklarına) saldırmaksızın, sınırı da aşmadan (bunlardan yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.

    Ali Rıza Safa

    Yalnızca, leş, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası için kesilmiş olanları size yasaklamıştır. Yine de kim umarsız kalırsa, başkasının hakkına saldırmaz ve sınırı aşmazsa, kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah size, sadece ölü hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanı haram kıldı. Ancak kim mecbur kalırsa aşırı gidip ihtiyacının ötesine geçmemek şartıyla, bu yasaklamanın dışındadır. Çünkü Allah affedicidir; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Size yalnızca leş, kan, domuz eti ve ALLAH'tan başkası için adananları haram kılmıştır. Kim zorda kalırsa, istekli olmamak ve sınırı aşmamak koşuluyla ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Size yalnızca leş, kan, domuz eti ve ALLAH'tan başkası için adananları haram kılmıştır. Kim (bunları yemek) zorunda kalırsa, istekli olmamak ve sınırı aşmamak koşuluyla ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O, size ancak ölüyü, kanı, domuz etini, bir de Allah'tan başkasının adına kesileni yasakladı. Her kim de çaresiz kalırsa, başkasına saldırmaksızın ve sınırı aşmaksızın yiyebilir; artık şüphe yok ki, Allah, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O size ancak ölüyü ve kanı ve hınzır etini, bir de Allahın gayrisinin namına kesileni haram kıldı, her kim de muztarr olursa bağiy ve mütecaviz olmadığı halde, artık şüphe yok ki rabbın gafurdur rahimdir

    Erhan Aktaş

    Allah, size haram kıldı: ölmüş hayvan etini, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilenleri dipnot 1 Ancak kim mecbur kalırsa dipnot 2 haddi aşmadığı ve hakkı çiğnemediği takdirde yiyebilir. dipnot 3 Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Başkası adına kesilenlerden kasıt, tapınma ve ibadet amacıyla; adanma düşüncesiyle başka bir ilah adına kesilenlerdir. Yoksa sanıldığı gibi, kesme işlemi sırasında Allah'ın adını anma mecburiyetinden söz edilmemektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Açlık nedeniyle bir şeyler yemek zorunda kalmışsa.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bunlardan yiyebilir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, size haram kıldı: ölmüş hayvan etini, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilenleri dipnot 1 Ancak kim mecbur kalırsa dipnot 2 haddi aşmadığı ve hakkı çiğnemediği takdirde yiyebilir. dipnot 3 Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bundan kasıt, tapınma ve ibadet amacıyla; adanma düşüncesiyle başka bir ilah adına kesilenlerdir. Yoksa sanıldığı gibi, kesme işlemi sırasında Allah'ın adını anma mecburiyetinden söz edilmemektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Açlık nedeniyle bir şeyler yemek zorunda kalmışsa.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bunlardan yiyebilir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, size sadece ölmüş hayvan etini, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilenleri dipnot 1 haram kıldı. Ancak kim mecbur kalırsa dipnot 2 haddi aşmadığı ve hakkı çiğnemediği takdirde, bilsin ki doğrusu Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bundan kasıt, tapınma ve ibadet amacıyla; adanma düşüncesiyle başka bir ilah adına kesilenlerdir. Yoksa sanıldığı gibi, kesme işlemi sırasında Allah'ın adını anma mecburiyetinden söz edilmemektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Açlık nedeniyle bir şeyler yemek zorunda kalmışsa

    Gültekin Onan

    O, size ancak ölüyü, kanı, domuz etini ve Tanrı'dan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı haram kıldı. Fakat kim mecbur kalırsa saldırmamak ve sınırı aşmamak üzere (yiyebilir). Çünkü gerçekten Tanrı, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    O, size ancak ölüyü, kanı, domuz etini, bir de Allahdan başkası için kesilmiş olan (hayvanlar) ı haram kıldı. (Bununla beraber kim bunlardan yemiye) muztar kalırsa (kimseye) saldırmamak ve haddi (ölmeyecek mıkdarı) geçmemek şartiyle (yiyebilir). Çünkü Allah hakkıyle yarlığayıcı, kemaliyle esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    O; size ancak ölüyü, kanı, domuz etini, bir de Allah'tan başkası için kesilmiş olanı haram kıldı. Mecbur olan; saldırmamak ve haddi aşmamak şartıyla bunun dışındadır. Şüphesiz Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (111-119) O gün her nefis kendiyle mücadele ede ede gelecektir , Herkese de ne yapmışsa tam olarak ödenecektir, onlara zulmedilmez. Allah bir memleketi size örnek verdi, memnuniyet ve emniyet içindeydiler, her yerden onların erzakları bol bol gelirdi , Allah’ın nimetlerini yok saydılar , Allah ta onlara yaptıklarından dolayı açlık ve korku giysisini tattırdı , onlara kendilerinden bir Resul geldi ve onu yalanladılar, onları azap yakaladı onlar zalim idiler. Allah’ın sizi rızıklandırdıklarının temiz ve helal olanları yiyin. Allah’ın nimetine, eğer ki O’na kulluk ediyorsanız / ibadet ediyor iseniz teşekkür edin, Ölmüş olan, kan, domuz eti ve Allah’tan gayrısına / başkası adına kesilmiş olan hayvan sizlere haram kılınmıştır / yasaklanmıştır, her kim zorda / darda kalırsa eğer saldırmadan ve haddi aşmadan yiyebilirsiniz, Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Allah’a yalanı iftira etmek için bu helal bu haram şeklinde yalan konuşan dillerinizle vasıflandırma yapmayın, yalanı Allah’a iftira edenler kurtuluşa eremezler , onlara az bir geçim / tüketim ve acıtıcı bir azap vardır. Sana anlattığımız ne varsa, onları önceden Yahudilere de haram ettik, biz onlara zulmetmedik lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , kesinlikle Rabbin cahillikle / bilgisizce kötülük yapanlar sonra da bunun ardından vazgeçenler ve ardından ıslah edenleri Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah size, ölmüş hayvanı-leşi, kanı, domuz etini, Allah'tan başkası adına kesilen hayvanı haram kıldı. Kim bu haram kılınan şeylerden yemeye mecbur kalırsa, helâl saymayarak, zarurî ihtiyaç sınırını aşmadan yiyebilir. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Süleyman Ateş

    Allah size ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen(hayvanlar)ı haram kıldı. Kim mecbur kalırsa (başkasının hakkına) saldırmadan, sınırı da aşmadan (bunlardan) yiyebilir. Şüphesiz Allah, bağışlayan, esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah size sadece kesilmeden ölmüş hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adı anılarak kesilmiş olanı haram kılmıştır. Kim çaresiz kalır da birinin hakkına saldırmadan ve ihtiyaç sınırını da aşmadan bunlardan yerse (bilsin ki) Allah çok bağışlayan ve ikramı bol olandır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah size sadece ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Kim zorda kalır da aşırı gitmez ve başkasının hakkına saldırmazsa Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Şaban Britch

    Ancak O, size ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanları haram kıldı. Kim zaruret içindeyse, arzulamadan ve zaruret miktarını aşmadan (bunlardan da yiyebilir.)Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    Ancak O, size ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasına kurban edileni haram kıldı. Fakat kim zorda kalırsa, saldırmadan ve sınırı da aşmadan (yiyebilir). Şüphesiz Allah bağışlayan ve merhamet edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O size ancak şunları haram kılmıştır: Ölü, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilen hayvan. Bununla birlikte, zorda kalan, başkasının hakkına tecavüz etmemek, sınırı da aşmamak şartıyla bunlardan yerse, Allah bağışlayacak, merhamet edecektir.

  5. Nahl suresi, 116. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 116. ayet. وَلَا تَقُولُوا۟ لِمَا تَصِفُ أَلْسِنَتُكُمُ ٱلْكَذِبَ هَٰذَا حَلَٰلٌ وَهَٰذَا حَرَامٌ لِّتَفْتَرُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَ

    Diyanet İşleri

    Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah'a karşı yalan uydurmak için, "Şu helaldir", "Şu haramdır" demeyin. Şüphesiz, Allah'a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.

    Mehmet Okuyan

    Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak "Şu helaldir, şu da haramdır!" demeyin; sonunda Allah'a yalan uydurmuş olursunuz. Allah'a yalan uyduranlar kurtulamazlar. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette hakkında Yüce Allah'ın hüküm indirmediği konularda Allah'a iftira etmeleri anlamına gelecek şekilde kişilerin helal ve haram değerlendirmesinde bulunması yasaklanmaktadır. Benzer mesajlar: Mâide 5:87; En‘âm 6:143-146; Yûnus 10:59-60; Tahrîm 66:1; Hâkka 69:44-47.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık, dilleriyle yalan beyanda bulunup, üstelik uydurduğunuz yalanı (da) Allah'a isnat ederek "Bu helaldir, bu da haramdır!" demeyin! Çünkü uydurdukları yalanı Allah'a isnat edenler asla kurtuluşa eremezler.

    Muhammed Esed

    Buna göre, artık, kendi yalanınızı (adeta) Allah'a isnad ederek öyle dilinize geldiği gibi yalan yanlış "bu helaldir, şu haramdır" demeyin; çünkü, haberiniz olsun, Allah'a yalan isnad edenler asla kurtuluşa erişemezler!

    Ahmed Hulusi

    Aklınıza esen yalanı uydurup, "Şu helaldir ve şu haramdır" demeyin. . . Çünkü Allah'a iftira atmış olursunuz! Muhakkak ki, Allah üzerine yalan uyduranlar kurtulmazlar!

    Ali Bulaç

    Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.

    Ali Özek ve heyeti

    Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak «Bu helaldir, şu da haramdır» demeyin, çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.

    Ali Rıza Safa

    Dilinizle uydurduğunuz yakıştırmalarla; "Bu helaldir; şu haramdır!" demeyin. Allah hakkında yalanlar söyleyerek iftira etmiş olursunuz. Kuşkusuz, Allah hakkında yalanlar söyleyerek iftira edenler, kurtuluşa erişemezler. dipnot 206

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 206
      "Bu helaldir; şu haramdır!" denilerek, Kur'an'da bildirilenlerin dışında yasaklar uydurulmasının "Allah hakkında yalanlar söyleyerek iftira etmek olduğu" bildirilmiştir. Yasak olan tüm yiyecekler, 2:173; 5:3,4,5; 6:145 ve 16:115 ayetlerinde açık bir biçimde bildirilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak, "Bu helaldir, şu da haramdır" demeyin! Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.

    Edip Yüksel

    Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü "Bu helaldir, bu haramdır" demeyin. Böylece ALLAH'a yalan yakıştırmış olursunuz. ALLAH'a yalan yakıştıranlar başarıya ulaşamazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü 'Bu helaldir, bu haramdır,' demeyin. Böylece ALLAH'a yalan yakıştırmış olursunuz. ALLAH'a yalan yakıştıranlar başarıya ulaşamazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sadece dillerinizin yalan yere nitelemesi ile: "şu helaldır, şu haramdır." demeyin ki, yalanı Allah'a iftira etmiş olursunuz. Şüphe yok ki, yalanı Allah'a iftira edenler kurtuluşa eremezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sade dilinizin yalan tavsıfile şu halal, şu haram demeyin ki yalanı Allaha iftira etmiş olursunuz, şüphe yok ki yalanı Allaha iftira edenler felah bulmazlar

    Erhan Aktaş

    Kendi yalanlarınızı, Allah'a dayandırarak, dilinize geldiği gibi yalan yanlış, "Şu helaldir, şu haramdır." demeyin. Uydurduğu yalanı Allah'a dayandıranlar, kurtuluşa eremezler. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günümüzde cemaatler, tarikatlar, dini ekoller ve din üzerinden siyasi, ticari, itibari rant elde edenler; dini geçim kaynağı haline dönüştürenler, sünnet, hadis adı altında uydurdukları yalanları Allah'a dayandırıyorlar. Kur'an'ın yanı sıra hadis, sünnet, icma, kıyas, içtihat, esbab-ı nüzul, siyer ve fıkıh gibi kaynakları din edinenler, bu kaynaklarla helal ve haram belirleyerek Allah adına yalan uyduruyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendi yalanlarınızı, Allah'a dayandırarak, dilinize geldiği gibi yalan yanlış, "Şu helaldir, şu haramdır." demeyin. Uydurduğu yalanı Allah'a dayandıranlar, kurtuluşa eremezler. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Başta "hadis" olmak üzere "icma, kıyas, siyer, tefsir, fıkıh" gibi dini kaynaklarda Allah'ın haram etmediği o kadar çok şey haram olarak tanımlanmış ki bu haram ve günahlarla İslam adeta mayınlı bir tarlaya dönüştürülmüş güç yetirilemez bir hal almıştır. Oysaki haram ve helali belirleme hakkı yalnızca Allah'a aittir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendi yalanlarınızı, Allah'a dayandırarak, dilinize geldiği gibi yalan yanlış, "Şu helaldir, şu haramdır." demeyin. Uydurduğu yalanı Allah'a dayandıranlar, kurtuluşa eremezler. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Başta hadis adı altında olmak üzere, din adına üretilmiş bilgi kaynaklarından "icma, kıyas, fıkıh" Allah'ın haram etmediği o kadar çok şey haram olarak tanımlanmış ki bu haram ve günahlarla İslam adeta mayınlı bir tarlaya dönüştürülmüş güç yetirilemez bir hal almıştır. Oysaki haram ve helali belirleme hakkı yalnızca Allah'a aittir.

    Gültekin Onan

    Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal buna haram demeyin. Çünkü Tanrı'ya karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Tanrı'ya karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.

    Hasan Basri Çantay

    Dillerinizin yalan yere vasıflandırageldiği şeyler için: "Şu halaldır, bu haramdır" demeyin. Çünkü (bu suretle) Allaha karşı yalan düzmüş olursunuz. Allaha yalan düzenler ise, şübhe yokdur ki felah bulmazlar.

    İbni Kesir

    Diliniz yalan yere vasıflandırageldiği için her şeye: Şu helal; bu haramdır demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz ki Allah'a karşı yalan uyduranlar, asla felah bulmazlar.

    Mehmet Alagaş

    (111-119) O gün her nefis kendiyle mücadele ede ede gelecektir , Herkese de ne yapmışsa tam olarak ödenecektir, onlara zulmedilmez. Allah bir memleketi size örnek verdi, memnuniyet ve emniyet içindeydiler, her yerden onların erzakları bol bol gelirdi , Allah’ın nimetlerini yok saydılar , Allah ta onlara yaptıklarından dolayı açlık ve korku giysisini tattırdı , onlara kendilerinden bir Resul geldi ve onu yalanladılar, onları azap yakaladı onlar zalim idiler. Allah’ın sizi rızıklandırdıklarının temiz ve helal olanları yiyin. Allah’ın nimetine, eğer ki O’na kulluk ediyorsanız / ibadet ediyor iseniz teşekkür edin, Ölmüş olan, kan, domuz eti ve Allah’tan gayrısına / başkası adına kesilmiş olan hayvan sizlere haram kılınmıştır / yasaklanmıştır, her kim zorda / darda kalırsa eğer saldırmadan ve haddi aşmadan yiyebilirsiniz, Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Allah’a yalanı iftira etmek için bu helal bu haram şeklinde yalan konuşan dillerinizle vasıflandırma yapmayın, yalanı Allah’a iftira edenler kurtuluşa eremezler , onlara az bir geçim / tüketim ve acıtıcı bir azap vardır. Sana anlattığımız ne varsa, onları önceden Yahudilere de haram ettik, biz onlara zulmetmedik lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , kesinlikle Rabbin cahillikle / bilgisizce kötülük yapanlar sonra da bunun ardından vazgeçenler ve ardından ıslah edenleri Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla, “Şuna helal, buna haram” demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.

    Süleyman Ateş

    Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü "Şu helaldir, şu haramdır," demeyin, sonra Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah'a karşı yalan uyduranlar ise iflah olmazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a karşı yalan uydurmak için dillerinizin süslediği yalanla "Bu helaldir, bu haramdır" demeyin. Bu yalanı Allah'a atfetmeyin. Yalanlarını Allah'a atfedenler umduklarına kavuşamazlar.

    Şaban Britch

    Dillerinizin uydurduğu yalanla "Bu helaldir, şu da haramdır" demeyin. Böylece Allah'a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Şüphesiz, Allah hakkında yalan uyduranlar kurtuluşa eremez.

    Şaban Piriş

    Dilleriniz yalana alışkın olması sebebiyle "Allah hakkında yalan uydurmuş olmamak için "bu helaldir, şu haramdır" demeyin. Şüphesiz, Allah hakkında yalan uyduranlar kurtuluşa eremez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yalan düzerek Allah'a iftira etmek için, dillerinizin uydurma nitelendirmeleriyle "Şu helaldir, şu da haramdır!" demeyin. Yalan düzerek Allah'a iftira edenler kurtulamazlar.

  6. Nahl suresi, 117. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 117. ayet. مَتَٰعٌ قَلِيلٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    (Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. Halbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    (Kazandıkları) az bir menfaattir. Onlar için elem verici bir azap vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    (Bu dünyada) oyalayıcı kısa bir haz (duysalar da), (ahirette) onları can yakıcı bir ceza bekler.

    Muhammed Esed

    (Onlarınki bu dünyada) kısa bir avuntudan ibarettir; (öte dünyada ise) kendilerini can yakıcı bir azap beklemektedir!

    Ahmed Hulusi

    Az bir faydalanma (yüzünden)!. . Onlara (gelecekte) acı bir azap vardır.

    Ali Bulaç

    (Bu dünyada olup biten) Pek az bir metadır. Onlara ise acı bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Kazandıkları) pek az bir menfaattir. Halbuki onlar için elem verici bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Az bir geçinmedir. Oysa onlar için, acı bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Kazandıkları pek az bir menfaattir. Halbuki onlar için elem verici bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    Kısa süren bu zevkten sonra onlar için acı bir azap vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kısa süren bu zevkten sonra onlar için acı bir azap vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu az bir faydalanmadır ve onlara acı bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Az bir istifade ve haklarında elim bir azab vardır

    Erhan Aktaş

    Bu yaptıkları az bir yararlanmadır. Onlara acı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu yaptıkları az bir yararlanmadır. Onlara acı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu yaptıkları az bir yararlanmadır. Onlara acı bir azap vardır.

    Gültekin Onan

    (Bu dünyada olup biten) Pek az bir metadır. Onlara ise acı bir azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    (Bu, ancak geçici ve) az bir menfeatden ibaretdir. Halbuki onlara (ahıretde) pek acıklı bir azab vardır.

    İbni Kesir

    Az bir geçim ve ardından onlara elim bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (111-119) O gün her nefis kendiyle mücadele ede ede gelecektir , Herkese de ne yapmışsa tam olarak ödenecektir, onlara zulmedilmez. Allah bir memleketi size örnek verdi, memnuniyet ve emniyet içindeydiler, her yerden onların erzakları bol bol gelirdi , Allah’ın nimetlerini yok saydılar , Allah ta onlara yaptıklarından dolayı açlık ve korku giysisini tattırdı , onlara kendilerinden bir Resul geldi ve onu yalanladılar, onları azap yakaladı onlar zalim idiler. Allah’ın sizi rızıklandırdıklarının temiz ve helal olanları yiyin. Allah’ın nimetine, eğer ki O’na kulluk ediyorsanız / ibadet ediyor iseniz teşekkür edin, Ölmüş olan, kan, domuz eti ve Allah’tan gayrısına / başkası adına kesilmiş olan hayvan sizlere haram kılınmıştır / yasaklanmıştır, her kim zorda / darda kalırsa eğer saldırmadan ve haddi aşmadan yiyebilirsiniz, Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Allah’a yalanı iftira etmek için bu helal bu haram şeklinde yalan konuşan dillerinizle vasıflandırma yapmayın, yalanı Allah’a iftira edenler kurtuluşa eremezler , onlara az bir geçim / tüketim ve acıtıcı bir azap vardır. Sana anlattığımız ne varsa, onları önceden Yahudilere de haram ettik, biz onlara zulmetmedik lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , kesinlikle Rabbin cahillikle / bilgisizce kötülük yapanlar sonra da bunun ardından vazgeçenler ve ardından ıslah edenleri Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. Hâlbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    Azıcık yaşama(nın ardından), onlara acı bir azab gelecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu pek az bir menfaatir. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Al-i İmran 3/197 esas alınmıştır.

    Şaban Britch

    Az bir menfaat ve onlara acı bir azap!

    Şaban Piriş

    Az bir menfaat ve onlara acı bir azap!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Az bir nimetlenme ardından, acıklı bir azap var onlara.

  7. Nahl suresi, 118. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 118. ayet. وَعَلَى ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ حَرَّمْنَا مَا قَصَصْنَا عَلَيْكَ مِن قَبْلُ وَمَا ظَلَمْنَٰهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz (bununla) onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

    Mehmet Okuyan

    Sana daha önce anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. dipnot 1 Biz onlara haksızlık etmedik fakat onlar kendilerine haksızlık ediyorlardı. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dini öğretilerdeki kaynak ve amaç birlikteliğiyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:90; Şu‘arâ 26:196; Fussilet 41:43; Şûrâ 42:13; Necm 53:36-37; A‘lâ 87:18-19.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:57; Al-i İmrân 3:117; A‘râf 7:160, 177; Tevbe 9:70; Yûnus 10:44; Hûd 11:101; Nahl 16:33; Kehf 18:49; ‘Ankebût 29:40; Rûm 30:9; Zuhruf 43:76.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve yalnızca Yahudileşen kimselere sana daha önce aktardığımız şeyleri yasaklamıştık; ama onlara zulmeden biz değildik, ne var ki onlar asıl kendi kendilerine zulmettiler.

    Muhammed Esed

    Ve (yalnız) Yahudi inancına bağlı olanlara sana daha önce sözünü ettiğimiz şeyleri yasakladık; çünkü onlara Biz haksızlık yapmadık; tam tersine, onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.

    Ahmed Hulusi

    Biz daha önce sana hikaye edip anlattığımız şeyleri, Yahudi olanlar üzerine de haram etmiştik. . . Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.

    Ali Bulaç

    Yahudi olanlara da, bundan önce sana aktardıklarımızı haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Sana anlattıklarımızı, daha önce, yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmedik, fakat, onlar kendilerine haksızlık ediyorlardı.

    Ali Rıza Safa

    Sana anlattıklarımızı, daha önce, Yahudilere de yasaklamıştık. Biz, onlara haksızlık etmedik. Tam tersine, onlar, kendilerine yazık ettiler.

    Bayraktar Bayraklı

    Sana anlattıklarımızı daha önce Yahudilere de haram kılmıştık. Biz onlara haksızlık etmedik; aksine onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

    Edip Yüksel

    Yahudilere, daha önce sana anlattığımız şeyleri haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik; fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yahudilere, daha önce sana anlattığımız şeyleri haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik; fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yahudilere ise bundan önce sana aktardıklarımızı haram kıldık ve onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yehudi olanlara ise bundan evvel sana naklettiklerimizi haram kıldık ve onlara biz zulm etmedik ve lakin kendi kendilerine zulmediyorlardı

    Erhan Aktaş

    Sana anlattıklarımızı daha önce Yahudilere de haram kılmıştık. Biz, onlara haksızlık yapmadık. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık ediyorlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sana anlattıklarımızı daha önce Yahudilere de haram kılmıştık. Biz, onlara haksızlık yapmadık. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık ediyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sana anlattıklarımızı daha önce Yahudilere de haram kılmıştık. Biz, onlara haksızlık yapmadık. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık ediyorlardı.

    Gültekin Onan

    Yahudi olanlara da, bundan önce sana aktardıklarımızı haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefslerine zulmediyodardı.

    Hasan Basri Çantay

    Biz sana anlatdığımız şeyleri Yahudilere daha evvel haram kılmışdık. (Bununla) biz onlara zulmetmemişdik. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

    İbni Kesir

    Sana anlattıklarımızı daha evvel Yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmemiştik, fakat onlar kendilerine zulmetmişlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (111-119) O gün her nefis kendiyle mücadele ede ede gelecektir , Herkese de ne yapmışsa tam olarak ödenecektir, onlara zulmedilmez. Allah bir memleketi size örnek verdi, memnuniyet ve emniyet içindeydiler, her yerden onların erzakları bol bol gelirdi , Allah’ın nimetlerini yok saydılar , Allah ta onlara yaptıklarından dolayı açlık ve korku giysisini tattırdı , onlara kendilerinden bir Resul geldi ve onu yalanladılar, onları azap yakaladı onlar zalim idiler. Allah’ın sizi rızıklandırdıklarının temiz ve helal olanları yiyin. Allah’ın nimetine, eğer ki O’na kulluk ediyorsanız / ibadet ediyor iseniz teşekkür edin, Ölmüş olan, kan, domuz eti ve Allah’tan gayrısına / başkası adına kesilmiş olan hayvan sizlere haram kılınmıştır / yasaklanmıştır, her kim zorda / darda kalırsa eğer saldırmadan ve haddi aşmadan yiyebilirsiniz, Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Allah’a yalanı iftira etmek için bu helal bu haram şeklinde yalan konuşan dillerinizle vasıflandırma yapmayın, yalanı Allah’a iftira edenler kurtuluşa eremezler , onlara az bir geçim / tüketim ve acıtıcı bir azap vardır. Sana anlattığımız ne varsa, onları önceden Yahudilere de haram ettik, biz onlara zulmetmedik lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , kesinlikle Rabbin cahillikle / bilgisizce kötülük yapanlar sonra da bunun ardından vazgeçenler ve ardından ıslah edenleri Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sana anlattıklarımızı daha önce Yahudilere de haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmemiştik, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.

    Süleyman Ateş

    Yahudi olanlara da, bundan önce sana anlattıklarımızı haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana anlattığımız şeyleri daha önce Yahudilere de haram kılmıştık. Bizim onlara bir yanlışımız olmadı ama onlar, yanlışı kendilerine yapıyorlardı.

    Şaban Britch

    Sana anlattıklarımızı daha önce Yahudilere de haram kılmıştık. Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

    Şaban Piriş

    Sana anlattıklarımızı daha önce Yahudilere de haram kılmıştık. Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sana anlattıklarımızı daha önce, Yahudilere haram kılmıştık. Biz onlara haksızlık etmedik; aksine, onlar kendi benliklerine zulmediyorlardı.

  8. Nahl suresi, 119. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 119. ayet. ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ عَمِلُوا۟ ٱلسُّوٓءَ بِجَهَٰلَةٍ ثُمَّ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَأَصْلَحُوٓا۟ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Sonra şüphesiz ki Rabbin, cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra da bunun ardından tevbe edip kendilerini düzeltenleri (bağışlayacaktır). Şüphesiz ki ondan (tevbe ettikten) sonra Rabbin elbette çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Sonuç olarak şunu aklından çıkarma ki, Rabbin, bir cahillik ederek kötülük işleyen ama bunun ardından tevbe edip Allah'a yönelerek kendisini düzeltenden yana tavır koyar. Çünkü senin Rabbin, öylesi bir (tevbenin) ardından tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir rahmet kaynağı olduğunu mutlaka (gösterecektir).

    Muhammed Esed

    Bir kez daha (belirtelim), muhakkak ki senin Rabbin, bilmezlik yüzünden kötülük işleyen sonra da tevbe eden ve artık düzgün yaşayan kimselerden yanadır; işte böyle (bir tevbeden) sonra çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcı elbette senin Rabbindir.

    Ahmed Hulusi

    Sonra, muhakkak ki Rabbin, bilgisizlikten ötürü kötülük yapıp, bunun arkasından tövbe ederek düzelenlerin tövbelerini gerçekleştirir. . . Rabbin, bunun sonrasında Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Sonra gerçekten Rabbin, cehalet sonucu kötülük işleyen, sonra bunun ardından tevbe eden ve ıslah olanlar(la beraberdir). Şüphesiz Rabbin bundan sonra bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra şüphesiz Rabbin, cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra da bunun ardından tevbe edip durumunu düzeltenleri (bağışlayacaktır). Çünkü onlar tevbe ettikten sonra Rabbin elbet çok bağışlayan, pek esirgeyendir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Efendin, bilisizlik yüzünden kötülük işleyen, sonra pişmanlık gösteren ve ardından durumlarını düzeltenler için; kuşkusuz Efendin, bundan sonra, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra şüphesiz Rabbin, câhillik sebebiyle kötülük yapan, bunun ardından tövbe edip durumunu düzeltenleri bağışlayacaktır. Çünkü onlar tövbe ettikten sonra uslandılar. Bütün bunlardan sonra Rabbin elbette affedicidir; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Bunlara rağmen Efendin, bilgisizlik yüzünden kötülük işledikten sonra ardından tövbe edip düzelenlere, evet senin Efendin ondan sonra Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunlara rağmen Rabbin, bilgisizlik yüzünden kötülük işledikten sonra ardından tevbe edip düzelenlere, evet senin Rabbin ondan sonra Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra muhakkak Rabbin, bir cehaletle kötülük işleyen sonra arkasından tevbe edip düzelen kimselerin lehinedir; şüphesiz ki, Rabbin, bunun arkasından elbette çok bağışlayandır, merhamet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra şüphesizdir ki rabbın bir cehaletle kötülük işleyen, sonra arkasından tevbe edip düzelen kimseler hakkında şüphesiz ki rabbın bunun arkasından elbette gafurdur, rahimdir

    Erhan Aktaş

    Sonra, Rabb'in, cahillikle dipnot 1 kötülük yapan ve sonra bunun ardından tevbe edip kendisini düzelten kimseleri bağışlar. Çünkü Rabb'in Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bilmeyerek, düşüncesizlikle, yanlışı doğru sayarak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra, Rabb'in, cahillikle dipnot 1 kötülük yapan ve sonra bunun ardından tevbe edip kendisini düzelten kimseleri bağışlar. Çünkü Rabb'in Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bilmeyerek, düşüncesizlikle, yalnışı doğru sayarak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra, Rabb'in, cahillikle dipnot 1 kötülük yapan ve sonra bunun ardından tövbe edip düzelen kimseleri bağışlar. Çünkü Rabb'in Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bilmeyerek, düşüncesizlikle. İradesine sahip olamayarak.

    Gültekin Onan

    Sonra gerçekten rabbin, cehalet sonucu kötülük işleyen, sonra bunun ardından tevbe eden ve ıslah olanlar(la beraberdir). Şüphesiz rabbin bundan sonra bağışlayandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    (Bundan) sonra (şunu bil ki) senin Rabbin bir cehalet yüzünden kötülük yapıb da sonra bunun ardından tevbe ve ıslah (-ı nefs) edenlerin, hiç şübhesiz, lehinedir. Hakıykat, senin Rabbin, (bu hallerin) arkasından elbette çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Hem Rabbın; bilmeyerek kötülük işleyip de tevbe eden ve ıslah olanlardan yanadır. Bundan sonra da Rabbın; muhakkak Gafur'dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (111-119) O gün her nefis kendiyle mücadele ede ede gelecektir , Herkese de ne yapmışsa tam olarak ödenecektir, onlara zulmedilmez. Allah bir memleketi size örnek verdi, memnuniyet ve emniyet içindeydiler, her yerden onların erzakları bol bol gelirdi , Allah’ın nimetlerini yok saydılar , Allah ta onlara yaptıklarından dolayı açlık ve korku giysisini tattırdı , onlara kendilerinden bir Resul geldi ve onu yalanladılar, onları azap yakaladı onlar zalim idiler. Allah’ın sizi rızıklandırdıklarının temiz ve helal olanları yiyin. Allah’ın nimetine, eğer ki O’na kulluk ediyorsanız / ibadet ediyor iseniz teşekkür edin, Ölmüş olan, kan, domuz eti ve Allah’tan gayrısına / başkası adına kesilmiş olan hayvan sizlere haram kılınmıştır / yasaklanmıştır, her kim zorda / darda kalırsa eğer saldırmadan ve haddi aşmadan yiyebilirsiniz, Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Allah’a yalanı iftira etmek için bu helal bu haram şeklinde yalan konuşan dillerinizle vasıflandırma yapmayın, yalanı Allah’a iftira edenler kurtuluşa eremezler , onlara az bir geçim / tüketim ve acıtıcı bir azap vardır. Sana anlattığımız ne varsa, onları önceden Yahudilere de haram ettik, biz onlara zulmetmedik lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı , kesinlikle Rabbin cahillikle / bilgisizce kötülük yapanlar sonra da bunun ardından vazgeçenler ve ardından ıslah edenleri Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra, şüphesiz ki Rabbin; bir cahillikle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz ki Rabbin bundan sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Süleyman Ateş

    Sonra Rabbin şunlardan yanadır ki, cehaletle kötülük işlediler, sonra onun ardından tevbe ettiler, uslandılar. Bütün bunlardan sonra Rabbin, elbette bağışlayandır, esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Zaten senin Rabbin, kendini tutamayarak dipnot 1 kötülük işleyen, ardından da tövbe eden /dönüş yapan ve kendini düzeltenlerin yanındadır. İşte senin Rabbin bütün bunların ardından çok bağışlayan ve ikramı bol olandır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen cehalet kelimesi 'bilmemek, yanlış düşünmek, yanlış hareket etmek' anlamlarına gelir (Müfredat). Yusuf aleyhisselamın "Rabbim! ... Kadınların oyununu benden uzaklaştırmazsan onlara kapılırım ve cahillik edenlerden olurum." (Yusuf 12/33) demesi de, Musa aleyhisselamın "Cahillik edenlerden/kendini bilmez biri olmaktan Allah'a sığınırım! (Bakara 2/67)" demesi de kendini tutamayarak yanlış yapma anlamındaki cehalettir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra senin Rabbin, kendine hakim olamayarak dipnot 1 kötülük işleyen, ardından da dönüş yapıp (tevbe) düzelenlerden yanadır. Senin Rabbin, bütün bunlardan sonra elbette bağışlar ve ikram eder.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada cahil kelimesi, ‘bilmeyen' değil ‘kendini tutamayan', kendine hakim olamayan, nefsine yenik düşen anlamına gelir. Allah insanları bilmediğinden sorumlu tutmamıştır. Cahillik eden bilmediği için değil kendine hakim olamadığı için eder. Türkçe'de cahil kelimesine arapça kökenli bir kelime olmasına rağmen farklı anlam yüklenmiştir. Cahil kelimesinin kullanıldığı ayetler için Bkz.En'am 6/35, Yusuf 12/33,

    Şaban Britch

    Sonra Rabbin, cahillikle kötülük işleyen, daha sonra onun ardından tevbe edip (halini) düzelten kimselere, şüphesiz Rabbin (tevbelerinden) sonra çok mağfiret edendir, çok merhamet edendir

    Şaban Piriş

    Sonra, Rabbin, cahillikle kötülük işleyen, daha sonra onun ardından tevbe edip, halini düzelten kimseleri, şüphesiz Rabbin böyle yaptıkları takdirde bağışlar ve merhamet eder.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu da var: Rabbin, bilgisizlik yüzünden kötülük işleyip de bunun ardından tövbe edip hallerini düzeltenler lehindedir. Sonra senin Rabbin gerçekten Gafur ve Rahim'dir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.