Sâffât suresi · 12–21. ayetler

Alay edenler ve hüküm günü

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Sâffât suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 12. ayet. بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Hayır, sen (onların haline) şaştın, onlar ise alay ediyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Elbette sen şaşırıyorsun. (Oysa) onlar alay ediyorlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama hayır, sen hayranlık ve şaşkınlık duyarken, onlar işin şakasındalar;

    Muhammed Esed

    Hayır, sen hayranlık ve şaşkınlık duyarken onlar (yalnızca) alay ederler;

    Ahmed Hulusi

    Hayır, onların alaylı hallerine şaşıp kaldın.

    Ali Bulaç

    Hayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkarına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Hayır, sen şaşıyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar.

    Ali Rıza Safa

    Hayır! Sen, hayran kaldın; oysa onlar küçümsüyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Sen hayran kaldın; onlarsa alay ediyorlar.

    Edip Yüksel

    Sen hayranlık duyarken onlar alay ediyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sen hayranlık duyarken onlar alay ediyorlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat sen hayrettesin, onlar ise alay ediyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat sen taaccüb ettin onlar eğleniyorlar

    Erhan Aktaş

    Evet, sen hayran kaldın, onlar ise alay ediyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Evet, sen hayran kaldın, onlar ise alay ediyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Evet, sen hayran kaldın, onlar ise alay ediyorlar.

    Gültekin Onan

    Hayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkarına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Belki sen (Habibim) teaccüb etdin. Onlar da (bu teaccübünden dolayı) eğlenirler,

    İbni Kesir

    Hayır, sen; şaşırıp kaldın, onlarsa alay edip duruyorlar.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hayır, sen şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar.

    Süleyman Ateş

    Hayır sen (bu muhteşem kudrete) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Sen bu soruya hayret ettin; ama onlar alay ediyorlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen bu soruya şaşırdın, ama onlar hafife alıyorlar.

    Şaban Britch

    Belki sen buna hayret ediyorsun, onlar da alay ediyorlar.

    Şaban Piriş

    Belki sen buna hayret ediyorsun, onlar da alay ediyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ama sen şaşırdın, onlarsa alay ediyorlar.

  2. Sâffât suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 13. ayet. وَإِذَا ذُكِّرُوا۟ لَا يَذْكُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine (gerçekler) hatırlatıldığı zaman (gerçeği) hatırlamazlar.

    Mustafa İslamoğlu

    hatırlatıldığı zaman da öğüt almazlar;

    Muhammed Esed

    ve (hakikat) kendilerine hatırlatıldığında onu kavramaya yanaşmazlar;

    Ahmed Hulusi

    Onlar hatırlatıldıklarında da hatırlayıp düşünmezler!

    Ali Bulaç

    Kendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerine öğüt verildiği vakit öğüt almazlar.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik öğreti verildiğinde öğüt almıyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerine öğüt verilse, öğüt almıyorlar.

    Edip Yüksel

    Kendilerine hatırlatıldığında öğüt almıyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine hatırlatıldığında öğüt almıyorlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Uyarıldıklarında da düşünmüyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İhtar edildiklerinde de düşünmüyorlar

    Erhan Aktaş

    Kendilerine öğüt verildiği zaman, öğüdü dikkate almıyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerine öğüt verildiği zaman, öğüdü dikkate almıyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerine öğüt verildiği zaman, öğüdü dikkate almıyorlar.

    Gültekin Onan

    Kendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Kendilerine (Kur'an ile) va'z edilince düşünüb de öğüt kabul etmezler,

    İbni Kesir

    Kendilerine öğüt verildiğinde ise öğüt dinlemezler.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendilerine öğüt verildiğinde öğüt almazlar.

    Süleyman Ateş

    Kendilerine öğüt verilse öğüt almıyorlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğru bilgiye vurgu yapıldığında o bilgiyle ilgilenmiyorlar.

    Şaban Britch

    Onlara öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar.

    Şaban Piriş

    Onlara öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Düşünüp taşınmaya çağrıldıklarında düşünmüyorlar.

  3. Sâffât suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 14. ayet. وَإِذَا رَأَوْا۟ ءَايَةً يَسْتَسْخِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Bir ayet gördüklerinde alay ederler.

    Mustafa İslamoğlu

    ve bir ayet gördüklerinde küçümsemeye kalkarlar;

    Muhammed Esed

    ve bir (ilahi) mesajla muhatab olduklarında onu küçümserler

    Ahmed Hulusi

    Bir işaret gördüklerinde, alaya alırlar.

    Ali Bulaç

    Bir ayet (mucize) gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Bir mucize görseler alay ederler.

    Ali Rıza Safa

    Bir gösterge gördüklerinde de alay ediyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Bir ayet görseler, alay ediyorlar.

    Edip Yüksel

    Bir delil gördüklerinde onu aşağılıyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir delil gördüklerinde onu alaya alıyorlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir mucize gördükleri zaman da alaya alıyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir mu'cize gördükleri vakıt da eğlence yerine tutuyorlar

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve bir ayet dipnot 1 gördükleri zaman eğlenceye alıyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Belirti, gösterge, kanıt.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve bir ayet dipnot 1 gördükleri zaman eğlenceye alıyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Belirti, gösterge, kanıt.

    Gültekin Onan

    Bir ayet gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Bir mu'cize gördükleri vakit (onu) eğlenceye tutarlar.

    İbni Kesir

    Bir ayet gördüklerinde, onu eğlenceye alırlar.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir ayet (mucize) gördüklerinde alaya alırlar.

    Süleyman Ateş

    Bir mu'cize görseler, alay ediyorlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir ayet gördüklerinde hafife almaya çalışıyorlar.

    Şaban Britch

    Bir ayet gördükleri zaman onunla alay ediyorlar.

    Şaban Piriş

    Bir ayet gördükleri zaman onunla alay ediyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir ayetle yüzyüze geldiklerinde, dudak büküp eğleniyorlar.

  4. Sâffât suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 15. ayet. وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    (Dediler ki:) "Bu bir büyüden başka bir şey değildir."

    Mehmet Okuyan

    Şöyle derler: "Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    ve derler ki: "Açıkca bu, büyü(leyici söz)den başka bir şey değil:

    Muhammed Esed

    ve "Bu, bir (beşerin) büyülü sözlerinden başka bir şey değildir!" derler,

    Ahmed Hulusi

    "Bu apaçık bir büyüleyici etkidir" dediler.

    Ali Bulaç

    "Bu, açıkca bir büyüden başkası değildir" dediler.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu ancak açık bir büyüdür, derler.

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, apaçık bir büyüden başka bir şey değil bu!" diyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar şöyle derler: "Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir."

    Edip Yüksel

    Derler, "Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Derler, 'Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve diyorlar ki: "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve, bu, diyorlar başka bir şey değil, apaçık bir sihir

    Erhan Aktaş

    "Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir." diyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir." diyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir." diyorlar.

    Gültekin Onan

    "Bu, açıkca bir büyüden başkası değildir" dediler.

    Hasan Basri Çantay

    (Nitekim) "Bu, dediler, apaçık bir sihirden başkası değildir".

    İbni Kesir

    Ve derler ki: Bu, ancak apaçık bir büyüdür.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Bu, ancak apaçık bir büyüdür." derler.

    Süleyman Ateş

    "Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir." diyorlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şöyle diyorlar: "Bu, açıkça bir kandırmacadan başka bir şey değildir.

    Şaban Britch

    Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değil! diyorlar.

    Şaban Piriş

    -Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değil! diyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle dediler: "Bu, apaçık bir büyüden başka şey değildir."

  5. Sâffât suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 16. ayet. أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

    Diyanet İşleri

    "Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?"

    Mehmet Okuyan

    Biz ölüp de toprak ve kemik hâline gelmişken mi, biz mi diriltileceğiz?

    Mustafa İslamoğlu

    ne yani, biz ölüp gittikten, toza toprağa karışmış bir iskelet halini aldıktan sonra tekrar mı diriltileceğiz?

    Muhammed Esed

    "Ne? Ölüp toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra sahiden yeniden dirilecek miyiz?

    Ahmed Hulusi

    "Öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda, gerçekten biz ba's olunacak mıyız?"

    Ali Bulaç

    "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Gerçekten biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı , diriltileceğiz ?

    Ali Rıza Safa

    "Öldüğümüz ve toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı? Gerçekten, bize yeniden yaşam mı verilecek?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Yani biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı diriltileceğiz?"

    Edip Yüksel

    "Ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra mı, biz mi diriltilecekmişiz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra mı, biz mi diriltilecekmişiz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecek mişiz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz vakıt mı? Biz mi ba'solunacakmışız?

    Erhan Aktaş

    "Öldüğümüz; toprak ve kemik olduğumuz zaman, yeniden diriltileceğiz öyle mi?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Öldüğümüz; toprak ve kemik olduğumuz zaman, yeniden diriltileceğiz öyle mi?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Öldüğümüz; toprak ve kemik olduğumuz zaman, yeniden diriltileceğiz öyle mi?"

    Gültekin Onan

    "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?"

    Hasan Basri Çantay

    "Biz olub de bir toprak ve bir yığın kemik olduğumuz vakit mı, saahiden biz mi mutlakaa diriltilmiş olacağız"?.

    İbni Kesir

    Öldüğümüzde, toprak ve kemik olduğumuzda mı, biz mi, diriltileceğiz?

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı gerçekten biz mi diriltileceğiz?

    Süleyman Ateş

    "Yani biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi diriltilecek mişiz?"

    Süleymaniye Vakfı

    Ölüp de toprak ve kemikler haline geldikten sonra, gerçekten tekrar diriltilecek miyiz?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yani ölüp de toprak ve kemikler haline geldikten sonra, gerçekten tekrar kalkacak mıyız?

    Şaban Britch

    Ölüp, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz yeniden diriltileceğiz?

    Şaban Piriş

    Ölüp, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz yeniden diriltileceğiz?!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı? Biz gerçekten diriltilecek miyiz?"

  6. Sâffât suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 17. ayet. أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ

    Diyanet İşleri

    "Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?"

    Mehmet Okuyan

    Önceki atalarımız da mı?"

    Mustafa İslamoğlu

    Yani, önden giden atalarımız da mı?"

    Muhammed Esed

    Yani eski atalarımız da mı?"

    Ahmed Hulusi

    "Evvelki atalarımız da mı?"

    Ali Bulaç

    "Veya önceki atalarımız da mı?"

    Ali Özek ve heyeti

    «İlk atalarımız da mı (diriltilecek)?»

    Ali Rıza Safa

    "Ve önceki atalarımız da mı?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Önceki atalarımız da mı?"

    Edip Yüksel

    "Hatta bizden önceki atalarımız da mı?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Hatta bizden önceki atalarımız da mı?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Önceki atalarımız da mı?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Evvelki atalarımız da mı?

    Erhan Aktaş

    "Yok olup gitmiş atalarımız da mı?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Yok olup gitmiş atalarımız da mı?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Yok olup gitmiş atalarımız da mı?"

    Gültekin Onan

    "Veya önceki atalarımız da mı?"

    Hasan Basri Çantay

    "Evvelki atalarımız da mı?"

    İbni Kesir

    Veya önceki babalarımız mı?

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?”

    Süleyman Ateş

    "Evvelki atalarımız da mı?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Geçmiş büyüklerimiz de mi kalkacak?"

    Şaban Britch

    Veya önceki atalarımız mı?

    Şaban Piriş

    Veya önceki atalarımız mı?!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Önceki atalarımız da mı?"

  7. Sâffât suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 18. ayet. قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَٰخِرُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Evet, hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz)."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Evet hem de hor ve değersiz olarak (diriltileceksiniz)."

    Mustafa İslamoğlu

    "Evet" de, "Hem de rezil rüsva bir halde!"

    Muhammed Esed

    De ki: "Elbette, hem de en perişan ve zavallı şekilde!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Evet! Siz de boyun bükmüş zavallılar olarak (ba's olunacaksınız). "

    Ali Bulaç

    De ki: "Evet, üstelik boyun bükmüş kimseler olarak (diriltileceksiniz)."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz).

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Evet! Üstelik aşağılanmış olarak!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Evet, siz hem de aşağılanarak diriltileceksiniz."

    Edip Yüksel

    De ki: "Evet, hem de horlanarak."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Evet, hem de horlanarak.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Deki: "Evet! Hem de çok aşağılanmış olarak!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: evet, hem siz çok hor, hakir olarak

    Erhan Aktaş

    De ki: "Evet, aşağılanmış olarak."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Evet, aşağılanmış olarak."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Evet, aşağılanmış olarak."

    Gültekin Onan

    De ki: "Evet, üstelik boyun bükmüş kimseler olarak (diriltileceksiniz)."

    Hasan Basri Çantay

    Sen de ki: "Evet (diriltileceksiniz). Hem siz (hepiniz) hor ve hakıyr olarak".

    İbni Kesir

    De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Evet! Hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz).”

    Süleyman Ateş

    De ki: "Evet siz aşağılanarak (diriltileceksiniz)!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Evet! Hem de siz alçaltılmış bir halde olacaksınız.

    Şaban Britch

    De ki: Evet! Hem de hor ve hakir olarak!

    Şaban Piriş

    De ki: -Evet, hem de hor ve hakir olarak!

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Evet! Ve, siz de! Aşağılanmış, ezilmiş olarak."

  8. Sâffât suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 19. ayet. فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ

    Diyanet İşleri

    O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler.

    Mehmet Okuyan

    O (diriltme) korkunç bir sesten ibaret olacak; bir de bakarsın ki onlar etrafa bakacaklar.

    Mustafa İslamoğlu

    Nitekim o (gün) bir tek sarsıcı komut yankılanır: ve işte o an onlar bön bön bakakalır;

    Muhammed Esed

    Çünkü o (alay ettikleri yeniden dirilme,) bir itham çığlığı şeklinde (aniden onların tepesinde patlayacak.) İşte o zaman (hakikati) anlamaya başlayacaklar,

    Ahmed Hulusi

    O ancak bir tek çığlık; birden onlar bakınırlar!

    Ali Bulaç

    İşte o, yalnızca bir tek çığlıktan ibarettir; artık kendileri (diriltilmiş olarak) bakıp duruyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    O (diriltme) korkunç bir sesten ibaret olacak, o anda hemen onların gözleri açılıp etrafa bakacaklar.

    Ali Rıza Safa

    İşte, yalnızca bir komut sesidir; o zaman anlayacaklar.

    Bayraktar Bayraklı

    O iş, sadece korkunç bir sesten ibarettir. Hemen onlar, diriltilmiş olarak bakıyorlardır.

    Edip Yüksel

    O, bir tek dokunmadır. O zaman (kalkıp) bakınırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O, bir tek dokunmadır. O zaman (kalkıp) bakınırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü o zorlu bir kumandadan ibarettir ki, hemen gözleri açılıverir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü o bir zorlu kumandadan ıbarettir derhal gözleri açılıverir

    Erhan Aktaş

    Artık o tek bir haykırıştır dipnot 1 . O zaman neyin ne olduğunu görecekler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uyulması zorunlu bir sesleniş.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Artık o tek bir haykırıştır. dipnot 1 O zaman neyin ne olduğunu görecekler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uyulması zorunlu bir sesleniş.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık o tek bir haykırıştır. dipnot 1 O zaman neyin ne olduğunu görecekler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uyulması zorunlu bir sesleniş.

    Gültekin Onan

    İşte o, yalnızca bir tek çığlıktan ibarettir; artık kendileri (diriltilmiş olarak) bakıp duruyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    İşte o, ancak birtek sayhadan ibaretdir ki onların birden bire gözleri açılıverecekdir.

    İbni Kesir

    O, sadece bir tek çığlıktır ki onların birden bire gözleri açılıverecektir.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Çünkü o, korkunç bir sesten ibarettir. O zaman etrafa bakıp dururlar.

    Süleyman Ateş

    O (iş) sadece korkunç bir sesten ibarettir. Hemen onlar (diriltilmiş olarak) bakıyorlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tekrar kalkma işi bir komuta bakar; o zaman anlarlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlardan bazıları kör olarak haşredileceği için ayete bu şekilde mana verildiği takdirde ayetler arası ilişkiye zarar verme ihtimali var. Bakmak ile görmenin aynı şey olmadığı Araf 7/198'de anlatılıyor ancak ortalama okuyucu bu detayı yakalayamayabilir. Bu nedenle teknik açıdan mümkün ise ayete bu şekilde mana vermeyi öneriyorum.

    Şaban Britch

    Çünkü o, korkunç bir sesten ibarettir. O zaman derhal bakıp, dururlar.

    Şaban Piriş

    Çünkü o, korkunç bir sesten ibarettir. O zaman derhal gözleri açılacaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Müthiş bir komut sesidir O. Onlar öylece bakakalacaklar.

  9. Sâffât suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 20. ayet. وَقَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا هَٰذَا يَوْمُ ٱلدِّينِ

    Diyanet İşleri

    Şöyle diyecekler: "Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür."

    Mehmet Okuyan

    (Kâfirler:) "Ah, eyvah bize! Bu hesap günüymüş!" demiş (olacak)lardır.

    Mustafa İslamoğlu

    ve "Eyvah! Bu, işte o Hesap Günü budur!" derler.

    Muhammed Esed

    ve "Eyvah!" diyecekler, "İşte Hesap Günü bugündür!"

    Ahmed Hulusi

    "Vay bize! Bu, Din Günü'dür!" dediler.

    Ali Bulaç

    Derler ki: "Eyvahlar bize; bu, din günüdür."

    Ali Özek ve heyeti

    (Durumu gören kâfirler:) Eyvah bize! Bu ceza günüdür, derler.

    Ali Rıza Safa

    "Vay başımıza gelene!" derler; "İşte bu, Yargı Günü'dür!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Vah bize! Bu ceza günüdür" diyecekler.

    Edip Yüksel

    "Vay halimize!" derler, "Bu Yargı Günüdür."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Vay halimize!' derler, 'Bu Yargı Günüdür.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    "Eyvah bizlere! Bu o ceza günüdür." derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eyvah bizlere derler bu o din günü

    Erhan Aktaş

    "Eyvah bizlere! İşte bu Din Günü'dür dipnot 1 " derler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karşılığın verileceği gün, yargılanma, hesap verme günü.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Eyvah bizlere! İşte bu Din Günü'dür" dipnot 1 derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karşılığın verileceği gün, yargılanma, hesap verme günü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Eyvah bizlere! İşte bu Din Günü'dür" dipnot 1 derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karşılık günü; yargılanma, hesap verme günü.

    Gültekin Onan

    Derler ki: "Eyvahlar bize; bu, din günüdür."

    Hasan Basri Çantay

    "Eyvah bize, derler, bu, ceza ve hesab günüdür".

    İbni Kesir

    Ve dediler ki: Vay bize, bu; din günüdür.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Eyvah bize! İşte bu, hesap günüdür." derler.

    Süleyman Ateş

    "Vah bize, bu ceza günüdür!" dediler.

    Süleymaniye Vakfı

    "Vay halimize! Bu, yapılan her şeyin karşılığını bulacağı gündür dipnot 1 ." derler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Din, "adet, durum; yapılan işe karşılık vermek ve verilen karşılık, itaat /boyun eğme" anlamlarına gelir (es-Sıhah). Din, Kuran'da insanın kabul edip ona göre yaşamaya söz verdiği sistem anlamına da gelir (Al-i İmran 3/19, Kafirun 109/6). Eğer bu din Allah'ın dini ise boyun eğilen yalnızca Allah'tır ve karşılığı ondan beklenir. "Din günü" de dünyada yapılanların karşılığının alınacağı Ahiret günüdür (Fatiha 1/4-5, Nur 24/25, Sad 38/78, Zariyat 51/6 12-13, Vakıa 56/56, Mearic 70/26, Müddessir 74/46, İnfitar 82/9,15-19).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Vay başımıza gelenler; bu, hesap günü yahu!" derler.

    Şaban Britch

    Eyvah bize, işte hesap günü!

    Şaban Piriş

    -Eyvah bize, işte hesap günü!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle derler: "Vay başımıza! Din günüdür bu!"

  10. Sâffât suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 21. ayet. هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlara, "İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür" denilir.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bu, yalanlayıp durduğunuz (iyi ile kötünün) arasını ayırma günüdür:

    Muhammed Esed

    (Ve onlara şöyle denilecek:) "Bu, yalanlamış olduğunuz (gündür, şaşmaz hakikat ile sahte ve yalan arasında) ayrım günüdür!"

    Ahmed Hulusi

    "Bu, kendisini yalanladığınız ayırt etme sürecidir!"

    Ali Bulaç

    "Bu, sizin yalanladığınız (mü'mini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür."

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bu, yalanlamış olduğunuz hüküm günüdür.

    Ali Rıza Safa

    "İşte bu, yalanladığınız Ayrım Günü'dür!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür."

    Edip Yüksel

    Bu, sizin yalanlamış olduğunuz karar günüdür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu, sizin yalanlamış olduğunuz karar günüdür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bu, o sizin yalan dediğiniz ayırt etme günüdür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu işte o sizin yalan dediğiniz fasıl günü

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu, yalanladığınız Fasıl Günü'dür. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haklıyı haksızdan, iyiyi kötüden ayırma günü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bu, yalanladığınız Fasıl Günü'dür. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haklıyı haksızdan, iyiyi kötüden ayırma günü.

    Gültekin Onan

    "Bu, sizin yalanladığınız (mümini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür."

    Hasan Basri Çantay

    (Evet), bu, sizin tekzib eder olduğunuz ayırdetme günüdür.

    İbni Kesir

    Bu, ayırdetme günüdür ki siz, onu yalanlamıştınız.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür.” denilir.

    Süleyman Ateş

    "Bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "İşte bu, sizin yalan saydığınız yargı günüdür" denir.

    Şaban Britch

    İşte sizin yalanladığınız hüküm günü!

    Şaban Piriş

    İşte sizin yalanladığınız ayırt etme günü!

    Yaşar Nuri Öztürk

    O yalanlayıp durduğunuz ayrım günüdür bu.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.