Diyanet İşleri
De ki: "Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
Zümer suresi · 53–59. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Zümer suresi, 53. ayet. قُلْ يَٰعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ أَسْرَفُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا۟ مِن رَّحْمَةِ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ يَغْفِرُ ٱلذُّنُوبَ جَمِيعًا إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ
De ki: "Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
De ki: "(Allah şöyle buyuruyor:) Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın merhametinden ümit kesmeyin! dipnot 1 Şüphesiz ki Allah bütün günahları bağışlayabilir. Şüphesiz ki O çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
(Allah'ın şu müjdesini) ilet: "Ey hadleri aşıp kendilerini israf eden kullarım! Allah'ın rahmetinden asla umut kesmeyiniz! Allah bütün günahları affedebilir: çünkü O, evet O'dur mutlak bağışlayıcı, sonsuz rahmet kaynağı olan!"
De ki: "(Allah şöyle buyuruyor:) Ey kendilerine karşı haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin: Allah bütün günahları bağışlar; çünkü yalnız O, çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır!"
De ki: "Ey nefslerinin hakkını vermede israf etmiş kullarım (benliğinin hakikatini yaşamak yerine ömrünü bedensellik yolunda harcamış olan)! Allah Rahmetinden ümit kesmeyin! Muhakkak ki Allah bütün suçları (tövbe edene) mağfiret eder. . . Muhakkak ki O, Ğafur'dur, Rahıym'dir. "
(Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir."
De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
De ki: "Ey kendi benliklerine karşı sınırı aşan kullar! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Kuşkusuz, Allah, tüm suçları bağışlar. Kuşkusuz, O, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir!"
Deki: "Allah şöyle buyurdu: Ey kendi nefisleri aleyhinde haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok affedicidir; merhamet sahibidir."
Onlara bildir: "Kendilerine karşı sınırı aşan kullarım, ALLAH'ın rahmetinden ümit kesmeyin. ALLAH tüm günahları affedicidir. O Bağışlayandır, Rahimdir." dipnot 1
Onlara bildir: 'Kendilerine karşı sınırı aşan kullarım, ALLAH'ın rahmetinden ümit kesmeyin. ALLAH tüm günahları affedicidir. O Bağışlayandır, Rahimdir.'
De ki: "Ey kendi aleyhlerine haddi aşmış kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir."
De ki: ey nefisleri aleyhine israf etmiş kullarım! Allahın rahmetinden ümidi kesmeyin, çünkü Allah bütün günahları mağrifet buyurur, şübhesiz ki o öyle gafur öyle rahim o
De ki: "Ey kendilerine karşı israf dipnot 1 eden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah, suçların hepsini bağışlar. dipnot 2 O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."
De ki: "Ey kendilerine karşı israf dipnot 1 eden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah, suçların hepsini bağışlar. O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
De ki: "Ey kendilerine karşı haddi aşmış kullar! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah, suçların hepsini bağışlar. O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
(Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Tanrı'nın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Tanrı, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir."
De ki: "Ey kendilerinin aleyhinde (günahda) haddi aşanlar, Allahın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları yarlığar. Şübhesiz ki O, çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
De ki: Ey kendi nefislerine karşı aşırı davranan kullarım, Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Muhakkak ki Allah; günahları bağışlar. Çünkü O; Gafur'dur, Rahim'dir
(53-59) De ki Ey kendilerini haddi aşarak harcayan / israf eden kullarım Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin, muhakkak Allah günahların hepsini bağışlar, muhakkak ki O, bağışlayıcıdır, esirgeyendir. Rabbinize gönülden yönelin azap size gelmeden önce O’na teslim olun, sonra size yardım da edilmez. Siz , bilincinde değilken / şuurunda değilken ansızın / aniden, azap size gelmeden önce Rabbinizden size indirilene, en güzele tabi olun! Kimse şunu demesin! Yazıklar olsun bana! Allah katında taşkınlık ettim ve alay edenlerden idim yahut keşke Allah beni yönlendirseydi / yola iletseydi bende sakınanlardan olurdum demeyin yahut azabı gördüğü vakit bir kerre daha olsa bana, ben de güzel davrananlardan / Muhsinlerden olsaydım demeyin, (Tedbirinizi alın) . Bilakis sizlere ayetlerim geldiydi ve sen onları yalanladın, büyüklendin / kibirlendin ve örtbas edenlerden / kafirlerden oldun.
De ki: “Ey nefisleri aleyhine ileri giden kullarım. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin, çünkü Allah bütün günahları mağfiret eder.” Muhakkak O, çok çok mağfiret edendir, rahmet edendir.
(Tarafımdan onlara) De ki: "Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım, Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir."
De ki (Allah, şöyle buyuruyor dipnot 1 ): "Ey kendi aleyhinde aşırılıklar yapan kullarım! dipnot 2 Allah'ın iyilik ve ikramından ümidinizi kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. O, daima bağışlayan, iyilik ve ikramı bol olandır dipnot 3 .
Onlara şu sözü söyle: "Ey kendilerini aşırı davranışlara sürüklemiş Allah kulları! dipnot 1 Allah'ın merhametinden (ikramından) umut kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. O, hem bağışlar hem de ikramda bulunur.
De ki: Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlayıcıdır. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
De ki: -Ey kendilerine karşı günah işlemekte aşırı giden kullarım, Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlayıcıdır. O, çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
De ki: "Ey öz benlikleri aleyhine sınırı aşan/aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Allah, günahları tümden affeder. Çünkü O, mutlak Gafur, mutlak Rahim'dir."
Zümer suresi, 54. ayet. وَأَنِيبُوٓا۟ إِلَىٰ رَبِّكُمْ وَأَسْلِمُوا۟ لَهُۥ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِيَكُمُ ٱلْعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ
Azap size gelmeden önce Rabbinize dönün ve O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez.
Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün ve O'na teslim olun; sonra size yardım edilmez.
İmdi, azap gelip sizi bulmazdan önce Rabbinize yönelin ve O'na teslim olun; sonra kimse size yardım edemez.
Öyleyse (yalnız) Rabbinize yönelin ve (ölümün ve yeniden dirilmenin) azabı başınıza gelmeden önce O'na teslim olun, sonra hiç kimse sizi koruyamaz.
Rabbinize yönelin (tövbe edin) ve size azap (ölüm) gelmeden önce O'na teslim olun. . . Sonra yardım olunmazsınız!
Azab size gelip çatmadan evvel, Rabbinize yönelip dönün ve O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez.
Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün, O'na teslim olun, sonra size yardım edilmez.
"Efendinize yönelin ve ceza gelmeden önce O'na teslim olun. Yoksa yardım edilmeyecektir!"
"Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönünüz, O'na teslim olunuz, sonra size yardım edilmez."
Efendinize yönelin ve cezaya çarpılmadan önce O'na teslim olun, zira o zaman yardım görmezsiniz.
Rabbinize yönelin ve cezaya çarpılmadan önce O'na teslim olun, zira o zaman yardım görmezsiniz
Onun için ümidi kesmeyin de başınıza azap gelmeden önce tevbe ile Rabbınıza yönelin ve O'na halis müslümanlık yapın! Sonra kurtulamazsınız.
Onun için ümidi kesmeyin de başınıza azab gelmeden evvel tevbe ile rabbınıza dehalet edin ve ona halis müslimanlık yapın, sonra kurtulamazsınız
Rabb'inize yönelin! Ve size azap gelmeden önce O'na teslim olun. Sonra yardım olunmazsınız.
Rabb'inize yönelin! Ve size azap gelmeden önce O'na teslim olun. Sonra yardım olunmazsınız.
Rabb'inize yönelin! Ve size azap gelmeden önce O'na teslim olun. Sonra yardım olunmazsınız.
Azab size gelip çatmadan evvel, rabbinize yönelip dönün ve O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez.
"Size azab gelib çatmazdan evvel Rabbinize dönün, Ona teslim olun (müslüman olun). Sonra yardım edilmezsiniz".
Ve Rabbınıza yönelin. Size azab gelmeden önce O'na teslim olun. Sonra yardım edilmezsiniz.
(53-59) De ki Ey kendilerini haddi aşarak harcayan / israf eden kullarım Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin, muhakkak Allah günahların hepsini bağışlar, muhakkak ki O, bağışlayıcıdır, esirgeyendir. Rabbinize gönülden yönelin azap size gelmeden önce O’na teslim olun, sonra size yardım da edilmez. Siz , bilincinde değilken / şuurunda değilken ansızın / aniden, azap size gelmeden önce Rabbinizden size indirilene, en güzele tabi olun! Kimse şunu demesin! Yazıklar olsun bana! Allah katında taşkınlık ettim ve alay edenlerden idim yahut keşke Allah beni yönlendirseydi / yola iletseydi bende sakınanlardan olurdum demeyin yahut azabı gördüğü vakit bir kerre daha olsa bana, ben de güzel davrananlardan / Muhsinlerden olsaydım demeyin, (Tedbirinizi alın) . Bilakis sizlere ayetlerim geldiydi ve sen onları yalanladın, büyüklendin / kibirlendin ve örtbas edenlerden / kafirlerden oldun.
Azap size gelmeden önce Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun. Sonra size yardım olunmaz.
"Size azab gelip çatmadan Rabbinize dönün, O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez."
ْSiz, azap size gelmeden Rabbinize yönelin ve ona teslim olun dipnot 1 . Sonra yardım göremezsiniz.
O azap gelip çatmadan Rabbinize yönelin ve O'na teslim olun. Yoksa daha sonra yardım göremezsiniz.
Azap size gelmeden önce, Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun ki sonra hiç bir yardım göremezsiniz.
Azap size gelmeden önce, Rabbinize yönelin ve O'na teslim olun ki sonra hiç bir yardım göremezsiniz.
Azap yakanıza yapışmadan Rabbinize dönüp O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez.
Zümer suresi, 55. ayet. وَٱتَّبِعُوٓا۟ أَحْسَنَ مَآ أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِيَكُمُ ٱلْعَذَابُ بَغْتَةً وَأَنتُمْ لَا تَشْعُرُونَ
(55-56) Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, "Allah'ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim" demesin.
Siz farkında olmadan, ansızın başınıza azap gelmesinden önce dipnot 1 Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur'an'a) uyun! dipnot 2
Ve bu azap siz farkında değilken ansızın gelip çatmadan önce, Rabbiniz tarafından siz (insanlara) indirilmiş olan en mütekamil vahye uyun
Bu azap, siz farkında olmadan, aniden başınıza gelmeden önce Rabbiniz tarafından size indirilmiş olan en güzel (öğretiye) uyun,
Siz farkında olmadan, ansızın azap (ölüm) size gelmeden önce, Rabbinizden size inzal olunan en güzele tabi olun!
Rabbinizden, size indirilenin en güzeline uyun; siz hiç şuurunda değilken, azab apansız size gelip çatmadan evvel.
Siz farkında olmadan, ansızın başınıza azap gelmezden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur'an'a) tâbi olun.
"Beklemediğiniz bir sırada, ceza ansızın başınıza gelmeden önce, Efendinizden size indirilenin en güzeline bağlı kalın!"
- "Siz farkında olmadan ansızın başınıza azap gelmeden önce, Rabbinizden size indirilen en güzel kitaba uyunuz ki, hiçbir insan, "Allah'a karşı aşırı gittiğim, küçümseyenlerden biri olduğum için yazıklar olsun bana!" demesin.
O azap beklemediğiniz anda sizi ansızın yakalamadan önce, Efendiniz tarafından size indirilen en güzel öğretiye uyun. dipnot 1
O azap beklemediğiniz anda sizi ansızın yakalamadan önce, Rabbiniz tarafından size indirilen en güzel öğretiye uyun.
Haberiniz olmadan ansızın başınıza azap gelmeden önce samimi müslüman olun da, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ve uygulayın!
Haberiniz olmıyarak ansızın başınıza azab gelmeden evvel halis müsliman olun da rabbınızdan size indirilenin en güzelini ta'kıb ve tatbık edin
Hiç beklemediğiniz bir anda, size ansızın azap gelmeden önce, Rabb'inizden size indirilen en iyi olana uyun.
Hiç beklemediğiniz bir anda, size ansızın azap gelmeden önce, Rabb'inizden size indirilen en iyi olana dipnot 1 uyun.
Hiç beklemediğiniz bir anda, size ansızın azap gelmeden önce, Rabb'inizden size indirilen en iyi olana dipnot 1 uyun.
Rabbinizden, size indirilenin en güzeline uyun; siz hiç şuurunda değilken, azab apansız size gelip çatmadan evvel.
"Rabbinizden size indirilenin en güzeline — kendiniz farkında olmayarak, ansızın (başınıza) azab gelmezden önce — tabi' olun".
Siz, farkında değilken ansızın azab gelmezden önce Rabbınızdan size indirilen sözün en güzeline uyun.
(53-59) De ki Ey kendilerini haddi aşarak harcayan / israf eden kullarım Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin, muhakkak Allah günahların hepsini bağışlar, muhakkak ki O, bağışlayıcıdır, esirgeyendir. Rabbinize gönülden yönelin azap size gelmeden önce O’na teslim olun, sonra size yardım da edilmez. Siz , bilincinde değilken / şuurunda değilken ansızın / aniden, azap size gelmeden önce Rabbinizden size indirilene, en güzele tabi olun! Kimse şunu demesin! Yazıklar olsun bana! Allah katında taşkınlık ettim ve alay edenlerden idim yahut keşke Allah beni yönlendirseydi / yola iletseydi bende sakınanlardan olurdum demeyin yahut azabı gördüğü vakit bir kerre daha olsa bana, ben de güzel davrananlardan / Muhsinlerden olsaydım demeyin, (Tedbirinizi alın) . Bilakis sizlere ayetlerim geldiydi ve sen onları yalanladın, büyüklendin / kibirlendin ve örtbas edenlerden / kafirlerden oldun.
Farkında olmadan ansızın azap size gelmezden önce Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun.
"Ansızın ve hiç farkına varmadığınız bir sırada, size azab gelmezden önce Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun."
O azap, siz farkında değilken, ansızın başınıza gelmeden önce Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur'an'a) uyun dipnot 1 ."
Farkına varmadığınız bir anda o azap gelip çatmadan önce Rabbinizden size indirilenlerin en güzeline uyun dipnot 1 ."
Azap size, farkında olmadığınız bir anda ansızın gelmeden önce Rabbinizden indirilenin en güzeline uyun.
Azap size, farkında olmadığınız bir anda ansızın gelmeden önce Rabbinizden indirilenin en güzeline uyun.
Farkında olmadığınız bir sırada, azap ansızın karşınıza çıkmadan önce size Rabbinizden indirilenin en güzeline uyun!
Zümer suresi, 56. ayet. أَن تَقُولَ نَفْسٌ يَٰحَسْرَتَىٰ عَلَىٰ مَا فَرَّطتُ فِى جَنۢبِ ٱللَّهِ وَإِن كُنتُ لَمِنَ ٱلسَّٰخِرِينَ
(55-56) Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, "Allah'ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim" demesin.
Herhangi bir kişinin ‘Allah'ın katında (O'nun buyruklarını) umursamamamdan dolayı dipnot 1 ah, yazıklar olsun (bana)! Doğrusu ben alay edenlerdendim!' demesi(nden önce Kur'an'a uyun)!
ki, hiç kimse, "Allah'a karşı yabancılaştığım ve gerçeği alay konusu yaptığım için vay benim halime" demesin!
ki hiçbir insan (Kıyamet Günü) "Allah'a karşı umursamaz davrandığım ve (hakikati) küçümseyenlerden biri olduğum için yazıklar olsun bana!" demesin;
(O süreçte) bir nefs şöyle der: "Allah'ı tanımada yetersiz kalmam dolayısıyla düştüğüm hasrete (kayıplarıma) bak! Elbette ben alay edenlerdendim! (İşin gerçeğinin ve ciddiyetinin farkında değilmişim?)"
Kişinin (yana yakıla) şöyle diyeceği (gün): "Allah yanında (kullukta) yaptığım kusurlardan dolayı yazıklar olsun (bana) doğrusu ben, (Allah'ın diniyle) alay edenlerdendim."
Kişinin: Allah'a karşı aşırı gitmemden dolayı bana yazıklar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdendim (diyeceği günden sakının)!
Benlik, şöyle diyecek: "Allah'a karşı umursamaz davrandığım ve küçümsediğim için, vay başıma gelene!"
- "Siz farkında olmadan ansızın başınıza azap gelmeden önce, Rabbinizden size indirilen en güzel kitaba uyunuz ki, hiçbir insan, "Allah'a karşı aşırı gittiğim, küçümseyenlerden biri olduğum için yazıklar olsun bana!" demesin.
Ki kişi, "ALLAH'ın öğretisine aldırmamaktan ötürü vay halime; doğrusu ben aşağılayanlardan idim" demesin.
Ki kişi, 'ALLAH'ın öğretisine aldırmamaktan ötürü vay halime; doğrusu ben alay edenlerdendim,' demesin
Bir kimsenin: "Eyvah, Allah'ın huzurunda yaptığım kusurlardan dolayı vay bana! Doğrusu ben, alay ederlendendim." diyeceği,
Diyeceği gün bir nefis: eyvah, Allah yanında yaptığım eksikliklerden dolayı hasretime bak, doğrusu ben eğlenenlerden idim
Sonunda: "Allah'a karşı aşırı gittiğimden dolayı yazıklar olsun bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim." dememeniz için;
Sonunda: "Allah'a karşı aşırı gittiğimden dolayı yazıklar olsun bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim." Dememeniz için;
Sonunda: "Allah'a karşı aşırı gittiğimden dolayı yazıklar olsun bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim." denmemesi için,
Kişinin (yana yakıla) şöyle diyeceği (gün): "Tanrı yanında (kullukta) yaptığım kusurlardan dolayı yazıklar olsun (bana), doğrusu ben, (Tanrı'nın diniyle) alay edenlerdendim."
(O azab günü) her nefsin "Allah yanında işlediğim taksıyrlerden dolayı vay hasret (ve nedamet) ime! Hakıykat, hakıykat ben (Onun diniyle, kitabiyle) eğlenenlerdendim" diyeceği,
Kişinin: Allah'a karşı aşırı gitmemden dolayı vay bana, yazıklar olsun; gerçekten ben, alaya alanlardandım, diyeceği gün gelmezden önce.
(53-59) De ki Ey kendilerini haddi aşarak harcayan / israf eden kullarım Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin, muhakkak Allah günahların hepsini bağışlar, muhakkak ki O, bağışlayıcıdır, esirgeyendir. Rabbinize gönülden yönelin azap size gelmeden önce O’na teslim olun, sonra size yardım da edilmez. Siz , bilincinde değilken / şuurunda değilken ansızın / aniden, azap size gelmeden önce Rabbinizden size indirilene, en güzele tabi olun! Kimse şunu demesin! Yazıklar olsun bana! Allah katında taşkınlık ettim ve alay edenlerden idim yahut keşke Allah beni yönlendirseydi / yola iletseydi bende sakınanlardan olurdum demeyin yahut azabı gördüğü vakit bir kerre daha olsa bana, ben de güzel davrananlardan / Muhsinlerden olsaydım demeyin, (Tedbirinizi alın) . Bilakis sizlere ayetlerim geldiydi ve sen onları yalanladın, büyüklendin / kibirlendin ve örtbas edenlerden / kafirlerden oldun.
Ki sonra hiç kimse, “Allah’a itaat hususunda gerekeni yapmadığım için yazıklar olsun bana! Ben gerçekten de (İslâm ile) alay edenler arasında yer almıştım” diyerek (kendi kendini kınamasın);
(O gün günahkar) nefsin şöyle demesinden sakının: "Allah'ın yanında (O'na kullukta) kusur edişimden dolayı vah (bana). Gerçekten ben alay edenlerdendim."
Yoksa (o gün) kişi şöyle der: "Allah'a karşı işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerdendim dipnot 1 ."
Sonra kalkıp şöyle der: "Allah'a karşı çok kusur işledim; her şeyi kaybettim. Gerçekten ben hafife alanlardandım"
Kişi (o gün): Allah’a karşı (itaat etmede) aşırı gitmemden dolayı bana yazıklar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdendim.
Kişinin: Allah'a karşı işlediğim kusurlardan ve aldatılanlardan olduğum için bana yazıklar olsun demesinden önce...
Benlik şöyle diyecektir o zaman: "Allah'a karşı aşırı gitmem yüzünden başıma gelenlere bak! Alay edip duranlardan biriydim doğrusu!..."
Zümer suresi, 57. ayet. أَوْ تَقُولَ لَوْ أَنَّ ٱللَّهَ هَدَىٰنِى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُتَّقِينَ
Yahut, "Allah beni doğru yola iletseydi, elbette O'na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum" demesin.
Veya ‘Allah beni doğru yola ulaştırsaydı, elbette muttakîlerden (duyarlı olanlardan) olurdum!' demesi(nden önce Kur'an'a uyun)! dipnot 1
Veya "Eğer Allah beni doğru yola iletseydi, elbet ben de sorumlu davrananlar arasında olurdum" demesin!
yahut, "Eğer Allah beni doğru yola iletseydi mutlaka O'na karşı sorumluluk bilinci duyanlardan biri olurdum!" demesin diye,
Yahut şöyle der: "Eğer Allah bana hidayet etseydi, elbette korunanlardan olurdum. "
Veya: "Gerçekten Allah bana hidayet verseydi, elbette muttakilerden olurdum" diyeceği,
Veya: Allah bana hidayet verseydi, elbette sakınanlardan olurdum, diyeceği,
Veya şöyle diyecek: "Allah, beni gerçekten doğru yola eriştirseydi, kesinlikle sorumluluk bilincine erişirdim!"
Yahut, "Eğer Allah beni doğru yola iletseydi, elbette O'na karşı saygı duyanlardan olurdum" demesin diye.
Veya "ALLAH beni doğruya iletseydi kesinlikle erdemlilerden biri olacaktım" demesin.
Veya, 'ALLAH beni doğruya iletseydi kesinlikle erdemlilerden biri olacaktım,' demesin
yahut: "Allah, bana yolunu gösterseydi, kesinlikle ben takva sahiplerinden olurdum."
Yahud diyeceği: Allah bana yolunu gösterse idi her halde ben müttekılerden olurdum
Veya "Allah bana doğru yolu gösterseydi, takva sahibi olurdum." dememeniz için;
Veya "Allah bana doğru yolu gösterseydi, takva sahibi olurdum." dememeniz için;
Veya "Allah bana doğru yolu gösterseydi, takva sahibi olurdum." denmemesi için.
Veya: "Gerçekten Tanrı bana hidayet verseydi, elbette muttakilerden olurdum" diyeceği,
yahud "Hakıykaten Allah bana hidayet verseydi her halde (şirkden günahlardan) sakınanlardan olurdum" diyeceği,
Veya: Allah beni hidayete erdirseydi, ben de muttakilerden olurdum, diyeceği gün.
(53-59) De ki Ey kendilerini haddi aşarak harcayan / israf eden kullarım Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin, muhakkak Allah günahların hepsini bağışlar, muhakkak ki O, bağışlayıcıdır, esirgeyendir. Rabbinize gönülden yönelin azap size gelmeden önce O’na teslim olun, sonra size yardım da edilmez. Siz , bilincinde değilken / şuurunda değilken ansızın / aniden, azap size gelmeden önce Rabbinizden size indirilene, en güzele tabi olun! Kimse şunu demesin! Yazıklar olsun bana! Allah katında taşkınlık ettim ve alay edenlerden idim yahut keşke Allah beni yönlendirseydi / yola iletseydi bende sakınanlardan olurdum demeyin yahut azabı gördüğü vakit bir kerre daha olsa bana, ben de güzel davrananlardan / Muhsinlerden olsaydım demeyin, (Tedbirinizi alın) . Bilakis sizlere ayetlerim geldiydi ve sen onları yalanladın, büyüklendin / kibirlendin ve örtbas edenlerden / kafirlerden oldun.
Yahut “Eğer Allah bana hidayet nasip etseydi günahtan sakınanlardan olurdum” diyerek;
Yahut şöyle demesinden: "Allah bana hidayet etseydi, elbet ben de (Allah'ın azabından) korunanlardan olurdum."
Ya da şöyle der: "Keşke beni Allah yola getirseydi, o zaman ben de kesinlikle kendini yanlışlardan koruyanlardan olurdum dipnot 1 ."
Kalkıp şunu diyebilir: "Beni Allah yola getirseydi ben de çekinerek korunanlardan dipnot 1 olurdum."
Yahut keşke Allah bana hidayet etseydi de muttakilerden olsaydım der.
Veya keşke Allah bana doğru yolu gösterseydi de korunanlardan olsaydım demesi...
Yahut şöyle diyecektir: "Allah bana kılavuzluk etseydi elbette ben de korunanlardan olurdum."
Zümer suresi, 58. ayet. أَوْ تَقُولَ حِينَ تَرَى ٱلْعَذَابَ لَوْ أَنَّ لِى كَرَّةً فَأَكُونَ مِنَ ٱلْمُحْسِنِينَ
Yahut azabı gördüğünde, "Keşke benim için dünyaya bir dönüş daha olsa da iyilik yapanlardan olsam" demesin.
Veya azabı gördüğünde ‘Keşke benim için bir kez (dünyaya dönme) imkânı olsa da güzel davrananlardan olsam!' dipnot 1 demesi(nden önce Kur'an'a uyun)!"
Ya da azabı gördüğü zaman, "Keşke bana bir fırsat daha tanınsa da iyiler arasına girsem" demesin!
yahut, (kendisini bekleyen) azabın farkına vardığında "Keşke (hayatta) bana bir şans daha verilse de iyilik yapanlar arasına girsem!" demesin diye.
Yahut azabı gördüğünde şöyle der: "Keşke bir kere daha (bedenli - beyinli yaşama) sahip olsam da, muhsinlerden olsam. "
Ya da azabı gördüğü zaman: "Benim için bir kere daha (dünyaya dönme fırsatı) olsaydı da, ihsan edenlerden olsaydım" (diyeceği günden sakının).
yahut azabı gördüğünde: Keşke benim için bir kez (dönmeye) imkân bulunsa da iyilerden olsam! diyeceği günden sakının.
Veya cezayı gördüğünde, şöyle diyecek: "Benim için bir kez daha olsaydı, güzel davrananlar arasında olurdum!"
Ya da azabı gördüğünde, "Keşke dünyaya bir daha gönderilseydim de iyi amel yapanlardan olsaydım" demesin diye.
Yahut azabı gördüğü an, "Keşke ikinci bir şansım daha olsaydı da güzel davrananlardan olsaydım" demesin.
Yahut azabı gördüğü an, 'Keşke ikinci bir şansım daha olsaydı da güzel davrananlardan olsaydım,' demesin
ya da azabı gördüğü zaman: "Bana bir daha geri dönüş (imkanı) olsaydı da güzel davrananlardan olsaydım!" diyeceği gün (gelmeden uyun!)
Ve yahud azabı gördüğü zaman diyeceği: bana bir geri dönmek olsa idi de muhsinlerden olsa idim!
Veya azabı gördüğü zaman, "Keşke bir kez daha dünyaya dönme imkanım olsaydı, o zaman muhsinlerden dipnot 1 olurdum." dememeniz için.
Veya azabı gördüğü zaman, "Keşke bir kez daha dünyaya dönme imkanım olsaydı, o zaman muhsinlerden dipnot 1 olurdum." dememeniz için.
Veya azabı gördüğü zaman, "Keşke bir kez daha dünyaya dönme imkanım olsaydı, o zaman muhsinlerden dipnot 1 olurdum." denmemesi için.
Ya da azabı gördüğü zaman: "Benim için bir kere daha (dünyaya dönme fırsatı) olsaydı da, ihsan edenlerden olsaydım" (diyeceği günden sakının).
yahud azabı görürken "Benim için (dünyaye) bir dönüş daha olsaydı da iyi hareket edenlerden (mü'minlerden) bulunsaydım" diyeceği (gündür).
Yahut azabı gördüğü vakit: Keşki benim için bir dönüş daha olsaydı da ihsan edenlerden olsaydım, diyeceği gün.
(53-59) De ki Ey kendilerini haddi aşarak harcayan / israf eden kullarım Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin, muhakkak Allah günahların hepsini bağışlar, muhakkak ki O, bağışlayıcıdır, esirgeyendir. Rabbinize gönülden yönelin azap size gelmeden önce O’na teslim olun, sonra size yardım da edilmez. Siz , bilincinde değilken / şuurunda değilken ansızın / aniden, azap size gelmeden önce Rabbinizden size indirilene, en güzele tabi olun! Kimse şunu demesin! Yazıklar olsun bana! Allah katında taşkınlık ettim ve alay edenlerden idim yahut keşke Allah beni yönlendirseydi / yola iletseydi bende sakınanlardan olurdum demeyin yahut azabı gördüğü vakit bir kerre daha olsa bana, ben de güzel davrananlardan / Muhsinlerden olsaydım demeyin, (Tedbirinizi alın) . Bilakis sizlere ayetlerim geldiydi ve sen onları yalanladın, büyüklendin / kibirlendin ve örtbas edenlerden / kafirlerden oldun.
Ya da azabı gördüğünde, “Keşke bana bir fırsat daha tanınsa da iyilerden biri olsam!” diyerek hayıflanmasın.
Yahut azabı gördüğü zaman: "Keşke benim için bir kez daha (dünyaya dönüş) olsaydı da güzel hareket edenlerden olsaydım!" demesinden.
Yahut azabı gördüğü sırada şunu der: "Keşke bir fırsatım daha olsa da güzel davrananlardan olsam! dipnot 1 "
Azabı görünce şöyle de diyebilir: "Keşke elimde bir fırsat daha olsa da güzel davrananlardan olsam."
Veya azabı görünce; "Keşke bir kere daha hak verilse de iyi amel yapanlardan olsam" der.
Veya azabı görünce keşke bir kere daha hak verilse de iyilerden olsam, demesi...
Azabı gördüğünde şöyle de konuşacaktır: "Bana bir kez daha imkan verilseydi de güzel düşünüp güzel davrananlardan olsaydım!"
Zümer suresi, 59. ayet. بَلَىٰ قَدْ جَآءَتْكَ ءَايَٰتِى فَكَذَّبْتَ بِهَا وَٱسْتَكْبَرْتَ وَكُنتَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ
(Allah, şöyle diyecek:) "Hayır, öyle değil! Ayetlerim sana geldi de sen onları yalanladın, büyüklük tasladın ve inkarcılardan oldun."
(Allah, bu isteği dile getirenlere şöyle diyecektir): "Hayır! Ayetlerim elbette sana gelmişti de sen onları yalanlamış, kibirlenmiş ve kâfirlerden olmuştun." dipnot 1
(Allah onlara şöyle diyecek): "Tam aksine sana ayetlerim gelmişti de, sen onları yalanlamış, küstahça büyüklenmiş ve hakkı inkar edenlerden olmuştun.
(O zaman Allah şu cevabı verecektir:) "Tabii, elbette! Mesajlarım sana ulaştı(ğı halde) sen onları yalanladın, yersiz bir gurura kapıldın ve hakikati inkar edenler arasına girdin!"
"Hayır, sana işaretlerim gerçekten geldi de onları inkar ederek yalanladın, benlik tasladın ve hakikat bilgisini inkar edenlerden oldun!"
"Hayır, Benim ayetlerim sana gelmişti, fakat sen onları yalanladın, büyüklüğe kapıldın ve kafirlerden oldun."
Hayır (dönemeyeceksin)! Âyetlerim sana gelmişti de sen onları yalanlamış, büyüklük taslamış ve inkârcılardan olmuştun.
"Hayır, öyle değil!" "Ayetlerim sana ulaştı; Onları yalanladın, büyüklük tasladın ve nankörlük ettin!"
O zaman Allah şu cevabı verecektir: "Elbette sana ayetlerim geldi de sen onları yalanladın, sen kibirlendin ve sen inkar edenlerden oldun."
Evet, sana ayet ve mucizelerim geldi, fakat sen onları yalanladın, kibirlendin ve inkarcılardan oldun.
Evet, sana ayet ve mucizelerim geldi, fakat sen onları yalanladın, kibirlendin ve inkarcılardan oldun
(Ona): "Hayır, sana ayetlerim geldi de onlara yalan dedin, kibirlenmek istedin ve kafirlerden oldun!" denir.
Hayır sana ayetlerim geldi de onlara yalan dedin, kibretmek istedin ve kafirlerden oldun
Hayır dipnot 1 , sana ayetlerim gelmişti de onları yalanlamıştın, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştun.
Hayır dipnot 1 , sana ayetlerim gelmişti de onları yalanlamıştın, büyüklük taslamış ve Kafirlerden olmuştun.
Hayır dipnot 1 , sana ayetlerim gelmişti de onları yalanlamıştın, büyüklük taslamış ve gerçeği yalanlayan nankörlerden olmuştun.
"Hayır, benim ayetlerim sana gelmişti, fakat sen onları yalanladın, büyüklüğe kapıldın ve kafirlerden oldun."
(Allah tarafından onlara şöyle Duyurulur:) Hayır, sana (bunca) ayetlerim gelmişdi de sen onları yalan saymış, kibirlenmiye kalkmış, kafirlerden olmuşdun.
Hayır, sana ayetlerim gelmişti de, onları yalanlamış, büyüklük taslayarak kafirlerden olmuştun.
(53-59) De ki Ey kendilerini haddi aşarak harcayan / israf eden kullarım Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin, muhakkak Allah günahların hepsini bağışlar, muhakkak ki O, bağışlayıcıdır, esirgeyendir. Rabbinize gönülden yönelin azap size gelmeden önce O’na teslim olun, sonra size yardım da edilmez. Siz , bilincinde değilken / şuurunda değilken ansızın / aniden, azap size gelmeden önce Rabbinizden size indirilene, en güzele tabi olun! Kimse şunu demesin! Yazıklar olsun bana! Allah katında taşkınlık ettim ve alay edenlerden idim yahut keşke Allah beni yönlendirseydi / yola iletseydi bende sakınanlardan olurdum demeyin yahut azabı gördüğü vakit bir kerre daha olsa bana, ben de güzel davrananlardan / Muhsinlerden olsaydım demeyin, (Tedbirinizi alın) . Bilakis sizlere ayetlerim geldiydi ve sen onları yalanladın, büyüklendin / kibirlendin ve örtbas edenlerden / kafirlerden oldun.
(Allah Teâlâ da, şöyle diyecek:) “Hayır, sana ayetlerim gerçekten gelmiş idi. Sen ise onları yalanlamış, büyüklenmiş ve kâfirlerden olmuş idin.”
(Allah şöyle buyurur): "Hayır, sana ayetlerim geldi de sen onları yalanladın, büyüklük tasladın ve nankörlerden oldun!"
Hayır, hayır! Ayetlerim sana kesinlikle geldi, ama sen onlar karşısında yalana sarıldın, büyüklük tasladın ve kafirlerden oldun dipnot 1 .
Hayır, sana bunca belgelerim geldi de sen onlar karşısında yalana sarıldın, büyüklük tasladın ve kafirlerden oldun.
Hayır, sana ayetlerim gelmişti ve sen onları yalanlamış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştun.
-Hayır, sana ayetlerim gelmişti de sen onları yalanlamış, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştun.
Hayır, olmaz! Ayetlerim sana geldi de onları hemen yalanlayıverdin; büyüklük tasladın ve kafirlerden oldun.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.