Mustafa İslamoğlu
(Karanlığı) yarıp çıkan sabah vakti şahit olsun!
89. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Fecr suresi, 1. ayet. وَٱلْفَجْرِ
velfecr.
(Karanlığı) yarıp çıkan sabah vakti şahit olsun!
Fecr suresi, 2. ayet. وَلَيَالٍ عَشْرٍ
veleyâlin `aşr.
O tarifsiz on gece şahit olsun!
Fecr suresi, 3. ayet. وَٱلشَّفْعِ وَٱلْوَتْرِ
veşşef`i velvetr.
Çift ve tek şahit olsun
Fecr suresi, 4. ayet. وَٱلَّيْلِ إِذَا يَسْرِ
velleyli iẕâ yesr.
Sabaha yürüyen gece şahit olsun!
Fecr suresi, 5. ayet. هَلْ فِى ذَٰلِكَ قَسَمٌ لِّذِى حِجْرٍ
hel fî ẕâlike ḳasemül liẕî ḥicr.
Ne yani, şunların hepsinde sahibini koruyan oturaklı bir aklı olanlar için, sağlam bir şahitlik yok mudur?
Fecr suresi, 6. ayet. أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ
elem tera keyfe fe`ale rabbüke bi`âd.
Görmedin mi Rabbin ne yaptı Ad kavmine,
Fecr suresi, 7. ayet. إِرَمَ ذَاتِ ٱلْعِمَادِ
irame ẕâti-l`imâd.
sütun (gibi bina)lar sahibi İrem'e
Fecr suresi, 8. ayet. ٱلَّتِى لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِى ٱلْبِلَٰدِ
elletî lem yuḫlaḳ miŝlühâ fi-lbilâd.
ki, o (günün) dünyasında bir benzeri daha inşa edilmemişti?
Fecr suresi, 9. ayet. وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُوا۟ ٱلصَّخْرَ بِٱلْوَادِ
veŝemûde-lleẕîne câbu-ṣṣaḫra bilvâd.
Yine kayaları vadiler oluşturma amacıyla kesip oyan Semud'a?
Fecr suresi, 10. ayet. وَفِرْعَوْنَ ذِى ٱلْأَوْتَادِ
vefir`avne ẕi-l'evtâd.
Ve (pirametlerle dünyaya) kazık çakan Firavun'a?
Fecr suresi, 11. ayet. ٱلَّذِينَ طَغَوْا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ
elleẕîne ṭagav fi-lbilâd.
Onların hepsi de kendi ülkelerinde haddi aşmış kimselerdi;
Fecr suresi, 12. ayet. فَأَكْثَرُوا۟ فِيهَا ٱلْفَسَادَ
feekŝerû fîhe-lfesâd.
derken oralarda ahlaki çürüme ve toplumsal yozlaşmayı körüklediler;
Fecr suresi, 13. ayet. فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ
feṣabbe `aleyhim rabbüke sevṭa `aẕâb.
bu yüzden Rabbin onların üzerine envai çeşit azab kamçısı yağdırdı.
Fecr suresi, 14. ayet. إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلْمِرْصَادِ
inne rabbeke lebilmirṣâd.
Şu kesin ki Rabbin her zaman ve mekanda herkesi gözetleyicidir.
Fecr suresi, 15. ayet. فَأَمَّا ٱلْإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ
feemme-l'insânü iẕâ me-btelâhü rabbühû feekramehû vene``amehû feyeḳûlü rabbî ekramen.
Ve insana gelince... Ne zaman Rabbi onu (varlıkla) sınayıp ona ikram edecek ve nimetlere gark edecek olsa, hemen (Allah'ın kendisini desteklediğini düşünerek) "Rabbim bana ikram etti" der;
Fecr suresi, 16. ayet. وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَٰنَنِ
veemmâ iẕâ me-btelâhü feḳadera `aleyhi rizḳahû feyeḳûlü rabbî ehânen.
Ne zaman da Rabbi onu (darlıkla) sınayıp onun geçim alanını sınırlandıracak olsa, bu kez de "Rabbim beni zelil etti" der.
Fecr suresi, 17. ayet. كَلَّا بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ
kellâ bel lâ tükrimûne-lyetîm.
Asla! Bilakis siz yetime izzet ikram göstermiyorsunuz,
Fecr suresi, 18. ayet. وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
velâ teḥâḍḍûne `alâ ṭa`âmi-lmiskîn.
yoksulu doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz,
Fecr suresi, 19. ayet. وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا
vete'külûne-ttürâŝe eklel lemmâ.
Emeksiz kazancı haram-helal demeden açgözlülükle boğazınıza geçiriyorsunuz,
Fecr suresi, 20. ayet. وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّا جَمًّا
vetüḥibbûne-lmâle ḥubben cemmâ.
dahası ölçüsüz bir sevgiyle malı seviyorsunuz.
Fecr suresi, 21. ayet. كَلَّآ إِذَا دُكَّتِ ٱلْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا
kellâ iẕâ dükketi-l'arḍu dekken dekkâ.
Yoo, öyle yapmayın!Yeryüzü art arda sürekli bir sarsılışla sarsılıp dümdüz olduğu zaman,
Fecr suresi, 22. ayet. وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا
vecâe rabbüke velmelekü ṣaffen ṣaffâ.
Rabbinin (fermanı) da gelmiş ve melekler saf saf dizilmiş olacak;
Fecr suresi, 23. ayet. وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ
vecîe yevmeiẕim bicehenneme yevmeiẕiy yeteẕekkeru-l'insânü veennâ lehü-ẕẕikrâ.
o gün Cehennem de ortaya getirilmiş olacak; o gün (sınavı kaybetmiş) insan (gerçeği) itiraf edecek; ama bu itirafın hiçbir yararı olmayacak.
Fecr suresi, 24. ayet. يَقُولُ يَٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى
yeḳûlü yâ leytenî ḳaddemtü liḥayâtî.
O diyecek ki: "Ah n'olaydım, keşke bu hayatım için hazırlık yapmış olaydım!"
Fecr suresi, 25. ayet. فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌ
feyevmeiẕil lâ yü`aẕẕibü `aẕâbehû eḥad.
İşte o gün hiçbir kimse O'nun tattırdığı can yakıcı mahrumiyeti tattıramaz;
Fecr suresi, 26. ayet. وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌ
velâ yûŝiḳu veŝâḳahû eḥad.
ve hiçbir kimse O'nun zaptettiği gibi zaptedemez.
Fecr suresi, 27. ayet. يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ
yâ eyyetühe-nnefsü-lmuṭmeinneh.
(imdi) ey (Allah'la) tatmin olmuş insanoğlu:
Fecr suresi, 28. ayet. ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً
irci`î ilâ rabbiki râḍiyetem merḍiyyeh.
Rabbine, O'ndan memnun olmuş ve O'nu razı etmiş olarak dön!
Fecr suresi, 29. ayet. فَٱدْخُلِى فِى عِبَٰدِى
fedḫulî fî `ibâdî.
Bunu (başarman) halinde gir (sadık) kullarımın arasına,
Fecr suresi, 30. ayet. وَٱدْخُلِى جَنَّتِى
vedḫulî cennetî.
ve gir cennetime!