Diyanet İşleri
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
Hac suresi · 1–10. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hac suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
Ey insanlar! Rabbinize karşı takvâlı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki o (Son) Saat'in sarsıntısı müthiş bir şeydir!
Ey insanlık! Rabbinize karşı sorumluluğunuzun farkında olun! Çünkü Son Saat'in depremi korkunç olacaktır!
Ey İnsanlar! Rabbinize karşı sorumluluk bilinci taşıyın; çünkü, Son Saat'in sarsıntısı, gerçekten korkunç olacak!
Ey insanlar! Rabbinizden (yaptıklarınızın sonucu olarak yaşatacaklarından) korunun! Muhakkak ki o Saat'in depremi çok büyük bir şeydir.
Ey insanlar, Rabbinizden korkup sakının, çünkü kıyamet saatinin sarsıntısı büyük bir şeydir.
Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!
Ey insanlar! Efendinize karşı sorumluluk bilinci taşıyın. Kuşkusuz, evrenlerin sonunun ürkünç sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
Ey insanlar! Rabbinize saygı gösterin! Çünkü son saatin sarsıntısı gerçekten büyük olacaktır.
Ey halk, Efendinize saygı gösteriniz, çünkü o anın depremi korkunç bir şeydir.
Ey halk, Rabbinize saygı gösteriniz, çünkü Saatin (dünyanın sonunun) depremi korkunç bir şeydir.
Ey insanlar, Rabbinize korunun (sığının); çünkü kıyamet gününün sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
Ey o bütün insanlar! Rabbınıza korunun, çünkü o saat zelzelesi çok büyük bir şeydir
Ey İnsanlar! Rabb'inize karşı takva dipnot 1 sahibi olun. Kuşkusuz, o Sa'at'in dipnot 2 şiddetli sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
Ey insanlar! Rabb'inize karşı takva dipnot 1 sahibi olun. Kuşkusuz, o Sa'atin dipnot 1 şiddetli sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
Ey insanlar! Rabb'inize karşı takva sahibi olun. Kuşkusuz, o Sa'atin dipnot 1 şiddetli sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
Ey insanlar, rabbinizden korkup sakının, çünkü kıyamet saatinin sarsıntısı büyük bir şeydir.
Ey insanlar, Rabbiniz (in azabın) dan sakının. Çünkü o saatin zelzelesi büyük bir şeydir.
Ey insanlar; Rabbınızdan sakının. Doğrusu kıyamet saatının sarsıntısı büyük bir şeydir.
(1-2) Ey insanlar Rabbinizden sakının, kıyamet saatinin sarsıntısı / zelzelesi çok büyük bir şeydir, onu göreceğiniz gün emziren kadın çocuğunu emzirirken dikkati dağılacak , her bir hamile kadın taşıdığını düşürür , insanları sarhoş halde görürsün, oysa onlar içki içmiş değiller ve lakin Allah’ın azabı şiddetlidir.
Ey insanlar! Rabbinizden sakının. Çünkü kıyametin sarsıntısı büyük bir şeydir.
Ey insanlar, Rabbinizden korkun, çünkü (Duruşma) sa'ati(ni)n depremi, cidden korkunç bir şeydir.
Ey insanlar! Rabbinize karşı yanlış yapmaktan sakının! O saatin dipnot 1 depremi, gerçekten büyük bir şeydir.
Ey insanlar! Rabbinizden dipnot 1 çekinerek kendinizi koruyun. Çünkü kıyamet saatinin sarsıntısı büyük bir beladır.
Ey İnsanlar! Rabbinizden sakının/takvalı olun. Gerçekten kıyamet sarsıntısı büyük bir şeydir.
Ey İnsanlar, Rabbinizden korkun, çünkü kıyamet sarsıntısı büyük bir şeydir.
Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet saatinin zelzelesi gerçekten çok büyük bir şeydir.
Hac suresi, 2. ayet. يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّآ أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيدٌ
Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; halbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
Onu gördüğünüz gün, her emziren emzirdiğini unutur; her gebe de taşıdığını düşürür. İnsanları sarhoş olmamalarına rağmen sarhoş bir hâlde görürsün. Fakat Allah'ın azabı çok daha şiddetlidir!
O (depremi) gördüğünüz gün, emziren her kadın emzirdiği (bebeğini) unutur; yine her gebe kadın ( o an) çocuğunu düşürür; ve insanlar sarhoş olmadıkları halde sen onları sarhoşmuş (gibi) görürsün. Fakat, Allah'ın azabının (ondan) daha şiddetli olduğu kesindir.
O (saate) ulaştığınız Gün, emziren her kadın emzirdiği çocuğu unutur gider; her gebe kadın (vaktinden önce) yükünü bırakır; ve insanlar sarhoş olmadıkları halde sana sarhoşlarmış gibi gözükürler; ama yine de, Allah'ın azabı(nı gördükleri zaman duyacakları dehşet çok daha) zorlu olacaktır.
Onu göreceğiniz süreçte, her emziren (besleyici) emzirdiklerini unutur, her hamile yükünü taşıdığını düşürür! İnsanları sarhoşlar olarak görürsün! (Oysa) onlar sarhoş değildirler. Fakat Allah azabı şiddetlidir.
Onu gördüğünüz gün, her emzikli kendi emzirdiğini unutup geçecek ve her gebe kendi yükünü düşürecektir. İnsanları da sarhoş olmuş görürsün, oysa onlar sarhoş değillerdir. Ancak Allah'ın azabı pek şiddetlidir.
Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allah'ın azabı çok dehşetlidir!
Onu gördüğünüz gün, emziren her kadın emzirdiğini bırakır; her gebe kadın da karnındakini düşürür. İnsanları da sarhoş görürsün; oysa onlar sarhoş değildir. Fakat Allah'ın cezası çok yamandır.
O sarsıntıyı gördüğünüzde, her emzikli emzirdiğini unutur; her hamile, çocuğunu düşürür; insanları da sarhoş olmadıkları halde sarhoş bir halde görürsün; Fakat Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
Ona tanık olduğunuz gün, her emziren ana emzirdiğini atar, her gebe kadın yükünü bırakır. Sarhoş olmadıkları halde insanları sarhoş gibi göreceksin. Halbuki ALLAH'ın cezası şiddetlidir.
Ona tanık olduğunuz gün, her emziren ana emzirdiğini atar, her gebe kadın yükünü bırakır. Sarhoş olmadıkları halde insanları sarhoş gibi göreceksin. Halbuki ALLAH'ın cezası şiddetlidir.
Onu göreceğiniz gün, her emzikli (kadın) emzirdiğinden geçer ve her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları hep sarhoş görürsün, halbuki sarhoş değillerdir. Fakat Allah'ın azabı şiddetlidir.
Onu göreceğiniz gün her emzikli emzirdiğinden geçer ve her yüklü kadın hamlini vaz' eder, ve nası hep sarhoş görürsün halbuki sarhoş değillerdir ve lakin Allahın azabı şediddir
Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın, emzirdiğini unutur. Her hamile kadın, bebeğini düşürür. Ve İnsanları sarhoş olmadıkları halde, sarhoş gibi görürsün. Zira Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiğini unutur. Her hamile kadın, bebeğini düşürür. Ve insanları sarhoş olmadıkları halde, sarhoş gibi görürsün. Zira Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiğini unutur. Her hamile kadın, bebeğini düşürür. Ve insanları sarhoş olmadıkları halde, sarhoş gibi görürsün. Zira Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
Onu gördüğünüz gün, her emzikli kendi emzirdiğini unutup geçecek ve her gebe kendi yükünü düşürecektir. İnsanları da sarhoş olmuş görürsün, oysa onlar sarhoş değillerdir. Ancak Tanrı'nın azabı pek şiddetlidir.
Onu göreceğiniz gün emzikli her (kadın kendi başının derdiyle) emzirdiğini unutup geçer, yüklü her (gebe kadın) yükünü (çocuğunu) düşürür. İnsanları serhoş (olmuş gibi) görürsün. Halbuki onlar serhoş değildirler. Fakat Allahın azabı pek çetindir.
Onu göreceğiniz gün; her emzikli emzirdiğini unutur, her yüklü yükünü düşürür. İnsanları sarhoş gibi görürsün. Oysa sarhoş değildirler, ama Allah'ın azabı pek çetindir.
(1-2) Ey insanlar Rabbinizden sakının, kıyamet saatinin sarsıntısı / zelzelesi çok büyük bir şeydir, onu göreceğiniz gün emziren kadın çocuğunu emzirirken dikkati dağılacak , her bir hamile kadın taşıdığını düşürür , insanları sarhoş halde görürsün, oysa onlar içki içmiş değiller ve lakin Allah’ın azabı şiddetlidir.
Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki, Allah’ın azabı çok şiddetlidir.
Onu gördüğünüz gün, her emziren, emzirdiğinden geçer; her gebe yükünü bırakır; insanları sarhoş görürsün, oysa sarhoş değillerdir ama Allah'ın azabı şiddetlidir (bu dehşetli azab, onların akıllarını başlarından almıştır.)
Onu göreceğiniz gün, emzikli her kadın emzirdiği yavruyu unutmuş, her gebe kadın da düşük yapmış halde olur dipnot 1 . İnsanları sarhoş görürsün dipnot 2 , oysa sarhoş değillerdir ama Allah'ın azabı pek çetindir dipnot 3 .
Onu göreceğiniz günde, yavrusunu emzirmekte olan her anne, telaştan yavrusunu unutur, gebeler düşük yaparlar. İnsanları kendilerinden geçmiş görürsün; kendilerinden geçmezler ama Allah'ın azabı onları iyice sarar.
Onu gördüğünüz gün, her emzikli emzirdiğini unutur, her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş olmuş görürsün. Onlar sarhoş değiller, fakat Allah’ın azabı şiddetlidir.
Onu gördüğünüz gün, her emzikli emzirdiğini unutur, her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş olmuş görürsün. Onlar sarhoş değiller, fakat Allah'ın azabı şiddetlidir.
Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın, emzirdiğinden vazgeçer ve her gebe kadın, taşıdığını düşürür. Sen o gün insanları sarhoşlar halinde görürsün; oysaki onlar sarhoş değillerdir, ama Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
Hac suresi, 3. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَٰدِلُ فِى ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيْطَٰنٍ مَّرِيدٍ
İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı halde, Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın ardına düşer.
İnsanların bir kısmı, bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytana uyar. dipnot 1
Ne ki yine de insanlar içerisinden, Allah'ı bilmeden tartışma konusu yapan ve haddini bilmez her tür şeytanın peşine takılan kimseler çıkabilmektedir.
Hal böyleyken, yine de, nice insan, herhangi bir bilgiye sahip olmaksızın Allah hakkında tartışmakta ve (bu yolda,) baş kaldıran her türlü şeytani gücün peşine takılmaktadır;
İnsanlardan kimi de Allah (adıyla işaret edilen) hakkında ilim sahibi olmadan tartışır; her azgın şeytana (saptırıcı fikir sahibine) tabi olur.
İnsanlardan kimi, Allah hakkında bilgisi olmaksızın tartışır durur ve her azgın, kaypak şeytanının peşine düşer.
İnsanlardan, bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartışmaya giren ve her inatçı şeytana uyan birtakım kimseler vardır.
Oysa insanlar arasında öyleleri vardır ki, bilgisi olmamasına karşın, Allah hakkında tartışır ve azgın şeytanların peşine takılır.
İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah hakkında bilgisizce tartışırlar ve her inatçı şeytana uyarlar.
İnsanlardan öyleleri var ki ALLAH hakkında bilgisizce tartışır ve her azılı sapkına uyar.
İnsanlardan öyleleri var ki ALLAH hakkında bilgisizce tartışır ve her azılı şeytana uyar.
İnsanlardan kimileri de Allah hakkında bilgisizce tartışır da her kaypak şeytanın ardına düşer
Nastan kimi de vardır, Allah hakkında bigayri ılim mücadele eder de her kaypak Şeytanın ardına düşer
Ve İnsanlardan öyle kimseler vardır ki; hiçbir bilgisi olmadığı halde, Allah hakkında ileri geri konuşurlar ve bütün azgın şeytanların dipnot 1 peşinden giderler.
Ve insanlardan öyle kimseler vardır ki; hiçbir bilgisi olmadığı halde, Allah hakkında ileri geri konuşurlar ve bütün azgın şeytanların dipnot 1 peşinden giderler.
Ve insanlardan öyle kimseler vardır ki; hiçbir bilgisi olmadığı halde, Allah hakkında ileri geri konuşurlar ve bütün azgın şeytanların dipnot 1 peşinden giderler.
İnsanlardan kimi, Tanrı hakkında bilgisi olmaksızın tartışır durur ve her azgın kaypak şeytanının peşine düşer.
İnsanlardan kimi Allah (ın dini) hakkında bir bilgisi olmaksızın münakaşa eder durur ve (bu hususda) her azgın şeytanın ardına düşer.
İnsanlardan kimi; Allah hakkında bilmeden tartışır ve azgın şeytanın ardına düşer.
(3-4) İnsanlardan birileri Allah hakkında ilim dışı / ilme dayanmadan tartışırlar / mücadele ederler , her bir azgın şeytana uyarlar, onun hakkında yazılmıştır ki kim ona / şeytana yüzünü dönerse muhakkak ki o / şeytan ona uyanı saptırır, onu tutuşmuş / alevli ateşe iletir / ateşe gitmesine rehberlik eder.
İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı hâlde, Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın Şeytan'ın ardına düşer.
İnsanlardan kimi, Allah hakkında bilmeden tartışır ve her kaba (şarlatan) şeytana uyar.
Kimi insanlar, Allah hakkında bilgisizce tartışmaya girer dipnot 1 ve her hayırsız şeytana uyar.
Kimi insanlar, bir yararı olmayan şeytanlara uyarak Allah ile ilgili konularda bilgisizce mücadeleye girerler.
Bazı insanlar ilmi olmaksızın Allah hakkında tartışıp durur ve her azgın şeytana tabi olurlar.
Bazı insanlar bir ilme dayanmadan, Allah hakkında tartışıp durur ve her azgın şeytana tabi olurlar.
İnsanlardan bazıları vardır, hiçbir ilme sahip olmadan Allah konusunda mücadele eder ve her inatçı kaypak şeytanın ardı sıra gider.
Hac suresi, 4. ayet. كُتِبَ عَلَيْهِ أَنَّهُۥ مَن تَوَلَّاهُ فَأَنَّهُۥ يُضِلُّهُۥ وَيَهْدِيهِ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ
Şeytan hakkında, "Her kim onu dost edinirse, mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler" diye yazılmıştır.
Onun (şeytanın) hakkında şöyle yazılmıştır: "Kim onu yoldaş edinirse, bilsin ki (şeytan) kendisini saptıracak ve alevli ateşin azabına sürükleyecektir." dipnot 1
(Şeytan) hakkında kayıt şöyle tutulmuştur: Elbet onu veli edinenler çıkar; ve elbet (Şeytan) o tipleri saptırır ve yakıp kavurtucu bir azaba yönlendirir.
o şeytani güçler ki, kendilerine yönelen kimseleri yoldan çıkarmaya ve onları kavurucu azaba sürüklemeye memur edilmişlerdir.
Onun (şeytan - kendini yalnızca beden sanma vehmi) hakkında: "Kim onun peşine takılırsa; muhakkak ki o, kişiyi saptırır ve onu alevli ateşin azabına yönlendirir" diye yazılmıştır.
Ona yazılmıştır: "Kim onu veli edinirse, şüphesiz o (şeytan) onu şaşırtıp saptırır ve onu çılgın ateşin azabına yöneltir."
Onun (şeytan) hakkında şöyle yazılmıştır: Kim onu yoldaş edinirse bilsin ki (şeytan) kendisini saptıracak ve alevli ateşin azabına sürükleyecektir.
Ona yazılmıştır; kim onu dost edinirse, kesinlikle onu saptırır ve çılgın ateşin cezasına sürükler.
Şeytan hakkında şöyle yazılmıştır: "Kim şeytanı dost edinirse, şeytan onu yoldan çıkarır ve onu alevli cehennem azabına sürükler."
"Bu, kendisini dost edinen kimseyi saptırır ve alevli azaba yol gösterir" diye hakkında hüküm verilmiştir.
'Bu, kendisini dost edinen kimseyi saptırır ve alevli azaba yol gösterir,' diye hakkında hüküm verilmiştir.
ki, onun üzerine şöyle yazılmıştır: Kim buna dost olursa, muhakkak onu saptırır ve doğruca cehennem azabına götürür.
Ki onun üzerine şöyle yazılmıştır: her kim buna dost olursa muhakkak onu sapıtır ve doğru sair azabına götürür
Onun dipnot 1 hakkında yazıldı: ona uyan kesinlikle bilmelidir ki, şeytan onu saptırır. Ve onu Sair'in dipnot 2 azabına iletir.
Onun dipnot 1 hakkında yazıldı: ona uyan kesinlikle bilmelidir ki, şeytan onu saptırır. Ve onu Sair'in dipnot 2 azabına iletir.
Onun dipnot 1 hakkında yazıldı: ona uyan kesinlikle bilmelidir ki, şeytan onu saptırır. Ve onu sair'in dipnot 2 azabına iletir.
Ona yazılmıştır: "Kim onu veli edinirse, şüphesiz o (şeytan) onu şaşırtıp saptırır ve onu çılgın ateşin azabına yöneltir."
(Öyle şeytan ki) aleyhinde şu (ilahi) hüküm yazılmışdır: "Kim bunu dost edinirse şübhesiz bu, onu sapdırır, onun o alevli ateşin (cehennemin) azabına götürür".
Onun aleyhinde şu hüküm yazılmıştır: O, kendisini dost edinen kimseyi saptırır ve alevli ateşin azabına götürür.
(3-4) İnsanlardan birileri Allah hakkında ilim dışı / ilme dayanmadan tartışırlar / mücadele ederler , her bir azgın şeytana uyarlar, onun hakkında yazılmıştır ki kim ona / şeytana yüzünü dönerse muhakkak ki o / şeytan ona uyanı saptırır, onu tutuşmuş / alevli ateşe iletir / ateşe gitmesine rehberlik eder.
Şeytan hakkında şöyle yazılmıştır: "Her kim onu dost edinirse, mutlaka o kimseyi saptırır ve onu Cehennem azabına sürükler."
O (Şeyta)nın hakkında: "Kim bunu takibederse muhakkak bu, onu saşırtır ve onu alevli ateş azabına götürür" diye yazılmıştır.
Şeytanla ilgili karar şudur: "O, kendini veli /dost edineni saptırır ve alevli ateşe yöneltir dipnot 1 ."
Şeytan hakkında yazılan şudur: "O, kendini veli (yakın dost) edineni şaşırtır ve alevli ateşe yöneltir."
Şeytanın aleyhinde şöyle yazılmıştır: “Kim onu veli edinirse onu saptırır ve onu alevli ateş azabına sürükler.”
Şeytanın aleyhinde şöyle yazılmıştır: "Kim onu dost edinirse onu saptırır ve onu çılgın ateş azabına sürükler."
O şeytan üzerine şöyle yazılmıştır: Kim buna dost olursa muhakkak o onu saptırır ve onu, alevi zorlu ateşin azabına götürür.
Hac suresi, 5. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِن كُنتُمْ فِى رَيْبٍ مِّنَ ٱلْبَعْثِ فَإِنَّا خَلَقْنَٰكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِن مُّضْغَةٍ مُّخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِّنُبَيِّنَ لَكُمْ وَنُقِرُّ فِى ٱلْأَرْحَامِ مَا نَشَآءُ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُوٓا۟ أَشُدَّكُمْ وَمِنكُم مَّن يُتَوَفَّىٰ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰٓ أَرْذَلِ ٱلْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنۢ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔا وَتَرَى ٱلْأَرْضَ هَامِدَةً فَإِذَآ أَنزَلْنَا عَلَيْهَا ٱلْمَآءَ ٱهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَأَنۢبَتَتْ مِن كُلِّ زَوْجٍۭ بَهِيجٍ
Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir "alaka"dan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir "mudga"dan yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hale gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.
Ey insanlar! Diriltilmekten şüphedeyseniz, (bilin ki) biz sizi topraktan, sonra nutfeden (zigottan), sonra ‘alakadan (embriyodan), sonra organları belirlenmiş, (detayları) belirlenmemiş bir mudğadan (et parçacığından) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. dipnot 1 Dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; dipnot 2 sonra sizi bir bebek olarak doğumla (dışarı) çıkartırız. dipnot 3 Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). Kiminiz vefat ettirilir; kiminiz de bilgiden sonra (biliyorken) bir şey bilmez hâle gelsin diye ömrün en sıkıntılı çağına dipnot 4 kadar götürülür. dipnot 5 Yeri de kupkuru (ölü) bir hâlde görürsün; biz onun (toprağın) üzerine suyu indirdiğimiz zaman bir de bakarsın ki kıpırdayıp kabarır ve her iç açıcı çiftten (bitkiler) yetiştirir. dipnot 6
Ey insanlık! Eğer (ölümden sonra) diriliş konusunda kuşku içindeyseniz, unutmayın ki Biz sizi (ilkin) bir tür topraktan, sonra bir damlacık döl suyundan, sonra rahim cidarına asılıp tutunan döllenmiş yumurtadan, sonra (asli unsurları) olumuş fakat (tali unsurları) henüz oluşmamış bir ceninden yarattık: bu size (menşeinizi) açıklamak için yaptığımız (bir uyarıdır). Derken, (doğmasını) dilediğimizi belirlenmiş bir süreye kadar (annelerinin) rahimlerinde tutarız; sonra sizi bir bebek olarak dünyaya getiririz; nihayet sizler olgunluk çağına, (işte bütün bu süreçlerden geçerek) ulaşırsınız: ama içinizden kimilerine ölüm (erken yaşlarda) tattırılır, kimileri de ömrün en düşkün çağına kadar ertelenir; öyle ki, sonunda o, bilen biriyken hiçbir şey bilmez hale gelir. (Bu, şuna benzer) ki; önce yeryüzünü kupkuru bir halde görürsün; fakat ona indirdiğimiz suyun ardından canlanır, kabarır ve her türden gözalıcı bitkilerle yeşerir.
Ey İnsanlar! Ölümden sonra kalkış (olgusun)dan şüphedeyseniz, o zaman, (hatırlayın ki,) Biz, gerçekten de sizi(n her birinizi) topraktan, sonra bir döl suyu damlasından, sonra döllenmiş hücreden, sonra (temel unsurları ve istidatlarıyla) tamamlanmış ama (bütün ögeleriyle) henüz tamamlanmamış bir ceninden yarattık ki, size (menşeinizi böylece) açıklayalım. Ve (doğmasını) dilediğimizin, (annesinin) rahminde (Bizce) belirlenmiş bir süre için kalmasını sağlarız; sonra sizi çocuk olarak dünyaya getirir ve (yaşamanıza imkan veririz); böylece (bazılarınız) olgunluk çağına erişir; öyle ki, kiminize (daha çocukluk çağında) ölüm tattırılırken, kiminiz de yaşlılığın öyle düşkün çağlarına eriştirilir ki, bildiğini bilmez olur. Ve (sen, ey insanoğlu, ölümden sonra kalkıştan şüphe ediyorsan, düşün ki:) bir bakıyorsun yeryüzü kupkuru; ama ona su indirdiğimizde, (bir de bakıyorsun) canlanıp kabarmış ve her türden güzel ekinler ortaya koymuş!
Ey insanlar. . . Eğer ba'stan (yeni bir yapıyla yaşama devamdan) şüphe içinde iseniz; (düşünün ki önceden) sizi bir topraktan, sonra spermden, sonra bir genetik yapı, embriyodan, sonra yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık; açık seçik bildirelim! Dilediğimizi muayyen bir süre rahimlerde tutarız, sonra sizi bir çocuk olarak çıkarırız, sonra kemale erme çağınıza ulaşmanız için (gerekeni sağlarız). . . Sizden kiminiz (erken yaşta) vefat ettirilir, kiminiz de bildiklerini unutmuş halde ömrün rezil çağına bırakılır. . . Arzı ölü olarak görürsün; ama biz onun üzerine o suyu inzal ettiğimizde, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten nebat bitirir (ölü arza hayat veren, sana da verir ölümün sonrasında)!
Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo), sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkca göstermek için. Dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına erişmeniz için (sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, bildikten sonra hiç bir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilmektedir. Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün, fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitirir.
Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür, ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.
Ey insanlar! Yaratılış konusunda kuşku duyuyorsanız, size açıklayalım: Aslında, sizi topraktan, sonra bir damlacıktan, sonra asılarak tutunandan, sonra tamamlanmış ve tamamlanmamış bir et parçasından yarattık. Ve belirlenmiş bir süreye dek, dilediğimizin dölyatağında tutarız. Sonra, olgunluk çağına erişmeniz için, bir bebek olarak çıkarırız. Aranızdan bir bölümünün yaşamına son verilir; bir bölümünüz de bildiğini bilmez olsun diye, ömrünün en düşkün dönemlerine geri döndürülür. Ve yeryüzünü kurumuş görürsün. Fakat ona su indirdiğimizde titreşir ve kabarır; her göz alıcı bitkiden çift yetiştirir. dipnot 268
Ey insanlar! Öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz; doğrusu, biz sizi topraktan, sonra nutfeden/meniden yani erlik suyundan, sonra yapışkandan/döllenmiş yumurta hücresinden, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir et parçasından yaratmış olduğumuzu size açıklıyoruz. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkarırız; böylece yetişip ergenlik çağına varırsınız. Kiminiz ölür, kiminiz de ömrünün en verimsiz çağına kadar götürülür de, bilirken bir şey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat biz ona su indirdiğimiz zaman yeryüzü kıpırdanır, kabarır, her çeşitten iç açıcı bitkiler verir.
Ey insanlar, diriliş konusunda kuşku besliyorsanız, (hatırlayın ki) sizi topraktan, sonra bir damlacıktan, sonra asılı duran bir madde (embriyo) dan, sonra biçimi belli ve belirsiz bir dölütten yarattık. Böylece size bildiriyoruz. Neyi dilemişsek belli bir süreye kadar onu rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız ve ardından olgunlaşıp erginleşirsiniz. Kiminizin hayatına son verilir, kiminiz de en kötü yaşa kadar ulaştırılır. Böylece bir bilgiye sahip olduktan sonra bir şey bilemez olsun. Toprağı kuru ve ölü görürsün, ancak üzerine su yağdırdığımız zaman titreşip kabarır ve çeşit çeşit güzel bitkiler bitirir. dipnot 1
Ey insanlar, diriliş konusunda kuşku besliyorsanız, (hatırlayın ki) sizi topraktan, sonra bir damlacıktan, sonra asılı duran bir madde (embriyo) dan, sonra biçimi belli ve belirsiz bir dölütten yarattık. Böylece size bildiriyoruz. Neyi dilemişsek belli bir süreye kadar onu rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız, ve ardından olgunlaşıp erginleşirsiniz. Kiminizin hayatına son verilir, kiminiz de en kötü yaşa kadar ulaştırılır. Böylece bir bilgiye sahip olduktan sonra bir şey bilemez olsun. Toprağı kuru ve ölü görürsün, ancak üzerine su yağdırdığımız zaman titreşip kabarır ve çeşit çeşit güzel bitkiler bitirir.
Ey insanlar, eğer öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz, şu muhakkak ki, Biz sizi topraktan, sonra nutfe (sperma) den, sonra alaka (yapışkan bir madde)dan, sonra da uzuvları görünen ya da görünmeyen bir et parçasından yaratmaktayız ki, size (ne olduğunuzu) anlatalım. Dilediğimizi de belli bir süreye kadar rahimlerde durdururuz. Sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız, sonra da olgunluk çağına gelmeniz için geliştiririz. Bununla beraber, içinizden kiminizin canı alınıyor, kiminiz de biraz bilgiden sonra birşey bilmemek üzere, ömrünün en kötü devresine getiriliyor. Yeryüzünü de sönmüş kül halinde görürsün; ama üzerine su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır ve her dilber çiftten bitkiler bitirir.
Ey insanlar! Eğer ba'sten şübhede iseniz şu muhakkak ki biz sizi bir topraktan halketmekteyiz, sonra bir alekadan, sonra hılkati belli belirsiz bir mudgaden, ki size anlatalım diye hem müsemma bir ecele kadar dilediğimiz müddet rahimlerde durduruyoruz da sonra sizi bir bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da kuvvetinize irmeniz için, bununla beraber içinizden kimisi vefat ettiriliyor, yine içinizden kimisi de biraz ılimden sonra bir şey bilmesin diye erzeli omre doğru giri itiliyor, Arzı da görürsün sönmüş kül halinde, derken üzerine suyu indirdiğimiz zaman ihtizaz eder kabarır da her dilber çiftten nebatlar bitirir
Ey İnsanlar! Eğer öldükten sonra yeniden dirilmekten kuşkunuz varsa; bilin ki Biz, sizi topraktan, sonra nutfeden, dipnot 1 sonra bir alakadan, dipnot 2 sonra yapısı belli belirsiz mudğadan dipnot 3 yarattık. Ne olduğunuzu bilin diye size açıklıyoruz. Ve Biz, dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız. Sonra kiminiz ergenlik çağına ulaşır. Ve sizden bir kısmınız vefat ettirilir. Kiminiz de ömrünün en kötü dönemine erişir; bir şey bilmez yaşlı bir bunak haline gelir. Yeryüzünü kurumuş ölmüş görürsün, ama üzerine su indirdiğimiz zaman yeniden hareketlenir, kabarır ve her bitkiden göz alıcı çiftler bitirir.
Ey insanlar! Eğer öldükten sonra yeniden dirilmekten kuşkunuz varsa; bilin ki Biz, sizi topraktan, sonra nutfeden dipnot 1 , sonra bir alakadan dipnot 2 , sonra yapısı belli belirsiz mudğadan dipnot 3 yarattık. Ne olduğunuzu bilin diye size açıklıyoruz. Ve Biz, dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız. Sonra kiminiz ergenlik çağına ulaşır. Ve sizden bir kısmınız vefat ettirilir. Kiminiz de ömrünün en kötü dönemine erişir; bir şey bilmez yaşlı bir bunak haline gelir. Yeryüzünü kurumuş ölmüş görürsün, ama üzerine su indirdiğimiz zaman yeniden hareketlenir, kabarır ve her bitkiden göz alıcı çiftler bitirir.
Ey insanlar! Eğer öldükten sonra yeniden dirilmekten kuşkunuz varsa; bilin ki Biz, sizi topraktan, sonra nutfeden dipnot 1 , sonra bir alakadan dipnot 2 , sonra yapısı belli belirsiz mudğadan dipnot 3 yarattık. Ne olduğunuzu bilin diye size açıklıyoruz. Ve Biz, dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız. Sonra kiminiz ergenlik çağına ulaşır. Ve sizden bir kısmınız vefat ettirilir. Kiminiz de ne dediğini bilmez yaşlı bir bunak oluncaya kadar yaşar. Kurumuş yeryüzü gibi; yeryüzünü kurumuş ölmüş görürsün, ama üzerine su indirdiğimiz zaman yeniden hareketlenir, kabarır ve her bitkiden göz alıcı çiftler bitirir.
Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra bir alaktan, sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkca göstermek için. Dilediğimizi, adı konulmuş bir ecele kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına erişmeniz için (sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, bildikten sonra hiç bir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilmektedir. Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün, fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitirir.
Ey insanlar, eğer siz öldükden sonra dirilmek hususunda herhangi bir şübhe içinde iseniz şu muhakkakdır ki biz sizi (n aslınızı) toprakdan, sonra (onun zürriyetini) insan suyundan, sonra pıhtılaşmış bir kandan, daha sonra da hilkati belli belirsiz bir çiğnem etden yaratdık (ve bunları) size (kemal-i kudretimizi) apaçık gösterelim diye (yapdık). Sizi dileyeceğimiz muayyen bir vakta kadar rahmlerde durduruyoruz, sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz, daha sonra da kuvvetinize (yiğitlik çağına) ermeniz için (büyütüyoruz). Kiminiz öldürülüyor, kiminiz de (evvelki) bilgi (sin) den sonra (artık) hiç bir şey bilmemek üzere ömrün en fena (devresine) doğru gerisin geri itiliyor. Sen yer (yüzünü) kupkuru ve ölü görürsün. Fakat biz onun üstüne suyu (yağmuru) indirdiğimiz zaman o harekete gelir, kabarır, her güzel çiftden nice nebat bitirir.
Ey insanlar; eğer dirilişten yana bir şüphede iseniz; gerçek şu ki: Size açıkça gösterelim diye Biz sizi; topraktan, sonra nutfeden, sonra pıhtılaşmış bir kandan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir çiğnem etten yarat tık. İstediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarırız. Böylece yetişip erginlik çağına gelirsiniz. Kiminiz öldürülür, kiminiz de bilirken hiç bir şey bilmez olsun diye ömrünün en fena zamanına geri itilir. Yeryüzünü kupkuru olarak görürsün. Ama Biz, ona su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır ve her çeşit güzel bitkiden çift çift yetiştirir.
(5-6) Ey insanlar eğer ki tekrar dirilmekten şüphe içinde iseniz, biz sizi topraktan yarattık sonra nutfeden / meniden yarattık sonra alakadan / kan pıhtısından yarattık sonra şekli belli ve şekilsiz bir etten yarattık, sizin için açıklıyoruz, dilediğimizi belirli süreye kadar rahimlerde yerleştiriyoruz , sonra sizi çocuk olarak çıkarıyoruz , sonra siz yetişkinliğe eriştiriyoruz / ulaştırıyoruz, sizden birileri vefat ediyor, sizden birilerini de bilirken bir şey bilmez hale gelmesi için ömrün en rezil kısmına geri döndürüyoruz. Arzı kurak bir halde / sönmüş kül gibi görürsün ne zaman ki ona su indirdiğimizde depreşir / kımıldar / harekete geçer ve kabarır göz alıcı her bir çiftten bitki yeşertir (yeniden dirilmek te böyle su dökülen toprağın dirilmesi gibi ş üpheniz giderildi mi?) İşte bu kesinlikle Allah’tır ve O gerçektir , m uhakkak ki O dirilir ve öldürür ve kesinlikle O her şeyi güç yetirip ayarlayandır. (Rayb: şüphe doğru olmadığına dair delil belki olabilir, Şekk: kuşku, ya doğruysa tedirginliği, Mirye; tereddüt)
Ey insanlar! Eğer tekrar dirilmekten şüphede iseniz; şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden (meniden), sonra alakadan (embriyodan), sonra (cesedi) biçimlenen ve biçimlenmeyen bir çiğnem et parçasından yarattık ki, size (kudretimizi) açıkça gösterelim. Dilediğimizi adı konmuş bir süreye kadar rahimlerde tutar ve sizi bebek olarak çıkarırız. Sonra siz yetişip, güçlü çağınıza gelirsiniz. Kiminiz vefat eder, kiminiz de bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin diye ömrünün en düşkün dönemine ulaştırılır. Yeryüzünü kupkuru görürsün de biz ona su indirince harekete geçer, kabarır ve her çeşit güzel bitkiyi çift çift bitirir.
Ey insanlar eğer öldükten sonra dirilmekten kuşkuda iseniz (bilin ki) biz sizi (önce) topraktan, sonra nutfe(sperm)den, sonra alaka(embriyo)dan, sonra biçimlenen ve biçimlenmeyen bir çiğnem et parçasından yarattık ki, size (kudretimizi) açıkça gösterelim. Dilediğimizi belirtilmiş bir süreye kadar rahimlerde tutarız, sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız. Sonra güç(ve kabiliyetler)inize ermeniz için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi (henüz çocukken) öldürülür, kimi de ömrün en kötü çağına(ihtiyarlığa) itilir ki, bilirken bir şey bilmez hale gelsin (çocukluğundaki gibi bedence ve akılca güçsüz bir duruma düşsün). Yeri de kurumuş, ölmüş görürsün. Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çifti bitirir.
Ey insanlar! Yeniden dirilme konusunda şüpheniz varsa (düşünün): Sizi topraktan, sonra döllenmiş yumurtadan, sonra rahim duvarına asılı embriyodan, sonra da yapısı belli belirsiz bir çiğnem et dipnot 1 parçasından (aşamalı olarak) yarattık dipnot 2 . Bu bilgi, yeniden dirilmeyi size açıklamamız içindir. Yaşamasını uygun gördüğümüzü dipnot 3 belli bir süreye kadar rahimlerde tutar, sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız. Sonra da güçlü kuvvetli hale gelesiniz diye (yaşatırız). Kiminiz vefat ettirilir dipnot 4 , kiminiz de ömrünün en düşkün çağına dipnot 5 kadar yaşatılır ki bilirken bilemez hale gelsin. Toprağı da kupkuru görürsün ama üzerine suyu indirdik mi kıpırdar, kabarır ve her güzel bitkiden erkekli dişili bitirir dipnot 6 .
Ey insanlar! Kabirlerden kalkma konusunda şüpheniz varsa (düşünün): Sizi önce topraktan sonra döllenmiş yumurtadan, sonra alakadan dipnot 1 , sonra da bir çiğnem dipnot 2 et parçasından belli belirsiz şekilde yarattık. Bu sözler, size olup biteni açıklamamız içindir. Yaşamasını tercih ettiğimizi belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde tutar, sonra sizi bir çocuk olarak çıkarırız. Sonra da ergenlik çağına eresiniz (diye yaşatırız). Kiminiz ölür, kiminiz de ömrün en düşkün çağına dipnot 3 kadar yaşatılır ki bilirken bilemez hale gelsin. Toprağı da kupkuru görürsün ama üzerine suyu indirdik mi kıpırdar, kabarır ve her türlü güzel bitkinden bir eş bitirir.
Ey insanlar! Eğer tekrar dirilmekten şüphede iseniz; şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden (meniden), sonra alakadan (embriyodan), sonra (cesedi) biçimlenen ve biçimlenmeyen bir çiğnem et parçasından yarattık ki, size (kudretimizi) açıkça gösterelim. Dilediğimizi adı konmuş bir süreye kadar rahimlerde tutar ve sizi bebek olarak çıkarırız. Sonra siz yetişip, güçlü çağınıza gelirsiniz. Kiminizin vefat eder, kiminiz de bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin diye ömrünün en düşkün dönemine ulaştırılır. Yeryüzünü kupkuru görürsün de biz ona su indirince harekete geçer, kabarır ve her çeşit güzel bitkiyi çift çift bitirir ya...
-Ey insanlar, eğer, tekrar diriltileceğinizden bir şüpheniz varsa size açıkça gösterelim diye sizi topraktan yarattık, sonra spermden, sonra embriyodan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık. Dilediğimizi adı konmuş bir süreye kadar rahimlerde tutar ve sizi bebek olarak çıkarırız. Sonra siz yetişip, erginlik çağına gelirsiniz. Kiminizin canı alınır, kiminiz de bildiği şeyleri bilmez olsun diye ömrünün en düşkün dönemine ulaştırılır. Yeryüzünü kupkuru görürsün de biz ona su indirince harekete geçer, kabarır ve her çeşit güzel bitkiyi çift çift bitirir ya...
Ey insanlar! Ölümden sonra dirilme konusunda kuşku içinde olabilirsiniz. Ama şu bir gerçek ki, biz sizi bir topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan/döllenmiş bir karışımdan, sonra ne olduğu kısmen belirli, kısmen belirsiz bir et parçasından yarattık ki, size açık seçik beyanda bulunalım. Ve sizi rahimlerde, belirlenen bir süreye kadar dilediğimiz şekilde bekletiyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz. Daha sonra da tam kuvvetinize ulaşmanızı sağlıyoruz. Bununla birlikte içinizden bir kısmı öldürülüyor, yine içinizden bir kısmı ilimden sonra bir şey bilmesin diye ömrün en basit ve düşük noktasına geri gönderiliyor. Yeryüzünü de sönmüş kül halinde görürsün. Nihayet onun üzerine suyu indirdiğimizde titrer, kabarır ve her güzel/bereketli çiftten bir şeyler bitirir.
Hac suresi, 6. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْحَقُّ وَأَنَّهُۥ يُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ وَأَنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O, her şeye hakkıyla kadirdir.
Çünkü Allah gerçeğin ta kendisidir; dipnot 1 şüphesiz ki O, ölüleri diriltir; dipnot 2 O, her şeye gücü yetendir.
Bütün bunların (gösterdiği) nihai bir amaç vardır ki, o da mutlak olanın yalnızca Allah olduğu gerçeğidir. Zira sadece O'dur ölüyü dirilten; ve her şeye gücü yeten de yalnızca O'dur.
Bütün bunlar (böylece vuku bulmaktadır,) çünkü Allah nihai gerçek'tir ve çünkü O, ölü olanı dirilten ve her şeye gücü yetendir.
Bu böyledir; çünkü Allah, O Hak'tır (apaçık ortada olandır)! Muhakkak ki O, ölüleri de (hakikat ilmi ile) diriltir. . . Çünkü O, her şeye Kaadir'dir.
İşte böyle; şüphesiz Allah, hakkın kendisidir ve şüphesiz ölüleri diriltir ve gerçekten her şeye güç yetirendir.
Çünkü Allah hakkın ta kendisidir; O, ölüleri diriltir; yine O, her şeye hakkıyla kadirdir.
Bu böyledir. Kuşkusuz, Allah, Gerçektir. Kuşkusuz, O, ölülere de yeniden yaşam verir. Çünkü kuşkusuz, O, her şeye Gücü Yetendir.
Bunlar, Allah'ın gerçek olduğunu gösterir. O, ölüleri diriltir. O'nun her şeye gücü yeter.
Çünkü, ALLAH tek gerçektir; ölüleri diriltir; her şeye gücü yeter;
Çünkü, ALLAH tek gerçektir; ölüleri diriltir; herşeye gücü yeter;
İşte bunlar, Allah'ın şüphesiz hak, muhakkak ölüleri diriltiyor ve gerçekten herşeye gücü yetiyor olmasındandır.
İşte bunlar hep Allahın şübhesiz hak ve o muhakkak ölüleri diriltiyor ve hakıkaten her şey'e kadir olmasındandır
İşte Hakk olan Allah budur. O, ölüleri diriltir. Ve O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
İşte Hakk olan Allah budur. O, ölüleri diriltir. Ve O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
İşte Hakk olan Allah budur. O, ölüleri diriltir. Ve O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
İşte böyle; şüphesiz Tanrı, hakkın kendisidir ve şüphesiz ölüleri diriltir ve gerçekten her şeye güç yetirendir.
Bunun sebebi şudur: Çünkü Allah Hakkın ta kendisidir. Hakıykat, ölüleri O diriltiyor. O, şübhesiz her şey'e hakkıyle kaadirdir.
İşte böyle. Muhakkak ki Allah hakkın kendisidir. Doğrusu ölüleri O, diriltir. Ve O; her şeye Kadir'dir.
(5-6) Ey insanlar eğer ki tekrar dirilmekten şüphe içinde iseniz, biz sizi topraktan yarattık sonra nutfeden / meniden yarattık sonra alakadan / kan pıhtısından yarattık sonra şekli belli ve şekilsiz bir etten yarattık, sizin için açıklıyoruz, dilediğimizi belirli süreye kadar rahimlerde yerleştiriyoruz , sonra sizi çocuk olarak çıkarıyoruz , sonra siz yetişkinliğe eriştiriyoruz / ulaştırıyoruz, sizden birileri vefat ediyor, sizden birilerini de bilirken bir şey bilmez hale gelmesi için ömrün en rezil kısmına geri döndürüyoruz. Arzı kurak bir halde / sönmüş kül gibi görürsün ne zaman ki ona su indirdiğimizde depreşir / kımıldar / harekete geçer ve kabarır göz alıcı her bir çiftten bitki yeşertir (yeniden dirilmek te böyle su dökülen toprağın dirilmesi gibi ş üpheniz giderildi mi?) İşte bu kesinlikle Allah’tır ve O gerçektir , m uhakkak ki O dirilir ve öldürür ve kesinlikle O her şeyi güç yetirip ayarlayandır. (Rayb: şüphe doğru olmadığına dair delil belki olabilir, Şekk: kuşku, ya doğruysa tedirginliği, Mirye; tereddüt)
Bu böyledir. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O, her şeye hakkıyla kadirdir.
Bu böyledir. Çünkü Allah, tek gerçektir. (Her şey O'nunla varlık kazanır) ve O, ölüleri diriltir ve O, her şeyi yapabilir.
Bunu anlatmamızın sebebi şudur: Allah gerçek ilahtır dipnot 1 , o ölülere hayat verir dipnot 2 ve her şeye bir ölçü koyar dipnot 3 .
Bu, Allah'ın gerçek varlık olmasından dolayı böyledir. Ölülere can veren O'dur. O, her şeye bir ölçü koyar.
İşte (ibadet olunan tek) hakk (ilah) Allah'tır. Şüphesiz ölüleri diriltir. Çünkü O’nun her şeye gücü yeter.
İşte hakkın kendisi olan Allah, ölüleri de böyle diriltir. Çünkü O'nun her şeye gücü yeter.
Bu böyledir, çünkü Allah hakkın ta kendisidir. O, ölüleri diriltiyor ve O, herşey üzerinde kudretiyle egemendir.
Hac suresi, 7. ayet. وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ ءَاتِيَةٌ لَّا رَيْبَ فِيهَا وَأَنَّ ٱللَّهَ يَبْعَثُ مَن فِى ٱلْقُبُورِ
Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltecektir.
O (Son) Saat mutlaka gelecektir; bunda hiçbir şüphe yoktur. Şüphesiz ki Allah mezarlardakileri diriltecektir.
Hem unutma ki, Son Saat kuşku götürmez bir biçimde gelip çatacaktır; yine unutma ki, Allah kabirlerde yatan herkesi kaldıracaktır.
Ve (bil ki, ey insanoğlu,) Son Saat, şüphe götürmez bir biçimde gelip çatacaktır ve Allah mezarlarda yatan herkesi kaldıracaktır.
O Saat (vefat) muhakkak gelecektir, onda hiç şüphe yoktur. Kesinlikle Allah, kabirlerde (bedenleri içinde) olan nefsleri (bilinçleri) ba's edecektir (yeni bir beden oluşturarak yaşamlarına devam ettirecektir)!
Gerçek şu ki, kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur. Gerçekten Allah kabirlerde olanları diriltecektir.
Kıyamet vakti de gelecektir, bunda şüphe yoktur. Ve Allah kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır.
Kuşkusuz, evrenlerin sonu gelecektir. Ve Allah, mezarlarda yatanlara, kesinlikle yeniden yaşam verecektir.
Kendinde şüphe olmayan kıyamet vakti gelecek ve Allah, kabirlerde olanları diriltip kaldıracaktır.
ve o an hiçbir kuşkuya yer bırakmadan gelmekte ve ALLAH mezarlardakileri diriltecektir.
Ve dünyanın sonu hiç bir kuşkuya yer bırakmadan gelmekte ve ALLAH mezarlardakileri diriltecektir.
Ve gerçek şu ki o kıyamet gelecektir, onda hiç şüphe yoktur. Ve gerçekten Allah kabirlerde olan kimseleri diriltip kaldıracaktır.
Ve hakıkat o saat gelecektir, onda hiç şübhe yoktur, ve hakıkat Allah kabirlerdeki kimseleri ba'sedecektir
Kuşkusuz o Sa'at dipnot 1 gelecektir. Onun geleceği kesindir. Ve Allah, kabirlerde olanları dipnot 2 diriltecektir.
Kuşkusuz o Sa'at dipnot 1 gelecektir. Onun geleceği kesindir. Ve Allah, kabirlerde olanları dipnot 2 diriltecektir.
Kuşkusuz kıyamet gelecektir. Onda şüphe yoktur. Ve Allah, kabirlerde olanları diriltecektir.
Gerçek şu ki, kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur. Gerçekten Tanrı kabirlerde olanları diriltecektir.
Ve çünkü o saat elbette gelecekdir. Onda hiç bir şübhe yokdur. Muhakkak Allah kabirlerde olan kimseleri de diriltib kaldıracakdır.
Kıyamet saatı mutlaka gelecektir, onda hiç şüphe yoktur. Ve Allah; kabirlerde olanları diriltecektir.
(7-11) Saat ise kesinlikle gelecektir ve onun gelmesinde bir şüphe yoktur, Allah kabirlerde kim varsa tekrar diriltecektir. İnsanlardan kimi de Allah’la , ilim dışı, bir kılavuzu olmadan ve de aydınlatıcı bir kitabı olmadan mücadele eder , Allah yolundan saptırmak için boynunu büker (gerdan kırar) Onun için dünyada rezillik vardır, kalkış gününde de kavurucu azabı ona tattıracağız, işte bu / azap senin elinle kazandığındır, Allah kesinlikle kullarına zulmedici değildir. İnsanlardan kimileri Allah’a yar kenarında gibi / uç noktasından tutarak ( eğreti şekilde) ibadet eder. Ona bir iyilik isabet ederse, onunla tatmin olur, eğer ona fitne isabet ederse de (İki seçenekli sınama) yüzünü döndürür , dünyası ve ahireti de hasara uğramıştır, işte apaçık hüsran budur.
Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltecektir.
Ve (çünkü) o (duruşma) sa'at(i) mutlaka gelecektir, onda şüphe yoktur. Ve Allah, kabirlerde olanları diriltecektir.
Bir de o saat gelecektir, onda şüpheye yer yoktur dipnot 1 ve Allah kabirlerde olanları kaldıracaktır dipnot 2 .
Kıyamet saati gelecektir, onda şüpheye yer yoktur ve Allah, kabirlerde olanları da kaldıracaktır.
Kıyamet saatinin geleceğinde ve Allah’ın kabirlerdekileri dirilteceğinde, hiç şüphe yoktur.
Kıyamet saatinin geleceğinde ve Allah'ın kabirlerdekileri dirilteceğinde, hiç şüphe yoktur.
Ve saat mutlaka gelecektir. Kuşku yok onda. Ve Allah kabirlerdeki şuurlu varlıkları diriltecektir.
Hac suresi, 8. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَٰدِلُ فِى ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَٰبٍ مُّنِيرٍ
(8-9) İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde kibirlenerek insanları Allah'ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız.
İnsanların bir kısmı -bilgisi, rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın- Allah hakkında tartışmaktadır. dipnot 1
Ne ki yine de insanlar icerisinden herhangi bir bilgiye, yol gösterici bir kılavuza ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışan kimseler çıkabilmektedir.
Hal böyleyken, yine de insanların içinde niceleri vardır ki, herhangi bir bilgiye, herhangi bir doğru yol öğretisine ve ışık saçan bir ilahi kitaba sahip olmaksızın Allah hakkında tartışmakta;
İnsanlardan kimi de Allah (adıyla işaret edilen) hakkında ilim sahibi olmadan, gerçeğe kılavuzlayanı olmaksızın ve vahyi bilgiye (Esma hakikatinden şuura yansıyan bilgiye) dayanmaksızın mücadele eder.
İnsanlardan kimi, hiç bir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah hakkında tartışır durur.
İnsanlardan bazısı, bir bilgisi, bir rehberi ve (vahye dayanan) aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde, Allah hakkında tartışmaya kalkar.
Oysa insanlar arasında öyleleri vardır ki, bilgisi, yol göstereni ve aydınlatıcı bir kitabı olmamasına karşın, Allah hakkında tartışır.
- İnsanlardan bazısı, bir bilgisi, bir rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde, sırf Allah yolundan saptırmak için yanını eğip bükerek Allah hakkında tartışmaya kalkar. Onun için dünyada bir rezillik vardır; kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız.
İnsanlardan kimi, bir bilgiye, bir yol göstericiye ve aydınlatıcı bir kitaba sahip olmadan ALLAH hakkında tartışır.
İnsanlardan kimi, bir bilgiye, bir yol göstericiye ve aydınlatıcı bir kitaba sahip olmadan ALLAH hakkında tartışır.
İnsanlardan kimi de vardır ki, ne bir bilgiye, ne bir yol göstericiye, ne de aydınlatıcı bir Kitab'a dayanmaksızın Allah hakkında tartışır.
Nastan kimi de vardır ki ne bir ılme, ne bir rehbere nede tenvir eder bir kitaba istinad etmeksizin Allah hakkında mücadele eder
İnsanlardan bazıları, bir bilgiye, bir yol göstericiye ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışıyorlar.
İnsanlardan bazıları, bir bilgiye, bir yol göstericiye ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışıyorlar.
İnsanlardan bazıları, bir bilgiye dayanmadan, bir yol göstericileri olmadan, aydınlatıcı bir kitapları olmadan Allah hakkında tartışırlar.
İnsanlardan kimi, hiç bir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı kitabı olmaksızın Tanrı hakkında tartışır durur.
(8-9) İnsanlar içinde öyle kişi vardır ki ne bir bilgisi, ne istidlal edeceği bir senedi, ne de aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın, (sırf insanları) Allah yolundan sapdırmak için, (kibir ve azametle) yanını eğib bükerek Allah hakkında kavga eder durur. Dünyada rüsvaylık onundur. Biz ona kıyamet gününde de yangın (cehennem) azabını tatdıracağız.
İnsanlardan öyleleri vardır ki; bilmeden, doğruya götüren bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı bulunmadan Allah hakkında tartışmaya girer.
(7-11) Saat ise kesinlikle gelecektir ve onun gelmesinde bir şüphe yoktur, Allah kabirlerde kim varsa tekrar diriltecektir. İnsanlardan kimi de Allah’la , ilim dışı, bir kılavuzu olmadan ve de aydınlatıcı bir kitabı olmadan mücadele eder , Allah yolundan saptırmak için boynunu büker (gerdan kırar) Onun için dünyada rezillik vardır, kalkış gününde de kavurucu azabı ona tattıracağız, işte bu / azap senin elinle kazandığındır, Allah kesinlikle kullarına zulmedici değildir. İnsanlardan kimileri Allah’a yar kenarında gibi / uç noktasından tutarak ( eğreti şekilde) ibadet eder. Ona bir iyilik isabet ederse, onunla tatmin olur, eğer ona fitne isabet ederse de (İki seçenekli sınama) yüzünü döndürür , dünyası ve ahireti de hasara uğramıştır, işte apaçık hüsran budur.
İnsanlardan kimisi Allah hakkında bilgisiz, delilsiz ve aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın tartışır durur.
İnsanlardan kimi bilmeden, ne bir yol göstereni, ne de aydınlatıcı bir Kitabı olmadan, Allah hakkında tartışır.
Kimi insanlar, bir bilgiye, bir rehbere ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmadan Allah hakkında tartışmaya girerler dipnot 1 .
Öyle insanlar vardır ki yol gösterecek kimsesi ve aydınlatacak bir kitabı olmadan Allah hakkında bilgisizce tartışmaya girer.
Bazı insanlar ilimsizce, hidayet ve aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın Allah hakkında tartışıp durur.
İnsanlardan, bir ilme dayanmadan, rehber ve aydınlatıcı kitabı olmadan Allah hakkında tartışanlar vardır.
İnsanlar içinde öylesi vardır ki, Allah konusunda ilimsiz, kılavuzsuz ve aydınlık getiren bir kitaba sahip olmaksızın mücadele edip durur.
Hac suresi, 9. ayet. ثَانِىَ عِطْفِهِۦ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُۥ فِى ٱلدُّنْيَا خِزْىٌ وَنُذِيقُهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ عَذَابَ ٱلْحَرِيقِ
(8-9) İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde kibirlenerek insanları Allah'ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız.
Allah yolundan (insanları) saptırmak için yanını eğip bükerek (kibir içinde tartışmaya kalkar). Onun için dünyada bir rezillik vardır; kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız.
Bunlar Allah yolundan çevirebilmek için (hakikati) eğip bükerler. Bu tipin dünyadaki payı onursuzluktur; ama Kıyamet Günü'nde ona yakıp kavurucu bir azabı tattıracak (ve diyeceğiz ki):
(başkalarını) Allah yolundan saptırmak için (hakka) sırt çevirmektedir. Böyle birinin bu dünyadaki payı (manen) gözden düşmedir; Kıyamet Günü'nde ise ona yakıcı azabı tattıracağız;
Allah yolundan saptırmak için, hakikate sırtını döner! Dünyada onun için rezillik vardır! Kıyamet sürecinde de ona korkunç yanmanın azabını tattırırız!
Allah'ın yolundan saptırmak amacıyla 'gururla salınıp kasılarak' (bunu yapar); dünyada onun için aşağılanma vardır, kıyamet günü de yakıcı azabı ona taddıracağız.
Sırf Allah yolundan saptırmak için yanını eğip büker (kibir ve azamet içinde). Onun için dünyada bir rezillik vardır, kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız.
Allah'ın yolundan saptırmak için, böbürlenerek büyüklük taslar. Ona, dünyada aşağılanma vardır. Yeniden Yaratılış Günü'nde ise yakıcı cezayı tattıracağız.
- İnsanlardan bazısı, bir bilgisi, bir rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde, sırf Allah yolundan saptırmak için yanını eğip bükerek Allah hakkında tartışmaya kalkar. Onun için dünyada bir rezillik vardır; kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız.
ALLAH'ın yolundan saptırmak için kibirle kasılarak gayret eder. Bu dünya hayatında onun için rezillik vardır. Diriliş gününde de ona yakıcı azabı tattırırız.
ALLAH'ın yolundan saptırmak için kibirle kasılarak gayret eder. Bu dünya hayatında onun için rezillik vardır. Diriliş gününde de ona yakıcı azabı tattırırız.
Yanını bükerek (büyüklük taslayarak) Allah yolundan saptırmak için ki, dünyada ona bir rüsvaylık vardır; kıyamet günü de kendisine o yangın azabını tattıracağız.
Allah yolundan şaşırtmak için yanını bükerek ki: Dünyada ona bir rüsvalık vardır, Kıyamet günü de kendisine o yangın azabını tattıracağızdır
Allah'ın yolundan saptırmak için kıvırıp durur. Onun için dünyada rezillik vardır. Ve ona Kıyamet günü yakıcı ateşin azabını tattıracağız.
Allah'ın yolundan saptırmak için kıvırıp durur. Onun için dünyada rezillik vardır. Ve ona Kıyamet Günü yakıcı ateşin azabını tattıracağız.
Allah'ın yolundan saptırmak için kıvırıp durur. Onun için dünyada rezillik vardır. Ve ona Kıyamet Günü yakıcı ateşin azabını tattıracağız.
Tanrı'nın yolundan saptırmak amacıyla 'gururla salınıp kasılarak' (bunu yapar); dünyada onun için aşağılanma vardır, kıyamet günü de yakıcı azabı ona tattıracağız.
(8-9) İnsanlar içinde öyle kişi vardır ki ne bir bilgisi, ne istidlal edeceği bir senedi, ne de aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın, (sırf insanları) Allah yolundan sapdırmak için, (kibir ve azametle) yanını eğib bükerek Allah hakkında kavga eder durur. Dünyada rüsvaylık onundur. Biz ona kıyamet gününde de yangın (cehennem) azabını tatdıracağız.
Allah yolundan saptırmak için, kibirlenerek, yanını eğip büker. Dünyada rüsvaylık onadır. Ve kıyamet günü ona yakıcı azabı tattırırız.
(7-11) Saat ise kesinlikle gelecektir ve onun gelmesinde bir şüphe yoktur, Allah kabirlerde kim varsa tekrar diriltecektir. İnsanlardan kimi de Allah’la , ilim dışı, bir kılavuzu olmadan ve de aydınlatıcı bir kitabı olmadan mücadele eder , Allah yolundan saptırmak için boynunu büker (gerdan kırar) Onun için dünyada rezillik vardır, kalkış gününde de kavurucu azabı ona tattıracağız, işte bu / azap senin elinle kazandığındır, Allah kesinlikle kullarına zulmedici değildir. İnsanlardan kimileri Allah’a yar kenarında gibi / uç noktasından tutarak ( eğreti şekilde) ibadet eder. Ona bir iyilik isabet ederse, onunla tatmin olur, eğer ona fitne isabet ederse de (İki seçenekli sınama) yüzünü döndürür , dünyası ve ahireti de hasara uğramıştır, işte apaçık hüsran budur.
İnsanları Allah’ın yolundan saptırmak için büyüklenerek yüz çevirir. Dünyada onun için rüsvalık vardır, kıyamet günü de biz ona yakıcı ateş azabını tattırırız.
Allah'ın yolundan şaşırtmak için boynunu öteye döndürerek (kabara kabara tartışmasını sürdürür), dünyada onun için bir kepazelik vardır. Kıyamet günü de ona yangın azabını taddıracağız:
Bunu, Allah'ın yolundan saptırmak için kibirli bir hale bürünerek yaparlar. Böyle birinin hakkı bu dünyada rezil olmaktır. Kıyamet /mezardan kalkış gününde de ona yangın azabını tattıracağız.
Allah'ın yolundan saptırmak için kendilerini büyük gösterirler. Onların hakkı bu dünyada alçalmaktır. (Mezardan) kalkış gününde de onlara yangın azabını tattıracağız.
Bunu, Allah yolundan saptırmak için (gururla) yanın eğip, bükerek (yapar). Ona dünya hayatında rezillik vardır. Kıyamet günü de ona yakıcı azabı tattırırız.
Allah yolundan saptırmak için gururla salınıp, kasılır. Ona dünya hayatında rezillik vardır. Kıyamet günü de ona yakıcı azabı tattırırız.
Yanını eğip bükerek uğraşır ki, Allah yolundan saptırıversin. Böyle kişiye dünyada bir yüz karası öngörülmüştür. Ve kıyamet günü biz ona, o kasıp kavuran yangının azabını tattıracağız.
Hac suresi, 10. ayet. ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ يَدَاكَ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيْسَ بِظَلَّٰمٍ لِّلْعَبِيدِ
(Ona), "İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. Allah, kesinlikle kullara zulmedici değildir" (denir.)
(Onlara): "İşte bu, ellerini(zi)n öne sunduğu şeyler yüzündendir." (denecektir). Elbette Allah kullara asla haksızlık edici değildir. dipnot 1
"İşte bu senin kendi ellerinde kazanıp getirdiklerindir; unutma ki Allah'ın kullarına zulmetme ihtimali asla bulunmamaktadır!"
(Ve ona) (o Gün:) "bu senin kendi elinle önceden kazandığın şey; çünkü Allah kullarına asla en küçük bir haksızlık yapmaz!" (denecek).
"Bu, senin ellerinle takdim ettiğinin sonucudur! Muhakkak ki Allah kullara zulmedici değildir. "
(Ey insan) Bu, senin ellerinin önden takdim ettikleridir. Şüphesiz Allah, kullar için zulmedici değildir.
İşte bu, önceden yapıp ettiklerin yüzündendir (denilir). Elbette Allah kullarına haksızlık edici değildir.
"İşte, bunu kendi ellerinle hazırladın!" Kuşkusuz, Allah, kullarına haksızlık yapmaz.
İşte bu, önceden yapıp ettikleri yüzündendir. Elbette Allah, kullarına haksızlık edici değildir.
"Bu, ellerinin senin için yapıp öne sürdüğü işlerden ötürüdür." ALLAH kullara zulmedici değildir.
'Bu, ellerinin senin için yapıp öne sürdüğü işlerden ötürüdür.' ALLAH kullara zulmedici değildir
Bu ellerinle yaptığın işlerden dolayıdır diye, yoksa Allah kullarına zulmeden değildir.
Bu, diye: senin iki elinin takdim ettiği ve Allahın kullarına zulümkar olmadığı içindir
İşte bu kendi tercihinle yaptığın şeylerden dolayıdır. Kuşkusuz Allah, kullarına haksızlık edici değildir.
İşte bu kendi tercihinle yaptığın şeylerden dolayıdır. Kuşkusuz Allah, kullarına haksızlık edici değildir.
İşte bu kendi tercihinle yaptığın şeylerden dolayıdır. Kuşkusuz Allah, kullarına haksızlık edici değildir.
(Ey insan) Bu, senin ellerinin önden takdim ettikleridir. Şüphesiz Tanrı, kullar için zulmedici değildir.
Bunun sebebi iki elinin öne sürdüğü şeylerdir ve çünkü Allah, şübhesiz, kulları hakkında zulümkar değildir.
Ona: Bunlar senin yaptıklarından ötürüdür, denir. Yoksa Allah kullarına asla zulmedici değildir.
(7-11) Saat ise kesinlikle gelecektir ve onun gelmesinde bir şüphe yoktur, Allah kabirlerde kim varsa tekrar diriltecektir. İnsanlardan kimi de Allah’la , ilim dışı, bir kılavuzu olmadan ve de aydınlatıcı bir kitabı olmadan mücadele eder , Allah yolundan saptırmak için boynunu büker (gerdan kırar) Onun için dünyada rezillik vardır, kalkış gününde de kavurucu azabı ona tattıracağız, işte bu / azap senin elinle kazandığındır, Allah kesinlikle kullarına zulmedici değildir. İnsanlardan kimileri Allah’a yar kenarında gibi / uç noktasından tutarak ( eğreti şekilde) ibadet eder. Ona bir iyilik isabet ederse, onunla tatmin olur, eğer ona fitne isabet ederse de (İki seçenekli sınama) yüzünü döndürür , dünyası ve ahireti de hasara uğramıştır, işte apaçık hüsran budur.
(Ona): “İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. Allah, kesinlikle kullara zulmedici değildir.” (denir.)
(Ey insan), "İşte bu, senin ellerinin yapıp öne sürdüğü işler yüzündendir. Allah kullara zulmedici değildir!"
Bu ellerinle yaptığına karşılıktır. Yoksa Allah kullarına asla haksızlık etmez dipnot 1 .
(Onlara denecek ki) "İşte bu senin ellerinle yaptığının karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına karşı yanlış yapmaz."
Bunlar, senin elinle yaptığının karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına karşı asla zulmedici değildir.
-Bunlar, senin elinle yaptığının karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına karşı asla zulmedici değildir.
"Al, işte bu, iki elinin önden gönderdiğidir. Şu bir gerçek ki, Allah, kullara asla zulmedici değildir."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.