Hac suresi · 11–24. ayetler

Kıyıdan kulluk edenler ve iki hasım taraf

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hac suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 11. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَعْبُدُ ٱللَّهَ عَلَىٰ حَرْفٍ فَإِنْ أَصَابَهُۥ خَيْرٌ ٱطْمَأَنَّ بِهِۦ وَإِنْ أَصَابَتْهُ فِتْنَةٌ ٱنقَلَبَ عَلَىٰ وَجْهِهِۦ خَسِرَ ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةَ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْخُسْرَانُ ٱلْمُبِينُ

    Diyanet İşleri

    İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şayet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.

    Mehmet Okuyan

    İnsanlardan kimi, Allah'a (imanla küfrün) sınır(ın)da kulluk eder. dipnot 1 Kendisine bir iyilik dokunursa bununla huzurlu olur; ağır imtihana uğrarsa yüzü değişir (dinden yüz çevirir). O, dünya(sın)ı da ahiret(in)i de kaybetmiştir. Asıl apaçık kayıp işte budur!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah bu cümlede kendisine tam sınırda kulluk eden insan tipine dikkat çekmektedir. Bu insan tipi ne imanda kararlıdır ne de küfürde. Kur'an'da sadece bu ayette geçen [harf] kelimesi "kenar", "sınır" anlamına gelmekte, muhatapların kararsız halini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine insanlardan kimileri de vardır ki, Allah'a (iman ve küfrü birbirinden ayıran) sınırda kulluk eder; öyle ki, eğer kendisine bir iyilik dokunsa onunla tatmin olup sevinç duyar; fakat başına bir musibet gelse yüzüstü dönüverir; dünyayı da ahireti de kaybeder: nitekim telafisi en zor kayıp da budur.

    Muhammed Esed

    Ve insanlardan kimi de vardır ki, Allah'a (imanla küfrün) sınır(ın)da kulluk eder; öyle ki, başına bir iyilik gelse, O'ndan hoşnut olur; ama başına sınayıcı bir güçlük gelse hemen bütünüyle yüz çevirir, ve böylece dünyayı da, ahireti de kaybeder; zaten, hiçbir şeyle kıyaslanamayan kayıp da gerçekte budur!

    Ahmed Hulusi

    İnsanlardan kimi de vardır ki, Allah'a tek taraflı (işine gelen şeyler yönünden) kulluğu kabul eder. Eğer ona bir hayır isabet eder ise, onunla keyiflenir. . . Şayet ona bir bela isabet eder ise, yüzüstü döner (kulluğunu inkar eder). . . (Böylesinin) dünyası da gelecek yaşamı da yitirilmiştir. İşte bu apaçık hüsranın ta kendisidir!

    Ali Bulaç

    İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanlardan kimi Allah'a yalnız bir yönden kulluk eder. Şöyle ki: Kendisine bir iyilik dokunursa buna pek memnun olur, bir de musibete uğrarsa çehresi değişir (dinden yüz çevirir). O, dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyanın ta kendisidir.

    Ali Rıza Safa

    Oysa insanlar arasında öyleleri vardır ki, Allah'a, kıyıdan kenardan hizmet eder. Bir iyilik gelirse ondan hoşnut olur; bir sınama gelirse de hemen yüz çevirir. Hem dünyayı hem de sonsuz yaşamı yitirir. Apaçık yitik, işte budur.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'a iman ile küfür sınırında kulluk eden insanlar da vardır. Kendisine bir iyilik dokunursa, buna çok memnun olur. Eğer kendisine bir musibet dokunursa, yüzüstü döner. O, dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte kıyas kabul etmeyecek kayıp budur.

    Edip Yüksel

    İnsanlardan öyleleri var ki ALLAH'a koşullu olarak hizmet eder. İşleri yolunda gidince sevinir; ancak başına bir bela gelince yüzünü çevirir. Böylece dünyayı da ahireti de kaybeder. Gerçek kayıp işte budur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsanlardan öyleleri var ki ALLAH'a koşullu olarak kulluk eder. İşleri yolunda gidince sevinir; ancak başına bir bela gelince yüzünü çevirir. Böylece dünyayı da ahireti de kaybeder. Gerçek kayıp işte budur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnsanlardan kimi de Allah'a kıyıdan kıyıya ibadet eder, eğer kendisine bir iyilik dokunursa ona yatışır ve eğer bir bela gelirse yüzüstü dönüverir; dünyayı da ahireti de kaybetmiş olur, işte açık hüsran budur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nastan kimi de Allaha kıyıdan kıyıya ıbadet eder, eğer kendisine bir hayır isabet ederse ona yatışır ve eğer bir mihnet isabet ederse yüz üstü dönüverir "dünyayı da ahireti de kaybetmiş" olur, işte husranı mübin odur

    Erhan Aktaş

    İnsanlardan bazıları da iş olsun diye Allah'a kulluk eder. Onun yararına bir şey olursa onunla mutlu olur, eğer bir fitneyle dipnot 1 karşı karşıya kalırsa hemen yönünü değiştirir. O dünyada da ahirette de kaybedendir. İşte o apaçık bir kayıptır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sınavla: Baskıyla, zorlukla, zorbalıkla ve sıkıntıyla.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnsanlardan bazıları da iş olsun diye Allah'a kulluk eder. Onun yararına bir şey olursa onunla mutlu olur, eğer bir fitneyle dipnot 1 karşı karşıya kalırsa hemen yönünü değiştirir. O dünyada da ahirette de kaybedendir. İşte o apaçık bir kayıptır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sınavla: Baskıyla, zorlukla, zorbalıkla ve sıkıntıyla.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanlardan bazıları da iş olsun diye Allah'a kulluk eder. Onun yararına bir şey olursa onunla mutlu olur, eğer bir fitneyle dipnot 1 karşı karşıya kalırsa hemen yönünü değiştirir. O dünyada da ahirette de kaybedendir. İşte o apaçık bir kayıptır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Baskıyla, zorlukla, zorbalıkla ve bir sıkıntıyla.

    Gültekin Onan

    İnsanlardan kimi, Tanrı'ya bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir (kalebe). O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır.

    Hasan Basri Çantay

    İnsanlardan kimi de Allaha, (dininin) yalınız bir taraf (ın)-dan (tutub), ibadet eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa ona yapışır. Eğer bir fitne isaabet ederse yüzü üstü döner. Dünyada da, ahiretde de hüsrana uğramışdır o. Bu ise apaçık ziyanın ta kendisidir.

    İbni Kesir

    İnsanlardan öyleleri de vardır ki; Allah'a bir yar kenarındaymış gibi kulluk eder. Ona bir iyilik gelirse yatışır. Başına bir bela gelirse; yüz üstü döner. Dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. İşte apaçık kayıp budur.

    Mehmet Alagaş

    (7-11) Saat ise kesinlikle gelecektir ve onun gelmesinde bir şüphe yoktur, Allah kabirlerde kim varsa tekrar diriltecektir. İnsanlardan kimi de Allah’la , ilim dışı, bir kılavuzu olmadan ve de aydınlatıcı bir kitabı olmadan mücadele eder , Allah yolundan saptırmak için boynunu büker (gerdan kırar) Onun için dünyada rezillik vardır, kalkış gününde de kavurucu azabı ona tattıracağız, işte bu / azap senin elinle kazandığındır, Allah kesinlikle kullarına zulmedici değildir. İnsanlardan kimileri Allah’a yar kenarında gibi / uç noktasından tutarak ( eğreti şekilde) ibadet eder. Ona bir iyilik isabet ederse, onunla tatmin olur, eğer ona fitne isabet ederse de (İki seçenekli sınama) yüzünü döndürür , dünyası ve ahireti de hasara uğramıştır, işte apaçık hüsran budur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse, gerisin geri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.

    Süleyman Ateş

    İnsanlardan kimi de Allah'a bir kenardan, ibadet eder. Eğer kendisine bir hayır gelirse onunla huzura kavuşur (sevinir) ve eğer başına bir kötülük gelirse yüz üstü döner (dini kötüleyerek ondan vazgeçer). O, dünyayı da, ahireti de kaybetmiştir. İşte apaçık ziyan budur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanlardan kimi de Allah'a sınırda kulluk eder. Eline bir imkan geçse rahatlar; başına bir sıkıntı gelse yüz çevirir. Böylesi dünyayı da kaybeder ahireti de. Apaçık hüsran işte budur.

    Şaban Britch

    Kimi insanlar Allah’a bir (şeyin) kenarındaymış gibi ibadet eder. Eğer ona bir iyilik dokunursa, onunla tatmin olur. Eğer bir imtihana tabi tutularsa, yüz üstü döner. Dünya ve ahireti kaybeder. İşte apaçık hüsran budur.

    Şaban Piriş

    İnsanlardan, Allah'a bir uçurum kenarındaymış gibi kulluk edenler var. Eğer ona bir iyilik dokunursa, onunla tatmin olur. Eğer bir imtihana tabi tutularsa, yüz üstü döner. Dünya ve ahireti kaybeder. İşte apaçık hüsran budur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsanlardan bazısı da Allah'a kıyıdan kıyıya ibadet eder. Kendisine bir hayır isabet ettiğinde, onunla tatmin bulup yatışır; kendisine bir fitne, bir deneme gelip çattığında yüzüstü geri dönüverir. Dünyada da kayba uğramıştır böylesi, ahirette de. Apaçık hüsranın ta kendisi işte budur.

  2. Hac suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 12. ayet. يَدْعُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُۥ وَمَا لَا يَنفَعُهُۥ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلضَّلَٰلُ ٱلْبَعِيدُ

    Diyanet İşleri

    O, Allah'ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir.

    Mehmet Okuyan

    O, Allah'ın peşi sıra kendisine yararı da zararı da dokunamayacak şeylere yalvarır. Asıl uzak sapkınlık işte budur.

    Mustafa İslamoğlu

    O kimse, Allah dışında, kendisine ne zarar veren ne de yarar sağlayan nesnelere yalvarıp durur: kişiyi (haktan) uzaklaştıran en vahim sapıklık da zaten budur.

    Muhammed Esed

    (Böyle yaparken,) Allah yerine, kendisine ne zarar ne de yarar sağlayabilen şeylere yalvarıp yakarır; düşülebilecek en vahim sapıklık da zaten budur.

    Ahmed Hulusi

    Allah dunundaki ne yararı ne de zararı olmayan şeylere yönelir. . . İşte bu tam bir (hakikatten) sapmadır!

    Ali Bulaç

    Allah'tan başka, kendisine ne zararı dokunan, ne yararı olan şeylere yakarır. İşte bu, en uzak bir sapıklıktır.

    Ali Özek ve heyeti

    O, Allah'ı bırakıp, kendisine ne faydası, ne de zararı dokunacak olan şeylere yalvarır. Bu, (haktan) büsbütün uzak olan sapıklığın ta kendisidir.

    Ali Rıza Safa

    Allah'tan başka bir de ayrıca, kendisine ne bir yitim ne de bir yarar veremeyecek olanlara yakarışlarda bulunur. Sapkınlığın en aşırısı, işte budur.

    Bayraktar Bayraklı

    O, Allah'ı bırakıp, kendisine faydası da zararı da dokunamayacak olan şeylere yalvarır. Bu, büsbütün uzak olan sapıklığın ta kendisidir.

    Edip Yüksel

    ALLAH'tan başka, kendisine yarar ve zarar veremeyenlere yalvarır. Sapıklığın en aşırı noktası budur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'tan ayrı olarak, kendisine yarar ve zarar veremiyenlere yalvarır. Sapıklığın en aşırı noktası budur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ı bırakır da kendine ne zarar, ne menfaat vermeyecek şeytana yalvarır; işte en uzak sapıklık budur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahı bırakır da kendine ne zarar ne menfeat vermiyecek şeylere yalvarır, işte dalali baid odur

    Erhan Aktaş

    Allah'ın yanı sıra kendilerine zarar da fayda da veremeyecek olan şeylere dua dipnot 1 ediyorlar. İşte bu derin bir sapkınlıktır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dua; çağırmak, seslenmek, yardım istemek demektir. Dua, Allah'a istek ve ihtiyaçlarını arz ederek O'nun lütfunu desteğini, bağışlamasını ve yardımını istemektir (2:186). İnsan, Dua etmeden önce kendisine düşeni yapmalıdır. Kendisine düşeni yapmadan Allah'tan bir şey istemek samimiyetsizliktir. Yine Allah'tan istenilen şeyin doğru bir şey olması gerekir: İstediği şeyi hak edip etmediğini, hakkı olup olmadığını dikkate almalıdır. Dua edenin, isteği kabul edildikten sonra, Allah'ı unutacak olması, duasının kabul edilmesine engeldir. Allah'ın yanı sıra başka bir kimseye veya şeye Dua etmek şirktir (1:5).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın yanı sıra kendilerine zarar da fayda da veremeyecek olan şeylere dua ediyorlar. İşte bu derin bir sapkınlıktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ı bırakıp, kendilerine zarar da fayda da veremeyecek olan şeylere dua ediyorlar. İşte bu derin bir sapkınlıktır.

    Gültekin Onan

    Tanrı'dan başka, kendisine ne zararı dokunan, ne yararı olan şeylere yakarır. İşte bu, en uzak bir sapıklıktır.

    Hasan Basri Çantay

    O, Allahı bırakır da kendisine ne zarar, ne faide vermeyecek olan şeylere tapar. Bu ise (Hakdan) en uzak sapıklığın ta kendisidir.

    İbni Kesir

    O, Allah'ı bırakıp da kendisine fayda ve zarar veremeyecek şeylere tapınır. İşte en derin sapıklık budur.

    Mehmet Alagaş

    (12-16) Allah’ın dışında onlara zarar ve fayda vermeyen şeylere çağrıda bulunurlar / dua ederler , işte bu açık ara / uzak bir sapıklıktır, zararı faydasından daha yakın olana dua ederler ne kötü bir dosttur ne kötü bir yoldaş. Allah kesinlikle iman edenleri ve düzeltici ameller yapanları altlarından nehirler akan cennetlere sokar, muhakkak ki Allah neyi diliyorsa onu yapar. Her kim dünyada ve ahirette kendisine yardım edilmeyeceğini sanıyorsa, birtakım araçları göğe doğru uzatsın, sonra da diğer şeylerle tüm ilişki sini kessin ve de baksın ki aldığı önlem / kurduğu plan öfke lendiği şeyi giderebilecek mi? İşte bu şekilde O’na açık ayetlerimizi indiriyoruz , muhakkak ki Allah dilediğini yola koyar. (Allah’a ulaşmakta dua dışında bir sebep / bir araç yok, Aracısız ne kulluk olur ne de Allah’ın yardımı gelir düşüncesi yıkılmıştır. Bunu aklından çıkar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, Allah’ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere ibadet eder. İşte bu uzak sapıklığın ta kendisidir.

    Süleyman Ateş

    Allah'tan ayrı olarak kendisine ne zarar, ne de yarar veremeyen şeylere yalvarır. İşte (doğru yoldan) uzak(lara) sapma budur!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah ile araya, kendisine zarar vermeyecek ve bir yararı da olmayacak şeyi koyarak yardıma çağırır. İşte bu, pek derin bir sapıklıktır.

    Şaban Britch

    O, Allah’ın dışında kendisine zararı da faydası da dokunmayacak şeylere dua eder. İşte uzak sapıklık budur.

    Şaban Piriş

    O, Allah'ın dışında kendisine zararı da faydası da dokunmayacak şeylere yalvarır. İşte en uzak sapıklık budur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın berisinden, kendisine zarar veremeyecek, yarar sağlamayacak şeylere dua/davet eder. Dönüşü olmayan sapıklığın ta kendisidir bu.

  3. Hac suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 13. ayet. يَدْعُوا۟ لَمَن ضَرُّهُۥٓ أَقْرَبُ مِن نَّفْعِهِۦ لَبِئْسَ ٱلْمَوْلَىٰ وَلَبِئْسَ ٱلْعَشِيرُ

    Diyanet İşleri

    Zararı faydasından daha yakın olana tapar. O (taptığı) ne kötü yardımcı, ne fena yoldaştır!

    Mehmet Okuyan

    O, zararı yararından daha yakın (fazla) olan birine yalvarır. dipnot 1 O (yalvardığı) ne kötü bir yardımcı ne kötü bir dosttur!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Zararın yarardan yakın olması" burada sözü edilenlerin cansız putlar olmadığını göstermektedir. Zaten ayette geçen ve bilinçli varlıklar için kullanılan [men] edatı da bu durumu desteklemektedir. Benzer bir sapkınlık ifadesi Ahkâf 46:5'te de geçmekte, dolayısıyla kişilerin imanlarını götüreceği için onlara verilen zarar, görünen yararlardan çok daha yakın ve büyüktür.

    Mustafa İslamoğlu

    (Kimi zaman da) zararı yararından daha fazla olan insanlara yalvarıp yakarır: o ne berbat efendi, o ne kötü yoldaştır!

    Muhammed Esed

    (Ve bazan da) kendisine zararı yararından çok olacak olan kimseye, (bir başka insana) yalvarıp yakarır: gerçekten de, bu ne kötü efendi ve bu ne kötü uyruk!

    Ahmed Hulusi

    (O), zararı yararından fazla olana yönelir. . . O (taptığı) ne kötü bir mevla ve ne kötü arkadaştır!

    Ali Bulaç

    (Ya da) Zararı, yararından daha yakın olana tapar; ne kötü yardımcı ve ne kötü yoldaştır.

    Ali Özek ve heyeti

    O, zararı faydasından daha (akla) yakın olan bir varlığa yalvarır. O (yalvardığı), ne kötü bir yardımcı, ne kötü bir dosttur!

    Ali Rıza Safa

    Yitimi, yararından daha yakın olana yakarışlarda bulunur. Ne kötü yol gösterendir, ne kötü yandaştır.

    Bayraktar Bayraklı

    O, zararı faydasından daha yakın olan bir varlığa yalvarır. O, ne kötü bir yardımcı, ne kötü bir dosttur!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zararı yararından daha yakın olana yalvarır. Ne kötü bir mevla ve ne kötü bir arkadaştır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Herhalde o, zararı yararından daha yakın olana yalvarıyor; o ne kötü koruyucu, o ne kötü yardak (yoldaş)!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her halde zararı nef'ınden daha yakın olan zat diye yalvarıyor, o ne fena efendi, o ne fena yardak

    Erhan Aktaş

    Gerçekten de zararı yararından daha yakın olana dua ediyorlar. O ne kötü mevla dipnot 1 ne kötü yoldaştır!

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren, veli, efendi, yönetici.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gerçekten de zararı yararından daha yakın olana dua ediyorlar. O ne kötü mevla dipnot 1 ne kötü yoldaştır!

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren, veli, efendi, yönetici.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçekten de zararı yararından daha yakın olana dua ediyorlar. O ne kötü mevla dipnot 1 , ne kötü yoldaştır!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren.

    Gültekin Onan

    (Ya da) Zararı, yararından daha yakın olana tapar; ne kötü yardımcı ve ne kötü yoldaştır.

    Hasan Basri Çantay

    (Evet) o, zararı faidesinden daha yakın olana tapar. (Tapdığı o nesne) ne kötü yardımcı, ne fena yoldaşdır!

    İbni Kesir

    Kendisine zararı faydasından daha yakın olana tapınır. Tapındığı şey ne kötü yardımcıdır, ne kötü yoldaştır.

    Mehmet Alagaş

    (12-16) Allah’ın dışında onlara zarar ve fayda vermeyen şeylere çağrıda bulunurlar / dua ederler , işte bu açık ara / uzak bir sapıklıktır, zararı faydasından daha yakın olana dua ederler ne kötü bir dosttur ne kötü bir yoldaş. Allah kesinlikle iman edenleri ve düzeltici ameller yapanları altlarından nehirler akan cennetlere sokar, muhakkak ki Allah neyi diliyorsa onu yapar. Her kim dünyada ve ahirette kendisine yardım edilmeyeceğini sanıyorsa, birtakım araçları göğe doğru uzatsın, sonra da diğer şeylerle tüm ilişki sini kessin ve de baksın ki aldığı önlem / kurduğu plan öfke lendiği şeyi giderebilecek mi? İşte bu şekilde O’na açık ayetlerimizi indiriyoruz , muhakkak ki Allah dilediğini yola koyar. (Allah’a ulaşmakta dua dışında bir sebep / bir araç yok, Aracısız ne kulluk olur ne de Allah’ın yardımı gelir düşüncesi yıkılmıştır. Bunu aklından çıkar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, zarar vermesi, fayda vermesinden daha yakın olana ibadet eder. Ne kötü bir yardımcı, ne kötü bir arkadaştır.

    Süleyman Ateş

    Zararı, faydasından daha yakın olana yalvarır. (O), Ne kötü bir yardımcı ve ne kötü bir arkadaştır!

    Süleymaniye Vakfı

    Kendisine yarardan çok zarar vereceği kesin olan birine de yalvarır. O kişi, ne kötü dost ve ne kötü yoldaştır!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Zararı yararından yakın olan kişiyi dipnot 1 de yardıma çağırır. O ne kötü bir yardımcı dipnot 2 ve ne kötü bir yandaşlar topluluğudur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ‘men' zamiri kişiler olarak çevrilmiştir. Bunlar irade ve ruh sahibi insan ve meleklerdir (cinlerdir).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu veli ve yandaşlar, şeytanlık eden insan ve cin (melek) gurubundandır. İnsan olanların dost ve yandaşlarını nasıl kandırdıkları çevremizde kolayca gözlemleyebilir ve bu kitapta sayısız ayette okuyabiliriz. Görünmeyen varlıklar gurubundan olanların (cinlerin) insanların göğsüne fısıldaması (vesvese verdiği), çirkini güzel göstermesi, vaatlerde bulunması, fakirlikle korkutması ve benzerleri ile ilgili pek çok ayet olup bu grup ve insanların birbiri ile davalaştıkları kıyamet günü konuşmaları En'am 6/128'de onların ağzından, görünmeyen varlıklar gurubunun aşırılıkları Cin 72/6'da izah edilmiştir.

    Şaban Britch

    Kendisine zararı faydasından daha yakın olana dua eder. Ne kötü yardımcı, ne kötü yoldaş!

    Şaban Piriş

    Kendisine zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Ne kötü yardımcı ne kötü yoldaş!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Zararı yararından daha yakın olan kişiye yalvarır/davet eder. Ne kötü bir destekçidir o, ne kötü bir efendidir!

  4. Hac suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 14. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ يُدْخِلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ إِنَّ ٱللَّهَ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ

    Diyanet İşleri

    Muhakkak ki Allah, iman edip salih ameller işleyenleri içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphesiz ki Allah iman eden, dürüst ve erdemli davrananları zemininden ırmaklar çağlayan cennetlere yerleştirecektir: Zira Allah dilediği şeyi mutlaka gerçekleştirir.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, Allah imana erişip dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyanları, içlerinde derelerin, ırmakların çağıldadığı hasbahçelere kabul edecektir; çünkü Allah dilediğini yapar.

    Ahmed Hulusi

    Şüphesiz ki Allah, iman edip imanın gereğini uygulayanları, altlarından nehirler akan cennetlere dahil eder. . . Kesinlikle Allah irade ettiğini yapar (ilminden açığa çıkmasını irade ettiğini kudretiyle oluşturur; İlim - İrade - Kudret).

    Ali Bulaç

    Şüphesiz Allah, iman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Gerçekten Allah, her istediğini yapar.

    Ali Özek ve heyeti

    Muhakkak ki Allah, iman edip salih ameller işleyen kimseleri, zemininden ırmaklar akan cennetlere kabul eder. Şüphesiz Allah dilediği şeyi yapar.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah, inanmış olarak erdemli edimler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecektir. Kuşkusuz, Allah, dilediğini yapar.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz ki Allah, inanıp iyi amelde bulunanları, içinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Şüphesiz, Allah dilediğini yapar.

    Edip Yüksel

    ALLAH gerçeği onaylayıp erdemli davrananları, içinde ırmaklar akan bahçelere sokar. ALLAH istediğini yapar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH inanıp erdemli davrananları, içinde ırmaklar akan cennetlere sokar. ALLAH istediğini yapar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphe yok ki Allah, iman edip iyi işler yapanları altından ırmaklar akan cennetlere koyacak; şüphesiz Allah dilediğini yapar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhe yok ki Allah, iyman edib salih ameller işliyenleri altından ırmaklar akar Cennetlere koyacak, şübhe yok ki Allah ne isterse yapar

    Erhan Aktaş

    Allah, iman eden ve salihatı dipnot 1 yapanları altından ırmaklar akan Cennetlere koyacak. Kuşkusuz Allah, Dilediği Şeyi Yapar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 21:94. ayetin 1. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, iman eden ve salihatı dipnot 1 yapanları altından ırmaklar akan Cennetlere koyacak. Kuşkusuz Allah, Dilediği Şeyi Yapar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, iman eden ve salihatı yapanları dipnot 1 altından ırmaklar akan Cennetlere koyar. Kuşkusuz Allah, Dilediği Şeyi Yapar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz Tanrı, inanıp salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Gerçekten Tanrı her istediğini yapar.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki Allah, iman eden ve güzel güzel amel (ve hareketlerde bulunan kimseleri altından ırmaklar akıp duran cennetlere sokar. Hakıykat, Allah ne dilerse yapar.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Allah; iman edenleri ve salih ameller işleyenleri altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Doğrusu Allah; istediğini yapar.

    Mehmet Alagaş

    (12-16) Allah’ın dışında onlara zarar ve fayda vermeyen şeylere çağrıda bulunurlar / dua ederler , işte bu açık ara / uzak bir sapıklıktır, zararı faydasından daha yakın olana dua ederler ne kötü bir dosttur ne kötü bir yoldaş. Allah kesinlikle iman edenleri ve düzeltici ameller yapanları altlarından nehirler akan cennetlere sokar, muhakkak ki Allah neyi diliyorsa onu yapar. Her kim dünyada ve ahirette kendisine yardım edilmeyeceğini sanıyorsa, birtakım araçları göğe doğru uzatsın, sonra da diğer şeylerle tüm ilişki sini kessin ve de baksın ki aldığı önlem / kurduğu plan öfke lendiği şeyi giderebilecek mi? İşte bu şekilde O’na açık ayetlerimizi indiriyoruz , muhakkak ki Allah dilediğini yola koyar. (Allah’a ulaşmakta dua dışında bir sebep / bir araç yok, Aracısız ne kulluk olur ne de Allah’ın yardımı gelir düşüncesi yıkılmıştır. Bunu aklından çıkar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak ki Allah, iman edip salih ameller işleyenleri içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.

    Süleyman Ateş

    Allah, inanan ve iyi işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Şüphesiz Allah istediğini yapar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, inanıp güvenen ve iyi işler yapanları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah, dilediğini yapar.

    Şaban Britch

    Allah, iman eden ve salih amellerde bulunanları altlarından ırmaklar akan Cennet'lere koyar. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.

    Şaban Piriş

    Allah, iman eden ve doğruları yapanları, alt tarafından ırmaklar akan cennetlere koyar. Şüphesiz Allah, ne isterse yapar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah, dilediğini yapar.

  5. Hac suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 15. ayet. مَن كَانَ يَظُنُّ أَن لَّن يَنصُرَهُ ٱللَّهُ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ فَلْيَمْدُدْ بِسَبَبٍ إِلَى ٱلسَّمَآءِ ثُمَّ لْيَقْطَعْ فَلْيَنظُرْ هَلْ يُذْهِبَنَّ كَيْدُهُۥ مَا يَغِيظُ

    Diyanet İşleri

    Her kim ona (Muhammed'e) Allah'ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin, sonra kendini assın da bir baksın; başvurduğu (bu yöntem), öfkelendiği şeyi giderecek mi?

    Mehmet Okuyan

    Kim Allah'ın, dünya ve ahirette kendisine asla yardım etmeyeceğini sanıyorsa, artık göğe doğru bir sebebe uzansın; sonra da (diğer şeylerle ilişkisini) kessin! Baksın ki bu önlemi kendisini öfkelendiren şeyin kökünü nasıl da kazıyacak! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Hacc 22:11. ayetten itibaren ele alınan ve iman ile inkâr arasındaki çizgide bulunan olumsuz insan tipiyle ilgilidir; yoksa iddia edildiği gibi konu hiçbir şekilde Hz. Muhammed'le ilgili değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    Her kim, Allah'ın kendisine dünya ve ahirette asla (doğrudan) yardım etmeyeceğini düşünüyorsa, bir sebebe tutunup göğe uzanıversin ve (Allah dışında yalvardıklarıyla ilişkiyi) kessin; daha sonra görsün bu tedbiri kendisini öfkelendiren şeyin kökünü kazıyacak mı (kazımayacak mı)?

    Muhammed Esed

    Kim ki Allah'ın kendisine bu dünyada da, ahirette de yardım etmeyeceğini düşünüyorsa, göğe başka bir yolla ulaşmayı denesin de yol katetsin; ve böylece görsün, bakalım, bu hilesi onu sıkıntısından kurtaracak mı?

    Ahmed Hulusi

    Kim Allah'ın (hakikatindeki Esma kuvvelerinin) kendisine dünyada ve gelecek yaşamında yardımcı olmayacağını zannediyorsa, bir sebep ile (tefekkürle) semaya (bilincine) yönelsin, sonra (bedensiz sırf bilinç olarak beden bağını) kessin de bir baksın; (kendini yalnızca beden zannetmesiyle düştüğü) tuzağı, öfkelendiği şeyi (Rabbinin kulu olması gerçeğini) ortadan kaldırıyor mu?

    Ali Bulaç

    Kim, Allah'ın ona, dünyada ve ahirette kesin olarak yardım etmeyeceğini sanıyorsa, göğe bir araç uzatsın sonra kesiversin de bir bakıversin, kurduğu düzen, onun öfkesini giderebilecek mi?

    Ali Özek ve heyeti

    Her kim, Allah'ın, dünya ve ahirette ona (Rasûlüne) asla yardım etmeyeceğini zannetmekte ise, (Allah ona yardım ettiğine göre) artık o kimse (evindeki) tavana bir ip atsın; (boğazına geçirsin); sonra da (ayağını yerden) kessin! Şimdi bu kimse baksın! Acaba, hilesi (bu yaptığı), öfke duyduğu şeyi (Allah'ın Peygamber'e yardımını) gerçekten engelleyecek mi?

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın, dünyada ve sonsuz yaşamda, kendisine yardım edemeyeceğini kim sanıyorsa, gökyüzüne yönelsin. Sonra kessin de bir baksın; bu yaptığı, içindeki sıkıntıyı gideriyor mu? dipnot 269

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 269
      Bu ayetin ikinci tümcesi, Kur'an çevirilerinin büyük çoğunluğunda, sözcükler eklenerek ve anlaşılması olanaksız anlamlar verilerek çevrilmiştir. Ayetin açıklaması "Allah'a yönelsin; ortaklar koştuğu şeylerle ilişiğini kestikten sonra bir baksın; kuşkularından kurtuluyor mu, kurtulmuyor mu?" biçiminde yapılabilir. Tüm çevirilerde, birbirinden çok değişik biçimlerde yazılmış olan anlamlar arasından, birkaç örnek veriyoruz: "Evinin tavanına bağladığı bir ipi boğazına geçirdikten sonra, onu kessin ve arkasından baksın." veya "Evinin tavanına bir ip uzatsın, sonra intihar etsin." veya "Göğe bir ip uzattıktan sonra, onunla intihar etsin." veya "Tavana bir ip takarak kendisini astıktan sonra ölsün ve baksın da görsün." veya "Bir sebeple göğe uzandıktan sonra, öteki ilişkilerini kessin de baksın." veya "Bir çare bulup göklere yükselsin." veya "Allah'a yöneldikten sonra, umut bağladığı diğerlerinden umudunu kessin."

    Bayraktar Bayraklı

    Her kim Allah'ın, Peygamberine dünya ve ahirette yardım etmeyeceğini sanıyorsa, göğe ulaşacak bir çare arasın; sonra eğer mümkünse o yardımı kessin. Baksın bu hilesi, kızdığı yardımı engelleyecek mi?

    Edip Yüksel

    Kim ALLAH'ın dünya ve ahirette kendisine yardım edemeyeceğini sanıyorsa göğe (Tanrı'ya) doğru yönelsin ve sonra (umut bağladığı diğerlerinden) umudunu kessin de uyguladığı bu planın, kendisinin canını sıkan her şeyden kurtarıp kurtarmadığına bir baksın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim ALLAH'ın dünya ve ahirette kendisine yardım edemiyeceğini sanıyorsa göğe (Tanrı'ya) doğru yönelsin ve sonra (umut bağladığı diğerlerinden) umudunu kessin de uyguladığı bu planın, kendisinin canını sıkan her şeyden kurtarıp kurtarmadığına bir baksın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kim, Allah'ın ona dünyada ve ahirette asla yardım etmiyeceğini sanıyorsa, hemen yukarıya bir ip uzatsın, sonra (kendini boğup) nefesini kessin de bir baksın, (baş vurduğu) hilesi öfkesini giderecek mi?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her kim, ona Allah Dünyada ve Ahırette asla yardım etmez zannediyorsa hemen Semaya bir ip uzatsın sonra nefesini kessin de baksın keydi gayzını giderecek mi?

    Erhan Aktaş

    Kim Allah'ın, ona dünyada ve ahirette kesinlikle yardım etmeyeceğini zannediyorsa, o zaman semaya dipnot 1 bir araç uzatsın da sonra onu dipnot 2 kessin de baksın bakalım bu planı kendisini kızdıran şeyi giderecek mi?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İzafeten; yüce rahmet ve yardım kapısına.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yardım ve desteği.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim Allah'ın, ona dünyada ve ahirette kesinlikle yardım etmeyeceğini zannediyorsa, o zaman semaya dipnot 1 bir araç uzatsın da sonra onu dipnot 2 kessin de baksın bakalım bu planı kendisini kızdıran şeyi giderecek mi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İzafeten; yüce rahmet ve yardım kapısına.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yardım ve desteği.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim Allah'ın, ona dünyada ve ahirette kesinlikle yardım etmeyeceğini zannediyorsa, o zaman semaya dipnot 1 bir araç uzatsın da sonra onu dipnot 2 kessin. Sonra da baksın bakalım bu planı kendisini kızdıran şeyi giderecek mi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İzafeten; yüce rahmet ve yardım kapısına.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yardım ve desteği.

    Gültekin Onan

    Kim, Tanrı'nın ona, dünyada ve ahirette kesin olarak yardım etmeyeceğini sanıyorsa, göğe bir araç uzatsın sonra kesiversin de bir bakıversin, kurduğu düzen, onun öfkesini giderebilecek mi?

    Hasan Basri Çantay

    Kim dünyada da, ahiretde de ona (o peygambere) Allahın asla yardım etmeyeceğini sanıyorsa (evinin) tavan (ın) a bir ip uzatsın, sonra kendini (yerden) kes (ib boğ) sun da bir baksın, (bu) hıylesi onun öfkelenmekde olduğu şey'i behemehal giderecek mi?!

    İbni Kesir

    Kim, dünyada ve ahirette Allah'ın ona yardım etmeyeceğini sanıyorsa; bir sebeple göğe tırmansın sonra kessin de bir düşünsün bakalım; bu hilesi kendisini öfkelendiren şeye engel olabilir mi?

    Mehmet Alagaş

    (12-16) Allah’ın dışında onlara zarar ve fayda vermeyen şeylere çağrıda bulunurlar / dua ederler , işte bu açık ara / uzak bir sapıklıktır, zararı faydasından daha yakın olana dua ederler ne kötü bir dosttur ne kötü bir yoldaş. Allah kesinlikle iman edenleri ve düzeltici ameller yapanları altlarından nehirler akan cennetlere sokar, muhakkak ki Allah neyi diliyorsa onu yapar. Her kim dünyada ve ahirette kendisine yardım edilmeyeceğini sanıyorsa, birtakım araçları göğe doğru uzatsın, sonra da diğer şeylerle tüm ilişki sini kessin ve de baksın ki aldığı önlem / kurduğu plan öfke lendiği şeyi giderebilecek mi? İşte bu şekilde O’na açık ayetlerimizi indiriyoruz , muhakkak ki Allah dilediğini yola koyar. (Allah’a ulaşmakta dua dışında bir sebep / bir araç yok, Aracısız ne kulluk olur ne de Allah’ın yardımı gelir düşüncesi yıkılmıştır. Bunu aklından çıkar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin, sonra kendini assın da bir baksın. Başvurduğu (bu yöntem), öfkelendiği şeyi giderecek mi?

    Süleyman Ateş

    Kim Allah'ın, dünyada ve ahirette kendisine yardım etmeyeceğini sanıyorsa öfkesini gidermek için göğe bir sebep(ip)le uzansın, sonra (ayaklarını yerden) kessin de baksın, bu çaresi, öfkelendiği şeyi giderebilecek mi?

    Süleymaniye Vakfı

    Her kim Allah'ın dünyada da ahirette de kendisine yardım etmeyeceğini düşünecek hale gelirse hemen bir sebeple göğe uzansın (Allah'a el açsın) dipnot 1 ve (başkasına yalvarmayı) kessin dipnot 2 de bu çözüm yolunun dipnot 3 kendisini öfkelendiren şeyi kesinlikle giderip gidermediğini görsün!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göğe yönelmek ellerini göğe açarak Allah'a yönelmek ona dua etmektır (Bakara 2/144, Zuhruf 43/84, Mülk 67/16-17).
    2. metne dön, dipnot 2
      Hac 22/12 ve 13. ayetlerde sözü edilen varlıklara yalvarmayı bıraksın.
    3. metne dön, dipnot 3
      Keyd (كيد) kelimesi, bir şeyi sağlam bir şekilde çözmeyi ifade eder (Mekayis). Ayrıca bkz Yusuf 12/76.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim Allah'ın, dünyada da ahirette de kendine asla yardım etmeyeceği kanaatine varmışsa bir gerekçeyle göğe (Allah'a) yönelsin dipnot 1 , diğer ilişkilerini derhal kessin ve baksın ki bu yol kendini bunaltan şeyi gerçekten giderecek mi yoksa gidermeyecek mi?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göğe yönelmek demek Allah'ın makamına yönelmek demektir. En yaygın şekli ellerini göğe açarak dua etmek veya namaza durmaktır.

    Şaban Britch

    Kim, Allah’ın dünyada ve ahirette ona (Peygamber'e) yardım edemeyeceğine inanıyorsa, göğe (Rasüle yardımın geldiği yere) bir ip uzatsın ve sonra (gelen yardımı) kesiversin. Şimdi bu kimse baksın! Acaba, hilesi, öfke duyduğu şeyi (Allah'ın Peygamber'e yardımını) gerçekten kesecek mi?

    Şaban Piriş

    Kim, Allah'ın dünyada ve ahirette ona yardım edemeyeceğini zannediyorsa, göğe bir ip uzatsın ve sonra kesiversin. Baksın, kurduğu düzen onun öfkesini giderebilecek mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim Allah'ın dünyada ve ahirette kendisine yardım etmeyeceğini sanıyorsa; bir sebeple göğe uzansın, sonra öteki ilişkilerini kessin de bakıversin: Oyunu, öfkelendirdiği şeyleri gerçekten giderecek mi?

  6. Hac suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 16. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَنزَلْنَٰهُ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍ وَأَنَّ ٱللَّهَ يَهْدِى مَن يُرِيدُ

    Diyanet İşleri

    Böylece biz Kur'an'ı apaçık ayetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini doğru yola iletir.

    Mehmet Okuyan

    İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) apaçık ayetler hâlinde indirdik. Şüphesiz ki Allah dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet hidayetin dileyenlere verileceğinin apaçık delilidir. Benzer mesajlar: Ra‘d 13:27; İbrâhîm 14:4; Nahl 16:93; Müddessir 74:31.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte böylece Biz, bu (mesajları) hakikatin apaçık belgeleri olarak indirmiş bulunuyoruz; ama şu da bir gerçek ki, Allah isteyen kimseyi doğru yola yöneltmeyi diler.

    Muhammed Esed

    Bu (ilahi öğretiyi) Biz işte böyle apaçık mesajlar şeklinde indirdik; artık (bundan böyle) Allah, (doğru yola ulaşmayı) isteyen kimseyi doğru yola yöneltecektir.

    Ahmed Hulusi

    İşte böylece O'nu apaçık delillerle inzal ettik. . . Muhakkak ki Allah kimi dilerse onu hakikate yönlendirir, hidayet eder.

    Ali Bulaç

    İşte biz onu (Kur'an'ı) apaçık ayetler olarak indirdik; şüphesiz Allah, dilediğini hidayete yöneltir.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte böylece biz o Kur'an'ı açık seçik âyetler halinde indirdik. Gerçek şu ki Allah dilediği kimseyi doğru yola sevkeder.

    Ali Rıza Safa

    Ve işte, açık kanıtlı ayetler olarak, Onu indirdik. Kuşkusuz, Allah, dilediğini doğru yola eriştirir.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte böyle biz, Kur'an'ı apaçık ayetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah dileyeni doğru yola iletir.

    Edip Yüksel

    Böylece, biz onu apaçık ayetler olarak indirdik. ALLAH dilediğini/dileyeni doğruya ulaştırır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu ayetin son bölümü iki anlama sahip olduğundan bu iki anlamı da yansıtmak istedik. * Bak 16:93; 57:22.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece, biz onu apaçık ayetler olarak indirdik. ALLAH dilediğini ve dileyeni doğruya ulaştırır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve işte Biz onu (Kur'an'ı) böyle apaçık ayetler olarak indirdik. Çünkü Allah istediğine hidayet eder.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve işte biz onu böyle "ayati beyyinat" olarak indirdik ve çünkü Allah istediğine hidayet eder

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu apaçık ayetler olarak indirdik. Allah, hak edene dipnot 1 doğru yolu gösterir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak dilediğine: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir.

    Gültekin Onan

    İşte biz onu (Kuran'ı) apaçık ayetler olarak indirdik; şüphesiz Tanrı, dilediğini hidayete yöneltir.

    Hasan Basri Çantay

    İşte biz onu (Kur'anı) böyle açık açık ayetler haalinde indirdik. Şübhesiz ki Allah (ancak) kimi dilerse ona hidayet eder.

    İbni Kesir

    İşte böylece ona apaçık ayetler olarak indirdik. Muhakkak ki Allah; dilediğini hidayete eriştirendir.

    Mehmet Alagaş

    (12-16) Allah’ın dışında onlara zarar ve fayda vermeyen şeylere çağrıda bulunurlar / dua ederler , işte bu açık ara / uzak bir sapıklıktır, zararı faydasından daha yakın olana dua ederler ne kötü bir dosttur ne kötü bir yoldaş. Allah kesinlikle iman edenleri ve düzeltici ameller yapanları altlarından nehirler akan cennetlere sokar, muhakkak ki Allah neyi diliyorsa onu yapar. Her kim dünyada ve ahirette kendisine yardım edilmeyeceğini sanıyorsa, birtakım araçları göğe doğru uzatsın, sonra da diğer şeylerle tüm ilişki sini kessin ve de baksın ki aldığı önlem / kurduğu plan öfke lendiği şeyi giderebilecek mi? İşte bu şekilde O’na açık ayetlerimizi indiriyoruz , muhakkak ki Allah dilediğini yola koyar. (Allah’a ulaşmakta dua dışında bir sebep / bir araç yok, Aracısız ne kulluk olur ne de Allah’ın yardımı gelir düşüncesi yıkılmıştır. Bunu aklından çıkar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nitekim, biz onu (Kur'an'ı) apaçık ayetler olarak indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini doğru yola iletir.

    Süleyman Ateş

    Ve işte biz Kur'an'ı böyle açık açık ayetler olarak indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini doğru yola iletir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte böyle… Biz onu (Kitabı), birbirini açıklayan ayetler olarak indirdik. Doğrusu Allah, o yolu tercih eden kimseyi dipnot 1 yoluna kabul eder.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah istediği kimseyi yoluna kabul eder. Yaptığından sual olunmayacak olan Allah hem kendisi hem de yarattıkları için kural koyduğunu ve bu çerçevede davranacağını ve hesap soracağını bildirmiştir. Kimin O'nun yolunda kimin de yanlışlar içerisinde olacağını belirleyen Allah, bu kanununun ölçüsünü de yine kendisi koymuştur ve Kuran'da pek çok ayette buna açıklama getirmiştir. Daha detaylı bilgi için bakınız, Bakara 2/2, Enam 6/39,Bakara 2/272,Kasas 28/56, İbrahim 14/4, Hac 22/23-24

    Şaban Britch

    Nitekim, biz onu (Kur'an'ı) apaçık ayetler olarak indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini hidayete yöneltir.

    Şaban Piriş

    Nitekim, Kur'an'ı apaçık belgeler olarak indirdik. Allah dilediğine doğru yolu gösterir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz onu, böylece açık seçik ayetler halinde indirdik. Kuşkusuz, Allah, dilediğine/dileyene kılavuzluk eder.

  7. Hac suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 17. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلصَّٰبِـِٔينَ وَٱلنَّصَٰرَىٰ وَٱلْمَجُوسَ وَٱلَّذِينَ أَشْرَكُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz, iman edenler, Yahudiler, Sabiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve Allah'a ortak koşanlar var ya; Allah, kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Çünkü Allah, her şeye şahittir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki iman edenler, yahudi olanlar, sabiiler, dipnot 1 hristiyanlar, mecusiler dipnot 2 ve müşrik olanlara gelince, şüphesiz ki Allah bunlar arasında kıyamet gününde (ayrı ayrı) hükmünü verecektir. dipnot 3 Şüphesiz ki Allah her şeye şahit olandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sâbiilik hakkında bkz. Bakara 2:62; Mâide 5:69.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Mecûs], M.Ö. son bin yılın ortalarında yaşayan ve öğretilerin Zend-Avesta adlı kitapta toplanan İran'lı din kurucusu Zerdüşt'ün izleyicileri için kullanılmaktadır. Bu din bugün İran'ın Gabr'leri, daha belirgin bir şekilde Hindistan ve Pakistan Parsîleri tarafından devam ettirilmektedir. Bunların dini düalist bir felsefe ortaya koysa da temelde evrenin yaratıcısı olarak Kâdir-i Mutlak bir Tanrı'nın varlığı inancına dayanmaktadır (Esed, [Kur'an Mesajı], s. 671'de 19. not). Öğretileri [Zend-Avesta']da toplanan Zerdüşt'ün kurucusu olduğu din. Biri iyilik tanrısı (Ahuramazda) diğeri kötülük tanrısı (Ehrimen) olan çift tanrıcılığa açık bir inançtır. Temel zaafı tanrısal bir cevher atfettiği kötülüğü meşrulaştırmasıdır (İslamoğlu, [Hayat Kitabı Kur'an], s. 643'te 3. not).
    3. metne dön, dipnot 3
      Burada sayılanlar elbette tarihte ve günümüzde mevcut dini öğretilerin veya çeşitli inanışların tamamı değildir. O dönem itibariyle bilinenlerden hareketle Yüce Allah bütün inanç iddialarını kıyamet günü yargılayacağını ve aralarında hüküm vereceğini bildirmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphesiz (sizden) iman eden kimseler, yahudileşen kimseler, Sabiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve şirk koşan kimseler arasındaki hükmü Kıyamet Günü Allah verecektir: kuşku yok ki Allah her şeye şahittir.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, (bu ilahi öğretiye) inananlar, Yahudi inancına bağlı olanlar ve Sabiiler, Hristiyanlar ve Mecusiler ve bir de, Allah'tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yakıştıranlar arasındaki hükmü Kıyamet Günü Allah verecektir: çünkü Allah her şeye tanıktır.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki iman edenler, Yahudiler, Sabiiler (Allah'a inanmayıp yıldızları tanrı kabul edip onlara tapınanlar), Hristiyanlar, Mecusiler (ateşe tapanlar) ve şirk koşanlara gelince; muhakkak ki Allah, kıyamet sürecinde onların arasını (hak ettiklerine göre) ayıracaktır. . . Muhakkak ki Allah her şeye şahittir.

    Ali Bulaç

    Gerçekten iman edenler, Yahudiler, yıldıza tapanlar (Sabii), Hristiyanlar, ateşe tapanlar (Mecusi) ve şirk koşanlar; şüphesiz Allah, kıyamet günü aralarını ayıracaktır. Doğrusu Allah, her şeyin üzerinde şahid olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Mümin olanlar, yahudi olanlar, sâbiîler, hıristiyanlar, mecûsîler ve müşrik olanlara gelince, muhakkak ki Allah, bunlar arasında kıyamet gününde (ayrı ayrı) hükmünü verir. Çünkü Allah her şeye şahittir (her şeyi hakkıyla bilendir.)

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah; inanca çağırılanlar, Yahudiler, Sabiiler, Nasraniler, Mecusiler ve ortaklar koşanlar arasında, Yeniden Yaratılış Günü'nde ayrım yapacaktır. Kuşkusuz, Allah, her şeye Tanıktır. dipnot 270

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 270
      Kur'an'da üç ayrı ayette bildirilen Sabiiler ve bir ayette bildirilen Mecusiler hakkında çok sayıda çelişkili söylentiler vardır. "Allah'a inanan, ama kitap ve peygamber tanımayan" veya "Meleklere tapan" veya "Ateşe ve yıldızlara tapan" veya "Din tanımayan" topluluklar oldukları biçiminde çelişkili savlar ortaya atılmıştır. Sabiiler ve Mecusiler, ya Müslümanlığı hiç kabul etmemiş olan ya da kabul ettikten bir süre sonra nankörlük etmiş olan toplumlardır. Bu konuda, önyazıların ikinci bölümünde ayrıntılı bilgi verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Gerçek şu ki, inananlar, Yahudi inancını benimseyenler ve Sabiiler, Hıristiyanlar ve Mecusiler, bir de Allah'a şirk koşanlar arasında, Allah kıyamet günü hükmünü verecektir. Allah her şeye şahittir.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar, Yahudiler, diğer dinlerden, Hıristiyanlar, Zerdüştîler ve ortak koşanlar... ALLAH diriliş günü aralarında hüküm verecektir. ALLAH her şeye tanıktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar, yahudiler, din değiştirenler, hıristiyanlar, zerdüştiler ve ortak koşanlar... ALLAH diriliş günü aralarında hüküm verecektir. ALLAH her şeye tanıktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İman edenler, yahudi olanlar, sabiiler (yıldıza tapanlar), hıristiyanlar, mecusiler (ateşe tapanlar) ve müşriklere gelince, muhakkak Allah kıyamet günü bunların arasını şüphesiz ayıracaktır; çünkü Allah herşeye şahittir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki iyman ettiler ve onlar ki Yehudi oldular ve o sabiiler ve o Nesara ve o Mecus ve o şirk edenler her halde Allah her şey'e şahiddir

    Erhan Aktaş

    Allah; İman Edenler, Yahudiler, Sabiiler, dipnot 1 Nesara, dipnot 2 Mecusiler ve Müşrik olanların Kıyamet günü aralarını ayıracaktır. dipnot 3 Allah, her şeye tanıktır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sabii konusunda Kur'an bir bilgi vermemektedir. Nuh Nebi ve Zebur ile bağlantıları olan kimseler oldukları söylenmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hıristiyanlar.
    3. metne dön, dipnot 3
      Herkes hak ettiği karşılığı alacaktır. Haklı, haksız ortaya çıkacaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah; İnananlar, Yahudiler, Sabiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve Müşrik olanların Kıyamet Günü aralarını ayıracaktır. dipnot 1 Allah, her şeye tanıktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herkes hak ettiği karşılığı alacaktır. Haklı, haksız ortaya çıkacaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah; İnananlar, Yahudiler, Sabiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve Müşrik olanların Kıyamet Günü aralarını ayıracaktır. dipnot 1 Allah, her şeye tanıktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herkes hak ettiği karşılığı alacaktır.

    Gültekin Onan

    Gerçekten inananlar, Yahudiler, Sabiiler, Hristiyanlar, Mecusiler ve şirk koşanlar; şüphesiz Tanrı, kıyamet günü aralarını ayıracaktır. Doğrusu Tanrı her şeyin üzerinde şahid olandır.

    Hasan Basri Çantay

    O iman edenler, o Yahudiler, o Sabaiiler, o Nasraaniler, o Mecusiler, o (Allaha) eş koşanlar (yok mu?) Allah kıyamet günü (bütün) bunların aralarını mutlakaa ayıracakdır. Çünkü Allah her şey'i hakkıyle görüb bilendir.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Allah; iman edenler, yahudiler, sabiiler, hıristiyanlar, mecusiler ve puta tapanlar arasında kıyamet günü kesin hükmünü verecektir. Doğrusu Allah; her şeye şahiddir.

    Mehmet Alagaş

    (17-18) İman edenler, yahudiler, sabiiler / yıldıza tapanlar, hristiyanlar, mecusiler / zerdüştler (İyilik ve kötülük tanrıları var) ve de ortak koşanlar, Muhakkak ki Allah kalkış gününde aralarını ayıracaktır , Allah kesinlikle her şeye şahittir. Görmedin mi ki semalarda ve yerde kim varsa O’na kesinlikle secde ediyor , Güneş, Ay, Yıldızlar, Dağlar, Ağaçlar, Yaratıklar ve insanların çoğu secde ediyorlar, insanlardan çoğunun üzerine ise azap gerçek oldu , Allah kimi değer verilmeyen biri ederse ona da ikram edecek yoktur, Allah istediğini kesinlikle yapar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler, Hristiyanlar, Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya; Allah, kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Çünkü Allah, her şeye şahittir.

    Süleyman Ateş

    İnananlar, yahudiler, sabiiler, hırıstiyanlar, mecusiler ve (Allah'a) ortak koşanlar... Allah, kıyamet günü bunlar arasında hüküm verecek(haklıyı haksızı ortaya çıkaracak)tır. Şüphesiz Allah, her şeye şahidtir!

    Süleymaniye Vakfı

    (Kur'an'a) inananlar ile Yahudiler dipnot 1 , Sabiiler dipnot 2 , Hristiyanlar dipnot 3 , Mecusiler dipnot 4 ve bir de (Allah'a) ortak koşanlar var ya! Allah kıyamet /mezardan kalkış dipnot 5 günü onların arasını ayıracaktır dipnot 6 . Allah, her şeye şahittir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yahudi" kavramı Davud aleyhisselamın krallığından sonra ortaya çıkmıştır. Davud aleyhisselam Yakub aleyhisselamın oğullarından Yahuda'nın soyundan gelir. Bundan dolayı onun krallığına "Yahuda Krallığı" denmiştir. "Yahudi" kavramı başlarda "Yahuda krallığına mensup kişi" manasında kullanıyordu. Yahuda krallığı, Babil istilasında yıkılınca bu kavram İsrailoğullarının dini-etnik kimliklerini ifade için kullanılmaya başlandı. Kur'an'ın indiği dönemde de "Yahudilik" doğru veya yanlış İsrailoğullarının tüm dini geleneğini (Torah, Talmud, Midraşim vs.) ifade etmekteydi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sabiiler, Yahya aleyhisselama inen (Meryem 19/12, En'am 6/84-89) ve Ginza adı verilen kitaba inanırlar. (Şinasi Gündüz, Sabiilik, Diyanet İslam Ansiklopedisi)
    3. metne dön, dipnot 3
      Bir ayette, Hristiyan anlamında "Nasrani", on dört ayette de onun çoğulu olan "Nasara" kullanılır. Kelimenin, İsa aleyhisselamın yardım talebine havarilerin olumlu cevap vermeleri sebebiyle (Al-i İmran 3/52; Saf 61/14), "yardım etme" anlamındaki nasr kökünden (Müfredat) veya İsa'nın memleketi olan Nasıra kelimesinden türetildiği söylenir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Mecusiler diğer adıyla Zerdüştiler,, ateşe tapanlar olarak bilinir. Oysa Mecusi kaynaklarında Zerdüştün getirdiği öğretiler, tek tanrı olan Ahura Mazda'ya dayandırılır. Bu sebeple Mazdeizm de denilmektedir. Mecusilerin kutsal kitabı olan Avesta, Gatalar denen 17 bölümden oluşur ve her bölümün kendi isimleri vardır. Sonradan bu kitaba din adamları tarafından yorumlar eklenmiş ve Zend adında yeni kutsal metinler oluşturulmuştur. Abdest, beş vakit namaz, kurban gibi birçok ibadet, Avesta'da yer almaktadır. (Pordavut, Hurda-i Avesta Bahş-i ez Kitab-i Avesta, s. 103-106; Avesta, Yasna, 32.)
    5. metne dön, dipnot 5
      Kıyamet ayağa kalkma ve kalkış demektir. Kıyamet günü, insanların yeniden dirilip kabirlerinden kalktığı gündür.
    6. metne dön, dipnot 6
      Bakara 2/62, Maide 5/69. Kendisine bir elçinin tebliği ulaşmayan kimse, sadece bile bile şirk koşmaktan (Bakara 2/22) ve bildiği doğrulardan sorumlu tutulur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenenler, Yahudi, Sabii, Hıristiyan ve Mecusi olanlar bir de müşrikler var ya; Allah (mezardan) kalkış günü onların aralarını ayıracaktır dipnot 1 . Allah, her şeye şahittir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap günü her ümmet kendi kitabından sorumlu tutulacaktır. Casiye 45/28

    Şaban Britch

    Şüphesiz Allah, kıyamet günü iman edenlerin, Yahudiler'in, Hıristiyanlar'ın, Mecusiler ve müşriklerin (hüküm vererek) aralarını ayıracaktır. Şüphesiz Allah her şeye şahittir.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz Allah, kıyamet günü iman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve müşrikler arasında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah her şeye şahittir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edenler, Yahudiler, Sabiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve şirke sapanlar arasında Allah, kıyamet günü ayrım yapacaktır. Allah, her şey üzerine Şehid'dir, tanıktır.

  8. Hac suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 18. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَسْجُدُ لَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ وَٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ وَٱلنُّجُومُ وَٱلْجِبَالُ وَٱلشَّجَرُ وَٱلدَّوَآبُّ وَكَثِيرٌ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ ٱلْعَذَابُ وَمَن يُهِنِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّكْرِمٍ إِنَّ ٱللَّهَ يَفْعَلُ مَا يَشَآءُ secde ayeti

    Diyanet İşleri

    Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.

    Mehmet Okuyan

    Görmüyor musun ki göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve insanların birçoğu Allah'a secde ediyor. dipnot 1 Bir çoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi değersiz kılarsa, artık onu değerli kılacak kimse yoktur. Şüphesiz ki Allah dilediğini yapar. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Kur'an'daki 14 [tilavet] secdesinden birisidir. Secde ayetleri için bkz. A‘râf 7:206; Ra‘d 13:15; Nahl 16:49; İsrâ 17:107; Meryem 19:58; Hacc 22:18; Furkân 25:60; Neml 27:25; Secde 32:15; Sâd 38:24; Fussilet 41:37; Necm 53:62; İnşikâk 84:21; ‘Alak 96:19.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:253; Al-i İmrân 3:40, 47; Mâide 5:1; Hûd 11:107; İbrâhîm 14:27; Hacc 22:14; Burûc 85:16.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey insan!) Göklerde ve yerde bulunan herkesin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların ve hayvanların (ister istemez) Allah'ın emrine amade olduğunu görmez misin? İnsanlardan niceleri (bilinçli tercihlerinden dolayı ödülü hak etmiş), niceleri ise azabı hak etmişlerdir. İmdi, Allah her kimi alçaltırsa artık onu kimse yüceltemez: kuşkusuz Allah dilediğini daima gerçekleştirir.

    Muhammed Esed

    (Ey İnsanoğlu,) göklerde ve yerde var olan her şeyin, -güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların ve hayvanların- Allah'ın (kudret ve yüceliği) önünde yere kapandığını görmüyor musun? Ve insanlardan bir nicesi (Allah'a bilinçli olarak baş eğmektedir); ama niceleri de (O'na karşı geldikleri için öte dünyada) kaçınılmaz biçimde azabı hak edecekler; ve Allah'ın (Kıyamet Günü'nde) alçalttığı kimseyi de onurlandırabilecek kimse yoktur; çünkü, Allah dilediği her şeyi mutlaka yapar.

    Ahmed Hulusi

    Görmedin mi ki Allah (O'dur ki), semalarda kim varsa ve arzda kim varsa; Güneş, Ay, Yıldızlar, Dağlar, Ağaçlar, Dabbeler (yürür canlılar) ve insanlardan birçoğu O'na secde etmede! Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. . . Allah kimi hor-hakir kılarsa, artık onu yüceltecek yoktur. . . Muhakkak ki Allah dilediğini yapar. (18. ayet secde ayetidir. )

    Ali Bulaç

    Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. Birçoğu üzerine azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.

    Ali Özek ve heyeti

    Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde ediyor; birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık onu değerli kılacak bir kimse yoktur. Şüphesiz Allah dilediğini yapar.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, göklerde ve yeryüzünde kim varsa; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan çoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? Çoğu da cezayı hak etmiştir. Allah'ın alçalttığını onurlandıracak hiç kimse yoktur. Kuşkusuz, Allah, dilediğini yapar.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerde ve yerde olanların; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğunun Allah'a boyun eğdiklerini görmüyor musun? İnsanlardan birçoğu da azabı hak etmiştir. Allah'ın hakir kıldığına saygı duyacak kimse yoktur. Doğrusu, Allah dilediğini yapar.

    Edip Yüksel

    Göklerde ve yerde bulunan kimselerin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanlardan birçok kişinin ALLAH'a secde ettiklerini (boyun eğdiklerini) görmez misin? Birçok kişi de azabı haketmiştir. ALLAH'ın alçalttığını hiç kimse onurlu kılamaz. ALLAH dilediğini yapar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde bulunan kimselerin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanlardan bir çok kişinin ALLAH'a secde ettiklerini (boyun eğdiklerini) görmez misin? Bir çok kişi de azabı hakketmiştir. ALLAH'ın alçalttığını hiç kimse onurlu kılamaz. ALLAH dilediğini yapar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Görmedin mi göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyorlar. Bir çoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah her kimi de hakir ve zelil ederse artık ona ikram edecek yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Görmedin mi hep Allaha secde ediyor Göklerdeki kimseler, Yerdeki kimseler, Güneş, Ay ve yıldızlar, dağlar, bütün hayvanlar, ve insanlardan bir çoğu, bir çoğunun da üzerine azab hakk olmuş her, kimi de Allah tahkır ederse artık ona ikram edecek yoktur, şübhesiz Allah ne dilerse yapar

    Erhan Aktaş

    Göklerde ve yerde ne varsa; Güneş'in, Ay'ın ve yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve İnsanların birçoğunun Allah'a secde dipnot 1 ettiklerini görmüyor musun? dipnot 2 Birçoğunun da dipnot 3 üzerine azap hak oldu. Ve Allah, kimi küçük düşürürse artık onun için bir yüceltici yoktur. Kuşkusuz Allah, dilediğini yapar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Secde; tam bir teslimiyet içinde Allah'a bağlılık göstermek, itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek, saygı göstermek ve içtenlikle boyun eğmek demektir. Diğer bir anlamı ile de secde bütün bir varlığın Allah'ın evrene koyduğu işleyiş yasalarına tabi olması, boyun bükmesidir. Namaz kılarken alnı yere koymak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Görmek ile kast edilen şey: Anlamak, idrak etmek, bilmek, gerçeği kavramak, ayırdına varmak ve dikkate almaktır.
    3. metne dön, dipnot 3
      İnsanların.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerde ve yerde ne varsa; Güneş'in, Ay'ın ve yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah'a secde dipnot 1 ettiklerini görmüyor musun dipnot 2 ? Birçoğunun da dipnot 3 üzerine azap hak oldu. Ve Allah, kimi küçük düşürürse artık onun için bir yüceltici yoktur. Kuşkusuz Allah, dilediğini yapar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Secde; itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek. İçtenlikle boyun eğmek. Allah'ın evrene koyduğu işleyiş yasalarına tabi olmak. Yere kapanmak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Anlayıp idrak etmiyor musun?
    3. metne dön, dipnot 3
      İnsanların.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde ne varsa; Güneş'in, Ay'ın ve yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah'a secde dipnot 1 ettiklerini görmüyor musun? Birçoğunun da dipnot 2 üzerine azap hak oldu. Ve Allah, kimi küçük düşürürse artık onun için bir yüceltici yoktur. Kuşkusuz Allah, Dilediğini Yapar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüceliğini kabul edip, O'na teslim olduklarını, emirlerine tabi olduklarını; yasalarına içtenlikle boyun eğdiklerini.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnsanların.

    Gültekin Onan

    Görmedin mi ki, gerçekten göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Tanrı'ya secde etmektedirler. Birçoğu üzerine azab hak olmuştur. Tanrı kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Şüphesiz Tanrı dilediğini yapar.

    Hasan Basri Çantay

    Görmedin mi, göklerde olan herkes (herşey) ve yerde bulunan herkes (herşey), güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların bir çoğu hakıykaten Allaha secde ediyor. Bir çoğunun üzerine de azab hak olmuşdur. Allah kimi (bedbahtlıkla) hor kılarsa onu seadete kavuşduracak (hiç bir kuvvet) yokdur. Şübhesiz ki Allah ne dilerse (onu) yapar.

    İbni Kesir

    Göklerde ve yerde olanların; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ile insanların bir çoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? İnsanların bir çoğu da azabı hak etmiştir. Ve Allah kimi alçaltırsa; ona ikram edecek kimse yoktur. Şüphesiz ki Allah; dilediğini yapar.

    Mehmet Alagaş

    (17-18) İman edenler, yahudiler, sabiiler / yıldıza tapanlar, hristiyanlar, mecusiler / zerdüştler (İyilik ve kötülük tanrıları var) ve de ortak koşanlar, Muhakkak ki Allah kalkış gününde aralarını ayıracaktır , Allah kesinlikle her şeye şahittir. Görmedin mi ki semalarda ve yerde kim varsa O’na kesinlikle secde ediyor , Güneş, Ay, Yıldızlar, Dağlar, Ağaçlar, Yaratıklar ve insanların çoğu secde ediyorlar, insanlardan çoğunun üzerine ise azap gerçek oldu , Allah kimi değer verilmeyen biri ederse ona da ikram edecek yoktur, Allah istediğini kesinlikle yapar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerde ve yerde olanlar, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve bir çok insanın Allah’a secde ettiklerini görmüyor musun? Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi alçaltırsa onu değerli kılacak yoktur. Allah, dilediğini yapar.

    Süleyman Ateş

    Görmedin mi (baksana), göklerde, yerde bulunan kimseler, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyorlar! Ama birçoğuna da azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılatırsa artık ona değer veren olmaz. Allah, dilediğini yapar.

    Süleymaniye Vakfı

    Görmedin mi, göklerde olanlarla yerde olanlar, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde ediyor /boyun eğiyor dipnot 1 ; insanların birçoğu da azabı hak ediyor. Allah'ın değersiz kıldığını, kimse değerli hale getiremez. Allah, gerekli gördüğü şeyi yapar."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Secde, eğilme ve boyun eğme anlamına gelir (Müfredat). Bakara 2/34, 58, Nisa 4/154, A'raf 7/11, 161, Yusuf 12/4, 100, Ra'd 13/15 ve Nahl 16/48. ayetlerde bu anlamdadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde olan kimselerle yerde olan kimselerin Allah'a secde ettiklerini hiç görmedin mi? Güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve hayvanlar ile insanların birçoğu ona secde eder. Birçoğu da azabı hak eder. Allah'ın değersiz kıldığını, kimse değerli yapamaz. Allah, tercih ettiği şeyi yapar.

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve bir çok insanın Allah’a secde ettiklerini görmüyor musun? Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur Allah kimi alçaltırsa onu değerli kılacak yoktur. Allah, dilediğini yapar.

    Şaban Piriş

    Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve bir çok insanın Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun? Çoğu da azabı hak etmiştir. Allah kimi alçaltırsa onu yükseltecek yoktur. Allah, ne isterse yapar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmedin mi göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyor. Birçoğunun da üzerine azap hak olmuştur. Allah'ın hakir kıldığına ikramda bulunan olmaz. Allah, dilediğini yapar.

  9. Hac suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 19. ayet. هَٰذَانِ خَصْمَانِ ٱخْتَصَمُوا۟ فِى رَبِّهِمْ فَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِّن نَّارٍ يُصَبُّ مِن فَوْقِ رُءُوسِهِمُ ٱلْحَمِيمُ

    Diyanet İşleri

    İşte iki hasım taraf ki, Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Bunlardan inkar edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür.

    Mehmet Okuyan

    Şu iki grup, Rableri hakkında çekişen iki hasımdır: kâfir olanlar için ateşten bir elbise biçilmiştir. Başlarının üzerinden kaynar su dökülecektir!

    Mustafa İslamoğlu

    Birbirlerine karşıt konumlarda bulunan bu iki gurup, Rableri konusunda hep çatışa gelmişlerdir. Onlardan inkarda direnenlere, ateşten elbiseler biçilecek; başlarının üzerinden yakıp kavuran bir (gam) boca edilecek:

    Muhammed Esed

    Birbirine karşıt bu iki taraf Rableri hakkında (her zaman) birbiriyle çatışma, tartışma içinde olmuşlardır: (Onlardan) hakkı inkara kalkışanlar için (öte dünyada) ateşten giysiler biçilecek ve başlarının üstünden yakıcı umutsuzluk boca edilecektir;

    Ahmed Hulusi

    Şu iki hasım, Rableri hakkında davalaştılar. . . Hakikat bilgisini inkar edenlere gelince, onlar için ateşten elbiseler kesilip biçilmiştir. . . Kafalarına kaynar su dökülür.

    Ali Bulaç

    İşte bunlar çekişen iki gruptur, Rableri konusunda çekiştiler. İşte o inkar edenler, onlar için ateşten elbiseler biçilmiştir; başları üstünden de kaynar su dökülür.

    Ali Özek ve heyeti

    Şu iki grup, Rableri hakkında çekişen iki hasımdır: Şimdi, inkâr edenler için ateşten bir elbise biçilmiştir. Onların başlarının üstünden kaynar su dökülecektir!

    Ali Rıza Safa

    Birbirine karşıt şu iki taraf, Efendileri hakkında tartışıyorlar. Nankörlük edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür.

    Bayraktar Bayraklı

    Şu iki grup, Rabbleri hakkında çekişen iki hasımdır. İnkar edenler için ateşten bir elbise biçilmiştir. Onların başlarının üstünden kaynar su dökülecektir.

    Edip Yüksel

    İşte şunlar, Efendi'leri hakkında tartışan iki karşıt gruptur. İnkarcı olanlar için ateşten elbiseler biçilir ve başlarından aşağı kaynar su dökülür. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Cehenneme gitmek için diretenlerin, "Cehennemin bu kadar kötü olduğunu bilseydik farklı davranırdık" diye bahane ileri sürememeleri için cehennemin dehşeti en çarpıcı sembolik ifadelerle anlatılır. Kuran'ın, cennet ve cehennemden genellikle bir arada söz edişi dikkat çekicidir. * Gerçeği onaylayanlar cennet tasvirlerinden hoşlanırken bahaneleri ellerinden alınan inkarcılar, cehennem tasvirlerini şiddetli bulup eleştirirler. İşin ilginç yanı, eleştirdikleri o yere gitmek için alabildiğine gayret ederler. Cehennemin ebedi olup olmadığı sorusu Kuran ayetleri ışığında incelendiğinde sürpriz bir cevapla karşılaşabilirsiniz. "Cehennemde ebedi azap" ile "ebedi cehennem" ifadeleri arasında ilginç bir fark olduğunu hatırlatmak isterim. * * Bak: (11:107) (40:11; 67:2) (39:42; 16:21) (29:57; 10:56; 22:6) (22:66) (2:64; 3:27; 6:95; 16:65; 22:5-6; 30:19-50; 35:9) (67:2) (40:11) (40:34) (5:17; 6:6; 6:47; 8:42; 20:128; 21:95; 22:45; 28:59; 36:31; 69:5; 77:16). (14:48) (25:15) (10:52; 41:28). (8:42) (6:122) (8:24) (20:74). (10:27). (1:1).

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte şunlar, Rab'leri hakkında tartışan iki karşıt grubtur. İnkarcı olanlar için ateşten elbiseler biçilir ve başlarından aşağı kaynar su dökülür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şu ikisi Rableri hakkında tartışmaya girmiş iki hasımdır. Bu yüzden küfredenler için ateşten çamaşırlar biçilmiştir. Başlarının üstünden kaynar su dökülür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şu ikisi rabları hakkında muhakemeye duruşmuş iki hasımdırlar, binaenaleyh o küfredenler, için ateşten çamaşırlar biçilmiştir, başlarının üstünden kaynar su dökülür

    Erhan Aktaş

    Bu iki karşıt taraf, dipnot 1 Rabb'leri hakkında mücadele eden, birbirlerine iki düşmandır. Bunlardan Kafirler için ateşten biçilmiş elbiseler vardır. Onların başlarının üstünden kaynar sular dökülecek!

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müminler ve Kafirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu iki karşıt taraf dipnot 1 , Rabb'leri hakkında mücadele eden, birbirlerine iki düşmandır. Bunlardan Kafirler dipnot 2 için ateşten biçilmiş elbiseler vardır. Onların başlarının üstünden kaynar sular dökülecek!

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mü'minler v Kafirler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu iki karşıt taraf dipnot 1 , Rabb'leri hakkında mücadele eden, birbirlerine iki düşmandır. Bunlardan gerçeği yalanlayan nankörler için ateşten biçilmiş elbiseler vardır. Onların başlarının üstünden kaynar sular dökülecek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnananlar ve Küfredenler.

    Gültekin Onan

    İşte bunlar çekişen iki gruptur, rableri konusunda çekiştiler. İşte o küfredenler, onlar için ateşten elbiseler biçilmiştir; başları üstünden de kaynar su dökülür.

    Hasan Basri Çantay

    Bu iki (sınıf, ya'ni iman edenlerle etmeyenler) Rableri (nin dini) hakkında birbiriyle da'valaşan hasım iki (zümre) dir. İşte o küfredenler (yok mu?) onlar için ateşden elbiseler biçilmişdir. Başkalarının üzerine de kaynar su dökülecekdir onların.

    İbni Kesir

    Bunlar iki düşmandır ki, Rabbları hakkında çekişmişlerdir. Küfredenler için, ateşten elbiseler kesilmiştir. Başları üstünden de kaynar su dökülecektir.

    Mehmet Alagaş

    (19-24) İşte bu iki rakip, rekabete girdi / hasımlaştı, Kafirler için ateşten giysi biçilmiştir, başları üzerinden de kaynar su akıtılır, karınlarında ve ciltlerinde ne varsa onunla eritilir, onların demirden kamçılar vardır, ızdırap dolayısıyla ne zaman oradan çıkmayı dileseler oraya tekrar iade edilirler , kavurucu azabı tadın , muhakkak ki Allah iman edenleri ve salih amel işleyenleri altlarından nehirler akan cennetlere sokar , orada altın bilezikler ve incilerle bezenirler / takınırlar , elbise olarak ipek giyerler, sözün en hoşuna yönlendirilmişlerdir, övgü yoluna / hamd yoluna iletilmişlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bunlar Rableri hakkında tartışan iki hasımdır. Kâfir olanlar için ateşten elbiseler biçilir. Başları üzerinden gayet kaynar su dökülür.

    Süleyman Ateş

    İşte şunlar, Rableri hakkında çekişen iki hasım taraf: Nankörler için ateşten giysi biçildi, başlarının üstünden de kaynar su dökülüyor!

    Süleymaniye Vakfı

    İşte şunlar, Rableri hakkında çekişen iki taraftır. Kafirlik eden /ayetleri görmezlikte direnen taraf için ateşten elbiseler biçilecek ve başlarından aşağı kaynar sular dökülecektir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte Rableri konusunda çekişen iki düşman kesim; kafir (ayetleri görmezlikten gelen) kesim için ateşten elbiseler biçilecek ve başlarından aşağı kaynar sular dökülecektir.

    Şaban Britch

    İşte bunlar Rableri hakkında tartışan iki hasımdır. İşte inkâr edenler için ateşten elbiseler biçilmiştir. Başlarının üzerinden kaynar su dökülecektir.

    Şaban Piriş

    İşte bunlar Rab'leri hakkında tartışan iki hasımdır. İşte inkar edenler için ateşten elbiseler biçilmiştir. Başlarının üzerinden kaynar su dökülecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte şu iki hasım, Rableri hakkında çekişip durmuşlardır. Sonuçta küfre sapanlar için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülmektedir.

  10. Hac suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 20. ayet. يُصْهَرُ بِهِۦ مَا فِى بُطُونِهِمْ وَٱلْجُلُودُ

    Diyanet İşleri

    Onunla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir.

    Mustafa İslamoğlu

    bununla onların içlerinde olan her şey ve deriler eriyip akacak;

    Muhammed Esed

    ve bununla onların içlerinde olan her şey ve deriler(i) eriyip gidecek;

    Ahmed Hulusi

    O kaynar suyla, içlerindekiler ve dışları eritilir.

    Ali Bulaç

    Bununla karınları içinde olanlar ve derileri eritilmiş olur.

    Ali Özek ve heyeti

    Bununla, karınlarının içindeki (organlar) ve derileri eritilecektir!

    Ali Rıza Safa

    Bununla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bununla karınlarının içindeki organları ve derileri eritilecektir.

    Edip Yüksel

    Onunla karınlarında ne varsa, derileriyle birlikte eritilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onunla karınlarında ne varsa, derileriyle birlikte eritilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bununla karınlarındaki ve derileri eritilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bununla karınlarındaki ve derileri eritilir

    Erhan Aktaş

    Bununla iç organları ve derileri eritilecek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bununla iç organları ve derileri eritilecek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bununla iç organları ve derileri eritilecek.

    Gültekin Onan

    Bununla karınları içinde olanlar ve derileri eritilmiş olur.

    Hasan Basri Çantay

    Bununla karınlarının içinde ne varsa hepsi de derileri eritilecekdir.

    İbni Kesir

    Bununla karınlarındakiler ve derileri eritilir.

    Mehmet Alagaş

    (19-24) İşte bu iki rakip, rekabete girdi / hasımlaştı, Kafirler için ateşten giysi biçilmiştir, başları üzerinden de kaynar su akıtılır, karınlarında ve ciltlerinde ne varsa onunla eritilir, onların demirden kamçılar vardır, ızdırap dolayısıyla ne zaman oradan çıkmayı dileseler oraya tekrar iade edilirler , kavurucu azabı tadın , muhakkak ki Allah iman edenleri ve salih amel işleyenleri altlarından nehirler akan cennetlere sokar , orada altın bilezikler ve incilerle bezenirler / takınırlar , elbise olarak ipek giyerler, sözün en hoşuna yönlendirilmişlerdir, övgü yoluna / hamd yoluna iletilmişlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onunla karınlarında ne varsa eritilir, derileri de.

    Süleyman Ateş

    Onunla karınlarının içindekiler ve derileri eritiliyor.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onunla karınlarının içinde olanlar ve derileri eritilecektir.

    Şaban Britch

    Onunla karınlarındakiler ve derileri eritilir.

    Şaban Piriş

    Onunla karınlarındakiler ve derileri eritilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu suyla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir.

  11. Hac suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 21. ayet. وَلَهُم مَّقَٰمِعُ مِنْ حَدِيدٍ

    Diyanet İşleri

    Onlar için bir de demirden topuzlar vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    ve onlar(ı bağlamak) için demirden boyunduruklar olacak;

    Muhammed Esed

    ve onlar demir kıskaçlarla (bağlanmışçasına hep bu durumda) tutulacaklar;

    Ahmed Hulusi

    Onlar için demirden kamçılar vardır.

    Ali Bulaç

    Onlar için demirden kamçılar vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Bir de onlar için demir kamçılar vardır!

    Ali Rıza Safa

    Onlar için, demir topuzlar vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bir de onlar için demir kamçılar vardır.

    Edip Yüksel

    Onlar için demirden topuzlar vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar için demirden topuzlar vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de bunlara demirden kamçılar vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de bunlara demirden kamçılar vardır

    Erhan Aktaş

    Ve onlar için demirden topuzlar vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onlar için demirden topuzlar vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve onlar için demirden topuzlar vardır.

    Gültekin Onan

    Onlar için demirden kamçılar vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar için demirden kamçılar da var.

    İbni Kesir

    Demir kamçılar da onlar içindir.

    Mehmet Alagaş

    (19-24) İşte bu iki rakip, rekabete girdi / hasımlaştı, Kafirler için ateşten giysi biçilmiştir, başları üzerinden de kaynar su akıtılır, karınlarında ve ciltlerinde ne varsa onunla eritilir, onların demirden kamçılar vardır, ızdırap dolayısıyla ne zaman oradan çıkmayı dileseler oraya tekrar iade edilirler , kavurucu azabı tadın , muhakkak ki Allah iman edenleri ve salih amel işleyenleri altlarından nehirler akan cennetlere sokar , orada altın bilezikler ve incilerle bezenirler / takınırlar , elbise olarak ipek giyerler, sözün en hoşuna yönlendirilmişlerdir, övgü yoluna / hamd yoluna iletilmişlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar için bir de demirden topuzlar vardır.

    Süleyman Ateş

    (Ayrıca) onlar için demir kamçılar da var.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar için demirden kamçılar da hazırlanmıştır.

    Şaban Britch

    Onlar için demirden topuzlar vardır.

    Şaban Piriş

    Onlar için demirden kamçılar vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunlar için bir de demirden kamçılar var.

  12. Hac suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 22. ayet. كُلَّمَآ أَرَادُوٓا۟ أَن يَخْرُجُوا۟ مِنْهَا مِنْ غَمٍّ أُعِيدُوا۟ فِيهَا وَذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْحَرِيقِ

    Diyanet İşleri

    Her ne zaman cehennemden, o ızdıraptan çıkmak isteseler, oraya geri döndürülürler ve onlara, "Tadın yangın azabını" denilir.

    Mehmet Okuyan

    Izdıraptan dolayı oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülecekler ve (onlara) "Tadın bu yakıcı azabı!" (denecektir). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Secde 32:20.

    Mustafa İslamoğlu

    gam ve kederden (bunalıp) da ne zaman oradan çıkmak isteseler, hemen oraya geri döndürülecekler ve (onlara şöyle denilecek): "Yakıp kavurucu azabı tadın bakalım!"

    Muhammed Esed

    ve kendi boğuntuları içinde (kıvranıp dururken) bu durumdan ne zaman kurtulmaya çalışsalar her seferinde yeniden (aynı boğuntuya) sokulacaklar ve (onlara:) "Tadın (bu) yakıcı azabı (sonuna kadar)!" (denecek).

    Ahmed Hulusi

    (Hakikati fark etmeleri sonucu içinde bulundukları telafisi olmayan şartlardan) her çıkmak dilediklerinde, oraya iade olunurlar. . . "Yanmanın azabını tadın!" (denilir).

    Ali Bulaç

    Ne zaman ordan, sarsıcı üzüntüden çıkmak isterlerse, oraya geri çevrilirler ve (onlara:) "Yakıcı azabı tadın" (denir).

    Ali Özek ve heyeti

    Izdıraptan dolayı oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler ve: «Tadın bu yakıcı azabı!» (denilir).

    Ali Rıza Safa

    Ne zaman o üzüntüden çıkmak isteseler, oraya geri çevrilirler: "Tadın, yakıcı cezayı!"

    Bayraktar Bayraklı

    Istıraptan dolayı oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler ve onlara, "Tadın yakıcı azabı!" denir.

    Edip Yüksel

    Her ne vakit oradaki sıkıntıdan çıkmak isteseler oraya geri çevrilirler: "Yakıcı azabı tadın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her ne vakit oradaki sıkıntıdan çıkmak isteseler oraya geri çevrilirler: 'Yakıcı azabı tadın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Izdıraptan dolayı her ne zaman ateşten, onun gamından çıkmak isterlerse, yine içine geri döndürülürler, Haydi tadın yangın azabını!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her ne zaman ateşten, onun bir gamından çıkmak isterlerse yine içine iade olunurlar, haydi tadın yangın azabını

    Erhan Aktaş

    Azaptan kurtulmak için ne zaman oradan çıkmak isteyecek olurlarsa, yakıcı azabı tatmaları için oraya geri döndürülürler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Azaptan kurtulmak için ne zaman oradan çıkmak isteyecek olurlarsa, yakıcı azabı tatmaları için oraya geri döndürülürler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Azaptan kurtulmak için ne zaman oradan çıkmak isteyecek olurlarsa, yakıcı azabı tatmaları için oraya geri döndürülürler.

    Gültekin Onan

    Ne zaman oradan, sarsıcı üzüntüden çıkmak isterlerse, oraya geri çevrilirler ve (onlara:) "Yakıcı azabı tadın" (denir).

    Hasan Basri Çantay

    Ne zaman oradan, (çektiği) ıztırabdan (dolayı) çıkmak isterlerse yine içerisine iade olunurlar (ve kendilerine): "Tadın (bu) yangın azabını" (denilir).

    İbni Kesir

    Ne zaman oradan ve oradaki ıztırabdan çıkıp kurtulmak isteseler; her defasında oraya geri çevrilirler. Yakıcı azabı tadın, denir.

    Mehmet Alagaş

    (19-24) İşte bu iki rakip, rekabete girdi / hasımlaştı, Kafirler için ateşten giysi biçilmiştir, başları üzerinden de kaynar su akıtılır, karınlarında ve ciltlerinde ne varsa onunla eritilir, onların demirden kamçılar vardır, ızdırap dolayısıyla ne zaman oradan çıkmayı dileseler oraya tekrar iade edilirler , kavurucu azabı tadın , muhakkak ki Allah iman edenleri ve salih amel işleyenleri altlarından nehirler akan cennetlere sokar , orada altın bilezikler ve incilerle bezenirler / takınırlar , elbise olarak ipek giyerler, sözün en hoşuna yönlendirilmişlerdir, övgü yoluna / hamd yoluna iletilmişlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her ne zaman Cehennem'den, o ızdıraptan çıkmak isteseler, oraya geri döndürülürler ve onlara: “Yakıcı ateşin azabını tadın!” denilir.

    Süleyman Ateş

    Oradan, (o) gamdan her çıkmak istediklerinde (demir kamçılarla vurularak) oraya geri çevrilirler ve "Yangın azabını tadın!" (denilir).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İyice bunalıp oradan çıkmak isterlerse her defasında geri getirilecek ve onlara: "Şu yanma azabının zevkine varın" denecektir.

    Şaban Britch

    Her ne zaman oradaki kavurucu ateşten çıkmak isteseler yine oraya döndürülür ve: Yakıcı azabı tadın, denir.

    Şaban Piriş

    Her ne zaman oradaki kavurucu ateşten çıkmak isteseler yine oraya döndürülür ve: -Yakıcı azabı tadın, denir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Istırap yüzünden oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler: "Tadın şu yangın azabını!"

  13. Hac suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 23. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ يُدْخِلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًا وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Allah, iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altından bileziklerle, incilerle süsleneceklerdir. Oradaki giysileri ise ipektir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah iman edip iyi işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Bunlar, orada altın bilezikler ve incilerle bezeneceklerdir. Orada giyecekleri ise ipektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Kehf 18:31; Fâtır 35:33; İnsân 76:21.

    Mustafa İslamoğlu

    Buna karşın Allah iman eden ve imanıyla uyumlu davranış sergileyenleri zemininden ırmaklar çağıldayan cennetlere yerleştirecek; orada onlar altın künye ve bilezikler takınıp incilerle bezenecekler: dahası orada sınırsız bir özgürlük üniforması taşıyacaklar.

    Muhammed Esed

    (Buna karşılık,) imana erişip dürüst ve erdemli davranışlar orta koyanları Allah, içlerinde derelerin, ırmakların çağıldadığı hasbahçelere sokacaktır; orada onlar altın bilezikler ve inciler takınacaklar ve onların giyim kuşamları da ipekten olacak;

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Allah iman edip imanın gereğini uygulayanları, altlarından nehirler akan cennetlere dahil eder. . . Orada, altından bilezikler ve inci ile süslenirler. . . Orada onların elbiseleri, ipektir.

    Ali Bulaç

    Hiç şüphesiz Allah, iman edenleri ve salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler; ordaki elbiseleri ipek(ten)dir.

    Ali Özek ve heyeti

    Muhakkak ki Allah, iman edip salih amel işleyenleri, zemininden ırmaklar akan cennetlere kabul eder. Bunlar orada altın bileziklerle ve incilerle bezenirler. Orada giyecekleri ise ipektir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah, inanmış olarak erdemli edimler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecektir. Orada, altın bilezikler ve inciler takınırlar; giysileri de ipektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz Allah, inanıp iyi amel işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Orada altın bilezikler ve inciler takınırlar. Onların oradaki elbiseleri de ipektir.

    Edip Yüksel

    ALLAH gerçeği onaylayıp erdemli bir hayat sürenleri içlerinden ırmaklar akan bahçelere sokar. Orada altın bilezikler ve inciler takınırlar. Orada giysileri de ipektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH inanıp erdemli bir hayat sürenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere (bahçelere) sokar. Orada altın bilezikler ve inciler takınırlar. Orada giysileri de ipektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz Allah, iman edip iyi iyi işler yapanları, altından ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altın bilezikler ve incilerle süslenecekler; elbiseleri de orada ipektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhesiz Allah o iyman edip salih salih ameller işliyenleri altından ırmaklar akar Cennetlere koyacak, orada altın bileziklerden ve inci süslenecekler elbiseleri de orada ipek

    Erhan Aktaş

    Allah, iman eden ve salihatı yapanları dipnot 1 , içinden ırmaklar akan Cennetlere koyacak. Onlar, orada altından bilezikler ve inciler ile süslenirler. Elbiseleri ipektendir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 21:94. ayetin 1. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, iman eden ve salihatı yapanları, içinden ırmaklar akan Cennetlere koyacak. Onlar, orada altından bilezikler ve inciler ile süslenirler. Elbiseleri ipektendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, iman eden ve salihatı yapanları, içinden ırmaklar akan Cennetlere koyacak. Onlar, orada altından bilezikler ve inciler ile süslenirler. Elbiseleri ipektendir.

    Gültekin Onan

    Hiç kuşkusuz Tanrı, inananları ve salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler; oradaki elbiseleri ipek(ten)dir.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki Allah iman edib de güzel güzel amel (ve hareketlerde bulunanları altından ırmaklar akıb duran cennetlere sokacak. Orada bunlar altundan bileziklerle, incilerle bezenecekler. Orada giyecekleri de ipekdir.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Allah; iman edip salih ameller işleyenleri altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Orada altun bilezikler ve inciler takınırlar. Ve oradaki elbiseleri ipektendir.

    Mehmet Alagaş

    (19-24) İşte bu iki rakip, rekabete girdi / hasımlaştı, Kafirler için ateşten giysi biçilmiştir, başları üzerinden de kaynar su akıtılır, karınlarında ve ciltlerinde ne varsa onunla eritilir, onların demirden kamçılar vardır, ızdırap dolayısıyla ne zaman oradan çıkmayı dileseler oraya tekrar iade edilirler , kavurucu azabı tadın , muhakkak ki Allah iman edenleri ve salih amel işleyenleri altlarından nehirler akan cennetlere sokar , orada altın bilezikler ve incilerle bezenirler / takınırlar , elbise olarak ipek giyerler, sözün en hoşuna yönlendirilmişlerdir, övgü yoluna / hamd yoluna iletilmişlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz Allah, iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan Cennetlere sokacak, orada altından bileziklerle, incilerle süsleneceklerdir. Oradaki giysileri ise ipektir.

    Süleyman Ateş

    Allah, inanan ve iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Orada altun bilezikler ve inci(ler) takınırlar. Orada giysileri de ipektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenen ve iyi işler yapan kesimi de Allah, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Onlar orada altın bileziklerle, incilerle süslenecekler ve elbiseleri ipekten olacaktır.

    Şaban Britch

    Allah, iman eden ve salih amellerde bulunanları altlarından ırmaklar akan Cennet'lere koyar. Orada altın bilezik ve inciler takınırlar. Oradaki elbiseleri ise ipektir.

    Şaban Piriş

    Allah, iman eden ve doğruları yapanları alt tarafından ırmaklar akan cennetlere koyar. Orada altın bilezik ve inciler takınırlar. Oradaki elbiseleri ise ipektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Orada, altından bilezikler ve inciyle süsleneceklerdir. Ve orada giysileri ipektir.

  14. Hac suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 24. ayet. وَهُدُوٓا۟ إِلَى ٱلطَّيِّبِ مِنَ ٱلْقَوْلِ وَهُدُوٓا۟ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْحَمِيدِ

    Diyanet İşleri

    Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar, hem de övgüye layık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.

    Mehmet Okuyan

    Onlar, sözün en temizine (güzeline) yöneltilmiş, övgüye layık olan (Allah)'ın yoluna ulaştırılmıştır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet önceki ayette dikkat çekilen iman ve salih amel sahiplerinin hak ettiği değerlerin bir sonuç olduğunu ortaya koymaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Evet, onlar düşünülüp dile gelebilir olanın en iyisine yönlendirildiler; zira onlar (dünyadayken) bütün övgülere layık olanın (dosdoğru) yoluna yöneltilmişlerdi.

    Muhammed Esed

    çünkü böyleleri sözün en iyisine, en tutarlısına yönelmek (arzusunu göster)diler ve böylece O bütün övgülere layık olan'a götüren yola yöneltildiler.

    Ahmed Hulusi

    Ve onlar hem düşüncenin sağlıklı olanına yönlendirilmişlerdir; hem de Hamiyd'in (verilenleri değerlendirmenin) yoluna hidayet olunmuşlardır.

    Ali Bulaç

    Onlar, sözün en güzeline iletilmişlerdir ve övülen doğru yola iletilmişlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ve onlar, sözün en güzeline yöneltilmişler, övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, sözün en temizine eriştirildiler. Çünkü Övgülere Yaraşanın yoluna eriştirildiler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, sözün en doğrusuna/temizine, bütün övgülere layık Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.

    Edip Yüksel

    Onlar sözün güzeline iletilmişlerdir, onlar En Çok Övülen'in yoluna iletilmişlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar sözün güzeline iletilmişlerdir, onlar En Çok Övülen'in yoluna iletilmişlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her sözün hoşuna eriştirilmişler, hem de çok hamdedilen Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem sözün hoşuna hidayet edilmişlerdir, hem hamidin yoluna hidayet edilmişlerdir

    Erhan Aktaş

    Sözün temiz-hoş olanına yönlendirildiler. Hamid'in dipnot 1 yoluna yönlendirildiler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce, övgüye ve teşekküre değer yegane varlık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sözün temiz-hoş olanına yönlendirildiler. Hamid'in dipnot 1 yoluna yönlendirildiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce, övgüye ve teşekküre değer yegane varlık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sözün temiz-hoş olanına yönlendirildiler. Övülen yola yönlendirildiler.

    Gültekin Onan

    Onlar sözün en güzeline iletilmişlerdir ve övülen doğru yola iletilmişlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar sözün en güzeline irşad edilmişler, kendisine çok hamdedilen (Allah) ın doğru yoluna iletilmişlerdir.

    İbni Kesir

    Onlar sözün en güzeline alıştırılmışlar ve övülmeye layık olan Allah'ın doğru yoluna iletilmişlerdir.

    Mehmet Alagaş

    (19-24) İşte bu iki rakip, rekabete girdi / hasımlaştı, Kafirler için ateşten giysi biçilmiştir, başları üzerinden de kaynar su akıtılır, karınlarında ve ciltlerinde ne varsa onunla eritilir, onların demirden kamçılar vardır, ızdırap dolayısıyla ne zaman oradan çıkmayı dileseler oraya tekrar iade edilirler , kavurucu azabı tadın , muhakkak ki Allah iman edenleri ve salih amel işleyenleri altlarından nehirler akan cennetlere sokar , orada altın bilezikler ve incilerle bezenirler / takınırlar , elbise olarak ipek giyerler, sözün en hoşuna yönlendirilmişlerdir, övgü yoluna / hamd yoluna iletilmişlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar, hem de övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.

    Süleyman Ateş

    Sözün güzeline ve çok övülen(Allah)ın yoluna iletilmişlerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar sözün güzeline dipnot 1 yönlendirilmiş, her şeyi güzel yapanın yoluna kabul edilmiş kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözün en güzeli önceki kitapları tasdik eden ve onlardan sonra gelen Kur'an'dır. Bkz.: Zümer 39/18

    Şaban Britch

    Sözün en güzeline yöneldiler. Hamd’e layık olan Allah'ın yoluna yöneldiler.

    Şaban Piriş

    Sözün en güzeline yöneldiler .. Hamd'e layık olanın yoluna yöneldiler ..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sözün güzeline ve tatlısına ulaştırılmışlardır; Hamid olan Allah'ın yoluna ulaştırılmışlardır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.