Diyanet İşleri
Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık.
Hicr suresi · 26–44. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hicr suresi, 26. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن صَلْصَٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık.
Yemin olsun ki biz insanı (pişmiş) kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık.
Doğrusu Biz insanı süzme, kurumuş, ses veren bir balçık türünden özgün bir biçim almaya elverişli, tabiatı değiştirilmiş, koyu ve yoğun çamur nevi bir şeyden yarattık.
Gerçek şu ki, Biz insanı ses veren balçıktan, biçim verilebilir, özlü, kara bir balçıktan yarattık.
Andolsun ki, biz insanı dönüşüp gelişen hücresel yapıdan (toprak + su + hava) halkettik.
Andolsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.
Andolsun biz insanı, (pişmiş) kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık.
Gerçek şu ki, insanı, kiremit gibi pişmiş çamurdan; biçimlendirilmiş balçıktan yarattık. dipnot 189
Andolsun biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık.
İnsanı, kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattık. dipnot 1
İnsanı, kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattık.
Gerçekten Biz, insanı kuru bir çamurdan, biçimlendirilmiş bir balçıktan yarattık.
Filhakika biz insanı bir "salsal" den, mesnun bir balçıktan yarattık
Ant olsun ki; Biz, insanı salsalinden dipnot 1 , dönüşüme uğramış bir balçıktan yarattık.
Ant olsun ki; Biz, insanı salsalinden dipnot 1 , dönüşüme uğramış bir balçıktan yarattık.
Ant olsun ki; Biz, insanı kuru bir çamurdan, dönüşüme uğramış bir balçıktan yarattık.
Andolsun insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.
Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, suuretlenmiş bir balçıkdan yaratdık.
Andolsun ki Biz; insanı, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
İnsanı kuru bir çamurdan, kara ve (rengi, kokusu değişmiş) bir balçıktan yarattık.
Andolsun biz insanı pişmemiş çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık.
Biz (ilk) insanı dipnot 1 kurumuş bir çamurdan, şekillendirilmiş kokulu kara balçıktan yarattık dipnot 2 .
Biz o insanı dipnot 1 kurumuş, yıllanıp kokuşmuş kara balçıktan yarattık.
İnsanı kuru bir çamurdan, kara ve (rengi, kokusu değişmiş) bir balçıktan yarattık.
İnsanı, kuru bir çamurdan, olgunlaşmış bir balçıktan yarattık.
Yemin olsun, biz insanı; kuru çamurdan, değişken, cıvık bir balçıktan yarattık.
Hicr suresi, 27. ayet. وَٱلْجَآنَّ خَلَقْنَٰهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ ٱلسَّمُومِ
Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık.
Cini (İblis'i) de daha önce kavurucu ateşten yaratmıştık.
Görünmez varlıkları ise, (insandan) daha önce, yakıp kavuran (şaşırtıcı bir karışımda), zehir gibi (insanın gözeneklerine) nüfuz eden tarifsiz bir ateşten yarattık.
Görünmeyen yaratıkları ise, ondan (çok) önce, yakıcı/bunaltıcı yellerin ateşinden yaratmıştık.
Cann'ı da daha önce semum ateşten (gözeneklerden geçen, zehirleyici ateşten; ışınsal bedenle, cehennemdeki ateş, semum kelimesiyle tanımlanmıştır. A. H. ) yarattık.
Ve Cann'ı da daha önce 'nüfuz eden kavurucu' ateşten yaratmıştık.
Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.
Cinleri de ondan önce kavurucu ateşten yaratmıştık. dipnot 190
Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.
Cinleri de önceden, içe işleyen parlak ateşten yarattık.
Cinleri de önceden, içe işleyen parlak ateşten yarattık.
Cini ise, daha önce zehirleyici şiddetli ateşten yaratmıştık.
Cann, onu da bundan evvel "narissemum"dan yaratmıştık
Cinni daha önce "Semum'un ateşinden dipnot 1 " yarattık.
Cinni daha önce "Semum'un ateşinden" dipnot 1 yarattık.
Cinleri daha önce "Semum'un ateşinden" dipnot 1 yarattık.
Ve Cann'ı da daha önce 'nüfuz eden kavurucu' ateşten yaratmışlık.
Cann'ı da daha önce çok zehirleyici ateşden yaratdık.
Daha önce de cinnleri alevli ateşten yarattık.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
Daha önce de cinleri yakıp kavuran bir ateşten yaratmıştık.
Cinne gelince onu da (insandan) daha önce, (vücudun gözeneklerine) nüfuz eden kavurucu ateşten yarattık.
Cinleri de daha önce, zehirli ateşten yaratmıştık dipnot 1 .
Cannı dipnot 1 da daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.
Daha önce de cinleri yakıp kavuran bir ateşten yaratmıştık.
Daha önce de cinleri yakıp kavuran bir ateşten yaratmıştık.
Cini/İblis'i de daha önce kavurucu ateşten yaratmıştık.
Hicr suresi, 28. ayet. وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًا مِّن صَلْصَٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
(28-29) Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin" demişti.
Hani Rabbin meleklere "Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım." demişti. dipnot 1
Hani bir zamanlar Rabbin meleklere demişti ki: "Bakın, Ben süzme, kurumuş, ses veren bir balçıktan; özgün bir biçim almaya elverişli, tabiatı değiştirilmiş, koyu ve yoğun bir çamurdan fiziki olarak görünen ölümlü bir varlık yaratacağım!
Ve hani, Rabbin meleklere: "Haberiniz olsun, Ben biçim verilebilir özlü kara balçıktan bir ölümlü varlık yaratacağım" demişti,
Hani Rabbin, melaikeye: "Muhakkak ki ben kuru balçıktan, değişip dönüşen balçıktan (hücre) bir beşer halkedeceğim" demişti.
Hani Rabbin meleklere demişti: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım."
Hani Rabbin meleklere demişti ki: «Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım.»
Efendin, meleklere, şöyle demişti: "Kiremit gibi pişmiş çamurdan; biçimlendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım!"
Hani Rabbin meleklere demişti ki: "Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım."
Efendin meleklere, "Kurumuş, yıllanmış balçıktan bir insan yaratacağım" demişti.
Rabbin meleklere, 'Kurumuş, yıllanmış balçıktan bir insan yaratacağım,' demişti.
Ve düşün o vakti ki, Rabbin meleklere: "Ben, kuru bir çamurdan biçimlendirilmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım.
Ve düşün o vaktı ki Rabbın Melaikeye: ben, demişti: salsalden, mesnun bir balçıktan bir beşer halkedeceğim.
Hani Rabb'in meleklere: "Ben salsalinden dipnot 1 , dönüşüme uğramış bir balçıktan, bir beşer dipnot 2 yaratacağım." demişti.
Hani Rabb'in meleklere: "Ben salsalinden dipnot 1 , dönüşüme uğramış bir balçıktan, bir beşer dipnot 1 yaratacağım." demişti.
Hani Rabb'in meleklere: "Ben kuru bir çamurdan, dönüşüme uğramış bir balçıktan, bir beşer dipnot 1 yaratacağım." demişti.
Hani rabbin meleklere demişti: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım."
Hatırla o vakti ki Rabbin meleklere: "Ben, demişdi, kuru bir çamurdan, suuretlenmiş bir balçıkdan bir beşer yaratacağım".
Hani Rabbın meleklere demişti ki: Kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan bir insan yaratacağım.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
Rabbin, meleklere şöyle demişti: "Ben, kuru bir çamurdan, kara ve (rengi, kokusu değişmiş) balçıktan bir beşer yaratacağım."
Bir zaman Rabbin meleklere demişti ki: "Ben kupkuru çamurdan, değişken balçıktan bir insan yaratacağım!"
Bir gün Rabbin, meleklere şöyle demişti: "Ben kurumuş çamurdan, şekillendirilmiş kokulu kara balçıktan bir beşer dipnot 1 yaratacağım.
Bir gün Rabbin meleklere demişti ki "Ben kurumuş, yıllanıp kokuşmuş kara balçıktan bir beşer (deri yapısı farklı bir canlı) yaratacağım.
Rabbin, meleklere şöyle demişti: "Ben, kuru bir çamurdan, kara ve (rengi, kokusu değişmiş) balçıktan bir beşer yaratacağım."
Rabbin, meleklere şöyle demişti: -Ben, kuru bir çamurdan, olgunlaşmış balçıktan bir beşer yaratacağım.
Hatırla o zamanı ki Rabbin meleklere, "Ben, kupkuru bir çamurdan, değişken, cıvık balçıktan bir insan yaratacağım." demişti.
Hicr suresi, 29. ayet. فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَٰجِدِينَ
(28-29) Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin" demişti.
"Ona düzgün şekil verip kendisine rûhumdan üflediğim zaman onun için (bana) secde edin!"
İzleyin; ne zaman ki onu şekillendirir de kendisine ruhumdan üflersem, derhal yere kapanıp onun (hizmetine) amade olun!"
"Ona belirli bir biçim verip de ruhumdan üflediğim zaman onun önünde yere kapanın!"
"Onu tesviye edip (beden ve beyini kemale erdirip), ona Ruhumdan (Esma manalarımın özelliklerinden) nefhettim (üfledim); (böylece buyurdum) Ona secdeye kapanın (Onun kuvveleri olarak hizmetine girin)!"
"Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın."
«Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!»
"Onu biçimlendirip, Ruhumdan üflediğim zaman, Ona secde edin!"
"Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!"
"Onu düzenleyip ona ruhumdan üflediğimde hemen onun için secdeye varın" demişti. dipnot 1
'Onu düzenleyip ona ruhumdan üflediğimde hemen onun için secdeye varın,' demişti.
Bunun için, Ben onu muntazam bir insan kıvamına getirip içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun için secdeye kapanın!"
Binaenaleyh onu tesviye ettiğim ve içine ruhumdan nefheylediğim vakıt derhal onun için secdeye kapanın
"Onu biçimlendirip ve ona ruhumdan üflediğimde dipnot 1 , hemen ona secde edin! dipnot 2 "
"Onu biçimlendirip ve ona ruhumdan üflediğimde dipnot 1 , hemen ona secde edin! dipnot 2 "
"Onu biçimlendirip ve ona ruhumdan üflediğimde dipnot 1 , hemen ona secde edin!" dipnot 2
"Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın."
"O halde ben onun yaratılışını bitirdiğim, ona ruhumdan üflediğim zaman siz derhal onun için secdeye kapanın".
Onu yapıp ruhumdan üflediğimde; siz derhal onun için secdeye kapanın.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
Onu bir şekle sokup, ruhumdan üflediğim zaman onun için hemen secdeye kapanın.
"Onu düzenle(yip insan şekline koydu)ğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secdeye kapanın!"
Son şeklini verip içine ruhumdan üflediğimde (onu bilgi ile donattığımda dipnot 1 ) ona secde edin dipnot 2 / karşısında saygıyla eğilin dipnot 3 ."
Onu tamamlayıp içine ruhumdan üflediğimde onun için secdeye kapanın."
"Ona şekil verip, tamamladığımda ve ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secdeye kapanın."
(29-31) Onu düzenleyip, canlandırdığım zaman, derhal onun için secdeye kapanınız. Meleklerin hepsi topluca secde etti. İblis hariç, O, büyüklendi ve secde edenlerle beraber olmadı.
"Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın."
Hicr suresi, 30. ayet. فَسَجَدَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ
Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler.
Bütün melekler hemen secde etmişlerdi.
Bunun üzerine meleklerin tümü hep birlikte yere kapandı;
Bunun üzerine meleklerin hepsi topluca yere kapandılar,
O meleklerin (kuvvelerin) hepsi, toptan secde ettiler (bir kısım Esma kuvveleri beyinle açığa çıkmaya başladı).
Böylece meleklerin tümü, topluca secde etti.
Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler.
Bunun üzerine, tüm melekler, toplu olarak secde ettiler.
Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler.
Tüm melekler topluca secde ettiler;
Tüm melekler topluca secde ettiler;
Bunun üzerine bütün melekler hep birden secde ettiler.
Onun üzerine Melaike, hepsi toptan secde ettiler
Bunun üzerine bütün melekler ona secde ettiler.
Bunun üzerine bütün melekler ona secde ettiler.
Bunun üzerine bütün melekler ona secde ettiler.
Böylece meleklerin tümü, topluca secde etti.
Bunun üzerine meleklerin hepsi topdan secde etdi.
Bunun üzerine meleklerin hepsi bütünüyle secde etti.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
Meleklerin hepsi de topluca ona secde etmişti.
Meleklerin hepsi topluca secde ettiler.
Bütün melekler hep birlikte secde ettiler dipnot 1 .
Sonra bütün melekler secde ettiler.
Meleklerin hepsi topluca secde etti.
(29-31) Onu düzenleyip, canlandırdığım zaman, derhal onun için secdeye kapanınız. Meleklerin hepsi topluca secde etti. İblis hariç, O, büyüklendi ve secde edenlerle beraber olmadı.
Meleklerin tümü, toplu halde secde ettiler.
Hicr suresi, 31. ayet. إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰٓ أَن يَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ
Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı.
İblis hariç. dipnot 1 Secde edenlerle birlikte olmaktan kaçınmıştı.
iblis müstesna: o (hizmete) amade olup yere kapananlarla birlikte hareket etmekten kaçındı.
yalnızca İblis (buna katılmadı); yere kapananlarla birlikte olmaya yanaşmadı o.
İblis hariç! (O) secde eden (kuvveler) ile beraber olmadı.
Ancak İblis, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçınıp dayattı.
Fakat İblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.
İblis dışında; secde edenlerle birlikte olmaktan kaçındı.
Fakat İblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.
Ancak Sapkın (İblis) hariç. Secde edenlerle beraber olmayı red etti.
Ancak İblis (şeytan) hariç. Secde edenlerle beraber olmayı red etti.
Ancak iblis, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.
ancak İblis secde edenlerle beraber olmaktan iba eyledi
İblis dipnot 1 hariç. O, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçındı.
İblis hariç. O, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçındı.
İblis hariç. O, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçındı.
Ancak İblis, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçınıp dayattı.
Ancak İblis bu secde edenlerle beraber olmakdan (çekinerek) dayatdı.
Ancak İblis secde edenlerle beraber olmaktan çekinerek dayattı.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
Bundan bir tek İblis müstesnaydı. O, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçındı.
Yalnız İblis, secde edenlerle beraber olmayı kabul etmedi.
Ama İblis secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı dipnot 1 .
Onlardan bir tek İblis ayrıldı; secde edenlere katılmamakta direndi.
Ancak İblis, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçındı.
(29-31) Onu düzenleyip, canlandırdığım zaman, derhal onun için secdeye kapanınız. Meleklerin hepsi topluca secde etti. İblis hariç, O, büyüklendi ve secde edenlerle beraber olmadı.
İblis müstesna. O, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı.
Hicr suresi, 32. ayet. قَالَ يَٰٓإِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ
Allah, "Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?" dedi.
(Allah ona:) "Ey İblis! Secde edenlerle olmayışının sebebi nedir?" diye sormuştu.
(Allah) "Ey İblis! Sen neden yere kapananlarla birlikte hareket etmedin?" dedi.
"Ey İblis!" diye buyurdu Allah, "Seni yere kapananlarla beraber olmaktan alıkoyan sebep ne?"
Dedi ki: "Ey İblis! Sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun?"
Dedi ki: "Ey İblis, sana ne oluyor, secde edenlerle birlikte olmadın?"
(Allah:) Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmayışının sebebi nedir? dedi.
Dedi ki: "Ey İblis! Sana ne oluyor da secde edenlerle birlikte olmadın?"
Allah,"Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmayışının sebebi nedir?" dedi.
Dedi ki: "Seni secde edenlerle beraber olmaktan alıkoyan şey nedir, İblis?"
Dedi ki: 'Seni secde edenlerle beraber olmaktan alıkoyan şey nedir, İblis?'
Allah: "Ey iblis, sen neden secde edenlerle beraber olmadın?" dedi.
Ya İblis, dedi: sen neye secde edenlerle beraber olmadın?
"Ey iblis! Neden secde edenlerle birlikte olmadın?" dedi.
"Ey iblis! Neden secde edenlerle birlikte olmadın?" dedi.
Allah: "Ey iblis! Neden secde edenlerle birlikte olmadın?" dedi.
Dedi ki: "Ey İblis, sana ne oluyor, secde edenlerle birlikte olmadın?"
(Cenab-ı Hak): "Ey İblis, sen neye secde edenlerle beraber olmadın?" dedi.
Buyurdu ki: Ey İblis, sen neden secde edenlerle beraber değildin?
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
Allah: "Ey İblis, senin secde edenlerle beraber olmanı engelleyen nedir?" dedi.
(Allah): "Ey İblis, nen var ki, sen secde edenlerle beraber olmadın?" dedi.
Allah dedi ki: "İblis! Sana ne oldu da secde edenlerle beraber olmadın? dipnot 1 "
Allah dedi ki "Bak İblis! Sana ne oldu da secde edenlere katılmadın?"
Allah: "Ey İblis, secde edenlerle beraber olmanı engelleyen nedir?" dedi.
Allah: -Ey İblis, secde edenlerle beraber olmanı engelleyen nedir? dedi.
Allah dedi: "Ey İblis! Sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun?"
Hicr suresi, 33. ayet. قَالَ لَمْ أَكُن لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُۥ مِن صَلْصَٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
İblis dedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem."
(İblis de:) "Ben (pişmiş) kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir beşer (insan) için secde edecek değildim!" cevabını vermişti.
(İblis) dedi ki: "Benim, süzme, kurumuş, ses veren bir balçıktan; tabiatı değiştirilmiş, koyu ve yoğun bir çamurdan yarattığın bir beşerin emrine amade olmam yakışık almazdı!"
"Ses veren bir balçıktan, biçim verilmiş özlü bir çamurdan yarattığın ölümlü bir varlığın önünde yere kapanmak bana yakışmaz!" diye karşılık verdi (İblis).
(İblis) dedi ki: "Kuru balçıktan, değişip dönüşen hücresel yapıdan yarattığın bir beşere secde etmek için var olmadım. "
Dedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın beşere secde etmek için var değilim."
(İblis:) Ben kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim, dedi.
"Kiremit gibi pişmiş çamurdan; biçimlendirilmiş balçıktan yarattığın insanın önünde secde etmem!" dedi.
İblis,"Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim" dedi.
Dedi ki: "Kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattığın insana secde edecek değilim."
Dedi ki: 'Kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattığın insana secde edecek değilim.'
İblis: "Benim, kuru bir çamurdan, biçimlendirilmiş bir balçıktan yarattığın bir insana secde etmem olacak şey değildir!" dedi.
Benim, dedi: bir salsalden, bir mesnun balçıktan yarattığın bir beşere secde etmem kabil değildir
İblis: "Ben; salsalinden, dipnot 1 dönüşüme uğramış bir balçıktan yarattığın bir beşere, dipnot 2 secde etmem." Dedi.
İblis: "Ben; salsalinden dipnot 1 , dönüşüme uğramış bir balçıktan yarattığın bir beşere dipnot 2 , secde etmem." dedi
İblis: "Ben; kuru bir çamurdan, dönüşüme uğramış bir balçıktan yarattığın bir beşere, secde etmem." dedi.
Dedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın beşere secde etmek için var değilim."
"Ben, dedi, kuru bir çamurdan, suuretlenmiş bir balçıkdan yaratdığın beşer için secde edeyim diye (var) olmadım"!
Ben, dedi: Kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın insana secde etmem.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
"(İblis) Ben, kuru bir çamurdan, kara ve (rengi, kokusu değişmiş) bir balçıktan yarattığın bir beşere secde edecek değilim" dedi.
(İblis): "Ben bir çamurdan, değişken bir balçıktan yarattığın insana secde edemem!" dedi.
İblis: "Ben; kurumuş çamurdan, şekillendirilmiş kokulu kara balçıktan yarattığın bir beşere secde edecek değilim!" dedi dipnot 1 .
"Kurumuş, yıllanıp kokuşmuş kara balçıktan yarattığın beşere secde edemem" dedi.
"Ben, kuru bir çamurdan, kara ve (rengi, kokusu değişmiş) bir balçıktan yarattığın bir beşere secde edecek değilim" dedi.
-Ben, kuru bir çamurdan, olgun bir balçıktan yarattığın bir beşere secde etmek için var olmadım, dedi.
Dedi: "Kuru bir çamurdan, değişken, cıvık bir balçıktan yarattığın bir insana secde etmek için var olmadım."
Hicr suresi, 34. ayet. قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ
(34-35) Allah, "Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lanet senin üzerinedir" dedi.
(Allah) şöyle demişti: "Çık oradan! Şüphesiz ki sen kovuldun. dipnot 1
(Allah) "Öyleyse çık git bu makamdan!" dedi, "Çünkü sen kendi kendini aşağıladın!
"Çık git öyleyse bu (meleki makam)dan!" diye buyurdu O; "Çünkü, sen artık kovulmuş birisin!
Buyurdu: "O halde çık oradan! Muhakkak ki sen racimsin (tard edilmiş, taşlanmış). "
Dedi ki: "Öyleyse ondan (cennetten) çık, çünkü sen kovulmuş bulunmaktasın."
Allah şöyle buyurdu: Öyle ise oradan çık! Artık kovuldun!
Dedi ki: "Öyleyse çık oradan. Artık, kesin olarak kovuldun!"
Allah şöyle buyurdu: "Öyle ise oradan çık! Artık kovuldun!"
"Öyleyse çık oradan; sen kovuldun!" dipnot 1
(Tanrı:) 'Öyleyse çık oradan; sen kovuldun!'
Allah: "O halde çık oradan; çünkü sen, artık kovulmuşsundur!
O halde, dedi: çık oradan çünkü sen racimsin
Allah: "Çık oradan! Sen kesinlikle kovulmuş birisin." dedi.
Allah: "Çık oradan! Sen kesinlikle kovulmuş birisin." dedi.
Allah: "Çık oradan! Sen kesinlikle kovulmuş birisin." dedi.
Dedi ki: "Öyleyse ondan (cennetten) çık, çünkü sen kovulmuş bulunmaktasın."
(Cenab-ı Hak) şöyle buyurdu: "O halde çık buradan. Çünkü sen artık koğulmuşsundur".
Buyurdu ki: Öyleyse çık oradan. Sen, artık kovulmuş birisin.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
Allah dedi ki: Öyleyse ''Cennet'ten çık git. Sen artık kovuldun!.''
(Allah): "Öyleyse çık oradan (meleklerin içinden çık), dedi, çünkü sen kovuldun!"
Allah dedi ki "Madem öyle, çık oradan! Artık sen kovuldun dipnot 1 .
Allah dedi ki "Çık oradan! Sen taşlanacaksın.
Öyleyse o Cennet'ten çık, sen kovuldun! dedi.
- Defol oradan, sen kovuldun! dedi.
Buyurdu: "Öyleyse çık oradan, çünkü kovuldun."
Hicr suresi, 35. ayet. وَإِنَّ عَلَيْكَ ٱللَّعْنَةَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ
(34-35) Allah, "Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lanet senin üzerinedir" dedi.
Hesap gününe kadar lanet(im) senin üzerinedir!"
Ve unutma ki Hesap Günü'ne kadar tüm lanet senin üzerine olacaktır!"
Ve bil ki, Hesap Günü'ne kadar lanet(im) peşinde olacak!"
"Muhakkak ki, Sünnetullah gerçeğinin açığa çıkma sürecine kadar lanet (hakikatini yaşamaktan uzak düşme) senin üzerinedir. "
"Ve şüphesiz, din gününe kadar lanet senin üzerinedir."
Muhakkak ki kıyamet gününe kadar lânet senin üzerine olacaktır!
"Ve kuşkusuz, Benim lanetim, Yargı Günü'ne dek senin üzerinde olacaktır!"
"Muhakkak ki kıyamet gününe kadar lanet senin üzerine olacaktır."
"Yargı gününe kadar laneti hak ettin" dedi.
'Yargı gününe kadar laneti hakkettin,' dedi.
Ve bu lanet ceza gününe kadar üzerindedir." dedi.
Ve bu la'net ceza gününe kadar üzerindedir
"Lanet, dipnot 1 Din Günü'ne kadar senin üzerindedir." dedi.
"Lanet dipnot 1 , Din Günü'ne kadar senin üzerindedir." dedi.
"Lanet, Din Günü'ne kadar senin üzerindedir." dedi.
"Ve şüphesiz, din gününe kadar lanet senin üzerinedir."
"Hiç şübhesiz ceza gününe kadar la'net senin tependedir".
Muhakkak ki ceza gününe kadar la'net sanadır.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
"Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir.”
"Ta ceza gününe kadar üzerine la'net edilecektir!"
Yapılan her şeyin karşılığını bulacağı dipnot 1 güne kadar lanet / dışlanma senin üzerinde olacaktır dipnot 2 ."
Hesap verme gününe kadar hep dışlanacaksın (lanetlisin)."
Hesap gününe kadar lanet sana!
Hesap gününe kadar lanet sana!
"Din gününe kadar üzerinde lanet var."
Hicr suresi, 36. ayet. قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
İblis: "Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver" dedi.
(İblis) "Rabbim! İnsanların diriltilecekleri güne kadar bana zaman ver." demişti.
(İblis) "Rabbim!" dedi, "Madem öyle, bana tekrar diriliş gününe kadar süre tanı!"
"Madem öyle, ey Rabbim," dedi (İblis), "bana ölümden kalkılacağı Gün'e kadar zaman tanı!"
(İblis) dedi ki: "Rabbim! (Vefat ederek ölümü tadacakları ve yeni bir bedenle) ba's olunacakları sürece kadar bana mühlet ver!"
Dedi ki: "Rabbim, öyleyse onların dirileceği güne kadar bana süre tanı."
(İblis:) Rabbim! Öyle ise, (varlıkların) tekrar dirileceği güne kadar bana mühlet ver, dedi.
"Efendim!" dedi; "Öyleyse yeniden yaşama döndürülecekleri güne dek bana süre ver!"
İblis,"Ey Rabbim! Öyle ise, öldükten sonra dirilme gününe kadar bana mühlet ver!" dedi.
"Efendim, dirilecekleri güne kadar beni ertele" dedi.
'Rabbim, dirilecekleri güne kadar beni ertele,' dedi.
İblis: "Ey Rabbim, öyle ise, bana onların kabirlerinden kaldırılacakları güne kadar mühlet ver!" dedi.
Rabbım! dedi, öyle ise bana onların ba's olunacakları güne kadar mühlet ver
İblis: "Rabbim! Öyleyse yeniden diriltilecekleri güne kadar, bana süre tanı." dedi.
İblis: "Rabbim! Öyleyse yeniden diriltilecekleri güne kadar, bana süre tanı." dedi.
İblis: "Rabbim! Öyleyse yeniden diriltilecekleri güne kadar, bana süre tanı." dedi.
Dedi ki: "Rabbim, öyleyse onların dirileceği güne kadar bana süre tanı."
"Ey Rabbim, dedi, öyleyse bana (insanların) kabirlerinden kaldırılacakları güne kadar mühlet ver".
Dedi ki: Rabbım; beni hiç olmazsa tekrar dirilecekleri güne kadar ertele,
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver!” dedi.
(İblis): "Rabbim," dedi "bari tekrar dirilecekleri güne kadar beni(m canımı almayı) ertele!"
İblis: "Rabbim!" dedi. O zaman bana, bunların diriltilecekleri güne kadar yaşama fırsatı ver dipnot 1 ."
(İblis) Dedi ki "Rabbim! Bunların tekrar dirilecekleri güne kadar bana süre dipnot 1 ver."
Rabbim, dedi. Yeniden diriliş gününe kadar beni ertele.
-Rabbim, dedi. Yeniden diriliş gününe kadar beni ertele.
Dedi: "Rabbim, onların diriltileceği güne kadar bana süre ver."
Hicr suresi, 37. ayet. قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ
(37-38) Allah da, "O halde, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi.
(37, 38) (Allah) "Bilinen vaktin gününe kadar zaman verilenlerdensin." demişti.
(Allah) buyurdu ki: "Peki, sen zaten süre tanınmışlardan birisin;
"Pekala, öyle olsun:" diye buyurdu O, "kendilerine zaman tanınanlardan biri olacaksın,
Buyurdu: "Muhakkak ki sen mühlet verilenlerdensin!"
Dedi ki: 'Öyleyse, sen (kendisine) süre tanınanlardansın.'
Allah: Sen kendilerine mühlet verilenlerdensin, buyurdu.
Dedi ki: "Madem öyle, sana süre verilmiştir!"
- Allah, "Sen bilinen bir vakte kadar kendilerine mühlet verilenlerdensin" buyurdu.
Dedi ki: "Tamam, sen ertelendin"
Dedi ki: 'Tamam, sen ertelendin,'
(37-38) Allah: "Haydi, sen bilinen zamanın gününe kadar mühlet verilenlerdensin!" dedi.
(37-38) Haydi dedi: sen vakti ma'lum gününe kadar mühlet verilenlerdensin
Allah: "Sen, süre verilenlerdensin; dipnot 1 "
Allah: "Sen, süre verilenlerdensin;" dipnot 1
Allah: "Sen, süre verilenlerdensin;"
Dedi ki: "Öyleyse, sen (kendisine) süre tanınanlardansın."
(37-38) Buyurdu: "O halde sen (ındallah) ma'lum olan (bir) zamanın gününe kadar gecikdirilenlerdensin".
Buyurdu ki: Şüphesiz sen ertelenenlerdensin.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
Allah dedi ki: “O halde sen, kendisine mühlet verilenlerdensin.''
(Allah): "Haydi," dedi, "sen ertelenmişlerdensin!"
(Allah) Dedi ki: "Sen kendisine yaşama fırsatı verilenlerdensin dipnot 1 .
(Allah) Dedi ki "Sen kendisine süre verilenlerdensin.
Sen, ertelenenlerdensin! dedi.
-Sen, ertelenenlerdensin! dedi.
Buyurdu: "Hadi, süre verilenlerdensin."
Hicr suresi, 38. ayet. إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ
(37-38) Allah da, "O halde, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi.
(37, 38) (Allah) "Bilinen vaktin gününe kadar zaman verilenlerdensin." demişti.
(tabi ki, sadece tarafımdan) bilinen zaman doluncaya ve günü gelinceye kadar!"
(tabii,) vakti (ancak Benim tarafımdan) bilinen o Gün'e kadar."
"Bilinen süreç gelene kadar!"
"Bilinen günün vaktine kadar."
Bilinen bir vakte kadar.
"Zamanı bilinen güne dek!"
- Allah, "Sen bilinen bir vakte kadar kendilerine mühlet verilenlerdensin" buyurdu.
"Bilinen vaktin gününe kadar..."
'Bilinen vaktin gününe kadar....'
(37-38) Allah: "Haydi, sen bilinen zamanın gününe kadar mühlet verilenlerdensin!" dedi.
(37-38) Haydi dedi: sen vakti ma'lum gününe kadar mühlet verilenlerdensin
"Bilinen zamanın gününe kadar." dedi.
"Bilinen zamanın gününe kadar." dedi.
"Bilinen zamanın gününe kadar." dedi.
"Bilinen günün vaktine kadar."
(37-38) Buyurdu: "O halde sen (ındallah) ma'lum olan (bir) zamanın gününe kadar gecikdirilenlerdensin".
Bilinen gün gelene kadar.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
Vakti bilinen bir güne kadar.
"O bilinen vaktin gününe kadar!"
O malum gün dipnot 1 gelinceye kadar (ölmeyeceksin) dipnot 2 ."
Belli günün vakti gelinceye kadar."
Vakti bilinen bir güne kadar..
Vakti bilinen bir güne kadar..
"Bilinen vaktin gününe kadar..."
Hicr suresi, 39. ayet. قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِى لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ
(39-40) İblis, "Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlasa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım" dedi.
(39, 40) (İblis) şöyle demişti: "Rabbim! Beni azdırmana karşılık dipnot 1 ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve içlerinden samimi kulların hariç hepsini mutlaka azdıracağım!" dipnot 2
(İblis) "Rabbim!" dedi, "Beni yoldan dışladığın için ben de yeryüzünde onlara (günahları) süslü püslü göstereceğim ve kesinlikle onların tümünü yoldan çıkaracağım.
(Bunun üzerine İblis:) "Beni yolun dışına attığın için, ben de, kuşkusuz, yeryüzünde (kötülükleri) onlara süsleyip bezeyeceğim ve muhakkak ki onların hepsini ayartıp yoldan çıkaracağım,
(İblis) dedi ki: "Rabbim! Bende açığa çıkan Esma'n sonucu azdırman yüzünden, yemin ederim ki, arzda (bedenli yaşamlarında) onlara (suçları; Sünnetullah'a göre perdelilik oluşturan fiilleri) süsleyeceğim ve onları toptan azdıracağım. "
Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp saptıracağım."
(İblis) dedi ki: Rabbim! beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!
"Efendim!" dedi; "Beni yolun dışına attığın için, onlara yeryüzünde çekici şeyler yapacağım ve onların tümünü kesinlikle azdıracağım!"
- İblis dedi ki: "Ey Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara kötü davranışları süsleyeceğim ve ihlaslı kulların hariç onların hepsini mutlaka azdıracağım!"
Dedi ki: "Efendim, beni yoldan çıkarttığın için, onları yeryüzünde ayartıp topluca saptıracağım."
Dedi ki: 'Rabbim, beni yoldan çıkarttığın için, onları yeryüzünde ayartıp topluca saptıracağım.'
Allah: "Ey Rabbim, beni azdırmana karşılık yemin ederim ki, kesinlikle ben yeryüzünde onlar için tezyinat yapacağım ve hepsini azdıracağım!
Rabbım, dedi: beni azdırmana kasem ederim ki her halde ben onlar için Arzda tezyinat yapacağım ve hepsini iğva edeceğim
İblis: "Rabb'im! Beni azdırmandan dolayı, dipnot 1 ben de yeryüzündeki her şeyi cazip göstererek, kesinlikle onların hepsini azdıracağım. dipnot 2 "
İblis: "Rabbim! Beni azdırmandan dolayı dipnot 1 , ben de yeryüzündeki her şeyi cazip göstererek, kesinlikle onların hepsini azdıracağım. dipnot 2 "
İblis: "Rabbim! Beni azdırmandan dolayı dipnot 1 , ben de yeryüzündeki her şeyi cazip göstererek, kesinlikle onların hepsini azdıracağım." dipnot 2
Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp saptıracağım."
"Ey Rabbim, dedi, beni azdırdığın şey'e (rahmetinden tard etmene) mukaabil ben de andolsun yer (yüzün) de onlar (ın ma'sıyetlerini) her halde süsleyeceğim (onları kendilerine hoş göstereceğim). Onların hepsini, topdan, muhakkak ki, azdıracağım".
Dedi ki: Rabbım; beni azdırdığın için, andolsun ki; ben de onlara yeryüzündeki fenalıkları güzel göstereceğim ve onların hepsini azdıracağım.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
İblis: “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, hepsini saptıracağım.''
(İblis): "Rabbim, dedi, beni azdırmandan ötürü andolsun ki, ben de yer yüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım.
İblis dedi ki: "Rabbim! Madem sen beni azdırdın, ben de yeryüzündeki her şeyi onlara kesinlikle süslü gösterecek ve hepsini azdıracağım dipnot 1 .
İblis dedi ki "Rabbim! Beni aşırılığa sevk etmene karşılık dipnot 1 ben de bunlara dünyadakileri süsleyeceğim ve hepsini aşırılığa sevk edeceğim.
(İblis) dedi ki: Rabbim, beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde (günahları) onlara (günahları) süslü göstereceğim ve saptıracağım hepsini!
-Rabbim, dedi. (İblis) beni azdırdığın şey adına yemin ederim ki, yeryüzündekileri onlara süslü göstereceğim ve saptıracağım hepsini!
Dedi: "Rabbim! Beni azdırmana yemin ederim ki, yeryüzünde onlar için mutlaka süslemeler yapacağım ve onların tümünü kesinlikle azdıracağım."
Hicr suresi, 40. ayet. إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ
(39-40) İblis, "Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlasa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım" dedi.
(39, 40) (İblis) şöyle demişti: "Rabbim! Beni azdırmana karşılık dipnot 1 ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve içlerinden samimi kulların hariç hepsini mutlaka azdıracağım!" dipnot 2
Bunun tek istisnası, onlar arasındaki imanını saf ve temiz tutma çabasını desteklediğin kullar olacak!"
Yalnızca Senin gerçek kulların bunun dışında (kalacak)!"
"Onlardan ihlaslandırılmış kulların müstesna!"
"Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna."
Ancak onlardan ihlâslı kulların müstesna.
"Senin içten kulların başkadır!"
- İblis dedi ki: "Ey Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara kötü davranışları süsleyeceğim ve ihlaslı kulların hariç onların hepsini mutlaka azdıracağım!"
"Kendilerini sadece sana adayanlar hariç."
'Kendilerini sadece sana adayanlar hariç.'
Ancak içlerinden ihlasa erdirilen kulların hariç!" dedi.
Ancak içlerinden ıhlas verilen kulların müstesna
"Ancak onlardan muhles dipnot 1 kulların hariç."
"Ancak onlardan muhles dipnot 1 kulların hariç."
"Ancak onlardan muhles dipnot 1 kulların hariç."
"Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna."
"Ancak onlardan ihlasa erdirilmiş kulların müstesna".
Ancak içlerinden ihlas verilen kulların müstesna.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
Ancak, içlerinde ihlas sahibi kulların hariç.
Ancak içlerinden kendilerine ihlas verilen kulların hariç. (Benim azdırmam, onları etkilemez.)
Ancak onlardan samimiyeti onaylanmış kulların hariç dipnot 1 ."
Sana yürekten bağlı olanları değil."
Ancak, içlerinde ihlas sahibi kulların hariç.
Ancak, içlerinde ihlas sahibi kulların hariç.
"İçlerinden riyaya sapmamış, samimi kulların müstesna."
Hicr suresi, 41. ayet. قَالَ هَٰذَا صِرَٰطٌ عَلَىَّ مُسْتَقِيمٌ
(41-42) Allah, "İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur" dedi.
(Allah) şöyle demişti: "İşte bana ait doğru yol budur. dipnot 1
(Allah) buyurdu ki: "(Zaten) bu, kendim için benimsediğim en doğru yol ve yöntemdir;
"Benim için, doğru yol budur:" dedi O,
Buyurdu ki: "İşte benim üzerime aldığım müstakim yol budur!"
(Allah) Dedi ki: "İşte bu, bana göre dosdoğru olan yoldur."
(Allah) şöyle buyurdu: «İşte bana varan dosdoğru yol budur.»
Dedi ki: "Bana yönlendirilmiş yol, işte budur!"
Allah şöyle buyurdu: "Benim doğru yolum budur."
Dedi ki: "İşte benim değişmez yasam budur."
Dedi ki: 'İşte benim değişmez yasam budur.'
Allah: "Bu, 'Garanti ederim.' dosdoğru bir cadde." dedi.
Bu, dedi: bir cadde "teahhüd ederim" dosdoğru
Allah: "Bu, Bana varan dosdoğru yoldur. dipnot 1 " dedi.
Allah: "Bu, Bana varan dosdoğru yoldur. dipnot 1 " dedi.
Allah: "Bu, Bana varan dosdoğru yoldur. dipnot 1 " dedi.
(Tanrı ) Dedi ki: "İşte bu, bana göre dosdoğru olan yoldur."
Buyurdu ki: "İşte bu, bana göre (hak ve layık) olan doğru bir yoldur".
Buyurdu ki: İşte, Benim taahhüd ettiğim dosdoğru yol budur.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
(Allah Teâlâ:) "Bu benim gösterdiğim dosdoğru yoldur." dedi.
(Allah) buyurdu ki: "İşte bana varan doğru yol budur."
Allah dedi ki: "Bu, benim doğru kabul ettiğim yoldur dipnot 1 .
Allah dedi ki "Bu, bana varan doğru yoldur.
(Allah Teala) Bu benim gösterdiğim dosdoğru yoldur, dedi.
-Bu benim gösterdiğim dosdoğru yoldur, dedi.
Buyurdu: "İşte bana varan dosdoğru yol budur."
Hicr suresi, 42. ayet. إِنَّ عِبَادِى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَٰنٌ إِلَّا مَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْغَاوِينَ
(41-42) Allah, "İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur" dedi.
Şüphesiz ki azgınlardan sana uyanlar hariç, dipnot 1 kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur." dipnot 2
Şu bir gerçek ki, has kullarım üzerinde senin hiçbir inandırıcı gücün olmayacaktır; ne var ki batıl inançlı cahil ve bilinçsizlerden sana uyanlar müstesna!
"aslında, (zaten) yoldan çıkmış olup da (kendi iradeleriyle) senin peşine takılanların dışında, Benim kullarım üzerinde senin bir nüfuzun olmayacaktır."
"Muhakkak ki Benim kullarım üzerinde senin bir sultan (gücün, yaptırımın) yoktur. . . Azgınlardan sana tabi olanlar müstesna. "
"Şüphesiz, kışkırtılıp saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiç bir gücün yoktur."
«Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna.»
"Aslında, yoldan çıkıp seni izleyenlerin dışında, kullarımın üzerinde, senin hiçbir gücün yoktur!"
"Şüphesiz, senin, kullarım üzerinde bir hakimiyetin yoktur. Ancak, azgınlardan sana uyanlar müstesna."
"Elbette, sadece bana hizmet edenlere karşı bir gücün yoktur. Ancak sana uyan sapıklara gücün yeter."
'Elbette, sadece bana kulluk edenlere karşı bir gücün yoktur. Ancak sana uyan sapıklara gücün yeter.'
Gerçekten senin, benim o kullarım üzerinde hiçbir hakimiyetin yoktur; ancak, azgınlardan sana uyanlar bunların dışındadır.
Hakıkat o kullarım, senin onlar üzerine bir sultan yoktur, ancak azgınlardan sana uyanlar başka
Sana uyan azgınlar hariç, kullarım üzerinde hiçbir yaptırım gücün yoktur.
Sana uyan azgınlar hariç, kullarım üzerinde hiçbir yaptırım gücün yoktur.
Sana uyan azgınlar hariç, kullarım üzerinde hiçbir yaptırım gücün yoktur.
"Şüphesiz, kışkırtılıp saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiç bir gücün yoktur."
"Benim kullarımın üzerinde senin hiç bir tahakküm (ün) yokdur. Meğer ki azıb sapanlardan sana tabi' olanlar olsun".
Muhakkak ki kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olmaz. Ancak sana uyan sapıklar müstesna.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
Senin, kullarım üzerinde hiçbir gücün yoktur, sana uyan azgınlar dışında.
"Benim halis kullarıma karşı senin bir gücün yoktur. Ancak sana uyan azgınlar(ı azdırabilirsin)".
Sana uyacak azgınlar hariç sen benim kullarıma boyun eğdirecek bir güce sahip değilsin dipnot 1 ."
Kullarımın üzerinde senin bir üstünlüğün (gücün, yetkin) dipnot 1 yoktur. Yanlışa saplanıp sana uyanlar başka."
Senin, kullarım üzerinde hiçbir gücün yoktur, sana uyan azgınlar dışında.
Senin, kullarım üzerinde hiçbir hakimiyetin yoktur, sana uyan azgınlar dışında.
"Benim kullarım aleyhine senin elinde hiçbir güç/kanıt olmayacak. Azgınların seni izleyenleri müstesna."
Hicr suresi, 43. ayet. وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ
Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir.
Şüphesiz ki cehennem onların hepsine vadolunan yerdir.
İşte onların tümünün buluşma yeri cehennemdir;
Berikilerin hepsi için vaad edilen varış yeri, muhakkak ki, cehennemdir,
"Muhakkak ki onların hepsinin vadolunan yeri Cehennem'dir. "
"Ve hiç şüphe yok, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir."
Muhakkak cehennem, onların hepsine vâdolunan yerdir.
"Zaten kuşkusuz, onların tümünün buluşma yeri, kesinlikle cehennemdir!"
Muhakkak cehennem, onların hepsine vaadolunan yerdir.
"Cehennem hepsinin buluşma yeridir."
'Cehennem hepsinin buluşma yeridir.'
Kesinlikle bunların topuna va'dedilen yer, cehennemdir.
Elbet bunların da hepsinin mevıdleri şüphesiz Cehennem
Onların tamamının buluşma yeri Cehennem'dir.
Onların tamamının buluşma yeri Cehennem'dir.
Onların tamamının buluşma yeri Cehennem'dir.
"Ve hiç şüphe yok, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir."
"Şeksiz şübhesiz onların topuna va'd olunan yer cehennemdir".
Şüphesiz onların hepsine vaadolunan yer, cehennemdir.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
Onların hepsine vadolunan yer Cehennem'dir.
Cehennem o (şeytana uya)nların hepsinin buluşma yeridir.
Bunların hepsinin buluşacağı yer kesinlikle Cehennemdir dipnot 1 .
Cehennem bunların hepsinin buluşacağı yerdir.
Onların hepsine vaat olunan yer Cehennem'dir.
Onların hepsine vaat olunan yer cehennemdir.
Cehennem onların tümünün şaşmaz buluşma yeridir.
Hicr suresi, 44. ayet. لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَٰبٍ لِّكُلِّ بَابٍ مِّنْهُمْ جُزْءٌ مَّقْسُومٌ
Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.
Onun yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı için ayrılmış (birer) grup vardır.
oranın yedi kapısı vardır; o kapıların her biri, onlardan (günahıma göre) tasnif edilmiş bir kesime tahsis edilecektir.
o cehennem ki, yedi kapıdan girilir; her kapıdan onlardan (günahlarının niteliğine göre) ayrı bir kafile halinde".
"Onun yedi kapısı vardır (Yaratılış amacını aşan şekilde kullanılan göz - kulak - dil - eller - ayaklar - mide - cinsel organ). . . Her kapı için onlardan taksim edilmiş bir bölüm vardır. "
Onun yedi kapısı vardır; onlardan her bir kapı için bir grup ayrılmıştır.
Cehennemin yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı için birer grup ayrılmıştır.
"Onun, yedi kapısı vardır; her kapı için, onların arasından bir küme ayrılmıştır!" dipnot 191
Cehennemin yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı için birer grup ayrılmıştır.
"Onun yedi kapısı vardır ve her bir kapı için onlardan belli bir pay vardır."
'Onun yedi kapısı vardır ve her bir kapı için onlardan belli bir pay vardır.'
Onun yedi kapısı vardır. Her kapıya, onlardan bir grup ayrılmıştır.
Onun yedi kapısı vardır, her kapıya onlardan bir cüz'i maksum
Onun yedi dipnot 1 kapısı vardır. Her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.
Onun yedi dipnot 1 kapısı vardır. Her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.
Onun yedi dipnot 1 kapısı vardır. Her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.
Onun yedi kapısı vardır; onlardan her bir kapı için bir grup ayrılmıştır.
"Onun yedi kapısı, onlardan her kapının (onlara) ayrılmış birer nasıybi vardır".
Onun yedi kapısı vardır. Ve her kapıdan onların girecekleri bir kısım vardır.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan ayrılmış belli bir pay vardır.
Onun yedi kapısı vardır. Her kapıya, onlardan bir bölüm ayrılmıştır.
Onun yedi kapısı vardır. Her bir kapı için o azgınlardan bir bölük ayrılmış olacaktır dipnot 1 .
Cehennem'in yedi kapısı vardır. Her kapıdan onların bir bölüğü girer.
Onun yedi kapısı vardır. Onlardan her bir kapıya bir bölüm ayrılmıştır.
Onun yedi kapısı vardır. Her kapısının kısımlara ayrılmış bölümleri vardır.
Yedi kapısı vardır onun. Her kapıya onlardan bir bölük ayrılmıştır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.