Hicr suresi · 16–25. ayetler

Gökteki burçlar, yerin yayılması ve rüzgârlar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hicr suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 16. ayet. وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًا وَزَيَّنَّٰهَا لِلنَّٰظِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz, gökyüzünde yıldız kümeleri var ettik; ve onları (ibret nazarıyla) bakanlar için süsledik.

    Muhammed Esed

    Gerçekten de, Biz gökyüzüne büyük takım yıldızları serpiştirdik ve onları, seyredenler için süsleyip bezedik:

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki biz semada (beyinde) burçlar meydana getirdik (beyinde hakikat müşahedesini oluşturan özel alanlar {pineal gland} oluşturduk) ve ona ibretle bakanlar için (çeşitli özelliklerle) bezedik.

    Ali Bulaç

    Andolsun, gökte burçlar kıldık ve onu gözleyenler için süsledik.

    Ali Özek ve heyeti

    Gökte büyük yıldızlar yarattık ve onları bakanlar için süsledik.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, gökte yıldız kümeleri yaptık ve seyredenler için onu süsledik.

    Bayraktar Bayraklı

    Gerçekten de biz gökyüzüne büyük takımyıldızları/burçlar serpiştirdik ve onları seyredenler için süsleyip bezedik.

    Edip Yüksel

    Gökte galaksiler yerleştirdik ve gözleyenler için onu/onları süsledik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gökte galaksiler yerleştirdik, ve gözleyenler için onları süsledik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şanım hakkı için biz, gökte burçlar yaptık ve onu seyredenler için süsledik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şanım hakkı için biz Semada burclar yaptık ve onu ehli nazar için tezyin eyledik

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun, Biz, semada burçlar yaptık ve bakanlar için onu donattık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun, Biz, semada burçlar yaptık ve bakanlar için onu donattık.

    Gültekin Onan

    Andolsun, gökte burçlar kıldık ve onu gözleyenler için süsledik.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun, biz gökde burçlar yapmış, onları (ibretle) temaşa edenler için süslenmişizdir.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Biz, gökte burçlar yaptık ve onları bakanlar için donattık.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gökte burçlar (yıldızlar) var ettik ve onları bakanlar için süsledik.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz, gökte burçlar yaptık. Ve onu bakanlar için süsledik.

    Süleymaniye Vakfı

    Gökte burçlar /takımyıldızlar dipnot 1 oluşturduk ve seyredenler için göğü süsledik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burç (بُرج), Arapçada köşk ve kale anlamına gelir (Mekayis). Birinci kat semanın her tarafını süsleyen yıldız kümeleri uzaktan, köşkler ve kaleler gibi gözükürler (Nisa 4/78, Furkan 25/61, Buruc 85/1).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Birinci kat) Gökte dipnot 1 yıldızlar (burçlar) oluşturduk. Seyredenler için onları süsledik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Birinci kat gök. Bu gök şu an için bizim bildiğimiz evrendir. Kuran, bu evrenden(gökten) hariç 6 tane daha göğün üst üste inşa edildiğini bildirmektedir.

    Şaban Britch

    Gökte burçlar (yıldızlar) varettik ve onları bakanlar için süsledik.

    Şaban Piriş

    Gökte burçlar varettik ve onları bakanlar için süsledik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, biz gökte burçlar oluşturduk ve onu/onları, seyredenler için süsledik.

  2. Hicr suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 17. ayet. وَحَفِظْنَٰهَا مِن كُلِّ شَيْطَٰنٍ رَّجِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Onu kovulmuş her şeytandan koruduk.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onları (bilir bilmez) atan her tür şeytani güçten koruduk.

    Muhammed Esed

    Ve onları kovulmuş her türlü şeytani güce karşı koruma altına aldık;

    Ahmed Hulusi

    Onu şeytan-ı racim'den (amigdalanın oluşturduğu birimsellik - kaybetme korkularından) biz koruduk.

    Ali Bulaç

    Ve onu her kovulan şeytandan koruduk.

    Ali Özek ve heyeti

    Onları, taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk.

    Ali Rıza Safa

    Ve kovulmuş şeytanların tümünden onu koruduk.

    Bayraktar Bayraklı

    Onu kovulmuş her türlü şeytana karşı koruduk.

    Edip Yüksel

    Ve onu/onları her kovulmuş sapkından koruduk.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve onları her kovulmuş şeytandan koruduk.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de onu lanetlenmiş her şeytandan koruduk.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem onu her "şeytanirracim" den hıfz ettik.

    Erhan Aktaş

    Onu her racim dipnot 1 şeytandan dipnot 2 koruduk.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, Şeytani'r- Racim. Taşlanmış. Lanetlenmiş, kovulmuş.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kelimesi kelimesine, şeytani'r-racim. Kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demek olan şeytan; hakka aykırı hareket eden her türlü güç, kurum ve kişinin, kötülük dürtüsünün saptırıcı telkin ve yönlendirmelerinin ortak karakteristik adıdır. "Euzu billahi mine'ş-şeytani'r-racim" terkibine, "kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım" anlamının verilmesi doğru değildir. Şeytandan Allah'a sığınmak, "ins" ve "cinn"nin yani görünen görünmeyen güçlerin, kişi ve kurumların saptırıcı telkin ve yönlendirmelerine karşı kişinin, vahyi ölçü alarak kendisini koruması demektir. Doğruyu vahiyden öğrenip, şeytanın saptırmasını önlemektir. Allah'a sığınmak, O'nun buyruklarına uymak demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu her racim dipnot 1 şeytandan dipnot 2 koruduk.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Taşlanmış. Lanetlenmiş, kovulmuş.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şeytani güçlerden. Sözcük anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, hakka, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir.

    Gültekin Onan

    Ve onu her kovulan şeytandan koruduk.

    Hasan Basri Çantay

    Biz onları taşlanan (sürülen, koğulan) her şeytandan koruduk.

    İbni Kesir

    Ve onları kovulmuş her şeytandan koruduk.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu (göğü) kovulmuş şeytanlardan koruduk.

    Süleyman Ateş

    Ve onu, her recim (taşlanmış, kovulmuş uydurma sözler atan) şeytandan koruduk.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Birinci kat) Göğü, taşlanmış şeytanların hepsinden koruduk. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Türkçeye "korumak" olarak çevirdiğimiz kelime "حَفِظْنَا : hafızna" dır. Muhafaza etmek anlamına gelir. Örneğin bir şeyi elinizde muhafaza etmeniz gerektiğinde onun elinizin içine alır, etrafını örtersiniz. Birinci kat gök bu şekilde muhafaza edilmiştir. Cin(melek) grubu varlıklardan olan şeytanlar birinci kat semanın muhafaza edilen sınırına kadar gidebilirler. Bu semanın dışına çıkmaları ayetin hükmü gereği mümkün değildir.

    Şaban Britch

    Onu (göğü) kovulmuş şeytanlardan koruduk.

    Şaban Piriş

    Onu lanetlenmiş şeytanlardan koruduk.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve onu/onları, her kovulup taşlanmış şeytandan koruduk.

  3. Hicr suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 18. ayet. إِلَّا مَنِ ٱسْتَرَقَ ٱلسَّمْعَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat kim ki (gayb konusunda) kulak hırsızlığına soyunur, onun peşine ayan açık parlak bir alev takılır.

    Muhammed Esed

    öyle ki, ((göğün) sırlarını) çalmaya kalkışacak olan(lar)ın ardına hemen parlak bir alev takılır.

    Ahmed Hulusi

    İşitme (orada açığa çıkan hakikati bedenselliğe mal etme) hırsızlığı yapan müstesna! Onu da apaçık ışık saçan ateş topu (hakikat ilmi nuru) izler.

    Ali Bulaç

    Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir ateş izler.

    Ali Özek ve heyeti

    Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.

    Ali Rıza Safa

    Ancak, dinleyerek bilgi hırsızlığı yapan olursa, onu, yakıcı ışınlar izler.

    Bayraktar Bayraklı

    Ancak, kulak hırsızlığına kalkışan olursa, onun peşine de parlak bir ateş alevi takılır.

    Edip Yüksel

    Ancak onlardan kulak hırsızlığı eden olursa onu alevli bir ateş mermisi kovalar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak onlardan kulak hırsızlığı eden olursa onu alevli bir ateş mermisi kovalar

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir alev takip etmektedir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak kulak hırsızlığı eden olur, onu da parlak bir şihab ta'kıb etmektedir

    Erhan Aktaş

    Ancak, kulak hırsızlığı yapan olursa, onu parlak bir alev kovalar. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayet, kahinleri, büyücüleri, cinlerle bağlantı içinde olduklarını iddia edenleri yalanlamaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak, kulak hırsızlığı yapan olursa, onu parlak bir alev kovalar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayet, kahinleri, büyücüleri, cinlerle bağlantı içinde olduklarını iddia edenleri yalanlamaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak, kulak hırsızlığı yapan olursa, onu açıkça görünen bir alev kovalar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayet, kahinleri, büyücüleri, cinlerle bağlantı içinde olduklarını iddia edenleri yalanlamaktadır.

    Gültekin Onan

    Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir ateş izler.

    Hasan Basri Çantay

    Ancak kulak hırsızlığı eden (şeytan) vardır ki onun ardına da (bakanların) apaçık (gördüğü) bir ateş parçası düşmekdedir.

    İbni Kesir

    Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa; apaçık görülen bir ateş onu kovalar.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da ardına açık (yakıcı) bir alev düşer.

    Süleyman Ateş

    Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ışın kovalar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ancak kulak hırsızlığı(dinleme) yapan olabilir, onu da hemen parlak bir ateş parçası takip eder.

    Şaban Britch

    Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da ardına açık (yakıcı) bir alev düşer.

    Şaban Piriş

    Ancak kulak hırsızlığı yapmak isteyen olursa onu parlak bir ateş kovalar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ancak kulak hırsızlığı eden olur; onun peşine de parlak bir ateş alevi düşer.

  4. Hicr suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 19. ayet. وَٱلْأَرْضَ مَدَدْنَٰهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ وَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَىْءٍ مَّوْزُونٍ

    Diyanet İşleri

    Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve yeryüzünü (engebeli arazı yapısıyla) uzatıp genişlettik; zira orada kalkmaz kımıldamaz dağlar yerleştirdik; üstelik orada her türün dengeli bir biçimde büyüyüp gelişeceği (bir canlı hayat) bahşettik.

    Muhammed Esed

    Ve yeryüzünü yayıp üzerine yerinden oynatılmaz dağlar yerleştirdik; ve orada (hayatın) her türünün dengeli bir biçimde büyüyüp boyvermesini sağladık;

    Ahmed Hulusi

    Arzı (bedeni Esma özelliklerini açığa çıkaracak organları alacak şekilde) genişlettik! Onda sabit dağlar (vücuttaki organlar) ilka ettik. . . Onda her şeyi ölçülü bitirdik.

    Ali Bulaç

    Yere (gelince,) onu döşeyip yaydık, onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar yerleştirdik, yine orada miktarı ve ölçüsü belirli olan şeyler bitirdik.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünü genişletip yaydık ve sarsılmaz dağlar yerleştirdik. Ve her şeyi yakışan ölçülerle yetiştirdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar diktik ve orada her şeyi ölçülü bitirdik.

    Edip Yüksel

    Yeryüzünü genişletip içine sağlam dağlar yerleştirdik ve orada her şeyi mükemmel bir ölçüye göre bitirdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yeryüzünü genişletip içine sağlam dağlar yerleştirdik ve orada her şeyi mükemmel bir ölçüye göre bitirdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yeri de döşeyip yaydık, ona ağır baskılar bıraktık ve onda ölçülü herşeyden bitirdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arzı meddettik ve ona ağır baskılar bıraktık ve onda mevzun her şeyden bitirdik,

    Erhan Aktaş

    Yeryüzünü yaydık ve oraya ağır baskılar yerleştirdik. Ve orada her türlü bitkiyi bir ölçüye göre yetiştirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yeryüzünü yaydık ve oraya ağır baskılar yerleştirdik. Ve orada her türlü bitkiyi bir ölçüye göre yetiştirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yeryüzünü yaydık ve oraya sabit dağlar yerleştirdik. Ve orada her türlü bitkiyi bir ölçüye göre yetiştirdik.

    Gültekin Onan

    Yere (gelince,) onu döşeyip yaydık, onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik.

    Hasan Basri Çantay

    Yeri de (döşeyib) yaydık. Onda sabit dağlar (yaratıb) koyduk, oralarda (hikmet ve maslahatla) ölçülmüş her şeyden (münasib) nebatlar bitirdik.

    İbni Kesir

    Yeri de döşeyip yaydık. Oraya sabit dağlar yerleştirdik. Ve orada her şeyden ölçülü olarak yetiştirdik.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yeri de yaydık. Oraya sabit dağlar yerleştirdik. Orada her şeyden ölçüsü bilinen şeyler bitirdik.

    Süleyman Ateş

    Arzı da yaydık, oraya sağlam dağlar attık ve orada ölçülü mütenasib şeyler bitirdik.

    Süleymaniye Vakfı

    Yeryüzüne sabit dağlar dipnot 1 yerleştirip yerin alanını artırdık dipnot 2 ve orada dengeli her bitkiyi bitirdik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Sabit dağlar" ifadesi hakkında ayrıntılı bilgi için bkz: Ra'd 13/3. Ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dağlar, yer kabuğunun, başta insanlar olmak üzere üzerinde yaşayan canlıları savurmasını önler (Nahl 16/15, Enbiya 21/31, Lokman 31/10). Dağlar olmasaydı depremler çok daha fazla zarar verirdi. Dağların üzerindeki alan tabanlarının kapsadığı alandan fazla olduğu için de yeryüzünü genişletir (Ra'd 13/3, Kaf 50/7).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yeri uzattık, içine oturaklı dağları yerleştirdik. Orada her bitkiyi dengeli olarak bitirdik.

    Şaban Britch

    Yeri de yaydık. Oraya sabit dağlar yerleştirdik. Orada her şeyden ölçüsü bilinen şeyler bitirdik.

    Şaban Piriş

    Yeri de yaydık. Oraya sabit dağlar yerleştirdik. Orada her şeyden ölçülü olarak ürün verdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yeri yayıp döşedik, ona kuvvetli dağlar diktik ve içinde ölçülü/ahenkli her şeyden bitirdik.

  5. Hicr suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 20. ayet. وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ وَمَن لَّسْتُمْ لَهُۥ بِرَٰزِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.

    Mehmet Okuyan

    Orada hem sizin için hem de kendi(leri)ni sizin rızıklandırmadığınız kişiler için geçim kaynakları yarattık.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine orada hem sizin için, hem de rızık vericisi siz olmadığınız bütün (diğer) varlıklar için geçinme imkanları sağladık.

    Muhammed Esed

    Ve yine orada hem sizin için, hem de rızkı size bağlı olmayan öteki bütün canlılar için geçim vasıtaları sağladık.

    Ahmed Hulusi

    Orada hem sizin için ve hem de yaşam gıdası size ait olmayanlar için geçim yolları oluşturduk.

    Ali Bulaç

    Ve orda sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız kimseler (varlıklar ve canlılar) için geçimlikler kıldık.

    Ali Özek ve heyeti

    Orada hem sizin için hem de rızıkları size ait olmayanlar için (gerekli) geçim vasıtaları yarattık.

    Ali Rıza Safa

    Hem sizin için hem de geçimliklerini sizin vermediğiniz kimseler için geçim kaynakları oluşturduk.

    Bayraktar Bayraklı

    Orada hem sizin için hem de sizin rızık veremeyeceğiniz varlıklar için geçimlikler var ettik.

    Edip Yüksel

    Orada hem sizin için ve hem sizin beslemediğiniz yaratıklar için yaşanacak bir ortam oluşturduk. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Biz astronotları uzaya gönderdiğimizde onlar için gerekli yiyecek, içecek ve oksijeni titizlikle ölçüp hazırlarız. Tanrı, bir uzay gemisi olan bu yerküreyi çalışan ve üreyen, bakterilerden balinaya kadar milyarlarca astronot için oksijen, su, sayısız lezzetli yiyeceklerle donatmış ve bu sayısız nimeti, kendi kendini besleyen bir eko-sistemle bereketlendirmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada hem sizin için ve hem sizin beslemediğiniz yaratıklar için yaşanacak bir ortam oluşturduk.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Orada size ve sizin rızıklarını vermediğiniz kimselere geçim yolları sağladık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    hem sizin için, hem sizin razikı olmadığınız kimseler için onda geçimlikler husule getirdik

    Erhan Aktaş

    Sizin için de geçimlerini sizin sağlamadıklarınız için de orada, geçim kaynakları meydana getirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sizin için de geçimlerini sizin sağlamadıklarınız için de orada, geçim kaynakları meydana getirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizin için de, geçimlerini sizin sağlamadıklarınız için de, orada, geçim kaynakları meydana getirdik.

    Gültekin Onan

    Ve orda sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız kimseler (varlıklar ve canlılar) için geçimlikler kıldık.

    Hasan Basri Çantay

    Orada hem sizin için, hem rızıklarını te'min edemeyeceğiniz kimseler için bir çok geçim (sebeb) ler (i) yaratdık.

    İbni Kesir

    Orada hem sizin için, hem de rızıklarını temin edemeyecekleriniz için geçimlikler meydana getirdik.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve orda sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız canlılar için geçimlikler kıldık.

    Süleyman Ateş

    Orada sizin için ve (beslediğinizi sandığınız, fakat aslında) sizin beslemediğiniz kimseler için geçimlikler var ettik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yeryüzünde sizin için de rızkı size ait olmayan kimseler (akıllı varlıklar) için de yaşam alanları oluşturduk.

    Şaban Britch

    Orda sizler için ve kendisine rızık vermekten sorumlu olmadığınız canlılar için geçimlikler kıldık.

    Şaban Piriş

    Orada sizin için ve sizin beslemediğiniz kimseler için geçimlikler belirledik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Orada sizin için ve rızıklandırıcısı siz olmadığınız kimse için geçimlikler yarattık.

  6. Hicr suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 21. ayet. وَإِن مِّن شَىْءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَآئِنُهُۥ وَمَا نُنَزِّلُهُۥٓ إِلَّا بِقَدَرٍ مَّعْلُومٍ

    Diyanet İşleri

    Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.

    Mehmet Okuyan

    Hiçbir şey yoktur ki onun hazineleri bizim katımızda olmasın. dipnot 1 Biz onu ancak belirli bir ölçüyle indiririz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "Her şeyin hazineleri yalnız bizim yanımızdadır" şeklinde de tercüme edilebilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Hiçbir şey yoktur ki, onun kaynağı Bizim katımızda olmamış olsun; fakat Biz her bir şeyi tesbit ve tayin edilmiş bir ölçüye göre indiririz.

    Muhammed Esed

    Çünkü hiçbir şey yoktur ki, kaynağı Bizim katımızda olmasın; ve Biz hiçbir şey indirmeyiz ki, kusursuzca belirlenmiş bir ölçüye, bir uyuma dayanmasın.

    Ahmed Hulusi

    Hiçbir şey yoktur ki onun hazineleri (oluşturan kuvveleri) bizim indimizde olmasın! Biz onu (o kuvveleri - özellikleri) gereken ölçüsüyle inzal ederiz (açığa çıkartırız).

    Ali Bulaç

    Hiç bir şey yoktur ki, hazineleri bizim katımızda olmasın; ancak onu belirlenmiş bir miktar olarak indiririz.

    Ali Özek ve heyeti

    Her şeyin hâzineleri yalnız bizim yanımızdadır. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.

    Ali Rıza Safa

    Kaynakları katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Ancak, belirlenmiş bir ölçüyle onu indiririz.

    Bayraktar Bayraklı

    Katımızda hazineleri olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak bilinen bir ölçüye göre indiririz.

    Edip Yüksel

    Hiçbir şey yoktur ki onun hazineleri bizim yanımızda olmasın, ancak biz onu belirlenmiş bir ölçüyle indiririz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hiç bir şey yoktur ki onun hazineleri bizim yanımızda olmasın, ancak biz onu belirlenmiş bir ölçüyle indiririz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hazineleri, Bizim yanımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Fakat Biz onu, ancak belirli bir ölçü ile indiririz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hiç bir şey yoktur ki bizim yanımızda hazineleri olmasın, fakat biz, onu ancak ma'lüm bir mıkdar ile indiririz

    Erhan Aktaş

    Hazineleri Bizim yanımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Ve Biz, bilinen bir kaderi olmaksızın dipnot 1 onu indirmeyiz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Belli bir yasa ve esasa bağlı olmaksızın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hazineleri Bizim yanımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Ve Biz, bilinen bir kaderi olmaksızın dipnot 1 onu indirmeyiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Belli bir yasa ve esasa bağlı olmaksızın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hazineleri Bizim yanımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Ve Biz, bilinen bir kaderi olmaksızın dipnot 1 onu indirmeyiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Belli bir yasa ve esasa bağlı olmaksızın.

    Gültekin Onan

    Hiç bir şey yoktur ki, hazineleri bizim katımızda olmasın; ancak onu belirlenmiş bir miktar olarak indiririz.

    Hasan Basri Çantay

    Hiçbir şey (haaric) olmamak üzere (hepsinin) hazineleri bizim nezdimizdedir.. Biz on (lar) ı ma'lum bir mıkdar dışında indirmeyiz.

    İbni Kesir

    Hiç bir şey yoktur ki; hazinesi Bizim katımızda olmasın. Ve Biz, onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hazineleri bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Ancak biz onu belirlenmiş bir miktar olarak indiririz.

    Süleyman Ateş

    Hiçbir şey yoktur ki onun hazineleri, bizim yanımızda olmasın, ama biz onu, bilinen bir miktar ile indiririz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hiç bir şey yoktur ki kaynakları bizim katımızda olmasın. Onu ancak belli bir ölçüye göre göndeririz.

    Şaban Britch

    Hazineleri bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur; ancak biz onu belirlenmiş bir miktar olarak indiririz.

    Şaban Piriş

    Kaynağı yanımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Ancak biz onu belli bir ölçüye göre indiririz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri bizim yanımızda olmasın. Ama biz onu ancak belirli bir ölçüde/bir kaderle indiririz.

  7. Hicr suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 22. ayet. وَأَرْسَلْنَا ٱلرِّيَٰحَ لَوَٰقِحَ فَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَسْقَيْنَٰكُمُوهُ وَمَآ أَنتُمْ لَهُۥ بِخَٰزِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Rüzgarları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.

    Mehmet Okuyan

    Biz, rüzgârları aşılayıcılar olarak gönderdik dipnot 1 ve gökten su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. Siz onu depolayamazdınız.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada rüzgârların bitkilerin aşılanmasındaki rolüne dikkat çekilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine, aşılayıcı rüzgarları Biz sevk etmişiz; bunun sonucunda gökten suyu indirmiş ve onunla sizi suya kandımışız; yoksa onun kaynağına hükmeden siz değilsiniz.

    Muhammed Esed

    (Bitkileri) döllendirmek, bereketlendirmek için rüzgarları gönderiyor; ve ayrıca, susuzluğunuzu gidermek için gökten su indiriyoruz; yoksa onun kaynağını elinde tutan siz değilsiniz.

    Ahmed Hulusi

    Biz rüzgarları (fikirleri), aşılayıcılar (yeni düşünceler - buluşlar oluşturucu) olarak irsal ettik. . . Semadan bir su (bilgi) inzal ettik de sizi onunla suvardık. . . Onu saklayıcı siz değilsiniz.

    Ali Bulaç

    Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri suladık. Oysa siz onun hazine koruyucuları değilsiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Bulut yüklü rüzgarları gönderdik de gökten su indirdik ve onunla sizi suladık. Yoksa siz suyu toplayamazdınız.

    Ali Rıza Safa

    Aşılayıcı olarak rüzgarları gönderdik. Böylece, gökten su indirerek sizi suladık. Onun birikim yerlerini oluşturan da siz değilsiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz,rüzgarları dölleyici olarak gönderdik ve böylece gökten su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa, siz o suyu depolayamazdınız.

    Edip Yüksel

    Rüzgarı aşılayıcı olarak gönderdik; gökten bir su indirip sizi onunla suladık. Oysa siz onu depo edemezdiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rüzgarı aşılayıcı olarak gönderdik; gökten bir su indirip sizi onunla suladık. Oysa siz onu depo edemezdiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de aşılayıcı rüzgarlar gönderdik de gökten bir su indirip sizi onunla suladık. Onu depolarda tutan da siz değilsiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de aşılayıcı rüzgarlar gönderdik de Semadan bir kadrile bir su indirip sizi onunla suvardık, onu hazinelerde tutan siz değilsiniz

    Erhan Aktaş

    Biz, rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik. Gökten su indirdik ve sizi onunla suya kavuşturduk. Onun hazinelerini dipnot 1 oluşturan siz değilsiniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yer üstü ve yer altı su kaynaklarını.

    Gültekin Onan

    Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri suladık. Oysa siz onun hazine koruyucuları değilsiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Biz aşılayıcı rüzgarlar gönderdik. Gökden de su indirib onunla sizleri sıvardık. Bunların hazinedarları da siz değilsiniz.

    İbni Kesir

    Rüzgarları da aşılayıcı olarak gönderdik, gökten su indirip onunla sizi suladık. Yoksa siz onu biriktiremezdiniz.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rüzgârları da (bulutlara yağmur) aşılayıcılar olarak gönderdik. Sonra gökten (buluttan) su indirdik de onunla sizleri suladık ve onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.

    Süleyman Ateş

    Rüzgarları, aşılayıcı olarak gönderdik de gökten su indirdik, böylece sizi suladık. Onu depolayan siz değilsiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rüzgarları aşı yapma göreviyle göndeririz. Gökten su indirir, onunla su ihtiyacınızı karşılarız. Onun kaynağı sizin elinizde değildir.

    Şaban Britch

    Rüzgârları da (bulutlara yağmur )aşılayıcılar olarak gönderdik. Sonra gökten (buluttan) su indirdik de onunla sizleri suladık ve onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.

    Şaban Piriş

    Sert rüzgarlar gönderdik, onunla sizi suladığımız suyu gökten indirdik. Siz onun sahibi değilsiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rüzgarları dölleyiciler olarak gönderdik; gökten bir su indirdik de onunla sizi suvardık. Onun depolayıcıları siz değilsiniz.

  8. Hicr suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 23. ayet. وَإِنَّا لَنَحْنُ نُحْىِۦ وَنُمِيتُ وَنَحْنُ ٱلْوَٰرِثُونَ

    Diyanet İşleri

    Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz

    Mustafa İslamoğlu

    Ve elbette Biziz hayatı ve ölümü var eden; ve (ölümlü tüm varlıklardan) geriye kalan her şeyin tek gerçek varisi olan da Biziz.

    Muhammed Esed

    Ve muhakkak ki, hayatı bahşeden de, ölüme hükmeden de Biziz; ve geçici olan göçüp gittikten sonra her şeyin sahibi olarak kalacak olan yine Biziz!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki biz, evet biziz hayat veren de öldüren de! Biz varisleriz (siz Fanisiniz biz Bakıy'ız)!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz biz, gerçekten biz yaşatır ve öldürürüz ve varis olanlar biziz.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz biz diriltir ve biz öldürürüz! Ve her şeye biz vâris oluruz.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Biz, yaşam veririz ve öldürürüz. Çünkü Biz, Her Şeyin Son Sahibiyiz.

    Bayraktar Bayraklı

    Doğrusu biz diriltiriz, öldürürüz ve hepsinin varisi biz kalırız.

    Edip Yüksel

    Biz, elbette biz diriltir ve öldürürüz, sonunda her şeyin sahibi olarak kalacak olan yine biziz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz, elbette biz diriltir ve öldürürüz, sonunda asıl varis olanlar da biziz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her halde Biz, kesinlikle hem hayat verir, hem öldürürüz. Hepsine varis de Biziz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her halde biz, mutlak hem bir hayat veririz hem öldürürüz, hepsine varis de biziz

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sadece Biz diriltir ve Biz öldürürüz. Ve varis dipnot 1 olan da Biziz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölümsüz olan, kalıcı olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sadece Biz diriltir ve Biz öldürürüz. Ve varis dipnot 1 olan da Biziz. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölümsüz olan, kalıcı olan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Birçok ayette; "Biz", "Biziz" zamiri kullanılmaktadır. Biz zamirinin kullanıldığı hiçbir ayette Allah'ın zatı ve Allah'lık niteliği söz konusu edilmemektedir. Allah'ın zatından ve uluhiyetinden söz eden ayetlerin tamamında "ene", "inni" (ben, beni/bana) zamirleri gibi tekil şahıs zamirleri kullanılmaktadır. Biz zamiri ise, Allah'ın icraatlarına yönelik ayetlerde, gücünün ve kudretinin ifade edildiği ayetlerde yer almaktadır. Dünyanın bütün dillerinde, gücü elinde bulunduran ve mevki üstünlüğüne sahip olan erk, otorite kendi güç ve üstünlüğünden söz ederken, açıklamalarında ve talimatlarında "biz" zamirini kullanmaktadır.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz biz, gerçekten biz yaşatır ve öldürürüz ve varis olanlar biziz.

    Hasan Basri Çantay

    Gerçek biz, mutlak biz hem diriltiriz, hem öldürürüz. Biz (Hepsinin) varisleriyizdir.

    İbni Kesir

    Doğrusu Biz, hem diriltiriz, hem de öldürürüz. Hepsine varis de Biziz.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Doğrusu ancak biz, hayat verir ve de öldürürüz. Hepsinin sonrasında (herşeye )varis olanlar da bizleriz.

    Süleyman Ateş

    Biziz, elbette biz ki, yaşatır, öldürürüz; gerçek varis olan da biziz (her faninin mülkü bize geçer. Ölmeyen, daima kalan yalnız biziz).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biziz hayat veren de öldüren de; biz! Ve her şeye biz mirasçı olacağız.

    Şaban Britch

    Şüphesiz biz, hem hayat veririz hem de öldürürüz. Varisler olanlar da bizleriz.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz biz, hem hayat veririz hem de öldürürüz. Ebedi olan da biziz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biziz, elbette biziz o hayat vermekte olan, o öldürmekte olan. Ve biziz sonunda mirasçı kalan.

  9. Hicr suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 24. ayet. وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَقْدِمِينَ مِنكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَـْٔخِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz sizden önce gelip geçenleri de geri kalanları da biliriz.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz, sizin içinizden öne geçmek isteyenleri de, bile isteye geride kalanları da biliriz.

    Muhammed Esed

    Muhakkak ki, Biz sizden önce geçip gidenleri de (her halleriyle) biliyoruz, sizden sonra gelecek olanları da elbet biliyoruz;

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki, sizden ileri geçmek isteyenleri de biliriz; andolsun ki, geriye kalanları da biliriz!

    Ali Bulaç

    Andolsun sizden öne (veya önceden) geçenleri bilmişizdir; ve (yine) andolsun, geride kalanları da bilmişizdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, geri kalanları da biliriz.

    Ali Rıza Safa

    Ve gerçek şu ki, sizden önce geçenleri biliriz. Gerçek şu ki, geride kalanları da biliriz. dipnot 188

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 188
      "Sizden önce geçenler" söylemi, kimi çevirilerde, "Öne geçenleriniz" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun biz sizden önce gelip geçenleri de biliriz; geri kalanları da biliriz.

    Edip Yüksel

    İlerleyenlerinizi de biliriz, geride kalanları da biliriz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İlerleyenlerinizi de biliriz, geride kalanları da biliriz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki içinizden öne geçmek isteyenleri de geri kalmak isteyenleri de bilmekteyiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kasem olsun ki içinizden öne geçmek istiyenler de ma'lumumuz, geri kalmak istiyenler de ma'lumumuz

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki, sizden öncekileri biliyoruz. Ve ant olsun ki sizden sonrakileri de biliyoruz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki, sizden öncekileri biliyoruz. Ve ant olsun ki sizden sonrakileri de biliyoruz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki, sizden öncekileri biliyoruz. Ve ant olsun ki sizden sonrakileri de biliyoruz.

    Gültekin Onan

    Andolsun sizden öne (veya önceden) geçenleri bilmişizdir; ve (yine) andolsun, geride kalanları da bilmişizdir.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun, sizden öne geçenleri de bilmişizdir, geri kalanları da biz bilmişizdir.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; sizden öne geçenleri de Biz biliriz, geride kalanları da Biz biliriz.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizden önce geçenleri bildiğimiz gibi sizden sonra gelecekleri de biliriz.

    Süleyman Ateş

    Andolsun, sizden önce geçenleri de bildik, sonra gelenleri de bildik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Muhakkak ki biz, sizden yapması gerekenleri yapmış olanları da yapması gerekenleri yapmayıp erteleyenleri de biliyoruz.

    Şaban Britch

    Sizden önce geçenleri bildiğimiz gibi, sizden sonra gelecekleri de biliriz.

    Şaban Piriş

    Sizden önce geçenleri bildiğimiz gibi, sizden sonra gelecekleri de biliriz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, sizin önden gidenlerinizi bilmişizdir; yemin olsun, geriye kalanları da bilmişizdir.

  10. Hicr suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 25. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz senin Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Rabbin onları (mahşerde) toplayacaktır. Şüphesiz ki O doğru hüküm verendir, bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve gerçekte senin Rabbin var ya; işte O'dur onları bir araya toplayacak olan: Çünkü O her hükmünde hep isabet kaydeder, her şeyi tarifsiz bilir.

    Muhammed Esed

    Ve kuşkusuz, (Hesap Günü'nde) onların hepsini bir arada toplayacak olan senin Rabbindir; gerçekten de her şeyin aslını bilen, doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen O'dur.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Rabbin, "HU"; onları haşreder! Muhakkak ki O, Hakiym'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Ve şüphesiz senin Rabbin, O, onları haşredecektir. Gerçekten O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz hepsini de haşredecek (kıyâmette toplayacak) olan Rabbindir; çünkü O, hikmet sahibidir; her şeyi hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Efendin, onları toplayacaktır. Kuşkusuz, O, Bilgelik ve Adaletle Yönetendir; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz,Rabbin onları toplayacaktır. Çünkü O, işini yerli yerince yapan, her şeyi bilendir.

    Edip Yüksel

    Onları, senin Efendin toplayacak. O Bilgedir, Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları, senin Rabbin toplayacak. O Bilgedir, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Muhakkak Rabbin onları hep toplayacaktır. Gerçekten O, hikmet sahibidir, herşeyi bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve hakıkat rabbın o, onları hep haşredecek, hakıkat o, hakimdir, alimdir

    Erhan Aktaş

    Rabb'in, bizzat onları haşreder. dipnot 1 Kuşkusuz O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap için bir araya toplar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'in, bizzat onları haşreder. dipnot 1 Kuşkusuz O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap için bir araya toplar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'in, bizzat onları haşreder. dipnot 1 Kuşkusuz O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap için toplar.

    Gültekin Onan

    Ve şüphesiz senin rabbin, O, onları haşredecektir. Gerçekten O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhe yok ki Rabb'in, (evet) O, onları (kabirlerinden kaldırıb) toplayacakdır. Hakıykat O, tam bir hüküm ve hikmet saahibidir, (her şey'i de) hakkıyle bilendir.

    İbni Kesir

    Şüphe yok ki Rabbın, onları toplayacaktır. Gerçekten O, Hakim'dir, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz yalnızca senin Rabbin onların hepsini bir araya toplayacak. Muhakkak O, hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.

    Süleyman Ateş

    Gerçekten onları toplayacak olan, Rabbindir. O hükümdardır, bilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Rabbin dipnot 1 onların hepsini kıyamet günü bir araya getirecektir. O bilir, doğru kararlar verir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahibin

    Şaban Britch

    Kesinlikle, Rabbin onları bir araya toplayacaktır. Çünkü O, hakimdir, alimdir.

    Şaban Piriş

    Kesinlikle, Rabbin onları bir araya toplayacaktır. Çünkü O, hakimdir, alimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kuşkusuz, Rabbindir, evet O'dur onları haşredecek olan. Hakimdir O, Alim'dir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.