İbrâhîm suresi · 1–8. ayetler

Karanlıklardan aydınlığa; Mûsâ ve şükür

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. İbrâhîm suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    İbrâhîm suresi, 1. ayet. الٓر كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ ٱلنَّاسَ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ

    Diyanet İşleri

    (1-2) Elif Lam Ra. Bu Kur'an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye layık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline.

    Mehmet Okuyan

    (1, 2) Elif. Lâm. Râ. dipnot 1 (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, dipnot 2 yani güçlü, övgüye layık, göklerdekiler ve yerdekiler kendisine ait olan Allah'ın yoluna dipnot 3 çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay hâllerine!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara 2:1, dipnot 1.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:257; Mâide 5:16; Ahzâb 33:43; Hadîd 57:9; Talâk 65:11.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:193; Yûnus 10:25; Yûsuf 12:108; Ra‘d 13:36; Nahl 16:125; Hacc 22:67; Kasas 28:87; Ahzâb 33:46; Fussilet 41:33; Cinn 72:20.

    Mustafa İslamoğlu

    Elif-Lam-Ra!Bu, insanlığı, Rablerinin arzusuyla karanlıklardan aydınlığa; tüm övgülerin muhatabı olan, O her işinde mükemmel olanın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir vahiydir.

    Muhammed Esed

    Elif Lam Ra. Bu, Rablerinin izniyle bütün insanlığı kopkoyu karanlıklardan aydınlığa, O yüceler yücesinin, O her övgüye layık olanın yoluna çıkarasın diye sana indirdiğimiz (bir vahiy,) bir ilahi kelamdır.

    Ahmed Hulusi

    Eliif, Laam, Ra. . . Sana inzal ettiğimiz (hakikat ve Sünnetullah) BİLGİ(si) (kitap), insanları, varlıklarını meydana getiren El Esma bileşimlerinin elvermesi halinde (Bi-izni Rabbihim), karanlıklardan (cehaletten) Nur'a (ilme) ve Aziyz (hükmü karşı konulmaz olarak yerine gelen) ve Hamiyd'in (sadece kendi kendini değerlendiren) yoluna çıkarman içindir.

    Ali Bulaç

    Elif Lam Ra. Bu bir Kitap'tır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Elif. Lâm. Râ. (Bu Kuran), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip (ve) övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.

    Ali Rıza Safa

    A. L. R. Efendilerinin izniyle, insanları, karanlıklardan aydınlığa, Üstün Olanın; Övgülere Yaraşanın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz Kitap'tır.

    Bayraktar Bayraklı

    Elif, lam, ra. Bu, Rabblerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip ve övgüye layık olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.

    Edip Yüksel

    A1 L30 R200. Bir kitaptır. Onu sana indirdik ki, halkı Efendi'lerinin izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarasın, O Güçlü ve Övgüye layık olanın yoluna... dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu başlangıç harfleri, 1974 yılında Kuran'ın matematiksel kodu keşfedilinceye kadar bir gizem olarak kaldı. * Bak 2:1; 74:30.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    A.L.R. Bir kitaptır. Onu sana indirdik ki, halkı Rab'lerinin izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarasın, O Güçlü ve Övgüye layık olanın yoluna. . .

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elif Lam Ra. Bir kitap sana indirdik ki, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan nura çıkarasın; doğruca o yüce ve övülmeye layık olanın yoluna ki, bütün izzet ve hamd O'nundur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elif Lam Ra. Bir kitab ki sana indirdik, insanları Rablarının iznile zulmetlerden nura çıkarasın diye: doğru o aziz hamidin yoluna ki bütün izzet-ü hamd onun

    Erhan Aktaş

    Elif, Lam, Ra. Bu; insanları, Rabb'lerinin izni dipnot 1 ile karanlıklardan aydınlığa çıkarman; onları Mutlak Üstün Olan'ın, Övgüye Değer Yegane Varlık Olan'ın yoluna iletmen için sana indirdiğimiz bir Kitap'tır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah'ın izni ile" terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallarının belirleyici olması, Allah'ın bilgisi ve onayı anlamlarına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Elif, Lam, Ra. Bu; insanları, Rabb'lerinin izni dipnot 1 ile karanlıklardan aydınlığa çıkarman; onları Mutlak Üstün Olan'ın, Övgüye Değer Yegane Varlık Olan'ın yoluna iletmen için sana indirdiğimiz bir Kitap'tır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre, " Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği anlamlarına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Elif, Lam, Ra. Bu; insanları, Rabb'lerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa çıkarman; onları Mutlak Üstün Olan'ın Övgüye Değer Yegane Varlık Olan'ın yoluna iletmen için sana indirdiğimiz bir Kitap'tır.

    Gültekin Onan

    Elif Lam Ra. Bu bir Kitap'tır ki, rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik.

    Hasan Basri Çantay

    Elif, lam, raa. Bu bir kitabdır ki (bütün) insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan aydınlığa, o yegane gaalib, hamde layık olan (Allah) ın yoluna çıkarman için onu sana indirdik.

    İbni Kesir

    Elif, Lam, Ra. Bu, insanları Rabblarının izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarman için onu sana indirdiğimiz bir kitaptır. Aziz ve Hamid'in dosdoğru yoluna.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Elif Lâm Râ, Kitabı, O’nu sana, insanları karanlıktan aydınlığa, Rabbinin izni ile saygıdeğer ve övülenin yoluna çıkarman için indirdik. Allah öyledir ki göklerde ve yerde ne varsa onundur , kafirlere şiddetli azaptan ötürü yazıklar olsun , öyle kimselerdirler ki Ahirete karşı dünya hayatını severler ve Allah yolundan alıkoyarlar, eğrilmesini isterler, işte onlar uzak bir sapma içindedirler. Biz Resulleri, onlara ifade edebilmeleri için sadece kendi kavimlerinin lisanlarıyla gönderdik, Allah’ın dilediği kişiyi saptırır, dilediği kişiyi yola iletir, O saygıdeğerdir, hâkimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Elif, Lâm, Râ. dipnot 1 Bu, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarmak için sana indirdiğimiz bir kitaptır.

    Rowwad Tercüme Merkezi — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

    Süleyman Ateş

    Elif lam ra. (Bu,) Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarıp o güçlü ve övgüye layık olan(Allah)ın yoluna iletmen için sana indirdiğimiz Kitaptır.

    Süleymaniye Vakfı

    Elif-Lam-Ra dipnot 1 ! Bu, insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarman için indirdiğimiz bir kitaptır dipnot 2 . Daima üstün olan ve her şeyi mükemmel yapanın yoluna...

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    ELİF! LAM! RA! Bu, insanları Rablerinin dipnot 1 izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarman için indirilmiş bir kitaptır. Daima üstün olanın ve her şeyi güzel yapanın yoluna.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahiplerinin

    Şaban Britch

    Elif, Lâm Râ! Bu, insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan aydınlığa, Aziz ve Hamîd olanın dosdoğru yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz kitaptır.

    Şaban Piriş

    Elif Lam Ra. Bu, insanları Rabb'lerinin izniyle karanlıklardan aydınlığa, Aziz ve Hamid olanın dosdoğru yoluna çıkarman için, sana indirdiğimiz Kitaptır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Elif, Lam, Ra. Bir kitaptır bu. Ki indirdik sana, çıkarasın diye insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan nura; Hamid, Aziz olanın yoluna...

  2. İbrâhîm suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    İbrâhîm suresi, 2. ayet. ٱللَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَوَيْلٌ لِّلْكَٰفِرِينَ مِنْ عَذَابٍ شَدِيدٍ

    Diyanet İşleri

    (1-2) Elif Lam Ra. Bu Kur'an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye layık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline.

    Mehmet Okuyan

    (1, 2) Elif. Lâm. Râ. dipnot 1 (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, dipnot 2 yani güçlü, övgüye layık, göklerdekiler ve yerdekiler kendisine ait olan Allah'ın yoluna dipnot 3 çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay hâllerine!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara 2:1, dipnot 1.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:257; Mâide 5:16; Ahzâb 33:43; Hadîd 57:9; Talâk 65:11.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:193; Yûnus 10:25; Yûsuf 12:108; Ra‘d 13:36; Nahl 16:125; Hacc 22:67; Kasas 28:87; Ahzâb 33:46; Fussilet 41:33; Cinn 72:20.

    Mustafa İslamoğlu

    O Allah ki, göklerde ve yerde olan her şey kendisine aittir. (Kendilerini bekleyen) şiddetli cezadan dolayı vay o kafirlerin haline!

    Muhammed Esed

    O Allah(ın yoluna) ki, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'nundur. Kendilerini bekleyen o çok zorlu azaptan ötürü, hakkı inkar edenlerin vay haline!

    Ahmed Hulusi

    (Aziyz ve Hamiyd olan O) Allah ki, semalar ve arzda ne varsa O'nun içindir (El Esma ül Hüsna'sıyla işaret edilen özelliklerinin seyri için). . . O hakikat bilgisini inkar edenlere yazıklar olsun, kendilerini bekleyen şiddetli azap dolayısıyla!

    Ali Bulaç

    O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Şiddetli azab dolayısıyla vay inkar edenlere.

    Ali Özek ve heyeti

    O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay haline!

    Ali Rıza Safa

    Öyle Allah'tır ki, göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, O'nun malıdır. Yaman bir cezadan dolayı, nankörlük edenlerin; artık, vay başlarına gelene!

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi kendisinin olan Allah'ın yoluna. Şiddetli azaptan dolayı kafirlerin vay haline!

    Edip Yüksel

    Yani ALLAH'ın. O ki göklerde ve yerde bulunanların hepsine sahiptir. Hak ettikleri çetin azaptan dolayı vay kafirlerin haline.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yani ALLAH'ın. O ki göklerde ve yerde bulunanların hepsine sahiptir. Hakkettikleri çetin azaptan dolayı vay kafirlerin haline.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O Allah' in (yoluna) ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur; şiddetli bir azaptan dolayı vay kafirlerin haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O Allahın ki Göklerde ne var, Yerde ne varsa hep onun, şiddetli bir azabdan da veyl kafirlere

    Erhan Aktaş

    Allah ki; göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. Görecekleri şiddetli azaptan dolayı, Kafirlerin dipnot 1 vay haline!

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O Allah ki; göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. Görecekleri şiddetli azaptan dolayı, Kafirlerin dipnot 1 vay haline!

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O Allah ki; göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. Görecekleri şiddetli azaptan dolayı, gerçeği yalanlayan nankörlerin vay haline!

    Gültekin Onan

    O Tanrı ki göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Şiddetli azab dolayısıyla vay kafirlere.

    Hasan Basri Çantay

    O (yegane gaalib, hamde layık) Allah ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep onundur. (Uğrayacakları) çetin azabdan dolayı vay kafirlere (kafirlerin başına geleceklere)!..

    İbni Kesir

    O Allah ki; göklerde ve yerde olanlar O'nundur. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlere.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Elif Lâm Râ, Kitabı, O’nu sana, insanları karanlıktan aydınlığa, Rabbinin izni ile saygıdeğer ve övülenin yoluna çıkarman için indirdik. Allah öyledir ki göklerde ve yerde ne varsa onundur , kafirlere şiddetli azaptan ötürü yazıklar olsun , öyle kimselerdirler ki Ahirete karşı dünya hayatını severler ve Allah yolundan alıkoyarlar, eğrilmesini isterler, işte onlar uzak bir sapma içindedirler. Biz Resulleri, onlara ifade edebilmeleri için sadece kendi kavimlerinin lisanlarıyla gönderdik, Allah’ın dilediği kişiyi saptırır, dilediği kişiyi yola iletir, O saygıdeğerdir, hâkimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Uğrayacakları şiddetli azaptan dolayı vay o kâfirlerin haline!

    Süleyman Ateş

    O Allah ki, göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. Çetin azabdan dolayı vay şu kafirlerin haline!

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde ne var ve yerde ne varsa kendisine ait olan dipnot 1 Allah'ın yoluna… Çetin dipnot 2 bir azaptan dolayı kafirlerin vay haline dipnot 3 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Çetin, ayetteki (شديد) şedid'in karşılığıdır. Şedid, 'güçlü bağla bağlı' anlamındadır. Allah, vereceği cezayı, kulunun suçuna bağlamıştır (En'am 6/160).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın yoluna çıkarman için. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi onundur. Kafirlerin, dipnot 1 suçlarıyla bağlantılı azaptan çekecekleri var.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göklerde ve yerdeki herşeyin sahibinin Allah olduğu gerçeğini ve Kitabı görmezlikten gelen ve gizleyenlerin

    Şaban Britch

    O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Uğrayacakları şiddetli azaptan dolayı vay kâfirlere!

    Şaban Piriş

    Göklerde ve yerde olanların sahibi Allah'tır. Uğrayacakları şiddetli azabdan dolayı vay kafirlere!

    Yaşar Nuri Öztürk

    O Allah'a ki yalnız O'nundur göklerdekiler ve yerdekiler. Hüsran haberi şiddetli bir azaptan, o küfre batmışlara...

  3. İbrâhîm suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    İbrâhîm suresi, 3. ayet. ٱلَّذِينَ يَسْتَحِبُّونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا عَلَى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ضَلَٰلٍۭ بَعِيدٍ

    Diyanet İşleri

    Dünya hayatını ahirete tercih edenler, (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya, işte onlar derin bir sapıklık içindedirler.

    Mehmet Okuyan

    Onlar dünya hayatını ahirete tercih eder; dipnot 1 Allah yolundan alıkoyar ve o (yol)un eğriliğini isterler. İşte onlar uzak bir sapkınlık içindedir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tevbe 9:23; Nahl 16:107; Fussilet 41:17.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar ki, sevgilerini dünya hayatına hasrederek onu ahirete tercih ederler; başkalarını da Allah yolundan çevirirler; dahası o (yolu) çapraşık ve dolambaçlı göstermeye çabalarlar. İşte onlar derin bir sapıklığa gömülmüşlerdir.

    Muhammed Esed

    Onlar ki, dünya hayatını biricik sevgi nesnesi olarak seçip onu ahiret (düşüncesine bütünüyle) yeğ tutarlar; ve başkalarını Allah'ın yolundan çevirip onu eğri ve dolambaçlı göstermeye çalışırlar. İşte çok derin, onulmaz bir sapıklık içinde olan, böyleleridir.

    Ahmed Hulusi

    Onlar (hakikat bilgisini inkar edenler) ki, (sınırlı) dünya hayatını sonsuz geleceğe tercih ederler ve Allah yolundan alıkoyup, o yolun sapmasını isterler. . . İşte onlar dönüşü zor bir sapkınlık içindedirler.

    Ali Bulaç

    Onlar, dünya hayatını ahirete tercih ederler. Allah'ın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler (veya onda çarpıklık ararlar). İşte onlar, uzak bir sapıklık içindedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar dünya hayatını ahirete tercih ederler, Allah yolundan alıkoyarlar ve onun eğriliğini isterler. Bunlar, (haktan) çok uzak bir sapıklık içindedirler.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, dünya yaşamını, sonsuz yaşama yeğlerler. Üstelik Allah'ın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler. Derin bir sapkınlık içinde olanlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    O kafirler, dünya hayatını ahirete tercih ederler, Allah yolundan alıkoyarlar ve onun yolunu eğri göstermek isterler. İşte onlar uzak bir sapıklık içindedirler.

    Edip Yüksel

    Onlar ki dünya hayatını ahirete yeğlerler, ALLAH'ın yolundan saptırırlar ve onu eğriltmek isterler. Bunlar, alabildiğine sapmışlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki dünya hayatını ahirete yeğlerler, ALLAH'ın yolundan saptırırlar ve onu eğriltmek isterler. Bunlar, alabildiğine sapmışlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki dünya hayatını sevip ahirete tercih ederler; Allah' ın yolundan çevirirler ve onun eğrilmesini isterler. İşte bunlar çok uzak bir sapıklık içindedirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki Dünya hayatı sever, Ahırete tercih ederler de Allah yolundan çevirirler ve onun eğrilmesini isterler, işte bunlar çok uzak bir dalal içindedirler

    Erhan Aktaş

    Onlar, dünya hayatını ahiret hayatına tercih ederler. Allah'ın yolundan alıkoyarlar ve onda eğrilik ararlar. İşte onlar, derin bir sapkınlık içindedirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, dünya hayatını ahiret hayatına tercih ederler. Allah'ın yolundan alıkoyarlar ve onda eğrilik ararlar. İşte onlar, derin bir sapkınlık içindedirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, dünya hayatını ahiret hayatına tercih ederler. Allah'ın yolundan alıkoyarlar ve onda eğrilik ararlar. İşte onlar, derin bir sapkınlık içindedirler.

    Gültekin Onan

    Onlar, dünya hayatını ahirete tercih ederler. Tanrı'nın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler (veya onda çarpıklık ararlar). İşte onlar, uzak bir sapıklık içindedirler.

    Hasan Basri Çantay

    Ki onlar dünya hayaatını ahiretden üstün (tutub) sevenler, (insanları ve birbirini) Allahın yolundan alıkoyanlar, onu (o yolu) eğriliğe çevirmek isteyenlerdir. İşte onlar (hakdan) uzak bir sapıklık içindedirler.

    İbni Kesir

    Onlar ki; dünya hayatını ahiret tercih ederler. Allah yolundan alıkoyarlar ve onda eğrilik ararlar. İşte onlar, derin bir sapıklık içindedirler.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Elif Lâm Râ, Kitabı, O’nu sana, insanları karanlıktan aydınlığa, Rabbinin izni ile saygıdeğer ve övülenin yoluna çıkarman için indirdik. Allah öyledir ki göklerde ve yerde ne varsa onundur , kafirlere şiddetli azaptan ötürü yazıklar olsun , öyle kimselerdirler ki Ahirete karşı dünya hayatını severler ve Allah yolundan alıkoyarlar, eğrilmesini isterler, işte onlar uzak bir sapma içindedirler. Biz Resulleri, onlara ifade edebilmeleri için sadece kendi kavimlerinin lisanlarıyla gönderdik, Allah’ın dilediği kişiyi saptırır, dilediği kişiyi yola iletir, O saygıdeğerdir, hâkimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, o kimselerdir ki, dünya hayatını ahiret üzerine tercih edip severler; Allah yolundan alıkoyarlar ve onun eğriliğini isterler. İşte bunlar, hakdan çok uzak bir sapıklık içindedirler.

    Süleyman Ateş

    Ki onlar, dünya hayatını ahirete tercih ederler, Allah'ın yoluna engel olur ve onun eğrilmesini isterler. İşte onlar,derin bir sapıklık içindedirler.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, dünya hayatını sevip Ahirete tercih eden dipnot 1 , (insanları) Allah'ın yolundan engelleyen ve o yolda bir eğrilik dipnot 2 olmasını isteyen kimselerdir. Onlar derin bir sapkınlık içindedirler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      İvec (عوج), çok dikkat etmedikçe anlaşılamayacak eğriliktir (Müfredat). Allah'ın yolunda böyle bir eğrilik isteyenler, yaptıkları yanlışlar kolaylıkla anlaşılmasın diye doğruya çok yakın görünecek çarpıtmalar yaparlar. Ayette sözü edilen kişilerin en çok istediği budur. Bu sebeple en tehlikeli yanlış, doğruya en çok benzeyendir (Al-i İmran 3/99, A'raf 7/44-45, 86, Hud 11/18-19)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, dünya hayatını Âhiretten çok seven, çarpıtma yaparak Allah'ın yolundan uzaklaşma/uzaklaştırma peşinde olan kimselerdir. Onlar derin bir sapkınlık içindedirler.

    Şaban Britch

    Onlar dünya hayatını ahirete tercih ederler. Allah’ın yolundan alıkoyup, onun eğri büğrü olmasını isterler. İşte onlar (haktan) uzak bir sapıklık içindedirler.

    Şaban Piriş

    Onlar dünya hayatını ahiretten daha çok severler, Allah'ın yolundan alıkoyup, onun eğri büğrü olmasını isterler. İşte onlar derin bir sapıklık içindedirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar ki sefil ve iğreti hayatı ahirete tercih ederler ve Allah yolundan alıkoyup o yolu eğri büğrü yapmayı isterler. İşte bunlar, dönüşü olmayan bir sapıklık içindedirler.

  4. İbrâhîm suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    İbrâhîm suresi, 4. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا بِلِسَانِ قَوْمِهِۦ لِيُبَيِّنَ لَهُمْ فَيُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Diyanet İşleri

    Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah'ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    (Allah'ın emirlerini) onlara açıklasın diye her elçiyi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. dipnot 1 Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır, dileyeni (layık gördüğünü) de doğru yola ulaştırır. dipnot 2 O güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümlede Yüce Allah'ın peygamber görevlendirmedeki sistemine dikkat çekilmekte, her peygamberin yalnızca kendi kavminin diliyle görevlendirildiği ifade edilmektedir. Bu ayette dillerin birbirinden üstün olmadığına, vahyin ilk muhataplarının dilinin tercih edildiğine dikkat çekilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: "Allah dilediğini (layık olanı) saptırır, dilediğini (layık olanı) ise doğru yola ulaştırır."; "Allah (azabı tercih edip) dileyeni (layık gördüğünü) saptırır, (bağışlanmayı) dileyeni (layık gördüğünü) ise doğru yola ulaştırır." Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Al-i İmrân 3:129; Mâide 5:18, 40; Ra‘d 13:27; Nahl 16:93; Hacc 22:16; ‘Ankebût 29:21; Fâtır 35:8; Fetih 48:14; Müddessir 74:31.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz her peygamberi yalnızca kendi kavminin diliyle gönderdik ki, mesajı onlara açık ve net olarak iletsin. Bundan sonradır ki Allah isteyenin sapmasını dileyecek, isteyeni ise doğru yola yöneltecektir: Zira her işinde mükemmel olan, hükmünde tam isabet kaydeden O'dur.

    Muhammed Esed

    Biz her elçiyi, mutlaka kendi halkının diliyle (vahyedilmiş bir mesajla) gönderdik ki, (hakkı) onlara açık (ve dolaysız) bir biçimde ulaştırabilsin; artık bundan sonra Allah (sapmayı) dileyeni sapıklık içinde bırakır, (doğru yolu tutmayı) dileyeni de doğru yola yöneltir, çünkü doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen en yüce iktidar sahibi O'dur.

    Ahmed Hulusi

    Biz her Rasulü kendi toplumunun lisanı ile irsal ettik ki, onlara en anlaşılır şekilde açıklasın. . . (Artık) Allah dilediğini saptırır ve dilediğine de hidayet eder. . . O, Aziyz'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Biz hiç bir elçiyi, kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki, onlara apaçık anlatsın. Böylece Allah, dilediğini şaşırtıp saptırır, dilediğini hidayete erdirir. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Allah'ın emirlerini) onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Artık Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Onlara iyice açıklaması için, her elçiyi, kendi toplumunun diliyle gönderdik. Böylece, Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin dili ile gönderdik. Artık Allah dileyeni saptırır, dileyeni de doğru yola iletir. Çünkü O, güçlüdür; hikmet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Biz her elçiyi ancak halkının diliyle göndeririz ki onlara bildirebilsin. ALLAH dileyeni/dilediğini saptırır, dileyeni/dilediğini de doğruya ulaştırır. O, Güçlüdür, Bilgedir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Cengiz Özakıncı tarafından yazılan "Dil ve Din" adlı kitap bu ayetin bildirdiği gerçeği güzel ve ilginç örneklerle tartışmaktadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz her elçiyi ancak halkının diliyle göndeririz ki onlara bildirebilsin. ALLAH dileyeni/dilediğini saptırır, dileyeni/dilediğini de doğruya ulaştırır. O, Güçlüdür, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve biz her gönderdiğimiz peygamberi, ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara iyice açıklasın; sonra da Allah dilediğini sapıklık içinde bırakır, dilediğini de hidayete erdirir. Ve O, öyle herşeye galip, tam hüküm sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve biz her gönderdiğimiz Resulü ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki onlara iyi beyan etsin sonra da Allah dilediğini dalalette bırakır, dilediğini de hidayete irdirir, ve öyle aziz hakim o

    Erhan Aktaş

    Biz, mesajımızı anlaşılır olarak iletebilmesi için hiçbir Resulü kendi halkının dilinden başka bir dille göndermedik. Allah, artık hak eden kimseyi dipnot 1 saptırır, hak eden kimseyi dipnot 1 de doğru yola iletir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, dilediğini. "Dilediğini demek: Hak edeni demektir; Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Allah, "dilediğimi" demekle, "kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm," demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi" insanın "dilemesine", "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. Dilemek anlamına gelen "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir 10:108; 76:3).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, mesajımızı anlaşılır olarak iletebilmesi için hiçbir Resulü kendi halkının dilinden başka bir dille göndermedik. Allah, artık hak eden kimseyi dipnot 1 saptırır, hak eden kimseyi dipnot 1 de doğru yola iletir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, mesajımızı anlaşılır olarak iletebilmesi için hiçbir rasulü kendi halkının dilinden başka bir dille göndermedik. Allah, artık dileyen kimseyi saptırır, dileyen kimseyi de hidayete iletir. dipnot 1 O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, doğru yola iletilmek isteyeni doğru yola iletir; sapkınlıkta kalmak isteyeni sapkınlıkta bırakır. Sapkınlığı gerektiren şeyler yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir. Hidayet ve dalalet konusu insanın dilemesiyle ilişkilidir. Allah, bir kimseyi ne zorla hidayete erdirir ne de zorla dalalete iletir. İman ve inkar konusunda sorumluluk bütünüyle insana aittir.

    Gültekin Onan

    Biz hiç bir elçiyi kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki onlara apaçık anlatsın. Böylece Tanrı, dilediğini şaşırtıp saptırır, dilediğini hidayete erdirir. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Biz hiçbir peygamberi kendi kavminin dilinden başkasıyle göndermedik ki (emr olunduklarını) onlara apaçık anlatsın. Artık Allah kimi dilerse sapdırır, kimi de dilerse doğru yola götürür. O, (iradesinde) yegane (haakim ve) gaalibdir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Biz, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik ki; onlara, apaçık anlatsın. Bundan sonra Allah; dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Ve O; Aziz'dir, Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Elif Lâm Râ, Kitabı, O’nu sana, insanları karanlıktan aydınlığa, Rabbinin izni ile saygıdeğer ve övülenin yoluna çıkarman için indirdik. Allah öyledir ki göklerde ve yerde ne varsa onundur , kafirlere şiddetli azaptan ötürü yazıklar olsun , öyle kimselerdirler ki Ahirete karşı dünya hayatını severler ve Allah yolundan alıkoyarlar, eğrilmesini isterler, işte onlar uzak bir sapma içindedirler. Biz Resulleri, onlara ifade edebilmeleri için sadece kendi kavimlerinin lisanlarıyla gönderdik, Allah’ın dilediği kişiyi saptırır, dilediği kişiyi yola iletir, O saygıdeğerdir, hâkimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleyman Ateş

    Biz, her elçiyi kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara açıklasın. Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini yola iletir. O, azizdir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz, her elçiyi /Kitabı dipnot 1 ancak kendi halkının dili ile gönderdik ki (ayetleri) onlara açık açık göstersin. Bundan sonra Allah, (sapkınlığı) tercih edeni sapkın sayar, (doğru yolu) tercih edeni de yoluna kabul eder dipnot 2 . O, daima üstün ve bütün kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir. (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه) ifadelerinde asıl vurgu ayetleredir. Muhammed aleyhisselam öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, sadece Kur'an'dır (Al-i İmran 3/144).
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz, her resulü dipnot 1 kendi halkının dili ile gönderdik ki onlar için her şeyi ortaya koysun. Bundan sonra Allah, sapıklığı tercih edeni sapık sayar, hidayeti tercih edeni de yoluna kabul eder. Daima üstün ve bütün kararları doğru olan O'dur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul (رسول), "gönderilen" demektir. Bir bilgiyi iletmek için gönderilen elçiye resul dendiği gibi onunla gönderilen bilgiye de resul denir (Müfredat). Kur'an'daki resul kelimeleri ya elçi ya da Allah'ın Kitabı anlamındadır. Elçi ölümlü, Kitap kalıcıdır. Uhud savaşında Nebimiz'in öldüğüne dair haberlerin yayılması üzerine Allah Teala şöyle demiştir: "Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?" (Al-i İmran 3/144) Arap toplumuna, Arap dili ile gönderilen  resul, Kur'an olduğu için bu ayette kelimeye başka anlam verilemez. Ayet, Allah'ın kitabının, her topluma kendi dili ile ulaştırılması gerektiğini bildirmektedir.

    Şaban Britch

    Kendilerine açıklayıp, beyan etsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik. Allah dilediğini saptırır ve dilediğini de hidayet eder. O, Aziz'dir, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    Kendilerine apaçık anlatabilsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik. Allah dilediğini sapıklıkta bırakır ve dilediğini de doğru yola çıkarır; güçlü olan, Hakim olan O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, görevlendirdiğimiz her resulü ancak kendi toplumunun diliyle gönderdik ki, onlara açık seçik beyanda bulunsun. Bunun ardından, Allah dilediğini saptırır, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzlar. Aziz'dir, Hakim'dir O!

  5. İbrâhîm suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    İbrâhîm suresi, 5. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ أَنْ أَخْرِجْ قَوْمَكَ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَذَكِّرْهُم بِأَيَّىٰمِ ٱللَّهِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, Musa'yı da, "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat" diye ayetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki Musa'yı da "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın (geçmiş toplumların başına getirdiği felaket) günlerini hatırlat!" dipnot 1 diye delillerimizle göndermiştik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için dersler vardır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:140; Câsiye 45:14.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Lokmân 31:31; Sebe' 34:19; Şûrâ 42:33.

    Mustafa İslamoğlu

    Nitekim, Musa'yı da ayetlerimizle "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın (imtihan ve yardım) günlerini hatırlat" diye göndermiştik. Çünkü bunda sonuna kadar sabreden ve şükrünü eda etmek için var gücünü harcayan herkes için dersler vardır.

    Muhammed Esed

    Ve nitekim, Musa'ya ayetlerimizi gönderip kendisine: "Halkını kopkoyu karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın Günleri'ni hatırlat!" diye (emrettik). Çünkü bu (hatırlatmada), darlığa sonuna kadar göğüs germesini ve (Allah'a) yürekten şükretmesini bilen herkes için mutlaka çıkarılacak dersler vardır.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki biz Musa'yı: "Kavmini karanlıklardan Nur'a çıkar ve onlara Allah hükmünün fark edileceği gelecekteki sonsuz süreci hatırlat" diye mucizelerle irsal ettik. . . Muhakkak ki bunda çok sabreden ve çok şükreden herkes için elbette işaretler vardır.

    Ali Bulaç

    Andolsun Musa'yı: "Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah'ın günlerini hatırlat" diye ayetlerimizle göndermiştik. Şüphesiz bunda çokça sabreden ve şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki Musa’yı da: «Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş kavimlerin başına getirdiği felâket) günlerini hatırlat» diye mucizelerimizle gönderdik. Şüphesiz ki bunda çok sabırlı, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, Musa'yı da ayetlerimizle gönderdik: "Toplumunu, karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara, Allah'ın Günlerini hatırlat!" Aslında, işte bunda, çok dirençli olan, çok şükreden herkes için kesinlikle bir gösterge vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki biz, Musa'yı,"Toplumunu karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın günlerini hatırlatıp bellet!" diye ayetlerimizle gönderdik. Şu bir gerçek ki, bunda iyice sabreden, çokça şükreden herkes için nice deliller vardır.

    Edip Yüksel

    Musa'yı, "Halkını karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara ALLAH'ın günlerini hatırlat" diye mucizelerimizle gönderdik. Sabreden ve şükreden herkes için elbette bunda dersler vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Musa'yı, 'Halkını karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara ALLAH'ın günlerini hatırlat,' diye mucizelerimizle gönderdik. Sabreden ve şükreden herkes için elbette bunda dersler vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Musa'yı mucizelerimizle: "Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah günleri ile öğüt ver!" diye gönderdik. Şüphesiz ki, bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için birçok ibretler vardır

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için ayetlerimizle Musayı gönderdik ki: kavmini zulumattan nura çıkar ve onlara Allah günlerile öğüt ver diye, şüphesiz ki bunda çok ayetler vardır: çok sabırlı, çok şükredici her kimse için

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki; Musa'yı, "Halkını karanlıklardan aydınlığa çıkar, onlara Allah'ın günlerini dipnot 1 hatırlat." diye ayetlerimizle gönderdik. Kesinlikle bunda sabreden dipnot 2 ve şükreden dipnot 3 kimseler için nice ayetler dipnot 4 vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nimet ve musibet günlerini.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yılmadan, kararlılık gösteren.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kadir kıymet bilen, nankörlük yapmayan.
    4. metne dön, dipnot 4
      Göstergeler, kanıtlar, alınacak dersler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki; Musa'yı, "Halkını karanlıklardan aydınlığa çıkar, onlara Allah'ın günlerini dipnot 1 hatırlat." diye ayetlerimizle gönderdik. Kesinlikle bunda sabreden dipnot 2 ve şükreden dipnot 3 kimseler için nice ayetler dipnot 4 vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nimet ve musibet günlerini.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yılmadan, kararlılık gösteren.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kadir kıymet bilen, nankörlük yapmayan.
    4. metne dön, dipnot 4
      Göstergeler, kanıtlar, alınacak dersler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki; Musa'yı, "Toplumunu karanlıklardan aydınlığa çıkar, onlara Allah'ın günlerini dipnot 1 hatırlat." diye ayetlerimizle gönderdik. Kesinlikle bunda sabreden dipnot 2 ve şükreden dipnot 3 kimseler için nice ayetler dipnot 4 vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nimet ve musibet günlerini.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yılmadan, kararlılık gösteren.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kadir kıymet bilen, nankörlük yapmayan.
    4. metne dön, dipnot 4
      Göstergeler, kanıtlar, alınacak dersler.

    Gültekin Onan

    Andolsun Musa'yı: "Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Tanrı'nın günlerini hatırlat" diye ayetlerimizle göndermiştik. Şüphesiz bunda çokça sabreden ve şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun, biz Musayi — "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allahın günlerini hatırlat" diye — mucizelerimizle göndermişizdir ki şübhesiz bunda (belalara) çok sabır ve (ni'metlere) çok şükür eden herkes için (ibret verici) alametler vardır.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Biz, Musa'yı; kavmini karanlıklardan aydınlıklara çıkar ve onlara, Allah'ın günlerini hatırlat, diye gönderdik. Şüphesiz bunda, sabreden ve şükreden herkes için ayetler vardır.

    Mehmet Alagaş

    (5-18) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle kavmini karanlıktan aydınlığa çıkar ve günlerimizi onlara hatırlat diye ayetlerimizle gönderdik. Bunda da sabreden ve teşekkür eden herkes için göstergeler / ayetler vardır. Musa kavmine dedi ki Allah’ın üzerinizde ki nimetini hatırlayın, sizi firavun ailesinden kurtardı, size kötülük uyguluyorlardı, oğullarınızı boğazlıyorlardı, k adınlarınızı sağ bırakıyorlardı , bunda Rabbinizden sizin için , çok büyük bir imtihan/ bir bela vardı , Rabbiniz şöyle ilan etti, eğer ki teşekkür ederseniz, size artırırım, (nimetleri) lakin yok sayar / örtbas ederseniz azabım kesinlikle şiddetlidir. Musa dedi ki eğer siz ve yeryüzündeki herkes , kafir olsanız dahi , Allah yine de en zengin olandır, övülmeye en layık olandır, size, sizden öncekilerin haberleri, Nuh Kavminin Âd ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin -ki onları en iyi Allah bilir, bildirimleri gelmedi mi? Onlara Resullerimiz açıklamalarla geldiler, onlarda ellerini ağızlarına götürerek dediler ki, sizle bize gönderileni, biz görmezden geliyoruz / yok sayıyoruz, bizim de o bizi davet ettiğiniz şeye karşı içimizde kuşkumuz var, şüphe duyuyoruz, Resulleri onlara dediler ki, Allah hakkında semaları ve yeri yaratan hakkında, kuşkunuz mu var? O sizi günahlarınızdan bağışlanmaya davet ediyor ve sizi belli bir süreye kadar öteliyor, dediler ki siz de bizim gibi birer beşersiniz , bizi, babalarımızın ibadet ediyor olduklarından uzaklaştırmak mı istiyorsunuz? Bize bir apaçık delil / ispat getirin, Resuller onlara dediler ki evet, biz de siz gibi birer beşeriz ve lakin Allah, kullarından istediğine bu nimeti / risalet görevi nimetini ihsan eder, bizim, Allah’ın izni dışında bir delil oluşturup getirmemiz mümkün değildir, müminlerin tevekkülü Allah’adır / vekaletleri Allah’ın elindedir. Biz de (müminler gibi) neden Allah’a tevekkül etmeyelim ki? O , kesinlikle bizi yolumuza yönlendirmiştir , biz yaptığınız eziyetlere sabredeceğiz , tevekkül edecek olanlar da Allah’ı vekil tayin etsinler , kafirler, resullerine dediler ki sizi yerimizden çıkaracağız yahut milleti mize / dinimize geri dönersiniz dediler , Rableri de onlara zalimleri helak edeceğiz , arza da onların artlarından sizi yerleştireceğiz şeklinde vahyetti, işte bu, makamımdan ve vadimden korkan iç indir. Fetih talep ettiler (Biz de Resullerimize fethi verdik) Her bir inat çı zorba / cebbar / cebir kullanan mahvoldu , onun arkasından da cehennem gelecek, irin suyundan içirilecekler , onu yudumladıklarında onu kolaylıkla yutamayacaklar, onlara her bir mekândan ölüm gelecek fakat o, ölü olamayacak, onun da arkasından çök kaba bir azap gelecek. Kafirlerin amellerinin Rabbindeki örneği / misali, fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu kül gibidir , kazandıkları şeylerin hiçbirine kudret edemeyecekler / güç yetiremeyecekler / ellerinden uçup gidecek, işte bu uzak bir sapmadır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, Mûsâ’yı da, “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın günlerini hatırlatarak öğüt ver" diye ayetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz, Musa'yı da "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar, onlara Allah'ın günlerini (geçmiş milletlerin başlarına gelen olayları) hatırlat!" diye ayetlerimizle birlikte göndermiştik. Şüphesiz bunda sabreden, şükreden herkes için ayetler (ibret verici işaretler) vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa'yı ayetlerimizle göndermiş, "Halkını karanlıklardan aydınlığa çıkar dipnot 1 ve onları Allah'ın (toplumlara ödül veya ceza verdiği) günleri dipnot 2 hakkında bilgilendir!" demiştik. Şüphesiz bunda, her durumda sabreden /duruşunu bozmayan ve daima şükreden /görevlerini yerine getiren herkes için ayetler /göstergeler vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbrahim 14/1. Ayette de Kur'an'ın insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarma özelliğine dikkat çekilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen "günlerle" ilgili bazı bilgiler, bu ayetten sonraki ayetlerde verilmektedir. Allah böyle günleri kendisine inanıp güvenenleri bilmesi ve onlardan kimilerini şahit tutması için insanlar arasında döndürüp durur (Al-i İmran 3/140).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'yı ayetlerimizle göndermiş, "Halkını karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onları Allah'ın günleri dipnot 1 konusunda uyar" demiştik. İşte bu uyarının içinde sabreden ve görevlerini yerine getiren herkes için deliller vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz: Casiye 45/14

    Şaban Britch

    Musa’yı ayetlerimizle; "Toplumunu karanlıklardan aydınlığa çıkar ve Allah’ın (nimet verdiği) günlerini onlara hatırlat!" diye göndermiştik. Bunda, çok çok sabreden ve şükreden herkes için ayetler vardır.

    Şaban Piriş

    Musa'yı ayetlerimizle, -Toplumun karanlıklardan aydınlığa çıkar ve Allah'ın günlerini onlara hatırlat diye göndermiştik. Bunda, çok çok sabreden ve şükreden herkese belgeler vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, biz Musa'yı, "Toplumunu karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın günlerini hatırlatıp bellet!" diye ayetlerimizle gönderdik. Şu bir gerçek ki, bunda iyice sabreden, çokça şükreden herkes için sayısız ayetler vardır.

  6. İbrâhîm suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    İbrâhîm suresi, 6. ayet. وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ أَنجَىٰكُم مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ وَيُذَبِّحُونَ أَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Hani Musa kavmine, "Allah'ın size olan nimetini anın. Hani O sizi, Firavun ailesinden kurtarmıştı. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar, oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır" demişti.

    Mehmet Okuyan

    Hani Musa kavmine demişti ki: "Allah'ın üzerinizdeki nimet(ler)ini hatırlayın! Çünkü sizi işkencenin en kötüsüne sürmekte ve oğullarınızı kestirip, kadınlarınızı sağ bırakmakta olan Firavun ailesinden O kurtarmıştı." İşte bunda Rabbinizden büyük bir imtihan vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:49; A‘râf 7:127, 141; Kasas 28:4; Mü'min 40:25.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte o zamanlar Musa kavmine demişti ki: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani O sizi Firavun yönetiminin elinden kurtarmıştı? Onlar size işkencenin en bayağısını reva görüyorlar, oğullarınızı öldürdüp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bu yaşananlar, içerisinde Rabbinizden size gelen ağır bır sınavı barındırıyordu.

    Muhammed Esed

    Hani, Musa (da) halkına (bu doğrultuda): "Allah'ın size bahşettiği nimeti hatırlayın!" demişti, "O sizi Firavun yönetiminin elinden kurtarmıştı; (onlar ki) size dayanılmaz acılar çektiriyor; oğullarınızı boğazlayıp, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı: (eğer bilirseniz) size Rabbinizden büyük bir sınamaydı, bu.

    Ahmed Hulusi

    Hani Musa kavmine dedi ki: "Üzerinizdeki Allah nimetini hatırlayın. . . Hani (şunu da hatırlayın ki) sizi Firavun hanedanından kurtardı. . . Onlar azabın en kötüsünü size tattırıyorlardı; erkek çocuklarınızı boğazlıyorlar, kadınlarınızı diri bırakıyorlardı. . . İşte bunda size, Rabbiniz tarafından büyük bir bela vardı!"

    Ali Bulaç

    Hani Musa kavmine şöyle demişti: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani O sizi Firavun ailesinden kurtarmıştı, onlar sizi en dayanılmaz işkencelere uğratıyor, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir sınav vardır."

    Ali Özek ve heyeti

    Hani Musa kavmine demişti ki: «Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Çünkü O, sizi işkencenin en kötüsüne sürmekte ve oğullarınızı kesip, kadınlarınızı (kızlarınızı) bırakmakta olan Firavun ailesinden kurtardı. İşte bu size anlatılanlarda, Rabbinizden büyük bir imtihan vardır.»

    Ali Rıza Safa

    Musa, toplumuna, şöyle demişti: "Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Firavun ailesinden sizi kurtardığında, size dayanılmaz acılar çektiriyor; oğullarınızı öldürüp, kadınlarınızı da sağ bırakıyorlardı. İşte bunda, Efendinizden, sizin için büyük bir sınav vardı!" dipnot 181

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 181
      İsrailoğullarının erkek çocuklarının öldürülerek, kadınlarının sağ bırakılması, Tevrat, Mısır'dan Çıkış 16-22 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Firavun, ebelere, şöyle dedi: ‘İbrani kadınlarını doğurturken, çocuk erkek ise öldürün; kız ise dokunmayın!' Ama ebeler, Tanrı'dan korkan kimselerdi. Firavun'un buyruğuna uymayarak, erkek çocukları sağ bıraktılar. Firavun ,ebeleri çağırttı ve sordu: ‘Erkek çocukları neden sağ bıraktınız?' Dediler ki: ‘İbrani kadınlar, Mısırlı kadınlara benzemiyorlar, çok güçlüler; ebe gelmeden doğuruyorlar!' Halk çoğaldıkça çoğaldı. Bunun üzerine, Firavun, tüm halkına buyruk verdi: ‘Yeni doğan İbrani erkek çocukların tümü Nil'e atılacak; kızlar sağ bırakılacak!'"

    Bayraktar Bayraklı

    Musa, toplumuna şöyle demişti: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayınız! Hani, O sizi Firavun'un hanedanından, adamlarından kurtarmıştı. Onlar size azabın en kötüsüyle acı çektiriyorlar, erkek çocuklarınızı doğruyorlar, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı." İşte bunda sizin için Rabbinizden gelen çok büyük bir imtihan vardır.

    Edip Yüksel

    Hani, Musa halkına, "ALLAH'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Size işkencenin en kötüsünü uygulayan, oğullarınızı kesip kadınlarınızı utandıran Firavunun adamlarından sizi O kurtardı. Bu, Efendinizden sizin için büyük bir test idi" demişti. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bak 2:49

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hani, Musa halkına, 'ALLAH'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Size işkencenin en kötüsünü uygulayan, oğullarınızı kesip kadınlarınızı sağ bırakan Firavun'un adamlarından sizi O kurtardı. Bu, Rabbinizden sizin için büyük bir test idi,' demişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve o vakit Musa kavmine demişti ki: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın! Bir vakit sizi Firavun'nun adamlarından kurtardı ki, sizi işkencenin kötüsüne peyliyorlar ve oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı diri tutmak istiyorlardı. Ve bunda Rabbinizden size büyük bir imtihan vardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o vakıt Musa kavmine dedi ki: Allahın üzerindeki nı'metini anın: bir vakıt sizi Ali Firanvden kurtardı, sizi azabın kötüsüne peyliyorlardı ve oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı diri tutmak istiyorlardı ve bunda rabbınızdan size azim bir imtihan var

    Erhan Aktaş

    Hani! Musa halkına demişti ki: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani O, sizi; oğullarınızı boğazlayıp, kadınlarınızı sağ bırakarak azabın en kötüsü ile cezalandıran Firavunculardan kurtarmıştı. Bunda, Rabb'inizden çok büyük bir sınav vardı."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani! Musa halkına demişti ki: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani O, sizi; oğullarınızı boğazlayıp, kadınlarınızı sağ bırakarak azabın en kötüsü ile cezalandıran Firavunculardan kurtarmıştı. Bunda, Rabb'inizden çok büyük bir sınav vardı."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani! Musa halkına demişti ki: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani O, sizi; oğullarınızı boğazlayıp, kadınlarınızı sağ bırakarak azabın en kötüsü ile cezalandıran Firavun ve adamlarından kurtarmıştı. Bunda, Rabb'inizden çok büyük bir sınav vardı."

    Gültekin Onan

    Hani Musa kavmine şöyle demişti: "Tanrı'nın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani O sizi Firavun ailesinden kurtarmıştı, onlar sizi en dayanılmaz işkencelere uğratıyor, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için rabbinizden büyük bir sınav vardır."

    Hasan Basri Çantay

    Hani Musa, kavmine: "Allahın üzerinizdeki ni'metini hatırlayın. Çünkü O, sizi kötü azaba (işkenceye) sürmekde olan, oğullarınızı boğazlamıya, (yalınız) kadınlarınızı (kızlarınızı) diri bırakmaya devam eden Fir'avn ailesinden sizi kurtarmışdır ve bunda Rabbinizden büyük bir imtihan vardır" demişdi.

    İbni Kesir

    Hani Musa kavmine demişti ki: Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Çünkü o, sizi azabın kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı boğazlayan Firavun hanedanından kurtarmıştı. Bunda Rabbınızdan büyük bir imtihan vardır.

    Mehmet Alagaş

    (5-18) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle kavmini karanlıktan aydınlığa çıkar ve günlerimizi onlara hatırlat diye ayetlerimizle gönderdik. Bunda da sabreden ve teşekkür eden herkes için göstergeler / ayetler vardır. Musa kavmine dedi ki Allah’ın üzerinizde ki nimetini hatırlayın, sizi firavun ailesinden kurtardı, size kötülük uyguluyorlardı, oğullarınızı boğazlıyorlardı, k adınlarınızı sağ bırakıyorlardı , bunda Rabbinizden sizin için , çok büyük bir imtihan/ bir bela vardı , Rabbiniz şöyle ilan etti, eğer ki teşekkür ederseniz, size artırırım, (nimetleri) lakin yok sayar / örtbas ederseniz azabım kesinlikle şiddetlidir. Musa dedi ki eğer siz ve yeryüzündeki herkes , kafir olsanız dahi , Allah yine de en zengin olandır, övülmeye en layık olandır, size, sizden öncekilerin haberleri, Nuh Kavminin Âd ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin -ki onları en iyi Allah bilir, bildirimleri gelmedi mi? Onlara Resullerimiz açıklamalarla geldiler, onlarda ellerini ağızlarına götürerek dediler ki, sizle bize gönderileni, biz görmezden geliyoruz / yok sayıyoruz, bizim de o bizi davet ettiğiniz şeye karşı içimizde kuşkumuz var, şüphe duyuyoruz, Resulleri onlara dediler ki, Allah hakkında semaları ve yeri yaratan hakkında, kuşkunuz mu var? O sizi günahlarınızdan bağışlanmaya davet ediyor ve sizi belli bir süreye kadar öteliyor, dediler ki siz de bizim gibi birer beşersiniz , bizi, babalarımızın ibadet ediyor olduklarından uzaklaştırmak mı istiyorsunuz? Bize bir apaçık delil / ispat getirin, Resuller onlara dediler ki evet, biz de siz gibi birer beşeriz ve lakin Allah, kullarından istediğine bu nimeti / risalet görevi nimetini ihsan eder, bizim, Allah’ın izni dışında bir delil oluşturup getirmemiz mümkün değildir, müminlerin tevekkülü Allah’adır / vekaletleri Allah’ın elindedir. Biz de (müminler gibi) neden Allah’a tevekkül etmeyelim ki? O , kesinlikle bizi yolumuza yönlendirmiştir , biz yaptığınız eziyetlere sabredeceğiz , tevekkül edecek olanlar da Allah’ı vekil tayin etsinler , kafirler, resullerine dediler ki sizi yerimizden çıkaracağız yahut milleti mize / dinimize geri dönersiniz dediler , Rableri de onlara zalimleri helak edeceğiz , arza da onların artlarından sizi yerleştireceğiz şeklinde vahyetti, işte bu, makamımdan ve vadimden korkan iç indir. Fetih talep ettiler (Biz de Resullerimize fethi verdik) Her bir inat çı zorba / cebbar / cebir kullanan mahvoldu , onun arkasından da cehennem gelecek, irin suyundan içirilecekler , onu yudumladıklarında onu kolaylıkla yutamayacaklar, onlara her bir mekândan ölüm gelecek fakat o, ölü olamayacak, onun da arkasından çök kaba bir azap gelecek. Kafirlerin amellerinin Rabbindeki örneği / misali, fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu kül gibidir , kazandıkları şeylerin hiçbirine kudret edemeyecekler / güç yetiremeyecekler / ellerinden uçup gidecek, işte bu uzak bir sapmadır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani Mûsâ kavmine, “Allah’ın size olan nimetini anın. Hani o sizi, Firavun ailesinden kurtarmıştı. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar, oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır” demişti.

    Süleyman Ateş

    Musa, kavmine demişti ki: "Allah'ın üzerinizdeki ni'metini hatırlayın, O sizi Fir'avn soyundan kurtardı. Onlar sizi işkencenin en kötüsüne koşuyorlar, oğullarınızı kesiyorlar, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda Rabbinizden size büyük bir imtihan vardı."

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün Musa halkına şöyle demişti: "Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın dipnot 1 ; hani sizi Firavun hanedanından kurtarmıştı. Onlar size kötü bir azap vermek istiyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı ise sağ bırakıyorlardı. Bunda, Rabbinizin yıpratıcı büyük bir imtihanı vardı dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün Musa halkına şöyle demişti: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani sizi Firavun hanedanından kurtarmıştı. Onlar size en ağır cezayı araştırıyor, oğullarınızı kıtır kıtır doğruyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. O işin içinde, Rabbinizden sizi yıpratan büyük bir imtihan vardı."

    Şaban Britch

    Musa, kavmine şöyle dedi: Allah’ın size olan nimetlerini düşünün. Size kötüce işkence eden, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı öldüren Firavun Hanedanı'ndan sizi kurtardı. Bütün bunlarda Rabbinizden size büyük bir imtihan vardır.

    Şaban Piriş

    Musa, kavmine şöyle dedi: -Allah'ın size olan nimetlerini düşünün; size işkence eden, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden sizi kurtardı; bütün bunlarda Rabbinizden size büyük bir imtihan vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Musa'nın, kendi toplumuna şöyle dediği zamanı da hatırla: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın! Hatırlayın ki, sizi Firavun'un hanedanından kurtarmıştı. Onlar size azabın en kötüsüyle acı çektiriyorlar, erkek çocuklarınızı boğazlıyorlar, kadınlarınıza hayasızca davranıyorlar/kadınlarınızın rahimlerini yokluyorlar/kadınlarınızı hayata salıyorlardı. İşte bunda sizin için Rabbinizden gelen çok büyük bir deneme ve ıstırap vardır."

  7. İbrâhîm suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    İbrâhîm suresi, 7. ayet. وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِن شَكَرْتُمْ لَأَزِيدَنَّكُمْ وَلَئِن كَفَرْتُمْ إِنَّ عَذَابِى لَشَدِيدٌ

    Diyanet İşleri

    Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: "Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir."

    Mehmet Okuyan

    Hani Rabbiniz size "Şükrederseniz elbette size (nimetimi) artıracağım; nankörlük ederseniz şüphesiz ki azabım çok şiddetlidir!" dipnot 1 diye bildirmişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Neml 27:40; Rûm 30:44; Lokmân 31:12; Fâtır 35:39; Zümer 39:7.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani Rabbiniz size şunu duyurmuştu: "Eğer şükrederseniz size (olan nimetimi) artırırım, yok eğer nankörlük ederseniz iyi bilin ki mahrumiyetim pek şiddetli olacaktır."

    Muhammed Esed

    Ve (yine hatırlayın ki) Rabbiniz size (şöyle) bildirmişti: "(Bana) şükrederseniz, muhakkak ki size kat kat fazla veririm; yok, eğer nankörlük ederseniz, bilin ki Benim azabım gerçekten çok çetindir!"

    Ahmed Hulusi

    Ve hani (hatırlayın ki) Rabbiniz ilan etmişti: "Andolsun, şükrederseniz artıracağım. . . Şayet nankörlük ederseniz, muhakkak ki azabım kesinlikle şiddetlidir. "

    Ali Bulaç

    "Rabbiniz şöyle buyurmuştu: "Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size arttırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, benim azabım pek şiddetlidir."

    Ali Özek ve heyeti

    Hatırlayın ki Rabbiniz size: «Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir!» diye bildirmişti.

    Ali Rıza Safa

    Ve Efendiniz, şöyle duyurmuştu: "Şükrederseniz, kesinlikle size çoğaltırım. Nankörlük ederseniz, kuşkusuz, cezam da çok yamandır!" dipnot 182

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 182
      İsrailoğullarına, Allah'a şükretmelerinin bildirilmesi, Tevrat,
      Yeremya 33:11 — Eski Ahit, Yeremya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yeremya 33:10-11 (bu çeviride birlikte veriliyor)

      “RAB şöyle diyor: ‹Bu kent viran olmuş, insansız, hayvansız kalmış diyorsunuz. Ne var ki, terk edilmiş, insansız, hayvansız Yahuda kentlerinde, Yeruşalim sokaklarında sevinç ve neşe sesi, gelin…

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

      ayetinde, şöyle yazılıdır: "Rab, diyor ki: ‘Her Şeye Egemen olan Rabbe şükredin. Çünkü O, iyidir. Sevgisi sonsuza dek kalıcıdır. Çünkü ülkeyi eski varlığına ve bolluğa kavuşturacağım!'"

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbinizin size duyurduğu şu gerçeği de hatırlayınız: "Eğer şükrederseniz, ben de sizin için nimetimi mutlaka arttıracağım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz benim azabım çok çok şiddetlidir."

    Edip Yüksel

    Efendin, "Şükrederseniz size daha bol veririm, ama nankörlük ederseniz azabım çetindir" diye bildirmişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbin, 'Şükrederseniz size daha bol veririm, ama nankörlük ederseniz azabım çetindir,' diye bildirmişti

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve düşünün ki Rabbiniz şöyle buyurmuştu: "Andolsun ki, şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım ve eğer nankörlük ederseniz haberiniz olsun ki, azabım çok şiddetlidir!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve düşünün ki rabbınız şöyle i'lan buyurdu: Celalim hakkı için şükrederseniz elbette size artırırım, ve eğer nankörlük ederseniz haberiniz olsun ki azabım çok şiddetlidir

    Erhan Aktaş

    Hani Rabb'iniz: "Eğer şükrederseniz dipnot 1 mutlaka size nimetlerimi artırırım, eğer nankörlük ederseniz bilin ki azabım çok şiddetlidir!" diye bildirmişti.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şükür, "karşılık vermek" demektir. Şükür, "sözle ifade edilen bir şey değildir." Kim Allah'a şükretmek istiyorsa, Allah'ın kendisine verdiği her şeyin karşılığını vermelidir. Allah'ın verdiği nimetlerden ihtiyaç sahiplerini yararlandırmalıdır. Örneğin malın şükrü infaktır, Canın/hayatın şükrü Allah'a kulluk yapmaktır, aklın şükrü teslim olmaktır vb.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani Rabb'iniz: "Eğer şükrederseniz mutlaka size nimetlerimi artırırım, eğer nankörlük ederseniz bilin ki azabım çok şiddetlidir!" diye bildirmişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hatırlayın! Rabb'iniz: "Eğer şükrederseniz mutlaka size nimetlerimi artırırım, eğer nankörlük ederseniz bilin ki azabım çok şiddetlidir!" diye bildirmişti.

    Gültekin Onan

    Rabbiniz şöyle buyurmuştu: "Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size arttırırım ve andolsun, eğer küfrederseniz, şüphesiz, benim azabım pek şiddetlidir."

    Hasan Basri Çantay

    "Hatırlayın ki Rabbiniz (size) şunu bildirmişdi: — Andolsun, şükrederseniz elbette sizi (n nimetinizi) artırırım. Andolsun, nankörlük ederseniz hiç şübhesiz benim azabım cidden çetindir".

    İbni Kesir

    Hani Rabbınız: Şükrederseniz; andolsun ki, size artırırım, nankörlük ederseniz; bilin ki azabım çok şiddetlidir, diye bildirmişti.

    Mehmet Alagaş

    (5-18) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle kavmini karanlıktan aydınlığa çıkar ve günlerimizi onlara hatırlat diye ayetlerimizle gönderdik. Bunda da sabreden ve teşekkür eden herkes için göstergeler / ayetler vardır. Musa kavmine dedi ki Allah’ın üzerinizde ki nimetini hatırlayın, sizi firavun ailesinden kurtardı, size kötülük uyguluyorlardı, oğullarınızı boğazlıyorlardı, k adınlarınızı sağ bırakıyorlardı , bunda Rabbinizden sizin için , çok büyük bir imtihan/ bir bela vardı , Rabbiniz şöyle ilan etti, eğer ki teşekkür ederseniz, size artırırım, (nimetleri) lakin yok sayar / örtbas ederseniz azabım kesinlikle şiddetlidir. Musa dedi ki eğer siz ve yeryüzündeki herkes , kafir olsanız dahi , Allah yine de en zengin olandır, övülmeye en layık olandır, size, sizden öncekilerin haberleri, Nuh Kavminin Âd ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin -ki onları en iyi Allah bilir, bildirimleri gelmedi mi? Onlara Resullerimiz açıklamalarla geldiler, onlarda ellerini ağızlarına götürerek dediler ki, sizle bize gönderileni, biz görmezden geliyoruz / yok sayıyoruz, bizim de o bizi davet ettiğiniz şeye karşı içimizde kuşkumuz var, şüphe duyuyoruz, Resulleri onlara dediler ki, Allah hakkında semaları ve yeri yaratan hakkında, kuşkunuz mu var? O sizi günahlarınızdan bağışlanmaya davet ediyor ve sizi belli bir süreye kadar öteliyor, dediler ki siz de bizim gibi birer beşersiniz , bizi, babalarımızın ibadet ediyor olduklarından uzaklaştırmak mı istiyorsunuz? Bize bir apaçık delil / ispat getirin, Resuller onlara dediler ki evet, biz de siz gibi birer beşeriz ve lakin Allah, kullarından istediğine bu nimeti / risalet görevi nimetini ihsan eder, bizim, Allah’ın izni dışında bir delil oluşturup getirmemiz mümkün değildir, müminlerin tevekkülü Allah’adır / vekaletleri Allah’ın elindedir. Biz de (müminler gibi) neden Allah’a tevekkül etmeyelim ki? O , kesinlikle bizi yolumuza yönlendirmiştir , biz yaptığınız eziyetlere sabredeceğiz , tevekkül edecek olanlar da Allah’ı vekil tayin etsinler , kafirler, resullerine dediler ki sizi yerimizden çıkaracağız yahut milleti mize / dinimize geri dönersiniz dediler , Rableri de onlara zalimleri helak edeceğiz , arza da onların artlarından sizi yerleştireceğiz şeklinde vahyetti, işte bu, makamımdan ve vadimden korkan iç indir. Fetih talep ettiler (Biz de Resullerimize fethi verdik) Her bir inat çı zorba / cebbar / cebir kullanan mahvoldu , onun arkasından da cehennem gelecek, irin suyundan içirilecekler , onu yudumladıklarında onu kolaylıkla yutamayacaklar, onlara her bir mekândan ölüm gelecek fakat o, ölü olamayacak, onun da arkasından çök kaba bir azap gelecek. Kafirlerin amellerinin Rabbindeki örneği / misali, fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu kül gibidir , kazandıkları şeylerin hiçbirine kudret edemeyecekler / güç yetiremeyecekler / ellerinden uçup gidecek, işte bu uzak bir sapmadır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.''

    Süleyman Ateş

    Ve Rabbiniz size şöyle bildirmişti: "Andolsun şükrederseniz elbette size daha fazla veririm ve eğer nankörlük ederseniz azabım pek çetindir."

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün Rabbiniz şunu ilan etmişti: "Eğer şükrederseniz / görevlerinizi yerine getirirseniz size (olan ikramımı) kesinlikle artırırım. Ama eğer nankörlük ederseniz azabım elbette çetin olur dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunun somut örnekleri için bkz: Nahl 16/112, Sebe 34/15-17. Şükür ve nankörlük hakkında ayette söylenenler sadece Musa (as) ve kavmi için değil, her zaman ve herkes için geçerlidir (Bakara 2/152, Nisa 4/147, Neml 27/40, Lokman 31/12, Zümer 39/7).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinizin şunu duyurduğunu da hatırda tutun: "Eğer görevlerinizi yerine getirirseniz Ben de sizin için mutlaka artıracağım. Görmezlikten gelirseniz hiç kuşkusuz benim azabım şiddetlidir."

    Şaban Britch

    Rabbiniz: Şükrederseniz andolsun ki, size karşılığını artıracağım; nankörlük ederseniz bilin ki azabım pek çetindir, diye duyurmuştu.

    Şaban Piriş

    Rabbiniz: -Şükrederseniz and olsun ki, size karşılığını artıracağım; nankörlük ederseniz bilin ki azabım pek çetindir, diye duyurmuştu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbinizin şunu duyurduğunu da hatırda tutun: Eğer şükrederseniz, ben de sizin için mutlaka artıracağım. Ve eğer nankörlük ederseniz hiç kuşkusuz benim azabım çok çok şiddetlidir.

  8. İbrâhîm suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    İbrâhîm suresi, 8. ayet. وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِن تَكْفُرُوٓا۟ أَنتُمْ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا فَإِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِىٌّ حَمِيدٌ

    Diyanet İşleri

    Musa, şöyle dedi: "Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki, Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye layık olandır."

    Mehmet Okuyan

    Musa şöyle demişti: "Siz ve yeryüzünde olanların hepsi nankörlük etseniz bile, Allah (gerçek) zengindir, övgüye layıktır." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Lokmân 31:14; Zümer 39:7.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Musa dedi ki: "Siz ve yeryüzünde bulunan herkes topyekün nankörlük etseniz bile, şunu unutmayın ki Allah övgülerin tümü kendine mahsus olup kendi kendisine yeten yegane zattır.

    Muhammed Esed

    Ve Musa (şöyle) ekledi: "Siz ve (sizinle birlikte) yeryüzünde yaşayan başka kim varsa, hepiniz hakkı inkar etseniz dahi, (bilin ki) Allah, yine de her türlü övgüye layık ve mutlak anlamda Kendine yeterli (Biricik Tanrı)dır.

    Ahmed Hulusi

    Musa dedi ki: "Şayet siz ve tüm arzdakiler küfür (hakikati inkar, nankörlük) etseniz, (iyi bilin ki) Allah elbette Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir. "

    Ali Bulaç

    Musa demişti ki: "Eğer siz ve yeryüzündekilerin tümü inkar edecek olsanız bile şüphesiz Allah hiç bir şeye muhtaç değildir, övülmüştür."

    Ali Özek ve heyeti

    Musa dedi ki: «Eğer siz ve yeryüzünde olanların hepsi nankörlük etseniz, bilin ki Allah her şeyden müstağni (gerçekten zengin) dir, hamdedilmeye lâyıktır.»

    Ali Rıza Safa

    Musa, dedi ki: "Siz ve yeryüzünde bulunanların tümü nankörlük etseniz bile, kuşkusuz, Allah, Sınırsız Varlıklıdır; Övgülere Yaraşandır!"

    Bayraktar Bayraklı

    Musa şöyle demişti: "Siz ve yeryüzünde bulunanların tümü inkar etseniz, hiç şüphesiz Allah mutlak zengindir; övülmeye layıktır."

    Edip Yüksel

    Musa: "Yeryüzünde bulunan herkesle birlikte nankörlük etseniz, bilesiniz ki ALLAH muhtaç değildir, övgüye layıktır" demişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Musa: 'Yeryüzünde bulunan herkesle birlikte nankörlük etseniz, bilesiniz ki ALLAH muhtaç değildir, övgüye layıktır,' demişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa dedi ki: "Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz, şu bir gerçek ki, Allah hepinizden müstağni ve zatında övgüye layıktır."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz ve bütün Arzda bulunanın cemiisi küfran etseniz şu muhakkak ki Allah hepinizden müstağni ve zatında hamid bir ganidir

    Erhan Aktaş

    Musa dedi ki: "Eğer siz ve yeryüzünde bulunanların tamamı nankörlük etseniz bile, iyi bilin ki Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Musa dedi ki: "Eğer siz ve yeryüzünde bulunanların tamamı nankörlük etseniz bile, iyi bilin ki Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Musa dedi ki: "Eğer siz ve yeryüzünde bulunanların tamamı nankörlük etseniz bile, iyi bilin ki Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

    Gültekin Onan

    Musa demişti ki: "Eğer siz ve yeryüzündekilerin tümü küfretse bile şüphesiz Tanrı hiç bir şeye muhtaç değildir, övülmüştür."

    Hasan Basri Çantay

    Musa: "Siz de, yer yüzünde bulunanların hepsi de nankörlük etseniz yine şeksiz şübhesiz Allah (her şeyden) müstağnidir, hakkıyle hamde ancak O layıkdır" demişdi.

    İbni Kesir

    Musa: Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz; muhakkak ki Allah, müstağni ve hamde layık olandır, demişti.

    Mehmet Alagaş

    (5-18) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle kavmini karanlıktan aydınlığa çıkar ve günlerimizi onlara hatırlat diye ayetlerimizle gönderdik. Bunda da sabreden ve teşekkür eden herkes için göstergeler / ayetler vardır. Musa kavmine dedi ki Allah’ın üzerinizde ki nimetini hatırlayın, sizi firavun ailesinden kurtardı, size kötülük uyguluyorlardı, oğullarınızı boğazlıyorlardı, k adınlarınızı sağ bırakıyorlardı , bunda Rabbinizden sizin için , çok büyük bir imtihan/ bir bela vardı , Rabbiniz şöyle ilan etti, eğer ki teşekkür ederseniz, size artırırım, (nimetleri) lakin yok sayar / örtbas ederseniz azabım kesinlikle şiddetlidir. Musa dedi ki eğer siz ve yeryüzündeki herkes , kafir olsanız dahi , Allah yine de en zengin olandır, övülmeye en layık olandır, size, sizden öncekilerin haberleri, Nuh Kavminin Âd ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin -ki onları en iyi Allah bilir, bildirimleri gelmedi mi? Onlara Resullerimiz açıklamalarla geldiler, onlarda ellerini ağızlarına götürerek dediler ki, sizle bize gönderileni, biz görmezden geliyoruz / yok sayıyoruz, bizim de o bizi davet ettiğiniz şeye karşı içimizde kuşkumuz var, şüphe duyuyoruz, Resulleri onlara dediler ki, Allah hakkında semaları ve yeri yaratan hakkında, kuşkunuz mu var? O sizi günahlarınızdan bağışlanmaya davet ediyor ve sizi belli bir süreye kadar öteliyor, dediler ki siz de bizim gibi birer beşersiniz , bizi, babalarımızın ibadet ediyor olduklarından uzaklaştırmak mı istiyorsunuz? Bize bir apaçık delil / ispat getirin, Resuller onlara dediler ki evet, biz de siz gibi birer beşeriz ve lakin Allah, kullarından istediğine bu nimeti / risalet görevi nimetini ihsan eder, bizim, Allah’ın izni dışında bir delil oluşturup getirmemiz mümkün değildir, müminlerin tevekkülü Allah’adır / vekaletleri Allah’ın elindedir. Biz de (müminler gibi) neden Allah’a tevekkül etmeyelim ki? O , kesinlikle bizi yolumuza yönlendirmiştir , biz yaptığınız eziyetlere sabredeceğiz , tevekkül edecek olanlar da Allah’ı vekil tayin etsinler , kafirler, resullerine dediler ki sizi yerimizden çıkaracağız yahut milleti mize / dinimize geri dönersiniz dediler , Rableri de onlara zalimleri helak edeceğiz , arza da onların artlarından sizi yerleştireceğiz şeklinde vahyetti, işte bu, makamımdan ve vadimden korkan iç indir. Fetih talep ettiler (Biz de Resullerimize fethi verdik) Her bir inat çı zorba / cebbar / cebir kullanan mahvoldu , onun arkasından da cehennem gelecek, irin suyundan içirilecekler , onu yudumladıklarında onu kolaylıkla yutamayacaklar, onlara her bir mekândan ölüm gelecek fakat o, ölü olamayacak, onun da arkasından çök kaba bir azap gelecek. Kafirlerin amellerinin Rabbindeki örneği / misali, fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu kül gibidir , kazandıkları şeylerin hiçbirine kudret edemeyecekler / güç yetiremeyecekler / ellerinden uçup gidecek, işte bu uzak bir sapmadır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mûsâ, şöyle dedi: "Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki, Allah çok zengindir, övgüye lâyık olandır."

    Süleyman Ateş

    Ve Musa dedi ki: "Siz ve yeryüzünde bulunanlar hep nankörlük etseniz, iyi bilin ki Allah zengindir, övülmüştür (sizin şükrünüze muhtaç değildir)".

    Süleymaniye Vakfı

    Musa dedi ki: "Siz ve yeryüzündeki herkes nankörlük etseniz bile (bilin ki) Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, yaptığını da mükemmel yapar dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa dedi ki "Siz ve yeryüzündeki herkes ayetleri görmezlikten gelse de bilin ki Allah'ın kimseye ihtiyacı yoktur ve ne yaparsa güzel yapar."

    Şaban Britch

    Musa: Siz ve yeryüzünde olanlar, hepiniz kâfir olsanız Allah yine de zengin ve hamd edilmeye layık olandır, demişti.

    Şaban Piriş

    Musa: -Siz ve yeryüzünde olanlar, hepiniz nankörlük etseniz, Allah yine de zengin ve övülmeğe layık olandır, demişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle demişti Musa: "Siz de yeryüzünde bulananların tümü de küfre saplansanız, hiç kuşkusuz Allah mutlak Gani, mutlak Hamid'dir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.