76. sure

İnsân Suresi الانسان

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 4 konu
  1. İnsanın yaratılışı ve iki yol 1–4 karşılaştır — İnsanın yaratılışı ve iki yol
  2. İyilerin vasıfları: yoksula, yetime ve esire yedirmek 5–12 karşılaştır — İyilerin vasıfları: yoksula, yetime ve esire yedirmek
  3. Cennet nimetleri 13–22 karşılaştır — Cennet nimetleri
  4. Sabret, Rabbini an; bu bir öğüttür 23–31 karşılaştır — Sabret, Rabbini an; bu bir öğüttür

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

İnsanın yaratılışı ve iki yol 1–4

  1. İnsân suresi, 1. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 1. ayet. هَلْ أَتَىٰ عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ حِينٌ مِّنَ ٱلدَّهْرِ لَمْ يَكُن شَيْـًٔا مَّذْكُورًا

    hel etâ `ale-l'insâni ḥînüm mine-ddehri lem yekün şey'em meẕkûrâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Zamanın bütününden / Dehr’den, insan’ın, hatırla nıp anılan bir şey olmadığı belli bir zaman dilimi gelip geçmedi mi? Muhakkak ki biz insanı karışım olan (sperm yumurta karışımı) nutfeden yarattık, onu (bağlılığına dair) sınayacağız. Onu işiten ve gören yaptık, Onu kesinlikle yola ilettik / yola koyduk ya şükreden olur yahut örtbas eden / görmezden gelen. Muhakkak ki yok sayanlar için zincirler, tasmalar / bukağılar ve kızgın ateş hazırladık. İyiler / ebrarlar, karışımı / mizacı (huy da bir karışımdır) kokulu kafur ağacı olan bir kadehten içiyorlar. Bir göze ki, ondan Allah’ın kulları içiyor , gözeyi yarıp açarak akıtırlar.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 1. ayet

  2. İnsân suresi, 2. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 2. ayet. إِنَّا خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن نُّطْفَةٍ أَمْشَاجٍ نَّبْتَلِيهِ فَجَعَلْنَٰهُ سَمِيعًۢا بَصِيرًا

    innâ ḫalaḳne-l'insâne min nuṭfetin emşâc. nebtelîhi fece`alnâhü semî`am beṣîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Zamanın bütününden / Dehr’den, insan’ın, hatırla nıp anılan bir şey olmadığı belli bir zaman dilimi gelip geçmedi mi? Muhakkak ki biz insanı karışım olan (sperm yumurta karışımı) nutfeden yarattık, onu (bağlılığına dair) sınayacağız. Onu işiten ve gören yaptık, Onu kesinlikle yola ilettik / yola koyduk ya şükreden olur yahut örtbas eden / görmezden gelen. Muhakkak ki yok sayanlar için zincirler, tasmalar / bukağılar ve kızgın ateş hazırladık. İyiler / ebrarlar, karışımı / mizacı (huy da bir karışımdır) kokulu kafur ağacı olan bir kadehten içiyorlar. Bir göze ki, ondan Allah’ın kulları içiyor , gözeyi yarıp açarak akıtırlar.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 2. ayet

  3. İnsân suresi, 3. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 3. ayet. إِنَّا هَدَيْنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا

    innâ hedeynâhü-ssebîle immâ şâkirav veimmâ kefûrâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Zamanın bütününden / Dehr’den, insan’ın, hatırla nıp anılan bir şey olmadığı belli bir zaman dilimi gelip geçmedi mi? Muhakkak ki biz insanı karışım olan (sperm yumurta karışımı) nutfeden yarattık, onu (bağlılığına dair) sınayacağız. Onu işiten ve gören yaptık, Onu kesinlikle yola ilettik / yola koyduk ya şükreden olur yahut örtbas eden / görmezden gelen. Muhakkak ki yok sayanlar için zincirler, tasmalar / bukağılar ve kızgın ateş hazırladık. İyiler / ebrarlar, karışımı / mizacı (huy da bir karışımdır) kokulu kafur ağacı olan bir kadehten içiyorlar. Bir göze ki, ondan Allah’ın kulları içiyor , gözeyi yarıp açarak akıtırlar.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 3. ayet

  4. İnsân suresi, 4. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 4. ayet. إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ سَلَٰسِلَا۟ وَأَغْلَٰلًا وَسَعِيرًا

    innâ a`tednâ lilkâfirîne selâsile veaglâlev vese`îrâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Zamanın bütününden / Dehr’den, insan’ın, hatırla nıp anılan bir şey olmadığı belli bir zaman dilimi gelip geçmedi mi? Muhakkak ki biz insanı karışım olan (sperm yumurta karışımı) nutfeden yarattık, onu (bağlılığına dair) sınayacağız. Onu işiten ve gören yaptık, Onu kesinlikle yola ilettik / yola koyduk ya şükreden olur yahut örtbas eden / görmezden gelen. Muhakkak ki yok sayanlar için zincirler, tasmalar / bukağılar ve kızgın ateş hazırladık. İyiler / ebrarlar, karışımı / mizacı (huy da bir karışımdır) kokulu kafur ağacı olan bir kadehten içiyorlar. Bir göze ki, ondan Allah’ın kulları içiyor , gözeyi yarıp açarak akıtırlar.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 4. ayet

İyilerin vasıfları: yoksula, yetime ve esire yedirmek 5–12

  1. İnsân suresi, 5. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 5. ayet. إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِن كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا

    inne-l'ebrâra yeşrabûne min ke'sin kâne mizâcühâ kâfûrâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Zamanın bütününden / Dehr’den, insan’ın, hatırla nıp anılan bir şey olmadığı belli bir zaman dilimi gelip geçmedi mi? Muhakkak ki biz insanı karışım olan (sperm yumurta karışımı) nutfeden yarattık, onu (bağlılığına dair) sınayacağız. Onu işiten ve gören yaptık, Onu kesinlikle yola ilettik / yola koyduk ya şükreden olur yahut örtbas eden / görmezden gelen. Muhakkak ki yok sayanlar için zincirler, tasmalar / bukağılar ve kızgın ateş hazırladık. İyiler / ebrarlar, karışımı / mizacı (huy da bir karışımdır) kokulu kafur ağacı olan bir kadehten içiyorlar. Bir göze ki, ondan Allah’ın kulları içiyor , gözeyi yarıp açarak akıtırlar.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 5. ayet

  2. İnsân suresi, 6. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 6. ayet. عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًا

    `ayney yeşrabü bihâ `ibâdü-llâhi yüfeccirûnehâ tefcîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Zamanın bütününden / Dehr’den, insan’ın, hatırla nıp anılan bir şey olmadığı belli bir zaman dilimi gelip geçmedi mi? Muhakkak ki biz insanı karışım olan (sperm yumurta karışımı) nutfeden yarattık, onu (bağlılığına dair) sınayacağız. Onu işiten ve gören yaptık, Onu kesinlikle yola ilettik / yola koyduk ya şükreden olur yahut örtbas eden / görmezden gelen. Muhakkak ki yok sayanlar için zincirler, tasmalar / bukağılar ve kızgın ateş hazırladık. İyiler / ebrarlar, karışımı / mizacı (huy da bir karışımdır) kokulu kafur ağacı olan bir kadehten içiyorlar. Bir göze ki, ondan Allah’ın kulları içiyor , gözeyi yarıp açarak akıtırlar.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 6. ayet

  3. İnsân suresi, 7. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 7. ayet. يُوفُونَ بِٱلنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُۥ مُسْتَطِيرًا

    yûfûne binneẕri veyeḫâfûne yevmen kâne şerruhû müsteṭîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 7. ayet

  4. İnsân suresi, 8. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 8. ayet. وَيُطْعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسْكِينًا وَيَتِيمًا وَأَسِيرًا

    veyuṭ`imûne-ṭṭa`âme `alâ ḥubbihî miskînev veyetîmev veesîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 8. ayet

  5. İnsân suresi, 9. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 9. ayet. إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ ٱللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمْ جَزَآءً وَلَا شُكُورًا

    innemâ nuṭ`imüküm livechi-llâhi lâ nürîdü minküm cezâev velâ şükûrâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 9. ayet

  6. İnsân suresi, 10. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 10. ayet. إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًا قَمْطَرِيرًا

    innâ neḫâfü mir rabbinâ yevmen `abûsen ḳamṭarîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 10. ayet

  7. İnsân suresi, 11. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 11. ayet. فَوَقَىٰهُمُ ٱللَّهُ شَرَّ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمِ وَلَقَّىٰهُمْ نَضْرَةً وَسُرُورًا

    feveḳâhümü-llâhü şerra ẕâlike-lyevmi veleḳḳâhüm naḍratev vesürûrâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 11. ayet

  8. İnsân suresi, 12. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 12. ayet. وَجَزَىٰهُم بِمَا صَبَرُوا۟ جَنَّةً وَحَرِيرًا

    vecezâhüm bimâ ṣaberû cennetev veḥarîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 12. ayet

Cennet nimetleri 13–22

  1. İnsân suresi, 13. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 13. ayet. مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرِيرًا

    müttekiîne fîhâ `ale-l'erâik. lâ yeravne fîhâ şemsev velâ zemherîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 13. ayet

  2. İnsân suresi, 14. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 14. ayet. وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَٰلُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلِيلًا

    vedâniyeten `aleyhim żilâlühâ veẕüllilet ḳuṭûfühâ teẕlîlâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 14. ayet

  3. İnsân suresi, 15. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 15. ayet. وَيُطَافُ عَلَيْهِم بِـَٔانِيَةٍ مِّن فِضَّةٍ وَأَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَارِيرَا۠

    veyüṭâfü `aleyhim biâniyetim min fiḍḍativ veekvâbin kânet ḳavârîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 15. ayet

  4. İnsân suresi, 16. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 16. ayet. قَوَارِيرَا۟ مِن فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْدِيرًا

    ḳavârîrae min fiḍḍatin ḳadderûhâ taḳdîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 16. ayet

  5. İnsân suresi, 17. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 17. ayet. وَيُسْقَوْنَ فِيهَا كَأْسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنجَبِيلًا

    veyüsḳavne fîhâ ke'sen kâne mizâcühâ zencebîlâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 17. ayet

  6. İnsân suresi, 18. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 18. ayet. عَيْنًا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلْسَبِيلًا

    `aynen fîhâ tüsemmâ selsebîlâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 18. ayet

  7. İnsân suresi, 19. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 19. ayet. وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤًا مَّنثُورًا

    veyeṭûfü `aleyhim vildânüm müḫalledûn. iẕâ raeytehüm ḥasibtehüm lü'lüem menŝûrâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 19. ayet

  8. İnsân suresi, 20. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 20. ayet. وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمَّ رَأَيْتَ نَعِيمًا وَمُلْكًا كَبِيرًا

    veiẕâ raeyte ŝemme raeyte ne`îmev vemülken kebîrâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 20. ayet

  9. İnsân suresi, 21. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 21. ayet. عَٰلِيَهُمْ ثِيَابُ سُندُسٍ خُضْرٌ وَإِسْتَبْرَقٌ وَحُلُّوٓا۟ أَسَاوِرَ مِن فِضَّةٍ وَسَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًا طَهُورًا

    `âliyehüm ŝiyâbü sündüsin ḫuḍruv veistebraḳ. veḥullû esâvira min fiḍḍah. veseḳâhüm rabbühüm şerâben ṭahûrâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 21. ayet

  10. İnsân suresi, 22. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 22. ayet. إِنَّ هَٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَآءً وَكَانَ سَعْيُكُم مَّشْكُورًا

    inne hâẕâ kâne leküm cezâev vekâne sa`yüküm meşkûrâ.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 22. ayet

Sabret, Rabbini an; bu bir öğüttür 23–31

  1. İnsân suresi, 23. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 23. ayet. إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ تَنزِيلًا

    innâ naḥnü nezzelnâ `aleyke-lḳur'âne tenzîlâ.

    Mehmet Alagaş

    (23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 23. ayet

  2. İnsân suresi, 24. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 24. ayet. فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ ءَاثِمًا أَوْ كَفُورًا

    faṣbir liḥukmi rabbike velâ tüṭi` minhüm âŝimen ev kefûrâ.

    Mehmet Alagaş

    (23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 24. ayet

  3. İnsân suresi, 25. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 25. ayet. وَٱذْكُرِ ٱسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَأَصِيلًا

    veẕküri-sme rabbike bükratev veeṣîlâ.

    Mehmet Alagaş

    (23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 25. ayet

  4. İnsân suresi, 26. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 26. ayet. وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَٱسْجُدْ لَهُۥ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوِيلًا

    vemine-lleyli fescüd lehû vesebbiḥhü leylen ṭavîlâ.

    Mehmet Alagaş

    (23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 26. ayet

  5. İnsân suresi, 27. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 27. ayet. إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ يُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَآءَهُمْ يَوْمًا ثَقِيلًا

    inne hâülâi yüḥibbûne-l`âcilete veyeẕerûne verâehüm yevmen ŝeḳîlâ.

    Mehmet Alagaş

    (23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 27. ayet

  6. İnsân suresi, 28. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 28. ayet. نَّحْنُ خَلَقْنَٰهُمْ وَشَدَدْنَآ أَسْرَهُمْ وَإِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَآ أَمْثَٰلَهُمْ تَبْدِيلًا

    naḥnü ḫalaḳnâhüm veşedednâ esrahüm. veiẕâ şi'nâ beddelnâ emŝâlehüm tebdîlâ.

    Mehmet Alagaş

    (23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 28. ayet

  7. İnsân suresi, 29. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 29. ayet. إِنَّ هَٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا

    inne hâẕihî teẕkirah. femen şâe-tteḫaẕe ilâ rabbihî sebîlâ.

    Mehmet Alagaş

    (23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 29. ayet

  8. İnsân suresi, 30. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 30. ayet. وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا

    vemâ teşâûne illâ ey yeşâe-llâh. inne-llâhe kâne `alîmen ḥakîmâ.

    Mehmet Alagaş

    (23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 30. ayet

  9. İnsân suresi, 31. ayet — tek başına aç

    İnsân suresi, 31. ayet. يُدْخِلُ مَن يَشَآءُ فِى رَحْمَتِهِۦ وَٱلظَّٰلِمِينَ أَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًۢا

    yüdḫilü mey yeşâü fî raḥmetih. veżżâlimîne e`adde lehüm `aẕâben elîmâ.

    Mehmet Alagaş

    (23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.

    Ayet detayı — İnsân suresi, 31. ayet