Diyanet İşleri
(İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sur'a üfürülecek. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.
Kâf suresi · 20–30. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Kâf suresi, 20. ayet. وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ ذَٰلِكَ يَوْمُ ٱلْوَعِيدِ
(İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sur'a üfürülecek. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.
Sûr'a üflenecektir. İşte bu, vadedilen gündür.
Nihayet (diriliş için) sura üflenir: işte bu da (ey insan), kendisine karşı uyarıl(dığın) gündür.
ve (yeniden diriliş) suru, (sonunda) üflenecektir. İşte o, bir uyarının gerçek olacağı Gün'dür.
Sur'a (bedene) üflenmiştir (üflenme içten dışadır; ruh, bedenden çıkmıştır)! İşte bu uyarıldığınız süreçtir!
Sur'a da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür.
Sûr'a üfürülür; işte bu, geleceği vâdedilen gündür.
Çünkü boruya üflenmiştir. İşte bu, sözü verilen gündür.
Sur'a üfürülür, işte bu, geleceği vaad edilen gündür.
Boruya üflenmiştir. Bu, söz verilen gündür.
Boruya üflenmiştir. Bu, söz verilen gündür.
Ve Sur üfürüldüğünde ki, işte o tehdit günüdür.
Ve Sur üfürüldükte: ki işte o veid günüdür
Ve Sur'a üfürülür. "İşte bu, vaktiyle uyarıldığınız gündür."
Ve Sur'a üfürülür. " İşte bu, vaktiyle uyarıldığınız gündür."
Ve Sur'a üfürülür. " İşte bu, vaktiyle uyarıldığınız gündür."
Sura da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür.
Suur'a da üfürülmüşdür. İşte bu, tehdidin (tehakkuk etmiş) günüdür.
Sur'a üfürülmüştür. İşte bu; geleceği vaadedilen gündür.
(16-20) Kesin şu ki insanı biz yarattık ve kendisinin / nefsinin ona verdiği vesveseleri de biliyoruz. Biz ona şah damarından daha yakınız. (Hablul verid, vird varmak demek) Sağında ve solunda oturan ikili , ne işliyorsa onu kaydediyorlar. (Kirâmen Kâtibin) Söz olarak ne söyler ise / ne laf atarsa mutlaka yanı başında hazır bir gözlemci yi bulur. Artık ölüm sarhoşluğu gerçekleşmek üzere gelmiştir, bu ondan kaçmış olduğun şeydir. Sur' a üfürülür. Bu da vadedilen o gündür.
Sûr’a üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.
Sur'a üflendi. İşte bu, kendisine karşı uyarılan gündür.
(Mezardan kalkış günü) Sura üflenir dipnot 1 ; "işte bu da tehdit edildiğin gündür."
Sura üflenir; işte bu tehdit edildiğin gündür.
Sûr’a da üfürülür. İşte azap günü!
Sur'a da üfürülecektir. - İşte azap günü!
Ve sura üflendi. İşte bu, geleceği vaat edilen gündür.
Kâf suresi, 21. ayet. وَجَآءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَّعَهَا سَآئِقٌ وَشَهِيدٌ
Herkes beraberinde bir sevk edici, bir de şahitlik edici (melek) ile gelir.
Herkes, yanında bir sevk edici (melek), bir de şahitle birlikte gelecektir.
Ve her can kendisini yönlendiren unsurlar ve tanıklarla huzura gelir;
Her insan, (kendi geçmiş) iç dürtüleri ve vicdanı ile ortaya çıkacak,
Her nefs (bilinç), birlikte olduğu sevk edici (doğal bedensellikle oluşmuş kişiliği) ve bir şahit (içindeki Hakk'ın sesi olan vicdanının seslenişi) ile gelmiştir!
(Artık) Her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahid ile gelmiştir.
Herkes, yanında bir sürücü ve bir de şahitle beraber gelir.
Her benlik, yanında bir yönlendirici ve bir tanıkla gelecektir.
Herkes, yanında bir götüren ve tanıkla gelecek.
Her can yanında bir sürücü ve bir tanık ile gelir.
Her can yanında bir sürücü ve bir tanık ile gelir.
Herkes gelecektir, yanında bir sevk memuru ve bir şahit olduğu halde.
Ve her nefis gelmiştir, beraberinde bir sevk me'muru ve bir şahid vardır
Herkes yanında bir sevk edici ve bir tanıkla birlikte gelir.
Herkes yanında bir sevk edici ve bir tanıkla birlikte gelir.
Herkes yanında bir sevk edici ve bir tanıkla birlikte gelir.
(Artık) Her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahid ile gelmiştir.
(O gün) herkes, beraberinde sürücü ve şahid (iki melek) bulunduğu halde, (mahşere) gelmişdir.
Her nefis, yanında bir sürücü ve şahidle gelir.
(21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.
Her kişi yanında bir sevkedici/sürücü ve şahit ile gelecektir.
Her can, yanında bir sürücü ve şahidle geldi.
Herkes, beraberinde bir sevk görevlisi ve bir şahit ile birlikte gelir dipnot 1 .
Herkes yanında, biri rehber diğeri şahit (kaydı tutan), iki melekle gelir.
Her kişi yanında bir sevkedici/sürücü ve şahit ile gelecektir.
Her kişi yanında bir sevkedici ve şahit ile gelecektir.
Her benlik, yanında bir güdücü, bir de tanık olduğu halde gelir.
Kâf suresi, 22. ayet. لَّقَدْ كُنتَ فِى غَفْلَةٍ مِّنْ هَٰذَا فَكَشَفْنَا عَنكَ غِطَآءَكَ فَبَصَرُكَ ٱلْيَوْمَ حَدِيدٌ
(Ona) "Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir" (denir.)
(Sorgulanan kişiye) "Şüphesiz ki sen bundan gafletteydin; (kıyamet günü) biz senin gaflet perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir!" (denecektir).
"Doğrusu sen" (denilir), "buna karşı gaflet içindeydin; işte, artık senin perdeni önünden kaldırdık: şimdi gözün daha bir keskindir."
(ve ona,) "Sen," (denilecek,) "bu (Hesap Günü)nü umursamıyordun, ama şimdi Biz senin (gözündeki) perdeni kaldırdık, bakışın bugün artık daha keskindir!"
"Andolsun bundan gaflet içinde (kozanda yaşıyor) idin. . . Senden perdeni kaldırdık! Bugün artık görme kuvven pek keskindir!" (denilir).
"Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp kaldırdık. Artık bugün görüş gücün keskindir."
Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir (denir).
"Gerçek şu ki, bundan aymazlık içindeydin. İşte, üzerindeki perdeni kaldırdık. Artık bugün, gözün daha keskindir!"
"Andolsun, sen bunu görmezden gelmiştin. Derhal senin perdeni kaldıracağız. Bugün senin gözün çok keskindir" denecektir.
Sen tümüyle bundan gafildin. Şimdi biz örtünü kaldırdık; bugün gözün çelik gibi keskindir.
Sen tümüyle bundan gafildin. Şimdi biz örtünü kaldırdık; bugün gözün çelik gibi keskindir.
Andolsun ki, sen bundan bir gaflet içindeydin, şimdi senden perdeni açtık. Artık bugün gözün keskindir.
Celalim hakkı için (denir) sen bundan bir gaflette idin. Şimdi senden perdeni açtık, artık bu gün gözün keskindir,
Ant olsun ki sen bugünün geleceğinden gaflet içindeydin. İşte senden perdeyi kaldırdık. Artık bugün gerçeği bütün açıklığıyla görüyorsun.
Ant olsun ki sen bugünün geleceğinden gaflet içindeydin. İşte senden perdeyi kaldırdık. Artık bugün gerçeği bütün açıklığıyla görüyorsun.
Ant olsun ki sen bugünün geleceğinden gaflet içindeydin. İşte senden perdeyi kaldırdık. Artık bugün gerçeği bütün açıklığıyla görüyorsun.
"Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin. İşte biz de senin üzerindeki örtüyü açıp kaldırdık. Artık bugün görüş gücün keskindir."
Andolsun ki sen (dünyada) bundan gafletde idin. İşte senden perdeni kaldırıb açdık. Bugün gözün (ne kadar) keskindir!
Andolsun ki; sen, bundan gaflette idin. İşte senin perdeni kaldırdık. Bugün artık görüşün keskindir.
(21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.
Sen, bundan gafil idin. Gözünden perdeyi kaldırdık. Artık bugün görüşün keskindir.
(Allah ona): "Andolsun, sen bundan gaflet içinde idin. Biz sen(in gözün)den perdeni açtık; bugün artık gözün keskindir" (dedi).
(Cehennemlik olana şöyle denir:) "Bu konuda umursamazlık içindeydin; artık perdeni açtık; bugün gözün keskindir dipnot 1 ."
(Ona denir ki:) "Bunu hesaba katmıyordun; perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir."
Sen, bundan gafil idin. Gözünden perdeyi kaldırdık. Artık bugün görüşün keskindir.
-Sen, bundan gafil idin. Gözünden perdeyi kaldırdık. Artık bugün görüşün keskindir.
Yemin olsun, sen bundan gaflet içindeydin. Ama perdeni üstünden kaldırıverdik. Bugün gözün keskin mi keskin.
Kâf suresi, 23. ayet. وَقَالَ قَرِينُهُۥ هَٰذَا مَا لَدَىَّ عَتِيدٌ
Beraberindeki (melek) şöyle der: "İşte bu yanımdaki hazır."
Yakınındaki (sevk edici melek) "İşte yanımdaki hazır!" diyecektir.
Güdümüne girdiği (şeytani öteki kişiliği) der ki: "İşte, bir uydu gibi emrime pervane olan budur!"
Ve onun (kişiliğinin) bir parçası: "Her zaman benimle olan işte budur!" diyecek.
Onun karini (bedeni - cinnden olan dost) dedi ki: "İşte benim yanımdaki hazır. "
Onun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: "İşte bu, yanımda hazır durumda olan şey."
Yanındaki arkadaşı: «İşte yanımdaki hazır, der.
Ve onun yanındaki, şöyle der: "Her zaman benimle olan, işte buydu!" dipnot 445
-Arkadaşı şöyle der: "İşte yanımdaki hazır." Siz iki melek! "Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın! Her türlü hayra bütün gücüyle engel olanı, saldırgan şüphecileri de atın. Allah ile beraber başka tanrı kabul edenleri, haydi, böylelerini şiddetli azaba atın."
Yanındaki arkadaşı, "İşte yanımdaki hazır" der.
Yanındaki arkadaşı, 'İşte yanımdaki hazır' der.
Yanındaki diyecektir ki: "İşte bu yanımdaki hazır!"
Ve karini demiştir: İşte bu yanımdaki hazır.
Onun yakını, "İşte bu yanımda olan şey hazırdır." der.
Onun yakını, "İşte bu yanımda olan şey hazırdır." der.
Onun yakını, "İşte bu yanımda olan şey hazırdır." der.
Onun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: "İşte bu, yanımda hazır durumda olan şey."
Onun yoldaşı olan (melek) dedi (der) ki: "İşte yanımda (yazılı) olan şey karşındadır".
Ona yakın olan dedi ki: İşte yanımda hazır olan şey.
(21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.
Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazırdır.”
Yanındaki arkadaşı: "İşte yanımdaki hazır" dedi.
Beraberinde olan (sevk görevlisi) der ki: "İşte yanımdaki hazır dipnot 1 !"
Beraberinde olan (ve kaydı tutan melek) der ki "İşte bendeki tüm kayıtlar! dipnot 1 ."
Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazır.”
Yanındaki (sürücü): -Bu, yanımdaki hazırdır, der.
Yoldaşı şöyle der: "İşte yanımdaki, hazır!"
Kâf suresi, 24. ayet. أَلْقِيَا فِى جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَنِيدٍ
(24-25) (Allah, şöyle der:) "Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kafiri!"
(24, 25, 26) (Görevlilerine şöyle denecektir:) "Siz ikiniz! Çok inatçı ısrarcı her kâfiri, iyiliğe bütün gücüyle engel olanı, Allah ile birlikte başka ilah edinen şüpheci saldırganı cehenneme atın; onu şiddetli azaba atın!"
(Allah emreder): "İnkarda ısrar eden her inatçı kafiri (uydusu olduğu odakla) birlikte cehenneme fırlatın:
(Bunun üzerine Allah:) "Atın, atın cehenneme bütün (bu tür) inatçı hakikat düşmanlarını!" diye emredecek,
(Denilir): "Her inatçı hakikati reddedici nankörü, atın Cehennem'in içine!"
Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı nankörü atın cehennemin içine,
(İki meleğe şu emir verilir:) Haydi ikiniz her inatçı kâfiri, cehenneme atın;
"Siz ikiniz; inatçı nankörlerin tümünü cehenneme atın!"
-Arkadaşı şöyle der: "İşte yanımdaki hazır." Siz iki melek! "Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın! Her türlü hayra bütün gücüyle engel olanı, saldırgan şüphecileri de atın. Allah ile beraber başka tanrı kabul edenleri, haydi, böylelerini şiddetli azaba atın."
Haydi ikiniz atın cehenneme her inatçı kafiri,
Haydi ikiniz atın cehenneme her inatçı kafiri,
"Atın atın cehenneme her inatçı nankörü!
(Buyurulur:) Atın atın Cehenneme her nankör anud,
"İnatçı, Kafirlerin tamamını Cehennem'e atın."
"İnatçı, Kafirlerin tamamını Cehennem'e atın."
"İnatçı, gerçeği yalanlayan nankörlerin tamamını Cehennem'e atın."
Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı kafiri atın cehennemin içine.
(24-25) (Ey iki melek, hakka karşı) alabildiğine inadeden, hayra bütün hızıyle engel olan, zaalim, şübheci her nankörü atın cehenneme!
Siz ikiniz, atın cehenneme; her inatçı kafiri;
(21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.
Her inatçı kâfiri Cehennem'e atın.
(Allah sürücü ve şahide buyurdu ki): "Haydi ikiniz, atın cehenneme her inatçı nankörü!"
(Her bir cehennemliğin yanındaki iki meleğe şöyle denir:) "Gerçekleri görmezlikten gelen ve bu konuda inatçılık eden herkesi cehenneme atın dipnot 1 !
(Onlara:) Ayetleri görmezlikte direnen bütün inatçıları cehenneme atın (denir).
Cehenneme atın, her inatçı kâfiri...
-Cehenneme atın, her inatçı kafiri...
Siz, ikiniz! Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın!
Kâf suresi, 25. ayet. مَّنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ مُّرِيبٍ
(24-25) (Allah, şöyle der:) "Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kafiri!"
(24, 25, 26) (Görevlilerine şöyle denecektir:) "Siz ikiniz! Çok inatçı ısrarcı her kâfiri, iyiliğe bütün gücüyle engel olanı, Allah ile birlikte başka ilah edinen şüpheci saldırganı cehenneme atın; onu şiddetli azaba atın!"
her hayra engel olanları, her haddini bilmez saldırganı, her kuşku ve fesat yayanı,
"Bu (her) hayra engel olanları, günahkar saldırganları (ve insanlar arasında) güvensizlik ve şüphe yayanları,
"O her hayrı (Hakkani olanı) engelleyen, şüpheciyi. "
Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi,
hayra bütün gücüyle engel olanı, azgın şüpheciyi,
"İyiliğe engel olanı, saldırganı, kuşkucuyu!"
-Arkadaşı şöyle der: "İşte yanımdaki hazır." Siz iki melek! "Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın! Her türlü hayra bütün gücüyle engel olanı, saldırgan şüphecileri de atın. Allah ile beraber başka tanrı kabul edenleri, haydi, böylelerini şiddetli azaba atın."
İyiliği engelleyen, azgın, kuşkucuyu...
İyiliği engelleyen, azgın, kuşkucuyu...
Hayra engel, haşarı, şüpheci kafiri!
hayra engel, haşarı işkilci kafiri
Hayra engel olan, haddi aşan, güvensizlik içinde olan.
Hayra engel olan, haddi aşan, güvensizlik içinde olan.
İyiliğe engel olan, haddi aşan, şüpheye tutulan.
Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi.
(24-25) (Ey iki melek, hakka karşı) alabildiğine inadeden, hayra bütün hızıyle engel olan, zaalim, şübheci her nankörü atın cehenneme!
Hayra bütün hızıyla engel olan azgın şüpheciyi.
(21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.
Hayra bütün gücüyle engel olanı, azgın şüpheciyi.
"Hayra engel olan, saldırgan, şüpheciyi."
İyiliğe engel olup duran, saldırgan ve şüpheci olanları…
Atın o iyiliğe engel olup duranı; saldırgan(aşırılık yapan) ve şüphe içinde olanı.
Hayra engel olan saldırgan, şüpheciyi...
Hayra engel olan saldırgan, şüpheciyi...
Durmadan hayrı engelleyeni, azgını, işkilciyi...
Kâf suresi, 26. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَأَلْقِيَاهُ فِى ٱلْعَذَابِ ٱلشَّدِيدِ
"Allah ile beraber, başka bir ilah edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!"
(24, 25, 26) (Görevlilerine şöyle denecektir:) "Siz ikiniz! Çok inatçı ısrarcı her kâfiri, iyiliğe bütün gücüyle engel olanı, Allah ile birlikte başka ilah edinen şüpheci saldırganı cehenneme atın; onu şiddetli azaba atın!"
Allah dışında başka ilahlar peydahlayanı... Haydi, (özne ve nesnesiyle birlikte) hepsini şiddetli azabın bağrına fırlatın!
Allah'ın yanısıra başka ilahlar edinenleri. O halde atın bunları şiddetli azabın içine!"
"O ki, Allah yanı sıra başka tanrı oluşturdu! Artık atın onu şiddetli azabın içine!"
Ki o, Allah'la beraber başka bir ilah edinmişti. Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın.
Allah ile beraber başka ilâh edineni, şiddetli azaba birlikte atın!
"Allah ile birlikte başka tanrılar da edindi. Artık, onu, yaman bir cezanın içine atın!"
-Arkadaşı şöyle der: "İşte yanımdaki hazır." Siz iki melek! "Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın! Her türlü hayra bütün gücüyle engel olanı, saldırgan şüphecileri de atın. Allah ile beraber başka tanrı kabul edenleri, haydi, böylelerini şiddetli azaba atın."
O ki ALLAH ile birlikte başka tanrı edindi. Onu o çetin cezanın içine atın.
O ki ALLAH ile birlikte başka tanrı edindi. Onu o çetin cezanın içine atın.
Ki, Allah'ın yanında başka ilah tanımıştır; haydi ikiniz atın onu şiddetli azap içine!" (der Allah).
Ki Allahın yanında başka ilah tutmuştur, haydin ikiniz bir atın onu o şiddetli azab içine
O, Allah ile birlikte başka ilah dipnot 1 edindi. Öyleyse, onu şiddetli azaba atın.
O, Allah ile birlikte başka ilah dipnot 1 edindi. Öyleyse, onu şiddetli azaba atın.
O, Allah ile birlikte başka ilah edindi. Öyleyse, onu şiddetli azaba atın.
Ki o Tanrı'yla beraber başka bir tanrı edinmişti. Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın.
Ki o, Allah ile beraber diğer bir Tanrı daha edinendir. Haydi ikiniz birden onu en çetin azabın içine atın.
Ki o; Allah'tan başka bir ilah edinmiştir. Haydi siz ikiniz, onu en şiddetli azabın içine atın.
(21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.
Allah ile birlikte başka bir ilah edineni atın şiddetli azaba.
"O ki Allah ile beraber başka tanrılar edindi, bundan dolayı onu çetin bir azaba atın."
Allah ile beraber başka bir ilah oluşturanı da çetin bir azaba atın dipnot 1 !"
Allah ile beraber başka bir ilah oluşturanı ise en ağır azaba atın.
Allah ile birlikte başka bir ilah edineni atın şiddetli azaba!
Allah ile birlikte başka bir ilah edineni atın şiddetli azaba!..
O ki, Allah'ın yanına başka bir ilah koydu. Artık atın onu, o şiddetli azabın içine!
Kâf suresi, 27. ayet. قَالَ قَرِينُهُۥ رَبَّنَا مَآ أَطْغَيْتُهُۥ وَلَٰكِن كَانَ فِى ضَلَٰلٍۭ بَعِيدٍ
Arkadaşı (olan şeytan) der ki: "Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi."
Yakınındaki (şeytan): "Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapkınlık içindeydi." diyecektir. dipnot 1
Güdümüne girdiği (şeytani öteki kişilik): "Rabbimiz!" der, "Onu azdırıp saptıran ben değildim; kaldı ki o zaten derin bir sapıklığın içindeydi."
İnsanın öteki kişiliği: "Ya Rabbi!" diyecek, "Onun aklını, bilincini kötülüğe bulaştıran ben değilim; (hayır,) ama o (kendi yüzünden) sapıklığa düştü!"
Onun karini ("insan" olarak hitap bilince olup; karini, beden olarak da anlaşılabilir veya cinn dostu) dedi ki: "Rabbimiz, onu ben tuğyan ettirmedim (azdırmadım), ne var ki o (inanç olarak) uzak bir sapkınlık içinde idi. "
Onun yakın dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz, ben onu kışkırtıp azdırmadım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi."
Müşrikin arkadaşı (şeytan) der ki: Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi.
Onun yanındaki, şöyle der: "Efendimiz! Onu, ben azdırmadım; zaten derin bir sapkınlık içindeydi!"
Arkadaşı diyecek ki: "Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Onun kendisi, dönüşü olmayan bir sapıklık içindeydi."
Arkadaşı, "Efendim, ben onu azdırmadım; fakat o kendisi derin bir sapıklık içindeydi" der.
Arkadaşı, 'Rabbim, ben onu azdırmadım; fakat o kendisi derin bir sapıklık içindeydi,' der.
Arkadaşı: "Ey Rabbimiz onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi!" der.
Arkadaşı der: Ya rabbena onu ben azdırmadım velakin kendisi uzak bir dalal içinde idi.
Onun yakını: "Rabb'imiz! Onu ben azdırmadım, fakat o derin bir sapkınlık içindeydi." der.
Onun yakını: "Rabb'imiz! Onu ben azdırmadım, fakat o derin bir sapkınlık içindeydi." der.
Onun yakını: "Rabb'imiz! Onu ben azdırmadım, fakat o derin bir sapkınlık içindeydi." der.
Onun yakın dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz, ben onu kışkırtıp azdırmadım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi."
Arkadaşı (olan şeytan) "Ey Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Fakat o, (zaten hakdan) uzak bir sapıklık içinde idi" dedi (ler),
Onun yakın dostu dedi ki: Rabbımız; onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklıktaydı.
(21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.
Arkadaşı (olan Şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi.”
Yanındaki arkadaşı dedi ki: "Rabbimiz, ben onu azdırmadım, zaten o kendisi derin bir sapıklık içinde idi."
(Onu suça sürükleyen) arkadaşı dipnot 1 der ki: "Rabbimiz! Onu taşkınlığa ben sürüklemedim; o zaten derin bir sapkınlık içindeydi dipnot 2 ."
Beraberinde olan (suç ortağı) der ki: "Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, ama o derin bir sapıklıktaydı".
Yanındaki (Şeytan) der ki: Rabbimiz, ben onu azdırmadım. Ama o, uzak bir sapıklık içindeydi.
Yanındaki der ki: -Rabbimiz, ben onu azdırmadım. Ama o, uzak bir sapıklık içindeydi.
Yoldaşı dedi ki: "Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Onun kendisi, dönüşü olmayan bir sapıklık içindeydi."
Kâf suresi, 28. ayet. قَالَ لَا تَخْتَصِمُوا۟ لَدَىَّ وَقَدْ قَدَّمْتُ إِلَيْكُم بِٱلْوَعِيدِ
Allah, şöyle der: "Benim huzurumda çekişmeyin. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım."
(Allah) şöyle diyecektir: "Huzurumda çekişmeyin! (Ben size) uyarı göndermiştim! dipnot 1
(Allah) buyuracak: "Benim huzurumda hesaplaşmayın; zira Ben sizi azabımla uyarmıştım;
(Ve) Allah: "Benim önümde çekişmeyin (ey günahkarlar!)" diyecek, "Çünkü Ben sizi (bu Hesap Günü'ne karşı) uyarmıştım,
(Allah) buyurdu: "Huzurumda hasımlaşıp tartışmayın (huzurumda tartışma yoktur)! Sizi başınıza gelecekler konusunda önceden uyarmıştım!"
(Allah buyurur:) "Benim huzurumda çekişip durmayın. Ben size daha önce 'kesin bir uyarı' göndermiştim."
O esnada (Allah) buyurur: Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarı göndermiştim!
Diyecek ki: "Benim karşımda çekişmeyin; daha önce, sözümü size bildirmiştim!"
- Allah, "Huzurumda tartışmayın. Ben önceden sizi uyarmıştım. Katımda söz değiştirilmez. Ben kullarıma asla haksızlık etmem" diyecek.
O da der ki, "Huzurumda çekişmeyin. Size daha önceden uyarı göndermiştim."
O da der ki, 'Huzurumda cekişmeyin. Size daha önceden uyarı göndermiştim.'
Buyurur ki: "Huzurumda çekişmeyin! Ben, size önceden uyarı göndermiştim.
Buyurur ki: Huzurumda çekişmeyin, ben size önceden veid göndermiş iken
"Huzurumda çekişmeyin! Size daha önce uyarımı yapmıştım." der.
"Huzurumda çekişmeyin! Size daha önce uyarımı yapmıştım." der.
"Huzurumda çekişmeyin! Size daha önce uyarımı yapmıştım." der.
(Tanrı:) "Benim huzurumda çekişip durmayın. Ben size daha önce 'kesin bir uyarı' göndermiştim."
(Allah) buyurdu (buyurur): "Benim huzuurumda çekişmeyin. Ben size önceden tehdid göndermişdim".
Buyurdu ki: Benim katımda çekişmeyin. Size önceden tehdid göndermiştim.
(21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.
O esnada (Allah) buyurur: Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarı göndermiştim!
(Allah) Buyurdu ki: "Huzurumda çekişmeyin. Ben size daha önce uyarı göndermiştim."
Allah da der ki: "Huzurumda çekişmeyin dipnot 1 ! Size bu tehdidi (cehenneme gideceğiniz tehdidini) önceden yapmıştım dipnot 2 .
Allah der ki "Huzurumda çekişmeyin; size bu tehdidi önceden yapmıştım.
(Allah da) şöyle der: Benim yanımda çekişip durmayın, ben size daha önce azabımı bildirmiştim.
(Allah da) şöyle der: -Benim yanımda çekişip durmayın, ben size daha önce azabımı bildirmiştim.
Allah buyurdu: "Huzurumda çekişmeyin! Ben size uyarıyı çok önceden göndermiştim."
Kâf suresi, 29. ayet. مَا يُبَدَّلُ ٱلْقَوْلُ لَدَىَّ وَمَآ أَنَا۠ بِظَلَّٰمٍ لِّلْعَبِيدِ
"Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim."
Benim huzurumda söz değiştirilmez; dipnot 1 ben kullar(ım)a asla haksızlık edici değilim."
Benim katımda verilen söz değişmez; ve benim kullarıma zulmetme ihtimalim yoktur.
Benim verdiğim hüküm değişmeyecek; ve Ben kullarıma asla zulmetmem!"
"Benim katımda hüküm değiştirilmez! Ben kullara zulmedici değilim!"
"Huzurumda söz değişikliğe uğratılmaz ve Ben kullara zulmedici değilim."
Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara asla zulmedici değilim.
"Benim katımda söz değiştirilmez. Çünkü Ben, kullarıma haksızlık yapmam!"
- Allah, "Huzurumda tartışmayın. Ben önceden sizi uyarmıştım. Katımda söz değiştirilmez. Ben kullarıma asla haksızlık etmem" diyecek.
"Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara asla haksızlık etmem."
'Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara asla haksızlık etmem.'
Benim katımda söz değiştirilmez ve Ben kullara zulmedici değilim."
Benim ındimde söz değiştirilmez ve ben kullara zulümkar değilim
"Katımda söz değiştirilmez. Ben kullara asla haksızlık eden değilim."
"Katımda söz değiştirilmez. Ben kullara asla haksızlık eden değilim."
"Katımda söz değiştirilmez. Ben kullara asla haksızlık eden değilim."
"Huzurumda söz değişikliğe uğratılmaz ve ben kullara zulmedici değilim."
"Benim yanımda söz değişdirilmez. Ben kullara zulümkar da değilim".
Benim katımda söz değiştirilmez. Ve Ben, kullara asla zulmedici değilim.
(21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.
“Benim yanımda söz değiştirilmez ve ben kullara asla zulmedici de değilim.”
"Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim."
Benim söylediğim söz, huzurumda (başka sözle) değiştirilmez dipnot 1 . Ben kullarıma asla haksızlık etmem dipnot 2 ."
Benim katımda, verilmiş bir söz başka bir sözle değiştirilmez; kullarıma asla haksızlık yapmam."
Katımda söz değiştirilmez. Ben kullarıma asla zulmedici değilim.
Katımda söz değiştirilmez. Ben kullarıma asla zulmedici değilim.
"Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara asla zulmetmem."
Kâf suresi, 30. ayet. يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ ٱمْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِن مَّزِيدٍ
O gün Cehenneme, "Doldun mu?" deriz. O da, "daha var mı?" der.
O gün cehenneme "Doldun mu?" diyeceğiz. O da "Daha var mı?" diyecektir. dipnot 1
O gün cehenneme "Doldun mu?" diye soracağız; o "Daha var mı?" diyecek.
O Gün, cehenneme: "Doldun mu?" diye soracağız; o, "(Hayır)" diyecek, "başka yok mu (bana göndereceğin)?"
O süreçte Cehennem'e: "Doldun mu?" deriz. . . (Cehennem de): "Daha var mı?" der.
O gün cehenneme diyeceğiz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlası var mı?" diyecek.
O gün cehenneme «Doldun mu?» deriz. O da «Daha var mı?» der.
O gün, cehenneme; "Doldun mu?" diye soracağız. Şöyle yanıt verecek: "Daha yok mu?"
O gün, cehenneme "Doldun mu?" deriz. O da, "Daha var mı?" der.
O gün cehenneme, "Doldun mu?" deriz. O, "Daha yok mu?" der.
O gün cehenneme, 'Doldun mu?' deriz. O, 'Daha yok mu?' der.
O gün ki, cehenneme: "Doldun mu?" diyeceğiz. O da: "Daha ziyade (fazla) var mı?" diyecek.
O gün ki Cehenneme doldun mu? diyeceğiz. O, daha ziyade var mı? diyecek.
O Gün, Cehennem'e, "Doldun mu?" deriz. O da "Daha yok mu?" der.
O gün, Cehennem'e, "Doldun mu?" deriz. O da "Daha yok mu?" der.
O gün, Cehennem'e, "Doldun mu?" deriz. O da, "Daha var mı? der.
O gün cehenneme diyeceğiz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlası var mı?" diyecek.
O gün cehenneme "Doldun mu?" diyeceğiz. O da "Daha var mı?" diyecek!
O gün cehenneme: Doldun mu? deriz. O da: Daha var mı? der.
(30-35) O gün cehenneme denir ki doldun mu? Der ki ilavesi / ziyadesi / daha fazlası var mı? Muttakilere sakınanlara uzak olmadıkları cennet yaklaştırılır. Bu, tüm tövbesini muhafaza edenlere vaad ettiğimizdir. Gaybta olan Allah’tan tedirgin olanlara ve yönelmiş bir kalp ile gelenleredir. Selam ile / selametle girin. Ebedilik günü bu gündür. Neyi uygun görüyorsanız sizindir. Yanımızda ziyadesi /daha fazlası da vardır.
O gün, Cehennem'e: "Doldun mu?" deriz. O da: "Daha var mı?" der.
O gün cehenneme: "Doldun mu?" deriz. "Daha yok mu" der.
O gün cehenneme: "Doldun mu?" deriz, o da "Daha da mı var dipnot 1 ?" der.
O gün cehenneme: "Doldun mu?" deriz, o da "Daha mı var dipnot 1 !" der.
O gün, Cehennem'e: "Doldun mu?" deriz. O da: "Daha var mı?" der.
O gün, cehenneme: -Doldun mu, deriz. O da: -Daha var mı? der.
O gün cehenneme: "Doldun mu?" deriz. O ise: "Daha yok mu?" der.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.