Diyanet İşleri
Kıyamet gününe yemin ederim.
Kıyâmet suresi · 1–15. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Kıyâmet suresi, 1. ayet. لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ
Kıyamet gününe yemin ederim.
Hayır! Kıyamet gününe yemin ederim.
Ötesi yok, Kıyamet Günü'ne Ben yemin ediyorum!
Kıyamet Günü'nü tanıklığa çağırırım!
Kıyamet sürecindeki gerçekliğe;
Hayır, kalkış (kıyamet) gününe and ederim.
Kıyamet gününe yemin ederim.
Yoo! Yemin olsun; Yeniden Yaratılış Günü'ne!
Hayır! Kıyamet gününe yemin ederim.
Diriliş Gününe and içerim. dipnot 1
Diriliş Gününe and içerim.
Yoo! Yemin ederim o kalkım gününe (kıyamet gününe)!
Yo... Kasem ederim o kalkım gününe (yevm-i kıyame'ye)
Hayır, kıyamet gününe yemin ederim.
Hayır, Kıyamet Günü'ne yemin ederim.
Hayır, Kıyamet Günü'ne yemin ederim.
Hayır, kalkış (kıyamet) gününe and ederim.
(Hakıykat, kafirlerin inkar etdiği gibi değildir). Kıyamet gününe andederim.
Kıyamet gününe yemin ederim.
(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.
Kıyamet gününe yemin ederim.
Yoo, kıyamet gününe and içerim,
Hayır (sandığınız gibi değil), kıyamet /mezardan kalkış gününe yemin ederim!
Kıyamet (mezardan kalkış) gününe yemin etmem.
Yemin olsun kıyamet gününe.
Andolsun kıyamet gününe.
Hayır, öyle değil!
Kıyâmet suresi, 2. ayet. وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ
(Kusurlarından dolayı kendini) kınayan nefse de yemin ederim (ki diriltilip hesaba çekileceksiniz).
Hayır! Kendini kınayan nefse (insana) da yemin ederim.
Yine ötesi yok, kendini kınayan nefse Ben yemin ediyorum!
İnsan vicdanının kınayan sesini tanıklığa çağırırım!
Ve Nefs-i Levvame'ye (hakikate ters düştüğünü fark edip pişmanlığını yaşayan bilince) kasem ederim!
Ve yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de and ederim.
Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim (diriltilip hesaba çekileceksiniz).
Yine yoo! Yemin olsun; kınayan benliğe!
Hayır! Sürekli olarak kendini kınayan nefse yemin ederim.
Sürekli özeleştiride bulunan kişiye and içerim.
Sürekli özeleştiride bulunan kişiye and içerim.
Yine Yoo! Yemin ederim o pişman cana (kınayan nefse)!
Yine yo... Kasem ederim o pişman cana (nefs-i levvame'ye)
Hayır, çok kınayan benliğe dipnot 1 yemin ederim.
Hayır, çok kınayan benliğe dipnot 1 yemin ederim.
Hayır, çok kınayan benliğe dipnot 1 yemin ederim.
Ve yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de and ederim.
(Hayır, hakıykat öyle değildir). Kendisini alabildiğine kınayan nefse yemin ederim (ki siz öldükden sonra mutlakaa dirileceksiniz).
Nedamet çeken nefse yemin ederim.
(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.
Sürekli kendini kınayan nefse yemin ederim.
Yoo, daima, kendini kınayan nefse and içerim.
Hayır (sandığınız gibi değil) Sıkça öz eleştiri yapan kişiye de yemin ederim!
Yanlışlarını görüp kendini kınayana da yemin etmem (Bunların önemi ortadadır.)
Yemin olsun kendini kınayan nefse.
Andolsun kendini kınayan nefse.
Öyle değil! Kendisini ısrarla kınayan benliğe de yemin ederim.
Kıyâmet suresi, 3. ayet. أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ
İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanır?
İnsan kemiklerini asla bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor!
İnsanoğlu kendisini (yeniden diriltip) kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?
İnsan, (onu tekrar diriltip) kemiklerini yeniden bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?
İnsan, onun kemiklerini asla cem' etmeyeceğimizi mi sanıyor?
İnsan, onun kemiklerini bizim kesin olarak bir araya getirmeyeceğimizi mi sanıyor?
İnsan, kendisinin kemiklerini biraraya toplayamayacağımızı mı sanır?
İnsan, kemiklerini bir araya asla getiremeyeceğimizi mi sanıyor?
İnsan bizim, onun kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?
İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?
İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?
insan sanıyor mu ki kemiklerini derleyemeyiz?
İnsan sanır mı ki derleyemeyiz kemiklerini?
O insan, dipnot 1 kemiklerini asla bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?
O insan dipnot 1 , kemiklerini asla bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?
İnsan dipnot 1 , kemiklerini asla bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?
İnsan, onun kemiklerini bizim kesin olarak bir araya getirmeyeceğimizi mi sanıyor?
İnsan zanneder mi ki her halde biz onun kemiklerini toplayıb bir araya getirmeyeceğiz?
İnsan zanneder mi ki Biz; onun kemiklerini bir araya toplayamayız?
(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.
İnsan biz onun kemiklerini asla toplayıp, bir araya getirmeyeceğimizi mi zanneder?
İnsan kendisinin kemiklerini bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor?
İnsan, (un ufak olduktan sonra) kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor dipnot 1 ?
İnsan kemiklerinin bileşimini tekrar gerçekleştirmeyeceğimizi mi sanıyor?
İnsan, kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?
İnsan, kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?
İnsan, kendisinin kemiklerini asla bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor?
Kıyâmet suresi, 4. ayet. بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ
Evet bizim, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter.
Evet! Biz onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücü yetenleriz.
Bilakis onu parmak uçlarına kadar yeniden diriltmeye kadiriz.
Hayır, kesinlikle! Onu parmak uçlarına kadar yeniden var etmeye kadiriz!
Evet! Onun parmak uçlarını bile tesviye etmeye (parmak izlerini bile aynen oluşturmaya) kaadirleriz.
Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip (yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz.
Evet, bizim, onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.
Evet, öyle! Onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter. dipnot 551
Evet, bizim onun parmak uçlarına varıncaya kadar bir araya getirmeye gücümüz yeter.
Evet; parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter. dipnot 1
Evet; parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter.
Evet derleriz, parmak (uç)larını bile tesviyeye (eski haline getirmeye) gücümüz yeter!
Evet derleriz kadir olarak tesviyeye bile parmaklarını
Hayır, hayır! Biz, onu parmak uçlarına dipnot 1 varıncaya dek yeniden düzenlemeye gücü yetenleriz.
Hayır, hayır! Biz, onu parmak uçlarına dipnot 1 varıncaya dek yeniden düzenlemeye gücü yetenleriz.
Hayır, hayır! Biz, onu parmak uçlarına dipnot 1 varıncaya dek yeniden düzenlemeye gücü yetenleriz.
Evet onun parmak uçlarını dahi derleyip (yeniden) düzene koymaya güç yetırenleriz.
Evet, biz parmak uçlarını bile derleyib iade etmiye kaadiriz.
Evet, Biz parmak uçlarını bile düzeltmeye kadiriz.
(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.
Aksine onun parmak uçlarını bile yaratıp düzenlemeye gücümüz yeter.
Evet, toplarız, onun parmak uçlarını düzenlemeğe gücümüz yeter.
Elbette (bir araya getireceğiz, hatta) biz parmak uçlarını bile (ilk hali gibi) düzenlemenin ölçüsünü koymuş olanız dipnot 1 .
Evet (Biz bunu yaparız), parmak uçlarını bile eski haline getirmenin ölçüsünü koyan Biziz.
Evet, onun parmak uçlarını bile yaratıp, düzenlemeye gücümüz yeter.
Evet, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter.
Hayır, sandığı gibi değil! Biz onun parmak uçlarını da tam bir biçimde düzenlemeye gücü yetenleriz.
Kıyâmet suresi, 5. ayet. بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ
Fakat insan önünü (geleceğini, kıyameti) yalanlamak ister.
(5, 6) Aslında (inkârcı) insan, "Kıyamet günü de ne zamanmış!" diye sorarak, önündekini (ahireti) yalanlamak ister.
Ne var ki genellikle (inkarcı) insan, önündeki (hakikati) yalanlamaya bayılır;
Ama yine de insan, önüne serilmiş olan şeyi inkara kalkışır,
Hayır! İnsan, önündekini (ölümle başlayan yaşamı) yalanlarcasına azgınlaşıyor!
Ancak insan, önündeki (sonsuz geleceği)ni de 'fücurla sürdürmek ister.'
Fakat insan önündekini (kıyameti) yalanlamak ister.
Hayır! İnsan, suç işlemeyi sürdürmek ister.
- Doğrusu insan, önündeki kıyameti inkar etmek ister: "Kıyamet günü ne zamanmış?" diye sorar.
Doğrusu, insan her şeyin önüne sergilenmesini ister.
Doğrusu, insan her şeyin önüne sergilenmesini ister.
Fakat insan önünde (ileride) günah işlemek ister,
Fakat insan ister önünde fücur etmesini
Aslında o insan, dipnot 1 ömrünü dipnot 2 mücrim dipnot 3 olarak geçirmeyi ister.
Aslında o insan dipnot 1 , ömrünü dipnot 2 mücrim dipnot 3 olarak geçirmeyi ister.
Aslında o insan dipnot 1 , ömrünü dipnot 2 suç işleyerek dipnot 3 geçirmeyi ister.
Ancak insan, gelecekte de suç işlemek/fücura devam etsin ister'.
Fakat insan, önündeki (o kıyameti) yalanlamak diler.
Fakat insan, önündekini yalanlamak ister de;
(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.
Ancak insan, önündeki (ahireti inkâr ederek) fücurla (günah işlemek) ister.
Fakat insan, devamlı suç işleyerek ilerisini berbad etmek ister.
Aslında insan, önündeki günlerde de günaha devam etmek ister dipnot 1 .
Ama, günahkar kişi, ilerisi ile ilişiğini kesmek ister dipnot 1 .
Oysa, insan önündekini yalanlamak ister de.
Oysa, insan önündekini yalanlamak ister de..
Fakat insan kendi önünde rezillik sergilemeyi ister.
Kıyâmet suresi, 6. ayet. يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ
"O kıyamet günü ne zaman?" diye sorar.
(5, 6) Aslında (inkârcı) insan, "Kıyamet günü de ne zamanmış!" diye sorarak, önündekini (ahireti) yalanlamak ister.
O şöyle sorar: "Şu kıyamet dediğiniz şey ne zaman kopacak?"
ve (istihza ile) sorar: "Şu Kıyamet Günü ne zaman gelecekmiş?"
"Kıyamet süreci (ölüm sürecinde yaşanacaklar) ne zamanmış?" diye sorar.
"Kıyamet günü ne zamanmış" diye sorar.
«Kıyamet günü ne zamanmış?» diye sorar.
"Yeniden Yaratılış Günü, ne zaman?" diyerek sorar.
- Doğrusu insan, önündeki kıyameti inkar etmek ister: "Kıyamet günü ne zamanmış?" diye sorar.
"Diriliş Günü ne zaman?" diye sorar.
'Diriliş Günü ne zaman?' diye sorar.
sorar: "O kıyamet günü ne zaman?" diye.
Sorar: ne zaman diye o Kıyamet günü
"Kıyamet günü ne zamanmış?" diye sorar.
"Kıyamet Günü ne zamanmış?" diye sorar.
"Kıyamet Günü ne zamanmış?" diye sorar.
"Kıyamet günü ne zamanmış" diye sorar.
"Kıyamet günü (de) ne zaman (mış" diye) sorar.
Kıyamet günü de ne zamanmış? diye sorar.
(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.
"Kıyamet günü ne zaman?" diye sorar.
"Kıyamet günü nerede?" diye sorup durur.
"Ne zamanmış şu Kıyamet günü!" diye sorar dipnot 1 .
"Mezardan kalkış (kıyamet) günü ne zamanmış dipnot 1 ?" diye sorar.
Kıyamet günü ne zaman? diye sorar.
-Kıyamet günü ne zaman? diye sorar.
"Kıyamet günü nerede/ne zaman?" diye sorar.
Kıyâmet suresi, 7. ayet. فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ
(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.
(7, 8, 9, 10) İşte göz(ler kamaşıp) şimşek çaktığı, ay karardığı, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, işte o gün (inkârcı) insan "(Acaba) nereye kaçmalı(yım)?" diyecektir.
Bakın: o zaman gözler şimşek şimşek çakacak;
Ama (o Gün,) gözler korku ile açıldığında,
Gözünde şimşek çaktığında,
Ama göz 'kamaşıp da kaydığı,'
İşte, göz kamaştığı,
Sonunda, gözler korkuyla açıldığında.
- İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya geldiği zaman!
Gözün kamaştığı,
Gözün kamaştığı,
Ne zaman ki o göz şimşek çakar,
Ne vakıt ki o göz şimşek çakar
Gözler, dehşetle kamaştığında.
Gözler, dehşetle kamaştığında.
Gözler, dehşetle kamaştığında.
Ama göz 'kamaşıp da kaydığı',
(7-8-9) İşte göz (hayret ve dehşetle) kamaşdığı, ay tutul (ub karardığı, güneşle ay bir araya getirildiği zaman,
Göz kamaştığında,
(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.
Göz dehşetle kamaştığı zaman.
Ama göz (güneş gibi ortaya çıkan gerçeğin karşısında) kamaştığı,
Gözlerin fal taşı gibi açıldığı zaman dipnot 1 ,
(Mezardan kalkanın) Gözleri yuvalarından fırlayınca,
Göz dehşetlekamaştığı zaman
-Göz kamaştığı zaman..
Göz şimşek çaktığında,
Kıyâmet suresi, 8. ayet. وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ
(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.
(7, 8, 9, 10) İşte göz(ler kamaşıp) şimşek çaktığı, ay karardığı, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, işte o gün (inkârcı) insan "(Acaba) nereye kaçmalı(yım)?" diyecektir.
ve ay sönüp gidecek;
ve ay karanlığa gömüldüğünde,
Ay tutulduğunda,
Ay karardığı,
ay tutulduğu,
Ve ay karardığında.
- İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya geldiği zaman!
Ayın tutulduğu,
Ayın tutulduğu,
ay tutulur,
Ve Ay tutulur
Ay, karardığında.
Ay, karardığında.
Ay, karardığında.
Ay karardığı,
(7-8-9) İşte göz (hayret ve dehşetle) kamaşdığı, ay tutul (ub karardığı, güneşle ay bir araya getirildiği zaman,
Ay tutulduğunda,
(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.
Ay tutulduğu zaman.
Ay tutulduğu,
Ay tutulduğu
Ay'ın ışığı kalmamış,
Ay tutulduğu;
Ay tutulduğu..
Ay tutulduğunda,
Kıyâmet suresi, 9. ayet. وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ
(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.
(7, 8, 9, 10) İşte göz(ler kamaşıp) şimşek çaktığı, ay karardığı, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, işte o gün (inkârcı) insan "(Acaba) nereye kaçmalı(yım)?" diyecektir.
çünkü güneş ve ay birleştirilecek;
ve güneş ile ay bir araya getirildiğinde,
Güneş ve Ay bir araya geldiğinde!
Güneş ve ay birleştirildiği zaman;
güneşle ay biraraya getirildiği zaman!
Güneş ve ay bir araya getirildiğinde.
- İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya geldiği zaman!
Ve güneş ile ay bir araya toplandığı zaman,
Ve güneş ile ay bir araya toplandığı zaman,
güneş ve ay toplanır,
Ve Güneş ve Ay toplanır
Güneş ve Ay bir araya getirildiği zaman.
Güneş ve Ay bir araya getirildiği zaman.
Güneş ve Ay bir araya getirildiği zaman.
Güneş ve ay birleştirildiği zaman;
(7-8-9) İşte göz (hayret ve dehşetle) kamaşdığı, ay tutul (ub karardığı, güneşle ay bir araya getirildiği zaman,
Güneş ve ay bir araya getirildiğinde,
(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.
Güneş ve Ay bir araya getirildiği zaman.
Güneş ve Ay bir araya toplandığı zaman!
ve Güneş ile Ay biraraya getirildiği zaman dipnot 1 .
Güneş ile Ay bir araya getirilmiş olur dipnot 1 .
Güneş ve Ay bir araya getirildiği zaman;
Güneş ve Ay bir araya getirildiği zaman..
Ve Güneş'le Ay biraraya getirildiğinde,
Kıyâmet suresi, 10. ayet. يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ
(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.
(7, 8, 9, 10) İşte göz(ler kamaşıp) şimşek çaktığı, ay karardığı, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, işte o gün (inkârcı) insan "(Acaba) nereye kaçmalı(yım)?" diyecektir.
insanoğlu o gün şöyle diyecek: "Nereye kaçmalı?"
o Gün insan haykıracak: "(Eyvah!) Nereye kaçayım?"
O süreçte insan: "Nereye kaçabiliriz?" der!
İnsan o gün: "Kaçış nereye?" der.
O gün insan, «Kaçacak yer neresi!» diyecektir.
O gün, insan, şöyle diyecek: "Nereye kaçsam?"
- O gün insan, "Kaçacak yer neresidir?" diyecektir. Hayır hayır! Kaçıp sığınacak yer yoktur! O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.
O gün insanoğlu, "Kaçacak yer nerede?" der.
O gün insanoğlu, 'Kaçacak yer nerede?' der.
O gün insan: "Nereye kaçmalı?" der.
Der o insan o gün: nereye kaçmalı? (eynel'mefer)
O Gün, o insan, dipnot 1 "Kaçacak yer var mı?" diyecek.
İzin Günü dipnot 1 , o insan, dipnot 2 "Kaçacak yer var mı?" diyecek.
İzin Günü, o insan, dipnot 1 "Kaçacak yer var mı?" diyecek.
İnsan o gün: "Kaçış nereye?" der.
(Evet) o gün insan "Kaçış nereye?" diyecek.
O gün, insan; kaçacak yer nerede? der.
(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.
(O gün) insan: "Bugün kaçacak yer nerede?" der.
(Evet) O gün insan: "Kaçacak yer neresi?" der.
İşte o gün insan: "Kaçış yeri nerede?" der.
İnsan o gün: "Kaçıp sığınılacak yer nerede?" der.
(O gün) insan: Bugün kaçacak yer nerede? der.
(O gün) insan: -Bugün kaçacak yer nerede? der.
Der ki insan o gün: "Kaçılacak yer nerede?"
Kıyâmet suresi, 11. ayet. كَلَّا لَا وَزَرَ
Hayır, hiçbir sığınacak yer yoktur.
Hayır! Sığınacak (bir) yer yoktur!
Yoo! Hiçbir sığınak yok!
Hayır! Bir sığınak yok (senin için, ey insan)!
Hayır, (dışarıda) sığınak yoktur!
Hayır, sığınacak herhangi bir yer yok.
Hayır, hayır! (Kaçıp) sığınacak yer yoktur!
Asla! Bir sığınak yok.
- O gün insan, "Kaçacak yer neresidir?" diyecektir. Hayır hayır! Kaçıp sığınacak yer yoktur! O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.
Hayır, bir sığınak yok.
Hayır, bir sığınak yok.
Hayır hayır! Yok bir siper.
Hayır hayır, yok bir siper
Hayır! Kesinlikle sığınacak bir yer yoktur!
Hayır! Kesinlikle sığınacak bir yer yoktur!
Hayır! Kesinlikle sığınacak bir yer yoktur!
Hayır, sığınacak herhangi bir yer yok.
Hayır, hiçbir sığınak yok.
Hayır, hiç bir sığınak yoktur.
(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.
Hayır! Hiçbir sığınacak yer yoktur.
Hayır, sığınacak yer yoktur.
Hayır, asla! Sığınılacak bir yer yoktur dipnot 1 .
Hayır! Artık sığınılacak yer kalmamıştır.
Hayır! Asla kaçacak bir yer yoktur.
-Hayır, asla kaçacak bir yer yoktur.
Hayır, yok sığınacak yer!
Kıyâmet suresi, 12. ayet. إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ
O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.
O gün varılacak yer sadece Rabbinin huzurudur.
O gün, yolların sonu Rabbinin katına çıkacak;
O Gün bütün yolların varış yeri, Rabbinin katı olacak!
O süreçte (her birimin kendi) karargahı Rabbinedir!
O gün, 'sonunda varılıp karar kılınacak yer (müstakar)' yalnızca Rabbi'nin katıdır.
O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.
O gün, varılacak yer, Efendinin katıdır.
- O gün insan, "Kaçacak yer neresidir?" diyecektir. Hayır hayır! Kaçıp sığınacak yer yoktur! O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.
O gün son durak Efendinin huzurudur.
O gün son durak Rabb'inin huzurudur.
O gün ancak siper (varılacak yer) Rabbinedir,
Rabbınadır ancak o gün karar
O Gün, sığınılacak tek yer senin Rabb'indir.
İzin Günü, sığınılacak tek yer senin Rabb'indir.
İzin Günü, sığınılacak tek yer senin Rabb'indir.
O gün, 'sonunda varılıp karar kılınacak yer (müstakar)' yalnızca rabbinin katıdır.
O gün herkesin (varıb) duracağı yer ancak Rabbin (in huzuuru) dur.
O gün, herkesin duracağı yer, ancak Rabbının huzurudur.
(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.
O gün varıp durulacak yer Rabbinin huzurudur.
O gün varıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur (ey insan).
O gün, varıp durulacak yer Rabbinin huzurudur dipnot 1 .
O gün, varıp durulacak yer Rabbinin dipnot 1 huzurudur.
O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin katıdır.
O gün, karar yeri Rabbinin huzurudur.
Varılıp durulacak yer Rabbinin huzurudur o gün.
Kıyâmet suresi, 13. ayet. يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ
O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler haber verilir.
O gün, (dünyada yapıp) öne sürdüğü ve (yapmayıp) geride bıraktığı ne varsa insana bildirilecektir.
o gün insanoğluna önceledikleri ve erteledikleri bir bir haber verilecek;
O Gün insana, yaptığı ve yapmadığı her şey bildirilecek:
O süreçte insanda, takdim ettiği (önceden gönderdiği) ve tehir ettiği (sonraya bıraktığı, yapmadığı) şeylerin bilgisi açığa çıkarılır.
İnsana o gün, önceden takdim ettikleri ve erteledikleri şeylerle haber verilir.
O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.
O gün, yaptığı ve yapmadığı şeyler insana bildirilecektir.
O gün, insana, yaptıkları da yapmadıkları da haber verilir.
O gün insana, yapıp yapmadığı her şey haber verilir.
O gün insana, yapıp yapmadığı herşey haber verilir.
o gün insan, önce ve sonra yaptıkları ile ayıtılır.
Ayıtılır insan o gün, yaptıklarile mukaddem, müahhar
O Gün, o insan, yaptıklarından da yapması gerektiği halde yapmadıklarından da bir bir haberdar edilir.
İzin Günü, o insan, yaptıklarından da yapması gerektiği halde yapmadıklarından da bir bir haberdar edilir.
İzin Günü, o insan, yaptıklarından da yapması gerektiği halde yapmadıklarından da bir bir haberdar edilir.
İnsana o gün, önceden takdim ettikleri ve erteledikleri şeylerle haber verilir.
O gün insana, önden yolladığı şeyler (amel ve hareketler) le geri bırakdığı (ne varsa, hepsi) haber verilecek.
O gün, önde ve sonda ne yaptıysa insana bildirilir.
(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.
O günde insana önden yolladığı şeyler ile geride bıraktığı şeyler haber verilir.
(O zaman) İnsanın yapıp öne sürdüğü, (yapmayıp) geri bıraktığı herşey kendisine haber verilir.
O gün insana, neyi önceleyip yaptığı, neyi de ertelediği tek tek bildirilir dipnot 1 .
Neye öncelik verdiği neyi ertelediği o gün insana tek tek bildirilir dipnot 1 .
O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.
O gün insana yaptıkları ve erteledikleri haber verilir.
Haber verilir insana o gün önden gönderdiği de arkaya bıraktığı da.
Kıyâmet suresi, 14. ayet. بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌ
(14-15) Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.
(14, 15) (Birtakım) mazeretler ileri sürmeye kalkışacak olsaydı bile artık insan kendi kendinin şahididir.
bilakis insan kendi benliğine şahit olacak;
hayır, aslında insan, kendi aleyhine şahitlik yapacak,
İşte (gerçek şu ki) insan, kendi nefsini değerlendiricidir! ("OKU yaşam bilgini {kitabını}! Bilincin bu aşamada, yaptıklarının sonucunun ne olduğunu görmeye yeterlidir. " 17. İsra' Suresi: 14. ayetini hatırlayalım. A. H. )
Hayır; insan, kendi nefsine karşı bir basirettir.
Artık insan, kendi kendinin şahididir.
Hayır! İnsan, kendi benliğine tanıktır.
Doğrusu insan, kendi öz benliğinin gözlemcisidir.
Doğrusu, insan kendi kendisine tanıktır.
Doğrusu, insan kendi kendisine tanıktır.
Doğrusu insan kendine karşı bir basirettir (kendisinin ne yaptığını gayet iyi bilir).
Doğrusu insan kendine karşı bir basirettir
Hayır! Aslında o insan, kendi aleyhine tanıktır.
Hayır! Aslında o insan, kendi aleyhine tanıktır.
Hayır! Aslında o insan, kendi aleyhine tanıktır.
Hayır; insan, kendi nefsine karşı bir basirettir.
Daha doğrusu insan (bizzat) kendisine karşı bir şahiddir.
Daha doğrusu insan, kendi kendinin şahididir.
(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.
Doğrusu insan, kendi aleyhine bir şahittir.
Doğrusu insan kendi nefsini görür,
Aslında insan, kendi aleyhine açık delildir dipnot 1 ,
Aslında insan, kendi aleyhine açık bir belgedir.
Doğrusu insan kendi şahsı aleyhine bir hüccettir.
-Evet, insan kendini görecektir.
Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır;
Kıyâmet suresi, 15. ayet. وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ
(14-15) Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.
(14, 15) (Birtakım) mazeretler ileri sürmeye kalkışacak olsaydı bile artık insan kendi kendinin şahididir.
türlü mazaretler ortaya koymuş olsa bile...
mazeretler bulup kendi (yaptıkları)nı gizlemeye çalışsa bile.
Mazeretlerini öne sürse bile (bir şey değişmez)!
Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile.
İsterse özürlerini sayıp döksün.
Tüm özürlerini ortaya koysa bile.
Her türlü özrünü sayıp dökse de.
Birtakım özürler ortaya atsa da...
Birtakım özürler ortaya atsa da...
Mazeretlerini ortaya (sayıp) dökse de!
Dökse de ortaya ma'ziretlerini
Mazeretlerini ileri sürse bile.
Mazeretlerini ileri sürse bile.
Mazeretlerini ileri sürse bile.
Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile.
Velev ki o, (bütün) ma'ziretlerini (meydana) atmış olsun.
Ma'zeretlerini sayıp dökse de.
(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.
İsterse bütün mazeretlerini ortaya döksün.
Birtakım özürler ortaya atsa da.
isterse mazeretlerini sayıp döksün dipnot 1 .
Özürlerini sayıp dökse de bir şey değişmez.
İsterse özür beyan etsin.
İsterse özür beyan etsin.
Dökse de ortaya tüm mazeretlerini.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.