Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının, O'na yaklaşmaya vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.
Mâide suresi · 35–40. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Mâide suresi, 35. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱبْتَغُوٓا۟ إِلَيْهِ ٱلْوَسِيلَةَ وَجَٰهِدُوا۟ فِى سَبِيلِهِۦ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının, O'na yaklaşmaya vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.
Ey iman edenler! Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! O'na yol dipnot 1 arayın ve (Allah) yolunda cihad edin (fedakârlık yapın) ki kurtulasınız.
Siz ey iman edenler! Allah'a karşı saygılı olun ve O'na yaklaşma çabası içinde bulunun ve O'nun yolunda tüm gayretinizi harcayın ki kurtuluşa erebilesiniz.
Siz ey imana ermiş olanlar! Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, Ona daha yakın olmaya çalışın ve Allah yolunda gayret gösterin ki mutluluğa erişebilesiniz.
Ey iman edenler! Allah'tan korunun; O'na yakinedinmenizi sağlayacak vesileyi isteyin ve O'nun yolunda aziymle gayret edin ki kurtuluşa eresiniz.
Ey iman edenler, Allah'tan korkup sakının ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın; O'nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Ey îman edenler! Allah'tan korkun; (Sâlih ameller işleyerek) Sizi O'na yaklaştıracak vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.
Ey inanca çağırılanlar! Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın; O'na yol arayın ve O'nun yolunda çaba gösterin. Böylece, belki kurtuluşa erişirsiniz.
Ey iman edenler! Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olunuz. O'na daha yakın olmak için bir yol arayınız ve kurtuluşa ermek için O'nun yolunda cihad ediniz.
Gerçeği onaylayanlar ALLAH'ı dinleyin, O'na ulaşmak için yol arayın ve O'nun yolunda cihat edin ki başarasınız.
İnananlar ALLAH'ı dinleyin, O'na ulaşmak için yol arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki başarasınız.
Ey iman edenler, Allah'tan korkun, O'na yaklaşmaya vesile arayın, O'nun yolunda cihad edin ki, mutluluğa erebilesiniz.
Ey o bütün iyman edenler! Allahdan korkun ve ona yaklaşmağa vesile arayın ve onun yolunda mücahede edin ki felaha irebilesiniz
Ey İman Edenler! Allah'a karşı takva sahibi olun ve O'na yakınlaşmak için vesile dipnot 1 arayın. O'nun yolunda gayret gösterin ki kurtuluşa eresiniz.
Ey iman edenler! Allah'a karşı takva sahibi olun ve O'na yakınlaşmak için vesile dipnot 1 arayın. O'nun yolunda gayret gösterin ki Kurtuluşa eresiniz.
Ey iman edenler! Allah'a karşı takvalı dipnot 1 olun ve O'na yakınlaşmak için yol arayın. Kurtuluşa ermek için O'nun yolunda gayret gösterin.
Ey inananlar, Tanrı'dan korkup sakının ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın. O'nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Ey iman edenler, Allahdan korkun, Ona (yaklaşmıya) vesiyle arayın ve onun yolunda savaşın. Taki muradınıza eresiniz.
Ey iman edenler; Allah'tan korkun ve O'na yaklaşmak için vesile arayın. O'nun yolunda cihad edin ki, felaha eresiniz.
(35-37) Ey iman edenler, Allah’tan sakının, ona ulaştıran vesileler arayın, O’nun yolunda gayret edin / cihat edin, böylelikle belki kurtuluşa erersiniz. Kafirlere gelince, şayet yeryüzündeki her şey ve bir misli daha / bir o kadarı daha onların olsa, onu da kıyamet günü azabına fidye olarak verseler, onlardan kabul edilmez, onlara acıtıcı bir azap vardır , ateşten çıkabilmeyi dilerler, ama ondan çıkacak değildirler, sürekli bir azap onlarındır.
Ey İman edenler! Allah’tan sakının/takvalı olun. O’na (yakınlaştıracak ibadetlerle) vesile/yol arayın ve yolunda cihat edin ki, kurtuluşa eresiniz.
Ey inananlar, Allah'tan korkun, O'na (yaklaşmağa) yol arayın ve O'nun yolunda cihadedin ki, kurtuluşa eresiniz.
Ey inanıp güvenenler! Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının. Sizi ona yöneltecek vesileler dipnot 1 arayın ve Allah yolunda cihad edin /elinizden geleni yapın dipnot 2 ki umduğunuza kavuşasınız.
Ey inanıp güvenenler (müminler)! Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun dipnot 1 , O'na vesile dipnot 2 arayın ve Allah yolunda mücadele (cihad) dipnot 3 edin ki umduğunuza kavuşasınız.
Ey İman edenler! Allah’tan sakının/takvalı olun, O’na bir (ibadetlerle) vesile arayın ve yolunda cihat edin ki kurtuluşa eresiniz.
-Ey İman edenler! Allah'tan sakının yolunda cihat ederek O'na ulaşmaya bir vesile arayın ki kurtuluşa eresiniz.
Ey iman edenler! Allah'ın buyruğuna ters düşmekten sakının; O'na varmaya vesile arayın. O'nun yolunda gayret gösterin ki, kurtuluşa erebilesiniz.
Mâide suresi, 36. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ أَنَّ لَهُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُۥ مَعَهُۥ لِيَفْتَدُوا۟ بِهِۦ مِنْ عَذَابِ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.
Şüphesiz ki kâfir olanlar, yeryüzündeki her şey ve bununla bir o kadarı daha kendilerinin olsa ve kıyamet gününün azabından dolayı onu fidye vermek isteseler de onlardan (asla) kabul edilmemiş (olacak)tır. dipnot 1 Onlar için elem verici bir azap vardır.
Kuşkusuz inkarda direnenler, eğer yeryüzündeki her şeyi, hatta onun iki katını Kıyamet Günü'nün azabından kurtulmak için fidye olarak verseler asla kabul ettiremezler. Can yakıcı bir azap onları bekler.
Şüphe yok ki, hakikati inkara şartlanmış olanlar, Kıyamet Günündeki azaptan kurtulmak için yeryüzündeki her şeyi ve hatta iki kat fazlasını fidye olarak teklif etseler de kabul ettiremezler; çünkü şiddetli bir azap bekler onları.
Hakikati inkar edenlere gelince; eğer yeryüzünde bulunanların hepsi ve bir o kadarı da beraber onların olsa da kıyamet sürecinin azabından kurtulmak için onu fidye verseler, onlardan bu asla kabul edilmez! Onlar için üzücü azap vardır.
Gerçek şu ki, inkar edenler, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, bununla da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) fidye vermeye kalkışsalar, yine onlardan kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır.
Şüphe yok ki kâfir olanlar, yeryüzündeki herşey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye olarak verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için acı bir azap vardır.
Kuşkusuz, yeryüzünde bulunanların tümü ve yanında bir o kadarı daha nankörlük edenlerin olsa, Yeniden Yaratılış Günü'nün cezasına karşı kurtulmalık olarak verseler kabul edilmez. Çünkü onlar için, acı bir ceza vardır.
Şüphe yok ki kafirler, yeryüzündeki her şey ve bunun yanında bir o kadarı da kendilerinin olsa, kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler, onlardan asla kabul edilmez. Onlar için acı bir azap vardır.
İnkarcılar, yeryüzündekilerin hepsine ve bir o kadarına da sahip olsalardı ve onları diriliş gününün azabından kurtulmak için fidye verselerdi kendilerinden kabul edilmezdi. Onlara acıklı bir azap var.
İnkarcılar, yeryüzündekilerin hepsine ve bir o kadarına da sahip olsalardı ve onları diriliş gününün azabından kurtulmak için fidye verselerdi kendilerinden kabul edilmezdi. Onlara acıklı bir azap var.
Şüphesiz, o küfredenler, yeryüzündekilerin hepsi ve bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için tümünü fidye verecek olsalar, yine kendilerinden kabul edilmez. Onlara elem veren bir azap vardır.
Şübhesiz o küfredenler bütün Arzdaki ve daha bir o kadarı onların olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar kendilerinden kabul edilmez, onlara elim bir azab vardır
Yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, Kafirlerin olsa ve kıyamet gününün azabından kurtulmak için bunları karşılık olarak verseler, bu onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır.
Yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, Kafirlerin olsa ve Kıyamet Günü'nün azabından kurtulmak için bunları karşılık olarak verseler, bu onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır.
Yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, gerçeği yalanlayan nankörlerin olsa ve Kıyamet Günü'nün azabından kurtulmak için bunları fidye olarak verseler, bu onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır.
Gerçek şu ki, kafirler, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, bununla da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) fidye vermeye kalkışsalar, yine de onlardan kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır.
O inkar edib kafir olanlar (yok mu?) eğer yer yüzünde bulunan her şey ve onun bir o kadarı daha onların olsa da kıyaamet gününün azabından (kurtulmak için) onu feda etseler yine kendilerinden kabul olunmaz. Onlar için pek acıklı bir azab vardır.
Muhakkak ki yeryüzündeki bütün şeyler ve onların bir katı daha kafirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye olarak verseler; onlardan kabul olunmaz ve onlara elim bir azab vardır.
(35-37) Ey iman edenler, Allah’tan sakının, ona ulaştıran vesileler arayın, O’nun yolunda gayret edin / cihat edin, böylelikle belki kurtuluşa erersiniz. Kafirlere gelince, şayet yeryüzündeki her şey ve bir misli daha / bir o kadarı daha onların olsa, onu da kıyamet günü azabına fidye olarak verseler, onlardan kabul edilmez, onlara acıtıcı bir azap vardır , ateşten çıkabilmeyi dilerler, ama ondan çıkacak değildirler, sürekli bir azap onlarındır.
Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha kâfirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır.
O inkar edenler var ya, eğer yeryüzünde olanların hepsi ve onun bir katı daha kendilerinin olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için (bunları) fidye verseler, kendilerinden kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır.
Kafirlik edenler var ya! Yeryüzündeki her şey, hatta bir o kadarı daha onların olsa kıyamet /mezardan kalkış gününün azabından kurtulmak için onların hepsini fidye olarak verseler bu onlardan kabul edilmez. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır dipnot 1 .
Ayetleri görmezden gelenlere (kafirlere) gelince, yeryüzündeki her şey hatta bir o kadarı daha ellerinde olsa ve (mezardan) kalkış gününün azabından kurtulmak için fidye olarak verseler kabul edilmeyecektir. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.
Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha kâfirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır.
Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha kafirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır.
Küfre batanlar var ya, yeryüzündekilerin hepsi ve yanında bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye verseler, onlardan bu bile kabul edilmez. Korkunç bir azap vardır onlar için.
Mâide suresi, 37. ayet. يُرِيدُونَ أَن يَخْرُجُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ وَمَا هُم بِخَٰرِجِينَ مِنْهَا وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّقِيمٌ
Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır.
Ateşten çıkmak isteyecekler fakat onlar oradan asla çıkamayacaklar. dipnot 1 Onlar için kalıcı bir azap vardır. dipnot 2
Ateşten çıkmak isterler; fakat asla oradan çıkacak değiller; ve sürekli bir azaba mahkum edilirler.
Onlar ateşten kurtulmak isterler, ama kurtulamazlar; uzun sürecek bir azap bekler onları.
Ateşten çıkmak isterler ama oradan dışarı çıkamazlar. . . Onlar için daimi bir azap vardır!
(Orda) Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkacak değiller. Onlar için sürekli bir azab vardır.
Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.
Ateşten çıkmak isterler; oysa çıkamazlar. Onlar için, sürekli bir ceza vardır.
Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkamazlar. Onlar için devamlı bir azap vardır.
Ateşten çıkmak isterler; ama çıkamazlar. Onlar sürekli bir cezaya mahkûm olmuşlardır.
Ateşten çıkmak isterler; ama çıkamazlar. Onlar sürekli bir cezaya mahkum olmuşlardır.
Onlar, ateşten çıkmak isteyecekler, fakat ondan çıkacak değillerdir. Onlara boyuna sürüp gidecek bir azap vardır.
Ateşten çıkmak istiyecekler, fakat ondan çıkacak değillerdir, onlara boyuna gidecek bir azab vardır
Ateşten çıkmak isterler. Onlar, o ateşten asla çıkamayacaklar. Onlar için kalıcı bir azap vardır.
Ateşten çıkmak isterler. Onlar, o ateşten asla çıkamayacaklar. Onlar için kalıcı bir azap vardır.
Ateşten çıkmak isterler. Onlar o ateşten asla çıkamayacaklar. Onlar için sürekli bir azap vardır.
(Orada) Ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değiller. Onlar için sürekli bir azab vardır.
Onlar ateşden çıkmalarını dilerler. Halbuki onlar bundan çıkıcılar değildir. Onlar için kendilerini tutub durduracak (salıvermeyecek) bir azab vardır.
Ateşten çıkmak isterler, ama oradan çıkacak değillerdir. Ve onlar için sürekli bir azab vardır.
(35-37) Ey iman edenler, Allah’tan sakının, ona ulaştıran vesileler arayın, O’nun yolunda gayret edin / cihat edin, böylelikle belki kurtuluşa erersiniz. Kafirlere gelince, şayet yeryüzündeki her şey ve bir misli daha / bir o kadarı daha onların olsa, onu da kıyamet günü azabına fidye olarak verseler, onlardan kabul edilmez, onlara acıtıcı bir azap vardır , ateşten çıkabilmeyi dilerler, ama ondan çıkacak değildirler, sürekli bir azap onlarındır.
Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli, daima bir azap vardır.
Ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için sürekli bir azab vardır.
O ateşten çıkmak isterler ama çıkamazlar. Onların hak ettikleri kalıcı bir azaptır.
O ateşten çıkmak isteyecekler ama çıkamayacaklardır. Onların hak ettiği kalıcı bir azaptır.
Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli, daima bir azap vardır.
Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara sürekli azap vardır.
Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkamayacaklardır. Onlar için tepelerinden hiç inmeyecek bir azap vardır.
Mâide suresi, 38. ayet. وَٱلسَّارِقُ وَٱلسَّارِقَةُ فَٱقْطَعُوٓا۟ أَيْدِيَهُمَا جَزَآءًۢ بِمَا كَسَبَا نَكَٰلًا مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Yaptıklarına bir karşılık ve Allah'tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Hırsızlık yapan erkek ve kadının, elde ettiklerine karşılık ve Allah'tan ibretlik bir ceza olmak üzere ellerini kesin! Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.
İmdi, işledikleri suça karşılık Allah'tan ibret-i alem bir müeyyide olarak hırsızlık yapan erkek ve hırsızlık yapan kadının ellerini kesin. Zira Allah her işinde mükemmeldir, her hükmünde tam isabet sahibidir.
Hırsızlık eden erkeğe ve hırsızlık eden kadına gelince, işlemiş oldukları fiillere karşılık, Allahtan (gelen) caydırıcı bir müeyyide olarak her ikisinin ellerini kesin: zira Allah kudretlidir, hikmet sahibidir.
Hırsızlık yapan erkek ve hırsızlık yapan kadının ellerini kesin; yaptıklarına karşılık ve Allah'tan ibret verici bir azap olarak! Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.
Hırsız erkek ve hırsız kadının, (çalıp) kazandıklarına bir karşılık, Allah'tan, 'tekrarı önleyen kesin bir ceza' olmak üzere ellerini kesin. Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir.
Hırsızlık yapan erkek ve hırsızlık yapan kadının yaptıklarına karşılık, Allah'tan caydırıcı bir ceza olarak ellerini kesin. Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir. dipnot 103
Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah'tan bir ders olmak üzere güçlerini kesiniz. Allah, izzet ve hikmet sahibidir.
Erkek hırsızın ve kadın hırsızın güçlerini/ellerini, yaptıklarına karşılık kesin/işaretleyin. Bu ALLAH'ın öngördüğü bir caydırma yöntemidir. ALLAH Güçlüdür, Bilgedir. dipnot 1
Erkek hırsızın ve kadın hırsızın ellerini, yaptıklarına karşılık kesin. Bu ALLAH'ın öngördüğü bir caydırma yöntemidir. ALLAH Güçlüdür, Bilgedir
Hırsızlık eden erkek ve hırsızlık eden kadın, suçları sabitleşince, yaptıklarının karşılığı ve Allah tarafından kelepçek (caydırıcı bir ceza olmak üzere) ellerini kesin. Allah, güçlüdür, hikmet sahibidir.
Hırsızlık eden erkek ve hırsızlık eden kadın sabit oldu mu ellerini kesin, kazandıklarına cezaen Allahdan kelepçek, çünkü Allah azizdir, hakimdir
Hırsızlık yapan erkeğin ve kadının, her ikisinin de ellerini, Allah'tan caydırıcı bir karşılık olarak kesin. dipnot 1 Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Hırsızlık yapan erkeğin ve kadının, her ikisinin de ellerini, Allah'tan caydırıcı bir karşılık olarak kesin. dipnot 1 Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Hırsızlık yapan erkeğin ve kadının, her ikisinin de ellerini, Allah'tan caydırıcı bir ceza olarak kesin. dipnot 1 Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Hırsız erkek ve hırsız kadının, (çalıp) kazandıklarına bir karşılık, Tanrı'dan 'tekrarı önleyen kesin bir ceza' olmak üzere ellerini kesin. Tanrı üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Erkek hırsızla kadın hırsızın — o irtikab etdiklerine bir karşılık ve ceza ve Allahdan (insanlara) ibret verici bir ukubet olmak üzere — ellerini kesin. Allah mutlak gaalibdir, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.
Hırsız erkek ve hırsız kadının yaptıklarına karşılık Allah tarafından bir ceza olarak; ellerini kesin. Ve Allah; Aziz'dir, Hakim'dir.
(38-40) Erkek hırsızın ve kadın hırsızın her ikisinin de Allah’tan bir gözdağı, kazandıklarının bir cezası olarak ellerini kesin, Allah saygıdeğerdir, hikmetli karar verir , k im de bu zulmünün ardından tövbe ederse ve düzelirse, muhakkak ki Allah’ta ondan vazgeçer / tövbesini kabul eder, muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Bilmez misiniz ki muhakkak ki Allah, semaların ve arzın egemenliği O’nundur, (mülküne istediği gibi davranabilme özgürlüğü) istediğine azap eder, istediği kimseyi de bağışlar, Allah her şeyi gücü yetip ayarlayandır.
Erkek hırsız ve kadın hırsızın yaptıklarına karşılık, Allah tarafından bir ceza olarak ellerini (bileklerden) kesin. Allah çok güçlüdür, Hakim'dir.
Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin! Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Erkek hırsız ile kadın hırsızın ellerini kesin ki bu hem onların yaptıklarının karşılığı hem de Allah tarafından (herkese) verilen caydırıcı bir ders olsun. Daima üstün olan ve doğru kararlar veren Allah'tır.
Erkek hırsız ile kadın hırsızın ellerini kesin ki kazandıklarına karşılık bir ceza, Allah tarafından bir caydırma olsun. Üstün olan ve doğru kararlar veren Allah'tır.
Erkek hırsız ve kadın hırsızın yaptıklarına karşılık Allah tarafından bir ceza olarak ellerini (bileklerden) kesin. Allah çok güçlüdür, Hakim'dir.
Erkek hırsız ve kadın hırsızın yaptıklarına karşılık Allah tarafından ibret verici bir ceza olması için ellerini kesin. Allah güçlüdür, hakimdir.
Hırsızlık yapan erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.
Mâide suresi, 39. ayet. فَمَن تَابَ مِنۢ بَعْدِ ظُلْمِهِۦ وَأَصْلَحَ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَتُوبُ عَلَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Kim (bu) haksız davranışından sonra tevbe eder ve kendini düzeltirse elbette Allah onun tevbesini kabul eder. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir. dipnot 2
Bu zulmü işledikten sonra kim tevbe eder ve kendini düzeltirse, elbet Allah da onun tevbesini kabul eder; zira Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
Bu suçu işledikten sonra tevbe edip kendisini ıslah edene gelince, kuşkusuz Allah onun tevbesini kabul eder: Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.
Fakat kim zulmünden sonra tövbe eder ve (halini) ıslah ederse, muhakkak ki Allah onun tövbesini kabul eder. . . Kesinlikle Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Kim (bu) haksız davranışından sonra tevbe eder ve durumunu düzeltirse şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.
Kim yaptığı haksızlıktan sonra, artık pişmanlık gösterir ve kendisini düzeltirse; kuşkusuz, Allah, onun pişmanlığını kabul edecektir. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.
Bu suçu işledikten sonra tövbe edip kendisini ıslah edene gelince, şüphesiz Allah onun tövbesini kabul eder. Allah, çok bağışlayıcıdır; merhamet sahibidir.
Kim yaptığı bu haksızlıktan sonra tövbe ederek düzelirse, ALLAH yönelişini kabul eder. ALLAH kuşkusuz Bağışlayandır, Rahimdir.
Kim yaptığı bu haksızlıktan sonra tevbe ederek düzelirse, ALLAH yönelişini kabul eder. ALLAH kuşkusuz Bağışlayandır, Rahimdir.
Böyle iken her kim de yaptığı zulmün ardından tevbe edip dürüstlüğe dönerse, Allah elbette tevbesini kabul eder, çünkü gerçekten Allah, bağışlayan ve merhamet edendir.
Böyle iken her kim de işlediği zulmün arkasından tevbe edib salaha dönerse Allah elbette tevbesini kabul buyuruyor. Çünkü Allah gafurdur, rahimdir
Kim yaptığı haksızlıktan dipnot 1 sonra tevbe dipnot 2 eder ve uslanırsa, kuşkusuz Allah onun tevbesini kabul eder. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Kim yaptığı haksızlıktan dipnot 1 sonra tevbe eder ve uslanırsa, kuşkusuz Allah onun tevbesini kabul eder. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Kim yaptığı haksızlıktan dipnot 1 sonra tövbe eder ve kendisini düzeltirse, kuşkusuz Allah onun tövbesini kabul eder. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir. dipnot 2
Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, kuşkusuz Tanrı onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.
Fakat yapdığı o haksız hareketinden sonra tevbe (ve rücu) eder, kendisini düzeltirse şübhesiz ki Allah onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Kim de zulmettikten sonra tevbe eder, düzelirse; muhakkak ki Allah, onun tevbesini kabul eder. Gerçekten Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.
(38-40) Erkek hırsızın ve kadın hırsızın her ikisinin de Allah’tan bir gözdağı, kazandıklarının bir cezası olarak ellerini kesin, Allah saygıdeğerdir, hikmetli karar verir , k im de bu zulmünün ardından tövbe ederse ve düzelirse, muhakkak ki Allah’ta ondan vazgeçer / tövbesini kabul eder, muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Bilmez misiniz ki muhakkak ki Allah, semaların ve arzın egemenliği O’nundur, (mülküne istediği gibi davranabilme özgürlüğü) istediğine azap eder, istediği kimseyi de bağışlar, Allah her şeyi gücü yetip ayarlayandır.
Kim de zulüm işledikten sonra tevbe eder ve halini düzeltirse, Allah tevbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder, uslanırsa, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan, acıyandır.
Kim, yaptığı bu yanlıştan sonra tövbe eder /dönüş yapar ve kendini düzeltirse, Allah, onun tövbesini /dönüşünü kabul eder dipnot 1 . Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.
Kim, yaptığı bu yanlıştan sonra dönüş yapar ve kendini düzeltirse, Allah onun dönüşünü(tevbesini) kabul eder. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.
Kim de zulüm işledikten sonra tevbe eder ve halini düzeltirse, Allah tevbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Kim de zulüm işledikten sonra tevbe eder ve halini düzeltirse şüphesiz Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.
Kim zulmünden sonra tövbe eder, halini düzeltirse kuşkusuz Allah onun tövbesini kabul eder. Allah çok affedici, çok merhametlidir.
Mâide suresi, 40. ayet. أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'a aittir. O, dilediğine azap eder, dilediğini de bağışlar. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Göklerin ve yerin otoritesinin yalnızca Allah'a ait olduğunu bilmez misin? (Allah) dileyene (layık gördüğüne) azap eder; dileyeni (layık gördüğünü) de bağışlar. dipnot 1 Allah her şeye gücü yetendir.
Bilmez misin ki göklerin ve yerin otoritesi Allah'a aittir; O dileyeni cezalandırmayı, dileyeni de bağışlamayı diler: tabii ki Allah'ın gücü her şeye yeter.
Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allahındır? O, dilediğini cezalandırır, dilediğini bağışlar: Zira Allah her şeye kadirdir.
Semalar ve arzın mülkü Allah içindir (hakikatini), bilmedin mi? Dilediğini azaplandırır ve dilediğini bağışlar! Allah her şeye Kaadir'dir.
Göklerin ve yerin mülkünün Allah'a ait olduğunu bilmiyor musun? O, kimi dilerse azablandırır, kimi dilerse bağışlar. Allah, her şeye güç yetirendir.
Bilmez misin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir; dilediğine azap eder ve dilediğini bağışlar. Allah her şeye hakkıyla kadirdir.
Kuşkusuz, göklerin ve yeryüzünün yönetimi Allah'a özgüdür; bilmiyor musun? Dilediğini cezalandıracak, dilediğini de bağışlayacaktır. Çünkü Allah, her şeye Gücü Yetendir.
Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır? O, dilediğini cezalandırır, dilediğini bağışlar. Allah, her şeye gücü yetendir.
Göklerin ve yerin egemenliğinin ALLAH'a ait olduğunu bilmez misin? Dilediğine azap eder, dilediğini bağışlar. ALLAH her şeye Gücü Yetendir.
Göklerin ve yerin egemenliğinin ALLAH'a ait olduğunu bilmez misin? Dilediğine azap eder, dilediğini bağışlar. ALLAH her şeye Gücü Yetendir.
Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır, dilediğini azaba çeker, dilediğinin günahını bağışlar. Allah herşeye gücü yetendir.
Bilmezmisin ki Allah, bütün Semavat-ü Arz mülkü onun, dilediğini azaba çeker, dilediğinin günahını örter olduğunu? Allah her şey'e kadirdir
Bilmez misin? Kuşkusuz ki göklerin ve yerin mülkü Allah'a aittir. Hak edene dipnot 1 azap eder, Hak edeni bağışlar. Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.
Bilmez misin? Kuşkusuz ki göklerin ve yerin mülkü Allah'a aittir. Hak edene azap eder, Hak edeni bağışlar. Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.
Bilmez misin? Kuşkusuz ki göklerin ve yerin mülkü Allah'a aittir. Dilediğine dipnot 1 azap eder, dilediğini bağışlar. Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.
Göklerin ve yerin mülkünün Tanrı'ya ait olduğunu bilmiyor musun? O kimi dilerse azablandırır, kimi dilerse bağışlar. Tanrı her şeye güç yetirendir.
Hakıykatde göklerin ve yerin mülk (-ü saltanat) ı Allahın olduğunu bilmedin mi? (Elbette bildin). O, kimi dilerse azaba çeker, kimi dilerse yarlığar. Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.
Bilmez misin ki, göklerin ve yeryüzünün mülkü Allah'ındır. Dilediğine azab eder, dilediğini bağışlar. Ve Allah; her şeye Kadir'dir.
(38-40) Erkek hırsızın ve kadın hırsızın her ikisinin de Allah’tan bir gözdağı, kazandıklarının bir cezası olarak ellerini kesin, Allah saygıdeğerdir, hikmetli karar verir , k im de bu zulmünün ardından tövbe ederse ve düzelirse, muhakkak ki Allah’ta ondan vazgeçer / tövbesini kabul eder, muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Bilmez misiniz ki muhakkak ki Allah, semaların ve arzın egemenliği O’nundur, (mülküne istediği gibi davranabilme özgürlüğü) istediğine azap eder, istediği kimseyi de bağışlar, Allah her şeyi gücü yetip ayarlayandır.
Bilmez misin ki göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır? Allah, dilediğine azap eder, dilediğini ise bağışlar. Allah’ın her şeye gücü yeter.
Göklerin ve yerin mülkünün Allah'a aidolduğunu bilmedin mi? (O), dilediğine azabeder, dilediğini bağışlar. Allah herşeye kadirdir.
Bilmez misin, göklerde ve yerde tüm yetkiler Allah'ındır dipnot 1 ! Azabı hak edene azap eder, bağışlanmayı hak edeni de bağışlar dipnot 2 . Allah her şeye bir ölçü koyar.
Bilmez misin göklerde ve yerde tüm yetki Allah'ın elindedir. O, azabı hak edene azab eder, affı hak edeni de affeder. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır.
Göklerin ve yerin mülkü yalnızca Allah’ın olduğunu bilmiyor musun? Allah, dilediğine azab eder, dilediğini ise bağışlar. Allah’ın her şeye gücü yeter.
Göklerin ve yerin hakimiyetinin yalnızca Allah'ın olduğunu bilmiyor musun? Allah, dilediğini cezalandırır, dilediğini bağışlar. Allah'ın her şeye gücü yeter.
Göklerin de yerin de mülk ve saltanatının Allah'ın olduğunu bilmedin mi? Dilediğine azap eder O, dilediğini affeder. Allah'ın gücü herşeye yeter.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.