Mâide suresi · 35–40. ayetler

Vesile aramak; hırsızlık cezası ve tövbe

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mâide suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 35. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱبْتَغُوٓا۟ إِلَيْهِ ٱلْوَسِيلَةَ وَجَٰهِدُوا۟ فِى سَبِيلِهِۦ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının, O'na yaklaşmaya vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! O'na yol dipnot 1 arayın ve (Allah) yolunda cihad edin (fedakârlık yapın) ki kurtulasınız.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Ona yol arama" ifadesine "kişinin Allah ile arasına başkalarını sokması" şeklinde bir anlam vermek kesinlikle doğru değildir. Müminlerin tabi olmak ve itaat etmekle emrolundukları tek kişi Hz. Muhammed'dir. Onun dışında hiçbir insanın durumu başkaları için ölçü olmadığı gibi onlara tabi olunma gerekliliği de yoktur. [Vesile,] başka varlıkları aracı edinmek olamaz; çünkü aracılık şirktir. Ayetin devamında, Yüce Allah'ın yolunda cihad etmek yani fedakârlık yapmak dile getirilmekte, böylece vesilenin ne olduğu da açıklanmış olmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Allah'a karşı saygılı olun ve O'na yaklaşma çabası içinde bulunun ve O'nun yolunda tüm gayretinizi harcayın ki kurtuluşa erebilesiniz.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, Ona daha yakın olmaya çalışın ve Allah yolunda gayret gösterin ki mutluluğa erişebilesiniz.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler! Allah'tan korunun; O'na yakinedinmenizi sağlayacak vesileyi isteyin ve O'nun yolunda aziymle gayret edin ki kurtuluşa eresiniz.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, Allah'tan korkup sakının ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın; O'nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey îman edenler! Allah'tan korkun; (Sâlih ameller işleyerek) Sizi O'na yaklaştıracak vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın; O'na yol arayın ve O'nun yolunda çaba gösterin. Böylece, belki kurtuluşa erişirsiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olunuz. O'na daha yakın olmak için bir yol arayınız ve kurtuluşa ermek için O'nun yolunda cihad ediniz.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar ALLAH'ı dinleyin, O'na ulaşmak için yol arayın ve O'nun yolunda cihat edin ki başarasınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar ALLAH'ı dinleyin, O'na ulaşmak için yol arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki başarasınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, Allah'tan korkun, O'na yaklaşmaya vesile arayın, O'nun yolunda cihad edin ki, mutluluğa erebilesiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Allahdan korkun ve ona yaklaşmağa vesile arayın ve onun yolunda mücahede edin ki felaha irebilesiniz

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Allah'a karşı takva sahibi olun ve O'na yakınlaşmak için vesile dipnot 1 arayın. O'nun yolunda gayret gösterin ki kurtuluşa eresiniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yol. Allah'a yakınlaştıracak en güzel ve doğru vesile O'nun gösterdiği yoldan gitmektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Allah'a karşı takva sahibi olun ve O'na yakınlaşmak için vesile dipnot 1 arayın. O'nun yolunda gayret gösterin ki Kurtuluşa eresiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yol.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Allah'a karşı takvalı dipnot 1 olun ve O'na yakınlaşmak için yol arayın. Kurtuluşa ermek için O'nun yolunda gayret gösterin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, Tanrı'dan korkup sakının ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın. O'nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, Allahdan korkun, Ona (yaklaşmıya) vesiyle arayın ve onun yolunda savaşın. Taki muradınıza eresiniz.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; Allah'tan korkun ve O'na yaklaşmak için vesile arayın. O'nun yolunda cihad edin ki, felaha eresiniz.

    Mehmet Alagaş

    (35-37) Ey iman edenler, Allah’tan sakının, ona ulaştıran vesileler arayın, O’nun yolunda gayret edin / cihat edin, böylelikle belki kurtuluşa erersiniz. Kafirlere gelince, şayet yeryüzündeki her şey ve bir misli daha / bir o kadarı daha onların olsa, onu da kıyamet günü azabına fidye olarak verseler, onlardan kabul edilmez, onlara acıtıcı bir azap vardır , ateşten çıkabilmeyi dilerler, ama ondan çıkacak değildirler, sürekli bir azap onlarındır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey İman edenler! Allah’tan sakının/takvalı olun. O’na (yakınlaştıracak ibadetlerle) vesile/yol arayın ve yolunda cihat edin ki, kurtuluşa eresiniz.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, Allah'tan korkun, O'na (yaklaşmağa) yol arayın ve O'nun yolunda cihadedin ki, kurtuluşa eresiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının. Sizi ona yöneltecek vesileler dipnot 1 arayın ve Allah yolunda cihad edin /elinizden geleni yapın dipnot 2 ki umduğunuza kavuşasınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette geçen vesile, kulu Allah'a yaklaştıran şeydir. Bunlar iman ve salih amellerdir (Sebe 34/37, Alak 96/19). Allah, kendisine yaklaşmak için nebileri, melekleri, salih kulları veya başka varlıkları vesile kılmayı yasaklamıştır. Çünkü bu, Allah'a yaklaşmak değil, onu ikinci sıraya koyup ondan uzaklaşmaktır (A'raf 7/3, Zümer 39/3). Bu da Allah'ın asla affetmeyeceği şirk günahı olur (Nisa 4/48, 116).
    2. metne dön, dipnot 2
      Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın çok önemli bir parçasıdır.

    Şaban Britch

    Ey İman edenler! Allah’tan sakının/takvalı olun, O’na bir (ibadetlerle) vesile arayın ve yolunda cihat edin ki kurtuluşa eresiniz.

    Şaban Piriş

    -Ey İman edenler! Allah'tan sakının yolunda cihat ederek O'na ulaşmaya bir vesile arayın ki kurtuluşa eresiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Allah'ın buyruğuna ters düşmekten sakının; O'na varmaya vesile arayın. O'nun yolunda gayret gösterin ki, kurtuluşa erebilesiniz.

  2. Mâide suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 36. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ أَنَّ لَهُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُۥ مَعَهُۥ لِيَفْتَدُوا۟ بِهِۦ مِنْ عَذَابِ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki kâfir olanlar, yeryüzündeki her şey ve bununla bir o kadarı daha kendilerinin olsa ve kıyamet gününün azabından dolayı onu fidye vermek isteseler de onlardan (asla) kabul edilmemiş (olacak)tır. dipnot 1 Onlar için elem verici bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:48, 123; Al-i İmrân 3:91; En‘âm 6:70; Yûnus 10:54; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Hadîd 57:15; Me‘âric 70:11-14.

    Mustafa İslamoğlu

    Kuşkusuz inkarda direnenler, eğer yeryüzündeki her şeyi, hatta onun iki katını Kıyamet Günü'nün azabından kurtulmak için fidye olarak verseler asla kabul ettiremezler. Can yakıcı bir azap onları bekler.

    Muhammed Esed

    Şüphe yok ki, hakikati inkara şartlanmış olanlar, Kıyamet Günündeki azaptan kurtulmak için yeryüzündeki her şeyi ve hatta iki kat fazlasını fidye olarak teklif etseler de kabul ettiremezler; çünkü şiddetli bir azap bekler onları.

    Ahmed Hulusi

    Hakikati inkar edenlere gelince; eğer yeryüzünde bulunanların hepsi ve bir o kadarı da beraber onların olsa da kıyamet sürecinin azabından kurtulmak için onu fidye verseler, onlardan bu asla kabul edilmez! Onlar için üzücü azap vardır.

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, inkar edenler, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, bununla da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) fidye vermeye kalkışsalar, yine onlardan kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphe yok ki kâfir olanlar, yeryüzündeki herşey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye olarak verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için acı bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, yeryüzünde bulunanların tümü ve yanında bir o kadarı daha nankörlük edenlerin olsa, Yeniden Yaratılış Günü'nün cezasına karşı kurtulmalık olarak verseler kabul edilmez. Çünkü onlar için, acı bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphe yok ki kafirler, yeryüzündeki her şey ve bunun yanında bir o kadarı da kendilerinin olsa, kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler, onlardan asla kabul edilmez. Onlar için acı bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    İnkarcılar, yeryüzündekilerin hepsine ve bir o kadarına da sahip olsalardı ve onları diriliş gününün azabından kurtulmak için fidye verselerdi kendilerinden kabul edilmezdi. Onlara acıklı bir azap var.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarcılar, yeryüzündekilerin hepsine ve bir o kadarına da sahip olsalardı ve onları diriliş gününün azabından kurtulmak için fidye verselerdi kendilerinden kabul edilmezdi. Onlara acıklı bir azap var.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz, o küfredenler, yeryüzündekilerin hepsi ve bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için tümünü fidye verecek olsalar, yine kendilerinden kabul edilmez. Onlara elem veren bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhesiz o küfredenler bütün Arzdaki ve daha bir o kadarı onların olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar kendilerinden kabul edilmez, onlara elim bir azab vardır

    Erhan Aktaş

    Yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, Kafirlerin olsa ve kıyamet gününün azabından kurtulmak için bunları karşılık olarak verseler, bu onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, Kafirlerin olsa ve Kıyamet Günü'nün azabından kurtulmak için bunları karşılık olarak verseler, bu onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, gerçeği yalanlayan nankörlerin olsa ve Kıyamet Günü'nün azabından kurtulmak için bunları fidye olarak verseler, bu onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, kafirler, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, bununla da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) fidye vermeye kalkışsalar, yine de onlardan kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    O inkar edib kafir olanlar (yok mu?) eğer yer yüzünde bulunan her şey ve onun bir o kadarı daha onların olsa da kıyaamet gününün azabından (kurtulmak için) onu feda etseler yine kendilerinden kabul olunmaz. Onlar için pek acıklı bir azab vardır.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki yeryüzündeki bütün şeyler ve onların bir katı daha kafirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye olarak verseler; onlardan kabul olunmaz ve onlara elim bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (35-37) Ey iman edenler, Allah’tan sakının, ona ulaştıran vesileler arayın, O’nun yolunda gayret edin / cihat edin, böylelikle belki kurtuluşa erersiniz. Kafirlere gelince, şayet yeryüzündeki her şey ve bir misli daha / bir o kadarı daha onların olsa, onu da kıyamet günü azabına fidye olarak verseler, onlardan kabul edilmez, onlara acıtıcı bir azap vardır , ateşten çıkabilmeyi dilerler, ama ondan çıkacak değildirler, sürekli bir azap onlarındır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha kâfirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    O inkar edenler var ya, eğer yeryüzünde olanların hepsi ve onun bir katı daha kendilerinin olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için (bunları) fidye verseler, kendilerinden kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezden gelenlere (kafirlere) gelince, yeryüzündeki her şey hatta bir o kadarı daha ellerinde olsa ve (mezardan) kalkış gününün azabından kurtulmak için fidye olarak verseler kabul edilmeyecektir. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.

    Şaban Britch

    Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha kâfirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır.

    Şaban Piriş

    Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha kafirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Küfre batanlar var ya, yeryüzündekilerin hepsi ve yanında bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye verseler, onlardan bu bile kabul edilmez. Korkunç bir azap vardır onlar için.

  3. Mâide suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 37. ayet. يُرِيدُونَ أَن يَخْرُجُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ وَمَا هُم بِخَٰرِجِينَ مِنْهَا وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّقِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Ateşten çıkmak isteyecekler fakat onlar oradan asla çıkamayacaklar. dipnot 1 Onlar için kalıcı bir azap vardır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:167; Hacc 22:22; Mü'minûn 23:108; Secde 32:20; Fâtır 35:37; Mü'min 40:11; Câsiye 45:35.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cehennemin ebedî oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:39, 81, 162, 217, 257, 275; Al-i İmrân 3:88, 116; Nisâ 4:14, 56, 93, 169; Mâide 5:80; En‘âm 6:128; A‘râf 7:36; Tevbe 9:17, 63, 68; Yûnus 10:27, 52; Hûd 11:8, 107; Ra‘d 13:5; Nahl 16:29; Tâhâ 20:101; Enbiyâ 21:99; Mü'minûn 23:103; Furkân 25:69; Secde 32:14; Ahzâb 33:65; Sâffât 37:9; Zümer 39:72; Mü'min 40:76; Fussilet 41:28; Zuhruf 43:74; Muhammed 47:15; Mücâdele 58:17; Haşr 59:17; Teğâbun 64:10; Cinn 72:23; Müddessir 74:28; Nebe' 78:23; İnfitâr 82:16; Beyyine 98:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Ateşten çıkmak isterler; fakat asla oradan çıkacak değiller; ve sürekli bir azaba mahkum edilirler.

    Muhammed Esed

    Onlar ateşten kurtulmak isterler, ama kurtulamazlar; uzun sürecek bir azap bekler onları.

    Ahmed Hulusi

    Ateşten çıkmak isterler ama oradan dışarı çıkamazlar. . . Onlar için daimi bir azap vardır!

    Ali Bulaç

    (Orda) Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkacak değiller. Onlar için sürekli bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Ateşten çıkmak isterler; oysa çıkamazlar. Onlar için, sürekli bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkamazlar. Onlar için devamlı bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    Ateşten çıkmak isterler; ama çıkamazlar. Onlar sürekli bir cezaya mahkûm olmuşlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ateşten çıkmak isterler; ama çıkamazlar. Onlar sürekli bir cezaya mahkum olmuşlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar, ateşten çıkmak isteyecekler, fakat ondan çıkacak değillerdir. Onlara boyuna sürüp gidecek bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ateşten çıkmak istiyecekler, fakat ondan çıkacak değillerdir, onlara boyuna gidecek bir azab vardır

    Erhan Aktaş

    Ateşten çıkmak isterler. Onlar, o ateşten asla çıkamayacaklar. Onlar için kalıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ateşten çıkmak isterler. Onlar, o ateşten asla çıkamayacaklar. Onlar için kalıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ateşten çıkmak isterler. Onlar o ateşten asla çıkamayacaklar. Onlar için sürekli bir azap vardır.

    Gültekin Onan

    (Orada) Ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değiller. Onlar için sürekli bir azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar ateşden çıkmalarını dilerler. Halbuki onlar bundan çıkıcılar değildir. Onlar için kendilerini tutub durduracak (salıvermeyecek) bir azab vardır.

    İbni Kesir

    Ateşten çıkmak isterler, ama oradan çıkacak değillerdir. Ve onlar için sürekli bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (35-37) Ey iman edenler, Allah’tan sakının, ona ulaştıran vesileler arayın, O’nun yolunda gayret edin / cihat edin, böylelikle belki kurtuluşa erersiniz. Kafirlere gelince, şayet yeryüzündeki her şey ve bir misli daha / bir o kadarı daha onların olsa, onu da kıyamet günü azabına fidye olarak verseler, onlardan kabul edilmez, onlara acıtıcı bir azap vardır , ateşten çıkabilmeyi dilerler, ama ondan çıkacak değildirler, sürekli bir azap onlarındır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli, daima bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    Ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için sürekli bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    O ateşten çıkmak isterler ama çıkamazlar. Onların hak ettikleri kalıcı bir azaptır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O ateşten çıkmak isteyecekler ama çıkamayacaklardır. Onların hak ettiği kalıcı bir azaptır.

    Şaban Britch

    Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli, daima bir azap vardır.

    Şaban Piriş

    Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara sürekli azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkamayacaklardır. Onlar için tepelerinden hiç inmeyecek bir azap vardır.

  4. Mâide suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 38. ayet. وَٱلسَّارِقُ وَٱلسَّارِقَةُ فَٱقْطَعُوٓا۟ أَيْدِيَهُمَا جَزَآءًۢ بِمَا كَسَبَا نَكَٰلًا مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Yaptıklarına bir karşılık ve Allah'tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Hırsızlık yapan erkek ve kadının, elde ettiklerine karşılık ve Allah'tan ibretlik bir ceza olmak üzere ellerini kesin! Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi, işledikleri suça karşılık Allah'tan ibret-i alem bir müeyyide olarak hırsızlık yapan erkek ve hırsızlık yapan kadının ellerini kesin. Zira Allah her işinde mükemmeldir, her hükmünde tam isabet sahibidir.

    Muhammed Esed

    Hırsızlık eden erkeğe ve hırsızlık eden kadına gelince, işlemiş oldukları fiillere karşılık, Allahtan (gelen) caydırıcı bir müeyyide olarak her ikisinin ellerini kesin: zira Allah kudretlidir, hikmet sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Hırsızlık yapan erkek ve hırsızlık yapan kadının ellerini kesin; yaptıklarına karşılık ve Allah'tan ibret verici bir azap olarak! Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Hırsız erkek ve hırsız kadının, (çalıp) kazandıklarına bir karşılık, Allah'tan, 'tekrarı önleyen kesin bir ceza' olmak üzere ellerini kesin. Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir.

    Ali Rıza Safa

    Hırsızlık yapan erkek ve hırsızlık yapan kadının yaptıklarına karşılık, Allah'tan caydırıcı bir ceza olarak ellerini kesin. Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir. dipnot 103

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 103
      Bu ayet, hırsızlık yapan erkek ve kadınların nesnel olarak ellerinin kesilmesi biçiminde anlaşılarak, İslam ülkelerinin bir bölümünde uygulanmaktadır. Fakat bu ayetten sonra gelen 5:39 ayetinde, yaptığı haksızlıktan sonra pişmanlık göstererek kendisini düzeltenlerin Allah tarafından bağışlanacağı bildirilmiştir. Pişmanlık göstermiş olmanın, kesilmiş elleri yerine getiremeyeceği gerçeği, buyruğun, hırsızlık eylemlerinin önünün kesilmesi olarak anlaşılmasının daha gerçekçi olduğunu göstermektedir. 12:31 ayetindeki Yusuf peygamberin öyküsünde, kadınların ellerini kesmesi eyleminin aynı sözcükle bildirilmesi, buyruğun, ellere kesik atılması anlamında olduğu biçiminde de yorumlanabilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah'tan bir ders olmak üzere güçlerini kesiniz. Allah, izzet ve hikmet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Erkek hırsızın ve kadın hırsızın güçlerini/ellerini, yaptıklarına karşılık kesin/işaretleyin. Bu ALLAH'ın öngördüğü bir caydırma yöntemidir. ALLAH Güçlüdür, Bilgedir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Ayette "kesin" diye çevirdiğimiz kelimenin benzer formu olan "QaTaA'" Kuran'da 19 ayette geçer. 5:38 ayetinin dışındaki yerlerin hemen hepsinde "ilişkiyi kesme" veya "son verme" gibi fiziksel olmayan veya mecazi anlamlarda kullanılır (2:27; 3:127; 6:45; 7:72; 8:7; 9:121; 10:27; 11:81; 13:4; 15:65; 15:66; 13:25; 22:15; 27:32; 29:29; 56:33; 59:5; 69:46). * Bunlardan sadece 13:4'teki kullanımı fiziksel anlamda olup 69:46 ise tartışmalıdır. Söz konusu kelimenin bir başka formu olan QaTTaA' ise Kuran'da 17 kez geçer. Bu şeddeli form, hem fiziksel olarak kesip atmak (5:33; 7:124; 20:71; 26:49; 13:31) hem mecazen ilişkiyi kesmek (2:166; 6:94; 7:160; 7:167; 9:110; 47:15; 47:22; 21:93; 22:19; 23:53) ve hem de fiziksel olarak kesip yarma/çizme anlamında kullanılır (12:31; 12:50). 12:31 ayetinde Yusuf peygamberin yakışıklılığına hayran kalarak heyecanlanan kadınların meyve bıçağıyla "ellerini kestiği" anlatılır. Kuşkusuz, kadınlar ellerini kesip koparmadılar. * 5:38 ayeti ile 12:31 ayeti arasındaki anlam ilişkisi, matematiksel ilişkiyle de destekleniyor gibi. "El kesme" ifadesinin geçtiği her iki ayetin sure ve ayet numaralarını topladığımızda her ikisinden de 43 rakamını elde ederiz. Bu matematiksel ilişki, 19 koduyla da desteklenir. 12:31 ayetinden tam 19 ayet sonra "el kesme" ifadesine bir kez daha rastlıyoruz. * Bu matematiksel ilişkileri bir delil olarak değil, sadece ilginç bir gözlem olarak sunuyoruz. Böylece, hırsızların ellerinin kesilmesini emreden ayeti, (1) ellerinin kesilip koparılması, veya (2) ellerinin çizilerek ve yarılarak kesilmesi, veya (3) mecazi anlamda, yani hırsızlıkla ilişkilerini kesecek önlemlerin alınması gibi üç değişik biçimde anlamak mümkün. Bu seçeneklerden birini veya suçun ağırlık derecesine göre kombinasyonunu tercih etmek topluma kalmıştır. * (Bak: 7:52). Hırsızlık olayını sadece bireysel bir suç olarak kabul etmek doğru olmaz. Aile yapısı, toplum normları, sosyal kurum ve değerleri de bu suçun işlenmesinden sorumludur. * Aile bağlarının güçlü, sosyal yardımlaşmanın yaygın, gösteriş ve savurganlığın az olduğu bir toplum hırsızlık olayını minimuma indirebilir. Kuran'ın öngördüğü cezalar böyle bir toplumda caydırıcı olur. Peygamberin şari' (yasa koyucu) olduğunu ileri sürenler için, bu ayet tek basına bir cevaptır. Muhammed Peygamber hayattayken bile yasa kaynağı olarak ona danışmak isteyen Yahudiler kınanıyor ve Tanrının hükümlerini içeren Tevrat ellerinde bulunurken nasıl olur da Muhammed Peygambere danıştıkları eleştiriliyor. Muhammed Peygamber döneminde yasayan Müslümanlar, ellerinde Tanrının hükümlerini içeren Kuran dururken böyle bir inkarcılık ve cehalet örneği göstermediler. * Nitekim 6:114; 98:5 ve daha nice ayetler dinin kaynağının sadece Tanrıya ait olduğunu bildirir. * Ancak, konu dini hüküm ve kural ortaya koymak değil de, Müslümanların günlük işlerindeki anlaşmazlıkları olunca o zaman Müslümanlar seçtikleri kişilere ve kurumlara danışmak zorundadır. * Muhammed Peygamber hayattayken Medine Site devletinin seçilmiş lideri olduğu için önemli anlaşmazlıklarda kendisinin hakem yapılması gerekirdi. * Bak: 4:60. Kısacası, dini konularda yasama yetkisi sadece Tanrıya ait olup, yargı ve yürütme yetkileri ise Müslümanların seçtikleri kişilere bırakılmıştır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erkek hırsızın ve kadın hırsızın ellerini, yaptıklarına karşılık kesin. Bu ALLAH'ın öngördüğü bir caydırma yöntemidir. ALLAH Güçlüdür, Bilgedir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hırsızlık eden erkek ve hırsızlık eden kadın, suçları sabitleşince, yaptıklarının karşılığı ve Allah tarafından kelepçek (caydırıcı bir ceza olmak üzere) ellerini kesin. Allah, güçlüdür, hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hırsızlık eden erkek ve hırsızlık eden kadın sabit oldu mu ellerini kesin, kazandıklarına cezaen Allahdan kelepçek, çünkü Allah azizdir, hakimdir

    Erhan Aktaş

    Hırsızlık yapan erkeğin ve kadının, her ikisinin de ellerini, Allah'tan caydırıcı bir karşılık olarak kesin. dipnot 1 Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette, Allah'ın hükmüne göre hırsızlık yapanın eli kesilmelidir. Ancak bunun "el kesmek" anlamında değil de hırsızlık yapanların "güçlerini yok edin, güçlerini ellerinden alın" anlamına geldiği görüşü de bulunmaktadır. Bu görüşe göre, "el" anlamına gelen "yed(ye-de-ye)" kelimesinin diğer anlamlarından biri de "güçtür/kuvvettir." Kelimesin bu anlamından hareketle; "fektau eydiyehuma" kelimeleri "ellerini kesin" anlamında değil "güçlerini yok edin, güçlerini ellerinden alın" anlamındadır. Oysaki şu ayetlerde de ifade edildiği gibi, doğru olanın, gücün yok edilmesi değil, ellerin kesilmesidir: 7:124; 20:71; 26:49; 59:5. Ayetin açık anlamı ve "kesme" kelimesinin çoğul formda olması dikkate alındığında yargı bizatihi ellerin kesilmesi yönündedir. Ellerin nereden kesileceğinin belirtilmemiş olmasını itiraza konu etmenin bir anlamı yoktur. Zira el, kola birleştiği yer olan bileklere kadar olan kısma denmektedir. Ayette yer alan "ibret verici bir ceza olarak" deyimi de elin bizatihi kesilmesine işarettir. Zira gücün elinden alınması ibretlik bir ceza olmaz. Diğer bir husus da elin kesilmesi için hırsızlığın illa elle yapılmış olması da gerekmez. Hangi yol ve araçla olursa olsun, nasıl yapılırsa yapılsın hırsızlık, hırsızlıktır. Ancak şu gerçek göz ardı edilmemelidir: Allah'ın en temel ve genel hükmü -ki bütün hükümler geçerliliğini bu hükümden almaktadır- şudur: Zorunluluklar/mecburiyetler bütün haramları mübah, yasakları geçersiz kılar. Dolayısıyla yapılan şeyin neden yapıldığı çok önemlidir. Belirleyici olan şey sebeptir. Örneğin aç kalmış bir kimsenin açlığını gidermek için yiyecek çalması hırsızlık değildir ve eli de kesilmez. Zira suçlu o değil, onu aç bırakandır. Örneğin, birisini öldürenin cezası öldürülmek olduğu halde; eğer nefsi- müdafaa veya meşru bir nedenle öldürmüşse, öldürülme cezasının uygulanmaması gibi. Ancak, tıpkı can gibi mal/emek te çok önemlidir ve her türlü güveni hak etmektedir. Birilerinin emek harcamadan, haksız yoldan ve zorunlu bir ihtiyaç da değilken başkasının malını çalması hırsızlıktır ve eli kesilir. İslam'da can da emek (mal) da çok büyük öneme sahiptir. El kesme olayı ile ilgili en önemli konu bir sonraki ayette açıkça ifade edildiği gibi, bir kimse yaptığı hırsızlıktan pişman olup, çaldığı malı sahibine iade eder ve kendisini düzeltirse, yani tevbe ederse tevbesi geçerlidir ve eli kesilmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hırsızlık yapan erkeğin ve kadının, her ikisinin de ellerini, Allah'tan caydırıcı bir karşılık olarak kesin. dipnot 1 Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette, Allah'ın hükmüne göre hırsızlık yapanın eli kesilmelidir. Ancak bunun "el kesmek" anlamında değil de hırsızlık yapanların "güçlerini yok edin, güçlerini ellerinden alın" anlamına geldiği görüşü de bulunmaktadır. Bu görüşe göre, "el" anlamına gelen "yed(ye-de-ye)" sözcüğünün diğer anlamlarından biri de "güçtür/kuvvettir." Sözcüğün bu anlamından hareketle; "fektau eydiyehuma" sözcükleri "ellerini kesin" anlamında değil "güçlerini yok edin, güçlerini ellerinden alın" anlamındadır. Oysaki şu ayetlerde de ifade edildiği gibi doğru olanın gücün yok edilmesi değil, ellerin kesilmesidir: 7:124; 20:71; 26:49; 59:5.Ayetin açık anlamı ve "kesme" sözcüğünün çoğul formda olması dikkate alındığında yargı bizatihi ellerin kesilmesi yönündedir. Ellerin nereden kesileceğinin belirtilmemiş olmasını itiraza konu etmenin bir anlamı yoktur. Zira el, kola birleştiği yer olan bileklere kadar olan kısma denmektedir. Ayette yer alan "ibret verici bir ceza olarak" deyimi de elin bizatihi kesilmesine işarettir. Zira gücün elinden alınması ibretlik bir ceza olmaz. Diğer bir husus da elin kesilmesi için hırsızlığın illa elle yapılmış olması da gerekmez. Hangi yol ve araçla olursa olsun, nasıl yapılırsa yapılsın hırsızlık, hırsızlıktır. Ancak şu gerçek göz ardı edilmemelidir: Allah'ın en temel ve genel hükmü -ki bütün hükümler geçerliliğini bu hükümden almaktadır- şudur: Zorunluluklar/mecburiyetler bütün haramları mubah, yasakları geçersiz kılar. Dolayısıyla yapılan şeyin neden yapıldığı çok önemlidir. Belirleyici olan şey sebeptir. Örneğin aç kalmış bir kimsenin açlığını gidermek için yiyecek çalması hırsızlık değildir ve eli de kesilmez. Zira suçlu o değil, onu aç bırakandır. Örneğin, birisini öldürenin cezası öldürülmek olduğu halde; eğer nefsi- müdafaa veya meşru bir nedenle öldürmüşse, öldürülme cezasının uygulanmaması gibi. Ancak, tıpkı can gibi mal/emek te çok önemlidir ve her türlü güveni hak etmektedir. Birilerinin emek harcamadan, haksız yoldan ve zorunlu bir ihtiyaç da değilken başkasının malını çalması hırsızlıktır ve eli kesilir. İslam'da can da emek (mal) da çok büyük öneme sahiptir. El kesme olayı ile ilgili en önemli konu bir sonraki ayette açıkça ifade edildiği gibi, bir kimse yaptığı hırsızlıktan pişman olup, çaldığı malı sahibine iade eder ve kendisini düzeltirse, yani tevbe ederse tevbesi geçerlidir ve eli kesilmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hırsızlık yapan erkeğin ve kadının, her ikisinin de ellerini, Allah'tan caydırıcı bir ceza olarak kesin. dipnot 1 Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette, Allah'ın hükmüne göre hırsızlık yapanın eli kesilmelidir. Ancak bunun "el kesmek olmadığını iddia edenler de bulunmaktadır. Bunlara göre, "el" anlamına gelen "yed(ye-de-ye)" sözcüğünün diğer anlamlarından biri de "güç/kuvvet"tir. sözcüğün bu anlamından hareketle; "fektau eydiyehuma" sözcükleri "ellerini kesin" anlamında değil "güçlerini yok edin, güçlerini ellerinden alın" anlamındadır. Bizce, doğru anlam bizatihi ellerin kesilmesidir. Ellerin nereden kesileceği sorusu anlamsızdır. Zira el, kola birleştiği yer olan bileklere kadar olan kısma denmektedir. Ayette yer alan "ibret verici bir ceza olarak" deyimi de elin bizatihi kesilmesine işarettir. Zira gücün elinden alınması – bu nasıl olacaksa- ibretlik bir ceza olmaz. Keza elin kesilmesi için hırsızlığın illa elle yapılmış olması gerekmez. Hangi yol ve araçla olursa olsun, nasıl yapılırsa yapılsın hırsızlık hırsızlıktır. Diğer bir husus da el kesilmesinin nasıllığıdır; tamamen mi yoksa kısmen mi olacağı konusu tartışmaya açıktır. Ancak ve ancak, şu gerçek göz ardı edilmemelidir. Allah'ın en temel ve genel hükmü, ki bütün hükümler meşruiyetini bu hükümden almaktadır; o da şudur: zorunluluklar/mecburiyetler bütün haramları mubah, yasakları geçersiz kılar. Dolayısıyla önemli olan, yapılan şey değil, onun neden yapıldığıdır. Örneğin aç kalmış bir kimsenin açlığını gidermesi içi yiyecek çalması hırsızlık değildir ve eli de kesilmez. Zira suçlu o değil, onu aç bırakandır. Örneğin, birsini öldürenin cezası öldürülmek olduğu halde; "eğer nefsi- müdafaa ve ya meşru bir nedenle öldürmüşse, öldürülme cezasının uygulanmaması gibi. Ancak, tıpkı can gibi mal da kutsanmıştır ve her türlü güveni hak etmektedir. Birilerinin emek harcamadan, haksız yoldan ve zorunlu bir ihtiyaç da değilken başkasının malını çalması hırsızlıktır ve eli kesilir. Ancak çok önemli olan diğer bir husus da bir sonraki ayette de ifade edildiği gibi, bir kimse yaptığı hırsızlıktan pişman olup, tövbe ederse; çaldığı malı sahibine iade eder ve kendisini düzeltirse, tövbesi geçerlidir ve eli kesilmez.

    Gültekin Onan

    Hırsız erkek ve hırsız kadının, (çalıp) kazandıklarına bir karşılık, Tanrı'dan 'tekrarı önleyen kesin bir ceza' olmak üzere ellerini kesin. Tanrı üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Erkek hırsızla kadın hırsızın — o irtikab etdiklerine bir karşılık ve ceza ve Allahdan (insanlara) ibret verici bir ukubet olmak üzere — ellerini kesin. Allah mutlak gaalibdir, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Hırsız erkek ve hırsız kadının yaptıklarına karşılık Allah tarafından bir ceza olarak; ellerini kesin. Ve Allah; Aziz'dir, Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (38-40) Erkek hırsızın ve kadın hırsızın her ikisinin de Allah’tan bir gözdağı, kazandıklarının bir cezası olarak ellerini kesin, Allah saygıdeğerdir, hikmetli karar verir , k im de bu zulmünün ardından tövbe ederse ve düzelirse, muhakkak ki Allah’ta ondan vazgeçer / tövbesini kabul eder, muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Bilmez misiniz ki muhakkak ki Allah, semaların ve arzın egemenliği O’nundur, (mülküne istediği gibi davranabilme özgürlüğü) istediğine azap eder, istediği kimseyi de bağışlar, Allah her şeyi gücü yetip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Erkek hırsız ve kadın hırsızın yaptıklarına karşılık, Allah tarafından bir ceza olarak ellerini (bileklerden) kesin. Allah çok güçlüdür, Hakim'dir.

    Süleyman Ateş

    Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin! Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Erkek hırsız ile kadın hırsızın ellerini kesin ki bu hem onların yaptıklarının karşılığı hem de Allah tarafından (herkese) verilen caydırıcı bir ders olsun. Daima üstün olan ve doğru kararlar veren Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Erkek hırsız ile kadın hırsızın ellerini kesin ki kazandıklarına karşılık bir ceza, Allah tarafından bir caydırma olsun. Üstün olan ve doğru kararlar veren Allah'tır.

    Şaban Britch

    Erkek hırsız ve kadın hırsızın yaptıklarına karşılık Allah tarafından bir ceza olarak ellerini (bileklerden) kesin. Allah çok güçlüdür, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    Erkek hırsız ve kadın hırsızın yaptıklarına karşılık Allah tarafından ibret verici bir ceza olması için ellerini kesin. Allah güçlüdür, hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hırsızlık yapan erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

  5. Mâide suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 39. ayet. فَمَن تَابَ مِنۢ بَعْدِ ظُلْمِهِۦ وَأَصْلَحَ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَتُوبُ عَلَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Kim (bu) haksız davranışından sonra tevbe eder ve kendini düzeltirse elbette Allah onun tevbesini kabul eder. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevbe ve ıslahın cezaları düşürmesiyle ilgili bkz. Al-i İmrân 3:89, dipnot 8.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetten de görüldüğü gibi hırsızlık zulümdür. Hırsızlık yapan ama ardından pişmanlık ile tevbe eden kişinin Allah tarafından affedilmesi için bu zulmü ortadan kaldırması ve durumu telafi etmesi gerekir. Bunun için, çaldığı malları yakalanmadan önce iade etmesi ve hırsızlığı terk ederek düzgün davranması yani ıslah edici bir tavır ortaya koyması gerekir. Dolayısıyla sadece kendisini düzeltmesi yeterli değildir. Aynı zamanda malını çaldığı kişinin malını tazmin etmesi, malını çaldığı kişinin zarara uğrayan ekonomik durumunu düzeltmesi yani çaldığı miktarı hak sahibine vermesi gerekir. Allah tarafından kabul edilecek tevbe ancak böylesi bir tevbedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu zulmü işledikten sonra kim tevbe eder ve kendini düzeltirse, elbet Allah da onun tevbesini kabul eder; zira Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Bu suçu işledikten sonra tevbe edip kendisini ıslah edene gelince, kuşkusuz Allah onun tevbesini kabul eder: Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Fakat kim zulmünden sonra tövbe eder ve (halini) ıslah ederse, muhakkak ki Allah onun tövbesini kabul eder. . . Kesinlikle Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Kim (bu) haksız davranışından sonra tevbe eder ve durumunu düzeltirse şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

    Ali Rıza Safa

    Kim yaptığı haksızlıktan sonra, artık pişmanlık gösterir ve kendisini düzeltirse; kuşkusuz, Allah, onun pişmanlığını kabul edecektir. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu suçu işledikten sonra tövbe edip kendisini ıslah edene gelince, şüphesiz Allah onun tövbesini kabul eder. Allah, çok bağışlayıcıdır; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Kim yaptığı bu haksızlıktan sonra tövbe ederek düzelirse, ALLAH yönelişini kabul eder. ALLAH kuşkusuz Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim yaptığı bu haksızlıktan sonra tevbe ederek düzelirse, ALLAH yönelişini kabul eder. ALLAH kuşkusuz Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böyle iken her kim de yaptığı zulmün ardından tevbe edip dürüstlüğe dönerse, Allah elbette tevbesini kabul eder, çünkü gerçekten Allah, bağışlayan ve merhamet edendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Böyle iken her kim de işlediği zulmün arkasından tevbe edib salaha dönerse Allah elbette tevbesini kabul buyuruyor. Çünkü Allah gafurdur, rahimdir

    Erhan Aktaş

    Kim yaptığı haksızlıktan dipnot 1 sonra tevbe dipnot 2 eder ve uslanırsa, kuşkusuz Allah onun tevbesini kabul eder. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hırsızlıktan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yaptığı hırsızlıktan pişman olup hırsızlık yapmaktan vazgeçerse eli kesilmez. Tevbe kelimesinin esas anlamı vazgeçmektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim yaptığı haksızlıktan dipnot 1 sonra tevbe eder ve uslanırsa, kuşkusuz Allah onun tevbesini kabul eder. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hırsızlıktan. Yaptığı hırsızlıktan pişman olup hırsızlık yapmaktan vazgeçerse elinin kesilmesinden kurtulur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim yaptığı haksızlıktan dipnot 1 sonra tövbe eder ve kendisini düzeltirse, kuşkusuz Allah onun tövbesini kabul eder. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hırsızlıktan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yaptığı hırsızlıktan pişman olup hırsızlık yapmaktan vazgeçerse elinin kesilmesinden kurtulur.

    Gültekin Onan

    Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, kuşkusuz Tanrı onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Fakat yapdığı o haksız hareketinden sonra tevbe (ve rücu) eder, kendisini düzeltirse şübhesiz ki Allah onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Kim de zulmettikten sonra tevbe eder, düzelirse; muhakkak ki Allah, onun tevbesini kabul eder. Gerçekten Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (38-40) Erkek hırsızın ve kadın hırsızın her ikisinin de Allah’tan bir gözdağı, kazandıklarının bir cezası olarak ellerini kesin, Allah saygıdeğerdir, hikmetli karar verir , k im de bu zulmünün ardından tövbe ederse ve düzelirse, muhakkak ki Allah’ta ondan vazgeçer / tövbesini kabul eder, muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Bilmez misiniz ki muhakkak ki Allah, semaların ve arzın egemenliği O’nundur, (mülküne istediği gibi davranabilme özgürlüğü) istediğine azap eder, istediği kimseyi de bağışlar, Allah her şeyi gücü yetip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kim de zulüm işledikten sonra tevbe eder ve halini düzeltirse, Allah tevbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Süleyman Ateş

    Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder, uslanırsa, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan, acıyandır.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim, yaptığı bu yanlıştan sonra tövbe eder /dönüş yapar ve kendini düzeltirse, Allah, onun tövbesini /dönüşünü kabul eder dipnot 1 . Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir malı çalan kişi; biri mal sahibine, ikincisi topluma, üçüncüsü Allah'a karşı olmak üzere üç suç işlemiş olur. Bunların cezası, suçlunun elini kesmektir. Bu ceza hem ona hem de çevresine, iyi bir ders olur. Bu, el kesme cezasının caydırıcı özelliğidir. Suçlu, yakalanmadan teslim olur ve iyi hal gösterirse el kesme cezasından kurtulur. Artık onun cezası, çaldığı mal ile birlikte onun dengi bir mal daha vermektir. Kur'an'ın sarik /hırsız dediği kişinin nasıl bir suç işlediğini, Kur'an'dan tespit etmek mümkündür. Yusuf Suresi 70-72. ayetlerde Yusuf aleyhisselam, bir plan yaparak kralın su tasını öz kardeşinin yükünün içine koymuş ve bundan dolayı üvey kardeşlerinin hırsız (sarik) sanılmalarını sağlamıştır. Kendilerine ait olmayan bir eşyayı gizlice almış olan kişilere ayette sarikun denmiştir. Ayetteki "neyi kaybettiniz" ifadesi bir malın sahibinden gizlice alındığını göstermektedir. Yine "kralın su kabı" ifadesi malın başkasının mülkiyeti altında ve korunan bir mal olduğunun yanısıra belli bir ekonomik değere sahip olduğunu da belirtmektedir. Yusuf Suresinin 76. ayetinde kralın su kabının Yusuf aleyhisselamın öz kardeşinin yükünden çıkmış olması, eyleme konu olan malın bulunduğu yerden izinsiz ve gizlice alınarak başka bir yere nakledildiğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bir suçun el kesme cezasını gerektirecek şekilde nitelikli hırsızlık (serika) olarak değerlendirilebilmesi için şu şartları taşıması gerektiği anlaşılmaktadır: Koruma altında olan başkasının mülkiyetindeki belli bir ekonomik değer taşıyan bir malın, sahibinin izni olmaksızın gizlice bulunduğu yerden alınması ve başka bir yere intikal ettirilmesi. Malın korunuyor olması, suçun gizli yapılıyor olması, malın ekonomik bir değer taşıması, serika türündeki hırsızlığın mülkiyet hakkına yönelik bir saldırı olduğunu ortaya koymaktadır. Malın bir başka yere nakledilmiş olması da suçun tasarıdan tatbikata dönüştüğünün göstergesidir. Kelimenin mecaz olarak kullanıldığı Hicr 15/17-18. ayetlerde bile çalınan şeyin korunuyor, çalanın da eylemi gizlice yapıyor olduğu görülebilmektedir. Yukarıda sayılan şartlardan birini dahi barındırmayan bir hırsızlık suçu, serika olarak adlandırılamayacağı için bu suçu işleyene de sarik denmez ve el kesme cezası uygulanmaz. Nebimizin de çeyrek dinar veya bir kalkan ya da zırh değerinde olmayan malların çalınması durumunda el kesme cezasını uygulamadığı hadis rivayetlerinde yer almaktadır (Bkz: Buhari, Hudud 13; Ebu Davud, Hudud).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim, yaptığı bu yanlıştan sonra dönüş yapar ve kendini düzeltirse, Allah onun dönüşünü(tevbesini) kabul eder. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Şaban Britch

    Kim de zulüm işledikten sonra tevbe eder ve halini düzeltirse, Allah tevbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    Kim de zulüm işledikten sonra tevbe eder ve halini düzeltirse şüphesiz Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim zulmünden sonra tövbe eder, halini düzeltirse kuşkusuz Allah onun tövbesini kabul eder. Allah çok affedici, çok merhametlidir.

  6. Mâide suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 40. ayet. أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'a aittir. O, dilediğine azap eder, dilediğini de bağışlar. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

    Mehmet Okuyan

    Göklerin ve yerin otoritesinin yalnızca Allah'a ait olduğunu bilmez misin? (Allah) dileyene (layık gördüğüne) azap eder; dileyeni (layık gördüğünü) de bağışlar. dipnot 1 Allah her şeye gücü yetendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "Allah dilediğine (layık olana) azap eder, dilediğini (layık olanı) ise bağışlar" şeklinde de tercüme edilebilir. Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Al-i İmrân 3:129; Mâide 5:18; ‘Ankebût 29:21; Fetih 48:14.

    Mustafa İslamoğlu

    Bilmez misin ki göklerin ve yerin otoritesi Allah'a aittir; O dileyeni cezalandırmayı, dileyeni de bağışlamayı diler: tabii ki Allah'ın gücü her şeye yeter.

    Muhammed Esed

    Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allahındır? O, dilediğini cezalandırır, dilediğini bağışlar: Zira Allah her şeye kadirdir.

    Ahmed Hulusi

    Semalar ve arzın mülkü Allah içindir (hakikatini), bilmedin mi? Dilediğini azaplandırır ve dilediğini bağışlar! Allah her şeye Kaadir'dir.

    Ali Bulaç

    Göklerin ve yerin mülkünün Allah'a ait olduğunu bilmiyor musun? O, kimi dilerse azablandırır, kimi dilerse bağışlar. Allah, her şeye güç yetirendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bilmez misin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir; dilediğine azap eder ve dilediğini bağışlar. Allah her şeye hakkıyla kadirdir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, göklerin ve yeryüzünün yönetimi Allah'a özgüdür; bilmiyor musun? Dilediğini cezalandıracak, dilediğini de bağışlayacaktır. Çünkü Allah, her şeye Gücü Yetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır? O, dilediğini cezalandırır, dilediğini bağışlar. Allah, her şeye gücü yetendir.

    Edip Yüksel

    Göklerin ve yerin egemenliğinin ALLAH'a ait olduğunu bilmez misin? Dilediğine azap eder, dilediğini bağışlar. ALLAH her şeye Gücü Yetendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin egemenliğinin ALLAH'a ait olduğunu bilmez misin? Dilediğine azap eder, dilediğini bağışlar. ALLAH her şeye Gücü Yetendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır, dilediğini azaba çeker, dilediğinin günahını bağışlar. Allah herşeye gücü yetendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bilmezmisin ki Allah, bütün Semavat-ü Arz mülkü onun, dilediğini azaba çeker, dilediğinin günahını örter olduğunu? Allah her şey'e kadirdir

    Erhan Aktaş

    Bilmez misin? Kuşkusuz ki göklerin ve yerin mülkü Allah'a aittir. Hak edene dipnot 1 azap eder, Hak edeni bağışlar. Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 5:18. ayetin 3. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bilmez misin? Kuşkusuz ki göklerin ve yerin mülkü Allah'a aittir. Hak edene azap eder, Hak edeni bağışlar. Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak, "dilediğini." Dilediğini demek, hak edeni demektir; Allah, azap gerektiren şeyleri yapana azap eder; bağışlanmayı hak edeni bağışlar, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey elde etmek çabasında olanı" anlamlarına da gelmektedir

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bilmez misin? Kuşkusuz ki göklerin ve yerin mülkü Allah'a aittir. Dilediğine dipnot 1 azap eder, dilediğini bağışlar. Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğünü. Yani insanın seçimine göre uygun olan karşılığı vererek. Azabı gerektirecek "şey"ler yapana azap eder; bağışlanmayı gerektirecek "şey"ler yapanı bağışlar. Azabı hak edeni azaplandırır, bağışlanmayı hak edeni bağışlar.

    Gültekin Onan

    Göklerin ve yerin mülkünün Tanrı'ya ait olduğunu bilmiyor musun? O kimi dilerse azablandırır, kimi dilerse bağışlar. Tanrı her şeye güç yetirendir.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykatde göklerin ve yerin mülk (-ü saltanat) ı Allahın olduğunu bilmedin mi? (Elbette bildin). O, kimi dilerse azaba çeker, kimi dilerse yarlığar. Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.

    İbni Kesir

    Bilmez misin ki, göklerin ve yeryüzünün mülkü Allah'ındır. Dilediğine azab eder, dilediğini bağışlar. Ve Allah; her şeye Kadir'dir.

    Mehmet Alagaş

    (38-40) Erkek hırsızın ve kadın hırsızın her ikisinin de Allah’tan bir gözdağı, kazandıklarının bir cezası olarak ellerini kesin, Allah saygıdeğerdir, hikmetli karar verir , k im de bu zulmünün ardından tövbe ederse ve düzelirse, muhakkak ki Allah’ta ondan vazgeçer / tövbesini kabul eder, muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Bilmez misiniz ki muhakkak ki Allah, semaların ve arzın egemenliği O’nundur, (mülküne istediği gibi davranabilme özgürlüğü) istediğine azap eder, istediği kimseyi de bağışlar, Allah her şeyi gücü yetip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bilmez misin ki göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır? Allah, dilediğine azap eder, dilediğini ise bağışlar. Allah’ın her şeye gücü yeter.

    Süleyman Ateş

    Göklerin ve yerin mülkünün Allah'a aidolduğunu bilmedin mi? (O), dilediğine azabeder, dilediğini bağışlar. Allah herşeye kadirdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bilmez misin, göklerde ve yerde tüm yetkiler Allah'ındır dipnot 1 ! Azabı hak edene azap eder, bağışlanmayı hak edeni de bağışlar dipnot 2 . Allah her şeye bir ölçü koyar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      (Şae = شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Maide 5/17. ayetin dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bilmez misin göklerde ve yerde tüm yetki Allah'ın elindedir. O, azabı hak edene azab eder, affı hak edeni de affeder. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır.

    Şaban Britch

    Göklerin ve yerin mülkü yalnızca Allah’ın olduğunu bilmiyor musun? Allah, dilediğine azab eder, dilediğini ise bağışlar. Allah’ın her şeye gücü yeter.

    Şaban Piriş

    Göklerin ve yerin hakimiyetinin yalnızca Allah'ın olduğunu bilmiyor musun? Allah, dilediğini cezalandırır, dilediğini bağışlar. Allah'ın her şeye gücü yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerin de yerin de mülk ve saltanatının Allah'ın olduğunu bilmedin mi? Dilediğine azap eder O, dilediğini affeder. Allah'ın gücü herşeye yeter.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.