Diyanet İşleri
(19-20) Lat ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?
Necm suresi · 19–30. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Necm suresi, 19. ayet. أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ
(19-20) Lat ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?
(19, 20) Lât'a, Uzzâ'ya ve diğer üçüncüsü olan Menât'a (neden taptığınızı) hiç düşündünüz mü?
Peki hiç düşündünüz mı Lat, Uzza
Hiç düşündünüz mü (neden taptığınızı) Lat ve 'Uzza'ya?
Gördünüz mü Lat'ı, Uzza'yı?
Gördünüz mü? Haber verin; Lat ve Uzza'yı.
Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ’yı?
Lat ve Uzza'yı görüyor musunuz?
Gördünüz mü o Lat ve 'Uzza'yı?
Gördünüz mü (dişi putlarınız olan) Lat ve Uzza'yı? dipnot 1
Gördünüz mü (dişi putlarınız olan) Lat ve Uzza'yı?
Siz de gördünüz değil mi Lat ve Uzza'yı?
Siz de gördünüz değil mi Lat-ü Uzza'yı?
Görüyor musunuz Lat'ı ve Uzza'yı?
Görüyor musunuz Lat'ı ve Uzza'yı?
Hiç düşündünüz mü Lat ve Uzza'yı?
Gördünüz mü? Haber verin; Lat ve Uzza'yı.
(19-20) (Allahı bırakıb tapdığınız) Lat(ın), Uzza (nın) ve (bunların) üçüncüsü olan diğer Menat (ın her hangi birşey hakkında zerrece kudretleri var mı?) Bize haber verin.
Gördünüz mü Lat ve Uzza'yı?
(19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.
Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ’yı?
Gördünüz mü o Lat ve 'Uzza'yı?
Peki siz, Lat'ı ve Uzza'yı gördünüz mü?
Siz, Lat'ı ve Uzza'yı hiç düşündünüz mü?
Gördünüz mü Uzza’yı ve Lat’ı?
-Gördünüz mü Uzza'yı ve Lat'ı?
Gördünüz mü Uzza'yı, Lat'ı.
Necm suresi, 20. ayet. وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ
(19-20) Lat ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?
(19, 20) Lât'a, Uzzâ'ya ve diğer üçüncüsü olan Menât'a (neden taptığınızı) hiç düşündünüz mü?
ve sonuncusuna, (hani) şu üçüncüleri olan Menat'a (neden dişi adlar verdiğinizi)?
Ve (üçlünün) üçüncüsü ve sonuncusu olan Menat(a)?
Diğer üçüncüleri Menat'ı (böyle bir mi'rac yaşatabilirler mi)?
Ve üçüncü (put) olan Menat'ı(n herhangi bir güçleri var mı)?
Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât'ı.
Ve diğerini; üçüncüsü Menat'ı?
Üçüncüleri olan ötekini, Menat'ı.
Ve üçüncüleri olan Menat'ı?
Ve üçüncüleri olan Menat'ı?
Üçüncü olarak da öteki Menat'ı?
Üçüncü olarak da menat-ı uhra'yı?
Diğer üçüncü Menat'ı? dipnot 1
Diğer üçüncü Menat'ı? dipnot 1
Diğer üçüncü Menat'ı? dipnot 1
Ve üçüncü (put) olan Menat'ı(n herhangi bir güçleri var mı)?
(19-20) (Allahı bırakıb tapdığınız) Lat(ın), Uzza (nın) ve (bunların) üçüncüsü olan diğer Menat (ın her hangi birşey hakkında zerrece kudretleri var mı?) Bize haber verin.
Üçüncüsü olan diğer Menat'ı?
(19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.
Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât'ı.
Ve üçüncü(leri olan) öteki (put) Menat'ı?
Ya üçüncü ve sonuncuları olan Menat'ı?
Ya diğerini; üçüncüsü olan Menat'ı?
Diğer bir üçüncüsü Menat’ı?
Diğer bir üçüncüsü Menat'ı?..
Ve ötekini, üçüncüsü olan Menat'ı.
Necm suresi, 21. ayet. أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ
Erkek size de, dişi O'na mı?
Erkek(ler) sizin de dişi(ler) mi O'nun?
Erkekler size kızlar O'na, öyle mi?
Neden kendiniz için (yalnız) erkek çocuklar (istersiniz de) O'na kız çocuklar (isnad edersiniz?)
Erkek sizin, dişi O'nun mu?
Erkek (evlat) sizin, dişi O'nun mu?
Demek erkek size, dişi O’na öyle mi?
Erkekler sizin de dişiler O'nun mu?
- Demek ki erkek size, dişi Allah'a, öyle mi? O zaman bu, insafsızca bir taksim!
Erkekler sizin de dişiler O'nun mu?
Erkekler sizin de dişiler O'nun mu?
Size erkek, O'na dişi öylemi?
Size erkek ona dişi öyle mi?
Erkek sizin, dişi O'nun mu?
Erkek sizin, dişi O'nun mu?
Erkek sizin, dişi O'nun mu?
Erkek (evlat) sizin, dişi O'nun mu?
Erkek sizin de dişi Onun mu?!
Demek erkekler sizin, dişiler O'nun mu?
(19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.
Erkekler sizin; dişiler O’nun mu?
Demek erkek size, kadın Allah'a mı?
Erkekler sizin de kızlar Allah'ın mı? dipnot 1
(Size göre bunlar Allah'ın kızlarıdır.) Erkekler sizin olsun, kızlar da Allah'ın, öyle mi?
Erkekler sizin, dişiler O’nun mu?
Erkekler sizin dişiler O'nun mu?
Erkek size, dişi Allah'a mı?
Necm suresi, 22. ayet. تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَىٰٓ
Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.
O zaman şu (yaptığınız) haksız bir paylaşımdır!
O halde bu ne berbat bir paylaşım böyle!
Bakın, bu kesinlikle haksız bir taksimdir!
Öyle ise bu insafsız paylaşmadır!
Eğer böyleyse, bu, çarpık bir paylaşma.
O zaman bu, insafsızca bir taksim!
İşte bu, alçakça bir paylaşım!
- Demek ki erkek size, dişi Allah'a, öyle mi? O zaman bu, insafsızca bir taksim!
Ne de insafsız bir paylaşma!
Ne de insafsız bir paylaşma!
Öyle ise bu çok hayıflı (haksız) bir taksim!
Bu öyle ise çok hayflı bir taksim
O halde bu insafsız bir paylaştırmadır.
O halde bu insafsız bir paylaştırmadır.
O halde bu insafsız bir paylaştırmadır.
Eğer böyleyse, bu, çarpık bir paylaşma.
O takdirde bu, insafsızca bir taksim!
Öyleyse bu, insafsız bir paylaşma.
(19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.
Öyle ise bu çok insafsızca bir taksimdir.
O halde bu insafsızca bir taksim!
O zaman bu, adaletsiz bir paylaşımdır!
(Size göre) bu, haksız bir paylaşma olmaz mı?
Öyleyse bu haksız bir taksim.
Öyleyse bu haksız bir taksim.
İşte bu, insafsız bir bölüştürme.
Necm suresi, 23. ayet. إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ
Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tabi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.
Bu (putlar), haklarında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. dipnot 1 (Müşrikler) zanna ve nefislerinin arzuladığından başka hiçbir şeye uymuyorlar. Yemin olsun ki onlara Rablerinden bir rehber gelmiştir.
Bunlar, sadece sizin ve atalarınızın uydurduğu isimlerden ibarettir; Allah bunlara hiçbir yetki ve otorite devretmemiştir. Bunu söyleyenler sadece kuruntu ve nefsani arzularının peşinden gidiyorlar; oysa ki Rablerinden kendilerine, ilahi rehberlik gelmiş bulunuyor.
Bu (sözde ilahi varlık)lar sizin ve atalarınızın uydurduğu boş isimlerden başka şeyler değildir; (ve) Allah onlara hiçbir yetki vermemiştir. Onlar, (o putlara tapanlar,) sadece zannın ve kuruntuların peşine takılıyorlar; halbuki şimdi onlara Rablerinden bir yol gösterici gelmiştir.
Onlar ancak sizin ve atalarınızın isimlendirdiği, Allah'ın hiçbir delil inzal etmediği (arkası - müsemması olmayan yalnızca) isimlerden ibarettirler! Onlar, ancak zanna ve nefslerin hoşlandığı kuruntulara uyarlar. . . Andolsun ki kendilerine Rablerinden hakikat ilmi gelmiştir!
Bu (putlar ise,) sizin ve atalarınızın (kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (keyfi) isimlerden başkası değildir. Allah, onlarla ilgili 'hiçbir delil' indirmemiştir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) heva (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyuyorlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gösterici gelmiştir.
Bunlar (putlar), sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.
Bunlar, sizin ve atalarınızın uydurduğu isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar hakkında hiçbir kanıt indirmemiştir. Yalnızca sanıya ve benliklerinin isteklerine uyuyorlar. Oysa gerçek şu ki, onlara, Efendilerinden, yol gösteren gelmiştir.
- Bunlar sizin babalarınızın verdiği isimlerden başka bir şey değildir. Allah bu konuda bir delil indirmemiştir. Onlar sadece zanna ve nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Halbuki, onlara Rablerinden doğru yolu gösteren bir rehber gelmiştir. Yoksa insan, her aklına eseni yapamaz.
Onlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir ve ALLAH onlar için hiçbir delil indirmemiştir. Kendilerine, Efendi'lerinden bir yol gösterici geldiği halde, sadece kuruntuları ve fantezileri izliyorlar.
Onlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir ve ALLAH onlar için hiç bir delil indirmemiştir. Kendilerine, Rab'lerinde bir yol gösterici geldiği halde, sadece kuruntuları ve kişisel arzularını izliyorlar.
Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığı kuru isimlerdir. Allah onlara öyle bir saltanat indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerinin sevdasına uyuyorlar. Oysa Rablerinden kendilerine doğru yolu gösteren geldi.
Onlar hiçbir şey değil sırf sizin ve babalarınızın taktığınız kuru isimler, Allah onlara öyle bir saltanat indirmedi, yalnız zanna ve nefislerin sevdasına tabi oluyorlar, halbuki rablarından kendilerine doğru yolu gösteren, geldi.
Bu isimler, sizin ve atalarınızın onlara yakıştırdığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar için hiçbir yetkilendirmede bulunmadı. Ant olsun ki, onlara Rabb'lerinden doğru yolu gösterici dipnot 1 geldiği halde, onlar yalnızca zanna dipnot 2 ve benliklerinin hevasına uyuyorlar.
Bu isimler, sizin ve atalarınızın onlara yakıştırdığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar için hiçbir yetkilendirmede bulunmadı. Ant olsun ki, onlara Rabb'lerinden doğru yolu gösterici dipnot 1 geldiği halde, onlar yalnızca zanna dipnot 2 ve benliklerinin hevasına uyuyorlar.
Bu isimler, sizin ve atalarınızın onlara yakıştırdığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar için hiçbir yetkilendirmede bulumadı. Ant olsun ki, onlara Rabb'lerinden doğru yolu gösterici dipnot 1 geldiği halde, onlar yalnızca zanna dipnot 2 ve benliklerinin tutkularına uyuyorlar.
Bu (putlar ise,) sizin ve atalarınızın (kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (keyfi) isimlerden başkası değildir. Tanrı, onlarla ilgili 'hiçbir delil' indirmemiştir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) heva (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyuyorlar. Oysa, andolsun onlara rablerinden yol gösterici gelmiştir.
Bu (putlar) sizin ve atalarınızın takdığınız adlardan başkası değildir. Allah onlara hiçbir hüccet indirmedi. Onlar, kuruntudan ve nefisler (in) in arzuu etdiği heva (ve heves) den başkasına tabi' olmuyorlar. Halbuki andolsun, kendilerine Rablerinden o hidayet (rehberi) gelmişdir.
Bunlar, sizin ve atalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onlara hiç bir güç indirmemiştir. Onlar kuruntudan ve nefislerin arzu ettiği hevadan başkasına uymuyorlar. Halbuki kendilerine Rabblarından hidayet gelmiştir.
(19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.
Bunlar (putlar) sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar hakkında bir delil indirmemiştir. Onlar, ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Oysa, onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.
Onlar, sizin ve babalarınızın, (tanrı) diye isimlendirdiğiniz (boş, kavramsız) isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlara hiçbir güç (tanrı oldukları hakkında hiçbir delil) indirmemiştir. O(putlara tapa)nlar zanna ve nefislerin hevesine uyuyorlar. Oysa kendilerine, Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.
Bunlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir dipnot 1 . Bunlar hakkında Allah bir delil indirmemiştir dipnot 2 . Bu isimleri takanlar sadece varsayımlara ve kendi arzu ettikleri şeylere uyuyorlar dipnot 3 . Halbuki onlara Rablerinden bir rehber geldi.
Bunların kendileri yok, sadece adları vardır. O adları, siz ve atalarınız dillendiriyorsunuz. Allah onlarla ilgili bir belge (yetki) indirmedi. Sadece varsayımlarınızın ve canınızın istediği şeyin peşinden gidiyorsunuz. Bakın işte size Sahibinizden bir rehber geldi.
Onlar, sizin ve atalarınızın adlandırılmasından başka bir şey değildir. Allah, onlar hakkında bir delil indirmemiştir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Oysa, onlara Rablerinden hidayet gelmiştir.
Onlar, sizin ve atalarınızın adlandırılmasından başka bir şey değildir. Allah, onlar hakkında bir belge indirmemiştir. Kuruntudan ve canlarının arzu ettiğinden başka bir şeye dayanmıyorlar. Oysa, onlara Rab'lerinden kılavuz gelmiştir.
Bunlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka şeyler değildir. Onlar hakkında Allah bir kanıt indirmemiştir. Onlar, sadece sanıya, bir de nefislerin hoşlandığı şeylere uyuyorlar. Yemin olsun, onlara hidayet Rablerinden gelmiştir.
Necm suresi, 24. ayet. أَمْ لِلْإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ
Yoksa insan (kayıtsız şartsız), her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?
Yoksa insan, her arzu ettiğine sahip olduğunu (mu sanıyor)!
Yoksa insan, (hakikatin) kendi arzu ve isteğine tabi olduğunu mu sanıyor?
İnsan, her dilediğini elde etme hakkına sahip olduğunu mu sanır?
Yoksa insanın her dilediği olacak diye bir kural mı var?
Yoksa insana 'her arzu edip dilekte bulunduğu' şey mi var?
Yoksa insan, her arzu ettiği şeye sahip mi olacaktır?
Yoksa insana, her dilediği şey var mı?
- Bunlar sizin babalarınızın verdiği isimlerden başka bir şey değildir. Allah bu konuda bir delil indirmemiştir. Onlar sadece zanna ve nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Halbuki, onlara Rablerinden doğru yolu gösteren bir rehber gelmiştir. Yoksa insan, her aklına eseni yapamaz.
İnsan her umduğuna kavuşacak mıdır?
İnsan her umduğuna kavuşacak mıdır?
Yoksa insana her kurduğu hülya mı var?
Yoksa varmı insana her kurduğu hulya
Yoksa insan için yalnızca temenni ettiği şey mi var?
Yoksa insan için yalnızca temenni ettiği şey mi var?
Yoksa insan için yalnızca temenni ettiği şey mi var?
Yoksa insana 'her arzu edip dilekte bulunduğu' şey mi var?
Yoksa insana her umduğu şey' (e nail olma imkanı) mı var?
Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır?
(19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.
Yoksa insan her arzu ettiği şeye sahip mi olacaktır?
Yoksa insan, her arzu ettiğine sahip mi olacaktır?
Yoksa insan umduğu şeye (uydurduğu ilahların desteğine) ulaşabilir mi? dipnot 1
Acaba insan her istediğini elde edebilir mi?
Yoksa insana her arzu edip istediği şey mi var?
Yoksa her umduğu şey insanın mıdır?
İnsan için, her özleyip hayal ettiği var mı acaba?
Necm suresi, 25. ayet. فَلِلَّهِ ٱلْـَٔاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ
Oysa, Ahiret de dünya da Allah'ındır.
Oysa ahiret de ilki (dünya) da yalnızca Allah'a aittir.
Fakat ahiret de dünya da Allah'a aittir.
Halbuki hem ötekisi, hem de bu dünya, (yalnız) Allah'a aittir!
Allah (Esma'sının özelliklerinin açığa çıkması) içindir sonsuz gelecek yaşam da dünya da!
İşte son da, ilk de (ahiret ve dünya) Allah'ındır.
Ahiret de dünya da Allah'ındır.
Hem son hem de başlangıç, Allah'a özgüdür.
Ahiret de, bu dünya da yalnız Allah'ındır.
Son da ilk de ALLAH'ındır.
Son da ilk de ALLAH'ındır.
Ama ahiret ve dünya Allah'ındır.
Fakat Allahındır Ahıret ve ula.
Ahiret de dünya da Allah'ındır.
Ahiret de dünya da Allah'ındır.
Ahiret de, dünya da Allah'ındır.
İşte son da, ilk de (ahiret ve dünya) Tanrı'nındır.
İşte ahiret de, dünya da Allahındır.
Ahiret de dünya da Allah'ındır.
(19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.
Ahiret de dünya da Allah’ındır.
Son da ilk de (ahiret de, dünya da) Allah'ındır.
Hayır, Ahiret de Allah'ındır, dünya da. dipnot 1
(Aklınızı başınıza alın!) Her şeyin sonu da Allah'ındır, başı da.
Ahiret de dünya da Allah’ındır.
Ahiret de dünya da Allah'ındır.
Sonrası da öncesi de/ahiret de dünya da Allah'ındır.
Necm suresi, 26. ayet. وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ
Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.
Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri hiçbir işe yaramaz. Ancak Allah'ın dilediği ve razı olduğuna izin vermesinden sonraki durum hariç. dipnot 1
Her ne kadar göklerdeki melek sayısı çoksa da, Allah'ın dilediği ve razı olduğu kimseler için verdiği şefaat izni olmadıkça, onların şefaati hiçbir fayda sağlamayacaktır.
Çünkü, göklerde ne kadar çok melek olsa da, onların şefaati (hiç kimseye) en ufak bir fayda sağlamayacaktır; meğer ki Allah dilediği ve razı olduğu kimse için (şefaat) izni vermiş olsun.
Semalarda nice melek vardır ki, Allah'ın dilediği ve razı olduğu için verdiği izin dışında, onların şefaati hiçbir fayda vermez!
Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiçbir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah'ın dileyip razı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka.
Göklerde nice melek var ki onların şefaatleri, dilediği ve hoşnut olduğu kimse için Allah'ın izin vermesi dışında, bir işe yaramaz.
Göklerde nice melekler vardır ki, onların bile ara buluculuğu yarar sağlamaz; Allah'ın dilediği ve hoşnut olduğu kimse için izin vermesinin dışında.
Göklerde nice melek var ki, Allah, kendilerine izin vermedikçe Allah'ın isteği ve rızası dışında kimseye şefaat edemezler.
Göklerdeki meleklerin bile şefaati bir yarar sağlamaz. Ancak ALLAH'ın dilediği kimse için izin vermesinden ve O'nun rızasına uygun olduktan sonra... dipnot 1
Göklerdeki meleklerin bile şefaati bir yarar sağlamaz. Ancak ALLAH'ın dilediği kimse için izin vermesinden ve O'nun rızasına uygun olduktan sonra...
Göklerde nice melekler vardır ki, Allah'ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce şefaatleri hiçbir işe yaramaz.
Göklerde nice Melaike vardır da Allah dileyip razıy olduğuna izin vermezden evvel şefaatleri hiçbir şey'e yaramaz.
Göklerde nice melekler var ki, Allah'ın dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesi dışında onların şefaatleri dipnot 1 hiçbir yarar sağlamaz.
Göklerde nice melekler var ki, Allah'ın dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesi dışında onların şefaatleri dipnot 1 hiçbir yarar sağlamaz.
Göklerde nice melekler var ki, Allah'ın dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesi dışında onların şefaatleri dipnot 1 hiçbir yarar sağlamaz.
Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiçbir şeyle yarar sağlamaz; ancak Tanrı'nın dileyip razı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka.
Göklerde nice melek vardır ki onların şefaatleri bile hiçbir şey'e yaramaz. Meğer ki (o şefaat) Allahın dileyeceği ve raazi olacağı kimseler için (ve ancak Onun) izin vermesinden sonra ola.
Göklerde nice melek vardır ki; Allah, dileyeceği ve razı olacağı kimseler için izin vermedikçe onların şefaatı hiç bir şeye yaramaz.
(19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.
Göklerde nice melekler vardır ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimseler için izin vermedikçe onların şefaatı hiçbir fayda vermez.
Göklerde nice melek var ki onların şefa'ati hiçbir işe yaramaz. Meğer Allah'ın dilediği ve razı olduğu kimseye izin verdikten sonra olsun (ancak o zaman şefa'atin faydası olur).
Göklerde nice melek var! Onların dipnot 1 şefaati dipnot 2 ancak, Allah'ın tercih ettiği ve razı olduğu kişi lehine onay vermesinden sonra işe yarar.
Göklerde çok melek var ama onların şefaati (desteği) işe yaramaz. İşe yaraması için Allah'ın tercih ettiği kişiye, O'nun izni ve rızası ile olması gerekir. dipnot 1
Göklerde nice melekler var ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimseler için izin vermedikçe, onların şefaatı hiçbir fayda vermez
Göklerde nice melekler var ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimseler için izin vermedikçe, onların şefaatı hiçbir işe yaramaz.
Göklerde nice melekler var ki, şefaatler hiçbir işe yaramaz. Allah'ın, dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesinden sonraki durum müstesna.
Necm suresi, 27. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ
Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.
Şüphesiz ki ahirete inanmayanlar, meleklere dişi isimleri takıyorlar.
Elbet ahirete inanmayan kimseler, melekleri dişi isimlerle adlandırırlar.
Bakın, (ancak) öteki dünyaya (samimiyetle) inanmayanlar, melekleri dişi varlıklar olarak görürler;
Muhakkak ki sonsuz geleceklerine iman etmeyenler, melekleri elbette dişi olarak tanımlarlar.
Gerçek şu ki, ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar.
Ahirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar.
Aslında, melekleri kız isimleriyle isimlendirenler, sonsuz yaşama inanmayanlardır.
Ahiret hayatına inanmayanlar, meleklere kız adı veriyorlar.
Ahiret gerçeğini onaylamayanlar melekleri dişi olarak nitelendirmektedirler.
Ahirete inanmıyanlar melekleri dişi olarak nitelendirmektedirler.
Evet ahirete inanmayanlar meleklere dişi adı takıp duruyorlar.
Evet Ahırete iymanı olmıyanlar Melaikeye dişi adı takıp duruyorlar
Kuşkusuz ahirete inanmayanlar, melekleri dişi varlıkların adları ile adlandırıyorlar. dipnot 1
Kuşkusuz ahirete inanmayanlar, melekleri dişi varlıkların adları ile adlandırıyorlar. dipnot 1
Kuşkusuz ahirete inanmayanlar, melekleri dişi varlıkların adları ile adlandırıyorlar. dipnot 1
Gerçek şu ki, ahirete inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar.
Hakıykat, ahirete iman etmez olanlar, meleklere alabildiğine dişi adı takarlar.
Doğrusu ahirete inanmayanlar meleklere dişi adlarını takarlar.
(19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.
Doğrusu ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendirirler.
Ahirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar.
Ahirete inanıp güvenmeyenler melekleri hep kız ismi ile isimlendirirler dipnot 1 .
Ahirete inanmayanlar meleklere hep kız ismi takarlar.
Doğrusu ahirete iman etmeyenler melekleri dişi olarak isimlendiriyorlar.
Doğrusu ahirete inanmayanlar, melekleri dişi olarak isimlendiriyorlar.
O ahirete inanmayanlar, meleklere mutlaka dişilerin adlarını takarlar.
Necm suresi, 28. ayet. وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا
Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.
Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Zandan başka bir şeye uymuyorlar. Şüphesiz ki zan, gerçeklik bakımından hiçbir şey ifade etmez. dipnot 1
Ama onların bu konuda hiçbir bilgisi bulunmamakta, sadece zannın peşine düşmekteler: şu da bir gerçek ki, zan asla gerçeğin yerini tutamaz.
ve onların bu konuda hiçbir bilgileri olmadığından yalnızca zannın ardından giderler ama zan, hiçbir zaman gerçeğin yerini tutmaz.
Oysa bu hususta onların bir ilmi (delilleri) yoktur. . . Onlar ancak zanna uyuyorlar! Muhakkak ki zan, gerçeği yansıtmaz!
Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, haktan yana hiçbir yarar sağlamaz.
Halbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez.
Oysa bu konuda bilgileri yoktur; yalnızca yakıştırıyorlar. Aslında, yakıştırmak, gerçek hakkında hiçbir yarar sağlamaz.
Halbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise asla gerçeği ifade etmez.
Onların bu konuda bir bilgileri yoktur, sadece sanıları izlemektedirler ve sanılar gerçeğin yerini tutmaz.
Onların bu konuda bir bilgileri yoktur, sadece sanıları izlemektedirler ve sanılar gerçeğin yerini tutmaz.
Aslında onların buna dair bilgileri yoktu, sadece zanna uyuyorlar. Oysa zan gerçekten yana hiçbir şey ifade etmez.
Maamafih ona dair bir bilgileri olduğundan değil sırf zanne tabi' oluyorlar, halbuki zann haktan hiçbir şey'i muğni olmaz.
Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysaki zan, "gerçekten" yana hiçbir değer taşımaz.
Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysaki zan, "gerçekten" yana hiçbir değer taşımaz.
Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysa ki zan "gerçekten" yana hiçbir değer taşımaz.
Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, haktan yana hiçbir yarar sağlamaz.
Halbuki onların buna dair de bilgisi yokdur. Onlar kuruntudan başkasına tabi' olmazlar. Kuruntu ise, şübhesiz, hakdan hiç birşey'i ifade etmez.
Halbuki onların bu hususta bilgileri yoktur. Onlar, sadece zanna uyarlar. Zan ise hiç şüphesiz gerçekten bir şey ifade etmez.
(19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.
Hâlbuki onların buna dair bilgileri yoktur. Onlar ancak zanna uyarlar. Zan ise hiç şüphesiz hak adına hiçbir şey ifade etmez.
Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise haktan hiçbir gerçek kazandırmaz. (Zan ile gerçeğe ulaşılmaz.)
Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur, onlar sadece varsayımlarının peşinden giderler. Varsayım, gerçeğin yerini hiçbir şekilde tutmaz dipnot 1 .
Bu konuda ellerinde bir bilgi de yoktur, sadece varsayımlarıyla hareket ederler. Varsayım, gerçeğin yerini tutamaz.
Oysa, bu konuda bir bilgileri yoktur. Sadece zanna tâbi oluyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez.
Oysa, bu konuda bir bilgileri yoktur. Sadece zanna tabi oluyorlar. Zan ise gerçekten bir şey ifade etmez.
Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Yalnızca sanıya uyuyorlar. Sanı ise haktan hiçbir şey kazandırmaz.
Necm suresi, 29. ayet. فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
Öyle ise bizim zikrimizden (Kur'an'dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.
Zikrimizden (Kur'an'dan) yüz çeviren ve yakın (dünya) hayatından başka bir şey istemeyen kişilere aldırış etme! dipnot 1
Şu halde, artık sen de vahyimizden yüz çevirerek Bize sırt dönen ve tek arzusu bu dünya hayatı(nın geçici zevkleri) olan kimseleri ciddiye alma!
O halde, Bizi anmaktan uzak duran ve bu dünya hayatından başka bir şeye önem vermeyenlere mani ol,
Bizim zikrimize (hatırlattığımız hakikate) sırtını dönen ve dünya hayatının zevklerinden başka bir şey istemeyenden yüz çevir!
Şu halde sen, Bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden yüz çevir.
Onun için sen bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselere yüz verme.
Bizim Öğretimizden yüz çeviren ve dünya yaşamının dışında başka bir şey istemeyenlerden artık uzaklaş.
Kitabımızdan yüz çevirenlerden ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir!
Mesajımızdan yüz çeviren ve dünya hayatından başkasını arzulamayan kimseyi önemseme.
Mesajımızdan yüz çeviren ve dünya hayatından başkasını arzulamıyan kimseyi önemseme.
O halde sen de Bizi anmaktan yüz çevirip de dünya hayatından ötesini istemeyen kimselere bakma!
O halde bakma sen o bizim zikrimizden yüz çevirip te Dünya hayattan ötesini istemiyen kimselere
Dünya hayatından başka bir şey istemeyen, zikrimizden dipnot 1 yüz çevirenlerden sen de yüz çevir. dipnot 2
Dünya hayatından başka bir şey istemeyen, zikrimizden dipnot 1 yüz çevirenlerden sen de yüz çevir. dipnot 2
Dünya hayatından başka bir şey istemeyen, zikrimizden dipnot 1 yüz çevirenlerden sen de yüz çevir. dipnot 2
Şu halde sen, bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden yüz çevir.
Onun için sen (Habibim) bizim zikrimize arka çeviren, dünya hayatından başkasını arzuu etmeyen kimselerden yüz çevir.
Onun için sen, Bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenlerden yüz çevir.
(19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.
Bu sebeple sen, zikrimizden/Kur'an'dan yüz çevirenden ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenden uzak dur!
Bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden yüz çevir.
Bizim zikrimize dipnot 1 /Kitabımıza sırtını dönen ve dünya hayatından başkasını istemeyen kişilere karşı mesafeli ol dipnot 2 !
Bizim doğru bilgilerimize (Kur'an'a) sırtını dönen ve dünya yaşayışından başkasını istemeyen kimseyle arana mesafe koy.
Bu sebeple sen, zikrimizden/Kur'an'dan yüz çevirenden ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenden uzak dur.
Bu sebeple sen, uyarımızdan yüz çevirenden ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenden uzak dur.
Bizim zikrimizden/Kur'an'ımızdan yüz çeviren ve iğreti dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden, sen de yüz çevir.
Necm suresi, 30. ayet. ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ
İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.
İşte onların bilgisi bundan ibarettir. Şüphesiz ki Rabbin -evet yalnızca O- kendi yolundan kimin saptığını çok iyi bilendir ve O kimin doğru yola ulaştığını da çok iyi bilendir. dipnot 1
Onların bilgi ufku da işte bu (dünya ile) sınırlıdır. Elbet senin Rabbin kendi yolundan kimin saptığını en iyi bilendir, kimin doğru yola yöneldiğini de en iyi bilendir.
ki bu onlar için bilinmeye değer tek şeydir. Şüphe yok ki Rabbin, kimin O'nun yolundan saptığını ve kimin O'nun rehberliğine uyduğunu hakkıyla bilir.
Bilgilerinin onları ulaştıracağı son nokta işte budur (dünya zevkleriyle yaşayıp vefat etmek, başkasını düşünemezler)! Muhakkak ki Rabbin "HU" yolundan sapanı daha iyi bilir! "HU" daha iyi bilir hakikate ereni!
İşte onların ilimden yana ulaşabildikleri (son sınır) budur. Şüphesiz, senin Rabbin; kendi yolundan sapanı en iyi bilen O'dur ve hidayet bulanı da en iyi bilen O'dur.
İşte onların erişebilecekleri bilgi budur. Şüphesiz ki senin Rabbin, evet O, yolundan sapan daha iyi bilir. O, hidayette olanı da çok iyi bilir.
Onların erişebilecekleri bilgi, işte bu kadardır. Kuşkusuz, Efendin; O, yolundan sapanı bilir. Ve O, doğru yolda olanı da bilir.
Onların ilimde aldıkları mesafe bu kadardır. Şüphesiz Rabbin yoldan çıkanı da doğru yola geleni de hakkıyla bilmektedir.
İşte onların ulaştıkları bilgilerinin düzeyi budur. Elbette, Efendin yolundan sapanı iyi bilir, doğru yolda olanı da iyi bilir.
İşte onların ulaştıkları bilgilerinin düzeyi budur. Elbette, Rabbin yolundan sapanı iyi bilir, doğru yolda olanı da iyi bilir.
İşte budur onların ilimde erişebildikleri son sınır!. Şüphesiz Rabbin, O en iyi bilendir yolundan sapanı, hem de O en iyi bilendir hidayet yolunu tutanı.
İşte odur onların ılimden irebildikleri gaye, şübhesiz ki rabbın, odur en bilen yolundan sapanı, hem de odur en bilen hidayeti tutanı
Onların bilgi düzeyi bu kadardır. Rabb'in, kimin kendi yolundan sapmış olduğunu en iyi bilendir ve O, iletildiği doğru yolda olanı da en iyi bilendir.
Onların bilgi düzeyi bu kadardır. Rabb'in, kimin kendi yolundan sapmış olduğunu en iyi bilendir ve O, iletildiği doğru yolda olanı da en iyi bilendir.
Onların bilgi düzeyi bu kadardır. Rabb'in, kimin kendi yolundan sapmış olduğunu en iyi bilendir ve O, iletildiği doğru yolda olanı da en iyi bilendir.
İşte onların ilimden yana ulaşabildikleri (son sınır) budur. Şüphesiz, senin rabbin; kendi yolundan sapanı en iyi bilen O'dur ve hidayet bulanı da en iyi bilen O'dur.
Onların ilimden erebildikleri (son had) işte budur. Şübhesiz ki Rabbin, yolundan sapan kimseleri çok iyi bilenin ta kendisidir. O, hidayet bulan kimseleri de pek iyi bilendir.
Onların bilgiden erişebilecekleri işte budur. Muhakkak ki Rabbın; yolundan sapmış olanı en iyi bilendir. Ve O; hidayete ereni de en iyi bilendir.
(19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.
İşte onların erişebilecekleri ilim budur. Şüphesiz Rabbin, kimin yolundan saptığını en iyi bilendir. Kimin hidayet üzere olduğunu da en iyi bilen O’dur.
İşte onların erişebilecekleri bilgi (sınırı) budur. (Bundan ötesine akılları ermez). Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir ve O, yola geleni de iyi bilir.
Onların bilgi seviyesi işte bu kadar (sadece varsayım)! Senin Rabbin, yolundan sapanları iyi bilir. O, doğru yolda olanları da iyi bilir dipnot 1 .
Onların ilimden payları işte bu kadar. Senin Sahibin, yolundan sapanları iyi bilir, doğru yolda olanları da iyi bilir.
İşte onların erişebilecekleri ilim budur. Şüphesiz Rabbin, kimin yolundan saptığını en iyi bilendir. Kimin hidayet üzere olduğunu da en iyi bilen O’dur.
İşte onların bilgi seviyeleri budur. Şüphesiz Rabbin, kimin yolundan saptığını en iyi bilen O'dur. Kimin doğru yolda olduğunu da en iyi bilen O'dur.
Onların, ilimden ulaşacakları şey işte budur. Kuşkusuz, yolundan sapmış olanı Rabbin çok iyi bilir. Hidayet üzere yürüyeni de en iyi O bilir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.