Necm suresi · 19–30. ayetler

Lât, Uzzâ ve Menât; meleklere dişi isim vermek

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Necm suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 19. ayet. أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ

    Diyanet İşleri

    (19-20) Lat ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?

    Mehmet Okuyan

    (19, 20) Lât'a, Uzzâ'ya ve diğer üçüncüsü olan Menât'a (neden taptığınızı) hiç düşündünüz mü?

    Mustafa İslamoğlu

    Peki hiç düşündünüz mı Lat, Uzza

    Muhammed Esed

    Hiç düşündünüz mü (neden taptığınızı) Lat ve 'Uzza'ya?

    Ahmed Hulusi

    Gördünüz mü Lat'ı, Uzza'yı?

    Ali Bulaç

    Gördünüz mü? Haber verin; Lat ve Uzza'yı.

    Ali Özek ve heyeti

    Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ’yı?

    Ali Rıza Safa

    Lat ve Uzza'yı görüyor musunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    Gördünüz mü o Lat ve 'Uzza'yı?

    Edip Yüksel

    Gördünüz mü (dişi putlarınız olan) Lat ve Uzza'yı? dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Mekke müşrikleri, soyut bir putperestlik anlayışına sahiptiler. İbrahim döneminde yaygın olan heykellere tapma biçimindeki putperestlik İbrahim'in mücadelesi sonucunda biçim değiştirmek zorunda kaldı. İbrahim'in yolunu izlediklerini sanan Mekke müşrikleri, Tanrı'ya yakın sandıkları meleklerin ve ölmüş evliyaların isimlerini şefaat amacıyla anıyorlar (39:3) ve kendilerini tektanrıcı sanıyorlardı (6:23; 16:35). * Muhammed peygamberden sonra, peygamberle birlikte birçok arkadaşını ve "evliyaları" putlaştıran ve şefaatleri için onların isimlerini anan müşrikler, kendileriyle Mekke müşrikleri arasındaki benzerliği kaldırmak için onların heykellere taptıklarını uydurdular. Ne var ki hayalî heykellerin biçimi konusunda ihtilafa düştüler. * Kuran'a göre Mekke müşrikleri İbrahim'in kurduğu Mescitte salatı yerine getiriyor, Konferans ediyor, oruç tutuyorlardı (8:35; 9:19, 45, 54; 2:199).

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gördünüz mü (dişi putlarınız olan) Lat ve Uzza'yı?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz de gördünüz değil mi Lat ve Uzza'yı?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz de gördünüz değil mi Lat-ü Uzza'yı?

    Erhan Aktaş

    Görüyor musunuz Lat'ı ve Uzza'yı?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Görüyor musunuz Lat'ı ve Uzza'yı?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hiç düşündünüz mü Lat ve Uzza'yı?

    Gültekin Onan

    Gördünüz mü? Haber verin; Lat ve Uzza'yı.

    Hasan Basri Çantay

    (19-20) (Allahı bırakıb tapdığınız) Lat(ın), Uzza (nın) ve (bunların) üçüncüsü olan diğer Menat (ın her hangi birşey hakkında zerrece kudretleri var mı?) Bize haber verin.

    İbni Kesir

    Gördünüz mü Lat ve Uzza'yı?

    Mehmet Alagaş

    (19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ’yı?

    Süleyman Ateş

    Gördünüz mü o Lat ve 'Uzza'yı?

    Süleymaniye Vakfı

    Peki siz, Lat'ı ve Uzza'yı gördünüz mü?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz, Lat'ı ve Uzza'yı hiç düşündünüz mü?

    Şaban Britch

    Gördünüz mü Uzza’yı ve Lat’ı?

    Şaban Piriş

    -Gördünüz mü Uzza'yı ve Lat'ı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gördünüz mü Uzza'yı, Lat'ı.

  2. Necm suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 20. ayet. وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    (19-20) Lat ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?

    Mehmet Okuyan

    (19, 20) Lât'a, Uzzâ'ya ve diğer üçüncüsü olan Menât'a (neden taptığınızı) hiç düşündünüz mü?

    Mustafa İslamoğlu

    ve sonuncusuna, (hani) şu üçüncüleri olan Menat'a (neden dişi adlar verdiğinizi)?

    Muhammed Esed

    Ve (üçlünün) üçüncüsü ve sonuncusu olan Menat(a)?

    Ahmed Hulusi

    Diğer üçüncüleri Menat'ı (böyle bir mi'rac yaşatabilirler mi)?

    Ali Bulaç

    Ve üçüncü (put) olan Menat'ı(n herhangi bir güçleri var mı)?

    Ali Özek ve heyeti

    Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât'ı.

    Ali Rıza Safa

    Ve diğerini; üçüncüsü Menat'ı?

    Bayraktar Bayraklı

    Üçüncüleri olan ötekini, Menat'ı.

    Edip Yüksel

    Ve üçüncüleri olan Menat'ı?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve üçüncüleri olan Menat'ı?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Üçüncü olarak da öteki Menat'ı?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Üçüncü olarak da menat-ı uhra'yı?

    Gültekin Onan

    Ve üçüncü (put) olan Menat'ı(n herhangi bir güçleri var mı)?

    Hasan Basri Çantay

    (19-20) (Allahı bırakıb tapdığınız) Lat(ın), Uzza (nın) ve (bunların) üçüncüsü olan diğer Menat (ın her hangi birşey hakkında zerrece kudretleri var mı?) Bize haber verin.

    İbni Kesir

    Üçüncüsü olan diğer Menat'ı?

    Mehmet Alagaş

    (19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât'ı.

    Süleyman Ateş

    Ve üçüncü(leri olan) öteki (put) Menat'ı?

    Süleymaniye Vakfı

    Ya üçüncü ve sonuncuları olan Menat'ı?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ya diğerini; üçüncüsü olan Menat'ı?

    Şaban Britch

    Diğer bir üçüncüsü Menat’ı?

    Şaban Piriş

    Diğer bir üçüncüsü Menat'ı?..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve ötekini, üçüncüsü olan Menat'ı.

  3. Necm suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 21. ayet. أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ

    Diyanet İşleri

    Erkek size de, dişi O'na mı?

    Mehmet Okuyan

    Erkek(ler) sizin de dişi(ler) mi O'nun?

    Mustafa İslamoğlu

    Erkekler size kızlar O'na, öyle mi?

    Muhammed Esed

    Neden kendiniz için (yalnız) erkek çocuklar (istersiniz de) O'na kız çocuklar (isnad edersiniz?)

    Ahmed Hulusi

    Erkek sizin, dişi O'nun mu?

    Ali Bulaç

    Erkek (evlat) sizin, dişi O'nun mu?

    Ali Özek ve heyeti

    Demek erkek size, dişi O’na öyle mi?

    Ali Rıza Safa

    Erkekler sizin de dişiler O'nun mu?

    Bayraktar Bayraklı

    - Demek ki erkek size, dişi Allah'a, öyle mi? O zaman bu, insafsızca bir taksim!

    Edip Yüksel

    Erkekler sizin de dişiler O'nun mu?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erkekler sizin de dişiler O'nun mu?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Size erkek, O'na dişi öylemi?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Size erkek ona dişi öyle mi?

    Erhan Aktaş

    Erkek sizin, dişi O'nun mu?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Erkek sizin, dişi O'nun mu?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Erkek sizin, dişi O'nun mu?

    Gültekin Onan

    Erkek (evlat) sizin, dişi O'nun mu?

    Hasan Basri Çantay

    Erkek sizin de dişi Onun mu?!

    İbni Kesir

    Demek erkekler sizin, dişiler O'nun mu?

    Mehmet Alagaş

    (19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Erkekler sizin; dişiler O’nun mu?

    Süleyman Ateş

    Demek erkek size, kadın Allah'a mı?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Size göre bunlar Allah'ın kızlarıdır.) Erkekler sizin olsun, kızlar da Allah'ın, öyle mi?

    Şaban Britch

    Erkekler sizin, dişiler O’nun mu?

    Şaban Piriş

    Erkekler sizin dişiler O'nun mu?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Erkek size, dişi Allah'a mı?

  4. Necm suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 22. ayet. تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.

    Mehmet Okuyan

    O zaman şu (yaptığınız) haksız bir paylaşımdır!

    Mustafa İslamoğlu

    O halde bu ne berbat bir paylaşım böyle!

    Muhammed Esed

    Bakın, bu kesinlikle haksız bir taksimdir!

    Ahmed Hulusi

    Öyle ise bu insafsız paylaşmadır!

    Ali Bulaç

    Eğer böyleyse, bu, çarpık bir paylaşma.

    Ali Özek ve heyeti

    O zaman bu, insafsızca bir taksim!

    Ali Rıza Safa

    İşte bu, alçakça bir paylaşım!

    Bayraktar Bayraklı

    - Demek ki erkek size, dişi Allah'a, öyle mi? O zaman bu, insafsızca bir taksim!

    Edip Yüksel

    Ne de insafsız bir paylaşma!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ne de insafsız bir paylaşma!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Öyle ise bu çok hayıflı (haksız) bir taksim!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu öyle ise çok hayflı bir taksim

    Erhan Aktaş

    O halde bu insafsız bir paylaştırmadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O halde bu insafsız bir paylaştırmadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O halde bu insafsız bir paylaştırmadır.

    Gültekin Onan

    Eğer böyleyse, bu, çarpık bir paylaşma.

    Hasan Basri Çantay

    O takdirde bu, insafsızca bir taksim!

    İbni Kesir

    Öyleyse bu, insafsız bir paylaşma.

    Mehmet Alagaş

    (19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Öyle ise bu çok insafsızca bir taksimdir.

    Süleyman Ateş

    O halde bu insafsızca bir taksim!

    Süleymaniye Vakfı

    O zaman bu, adaletsiz bir paylaşımdır!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Size göre) bu, haksız bir paylaşma olmaz mı?

    Şaban Britch

    Öyleyse bu haksız bir taksim.

    Şaban Piriş

    Öyleyse bu haksız bir taksim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bu, insafsız bir bölüştürme.

  5. Necm suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 23. ayet. إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tabi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.

    Mehmet Okuyan

    Bu (putlar), haklarında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. dipnot 1 (Müşrikler) zanna ve nefislerinin arzuladığından başka hiçbir şeye uymuyorlar. Yemin olsun ki onlara Rablerinden bir rehber gelmiştir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:81; A‘râf 7:71; Yûsuf 12:40.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunlar, sadece sizin ve atalarınızın uydurduğu isimlerden ibarettir; Allah bunlara hiçbir yetki ve otorite devretmemiştir. Bunu söyleyenler sadece kuruntu ve nefsani arzularının peşinden gidiyorlar; oysa ki Rablerinden kendilerine, ilahi rehberlik gelmiş bulunuyor.

    Muhammed Esed

    Bu (sözde ilahi varlık)lar sizin ve atalarınızın uydurduğu boş isimlerden başka şeyler değildir; (ve) Allah onlara hiçbir yetki vermemiştir. Onlar, (o putlara tapanlar,) sadece zannın ve kuruntuların peşine takılıyorlar; halbuki şimdi onlara Rablerinden bir yol gösterici gelmiştir.

    Ahmed Hulusi

    Onlar ancak sizin ve atalarınızın isimlendirdiği, Allah'ın hiçbir delil inzal etmediği (arkası - müsemması olmayan yalnızca) isimlerden ibarettirler! Onlar, ancak zanna ve nefslerin hoşlandığı kuruntulara uyarlar. . . Andolsun ki kendilerine Rablerinden hakikat ilmi gelmiştir!

    Ali Bulaç

    Bu (putlar ise,) sizin ve atalarınızın (kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (keyfi) isimlerden başkası değildir. Allah, onlarla ilgili 'hiçbir delil' indirmemiştir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) heva (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyuyorlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gösterici gelmiştir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunlar (putlar), sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.

    Ali Rıza Safa

    Bunlar, sizin ve atalarınızın uydurduğu isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar hakkında hiçbir kanıt indirmemiştir. Yalnızca sanıya ve benliklerinin isteklerine uyuyorlar. Oysa gerçek şu ki, onlara, Efendilerinden, yol gösteren gelmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Bunlar sizin babalarınızın verdiği isimlerden başka bir şey değildir. Allah bu konuda bir delil indirmemiştir. Onlar sadece zanna ve nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Halbuki, onlara Rablerinden doğru yolu gösteren bir rehber gelmiştir. Yoksa insan, her aklına eseni yapamaz.

    Edip Yüksel

    Onlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir ve ALLAH onlar için hiçbir delil indirmemiştir. Kendilerine, Efendi'lerinden bir yol gösterici geldiği halde, sadece kuruntuları ve fantezileri izliyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir ve ALLAH onlar için hiç bir delil indirmemiştir. Kendilerine, Rab'lerinde bir yol gösterici geldiği halde, sadece kuruntuları ve kişisel arzularını izliyorlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığı kuru isimlerdir. Allah onlara öyle bir saltanat indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerinin sevdasına uyuyorlar. Oysa Rablerinden kendilerine doğru yolu gösteren geldi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar hiçbir şey değil sırf sizin ve babalarınızın taktığınız kuru isimler, Allah onlara öyle bir saltanat indirmedi, yalnız zanna ve nefislerin sevdasına tabi oluyorlar, halbuki rablarından kendilerine doğru yolu gösteren, geldi.

    Erhan Aktaş

    Bu isimler, sizin ve atalarınızın onlara yakıştırdığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar için hiçbir yetkilendirmede bulunmadı. Ant olsun ki, onlara Rabb'lerinden doğru yolu gösterici dipnot 1 geldiği halde, onlar yalnızca zanna dipnot 2 ve benliklerinin hevasına uyuyorlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanları zandan kurtarıp, kesin bilgiye; gerçeğe, doğruya ulaştıracak bilgi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kesin olmayan bilgiye, sanıya.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu isimler, sizin ve atalarınızın onlara yakıştırdığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar için hiçbir yetkilendirmede bulunmadı. Ant olsun ki, onlara Rabb'lerinden doğru yolu gösterici dipnot 1 geldiği halde, onlar yalnızca zanna dipnot 2 ve benliklerinin hevasına uyuyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanları zandan kurtarıp, kesin bilgiye; gerçeğe, doğruya ulaştıracak bilgi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kesin olmayan bilgiye, sanıya.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu isimler, sizin ve atalarınızın onlara yakıştırdığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar için hiçbir yetkilendirmede bulumadı. Ant olsun ki, onlara Rabb'lerinden doğru yolu gösterici dipnot 1 geldiği halde, onlar yalnızca zanna dipnot 2 ve benliklerinin tutkularına uyuyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanları zandan kurtarıp, kesin bilgiye; gerçeğe, doğruya ulaştıracak bilgi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kesin olmayan bilgiye, sanıya.

    Gültekin Onan

    Bu (putlar ise,) sizin ve atalarınızın (kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (keyfi) isimlerden başkası değildir. Tanrı, onlarla ilgili 'hiçbir delil' indirmemiştir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) heva (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyuyorlar. Oysa, andolsun onlara rablerinden yol gösterici gelmiştir.

    Hasan Basri Çantay

    Bu (putlar) sizin ve atalarınızın takdığınız adlardan başkası değildir. Allah onlara hiçbir hüccet indirmedi. Onlar, kuruntudan ve nefisler (in) in arzuu etdiği heva (ve heves) den başkasına tabi' olmuyorlar. Halbuki andolsun, kendilerine Rablerinden o hidayet (rehberi) gelmişdir.

    İbni Kesir

    Bunlar, sizin ve atalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onlara hiç bir güç indirmemiştir. Onlar kuruntudan ve nefislerin arzu ettiği hevadan başkasına uymuyorlar. Halbuki kendilerine Rabblarından hidayet gelmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunlar (putlar) sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar hakkında bir delil indirmemiştir. Onlar, ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Oysa, onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.

    Süleyman Ateş

    Onlar, sizin ve babalarınızın, (tanrı) diye isimlendirdiğiniz (boş, kavramsız) isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlara hiçbir güç (tanrı oldukları hakkında hiçbir delil) indirmemiştir. O(putlara tapa)nlar zanna ve nefislerin hevesine uyuyorlar. Oysa kendilerine, Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir dipnot 1 . Bunlar hakkında Allah bir delil indirmemiştir dipnot 2 . Bu isimleri takanlar sadece varsayımlara ve kendi arzu ettikleri şeylere uyuyorlar dipnot 3 . Halbuki onlara Rablerinden bir rehber geldi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada isim, bir şeyi tanımlayan, neye yaradığını gösteren ve akılda tutmaya yarayan sözdür (Müfredat). Burada sözü edilen Mekkeli müşrikler kendileri için bir takım tanrılar tanımlamış, özelliklerini kendileri uydurmuşlardır. Hud Aleyhisselam'ın kavmi olan Ad (A'raf 7/71) ve Yusuf Aleyhisselamın içinde yaşadığı Mısır toplumu da benzer tanrılar oluşturmuş (Yusuf 12/40) ve onlara tapmışlardır.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunların kendileri yok, sadece adları vardır. O adları, siz ve atalarınız dillendiriyorsunuz. Allah onlarla ilgili bir belge (yetki) indirmedi. Sadece varsayımlarınızın ve canınızın istediği şeyin peşinden gidiyorsunuz. Bakın işte size Sahibinizden bir rehber geldi.

    Şaban Britch

    Onlar, sizin ve atalarınızın adlandırılmasından başka bir şey değildir. Allah, onlar hakkında bir delil indirmemiştir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Oysa, onlara Rablerinden hidayet gelmiştir.

    Şaban Piriş

    Onlar, sizin ve atalarınızın adlandırılmasından başka bir şey değildir. Allah, onlar hakkında bir belge indirmemiştir. Kuruntudan ve canlarının arzu ettiğinden başka bir şeye dayanmıyorlar. Oysa, onlara Rab'lerinden kılavuz gelmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka şeyler değildir. Onlar hakkında Allah bir kanıt indirmemiştir. Onlar, sadece sanıya, bir de nefislerin hoşlandığı şeylere uyuyorlar. Yemin olsun, onlara hidayet Rablerinden gelmiştir.

  6. Necm suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 24. ayet. أَمْ لِلْإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ

    Diyanet İşleri

    Yoksa insan (kayıtsız şartsız), her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?

    Mehmet Okuyan

    Yoksa insan, her arzu ettiğine sahip olduğunu (mu sanıyor)!

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa insan, (hakikatin) kendi arzu ve isteğine tabi olduğunu mu sanıyor?

    Muhammed Esed

    İnsan, her dilediğini elde etme hakkına sahip olduğunu mu sanır?

    Ahmed Hulusi

    Yoksa insanın her dilediği olacak diye bir kural mı var?

    Ali Bulaç

    Yoksa insana 'her arzu edip dilekte bulunduğu' şey mi var?

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa insan, her arzu ettiği şeye sahip mi olacaktır?

    Ali Rıza Safa

    Yoksa insana, her dilediği şey var mı?

    Bayraktar Bayraklı

    - Bunlar sizin babalarınızın verdiği isimlerden başka bir şey değildir. Allah bu konuda bir delil indirmemiştir. Onlar sadece zanna ve nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Halbuki, onlara Rablerinden doğru yolu gösteren bir rehber gelmiştir. Yoksa insan, her aklına eseni yapamaz.

    Edip Yüksel

    İnsan her umduğuna kavuşacak mıdır?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsan her umduğuna kavuşacak mıdır?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa insana her kurduğu hülya mı var?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa varmı insana her kurduğu hulya

    Erhan Aktaş

    Yoksa insan için yalnızca temenni ettiği şey mi var?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa insan için yalnızca temenni ettiği şey mi var?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa insan için yalnızca temenni ettiği şey mi var?

    Gültekin Onan

    Yoksa insana 'her arzu edip dilekte bulunduğu' şey mi var?

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa insana her umduğu şey' (e nail olma imkanı) mı var?

    İbni Kesir

    Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır?

    Mehmet Alagaş

    (19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa insan her arzu ettiği şeye sahip mi olacaktır?

    Süleyman Ateş

    Yoksa insan, her arzu ettiğine sahip mi olacaktır?

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa insan umduğu şeye (uydurduğu ilahların desteğine) ulaşabilir mi? dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsan kendi arzularına uyarak değil, Allah'ın istediği şekilde yaşayarak doğru yolda olabilir. İyi niyet, yapılan yanlışları meşru kılmaz (Yunus 10/18, Sebe 34/37, Zümer 39/3).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Acaba insan her istediğini elde edebilir mi?

    Şaban Britch

    Yoksa insana her arzu edip istediği şey mi var?

    Şaban Piriş

    Yoksa her umduğu şey insanın mıdır?

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsan için, her özleyip hayal ettiği var mı acaba?

  7. Necm suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 25. ayet. فَلِلَّهِ ٱلْـَٔاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ

    Diyanet İşleri

    Oysa, Ahiret de dünya da Allah'ındır.

    Mehmet Okuyan

    Oysa ahiret de ilki (dünya) da yalnızca Allah'a aittir.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat ahiret de dünya da Allah'a aittir.

    Muhammed Esed

    Halbuki hem ötekisi, hem de bu dünya, (yalnız) Allah'a aittir!

    Ahmed Hulusi

    Allah (Esma'sının özelliklerinin açığa çıkması) içindir sonsuz gelecek yaşam da dünya da!

    Ali Bulaç

    İşte son da, ilk de (ahiret ve dünya) Allah'ındır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ahiret de dünya da Allah'ındır.

    Ali Rıza Safa

    Hem son hem de başlangıç, Allah'a özgüdür.

    Bayraktar Bayraklı

    Ahiret de, bu dünya da yalnız Allah'ındır.

    Edip Yüksel

    Son da ilk de ALLAH'ındır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Son da ilk de ALLAH'ındır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ama ahiret ve dünya Allah'ındır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat Allahındır Ahıret ve ula.

    Erhan Aktaş

    Ahiret de dünya da Allah'ındır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ahiret de dünya da Allah'ındır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ahiret de, dünya da Allah'ındır.

    Gültekin Onan

    İşte son da, ilk de (ahiret ve dünya) Tanrı'nındır.

    Hasan Basri Çantay

    İşte ahiret de, dünya da Allahındır.

    İbni Kesir

    Ahiret de dünya da Allah'ındır.

    Mehmet Alagaş

    (19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ahiret de dünya da Allah’ındır.

    Süleyman Ateş

    Son da ilk de (ahiret de, dünya da) Allah'ındır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Aklınızı başınıza alın!) Her şeyin sonu da Allah'ındır, başı da.

    Şaban Britch

    Ahiret de dünya da Allah’ındır.

    Şaban Piriş

    Ahiret de dünya da Allah'ındır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonrası da öncesi de/ahiret de dünya da Allah'ındır.

  8. Necm suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 26. ayet. وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri hiçbir işe yaramaz. Ancak Allah'ın dilediği ve razı olduğuna izin vermesinden sonraki durum hariç. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Zümer 39:43-44. ayetlerle okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Her ne kadar göklerdeki melek sayısı çoksa da, Allah'ın dilediği ve razı olduğu kimseler için verdiği şefaat izni olmadıkça, onların şefaati hiçbir fayda sağlamayacaktır.

    Muhammed Esed

    Çünkü, göklerde ne kadar çok melek olsa da, onların şefaati (hiç kimseye) en ufak bir fayda sağlamayacaktır; meğer ki Allah dilediği ve razı olduğu kimse için (şefaat) izni vermiş olsun.

    Ahmed Hulusi

    Semalarda nice melek vardır ki, Allah'ın dilediği ve razı olduğu için verdiği izin dışında, onların şefaati hiçbir fayda vermez!

    Ali Bulaç

    Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiçbir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah'ın dileyip razı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerde nice melek var ki onların şefaatleri, dilediği ve hoşnut olduğu kimse için Allah'ın izin vermesi dışında, bir işe yaramaz.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde nice melekler vardır ki, onların bile ara buluculuğu yarar sağlamaz; Allah'ın dilediği ve hoşnut olduğu kimse için izin vermesinin dışında.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerde nice melek var ki, Allah, kendilerine izin vermedikçe Allah'ın isteği ve rızası dışında kimseye şefaat edemezler.

    Edip Yüksel

    Göklerdeki meleklerin bile şefaati bir yarar sağlamaz. Ancak ALLAH'ın dilediği kimse için izin vermesinden ve O'nun rızasına uygun olduktan sonra... dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bak 2:48.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerdeki meleklerin bile şefaati bir yarar sağlamaz. Ancak ALLAH'ın dilediği kimse için izin vermesinden ve O'nun rızasına uygun olduktan sonra...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göklerde nice melekler vardır ki, Allah'ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce şefaatleri hiçbir işe yaramaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Göklerde nice Melaike vardır da Allah dileyip razıy olduğuna izin vermezden evvel şefaatleri hiçbir şey'e yaramaz.

    Erhan Aktaş

    Göklerde nice melekler var ki, Allah'ın dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesi dışında onların şefaatleri dipnot 1 hiçbir yarar sağlamaz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette sözü edilen "meleklerin şefaati" bu dünyaya yönelik bir yardımdır. Kur'an'da bu tarz yardımların Müşriklere karşı savaşlarda yapılmış olduğu açıkça yer almaktadır. Günahların bağışlanması, torpil yapılması ve affedilmeye aracılık yapılması tarzındaki şefaat inancı, "Müşrikçe", "Müşriklere ait" bir inanç olup, Kur'an tarafından kesin bir dille reddedilmektedir. Kur'an'a göre -Nebi de dahil- birilerinin "şefaat" edeceğine dair olan inanç, kesinlikle şirktir. Ayrıca bu şefaat zaten Allah'ın hoşnut olduğu kimseler için geçerli, yani takva sahibi, gerçek iman sahibi, şirke bulaşmamış samimi Mü'minler için geçerlidir. Günahların bağışlanması ile hiçbir ilgisi yoktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerde nice melekler var ki, Allah'ın dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesi dışında onların şefaatleri dipnot 1 hiçbir yarar sağlamaz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette sözü edilen "meleklerin şefaati" bu dünyaya yönelik bir yardımdır. Kur'an'da bu tarz yardımların müşriklere karşı savaşlarda yapılmış olduğu açıkça yer almaktadır. Günahların bağışlanması, torpil yapılması ve affedilmeye aracılık yapılması tarzındaki şefaat inancı, "müşrikçe", "müşriklere ait" bir inanç olup, Kur'an tarafından kesin bir dille reddedilmektedir. Kur'an'a göre -Nebi de dahil- birilerinin "şefaat" edeceğine dair olan inanç, kesinlikle şirktir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde nice melekler var ki, Allah'ın dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesi dışında onların şefaatleri dipnot 1 hiçbir yarar sağlamaz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette sözü edilen "meleklerin şefaati" bu dünyaya yönelik bir yardımdır. Kur'an'da bu tarz yardımların müşriklere karşı savaşlarda yapılmış olduğu açıkça yer almaktadır. Günahların bağışlanması, torpil yapılması ve affedilmeye aracılık yapılması tarzındaki şefaat inancı, "müşrikçe", "müşriklere ait" bir inanç olup, Kur'an tarafından kesin bir dille reddedilmektedir. Kur'an'a göre -Nebimiz de dahil- birilerinin "şefaat" edeceğine dair olan inanç, kesinlikle şirktir.

    Gültekin Onan

    Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiçbir şeyle yarar sağlamaz; ancak Tanrı'nın dileyip razı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerde nice melek vardır ki onların şefaatleri bile hiçbir şey'e yaramaz. Meğer ki (o şefaat) Allahın dileyeceği ve raazi olacağı kimseler için (ve ancak Onun) izin vermesinden sonra ola.

    İbni Kesir

    Göklerde nice melek vardır ki; Allah, dileyeceği ve razı olacağı kimseler için izin vermedikçe onların şefaatı hiç bir şeye yaramaz.

    Mehmet Alagaş

    (19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerde nice melekler vardır ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimseler için izin vermedikçe onların şefaatı hiçbir fayda vermez.

    Süleyman Ateş

    Göklerde nice melek var ki onların şefa'ati hiçbir işe yaramaz. Meğer Allah'ın dilediği ve razı olduğu kimseye izin verdikten sonra olsun (ancak o zaman şefa'atin faydası olur).

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde nice melek var! Onların dipnot 1 şefaati dipnot 2 ancak, Allah'ın tercih ettiği ve razı olduğu kişi lehine onay vermesinden sonra işe yarar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Onların" anlamı verilen "hum = (هم)" zamiri, Arap dilinde yalnızca erkekleri gösterdiği gibi erkek ve dişilerden oluşan topluluğu da gösterir. Bu ifade, melek topluluğunun erkek ve dişilerden oluştuğunun delillerindendir. Zaten Allah, her şeyi, iki eş olacak şekilde çift yaratmıştır (Zariyat 51/49).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'tan başkasının şefaat yetkisi olmadığı için (En'am 6/51, Secde 32/4, Zümer 39/43-44) şefaati ancak onun yetki vereceği kişiler yapabilirler. Ahirette kimileri doğrudan cennete gideceklerdir. Bunlar, büyük günah işlemedikleri (Nisa 4/31, Necm 53/31-32) veya sevapları günahlarından fazla olduğu için (A'raf 7/8, Karia 101/6-7) cehennemin hışırtısını dahi duymayacaklardır (Enbiya 21/101-103). Bilerek şirk günahı işlemediği halde (Al-i İmran 3/105-106, Nisa 4/115-116) günahı sevabından fazla olanlar ise cehennemde cezalarını çektikten sonra (Karia 101/8-11) cennete gireceklerdir (Meryem 19/68-72). Cennet ile cehennem arasında bir sur olacaktır (Hadid 57/12-15). Surun yüksek yerleri A'raf'tır (Fahrettin er-Razi). Cennete gidenler oradan cehenneme bakabileceklerdir (Saffat 37/50-59). A'raf üzerinde, herkesi yüzlerinden tanıyan değerli şahsiyetler olacaktır (A'raf 7/46). Çünkü o gün kafirlerin yüzü kara, müminlerininki ak olur (Al-i İmran 3/106-107). Allah'ın şefaatten yararlanma hakkı verdikleri, yüzleri ak olanlardır (Meryem 19/87). Onlara kimin şefaat edeceğini de Allah belirleyecektir (Taha 20/109, Sebe 34/23). Bunlar, şefaatten sonra cennete girecekler (A'raf 7/46-49) ve oradaki yakınlarının yanlarına yerleştirileceklerdir (Tur 52/21).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde çok melek var ama onların şefaati (desteği) işe yaramaz. İşe yaraması için Allah'ın tercih ettiği kişiye, O'nun izni ve rızası ile olması gerekir. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat, şef' (الشَّفْع) kökünden iki şeyin yan yana olması, tek olmaması demektir. Birinin işini görmek için onunla birlikte gitme anlamına da gelir(Mekayis, Müfredat). Bu dünyada bu tür destekler olabilir. Allah Teala şöyle buyurur: "Her kim iyiliğe şefaat ederse (destek verirse) ondan ona pay vardır. Kim de kötülüğe şefaat ederse ondan da sorumluluğu olur. Allah her şeyi korur ve kollar." (Nisa 4/85) Bu dünyada meleklerin insanlara böyle destekleri olabilir. Bunu şu ayetten öğreniyoruz: "Karanlıklardan aydınlığa çıkasınız diye Allah ve melekleri size destek vermektedir. O'nun inanıp güvenenlere ikramda bulunur." (Ahzab 33/43) Bu ayet, Allah'ın onayı olmadan meleklerin  kimseye destek veremeyeceğini bildirmektedir. Türkçe'de şefaat, Allah'ın yanında birine arka çıkma ve yardımcı olma anlamında kullanılır. Mahşer yerinde böyle bir şefaat olmayacaktır. Allah Teala şöyle buyurur: "Öyle bir günden çekinin ki, o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmez, kimseden şefaat kabul edilmez, kimseden fidye alınmaz ve kimseye yardım edilmez." (Bakara 2/48) Ahiretteki şefaat ancak, cehennemde cezasını çekmiş olanların, Cennetteki yakınları tarafından kabul edilmesi şeklinde olabilir. İlgili ayetler şöyledir: "Rabbine and olsun ki onları, şeytanlarla birlikte toplayacağız. Sonra diz çöktürerek alevli ateşin (cehennemin) çevresine getireceğiz. Sonra her toplumdan Rahman'a en sert baş kaldıranları çekip ayıracağız. Cehennemde kızarmayı en çok kimin hak ettiğini iyi biliriz. Sizden (günahı sevabından çok olanlardan) oraya uğramayacak yoktur. Bu, Rabbinin uygulamayı üstlendiği kesin hükümdür. Sonra kendini (şirkten) korumuş olanları kurtaracak, zalimleri de orada diz üstü çökmüş olarak bırakacağız." (Meryem 19/68-72) Günahkarları, suya koşarcasına cehenneme sevk edeceğiz. (Orada) Rahman'dan söz almış olanlar dışında kimse şefaata (birinden destek görme hakkına) sahip olamayacaktır (Meryem 19/86-87). Bunlar şirk günahı ile cehenneme girmemiş olanlardır. Çünkü "Allah, kendisine ortak koşulmasını (şirki) bağışlamayacaktır." (Nisa 4/48)

    Şaban Britch

    Göklerde nice melekler var ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimseler için izin vermedikçe, onların şefaatı hiçbir fayda vermez

    Şaban Piriş

    Göklerde nice melekler var ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimseler için izin vermedikçe, onların şefaatı hiçbir işe yaramaz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerde nice melekler var ki, şefaatler hiçbir işe yaramaz. Allah'ın, dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesinden sonraki durum müstesna.

  9. Necm suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 27. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki ahirete inanmayanlar, meleklere dişi isimleri takıyorlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet ahirete inanmayan kimseler, melekleri dişi isimlerle adlandırırlar.

    Muhammed Esed

    Bakın, (ancak) öteki dünyaya (samimiyetle) inanmayanlar, melekleri dişi varlıklar olarak görürler;

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki sonsuz geleceklerine iman etmeyenler, melekleri elbette dişi olarak tanımlarlar.

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Ahirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, melekleri kız isimleriyle isimlendirenler, sonsuz yaşama inanmayanlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Ahiret hayatına inanmayanlar, meleklere kız adı veriyorlar.

    Edip Yüksel

    Ahiret gerçeğini onaylamayanlar melekleri dişi olarak nitelendirmektedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ahirete inanmıyanlar melekleri dişi olarak nitelendirmektedirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Evet ahirete inanmayanlar meleklere dişi adı takıp duruyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Evet Ahırete iymanı olmıyanlar Melaikeye dişi adı takıp duruyorlar

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz ahirete inanmayanlar, melekleri dişi varlıkların adları ile adlandırıyorlar. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşrikler, inançlarını sembolize eden ilahlarına Lat, Uzza, Menat örneğinde olduğu gibi dişi isimler koymuşlardı. Müşrikler, meleklerin Allah'ın kızları olduğuna inanıyorlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz ahirete inanmayanlar, melekleri dişi varlıkların adları ile adlandırıyorlar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşrikler, inançlarını sembolize eden ilahlarına Lat, Uzza, Menat örneğinde olduğu gibi dişi isimler koymuşlardı. Müşrikler, meleklerin Allah'ın kızları olduğuna inanıyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz ahirete inanmayanlar, melekleri dişi varlıkların adları ile adlandırıyorlar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşrikler, inançlarını sembolize eden ilahlarına Lat, Uzza, Menat örneğinde olduğu gibi dişi isimler koymuşlardı. Müşrikler, meleklerin Allah'ın kızları olduğuna inanıyorlardı.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, ahirete inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, ahirete iman etmez olanlar, meleklere alabildiğine dişi adı takarlar.

    İbni Kesir

    Doğrusu ahirete inanmayanlar meleklere dişi adlarını takarlar.

    Mehmet Alagaş

    (19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Doğrusu ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendirirler.

    Süleyman Ateş

    Ahirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ahirete inanmayanlar meleklere hep kız ismi takarlar.

    Şaban Britch

    Doğrusu ahirete iman etmeyenler melekleri dişi olarak isimlendiriyorlar.

    Şaban Piriş

    Doğrusu ahirete inanmayanlar, melekleri dişi olarak isimlendiriyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O ahirete inanmayanlar, meleklere mutlaka dişilerin adlarını takarlar.

  10. Necm suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 28. ayet. وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا

    Diyanet İşleri

    Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

    Mehmet Okuyan

    Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Zandan başka bir şeye uymuyorlar. Şüphesiz ki zan, gerçeklik bakımından hiçbir şey ifade etmez. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:116, 148; Yûnus 10:36, 66; Câsiye 45:24.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama onların bu konuda hiçbir bilgisi bulunmamakta, sadece zannın peşine düşmekteler: şu da bir gerçek ki, zan asla gerçeğin yerini tutamaz.

    Muhammed Esed

    ve onların bu konuda hiçbir bilgileri olmadığından yalnızca zannın ardından giderler ama zan, hiçbir zaman gerçeğin yerini tutmaz.

    Ahmed Hulusi

    Oysa bu hususta onların bir ilmi (delilleri) yoktur. . . Onlar ancak zanna uyuyorlar! Muhakkak ki zan, gerçeği yansıtmaz!

    Ali Bulaç

    Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, haktan yana hiçbir yarar sağlamaz.

    Ali Özek ve heyeti

    Halbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez.

    Ali Rıza Safa

    Oysa bu konuda bilgileri yoktur; yalnızca yakıştırıyorlar. Aslında, yakıştırmak, gerçek hakkında hiçbir yarar sağlamaz.

    Bayraktar Bayraklı

    Halbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise asla gerçeği ifade etmez.

    Edip Yüksel

    Onların bu konuda bir bilgileri yoktur, sadece sanıları izlemektedirler ve sanılar gerçeğin yerini tutmaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların bu konuda bir bilgileri yoktur, sadece sanıları izlemektedirler ve sanılar gerçeğin yerini tutmaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Aslında onların buna dair bilgileri yoktu, sadece zanna uyuyorlar. Oysa zan gerçekten yana hiçbir şey ifade etmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Maamafih ona dair bir bilgileri olduğundan değil sırf zanne tabi' oluyorlar, halbuki zann haktan hiçbir şey'i muğni olmaz.

    Erhan Aktaş

    Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysaki zan, "gerçekten" yana hiçbir değer taşımaz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysaki zan, "gerçekten" yana hiçbir değer taşımaz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysa ki zan "gerçekten" yana hiçbir değer taşımaz.

    Gültekin Onan

    Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, haktan yana hiçbir yarar sağlamaz.

    Hasan Basri Çantay

    Halbuki onların buna dair de bilgisi yokdur. Onlar kuruntudan başkasına tabi' olmazlar. Kuruntu ise, şübhesiz, hakdan hiç birşey'i ifade etmez.

    İbni Kesir

    Halbuki onların bu hususta bilgileri yoktur. Onlar, sadece zanna uyarlar. Zan ise hiç şüphesiz gerçekten bir şey ifade etmez.

    Mehmet Alagaş

    (19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hâlbuki onların buna dair bilgileri yoktur. Onlar ancak zanna uyarlar. Zan ise hiç şüphesiz hak adına hiçbir şey ifade etmez.

    Süleyman Ateş

    Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise haktan hiçbir gerçek kazandırmaz. (Zan ile gerçeğe ulaşılmaz.)

    Süleymaniye Vakfı

    Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur, onlar sadece varsayımlarının peşinden giderler. Varsayım, gerçeğin yerini hiçbir şekilde tutmaz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu konuda ellerinde bir bilgi de yoktur, sadece varsayımlarıyla hareket ederler. Varsayım, gerçeğin yerini tutamaz.

    Şaban Britch

    Oysa, bu konuda bir bilgileri yoktur. Sadece zanna tâbi oluyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez.

    Şaban Piriş

    Oysa, bu konuda bir bilgileri yoktur. Sadece zanna tabi oluyorlar. Zan ise gerçekten bir şey ifade etmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Yalnızca sanıya uyuyorlar. Sanı ise haktan hiçbir şey kazandırmaz.

  11. Necm suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 29. ayet. فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

    Diyanet İşleri

    Öyle ise bizim zikrimizden (Kur'an'dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.

    Mehmet Okuyan

    Zikrimizden (Kur'an'dan) yüz çeviren ve yakın (dünya) hayatından başka bir şey istemeyen kişilere aldırış etme! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Zâriyât 51:54; Kamer 54:8.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde, artık sen de vahyimizden yüz çevirerek Bize sırt dönen ve tek arzusu bu dünya hayatı(nın geçici zevkleri) olan kimseleri ciddiye alma!

    Muhammed Esed

    O halde, Bizi anmaktan uzak duran ve bu dünya hayatından başka bir şeye önem vermeyenlere mani ol,

    Ahmed Hulusi

    Bizim zikrimize (hatırlattığımız hakikate) sırtını dönen ve dünya hayatının zevklerinden başka bir şey istemeyenden yüz çevir!

    Ali Bulaç

    Şu halde sen, Bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden yüz çevir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onun için sen bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselere yüz verme.

    Ali Rıza Safa

    Bizim Öğretimizden yüz çeviren ve dünya yaşamının dışında başka bir şey istemeyenlerden artık uzaklaş.

    Bayraktar Bayraklı

    Kitabımızdan yüz çevirenlerden ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir!

    Edip Yüksel

    Mesajımızdan yüz çeviren ve dünya hayatından başkasını arzulamayan kimseyi önemseme.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Mesajımızdan yüz çeviren ve dünya hayatından başkasını arzulamıyan kimseyi önemseme.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde sen de Bizi anmaktan yüz çevirip de dünya hayatından ötesini istemeyen kimselere bakma!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde bakma sen o bizim zikrimizden yüz çevirip te Dünya hayattan ötesini istemiyen kimselere

    Gültekin Onan

    Şu halde sen, bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden yüz çevir.

    Hasan Basri Çantay

    Onun için sen (Habibim) bizim zikrimize arka çeviren, dünya hayatından başkasını arzuu etmeyen kimselerden yüz çevir.

    İbni Kesir

    Onun için sen, Bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenlerden yüz çevir.

    Mehmet Alagaş

    (19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu sebeple sen, zikrimizden/Kur'an'dan yüz çevirenden ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenden uzak dur!

    Süleyman Ateş

    Bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden yüz çevir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bizim zikrimize dipnot 1 /Kitabımıza sırtını dönen ve dünya hayatından başkasını istemeyen kişilere karşı mesafeli ol dipnot 2 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24,En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder (Ra'd 13/28). Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir. İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/209).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bizim doğru bilgilerimize (Kur'an'a) sırtını dönen ve dünya yaşayışından başkasını istemeyen kimseyle arana mesafe koy.

    Şaban Britch

    Bu sebeple sen, zikrimizden/Kur'an'dan yüz çevirenden ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenden uzak dur.

    Şaban Piriş

    Bu sebeple sen, uyarımızdan yüz çevirenden ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenden uzak dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bizim zikrimizden/Kur'an'ımızdan yüz çeviren ve iğreti dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden, sen de yüz çevir.

  12. Necm suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 30. ayet. ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ

    Diyanet İşleri

    İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.

    Mehmet Okuyan

    İşte onların bilgisi bundan ibarettir. Şüphesiz ki Rabbin -evet yalnızca O- kendi yolundan kimin saptığını çok iyi bilendir ve O kimin doğru yola ulaştığını da çok iyi bilendir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:117; Nahl 16:125; Kasas 28:56, 85; Kalem 68:7.

    Mustafa İslamoğlu

    Onların bilgi ufku da işte bu (dünya ile) sınırlıdır. Elbet senin Rabbin kendi yolundan kimin saptığını en iyi bilendir, kimin doğru yola yöneldiğini de en iyi bilendir.

    Muhammed Esed

    ki bu onlar için bilinmeye değer tek şeydir. Şüphe yok ki Rabbin, kimin O'nun yolundan saptığını ve kimin O'nun rehberliğine uyduğunu hakkıyla bilir.

    Ahmed Hulusi

    Bilgilerinin onları ulaştıracağı son nokta işte budur (dünya zevkleriyle yaşayıp vefat etmek, başkasını düşünemezler)! Muhakkak ki Rabbin "HU" yolundan sapanı daha iyi bilir! "HU" daha iyi bilir hakikate ereni!

    Ali Bulaç

    İşte onların ilimden yana ulaşabildikleri (son sınır) budur. Şüphesiz, senin Rabbin; kendi yolundan sapanı en iyi bilen O'dur ve hidayet bulanı da en iyi bilen O'dur.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte onların erişebilecekleri bilgi budur. Şüphesiz ki senin Rabbin, evet O, yolundan sapan daha iyi bilir. O, hidayette olanı da çok iyi bilir.

    Ali Rıza Safa

    Onların erişebilecekleri bilgi, işte bu kadardır. Kuşkusuz, Efendin; O, yolundan sapanı bilir. Ve O, doğru yolda olanı da bilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların ilimde aldıkları mesafe bu kadardır. Şüphesiz Rabbin yoldan çıkanı da doğru yola geleni de hakkıyla bilmektedir.

    Edip Yüksel

    İşte onların ulaştıkları bilgilerinin düzeyi budur. Elbette, Efendin yolundan sapanı iyi bilir, doğru yolda olanı da iyi bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte onların ulaştıkları bilgilerinin düzeyi budur. Elbette, Rabbin yolundan sapanı iyi bilir, doğru yolda olanı da iyi bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte budur onların ilimde erişebildikleri son sınır!. Şüphesiz Rabbin, O en iyi bilendir yolundan sapanı, hem de O en iyi bilendir hidayet yolunu tutanı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte odur onların ılimden irebildikleri gaye, şübhesiz ki rabbın, odur en bilen yolundan sapanı, hem de odur en bilen hidayeti tutanı

    Erhan Aktaş

    Onların bilgi düzeyi bu kadardır. Rabb'in, kimin kendi yolundan sapmış olduğunu en iyi bilendir ve O, iletildiği doğru yolda olanı da en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların bilgi düzeyi bu kadardır. Rabb'in, kimin kendi yolundan sapmış olduğunu en iyi bilendir ve O, iletildiği doğru yolda olanı da en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların bilgi düzeyi bu kadardır. Rabb'in, kimin kendi yolundan sapmış olduğunu en iyi bilendir ve O, iletildiği doğru yolda olanı da en iyi bilendir.

    Gültekin Onan

    İşte onların ilimden yana ulaşabildikleri (son sınır) budur. Şüphesiz, senin rabbin; kendi yolundan sapanı en iyi bilen O'dur ve hidayet bulanı da en iyi bilen O'dur.

    Hasan Basri Çantay

    Onların ilimden erebildikleri (son had) işte budur. Şübhesiz ki Rabbin, yolundan sapan kimseleri çok iyi bilenin ta kendisidir. O, hidayet bulan kimseleri de pek iyi bilendir.

    İbni Kesir

    Onların bilgiden erişebilecekleri işte budur. Muhakkak ki Rabbın; yolundan sapmış olanı en iyi bilendir. Ve O; hidayete ereni de en iyi bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (19-30) Sizlerde lat’ı, uzzayı ve diğer üçüncüleri menaatı gördünüz mü? Erkek sizin mi? Dişi O’nun mu? İnsafsızca bir kısmet / taksimat / bölüşüm . Kesin olan şu ki, onlar sizin ve babalarınızın taktığı / isimlendirdikleri, Allah ’ın hiçbir delili indirmediği isimlerdir. Sadece zanna ve nefislerinin / kendilerinin keyflerine uyuyorlar / taabi oluyorlar. Oysa ki onlara Rablerinden kılavuz geldi. Peki, insan arzu ettiğini / temenni ettiğini elde eder mi? (Sizin arzularınızla mı işler yürüyor?) Sonra da / ilk de Allah’ındır. Allah’ın istediği ve razı olduğu kişilere, semalarda var olan nice meleklerin şefaatleri, ancak Allahın izin vermesi sonrası fayda sağlayacaktır. Ahirete / sonraya inanmayanlar melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. Onların buna dair bir ilimleri / bilgileri olduğundan değil onlar sadece zanna uyuyorlar. Varsanmak / Zannetmek kesinlikle gerçek olandan hiçbir şey ifade etmez . Zikrimize / hatırlatmamıza yüz çevirenlere ve yalnızca dünya hayatını dileyenlere / murad edenler e sen de sırtını dön. İşte bu onların ilimden ulaş abildikleridir. Rabbin yolundan sapanları elbette biliyor ve O kimin yola girdiğini en iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onların erişebilecekleri ilim budur. Şüphesiz Rabbin, kimin yolundan saptığını en iyi bilendir. Kimin hidayet üzere olduğunu da en iyi bilen O’dur.

    Süleyman Ateş

    İşte onların erişebilecekleri bilgi (sınırı) budur. (Bundan ötesine akılları ermez). Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir ve O, yola geleni de iyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların ilimden payları işte bu kadar. Senin Sahibin, yolundan sapanları iyi bilir, doğru yolda olanları da iyi bilir.

    Şaban Britch

    İşte onların erişebilecekleri ilim budur. Şüphesiz Rabbin, kimin yolundan saptığını en iyi bilendir. Kimin hidayet üzere olduğunu da en iyi bilen O’dur.

    Şaban Piriş

    İşte onların bilgi seviyeleri budur. Şüphesiz Rabbin, kimin yolundan saptığını en iyi bilen O'dur. Kimin doğru yolda olduğunu da en iyi bilen O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onların, ilimden ulaşacakları şey işte budur. Kuşkusuz, yolundan sapmış olanı Rabbin çok iyi bilir. Hidayet üzere yürüyeni de en iyi O bilir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.