Rûm suresi · 33–40. ayetler

İnsanın nankörlüğü; akrabaya hak, faiz ve zekât

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Rûm suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 33. ayet. وَإِذَا مَسَّ ٱلنَّاسَ ضُرٌّ دَعَوْا۟ رَبَّهُم مُّنِيبِينَ إِلَيْهِ ثُمَّ إِذَآ أَذَاقَهُم مِّنْهُ رَحْمَةً إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُم بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَ

    Diyanet İşleri

    İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O'na dua ederler. Sonra Allah, onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın ki içlerinden bir grup, Rablerine ortak koşuyorlar.

    Mehmet Okuyan

    (33, 34) İnsanların başına bir sıkıntı gelince Rablerine yönelerek O'na yalvarırlar. Sonra (Allah) katından onlara bir rahmet (bolluk) tattırınca bakarsınız ki kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için onlardan bir grup, Rablerine yine ortak koşuyorlar. dipnot 1 Bir süre (daha) yararlanın! İleride bileceksiniz! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:12; Nahl 16:54; İsrâ 17:67; ‘Ankebût 29:65; Lokmân 31:32; Zümer 39:8, 49; Şûrâ 42:48.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Nahl 16:55; ‘Ankebût 29:66.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne zaman insanlara bir zarar ilişse, (hemen) Rablerine yönelerek O'na yalvarıp yakarırlar; fakat ardından O'nun katından kendilerine bir rahmet tattırılınca, hiç değilse bir kısmı başlarlar Rablerine şirk koşmaya;

    Muhammed Esed

    Şimdi (vaki olduğu üzere) insanlar sıkıntıya uğradıklarında Rablerine dönerek (yardım için) O'na yalvarıp yakarırlar; fakat rahmetine nail olunca da bir kısmı, başka güçleri Rablerinin ilahlığına ortak koş(maya başl)arlar,

    Ahmed Hulusi

    İnsanlara bir sıkıntı dokunduğunda, O'na yönelenlerden olarak Rablerine dua ederler. . . Sonra onlara kendinden bir rahmet tattırırsa, bir de bakarsın ki onlardan bir fırka Rablerine şirk koşuyorlar.

    Ali Bulaç

    İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, 'gönülden katıksız bağlılar' olarak, Rablerine dua ederler; sonra kendinden onlara bir rahmet taddırınca hemencecik bir grup Rablerine şirk koşarlar.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanların başına bir sıkıntı gelince, Rablerine yönelerek O'na yalvarırlar. Sonra Allah, katından onlara bir rahmet (nimet ve bolluk) tattırınca, bakarsınız ki onlardan bir grup yine Rablerine ortak koşuyorlar.

    Ali Rıza Safa

    İnsanlara bir zorluk dokunduğunda, Efendilerine yönelerek, O'na yakarışlarda bulunurlar. Kendisinden bir rahmet tattırdığında ise onların arasından bir küme, Efendilerine ortaklar koşarlar.

    Bayraktar Bayraklı

    İnsanlara bir sıkıntı dokunduğunda, Rabblerine yönelerek yalnız O'na yalvarırlar. Fakat katından onlara bir rahmet/çözüm tattırınca, bir de bakarsın ki onlardan bir grup yine Rabblerine ortak koşuyorlar.

    Edip Yüksel

    Halka bir zarar dokunduğu gün tümüyle Efendi'lerine yönelerek dua ederler. Fakat sonra, kendilerine bir rahmet tattırınca bazıları Efendi'lerine ortak koşar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halka bir zarar dokunduğu gün tümüyle Rab'lerine yönelerek dua ederler. Fakat sonra, kendilerine bir rahmet tattırınca bazıları Rab'lerine ortak koşar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bununla beraber insanlara bir keder dokunduğu zaman herşeyden geçerek Rablerine yalvarır, dua ederler; sonra tarafından bir rahmet tattırıverdiği zaman da bakarsın onlardan bir kısmı tutar, o Rablerine ortak koşarlar,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bununla beraber insanlara bir keder dokunduğu vakıt her şeyden geçerek rablarına yalvarır, dua ederler, sonra tarafından bir rahmet tattırıverdiği vakıt da bakarsın onlardan bir kısmı tutar o rablarına şirk koşarlar

    Erhan Aktaş

    İnsanların başlarına bir sıkıntı gelince, Rabb'lerine yönelerek O'na dua ederler. Sonra, onlara kendinden bir rahmet tattırınca, onlardan bir kısmı Rabb'lerine şirk koşarlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnsanların başlarına bir sıkıntı gelince, Rabb'lerine yönelerek O'na dua ederler. Sonra, onlara kendinden bir rahmet tattırınca, onlardan bir kısmı Rabb'lerine şirk dipnot 1 koşarlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın yetki, nitelik ve imtiyazlarını, -soyut ya da somut- O'nun yanı sıra birine veya bir şeye vermektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanların başlarına bir sıkıntı gelince, Rabb'lerine yönelerek O'na dua ederler. Sonra, onlara kendinden bir rahmet tattırınca dipnot 1 , onlardan bir kısmı Rabb'lerine şirk koşarlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sıkıntıları giderilince.

    Gültekin Onan

    İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, 'gönülden katıksız bağlılar' olarak, rablerine dua ederler; sonra kendinden onlara bir rahmet tattırınca hemencecik bir grup rablerine şirk koşarlar.

    Hasan Basri Çantay

    İnsanlara bir zarar isaabet etdi mi Rablerine, (yalınız) Ona, dönerek, düa ederler. Sonra onlara kendi (canib) inden bir rahmet tatdırdığı vakit da, bakarsınız ki, onlardan bir güruh Rablerine şirk koşub durmakdadırlar,

    İbni Kesir

    İnsanlara bir zarar dokununca; Rabblarına dönerek O'na yalvarırlar. Sonra onlara katından bir rahmet tattırınca; bakarsınız ki, içlerinden bir grup Rabblarına şirk koşup durmaktadırlar.

    Mehmet Alagaş

    (33-40) İnsana bir zarar dokunsa Rabbine dua eder ve ona içtenlikle yönelir, sonra onlara Allahtan bir rahmet tattırırsa onlardan bir fırka / onlar dan bir bölüm, onlara verdiklerimize yok sayarak Rablerine ortak koşarlar , geçinin / metalanın ileride bileceksiniz. Onlara bir delil / bir ispat göndermişiz de şirk koşmalarını onlara o delil mi söylüyor? Onlara bir rahmet tattırırsak onunla mutlu olur lar, o nlara ellerinin yapıp sundukları nedeniyle bir kötülük isabet ederse ümitlerini yitirirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O’na dua ederler. Sonra Allah, onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın ki içlerinden bir grup, Rablerine ortak koşuyorlar.

    Süleyman Ateş

    İnsanlara bir zarar dokundu mu, Rablerine yönelerek O'na yalvarırlar. Sonra (Rableri), onlara kendinden bir rahmet taddırınca, hemen onlardan bir grup, Rablerine ortak koşarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu insanlara bir zarar gelse dönüp rablerine yalvarırlar. Sonra onlara iyiliğinden tattırsa bakarsın ki, bir kısmı Rablerine ortak koşarlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yardımın bağlandıkları kişiden geldiğini söylerler.

    Şaban Britch

    İnsanların başına bir sıkıntı gelse, Rablerine dönüp yalvarırlar, sonra onlara rahmetinden tattırınca, onlardan bır kısmı hemen Rablerine şirk koşarlar.

    Şaban Piriş

    İnsanların başına bir sıkıntı gelse, Rab'lerine dönüp yalvarırlar, sonra onlara rahmetinden tattırınca, onlardan bır kısmı hemen Rab'lerine şirk koşarlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsanlara bir zorluk dokunduğunda, Rablerine yönelerek O'na yakarırlar. Sonra onlara bir rahmet tattırınca bakarsın ki, içlerinden bir grup Rablerine ortak koşuyor.

  2. Rûm suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 34. ayet. لِيَكْفُرُوا۟ بِمَآ ءَاتَيْنَٰهُمْ فَتَمَتَّعُوا۟ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkar etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın, ama yakında bileceksiniz.

    Mehmet Okuyan

    (33, 34) İnsanların başına bir sıkıntı gelince Rablerine yönelerek O'na yalvarırlar. Sonra (Allah) katından onlara bir rahmet (bolluk) tattırınca bakarsınız ki kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için onlardan bir grup, Rablerine yine ortak koşuyorlar. dipnot 1 Bir süre (daha) yararlanın! İleride bileceksiniz! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:12; Nahl 16:54; İsrâ 17:67; ‘Ankebût 29:65; Lokmân 31:32; Zümer 39:8, 49; Şûrâ 42:48.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Nahl 16:55; ‘Ankebût 29:66.

    Mustafa İslamoğlu

    sonuçta kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etmiş olurlar. Haydi bakalım, siz de bir miktar safa sürün; nasıl olsa zamanı gelince (gerçeği) öğreneceksiniz!

    Muhammed Esed

    (sanki) kendilerine bahşettiğimiz (nimetler)e karşı nankörlüklerini göstermek istiyorlar. Madem böyle (düşünüyorsunuz,) bu (kısa) ömrünüzün tadını çıkarın ama zamanı geldiğinde (gerçeği) göreceksiniz!

    Ahmed Hulusi

    Kendilerine verdiklerimize nankörlükleri açığa çıksın diye. . . Hadi (geçici şeylerden) zevklenin bakalım; yakında bileceksiniz.

    Ali Bulaç

    Kendilerine (nimet olarak) verdiklerimize nankörlük etsinler diye. Öyleyse metalanıp yararlanın, artık yakında bileceksiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler bakalım! Haydi sefa sürün; ama yakında bileceksiniz!

    Ali Rıza Safa

    Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler bakalım. Şimdi yararlanın; artık yakında öğreneceksiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerine bahşettiğimiz nimetlere karşı nankörlük etsinler bakalım. Haydi, sefa sürün; fakat yakında öğreneceksiniz.

    Edip Yüksel

    Böylece kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük ederler. Zevklenin bakalım; ileride bileceksiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük ederler. Zevklenin bakalım; ileride bileceksiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etsinler diye. Haydi, zevkinizi sürün bakalım, yarın bileceksiniz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki kendilerine verdiğimiz ni'mete küfran etsinler, haydi zevk edin bakalım yarın bileceksiniz

    Erhan Aktaş

    Kendilerine verdiğimiz şeylere nankörlük ederler. İstediğiniz gibi yaşayın bakalım! İleride gerçeği göreceksiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerine verdiğimiz şeylere nankörlük ederler. İstediğiniz gibi yaşayın bakalım! İleride gerçeği göreceksiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerine verdiğimiz şeylere nankörlük ederler. İstediğiniz gibi yaşayın bakalım! İleride gerçeği göreceksiniz.

    Gültekin Onan

    Kendilerine (nimet olarak) verdiklerimize küfretsinler diye. Öyleyse metalanıp yararlanın, artık yakında bileceksiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Kendilerine verdiğimiz (ni'metler) e nankörlük etmeleri için. Hele zevk ede durun, yakında bileceksiniz!

    İbni Kesir

    Kendilerine verdiğimize nankörlük etmeleri için. Sefa sürün bakalım, yakında bileceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (33-40) İnsana bir zarar dokunsa Rabbine dua eder ve ona içtenlikle yönelir, sonra onlara Allahtan bir rahmet tattırırsa onlardan bir fırka / onlar dan bir bölüm, onlara verdiklerimize yok sayarak Rablerine ortak koşarlar , geçinin / metalanın ileride bileceksiniz. Onlara bir delil / bir ispat göndermişiz de şirk koşmalarını onlara o delil mi söylüyor? Onlara bir rahmet tattırırsak onunla mutlu olur lar, o nlara ellerinin yapıp sundukları nedeniyle bir kötülük isabet ederse ümitlerini yitirirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkâr etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın, ama yakında bileceksiniz.

    Süleyman Ateş

    (Böyle yaparlar) ki kendilerine verdiğimiz (ni'met)e karşı nankörlük etsinler. Şimdi zevk içinde yaşayın bakalım, yakında (sonunuzun ne olduğunu) bileceksiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunu, bizim verdiğimizi gizlemek için yaparlar. Keyfini sürün bakalım; yakında öğrenirsiniz.

    Şaban Britch

    Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler bakalım. Haydi biraz daha geçinip, faydalanın. Yakında bilip anlayacaksınız.

    Şaban Piriş

    Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler bakalım, haydi biraz daha geçinin. Yakında bilip anlayacaksınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler diye. Haydi, yararlanın/zevklenin! Yakında bileceksiniz...

  3. Rûm suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 35. ayet. أَمْ أَنزَلْنَا عَلَيْهِمْ سُلْطَٰنًا فَهُوَ يَتَكَلَّمُ بِمَا كَانُوا۟ بِهِۦ يُشْرِكُونَ

    Diyanet İşleri

    Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o, Allah'a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor?

    Mehmet Okuyan

    Yoksa onlara kesin bir delil indirdik de o delil müşrik olmalarını mı söylüyor! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kasas 28:46, Secde 32:3 ve Sebe' 34:44'te "Hz. Muhammed'den önce kavmine hiçbir uyarıcı gelmediği", Sebe' 34:44'te ve Fâtır 35:40'ta "kendilerine kitap indirilmediği", Rûm 30:35'te "onlara herhangi bir delil indirilmediği", Sâffât 37:156-157'de "hiçbir delillerinin ve kitaplarının bulunmadığı", Zuhruf 43:21 ve Kalem 68:37'de "kitaplarının olmadığı" inkârî soru kalıplarında gündeme getirilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa Biz onlara bunu söyleyen bir buyruk indirdik de, bu nedenle mi O'na şirk koşmakta ısrar ediyorlar?

    Muhammed Esed

    Biz onlara, Bizden başkasına kulluk yapmalarını söyleyen bir ilahi vahiy mi gönderdik?

    Ahmed Hulusi

    Yoksa onlara bir güçlü delil inzal ettik de, şirk koşmalarının sebebi o mu?

    Ali Bulaç

    Yoksa biz, onlara ispatlı bir delil indirdik de, o mu O'na ortak koşmalarını söylüyor?

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa onlara bir kesin delil indirdik de, o delil, müşrik olmalarını mı söylüyor?

    Ali Rıza Safa

    Yoksa onlara kesin bir kanıt indirdik de O'na ortaklar koşmalarını mı söylüyor?

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa biz onlara, bizden başkasına kulluk yapmalarını söyleyen bir delil mi gönderdik?

    Edip Yüksel

    Yoksa onlara, ortak koşmalarını destekleyen bir delil mi indirdik?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yoksa onlara, ortak koşmalarını destekleyen bir delil mi indirdik?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa Biz onlara bir buyruk indirmişiz de ona ortak koşmalarını o mu söylüyor?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa biz onlara bir ferman indirmişiz de ona şirk koşmalarını o mu söylüyor?

    Erhan Aktaş

    Yoksa onlara bir sultan dipnot 1 gönderdik de o, onlara şirk koşmalarını mı söylüyor?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çeviriler, "sultan" kelimesine "delil" anlamı vermektedirler. Bu doğru değildir. Zira sultan yetki belgesi, görev pusulası demektir. Sultan, bir kimsenin yetkili kılındığına; yetkili olduğuna dair verilen yetki belgesi anlamına gelmektedir. Söz ve yetki sahibi demek olan "Sultan" kelimesi de bu kelimeden türemiştir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa onlara bir sultan dipnot 1 gönderdik de o, onlara şirk koşmalarını mı söylüyor?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çeviriler, "sultan" sözcüğüne "delil" anlamı vermektedirler. Bu doğru değildir. Zira sultan yetki belgesi, görev pusulası demektir. Sultan, bir kimsenin yetkili kılındığına; yetkili olduğuna dair verilen yetki belgesi anlamına gelmektedir. Söz ve yetki sahibi demek olan "Sultan" sözcüğü de bu sözcükten türemiştir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa onlara bir yetkili dipnot 1 gönderdik de o, onlara şirk koşmalarını mı söylüyor?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çevirilerde "sultan" sözcüğüne "delil" anlamı verilmektedir. Oysaki "sultan" yetki belgesi, görev pusulası demektir. "Sultan" bir kimsenin yetkili kılındığına; yetkili olduğuna dair verilen "yetki belgesi" anlamına gelmektedir. Söz ve yetki sahibi demek olan "sultan/kral" sözcüğü de bu sözcükten türemiştir.

    Gültekin Onan

    Yoksa biz onlara ispatlı bir delil indirdik de, o mu O'na ortak koşmalarını söylüyor?

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa biz onlara bir hüccet indirdik de Ona eş tutmalarını bu mu söylüyor?

    İbni Kesir

    Yoksa onlara ortak koşmalarını söyleyen bir delil mi indirdik?

    Mehmet Alagaş

    (33-40) İnsana bir zarar dokunsa Rabbine dua eder ve ona içtenlikle yönelir, sonra onlara Allahtan bir rahmet tattırırsa onlardan bir fırka / onlar dan bir bölüm, onlara verdiklerimize yok sayarak Rablerine ortak koşarlar , geçinin / metalanın ileride bileceksiniz. Onlara bir delil / bir ispat göndermişiz de şirk koşmalarını onlara o delil mi söylüyor? Onlara bir rahmet tattırırsak onunla mutlu olur lar, o nlara ellerinin yapıp sundukları nedeniyle bir kötülük isabet ederse ümitlerini yitirirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa onlara kesin bir delil indirdik de o mu onlara ortak koşmalarını söylüyor?

    Süleyman Ateş

    Yoksa onlara bir delil indirmişiz de o mu (Allah'a) ortak koşmalarını söylüyor?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa biz onlara bir yetkili indirdik de eş koşmalarını o yetkili mi söylüyor?

    Şaban Britch

    Yoksa onlara bir kesin delil indirdik de, o delil müşrik olmalarını mı söylüyor?

    Şaban Piriş

    Yoksa, onlara ortak koştukları hakkında bilgi veren deliller mi indirdik?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa onlara kesin bir kanıt mı indirdik de onlara Allah'a ortak koşmalarını söylüyor!

  4. Rûm suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 36. ayet. وَإِذَآ أَذَقْنَا ٱلنَّاسَ رَحْمَةً فَرِحُوا۟ بِهَا وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ إِذَا هُمْ يَقْنَطُونَ

    Diyanet İşleri

    İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler.

    Mehmet Okuyan

    İnsanlara bir rahmet (bolluk) tattırdığımızda ona sevinirler. Yaptıkları nedeniyle başlarına bir kötülük gelse bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:12; Nahl 16:54; İsrâ 17:67; ‘Ankebût 29:65; Lokmân 31:32; Zümer 39:8.

    Mustafa İslamoğlu

    Evet, ne zaman insanlara bir rahmet tattıracak olsak onunla sevince gark olurlar; ama elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir kötülük gelse, o zaman da hemen umutsuzluğa kapılıverirler.

    Muhammed Esed

    (Her zaman olduğu gibi,) insanlara rahmetimizi tattırdığımız zaman buna sevinirler; fakat kendi yapıp ettikleri sonucunda başlarına bir bela gelince de bütün ümitlerini yitirirler!

    Ahmed Hulusi

    İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda, onunla sevinirler. . . Kendi elleriyle yaptıkları sonucu olarak bir kötülük yaşarlarsa, hemen onlar ümitsizliğe düşerler!

    Ali Bulaç

    Biz insanlara bir rahmet taddırdığımız zaman, onunla sevinirler; kendi ellerinin takdim ettiği dolayısıyla onlara bir kötülük isabet ettiğinde, hemen umutsuzluğa kapılırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda ona sevinirler. Şayet yaptıklarından ötürü başlarına bir fenalık gelse hemen ümitsizliğe düşüverirler.

    Ali Rıza Safa

    İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda onunla sevinirler. Yaptıklarından dolayı kendilerine bir kötülük geldiğinde ise hemen umutlarını yitirirler.

    Bayraktar Bayraklı

    İnsanlara katımızdan bir bolluk tattırdığımızda buna sevinirler. Fakat yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük geldiğinde hemen ümitsizliğe düşerler.

    Edip Yüksel

    Halka bir rahmet tattırdığımız vakit onunla sevinirler. Yaptıklarının karşılığı olarak kendilerine bir kötülük dokunsa derhal umutsuzluğa düşerler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halka bir rahmet tattırdığımız vakit onunla sevinirler. Yaptıklarının karşılığı olarak kendilerine bir kötülük dokunsa derhal umutsuzluğa düşerler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de Biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona güveniyorlar; ellerinin yaptığı birşey sebebiyle başlarına bir kötülük gelince de (hemen) her ümidi kesiveriyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de biz insanlara bir rahmet tattırdığımız vakıt ona güveniyorlar da ellerinin takdim ettiği bir sebeble başlarına bir fenalık gelirse her ümidi kesiveriyorlar

    Erhan Aktaş

    İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla şımarırlar. Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse, o zaman hemen umutsuzluğa kapılırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla şımarırlar. Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse, o zaman hemen umutsuzluğa kapılırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla şımarırlar. Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse, o zaman hemen umutsuzluğa kapılırlar.

    Gültekin Onan

    Biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla sevinirler; kendi ellerinin takdim ettiği dolayısıyla onlara bir kötülük isabet ettiğinde, hemen umutsuzluğa kapılırlar.

    Hasan Basri Çantay

    Ne zaman insanlara bir rahmet tatdırdı isek onunla şımarmışlardır. Kendi ellerinin öne sürdükleri (günahlar) yüzünden onlara bir fenalık isaabet edince de hemen onlar ümidlerini kesiverirler.

    İbni Kesir

    Ne zaman da insanlara bir rahmet tattırdık ise; onunla sevinirler. Ama yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse; hemen ümidlerini kesiverirler.

    Mehmet Alagaş

    (33-40) İnsana bir zarar dokunsa Rabbine dua eder ve ona içtenlikle yönelir, sonra onlara Allahtan bir rahmet tattırırsa onlardan bir fırka / onlar dan bir bölüm, onlara verdiklerimize yok sayarak Rablerine ortak koşarlar , geçinin / metalanın ileride bileceksiniz. Onlara bir delil / bir ispat göndermişiz de şirk koşmalarını onlara o delil mi söylüyor? Onlara bir rahmet tattırırsak onunla mutlu olur lar, o nlara ellerinin yapıp sundukları nedeniyle bir kötülük isabet ederse ümitlerini yitirirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler.

    Süleyman Ateş

    Biz insanlara bir rahmet taddırdığımız zaman onunla sevinirler. Elleriyle yapıp öne sürdükleri(işleri)nden dolayı onlara bir kötülük erişince de, derhal umutsuzluğa düşerler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara ikramımızdan tattırdığımızda sevinirler. Ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına kötülük gelse hemen umutsuzluğa düşerler.

    Şaban Britch

    İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinirler ve eğer kendi elleriyle yaptıkları yüzünden bir kötülük dokunursa hemen ümitsizliğe düşerler.

    Şaban Piriş

    İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinirler; ve eğer kendi yaptıkları yüzünden bir kötülük dokunursa hemen ümitsizliğe düşerler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda, onunla ferahlar, şımarırlar. Kendi ellerinin hazırladıkları yüzünden kendilerine bir kötülük gelip çatsa, hemencecik ümitsizliğe düşerler.

  5. Rûm suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 37. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın, rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır.

    Mehmet Okuyan

    Görmediler mi ki Allah, rızkı dilediğine (layık olana) açarak (bol) da verebilir, kısarak (dar) da. dipnot 1 Şüphesiz ki bunda inanan bir toplum için dersler vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Ra‘d 13:26; İsrâ 17:30; Kasas 28:82; ‘Ankebût 29:62; Sebe' 34:36, 39; Zümer 39:52; Şûrâ 42:12.

    Mustafa İslamoğlu

    Şimdi onlar, Allah'ın dilediğine rızkı açtıkça açtığını, dilediğine de sınırlandırdığını görmüyorlar mı? Kuşkusuz bunda iman eden bir toplum için mutlaka alınacak bir ders vardır.

    Muhammed Esed

    Onlar, Allah'ın rızkı dilediğine bol ihsan ettiğini, dilediğine ölçülü ve idareli verdiğini görmezler mi? Bunda, kuşkusuz inanan insanlar için dersler vardır!

    Ahmed Hulusi

    Görmediler mi ki, Allah, dilediğine yaşam gıdasını genişletir veya kısar. . . Muhakkak ki bunda, iman eden bir toplum için elbette işaretler vardır.

    Ali Bulaç

    Görmüyorlar mı ki, Allah, dilediğine rızkı yayıp genişletir ve kısar da. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için gerçekten ayetler vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Görmediler mi ki Allah, rızkı dilediğine bol bol vermekte, dilediğininkini de daraltmaktadır. Şüphesiz imanlı bir kavim için bunda ibretler vardır.

    Ali Rıza Safa

    Allah, dilediğinin geçimini hem genişletir hem de daraltır; zaten görmüyorlar mı? Aslında, işte bunda, inanan bir toplum için kesinlikle bir gösterge vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, Allah'ın rızkı dilediğine bol verdiğini, dilediğine ölçülü verdiğini görmezler mi? Bunda, şüphesiz inanan insanlar için dersler vardır!

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın, dilediğine rızkı arttırdığını ve kıstığını görmezler mi? Gerçeği onaylayan bir toplum için bunda dersler vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın, dilediğine rızkı arttırdığını ve kıstığını görmezler mi? İnanan bir toplum için bunda dersler vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın dilediğine rızkı hem serip hem sıktığını görmediler mi! Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için ayetler vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Görmediler de mi? Allah dilediğine rızkı serer hem de sıkar, şübhesiz bunda iyman edecek bir kavm için ayetler vardır.

    Erhan Aktaş

    Allah'ın dilediği kimse için rızkı genişlettiğini ve ölçülendirdiğini bilmediler mi? Bunda iman eden bir halk için ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergeler, belgeler, kanıtlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın dilediği kimse için rızkı genişlettiğini ve ölçülendirdiğini bilmediler mi? Bunda inanan bir halk için ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergeler, belgeler, kanıtlar.

    Gültekin Onan

    Görmüyorlar mı ki, Tanrı dilediğine rızkı yayar / genişletir veya kısar / daraltır / kısıtlar. Şüphesiz bunda inanan bir kavim için gerçekten ayetler vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın kimi dilerse onun rızkını yayıb genişletmekde, (kimi de dilerse onunkini) daraltmakda olduğunu onlar görmediler mi? Şübhe yok ki bunda iman edecek bir kavm için elbette ibretler vardır.

    İbni Kesir

    Görmezler mi ki Allah; rızkı dilediğine yayıp genişletir ve kısar da. Muhakkak ki bunda inanan bir kavim için ayetler vardır.

    Mehmet Alagaş

    (33-40) İnsana bir zarar dokunsa Rabbine dua eder ve ona içtenlikle yönelir, sonra onlara Allahtan bir rahmet tattırırsa onlardan bir fırka / onlar dan bir bölüm, onlara verdiklerimize yok sayarak Rablerine ortak koşarlar , geçinin / metalanın ileride bileceksiniz. Onlara bir delil / bir ispat göndermişiz de şirk koşmalarını onlara o delil mi söylüyor? Onlara bir rahmet tattırırsak onunla mutlu olur lar, o nlara ellerinin yapıp sundukları nedeniyle bir kötülük isabet ederse ümitlerini yitirirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, Allah'ın, dilediğine rızkı yayıp genişlettiğini ve kıstığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bunda, iman etmekte olan bir kavim için gerçekten ayetler vardır.

    Süleyman Ateş

    Görmediler mi, Allah dilediğine rızkı genişletiyor da, daraltıyor da. Şüphesiz inanan bir toplum için bunda ibretler vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görmediler mi ki Allah rızkı, gereğini yapan ve ölçülü davranan için yayar. İnanan bir topluluk için bunda kesin göstergeler(ayetler) vardır. dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Necm 53/39, Nisa 4/79

    Şaban Britch

    Görmüyorlar mı ki, Allah dilediğinin rızkını genişletiyor, dilediğininkini daraltıyor. İman eden bir toplum için bunda ayetler vardır

    Şaban Piriş

    Görmüyorlar mı ki, Allah dilediğinin rızkını genişletiyor, dilediğininkini daraltıyor. İnanan bir toplum için bunda deliller vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmediler mi Allah, dilediğine rızkı genişçe veriyor, dilediğine kısıyor. İnanan bir topluluk için bunda elbette ibretler vardır.

  6. Rûm suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 38. ayet. فَـَٔاتِ ذَا ٱلْقُرْبَىٰ حَقَّهُۥ وَٱلْمِسْكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ ذَٰلِكَ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ يُرِيدُونَ وَجْهَ ٱللَّهِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    Diyanet İşleri

    Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Mehmet Okuyan

    Sen yakınlara, yoksula ve yolda kalmışa hakkını dipnot 1 ver! Allah'ın rızasını isteyenler için bu, hayırlı olandır. İşte onlar kurtulanların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle infakın, sadakaların ve zekâtın "kâr"dan değil, "mal"dan verilmesi gerektiğinin apaçık delilidir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:141; Tevbe 9:103; İsrâ 17:26; Zâriyât 51:19; Me‘âric 70:24.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde yakınlara, yoksullara ve yolda kalmışlara haklarını verin; bu Allah'ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır; zira onlar, mutluluğa erecek olanların ta kendileridir.

    Muhammed Esed

    Öyleyse yakınlarınıza, muhtaçlara ve yolculara haklarını verin; bu, Allah'ın rızasını kazanmak isteyenler için en doğrusudur: çünkü, mutluluğa erecekler onlardır!

    Ahmed Hulusi

    Yakınlarınıza hakkını verin; yoksullara ve yolcuya da. . . Bu, Vechullahı isteyenler için daha hayırlıdır! İşte onlar şartları zorlayarak kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!

    Ali Bulaç

    Öyleyse yakınlara hakkını ver, yoksula da, yolcuya da. Allah'ın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu daha hayırlıdır ve felaha erenler onlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    O halde sen, akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allah'ın rızasını isteyenler için bu, en iyisidir. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Ali Rıza Safa

    Artık, yakınlara haklarını ver; yoksula ve yolda kalana da. İşte bu, Allah'ın hoşnutluğunu dileyenler için daha iyidir. Kurtuluşa erişenler, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Yakın akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da! Bu, Allah'ın rızasını kazanmak isteyenler için daha iyidir. Onlar kurtuluşa ereceklerdir.

    Edip Yüksel

    Öyleyse yakınlığı bulunanlara haklarını ver, yoksula ve yolcuya da... ALLAH'ın rızasını dileyenler için bu daha iyidir; onlar başarıya ulaşanlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öyleyse yakınlığı bulunanlara haklarını ver, yoksula ve yolcuya da... ALLAH'ın rızasını dileyenler için bu daha iyidir; onlar başarıya ulaşanlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde yakınlığı olana da hakkını ver, yoksula da yolcuya da... Allah'ın yüzünü isteyenler için o daha hayırlıdır; kurtuluşa erenler de işte onlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde yakınlığı olana da hakkını ver, miskine de yolcuya da, Allah yüzünü murad edenler için o daha hayırlıdır, felah bulanlar da işte onlardır

    Erhan Aktaş

    Öyleyse; yakınlara, miskine dipnot 1 ve yol oğluna dipnot 2 hakkını ver. Bu, Allah'ın yüzünü dipnot 3 dileyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çalışacak gücü ve işi olmayan, yerlerde sürünen yoksul, düşkün. Hiçbir şeyi olmayan.
    2. metne dön, dipnot 2
      "İbnu's-sebil," deyim olarak "yol oğlu" demektir. Bu deyime, "yolda kalanlar" anlamı verilmesi doğru değildir. Zira sebil, kara yolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil, bir konuda seçim yapmak anlamında "iki yol" dan birini seçmektir, yani "tercih edilen yol" demektir. Hakk veya Batıl yollardan birini tercih etmektir. Bu deyimin anlamı, "yolda kalanlar" değil, bütün varlığı ile "Allah yolunda" çalışmayı seçmiş ve bundan dolayı yardıma muhtaç duruma düşmüş olanlar anlamındadır. Diğer bir anlamı da yaptığı herhangi bir şeyi imkansızlık nedeni ile yarım kalan kimselerdir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın yönü, rızası, iradesi, benliği. Tamamıyla Allah'a yönelmek. Allah'ın hoşnutluğu. O'nunla birlikte olma arzusunu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öyleyse; yakınlara, miskine dipnot 1 ve yol oğluna dipnot 2 hakkını ver. Bu, Allah'ın yüzünü dipnot 3 dileyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çalışacak gücü ve işi olmayan, yerlerde sürünen yoksul, düşkün. Hiçbir şeyi olmayan.
    2. metne dön, dipnot 2
      "İbnu's-sebili, " deyim olarak "yol oğlu" demektir. Bu deyime, "yolda kalanlar" anlamı verilmesi doğru değildir. Zira sebil, karayolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil, bir konuda seçim yapmak anlamında "iki yol" dan birini seçmek yani "tercih edilen yol" demektir. Hakk veya Batıl yoldan birini tercih etmektir. Bu deyimin anlamı "yolda kalanlar" değil, kendisini Allah'ın yoluna adamış olanlardır. Ayrıca yaptığı şey imkansızlık nedeni ile yarım kalan kimselere de denmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın yönü, rızası, iradesi, benliği. Tamamıyla Allah'a yönelmek. Allah'ın hoşnutluğu. O'nunla birlikte olma arzusunu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öyleyse; yakınlara, miskine dipnot 1 ve "sebilin oğluna" dipnot 2 hakkını ver. Bu, Allah'ın yüzünü dipnot 3 dileyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yoksul, düşkün.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sebil, "yol" demek değildir. Sebil: "İki şey arasından birini seçmek suretiyle tercih edilen şey/yol." demektir. Yani Hakk veya Batıl yoldan "birini tercih etmek" anlamına gelmektedir. Çeviriler bu sözcüğe, "yolda kalanlar" olarak anlam vermektedirler. Oysaki bu deyimle kast edilen şey, kendilerini Allah yolunda mücadeleye adamış olanlardır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın yönü. Diğer bir deyimle, " bütün varlığı ile Allah'a yönelme.

    Gültekin Onan

    Öyleyse yakınlara hakkını ver, yoksula da, yolcuya da. Tanrı'nın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu daha hayırlıdır ve felaha erenler onlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Haydi akrıbaya, yoksula, yol oğluna (yolcuya) hakkını ver. Bu, Allahın cemalini (rızaasını) dilemekde olanlar için (her şeyden) hayırlıdır ye onlar korkduklarından emin, umduklarına nail olanların ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Akrabaya, yoksula ve yoloğluna hakkını ver. Bu; Allah'ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır ve işte onlar; kurtuluşa erenlerdir.

    Mehmet Alagaş

    (33-40) İnsana bir zarar dokunsa Rabbine dua eder ve ona içtenlikle yönelir, sonra onlara Allahtan bir rahmet tattırırsa onlardan bir fırka / onlar dan bir bölüm, onlara verdiklerimize yok sayarak Rablerine ortak koşarlar , geçinin / metalanın ileride bileceksiniz. Onlara bir delil / bir ispat göndermişiz de şirk koşmalarını onlara o delil mi söylüyor? Onlara bir rahmet tattırırsak onunla mutlu olur lar, o nlara ellerinin yapıp sundukları nedeniyle bir kötülük isabet ederse ümitlerini yitirirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Akrabaya, yoksula ve yolculara haklarını ver. Bu Allah’ın rızasını isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Süleyman Ateş

    Akrabaya, yoksula, yolcuya (zekat ve sadakadan) hakkını ver. Allah'ın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu, daha hayırlıdır ve onlar başarıya erenlerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yakınlara, çaresizlere ve yolda kalanlara hakkını ver. Allah'ın rızasını kazanmak isteyenler için iyi olan budur. Umduklarına kavuşacak olanlar bunlardır.

    Şaban Britch

    Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bu, Allah’ın yüzünü dileyenler için çok daha hayırlıdır. Kurtuluşa erenler işte onlardır.

    Şaban Piriş

    Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bu, Allah'ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır. Kurtuluşa erenler işte onlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O halde, akrabaya hakkını ver. Yoksula, yolda kalmışa da. Allah'ın yüzünü isteyenler için bu daha hayırlıdır. İşte böyleleridir, kurtuluşa erenler.

  7. Rûm suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 39. ayet. وَمَآ ءَاتَيْتُم مِّن رِّبًا لِّيَرْبُوَا۟ فِىٓ أَمْوَٰلِ ٱلنَّاسِ فَلَا يَرْبُوا۟ عِندَ ٱللَّهِ وَمَآ ءَاتَيْتُم مِّن زَكَوٰةٍ تُرِيدُونَ وَجْهَ ٱللَّهِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُضْعِفُونَ

    Diyanet İşleri

    İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz, Allah katında artmaz. Ama Allah'ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekat verirseniz; işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır.

    Mehmet Okuyan

    İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kişiler -evet onlar- (sevaplarını) katlayanlardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette gerçek artışın faizde olan değil, Allah rızası için verilen zekat olduğu belirtilmektedir. Benzer mesaj: Bakara 2:276.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine (iyi bilin ki), başka insanların mal varlığı sayesinde artsın diye faiz karşılığı verdikleriniz asla Allah katında size artış sağlamaz. Bir de Allah'ın rızasını dileyerek verdiğiniz arındırıcı mali yükümlülükler var. İşte böyle yapanlar, ödüllerini kat kat artıranların ta kendileridir.

    Muhammed Esed

    Ve (unutmayın! Başka) insanların malvarlığı sayesinde, artsın diye faizle verdikleriniz (size) Allah katında bir artış sağlamaz. Oysa, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için karşılıksız verdikleriniz (O'nun tarafından bereketlendirilir,) işte onlar, (bu şekilde Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler,) ödüllerini kat kat artıranlardır!

    Ahmed Hulusi

    İnsanların, malları artsın amacıyla riba almak üzere verdiğiniz şey, Allah indinde artmaz! Vechullahı isteyerek zekat (tezkiye, saflaştırma) olarak verdiğinize gelince; işte onlar kat kat arttıranların ta kendileridir!

    Ali Bulaç

    İnsanların mallarından artsın diye, verdiğiniz faiz Allah katında artmaz. Ama Allah'ın yüzünü (rızasını) isteyerek verdiğiniz zekat ise, işte (sevablarını ve gelirlerini) kat kat arttıranlar onlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekâtı veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.

    Ali Rıza Safa

    İnsanların mallarında artış olması için verdiğiniz faiz, Allah'ın katında artmaz. Allah'ın hoşnutluğunu dileyerek verdiğiniz zekat; katlayarak artıranlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah'ın rızasını umarak verdiğiniz zekata gelince, işte zekatı veren o kimseler, evet işte onlar sevaplarını ve mallarını kat kat arttıranlardır.

    Edip Yüksel

    Halkın malları içinde artması için verdiğiniz tefecilik parası ALLAH'ın yanında artmaz. Ancak, ALLAH'ın rızasını dileyerek verdiğiniz bir zekata gelince, onu verenler yatırımlarını katlarlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halkın malları içinde artması için verdiğiniz tefecilik parası ALLAH'ın yanında artmaz. Ancak, ALLAH'ın rızasını dileyerek verdiğiniz bir zekata gelince, onu verenler yatırımlarını katlarlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz faiz, Allah katında artmaz. Allah'ın yüzünü dileyerek verdiğiniz zekat ise, katlayanlar (kat kat artıranlar) işte onlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nasın mallarında nemalansın diye verdiğiniz riba (faiz) Allah yanında nemalanmaz, Allah yüzünü murad ederek verdiğiniz zekat ise katlayanlar işte onlardır

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnsanların mallarında artsın diye ribadan verdiğiniz, Allah'ın katında artmaz. Allah'ın yüzünü dipnot 1 dileyerek zekattan dipnot 2 verenler, işte bunu yapanlar kat kat arttıranlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 30:38. Ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hiçbir karşılık beklemeden, yalnızca Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla yardımda bulunanlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanların mallarında artsın diye ribadan dipnot 1 verdiğiniz, Allah'ın katında artmaz dipnot 1 . Allah'ın yüzünü dipnot 2 dileyerek zekattan dipnot 3 verenler, işte bunu yapanlar kat kat arttıranlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette yer alan riba sözcüğüne, faiz anlamı vermek doğru değildir. Zira ayette anlatılmak istenen şey şudur: Yardım ederken, Allah'ın rızasını gözetmek yerine; menfaat elde etmek, bir verip iki almak; "Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez." anlayışı ile yardımda bulunmak kınanmaktadır. Ayette; riba, yalın sözcük anlamı olan "büyümek, artmak, çoğalmak, gelişmek" anlamında kullanılmıştır. Ayrıca ayette, riba sözcüğü iki kez yer almaktadır. Çevirisini "artsın diye" yaptığımız sözcük, ayette riba(yerbuve) olarak yer almaktadır. (Daha geniş açıklama için Bakara Suresi, 279. ayetin dipnotuna bakınız.)
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın yüzü, Allah'ın yönü demektir. Diğer bir deyimle "tamamıyla Allah'a yönelme" anlamına gelmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Hiçbir karşılık beklemeden, yalnızca Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla yardımda bulunanlar.

    Gültekin Onan

    İnsanların mallarından artsın diye, verdiğiniz faiz Tanrı katında artmaz. Ama Tanrı'nın yüzünü (rızasını) isteyerek verdiğiniz zekat ise, işte (sevablarını ve gelirlerini) kat kat arttıranlar onlardır.

    Hasan Basri Çantay

    İnsanların mallarında artış olması için faiz (cinsin) den verdiğiniz şey (nakd, mal, sadaka ve saire) Allah katında artmaz. Allahın rızasını dileyerek verdiğiniz zekat ise, sevablarını kat kat artıranlar onlar (onu verenler) dir.

    İbni Kesir

    İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz faiz Allah katında artmaz. Allah'ın rızasını dileyerek verdiğiniz zekat ise böyle değildir. İşte onlar; sevablarını kat kat artıranlardır.

    Mehmet Alagaş

    (33-40) İnsana bir zarar dokunsa Rabbine dua eder ve ona içtenlikle yönelir, sonra onlara Allahtan bir rahmet tattırırsa onlardan bir fırka / onlar dan bir bölüm, onlara verdiklerimize yok sayarak Rablerine ortak koşarlar , geçinin / metalanın ileride bileceksiniz. Onlara bir delil / bir ispat göndermişiz de şirk koşmalarını onlara o delil mi söylüyor? Onlara bir rahmet tattırırsak onunla mutlu olur lar, o nlara ellerinin yapıp sundukları nedeniyle bir kötülük isabet ederse ümitlerini yitirirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Ama Allah'ın yüzünü isteyerek vermekte olduğunuz zekâta gelince, işte (bu amel sahipleri, sevaplarını) kat kat arttıranlardır.

    Süleyman Ateş

    İnsanların malları içinde, artması için verdiğiniz riba, Allah katında artmaz. Ama Allah'ın yüzünü (O'nun rızasını) isteyerek verdiğiniz zekat(a gelince); işte (onu verenler sevaplarını ve mallarını) kat kat artıranlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz faizli borç Allah katında (Allah'ın koyduğu ekonomik sistemde) artmaz dipnot 1 , Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekat ise (öyle değildir) dipnot 2 . İşte zekat verenler, mallarını kat kat artıranlardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Zekat verenler mallarını artırır. Her ne kadar zekat veren kişinin malı azalıyormuş gibi görünse de 'kat kat art(ır)ma' ifadesinden anlaşıldığı üzere toplumun bütün kesimlerinde zekatın etkisi görülür. Nihayetinde piyasada meydana gelen gelişmeden zekat verenler de faydalanır. Tam tersi faizli işlemlerde faiz alan kişi kazançlı çıkmış sayılsa da 'Allah katında artmaz' denildiği için piyasada daralmaya sebep olduğu anlaşılmaktadır. Zira her yerde olduğu gibi piyasalarda da Allah'ın kanunları geçerlidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz faizli borç dipnot 1 Allah'ın yanında artmaz. Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekata gelince; mallarını kat kat artıranlar zekat verenlerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Faizli borç" diye meal verdiğimiz "min ribe = مِن رِبًا" ifadesi "li riben = لِربا"taktirindedir. Devamındaki liyerbuve =  ‘لِّيَرْبُوَ'nin başında da lam = لِ harf-i cerri olduğu için birincisinde aynı anlamda min = مِن kullanılmıştır. Buradaki riba, faizli borç anlamında mecazdır.  yete genellikle şöyle bir meal verilir: "İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz her hangi bir faiz" Böyle bir faiz olmayacağından kelimeye faizli borç dışında bir anlam verilemez.

    Şaban Britch

    İnsanların malları içinde artsın diye riba olarak verdiğiniz, Allah katında artmaz. Fakat, Allah’ın yüzünü dileyerek verdiğiniz zekata gelince, işte (bu amelin sahipleri, Allah tarafından sevapları) kat kat arttıranlardır.

    Şaban Piriş

    Başkalarının malı artsın diye faize verdiğinizin Allah katında bereketi yoktur. Fakat, Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekat böyle değildir. Kat kat artıranlar işte bunlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsanların malları içinde artsın diye riba olarak verdiğiniz, Allah katında artmaz. Allah'ın yüzünü isteyerek verdiğiniz zekata gelince, işte onu verenler kat kat artıranların ta kendileridir.

  8. Rûm suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 40. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ ثُمَّ رَزَقَكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَفْعَلُ مِن ذَٰلِكُم مِّن شَىْءٍ سُبْحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, sizi yaratan, sonra size rızık veren, sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. Allah'a koştuğunuz ortaklardan, bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.

    Mehmet Okuyan

    Allah, sizi yaratandır; sonra sizi rızıklandırandır; sonra sizi öldürecek, sonra da sizi (tekrar) diriltecek olandır. (Allah'a koştuğunuz) ortaklarınız içinde bunlardan herhangi bir şeyi yapabilecek var mı? O, onların ortak koştuklarından yüce ve uzaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah sizi yaratmış, sonra size rızık vermiştir; daha sonra sizi ölüme sürükleyecek ve en sonunda yeniden diriltecektir. İmdi, ortak koştuklarınız arasında bütün bunlardan herhangi birini yapacak kimse var mı? O yüceler yücesi, onların şirk koştukları her şeyin ötesinde aşkın bir varlıktır.

    Muhammed Esed

    Sizi yaratan, sonra geçinmeniz için gerekli vasıtaları sağlayan, ardından sizi ölüme götüren ve en sonunda tekrar hayata döndürecek olan, Allah'tır. O'nun ilahlığına ortak koştuğunuz güçler veya varlıklar bu işlerden birini yapabilirler mi? (Hayır!) O, ihtişamında sınırsızdır ve insanların kendisine eş koştuklarından çok yücedir!

    Ahmed Hulusi

    Allah ki, sizi yarattı, sonra yaşam gıdasıyla besledi; sonra sizi öldürür (ölümü tattırır), sonra da sizi (yeni bir yaşam boyutunda) diriltir! Sizin eş koştuklarınızdan, bunlardan birini yapan kimse var mı? Münezzeh'tir "HU" onların şirk koştuklarından; Ali'dir.

    Ali Bulaç

    Allah; sizi yarattı, sonra size rızık verdi, sonra sizi öldürmekte, daha sonra sizi diriltmektedir. Ortaklarınızdan bunlardan herhangi birini yapacak var mı? O, şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, (o yüce varlıktır) ki sizi yaratmış, sonra rızıklandırmıştır, sonra O, hayatınızı sona erdirecek, daha sonra da sizi (tekrar) diriltecektir. Peki sizin (Allah'a eş tuttuğunuz) ortaklarınız içinde bunlardan birini yapabilecek var mı? Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir ve çok yücedir.

    Ali Rıza Safa

    Allah, sizi yarattı. Sonra geçiminizi sağladı. Sonra öldürür; sonra yeniden yaşam verir. Ortaklarınız arasında, bunlardan birini yapabilecek olan var mı? O, onların ortaklar koştuklarından ayrıktır ve Yüceler Yücesidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sizi yaratan, sonra sizi besleyen, sonra öldürüp ardından tekrar diriltecek olan Allah'tır. Sizin ortak koştuklarınızdan bunları yapacak birisi var mı? Allah, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.

    Edip Yüksel

    ALLAH sizi yarattı, sonra size rızık verdi, sonra sizi öldürür, sonra sizi diriltir. Ortaklarınızdan hangisi bunlardan birisini yapabilir? Övgüler O'na aittir. Onların ortak koştuklarından çok yücedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH sizi yarattı, sonra size rızık verdi, sonra sizi öldürür, sonra sizi diriltir. Ortaklarınızdan hangisi bunlardan birisini yapabilir? Övgüler O'na aittir. Onların ortak koştuklarından çok yücedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah O'dur ki sizi yarattı, sonra da size rızık verdi; sonra sizi öldürür; sonra sizi diriltir. Hiç sizin ortak koştuklarınızdan, bunlardan birini yapacak var mı? Çok münezzeh ve çok yücedir O, onların koştukları ortaklardan.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah odur ki sizi yarattı, sonra da size rızık verdi, sonra sizi öldürür, sonra sizi diriltir, hiç sizin şeriklerinizden bunlardan birini yapacak var mı? Çok münezzeh ve çok yüksektir o sübhan onların şirkinden

    Erhan Aktaş

    O Allah ki, sizi yaratan, sonra sizi yaşatan, sonra sizi öldüren, sonra sizi diriltendir. Ortak koştuklarınızdan bunları yapacak olan var mı? Allah, onların şirk koştuklarından münezzehtir, yüceler yücesidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O Allah ki, sizi yaratan, sonra sizi yaşatan, sonra sizi öldüren, sonra sizi diriltendir. Ortak koştuklarınızdan bunları yapacak olan var mı? Allah, onların şirk koştuklarından münezzehtir, yüceler yücesidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O Allah ki, sizi yaratan, sonra sizi yaşatan, sonra sizi öldüren, sonra sizi diriltendir. Ortak koştuklarınızdan bunları yapacak olan var mı? Allah, onların şirk koştuklarından münezzehtir, yüceler yücesidir.

    Gültekin Onan

    Tanrı; sizi yarattı, sonra size rızık verdi, sonra sizi öldürmekte, daha sonra sizi diriltmektedir. Ortaklarınızdan bunlardan herhangi birini yapacak var mı? O, şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir.

    Hasan Basri Çantay

    Allah, sizi yaratan, sonra rızkınızı veren, sonra sizi öldürecek, daha sonra da sizi diriltecek olandır. Sizin ortaklarınız içinde bunlardan herhangi bir şey'i yapacak kim? O, çok münezzehdir, eş katmakda olduklarından (müberra ve) yücedir.

    İbni Kesir

    Sizi yaratan, sonra rızıklandıran, sonra öldüren ve daha sonra dirilten de Allah'tır. O'na koştuğunuz ortaklarınızdan böyle bir şey yapan var mıdır? Allah, onların koştukları ortaklardan münezzehtir, yücedir.

    Mehmet Alagaş

    (33-40) İnsana bir zarar dokunsa Rabbine dua eder ve ona içtenlikle yönelir, sonra onlara Allahtan bir rahmet tattırırsa onlardan bir fırka / onlar dan bir bölüm, onlara verdiklerimize yok sayarak Rablerine ortak koşarlar , geçinin / metalanın ileride bileceksiniz. Onlara bir delil / bir ispat göndermişiz de şirk koşmalarını onlara o delil mi söylüyor? Onlara bir rahmet tattırırsak onunla mutlu olur lar, o nlara ellerinin yapıp sundukları nedeniyle bir kötülük isabet ederse ümitlerini yitirirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah sizi yaratan sonra size rızık veren sonra sizi öldüren sonra da sizi diriltecek olandır. Sizin ortaklarınızdan bu işlerden birisini olsun yapabilen var mıdır? O koştukları ortaklardan yüce ve münezzehtir.

    Süleyman Ateş

    Allah sizi yarattı, sonra besledi, sonra öldürüyor, sonra diriltiyor. Ortaklarınız içinde bunlardan birini yapan var mı? O, onların ortak koştukları şeylerden uzak ve yücedir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah; sizi yaratan, sonra size rızık veren, sonra sizi öldürecek olan, daha sonra size yeniden hayat verecek olandır dipnot 1 . Peki, Allah'a ortak koştuklarınız içinden, bu şeylerin herhangi birini yapabilecek olan var mıdır? O, onların şirk koştuklarından uzak ve yücedir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi yaratan ve rızık veren Allah'tır. Sonra canınızı alacak daha sonra size tekrar can verecektir. Eş koştuklarınızdan hangisi bunlardan birini yapabilir? Allah'ın onlarla ilgisi olmaz. O onların ortak koştuklarından uzaktır.

    Şaban Britch

    Allah, sizi yarattı, sonra rızıklandırdı, sonra sizi öldürecek, sonra sizi diriltecektir. Şirk koştuklarınızdan, bunlardan herhangi birşeyi yapan var mıdır? O, onların şirk koştuklarından üstündür, münezzehtir.

    Şaban Piriş

    Allah, sizi yarattı, sonra rızıklandırdı, sonra sizi öldürecek, sonra sizi diriltecektir. Ortak koştuklarınızdan, bunlardan herhangi birşeyi yapan var mıdır? O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'tır ki sizi yaratmış, sonra rızıklandırmıştır. Sonra sizi öldürüyor, sonra diriltiyor. Peki, ortak koştuklarınızdan biri var mı, bunlardan birşeyi yapabilecek? Yücedir, arınmıştır onların ortak koştuklarından O.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.