Diyanet İşleri
Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
Sâffât suresi · 62–74. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Sâffât suresi, 62. ayet. أَذَٰلِكَ خَيْرٌ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ
Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
Şimdi ziyafet olarak bu (nimetler) mi hayırlıdır, yoksa zakkum ağacı mı? dipnot 1
Şimdi konuğu böyle ağırlamak mı iyidir, yoksa zehir zakkumla (ağırlamak) mı?
Böyle (bir cennet) mi daha iyi bir ağırlanmadır, yoksa (cehennemin) ölümcül meyve ağacı mı?
Nüzul itibarıyla bu mu hayırlıdır yoksa zakkum ağacı (kişinin bedeni) mı? (Buraya kadar kişinin hakikatine imanla açığa çıkardığı Esma kuvvelerinin yaşatacağı cennet halinden bahsedilmişken; şimdi de kişiye cehennemi yaşatacak, kendini beden kabul etmesi sonucu yalnızca bedeni zevklere dönük yaşamasının sonuçları, benzetmelerle anlatılmaya başlanmıştır. A. H. )
Nasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı?
Şimdi, ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
İşte, böyle ağırlanmak mı daha iyidir; yoksa zakkum ağacı mı?
"İkram olarak bu mu daha iyidir, yoksa zakkum ağacı mı?"
Bu mu daha iyi bir duraktır, yoksa zakkum ağacı mı?
Bu mu daha iyi bir duraktır, yoksa zakkum ağacı mı?
Nasıl, konmak için bu mu hayırlı yoksa o zakkum ağacı mı?
Nasıl bu mu hayırlı konmak için yoksa o zakkum ağacı mı?
İkram olarak bu mu daha iyi, yoksa zakkum ağacı mı?
İkram olarak bu mu daha iyi, yoksa zakkum ağacı mı?
İkram olarak bu mu daha iyi, yoksa zakkum ağacı mı?
Nasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
Böyle (bir ni'mete) konmak mı hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
Konak yeri olarak bu mu hayırlıdır, yoksa zakkum ağacı mı?
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
(Nimet olarak) Bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
(Nasıl) Ağırlanmak için bu mu hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
Ağırlanma için bu mu (bu nimetler mi) daha iyi dipnot 1 , yoksa zakkum ağacı dipnot 2 mı?
Böyle bir yerde konaklamak mı iyi, yoksa zakkum ağacının yanında konaklamak mı?
Bu mu daha hayırlı nimet olarak, yoksa zakkum ağacı mı?
Bu mu daha hayırlı nimet olarak yoksa, zakkum ağacı mı?
Ödül ve ikram olarak, bu mu daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı?
Sâffât suresi, 63. ayet. إِنَّا جَعَلْنَٰهَا فِتْنَةً لِّلظَّٰلِمِينَ
Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.
Şüphesiz ki biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (sıkıntı) kıldık.
Şüphe yok ki Biz onu zalimler için bir imtihan vesilesi kıldık.
Gerçek şu ki, biz o (ağac)ı zalimler için bir sınama aracı yaptık,
Doğrusu biz onu (zakkum ağacını - bedeni) zalimler için bir sınav objesi kıldık (hakikatlerini mi hatırlayacaklar yoksa kendilerini beden kabul ederek mi yaşayacaklar).
Doğrusu biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık.
Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kıldık.
Aslında, haksızlık yapanlar için, onu bir sınama yaptık.
Biz o ağacı, zalimler için bir azap kıldık.
Biz onu zalimler için bir test kıldık.
Biz onu zalimler için bir test kıldık.
Biz onu zalimler için bir fitne kılmışızdır.
Ki biz onu zalimler için bir fitne kılmışızdır
Biz, onu zalimler için bir fitne yaptık.
Biz, onu zalimler için bir fitne yaptık.
Biz, onu zalimler için bir fitne yaptık.
Doğrusu biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık.
Hakıykat, biz onu zaalimler (kafirler) için bir fitne (imtihan) yapdık.
Doğrusu Biz, onu; zalimler için bir fitne yaptık.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Biz onu zalimler için bir fitne kıldık.
Biz onu zalimler için bir fitne (sınav) yaptık.
Onu (zakkumu), yanlış davrananlar için bir fitne /azap sebebi dipnot 1 yaptık.
Onu, yanlış davrananlar için bir sıkıntı kaynağı yaparız.
Biz onu zalimler için bir fitne kıldık.
Biz onu zalimler için bir fitne kıldık.
O ağaç ki, zalimler için onu bir fitne yaptık.
Sâffât suresi, 64. ayet. إِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ
O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.
Şüphesiz ki o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır.
Elbet o cehennemin ta orta yerinde yetişen bir ağaçtır;
zira o, (cehennemin) yakıcı ateşinin ortasında büyüyen bir ağaçtır,
Muhakkak ki o cehennemi (yanmayı oluşturan) kaynaktan oluşan bir ağaçtır (biyolojik bedendir).
Şüphesiz o, 'çılgınca yanan ateşin' dibinde bitip çıkar.
Zira o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır.
Aslında, cehennemin dibinden çıkan bir ağaçtır.
O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.
O, cehennemin dibinden çıkan bir ağaçtır. dipnot 1
O, cehennemin dibinden çıkan bir ağaçtır.
O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar.
O bir ağaçtır ki Cehennemin kökünde çıkar
O, Cehennem'in dibinde çıkan bir ağaçtır.
O, Cehennem'in dibinde çıkan bir ağaçtır.
O, Cehennem'in dibinde çıkan bir ağaçtır.
Şüphesiz o, 'çılgınca yanan ateşin' dibinde bitip çıkar..
Şübhesiz ki o, çılgın ateşin dibinde (bitib) çıkacakdır.
O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
O, Cehennem'in dibinden çıkan bir ağaçtır.
O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.
O, yakıcı ateşin en dibinde biten bir ağaçtır.
O, Cehennem'in dibinde biten bir ağaçtır.
O, Cehennem'in dibinden çıkan bir ağaçtır.
O, cehennemin dibinden çıkan bir ağaçtır.
Cehennemin ta dibinden çıkan bir ağaçtır o.
Sâffât suresi, 65. ayet. طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ
Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.
Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.
tomurcukları, yeleli yılanların başları gibi (albenili)dir;
meyvesi şeytanların kellesi gibi (tiksindirici)dir;
Onun (kendini yalnızca beden kabulünün) meyvesi, sanki şeytanların kafaları (bilincin içgüdüsel dürtüleri) gibidir.
Onun tomurcukları, şeytanların başları gibidir.
Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.
Şeytanların başlarına benzeyen tomurcukları vardır.
Meyveleri şeytanların başları gibidir.
Tomurcukları sapkınların başı gibidir.
Tomurcukları şeytanların başı gibidir.
Tomurcukları şeytanların başları gibidir.
Tomurcukları Şeytanların başları gibidir
Tomurcukları şeytanların başları dipnot 1 gibidir.
Tomurcukları şeytanların başları dipnot 1 gibidir.
Tomurcukları şeytanların başları dipnot 1 gibidir.
Onun tomurcukları, şeytanların başları gibidir.
Ki tomurcukları şeytanların başları gibidir.
Tomurcukları şeytanların başları gibidir.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Tomurcukları (ürünleri) sanki Şeytanlar'ın başları gibidir.
Tomurcukları, şeytanların başları gibidir.
Her bir salkımı sanki şeytanların başları gibidir.
Her bir tomurcuğu sanki bir şeytan başı gibi. dipnot 1
Tomurcukları (ürünleri) sanki Şeytanlar'ın başları gibidir.
Tomurcukları (ürünleri) sanki şeytanların başları gibidir.
Tomurcukları tıpkı şeytanların başlarıdır.
Sâffât suresi, 66. ayet. فَإِنَّهُمْ لَـَٔاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ
Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.
(Cehennemdekiler) ondan yer ve karınlarını ondan doldururlar.
ve onlar kesinlikle ondan yemeye ve karınlarını onunla tıka basa doldurmaya mecburdurlar;
ve (zalim)ler ondan yemeye ve karınlarını onunla doldurmaya mahkumdurlar.
Muhakkak ki onlar (dünya yaşamı boyunca) ondan yerler ve ondan karınlarını doldururlar.
Artık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar.
(Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar.
Artık, kesinlikle ondan yiyecekler; karınlarını onunla dolduracaklar.
Onlar kesinlikle ondan yiyip, karınlarını onunla dolduracaklar.
Onlar ondan yiyerek karınlarını doyuracaklar.
Onlar ondan yiyerek karınlarını doyuracaklar.
Mutlaka onlar ondan yiyeceklerdir; yiyecekler de ondan karınlarını dolduracaklardır.
Her halde onlar ondan yiyeceklerdir. Yiyecekler de ondan karınlarını dolduracaklardır
Onlar, ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.
Onlar, ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.
Onlar, ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.
Artık gerçekten, ondan yiyecekler, böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar.
İşte hakıykat onlar bundan yiyecekler, bu suretle karınlarını bundan dolduracaklar.
Onlar muhakkak ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
İşte onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar.
Onlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.
Cehennemdekiler, kesinlikle ondan yiyip karınlarını onunla dolduracaklardır.
Onlar çaresiz ondan yer; karınlarını onunla doldururlar.
İşte onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar.
İşte onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar.
Onlar ondan mutlaka yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklar.
Sâffât suresi, 67. ayet. ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِّنْ حَمِيمٍ
Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.
Sonra (zakkumun) üzerine onlar için kaynar sudan bir içecek vardır.
sonra, onun üstüne bir de yürek dağlayıp iç kaldıran bir kokteyl yudumlayacaklar;
Bunun da üzerinde, onlar korkunç bir ümitsizlik (cezası)na çarpılacaklardır!
Bunun sonucu onlara, yapılarına işleyecek yakıcı su (benlik duygusu) vardır.
Sonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır.
Sonra zakkum yemeğinin üzerine onlar için, kaynar su karıştırılmış bir içki vardır.
Sonra, onun üstüne, kaynar sudan karışık bir içecekleri vardır. dipnot 377
Sonra, onun üzerine kaynar su karışımı bir içecek içerler.
Bunun üstüne onlar için cehennemi bir kokteyl vardır.
Bunun üstüne onlar için cehennemi bir kokteyl vardır.
Sonra onların üzerine kaynar sudan bir haşlamaları vardır.
Sonra üzerine onların hamimden bir haşlamaları vardır
Sonra da onun üstüne kaynar su karıştırılmış bir içecek vardır.
Sonra da onun üstüne kaynar su karıştırılmış bir içecek vardır.
Sonra da onun üstüne kaynar su karıştırılmış bir içecek vardır.
Sonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır.
Sonra üzerine de onlar için çok sıcak bir su ile karışdırılmış (şarab) vardır.
Sonra onlar için, üzerine kaynar su katılmış içkiler de vardır.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Sonra, onlar için üzerine kaynar su katılmış içki vardır.
Sonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır.
Sonra onun üstüne mutlaka kaynar su karışımlı içecekleri de olacaktır dipnot 1 .
Üzerine kaynar su katkılı içecekleri de bulunur.
Sonra onlar için, bunun üzerine kaynar bir içecek vardır.
Sonra onlar için, bunun üzerine kaynar su vardır.
Sonra onların, o yedikleri üzerine kaynar su karıştırılmış bir içecekleri vardır.
Sâffât suresi, 68. ayet. ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ
Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir.
Sonra elbette onların dönüşü çılgın ateşe olacaktır.
neticede son durakları, elbet gözleri faltaşı gibi açan ateş olacaktır.
Ve bir kez daha (söyleyelim): yakıcı ateş onların nihai durağı olacaktır;
Bundan sonra onların dönüş yerleri elbette cehennemdir.
Sonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir.
Sonra kesinlikle onların dönüşü, çılgın ateşe olacaktır.
Sonra, dönecekleri yer kesinlikle cehennemdir.
Sonra onların dönüşü kesinlikle çılgın ateşe olacaktır.
Sonra dönüşleri yine cehennemedir.
Sonra dönüşleri yine cehennemedir.
Sonra da dönüşleri şüphesiz cehennemedir.
Sonra da dönümleri şübhesiz ki Cehennemedir
Sonra dönecekleri yer, kesinlikle Cehennem'dir.
Sonra dönecekleri yer, kesinlikle Cehennem'dir.
Sonra dönecekleri yer, kesinlikle Cehennem'dir.
Sonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir.
Sonra dönüb gidecekleri yer, şübhesiz yine cehennemdir.
Sonra onların dönüşü muhakkak, yine cehennemedir.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Sonra da onların dönüşü yine Cehennem'edir.
Sonra dönecekleri yer, elbette cehennemdir.
Sonra dönüp gidecekleri yer, hiç kuşkusuz yine o yakıcı ateştir.
Yemekten sonra döndürülüp götürülecekleri yer yine o alevli ateştir.
Sonra da onların dönüşü yine ateşedir.
Sonra da onların dönüşü yine ateşedir.
Sonra onların dönüşleri doğrudan doğruya cehennemedir.
Sâffât suresi, 69. ayet. إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ
Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.
Şüphesiz ki onlar, atalarını sapkınlıkta bulmuşlardı.
Çünkü onlar sapık atalarının başlarına sardığı geleneği izlediler;
çünkü onlar atalarını eğri bir yol üzerinde buldular,
Çünkü onlar atalarını (hakikatten) sapmışlar olarak buldular.
Çünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Kuşkusuz onlar atalarını sapıklık üzere buldular da
Çünkü atalarını sapkınlık içinde buldular.
- Şüphesiz onlar atalarını sapıklıkta buldular ve peşlerinden koşup gittiler.
Onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Çünkü onlar babalarını sapıklık içinde buldular.
Çünkü onlar babalarını dalalette buldular
Onlar, atalarını sapkın bir halde buldular.
Onlar, atalarını sapkın bir halde buldular.
Onlar, atalarını sapkın bir halde buldular.
Çünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Çünkü onlar atalarını sapkın kimseler bulmuşlardı da,
Doğrusu onlar, babalarını sapıklar olarak bulmuşlardı.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Onlar; babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Çünkü onlar babalarını sapık kimseler buldular.
Bunlar babalarını yoldan sapmış olarak bulmuşlardı.
Bunlar atalarını yanlışlar içinde bulmuşlardı.
Onlar, babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Onlar, babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Çünkü onlar, babalarını sapıtmış kişiler halinde bulmalarına rağmen,
Sâffât suresi, 70. ayet. فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ
Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.
Kendileri de onların peşlerinden koşturuyorlar. dipnot 1
fakat kendileri atalarının izinden akılsızca seğirtiyorlar!
ve (şimdi) atalarının izinden gitmeye can atıyorlar!
Böylece onların izleri üzerinde ısrarla koşarlar.
Kendileri de onları izleri üzerinde koşturup duruyorlardı.
peşlerinden koşup gittiler.
Şimdi, onların izinden koşuyorlar.
- Şüphesiz onlar atalarını sapıklıkta buldular ve peşlerinden koşup gittiler.
Ve onların izlerini körükörüne izliyorlardı.
Ve onların izlerini körükörüne izliyorlardı.
Şimdi de onların izlerince koşturuyorlar.
Şimdi de onların izlerince koşturuyorlar
Kendileri de onların izleri üzerinde koşturdular.
Kendileri de onların izleri üzerinde koşturdular.
Kendileri de onların izleri üzerinde koşturdular.
Kendileri de onların izleri üzerinde koşturup duruyorlardı.
Kendileri de onların izleri üzerinde (birbirini itib) koşduruluyorlardı.
Yine de onların izlerinde koşturuluyorlardı.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Kendileri de onların izlerinden koşturuluyorlardı.
Kendileri de onların izlerinde koşturuyorlar.
Kendileri de onların peşinden körü körüne koşuyorlardı dipnot 1 .
Hiç düşünmeden onları takibe koyulmuşlardı.
Onların izinde koşturmuşlardı.
Onların izinde koşturmuşlardı.
Kendileri de hala onların eserleri ardınca koşturuyorlar.
Sâffât suresi, 71. ayet. وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ
Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
Yemin olsun ki kendilerinden önceki eski toplumların çoğu sapmıştı.
Doğrusu, onlardan öncekilerin çoğu da sapmıştı.
Onlardan önce gelip geçmiş eski toplumların çoğu yollarını şaşırmıştı,
Andolsun ki onlardan önce, ilk nesillerin çoğunluğu da (Hakikatten) sapmıştı!
onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu sapıklığa düştü.
Gerçek şu ki, onlardan önce de geçmişte kalanların çoğunluğu sapmıştı.
Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu sapıklığa düştü.
Kendilerinden önce de niceleri aynı şekilde sapmıştı.
Kendilerinden önce de niceleri aynı şekilde sapmıştı.
Gerçekten onlardan önce eskilerin çoğu sapıklıkta idiler.
Hakıkat onlardan evvel eskilerin ekserisi dalalette idi
Ant olsun ki onlardan öncekilerin çoğu sapkındı.
Ant olsun ki onlardan öncekilerin çoğu sapkındı.
Ant olsun ki onlardan öncekilerin çoğu sapkındı.
Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
Andolsun ki onlardan evvel geçenlerin çoğu da sapmışdı.
Andolsun ki; onlardan önce geçenlerin çoğu da sapıtmıştı.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalâlete düştü.
Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
Zaten bunlardan önce eskilerin çoğu da yoldan sapmıştı.
Onlardan öncekilerin çoğu zaten yanlış yoldaydılar.
Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalalete düştü.
Onlardan önce, daha evvel yetişmiş olanların çoğu da doğru yoldan sapmıştı.
Yemin olsun, daha önce ilk nesillerin çoğu da sapmıştı.
Sâffât suresi, 72. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ
Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.
Yemin olsun ki biz onlara uyarıcılar göndermiştik.
Ve elbette onların arasına da uyarıcılar göndermiştik:
halbuki kendilerine uyarıcılar göndermiştik.
Andolsun ki onların da içinde uyarıcılar irsal ettik.
Andolsun, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.
Kuşkusuz, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.
Üstelik gerçek şu ki, onlara uyarıcılar göndermiştik.
Şüphesiz, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.
İçlerinden uyarıcılar göndermiştik.
İçlerinden uyarıcılar göndermiştik.
Andolsun ki, içlerinden uyarıcı peygamberler de gönderdik,
Celalim hakkı için içlerinde inzar edici Peygamberler de gönderdik
Ant olsun ki onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik.
Ant olsun ki onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik.
Ant olsun ki onlara da uyarıcılar gönderdik.
Andolsun, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.
Yemin ederim ki biz içlerinde (kötü hareketlerinin encamından) korkutucu (peygamberler) de göndermişizdir.
Ve andolsun ki; onlara, uyarıcılar göndermiştik.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Andolsun ki, onlar arasında uyarıp, korkutanlar göndermiştik.
Biz onların içine de uyarıcılar göndermiştik.
Üstelik onlara uyarıcı kişiler göndermiştik dipnot 1 .
Üstelik aralarından onları uyaran elçiler çıkarmıştık.
İçlerinden uyarıcılar gönderdik.
İçlerinden uyarıcılar gönderdik.
Yemin olsun, onların içlerinde uyarıcılar görevlendirmiştik.
Sâffât suresi, 73. ayet. فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ
Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu!
(73, 74) Allah'ın samimi kulları hariç, uyarılanların (fakat inanmayanların) sonunun nasıl olduğuna bir bak!
dön de bir bak şu uyarılmış olanların akıbeti nasılmış?
Bak şu uyarılmış olanların haline!
O uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak!
Uyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.
Uyarılanların âkıbetinin ne olduğuna bir bak!
Artık, uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bak?
Uyarılanların sonucunun ne olduğuna bir bak!
Uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bak.
Uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bak.
Sonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu?
Sonra da bak o inzar edilenlerin akıbeti nasıl oldu?
Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Uyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.
Bak, o korkutulanların akıbeti nice oldu!
Bir bak; uyarılanların akıbeti nice oldu.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Bak, o uyarılanların sonu nice oldu.
Bak bakalım; uyarılanların sonu nasıl olmuş! dipnot 1
Bak bakalım; uyarılanların sonu nasıl olmuş!
Uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak!
Uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak!
Bir bak, nasıl oldu uyarılanların sonu!
Sâffât suresi, 74. ayet. إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ
Ancak Allah'ın ihlaslı kulları başka.
(73, 74) Allah'ın samimi kulları hariç, uyarılanların (fakat inanmayanların) sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Bunun tek istisnası var: imanını saf ve temiz tutma çabalarını Allah'ın desteklediği samimi kullar!
Allah'ın halis kulları hariç, (insanların çoğu sapkınlığa mütemayildir.)
Sadece Allah'ın ihlasa (samimiyete, saflığa) erdirilmiş kulları bunun dışında kaldı.
Ancak muhlis olan kullar başka.
Allah'ın ihlâslı kulları müstesna.
Allah'ın içten kulları böyle değildir.
Allah'ın ihlaslı kulları müstesna.
Kendilerini sadece ALLAH'a adayan kulları hariç.
Kendilerini sadece ALLAH'a adayan kulları hariç.
Ancak Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka.
Ancak Allahın ıhlas ile seçilen kulları başka
Ancak Allah'ın muhles dipnot 1 kulları hariç.
Ancak Allah'ın muhles dipnot 1 kulları hariç.
Ancak Allah'ın muhles dipnot 1 kulları hariç.
Ancak muhlis olan kullar başka.
Allahın ihlasa erdirilmiş (samirni) kulları müstesna.
Ancak Allah'ın ihlasa erdirilmiş kulları müstesna.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Allah’ın ihlaslı kulları müstesna.
Ancak Allah'ın halis kulları o azabın dışında kaldılar.
Samimiyeti Allah tarafından onaylanmış olan kulların dipnot 1 hali ise başkadır.
Ama Allah'ın içi temiz kullarının hali başka olur.
Allah’ın ihlaslı kullarının dışında...
Allah'ın arınan ihlaslı kullarının dışında...
Ancak Allah'ın samimi, temiz kulları kurtuldu.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.