Tûr suresi · 1–16. ayetler

Yemin; azabın gerçekleşmesi ve cehennem

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Tûr suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 1. ayet. وَٱلطُّورِ

    Diyanet İşleri

    (1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun: Tûr'a,

    Mustafa İslamoğlu

    Ulu Sina dağı şahit olsun!

    Muhammed Esed

    Düşün Sina Dağı'nı!

    Ahmed Hulusi

    O Tur'a (Tur - Sina Dağı'nda Musa'nın karşılaştığı hakikate),

    Ali Bulaç

    Tur'a andolsun.

    Ali Özek ve heyeti

    Tûr'a,

    Ali Rıza Safa

    Yemin olsun; Dağ'a! dipnot 454

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 454
      Dağ anlamına gelen Tur sözcüğüne, Kur'an çevirilerinde, çoğunlukla, Sina Dağı veya Tur Dağı olarak anlam verilmiştir. Sina Dağı, 23:20 ayetinde Turi Seynae olarak; 95:2 ayetinde ise Turi Sinin olarak bildirilmiştir. Kur'an'da sözü edilen diğer dağlar ise Cebel veya Revasiye gibi sözcüklerle bildirilir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Tur'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…

    Edip Yüksel

    Ant olsun Tur'a,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Andolsun Tur'a,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun o Tur'a,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kasem olsun o Tura

    Erhan Aktaş

    Tur'a ant olsun;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Tur'a ant olsun;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Tur'a ant olsun;

    Gültekin Onan

    Tur'a andolsun.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun "Tuur" a,

    İbni Kesir

    Andolsun; Tur'a.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Tûr’a yemin olsun.

    Süleyman Ateş

    Andolsun Tur'a (Musa'nın vahiy aldığı Sina Dağı'na).

    Süleymaniye Vakfı

    Tur dağına dipnot 1 ,

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tur, dağ anlamındadır (Mekayis). Kur'an'da sadece Sina'da bulunan bir dağın adı olarak kullanıldığından dolayı özel isim kabul edilir (Müfredat). Burası, Musa aleyhisselamın ilk vahiy aldığı, Mısır'dan çıktıktan sonra da İsrailoğullarıyla birlikte geri dönüp (Tevrat/Mısır'dan Çıkış 3:12) on emri aldığı dağdır (Meryem 19/52, Kasas 28/29, 46, Tin 95/2).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sina Dağı,

    Şaban Britch

    Tûr’a...

    Şaban Piriş

    (1-3) Tur'a... yayılmış ince deri üzerine yazılmış kitaba...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun Tura,

  2. Tûr suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 2. ayet. وَكِتَٰبٍ مَّسْطُورٍ

    Diyanet İşleri

    (1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

    Mehmet Okuyan

    (2, 3) Yayılmış ince deriye satır satır yazılmış Kitaba,

    Mustafa İslamoğlu

    Satırlarda kayıtlı ilahi mesaj (şahit olsun),

    Muhammed Esed

    Düşün (Allah'ın) vahyi(ni), ki işlenmiştir

    Ahmed Hulusi

    Satır satır yazılmış (tüm detayları ihtiva eden) BİLGİ'ye!

    Ali Bulaç

    Satır (satır) dizili kitaba,

    Ali Özek ve heyeti

    yayılmış satır satır yazılmış Kitab'a,

    Ali Rıza Safa

    Yemin olsun; satır satır yazılmış Kitap'a!

    Bayraktar Bayraklı

    - Tur'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…

    Edip Yüksel

    Kaydedilmiş kitaba,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kaydedilmiş kitaba,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (2-3) Yayılmış ince deri üzerine yazılmış bir Kitab'a,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yazılmış bir kitaba

    Erhan Aktaş

    Satır satır yazılmış Kitap'a,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Satır satır yazılmış Kitap'a,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Satır satır yazılmış Kitap'a,

    Gültekin Onan

    Satır (satır) dizili kitaba,

    Hasan Basri Çantay

    (2-3) Neşredilmiş kağıd (lar) içinde yazılı kitaba,

    İbni Kesir

    Satır satır dizilmiş kitaba;

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve yazılmış kitaba.

    Süleyman Ateş

    Satır satır yazılmış Kitaba;

    Süleymaniye Vakfı

    satır satır yazılı Kitab'a

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Satır satır yazılmış Kitap

    Şaban Britch

    Ve sayfalara yazılmış kitaba…

    Şaban Piriş

    (1-3) Tur'a... yayılmış ince deri üzerine yazılmış kitaba...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Satır satır yazılmış Kitap'a,

  3. Tûr suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 3. ayet. فِى رَقٍّ مَّنشُورٍ

    Diyanet İşleri

    (1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

    Mehmet Okuyan

    (2, 3) Yayılmış ince deriye satır satır yazılmış Kitaba,

    Mustafa İslamoğlu

    açılmış deri tomarlarda!

    Muhammed Esed

    açık tomarlar üstüne.

    Ahmed Hulusi

    Menşur (açığa çıkmış) rakk'ta (algılanır fiiller boyutunda).

    Ali Bulaç

    Yayılmış ince deri üzerine;

    Ali Özek ve heyeti

    ince deri üzerine,

    Ali Rıza Safa

    Yayılmış ince deri üstüne. dipnot 455

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 455
      "Yayılmış ince deri üstüne" tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Açılmış sayfalara yazılı" veya "Parşömen üzerine yazılı" veya "Yayılmış yapraklarda yazılı" biçiminde çevrilmiştir. Kimi çevirilerde ise bu tümce "İnsanın anlayışına her zaman açık olan" biçiminde yorumlanmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Tur'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…

    Edip Yüksel

    Ki parşömen üzerinde yayımlanmış.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ki parşömen üzerinde yayımlanmış.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (2-3) Yayılmış ince deri üzerine yazılmış bir Kitab'a,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve yayılmış bir verakta

    Erhan Aktaş

    Üzerine yazı yazılmış, yayılmış ince deriye.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Üzerine yazı yazılmış, yayılmış ince deriye.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Üzerine yazı yazılmış, yayılmış ince deriye.

    Gültekin Onan

    Yayılmış ince deri üzerine;

    Hasan Basri Çantay

    (2-3) Neşredilmiş kağıd (lar) içinde yazılı kitaba,

    İbni Kesir

    Yayılmış ince deri üzerine.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yayılmış sahifeler içindeki.

    Süleyman Ateş

    Yayılmış ince deri üzerine,

    Süleymaniye Vakfı

    ki o, açılıp yayılan parşömendedir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlk ayette Tur dağı üzerine yemin edilmesi, bu ve önceki ayette özellikleri anlatılan kitabın Musa aleyhisselama indirilen kitap olduğunu düşündürmektedir (A'raf 7/145, 150-154).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Açık sayfalarda yazılmış!

    Şaban Britch

    Deri üzerine…

    Şaban Piriş

    (1-3) Tur'a... yayılmış ince deri üzerine yazılmış kitaba...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki açılıp yayılmış ince deri üzerine yazılmıştır.

  4. Tûr suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 4. ayet. وَٱلْبَيْتِ ٱلْمَعْمُورِ

    Diyanet İşleri

    (1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

    Mehmet Okuyan

    Ziyaret edilen Ev'e (Kâbe'ye), dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Tûr] kelimesi "dağ" demektir. Burada kastedilen, Hz. Musa'nın vahiy aldığı Sînâ Dağı olabilir. Ayetteki kitap ise "Kur'an" olmalıdır. [Beyt-i Ma'mûr] "bakımlı ev" ifadesi, göklerde bulunan ve "her gün pek çok meleğin tavaf ettiği veya [arş]ın hizasında bulunan [es-surrâh] adlı özel bir ev" veya "Kâbe" olduğu ifade edilmektedir. Amacın Kâbe olduğu görüşünü tercih ettiğimizi belirtmek isteriz.

    Mustafa İslamoğlu

    el-Beytu'l-Ma-mur şahit olsun,

    Muhammed Esed

    Ayakta kalan (ibadet) evi(ni) düşün!

    Ahmed Hulusi

    Beyt-i Mamur'a (Zati ilimle meydana gelmiş Esma mertebesi, Hakikat-i Muhammedi - mükemmel imar edilmiş ev - Allah Esma'sından kaynaklanan halife özelliğini yaşamakta olan insan şuuru);

    Ali Bulaç

    Ma'mur eve,

    Ali Özek ve heyeti

    Beyt-i Ma'mûr’a,

    Ali Rıza Safa

    Yemin olsun; Ayakta Kalan Ev'e! dipnot 456

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 456
      "Ayakta Kalan Ev" olarak yazdığımız "Beyti ma'mur" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Mamur bir ev olan Kabe" veya "Bakımlı ve şen ev olan Kabe" veya "Düzenli bir biçimde bakılan o ev" veya "Bayındır ev" biçiminde çevrilmiştir. Kimi Kur'an çevirilerinde ise "Beyt-i Mamur" olarak bırakılmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Tur'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…

    Edip Yüksel

    Sık sık ziyaret edilen Ev'e,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sık sık ziyaret edilen Eve (Kabe'ye),

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Beyt-i Ma'müra,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve beyti ma'mura

    Gültekin Onan

    Ma'mur eve,

    Hasan Basri Çantay

    Ma'muur eve,

    İbni Kesir

    Ma'mur eve.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Beyt-i Ma'mur'a.

    Süleyman Ateş

    Ma'mur (bakımlı, şen) Ev (Ka'be'y)e,

    Süleymaniye Vakfı

    Beyt-i Mamur'a dipnot 1 ,

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbadetle canlı tutulan mescit beyt-i mamurdur (Tevbe 9/17-18). Ancak bir çok mescit, amacının dışına çıkarılarak harap edilir (Bakara 2/114). el-Mescid'ul-haram olarak nitelenen Kabe ve çevresi de insanların isyanı yüzünden Nuh Tufanı ile yıkılmış ve İbrahim aleyhisselam tarafından tekrar yapılmış (Bakara 2/127) ama daha sonra yine bir şirk yuvasına dönüşmüştü (Tevbe 9/17-18). el-Mescid'ul-haram ifadesindeki el-haram kelimesi o bölgede olanların can güvenliği ile ilgilidir (Bakara 2/125-126). Orası için el-Beyt'ul-haram ifadesi de kullanılır (Maide 5/2) ama hiçbir yerde el-ma'mur /içinde sürekli Allah'a ibadet edilen yer ifadesi kullanılmaz. İnsanlar sık sık Allah'a isyan edip mescitleri amacının dışına çıkardıkları için dünyada hiçbir mescidin böyle bir özelliği yoktur. Burası, gökte bulunan ve sürekli içinde ibadet yapılan bir mescit olmalıdır. Şeytanlar birinci kat semaya dahi yaklaştırılmadıkları (Saffat 37/7-10) gibi Allah'a isyan eden hiçbir melek orada barındırılmaz, İblis gibi derhal oradan kovulur (Nisa 4/172-173, A'raf 7/11-18). Bu sebeple göklerdeki mescit, ibadet dışında bir amaçla kullanılamaz. Dolayısıyla el-Beyt'ül-Ma'mur, Nebimizin Mirac seyahatinde gittiği el-Mescid'ul- aksa /en uzak mescit olmalıdır. Nitekim rivayetlere göre orası, yedinci kat semada melekler için inşa edilmiş, bir gelen bir daha gelmemek üzere her gün 70.000 meleğin ziyaret edip ibadette bulunduğu mabeddir. (Buhari, "Bedʾü'l-ḫalḳ", 6, "Menaḳıbü'l-enṣar", 42; Müslim, "İman", 259, 264; Nesai, "Ṣalat", 1; Müsned, III, 149, 153; IV, 207, 209, 210).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Beyt-i Mamur dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yedinci kat semada bulunan kabedir.  Melekler insanlar gibi Beyt-i Mamurun çevresinde tavaf eder. Mekkede bulunan Kabe, Beyt-i  Mamurun izdüşümüdür.

    Şaban Britch

    Beyt-i Ma'mur'a…

    Şaban Piriş

    Kabe'ye.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun düzenli bir biçimde bakılan o eve,

  5. Tûr suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 5. ayet. وَٱلسَّقْفِ ٱلْمَرْفُوعِ

    Diyanet İşleri

    (1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

    Mehmet Okuyan

    Yükseltilmiş tavana (göğe),

    Mustafa İslamoğlu

    yüceltilmiş gök kubbe şahit olsun!

    Muhammed Esed

    Düşün yüksek (göğün) tavanı(nı)!

    Ahmed Hulusi

    Ref'olunmuş (Fiiller mertebesinin fevki olan ilim) tavana,

    Ali Bulaç

    Yükseltilmiş tavana,

    Ali Özek ve heyeti

    yükseltilmiş tavana,

    Ali Rıza Safa

    Yemin olsun; yükseltilmiş tavana!

    Bayraktar Bayraklı

    - Tur'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…

    Edip Yüksel

    Yükseltilmiş tavana,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yükseltilmiş tavana,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yükseltilmiş tavana (göğe),

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve sakfi merfua

    Erhan Aktaş

    Yükseltilmiş tavana ant olsun

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yükseltilmiş tavana ant olsun

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yükseltilmiş tavana ant olsun

    Gültekin Onan

    Yükseltilmiş tavana,

    Hasan Basri Çantay

    Yükseltilmiş tavana,

    İbni Kesir

    Yükseltilmiş tavana.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yükseltilmiş tavana (göğe).

    Süleyman Ateş

    Yükseltilmiş tavana (göğe),

    Şaban Britch

    Yükseltilmiş tavana (göğe)…

    Şaban Piriş

    Yükseltilmiş gök kubbeye...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun yükseltilmiş tavana,

  6. Tûr suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 6. ayet. وَٱلْبَحْرِ ٱلْمَسْجُورِ

    Diyanet İşleri

    (1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

    Mehmet Okuyan

    Kaynatılmış denize ki dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlk yemin Hz. Musa, ikinci ve üçüncü yeminler Hz. Muhammed, dördüncü yemin vahyin geldiği yüce makam, beşinci yemin ise Hz. Musa'nın vahyinin muhatabı olup itibar etmeyen Firavun'un boğulduğu denizle ilişkilendirilmiş olur. Hatta "kabartılmış deniz" yeminini ve Hz. Nuh ve Hz. Yunus'la ilişkili görürsek bu beş yeminde, dört peygamberin gündeme getirildiği söylenebilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Kükreyen taşkın deniz şahit olsun!

    Muhammed Esed

    Kabaran denizi düşün!

    Ahmed Hulusi

    Kabarıp taşan (ilim - dalga {wave}) okyanusuna!

    Ali Bulaç

    Kabarıp, tutuşan denize,

    Ali Özek ve heyeti

    dolu denize andolsun ki,

    Ali Rıza Safa

    Yemin olsun; kaynatılmış denize!

    Bayraktar Bayraklı

    - Tur'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…

    Edip Yüksel

    Ve kaynatılmış denize...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve kaynatılmış denize...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve kızdırılıp kaynatılmış taşkın denize ki,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    bahri mescure ki

    Erhan Aktaş

    Doldurulmuş denize ant olsun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Doldurulmuş denize ant olsun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doldurulmuş denize ant olsun.

    Gültekin Onan

    Kabarıp, tutuşan denize,

    Hasan Basri Çantay

    Dolan denize,

    İbni Kesir

    Dolan denize.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Taşkın denize.

    Süleyman Ateş

    Kaynatılmış denize (bunlara andolsun ki),

    Süleymaniye Vakfı

    ve doldurulmuş denizlere yemin olsun ki dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Doldurulmuş" anlamı verilen "mescur (الْمَسْجُورِ)", "secr (سجر)" kökünden türemiştir, "karıştırma, yakma ve doldurma" anlamlarına gelir (Mekayis). İnsanların yeniden diriltilmesinden önce dağlar yürütülüp parçalanmış (Taha 20/105-107, Mürselat 77/10) ve denizleri doldurmuş (Tekvir 81/6) olacağı için burada uygun olan "doldurma" anlamıdır. Aynı kelime, cehennemin doldurulması ile ilgili olarak da kullanılmıştır (Mü'min 40/72).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ve coşmuş deniz önemli olduğu gibi.

    Şaban Britch

    Taşkın denize…

    Şaban Piriş

    Taşkın denize andolsun ki...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun o alevlerle kaynatılıp köpürtülmüş denize,

  7. Tûr suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 7. ayet. إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَٰقِعٌ

    Diyanet İşleri

    (1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

    Mehmet Okuyan

    Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphe yok ki, Rabbinin azabı kesinlikle vuku bulacaktır;

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki (ey insanoğlu!) Rabbin tarafından (günahkarlar için) öngörülmüş olan azap, kesinlikle vuku bulacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Rabbinin azabı elbette gerçekleşecek olgudur!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz senin Rabbinin azabı kesin olarak gerçekleşecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Efendinin cezası kesinlikle gerçekleşecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbinin azabı kesinlikle gerçekleşecektir.

    Edip Yüksel

    Efendinin cezalandırması kesinlikle gerçekleşecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinin cezalandırması kesinlikle gerçekleşecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbinin azabı elbette gerçekleşecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbının azabı olacak muhakkak

    Erhan Aktaş

    Rabb'inin azabı kesinlikle gerçekleşecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'inin azabı kesinlikle gerçekleşecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'inin azabı kesinlikle gerçekleşecektir.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz senin rabbinin azabı kesin olarak gerçekleşecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Ki Rabbinin azabı hiç şübhesiz vaaki'dir (inecekdir),

    İbni Kesir

    Muhakkak Rabbının azabı vuku bulacaktır.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbinin azabı elbette vuku bulacaktır.

    Süleyman Ateş

    Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinin (Sahibinin) azabının kesin olarak gerçekleşeceğini bilmeniz de önemlidir.

    Şaban Britch

    Rabbinin azabı elbette vuku bulacaktır.

    Şaban Piriş

    Rabbinin azabı elbette gerçekleşecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki hiç kuşkusuz, senin Rabbinin azabı meydana gelecektir.

  8. Tûr suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 8. ayet. مَّا لَهُۥ مِن دَافِعٍ

    Diyanet İşleri

    Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur.

    Mustafa İslamoğlu

    insan kendisini ona karşı asla savunamaz.

    Muhammed Esed

    ona hiç kimse engel olamaz.

    Ahmed Hulusi

    Onu geri çevirecek güç yoktur!

    Ali Bulaç

    Onu uzaklaştırıp engel olacak yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    Ona engel olacak hiçbir şey yoktur.

    Ali Rıza Safa

    Onu uzaklaştıracak yoktur.

    Bayraktar Bayraklı

    Ona hiçbir engel yoktur.

    Edip Yüksel

    Onu engelleyecek hiçbir güç yoktur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu engelleyecek hiç bir güç yoktur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onu önleyecek biri yoktur!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoktur onu hiç bir def'edecek

    Erhan Aktaş

    Onu savacak yoktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu savacak yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O'nu savacak yoktur.

    Gültekin Onan

    Onu uzaklaştırıp engel olacak yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    Onu defedecek (hiçbir şey de) yokdur.

    İbni Kesir

    Onu engelleyecek yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu önleyebilecek yoktur.

    Süleyman Ateş

    Ona engel olacak bir şey yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu önlemek kimsenin elinde değildir.

    Şaban Britch

    Ona engel olacak hiçbir şey yoktur.

    Şaban Piriş

    Onu geri gönderecek kimse yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ona engel olacak hiçbir şey yoktur.

  9. Tûr suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 9. ayet. يَوْمَ تَمُورُ ٱلسَّمَآءُ مَوْرًا

    Diyanet İşleri

    O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.

    Mehmet Okuyan

    O gün, gök şiddetli bir şekilde sallanıp çalkalanacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Gün gelir, gök büyük bir çöküşle çöker.

    Muhammed Esed

    Göklerin (büyük) bir sarsıntı ile sarsılacağı o Gün (bu azap gerçekleşecek),

    Ahmed Hulusi

    O süreçte sema (bilinç) allak bullak (şaşkın) olur!

    Ali Bulaç

    O gün gök, sarsılıp çalkalanır.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün gök sallanıp çalkalanır.

    Ali Rıza Safa

    O gün, sarsıntıyla gök çalkalanır.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, gök şiddetle sallanır.

    Edip Yüksel

    O gün gök sallanıp sarsılacak,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün gök sallanıp sarsılacak,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün gök bir çalkanışla çalkalanır,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki Sema bir çalkanış çalkanır

    Erhan Aktaş

    O Gün dipnot 1 gök, sarsıldıkça sarsılır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap sorma günü, yalnızca Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün gök, sarsıldıkça sarsılır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün gök, sarsıldıkça sarsılır.

    Gültekin Onan

    O gün gök sarsılıp çalkalanır.

    Hasan Basri Çantay

    O gün gök sallanıb çalkanır,

    İbni Kesir

    O gün; gök, sarsıldıkça sarsılır,

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.

    Süleyman Ateş

    O gün gök, bir çalkalanış çalkanır,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göğün çalkalanıp durduğu günde,

    Şaban Britch

    O gün gök çok çalkalanıp duracak.

    Şaban Piriş

    O gün gök çok çalkalanıp duracak.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün gök bir çalkanışla çalkanır.

  10. Tûr suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 10. ayet. وَتَسِيرُ ٱلْجِبَالُ سَيْرًا

    Diyanet İşleri

    Dağlar yürüdükçe yürür.

    Mehmet Okuyan

    Dağlar da yürüdükçe yürüyecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Dağlar dehşet bir yürüyüşle yürür.

    Muhammed Esed

    ve dağların (korkunç) bir hareketle (yerlerinden oynayıp) harekete geçecekler(i Gün).

    Ahmed Hulusi

    Dağlar (benlikler) yürür gider! (Rabbin Bakıy'dir!)

    Ali Bulaç

    Ve dağlar (yerlerinden oynatan) bir yürüyüşle yürür.

    Ali Özek ve heyeti

    Dağlar yürüdükçe yürür.

    Ali Rıza Safa

    Ve bir yürüyüşle dağlar yürür.

    Bayraktar Bayraklı

    Dağlar yerlerinden kopup gider.

    Edip Yüksel

    Dağlar yürütülüp silinecek,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dağlar yürütülüp silinecek,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    dağlar da bir yürüyüş yürür,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dağlar da bir yürüyüş yürür

    Erhan Aktaş

    Dağlar yerlerinden oynar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dağlar yerlerinden oynar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dağlar yerlerinden oynar.

    Gültekin Onan

    Ve dağlar (yerlerinden oynatan) bir yürüyüşle yürür.

    Hasan Basri Çantay

    Dağlar (yerinden kopub) yürür.

    İbni Kesir

    Dağlar, yürüdükçe yürür.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dağlar yürüdükçe yürür.

    Süleyman Ateş

    Dağlar bir yürüyüş yürür ki!..

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dağlar yerlerinden oynadıkça oynar.

    Şaban Britch

    Dağlar harekete geçip yürüyecek.

    Şaban Piriş

    Dağlar harekete geçip yürüyecek...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve dağlar bir yürüyüşle yürür.

  11. Tûr suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 11. ayet. فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Diyanet İşleri

    (11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!

    Mehmet Okuyan

    Yalanlayanların o gün vay hâllerine!

    Mustafa İslamoğlu

    İşte o gün yalanlayanların vay haline!

    Muhammed Esed

    Vay haline o Gün hakikati yalanlayanların,

    Ahmed Hulusi

    O süreci yalanlayanların vay haline!

    Ali Bulaç

    İşte o gün, yalanlayanların vay haline,

    Ali Özek ve heyeti

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Ali Rıza Safa

    Yalanlayanların; o gün, artık, vay başlarına gelene!

    Bayraktar Bayraklı

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Edip Yüksel

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    vay haline artık o gün o yalan söyleyenlerin

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vay artık o gün o yalan diyenlere

    Erhan Aktaş

    O Gün yalanlayanların vay hallerine.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İzin günü dipnot 1 yalanlayanların vay hallerine.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İzin günü yalanlayanların vay hallerine.

    Gültekin Onan

    İşte o gün yalanlayanların vay haline.

    Hasan Basri Çantay

    Vay artık o gün (peygamberleri önce) tekzib edenlere!

    İbni Kesir

    İşte o gün; yalanlayanların vay haline.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün yalanlayanların vay haline!

    Süleyman Ateş

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün yalancılar çok çekecekler.

    Şaban Britch

    O gün yalanlayanların vay haline!

    Şaban Piriş

    O gün yalanlayanların vay haline!..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Vay hallerine o gün, yalanlayanların,

  12. Tûr suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 12. ayet. ٱلَّذِينَ هُمْ فِى خَوْضٍ يَلْعَبُونَ

    Diyanet İşleri

    (11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!

    Mehmet Okuyan

    Onlar daldıkları batıl içinde oyalanıp duranlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar ki daldıkları oyunda oynuyor olacaklar.

    Muhammed Esed

    (bütün hayatları boyunca) tamamen boş şeylerle oyalanıp duranların;

    Ahmed Hulusi

    Ki onlar (o yalanlayanlar şimdi) daldıkları (dünyalarındaki hayali değerler) içinde oynamaktadırlar!

    Ali Bulaç

    Ki onlar, 'daldıkları saçma bir uğraşı' içinde oynayan, oyalananlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ki onlar daldıkları bâtıl içinde oyalanıp duranlardır.

    Ali Rıza Safa

    Bir batağa dalmış oynuyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar batıla dalıp eğlenirler.

    Edip Yüksel

    Onlar ki bir bataklıkta oynamaktadırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki bir bataklıkta oynamaktadırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ki, onlar daldıkları bir batakta oynayıp duruyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki onlar daldıkları bir batakta oynayıp duruyorlar

    Erhan Aktaş

    Onlar ki, gereksiz şeylere dalıp oyalanıyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar ki, gereksiz şeylere dalıp oyalanıyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar ki, gereksiz şeylere dalıp oyalanıyorlar.

    Gültekin Onan

    Ki onlar, 'daldıkları saçma bir uğraşı' içinde oynayan, oyalananlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Ki onlar daldıkları baatıl içinde oynayıb duranlardır.

    İbni Kesir

    Onlar ki; daldıkları batıl içinde oyalanıp durmaktadırlar.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ki onlar, daldıkları batıl içinde oyalanıp duranlardır.

    Süleyman Ateş

    O daldıkları batıl içinde oynayıp duranlar,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar boş işlere dalıp eğlenenlerdir.

    Şaban Britch

    Ki onlar, boş şeylere dalıp oynuyorlardı.

    Şaban Piriş

    Ki onlar, boş şeylere dalıp, oynuyorlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki onlar bir batağa dalmış oynamaktadırlar.

  13. Tûr suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 13. ayet. يَوْمَ يُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا

    Diyanet İşleri

    (13-14) Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, "İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir.

    Mehmet Okuyan

    O gün cehennem ateşine itilip atılacaklar.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar o gün karşı konulmaz bir güçle cehennem ateşine itilecekler (ve şöyle denilecek):

    Muhammed Esed

    Onlar, o Gün (karşı konulamaz bir) darbe ile cehennem ateşine atılacaklar (ve kendilerine denilecek:)

    Ahmed Hulusi

    O süreçte Cehennem Narı'na karşı konulmaz şekilde sürüklenecekler!

    Ali Bulaç

    Cehennem ateşine, 'küçültücü bir sürüklenme ile' sürüklenecekleri gün;

    Ali Özek ve heyeti

    O gün cehennem ateşine itilip atılırlar da

    Ali Rıza Safa

    O gün, cehennem ateşine atılacaklar.

    Bayraktar Bayraklı

    - O gün cehennem ateşine zorla itilirler. Kendilerine, "İşte yalanladığınız ateş budur" denir.

    Edip Yüksel

    Cehennem ateşine itildikleri gün:

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Cehennem ateşine itildikleri gün:

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün onlar cehenneme bir kakılış kakılacak:

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki Cehenneme bir kakılış kakılacaklar

    Erhan Aktaş

    O Gün, Cehennem ateşine sürüklenirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün, Cehennem ateşine sürüklenirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün, Cehennem ateşine sürüklenirler.

    Gültekin Onan

    Cehennem ateşine, 'küçültücü bir sürüklenme ile' sürüklenecekleri gün;

    Hasan Basri Çantay

    O gün onlar cehennem ateşine itilib kakılırlar.

    İbni Kesir

    O gün; cehennem ateşine itildikçe itilirler.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün itile kakıla Cehennem ateşine atılacaklardır.

    Süleyman Ateş

    O gün (şöyle denilerek) cehennem ateşine kakılırlar:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün yaka paça cehennem ateşine atılacaklardır.

    Şaban Britch

    O gün itile kakıla Cehennem ateşine atılacaklardır.

    Şaban Piriş

    O gün itile kakıla cehennem ateşine atılacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün cehenneme bir kakılışla kakılırlar.

  14. Tûr suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 14. ayet. هَٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِى كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

    Diyanet İşleri

    (13-14) Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, "İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir.

    Mustafa İslamoğlu

    "Bu sizin vaktiyle yalanlamış olduğunuz ateştir.

    Muhammed Esed

    "Bu, sizin yalanlamış olduğunuz ateştir!

    Ahmed Hulusi

    "İşte bu, kendisini tekzip ettiğiniz o Nar!" (denilir).

    Ali Bulaç

    (Onlara şöyle denir:) "İşte sizin yalanladığınız ateş budur."

    Ali Özek ve heyeti

    «İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur!» denilir.

    Ali Rıza Safa

    "İşte, yalanladığınız ateş budur!"

    Bayraktar Bayraklı

    - O gün cehennem ateşine zorla itilirler. Kendilerine, "İşte yalanladığınız ateş budur" denir.

    Edip Yüksel

    İşte, yalanlamakta olduğunuz Ateş budur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte, yalanlamakta olduğunuz Ateş budur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bu sizin o yalan deyip durduğunuz ateş! diye.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte diye: bu sizin o yalan deyip durduğunuz ateş

    Erhan Aktaş

    İşte bu, yalanladığınız ateştir!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bu, yalanladığınız ateştir!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bu, yalanladığınız ateştir!

    Gültekin Onan

    (Onlara şöyle denir:) "İşte sizin yalanladığınız ateş budur."

    Hasan Basri Çantay

    (Şöyle denilecek:) "İşte sizin yalan saymakda idiğiniz ateş budur".

    İbni Kesir

    Yalanlayıp durduğunuz ateş, işte budur.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bu sizin yalan saydığınız ateştir (denilir).

    Süleyman Ateş

    "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara şöyle denecek: "Yalan sayıp durduğunuz ateş budur işte!

    Şaban Britch

    Yalanladığınız ateş budur!

    Şaban Piriş

    -Yalanladığınız ateş budur!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "İşte budur yalanlayıp durduğunuz ateş!"

  15. Tûr suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 15. ayet. أَفَسِحْرٌ هَٰذَآ أَمْ أَنتُمْ لَا تُبْصِرُونَ

    Diyanet İşleri

    "Bu Kur'an mı bir büyü imiş, yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?"

    Mehmet Okuyan

    Bu bir büyü müymüş! Yoksa görmüyor musunuz?

    Mustafa İslamoğlu

    Bu kara büyü(nün kabusu)mu, yoksa görmek istemediğiniz bir (hakikat) mi?

    Muhammed Esed

    Peki bu, bir yanılsama mıydı yoksa (doğruluğunu) görmek istemediğiniz bir şey mi?

    Ahmed Hulusi

    "Bu bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    "Bu da bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz."

    Ali Özek ve heyeti

    Bir büyü müdür bu, yoksa görmüyor musunuz?

    Ali Rıza Safa

    "Bu da mı büyüleyici bir söz? Yoksa siz mi görmüyordunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bu bir büyü müdür, yoksa siz mi görmüyorsunuz?"

    Edip Yüksel

    Bu bir büyü müdür, yoksa siz mi görmüyorsunuz?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu bir büyü müdür, yoksa siz mi görmüyorsunuz?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu da mı sihir, yoksa siz görmüyor musunuz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu da mı sihir? Yoksa siz görmüyor musunuz?

    Erhan Aktaş

    Bu sihir miymiş? Yoksa siz mi görmüyormuşsunuz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu sihir miymiş? Yoksa siz mi görmüyormuşsunuz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu sihir miymiş? Yoksa siz mi görmüyormuşsunuz?

    Gültekin Onan

    "Bu da bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz."

    Hasan Basri Çantay

    "(Peki) bu da mı sihir?! Yoksa siz (yine büyülendiniz de) görmüyor musunuz"?!

    İbni Kesir

    Bu bir büyü müdür, yoksa siz görmüyor musunuz?

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu da mı sihir? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?

    Süleyman Ateş

    "(Nasıl) Şimdi bu, büyümüymüş, yoksa siz mi görmüyor muşsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu da mı büyü! Bunu da mı görmüyorsunuz!

    Şaban Britch

    Bu da mı sihir? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?

    Şaban Piriş

    -Bu da mı sihir? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Bu da mı büyü?! Yoksa siz mi görmüyordunuz?"

  16. Tûr suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 16. ayet. ٱصْلَوْهَا فَٱصْبِرُوٓا۟ أَوْ لَا تَصْبِرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    "Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor."

    Mehmet Okuyan

    Girin oraya (ateşe)!' Sabretseniz de sabretmeseniz de sizin için birdir. Size, sadece yaptıklarınızın karşılığı verilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Orayı boylayın! Artık ister sabredin, ister sabretmeyin; size ilişkin (hüküm) değişmez: çünkü siz, sadece yaptıklarınızın cezasını çekmektesiniz."

    Muhammed Esed

    (İşte şimdi) onu çekin! Ama (ister) sabredin, ister etmeyin, sizin için fark etmez. Siz, yalnızca yapmış olduğunuzun karşılığını görüyorsunuz."

    Ahmed Hulusi

    "Yaşayın ateşte! Artık ister sabredin ister sabretmeyin; size fark etmez! Siz yaptıklarınızın sonuçlarını yaşamaktasınız!"

    Ali Bulaç

    "Girin ona; artık ister sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz."

    Ali Özek ve heyeti

    Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık sizin için birdir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığına çarptırılacaksınız.

    Ali Rıza Safa

    "Oraya girin; artık dirençli olsanız da dirençli olmasanız da sizin için değişmez. Yalnızca yaptıklarınızın karşılığı verilerek cezalandırılacaksınız!"

    Bayraktar Bayraklı

    Oraya girin, artık ona dayanmanız da dayanmamanız da sizin için farketmez. Siz sadece yaptığınızın karşılığını görmektesiniz.

    Edip Yüksel

    Orda yanın. İster sabredin, ister sabretmeyin sizin için değişmeyecektir. Yaptığınızın karşılığını görmektesiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orda yanın. İster sabredin, ister sabretmeyin sizin için değişmeyecektir. Yaptığınızın karşılığını görmektesiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yaslanın ona bakalım, ister sabredin, ister etmeyin, artık hepsi sizin için birdir; sadece yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yaslanın ona bakalım, ister sabredin, ister etmeyin, artık hepsi bir, hep yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz

    Erhan Aktaş

    Oraya girin. Artık dayansanız da dayanmasanız da sizin için birdir. Yaptığınız şeylerin karşılığını görüyorsunuz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Oraya girin. Artık dayansanız da dayanmasanız da sizin için birdir. Yaptığınız şeylerin karşılığını görüyorsunuz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Oraya girin. Artık dayansanız da dayanmasanız da sizin için birdir. Yaptığınız şeylerin karşılığını görüyorsunuz.

    Gültekin Onan

    "Girin ona; artık ister sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz."

    Hasan Basri Çantay

    Girin oraya! İster dayanın, ister dayanmayın, sizce birdir. Siz ancak yapageldiklerinizin cezasına çarpılıyorsunuz".

    İbni Kesir

    Girin oraya. Sabretseniz de, sabretmeseniz de artık birdir. Çünkü siz; ancak yapmakta olduklarınızla cezalandırılıyorsunuz.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Girin oraya! Sabretseniz de sabretmeseniz de artık sizin için birdir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığına çarptırılacaksınız.

    Süleyman Ateş

    "Girin ona, ister dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Ancak yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kızarın orada! Dayansanız da dayanmasanız da fark etmez. Size çektirilen sadece yaptığınızın cezasıdır."

    Şaban Britch

    Girin oraya! İster sabredin, ister sabretmeyin, sizin için birdir, eşittir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığına çarptırılacaksınız.

    Şaban Piriş

    Girin oraya! İster sabredin, ister sabretmeyin, sizin için birdir, eşittir. Ancak yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Dalın ona! Artık ister sabredin ister sabretmeyin. Sizin için hepsi birdir. Siz ancak yapıp ettiğiniz şeylerin karşılığıyla yüzyüze geleceksiniz."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.