Tûr suresi · 17–28. ayetler

Sakınanların cenneti ve oradaki konuşmaları

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Tûr suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 17. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَنَعِيمٍ

    Diyanet İşleri

    (17-18) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

    Mehmet Okuyan

    (17, 18) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar) Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefa sürerek cennetlerde ve nimet içinde olacaklardır. Rableri onları cehennem azabından korumuş olacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Sorumluluk bilinciyle yaşayanlar, tanımsız cennetlerde ve tarifsiz nimetler içinde olacaklar.

    Muhammed Esed

    (Ama,) Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar kendilerini (o Gün) bahçelerde ve esenlik içinde bulacaklar,

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki korunmuşlar, cennetler ve nimetler içindedirler.

    Ali Bulaç

    Hiç şüphesiz muttakiler, cennetlerde ve nimet içindedirler;

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz (kötülüklerden) korunanlar cennetlerde ve nimet içindedirler .

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, sorumluluk bilinci taşıyanlar, cennetler ve nimetler içindedirler.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kendilerini Allah'ın emirlerine karşı gelmekten koruyanlar, Rablerinin kendilerine verdiklerinden yararlanarak cennetler ve nimetler içinde olacaklardır. Rableri onları cehennem azabından koruyacaktır.

    Edip Yüksel

    Erdemliler bahçeler ve nimetler içindedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erdemliler bahçeler ve nimetler içindedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat (günahlardan) korunanlar cennetlerde, nimet içindedirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat korunan müttakıler Cennetler, ni'metler içinde

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Takva dipnot 1 sahipleri cennetlerde dipnot 2 ve nimetler içindedirler;

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva, Vahiy ile kötülükten korunmak, Allah'ın buyruklarına samimiyetle uymak demektir. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bahçelerde.

    Gültekin Onan

    Hiç şüphesiz muttakiler, cennetlerde ve nimet içindedirler

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki (fenalıkdan) sakınanlar cennetler, ni'met (ler) içindedirler,

    İbni Kesir

    Muhakkak ki muttakiler; cennetler ve nimetlerdedirler.

    Mehmet Alagaş

    (17-28) Sakınanlar kesinlikle cennetle ve nimettedirler, Rablerinin onlara verdikleri nedeniyle hoşnutturlar, Rableri onları cehennem azabından korumuştur, yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için, sıra sıra haldeki koltuklara yaslanırlar, İri gözlü hurilerle / havarilerle eşlenmişlerdir , iman edenlere ve zürriyetlerinden iman ederek onlara uyanlar / tabi olanlar işte onları zürriyetlerine kattık / zürriyetleri ile bir araya getirdik, onların amellerinden bir şey eksiltmedik. Her kişiye kazancı tutukludur / rehindir. Onlara iştah ettiği meyveler ve et bol bol sunulur, o rada kadeh tokuştururlar , saçmalamazlar ve günah işlemezler, etraflarında genç ler tavaf ederler , s aklı inci gibidirler , bazısı bazısına dönüp soruşturur ve derler ki gerçekten biz daha önce yakın çevremiz içindeyken endişeden titrerdik , Allah bize ihsanda bulundu ve de içlere iş leyen azaptan bizi korudu , biz bundan önce de O’na dua ediyorduk , Muhakkak ki O iyidir esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muttakiler hiç şüphe yok ki, Cennetler ve nimetler içindedirler.

    Süleyman Ateş

    Korunanlar da cennetlerde, ni'met içindedirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendini korumuş olanlar bahçelerde ve nimetler içinde...

    Şaban Britch

    Takva sahipleri Cennetlerde ve nimetler içinde olacaklardır.

    Şaban Piriş

    Korunanlar, cennetlerde ve nimetler içinde olacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Korunup sakınanlar; cennetler, nimetler içindedir.

  2. Tûr suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 18. ayet. فَٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ

    Diyanet İşleri

    (17-18) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

    Mehmet Okuyan

    (17, 18) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar) Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefa sürerek cennetlerde ve nimet içinde olacaklardır. Rableri onları cehennem azabından korumuş olacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Rablerinin kendilerine verdiği nimetlerle sevinip mutlu olacaklar ve Rableri onları gözleri yuvasından fırlatan azaptan koruyacak

    Muhammed Esed

    Rablerinin kendilerine bağışlayacağı şeyler ile mutluluk bulacaklar çünkü Rableri onları yakıcı ateşin azabından koruyacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Rablerinin kendilerinde açığa çıkardığı ile keyiflidirler! Rableri (Varlıklarını meydana getiren Esma özellikleri), onları Cahim (cehennem)'in azabından korumuştur.

    Ali Bulaç

    Rablerinin verdikleriyle 'sevinçli ve mutludurlar'. Rableri, kendilerini 'çılgınca yanan cehennemin' azabından korumuştur.

    Ali Özek ve heyeti

    Rablerinin kendilerine verdikleriyle sevinerek (Zira) Rableri onları, cehennem azabından korumuştur.

    Ali Rıza Safa

    Efendilerinin kendilerine verdikleriyle mutlu olacaklardır. Çünkü Efendileri, onları cehennem cezasından korumuştur.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kendilerini Allah'ın emirlerine karşı gelmekten koruyanlar, Rablerinin kendilerine verdiklerinden yararlanarak cennetler ve nimetler içinde olacaklardır. Rableri onları cehennem azabından koruyacaktır.

    Edip Yüksel

    Rab'lerinin kendilerine vermiş olduğu şeylerden zevk duyarlar. Efendi'leri onları cehennem azabından korumuştur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rab'lerinin kendilerine vermiş olduğu şeylerden zevk duyarlar. Rab'leri onları cehennem azabından korumuştur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rablerinin kendilerine verdiği ile sefa sürmektedirler. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rablarının kendilerine verdiği ile zevkyab olmaktadırlar, rabları korumuştur da onları o Cahim azabından

    Erhan Aktaş

    Rabb'lerinin kendilerine verdiklerinden hoşnut olarak. Rabb'leri onları Cehennem ateşinden korumuştur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'lerinin kendilerine verdiklerinden hoşnut olarak. Rabb'leri onları Cehennem ateşinden korumuştur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'lerinin kendilerine verdiklerinden hoşnut olarak. Rabb'leri onları Cehennem ateşinden korumuştur.

    Gültekin Onan

    Rablerinin verdikleriyle 'sevinçli ve mutludurlar'. Rableri, kendilerini 'çılgınca yanan cehennemin' azabından korumuştur.

    Hasan Basri Çantay

    Rablerinin kendilerine verdiği ile zevkyab olarak. Rableri onları o çılgın cehennemin azabından korumuşdur.

    İbni Kesir

    Rabblarının kendilerine verdikleriyle mutlu olarak. Rabbları onları cehennem azabından da korumuştur.

    Mehmet Alagaş

    (17-28) Sakınanlar kesinlikle cennetle ve nimettedirler, Rablerinin onlara verdikleri nedeniyle hoşnutturlar, Rableri onları cehennem azabından korumuştur, yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için, sıra sıra haldeki koltuklara yaslanırlar, İri gözlü hurilerle / havarilerle eşlenmişlerdir , iman edenlere ve zürriyetlerinden iman ederek onlara uyanlar / tabi olanlar işte onları zürriyetlerine kattık / zürriyetleri ile bir araya getirdik, onların amellerinden bir şey eksiltmedik. Her kişiye kazancı tutukludur / rehindir. Onlara iştah ettiği meyveler ve et bol bol sunulur, o rada kadeh tokuştururlar , saçmalamazlar ve günah işlemezler, etraflarında genç ler tavaf ederler , s aklı inci gibidirler , bazısı bazısına dönüp soruşturur ve derler ki gerçekten biz daha önce yakın çevremiz içindeyken endişeden titrerdik , Allah bize ihsanda bulundu ve de içlere iş leyen azaptan bizi korudu , biz bundan önce de O’na dua ediyorduk , Muhakkak ki O iyidir esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rablerinin kendilerine verdikleri ile sefa sürerler. Rableri, onları çılgın alevin azabından korumuştur.

    Süleyman Ateş

    Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefa sürerler. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sahiplerinin verdikleriyle sefa sürerler. Sahipleri onları Cehennem'in azabından da korumuştur.

    Şaban Britch

    Rablerinin kendilerine verdikleri ile sefa sürerler. Rableri, onları çılgın alevin azabından korumuştur.

    Şaban Piriş

    Rab'lerinin kendilerine verdikleri ile sevinçlidirler. Rableri, onları çılgın alevin azabından korumuştur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rablerinin kendilerine verdikleriyle keyif çatarlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

  3. Tûr suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 19. ayet. كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    (19-20) Onlara, "Dünya'da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.

    Mehmet Okuyan

    (19, 20) (Onlara) "Yaptıklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak afiyetle yiyip için!" (denecektir). Onları, güzel gözlü hurilerle eşleştirmiş (olacağ)ız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Sâffât 37:48; Sâd 38:52; Duhân 44:54; Rahmân 55:56, 72; Vâkı‘a 56:22. Çeşitli ayetlerde geçen [hûr] kelimesi, [ahver] veya [havrâ] kelimelerinin çoğuludur ve cennet eşleri için kullanılmaktadır. Gözünün akı çok beyaz, siyahı da çok siyah olanlar veya kalpleri, nefisleri ve gözleri güzel olanlara denilir. İlgili ayetlerde geçen bu kelimenin cinsiyet ve cinsellik içermesi söz konusu değildir. Çünkü kadın-erkek bütün cennetliklere cennet arkadaşı olarak ikram edilecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    (ve onlara diyecek ki): "Vaktiyle yapmış olduğunuz şeylere bir karşılık olarak yiyin, için, afiyet olsun!

    Muhammed Esed

    (Ve onlara:) "Yapmış olduklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyip için,

    Ahmed Hulusi

    "Yaptığınız fiillerin sonucu olarak oluşanları afiyetle yeyin, için!"

    Ali Bulaç

    "Yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyin ve için."

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara: Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için (denilir).

    Ali Rıza Safa

    "Yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin ve için!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlara şöyle denecektir: "Dizili koltuklara yaslanarak, yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyiniz, içiniz!" Onlara çok güzel eşler de veririz.

    Edip Yüksel

    Yapmış olduklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yapmış olduklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yaptıklarınıza karşılık yeyin, için, afiyetler olsun,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yeyin için, afiyetler olsun çalıştığınız için

    Erhan Aktaş

    Yaptıklarınızın karşılığı olarak, afiyetle yiyin ve için;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yaptıklarınızın karşılığı olarak, afiyetle yiyin ve için;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yaptıklarınızın karşılığı olarak, afiyetle yiyin ve için;

    Gültekin Onan

    "Yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyin ve için."

    Hasan Basri Çantay

    (Şöyle denilir:) "(İyi) amel (ve hareket) etmiş olduğunuz için aafiyetle yeyin, için".

    İbni Kesir

    İşlediklerinize karşılık afiyetle yeyin, için.

    Mehmet Alagaş

    (17-28) Sakınanlar kesinlikle cennetle ve nimettedirler, Rablerinin onlara verdikleri nedeniyle hoşnutturlar, Rableri onları cehennem azabından korumuştur, yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için, sıra sıra haldeki koltuklara yaslanırlar, İri gözlü hurilerle / havarilerle eşlenmişlerdir , iman edenlere ve zürriyetlerinden iman ederek onlara uyanlar / tabi olanlar işte onları zürriyetlerine kattık / zürriyetleri ile bir araya getirdik, onların amellerinden bir şey eksiltmedik. Her kişiye kazancı tutukludur / rehindir. Onlara iştah ettiği meyveler ve et bol bol sunulur, o rada kadeh tokuştururlar , saçmalamazlar ve günah işlemezler, etraflarında genç ler tavaf ederler , s aklı inci gibidirler , bazısı bazısına dönüp soruşturur ve derler ki gerçekten biz daha önce yakın çevremiz içindeyken endişeden titrerdik , Allah bize ihsanda bulundu ve de içlere iş leyen azaptan bizi korudu , biz bundan önce de O’na dua ediyorduk , Muhakkak ki O iyidir esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için!"

    Süleyman Ateş

    "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için;"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara şöyle denir: "Yiyin için; afiyet olsun. Bu, yaptıklarınıza karşılıktır."

    Şaban Britch

    Yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyin için!

    Şaban Piriş

    -Yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyin, için!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yapıp ettiklerinizin karşılığı olarak afiyetle yiyin, için!

  4. Tûr suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 20. ayet. مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ سُرُرٍ مَّصْفُوفَةٍ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍ

    Diyanet İşleri

    (19-20) Onlara, "Dünya'da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.

    Mehmet Okuyan

    (19, 20) (Onlara) "Yaptıklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak afiyetle yiyip için!" (denecektir). Onları, güzel gözlü hurilerle eşleştirmiş (olacağ)ız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Sâffât 37:48; Sâd 38:52; Duhân 44:54; Rahmân 55:56, 72; Vâkı‘a 56:22. Çeşitli ayetlerde geçen [hûr] kelimesi, [ahver] veya [havrâ] kelimelerinin çoğuludur ve cennet eşleri için kullanılmaktadır. Gözünün akı çok beyaz, siyahı da çok siyah olanlar veya kalpleri, nefisleri ve gözleri güzel olanlara denilir. İlgili ayetlerde geçen bu kelimenin cinsiyet ve cinsellik içermesi söz konusu değildir. Çünkü kadın-erkek bütün cennetliklere cennet arkadaşı olarak ikram edilecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak.."Bir de cennette onları kusursuz bakışlı temiz eşlerle denkleştirip eşleştireceğiz.

    Muhammed Esed

    sıra sıra dizilmiş (mutluluk) sedirlerine uzanarak!" (denilecek.) Ve (cennette) saf ve temiz, güzel gözlü eşler ile onları evlendireceğiz.

    Ahmed Hulusi

    Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslananlar olarak. . . Onları (bilinçleri) Hur-i Iyn (her şeyi net, akı ak karayı kara gören özelliğe sahip bedenler) ile eşleştirdik. (Dişi huri kızı diye yorumlanan bu anlatımlar tümüyle diğer cennet yaşamı anlatımları gibi bir temsili, sembolik anlatımdır. {"Meselül cennetilletiy" = CENNETİN TEMSİL (misal - benzetme) yollu anlatımı} 13. Ra'd: 35 ve 47. Muhammed: 15. . . {Sahih Hadis: Allah buyurur ki; Salih kullarım için, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir aklın kavramadığı şeyler hazırladım! Buhari, Müslim ve Tırmızi} A. H. )

    Ali Bulaç

    Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Ve Biz onları iri, ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz.

    Ali Özek ve heyeti

    Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Ayrıca biz onları, ceylan gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

    Ali Rıza Safa

    Sıralar biçiminde dizilmiş sedirlere uzanırlar. Güzel gözlü eşlerle onları evlendiririz. dipnot 457

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 457
      "Sedirlere uzanmak" deyimi "Akıl ve duyguların dingin olması" veya "Esenlik içinde olmak" anlamlarına gelir. 18:31 ve 76:13 ayetlerinde, "Divanlara uzanmak", 55:54 ayetinde, "Döşeklere uzanmak", 55:76 ayetinde, "İşlemeli minderlere uzanmak" biçiminde aynı anlama gelen deyimler bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlara şöyle denecektir: "Dizili koltuklara yaslanarak, yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyiniz, içiniz!" Onlara çok güzel eşler de veririz.

    Edip Yüksel

    Dizilmiş koltuklara yaslanmışlardır ve onları güzel eşlerle eşlendirmişizdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dizilmiş koltuklara yaslanmışlardır ve onları güzel eşlerle eşlendirmişizdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    sıra sıra dizilmiş çok güzel koltuklara yaslanarak; kendilerine güzel, iri gözlü hurileri de eş etmişizdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dayanarak, sıra sıra dizilmiş a'la koltuklara, eş etmişizdir de kendilerine güzel iri gözlü hurileri

    Erhan Aktaş

    Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Biz, onları temiz, "güzel bakışlı" hurilerle dipnot 1 eşleştirmişizdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Parlak iri siyah gözlü eşler. Bu eşleştirme, erkek için de kadın için de geçerli bir eşleştirmedir. "Hurun iynun;" ayet, bu iki kelimeden oluşmaktadır. "Hur," parlak siyah göz demektir. "İynun," ise karası fazla büyük gözlü demektir. Dolayısı ile ayet, "parlak, iri, siyah gözlü" anlamına gelmektedir "İsrailiyyat kaynaklı, sapkın erkeksi algı," ayette yer alan "Hur" kelimesine "dişil" anlam yükleyerek; ayeti, "ceylan gözlü dilberler", "ahu gözlü kadınlar", "huriler" şeklinde anlam vermektedir. Oysaki "Hur" eril ve dişil formun çoğuludur. "Hur" kelimesinin tekil formu, erkek için "ahver", dişi için "havra" dır. Kur'an'da, kelimenin çoğul formu olan "Hur" kelimesi, cinsiyet olarak ne erkek ne de kadın anlamı taşımaktadır. "Hur" kelimesi, her iki cinsi de içine alan ortak bir anlama sahiptir. Yani hem erkeğin hem de kadının gözünü ifade etmektedir. Keza "iyn" kelimesi de hem eril "a'yun" kelimesinin hem de dişil "ayna" kelimesinin çoğuludur. Ayrıca bu kelimelerle ifade edilmek istenen şey "güzelliktir. Bu kelimelerin, tefsir ve çeviri külliyatında, Cennette erkeklere sunulacak, ikram edilecek dişi varlıklar olarak tanımlanmış olması büyük bir yanılgıdır. Bu yanılgı, İslam'ın ahiret inancına sürülmüş büyük bir lekedir. Ödüllendirmede ve cezalandırmada cinsiyet ayırımcılığı yapmak, Kur'an'a atılmış büyük bir iftiradır. Bu cinsiyet ayırımcısı sapkın anlayışın durumunu, "namus" dendiğinde akıllarına yalnızca "kadının" gelmesi çok iyi tanımlamaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Biz, onları temiz, "güzel bakışlı" hurilerle dipnot 1 eşleştirmişizdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Parlak iri siyah gözlü eşler. Bu eşleştirme, erkek için de kadın için de geçerli bir eşleştirmedir. "Hurun ıynun;" ayet, bu iki sözcükten oluşmaktadır. "Hur, " parlak siyah göz demektir. "Iynun" karası fazla büyük gözlü demektir. Dolayısı ile ayet, "parlak, iri, siyah gözlü" anlamına gelmektedir "İsrailiyyat kaynaklı, sapkın erkeksi algı, " ayette yer alan "hur" sözcüğüne "dişil" anlam yükleyerek; ayeti, "ceylan gözlü dilberler", "ahu gözlü kadınlar", "huriler" şeklinde anlamlandırmaktadır. Oysaki "hur" eril ve dişil formun çoğuludur. "Hur" sözcüğünün tekil formu, erkek için "ahver", dişi için "havra" dır. Kur'an'da, sözcüğün çoğul formu olan "hur" sözcüğü, cinsiyet olarak ne erkek ne de kadın anlamı taşımaktadır. "Hur" sözcüğü, her iki cinsi de içine alan ortak bir anlama sahiptir. Yani hem erkeğin hem de kadının gözünü ifade etmektedir. Keza "ıyn" sözcüğü de, hem eril "a'yun" sözcüğünün hem de dişil "ayna" sözcüğünün çoğuludur. Ayrıca bu sözcüklerle ifade edilmek istenen şey "güzelliktir. Bu sözcüklerin, tefsir ve çeviri külliyatında, cennette erkeklere sunulacak, ikram edilecek dişi varlıklar olarak tanımlanmış olması büyük bir yanılgıdır. Bu yanılgı, İslam'ın ahiret inancına sürülmüş büyük bir lekedir. Ödüllendirmede ve cezalandırmada cinsiyet ayırımcılığı yapmak, Kur'an'a atılmış büyük bir iftiradır. Bu cinsiyet ayırımcısı sapkın anlayışın durumunu, "namus" dendiğinde akıllarına yalnızca "kadının" gelmesi çok iyi tanımlamaktadır

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Biz, onları temiz, "güzel bakışlı" hurilerle dipnot 1 eşleştirmişizdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Hur" sözcüğünün tekil formu, erkek için "ahver", dişi için "havra" dır. Yani, "hur" eril ve dişil formun çoğuludur. Kur'an'da, sözcüğün çoğul formu olan "hur" sözcüğü, cinsiyet olarak ne erkek ne de kadın anlamı taşımaktadır. "Hur" sözcüğü, her iki cinsi de içine alan ortak bir anlama sahiptir. Bu sözcüğün, tefsir ve çeviri külliyatında, Cennet'te erkeklere sunulacak, ikram edilecek dişi varlıklar olarak tanımlanmış olması, vahye dair önemli yanılgılardan biridir. Bu yanılgı İslam'ın ahiret inancına sürülmüş büyük bir lekedir. Ödüllendirmede ve cezalandırmada cinsiyet ayırımcılığı yapmak, Kur'an'a iftira atmaktır.

    Gültekin Onan

    Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Ve biz onları iri ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz.

    Hasan Basri Çantay

    "Sıra sıra dizilmiş tahtlara yaslananlar olarak". Biz onlara şahin gözlü huurileri eş yapdık.

    İbni Kesir

    Sıra sıra dizilmiş tahtlara yaslanarak. Ve onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirdik.

    Mehmet Alagaş

    (17-28) Sakınanlar kesinlikle cennetle ve nimettedirler, Rablerinin onlara verdikleri nedeniyle hoşnutturlar, Rableri onları cehennem azabından korumuştur, yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için, sıra sıra haldeki koltuklara yaslanırlar, İri gözlü hurilerle / havarilerle eşlenmişlerdir , iman edenlere ve zürriyetlerinden iman ederek onlara uyanlar / tabi olanlar işte onları zürriyetlerine kattık / zürriyetleri ile bir araya getirdik, onların amellerinden bir şey eksiltmedik. Her kişiye kazancı tutukludur / rehindir. Onlara iştah ettiği meyveler ve et bol bol sunulur, o rada kadeh tokuştururlar , saçmalamazlar ve günah işlemezler, etraflarında genç ler tavaf ederler , s aklı inci gibidirler , bazısı bazısına dönüp soruşturur ve derler ki gerçekten biz daha önce yakın çevremiz içindeyken endişeden titrerdik , Allah bize ihsanda bulundu ve de içlere iş leyen azaptan bizi korudu , biz bundan önce de O’na dua ediyorduk , Muhakkak ki O iyidir esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanmışlardır ve onları iri gözlü beyaz tenli huriler ile evlendiririz.

    Süleyman Ateş

    "Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak." Onları, iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Sıra sıra dizili sedirlere yaslanacaklar dipnot 1 . Ceylan gözlü hurileri de yanlarına (hizmetçi olarak) vermiş olacağız dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Cennete giden müminlere kadın ve erkek hizmetçiler verilecektir. Kadın hizmetçilere huri, erkek hizmetçilere "vildan" denir. Vücutları, kabuğunda saklı inciler gibi örtülü olan, gözlerini, hizmet ettikleri kişilerin üzerinden ayırmayan huriler (Saffat 37/48-49, Rahman 55/56; 72, Vakıa 56/22-23) yüksek seviyede hizmet veren, birbirleriyle aynı yaşta dişi varlıklar olacaktır (Nebe 78/33). Hurilerle ilgili olarak bu ayette ve Duhan 44/54'te geçen "(وَزَوَّجْنَاهُم بِحُورٍعِينٍ) Onlara, iri siyah gözlü hurileri zevc yapmış oluruz." ifadesinden dolayı hurilerin, cennete giden erkeklere odalık olarak verileceği iddia edilir ama bu iddia yanlıştır. Arapçada aynı görüş etrafında birleşenlerden her birine zevc (Vakıa 56/7) dendiği gibi aynı cinsten canlıların erkeğine, dişisine, bir çift ayakkabıdan her birine, nitelikleri birbirine yakın veya zıt olan iki şeyden her birine zevc denir. Fasih Arapçada "zevce" kelimesi yoktur. Zevc ile aynı kökten olan "(زوج) zevvece" fiili, tek mef'ul /nesne alırsa "bir şeyi çift yapma" (Şura 42/49-50), iki nesne alır da ikinci nesne, fiile doğrudan bağlanırsa "evlendirme" anlamına gelir (Ahzab 33/37). Ama ikinci nesne fiile, harf-i cer ile bağlanırsa onun çok yakına alınması anlamını ifade eder. Bu sebeple ayetlerde geçen "Onlara, ceylan gözlü hurileri zevc yapmış oluruz." ifadesinin tek anlamı, hurilerin yakın hizmetçiler yapılacağıdır (Müfredat). Zaten huri kelimesi, bir şeyden uzaklaşıp tekrar o şeye dönme anlamındaki "havr (حَوْر)" kökünden türemiştir (Lisan'ul-Arab). Bu da onların, hizmet ettikleri kişilere yakın konumda olacaklarını (Sad 38/52), kendilerinden istenen şeyleri, çevrelerinde dolaşan erkek hizmetçilerden (vildandan) alıp getireceklerini gösterir. Erkek hizmetçiler de kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler, kadehler, çeşit çeşit meyveler, etler, kuş etleri ve zencefil katkılı sularla çevrelerinde, saçılmış inciler gibi dolaşacaklardır (Vakıa 56/17-21; İnsan 76/15-19).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sıra sıra dizilmiş sedirlere yaslanırlar. Onlara, iri siyah gözlü kadınları (hurileri) hizmetçi olarak dipnot 1 veririz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da eşleştirmek fiilinin iki türlü kullanımı vardır. Birincisi evlendirmek anlamına gelen (زَوَّجْنَاكَهَا لِكَیْ) zevvecna keha like(Bkz: Ahzab 33/37) ve ikincisi yanına, hizmetine vermek anlamına gelen (وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ) zevvecnahum bi (Bkz:Duhan 44/54 ve bu ayet) kalıbıdır.

    Şaban Britch

    Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanmışlar ve onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

    Şaban Piriş

    Özenle dizilmiş tahtlarda arkalarına yaslanmışlar ve onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Art arda dizilmiş koltuklar üzerinde yaslanmış olarak." Ve biz onları parlak, iri gözlü hurilerle eşleştirmişizdir.

  5. Tûr suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 21. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَٰنٍ أَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَآ أَلَتْنَٰهُم مِّنْ عَمَلِهِم مِّن شَىْءٍ كُلُّ ٱمْرِئٍۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌ

    Diyanet İşleri

    İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir.

    Mehmet Okuyan

    İman edenlere ve onlara imanla uyan nesiller(in)e gelince; biz onları (cennette) nesilleriyle buluşturacağız. dipnot 1 Onların yapıp ettiklerinden hiçbir şey eksiltmeyeceğiz. Her kişi kazandığına karşılık rehindir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle imanla ölenlerin cennette dünyadaki kendi aileleriyle birlikte olacağının delilidir. Benzer mesajlar: Ra‘d 13:23; Mü'min 40:8; İnşikâk 84:9.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Müddessir 74:38.

    Mustafa İslamoğlu

    Kendileri iman eden, ve soyları da bu muhteşem imanı izleyenlere gelince: Biz onları soylarıyla buluşturacağız ve kendi yaptıklarının (karşılığından) da hiçbir şey eksiltmeyeceğiz; (ne ki) herkesin (akıbeti) kendi kazandıklarına bağlıdır.

    Muhammed Esed

    Kendileri iman eden ve soyları bu imanı sürdürecek olanlara gelince, Biz onları soyları ile bütünleştirecek ve işlerini heder ettirmeyeceğiz (ama, sonuçta) herkes kendi kazandığının hesabını verecek.

    Ahmed Hulusi

    İman edenler ve imanlı olarak kendilerine tabi olan zürriyetleri var ya; onlara kendilerinden gelenleri de ekledik! Onların kazançlarından hiçbir şeyi de eksiltmedik. . . Her kişi yaptığının getirisine bağlıdır!

    Ali Bulaç

    İman edenler ve soyları da kendilerini imanda izleyenler (var ya); biz onların soylarını da kendilerine katıp ekledik. Onların amellerinden hiçbir şeyi eksiltmedik. Her kişi, kendi kazandığına karşılık bir rehindir.

    Ali Özek ve heyeti

    İman eden ve soylarından gelenlerde, imanda kendilerine tâbi olanlar (var ya)! İşte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Onların amellerinden de bir şey eksiltmedik. Herkes kazandıklarına karşı bir rehindir.

    Ali Rıza Safa

    Hem inananları hem de soyları onlar gibi inanmış olanların soylarını onlara katarız ve yaptıklarından hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes, kendi kazandığının hesabını verir.

    Bayraktar Bayraklı

    İnananlar ve soyları da imanlı olarak kendilerine uyanları, soyları ile buluştururuz. Onların yaptıklarından hiçbir şeyi eksiltmeyiz. Herkes kazandığına karşılık rehindir.

    Edip Yüksel

    Soyları tarafından izlenen iman edenlere soylarını da katarız ve onların yaptıklarından hiçbir şeyi eksiltmeyiz. Herkes kazanmış olduğu şeylerin bir ipoteğidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Soyları tarafından izlenen inananlara soylarını da katarız ve onların yaptıklarından hiç bir şeyi eksiltmeyiz. Herkes kazanmış olduğu şeylerin bir ipoteğidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İman edip zürriyetleri de iman ile arkalarından gelmiş olanlar, işte Biz, onların nesillerini de kendilerine katmışızdır. Bununla beraber kendilerine amellerinden hiçbir şey de eksiltmemişizdir. Herkes kazancına bağlıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve İyman edenleri ki zürriyyetleri de iyman ile arkalarından gelmiş, zürriyyetlerini kendilerine ilhak etmişizdir, bununla beraber kendilerine amellerinden hiçbir şey eksiltmemişizdir, herkes kazancına bağlıdır.

    Erhan Aktaş

    İman eden, soyları da iman ederek kendilerine tabi olan kimselerin, soylarını da kendilerine kattık. dipnot 1 Ve onların yaptıklarından bir şey eksiltmedik. Herkes kendi yaptıklarının karşılığını alacak.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cennet'i hak etmiş aile bireylerini, kan bağı mensuplarını Cennet'te bir araya getireceğiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman eden, soyları da iman ederek kendilerine tabi olan kimselerin, soylarını da kendilerine kattık dipnot 1 . Ve onların yaptıklarından bir şey eksiltmedik. Herkes kendi yaptıklarının karşılığını alacak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cennet'i hak etmiş aile bireylerini, kan bağı mensuplarını Cennet'te bir araya getireceğiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman eden, soyları da iman ederek kendilerine tabi olan kimselerin, soylarını da kendilerine kattık dipnot 1 . Ve onların yaptıklarından bir şey eksiltmedik. Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cennet'i hak etmiş aile bireylerini, kan bağı mensuplarını Cennet'te bir araya getireceğiz.

    Gültekin Onan

    İnananlar ve soyları kendilerini inançta izleyenler; biz onların soylarını da kendilerine katıp ekledik. Onların amellerinden hiçbir şeyi eksiltmedik. Her kişi, kendi kazandığına karşılık bir rehindir.

    Hasan Basri Çantay

    İman edib de zürriyyetleri de iman ile kendilerine ta'bi olanlar (yok mu?) biz onların nesillerini de kendilerine katdık. Kendilerinin amelinden bir şey de eksiltmedik. Herkes kazancı mukaabilinde bir rehindir.

    İbni Kesir

    İman edip de soyları da imanda kendilerine tabi olanlar; onlara, soylarını da kattık. Onların işlediklerinden hiç bir şey eksiltmedik. Herkes kazandığı ile bağlıdır.

    Mehmet Alagaş

    (17-28) Sakınanlar kesinlikle cennetle ve nimettedirler, Rablerinin onlara verdikleri nedeniyle hoşnutturlar, Rableri onları cehennem azabından korumuştur, yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için, sıra sıra haldeki koltuklara yaslanırlar, İri gözlü hurilerle / havarilerle eşlenmişlerdir , iman edenlere ve zürriyetlerinden iman ederek onlara uyanlar / tabi olanlar işte onları zürriyetlerine kattık / zürriyetleri ile bir araya getirdik, onların amellerinden bir şey eksiltmedik. Her kişiye kazancı tutukludur / rehindir. Onlara iştah ettiği meyveler ve et bol bol sunulur, o rada kadeh tokuştururlar , saçmalamazlar ve günah işlemezler, etraflarında genç ler tavaf ederler , s aklı inci gibidirler , bazısı bazısına dönüp soruşturur ve derler ki gerçekten biz daha önce yakın çevremiz içindeyken endişeden titrerdik , Allah bize ihsanda bulundu ve de içlere iş leyen azaptan bizi korudu , biz bundan önce de O’na dua ediyorduk , Muhakkak ki O iyidir esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman edip, soyları iman ile kendilerine uyanların biz evlatlarını da kendilerine katarız. Amellerinden de hiçbir şey eksiltmeyiz. Her kişi kendi kazandıkları karşılığında bir rehinedir.

    Süleyman Ateş

    Kendileri inanmış, zürriyetleri de imanda kendilerine uymuş olan kimselerin zürriyetlerini de kendilerine katmışızdır; kendi ameller(inin sevab)ından da hiçbir şey eksiltmemişizdir. Herkes kendi kazandığına bağlıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nesillerinden, inanıp güvenmiş (imanlı) olarak kendilerini takip etmiş olanları da o müminlere katarız. Onların yaptıklarından bir şey de eksiltmeyiz dipnot 1 . Çünkü herkesi, kendi kazandığı bağlar dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat yüzünden yanına alan konumunda olan kişinin kazandıklarında bir eksilme olmaz. Gelen, kendi kazandığıyla gelir ve diğerine yük olmaz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayetler, cehennemde yalnızlaşan ve oranın azabını çeken Müslümanların cennetteki yakınlarının yanına yerleştirileceklerini göstermektedir. İşte şefaat budur.

    Şaban Britch

    İman edenleri, soylarından da iman ederek onlara tabi olanları bir araya getirdik. Amellerinden hiç bir şey eksiltmedik. Her kişi, kendi yapıp kazanmakta olduğuna karşılık bir rehindir.

    Şaban Piriş

    İman edenleri, soylarından da iman ederek onlara tabi olanları bir araya getirdik. Çalışmalarından hiçbir şey eksiltmedik. Her kişi, kazancına bağlı bir rehinedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip zürriyetleri de imanda kendilerine uyanların, soy soplarını da kendilerine katmışızdır. Ve kendi amellerinden kendilerinin hiçbir şeyini eksiltmemişizdir. Her kişi, kazandığı karşılığında bir rehindir.

  6. Tûr suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 22. ayet. وَأَمْدَدْنَٰهُم بِفَٰكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.

    Mehmet Okuyan

    Onlara canlarının istediği türden meyve ve etten bolca vermiş olacağız.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Biz onlara meyve ve etin her türünü, canlarının çektiği her şeyi sunacağız;

    Muhammed Esed

    Biz onlara meyveyi ve eti bolca vereceğiz, ne isterlerse hepsini.

    Ahmed Hulusi

    Onlara temenni ettikleri meyve (marifet türleri) ve etten (özelliklerini açığa çıkaracakları bedensel özelliklerden) bol bol verdik.

    Ali Bulaç

    Onlara, istek duyup arzuladıkları meyvelerden ve etten bol bol verdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.

    Ali Rıza Safa

    Canlarının istediği meyvelerden ve etlerden sunarız.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara, hoşlarına giden meyvelerden ve etten de veririz.

    Edip Yüksel

    Onlara canlarının istediği meyveden ve etten bol bol veririz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara canlarının istediği meyveden ve etten bol bol veririz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de onlara bir meyve ve içlerinin çekeceği bir et yetiştirmekteyiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de onlara bir meyve ve içlerinin çekeceği bir et yetiştirmekteyizdir.

    Erhan Aktaş

    Onlara; meyvelerden, etlerden ve canlarının çektiği şeylerden bol bol sunarız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara; meyvelerden, etlerden ve canlarının çektiği şeylerden bol bol sunarız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara; meyvelerden, etlerden ve canlarının çektiği şeylerden bol bol sunarız.

    Gültekin Onan

    Onlara, istek duyup arzuladıkları meyvelerden ve etten bol bol verdik.

    Hasan Basri Çantay

    Onlara canlarının isteyeceği meyve (ler) i, et (ler) i de bol bol verdik.

    İbni Kesir

    Onlara, diledikleri meyve ve etten bol bol vermişizdir.

    Mehmet Alagaş

    (17-28) Sakınanlar kesinlikle cennetle ve nimettedirler, Rablerinin onlara verdikleri nedeniyle hoşnutturlar, Rableri onları cehennem azabından korumuştur, yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için, sıra sıra haldeki koltuklara yaslanırlar, İri gözlü hurilerle / havarilerle eşlenmişlerdir , iman edenlere ve zürriyetlerinden iman ederek onlara uyanlar / tabi olanlar işte onları zürriyetlerine kattık / zürriyetleri ile bir araya getirdik, onların amellerinden bir şey eksiltmedik. Her kişiye kazancı tutukludur / rehindir. Onlara iştah ettiği meyveler ve et bol bol sunulur, o rada kadeh tokuştururlar , saçmalamazlar ve günah işlemezler, etraflarında genç ler tavaf ederler , s aklı inci gibidirler , bazısı bazısına dönüp soruşturur ve derler ki gerçekten biz daha önce yakın çevremiz içindeyken endişeden titrerdik , Allah bize ihsanda bulundu ve de içlere iş leyen azaptan bizi korudu , biz bundan önce de O’na dua ediyorduk , Muhakkak ki O iyidir esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.

    Süleyman Ateş

    Ve onlara canlarının istediği meyvadan ve etten bol bol vermişizdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Canlarının çektiği meyveler ve etlerden bol bol veririz.

    Şaban Britch

    Onlara arzu ettikleri her meyveyi ve eti bol bol vermişizdir.

    Şaban Piriş

    Onlara arzu ettikleri her meyveyi ve eti bol bol vermişizdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz onlara canlarının çektiği meyveden ve etten ikram ettik.

  7. Tûr suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 23. ayet. يَتَنَٰزَعُونَ فِيهَا كَأْسًا لَّا لَغْوٌ فِيهَا وَلَا تَأْثِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Orada, (içilince) boş söz söyletmeyen, günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar.

    Mehmet Okuyan

    Boş söze de günaha girmeye de (neden) olmayan kadeh(lerden almak için) orada karşılıklı olarak çekişecekler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Sâffât 37:47; Vâkı‘a 56:25; Nebe' 78:35.

    Mustafa İslamoğlu

    orada birbirlerine içeni boşboğaz etmeyen ve günaha sokmayan dolu kadehler sunacaklar.

    Muhammed Esed

    ve orada, (cennette), birbirlerine, boş konuşturmayan ve günaha sokmayan kaseler uzatacaklar.

    Ahmed Hulusi

    Onda, sarhoşlatıp ne düşünüp söylediğini bilmez hale getirmeyen içkiler kapışırlar!

    Ali Bulaç

    Orada bir kadeh kapışır çekişirler ki, onda ne 'boş ve saçma bir söz', ne günaha sokma yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    Orada karşılıklı kadeh tokuştururlar, ama burada (içki yüzünden) ne saçmalama vardır, ne de günaha girme.

    Ali Rıza Safa

    Boş söz söyletmeyen ve suç işletmeyen kadehler kaldırırlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Orada karşılıklı kadeh tokuştururlar; ama burada kötü söz de yoktur, günah işleme de.

    Edip Yüksel

    Orada birbirlerinden kadeh kapışırlar, orda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada birbirlerinden kadeh kapışırlar, onda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Orada kadeh teati ederler ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de bir günaha sokma!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Orada bir peymane çekiştirirler ki ne bir saçmalama vardır onda ne bir günaha sokma

    Erhan Aktaş

    Birbirlerine, saçmalamaya ve günaha yol açmayan kadehler sunacaklar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Birbirlerine, saçmalamaya ve günaha yol açmayan kadehler sunacaklar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Birbirlerine, saçmalamaya ve günaha yol açmayan kadehler sunacaklar.

    Gültekin Onan

    Orada bir kadeh kapışır çekişirler ki, onda ne 'boş ve saçma bir söz' ne günaha sokma vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Orada birbirleriyle öyle kadeh çekişirler ki! Onda ne bir saçmalama, ne de bir günaha sokma yokdur.

    İbni Kesir

    Orada öyle bir kadehi devrederler ki; onda, bir saçmalama ve günaha sokma yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (17-28) Sakınanlar kesinlikle cennetle ve nimettedirler, Rablerinin onlara verdikleri nedeniyle hoşnutturlar, Rableri onları cehennem azabından korumuştur, yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için, sıra sıra haldeki koltuklara yaslanırlar, İri gözlü hurilerle / havarilerle eşlenmişlerdir , iman edenlere ve zürriyetlerinden iman ederek onlara uyanlar / tabi olanlar işte onları zürriyetlerine kattık / zürriyetleri ile bir araya getirdik, onların amellerinden bir şey eksiltmedik. Her kişiye kazancı tutukludur / rehindir. Onlara iştah ettiği meyveler ve et bol bol sunulur, o rada kadeh tokuştururlar , saçmalamazlar ve günah işlemezler, etraflarında genç ler tavaf ederler , s aklı inci gibidirler , bazısı bazısına dönüp soruşturur ve derler ki gerçekten biz daha önce yakın çevremiz içindeyken endişeden titrerdik , Allah bize ihsanda bulundu ve de içlere iş leyen azaptan bizi korudu , biz bundan önce de O’na dua ediyorduk , Muhakkak ki O iyidir esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Orada birbirlerine kadeh sunarlar. Ama burada (içki yüzünden) ne saçmalama vardır, ne de günaha girmek.

    Süleyman Ateş

    Orada bir kadeh kapışırlar ki içinde ne saçmalama var, ne de günaha sokma.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada kadeh kaldırırlar. Ne gereksiz bir sözleri ne de yanlış davranışları olur.

    Şaban Britch

    Orada birbirlerine kadeh sunarlar. Ama burada (içki yüzünden) ne saçmalama vardır ne de günaha girmek.

    Şaban Piriş

    Orada birbirlerine kadeh sunarlar. Orada saçmalama yoktur. Günaha sokma yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Orada bir kadeh tokuştururlar ki, içinde ne bir boş laf var ne de günaha sokuş.

  8. Tûr suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 24. ayet. وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ مَّكْنُونٌ

    Diyanet İşleri

    Hizmetlerine verilmiş, kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.

    Mehmet Okuyan

    Saklı inci gibi kendilerine ait gençler (servis için) etraflarında dolaşacaklar.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve kendileri için hazırlanmış ebedi bir gençlik ve tazelik onları hiç terk etmeyecek; tıpkı kabuklarının içinde saklanmış inciler gibi olacaklar.

    Muhammed Esed

    Ve onları (ölümsüz) gençlikler bekleyecek, (sanki) kendi kendilerinin (çocuklarıymış gibi), kabuklarının içinde saklanan inciler gibi (saf ve temiz).

    Ahmed Hulusi

    Çevrelerinde gençlik dolu hizmetliler (enerjik kuvveler) koşuşur ki, sanki onlar saklı inci!

    Ali Bulaç

    Kendileri için (hizmet eden) civanlar, etrafında dönüp dolaşırlar; sanki (her biri) 'sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl.'

    Ali Özek ve heyeti

    Hizmetlerine verilmiş, (kabuğunda) saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerine özgülenmiş gençler çevrelerinde dolaşır. Sedef içinde saklı inciler gibilerdir. dipnot 458

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 458
      "Kendilerine özgülenmiş gençler" olarak yazdığımız "Gılmanun lehum" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Kendileri için hizmet eden genç delikanlılar" veya "Kendilerine özel genç hizmetçiler" veya "Kendilerine özgülenmiş genç uşaklar" veya "Kendilerini ölümsüz gençlikler bekleyecek." biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sedefteki inci gibi olan hizmetçileri, etraflarında dolaşırlar.

    Edip Yüksel

    Çevrelerinde, inciler gibi korunmuş kendilerine ait hizmetkarlar (servis için) dolaşıp durur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çevrelerinde, inciler gibi korunmuş kendilerine ait hizmetkarlar (servis için) dolaşıp durur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendilerine ait hizmetçiler, sanki sedef içinde saklı inciler gibi onların etrafında pırıl pırıl dönerler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bırıl bırıl da üzerlerine döner kendilerine mahsus hizmetciler, sanki sadeflerinde saklı inciler

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sedefleri içine gizlenmiş inci gibi ğılmanlar dipnot 1 , hizmet için çevrelerinde dolanırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hizmetçi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sedefleri içine gizlenmiş inci gibi gılman dipnot 1 , hizmet için çevrelerinde dolanırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hizmetçi gençler.

    Gültekin Onan

    Kendileri için (hizmet eden) civanlar, etrafında dönüp dolaşırlar; sanki (her biri) 'sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl'.

    Hasan Basri Çantay

    O sadefleri içinde gizlenmiş inci gibi civanlar da kendilerine (hizmet için) etraflarında döner (ler).

    İbni Kesir

    Sedefleri içinde gizlenmiş inci gibi civanlar da kendileri için etraflarında döner.

    Mehmet Alagaş

    (17-28) Sakınanlar kesinlikle cennetle ve nimettedirler, Rablerinin onlara verdikleri nedeniyle hoşnutturlar, Rableri onları cehennem azabından korumuştur, yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için, sıra sıra haldeki koltuklara yaslanırlar, İri gözlü hurilerle / havarilerle eşlenmişlerdir , iman edenlere ve zürriyetlerinden iman ederek onlara uyanlar / tabi olanlar işte onları zürriyetlerine kattık / zürriyetleri ile bir araya getirdik, onların amellerinden bir şey eksiltmedik. Her kişiye kazancı tutukludur / rehindir. Onlara iştah ettiği meyveler ve et bol bol sunulur, o rada kadeh tokuştururlar , saçmalamazlar ve günah işlemezler, etraflarında genç ler tavaf ederler , s aklı inci gibidirler , bazısı bazısına dönüp soruşturur ve derler ki gerçekten biz daha önce yakın çevremiz içindeyken endişeden titrerdik , Allah bize ihsanda bulundu ve de içlere iş leyen azaptan bizi korudu , biz bundan önce de O’na dua ediyorduk , Muhakkak ki O iyidir esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Etraflarında sedefleri içinde gizlenmiş incileri andıran delikanlı hizmetçiler dolaşır, durur.

    Süleyman Ateş

    Çevrelerinde de kendilerine mahsus, sedef içinde saklı inci gibi civanlar dolaşır (hizmet eder).

    Süleymaniye Vakfı

    Kendi çocukları çevrelerinde dolaşır; onlar sanki kabuğunda saklı birer incidirler.

    Şaban Britch

    Hizmetlerine verilmiş, kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.

    Şaban Piriş

    Etraflarında onlar için görevlendirilen genç hizmetçiler dönüp durur, onlar saklı inciler gibidirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Çevrelerinde, kendilerine özgülenmiş genç uşaklar dolaşır; sanki sedeflerinde saklı inciler.

  9. Tûr suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 25. ayet. وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Birbirlerine dönüp ("Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?" diye) sorarlar.

    Mehmet Okuyan

    Onların bir kısmı bir kısmına dönüp soracaklar.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken, birbirlerine dönüp sorular soracaklar...

    Muhammed Esed

    Ve (böylece nimet tattırılanlar,) birbirlerine dönerek (geçmişte yaşadıkları hakkında) sorular soracaklar.

    Ahmed Hulusi

    Birbirlerine dönüp geçmiş hallerini konuşurlar.

    Ali Bulaç

    Kimi kimine dönüp sorarlar;

    Ali Özek ve heyeti

    Cennettekiler birbirlerine dönüp sorarlar:

    Ali Rıza Safa

    Ve birbirlerine dönerek, soracaklar:

    Bayraktar Bayraklı

    Birbirlerine yönelip soru sorarlar.

    Edip Yüksel

    Birbirlerine dönüp geçmişi anarlar:

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Birbirlerine dönüp geçmişi anarlar:

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Birbirlerine dönmüş soruyorlar;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve ba'zısı ba'zısına dönmüş soruşuyorlardır

    Erhan Aktaş

    Bir araya gelerek söyleşirler:

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bir araya gelerek söyleşirler:

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bir araya gelerek söyleşirler:

    Gültekin Onan

    Kimi kimine dönüp sorarlar.

    Hasan Basri Çantay

    (Ehl-i cennet) birbirine yönelib (hallerini ve amellerini) soruşdururlar,

    İbni Kesir

    Birbirlerine dönüp sorarlar:

    Mehmet Alagaş

    (17-28) Sakınanlar kesinlikle cennetle ve nimettedirler, Rablerinin onlara verdikleri nedeniyle hoşnutturlar, Rableri onları cehennem azabından korumuştur, yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için, sıra sıra haldeki koltuklara yaslanırlar, İri gözlü hurilerle / havarilerle eşlenmişlerdir , iman edenlere ve zürriyetlerinden iman ederek onlara uyanlar / tabi olanlar işte onları zürriyetlerine kattık / zürriyetleri ile bir araya getirdik, onların amellerinden bir şey eksiltmedik. Her kişiye kazancı tutukludur / rehindir. Onlara iştah ettiği meyveler ve et bol bol sunulur, o rada kadeh tokuştururlar , saçmalamazlar ve günah işlemezler, etraflarında genç ler tavaf ederler , s aklı inci gibidirler , bazısı bazısına dönüp soruşturur ve derler ki gerçekten biz daha önce yakın çevremiz içindeyken endişeden titrerdik , Allah bize ihsanda bulundu ve de içlere iş leyen azaptan bizi korudu , biz bundan önce de O’na dua ediyorduk , Muhakkak ki O iyidir esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Birbirlerine dönüp karşılıklı olarak sorarlar.

    Süleyman Ateş

    Birbirlerine dönmüş soruyorlar:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Birbirlerine döner ve sorarlar:

    Şaban Britch

    Birbirlerine dönüp sorarlar :

    Şaban Piriş

    Birbirlerine dönüp sorarlar

    Yaşar Nuri Öztürk

    Birbirlerine dönüp soruşurlar. Ve derler:

  10. Tûr suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 26. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا قَبْلُ فِىٓ أَهْلِنَا مُشْفِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Derler ki: "Şüphesiz daha önce biz, ailemiz içinde yaşarken (Allah'a isyandan) korkardık."

    Mehmet Okuyan

    Demiş (olacak)lar ki: "Daha önce biz, ailemiz içinde (azaptan) korkardık.

    Mustafa İslamoğlu

    Diyecekler ki: "Vaktiyle bizler, ailemiz hakkında endişeye kapılıp tir tir titrerdik;

    Muhammed Esed

    Onlar, "Bakın" diyecekler, "eskiden, çoluk çocuğumuz arasında yaşadığımız sıralarda, (Allah'ın bizden razı olmadığını düşünerek) korku içindeydik;

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Doğrusu biz daha önce ehlimiz içinde (korkudan) titreyenler idik. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Biz doğrusu daha önce, ailemiz (yakın akrabalarımız) içinde endişe edip korkardık."

    Ali Özek ve heyeti

    Derler ki: «Daha önce biz, aile çevremiz içinde bile (İlâhî azaptan) korkardık.»

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, ailemiz arasında yaşarken korku içindeydik!"

    Bayraktar Bayraklı

    Şöyle derler: "Şüphesiz biz bundan önce ailemizin içerisinde korkardık."

    Edip Yüksel

    "Daha önce halkımızın arasında çekinirdik" derler,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Daha önce halkımızın arasında çekinirdik,' derler,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    diyecekler ki: "Evet biz bundan önce ehlimiz (ailemiz, obamız) içinde korkular içindeydik,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Demektedirler: Evet biz bundan evvel ehlimizde korkular içinde idik.

    Erhan Aktaş

    "Doğrusu biz, daha önce ailemizden dolayı korkuyorduk."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Doğrusu biz, daha önce ailemizden dolayı korkuyorduk."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Doğrusu biz, daha önce ailemizden dolayı korkuyorduk."

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Biz doğrusu daha önce ehlimiz (yakın akrabalarımız) içinde (iken) endişe edip korkardık."

    Hasan Basri Çantay

    (Şöyle) diyerek: "Biz hakıykat bundan evvel (dünyada) ailelerimiz içinde (aakıbetimizden) korkanlardık".

    İbni Kesir

    Derler ki: Gerçekten biz, bundan önce ailelerimiz arasında korku içindeydik.

    Mehmet Alagaş

    (17-28) Sakınanlar kesinlikle cennetle ve nimettedirler, Rablerinin onlara verdikleri nedeniyle hoşnutturlar, Rableri onları cehennem azabından korumuştur, yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için, sıra sıra haldeki koltuklara yaslanırlar, İri gözlü hurilerle / havarilerle eşlenmişlerdir , iman edenlere ve zürriyetlerinden iman ederek onlara uyanlar / tabi olanlar işte onları zürriyetlerine kattık / zürriyetleri ile bir araya getirdik, onların amellerinden bir şey eksiltmedik. Her kişiye kazancı tutukludur / rehindir. Onlara iştah ettiği meyveler ve et bol bol sunulur, o rada kadeh tokuştururlar , saçmalamazlar ve günah işlemezler, etraflarında genç ler tavaf ederler , s aklı inci gibidirler , bazısı bazısına dönüp soruşturur ve derler ki gerçekten biz daha önce yakın çevremiz içindeyken endişeden titrerdik , Allah bize ihsanda bulundu ve de içlere iş leyen azaptan bizi korudu , biz bundan önce de O’na dua ediyorduk , Muhakkak ki O iyidir esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Biz, ailemizin yanında daha önce (Allah'ın azabı hakkında) korku içindeydik." derler.

    Süleyman Ateş

    "Daha önce biz ailemiz içinde (iken sonumuzdan) korkardık." dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Dünyadayken ailemizin akıbeti konusunda yüreğimiz titrerdi değil mi?

    Şaban Britch

    Biz, ailemizin yanında, daha önce (Allah'ın azabı hakkında) korku içindeydik, derler.

    Şaban Piriş

    -Biz, ailemizin yanında, daha önce korku içindeydik, derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Daha önce biz, ailemiz içinde endişe ile ürperiyorduk."

  11. Tûr suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 27. ayet. فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَا وَوَقَىٰنَا عَذَابَ ٱلسَّمُومِ

    Diyanet İşleri

    "Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu."

    Mehmet Okuyan

    Allah bize lütfetti de bizi kavurucu azaptan korudu.

    Mustafa İslamoğlu

    fakat Allah bize kerem etti de, bizi zehir gibi içe işleyen yakıcı bir ateşin azabından korudu.

    Muhammed Esed

    ve bu durumdayken Allah bizi lütfuyla inayetlendirdi ve (çaresizliğin) yakıcı fırtınalarının azabından bizi korudu.

    Ahmed Hulusi

    "Allah bize lütfetti ve bizi (cehennem ateşi) Semum'un (insan bedeninin gözeneklerinden geçen zehirleyici dumansız ateş; mikrodalga radyasyon) azabından korudu!"

    Ali Bulaç

    "Şimdi Allah, bize lütufta bulundu ve 'hücrelere kadar işleyen kavurucu' azabdan korudu."

    Ali Özek ve heyeti

    «Allah bize lütfetti de bizi vücudun içine işleyen azaptan korudu.»

    Ali Rıza Safa

    "Sonunda, Allah, bize lütufta bulundu ve iliklere dek işleyen cezadan bizi korudu!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Allah bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen azaptan korudu."

    Edip Yüksel

    "ALLAH bize iyilik etti de bizi içe işleyen azaptan korudu."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH bize iyilik etti de bizi içe işleyen azaptan korudu.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah bize lutfetti ve bizleri o semum (kavurucu) azabından korudu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bakınız Allah bize lutfetti ve bizleri o semum azabından korudu.

    Erhan Aktaş

    "Şimdi, Allah, bizi nimetlendirdi ve bizi kavurucu ateşin azabından korudu."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Şimdi, Allah, bizi nimetlendirdi ve bizi kavurucu ateşin azabından korudu."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Şimdi, Allah, bizi nimetlendirdi ve bizi kavurucu ateşin azabından korudu."

    Gültekin Onan

    "Şimdi Tanrı, bize lütufta bulundu ve 'hücrelere kadar işleyen kavurucu' azabdan korudu."

    Hasan Basri Çantay

    "İşte Allah bize (mağfiret ve rahmetini) lutfetdi. Bizi sam yeli azabından korudu".

    İbni Kesir

    Allah; bize, lutfetti de bizi gözeneklere işleyen o Semum azabından korudu.

    Mehmet Alagaş

    (17-28) Sakınanlar kesinlikle cennetle ve nimettedirler, Rablerinin onlara verdikleri nedeniyle hoşnutturlar, Rableri onları cehennem azabından korumuştur, yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için, sıra sıra haldeki koltuklara yaslanırlar, İri gözlü hurilerle / havarilerle eşlenmişlerdir , iman edenlere ve zürriyetlerinden iman ederek onlara uyanlar / tabi olanlar işte onları zürriyetlerine kattık / zürriyetleri ile bir araya getirdik, onların amellerinden bir şey eksiltmedik. Her kişiye kazancı tutukludur / rehindir. Onlara iştah ettiği meyveler ve et bol bol sunulur, o rada kadeh tokuştururlar , saçmalamazlar ve günah işlemezler, etraflarında genç ler tavaf ederler , s aklı inci gibidirler , bazısı bazısına dönüp soruşturur ve derler ki gerçekten biz daha önce yakın çevremiz içindeyken endişeden titrerdik , Allah bize ihsanda bulundu ve de içlere iş leyen azaptan bizi korudu , biz bundan önce de O’na dua ediyorduk , Muhakkak ki O iyidir esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Allah bize lütfetti de, bizi o şiddetli ateşin azabından korudu."

    Süleyman Ateş

    "Allah bize lutfetti de bizi o delikçiklere işleyen azabdan korudu."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah iyilik etti de hücrelerimize kadar işleyecek azaptan bizi korudu.

    Şaban Britch

    Allah bize lutfetti de bizi kavurucu azaptan korudu.

    Şaban Piriş

    Allah bize lutfetti de bizi kavurucu azabtan korudu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Allah bize lütufta bulundu ve bizi o iliklere işleyen azaptan korudu."

  12. Tûr suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tûr suresi, 28. ayet. إِنَّا كُنَّا مِن قَبْلُ نَدْعُوهُ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْبَرُّ ٱلرَّحِيمُ

    Diyanet İşleri

    "Gerçekten biz bundan önce O'na yalvarıyorduk. Şüphesiz O, iyilik edendir, çok merhametlidir."

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki biz bundan önce (dünyada) O'na yalvarıyorduk. Şüphesiz ki yalnızca O çok iyilik edendir; çok merhametlidir."

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphesiz biz bundan önce de hep O'na dua ederdik; çünkü O, evet O'dur mutlak iyi olan sonsuz rahmet sahibi.

    Muhammed Esed

    Şüphesiz biz bundan önce (yalnız) O'na yalvarırdık. (Ve O, bize şimdi gösterdi ki) yalnız O'dur gerçekten iyilik eden ve gerçek rahmet kaynağı!"

    Ahmed Hulusi

    "Muhakkak ki biz bundan önce de O'na yöneliyorduk! Muhakkak ki O, Berr'dir, Rahıym'dir. "

    Ali Bulaç

    "Şüphesiz, biz bundan önce O'na dua (kulluk) ederdik. Gerçekten O, iyiliği bol, esirgemesi çok olanın ta kendisidir."

    Ali Özek ve heyeti

    «Gerçekten biz bundan önce ona yalvarıyorduk. Çünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O'dur»

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, bundan önce de O'na yakarışlarda bulunuyorduk. Kuşkusuz, O, İyiliği Sınırsızdır; Merhametlidir!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Gerçekten biz bundan önce O'na yalvarıyorduk. Çünkü asıl iyilik sahibi ve merhamet eden O'dur."

    Edip Yüksel

    "Biz daha önce O'na yalvarırdık; O, İyilik edendir, Rahimdir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Biz daha önce O'na yalvarırdık; O, İyilik edendir, Rahimdir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Evet biz bundan önce O'na dua ediyor, korumasını istiyorduk. Gerçekten O, öyle iyiliği bol, öyle merhameti çok olandır."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Evet biz bundan evvel ona dua ediyor korumasını istiyorduk, hakikat o öyle keremkar öyle rahim

    Erhan Aktaş

    "İyi ki daha önce yalnızca O'na yöneldik. Kuşkusuz ki O, İyilik Yapan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "İyi ki daha önce yalnızca O'na yöneldik. Kuşkusuz ki O, İyilik Yapan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İyi ki daha önce yalnızca O'na yöneldik. Kuşkusuz ki O, İyilik Yapan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    "Şüphesiz, biz bundan önce O'na dua (kulluk) ederdik. Gerçekten O, iyiliği bol, esirgemesi çok olanın ta kendisidir."

    Hasan Basri Çantay

    "Gerçek biz bundan evvel (müvahhid olarak) Ona ibadet ediyorduk. Şübhesiz ki O, (evet) O, (va'dinde saadık) ihsanı bol, çok esirgeyicidir".

    İbni Kesir

    Gerçekten biz, bundan önce de O'na dua ediyorduk. Muhakkak ki O'dur O Berr, Rahim.

    Mehmet Alagaş

    (17-28) Sakınanlar kesinlikle cennetle ve nimettedirler, Rablerinin onlara verdikleri nedeniyle hoşnutturlar, Rableri onları cehennem azabından korumuştur, yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için, sıra sıra haldeki koltuklara yaslanırlar, İri gözlü hurilerle / havarilerle eşlenmişlerdir , iman edenlere ve zürriyetlerinden iman ederek onlara uyanlar / tabi olanlar işte onları zürriyetlerine kattık / zürriyetleri ile bir araya getirdik, onların amellerinden bir şey eksiltmedik. Her kişiye kazancı tutukludur / rehindir. Onlara iştah ettiği meyveler ve et bol bol sunulur, o rada kadeh tokuştururlar , saçmalamazlar ve günah işlemezler, etraflarında genç ler tavaf ederler , s aklı inci gibidirler , bazısı bazısına dönüp soruşturur ve derler ki gerçekten biz daha önce yakın çevremiz içindeyken endişeden titrerdik , Allah bize ihsanda bulundu ve de içlere iş leyen azaptan bizi korudu , biz bundan önce de O’na dua ediyorduk , Muhakkak ki O iyidir esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Hiç şüphesiz biz bundan önce O'na dua (ibadet) ederdik. Gerçekten O, çokça iyilik sahibidir, çokça merhametlidir."

    Süleyman Ateş

    "Biz bundan önce yalnız O'na yalvarır (bizi korumasını O'ndan niyaz eder)dik. Çünkü iyilik eden, esirgeyen O'dur, O."

    Süleymaniye Vakfı

    Bundan önce de hep ona yalvarırdık dipnot 1 . Çünkü o, çokça iyilik eden, ikramı bol olandır."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade onların, Allah'tan istenmesi gereken bir şeyi, başkasından istemediklerini, Allah ile aralarına başka bir varlığı koyarak müşrik olmadıklarını gösterir (Fatiha 1/5).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şimdiye kadar hep bunu ister dururduk. Çünkü Allah'ın iyiliği ve ikramı boldur."

    Şaban Britch

    Biz, önceden de ona dua ediyorduk. Gerçekten O, çokça iyilik sahibidir, çokça merhametlidir.

    Şaban Piriş

    Biz, önceden de ona dua ediyorduk. Gerçekten O, iyilik sahibi, merhamet sahibidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Biz önceden O'na yakarıyorduk. Çünkü O'dur Berr, cömertçe iyilik eden; O'dur rahmeti sınırsız olan."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.