Diyanet İşleri
Elif Lam Mim.
Ankebût suresi · 1–13. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Ankebût suresi, 1. ayet. الٓمٓ
Elif Lam Mim.
Elif. Lâm. Mîm. dipnot 1
Elif-Lam-Mim!
Elif-Lam-Mim.
Elif, Lam, Mim! (İlmini ilminde ilmiyle!)
Elif, Lam, Mim.
Elif. Lâm. Mîm.
A. L. M.
Elif, lam, mim.
A1 L30 M40 dipnot 1
A. L. M.
Elif, Lam, Mim.
Elif, Lam, Mim.
Elif. Lam. Mim. dipnot 1
Elif. Lam. Mim.
Elif. Lam. Mim.
Elif, Lam, Mim.
Elif, lam, mim.
Elif, Lam, Mim.
(1-7) Elif Lâm Mîm, İnsanlar, iman ettik demenin yeteceğini sınanma yapılmadan terk edileceğini mi sandı? Kesin olan şu ki, onlardan öncekileri de sınadık ki , Allah sözüne sadıkları bilsin ve de yalancılar ı bilsin. Kötülük yapanlar bizi atlatacaklarını mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar . Kim Allah’la buluşacağını arzu ederse bilsin ki Allah’ın süresi kesinlikle gelecektir , O, işitendir bilendir. Kim çaba içerisine girerse kendisi içindir , muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. (İlk ayetler işkence gören Habbab b. Eret’e Resulullah tarafından tavsiye edilmiştir) iman eden ve salih amel yapanların kötülüklerini görmezden geleceğiz , o nları yaptıkları amellerin daha güzeli ile karşılıklandıracağız / ödüllendireceğiz.
Elif, Lâm, Mîm. dipnot 1
Elif lam mim.
Elif-Lam-Mim dipnot 1 !
ELİF! LÂM! MÎM!
Elif Lâm Mîm.
Elif Lam Mim.
Elif, Lam, Mim.
Ankebût suresi, 2. ayet. أَحَسِبَ ٱلنَّاسُ أَن يُتْرَكُوٓا۟ أَن يَقُولُوٓا۟ ءَامَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ
İnsanlar, "İnandık" demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.
İnsanlar, imtihan edilmeden sadece "İman ettik!" demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar! dipnot 1
İnsanlar yalnızca "İman ettik" demekle, sınanıp denenmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar?
İnsanlar, (sadece) "İnandık!" demeleriyle bırakılacaklarını ve sınava çekilmeyeceklerini mi sanıyorlar?
İnsanlar denenip (kendilerince) ne olduklarının sonucu görülmeden "İman ettik" lafıyla kurtulacaklarını mı sandılar!
İnsanlar, (sadece) "İman ettik" diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?
İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «İman ettik» demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?
İnsanlar, "İnandık!" demeleriyle bırakılacaklarını ve sınanmayacaklarını mı sandılar?
İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılacaklarını mı sanıyorlar?
İnsanlar, sadece "Gerçeği onayladık" demeleriyle, hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı sanıyor?
İnsanlar, sadece 'İnandık' demeleriyle, hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı sanıyor?
İnsanlar: "İnandık! demeleriyle bırakılıp da imtihan edilmeyeceklerini mi sandılar?
Sandı mı o insanlar "inandık" demeleriyle bırakılacaklar da imtihan edilmiyecekler?
İnsanlar, iman ettik demekle fitnelendirilmeden dipnot 1 bırakılacaklarını mı sanıyorlar.
İnsanlar, inandık demekle fitnelendirilmeden dipnot 1 bırakılacaklarını mı sanıyorlar.
İnsanlar, inandık demekle fitnelendirilmeden dipnot 1 bırakılacaklarını mı sanıyorlar.
İnsanlar, (sadece) "inandık" diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?
İnsanlar (yalınız) inandık demeleriyle bırakılıvereceklerini, kendilerinin imtihaana çekilmiyeceklerini mi sandı (lar)?
Yoksa, insanlar; inandık demeleriyle bırakılıvereceklerini ve kendilerinin denenmeyeceklerini mi sandılar.
(1-7) Elif Lâm Mîm, İnsanlar, iman ettik demenin yeteceğini sınanma yapılmadan terk edileceğini mi sandı? Kesin olan şu ki, onlardan öncekileri de sınadık ki , Allah sözüne sadıkları bilsin ve de yalancılar ı bilsin. Kötülük yapanlar bizi atlatacaklarını mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar . Kim Allah’la buluşacağını arzu ederse bilsin ki Allah’ın süresi kesinlikle gelecektir , O, işitendir bilendir. Kim çaba içerisine girerse kendisi içindir , muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. (İlk ayetler işkence gören Habbab b. Eret’e Resulullah tarafından tavsiye edilmiştir) iman eden ve salih amel yapanların kötülüklerini görmezden geleceğiz , o nları yaptıkları amellerin daha güzeli ile karşılıklandıracağız / ödüllendireceğiz.
İnsanlar; “İman ettik.” demekle, bir imtihana tabi tutulmadan bırakılacaklarını mı sanıyorlar?
İnsanlar yalnız "inandık" demekle, hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?
İnsanlar, sadece "inanıp güvendik" dediler diye zorlu imtihanlardan geçirilmeden dipnot 1 kendi hallerine bırakılacaklarını mı sanıyorlar dipnot 2 ?
Bu insanlar, inandık deyince rahat bırakılacaklarını, sıkıntıya sokulmayacaklarını mı sanıyorlar?
İnsanlar “İman ettik” demekle, bir imtihana tabi tutulmadan bırakılacaklarını mı sanıyorlar?
İnsanlar "iman ettik" demekle, bir imtihana tabi tutulmadan bırakılacaklarını mı sanıyorlar.
İnsanlar, inandık demeleriyle kendi hallerine bırakılacaklarını ve hiçbir imtihana çekilmeyeceklerini mi sandılar!
Ankebût suresi, 3. ayet. وَلَقَدْ فَتَنَّا ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ وَلَيَعْلَمَنَّ ٱلْكَٰذِبِينَ
Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.
Yemin olsun ki biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Elbette Allah doğruları bil(dir)ip (ortaya çıkaracak)tır; yalancıları da mutlaka bil(dir)ip (ortaya çıkaracaktır). dipnot 1
Doğrusu, onlardan öncekileri de sınamıştık; fakat Allah her halde hem doğru söyleyenleri seçip ayıracak, hem de yalancıları seçip ayıracak.
Evet, andolsun ki, Biz kendilerinden öncekileri de sınadık; o halde (bugün yaşayanlar da sınanacak ve) elbette Allah, doğru davrananları ortaya çıkaracak ve yalancıların da kimler olduğunu gösterecektir.
Andolsun ki onlardan öncekileri de sınav objeleriyle denemişizdir. . . Allah (dışarıdan bir tanrı gibi değil - hakikatleri olarak) elbette (sözlerinde) sadıkları açığa çıkarıp bilecek ve elbette yalancıları da açığa çıkarıp bilecek.
Andolsun, onlardan öncekileri sınadık; Allah, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir.
Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
Gerçek şu ki, onlardan öncekileri de sınamıştık. Allah, doğruyu söyleyenleri kesinlikle bilir; yalancıları da kesinlikle bilir.
Andolsun ki biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
Kendilerinden öncekileri sınadık. Elbette ALLAH doğrucuları ile yalancıları birbirinden ayıracaktır.
Kendilerinden öncekileri sınadık. Elbette ALLAH doğrucuları ile yalancıları birbirinden ayıracaktır.
Andolsun ki, Biz onlardan öncekileri ne fitnelerle imtihan ettik. Yine Allah, elbette doğruluk gösterenleri bilecek ve elbette yalancıları da bilecektir.
Şanım hakkı için biz onlardan evvelkileri ne fıtnelerle imtihan ettik, yine Allah, elbette sadakat edenleri bilecek ve elbette yalancıları bilecek
Ant olsun ki onlardan öncekilerini de fitnelendirmiştik. Böylece Allah, kimin samimi kimin de yalancı olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Ant olsun ki onlardan öncekilerini de fitnelendirmiştik. Böylece Allah, kimin samimi kimin de yalancı olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Ant olsun ki onlardan öncekilerini de fitnelendirmiştik. Böylece Allah, kimin samimi kimin de yalancı olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Andolsun, onlardan öncekileri sınadık; Tanrı, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir.
Andolsun, biz onlardan evvelkileri de imtihan etmişizdir. Allah elbette saadık olanları da bilir, elbette yalancı olanları da bilir.
Andolsun ki; Biz, onlardan öncekileri de denedik. Allah; elbette doğruları bilir ve elbette yalancıları da bilir.
(1-7) Elif Lâm Mîm, İnsanlar, iman ettik demenin yeteceğini sınanma yapılmadan terk edileceğini mi sandı? Kesin olan şu ki, onlardan öncekileri de sınadık ki , Allah sözüne sadıkları bilsin ve de yalancılar ı bilsin. Kötülük yapanlar bizi atlatacaklarını mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar . Kim Allah’la buluşacağını arzu ederse bilsin ki Allah’ın süresi kesinlikle gelecektir , O, işitendir bilendir. Kim çaba içerisine girerse kendisi içindir , muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. (İlk ayetler işkence gören Habbab b. Eret’e Resulullah tarafından tavsiye edilmiştir) iman eden ve salih amel yapanların kötülüklerini görmezden geleceğiz , o nları yaptıkları amellerin daha güzeli ile karşılıklandıracağız / ödüllendireceğiz.
Biz, onlardan öncekilerini de imtihan etmiştik. Allah; elbette doğru söyleyenleri de, yalan söyleyenleri de bilir.
Andolsun biz, onlardan öncekilerini sınadık. Elbette Allah (sınayıp) doğruları bilecek, yalancıları bilecektir.
Biz kendilerinden öncekilerini de zorlu imtihanlardan geçirdik. Allah (imtihanlar sonucunda), doğru sözlü olanları elbette bilecektir. Elbette yalancı olanları da bilecektir.
Onlardan öncekilerini de sıkıntılara sokmuştuk. Allah kimlerin samimi olduğunu elbette bilecektir. Kimlerin yalancı olduklarını da bilecektir.
Biz, onlardan öncekilerini de imtihan ettik. Allah, elbette doğru olanları bilir. Ve elbette yalancıları da bilir.
Biz, onlardan öncekilerini de imtihan ettik. Allah, elbette doğruları bilir. Ve elbette yalancıları da bilir.
Yemin olsun ki biz, onlardan öncekileri de fitne yoluyla denemişizdir. Allah, özüyle sözü bir olanları elbette bilecektir. Ve O, yalancıları da elbette bilecektir.
Ankebût suresi, 4. ayet. أَمْ حَسِبَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَسْبِقُونَا سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ
Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmediyorlar!
Yoksa kötülükleri yapanlar, bizi geçebileceklerini (bizden kaçabileceklerini) mi sandılar? Ne kadar kötü hüküm veriyorlar!
Yoksa o ("İnandık!" deyip de) kötülük yapmayı sürdürenler, Bizi atlatabileceklerini mi sandılar? Ne berbat akıl yürütüyorlar.
Yoksa onlar -(inandıklarını iddia ettikleri halde) kötülük işleyenler- Bizden kurtulabileceklerini mi sanırlar? Ne tuhaf bir düşünce bu!
Yoksa o kötülükleri yapanlar bizi geçip gideceklerini mi sandılar. . . Ne kötü hüküm veriyorlar!
Yoksa kötülükleri yapanlar, bizi (aşıp) geçeceklerini mi sandılar? Ne kötü hükmediyorlar?
Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandılar? Ne kadar kötü (ne yanlış) hüküm veriyorlar!
Yoksa kötülük yapanlar, Bizden kaçabileceklerini mi sandılar? Ne kötü yargı veriyorlar.
Yoksa, kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sanıyorlar? Ne kadar yanlış hüküm veriyorlar!
Kötülükleri işleyenler, bizi atlatacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar.
Kötülükleri işleyenler, bizi atlatacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar.
Yoksa kötülük yapanlar, bizden savuşup kurtulacaklarını mı sandılar? Ne fena hüküm veriyorlar!
Yoksa sandı mı o kötülükleri yapanlar bizden savuşacaklar? Ne fena hukmediyorlar
Yoksa kötülük yapanlar, Biz'den dipnot 1 kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar!
Yoksa kötülük yapanlar, Bizden kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar!
Yoksa kötülük yapanlar, Biz'den kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar!
Yoksa kötülükleri yapanlar, bizi (aşıp) geçeceklerini mi sandılar? Ne kötü hükmediyorlar?
Yoksa kötülükler yapanlar bizden (kaçıb) savuşacaklarını mı sandı (lar)? Ne fena hükmediyorlar!
Yoksa, kötülük yapanlar Biz'den kaçabileceklerini mi sanırlar? Ne kötü hüküm veriyorlar.
(1-7) Elif Lâm Mîm, İnsanlar, iman ettik demenin yeteceğini sınanma yapılmadan terk edileceğini mi sandı? Kesin olan şu ki, onlardan öncekileri de sınadık ki , Allah sözüne sadıkları bilsin ve de yalancılar ı bilsin. Kötülük yapanlar bizi atlatacaklarını mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar . Kim Allah’la buluşacağını arzu ederse bilsin ki Allah’ın süresi kesinlikle gelecektir , O, işitendir bilendir. Kim çaba içerisine girerse kendisi içindir , muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. (İlk ayetler işkence gören Habbab b. Eret’e Resulullah tarafından tavsiye edilmiştir) iman eden ve salih amel yapanların kötülüklerini görmezden geleceğiz , o nları yaptıkları amellerin daha güzeli ile karşılıklandıracağız / ödüllendireceğiz.
Yoksa kötülük yapanlar bizden kaçabileceklerini mi/kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar.
Yoksa kötülükleri yapanlar, bizi geçeceklerini (bizim, kendilerine yetişip onları cezalandıramayacağımızı) mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar.
Yoksa kötü işler yapanlar bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sanıyorlar dipnot 1 ? Vardıkları kanaat ne kötüdür!
Kötü işler yapanlar, elimizden kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne de kötü karar veriyorlar!
Yoksa kötülük yapanlar bizden kaçabileceklerini mi/kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar.
Yoksa kötülük yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sanıyorlar. Ne kötü hüküm veriyorlar.
Yoksa o kötülükleri sergileyenler bizi geçeceklerini mi sandılar! Ne kötü hüküm veriyorlar!
Ankebût suresi, 5. ayet. مَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ ٱللَّهِ فَإِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ لَـَٔاتٍ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
Her kim Allah'a kavuşmayı umarsa, bilsin ki Allah'ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa, bilsin ki Allah'ın (belirlediği) zaman elbette gelecektir. O duyandır, bilendir.
Zaten kim Allah'ın huzuruna çıkmayı bekliyorsa, iyi bilsin ki Allah'ın takdir ettiği süre bir gün mutlaka gelip çatacaktır: üstelik O her şeyi bilip işitendir.
Kim (Kıyamet Günü) Allah'a kavuşmayı (ümit ve korku ile) beklerse (o Gün'e hazırlıklı olsun): çünkü Allah'ın (her insan ömrü için) takdir ettiği vade mutlaka gelip çatacaktır ve O her şeyi bilen, her şeyi işitendir!
Kim Allah'ın likasını (ismi Allah olanın, şuurunda Esma'sıyla açığa çıkışını fıtratınca yaşamayı) umuyorsa, (bilsin ki) muhakkak ki Allah'ın takdiri olan bedenli yaşam sürecinin sonu elbette gelir! "HU"; Es Semi'dir, El Aliym'dir. (Ayet sonundaki bu tanımlama daima "HU" denerek Allah adıyla işaret edilenin tenzih yönüne; Esma adıyla da teşbih yönüne işaret ederek OKUyanda tevhid bakışını oluşturmak amacını gütmektedir Allahu alem. A. H. )
Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa hiç şüphesiz Allah'ın (tesbit ettiği) süresi yaklaşarak gelmektedir. O, işitendir, bilendir.
Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa, bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbet gelecektir. O, her şeyi hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.
Allah'a kavuşmayı kim bekliyorsa, kuşkusuz, Allah'ın belirlediği gün kesinlikle gelecektir. Çünkü O, Duyandır; Bilendir.
Allah'a kavuşmayı uman bilsin ki, Allah'ın belirlediği vakit gelecektir. Allah her şeyi işitir; her şeyi bilir.
Kim ALLAH ile karşılaşmayı umuyorsa, (şunu bilsin ki) ALLAH'la randevu mutlaka gerçekleşecektir. O, İşitendir, Bilendir.
Kim ALLAH ile karşılaşmayı umuyorsa, (şunu bilsin ki) ALLAH'la randevu mutlaka gerçekleşecektir. O, İşitendir, Bilendir.
Her kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, elbette Allah'ın belirlediği ecel muhakkak gelecektir ve O, işitir, bilir.
Her kim Allaha irmek arzu ederse elbette Allahın ta'yin ettiği ecel, muhakkak gelecektir ve o, işitir bilir
Allah'a kavuşacaklarını dipnot 1 umanlar bilsinler ki, Allah'ın belirlediği zaman mutlaka gelecektir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Allah'a kavuşacaklarını dipnot 1 umanlar bilsinler ki, Allah'ın belirlediği zaman mutlaka gelecektir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Allah'a kavuşacaklarını dipnot 1 umanlar bilsinler ki, Allah'ın belirlediği zaman mutlaka gelecektir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Kim Tanrı'ya kavuşmayı umuyorsa hiç şüphesiz Tanrı'nın eceli yaklaşarak gelmektedir. O, işitendir, bilendir.
Kim Allaha kavuşmayı umarsa şübhe yok ki Allahın ta'yin etdiği (o) vakit her halde gelecekdir. O, hakkıyle işiden, kemaliyle bilendir.
Kim Allah'a kavuşmayı umarsa; muhakkak ki Allah'ın belirttiği vakit mutlaka gelecektir. O; Semi'dir. Alim'dir.
(1-7) Elif Lâm Mîm, İnsanlar, iman ettik demenin yeteceğini sınanma yapılmadan terk edileceğini mi sandı? Kesin olan şu ki, onlardan öncekileri de sınadık ki , Allah sözüne sadıkları bilsin ve de yalancılar ı bilsin. Kötülük yapanlar bizi atlatacaklarını mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar . Kim Allah’la buluşacağını arzu ederse bilsin ki Allah’ın süresi kesinlikle gelecektir , O, işitendir bilendir. Kim çaba içerisine girerse kendisi içindir , muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. (İlk ayetler işkence gören Habbab b. Eret’e Resulullah tarafından tavsiye edilmiştir) iman eden ve salih amel yapanların kötülüklerini görmezden geleceğiz , o nları yaptıkları amellerin daha güzeli ile karşılıklandıracağız / ödüllendireceğiz.
Kim Allah’a kavuşmayı umarsa, şüphesiz Allah’ın belirlediği süre gelecektir. O her şeyi işitendir, bilendir.
Kim Allah ile buluşmayı umarsa; Allah'ın (buluşma) süresi gelmektedir. O, işitendir, bilendir.
Kim Allah'ın huzuruna çıkmayı bekliyorsa (bilsin ki) Allah'ın belirlediği vakit elbette gelecektir dipnot 1 . O daima dinleyen ve bilendir.
Kim Allah ile karşılaşmayı umuyorsa bilsin ki, Allah'ın belirlediği vakit elbette gelecektir. O işitendir, bilendir.
Kim Allah’a kavuşmayı umarsa, şüphesiz Allah’ın belirlediği süre gelecektir. O herşeyi işitendir, bilendir.
Kim Allah'a kavuşmayı umarsa, şüphesiz Allah'ın belirlediği süre gelecektir. O işitendir bilendir.
Allah'a kavuşmayı umanlara gelince, şu bir gerçek ki, Allah'ın belirlediği vakit mutlaka gelecektir. O, Semi'dir, Alim'dir.
Ankebût suresi, 6. ayet. وَمَن جَٰهَدَ فَإِنَّمَا يُجَٰهِدُ لِنَفْسِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِىٌّ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ
Her kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, alemlere muhtaç değildir.
Cihad eden (fedakârlık yapan) ancak kendisi için cihad etmiş (fedakârlık yapmış) olur. Şüphesiz ki Allah âlemlerden zengindir.
Ve her kim (yaratılış amacını gerçekleştirmek için) var gücüyle çaba gösterirse, o sadece kendisi için çaba göstermiş olur: çünkü Allah, (diğer) tüm varlıklardan farklı olarak, kendi kendine yetendir.
O halde, kim (Allah yolunda) üstün gayret gösterirse bunu yalnız kendi iyiliği için yapmış olur: çünkü Allah, her türlü ihtiyaçtan uzaktır!
Kim (bu imanı, hakikati yaşamak için) hırs - azim ile çalışırsa, yalnızca kendi benliği için bu savaşı vermiş olur (Cihadı Ekber - büyük savaş)! Muhakkak ki Allah, alemlerden (Esma bileşimi birimselliklerden) elbette Ğaniyy'dir ("HU"viyeti {ZAT'ı} itibarıyla, Esma'sında açığa çıkanlarla kayıtlanmaktan veya onlarla sınırlı tanımlanmaktan münezzehtir)!
Kim cihad ederse, yalnızca kendi nefsi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, alemlerden müstağnidir.
Cihad eden, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlerden müstağnîdir. (O'nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur).
Kim çaba gösterirse, yalnızca kendisi için çaba göstermiş olur. Kuşkusuz, Allah'ın, yarattıklarına gereksinimi yoktur.
Hak uğrunda cihad eden, sadece kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz ki Allah, kimseye muhtaç değildir.
Kim bizim için çaba gösterirse, kendisi için çaba göstermiş olur. ALLAH hiç kimseye muhtaç değildir.
Kim bizim için çaba gösterirse, kendisi için çaba göstermiş olur. ALLAH hiç kimseye muhtaç değildir.
Cihad eden yalnızca kendi hesabına cihad eder; çünkü Allah, bütün alemlerden müstağnidir.
Mücahede eden sırf kendi hısabına mücahede eder, çünkü Allah ganiy, aleminden müstağnidir
Kim cihad dipnot 1 ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Allah, kesinlikle hiç kimseye, hiçbir şeye muhtaç değildir. dipnot 2
Kim cihad dipnot 1 ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Allah, kesinlikle hiç kimseye, hiçbir şeye muhtaç değildir. dipnot 2
Kim cihad dipnot 1 ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Allah, kesinlikle hiç kimseye, hiçbir şeye muhtaç değildir. dipnot 2
Kim cihad ederse, yalnızca kendi nefsi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Tanrı, alemlerden müstağnidir.
Kim savaşırsa ancak kendisi için savaşmış olur. Zira Allah elbette (bütün) aalemlerden gani (müstağni) dir.
Kim cihad ederse; ancak kendisi için cihad etmiş olur. Zira Allah; alemlerden müstağnidir.
(1-7) Elif Lâm Mîm, İnsanlar, iman ettik demenin yeteceğini sınanma yapılmadan terk edileceğini mi sandı? Kesin olan şu ki, onlardan öncekileri de sınadık ki , Allah sözüne sadıkları bilsin ve de yalancılar ı bilsin. Kötülük yapanlar bizi atlatacaklarını mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar . Kim Allah’la buluşacağını arzu ederse bilsin ki Allah’ın süresi kesinlikle gelecektir , O, işitendir bilendir. Kim çaba içerisine girerse kendisi içindir , muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. (İlk ayetler işkence gören Habbab b. Eret’e Resulullah tarafından tavsiye edilmiştir) iman eden ve salih amel yapanların kötülüklerini görmezden geleceğiz , o nları yaptıkları amellerin daha güzeli ile karşılıklandıracağız / ödüllendireceğiz.
Kim cihad ederse, yalnızca kendi nefsi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlerden müstağnidir.
Kim cihad ederse ancak kendi yararına cihad eder. Allah, alemlerden zengindir. (Kimsenin cihadına muhtaç değildir. İnsanların cihad ve ibadetleri kendi menfaatleri içindir).
Kim cihad ederse /elinden geleni yaparsa dipnot 1 ancak kendisi için cihad eder dipnot 2 . Yoksa Allah'ın bir varlığa asla ihtiyacı olmaz.
Mücadele(cihad) eden kendi için mücadele eder. Allah'ın kimseye ihtiyacı yoktur.
Kim, cihat ederse ancak kendisi için cihat eder. Şüphesiz Allah, alemlerden müstağnidir.
Kim, cihat ederse, ancak kendisi için cihat eder, çünkü Allah'ın hiç kimseye ihtiyacı yoktur.
Ve kim didinir, gayret sarfederse hiç kuşkusuz kendi benliği lehine gayret sarfetmiş olur. Gerçek olan şu ki, Allah, alemlere muhtaç olmaktan uzak, mutlak bir Gani'dir.
Ankebût suresi, 7. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَنُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَحْسَنَ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız.
İman edip iyi işler yapanların kötülüklerini elbette örtecek ve onlara, yaptıklarının en güzeli ile karşılık vereceğiz. dipnot 1
İman eden ve imanına uygun iş işleyen kimselere gelince: evet, onların günahlarını mutlaka örteceğiz; yine onları kesinlikle yapa geldiklerinin en güzeliyle ödüllendireceğiz!
İman edip doğru ve yararlı işler yapanlara gelince, Biz onların (önceki) kötülüklerini mutlaka sileriz ve onları yaptıkları iyiliklere göre ödüllendiririz.
İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onların kötülüklerini (nefsani özelliklerini) kendilerinden elbette sileriz ve elbette yaptıklarının en güzeli ile kendilerini cezalandırırız!
İman edip salih amellerde bulunanlar ise; biz şüphesiz onların kötülüklerini örteceğiz ve şüphesiz yaptıklarının en güzeliyle karşılık vereceğiz.
İman edip salih ameller işleyenlerin (geçmiş) kötülüklerini elbette örteriz ve onlara, yaptıklarının daha güzeli ile karşılık veririz.
İnanmış olarak erdemli edimler yapanların kötülüklerini kesinlikle örteceğiz. Ve yaptıklarının en güzeliyle, onları kesinlikle ödüllendireceğiz.
İman edip iyi amel işleyenlerin elbette kötülüklerini örteriz ve onlara yaptıklarının daha güzeli ile karşılık veririz.
Gerçeği onaylayıp erdemli davrananların kötülüklerini elbette örteceğiz ve yapmış olduklarının daha iyisiyle onları ödüllendireceğiz.
İnanıp erdemli davrananların kötülüklerini elbette örteceğiz ve yapmış olduklarının daha iyisiyle onları ödüllendireceğiz.
Bununla birlikte iman edip iyi iyi işler yapanların kötülüklerini örter ve onlara elbette yaptıkları işlere karşılık daha güzelini veririz.
Bununla beraber iyman edip de salih salih ameller yapanların her halde taraflarından kötülüklerini keffaretleriz ve elbette kendilerine yaptıkları amellerin daha güzelini veririz
İman eden ve salihatı dipnot 1 yapanların kötülüklerine mutlaka küfrederiz dipnot 2 . Ve kesinlikle onlara yaptıklarından daha iyisi ile karşılık vereceğiz.
İnanan ve salihatı dipnot 1 yapanların kötülüklerine mutlaka küfrederiz. dipnot 2 Ve kesinlikle onlara yaptıklarından daha iyisi ile karşılık vereceğiz.
İnanan ve salihatı yapanların kötülüklerini mutlaka örteceğiz ve kesinlikle onlara yaptıklarından daha iyisi ile karşılık vereceğiz.
İnanıp salih amellerde bulunanlar ise; biz şüphesiz onların kötülüklerini örteceğiz (keffirenne) ve şüphesiz yaptıklarının en güzeliyle karşılık vereceğiz.
İman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanların kötülüklerini her halde (afv ile) örteriz ve her halde o işlemekde olduklarının daha güzeliyle onları mükafatlandırırız.
İman edip de salih amel işleyenlerin, kötülüklerini andolsun ki örteriz. Onları yaptıklarından daha güzeli ile mükafatlandırırız.
(1-7) Elif Lâm Mîm, İnsanlar, iman ettik demenin yeteceğini sınanma yapılmadan terk edileceğini mi sandı? Kesin olan şu ki, onlardan öncekileri de sınadık ki , Allah sözüne sadıkları bilsin ve de yalancılar ı bilsin. Kötülük yapanlar bizi atlatacaklarını mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar . Kim Allah’la buluşacağını arzu ederse bilsin ki Allah’ın süresi kesinlikle gelecektir , O, işitendir bilendir. Kim çaba içerisine girerse kendisi içindir , muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. (İlk ayetler işkence gören Habbab b. Eret’e Resulullah tarafından tavsiye edilmiştir) iman eden ve salih amel yapanların kötülüklerini görmezden geleceğiz , o nları yaptıkları amellerin daha güzeli ile karşılıklandıracağız / ödüllendireceğiz.
İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükâfatlandıracağız.
İnanıp iyi işler yapanların, mutlaka kötülüklerini örteceğiz ve onları, yaptıklarının en güzeliyle mükafatlandıracağız.
İnanıp güvenen ve iyi işler yapmış olanların kötü işlerini örtecek ve onları, yaptıklarının en güzeli ile ödüllendireceğiz dipnot 1 .
İnanmış ve iyi işler yapmış olanların kötülüklerini elbette örteceğiz. Elbette onları yaptıklarının en güzeli ile ödüllendirecegiz.
İman edip salih ameller işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz ve onları yapmakta oldukları amellerin en güzeli ile ödüllendireceğiz.
İman edip, doğruları yapanların, kötülüklerini elbette örteceğiz ve onları yaptıklarının en güzeli ile ödüllendireceğiz.
İman edip hayra ve barışa yönelik hareketler sergileyenlere gelince, biz onların çirkinliklerini elbette ki örteceğiz. Ve biz onları, yapmakta oldukları işlerin en güzeliyle elbette ödüllendireceğiz.
Ankebût suresi, 8. ayet. وَوَصَّيْنَا ٱلْإِنسَٰنَ بِوَٰلِدَيْهِ حُسْنًا وَإِن جَٰهَدَاكَ لِتُشْرِكَ بِى مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَآ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Biz, insana, ana babasına iyilik etmesini emrettik. Şayet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim.
Biz insana ana babasına güzel davranmasını emrettik. dipnot 1 Onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme! dipnot 2 Dönüşünüz sadece banadır. Elbette yapmış olduklarınızı size bildireceğim.
Ve zaten insanoğluna anne-babasına iyi davranmasını biz tavsiye etmiştik. Fakat (sen ey muhatab), eğer hakkında bir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi Bana ortak koşman için seni ikna etmeye çalışırlarsa, asla o ikisine itaat etme: dönüşünüz sadece Banadır; işte o zaman Ben, yapıp ettiklerinizi size bir bir haber vereceğim.
Biz insana, (yapacağı en hayırlı işlerden biri olarak) anne ve babasına iyi davranmasını emrettik; ama (buna rağmen,) eğer onlar (ilah olarak) kabul edemeyeceğin herhangi bir şeyi Bana ortak koşmanı isterlerse onlara uyma: (çünkü) hepiniz (sonunda) dönüp Bana geleceksiniz; o zaman (hayatta iken) yapmış olduğunuz her şeyi (iyi ve kötü yönleriyle) gözünüzün önüne sereceğim.
Biz insana ana-babasına güzel davranmasını vasiyet ettik. . . Eğer ilmine ters düşen bir şeyi bana ortak koşman için seninle tartışıp seni zorlarlarsa, o ikisine itaat etme! Dönüşünüz banadır. . . Yaptıklarınızın (anlamının) haberini vereceğim.
Biz insana, anne ve babasına (karşı) güzelliği (ilke edinmesini) tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan şeyle bana ortak koşman için sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda, onlara itaat etme. Dönüşünüz banadır. Artık yaptıklarınızı size haber vereceğim.
Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak banadır. O zaman size yapmış olduklarınızı haber vereceğim.
İnsana, annesine ve babasına iyilikten ayrılmaması öğüdünü verdik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana ortaklar koşman için seni zorlarsa onlara uyma. Bana döneceksiniz. Sonunda, yaptıklarınızı size bildireceğim.
Biz, insana, anne babasına iyilik etmeyi emrettik. Eğer onlar seni, tanrılığı hakkında hiçbir bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşmaya zorlarlarsa, artık bu durumda onlara itaat etme! Dönüşünüz yalnız banadır. Yaptıklarınızı size haber vereceğim.
Biz insana, anne ve babasına iyi davranmasını öğütlemişizdir. Ancak onlar, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için seninle mücadele ederlerse ikisine de uyma. Hepinizin dönüşü banadır ve yaptıklarınız hakkında size bilgi vereceğim.
Biz insana, anne ve babasına iyi davranmasını öğütlemişizdir. Ancak onlar, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için seninle mücadele ederlerse ikisine de uyma. Hepinizin dönüşü banadır ve yaptıklarınız şeyler hakkında size bilgi vereceğim.
Biz insana, anne babası hakkında iyilik tavsiye ettik. Eğer onlar, senin hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için uğraşırlarsa onları, dinleme! Dönüşünüz banadır ve Ben o zaman size yaptıklarınızı haber veririm.
Hem insana valideyni hakkında güzellik tavsıye ettik, maamafih sana, hakkında sence hiç bir ılim bulunmıyan bir şeyi bana şirk koşasın diye uğraşırlarsa o vakıt onları dinleme, dönümünüz banadır, ben o vakıt size yaptıklarınızı haber veririm
Biz, insana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin dipnot 1 olmayan bir şey ile Bana şirk koşman için seninle cihad dipnot 2 ederlerse, onları dinleme. Dönüşünüz ancak Bana'dır. O zaman yapmış olduklarınızı size haber vereceğim.
Biz, insana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin dipnot 1 olmayan bir şey ile Bana şirk koşman için seninle cihad dipnot 2 ederlerse, onları dinleme. Dönüşünüz ancak Bana'dır. O zaman yapmış olduklarınızı size haber vereceğim.
Biz, insana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin dipnot 1 olmayan bir şey ile Bana şirk koşman için seninle cihad dipnot 2 ederlerse, onları dinleme. Dönüşünüz ancak Bana'dır. O zaman yapmış olduklarınızı size haber vereceğim.
Biz insana, anne ve babasına (karşı) güzelliği (ilke edinmesini) tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan şeyle bana ortak koşman için sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda, onlara itaat etme. Dönüşünüz banadır. Artık yaptıklarınızı size haber vereceğim.
Biz insana ana ve babasına güzellik (ve iyilik yapmasını) tavsiye etdik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan (tanımadığın) bir şey'i bana ortak koşman için uğraşırlarsa kendilerine itaat etme. Dönüşünüz ancak banadır. Binaen'aleyh ne yapar idiyseniz size ben haber vereceğim.
Biz, insana; anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan şeyi Bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, kendilerine itaat etme. Dönüşünüz Bana'dır. Yaptıklarınızı size bildiririm.
(8-9) Biz insana anne babasına güzel davranmasını önerdik / tavsiye ettik, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana şirk koşman konusunda seninle uğraşırlarsa o ikisine de uyma /itaat etme, sizin dönüşleriniz banadır, yapıyor olduklarınızın haberini bildireceğim. İman edip Islah edicilik yapanları ıslah ediciler arasına katacağız. 10,11, (İNSANLARIN AZABI İLE ALLAHIN AZABI EŞİT MİDİR? Allah’a iman ettim diyenlerden kimi insanlar, Allah konusunda bir eziyet görürse İnsanların sınamasını Allah’ın azabı ile eşit tutar. Allah’ın yardımı geldiği zaman da (utanmadan) biz de sizlerle beraberdik derler , Allah alemlerin göğsünde var olanı bilen değil midir? Allah elbette iman edenleri de bilir münafık olanları da olmadıkları şekilde görünenleri de bilir.
Biz insana ana babasına iyi davranmasını tavsiye (emr) ettik. Eğer onlar hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa onlara itaat etme. Dönüşünüz yalnız banadır, yaptıklarınızı size haber vereceğim.
Biz insana ana babasına iyilik etmeyi tavsiye ettik. Eğer onlar seni, (gerçekliği) hakkında hiçbir bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa (bu hususta) onlara ita'at etme. Dönüşünüz banadır. O zaman size yaptıklarınızı haber veririm.
İnsana ana-babasına iyi davranma görevi yükledik. (Ey insan) Annen-baban bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak sayman için seninle mücadele edecek olurlarsa sakın onlara boyun eğme dipnot 1 ! Dönüp geleceğiniz yer benim huzurumdur. Neler yaptığınızı size bildireceğim.
İnsana ana-babasına iyi davranma görevi yükledik. Ama bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana eş koşman için sana baskı yaparlarsa sakın boyun eğme. Hepinizin dönüşü banadır. Ben de neler yaptığınızı, o zaman size bildireceğim.
İnsana, anne ve babasına iyi davranmasını emrettik. Eğer (anne-baban) seni, hakkında hiç bir bilgin olmayan şeyi bana şirk koşman için zorlarlarsa, o zaman onlara itaat etme! Dönüşünüz banadır. İşte o zaman size yapmış olduğunuz amelleri haber vereceğim.
İnsana, anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eğer seni, hakkında hiç bir bilgin olmayan, şeyi bana şirk koşman için zorlarlarsa, o zaman onlara itaat etme! Dönüşünüz banadır. İşte o zaman size ne yapmış olduğunuzu haber vereceğim.
Biz insana, anne babasına en güzel bir biçimde davranmasını, şunu söyleyerek önerdik: "Eğer onlar, hakkında hiçbir bilgin olmayan bir şeyle bana ortak koşman için seninle çekişirlerse, o takdirde onlara itaat etme. Yalnız banadır dönüşünüz. Nihayet ben size yapıp ettiğiniz şeylerin haberini bildireceğim."
Ankebût suresi, 9. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَنُدْخِلَنَّهُمْ فِى ٱلصَّٰلِحِينَ
İman edip de salih amel işleyenler var ya, biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız.
İman edip iyi işler yapanları elbette iyilere katacağız.
Ama iman edip Allah'ın razı olduğu iş işleyenlere gelince: onları da mutlaka iyi ve erdemli insanların arasına katacağız.
İman edip doğru ve yararlı işler yapmış olanlara gelince, onları (öteki dünyada da) mutlaka dürüst ve erdemlilerin arasına sokacağız.
İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onları elbette salihlere dahil edeceğiz.
İman edip salih amellerde bulunanlar ise; elbette onları salihlerin arasına katacağız.
İman edip iyi işler yapanları, muhakkak sâlihler (zümresi) içine katarız.
İnanmış olarak erdemli edimler yapanları, erdemli olanlar arasına katacağız.
İnanıp iyi amel yapanları kesinlikle iyi kulların arasına koyacağız.
Gerçeği onaylayıp erdemli davrananları erdemliler arasına sokacağız.
İnanıp erdemli davrananları erdemliler arasına sokacağız.
İman edip iyi iyi işler yapanları ise elbette iyiler arasına katacağız.
İyman edib salih salih ameller yapanlar ise elbette onları salihin zümresi içine katacağız
İman eden ve salihatı dipnot 1 yapanları da kesinlikle salihlerin dipnot 2 arasına katacağız.
İnanan ve salihatı dipnot 1 yapanları da; kesinlikle salihlerin dipnot 2 arasına katacağız.
İnanan ve salihatı yapanları da; kesinlikle salihlerin arasına katacağız.
İnanıp salih amellerde bulunanlar ise; elbette onları salihlerin arasına katacağız.
İman edib de güzel güzel amel (ve hareket) de bulunanlar (yok mu?) biz onları her halde saalihler (zümresin) e (katıb) sokacağız.
İman edip salih amel işleyenleri de andolsun ki; salihlerin arasına katacağız.
(8-9) Biz insana anne babasına güzel davranmasını önerdik / tavsiye ettik, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana şirk koşman konusunda seninle uğraşırlarsa o ikisine de uyma /itaat etme, sizin dönüşleriniz banadır, yapıyor olduklarınızın haberini bildireceğim. İman edip Islah edicilik yapanları ıslah ediciler arasına katacağız. 10,11, (İNSANLARIN AZABI İLE ALLAHIN AZABI EŞİT MİDİR? Allah’a iman ettim diyenlerden kimi insanlar, Allah konusunda bir eziyet görürse İnsanların sınamasını Allah’ın azabı ile eşit tutar. Allah’ın yardımı geldiği zaman da (utanmadan) biz de sizlerle beraberdik derler , Allah alemlerin göğsünde var olanı bilen değil midir? Allah elbette iman edenleri de bilir münafık olanları da olmadıkları şekilde görünenleri de bilir.
İman edip de salih amel işleyenler var ya, biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız.
İnanıp iyi işler yapanları, salihler arasına sokarız.
İnanıp güvenen ve iyi işler yapanları elbette iyilerin arasına katacağız dipnot 1 .
İnanan ve iyi işler yapanları elbette iyilerin arasına sokacağız.
İman edenleri ve salih ameller işleyenleri elbette salih kimselerin arasına katacağız.
İman edenleri ve doğruları yapanları elbette iyi kimselerin arasına katacağız.
İman edip hayra ve barışa yönelik eylemler sergileyenlere gelince, biz onları elbette ki barışseverler arasına koyacağız.
Ankebût suresi, 10. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ فَإِذَآ أُوذِىَ فِى ٱللَّهِ جَعَلَ فِتْنَةَ ٱلنَّاسِ كَعَذَابِ ٱللَّهِ وَلَئِن جَآءَ نَصْرٌ مِّن رَّبِّكَ لَيَقُولُنَّ إِنَّا كُنَّا مَعَكُمْ أَوَلَيْسَ ٱللَّهُ بِأَعْلَمَ بِمَا فِى صُدُورِ ٱلْعَٰلَمِينَ
İnsanlardan öyleleri vardır ki, "Allah'a inandık" derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah'ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, "Biz de sizinle beraberdik" derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?
İnsanlardan kimi vardır ki "Allah'a inandık." der; Allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman, insanlar(ın) eziyeti(ni) Allah'ın azabı gibi görür. Rabbinden bir yardım gelecek olsa, mutlaka "Doğrusu biz de sizinleydik!" derler. Allah insanların göğüslerinde (kalplerinde) olanları iyi bilen değil midir!
Kimi insanlar da vardır ki, "Allah'a inandık!" derler, fakat iş Allah (davası) uğrunda eza cefa çekmeye gelince, insanların baskısını Allah'ın cezası gibi algılarlar; Rabbinden bir yardım ulaşınca da, ısrarla "Zaten biz ta başından beri sizinle beraberdik" derler.
İnsanlar arasında öyleleri var ki, (kendileri ve kendi gibileri adına) "Biz, Allah'a inanıyoruz!" derler; ama Allah yolunda sıkıntıya düşünce insanlardan çektikleri eziyeti Allah'tan gelen ceza gibi, (hatta ondan daha korkutucu) görürler; Rabbinden (gerçek inanç sahiplerine) bir yardım gelince de, "Aslında biz her zaman sizinle beraberiz!" derler. Allah, bütün yaratılmışların kalplerinden geçenleri en iyi bilen değil midir?
İnsanlardan kimisi de vardır ki: "Amenna billah = iman ettik Esma'sıyla hakikatimiz olan Allah'a" dediği halde; Allah uğruna eziyete uğradığında, insanların fitnesini Allah'ın azabı gibi kabul etti. Andolsun ki Rabbinden bir zafer gelirse, elbette şöyle diyecekler: "Gerçekten biz sizinle beraberdik. " Allah, alemlerin sadırlarında (insanların beyinlerinde) olan şeyi (Esma'sından yaratanı olarak) daha iyi bilen değil midir?
İnsanlardan öylesi vardır ki, "Allah'a iman ettik" der; fakat Allah uğruna eziyet gördüğü zaman, insanların (kendisine yönelttikleri işkence ve) fitnesini Allah'ın azabıymış gibi sayar; ama Rabbinden 'bir yardım ve zafer' gelirse, andolsun: "Biz gerçekten sizlerle birlikteydik" demektedirler. Oysa Allah, alemlerin sinelerinde olanı daha iyi bilen değil midir?
İnsanlardan kimi vardır ki: «Allah’a inandık» der, fakat Allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman, insanların işkencesini Allah'ın azabı gibi tutar. Halbuki Rabbinden bir yardım gelecek olsa, mutlaka, «Doğrusu biz de sizinle beraberdik» derler. İyi de, Allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen değil midir?
Oysa insanlar arasında öyleleri vardır ki, "Allah'a inandık!" derler. Fakat Allah'ın yolunda bir sıkıntıya uğradıklarında, insanların kötülüklerini, Allah'ın cezası gibi görürler. Efendinden bir yardım gelirse de "Aslında, sizinle birlikteyiz!" derler. Allah, yarattıklarının yüreklerinden geçenleri en iyi Bilen değil mi?
İnsanlardan, "Allah'a inandık" diyenler vardır. Fakat Allah uğrunda eziyete uğrayınca, insanların işkencelerini Allah'ın azabı gibi sayarlar. Eğer Rabbin katından bir yardım gelecek olursa, "Kesinlikle biz de sizinle birlikte idik" derler. Allah herkesin sinelerinde olanları en iyi bilen değil midir?"
İnsanlardan, "ALLAH'ı onayladık" diyenlerden bazıları var ki, ALLAH yolunda sıkıntı ile karşılaşınca halkın zulüm ve işkencesini ALLAH'ın cezası gibi sayar. Ama Efendinden sana bir zafer gelse, "Biz sizinle birlikte idik" derler. ALLAH herkesin en gizli düşüncelerini bilmez mi?
İnsanlardan, 'ALLAH'a inandık,'diyenlerden bazıları var ki, ALLAH yolunda sıkıntı çekince halkın zulüm ve işkencesini ALLAH'ın cezası gibi sayar. Ama Rabbinden sana bir zafer gelse, 'Biz sizinle birlikte idik,'derler. ALLAH herkesin en gizli düşüncelerini bilmez mi?
İnsanlar arasında kimi de vardır ki, "Allah'a iman ettik." der sonra da Allah uğrunda bir eziyete uğradığı zaman, insanların işkencesini Allah'ın azabı gibi tutar. Andolsun ki, Rabbinden bir yardım gelirse, "Kesinlikle Biz sizinle beraberdik." diyeceklerinde şüphe yoktur. Acaba Allah, bütün insanların sinelerindekini en iyi bilen değil midir?
İnsanlar içinde kimi de vardır Allaha iyman ettik der, sonra da Allah uğrunda bir eziyyet edildi mi, insanların mihnetini Allahın azabı gibi tutar, celalim hakkı için rabbından bir nusrat gelirse cidden biz sizinle beraber idik diyeceklerinde şübhe yoktur, ya Allah bütün aleminin sinelerindekine a'lem değil mi?
Allah'a iman ettiğini söyleyen kimi insanlar vardır ki, Allah yolunda bir eziyet gördükleri zaman, insanların fitnesini dipnot 1 Allah'ın azabı ile bir tutarlar. Eğer Rabb'lerinden bir yardım gelecek olsa, dipnot 2 kesinlikle, "Kuşku yok ki biz sizinle beraberdik." diyeceklerdir. Oysaki Allah, herkesin göğsünde olanı en iyi bilen değil midir?
Allah'a iman ettiğini söyleyen kimi insanlar vardır ki, Allah yolunda bir eziyet gördükleri zaman, insanların fitnesini dipnot 1 Allah'ın azabı ile bir tutarlar. Eğer Rabb'lerinden bir yardım gelecek olsa dipnot 2 , kesinlikle, "Kuşku yok ki biz sizinle beraberdik." diyeceklerdir. Oysaki Allah, herkesin göğsünde olanı en iyi bilen değil midir?
Allah'a iman ettiğini söyleyen kimi insanlar vardır ki, Allah yolunda bir eziyet gördükleri zaman, insanların fitnesini dipnot 1 Allah'ın azabı ile bir tutarlar. Eğer Rabb'lerinden bir yardım gelecek olsa dipnot 2 , kesinlikle, "Kuşku yok ki biz sizinle beraberdik." diyeceklerdir. Oysaki Allah, herkesin göğsünde olanı en iyi bilen değil midir?
İnsanlardan öylesi vardır ki "Tanrı'ya inandık" der fakat Tanrı uğruna eziyet gördüğü zaman, insanların (kendisine yönelttikleri işkence ve) fitnesini Tanrı'nın azabıymış gibi sayar; ama rabbinden bir 'yardım ve zafer' gelirse, andolsun: "Biz gerçekten sizlerle birlikteydik" demektedirler. Oysa Tanrı, alemlerin sinelerinde olanı daha iyi bilen değil midir?
İnsanlardan öyle adam vardır ki "Allaha inandık" der de Allah uğrunda eziyyete (duçar) edildiği zaman insanların (kendi hakkındaki) fitnesini Allahın azabı imiş gibi tanır. Andolsun ki Rabbinden bir nusret gelirse onlar: "Biz de hakıykaten sizinle beraberdik" diyecekler muhakkak. Allah, aalemlerin sineleri içinde ne var, çok iyi bilen değil midir?
İnsanlardan öyleleri de vardır ki; Allah'a inandık, der de; Allah uğrunda bir eziyete uğratılınca; insanların o eziyetini, Allah'ın azabı gibi tutar. Rabbından bir yardım gelecek olursa; andolsun ki: Doğrusu biz, sizinle beraberdik, derler. Allah, herkesin kalbinde olanları en iyi bilen değil midir?
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
İnsanlardan öyleleri vardır ki; “Allah’a iman ettik.” derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka; “Biz de sizinle beraberdik.” derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?
İnsanlardan kimi vardır ki "Allah'a inandık." der, fakat Allah uğrunda kendisine eziyet edilince insanların işkencesini, Allah'ın azabı gibi sayar. Ama Rabbinden (sana) bir yardım gelse, andolsun: "Biz de sizinle beraberdik," derler. Allah, alemlerin göğüslerinde bulunan (düşünceler)i daha iyi bilmez mi?
İnsanlardan "Allah'a inanıp güvendik" diyenler vardır. Ama Allah uğrunda eziyet gördükleri zaman insanların verdiği sıkıntıyı, Allah'ın azabıymış gibi sayarlar dipnot 1 . Rabbinden bir yardım gelse o zaman da "Biz de sizinle beraberiz!" derler. Allah, herkesin içinde olanı en iyi bilen değil midir?
Kimi insanlar "Allah'a inandık." derler ama Allah uğrunda eziyet gördülermi, insanların verdiği sıkıntıyı, Allah'ın azabı gibi sayarlar. Sahibinden bir zafer gelse hemen; "Biz de sizinle beraberdik!" derler. Herkesin içinde olanı en iyi bilen Allah değil midir?
İnsanlardan “Allah’a iman ettik” deyip, O’nun uğrunda bir eza gördükleri zaman, insanların eziyetini Allah’ın azabıyla bir tutanlar vardır. Rabbinden bir yardım gelecek olursa, hemen “Biz sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde ne olduğunu en iyi bilen değil mi?
İnsanlardan "Allah'a iman ettik" deyip, O'nun uğrunda bir eza gördükleri zaman, insanların eziyetini Allah'ın azabıyla bir tutanlar vardır. Rabbinden bir yardım gelecek olursa, hemen "Biz sizinle beraberdik" derler. Allah, herkesin kalbinde ne olduğunu en iyi bilen değil mi?
İnsanlar içinden öylesi vardır ki, "Allah'a inandık" der fakat Allah uğrunda bir eziyete uğratılınca, insanlardan gelen fitneyi Allah'ın azabı gibi tutar. Ve eğer Rabbinden bir yardım gelirse kesinlikle şöyle diyeceklerdir: "Biz sizinle beraberdik." Allah, alemlerin göğüslerindekini en iyi şekilde bilmiyor mu?
Ankebût suresi, 11. ayet. وَلَيَعْلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَيَعْلَمَنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ
Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.
Allah iman edenleri elbette bil(dir)ip (ortaya çıkaracaktır); dipnot 1 iki yüzlüleri de elbette bil(dir)ip (ortaya çıkaracaktır). dipnot 2
Ve Allah her halükarda imanda sebat edenleri de elbet seçip ayıracak, ikiyüzlü olup çıkanları da elbet seçip ayıracaktır.
(Evet!) Allah, (gerçekten) imana erenlerin de, ikiyüzlülerin de kimler olduğunu mutlaka gösterecektir.
Allah, elbette iman edenleri bilecektir; elbette münafıkları da (zekalarını, Hak olan doğrultusunda değil, çıkarları doğrultusunda kullanan ikiyüzlüleri) bilecektir.
Allah muhakkak iman edenleri de bilmekte ve muhakkak münafıkları da bilmektedir.
Allah, elbette (O'na gönülden) iman edenleri de bilir, iki yüzlüleri de bilir (ortaya çıkaracaktır).
Allah, inananları kesinlikle bilir; ikiyüzlüleri de kesinlikle bilir.
Allah kesinlikle kimlerin gerçekten inandığını ve kimlerin de münafık olduğunu bilmektedir.
ALLAH elbette iman edenlerle ikiyüzlüleri açığa çıkaracaktır.
ALLAH elbette inananlarla ikiyüzlüleri açığa çıkaracaktır.
Ve kesinlikle Allah, iman etmiş olanları herhalde bilecektir; münafıkları da bilecek elbette.
Ve elbette Allah iyman etmiş olanları her halde bilecek ve elbet münafıkları da behemehal bilecek.
Allah, elbette iman edenleri bilir ve elbette kimlerin de Münafık dipnot 1 olduğunu da bilir.
Allah, elbette inananları bilir ve elbette kimlerin de münafık dipnot 1 olduğunu da bilir.
Allah, elbette inananları bilir ve elbette kimlerin de münafık dipnot 1 olduğunu da bilir.
Tanrı muhakkak inananları da bilmekte ve muhakkak münafıkları da bilmektedir.
Allah iman edenleri de elbet bilir, münafıkları da elbet bilir.
Elbette Allah; inananları bilir. Ve elbette münafıkları da bilir.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.
Allah, elbette inananları da bilir ve elbette iki yüzlüleri de bilir.
Allah inanıp güvenenleri elbette bilecektir. Münafıkları /iki yüzlüleri de elbette bilecektir dipnot 1 .
Allah inananları elbette bilecektir. İki yüzlüleri de elbette bilecektir.
Allah, elbette iman edenleri biliyor ve elbette münafıkları da biliyor.
Allah, elbette iman edenleri biliyor ve elbette münafıkları da biliyor.
Allah iman edenleri elbette bilecektir. Ve münafık olanları da elbette bilecektir.
Ankebût suresi, 12. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّبِعُوا۟ سَبِيلَنَا وَلْنَحْمِلْ خَطَٰيَٰكُمْ وَمَا هُم بِحَٰمِلِينَ مِنْ خَطَٰيَٰهُم مِّن شَىْءٍ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ
İnkar edenler iman edenlere, "Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim" derler. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.
Kâfir olanlar iman edenlere "Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı da biz yüklenelim!" derler. (Oysa) günahlarından hiçbir şeyi asla yüklenici değillerdir. dipnot 1 Şüphesiz ki onlar yalancıdır.
Nitekim (O şunu da bilir ki), inkar edenler iman edenlere; "Siz bizim yaşam biçimimize uyun, günahınız bizim boynumuza olsun" derler. Oysa ki onlar berikilerin hiçbir günahını yüklenecek değiller; besbelli ki onlar sadece yalancıdırlar.
Ve (O, şunu da bilir ki,) hakkı inkar edenler, (her zaman olduğu gibi,) inananlara: "(Gelin) bizim (hayat) tarzımıza uyun, günahlarınız bizim boynumuza!" derler. Halbuki onlar, (bu şekilde yanılttıkları kimselerin) hiçbir günahını yüklenmezler: Dikkat edin, onlar yalancıdırlar!
Hakikat bilgisini inkar edenler, iman edenlere dedi ki: "Bizim anlayışımıza uyun, sizin suçlarınızı (günahlarınızı) biz yüklenelim!" İnkarcılar, onların suçlarının veballerinden hiçbir şey yüklenmezler. . . Muhakkak ki onlar yalancılardır.
İnkar edenler, iman edenlere dedi ki: "Siz bizim yolumuzu izleyin, hatalarınızı biz yüklenelim." Oysa kendileri, onların hatalarından hiç bir şeyi yüklenecek değildir. Gerçekten onlar, elbette yalancıdırlar.
Kâfirler, iman edenlere: Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim, derler. Halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.
Nankörlük edenler, inananlara, şöyle dediler: "Bizim yolumuzu izleyin; suçlarınızı biz yükleniriz!" Oysa onların suçlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Aslında, onlar yalancıdır.
Kafirler, iman edenlere, "Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim" derler. Halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.
İnkarcılar iman edenlere, "Yolumuza uyun; günahlarınızı biz yükleniriz" dediler. Oysa onların günahlarından hiçbir şeyi yüklenecek değillerdir; yalancıdırlar.
İnkarcılar inananlara, 'Yolumuza uyun; günahlarınızı biz yükleniriz,'dediler. Oysa onların günahlarından hiç bir şeyi yüklenecek değillerdir; yalancıdırlar.
Bir de küfredenler o iman etmiş olanlara: "Bizim yolumuza uyun, biz de sizin günahlarınızı yüklenelim!" dediler. Oysa onlar, onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir ve onlar kesinlikle yalancıdırlar.
Bir de küfredenler o iyman etmiş olanlara: "bizim yolumuza uyun, günahlarınızı da yüklenelim" dediler, halbuki onlar onların günahlarından hiç bir şey yüklenecek değiller ve elbette onlar kat'ıyyen yalancılar
Kafirler: İman Edenler'e: "Bizim yolumuza uyun, sizin yanlışlarınızı biz üstlenelim." dediler. Oysa onlar, başkalarının hatalarından hiçbir şey üstlenemezler. Kesinlikle onlar yalancıdırlar.
Kafirler: İnananlara: "Bizim yolumuza uyun, sizin yanlışlarınızı biz üstlenelim." dediler. Oysa onlar, başkalarının hatalarından hiçbir şey üstlenemezler. Kesinlikle onlar yalancıdırlar.
Gerçeği yalanlayan nankörler: inananlara: "Bizim yolumuza uyun, sizin hatalarınızı biz üstlenelim." dediler. Oysa onlar, başkalarının hatalarından hiçbir şey üstlenemezler. Kesinlikle onlar yalancıdırlar.
Küfredenler inananlara dedi ki: "Siz bizim yolumuzu izleyin, hatalarınızı biz yüklenelim." Oysa kendileri onların hatalarından hiç bir şeyi yüklenecek değildir. Gerçekten onlar, elbette yalancıdırlar.
O kafirler, iman edenlere dedi (ler) ki: "Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim". Halbuki onlar bunların günahlarından hiçbir şey yüklenici değildirler. Şübhesiz ki onlar kat'iyyen yalancıdırlar.
Küfredenler, inananlara derler ki: Bizim yolumuza uyun da sizin günahlarınızı biz taşıyalım. Halbuki onların günahlarından hiç birini yüklenecek değillerdir. Doğrusu onlar yalancıdırlar.
(12-13) Kafirler iman edenler için dediler ki “bizim yolumuza uyun yanlışlarınızı da biz üstlenelim” onların yanlışlarından hiçbir şey yüklenemezler, onlar kesinlikle yalancılardır, onlar kendi ağırlıkları ile beraber onların ağırlıklarını da taşıyacaklardır, kıyamet gününde iftira etmelerinden dolayı sorgulanacaklar.
Kâfirler, iman edenlere; “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim.” derler. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.
İnkar edenler, inananlara: "Siz bizim yolumuza uyun. Sizin hatalarınızı biz taşırız" dediler. Oysa kendileri, onların hatalarından hiçbir şey taşıyacak değillerdir. Onlar tamamen yalancıdırlar.
Kafirlik edenler, inananlara: "Siz, bizim yolumuzu takip edin! Biz sizin hatalarınızı da yükleniriz" derler. Halbuki onlar, müminlerin hatalarından hiçbirini yüklenecek değillerdir. Onlar kesinlikle yalancıdırlar.
Kafirler dipnot 1 , müminlere dipnot 2 şöyle derler: "Yolumuza girin, günahlarınızı üstlenelim." Oysa bunların günahlarından bir tanesini bile üstlenecek değillerdir. Onlar kesinlikle yalancıdırlar.
Kâfirler, müminlere derler ki: Bizim yolumuza uyun, sizin günahınızı da biz taşıyalım. Onların günahlarından hiçbir şey taşıyacak değillerdir. Onlar, yalancıdırlar.
İnkarcılar, müminlere derler ki: -Bizim yolumuza uyun, sizin günahınızı da biz taşıyalım. Onların günahlarından hiçbir şey taşıyacak değillerdir. Onlar, yalancıdırlar.
İnkar edenler, iman edenlere dediler ki: "Bizim yolumuzu izleyin, sizin günahlarınızı biz taşırız." Oysa onlar, iman edenlerin günahlarından hiçbir şeyin taşıyıcısı değillerdir. Gerçek şu ki, onlar tamamen yalancıdırlar.
Ankebût suresi, 13. ayet. وَلَيَحْمِلُنَّ أَثْقَالَهُمْ وَأَثْقَالًا مَّعَ أَثْقَالِهِمْ وَلَيُسْـَٔلُنَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ عَمَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ
Andolsun, onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz, sorguya çekileceklerdir.
Elbette kendi yüklerini (günahlarını, ayrıca) kendi yükleriyle (günahlarıyla) birlikte (sebep oldukları diğer) yükleri (günahları) da taşıyacaklardır; dipnot 1 uydurdukları şeylerden kıyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.
Ve elbet onlar kendi yüklerini zaten taşıyacaklar; ama kendi yükleriyle birlikte (sorumlu oldukları) bir başka yük daha taşıyacaklar; ve Kıyamet Günü uyduruk (inançlarından) dolayı elbette hesaba çekilecekler.
Onlar, mutlaka, kendi yükleri ile birlikte başka yükleri de taşımak zorunda kalacaklardır; ve bütün temelsiz iddialarından dolayı Kıyamet Günü mutlaka hesaba çekileceklerdir!
Andolsun ki onlar hem kendi veballerini, hem de kendi yükleriyle beraber (başka) veballer de yüklenip taşıyacaklar. . . Uydurdukları fikirlerden kıyamet sürecinde mutlaka sorumlu tutulacaklardır.
Şüphesiz onlar, hem kendi yüklerini, hem kendi yükleriyle birlikte başka yükleri de yüklenecekler ve kıyamet günü, düzüp uydurduklarına karşı sorguya çekileceklerdir.
(Fakat gerçek şu ki) elbette kendi yüklerini (veballerini), kendi yükleriyle birlikte nice yükleri taşıyacaklar ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.
Kendi yükleriyle birlikte, başka yükleri de kesinlikle taşıyacaklardır. Uydurmuş olduklarından da Yeniden Yaratılış Günü'nde, kesinlikle sorgulanacaklardır.
Onlar, elbette kendi yükleriyle birlikte başka yükleri de taşımak zorunda kalacaklardır. Uydurup durdukları temelsiz iddialardan dolayı kıyamet günü kesinlikle sorguya çekileceklerdir.
Gerçekte, kendi yüklerine ek olarak (sorumlu oldukları) başka yükleri de yüklenecekler ve uydurdukları şeylerden diriliş günü sorulacaklardır. dipnot 1
Gerçekte, kendi yüklerine ek olarak (sorumlu oldukları) başka yükleri de yüklenecekler ve uydurdukları şeylerden diriliş günü sorulacaklardır.
Gerçek şu ki, onlar mutlaka kendi ağırlıklarını ve o ağırlıklarıyla birlikte daha birçok ağırlıkları yüklenecekler, kesinlikle ettikleri iftiradan kıyamet gününde sorguya çekileceklerdir.
Maamafih kendi ağırlıklarını ve o ağırlıklarla beraber daha bir çok ağırlıkları yüklenecekler bu şübhesiz ve her halde o ettikleri iftiralardan sual olunacaklar bu da şübhesiz
Onlar hem kendi yüklerini hem kendi yükleri ile birlikte başka yükleri taşıyacaklar. Kıyamet günü, kesinlikle uydurdukları şeylerden hesaba çekilecekler.
Onlar hem kendi yüklerini hem kendi yükleri ile birlikte başka yükleri taşıyacaklar. Kıyamet Günü, kesinlikle uydurdukları şeylerden hesaba çekilecekler.
Onlar, elbette kendi yükleri ile birlikte onların yüklerini de mutlaka yüklenecekler. Kıyamet Günü, kesinlikle uydurdukları şeylerden hesaba çekileceklerdir.
Şüphesiz onlar, hem kendi yüklerini, hem kendi yükleriyle birlikte başka yükleri de yüklenecekler ve kıyamet günü, düzüp uydurduklarına karşı sorguya çekileceklerdir.
Onlar her halde kendi yüklerini de, o yükleriyle beraber daha nice yükleri de bizzat yüklenecekler ve düzmekde oldukları şeylerden kıyamet günü mes'ul olacaklardır.
Gerçekten onlar; hem kendi yüklerini, hem de kendi yükleriyle beraber daha nice yükleri yüklenecekler ve uydurup durdukları şeylerden dolayı kıyamet günü elbette sorguya çekileceklerdir.
(12-13) Kafirler iman edenler için dediler ki “bizim yolumuza uyun yanlışlarınızı da biz üstlenelim” onların yanlışlarından hiçbir şey yüklenemezler, onlar kesinlikle yalancılardır, onlar kendi ağırlıkları ile beraber onların ağırlıklarını da taşıyacaklardır, kıyamet gününde iftira etmelerinden dolayı sorgulanacaklar.
Andolsun, onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz sorguya çekileceklerdir.
Onlar, hem kendi yüklerini, hem de kendi yükleriyle beraber başka yükleri (başkalarını kandırıp saptırmalarının vebalini) taşıyacaklar ve elbette uydurdukları şeylerden kıyamet gününde sorguya çekileceklerdir.
Onlar kesinlikle kendi yüklerini ve yüklerinin yanında daha nice yükler yükleneceklerdir dipnot 1 . Kıyamet /mezardan kalkış dipnot 2 günü, uydurdukları şeylerden kesinlikle sorguya çekileceklerdir.
Kendi yüklerini zaten yüklenecekler, üstelik yüklerine nice yükler eklenecektir. Uydurdukları şeyler yüzünden kıyamet günü kesinlikle hesaba çekileceklerdir.
Onlar, kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber başka yükleri de taşırlar. Kıyamet günü de uydurduklarından sorguya çekilirler.
Onlar, kendi günahlarını ve kendi günahlarıyla beraber başka günahları da taşırlar. Kıyamet günü de uydurduklarından hesaba çekilirler.
Onlar hem kendi yüklerini hem de kendi yükleriyle beraber başkalarının yüklerini taşıyacaklar. Bunda kuşku yok. Kıyamet günü de iftira edip durdukları şeylerden zorlu bir sorguya mutlaka çekileceklerdir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.