Ankebût suresi · 14–27. ayetler

Nûh, İbrâhim ve Lût

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Ankebût suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 14. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًا فَأَخَذَهُمُ ٱلطُّوفَانُ وَهُمْ ظَٰلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz Nuh'u kendi halkına göndermiştik; bin seneden elli yıl eksik dipnot 1 bir süre onların arasında kalmıştı. Onlar haksızlık ederken (sonunda) tufan kendilerini yakalamıştı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki "1000 sene" ifadesi ile Hz. Nuh'un kavminin içerisinde verimsiz ve çok uzun seneler geçirdiği, "50 yıl" ifadesi ile de peygamberlik yaptığı verimli süre kastedilmiş olabilir. "Bin seneden elli yıl eksik" ifadesini bir bütün olarak ele aldığımızda, ayette hem [seneh] (sene) hem de [‘âm] (yıl) kelimelerinin kullanılmış olması bir ayrıma dikkat çekmektedir. Zira Râğıb el-Isfehânî'nin de belirttiği gibi, Yûsuf 12:47'de geçen [seneh] kelimesi daha çok verimsiz ve kurak seneler için kullanılırken, iki ayet sonra Yûsuf 12:49'da geçen [‘âm] sözcüğü ise bereketli ve yağışlı yıllar anlamında kullanılmıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz Nuh'u da kendi kavmine elçi göndermiştik: Nuh da onlar arasında -elli yıl eksiğiyle- bin sene kalmıştı; ve onlar iyice zulme gömülüp gitmiş bir haldeyken, tufan onları enseleyivermişti.

    Muhammed Esed

    Biz (çok zaman önce) Nuh'u kendi kavmine göndermiştik ve Nuh onlar arasında dokuzyüzelli yıl geçirmişti; sonra onlar hala zulüm batağında yaşamaya devam ederlerken bir tufana yakalanmışlardı.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki Nuh'u kendi toplumuna irsal ettik de onların içinde elli yıl hariç bin sene kaldı! Zulümleri üzereyken tufan onları yakaladı.

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik, içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı. Sonunda onlar zulme devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki biz Nuh'u kendi kavmine gönderdik de o bin yıldan elli yıl eksik bir süre onların arasında kaldı. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.

    Ali Rıza Safa

    Ve gerçek şu ki, Nuh'u, kendi toplumuna gönderdik; onların arasında, bin yıldan elli yıl eksik kaldı. Haksızlıklarını sürdürürlerken, tufan onları yakaladı. dipnot 326

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 326
      Dokuz yüz elli yıl anlatımının, "Bin yıldan elli yıl eksik" biçiminde bildirilmesi, Kur'an'ın, sayısal bir örgü düzeniyle korunduğunu savlayan araştırmacılara göre, sayısal örgüyü oluşturan Kur'an'daki harf sayılarıyla ilişkilidir. Nuh peygamberin dokuz yüz elli yaşına dek yaşaması konusu, Tevrat, Yaratılış 7:6 ve 9:28 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Nuh, yeryüzünde tufan koptuğunda altı yüz yaşındaydı. Tufandan sonra, üç yüz elli yıl daha yaşadı."

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki biz Nuh'u kendi kavmine gönderdik. O, bin yıldan elli yıl eksik bir süre onların arasında kaldı. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.

    Edip Yüksel

    Nuh'u, halkına göndermiştik ve onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Ancak zulmettikleri için onları tufan yakaladı. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Neden "dokuzyüz elli yıl" değil de, "bin eksi elli yıl" ifadesinin kullanıldığı sorusuna, matematiksel mucizenin kodunu keşfedinceye kadar doyurucu bir cevap bulamıyorduk. Kuran'ın sureleri, ayetleri, kelimeleri ve harfleri matematiksel sistemde yer aldıkları gibi Kuran'daki sayıların da bu sistem içinde rolü vardır. * Örneğin Kuran'da geçen tüm sayıların tekrarsız toplamları 162146'dır (19x8534). Buradaki ifade 950 olsaydı, yukarıdaki toplam 900 fazla olacak ve 19 sistemini bozacaktı. Ayrıca, Nuh'un toplam yaşının da 19'un katı oluşu bu ilişkiyi daha da güçlendirmektedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nuh'u, halkına göndermiştik ve onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Ancak zulmettikleri için onları tufan yakaladı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Nuh'u kavmine gönderdik de içlerinde elli eksik bin (dokuz yüz elli) yıl kaldı, derken zulümlerini sürdürürlerken onları tufan yakalayıverdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve celalim hakkı için Nuhu kavmine gönderdik de içlerinde elli yılı müstesna bin sene durdu derken onları tufan yakalayıverdi hep zulmediyorlardı

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Nuh'u halkına gönderdik. Onların içinde bin aydan elli yıl dipnot 1 eksik kaldı. Sonunda haksızlık edenleri tufan aldı.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, "Ame". Ayette, "senetin" ve "amen" kelimeleri geçmektedir. Bu iki kelimeye de "yıl" anlamı verilerek "bin yıldan elli yıl eksik" diye çeviri yapmak yani bu iki kelimeye de "yıl" anlamı vermek doğru değildir. O günün takviminde "senetin"in ay, "amen"in de yıl demek olduğu iddiaları da söz konusudur. Böyle olduğunda doğru çeviri: "Bin aydan elli yıl eksik" olmalıdır. Bu hesaba göre Nuh'un yaklaşık otuz üç yıl Nebi'lik yaptığı anlaşılmaktadır. Elli yıl, altı yüz ay eder. Bin aydan altı yüz ay çıkarılırsa dört yüz ay kalır o da yaklaşık otuz üç yıl etmektedir. Dolayısı ile elli yıl ile otuz üç yıl toplandığında Nuh'un toplam yaşının seksen üç olduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir yorum da "Bin yıl" sayısal bir anlam taşımamakta olup, deyim olarak "çok uzun zaman" anlamındadır. Böyle kabul edildiğinde de "uzun bir ömrün elli yılı hariç" denmiş olmaktadır. Nuh'un dokuz yüz elli yıl yaşadığı iddiası doğru değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki Nuh'u halkına gönderdik. Onların içinde bin aydan dipnot 1 elli yıl dipnot 2 eksik kaldı. Sonunda haksızlık edenleri tufan aldı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak "Sene"
    2. metne dön, dipnot 2
      Literal olarak "Ame". Ayette, "Senetin" ve "Amen" sözcükleri geçmektedir. Bu iki sözcüğe de "yıl" anlamı verilerek "bin yıldan elli yıl eksik" diye çeviri yapmak yani bu iki sözcüğe de "yıl" anlamı vermek doğru değildir. O günün takviminde "Senetin"in ay, "Amen"in de yıl demek olduğu iddiaları da söz konusudur. Böyle olduğunda doğru çeviri "bin aydan elli yıl eksik" olmalıdır. Bu hesaba göre Nuh'un yaklaşık otuz üç yıl nebilik yaptığı anlaşılmaktadır. Elli yıl, altı yüz ay eder. Bin aydan altı yüz ay çıkarılırsa dört yüz ay kalır o da yaklaşık otuz üç yıl etmektedir. Dolayısı ile elli yıl ile otuz üç yıl toplandığında Nuh'un toplam yaşının seksen üç olduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir yorum da "Bin yıl" sayısal bir anlam taşımamakta olup, deyim olarak "çok uzun zaman" anlamındadır. Böyle kabul edildiğine de "uzun bir ömrünün elli yılı hariç" denmektedir. Nuh'un Dokuz yüz elli yıl yaşadığı iddiası doğru değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki Biz, Nuh'u kavmine gönderdik. Onların içinde bin yıldan dipnot 1 elli yıl eksik kaldı. Sonunda haksızlık edenleri tufan aldı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bin yıl ifadesi, sayısal değer olarak "bin yıl" anlamına değil, deyim olarak "çok uzun zaman" anlamına gelmektedir. Uzun ömrünün elli yılı hariç, onların arasında kaldı anlamını ifade etmektedir.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik, içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı. Sonunda onlar zulme devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki biz Nuuhu kavmine (peygamber olarak) göndermişizdir de o, aralarında, elli yılı müstesna olmak üzere, bin sene kalmışdır. Nihayet onlar zulümde devam edib dururlarken kendilerini tuufan yakalayıvermişdir.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Biz, Nuh'u, kavmine gönderdik. Aralarında elli yılı müstesna olmak üzere bin yıl kaldı. Sonunda onlar, zulme devam edip dururken kendilerini tufan yakalayıverdi.

    Mehmet Alagaş

    (14-15) Kesin olan şu ki, biz Nuh’u kesinlikle kavmine gönderdik. Elli yılı hariç aralarında bin yıl kaldı, onları tufan yakaladı, onlar zalimlerdi, biz onu ve gemi arkadaşlarını kurtardık o gemiyi de alemlere gösterge / ayet yaptık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz, Nuh'u kavmine gönderdik, onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı (öğüt verdi, dinlemediler), sonunda haksızlık etmekte olan insanları Tufan yakaladı.

    Süleymaniye Vakfı

    Nuh'u kendi halkına elçi göndermiştik dipnot 1 . Aralarında (elçi olarak) dokuz yüz elli yıl kaldı dipnot 2 . Nihayet tufan onları yakalayıverdi, hep yanlışlar içindeydiler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nuh kıssası hakkında ayrıntılı bilgi için bkz: A'raf 7/59-64, Yunus 10/71-73, Hud 11/25-48, Mu'minun 23/23-30, Şuara 26/105-122, Saffat 37/75-82, Kamer 54/9-16, Nuh 71/1-28.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Dokuz yüz elli yıl" şeklinde tercüme edilen ifadenin aslı "bin seneden (سَنَة) elli am (عام) eksik" şeklindedir. Arapçada "sene" sözcüğü tamı tamına bir sene anlamında kullanılırken, "am" sözcüğü bir seneye yakın ya da biraz eksik süreleri anlatmak için kullanılır. Demek ki Nuh aleyhisselam, bin yıldan yaklaşık 50 sene eksik, yani 950 yıldan fazla ama 951 yıldan az kalmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nuh'u kendi halkına elçi gönderdik. Aralarında dokuyüz elli yıl kaldı. Nihayet yanlışlar içinde oldukları bir sırada o tufan, onları alıp götürdü.

    Şaban Britch

    Nuh’u kavmine göndermiştik. Onların arasında bin seneden elli sene eksik yaşadı. Sonunda, zalimlik ederlerken onları yakaladık.

    Şaban Piriş

    Nuh'u kavmine göndermiştik. Onların arasında bin seneden elli sene eksik yaşadı. Sonunda, zalimlik ederlerken onları yakaladık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, biz Nuh'u toplumuna gönderdik de o, onların arasında bin yıldan elli yıl eksik kaldı. Sonunda onları tufan yakaladı. Çünkü zalimlerdi onlar.

  2. Ankebût suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 15. ayet. فَأَنجَيْنَٰهُ وَأَصْحَٰبَ ٱلسَّفِينَةِ وَجَعَلْنَٰهَآ ءَايَةً لِّلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz de onu (Nuh'u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu alemlere bir ibret kıldık.

    Mehmet Okuyan

    Biz onu ve gemideki halkı kurtarmış ve onu âlemlere ibret yapmıştık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki amaç, geminin yani onun içindekilerle gemiye binmeyip boğulanların yaşadığı olayların sonrakiler için bir ders olduğuna dikkat çekmektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat onu ve gemi yârânının tümünü kurtardık; ve bunu bütün bir insanlığa (ibretlik) bir belge kıldık.

    Muhammed Esed

    fakat Nuh'u ve o'nunla birlikte gemide bulunanların tümünü kurtardık ve bunu, (hatırlayıp ders almaları için) bütün insanların önüne (rahmetimizin) bir işareti olarak koyduk.

    Ahmed Hulusi

    Onu ve gemi halkını kurtardık ve onu insanlar için bir ibret kıldık.

    Ali Bulaç

    Böylece biz onu ve gemi halkını kurtardık ve bunu alemlere bir ayet (kendisinden ders çıkarılacak bir olay) kılmış olduk.

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret yaptık.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, Onu ve gemi yoldaşlarını kurtardık. Ve Onu, evrenlere bir kanıt yaptık.

    Bayraktar Bayraklı

    Fakat Nuh'u ve onunla birlikte gemide bulunanların hepsini kurtardık ve bunu, bütün insanlara bir ders kıldık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu ve gemi halkını kurtarıp herkese ibret yaptık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonunda onu ve gemi arkadaşlarını kurtardık ve o gemiyi alemlere bir ibret kıldık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Binnetice onu ve gemi arkadaşlarını necata çıkardık ve o gemiyi alemlere bir ayet kıldık

    Gültekin Onan

    Böylece biz onu ve gemi halkını kurtardık ve bunu alemlere bir ayet kılmış olduk.

    Hasan Basri Çantay

    Fakat biz onu da, gemi arkadaşlarını da selamete erdirmiş ve bunu aalemlere bir ibret yapmışızdır.

    İbni Kesir

    Ama Biz; onu da, gemi arkadaşlarını da kurtardık ve bunu alemlere bir ayet yaptık.

    Mehmet Alagaş

    (14-15) Kesin olan şu ki, biz Nuh’u kesinlikle kavmine gönderdik. Elli yılı hariç aralarında bin yıl kaldı, onları tufan yakaladı, onlar zalimlerdi, biz onu ve gemi arkadaşlarını kurtardık o gemiyi de alemlere gösterge / ayet yaptık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra onu ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık.

    Süleyman Ateş

    Onu ve gemi halkını kurtardık ve o gemiyi alemlere bir ibret yaptık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nuh'u ve gemide olanları kurtardık; onu herkes için bir belge yaptık.

    Şaban Britch

    Nuh’u ve gemide bulunanları kurtardık; bunu insanlığa bir ayet/ibret kıldık.

    Şaban Piriş

    Nuh'u ve gemide bulunanları kurtardık; bunu insanlığa bir ibret kıldık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, Nuh'u ve gemi halkını kurtardık ve o gemiyi alemlere ibret yaptık.

  3. Ankebût suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 16. ayet. وَإِبْرَٰهِيمَ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    İbrahim'i de peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: "Allah'a kulluk edin, O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır."

    Mehmet Okuyan

    İbrahim'i de (elçi olarak göndermiştik). Kavmine şöyle demişti: "Allah'a kulluk edin! O'na karşı takvâlı (duyarlı) olun! Bilirseniz bu, sizin için hayırlı olandır.

    Mustafa İslamoğlu

    İbrahim'i de (göndermiştik). Hani o kavmine demişti ki: "Yalnız Allah'a kulluk edin ve O'na karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun; eğer bilirseniz, bu sizin için çok daha hayırlıdır.

    Muhammed Esed

    Ve İbrahim (de, Bizden aldığı ilhamla) kavmine dönerek: "Allah'a kulluk edin ve O'na karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun; bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır!" diye seslendi.

    Ahmed Hulusi

    İbrahim. . . Hani (İbrahim) toplumuna dedi ki: "Allah'a kulluk edin ve O'ndan korunun! Anlayabilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. "

    Ali Bulaç

    İbrahim de; hani kavmine demişti ki: "Allah'a kulluk edin ve O'ndan sakının, eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır."

    Ali Özek ve heyeti

    İbrahim'i de gönderdik. O kavmine şöyle demişti: Allah’a kulluk edin. O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilmiş olsanız bu sizin için daha hayırlıdır.

    Ali Rıza Safa

    İbrahim de toplumuna, şöyle demişti: "Allah'a hizmet edin ve O'na karşı sorumluluk bilinci taşıyın. İşte bu, sizin için daha iyidir; eğer biliyorsanız?"

    Bayraktar Bayraklı

    İbrahim'i de gönderdik. Kavmine şöyle demişti: "Allah'a kulluk ediniz. O'na karşı gelmekten sakınınız! Eğer bilmiş olsanız, bu sizin için daha iyidir."

    Edip Yüksel

    İbrahim'i de... Halkına demişti ki, "ALLAH'a hizmet edin ve O'nu saygıyla dinleyin. Bilirseniz, bu sizin için daha iyidir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İbrahimi de... Halkına demişti ki, 'ALLAH'a kulluk edin ve O'nu saygıyla dinleyin. Bilirseniz, bu sizin için daha iyidir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İbrahim'i de (gönderdik). Hani o kavmine demişti ki: "Hep Allah'a ibadet edin ve O'ndan korkun; bu sizin için daha hayırlıdır, eğer bilirseniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İbrahimi de, kavmine dediği vakıt: hep Allaha ıbadet edin ve ona korunun, bu sizin için daha hayırlıdır eğer bilirseniz

    Erhan Aktaş

    İbrahim, halka: "Allah'a kul dipnot 1 olun ve O'na karşı takva sahibi olun. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır." demişti.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her insan kaçınılmaz olarak kuldur. Bu seçime bağlı olmayıp. Zorunlu bir durumdur. Seçim kul olup olmamakla ilgili değil, kulluğun kime yapılacağı ile ilgilidir. Kulluk ya Allah'a ya da Allah'tan başka şeylere olur. Allah'a özgü olan kulluk gerçek özgürlüktür. Allah'tan başkasına olan kulluk ise köleliktir. Allah'a kul olmayan bir kimse; bir düşünceye, görüşe, doğaya, iktidara, sisteme, kişiye, unvana, paraya, dünya malına vs. kul olmak zorundadır. Bu kulluk doğası gereği köleliktir. İnsan yaşamında kulluğun kapsamadığı, kulluğun dışına tutulabilecek hiçbir alan yoktur. Bir Mü'min için kulluk, insanın ruhen ve bedenen bütün varlığı ile Allah'a bilinçli bir bağlılık ile yönelmesidir. İbadet ve kulluk anlam olarak aynı şeydir: İbadet kul kelimesinin mastarıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İbrahim, halka: "Allah'a kul dipnot 1 olun ve O'na karşı takva sahibi olun. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır." demişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kulluk, kaçınılmaz, zorunlu bir durumdur; seçim, kul olup olmamakla ilgili bir şey olmayıp, kulluğun kime yapılacağı ile ilgilidir. Kulluk; ya Allah'a özgü olur ya da Allah'ın dışında başka şeylere olur. Kulluğun Allah'a özgü olması özgürlüktür, Allah'tan başkasına: bir güce, dünya malına, insanın kendi hevasına, iktidara, düşünceye, kişiye vs. olması ise köleliktir. Kulluk seçiminde tevhid gerçekleştirilmezse inanca dair her şey anlamını ve önemini yitirir, yaşam ve inanç şirke dönüşür. İnsanın yaşamında kulluğun kapsamadığı hiçbir alan yoktur. Müslüman için kulluk insanın ruhen ve bedenen bütün varlığı ile Allah'a bilinçli bir bağlılık ve yönelmesidir. İbadet, kulluğun mastar formudur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İbrahim, halka: "Allah'a kul olun ve O'na karşı takva sahibi olun. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır." demişti.

    Gültekin Onan

    İbrahim de; hani kavmine demişti ki: "Tanrı'ya kulluk edin ve O'ndan sakının, eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır."

    Hasan Basri Çantay

    İbrahimi de (hatırla). Hani O, kavmine (şöyle) demişdi: "Allaha ibadet edin, On (un ikaabın) dan korkun. Bu, eğer bilirseniz, sizin için çok hayırlıdır".

    İbni Kesir

    İbrahim'i de. Hani kavmine demişti ki: Allah'a ibadet edin ve O'ndan sakının. Bilirseniz bu; sizin için daha hayırlıdır.

    Mehmet Alagaş

    (16-25) İbrahim’de kavmine bir vakit Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının, eğer ki bilebilirseniz işte bu sizin için daha hayırlıdır dedi, siz Allah’ın dışında putlara tapıyorsunuz ve yalanlar / iftiralar yaratıyorsunuz, muhakkak ki Allah’ın dışında ibadet ettikleriniz size rızık temin etmeye malik değiller , rızkı Allah’ın yanında arayınız, O ’na ibadet ediniz, O ’na teşekkür ediniz, O’na gerisin geri döndürüleceksiniz. Eğer yalanlarsanız sizlerden önce ki topluluklar da yalanlamıştı , Resullere düşen ancak apaçık bilgilendirmedir / tebliğdir. Allah’ın nasıl yaratmaya başladığını ve bunu tekrarladığını görmediler mi? bu kesinlikle Allah’a kolaydır , arzda gezin ve yaratmaya nasıl başlamış bir bakın, sonra Allah diğer yaratılışı da yaratacaktır, kesinlikle Allah her şeye kadirdir , istediğine azap eder istediğine rahmet eder , O’na döndürüleceksiniz, O’nu arzda ve semada aciz bırakamazsınız, Allah’tan başka size ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur. Allah’ın ayetlerini ve O’nunla buluşmayı inkâr edenl er, işte onlar rahmetinden umudu kesmiş olanlardır , işte onlara acı bir azap vardır. Kavminin ona cevabı öldürün onu, yakın onu, şeklinde oldu, Allah O’nu ateşten kurtardı, işte bunda iman eden kavim için ayetler vardır , dünya hayatında aranızda bir sevgi oluşturması için Allah’ın dışında putlar edinmişsiniz , sonra kıyamet gününde bazınız bazınızı inkâr edecek, bazınız bazınıza lanet edecek , va racağınız yer ateştir , s ize yardımcı yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İbrahim de hani kavmine şöyle demişti: "Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının! Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır."

    Süleyman Ateş

    İbrahim'i de (gönderdik). Kavmine dedi ki: "Allah'a kulluk edin, O'ndan korkun, bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İbrahim'i de elçi gönderdik; bir gün halkına dipnot 1 dedi ki: "Allah'a kulluk edin, ve ondan çekinin. Sizin için hayırlı olan budur; bunu bir bilseniz!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      HALK ile TOPLULUK, MİLLET ile TOPLUM yakın manalara sahipler. Halk olmak için özel çaba harcamanıza gerek yok. Doğduğunuz an itibariyle HALK'tan birisiniz. Tıpkı kavim(topluluk) gibi. Millet olmak için irade etmeniz ve bir amaç ve lider etrafında toplanmanız gerekir.  Tıpkı ümmet(toplum) gibi.

    Şaban Britch

    Hani İbrahim de kavmine şöyle demişti: Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının! Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.

    Şaban Piriş

    Hani, İbrahim de kavmine şöyle demişti: -Allah'a kulluk edin ve O'ndan korkun! Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İbrahim'i de gönderdik. Toplumuna şöyle demişti: "Allah'a kulluk/ibadet edin, O'ndan sakının. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır."

  4. Ankebût suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 17. ayet. إِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوْثَٰنًا وَتَخْلُقُونَ إِفْكًا إِنَّ ٱلَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًا فَٱبْتَغُوا۟ عِندَ ٱللَّهِ ٱلرِّزْقَ وَٱعْبُدُوهُ وَٱشْكُرُوا۟ لَهُۥٓ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    Diyanet İşleri

    "Siz, Allah'ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah'ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah'ın katında arayın. O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz."

    Mehmet Okuyan

    Siz Allah'ın peşi sıra birtakım putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. Şüphesiz ki Allah'ın peşi sıra taptıklarınız, size rızık veremezler. Rızkı Allah katında arayın! O'na kulluk edin ve O'na şükredin! Yalnızca O'na döndürüleceksiniz."

    Mustafa İslamoğlu

    Baksanıza siz, Allah'ı bırakıp da birtakım heykellere tapıyorsunuz ve (onlara) düzme koşma birtakım (nitelikler) yakıştırıyorsunuz. Gerçek şu ki, Allah'tan başka kulluk ettikleriniz size rızık verecek güce sahip değiller; o halde tüm rızkınızı Allah katında arayın ve yalnız O'na kulluk edin; dahası hep O'na şükredin: (zira) O'na döndürüleceksiniz."

    Muhammed Esed

    (Ve devamla) "Siz Allah'ı bırakıp (cansız) putlara tapıyorsunuz ve böylece bir yalandan örnekler veriyorsunuz! Kuşkusuz, Allah'ı bırakıp taptığınız (o şeyler ve varlıklar) size rızkınızı verebilme gücüne sahip değildirler: O halde bütün rızkınızı Allah katında arayın, (yalnız) O'na kulluk edin ve O'na hamd edin: çünkü sonunda yine O'na döndürüleceksiniz!"

    Ahmed Hulusi

    "Allah dununda putlara tapıyorsunuz; uyduruyorsunuz! Allah dununda tapındıklarınız var ya, size bir yaşam gıdası veremezler! Yaşam gıdanızı (hakikatiniz olan) Allah indinden isteyin. . . O'na ibadet edin ve O'na şükredin. . . O'na döndürülmektesiniz. "

    Ali Bulaç

    "Siz yalnızca Allah'tan başka birtakım putlara tapıyor ve bir takım yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Allah'tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah'ın katında arayın, O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz O'na döndürüleceksiniz."

    Ali Özek ve heyeti

    Siz Allah’ı bırakıp birtakım putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. O halde rızkı Allah katında arayın. O’na kulluk edin ve O'na şükredin. Ancak O’na döndürüleceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    "Allah'tan başka bir de ayrıca, kutsallaştırdığınız kişilere-simgelere hizmet ediyorsunuz ve yalanlar uyduruyorsunuz. Aslında, Allah'tan başka bir de ayrıca hizmet ettiklerinizin, size geçimlik vermeye güçleri yetmez. Artık, geçimliği, Allah'ın katında arayın. O'na hizmet edin ve O'na şükredin. O'na döndürüleceksiniz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Siz Allah'ı bırakıp sadece birtakım putlara tapıyorsunuz ve aslı olmayan sözler uyduruyorsunuz. Doğrusu, Allah'tan başka taptıklarınızın size rızık vermeye güçleri yetmez. Artık rızkı Allah katında arayınız. O'na kulluk ediniz, O'na şükrediniz. Siz O'na döndürüleceksiniz."

    Edip Yüksel

    "Yalan uydurup ALLAH'tan aşağı putlara hizmet ediyorsunuz. ALLAH'ın dışında hizmet ettikleriniz size hiçbir rızık veremez. Öyleyse rızkınızı sadece ALLAH'ın yanında arayın, O'na hizmet edin ve O'na şükredin; dönüşünüz O'nadır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yalan uydurup ALLAH'tan başka putlara tapıyorsunuz. ALLAH'ın dışında taptıklarınız size hiç bir rızık veremez. Öyleyse rızkınızı sadece ALLAH'ın yanında arayın, O'na kulluk edin ve O'na şükredin; dönüşünüz O'nadır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz Allah'ı bırakıp da sadece bir takım putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Haberiniz olsun ki, o sizin Allah'tan başka taptıklarınız size bir rızık verme gücüne sahip olamazlar; onun için rızkı Allah katında arayın ve O'na kulluk edip O'na şükredin! Hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz, Allahı bırakıp da sade bir takım evsana tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz haberiniz olsun ki o sizin Allahdan beride ma'bud diye taptıklarınız sizin için bir rızka malik olamazlar, onun için rızkı Allah yanında arayın ve ona kulluk edip ona şükreyleyin, hep döndürülüb ona götürüleceksiniz

    Erhan Aktaş

    "Siz ise, Allah'tan başka, birtakım putlara kulluk ediyorsunuz ve tasarladığınız putlarla iftira ediyorsunuz. Şunu iyi bilin ki, Allah'tan başka kulluk ettikleriniz, size bir rızık vermeye güç yetiremezler. Öyleyse, rızkı Allah'tan isteyin. Ve yalnızca O'na kulluk edin. O'na şükredin. Eninde sonunda O'na döndürüleceksiniz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Siz ise, Allah'tan başka, birtakım putlara kulluk ediyorsunuz ve tasarladığınız putlarla iftira ediyorsunuz. Şunu iyi bilin ki, Allah'tan başka kulluk ettikleriniz, size bir rızık vermeye güç yetiremezler. Öyleyse, rızkı Allah'tan isteyin. Ve yalnızca O'na kulluk edin. O'na şükredin. Eninde sonunda O'na döndürüleceksiniz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Siz ise, Allah'tan başka, birtakım putlara kulluk ediyorsunuz ve yarattığınız putlarla dipnot 1 iftira ediyorsunuz. Şunu iyi bilin ki, Allah'tan başka kulluk ettikleriniz, size bir rızık vermeye güç yetiremezler. Öyleyse, rızkı Allah'tan isteyin. Ve yalnızca O'na kulluk edin. O'na şükredin. Eninde sonunda O'na döndürüleceksiniz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Taşlardan ve birtakım nesnelerden putlar yaparak; kendi ilahınızı kendiniz yaratıyorsunuz. Sonra da bu ilahları Allah'ın konumuna yükselterek, O'na iftira ediyorsunuz.

    Gültekin Onan

    "Siz yalnızca Tanrı'dan başka birtakım putlara tapıyor ve bir takım yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Tanrı'dan başka taptıklarınız, size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse rızkı Tanrı'nın katında arayın, O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz O'na döndürüleceksiniz."

    Hasan Basri Çantay

    "Siz ancak Allahı bırakıb putlara tapıyor, yalan uydurub düzüyorsunuz. Hakıykat, sizin Allahı bırakıb tapdıklarınız size bir rızık vermiye muktedir olamazlar. O halde rızkı Allah katında arayın. Ona ibadet edin. Ona şükredin. Siz ancak Ona döndürü (lüb götürü) leceksiniz".

    İbni Kesir

    Siz; sadece Allah'ı bırakıp putlara tapıyor, aslı astarı olmayan sözler uyduruyorsunuz. Doğrusu Allah'tan başka taptıklarınızın size rızık vermeye güçleri yetmez. Öyleyse, rızkı Allah katında arayın, sadece O'na kulluk edin, O'na şükredin. Siz; ancak O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (16-25) İbrahim’de kavmine bir vakit Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının, eğer ki bilebilirseniz işte bu sizin için daha hayırlıdır dedi, siz Allah’ın dışında putlara tapıyorsunuz ve yalanlar / iftiralar yaratıyorsunuz, muhakkak ki Allah’ın dışında ibadet ettikleriniz size rızık temin etmeye malik değiller , rızkı Allah’ın yanında arayınız, O ’na ibadet ediniz, O ’na teşekkür ediniz, O’na gerisin geri döndürüleceksiniz. Eğer yalanlarsanız sizlerden önce ki topluluklar da yalanlamıştı , Resullere düşen ancak apaçık bilgilendirmedir / tebliğdir. Allah’ın nasıl yaratmaya başladığını ve bunu tekrarladığını görmediler mi? bu kesinlikle Allah’a kolaydır , arzda gezin ve yaratmaya nasıl başlamış bir bakın, sonra Allah diğer yaratılışı da yaratacaktır, kesinlikle Allah her şeye kadirdir , istediğine azap eder istediğine rahmet eder , O’na döndürüleceksiniz, O’nu arzda ve semada aciz bırakamazsınız, Allah’tan başka size ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur. Allah’ın ayetlerini ve O’nunla buluşmayı inkâr edenl er, işte onlar rahmetinden umudu kesmiş olanlardır , işte onlara acı bir azap vardır. Kavminin ona cevabı öldürün onu, yakın onu, şeklinde oldu, Allah O’nu ateşten kurtardı, işte bunda iman eden kavim için ayetler vardır , dünya hayatında aranızda bir sevgi oluşturması için Allah’ın dışında putlar edinmişsiniz , sonra kıyamet gününde bazınız bazınızı inkâr edecek, bazınız bazınıza lanet edecek , va racağınız yer ateştir , s ize yardımcı yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Siz, Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah’ın katında arayın. O’na ibadet edin ve O’na şükredin. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.”

    Süleyman Ateş

    "Siz Allah'tan başka bir takım putlara tapıyorsunuz, yalan şeyler uyduruyorsunuz. Sizin Allah'tan başka taptıklarınız, size rızık vermezler. Siz rızkı Allah'ın yanında arayın, O'na tapın ve O'na şükredin. O'na döndürüleceksiniz."

    Süleymaniye Vakfı

    Siz sadece Allah ile aranıza koyup putlaştırdıklarınıza dipnot 1 kulluk ediyor ve asılsız şeyler uyduruyorsunuz dipnot 2 . Allah ile aranıza koyup kulluk ettikleriniz, size rızık verecek güçte değillerdir dipnot 3 . Öyleyse siz rızkı Allah katından arayın dipnot 4 , ona kulluk edin, ona karşı görevlerinizi yerine getirin. Onun huzuruna çıkarılacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Putlaştırdıklarınız" diye meal verdiğimiz "evsan (أَوْثان)", "vesen (وثن)" sözcüğünün çoğuludur. Vesen, -yalnızca fiziksel put olan "sanem (صنم)"den farklı olarak- ister fiziksel isterse hayali olsun, ilahlaştırılan her türlü varlığı gösterir (Lisan'ul-Arab). Buna göre evsan, elle yapılan putların yanı sıra ay, güneş, yıldızlar, türbeler, insanlar, kavram ya da ideolojiler gibi ilahlaştırılmış her türlü varlıktır. Vesen ile sanem arasinda mahiyet açısından fark olsa da şeri açıdan aynıdır, yani onlardan hangisine taparsa tapsın, tapan kişi müşrik olur.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz hurafe üreterek sadece, Allah ile aranıza koyduğunuz putlara kulluk ediyorsunuz. Allah ile aranıza koyup kulluk ettikleriniz, size rızık verecek güçte değillerdir. Siz rızkı Allah katında arayın, ona kul olun; ona teşekkür edin; çünkü ona döndürüleceksiniz.

    Şaban Britch

    Siz, Allah’ın dışında putlara ibadet ediyorsunuz ve yalan uydurup duruyorsunuz. Allah’tan başka ibadet ettikleriniz sizler için bir rızka malik değiller, rızkı Allah katında arayın. O’na ibadet edin ve O’na şükredin. O’na döndürüleceksiniz.

    Şaban Piriş

    Siz, Allah'ı bırakıp, ancak uydurarak yarattığınız putlara kulluk ediyorsunuz. Allah'tan başka kulluk ettikleriniz size bir rızık sağlayamazlar, rızkı Allah katında arayın. O'na kulluk edin, O'na şükredin. O'na döndürüleceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Allah'ın berisinden; bir takım putlara tapıyorsunuz, yalan/iftira üretiyorsunuz. Sizin Allah dışında kulluk/kölelik ettikleriniz size hiçbir rızık veremezler. Rızkı Allah katında arayın; O'na kulluk edin, O'na şükredin. O'na döndürüleceksiniz."

  5. Ankebût suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 18. ayet. وَإِن تُكَذِّبُوا۟ فَقَدْ كَذَّبَ أُمَمٌ مِّن قَبْلِكُمْ وَمَا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

    Diyanet İşleri

    "Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir."

    Mustafa İslamoğlu

    "Ama eğer yalanlarsanız, iyi bilin ki sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı: zaten elçiye düşen de (ilahi mesajı) bütün açıklığıyla iletmekten başkası değildir."

    Muhammed Esed

    "Ve Eğer (beni) yalanlarsanız (bilin ki, başka) toplumlar da sizden önce (Allah'ın peygamberlerini) yalanladılar: Bir elçiye düşen, sadece (kendisine emanet edilen) mesajı dosdoğru bir şekilde iletmektir."

    Ahmed Hulusi

    "Eğer yalanlarsanız, (bilin ki) sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı. . . Rasule düşen apaçık bir tebliğden başka değil. "

    Ali Bulaç

    "Eğer yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de (elçilerin çağrısını) yalanlamışlardır. Elçiye düşen ise, yalnızca açık bir tebliğdir."

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer (size tebliğ edileni) yalan sayarsanız, bilin ki sizden önceki birçok milletler de (kendilerine tebliğ edileni) yalan saymışlardır. Peygamber’e düşen, yalnız açık bir tebliğdir.

    Ali Rıza Safa

    "Yalanlarsanız, sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı. Elçinin görevi, yalnızca apaçık bildirmektir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer yalanlarsanız, biliniz ki sizden önce de nice toplumlar peygamberlerini yalanlamışlardı. Peygamberin üzerinde, apaçık tebliğden başka bir görev yoktur.

    Edip Yüksel

    Yalanlarsanız, sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı. Elçinin görevi ancak açıkça bildirmektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yalanlarsanız, sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı. Elçinin görevi ancak açıkça bildirmektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer siz yalanlarsanız, bilin ki, sizden önce bir takım milletler de yalanlamışlardı. Peygamberin görevi ise açık bir tebliğden ibarettir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve eğer tekziyb ederseniz sizden evvel bir takım ümmetler de tekziyb etmişlerdi, Resulün vazifesi ise açık bir tebliğden ibarettir

    Erhan Aktaş

    "Eğer yalanlarsanız, şunu bilin ki, sizden öncekiler de yalanlamışlardı. Resule düşen de açıkça çağrı yapmaktan başka bir şey değildir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Eğer yalanlarsanız, şunu bilin ki, sizden öncekiler de yalanlamışlardı. Resule düşen de açıkça çağrı yapmaktan başka bir şey değildir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer yalanlarsanız, şunu bilin ki, sizden öncekiler de yalanlamışlardı. Rasullere düşen de açıkça çağrı yapmaktan başka bir şey değildir.

    Gültekin Onan

    "Eğer yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de [elçilerin çağrısını] yalanlamışlardır. Elçiye düşen ise yalnızca açık bir tebliğdir."

    Hasan Basri Çantay

    "Eğer siz (beni) tekzib ederseniz sizden evvelki ümmetler de (peygamberlerini) tekzib etmişizdir. Peygamberin üzerine (düşen vazife) ise apaçık tebliğden başkası değildir".

    İbni Kesir

    Eğer siz, yalanlıyorsanız, bilin ki; sizden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen, sadece apaçık tebliğden ibarettir.

    Mehmet Alagaş

    (16-25) İbrahim’de kavmine bir vakit Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının, eğer ki bilebilirseniz işte bu sizin için daha hayırlıdır dedi, siz Allah’ın dışında putlara tapıyorsunuz ve yalanlar / iftiralar yaratıyorsunuz, muhakkak ki Allah’ın dışında ibadet ettikleriniz size rızık temin etmeye malik değiller , rızkı Allah’ın yanında arayınız, O ’na ibadet ediniz, O ’na teşekkür ediniz, O’na gerisin geri döndürüleceksiniz. Eğer yalanlarsanız sizlerden önce ki topluluklar da yalanlamıştı , Resullere düşen ancak apaçık bilgilendirmedir / tebliğdir. Allah’ın nasıl yaratmaya başladığını ve bunu tekrarladığını görmediler mi? bu kesinlikle Allah’a kolaydır , arzda gezin ve yaratmaya nasıl başlamış bir bakın, sonra Allah diğer yaratılışı da yaratacaktır, kesinlikle Allah her şeye kadirdir , istediğine azap eder istediğine rahmet eder , O’na döndürüleceksiniz, O’nu arzda ve semada aciz bırakamazsınız, Allah’tan başka size ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur. Allah’ın ayetlerini ve O’nunla buluşmayı inkâr edenl er, işte onlar rahmetinden umudu kesmiş olanlardır , işte onlara acı bir azap vardır. Kavminin ona cevabı öldürün onu, yakın onu, şeklinde oldu, Allah O’nu ateşten kurtardı, işte bunda iman eden kavim için ayetler vardır , dünya hayatında aranızda bir sevgi oluşturması için Allah’ın dışında putlar edinmişsiniz , sonra kıyamet gününde bazınız bazınızı inkâr edecek, bazınız bazınıza lanet edecek , va racağınız yer ateştir , s ize yardımcı yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir.”

    Süleyman Ateş

    "Eğer yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Elçiye düşen, yalnız açıkça duyurmaktıır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki toplumlar da yalanladılar. Elçiye düşen, açık tebliğden başka nedir ki!"

    Şaban Britch

    Eğer yalanlarsanız, sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı. Peygamberin görevi apaçık tebliğden başka bir şey değildir.

    Şaban Piriş

    Eğer yalanlarsanız, sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı. Peygamberin görevi apaçık duyurudan başka bir şey değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Eğer yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı. Resule de düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir."

  6. Ankebût suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 19. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ كَيْفَ يُبْدِئُ ٱللَّهُ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥٓ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Onlar, Allah'ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını, sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını, dipnot 1 sonra da bunu (nasıl) tekrarladığını hiç düşünmezler mi? Şüphesiz ki bu, Allah'a kolaydır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet yaratılışın bir süreç hâlinde gerçekleşmekte olduğunun delilidir. Benzer mesajlar: A‘râf 7:29; Yûnus 10:34; Enbiyâ 21:104; Neml 27:64; ‘Ankebût 29:19, 20; Rûm 30:11, 27; Burûc 85:13.

    Mustafa İslamoğlu

    Peki onlar, Allah'ın yaratılışı nasıl yoktan var ettiğini, sonra onu nasıl yenilediğini hiç mi görmezler? Besbelli ki bu Allah'a çok kolaydır.

    Muhammed Esed

    Peki, o (hakkı inkar edenler,) Allah'ın (hayatı) ilkin nasıl yoktan var ettiğini, sonra onu nasıl tekrar yenilediğini anlamazlar mı? Kuşkusuz bu, Allah için kolay bir iştir!

    Ahmed Hulusi

    Görmediler mi Allah, yaratılmışları nasıl yaratıyorsa, sonra da onu (aslına veya ikinci defa yeni bir yaratışa) iade ediyor. . . Muhakkak ki bu Allah'a kolaydır.

    Ali Bulaç

    Onlar görmediler mi ki, Allah yaratmaya nasıl başlıyor, sonra onu iade ediyor? Şüphesiz, bu Allah'a göre kolaydır.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, yaratmayı nasıl başlatıyor, sonra da nasıl onu iade edecek, anlamıyorlar mı? Oysa bu Allah'a kolaydır.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın yaratılışı başlattığını, sonra da onu tekrarladığını zaten görmüyorlar mı? Aslında, işte bu, Allah için çok kolaydır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını, sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bunu yapmak Allah'a kolaydır.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın yaratılışı nasıl başlatıp, nasıl tekrarladığını görmediler mi? Bu, elbette ALLAH için kolaydır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Evrimin Tanrı tarafından kontrol edilen bir yaratılış işlemi olduğunu öğreniyoruz. 15:26-28; 71:14-17.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın yaratılışı nasıl başlatıp, nasıl tekrarladığını görmediler mi? Bu, elbette ALLAH için kolaydır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın yaratma işini başlangıçta nasıl yapıyor olduğunu, sonra da onu tekrar yapacağını görmediler mi? Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya görmediler mi de: Allah halkı ibtida nasıl yapıyor? Sonra onu iade de eder, şübhesiz bu Allaha göre kolaydır

    Erhan Aktaş

    Onlar, Allah'ın yaratmayı nasıl başlattığını hiç düşünmüyorlar mı? Sonra onu tekrarlayacak. Kuşkusuz bu, Allah'a çok kolaydır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, Allah'ın yaratmayı nasıl başlattığını hiç düşünmüyorlar mı? Sonra onu tekrarlayacak. Kuşkusuz bu, Allah'a çok kolaydır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Allah'ın yaratmayı nasıl başlattığını hiç düşünmüyorlar mı? Sonra onu tekrarlayacak. Kuşkusuz bu, Allah'a çok kolaydır.

    Gültekin Onan

    Onlar görmediler mi ki, Tanrı yaratmaya nasıl başlıyor, sonra onu iade ediyor? Şüphesiz, bu Tanrı'ya göre kolaydır.

    Hasan Basri Çantay

    Allah hilkate nasıl başlıyor, sonra onu (nasıl ölümünden sonra) geri çeviriyor, görmediler mi? Şübhesiz bu (nlar) Allaha göre kolaydır.

    İbni Kesir

    Görmediler mi ki; Allah yaratmayı nasıl başlatıyor sonra da onu iade ediyor? Şüphesiz bu, Allah'a pek kolaydır.

    Mehmet Alagaş

    (16-25) İbrahim’de kavmine bir vakit Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının, eğer ki bilebilirseniz işte bu sizin için daha hayırlıdır dedi, siz Allah’ın dışında putlara tapıyorsunuz ve yalanlar / iftiralar yaratıyorsunuz, muhakkak ki Allah’ın dışında ibadet ettikleriniz size rızık temin etmeye malik değiller , rızkı Allah’ın yanında arayınız, O ’na ibadet ediniz, O ’na teşekkür ediniz, O’na gerisin geri döndürüleceksiniz. Eğer yalanlarsanız sizlerden önce ki topluluklar da yalanlamıştı , Resullere düşen ancak apaçık bilgilendirmedir / tebliğdir. Allah’ın nasıl yaratmaya başladığını ve bunu tekrarladığını görmediler mi? bu kesinlikle Allah’a kolaydır , arzda gezin ve yaratmaya nasıl başlamış bir bakın, sonra Allah diğer yaratılışı da yaratacaktır, kesinlikle Allah her şeye kadirdir , istediğine azap eder istediğine rahmet eder , O’na döndürüleceksiniz, O’nu arzda ve semada aciz bırakamazsınız, Allah’tan başka size ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur. Allah’ın ayetlerini ve O’nunla buluşmayı inkâr edenl er, işte onlar rahmetinden umudu kesmiş olanlardır , işte onlara acı bir azap vardır. Kavminin ona cevabı öldürün onu, yakın onu, şeklinde oldu, Allah O’nu ateşten kurtardı, işte bunda iman eden kavim için ayetler vardır , dünya hayatında aranızda bir sevgi oluşturması için Allah’ın dışında putlar edinmişsiniz , sonra kıyamet gününde bazınız bazınızı inkâr edecek, bazınız bazınıza lanet edecek , va racağınız yer ateştir , s ize yardımcı yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah'ın yaratmayı nasıl başlattığını sonra onu yeniden nasıl gerçekleştirdiğini görmediler mi? Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

    Süleyman Ateş

    Görmediler mi Allah nasıl yaratmayı başlatıyor, sonra onu iade ediyor (dönüp yeniden yaratıyor). Bu, Allah'a göre kolaydır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görmüyorlar mı, Allah yaratmayı nasıl başlatıyor; sonra nasıl tekrarlıyor? Bunu yapmak Allah için kolaydır.

    Şaban Britch

    Onlar Allah'ın ilk olarak nasıl (yoktan) yarattığını, sonra da onu tekrardan (ölümden sonra bir daha) yarattığını görmüyorlar mı? Bu, Allah için çok kolaydır.

    Şaban Piriş

    Görmüyorlar mı ki Allah yaratmaya nasıl başlıyor. Sonra onu nasıl tekrar yeniliyor? Bu, Allah için çok kolaydır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç görmediler mi, Allah, yaratmayı nasıl başlatıyor, sonra onu tekrarlıyor/yeni baştan yapıyor. Kuşkusuz bu, Allah için çok kolaydır.

  7. Ankebût suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 20. ayet. قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ بَدَأَ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ ٱللَّهُ يُنشِئُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْـَٔاخِرَةَ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da Allah'ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın ve (Allah) yaratmaya nasıl başlamış bir bakın!" Allah bundan sonra son yaratılışı (ahiret hayatını) da gerçekleştirecektir. Şüphesiz ki Allah her şeye gücü yetendir.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Dolaşın yeryüzünü ve görün yaratılışın nasıl başladığını! Daha sonra Allah öteki hayatı da işte böyle var edecektir: çünkü Allah her şeye güç yetirendir.

    Muhammed Esed

    De ki: "Yeryüzünü dolaşın ve Allah'ın (insanı) nasıl (harikulade bir şekilde) yoktan var ettiğini görün! Allah işte bu şekilde ikinci hayatınızı da var edecektir; çünkü Allah her şeye kadirdir!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Arzda (bedende) inceleme yapıp, yaratmaya nasıl başladığına bir bakın. . . Bundan sonra Allah, neş'e-i ahireti (gelecek yaşam bedeninizi) inşa eder. . . Muhakkak ki Allah her şey üzerine Kaadir'dir. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, böylelikle yaratmaya nasıl başladığına bir bakın, sonra Allah ahiret yaratmasını (veya son yaratmayı) da inşa edip yaratacaktır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Yeryüzünde dolaşın ve Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını araştırın. Sonra Allah, son yaratmayı da (va'dolunan günde) yapacaktır. Şüphesiz Allah, herşeye kadirdir.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yaratılışı nasıl başlattığına bir bakın. Sonra Allah, son yaratılışı başlatacaktır. Kuşkusuz, Allah, her şeye Gücü Yetendir!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Yeryüzünde dolaşınız da bakınız ki Allah yaratmaya nasıl başlamıştır? İşte Allah, aynı şekilde sonraki yaratmayı da yapacaktır. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter."

    Edip Yüksel

    De ki: "Yeryüzünü dolaşın ve yaratılışın nasıl başladığını görün." Sonra, yine ALLAH (ahiretteki) son yaratılışı başlatacaktır. ALLAH'ın her şeye gücü yeter. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Arkeolojik araştırmalar, yaratılışın mikroskobik organizmalardan başlayarak, genetik mutasyon ve doğal seleksiyon metotlarıyla evrimleştiğini gösteriyor. * Bak 15:26-28; 71:14-17.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Yeryüzünü dolaşın ve yaratılışın nasıl başladığını görün.' Sonra, yine ALLAH (ahiretteki) son yaratılışı başlatacaktır. ALLAH'ın her şeye gücü yeter.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Yeryüzünde bir gezinin de bakın O'nun yaratma işini başlangıçta nasıl yaptığına; sonra da Allah, neş'e-i uhra'yı (son yapışı) inşa edecektir." Şüphesiz Allah, herşeye gücü yetendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: Arzda bir gezinin de bakın, halkı iptida nasıl yapmış, sonra da Allah "neş'eti uhra" inşa edecek şübhesiz Allah her şey'e kadir

    Erhan Aktaş

    De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da ilk dipnot 1 yaratışın nasıl olduğuna bakın. Sonra Allah, son inşa etmeyi de aynı şekilde yapacaktır. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mevcut.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da ilk dipnot 1 yaratışın nasıl olduğuna bakın. Sonra Allah, son inşa etmeyi de aynı şekilde yapacaktır. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mevcut.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da ilk dipnot 1 yaratışın nasıl olduğuna bakın. Sonra Allah, son yaratılışı da aynı şekilde yapacaktır. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mevcut.

    Gültekin Onan

    De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, böylelikle yaratmaya nasıl başladığına bir bakın, sonra Tanrı ahiret yaratmasını (VEYA son yaratmayı) da inşa edip yaratacaktır. Şüphesiz, Tanrı her şeye güç yetirendir.

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Yer yüzünde gezib dolaşın da (Allahın) hilkate nasıl başladığını görün. Allah yeni bir ahiret hayaatını da tekrar yaratacakdır. Çünkü Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.

    İbni Kesir

    De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah; yeni bir ahiret hayatını da tekrar yaratacaktır. Muhakkak ki Allah; her şeye kadirdir.

    Mehmet Alagaş

    (16-25) İbrahim’de kavmine bir vakit Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının, eğer ki bilebilirseniz işte bu sizin için daha hayırlıdır dedi, siz Allah’ın dışında putlara tapıyorsunuz ve yalanlar / iftiralar yaratıyorsunuz, muhakkak ki Allah’ın dışında ibadet ettikleriniz size rızık temin etmeye malik değiller , rızkı Allah’ın yanında arayınız, O ’na ibadet ediniz, O ’na teşekkür ediniz, O’na gerisin geri döndürüleceksiniz. Eğer yalanlarsanız sizlerden önce ki topluluklar da yalanlamıştı , Resullere düşen ancak apaçık bilgilendirmedir / tebliğdir. Allah’ın nasıl yaratmaya başladığını ve bunu tekrarladığını görmediler mi? bu kesinlikle Allah’a kolaydır , arzda gezin ve yaratmaya nasıl başlamış bir bakın, sonra Allah diğer yaratılışı da yaratacaktır, kesinlikle Allah her şeye kadirdir , istediğine azap eder istediğine rahmet eder , O’na döndürüleceksiniz, O’nu arzda ve semada aciz bırakamazsınız, Allah’tan başka size ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur. Allah’ın ayetlerini ve O’nunla buluşmayı inkâr edenl er, işte onlar rahmetinden umudu kesmiş olanlardır , işte onlara acı bir azap vardır. Kavminin ona cevabı öldürün onu, yakın onu, şeklinde oldu, Allah O’nu ateşten kurtardı, işte bunda iman eden kavim için ayetler vardır , dünya hayatında aranızda bir sevgi oluşturması için Allah’ın dışında putlar edinmişsiniz , sonra kıyamet gününde bazınız bazınızı inkâr edecek, bazınız bazınıza lanet edecek , va racağınız yer ateştir , s ize yardımcı yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da yaratmaya nasıl başladığına bir bakın. Bundan sonra Allah ahiret hayatını tekrar yaratacaktır çünkü Allah her şeye kadirdir.”

    Süleyman Ateş

    De ki: "Yeryüzünde gezin, bakın yaratmağa nasıl başladı, sonra Allah, son yaratmayı da yapacaktır. Çünkü Allah, her şeyi yapabilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Yeryüzünde gezin de Allah'ın yaratmayı nasıl başlattığına bir bakın." İlerisinde Allah, o son yapılanmayı da yapacaktır). Allah her şeye bir ölçü koyar.

    Şaban Britch

    De ki: Yeryüzünde gezin ve ilk olarak (Allah'ın) nasıl yarattığına bir bakın. Sonra Allah, (ebedi olan) son yaratmayı da var edecektir. Kuşkusuz, Allah’ın her şeye gücü yeter.

    Şaban Piriş

    De ki: -Yeryüzünde gezin ve yaratmanın nasıl başladığını, sonra Allah'ın onu yeni bir yaratışla nasıl yarattığına bakın. Kuşkusuz, Allah'ın her şeye gücü yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yaratılışın nasıl başladığına bir bakın. İleride Allah öteki oluşmaya da vücut verecektir. Allah, her şeye Kadir'dir.

  8. Ankebût suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 21. ayet. يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَرْحَمُ مَن يَشَآءُ وَإِلَيْهِ تُقْلَبُونَ

    Diyanet İşleri

    O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Ancak O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Okuyan

    O, dileyene (layık gördüğüne) azap eder; dileyene (layık gördüğüne) ise merhamet eder. dipnot 1 Yalnızca O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: "Allah dilediğine (layık olana) azap eder, dilediğine (layık olana) ise merhamet eder"; "(Allah azabı tercih edip) dileyene azap eder; (bağışlanmayı tercih edip) dileyene ise merhamet eder." Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Al-i İmrân 3:129; Mâide 5:18, 40; Fetih 48:14.

    Mustafa İslamoğlu

    Dilediğini cezalandırır, dilediğine rahmet eder: her durumda O'na döndürüleceksiniz.

    Muhammed Esed

    Dilediğine azap verir, dilediğine merhamet eder; hepiniz O'na döndürüleceksiniz:

    Ahmed Hulusi

    "Dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. . . O'na dönüştürüleceksiniz (Hakikatinizin El Esma ül Hüsna olduğunu fark edeceksiniz)!"

    Ali Bulaç

    Dilediğini azablandırır, dilediğine merhamet eder. O'na çevrilip götürüleceksiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    O, dilediğine azabeder, dilediğini esirger. Ancak O’na döndürüleceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    Dilediğini cezalandıracak, dilediğine de merhamet edecektir. Zaten O'na döndürüleceksiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    "Dilediğine azap eder; dilediğine de merhamet eder. Sizler O'na döndürüleceksiniz."

    Edip Yüksel

    Dilediğini cezalandırır ve dilediğine acır; O'na çevrileceksiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dilediğini cezalandırır ve dilediğine acır; O'na çevrileceksiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dilediğine azap eder, dilediğine de rahmet eder. Hep O'na döndürüleceksiniz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dilediğine azab eder, dilediğine de rahmet ve hep ona çevirileceksiniz

    Erhan Aktaş

    O, Hak eden dipnot 1 kimseye azap eder, hak eden dipnot 1 kimseye de rahmet eder. dipnot 1 Ve O'na döndürüleceksiniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, "dilediğini." Dilediğini demek: "Hak edeni" demektir; Allah, azabı hak edene azap eder; bağışlanmayı hak edeni bağışlar, demektir. Allah, "Dilediğimi" demekle, kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm, demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi," insanın "dilemesine," "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir (Bkz. 10:108; 76:3).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, Hak eden dipnot 1 kimseye azap eder, hak eden dipnot 1 kimseye de rahmet eder. dipnot 1 Ve O'na döndürüleceksiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni demektir. Allah, azabı gerektiren şeyleri yapana azap eder; rahmeti gerektiren şeyleri yapana da rahmet eder. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, dilediği kimseye azap eder, dilediği kimseye de rahmet eder. dipnot 1 Ve O'na döndürüleceksiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Azabı hak edeni azaplandırır, bağışlanmayı hak edeni de bağışlar.

    Gültekin Onan

    Dilediğini azablandırır, dilediğine merhamet eder. O'na çevrilip götürüleceksiniz (tuklebun).

    Hasan Basri Çantay

    Kimi dilerse azablandırır, kimi dilerse esirger O. (Hepiniz) ancak ona döndürü (lüp götürü) leceksiniz.

    İbni Kesir

    Dilediğine azab eder, dilediğine merhamet eder. Ve ona çevrileceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (16-25) İbrahim’de kavmine bir vakit Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının, eğer ki bilebilirseniz işte bu sizin için daha hayırlıdır dedi, siz Allah’ın dışında putlara tapıyorsunuz ve yalanlar / iftiralar yaratıyorsunuz, muhakkak ki Allah’ın dışında ibadet ettikleriniz size rızık temin etmeye malik değiller , rızkı Allah’ın yanında arayınız, O ’na ibadet ediniz, O ’na teşekkür ediniz, O’na gerisin geri döndürüleceksiniz. Eğer yalanlarsanız sizlerden önce ki topluluklar da yalanlamıştı , Resullere düşen ancak apaçık bilgilendirmedir / tebliğdir. Allah’ın nasıl yaratmaya başladığını ve bunu tekrarladığını görmediler mi? bu kesinlikle Allah’a kolaydır , arzda gezin ve yaratmaya nasıl başlamış bir bakın, sonra Allah diğer yaratılışı da yaratacaktır, kesinlikle Allah her şeye kadirdir , istediğine azap eder istediğine rahmet eder , O’na döndürüleceksiniz, O’nu arzda ve semada aciz bırakamazsınız, Allah’tan başka size ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur. Allah’ın ayetlerini ve O’nunla buluşmayı inkâr edenl er, işte onlar rahmetinden umudu kesmiş olanlardır , işte onlara acı bir azap vardır. Kavminin ona cevabı öldürün onu, yakın onu, şeklinde oldu, Allah O’nu ateşten kurtardı, işte bunda iman eden kavim için ayetler vardır , dünya hayatında aranızda bir sevgi oluşturması için Allah’ın dışında putlar edinmişsiniz , sonra kıyamet gününde bazınız bazınızı inkâr edecek, bazınız bazınıza lanet edecek , va racağınız yer ateştir , s ize yardımcı yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Yalnız O’na döndürüleceksiniz.

    Süleyman Ateş

    Dilediğine azabeder, dilediğine acır ve hepiniz O'na çevrilirsiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, hak edene dipnot 1 azap edecek, hak edene de ikramda bulunacaktır dipnot 2 . Siz ona döndürüleceksiniz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yanlış yapana azap eder, doğru yapana da ikramda bulunur. Siz ona yönlendirileceksiniz.

    Şaban Britch

    O dilediğine azap eder, dilediğine rahmet eder. O’na döndürüleceksiniz.

    Şaban Piriş

    O dilediğine azap eder, dilediğine rahmet eder. O'na döndürüleceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dilediğine/dileyene azap eder, dilediğine/dileyene rahmet eder. O'na döndürüleceksiniz.

  9. Ankebût suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 22. ayet. وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    Diyanet İşleri

    Siz, yerde de gökte de (Allah'ı) aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve O'nu, ne yerde ne de gökte asla atlatamazsınız; dahası, kendiniz için Allah'tan başka ne sadık bir dost ne de bir yardımcı asla bulamazsınız.

    Muhammed Esed

    Ne yeryüzünde ne de gökte Allah'ı başınızdan savamazsınız, (bunu hiç beklemeyin;) Sizi ne Allah'ın elinden alabilecek, ne de size yardım edebilecek kimse bulamazsınız.

    Ahmed Hulusi

    "Siz, ne arzda ve ne semada güçsüz bırakamazsınız! Sizin Allah'tan başka ne bir Veliyy'niz ve ne de bir yardımcınız yoktur. "

    Ali Bulaç

    Siz yerde ve gökte (Allah'ı) aciz bırakamazsınız. Sizin Allah'ın dışında veliniz yoktur, yardım edeniniz de yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    Siz ne yeryüzünde ne de gökte (Allah'ı) âciz bırakamazsınız. Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünde ve gökte güçsüz bırakamazsınız. Sizin için, Allah'tan başka ayrıca, ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur.

    Bayraktar Bayraklı

    "Sizler ne yerde ne gökte Allah'ı aciz bırakabilirsiniz. Sizin Allah'tan başka dostunuz ve yardımcınız da yoktur."

    Edip Yüksel

    Siz ne yeryüzünde ne de gökte bunu engelleyemezsiniz. Sizin ALLAH'tan başka Sahibiniz ve Yardımcınız yoktur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Siz ne yeryüzünde ne de gökte bunu engelleyemezsiniz. Sizin ALLAH'tan başka Sahibiniz ve Yardımcınız yoktur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz, ne yeryüzünde, ne de gökte (Allah'ı) aciz bırakacak değilsiniz ve size Allah'tan başka ne bir dost var, ne de bir yardımcı!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz de aciz bırakacak değilsiniz size de ne Yerde ne Gökte, Allahdan başka ne bir veliy ne de bir nasir yoktur

    Erhan Aktaş

    Siz, yerde ve gökte aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'ın yanı sıra başka veliniz ve yardımcınız yoktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Siz, yerde ve gökte aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'ın yanı sıra başka veliniz ve yardımcınız yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Siz, yerde ve gökte aciz bırakacak değilsiniz dipnot 1 . Sizin Allah'tan başka veliniz dipnot 2 ve yardımcınız yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ne gökyüzünde ne de yeryüzünde Allah'ın hükmünden kurtulamazsınız.
    2. metne dön, dipnot 2
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan, "veli" sözcüğü; "dost," olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.

    Gültekin Onan

    Siz yerde ve gökte (Tanrı'yı) aciz bırakamazsınız. Sizin Tanrı'nın dışında veliniz yoktur, yardım edeniniz de yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    Siz ne yerde, ne gökde (Onu) aaciz bırakıcı değilsiniz. Allahdan başka sizin hiçbir veliniz ye yardımcınız da yokdur".

    İbni Kesir

    Siz ne yerde, ne gökte O'nu aciz bırakabilirsiniz. Allah'tan başka sizin hiç bir dostunuz ve yardımcınız da yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (16-25) İbrahim’de kavmine bir vakit Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının, eğer ki bilebilirseniz işte bu sizin için daha hayırlıdır dedi, siz Allah’ın dışında putlara tapıyorsunuz ve yalanlar / iftiralar yaratıyorsunuz, muhakkak ki Allah’ın dışında ibadet ettikleriniz size rızık temin etmeye malik değiller , rızkı Allah’ın yanında arayınız, O ’na ibadet ediniz, O ’na teşekkür ediniz, O’na gerisin geri döndürüleceksiniz. Eğer yalanlarsanız sizlerden önce ki topluluklar da yalanlamıştı , Resullere düşen ancak apaçık bilgilendirmedir / tebliğdir. Allah’ın nasıl yaratmaya başladığını ve bunu tekrarladığını görmediler mi? bu kesinlikle Allah’a kolaydır , arzda gezin ve yaratmaya nasıl başlamış bir bakın, sonra Allah diğer yaratılışı da yaratacaktır, kesinlikle Allah her şeye kadirdir , istediğine azap eder istediğine rahmet eder , O’na döndürüleceksiniz, O’nu arzda ve semada aciz bırakamazsınız, Allah’tan başka size ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur. Allah’ın ayetlerini ve O’nunla buluşmayı inkâr edenl er, işte onlar rahmetinden umudu kesmiş olanlardır , işte onlara acı bir azap vardır. Kavminin ona cevabı öldürün onu, yakın onu, şeklinde oldu, Allah O’nu ateşten kurtardı, işte bunda iman eden kavim için ayetler vardır , dünya hayatında aranızda bir sevgi oluşturması için Allah’ın dışında putlar edinmişsiniz , sonra kıyamet gününde bazınız bazınızı inkâr edecek, bazınız bazınıza lanet edecek , va racağınız yer ateştir , s ize yardımcı yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Siz, yerde de gökte de (Allah’ı) aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.

    Süleyman Ateş

    Siz, ne yerde, ne de gökte Allah'(ın yapacağı iş)i engelleyemezsiniz. Sizin Allah'tan başka ne bir koruyucunuz, ne de bir yardımcınız vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Siz, yerde de gökte de (Allah'ı) aciz bırakamazsınız. Allah ile aranıza girecek bir veliniz /yakınınız ve yardımcınız yoktur dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz, ne yerde ne de göklerde onu çaresiz bırakabilirsiniz; çünkü Allah ile aranıza girecek dostunuz da yoktur yardımcınız da.

    Şaban Britch

    Siz ne yeryüzünde, ne de gökte (Allah'ı) aciz bırakamazsınız. Sizin Allah’tan başka veliniz de, yardımcınız da yoktur.

    Şaban Piriş

    Sizin, yerde de gökte de kaçacak bir yeriniz yoktur. Sizin Allah'tan başka sahibiniz de, yardımcınız da yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Siz ne yerde ne de gökte kimseyi aciz bırakamazsınız. Ve sizin, Allah'tan başka ne bir dostunuz vardır ne de bir yardımcınız.

  10. Ankebût suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 23. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَلِقَآئِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ يَئِسُوا۟ مِن رَّحْمَتِى وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenler var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr edenler -işte onlar- benim merhametimden ümitlerini kesmişlerdir ve onlar için elem verici bir azap vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama Allah'ın mesajlarını ve O'na kavuşmayı inkar edenler var ya: işte bu gibiler Benim rahmetimden ümidini kesenlerdir; ve işte onları can yakıcı bir azap beklemektedir.

    Muhammed Esed

    Allah'ın ayetlerini ve (sonunda) O'na kavuşacaklarını inkar edenler, benim rahmetimden ümitlerini kesmiş olanlardır; ve onları (öteki dünyada) acıklı bir azap beklemektedir.

    Ahmed Hulusi

    Allah'ın varlıklarındaki işaretlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenler var ya, işte onlar Rahmetimden ümidi kesmişlerdir; işte onlar için feci bir azap vardır!

    Ali Bulaç

    Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı 'yok sayıp inkar edenler'; işte onlar, benim rahmetimden umut kesmişlerdir; ve işte onlar, acı azab onlarındır.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın âyetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr edenler, işte onlar benim rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir ve onlar için acıklı bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşacaklarını inkar edenler; işte onlar, Benim rahmetimden umutlarını kesmişlerdir. Üstelik onlar için, acı bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlere gelince; onlar benim rahmetimden ümit kesmiş olanlardır. Onlar için acıklı bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın ayet ve mucizelerini ve O'nunla karşılaşmayı inkar edenler, Rahmetimden ümit kesenlerdir. Onlar acı bir cezayı hak etmişlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın ayet ve mucizelerini ve O'nunla karşılaşmayı inkar edenler, Rahmetimden ümit kesenlerdir. Onlar acı bir cezayı haketmişlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın ayetlerine ve O'na kavuşmaya inanmayanlar ise, hep onlar Benim rahmetimden ümidini kesmiş olanlardır ve onlara acı bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahın ayatına ve likasına inanmıyanlar ise hep onlar onun rahmetinden ümidi kesmiş olanlardır ve onlar için elim bir azab vardır

    Erhan Aktaş

    Allah'ın ayetlerini ve O'nunla buluşma gerçeğini yok sayanlar; işte onlar, Ben'im rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir. Onlar için acıklı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın ayetlerini ve O'nunla buluşma gerçeğini yok sayanlar; işte onlar, Benim rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir. Onlar için acıklı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın ayetlerini ve O'nunla buluşmayı inkar edenler; işte onlar, Ben'im rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir. Onlar için acıklı bir azap vardır.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın ayetlerine ve O'na kavuşmaya küfredenler; işte onlar, benim rahmetimden umut kesmişlerdir; ve işte onlar, acı azab onlarındır.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın ayetlerini ve Ona kavuşmayı (inkar ile) kafir olanlar (yok mu?) işte benim rahmetimden (ancak) onlar ümidlerini kesdiler. İşte pek acıklı azab da onlarındır.

    İbni Kesir

    Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenler; işte onlar, Benim rahmetimden ümitlerini kesmiş olanlardır. Ve işte elem verici azab onlaradır.

    Mehmet Alagaş

    (16-25) İbrahim’de kavmine bir vakit Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının, eğer ki bilebilirseniz işte bu sizin için daha hayırlıdır dedi, siz Allah’ın dışında putlara tapıyorsunuz ve yalanlar / iftiralar yaratıyorsunuz, muhakkak ki Allah’ın dışında ibadet ettikleriniz size rızık temin etmeye malik değiller , rızkı Allah’ın yanında arayınız, O ’na ibadet ediniz, O ’na teşekkür ediniz, O’na gerisin geri döndürüleceksiniz. Eğer yalanlarsanız sizlerden önce ki topluluklar da yalanlamıştı , Resullere düşen ancak apaçık bilgilendirmedir / tebliğdir. Allah’ın nasıl yaratmaya başladığını ve bunu tekrarladığını görmediler mi? bu kesinlikle Allah’a kolaydır , arzda gezin ve yaratmaya nasıl başlamış bir bakın, sonra Allah diğer yaratılışı da yaratacaktır, kesinlikle Allah her şeye kadirdir , istediğine azap eder istediğine rahmet eder , O’na döndürüleceksiniz, O’nu arzda ve semada aciz bırakamazsınız, Allah’tan başka size ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur. Allah’ın ayetlerini ve O’nunla buluşmayı inkâr edenl er, işte onlar rahmetinden umudu kesmiş olanlardır , işte onlara acı bir azap vardır. Kavminin ona cevabı öldürün onu, yakın onu, şeklinde oldu, Allah O’nu ateşten kurtardı, işte bunda iman eden kavim için ayetler vardır , dünya hayatında aranızda bir sevgi oluşturması için Allah’ın dışında putlar edinmişsiniz , sonra kıyamet gününde bazınız bazınızı inkâr edecek, bazınız bazınıza lanet edecek , va racağınız yer ateştir , s ize yardımcı yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın ayetlerine ve O’na kavuşmaya (iman etmeyip) kâfir olanlar var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın ayetlerini ve O'nunla buluşmayı inkar edenler, işte onlar benim rahmetimden ümidi kesmişlerdir ve onlar için acı bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın ayetlerini ve onunla yüzleşmeyi göz ardı edenler onun ikramından dipnot 1 umut kesenlerdir. Onlar için acıklı bir azap vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      iltifat Bakara 2/64

    Şaban Britch

    Allah’ın ayetlerini ve O’nunla buluşmaya küfredenler, onlar benim rahmetimden ümitlerini kesmiş olanlardır. İşte bunlar için çok acı bir azap vardır.

    Şaban Piriş

    Allah'ın ayetlerini ve O'nunla buluşmayı inkar edenler, onlar benim rahmetimden ümitlerini kesmiş olanlardır. İşte bunlar için çok acı bir azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın ayetlerini ve Allah'a varmayı inkar edenler, işte onlar, rahmetimden ümidi kesmişlerdir. Ve bunlar için acıklı bir azap öngörülmüştür.

  11. Ankebût suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 24. ayet. فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ ٱقْتُلُوهُ أَوْ حَرِّقُوهُ فَأَنجَىٰهُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلنَّارِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    (İbrahim'in) kavminin cevabı, "Onu öldürün veya yakın" demekten ibaret oldu. Allah da onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.

    Mehmet Okuyan

    (İbrahim'in) kavminin cevabı ise "Onu öldürün veya yakın!" demelerinden başka bir şey olmamıştı. (Ama) Allah onu ateşten kurtarmıştı. dipnot 1 Şüphesiz ki bunda iman eden bir toplum için dersler vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Konuyla ilgili ayetlerde geçen [nüneccî] , [encâ], [enceynâ] vs. aynı kökten gelen -bazı kullanımlar hariç- (Bakara 2:49; En‘âm 6:63; A‘râf 7:165; Yûnus 10:22, 23, 92; Yûsuf 12:45; Tâhâ 20:40; Enbiyâ 21:88), diğer yerlerde "azaba veya sıkıntıya girmeden kurtarılmak" anlamını vermektedir. Nitekim peygamberlerin ve müminlerin çeşitli şekillerde helak edilen kavimlerinin akıbetinden kurtarılmasından söz edilen ayetlerdeki ifadelerde de bu kökten kelimeler kullanılmıştır ve elbette kastedilen "o helakin içinden" değil de "o helake uğramadan" kurtarılmak şeklinde belirlenmiştir. Bu çerçevede Hz. İbrahim'in de ateşe hiç atılmadan kurtarılmış olma ihtimali çok yüksektir. Bu konuda ayrıca bkz. Enbiyâ 21:71, dipnot 5.

    Mustafa İslamoğlu

    Öte yandan (İbrahim'e gelince): Kavminin tek cevabı, "Onu öldürün ya da yakın!" demekten ibaretti; fakat Allah onu ateşten kurtardı. Şüphesiz inanan bir toplum için, bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır.

    Muhammed Esed

    İmdi (İbrahim'e gelince,) kavminin o'na tek cevabı şu oldu: "Onu öldürün, veya yakın!" Ama Allah o'nu ateşten korudu. Bakın, bu (kıssa)da inanacak kimseler için dersler vardır!

    Ahmed Hulusi

    (İbrahim'in) toplumunun cevabı şu oldu: "Onu öldürün yahut Onu yakın!" (Fakat) Allah, Onu ateşten kurtardı. . . Muhakkak ki bu olayda, iman eden toplum için elbette işaretler vardır.

    Ali Bulaç

    Bunun üzerine kavminin (İbrahim'e) cevabı yalnızca: "Onu öldürün ya da yakın" demek oldu. Böylece Allah onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Kavminin (İbrahim'e) cevabı ise: «Onu öldürün yahut yakın!» demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardır.

    Ali Rıza Safa

    Toplumu, yanıt olarak, yalnızca şunu söyledi: "Onu öldürün veya yakın!" Sonunda, Allah, Onu ateşten kurtardı. Aslında, işte bunda, inanan bir toplum için kesinlikle bir gösterge vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İbrahim'in sözlerine kavminin cevabı sadece, "Onu öldürünüz, yahut yakınız!" demek oldu. Ama Allah, onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, inanan toplum için dersler vardır.

    Edip Yüksel

    Halkının karşılığı, "Onu öldürün, yahut yakın" demelerinden başka bir şey olmadı. Ancak ALLAH onu ateşten kurtardı. Gerçeği onaylayan bir toplum için bunda dersler vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halkının karşılığı, 'Onu öldürün, yahut yakın,'demelerinden başka bir şey olmadı. Ancak ALLAH onu ateşten kurtardı. İnanan bir toplum için bunda dersler vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onun için kavminin ona cevabı sadece şu oldu: "Öldürün onu veya yakın!" dediler. Allah da onu o ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanacak bir topluluk için ibretler vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun için ona kavminin cevabı sade şu oldu: öldürün onu veya yakın dediler, Allah da onu o ateşten kurtardı, elbette bunda iyman edecek bir kavm için şübhesiz ayetler var

    Erhan Aktaş

    Sonra onun halkının cevabı: "Onu öldürün veya yakın!" demeleri oldu. Bunun üzerine Allah, onu ateşten kurtardı. Bunda iman edecek bir halk için kesinlikle ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıtlar, işaretler, ibretler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra onun halkının cevabı: "Onu öldürün veya yakın!" demeleri oldu. Bunun üzerine Allah, onu ateşten kurtardı. Bunda iman edecek bir halk için kesinlikle ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıtlar, işaretler, ibretler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra onun halkının cevabı: "Onu öldürün veya yakın!" demeleri oldu. Bunun üzerine Allah, onu ateşten kurtardı. Bunda iman edecek bir toplum için kesinlikle ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıtlar, işaretler, ibretler.

    Gültekin Onan

    Bunun üzerine kavminin (İbrahim'e) cevabı yalnızca: "Onu öldürün ya da yakın" demek oldu. Böylece Tanrı onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanan bir kavim için ayetler vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Bundan dolayı kavminin cevabı: "Öldürün onu, yahud yakın onu" demelerinden başka (bir şey) olmadı. Aliah da onu ateşden kurtardı. Şübhe yok ki bunda iman edecek zümreler için her halde ibretler vardır.

    İbni Kesir

    Bunun üzerine kavminin ona cevabı sadece: Onu öldürün veya yakın, demek oldu. Ama Allah onu ateşten korudu. Doğrusu bunda, inananlar için ayetler vardır.

    Mehmet Alagaş

    (16-25) İbrahim’de kavmine bir vakit Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının, eğer ki bilebilirseniz işte bu sizin için daha hayırlıdır dedi, siz Allah’ın dışında putlara tapıyorsunuz ve yalanlar / iftiralar yaratıyorsunuz, muhakkak ki Allah’ın dışında ibadet ettikleriniz size rızık temin etmeye malik değiller , rızkı Allah’ın yanında arayınız, O ’na ibadet ediniz, O ’na teşekkür ediniz, O’na gerisin geri döndürüleceksiniz. Eğer yalanlarsanız sizlerden önce ki topluluklar da yalanlamıştı , Resullere düşen ancak apaçık bilgilendirmedir / tebliğdir. Allah’ın nasıl yaratmaya başladığını ve bunu tekrarladığını görmediler mi? bu kesinlikle Allah’a kolaydır , arzda gezin ve yaratmaya nasıl başlamış bir bakın, sonra Allah diğer yaratılışı da yaratacaktır, kesinlikle Allah her şeye kadirdir , istediğine azap eder istediğine rahmet eder , O’na döndürüleceksiniz, O’nu arzda ve semada aciz bırakamazsınız, Allah’tan başka size ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur. Allah’ın ayetlerini ve O’nunla buluşmayı inkâr edenl er, işte onlar rahmetinden umudu kesmiş olanlardır , işte onlara acı bir azap vardır. Kavminin ona cevabı öldürün onu, yakın onu, şeklinde oldu, Allah O’nu ateşten kurtardı, işte bunda iman eden kavim için ayetler vardır , dünya hayatında aranızda bir sevgi oluşturması için Allah’ın dışında putlar edinmişsiniz , sonra kıyamet gününde bazınız bazınızı inkâr edecek, bazınız bazınıza lanet edecek , va racağınız yer ateştir , s ize yardımcı yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (İbrahim’in) kavminin cevabı, “Onu öldürün veya yakın!” demekten başka bir şey olmadı. Allah onu ateşten kurtardı. Muhakkak bunda iman eden bir topluluk için ayetler vardır.

    Süleyman Ateş

    Kavminin (İbrahim'e) cevabı, sadece: "Onu öldürün, yahut yakın!" demeleri oldu. Allah onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Halkının cevabı sadece: "Öldürün onu veya yakın!" demeleri oldu. (İbrahim'i ateşe attılar) Fakat Allah onu ateşten kurtardı dipnot 1 . İşte bunda inanıp güvenen bir topluluk için ayetler /belgeler vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halkının cevabı sadece şu oldu: "Öldürün İbrahim'i ya da yakın!" Arkasından Allah onu ateşten kurtardı. İşte bunda inanan bir topluluk için belgeler vardır.

    Şaban Britch

    İbrahim’in kavminin cevabı: "Onu öldürün veya onu ateşte yakın!" demekten başka birşey olmadı. Allah ise onu ateşten kurtardı. İşte bunda iman eden bir toplum için ayetler vardır.

    Şaban Piriş

    İbrahim'in kavminin cevabı: -Onu öldürün veya onu ateşte yakın! demekten başka birşey olmadı. Allah ise onu ateşten kurtardı. İşte bunda inanacak bir toplum için ibretler vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Toplumunun İbrahim'e cevabı sadece şunu söylemeleri oldu: "Bunu öldürün, yahut yakın!" Ama Allah onu ateşten kurtardı. İnanan bir toplum için bunda elbette ibretler vardır.

  12. Ankebût suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 25. ayet. وَقَالَ إِنَّمَا ٱتَّخَذْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ أَوْثَٰنًا مَّوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ثُمَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُم بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُم بَعْضًا وَمَأْوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّٰصِرِينَ

    Diyanet İşleri

    İbrahim, onlara dedi ki: "Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak; kiminiz kiminize lanet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır."

    Mehmet Okuyan

    (İbrahim) şöyle demişti: "Siz sadece aranızdaki dünya hayatına özel bir sevgi uğruna Allah'ın peşi sıra birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü birbirinizi tanımazlıktan gelecek dipnot 1 ve bir kısmınız bir kısmına lanet edecektir. dipnot 2 Barınağınız ateştir; sizin için asla yardımcılar da yoktur!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [yekfuru] fiili "örtmek", "inkâr etmek" anlamlarından hareketle "tanımazlıktan gelmek" şeklinde anlaşılmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:28-29; İbrâhîm 14:22; Nahl 16:86; Meryem 19:82; Furkân 25:18-19; Kasas 28:63; ‘Ankebût 29:25; Rûm 30:13; Sebe' 34:41; Fâtır 35:14; Ahkâf 46:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve (İbrahim) dedi ki: "Allah'ı bırakıp da birtakım heykeller peydahlamanızın tek nedeni, şu dünya hayatında (onlarla) aranızdaki (çarpık) sevgi bağıdır; daha sonra, Kıyamet Günü'nde birbirinizi lanetleyeceksiniz; en sonunda hepinizin varıp duracağı yer ateştir: size yardım eden biri de asla çıkmayacaktır."

    Muhammed Esed

    Ve (İbrahim) onlara dedi ki: "Siz Allah'ı bırakıp putlara taptınız. Tek sebep, bu dünyada kendinize (ve atalarınıza) karşı duyduğunuz sevgiye esir olmanızdı: Ama sonra, Kıyamet Günü birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve birbirinize lanet yağdıracaksınız; hepinizin varacağı yer ateştir ve (orada) size yardım edecek bir kimse bulamayacaksınız".

    Ahmed Hulusi

    (İbrahim) dedi ki: "Siz dünya hayatında (atalarınızla) aranızdaki duygu bağı yüzünden Allah dununda putlar edindiniz. Bu yüzden kıyamet sürecinde kiminiz kiminizi inkar edecek ve bir diğerine lanet edecektir! Mekanınız ateştir ve yardımcınız da yoktur. "

    Ali Bulaç

    (İbrahim) Dedi ki: "Siz gerçekten, Allah'ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiç bir yardımcınız yoktur."

    Ali Özek ve heyeti

    (İbrahim onlara) dedi ki: Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü (gelip çattığında ise) birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve birbirinize lânet okuyacaksınız. Varacağınız yer cehennemdir ve hiç yardımcınız da yoktur.

    Ali Rıza Safa

    Ve dedi ki: "Aslında, dünya yaşamında birbirinizi sevmek uğruna, Allah'tan başka bir de ayrıca, kutsallaştırdığınız kişiler-simgeler edindiniz. Sonra, Yeniden Yaratılış Günü'nde, birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve birbirinizi lanetleyeceksiniz. Çünkü kalacağınız yer ateştir ve yardımcınız yoktur!"

    Bayraktar Bayraklı

    İbrahim şöyle demişti: "Dünya hayatında, aranızdaki sevgiden dolayı, Allah'ı bırakıp putlar edindiniz; sonra kıyamet günü birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve birbirinize lanet okuyacaksınız. Varacağınız yer cehennemdir ve hiç yardımcınız da yoktur."

    Edip Yüksel

    Dedi ki, "Sizin ALLAH'ın yanında putlara hizmet etmeniz, sadece dünya hayatında aranızdaki dostluğu korumak amacıyladır. Fakat sonra, diriliş gününde birbirinizi inkar edersiniz, birbirinizi lanetlersiniz. Varacağınız yer ateştir ve orada yardımcı bulamazsınız." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Çevre baskısının, özellikle din ve kültür gibi konularda gerçeğin araştırılması, değerlendirilmesi, görülmesi ve kabul edilmesi önünde aşılması güç psikolojik, sosyal, politik ve ekonomik engeller diktiği deneylerle kanıtlanmış bir gerçektir. Din ve mezheplerin coğrafik sınırlarla paralellik arzetmesi bunun bir delilidir. * Çevrenin ve kalabalıkların oluşturduğu karanlık duvarları yıkan ve aşan yiğitlerden birisiydi İbrahim. * Selam olsun İbrahimlere... * Ne mutlu, kelle sayılarına kapılmayanlara. Ne mutlu, Gerçek'e ve gerçeğe ihanet etmeyenlere...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki, 'Sizin ALLAH'ın yanında putlara tapmanız, sadece dünya hayatında aranızdaki dostluğu korumak amacıyladır. Fakat sonra, diriliş gününde birbirinizi inkar edersiniz, birbirinizi lanetlersiniz. Varacağınız yer ateştir ve orada yardımcı bulamazsınız.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İbrahim: "Siz, sadece dünya hayatında aranızda sevişmek için Allah'ı bırakıp bir takım putlara tutulmuşsunuz. Fakat kıyamet gününde birbirinize küfredecek ve birbirinizi lanetleyeceksiniz; varacağınız yer ateştir ve sizin için yardımcılardan eser de yoktur."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve dedi ki: siz sade Dünya hayatta aranızda sevişmek için Allahı bırakıp bir takım evsana tutulmuşsunuz amma sonra Kıyamet günü ba'zınız ba'zınıza küfredecek ve ba'zınız ba'zınızı la'netliyecek varacağınız yer ateştir, sizin için yardımcılardan eser de yoktur

    Erhan Aktaş

    İbrahim: "Siz, dünya hayatında Allah'ın yanı sıra putları aranızda sevgi vesilesi edindiniz. Sonra Kıyamet Günü, bir kısmınız bir kısmınızı yalanlayacak ve bir kısmınız bir kısmınızı lanetleyeceksiniz. Varacağınız yer ateştir. Ve sizin için bir yardımcı yoktur." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İbrahim: "Siz, dünya hayatında Allah'ın yanı sıra putları aranızda dostluk vesilesi edindiniz. Sonra Kıyamet Günü, bir kısmınız bir kısmınızı yalanlayacak ve bir kısmınız bir kısmınızı lanetleyeceksiniz. Varacağınız yer ateştir. Ve sizin için bir yardımcı yoktur." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İbrahim: "Siz, dünya hayatında Allah'ı bırakarak, putları aranızda dostluk vesilesi edindiniz. Sonra Kıyamet Günü, bir kısmınız bir kısmınızı yalanlayacak ve bir kısmınız bir kısmınızı lanetleyeceksiniz. Varacağınız yer ateştir. Ve sizin için bir yardımcı yoktur." dedi.

    Gültekin Onan

    (İbrahim) Dedi ki: "Siz gerçekten, Tanrı'yı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi bağı olarak putları (tanrılar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi tanımayacak (yekfürü) ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiç bir yardımcınız yoktur."

    Hasan Basri Çantay

    Dedi ki: "Siz dünya hayaatında birbirinizle (müşrikler hususunda) dost olduğunuz için Allahı bırakıb ancak putlara tutundunuz. (Fakat) bil'ahare kıyamet gününde kiminiz kiminize küfür, kiminiz kiminize la'net edecekdir. Barınacağınız yer ise ateşdir. Sizin (o vakit) hiçbir yardımcınız da yokdur".

    İbni Kesir

    Ve o: Dünya hayatında Allah'ı bırakıp aranızda putları dostluk vesilesi kıldınız. Sonra da kıyamet gününde birbirinize küfreder ve karşılıklı la'net okursunuz. Varacağınız yer, ateştir. Sizin yardımcılarınız da yoktur, dedi.

    Mehmet Alagaş

    (16-25) İbrahim’de kavmine bir vakit Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının, eğer ki bilebilirseniz işte bu sizin için daha hayırlıdır dedi, siz Allah’ın dışında putlara tapıyorsunuz ve yalanlar / iftiralar yaratıyorsunuz, muhakkak ki Allah’ın dışında ibadet ettikleriniz size rızık temin etmeye malik değiller , rızkı Allah’ın yanında arayınız, O ’na ibadet ediniz, O ’na teşekkür ediniz, O’na gerisin geri döndürüleceksiniz. Eğer yalanlarsanız sizlerden önce ki topluluklar da yalanlamıştı , Resullere düşen ancak apaçık bilgilendirmedir / tebliğdir. Allah’ın nasıl yaratmaya başladığını ve bunu tekrarladığını görmediler mi? bu kesinlikle Allah’a kolaydır , arzda gezin ve yaratmaya nasıl başlamış bir bakın, sonra Allah diğer yaratılışı da yaratacaktır, kesinlikle Allah her şeye kadirdir , istediğine azap eder istediğine rahmet eder , O’na döndürüleceksiniz, O’nu arzda ve semada aciz bırakamazsınız, Allah’tan başka size ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur. Allah’ın ayetlerini ve O’nunla buluşmayı inkâr edenl er, işte onlar rahmetinden umudu kesmiş olanlardır , işte onlara acı bir azap vardır. Kavminin ona cevabı öldürün onu, yakın onu, şeklinde oldu, Allah O’nu ateşten kurtardı, işte bunda iman eden kavim için ayetler vardır , dünya hayatında aranızda bir sevgi oluşturması için Allah’ın dışında putlar edinmişsiniz , sonra kıyamet gününde bazınız bazınızı inkâr edecek, bazınız bazınıza lanet edecek , va racağınız yer ateştir , s ize yardımcı yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İbrahim, onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkâr edip tanımayacak; kiminiz kiminize lânet edecektir. Barınağınız Cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır.”

    Süleyman Ateş

    (İbrahim kavmine) dedi ki: "Siz dünya hayatında birbirinizi sevmek için Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. (O putlara tapmanız, dünyada aranızda bir sevgi meydana gelmesine sebep olsa bile) daha sonra kıyamet gününde birbirinizi inkar eder ve birbirinizi la'netlersiniz. Varacağınız yer de ateştir ve hiçbir yardımcınız da yoktur.

    Süleymaniye Vakfı

    İbrahim dedi ki: "Dünya hayatında sadece aranızda bir kaynaşma olsun diye, putlaştırılmış varlıkları Allah ile aranıza koydunuz. Kıyamet /mezardan kalkış günü biriniz diğerini tanımayacak ve yine biriniz diğerini lanetleyecektir /dışlayacaktır dipnot 1 . Varıp kalacağınız yer ateştir. Size yardım eden de olmayacaktır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İbrahim dedi ki: "Sizin bu putlara tutunmanız sadece aranızda kaynaşmaya vesile olsun diyedir. Kıyamet günü biriniz diğerini görmek istemeyecek herbiriniz diğerini dışlayacaktır. Sığınacağınız yer o ateştir. Size yardım eden de olmayacaktır.

    Şaban Britch

    ibrahim şöyle demişti: Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has sevgi uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz Sonra kıyamet günü birbirinizi inkar edecek ve birbirinize lanet edeceksiniz. Barınağınız ateştir. Sizin için hiç bir yardımcı da yoktur.

    Şaban Piriş

    İbrahim şöyle demişti: -Dünya hayatında siz Allah'ı bırakıp, aranızdaki sevgi ve dostluk yüzünden putlara taptınız. Sonra kıyamet günü birbirinizi tanımayacak ve birbirinize lanet edeceksiniz. Barınağınız ateştir. Sizin için hiç bir yardımcı da yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İbrahim dedi: "Şu bir gerçek ki, siz dünya hayatında aranızda sevgi oluşturmak için Allah'ın berisinden putlar edindiniz. Sonra, kıyamet gününde birbirinizi tanımaz olacaksınız, bazınız bazınıza lanet edecek. Hepinizin varacağı yer cehennemdir; hiçbir yardımcınız da olmayacaktır."

  13. Ankebût suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 26. ayet. فَـَٔامَنَ لَهُۥ لُوطٌ وَقَالَ إِنِّى مُهَاجِرٌ إِلَىٰ رَبِّىٓ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Diyanet İşleri

    Bunun üzerine Lut ona inandı ve İbrahim 'Doğrusu ben Rabbimin dilediği yere hicret ediyorum, O şüphesiz güçlüdür, Hakim'dir' dedi.

    Mehmet Okuyan

    Lut (da) ona iman etmişti ve (İbrahim) "Doğrusu ben Rabbime (emrettiği yere) hicret ediyorum. dipnot 1 Şüphesiz ki yalnızca O güçlüdür, doğru hüküm verendir." demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Şu‘arâ 26:62; Kasas 28:22; Sâffât 37:99; Zuhruf 43:27.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun ardından ona bir tek Lut inandı. Ve (İbrahim) dedi ki: "Bana, Rabbime doğru yürüyen bir muhacir olmak düşer; çünkü her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden O'dur."

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine (kardeşinin oğlu) Lut o'na inandı ve "Ben (de) zulüm ve kötülük diyarını terk ederek Rabbime (döneceğim): Şüphesiz O kudret ve hikmet sahibidir!" dedi.

    Ahmed Hulusi

    Bundan sonra İbrahim'e (kardeşinin oğlu) Lut iman etti ve: "Doğrusu ben Rabbime hicret edeceğim!" dedi. . . Muhakkak ki O, "HU"; Aziyz'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Bunun üzerine Lut ona iman etti ve dedi ki: "Gerçekten ben, Rabbime hicret edeceğim. Çünkü şüphesiz O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir."

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine Lût ona iman etti ve (İbrahim): doğrusu ben Rabbim'e(emrettiği yere) hicret ediyorum. Şüphesiz O, mutlak güç ve hikmet sahibidir, dedi.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, Lut, Ona inandı. Ve dedi ki: "Aslında, ben, Efendime doğru gideceğim. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun üzerine, Lut, İbrahim'e inandı. İbrahim, "Doğrusu ben, Rabbime hicret ediyorum. Şüphesiz O, mutlak güç ve hikmet sahibidir" dedi.

    Edip Yüksel

    Bunun üzerine ona Lut gerçeği onayladı ve "Ben Efendime göç ediyorum. Kuşkusuz O Üstündür, Bilgedir"dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunun üzerine ona Lut inandı ve, 'Ben Rabbime göç ediyorum. Kuşkusuz O Üstündür, Bilgedir,'dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine ona bir tek Lut iman etti. İbrahim de: "Ben Rabbime hicret edeceğim, şüphesiz ki O, güçlüdür, hikmet sahibidir." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine ona bir Lut iyman etti hem ben, dedi: rabbıma bir muhacirim (hicr edeceğim), hakıkat bu: aziz o, hakim o

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine Lut, O'na dipnot 1 inandı. Ve dedi ki: "Ben, Rabb'im için hicret ediyorum. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbrahim'e.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine Lut, O'na dipnot 1 inandı. Ve dedi ki: "Ben, Rabb'im için hicret ediyorum. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbrahim'e.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine Lut, O'na dipnot 1 inandı. Ve dedi ki: "Ben, Rabb'im için hicret ediyorum. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbrahim'e.

    Gültekin Onan

    Bunun üzerine Lut ona inandı ve dedi ki: "Gerçekten ben, rabbime hicret edeceğim. Çünkü şüphesiz O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir."

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine kendisine bir Luut iman etdi. (İbrahim) dedi ki: "Hakıykat, ben Rabbime hicret edeceğim. Şübhe yok ki mutlak gaalib, tam hüküm ve hikmet saahibi Odur, O".

    İbni Kesir

    Bunun üzerine Lut ona inandı ve: Doğrusu ben, Rabbıma hicret edeceğim. Muhakkak ki O; Aziz ve Hakim olanın kendisidir, dedi.

    Mehmet Alagaş

    (26-30) Lut O’na / İbrahim’e iman etti , ben Rabbime hicret ediyorum muhakkak ki O saygıdeğerdir, hâ kimdir dedi. O’na / İbrahim’e İshak ve Yakub’u armağan ettik / hibe ettik, O’nun soyuna nübüvvet ve kitap verdik, Ona karşılığını dünyada verdik ve kesinlikle O ahirette de salihlerdendi. Lut kavmine dedi ki kesinlikle siz hayasızlık / iğrençlik yapıyorsunuz ki sizden önce geçmişte alemlerden hiçbir kimse onu yapmamıştı, siz kesinlikle erkekleri edin ecek misiniz? yol kesip meclislerinizde / kulüplerinizde kötülük yapacak mısınız? Kavminin cevabı ise eğer doğru sözlü isen Allah’ın azabını bize getir şeklinde oldu, O da dedi ki Rabbim bozguncu kavime karşı bana yardım et.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra Lût ona iman etti. (İbrahim):“Doğrusu ben Rabbime hicret edeceğim.” Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” dedi.

    Süleyman Ateş

    Bunun üzerine Lut ona inandı ve (İbrahim, kavmine) dedi ki: "Rabbim(e ibadet edeceğim yer)e göç edeceğim. Kuşkusuz O, galibdir, hüküm ve hikmet sahibidir."

    Süleymaniye Vakfı

    Ona Lut inandı. İbrahim dedi ki: "Ben Rabbime / onun emrettiği yere hicret ediyorum. Çünkü daima üstün ve bütün kararları doğru olan odur dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Enbiya 21/71, Saffat 37/99. Bu emir Tevrat'ın Yaratılış 12:1-3 pasajlarında da anlatılır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Lut hemen ona inandı. İbrahim dedi ki: "Ben sizden kaçıp Rabbime gidiyorum. O güçlüdür, doğru karar verir.

    Şaban Britch

    Lut da İbrahim’e iman etmişti. Ben, Rabbime hicret ediyorum. Çünkü O, güçlüdür, Hakim'dir, demişti.

    Şaban Piriş

    Lut da İbrahim'e iman etmişti: -Ben, Rabbime hicret ediyorum, Çünkü, O, güçlüdür, hakimdir, demişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O'na Lut iman etti. Ve dedi: "Ben Rabbime hicret edeceğim. Kuşkusuz, O, mutlak Aziz, mutlak Hakim'dir."

  14. Ankebût suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ankebût suresi, 27. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا فِى ذُرِّيَّتِهِ ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلْكِتَٰبَ وَءَاتَيْنَٰهُ أَجْرَهُۥ فِى ٱلدُّنْيَا وَإِنَّهُۥ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    Diyanet İşleri

    Ona (İbrahim'e) İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir.

    Mehmet Okuyan

    Biz ona (İbrahim'e), İshak ve (İshak'ın oğlu) Yakup'u lütfetmiş, peygamberliği ve Kitabı onun soyundan gelenlere vermiştik. Ona (böylece) dünyada ödülünü vermiştik. Şüphesiz ki o, ahirette de iyilerden (olacak)tır.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz de ona İshak ve (onun oğlu) Yakub'u verdik; ve onun neslinden gelenler arasında peygamberliği ve vahyi devam ettirdik; üstelik ona ödülünü daha bu dünyada vermeye (başladık); hiç şüphe yok ki o, ahirette de iyiler arasındaki yerini alacaktır.

    Muhammed Esed

    (İbrahim'e gelince,) o'na İshak'ı ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u bahşettik ve soyundan gelenler arasında peygamberliği ve vahyi devam ettirdik. Onu bu dünyada mükafatlandırdık; o, öteki dünyada (da) mutlaka dürüst ve erdemliler arasında yer alacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Ona (İbrahim'e) İshak'ı ve Yakup'u hibe ettik. . . Onun zürriyyeti içinde nübüvvet ve BİLGİ oluşturduk. . . Mükafatını Ona dünyada verdik. . . Muhakkak ki O, sonsuz gelecekte de salihlerdendir.

    Ali Bulaç

    Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik ve onun soyunda (seçtiklerimize) peygamberliği ve kitabı (vahy ihsanı) kıldık, ecrini de dünyada verdik. Şüphesiz o, ahirette salih olanlardandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ona İshak ve Yakub’u bağışladık. Peygamberliği ve kitapları, onun soyundan gelenlere verdik. Ona dünyada mükâfatını verdik. Şüphesiz o, ahirette de sâlihler (zümresin) dendir.

    Ali Rıza Safa

    İshak'ı ve Yakup'u, Ona armağan ettik. Soyundan gelenlere, peygamberlik ve kitap verdik; dünyadaki ödülünü de verdik. Kuşkusuz, O, sonsuz yaşamda da kesinlikle erdemli olanlar arasında olacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    İbrahim'e, İshak ve Ya'kub'u bağışladık. Peygamberliği ve kitapları, onun soyundan gelenlere verdik. Ona dünyada ödülünü verdik. Şüphesiz o, ahirette de iyilerdendir.

    Edip Yüksel

    O'na (İbrahim'e) İshak ve Yakub'u bağışladık. Soyuna peygamberlik ve kitap verdik. Ödülünü bu dünyada verdik ve ahirette de erdemlilerle birlikte olacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O'na (İbrahim'e) İshak ve Yakub'u bağışladık. Soyuna peygamberlik ve kitap verdik. Ödülünü bu dünyada verdik ve ahirette de erdemlilerle birlikte olacaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz ona İshak ile Yakub'u da ihsan ettik, peygamberliği ve kitabı onun zürriyetinde kıldık, kendisine dünyada mükafatını verdik. Şüphesiz o, ahirette de iyilerdendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve biz ona İshak ile Ya'kubu da ihsan ettik ve nübüvveti, kitabı zürriyyetinde kıldık ve kendisine hem dünyada ecrini verdik hem Ahırette o şübhesiz salihinden

    Erhan Aktaş

    Biz O'na İshak'ı ve Ya'kub'u hibe ettik. Onun soyundan gelenlere Nebi'lik ve Kitap verdik. Böylece O'na dünyada ödülünü verdik. O, ahirette de elbette salihlerden olacaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz O'na İshak'ı ve Yakub'u hibe ettik. Onun soyundan gelenlere nebilik ve kitap verdik. Böylece O'na dünyada ödülünü verdik. O, ahirette de elbette salihlerden olacaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz O'na İshak'ı ve Yakup'u hibe ettik. Onun soyundan gelenlere nebilik ve kitap verdik. Böylece O'na dünyada ödülünü verdik. O, ahirette de elbette salihlerden dipnot 1 olacaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.

    Gültekin Onan

    Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik ve onun soyunda (seçtiklerimize) peygamberliği ve kitabı (vahy ihsanı) kıldık, ecrini de dünyada verdik. Şüphesiz o, ahirette salih olanlardandır.

    Hasan Basri Çantay

    Biz ona ishak ile Ya'kubu da ihsan etdik. Peygamberliği ve kitabları onun zürriyetine tahsis etdik. Dünyada ona mükafatını verdik. Hakıykat o, ahiretde de her halde saalih insanlardandır.

    İbni Kesir

    Ve ona İshak ve Ya'kub'u ihsan ettik. Soyundan gelenlere kitab ve peygamberlik verdik. Ona dünyada mükafatını verdik. Doğrusu ahirette de o, salihlerdendir.

    Mehmet Alagaş

    (26-30) Lut O’na / İbrahim’e iman etti , ben Rabbime hicret ediyorum muhakkak ki O saygıdeğerdir, hâ kimdir dedi. O’na / İbrahim’e İshak ve Yakub’u armağan ettik / hibe ettik, O’nun soyuna nübüvvet ve kitap verdik, Ona karşılığını dünyada verdik ve kesinlikle O ahirette de salihlerdendi. Lut kavmine dedi ki kesinlikle siz hayasızlık / iğrençlik yapıyorsunuz ki sizden önce geçmişte alemlerden hiçbir kimse onu yapmamıştı, siz kesinlikle erkekleri edin ecek misiniz? yol kesip meclislerinizde / kulüplerinizde kötülük yapacak mısınız? Kavminin cevabı ise eğer doğru sözlü isen Allah’ın azabını bize getir şeklinde oldu, O da dedi ki Rabbim bozguncu kavime karşı bana yardım et.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ona (İbrahim’e) İshak’ı ve Ya'kûb’u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitap verdik. Ayrıca ona dünyada mükâfatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir.

    Süleyman Ateş

    Biz ona İshak'ı ve (torunu) Ya'kub'u armağan ettik. Onun nesli içine peygamberlik ve Kitap koyduk. Ona dünyada (yaptığı güzel işin) karşılığını verdik. Şüphesiz o, ahirette de iyilerdendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İbrahim'e İshak'ı ve Yakub'u bağışladık. Soyundan gelenlere nebilik ve kitap verdik. Böylece onu Dünya'da ödüllendirmiş olduk. O Ahirette de iyilerden olacaktır.

    Şaban Britch

    İbrahim’e, İshak ve Yakub’u bağışladık; soyuna peygamberlik ve kitap verdik. O’na dünyada mükâfatını verdik. O, ahirete de salihlerdendir.

    Şaban Piriş

    İbrahim'e, İshak ve Yakub'u bağışladık; soyuna peygamberlik ve kitap verdik. O'na dünyada mükafaatını verdik, O, ahirette de iyilerdendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, İbrahim'e İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik. Onun soyu içine peygamberliği ve Kitap'ı yerleştirdik ve onun ödülünü dünyada verdik. Ahirette de o, elbetteki iyilik ve barış sevenler arasında olacaktır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.