Cuma suresi · 1–4. ayetler

Ümmîlere gönderilen peygamber

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Cuma suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Cuma suresi, 1. ayet. يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ٱلْمَلِكِ ٱلْقُدُّوسِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ

    Diyanet İşleri

    Göklerdeki ve yerdeki her şey, mülkün sahibi, mukaddes, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ı tespih eder.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi, (gerçek) hükümdar, kutsallığın kaynağı, güçlü, doğru hüküm veren Allah'ı tesbih eder (yüceltir).

    Mustafa İslamoğlu

    Göklerde olanlar da, yerde olanlar da mutlak otorite sahibi, mukaddes, her işinde mükemmel ve her hükmünde tam isabet sahibi Allah için hareket ederler.

    Muhammed Esed

    Göklerde ve yerde olan her şey, Mülkün Sahibi, Mukaddes, Kudret ve Hikmet Sahibi Allah'ın sınırsız şanını yüceltmektedir.

    Ahmed Hulusi

    Semalarda ve arzda her ne varsa; Melik, Kuddus, Aziyz ve Hakiym olan (dilediği manaları açığa çıkarması için onları yaratan) Allah'ı (işlevleriyle) tespih etmedeler!

    Ali Bulaç

    Göklerde ve yerde olanların tümü, Melik; Kuddüs; Aziz; Hakim olan Allah'ı tesbih eder.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih eder.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde ve yeryüzünde olan her şey, Egemen; Kutsal; Üstün; Bilgelik ve Adaletle Yöneten Allah'ı yüceltir.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, kutsal kurtuluşun tek kaynağı, kudret ve hikmet sahibi Allah'ı tesbih ediyor/anıyor.

    Edip Yüksel

    Göklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi ALLAH'ı yüceltir. O Egemendir, En Kutsaldır, Üstündür, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi ALLAH'ı yüceltir. O Kraldır, En kutsaldır, Üstündür, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi, mülkün sahibi, öyle lekesiz mukaddes, hem güçlü hem hikmet sahibi olan Allah için tesbih eder.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tesbih eder Allah için göklerdeki ve yerdeki o öyle lekesiz kuddus, melik ki hem aziz, hem hakim.

    Erhan Aktaş

    Göklerde ve yerde bulunanların tamamı, Melik dipnot 1 , Kuddus dipnot 2 , Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah'ı tesbih dipnot 3 etmektedir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güç ve egemenlik sahibi. Evrenin yöneticisi ve her şeyin hakimi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tertemiz, her türlü eksiklikten uzak, saygın, kusursuz.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranmasıdır. Allah'ı şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir (20:130). Tesbihi, bazı sözlerin (Subhanallah, Elhamdulillah vb.) belli sayılarla tekrar edilmesine indirgemek hurafeden başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerde ve yerde bulunanların tamamı, Melik dipnot 1 , Kuddus dipnot 2 , Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah'ı tesbih dipnot 3 etmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güç ve egemenlik sahibi. Evrenin yöneticisi ve her şeyin hakimi. Özgür olma.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tertemiz, her türlü eksiklikten uzak, saygın, kusursuz.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcının tüm nitelikleri ile tanınması ve tanıtılmasıdır. Allah'ı tesbih etmek; O'nu şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir. (20:130). Tesbihi, namazda tesbih çekmeye indirgemek bidat ve hurafedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde bulunanların tamamı, Melik dipnot 1 , Kuddus dipnot 2 , Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah'ı tesbih etmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evrenin sahibi, egemeni, yöneticisi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tertemiz, her türlü eksiklikten uzak, saygın, kusursuz. Her türlü noksanlıktan arındırarak, övgü ile yüceltmek. Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, tüm mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak.

    Gültekin Onan

    Göklerde ve yerde olanların tümü, Melik, Kuddüs, Aziz, Hakim olan Tanrı'yı tesbih eder.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerde ne var, yerde ne varsa (hepsi) O mülk-ü melekutun eşsiz hükümranı, noksaanı mucib herşeyden pak ve münezzeh, gaalib-i mutlak, yegane hukum ve hikmet saahibi Allahı tesbih (ve tenzih) etmekdedir.

    İbni Kesir

    Göklerde ne var, yerde ne varsa; hepsi Melik, Kuddüs, Aziz, Hakim'i tesbih eder.

    Mehmet Alagaş

    (1) Semalarda ve arzda ne varsa Allah’ı üstün tutar, egemendir, kutsaldır, saygındır, gerekçeli son kararı verendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerde ve yerde ne varsa; Melik, Kuddüs, Azîz ve Hakîm olan Allah’ı tesbih ederler.

    Süleyman Ateş

    Göklerde ve yerde bulunanların hepsi padişah, mukaddes, aziz, hakim olan Allah'ı tesbih etmektedir.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde ne var yerde ne varsa; mutlak hükümdar, tertemiz, daima üstün ve bütün kararları doğru olan Allah'ı dipnot 1 tesbih etmekte /ona boyun eğmektedir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Gökler, yer ve onlarda bulunan her şey Allah'ın koyduğu kurallara gönüllü olarak boyun eğer (İsra 17/44, Haşr 59/24, Teğabün 64/1). İmtihan için yaratılan insanlar ve cinler (Hud 11/7, Kehf 18/7, Zariyat 51/56, Mülk 67/2) ise imtihan konusu olan işlerde serbest bırakılmışlardır. Bunun dışındaki alanlarda; örneğin nefes alıp verme, yeme, içme, giyinme, barınma, dinlenme ve benzeri konularda; Allah'ın doğada koyduğu kanunlara boyun eğmeden yaşayamazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'na dipnot 1 ; bütün yetkiyi elinde tutan, yaptığını tertemiz yapan, daima üstün ve bütün kararları doğru olan Allah'a boyun eğer dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İltifat
    2. metne dön, dipnot 2
      Boyun eğme ya zorunlu ya da gönüllü olur. İmtihana tabi olan insan ve cinler de dahil her şey, varlığını sürdürebilmek için Allah'ın koyduğu kanun ve kurallara uymak zorundadır. Gönüllü boyun eğme, imtihanla ilgili konulardadır. İman, küfür, günah ve sevap; imtihana tabi olan insan ve cinlerin, tercihleriyle oluşur. Zorunlu kulluğu konu olan şeylerin oranı, gönüllü kulluğa konu olanlarla kıyaslanamayacak kadar fazladır. Allah'a isyan etmek için bile zorunlu kulluk şartlarına uymak gerekir. Mesela bir hayvanı Allah rızası için kesen ile putu için keseni ayıran tek şey onun niyetidir.

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerde ne varsa; Melik Kuddüs, Aziz ve Hakim olan Allah’ı tesbih ederler.

    Şaban Piriş

    Göklerde ve yerde ne varsa; hükümran, kuddüs, güçlü ve hakim olan Allah'ı takdis ederler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerdekiler ve yerdekiler o Melik, o Kuddus, o Aziz, o Hakim Allah'ı tespih ediyor.

  2. Cuma suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Cuma suresi, 2. ayet. هُوَ ٱلَّذِى بَعَثَ فِى ٱلْأُمِّيِّـۧنَ رَسُولًا مِّنْهُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِهِۦ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَإِن كَانُوا۟ مِن قَبْلُ لَفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    Diyanet İşleri

    O, ümmilere, içlerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Halbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

    Mehmet Okuyan

    O, ümmilere dipnot 1 (Mekkelilere) kendilerine (Allah'ın) ayetlerini tilavet etmekte (okuyup aktarmakta), onları (kötülüklerden) arındırmakta ve onlara Kitap ve hikmeti (doğru hükümleri) öğretmekte olan bir Elçi göndermiştir. dipnot 2 Daha önce onlar apaçık bir sapkınlık içindeydi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette geçen [el-ümmiyyîn] (ümmiler) kelimesinden kastedilen Mekkelilerdir. [Ümmî] kavramı ile ilgili detaylı bilgi için bkz. Bakara 2:78, dipnot 2.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:129, 151; Al-i İmrân 3:164.

    Mustafa İslamoğlu

    Daha önce kitaptan mahrum olan ve derin bir sapıklık içinde bulunan topluma kendi ayetlerini okumak, onları arındırmak, kitabı ve isabetli hüküm vermeyi öğretmek için kendi içlerinden bir Elçi gönderen O'dur.

    Muhammed Esed

    O, Kitap ile ilgisiz bir topluma, kendi içlerinden kendilerine Allah'ın mesajlarını aktaran, onları arındıran, ilahi kelamı ve hikmeti öğreten bir elçi göndermiştir ki, o'ndan önce, açık bir sapıklık içindeydiler;

    Ahmed Hulusi

    O ki, ümmiler içinde kendilerinden Rasul ba's etti ki; onlara O'nun işaretlerini okuyan, onları saflaştıran ve onlara Kitabı (hakikat ve Sünnetullah BİLGİsi) ve Hikmeti (oluşum sistemi bilgisi) öğretsin. Oysa onlar daha önce apaçık bir inanç sapıklığı içindeydiler.

    Ali Bulaç

    O, ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler.

    Ali Özek ve heyeti

    Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.

    Ali Rıza Safa

    O, önceki kitaplardan bilgisi olmayanlara, kendi aralarından olan, hem O'nun ayetlerini onlara okuyan hem onları arındıran hem de Kitap'ı ve bilgeliği onlara öğreten bir elçi göndermiştir. Daha önce, gerçekten apaçık bir sapkınlık içindeydiler.

    Bayraktar Bayraklı

    Ümmilere/cahillere, kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten içlerinden bir peygamberi gönderen O'dur. Onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.

    Edip Yüksel

    O ki, ümmilerin arasından, kendilerinden olan bir elçi göndermiştir ki onlara O'nun ayetlerini okuyor, onları temizliyor ve onlara kitabı ve bilgeliği öğretiyor. Bundan önce onlar apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ki, ümmilerin arasından, kendilerinden olan bir elçi göndermiştir ki onlara O'nun ayetlerini okuyor, onları temizliyor ve onlara kitabı ve bilgeliği öğretiyor. Bundan önce onlar apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O'dur, ümmiler içinde kendilerinden olup onlara ayetlerini okuyan, onları temize çıkarıp parlatan, onlara kitap ve hikmet öğreten bir peygamber gönderen. Oysa bundan önce açık bir sapıklık içindeydiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Odur ki: ümmiler içinde kendilerinden bir Resul gönderdi, üzerlerine onun ayetlerini okuyor ve onları temize çıkarıp parlatıyor, kendilerine kitab ve hikmet öğretiyor, halbuki bundan evvel açık bir dalal içinde idiler.

    Erhan Aktaş

    Ümmilere, dipnot 1 kendilerinden olan; O'nun ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap'ı ve Hikmet'i dipnot 2 öğreten bir Resul görevlendiren O'dur. Onlar, bundan önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ana kentlilere (Mekkelilere) veya daha önce kendilerine Kitap gönderilmemiş olan topluluklara.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kitap, Kur'an'ın niteliklerinden/isimlerindendir. Kur'an'ın Allah tarafından buyrulan, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ve belirlenmiş ilkelerin ve kuralları ifade etmektedir. Hikmet, Kur'an'ın niteliklerinden/isimlerindendir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan gibi (Bkz. 62:2). Hikmet, "engel olmak" demektir: Kur'an'ın toplumu güçlendirmek, sağlamlaştırmak, baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkelerini ifade etmektedir. Hikmetin anlamlarından birisi de sağlıklı düşünmek, gerçeği kavramak, doğru yargıda bulunmak yetisidir. Hikmet kavramının ayrıca yargılama, karar, güçlendirmek, sağlamlaştırmak, bilmek, bilge olmak, hakem, hakim, hüküm, hükümdar, hükümet, mahkeme, mahkum, tahakküm, istihkam, gibi anlamları bulunmaktadır. Hikmet kelimesine sünnet anlamı verilmesi doğru değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ümmilere dipnot 1 , kendilerinden olan; O'nun ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap'ı ve Hikmet'i dipnot 2 öğreten bir resul görevlendiren O'dur. Onlar, bundan önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ana kentlilere (Mekkelilere) veya daha önce kendilerine kitap gönderilmemiş olan topluluklara.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kitap, Kur'an'ın Allah tarafından ileri sürülen, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ifade etmektedir. Hikmet, Kök anlamı engel olmaktır. Kur'an'ın niteliklerinden birisidir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan gibi. Kur'an'ın toplumu güçlendirmek, sağlamlaştırmak, baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkeler ile ilgili alanını öne çıkaran bir nitelemedir. Hikmet sözcüğüne sünnet anlamı verilmesi doğru değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ümmilere dipnot 1 , kendilerinden olan; O'nun ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap'ı ve Hikmet'i dipnot 2 öğreten bir rasul görevlendiren O'dur. Onlar, bundan önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ana kentlilere (Mekkelilere) veya daha önce kendilerine kitap gönderilmemiş olan topluluklara.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu terkipteki kitap sözcüğü, Kur'an'ın Allah tarafından ileri sürülen, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ifade etmektedir. Hikmet sözcüğü Kur'an'dan başka bir şey değildir; Kur'an'ın niteliklerinden biridir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan terkipleri gibi. Bu sözcük, Kur'an'ın önemli bir özelliğini, yönünü vurgulayan bir nitelemedir. Hikmet, Kur'an'ın baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulmuş kanun, kural ve ilkeleri demektir.

    Gültekin Onan

    O, ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler.

    Hasan Basri Çantay

    O, ümmiler içinde kendilerinden (kendilerine) bir peygamber gönderendir ki (bu), onlara ayetlerini okur, onları temizler, onlara kitabı, hikmeti öğretir. Halbuki onlar daha evvel hakıykaten apaçık bir sapıklık içinde idiler.

    İbni Kesir

    Ümmiler arasından, kendilerine O'nun ayetlerini okuyan, onları temizleyen ve onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Halbuki onlar; daha önceleri gerçekten apaçık bir sapıklık içindeydiler.

    Mehmet Alagaş

    (2-5) Sizin kitap ehli olmayanlarınızdan / ümmilerinizden bir Resul yaratan O’dur, sizlere O’nun ayetlerini okuyor, onları arındırıyor, onlara kitabı ve gerekçeleri / hikmeti öğretiyor, oysa bundan önce onlar, apaçık bir sapma içindeydiler, onlardan olup ta henüz onlara katılmamış / ilhak olamamış diğerlerine de Resuldür. (Sonraki geleceklerin de resulü) O saygıdeğerdir, hâkimdir, işte bu / elçilik, Allah’ın maddi ve manevi zenginliğidir, onu istediğine verir, Allah çok büyük bir fazıl sahibidir. Tevrat’ın taşıyıcılığını / hamallığını yüklenenler ve sonrasında da onu taşımayanların misali, ciltlerce kitapları taşıyan eşeğin misali gibidir, (Yahudilerin kitapsız araplar sözüne, Allah’ın, kitap yüklü eşek yahudiler cevabı) Allah’ın ayetlerini yalanlayan toplumun örnekliği ne kötüdür, Allah zalim toplumu yola iletmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O; ümmîlere içlerinden kendilerine ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Hâlbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

    Süleyman Ateş

    O'dur ki ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara Allah'ın ayetlerini okuyan, onları yücelten, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi. Oysa onlar, önceden, açık bir sapıklık içinde idiler.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah ümmilere (Mekkelilere) dipnot 1 , kendi içlerinden birini elçi olarak göndermiş olandır. O elçi onlara, Allah'ın ayetlerini bağlantılarıyla birlikte okur, onları geliştirir, onlara kitabı ve hikmeti öğretir dipnot 2 . Çünkü onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ümmi kelimesi Kur'an'da üç farklı anlamda kullanılmıştır. Birincisi "ilahi kitap bilgisine sahip olmayan" (Al-i İmran 3/20, 75), ikincisi "inandığı ilahi kitabın içeriğini bilmeyen" (Bakara 2/78), üçüncüsü de -Mekke'nin ümmü'l kur'a (şehirlerin anası) olarak adlandırılmasından dolayı- "Mekkeli olan"dır (Müfredat). Nebimiz daha önce ilahi kitap bilgisine sahip değildi (Ankebut 29/47-48, Şura 42/52-53) ama Kur'an'da ona, ümmi denmesinin asıl nedeni bu değildir. Son nebinin İsmail aleyhisselamın soyundan geleceği ve Mekke'den çıkacağı Tevrat ve İncil'de yazılı olduğundan (Tevrat /
      Tesniye 18:18 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 18:18

      ‹Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,19,
      Mezmurlar 84:6 — Eski Ahit, Mezmurlar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Mezmurlar 84:6

      Baka Vadisinden geçerken, 2 Pınar başına çevirirler orayı, 2 İlk yağmurlar orayı berekete boğar.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      , 118:22-26; İncil /
      Matta 21:42-44 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 21:42

      İsa onlara şunu sordu: “Kutsal Yazılarda şu sözleri hiç okumadınız mı? ‹Yapıcıların reddettiği taş, İşte köşenin baş taşı oldu. Rabbin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!›

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) Kur'an'da onunla ilgili olarak kullanılan ümmi kavramı, Mekkeli anlamındadır (A'raf 7/157 -158).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ümmilerin (ilahi kitapları bilmeyenlerin) dipnot 1 içinden elçi çıkaran Allah'tır. Onlara, O'nun ayetlerini okur, Kitab'ı ve hikmeti öğreterek onları geliştirir. Halbuki onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz.: Bakara 2/78 ve dipnotu

    Şaban Britch

    Ümmiler içinde, onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten, kendilerinden birini rasûl olarak gönderen O’dur. Onlar daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

    Şaban Piriş

    Ümmiler içinde, onlara ayetleri okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten, kendilerinden birini elçi gönderen O'dur. Onlar daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O Allah'tır ki, ümmilere içlerinden bir resul göndermiştir de o, onlara Allah'ın ayetlerini okur, onları arıtıp temizler, onlara Kitap'ı ve hikmeti öğretir. Onlar bundan önce tam bir sapıklık içine gömülmüşlerdi.

  3. Cuma suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Cuma suresi, 3. ayet. وَءَاخَرِينَ مِنْهُمْ لَمَّا يَلْحَقُوا۟ بِهِمْ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Diyanet İşleri

    (Allah, o peygamberi) onlardan henüz kendilerine katılmayan başkalarına da göndermiştir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Üstelik henüz onlara katılmamış (ama katılmayı bekleyen) daha başkaları da var. Mutlak üstün ve yüce olan, her hükmünde tam isabet kaydeden O'dur.

    Muhammed Esed

    ve başka toplumlarla temasa geçmeleri sonucunda, kendilerinden diğerlerine (bu mesajın yayılmasını sağlamıştır), çünkü yalnız O, güç ve hikmet Sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Onların dışında, henüz kendilerine katılmamış başkalarına da (O Rasulü ba's etti)! O Aziyz'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Ve henüz kendilerine ulaşıp katılmamış olan diğerlerine de (peygamber gönderilmiştir); O (Allah), üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Henüz kendilerine katılmamış olan müminlerden daha sonra gelecek olanlara da Rasûlü gönderen O'dur. O, dâima gâlibtir; hikmet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Ve daha kendilerine katılmamış olan başkalarına da göndermiştir. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Peygamberi, müminlerden henüz kendilerine ulaşmamış bulunan diğer insanlara da göndermiştir. O'nun her şeye gücü yeter; her işinde hikmet vardır.

    Edip Yüksel

    Ve henüz kendilerine katılmamış bulunan başkalarına da... O Üstündür, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve henüz kendilerine katılmamış bulunan başkalarına da... O Üstündür, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlardan henüz kendilerine katılmamış diğer insanlara da (göndermiştir o peygamberi). O, öyle güçlü, öyle hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve daha onlardan başkalarına ki henüz onlara lahık olmadılar, o öyle aziz öyle hakim

    Erhan Aktaş

    Onlardan, henüz kendilerine katılmamış olan diğerlerine de. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan, henüz kendilerine katılmamış olan diğerlerine de. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan, henüz kendilerine katılmamış olan diğerlerine de. dipnot 1 O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rasul olarak gönderdi.

    Gültekin Onan

    Ve henüz kendilerine ulaşıp katılmamış olan diğerlerine de (peygamber gönderilmiştir). O (Tanrı) üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    (Aynı peygamber) onlardan (mü'minlerden) henüz kendilerine katılıb erişememiş bulunan diğerlerine dahi (kitabı ve hikmeti öğretir). O, gaalib-i mutlakdır, yegane hukum ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Onlardan başkalarına da. Ki henüz onlara katılmamışlardır. Ve O; Aziz' dir, Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (2-5) Sizin kitap ehli olmayanlarınızdan / ümmilerinizden bir Resul yaratan O’dur, sizlere O’nun ayetlerini okuyor, onları arındırıyor, onlara kitabı ve gerekçeleri / hikmeti öğretiyor, oysa bundan önce onlar, apaçık bir sapma içindeydiler, onlardan olup ta henüz onlara katılmamış / ilhak olamamış diğerlerine de Resuldür. (Sonraki geleceklerin de resulü) O saygıdeğerdir, hâkimdir, işte bu / elçilik, Allah’ın maddi ve manevi zenginliğidir, onu istediğine verir, Allah çok büyük bir fazıl sahibidir. Tevrat’ın taşıyıcılığını / hamallığını yüklenenler ve sonrasında da onu taşımayanların misali, ciltlerce kitapları taşıyan eşeğin misali gibidir, (Yahudilerin kitapsız araplar sözüne, Allah’ın, kitap yüklü eşek yahudiler cevabı) Allah’ın ayetlerini yalanlayan toplumun örnekliği ne kötüdür, Allah zalim toplumu yola iletmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Henüz, onlara katılmamış olan diğerlerine de (göndermiştir). Azîz ve Hakîm olan O’dur.

    Süleyman Ateş

    (O Elçiyi) yine onlardan olup henüz kendilerine katılmamış bulunan başka kimselere de (gönderdi). O azizdir, hakimdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunları, henüz onlara katılmamış başkalarına da öğretecektir. Daima üstün ve bütün kararları doğru olan O'dur.

    Şaban Britch

    Henüz, onlara katılmamış olan diğerlerine de (göndermiştir). Aziz ve hakim olan O’dur.

    Şaban Piriş

    Henüz, onlara katılmamış olan diğerlerine de.. Aziz ve hakim olan O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O resulü, ümmilerden olup da henüz onlara katılmamış bulunan başka kimselere de gönderdi. O'dur Aziz, O'dur Hakim.

  4. Cuma suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Cuma suresi, 4. ayet. ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    Diyanet İşleri

    İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    İşte bu, Allah'ın dilediğine (layık olana) verdiği lütfudur. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bu, Allah'ın (hak edene) vermeyi dilediği lütfudur: Zira Allah büyük lütuf sahibidir.

    Muhammed Esed

    Bu, Allah'ın lütfudur. Allah, onu, (elde etmek) isteyen herkese bağışlar çünkü, Allah lütfunda sınırsızdır.

    Ahmed Hulusi

    İşte bu Allah'ın fazlıdır, onu dilediğine verir! Allah aziym lütuf sahibidir.

    Ali Bulaç

    Bu, Allah'ın dilediğine verdiği fazl (lütuf ve ihsan)ıdır. Allah, büyük fazl sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    İşte bu, Allah'ın lütfundandır; onu, dilediğine verir. Çünkü Allah, Büyük Lütuf Sahibidir. dipnot 512

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 512
      "Büyük Lütuf Sahibi" anlamına gelen "Zu'l-Fadli'l-Azim" ismi, 2:105, 3:74, 8:29, 57:21 ve 57:29 ayetlerinde de bildirilmiştir. Kimi Kur'an araştırmacıları, bu ismin, 56:74, 56:96 ve 69:52 ayetlerinde, "Efendinin Büyük İsmini yücelterek an!" buyruğunda bildirilen isim olduğunu savlarlar. Bu araştırmacıların kanıtları arasında en dikkat çekici olanı, bu ismin sayısal ebcet değerinin, "Allah" isminin Kur'an'da yer alış sayısı ola.[2698] sayısının tıpkısı olması ve Allah'ın Kur'an'da bildirilen isimleri arasında, en yüksek sayısal ebcet değerini taşımasıdır. 3:174 ayetinde bildirilen aynı anlamdaki "Zu'l-Fadli'n-Azim" isminin tek harfi değişiktir. Aynı anlamı taşıyan bir ismin, yalnızca bir ayette tek harfi değişik biçimde bildirilmiş olması, Kur'an'daki her harfin ne denli büyük bir önem taşıdığının göstergesidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Peygamberlik yetkisi, Allah'ın lütfudur. Onu kullarından dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Edip Yüksel

    Bu, ALLAH'ın lütfudur; dileyene ve/veya dilediğine verir. ALLAH büyük lütuf sahibidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu, ALLAH'ın lütfudur; dileyene ve/veya dilediğine verir. ALLAH büyük lütuf sahibidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte o Allah'ın lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, çok büyük lütuf sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte o, Allahın fazlıdır, onu dilediğine verir ve Allah çok büyük fazl sahibidir

    Erhan Aktaş

    İşte bu, Allah'ın hak eden kimselere verdiği lütfudur. Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bu, Allah'ın hak eden dipnot 1 kimselere verdiği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak, dilediği. Uygun gördüğü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bu, Allah'ın dilediği dipnot 1 kimselere verdiği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğü.

    Gültekin Onan

    Bu, Tanrı'nın dilediğine verdiği fazl (lütuf ve ihsan)dır. Tanrı, büyük fazl sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Bu, Allahın, kimi dilerse ona vereceği, bir fazl (-u inayet) dir. Allah, büyük fazl (-u kerem) saahibidir.

    İbni Kesir

    Bu, Allah'ın lutfudur. Onu dilediğine verir. Ve Allah; büyük lutuf sahibidir.

    Mehmet Alagaş

    (2-5) Sizin kitap ehli olmayanlarınızdan / ümmilerinizden bir Resul yaratan O’dur, sizlere O’nun ayetlerini okuyor, onları arındırıyor, onlara kitabı ve gerekçeleri / hikmeti öğretiyor, oysa bundan önce onlar, apaçık bir sapma içindeydiler, onlardan olup ta henüz onlara katılmamış / ilhak olamamış diğerlerine de Resuldür. (Sonraki geleceklerin de resulü) O saygıdeğerdir, hâkimdir, işte bu / elçilik, Allah’ın maddi ve manevi zenginliğidir, onu istediğine verir, Allah çok büyük bir fazıl sahibidir. Tevrat’ın taşıyıcılığını / hamallığını yüklenenler ve sonrasında da onu taşımayanların misali, ciltlerce kitapları taşıyan eşeğin misali gibidir, (Yahudilerin kitapsız araplar sözüne, Allah’ın, kitap yüklü eşek yahudiler cevabı) Allah’ın ayetlerini yalanlayan toplumun örnekliği ne kötüdür, Allah zalim toplumu yola iletmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu, Allah’ın dilediğine verdiği bir lütuftur. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Süleyman Ateş

    Bu, Allah'ın, dilediğine vereceği lutfudur. Allah, büyük lutuf sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte bu (elçi gönderme işi), Allah'ın lütfudur dipnot 1 . Onu, tercih ettiği dipnot 2 kişilere verir. Allah, büyük lütuf sahibidir dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte bu (öğretim), Allah'ın lütfudur, onu doğru tercihte bulunana yapar. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Şaban Britch

    Bu, Allah’ın dilediğine verdiği bir lütuftur. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Şaban Piriş

    Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bir lütuftur. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bu, Allah'ın lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah, büyük lütfun sahibidir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.