69. sure

Hâkka Suresi الحاقة

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 6 konu
  1. Hâkka; Semûd, Âd, Firavun ve Nûh kavimleri 1–12 karşılaştır — Hâkka; Semûd, Âd, Firavun ve Nûh kavimleri
  2. Sûra üfürülüş ve arzın kaldırılması 13–18 karşılaştır — Sûra üfürülüş ve arzın kaldırılması
  3. Kitabı sağından verilen 19–24 karşılaştır — Kitabı sağından verilen
  4. Kitabı solundan verilen 25–37 karşılaştır — Kitabı solundan verilen
  5. Kur'an ne şairin ne kâhinin sözüdür 38–47 karşılaştır — Kur'an ne şairin ne kâhinin sözüdür
  6. Kur'an kesin bilgidir; Rabbini tespih et 48–52 karşılaştır — Kur'an kesin bilgidir; Rabbini tespih et

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Hâkka; Semûd, Âd, Firavun ve Nûh kavimleri 1–12

  1. Hâkka suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 1. ayet. ٱلْحَآقَّةُ

    elḥâḳḳah.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 1. ayet

  2. Hâkka suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 2. ayet. مَا ٱلْحَآقَّةُ

    me-lḥâḳḳah.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nedir gerçekleşeceği kesin olan?

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 2. ayet

  3. Hâkka suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 3. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحَآقَّةُ

    vemâ edrâke me-lḥâḳḳah.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçekleşeceği kesin olanın ne olduğunu, nereden bileceksin?

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 3. ayet

  4. Hâkka suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 4. ayet. كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِٱلْقَارِعَةِ

    keẕẕebet ŝemûdü ve`âdüm bilḳâri`ah.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Semud ve Âd toplumları Karia'yı dipnot 1 yalanladılar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dehşete düşürecek sarsıcı olayı.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 4. ayet

  5. Hâkka suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 5. ayet. فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِيَةِ

    feemmâ ŝemûdü feühlikû biṭṭâgiyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu nedenle Semud halkı büyük bir yıkımla yok edildi.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 5. ayet

  6. Hâkka suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 6. ayet. وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ

    veemmâ `âdün feühlikû birîḥin ṣarṣarin `âtiyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Âd halkı ise kasıp kavuran, şiddetli bir fırtına ile yok edildi.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 6. ayet

  7. Hâkka suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 7. ayet. سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ

    seḫḫarahâ `aleyhim seb`a leyâliv veŝemâniyete eyyâmin ḥusûmen fetere-lḳavme fîhâ ṣar`â keennehüm a`câzü naḫlin ḫâviyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu, yedi gece ve sekiz gün; hiç ara vermeden üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o halkı, orada kökünden sökülmüş hurma ağacı kütükleri gibi yere serilmiş görürsün.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 7. ayet

  8. Hâkka suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 8. ayet. فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةٍ

    fehel terâ lehüm mim bâḳiyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık onlara ait bir kalıntı görebiliyor musun?

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 8. ayet

  9. Hâkka suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 9. ayet. وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتُ بِٱلْخَاطِئَةِ

    vecâe fir`avnü vemen ḳablehû velmü'tefikâtü bilḫâṭieh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Firavun, ondan öncekiler ve kentleri alt üst olanlar, o hata ile geldiler.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 9. ayet

  10. Hâkka suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 10. ayet. فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَّابِيَةً

    fe`aṣav rasûle rabbihim feeḫaẕehüm aḫẕeter râbiyetâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Rabb'lerinin Rasul'üne karşı geldiler. Bunun üzerine onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 10. ayet

  11. Hâkka suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 11. ayet. إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ

    innâ lemmâ ṭaga-lmâü ḥamelnâküm fi-lcâriyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Suyun taştığı günde, sizi o akıp gidende Biz taşıdık.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 11. ayet

  12. Hâkka suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 12. ayet. لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَآ أُذُنٌ وَٰعِيَةٌ

    linec`alehâ leküm teẕkiratev vete`iyehâ üẕünüv vâ`iyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu sizin için bir öğüt yapalım, duyan kulaklar onu duysun diye.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 12. ayet

Sûra üfürülüş ve arzın kaldırılması 13–18

  1. Hâkka suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 13. ayet. فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ نَفْخَةٌ وَٰحِدَةٌ

    feiẕâ nüfiḫa fi-ṣṣûri nefḫatüv vâḥideh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık Sur'a bir tek üfleyişle üflendiği zaman,

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 13. ayet

  2. Hâkka suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 14. ayet. وَحُمِلَتِ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَٰحِدَةً

    veḥumileti-l'arḍu velcibâlü fedükketâ dekketev vâḥidetâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp, bir tek çarpışla parçalandığı zaman,

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 14. ayet

  3. Hâkka suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 15. ayet. فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

    feyevmeiẕiv veḳa`ati-lvâḳi`ah.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İzin Günü dipnot 1 gerçekleşecek olan gerçekleşir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet Günü, hesap görme günü.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 15. ayet

  4. Hâkka suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 16. ayet. وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ

    venşeḳḳati-ssemâü fehiye yevmeiẕiv vâhiyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gök yarılır. İzin günü, o zayıftır artık.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 16. ayet

  5. Hâkka suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 17. ayet. وَٱلْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَٰنِيَةٌ

    velmelekü `alâ ercâihâ. veyaḥmilü `arşe rabbike fevḳahüm yevmeiẕin ŝemâniyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O melek dipnot 1 , onun çevresi üzerindedir. İzin günü Rabb'inin Arş'ını dipnot 2 yeni varlıklar dipnot 3 taşırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaratıcının hizmetinde olan güç.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın Arş'ına; nesne, yer, zaman vb. türden soyut veya somut bir anlam vermek, Kur'an'ın Allah tanımına kesinlikle uygun değildir. Allah'ın her şeye egemen olduğunu ve benzeri konuları anlatmak için bizim kullandığımız dilin kullanılmış olması bizi yanıltmamalıdır. Bu tür sözcükleri, literal anlamları ile anlamak doğru değildir. Rabb'in arşı, Allah'ın evrene mutlak egemenliğini, yönetmesini ifade etmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayette yer alan "semaniyete" sözcüğüne, sözcüğün literal anlamı olan sekiz anlamı verildiğinden; çevirilerde, sekiz sayısına ayrıca melek sözcüğü de ilave edilerek "sekiz melek" olarak anlam verilmektedir. Oysaki bu sözcüğün kök anlamı olan "semen", bedel demektir. Bedel ise bir şeyin kendisi ile değiştirildiği değer demektir. Dolayısı ile ayette; Rabb'in Arş'ını, yok edilen varlıkların yerine, yeni varlıkların taşıyacağı ifade edilmektedir. (Semen/bedel için bak, 2/Bakara Suresi, 41.)

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 17. ayet

  6. Hâkka suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 18. ayet. يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌ

    yevmeiẕin tü`raḍûne lâ taḫfâ minküm ḫâfiyeh.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 18. ayet

Kitabı sağından verilen 19–24

  1. Hâkka suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 19. ayet. فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَٰبِيَهْ

    feemmâ men ûtiye kitâbehû biyemînihî feyeḳûlü hâümu-ḳraû kitâbiyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kitabı sağından verilen dipnot 1 kimse: "Alın, kitabımı okuyun." der.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitabın sağdan verilmesi, Arapça'da bir deyimdir ve deyim olarak; "mutluluk, sağlamlık ve kurtuluşu" ifade etmektedir.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 19. ayet

  2. Hâkka suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 20. ayet. إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَٰقٍ حِسَابِيَهْ

    innî żanentü ennî mülâḳin ḥisâbiyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 20. ayet

  3. Hâkka suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 21. ayet. فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ

    fehüve fî `îşetir râḍiyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık o, hoşnut olacağı bir hayat yaşayacak.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 21. ayet

  4. Hâkka suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 22. ayet. فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ

    fî cennetin `âliyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mükemmel bir bahçede;

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 22. ayet

  5. Hâkka suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 23. ayet. قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ

    ḳuṭûfühâ dâniyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Olgunlaşmış meyveleri dallarından sarkmış bir haldedir.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 23. ayet

  6. Hâkka suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 24. ayet. كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ

    külû veşrabû henîem bimâ esleftüm fi-l'eyyâmi-lḫâliyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dünyada yapmış olduğunuz şeylerin karşılığı olarak, afiyetle yiyin ve için.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 24. ayet

Kitabı solundan verilen 25–37

  1. Hâkka suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 25. ayet. وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَٰبِيَهْ

    veemmâ men ûtiye kitâbehû bişimâlihî feyeḳûlü yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kitabı solundan verilen dipnot 1 kimse ise: "Keşke bana kitabım verilmeseydi." de;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Kitabın solundan verilmesi" Arapça'da bir deyimdir ve deyim olarak; "üzüntü, bozukluk ve sıkıntıyı" ifade etmektedir.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 25. ayet

  2. Hâkka suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 26. ayet. وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ

    velem edri mâ ḥisâbiyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Hesabımın ne olduğunu hiç bilmeseydim." der.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 26. ayet

  3. Hâkka suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 27. ayet. يَٰلَيْتَهَا كَانَتِ ٱلْقَاضِيَةَ

    yâ leytehâ kâneti-lḳâḍiyeh.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 27. ayet

  4. Hâkka suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 28. ayet. مَآ أَغْنَىٰ عَنِّى مَالِيَهْ

    mâ agnâ `annî mâliyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Malım-gücüm bana hiçbir yarar sağlamadı."

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 28. ayet

  5. Hâkka suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 29. ayet. هَلَكَ عَنِّى سُلْطَٰنِيَهْ

    heleke `annî sülṭâniyeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bütün saltanatım yok oldu."

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 29. ayet

  6. Hâkka suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 30. ayet. خُذُوهُ فَغُلُّوهُ

    ḫuẕûhü fegullûh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Onu tutun ve bağlayın."

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 30. ayet

  7. Hâkka suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 31. ayet. ثُمَّ ٱلْجَحِيمَ صَلُّوهُ

    ŝümme-lceḥîme ṣallûh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sonra onu Cehennem'e atın."

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 31. ayet

  8. Hâkka suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 32. ayet. ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ

    ŝümme fî silsiletin ẕer`uhâ seb`ûne ẕirâ`an feslükûh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sonra onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayın."

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 32. ayet

  9. Hâkka suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 33. ayet. إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ

    innehû kâne lâ yü'minü billâhi-l`ażîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, yüce Allah'a inanmıyordu. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın tek ilah olduğuna, buyruklarına, öğütlerine ve uyarılarına. (Müşrikler, Allah'ın varlığına ve yaratıcılığına inanıyorlardı.)

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 33. ayet

  10. Hâkka suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 34. ayet. وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ

    velâ yeḥuḍḍu `alâ ṭa`âmi-lmiskîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Miskininin yedirilmesini dipnot 1 teşvik etmiyordu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Malında ve mülküne miskinin hakkı olan payı vermeyi istemiyordu.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 34. ayet

  11. Hâkka suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 35. ayet. فَلَيْسَ لَهُ ٱلْيَوْمَ هَٰهُنَا حَمِيمٌ

    feleyse lehü-lyevme hâhünâ ḥamîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık bugün, onun burada hiçbir koruyucusu yoktur.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 35. ayet

  12. Hâkka suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 36. ayet. وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍ

    velâ ṭa`âmün illâ min gislîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve irinden başka bir yiyecekleri yoktur.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 36. ayet

  13. Hâkka suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 37. ayet. لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلْخَٰطِـُٔونَ

    lâ ye'külühû ille-lḫâṭiûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu, hatalarında ısrar edenlerden başkası yemez.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 37. ayet

Kur'an ne şairin ne kâhinin sözüdür 38–47

  1. Hâkka suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 38. ayet. فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ

    felâ uḳsimü bimâ tübṣirûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır! Gördüğünüz şeylere yemin ederim;

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 38. ayet

  2. Hâkka suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 39. ayet. وَمَا لَا تُبْصِرُونَ

    vemâ lâ tübṣirûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve görmediklerinize.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 39. ayet

  3. Hâkka suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 40. ayet. إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ

    innehû leḳavlü rasûlin kerîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz o, şerefli bir Rasul sözüdür.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 40. ayet

  4. Hâkka suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 41. ayet. وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ قَلِيلًا مَّا تُؤْمِنُونَ

    vemâ hüve biḳavli şâ`ir. ḳalîlem mâ tü'minûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, bir şair sözü değildir. Amma da inançsızsınız!

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 41. ayet

  5. Hâkka suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 42. ayet. وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ

    velâ biḳavli kâhin. ḳalîlem mâ teẕekkerûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, bir kahin sözü de değildir. Hiç öğüt dinlemiyorsunuz!

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 42. ayet

  6. Hâkka suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 43. ayet. تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    tenzîlüm mir rabbi-l`âlemîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Âlemlerin Rabb'inden indirilmedir.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 43. ayet

  7. Hâkka suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 44. ayet. وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ ٱلْأَقَاوِيلِ

    velev teḳavvele `aleynâ ba`ḍa-l'eḳâvîl.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer Bizim adımıza bazı sözler uydurmuş olsaydı;

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 44. ayet

  8. Hâkka suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 45. ayet. لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِٱلْيَمِينِ

    leeḫaẕnâ minhü bilyemîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Elbette onun bütün gücünü alırdık.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 45. ayet

  9. Hâkka suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 46. ayet. ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ ٱلْوَتِينَ

    ŝümme leḳaṭa`nâ minhü-lvetîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra kesinlikle can damarını koparırdık.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 46. ayet

  10. Hâkka suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 47. ayet. فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَٰجِزِينَ

    femâ minküm min eḥadin `anhü ḥâcizîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hiçbiriniz buna engel olamazdınız.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 47. ayet

Kur'an kesin bilgidir; Rabbini tespih et 48–52

  1. Hâkka suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 48. ayet. وَإِنَّهُۥ لَتَذْكِرَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ

    veinnehû leteẕkiratül lilmütteḳîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, takva dipnot 1 sahipleri için bir öğüttür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 48. ayet

  2. Hâkka suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 49. ayet. وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ

    veinnâ lena`lemü enne minküm mükeẕẕibîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, sizden onu yalanlayanları çok iyi biliyoruz.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 49. ayet

  3. Hâkka suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 50. ayet. وَإِنَّهُۥ لَحَسْرَةٌ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

    veinnehû leḥasratün `ale-lkâfirîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, gerçeği yalanlayan nankörler için derin bir pişmanlıktır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vakti zamanında yalanladıkları için.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 50. ayet

  4. Hâkka suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 51. ayet. وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلْيَقِينِ

    veinnehû leḥaḳḳu-lyeḳîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, kesinlikle gerçektir.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 51. ayet

  5. Hâkka suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Hâkka suresi, 52. ayet. فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

    fesebbiḥ bismi rabbike-l`ażîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O halde Yüce Rabb'inin ismini tesbih dipnot 1 et.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcının tüm nitelikleri ile tanınması ve tanıtılması etkinliğidir. Allah'ı tesbih etmek; O'nu şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir.

    Ayet detayı — Hâkka suresi, 52. ayet