Diyanet İşleri
(53-54) Andolsun, biz Musa'ya hidayet verdik. İsrailoğulları'na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat'ı) miras bıraktık.
Mü'min suresi · 53–59. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Mü'min suresi, 53. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْهُدَىٰ وَأَوْرَثْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْكِتَٰبَ
(53-54) Andolsun, biz Musa'ya hidayet verdik. İsrailoğulları'na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat'ı) miras bıraktık.
(53, 54) Yemin olsun ki biz Musa'ya hidayeti vermiş ve İsrailoğullarına da o Kitabı öz akıl sahipleri için bir rehber ve (gerçeği) hatırlatan bir (öğüt) olarak miras bırakmıştık.
(Vaadimiz gereği) vaktiyle Biz Musa'ya rehberliğimizi iletmiş ve İsrailoğullarını ilahi kelama varis kılmıştık:
Gerçek şu ki Biz, daha önce Musa'ya hidayetimizi ihsan etmiş ve (böylece) İsrailoğulları'nı (o'na vahyedilmiş olan) ilahi kelamın mirasçısı kılmıştık,
Andolsun ki Musa'ya hüda (Hakikat bilgisi) verdik. . . İsrailoğullarını da BİLGİye mirasçı kıldık!
Andolsun biz Musa'ya hidayeti verdik ve İsrailoğullarına kitabı miras bıraktık.
Andolsun ki biz Musa'ya hidayeti verdik ve İsrailoğullarına, Kitab’ı miras bıraktık.
Ayrıca, gerçek şu ki, Musa'ya, doğru yolu gösterdik; İsrailoğullarını da Kitap'a kalıtçı yaptık.
- Şüphesiz ki biz, Musa'ya doğru yolu gösteren rehberi verdik. İsrailoğulları'nı da doğru yolu gösterici ve akıl sahiplerini uyarıcı olarak Kitab'a mirasçı kıldık.
Biz Musa'ya hidayeti verdik ve İsrail oğullarını kitaba varis kıldık.
Biz Musa'ya hidayeti verdik ve İsrailoğullarını kitaba varis kıldık.
Andolsun ki, Biz Musa'ya o hidayeti verdik ve İsrailoğullarına o kitabı miras kıldık,
Şanım hakkı için biz Musaya o hidayeti verdik ve Beni İsraile o kitabı miras kıldık
Ant olsun ki Musa'ya hidayet dipnot 1 verdik. İsrailoğulları'na Kitap'ı miras bıraktık;
Ant olsun ki Musa'ya hidayet dipnot 1 verdik. İsrailoğulları'na Kitap'ı miras bıraktık;
Ant olsun ki Musa'ya hidayet dipnot 1 verdik. İsrailoğulları'na Kitap'ı miras kıldık;
Andolsun biz Musa'ya hidayeti verdik ve İsrailoğullarına kitabı miras bıraktık.
(53-54) Andolsun ki biz Musaya hidayeti verdik. (Kendisinden sonra) İsrail oğullarına da — hem doğru yolun rehberi, hem temiz akıl saahibleri için bir öğüd olmak üzere — kitabı miras bırakdık.
Andolsun ki; Biz, Musa'ya hidayeti verdik. İsrailoğullarına da kitabı miras bıraktık
(53-65) Yemin olsun ki Musa’ya hidayeti verdik / doğru yola ilettik, İsrail oğullarını yola yönlendirsin ve akıl ulularına hatırlatma olsun diye kitabı miras bıraktık. Sabret!... Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır , günahlarının bağışlanmasını iste, akşam ve sabah Rabbini hamd ile üstün tut / tesbih et. Allah’ın ayetleri hakkında onlara verilmiş bir delil dayanağı / bir sultan olmadan mücadele içinde olanların göğüslerinde bir türlü ulaşamadıkları büyüklenme / kibir vardır, Allah’a sığın!... Muhakkak ki O, işitendir, görendir. Semaları ve arzı yaratması insan yaratmasından daha büyüktür ve fakat insanların çoğu /ekserisi bilmiyorlar. Gören ile kör hiç eş seviyede olur mu? İman edenler ve salih amel işleyenlerle de kötü aynı seviyede olur mu? Çok az düşünüyorsunuz. Saat kesinlikle gelecek , bunda bir kuşku yok ve lakin insanların çoğu iman etmiyorlar. Rabbiniz dedi ki, bana dua edin duanızı cevaplayayım , bana ibadet etmekten kibirlenenler ise kesinlikle cehenneme alçaklık içinde / küçük düşmüş halde girecekler. Allah size içinde dinlenesiniz diye geceyi yaptı ve gündüzü de görünür kıldı, Muhakkak ki Allah, insanlar için fazıl sahibidir ve fakat insanların çoğu teşekkür etmiyor. İşte bu Rabbinizdir, her şeyi yarattı , O’ndan başka ilah yok , nasıl olurda kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz ? Allah’ın ayetlerini bildiği halde tanımayanlar işte böyle kara çalıyorlar / ifk ediyorlar. Allah ki arzı size durulacak yer , göğü de kubbe / bina yaptı , sizlere suret verdi / şekil şema verdi , şekil suret olarak en güzeli ile. Sizi hoş ve temiz olanlardan rızıklandırdı, işte Rabbiniz Allah size böyledir ve Alemlerin Rabbi Allah bereketlendirendir / mübarektir / tebrik eder. O hayattadır / diridir, O’ndan başka ilah yoktur, O’nun dini üzere katışıksız bir halde ona çağrıda bulunun / dua edin, Övgü / Hamd Alemlerin rabbi Allah’adır.
Mûsâ'ya hidayet vermiş ve İsrailoğulları'nı kitaba mirasçı kılmıştık.
Andolsun biz Musa'ya hidayet verdik ve İsrailoğullarına o Kitabı miras kıldık.
Biz Musa'ya o rehberi /kitabı verdik dipnot 1 . İsrailoğullarını da o kitaba mirasçı kıldık dipnot 2 .
Musa'ya o doğruluk rehberini verdik. O Kitab'a İsrailoğullarını da mirasçı kıldık.
Musa’ya hidayet vermiş ve İsrailoğulları'nı kitaba mirasçı kılmıştık.
Musa'ya kılavuzu vermiş ve İsrailoğullarını kitaba mirasçı kılmıştık.
Yemin olsun ki, Musa'ya o hak kılavuzu verdik ve İsrailoğullarını Kitap'a mirasçı kıldık.
Mü'min suresi, 54. ayet. هُدًى وَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ
(53-54) Andolsun, biz Musa'ya hidayet verdik. İsrailoğulları'na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat'ı) miras bıraktık.
(53, 54) Yemin olsun ki biz Musa'ya hidayeti vermiş ve İsrailoğullarına da o Kitabı öz akıl sahipleri için bir rehber ve (gerçeği) hatırlatan bir (öğüt) olarak miras bırakmıştık.
akletme yetilerini kamil manada kullananlar için bir hidayet ve bir uyarı olarak...
akıl, iz'an sahipleri için bir uyarı ve bir rehberlik (aracı) olarak.
Derin düşünen akıl sahiplerine Hakikate erdirici ve hatırlatma olmak üzere!
(Ki o,) Temiz akıl sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir.
Akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olan.
Sağduyulu olanlar için, yol gösteren ve öğreti olarak.
- Şüphesiz ki biz, Musa'ya doğru yolu gösteren rehberi verdik. İsrailoğulları'nı da doğru yolu gösterici ve akıl sahiplerini uyarıcı olarak Kitab'a mirasçı kıldık.
Anlayış sahiplerine bir yol gösterici ve bir uyarı olarak.
Anlayış sahiplerine bir yol gösterici ve bir uyarı olarak.
Aklı selim sahiplerine bir yol gösterici ve bir ihtar olmak üzere.
ki aklı selim sahiblerine bir irşad ve bir ıhtar olmak için
Temiz akıl sahipleri için doğru yolu gösterici ve öğüt olarak.
Temiz akıl sahipleri için doğru yolu gösterici ve öğüt olarak.
Temiz akıl sahipleri için doğru yolu gösterici ve öğüt olarak.
(Ki o,) Temiz akıl sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir.
(53-54) Andolsun ki biz Musaya hidayeti verdik. (Kendisinden sonra) İsrail oğullarına da — hem doğru yolun rehberi, hem temiz akıl saahibleri için bir öğüd olmak üzere — kitabı miras bırakdık.
Ki o; akıl sahipleri için hidayet ve öğüttür.
(53-65) Yemin olsun ki Musa’ya hidayeti verdik / doğru yola ilettik, İsrail oğullarını yola yönlendirsin ve akıl ulularına hatırlatma olsun diye kitabı miras bıraktık. Sabret!... Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır , günahlarının bağışlanmasını iste, akşam ve sabah Rabbini hamd ile üstün tut / tesbih et. Allah’ın ayetleri hakkında onlara verilmiş bir delil dayanağı / bir sultan olmadan mücadele içinde olanların göğüslerinde bir türlü ulaşamadıkları büyüklenme / kibir vardır, Allah’a sığın!... Muhakkak ki O, işitendir, görendir. Semaları ve arzı yaratması insan yaratmasından daha büyüktür ve fakat insanların çoğu /ekserisi bilmiyorlar. Gören ile kör hiç eş seviyede olur mu? İman edenler ve salih amel işleyenlerle de kötü aynı seviyede olur mu? Çok az düşünüyorsunuz. Saat kesinlikle gelecek , bunda bir kuşku yok ve lakin insanların çoğu iman etmiyorlar. Rabbiniz dedi ki, bana dua edin duanızı cevaplayayım , bana ibadet etmekten kibirlenenler ise kesinlikle cehenneme alçaklık içinde / küçük düşmüş halde girecekler. Allah size içinde dinlenesiniz diye geceyi yaptı ve gündüzü de görünür kıldı, Muhakkak ki Allah, insanlar için fazıl sahibidir ve fakat insanların çoğu teşekkür etmiyor. İşte bu Rabbinizdir, her şeyi yarattı , O’ndan başka ilah yok , nasıl olurda kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz ? Allah’ın ayetlerini bildiği halde tanımayanlar işte böyle kara çalıyorlar / ifk ediyorlar. Allah ki arzı size durulacak yer , göğü de kubbe / bina yaptı , sizlere suret verdi / şekil şema verdi , şekil suret olarak en güzeli ile. Sizi hoş ve temiz olanlardan rızıklandırdı, işte Rabbiniz Allah size böyledir ve Alemlerin Rabbi Allah bereketlendirendir / mübarektir / tebrik eder. O hayattadır / diridir, O’ndan başka ilah yoktur, O’nun dini üzere katışıksız bir halde ona çağrıda bulunun / dua edin, Övgü / Hamd Alemlerin rabbi Allah’adır.
O, akıl sahipleri için bir öğüt ve hidayet rehberidir.
(O,) sağduyu sahiplerine bir yol gösterici ve öğüttür.
(O kitap,) aklıselim sahipleri dipnot 1 için bir rehber dipnot 2 ve doğru bilgidir.
O, bir rehber ve sağlam duruşlular için doğru bilgi kaynağıdır.
O, akıl sahipleri için bir öğüt ve hidayet rehberidir.
Kılavuz ve sağduyu sahipleri için öğüt...
Akıl ve gönül sahipleri için bir yol gösterici, bir hatırlatıcıdır o.
Mü'min suresi, 55. ayet. فَٱصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَٱسْتَغْفِرْ لِذَنۢبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِبْكَٰرِ
Ey Muhammed! Sabret. Allah'ın va'di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ederek tespih et!
Sabret! Şüphesiz ki Allah'ın vaadi gerçektir. dipnot 1 Günahının bağışlanmasını iste! dipnot 2 Akşam sabah Rabbini hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt)!
Şu halde dirençli ol! Zira Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Hatan için af dile ve akşam sabah hamd ile Rabbinin yüceliğini dile getir!
o halde sıkıntılara karşı sabırlı ol; çünkü, Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir, günahların için bağışlanma dile ve Rabbinin şanını sabah akşam yücelt.
Sabret! Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır! Yanlışların için istiğfar et! Akşam ve sabah Rabbinin hamdi olarak tespih et!
Şu halde sen sabret. Gerçekten Allah'ın va'di haktır. Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et.
(Rasûlüm!) Şimdi sen sabret. Çünkü Allah’ın vaadi gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ile tesbîh et.
Artık, dirençli ol. Allah'ın sözünü verdiği kesinlikle gerçektir. Suçların için bağışlanma dile ve akşam-sabah övgülerle yücelterek Efendini an.
O halde sabret! Çünkü Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini övgü ile an!.
Öyleyse sabret. Çünkü ALLAH'ın sözü gerçektir. Günahların için de bağışlanma iste ve Efendini akşam sabah överek yücelt.
Öyleyse sabret. Çünkü ALLAH'ın sözü gerçektir. Günahların için de bağışlanma iste ve Rabbini akşam sabah överek yücelt.
O halde sabret, çünkü Allah'ın va'di haktır; günahının bağışlanmasını dile ve akşam sabah Rabbini hamd ile tesbih et!
O halde sabret, çünkü Allahın va'di haktır hem günahına istiğfar ve akşam, sabah rabbına hamdiyle tesbih et
O halde sabret. Kuşkusuz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Suçların için bağışlanma dile. Akşam sabah dipnot 1 Rabb'ini hamd ile tesbih dipnot 2 et.
O halde sabret. Kuşkusuz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Suçların için bağışlanma dile. Akşam sabah dipnot 1 Rabb'ini hamd ile tesbih dipnot 2 et.
O halde sabret. Kuşkusuz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Kusurların için bağışlanma dile. Akşam sabah dipnot 1 Rabb'ini hamd ile tesbih et. dipnot 2
Şu halde sen sabret. Gerçekten Tanrı'nın vaadi haktır. Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah rabbini hamd ile tesbih et.
Şimdi sen (Habibim) sabret. Çünkü Allahın va'di gerçekdir. Günahının yarlığanmasını iste. Akşam, sabah Rabbini hamd ile (tenzih ve) tesbih et.
Şimdi sen; sabret, Allah'ın vaadi mutlaka haktır. Günahının yarlığanmasını dile, sabah akşam Rabbını hamd ile tesbih et.
(53-65) Yemin olsun ki Musa’ya hidayeti verdik / doğru yola ilettik, İsrail oğullarını yola yönlendirsin ve akıl ulularına hatırlatma olsun diye kitabı miras bıraktık. Sabret!... Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır , günahlarının bağışlanmasını iste, akşam ve sabah Rabbini hamd ile üstün tut / tesbih et. Allah’ın ayetleri hakkında onlara verilmiş bir delil dayanağı / bir sultan olmadan mücadele içinde olanların göğüslerinde bir türlü ulaşamadıkları büyüklenme / kibir vardır, Allah’a sığın!... Muhakkak ki O, işitendir, görendir. Semaları ve arzı yaratması insan yaratmasından daha büyüktür ve fakat insanların çoğu /ekserisi bilmiyorlar. Gören ile kör hiç eş seviyede olur mu? İman edenler ve salih amel işleyenlerle de kötü aynı seviyede olur mu? Çok az düşünüyorsunuz. Saat kesinlikle gelecek , bunda bir kuşku yok ve lakin insanların çoğu iman etmiyorlar. Rabbiniz dedi ki, bana dua edin duanızı cevaplayayım , bana ibadet etmekten kibirlenenler ise kesinlikle cehenneme alçaklık içinde / küçük düşmüş halde girecekler. Allah size içinde dinlenesiniz diye geceyi yaptı ve gündüzü de görünür kıldı, Muhakkak ki Allah, insanlar için fazıl sahibidir ve fakat insanların çoğu teşekkür etmiyor. İşte bu Rabbinizdir, her şeyi yarattı , O’ndan başka ilah yok , nasıl olurda kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz ? Allah’ın ayetlerini bildiği halde tanımayanlar işte böyle kara çalıyorlar / ifk ediyorlar. Allah ki arzı size durulacak yer , göğü de kubbe / bina yaptı , sizlere suret verdi / şekil şema verdi , şekil suret olarak en güzeli ile. Sizi hoş ve temiz olanlardan rızıklandırdı, işte Rabbiniz Allah size böyledir ve Alemlerin Rabbi Allah bereketlendirendir / mübarektir / tebrik eder. O hayattadır / diridir, O’ndan başka ilah yoktur, O’nun dini üzere katışıksız bir halde ona çağrıda bulunun / dua edin, Övgü / Hamd Alemlerin rabbi Allah’adır.
(Rasûlüm!) Şimdi sen sabret. Çünkü Allah’ın vaadi gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam ve sabah Rabbini hamt ile tesbih et.
Sabret, Allah'ın va'di mutlaka gerçektir. Günahına da istiğfar et ve akşam sabah Rabbini övgü ile an.
Sen, sabırlı ol. Allah'ın sözü gerçektir dipnot 1 . Günahın için de bağışlanma dile dipnot 2 ; akşamleyin ve sabahın erken vakitlerinde her şeyi güzel yaptığından dolayı Rabbine (Sahibine) ibadet et dipnot 3 .
Sen, sabırlı ol. Allah'ın sözü gerçektir. Günahın için de bağışlanma dile; akşamleyin ve sabahın erken vakitlerinde her şeyi güzel yaptığından dolayı Rabbine (Sahibine) ibadet et.
Sen de sabret, kuşkusuz Allah’ın vaadi haktır. Günahların için bağışlanma dile, sabah akşam hamd ederek Rabbini tesbih/tenzih et.
Sen de sabret, kuşkusuz Allah'ın vaadi haktır. Günahların için bağışlanma dile, sabah akşam hamd ederek Rabb'ini tesbih/tenzih et.
Öyleyse sabret! Kuşkun olmasın ki, Allah'ın vaadi haktır. Günahın için af dile. Akşam ve sabah, Rabbini överek tespih et!
Mü'min suresi, 56. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ سُلْطَٰنٍ أَتَىٰهُمْ إِن فِى صُدُورِهِمْ إِلَّا كِبْرٌ مَّا هُم بِبَٰلِغِيهِ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ
Allah'ın ayetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Şüphesiz ki kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadığı hâlde Allah'ın ayetleri hakkında mücadele edenler var ya, dipnot 1 onların göğüslerinde (kalplerinde), asla ulaşamayacakları bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur. Sen Allah'a sığın! Şüphesiz ki -O'dur O- duyan; gören.
Allah'ın ayetleri hakkında kendilerine ulaşmış hiçbir belge ve yetki olmadan tartışanlara gelince: onların içinde hiçbir zaman erişip (tatmin) olamayacakları bir büyüklenme tutkusu vardır, başkası değil. Artık sen sadece Allah'a sığın: çünkü O, evet O'dur her şeyi işiten, her şeyi görüp gözeten.
Allah'ın mesajlarını hiçbir delilleri olmadan sorgulayanlara gelince; onların içinde hiçbir zaman tatmin edemeyecekleri küstahça bir kendini beğenmişlik (duygusun)dan başka bir şey yoktur, öyleyse sen Allah'a sığın çünkü her şeyi işiten, her şeyi gören yalnız O'dur!
Kendilerine gelmiş bir reddedilemez delil olmaksızın Allah'ın işaretleri hakkında mücadele edenler var ya, onların içlerinde, asla ulaşamayacakları bir kibirden başka bir şey yoktur (Kibriya'nın farkındalığına asla ulaşamayacaklardır)! O halde sen, Esma'sıyla hakikatin olan Allah'a sığın. . . Muhakkak ki O, "HU"; Semi'dir, Basıyr'dir.
Şüphesiz, kendilerine gelmiş bulunan hiçbir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri konusunda mücadele edenlere gelince; onların göğüslerinde kendisine ulaşamayacakları bir büyüklük (isteğin)den başkası yoktur. Artık sen Allah'a sığın. Şüphesiz O hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında münakaşa edenler var ya, hiç şüphe yok ki, onların kalplerinde, asla yetişemeyecekleri bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur. Bu itibarla Allah'a sığın; çünkü her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O'dur.
Kendilerine gelmiş hiçbir kanıtları olmadan, Allah'ın ayetleri hakkında tartışıyorlar. Onların yüreklerinde, ulaşamayacakları bir büyüklenmeden başkası yoktur. Artık, Allah'a sığın; kuşkusuz, O, Duyandır; Görendir.
Kendilerine gelmiş herhangi bir delil olmadan Allah'ın ayetleri konusunda mücadele edenlerin gönüllerinde, asla ulaşamayacakları büyüklenme arzusundan başka bir şey yoktur. Artık sen, Allah'a sığın! Şüphesiz O, her şeyi işitir; görür.
Hiçbir delile sahip olmadan ALLAH'ın ayet ve mucizelerine karşı tartışanların göğüslerinde, erişemeyecekleri bir büyüklenme vardır. Öyleyse ALLAH'a sığın. O İşitendir, Görendir.
Hiç bir delile sahip olmadan ALLAH'ın ayet ve mucizelerine karşı tartışanların göğüslerinde, erişemiyecekleri bir büyüklenme vardır. Öyleyse ALLAH'a sığın. O İşitendir, Görendir.
Çünkü kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında mücadele edenlerin göğüslerinde, sadece yetişemeyecekleri bir kibir vardır. Sen hemen Allah'a sığın çünkü işiten O'dur, gören O!
Kendilerine gelmiş kat'i bir bürhan olmaksızın Allahın ayetlerinde mücadele edenler muhakkak ki onların siynelerinde ancak yetişemiyecekleri bir kibir vardır sen hemen Allaha sığın, çünkü o, semi odur, basir o
Yetkili kılınmadıkları halde Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanların kalplerinde, hiçbir zaman tatmin edemeyecekleri bir büyüklenme tutkusu vardır. Sen, Allah'a sığın. O, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.
Yetkili kılınmadıkları dipnot 1 halde Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanların kalplerinde, hiçbir zaman tatmin edemeyecekleri bir büyüklenme tutkusu vardır. Sen, Allah'a sığın. O, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.
Yetkili kılınmadıkları dipnot 1 halde Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanların kalplerinde, hiçbir zaman tatmin edemeyecekleri bir büyüklenme tutkusu vardır. Sen, Allah'a sığın. O, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.
Şüphesiz, kendilerine gelmiş bulunan hiçbir delil olmaksızın, Tanrı'nın ayetleri konusunda mücadele edenlere gelince; onların göğüslerinde kendisine ulaşamayacakları bir büyüklük (isteğin)den başkası yoktur. Artık sen Tanrı'ya sığın. Şüphesiz O hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
Kendilerine gelmiş kat'i bir delil (ve salahiyyet) olmaksızın (körü körüne) Allahın ayetleri hakkında mücadele edenlerin göğüslerinde, hiç şübhe yok ki, asla yetişemeyecekleri bir büyüklük (hevesin) den başka bir şey yokdur. Hemen sen (onların şerrinden) Allaha sığın. Çünkü O, (dediklerini) bizzat işiden, (yapdıklarını) hakkıyle görendir.
Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmadan Allah'ın ayetleri üzerinde tartışanların göğüslerinde, şüphesiz ki ulaşamayacakları bir büyüklenme vardır. Öyleyse sen, Allah'a sığın. Muhakkak ki O'dur O, Semi, Basir.
(53-65) Yemin olsun ki Musa’ya hidayeti verdik / doğru yola ilettik, İsrail oğullarını yola yönlendirsin ve akıl ulularına hatırlatma olsun diye kitabı miras bıraktık. Sabret!... Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır , günahlarının bağışlanmasını iste, akşam ve sabah Rabbini hamd ile üstün tut / tesbih et. Allah’ın ayetleri hakkında onlara verilmiş bir delil dayanağı / bir sultan olmadan mücadele içinde olanların göğüslerinde bir türlü ulaşamadıkları büyüklenme / kibir vardır, Allah’a sığın!... Muhakkak ki O, işitendir, görendir. Semaları ve arzı yaratması insan yaratmasından daha büyüktür ve fakat insanların çoğu /ekserisi bilmiyorlar. Gören ile kör hiç eş seviyede olur mu? İman edenler ve salih amel işleyenlerle de kötü aynı seviyede olur mu? Çok az düşünüyorsunuz. Saat kesinlikle gelecek , bunda bir kuşku yok ve lakin insanların çoğu iman etmiyorlar. Rabbiniz dedi ki, bana dua edin duanızı cevaplayayım , bana ibadet etmekten kibirlenenler ise kesinlikle cehenneme alçaklık içinde / küçük düşmüş halde girecekler. Allah size içinde dinlenesiniz diye geceyi yaptı ve gündüzü de görünür kıldı, Muhakkak ki Allah, insanlar için fazıl sahibidir ve fakat insanların çoğu teşekkür etmiyor. İşte bu Rabbinizdir, her şeyi yarattı , O’ndan başka ilah yok , nasıl olurda kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz ? Allah’ın ayetlerini bildiği halde tanımayanlar işte böyle kara çalıyorlar / ifk ediyorlar. Allah ki arzı size durulacak yer , göğü de kubbe / bina yaptı , sizlere suret verdi / şekil şema verdi , şekil suret olarak en güzeli ile. Sizi hoş ve temiz olanlardan rızıklandırdı, işte Rabbiniz Allah size böyledir ve Alemlerin Rabbi Allah bereketlendirendir / mübarektir / tebrik eder. O hayattadır / diridir, O’ndan başka ilah yoktur, O’nun dini üzere katışıksız bir halde ona çağrıda bulunun / dua edin, Övgü / Hamd Alemlerin rabbi Allah’adır.
Kendilerine gelmiş açık bir delil olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında mücadele edenler var ya, onların göğüslerinde erişemeyecekleri bir büyüklükten başka bir şey yok. Artık sen Allah'a sığın. Şüphesiz O hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
Kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadan Allah'ın ayetleri hakkında tartışanlar var ya, onların göğüslerinde, (hiçbir zaman) erişemeyecekleri bir büyüklük taslamaktan başka bir şey yoktur. Sen Allah'a sığın, çünkü işiten, gören O'dur.
Kendilerine ulaşmış güçlü bir delil olmadan Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaya girenlerin içlerinde sadece büyük olma (hevesi) vardır ki o büyüklüğe asla ulaşamazlar dipnot 1 . Sen Allah'a sığın. O dinleyen ve görendir.
Ellerinde bir delil (dayanak) olmadan Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaya girenlerin göğüslerinde, asla ulaşamıyacakları bir büyüklük duygusu vardır. Sen Allah'a sığın. O dinler ve görür.
Kendilerine gelen hiç bir delilleri olmadan, Allah’ın ayetleri hakkında tartışanların gönüllerinde kibirden başka bir şey yoktur. Onlar, ona ulaşamazlar. Öyleyse sen, Allah’a sığın. Şüphesiz Allah, hakkıyla işiten ve görendir.
Kendilerine gelen hiçbir delilleri olmadan, Allah'ın ayetleri hakkında tartışanların gönüllerinde kibirden başka bir şey yoktur. Onlar, ona ulaşamazlar. Öyleyse sen, Allah'a sığın. Çünkü O, işiten ve gören O'dur.
Kendilerine gelmiş hiçbir kanıt olmadan, Allah'ın ayetleri hakkında tartışıp duranlar var ya, onların göğüslerinde, asla ulaşamayacakları bir büyüklüğün kuruntusu vardır. Artık Allah'a sığın! O'dur Semi, O'dur Basir.
Mü'min suresi, 57. ayet. لَخَلْقُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَكْبَرُ مِنْ خَلْقِ ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların (yeniden) yaratılmasından daha büyüktür. dipnot 1 Fakat insanların çoğu bilmezler.
Göklerin ve yerin yaratılması elbette insan cinsinin yaratılmasından daha kapsamlı bir hadisedir; lakin insanların çoğu bunun (anlamını) dahi bilmez.
Göklerin ve yerin yaratılması elbette insanın yaratılmasından daha büyük (bir olay)dır ama insanların çoğu (bunun ne anlama geldiğini) bilmezler.
Semaların ve Dünya'nın yaratılışı, insanların yaratılışından elbette fevkalade büyük! Ne var ki insanların çoğunluğu bilmezler.
Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyüktür. Ancak insanların çoğu bilmezler.
Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Göklerin ve yeryüzünün yaratılması, insanın yaratılmasından kesinlikle daha büyüktür. Fakat insanların çoğu bilmez. dipnot 406
Andolsun ki gökleri ve yeri yaratmak, insanları yaratmaktan daha büyük bir iştir. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Göklerin ve yerin yaratılışı, insanın yaratılışından daha büyük bir şeydir. Ne var ki halkın çoğu bilmez.
Göklerin ve yerin yaratılışı, insanın yaratılışından daha büyük bir şeydir. Ne var ki halkın çoğu bilmez.
Elbette göklerin ve yerin yaratılması o insanların yaratılmasından daha büyüktür. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Elbette Göklerin ve Yerin halkı o nasın halkından daha büyüktür ve lakin nasın ekserisi bilmezler
Elbette ki göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Ama insanların çoğu bu gerçeği kavramıyorlar.
Elbette ki göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Ama insanların çoğu bu gerçeği kavramıyorlar.
Elbette ki göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Ama insanların çoğu bu gerçeği kavramıyorlar.
Elbette göklerin ve yerin yaratılması insanların yaratılmasından daha büyüktür. Ancak insanların çoğu bilmezler.
Göklerin ve yerin (ibtida) yaratılışı insanların (ikinci) yaratılışından elbet daha büyükdür. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyüktür. Ne var ki insanların çoğu bilmezler.
(53-65) Yemin olsun ki Musa’ya hidayeti verdik / doğru yola ilettik, İsrail oğullarını yola yönlendirsin ve akıl ulularına hatırlatma olsun diye kitabı miras bıraktık. Sabret!... Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır , günahlarının bağışlanmasını iste, akşam ve sabah Rabbini hamd ile üstün tut / tesbih et. Allah’ın ayetleri hakkında onlara verilmiş bir delil dayanağı / bir sultan olmadan mücadele içinde olanların göğüslerinde bir türlü ulaşamadıkları büyüklenme / kibir vardır, Allah’a sığın!... Muhakkak ki O, işitendir, görendir. Semaları ve arzı yaratması insan yaratmasından daha büyüktür ve fakat insanların çoğu /ekserisi bilmiyorlar. Gören ile kör hiç eş seviyede olur mu? İman edenler ve salih amel işleyenlerle de kötü aynı seviyede olur mu? Çok az düşünüyorsunuz. Saat kesinlikle gelecek , bunda bir kuşku yok ve lakin insanların çoğu iman etmiyorlar. Rabbiniz dedi ki, bana dua edin duanızı cevaplayayım , bana ibadet etmekten kibirlenenler ise kesinlikle cehenneme alçaklık içinde / küçük düşmüş halde girecekler. Allah size içinde dinlenesiniz diye geceyi yaptı ve gündüzü de görünür kıldı, Muhakkak ki Allah, insanlar için fazıl sahibidir ve fakat insanların çoğu teşekkür etmiyor. İşte bu Rabbinizdir, her şeyi yarattı , O’ndan başka ilah yok , nasıl olurda kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz ? Allah’ın ayetlerini bildiği halde tanımayanlar işte böyle kara çalıyorlar / ifk ediyorlar. Allah ki arzı size durulacak yer , göğü de kubbe / bina yaptı , sizlere suret verdi / şekil şema verdi , şekil suret olarak en güzeli ile. Sizi hoş ve temiz olanlardan rızıklandırdı, işte Rabbiniz Allah size böyledir ve Alemlerin Rabbi Allah bereketlendirendir / mübarektir / tebrik eder. O hayattadır / diridir, O’ndan başka ilah yoktur, O’nun dini üzere katışıksız bir halde ona çağrıda bulunun / dua edin, Övgü / Hamd Alemlerin rabbi Allah’adır.
Elbette göklerin ve yerin yaratılması insanların yaratılmasından daha büyüktür. Ancak insanların çoğu bilmezler.
Gökleri ve yeri yaratmak, insanları yaratmaktan çok daha zordur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Gökleri ve yeri yaratmak, insanları yaratmaktan elbette daha büyük bir iştir dipnot 1 . Fakat insanların çoğu bunu bilmez.
Gökleri ve yeri yaratmak, insanları yaratmaktan elbette daha büyük bir olaydır. Fakat insanların çoğu bunu bilmez.
Gökleri ve yeri yaratmak, insan yaratmaktan daha büyük bir şeydir. Fakat, insanların çoğu bilmiyorlar.
Gökleri ve yeri yaratmak, insan yaratmaktan daha büyük bir şeydir. Fakat, insanların çoğu bilmiyorlar.
Göklerin ve yerin yaratılışı/yarattıkları, insanların yaratılışından/insanlar aleminden elbette daha büyüktür. Ne var ki insanların çokları bilmiyorlar.
Mü'min suresi, 58. ayet. وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَلَا ٱلْمُسِىٓءُ قَلِيلًا مَّا تَتَذَكَّرُونَ
Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz.
Körle gören, iman edip iyi işler yapanlarla kötülük yapan bir olmaz. dipnot 1 Ne kadar da azınız (gerçeği) hatırlıyor!
Neticede görenle görmeyen bir olmaz; tıpkı iman edip o imana uygun iyilik yapan ile kötülük yapanın bir olmadığı (gibi): Ne kadar da azınız öğüt alıyor!
(Öyleyse,) gören ile görmeyen bir olmaz; iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar ile kötülük işleyenler de bir değildir. Bundan ne kadar da az ders çıkarıyorsunuz?
Kör ile gören, iman edip imanın gereğini uygulayan ile inkar ile kötülük yapan bir olmaz! Ne kadar da az hatırlayıp düşünüyorsunuz!
Kör olanla (basiretle) gören bir olmaz; iman edip salih amellerde bulunanlarla kötülük yapan da. Ne az öğüt alıp düşünüyorsunuz.
Kör ile gören, iman edip sâlih amel işleyenlerle kötülük eden bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz.
Kör ile gören bir değildir; inanmış olarak erdemli edimler yapanlar ile kötülük yapanlar da öyle. Ne denli az düşünüyorsunuz?
Görmeyen ile gören, inanıp iyi iş yapan ile kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz!
Kör ile gören bir olmaz. Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlarla kötülük işleyenler de bir olmaz. Ne kadar az düşünürsünüz.
Kör ile gören bir olmaz. İnanıp erdemli davrananlarla kötülük işleyenler de bir olmaz. Ne kadar az düşünürsünüz.
Kör ile gören bir olmaz, iman edip iyi iyi işler yapan kimselerle kötülük yapan da (bir değildir). Siz pek az düşünüyorsunuz!
Kör ise görenle müsavi olmaz, iyman edip iyi iyi işler yapan kimselerle ne de kötülük yapan, siz pek az düşünüyorsunuz
Kör ile gören bir değildir. dipnot 1 İman edip salihatı yapanlar ile kötülük yapanlar da bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz?
Kör ile gören bir değildir dipnot 1 . İman edip salihatı dipnot 2 yapanlar ile kötülük yapanlar dipnot 3 da bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz?
Kör ile gören bir değildir dipnot 1 . İman edip salihatı dipnot 2 yapanlar ile kötülük yapanlar dipnot 3 da bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz?
Kör olanla (basiretle) gören bir olmaz; inanıp salih amellerde bulunanlarla kötülük yapan da. Ne az öğüt alıp düşünüyorsunuz.
Kör olanla gören, iman edib de iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunanlarla kötülük yapan bir olmaz. Ne az düşünüyorsunuz!
Körle gören, inanıp salih amel işleyenlerle kötülük yapan bir değildir. Ne de az düşünüyorsunuz.
(53-65) Yemin olsun ki Musa’ya hidayeti verdik / doğru yola ilettik, İsrail oğullarını yola yönlendirsin ve akıl ulularına hatırlatma olsun diye kitabı miras bıraktık. Sabret!... Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır , günahlarının bağışlanmasını iste, akşam ve sabah Rabbini hamd ile üstün tut / tesbih et. Allah’ın ayetleri hakkında onlara verilmiş bir delil dayanağı / bir sultan olmadan mücadele içinde olanların göğüslerinde bir türlü ulaşamadıkları büyüklenme / kibir vardır, Allah’a sığın!... Muhakkak ki O, işitendir, görendir. Semaları ve arzı yaratması insan yaratmasından daha büyüktür ve fakat insanların çoğu /ekserisi bilmiyorlar. Gören ile kör hiç eş seviyede olur mu? İman edenler ve salih amel işleyenlerle de kötü aynı seviyede olur mu? Çok az düşünüyorsunuz. Saat kesinlikle gelecek , bunda bir kuşku yok ve lakin insanların çoğu iman etmiyorlar. Rabbiniz dedi ki, bana dua edin duanızı cevaplayayım , bana ibadet etmekten kibirlenenler ise kesinlikle cehenneme alçaklık içinde / küçük düşmüş halde girecekler. Allah size içinde dinlenesiniz diye geceyi yaptı ve gündüzü de görünür kıldı, Muhakkak ki Allah, insanlar için fazıl sahibidir ve fakat insanların çoğu teşekkür etmiyor. İşte bu Rabbinizdir, her şeyi yarattı , O’ndan başka ilah yok , nasıl olurda kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz ? Allah’ın ayetlerini bildiği halde tanımayanlar işte böyle kara çalıyorlar / ifk ediyorlar. Allah ki arzı size durulacak yer , göğü de kubbe / bina yaptı , sizlere suret verdi / şekil şema verdi , şekil suret olarak en güzeli ile. Sizi hoş ve temiz olanlardan rızıklandırdı, işte Rabbiniz Allah size böyledir ve Alemlerin Rabbi Allah bereketlendirendir / mübarektir / tebrik eder. O hayattadır / diridir, O’ndan başka ilah yoktur, O’nun dini üzere katışıksız bir halde ona çağrıda bulunun / dua edin, Övgü / Hamd Alemlerin rabbi Allah’adır.
Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötüler de bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz!
Körle gören bir olmaz. İnanan ve iyi işler yapanlarla kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz!
Kör ile gören dipnot 1 , inanıp güvenen ve iyi işler yapanlarla da kötülük yapan bir olmaz dipnot 2 . Bilginizi ne kadar az kullanıyorsunuz?
Körle gören bir olmaz. İnanan ve iyi işler yapanlarla kötülük yapanlar da bir değildir. Bilginizi ne kadar az kullanıyorsunuz?
Kör ile gören eşit değildir. İman edip, salih ameller yapanlarla kötüler de bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz.
Kör ile gören eşit değildir. İman edip, doğruları yapanlarla kötüler de bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz.
Körle gören, iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlarla kötülük üretenler bir olmaz. Ne kadar da az düşünüyorsunuz!
Mü'min suresi, 59. ayet. إِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَـَٔاتِيَةٌ لَّا رَيْبَ فِيهَا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ
Kıyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.
O (Son) Saat, mutlaka gelecektir; bunda hiçbir şüphe yoktur. dipnot 1 Fakat insanların çoğu inanmazlar.
İmdi, Son Saat mutlaka gelecektir; bunda kuşku yok: Ama insanların çoğu buna (dahi) inanmaz.
Son Saat mutlaka gelecektir, buna hiç şüphe yok; fakat hala insanların çoğu buna inanmaz.
Kesinlikle o Saat elbette gelecektir; onda kuşku yoktur. . . Ne var ki insanların çoğunluğu iman etmezler!
Şüphesiz kıyamet saati, yaklaşarak gelmektedir; bunda hiç bir kuşku yok. Ancak insanların çoğu iman etmiyorlar.
Kıyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.
Kuşkusuz, evrenlerin sonu kesinlikle gelecektir. Onda kuşku yoktur. Fakat insanların çoğu inanmaz.
Şüphesiz kıyamet günü gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.
O an elbette gelecektir, bunda kuşku olmasın. Ne var ki insanların çoğu gerçeği onaylamaz.
Dünyanın sonu (Saat) elbette gelecektir, bunda kuşku olmasın. Ne var ki insanların çoğu inanmaz.
Herhalde o saat (kıyamet) muhakkak gelecektir, onda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu inanmazlar.
Her halde o saat muhakkak gelecek, onda şübhe yok ve lakin nasın ekserisi inanmazlar
Kuşkusuz ki o Sa'at dipnot 1 mutlaka gelecektir. Onun geleceği kesinlikle doğrudur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.
Kuşkusuz ki o Sa'at dipnot 1 mutlaka gelecektir. Onun geleceği kesinlikle doğrudur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.
Kuşkusuz ki o Sa'at dipnot 1 kesinlikle gelecektir. Onda hiç kuşku yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.
Şüphesiz kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir; bunda hiç bir kuşku yok. Ancak insanların çoğu inanmıyorlar.
O saat muhakkak ve mutlak gelecekdir. Onda hiçbir şübhe yokdur. Ancak insanların çoğu (buna) inanmazlar.
Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Bunda hiç şüphe yoktur. Ne var ki insanların çoğu inanmazlar.
(53-65) Yemin olsun ki Musa’ya hidayeti verdik / doğru yola ilettik, İsrail oğullarını yola yönlendirsin ve akıl ulularına hatırlatma olsun diye kitabı miras bıraktık. Sabret!... Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır , günahlarının bağışlanmasını iste, akşam ve sabah Rabbini hamd ile üstün tut / tesbih et. Allah’ın ayetleri hakkında onlara verilmiş bir delil dayanağı / bir sultan olmadan mücadele içinde olanların göğüslerinde bir türlü ulaşamadıkları büyüklenme / kibir vardır, Allah’a sığın!... Muhakkak ki O, işitendir, görendir. Semaları ve arzı yaratması insan yaratmasından daha büyüktür ve fakat insanların çoğu /ekserisi bilmiyorlar. Gören ile kör hiç eş seviyede olur mu? İman edenler ve salih amel işleyenlerle de kötü aynı seviyede olur mu? Çok az düşünüyorsunuz. Saat kesinlikle gelecek , bunda bir kuşku yok ve lakin insanların çoğu iman etmiyorlar. Rabbiniz dedi ki, bana dua edin duanızı cevaplayayım , bana ibadet etmekten kibirlenenler ise kesinlikle cehenneme alçaklık içinde / küçük düşmüş halde girecekler. Allah size içinde dinlenesiniz diye geceyi yaptı ve gündüzü de görünür kıldı, Muhakkak ki Allah, insanlar için fazıl sahibidir ve fakat insanların çoğu teşekkür etmiyor. İşte bu Rabbinizdir, her şeyi yarattı , O’ndan başka ilah yok , nasıl olurda kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz ? Allah’ın ayetlerini bildiği halde tanımayanlar işte böyle kara çalıyorlar / ifk ediyorlar. Allah ki arzı size durulacak yer , göğü de kubbe / bina yaptı , sizlere suret verdi / şekil şema verdi , şekil suret olarak en güzeli ile. Sizi hoş ve temiz olanlardan rızıklandırdı, işte Rabbiniz Allah size böyledir ve Alemlerin Rabbi Allah bereketlendirendir / mübarektir / tebrik eder. O hayattadır / diridir, O’ndan başka ilah yoktur, O’nun dini üzere katışıksız bir halde ona çağrıda bulunun / dua edin, Övgü / Hamd Alemlerin rabbi Allah’adır.
Elbette kıyamet mutlaka gelecektir. Bunda hiç şüphe yoktur ama insanların çoğu iman etmezler.
(Duruşma) sa'at(i) mutlaka gelecektir. Bunda asla şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu inanmazlar.
O saat /mezardan kalkış saati elbette gelecektir, onda şüphe yoktur dipnot 1 ; ama insanların çoğu inanmaz.
Kıyamet saati elbette gelecektir, onda şüphe yok ama insanların çoğu inanmıyor.
Kıyamet saati gelecektir. Onda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu ona iman etmiyor.
Kıyamet saati gelecektir. Onda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu ona inanmıyor.
O saat elbette gelecektir; kuşku yok bunda. Fakat insanların çokları inanmazlar.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.