Secde suresi · 10–14. ayetler

Dirilişe itiraz, ölüm meleği ve suçluların boyun bükmesi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Secde suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Secde suresi, 10. ayet. وَقَالُوٓا۟ أَءِذَا ضَلَلْنَا فِى ٱلْأَرْضِ أَءِنَّا لَفِى خَلْقٍ جَدِيدٍۭ بَلْ هُم بِلِقَآءِ رَبِّهِمْ كَٰفِرُونَ

    Diyanet İşleri

    (Kafirler dediler ki:) "Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler.

    Mehmet Okuyan

    (İnkârcılar) "Toprağın içinde kaybolduğumuz zaman biz mi yeni bir yaratılışta olacakmışız?" derler. Doğrusu onlar Rablerine kavuşmayı inkâr edenlerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de kalkıp derler ki: "Yani biz toprağın içinde kayıplara karışınca mı? Sahiden de biz yeniden yaratılacak mıyız?" Aslında (bu tavırlarıyla) onlar, Rablerinin huzuruna çıkıp (hesap vermeyi) inkar etmektedirler.

    Muhammed Esed

    Nitekim (çoğu) insanlar, "Ne! Biz (ölüp) toprağın altında kaybolduktan sonra yeni bir yaratılış eylemi sonucunda (hayata yeniden döndürülmüş) mü olacağız?" derler. Hayır, ama (böyle söyleyerek) Rablerine kavuşacakları gerçeğini inkar ederler!

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Yerde yok olduktan sonra, biz mi yeni bir yapı ile yaşama devam edeceğiz?" Hayır, onlar, Rablerinin (Esma'sıyla) varlıklarında açığa çıkışı farkındalığını yaşamayı (likasını) inkar edenlerdir.

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Biz yer (toprağın için)de yok olup gittikten sonra, gerçekten biz mi yeniden yaratılmış olacağız?" Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkar edenlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    «Toprağın içinde kaybolduğumuz zaman, gerçekten (o vakit) biz mi yeniden yaratılacağız?» derler. Doğrusu onlar Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Yeryüzüne karışarak yitip gittiğimizde mi? Gerçekten, yeniden yaratılacak mıyız?" Hayır! Onlar, Efendilerine kavuşmayı inkar ediyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    "Toprağın içinde kaybolduğumuzda, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?" derler. Gerçekten onlar, Rabblerine kavuşmayı inkar etmektedirler.

    Edip Yüksel

    Ve, "Biz toprağa karışıp kaybolduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?" dediler. Doğrusu, onlar Efendi'leri ile kavuşmayı inkar edenlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve, 'Biz toprağa karışıp kaybolduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?' dediler. Doğrusu, onlar Rab'leri ile kavuşmayı inkar edenlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de: "A! Yeryüzünde kaybolup gittikten sonra mı, gerçekten biz mi muhakkak yeni bir yaratılışta olacağız?" dediler. Fakat onlar Rablerine kavuşmayı inkar eden kafirlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de: a! Arzda gaib olduğumuzda mı? Cidden biz mi muhakkak yeni bir hılkatte olacağız? dediler, fakat onlar rablarının likasını (huzuruna varacaklarını) inkar eden kafirlerdir

    Erhan Aktaş

    Onlar: "Toprakta yok olup kaybolduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?" dediler. Hayır; onlar, Rabb'lerine kavuşmayı yalanlıyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar: "Toprakta yok olup kaybolduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?" dediler. Hayır; onlar, Rabb'lerine kavuşmayı yalanlıyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar: "Toprakta yok olup kaybolduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?" dediler. Hayır; onlar, Rabb'lerine kavuşmayı yalanlıyorlar.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Biz yer (toprağın için)de yok olup gittikten sonra, gerçekten biz mi yeniden yaratılmış olacağız?" Hayır, onlar rablerine kavuşmaya küfredenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Dediler ki: "Biz yerde (çürüyüb) gaalib olduğumuz vakit mı, hakıykaten biz mi yeni bir yaratılışda (bulunacağız)"? Evet, onlar Rablerine kavuşmayı inkar edicidirler.

    İbni Kesir

    Dediler ki: Toprağa karışıp yok olduktan sonra mı, biz, yeniden yaratılacağız. Evet onlar; Rabblarına kavuşmayı inkar edenlerdir.

    Mehmet Alagaş

    (10-15) Dediler ki yeryüzünde yok olduğumuzda yeniden mi yaratılacağız gerçekten mi? Evet onlar Rableri ile buluşmayı yok sayıyorlardı. Size vekillendirilmiş ölüm meleği sizi vefat ettirir sonra da Rabbinize döndürülürsünüz. Rablerinin yanında mücrimlerin başları eğik hallerini bir görsen! Rabbimiz gördük ve de işittik bizi gerisin geri döndür salih amel yapalım kesinlikle ikna oldu k / inandık dediler. İstese idik her kişi ye hidayet verirdik ve fakat benden gerçekleşmiş bir söz, cehennemi Cin ve İns ile tamamen dol duracağım şeklinde bir söz var. Bu gününüzü unutmanız nedeniyle azabı tadın kesinlikle biz de sizi unuttuk ve yaptıklarınızdan ötürü kalıcı azabı tadın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Kâfirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız?" Hayır! Onlar Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.

    Süleyman Ateş

    "Biz toprakta kaybolduktan sonra, yeni bir yaratılış içinde mi olacağız?" dediler. Doğrusu onlar, Rablerine kavuşmayı inkar edenlerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kimileri şöyle der: Yani toprağın içinde kaybolduğumuzda yeniden yaratılacağız öyle mi?" Aslında göze alamadıkları Rableriyle yüzleşmektir.

    Şaban Britch

    Biz, toprakta kaybolup gittikten sonra mı yeniden yaratılacağız? dediler. Hayır! Onlar, Rableri ile karşılaşacaklarına kâfir idiler.

    Şaban Piriş

    -Biz, toprakta kaybolup gittikten sonra mı yeniden yaratılacağız? dediler. Aslında onlar, Rab'leri ile karşılaşmayı inkar ediyorlar!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle dediler: "Toprakta kaybolup gittiğimiz zaman mı, o zaman mı yeni bir yaratılış içinde olacağız!" Gerçek şu ki, onlar herşeyden önce, Rablerinin huzuruna varmayı inkar ediyorlar.

  2. Secde suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Secde suresi, 11. ayet. قُلْ يَتَوَفَّىٰكُم مَّلَكُ ٱلْمَوْتِ ٱلَّذِى وُكِّلَ بِكُمْ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Size vekil kılınan (görevlendirilen) ölüm meleği dipnot 1 sizi vefat ettirecek, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölüm melekleriyle ilgili ayetler için bkz. Nisâ 4:97; En‘âm 6:61, 93; A‘râf 7:37; Enfâl 8:50; Nahl 16:28, 32; Muhammed 47:27.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Sizin için görevlendirilmiş ölüm meleği (nasıl olsa) sizin canlarınızı alacak; en sonunda Rabbinize döndürüleceksiniz.

    Muhammed Esed

    De ki: "Sizin için görevlendirilmiş olan ölüm meleği (bir gün) sizi toplayacak ve sonra (hep birlikte) Rabbinize döndürüleceksiniz".

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Sizde (yapınızda mevcut) vekil kılınmış (işlevlendirilmiş) Melek'ül Mevt (ölüm kuvvesi - biyolojik bedensiz olarak ruh bedenle yaşama çekiş kuvvesi) sizi vefat ettirir (bedeninizden ayırır)! Sonra Rabbinize rücu ettirilirsiniz (Hakikatinizin ne olduğu fark edersiniz). "

    Ali Bulaç

    De ki: "Size vekil kılınan ölüm meleği, hayatınıza son verecek, sonra Rabbinize döndürülmüş olacaksınız."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Size vekil kılınan (bu konuda görevlendirilen) ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak. Sonra, Efendinize döndürüleceksiniz!" dipnot 350

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 350
      Halk arasında ismi Azrail olarak söylenen melek, yalnızca bu ayette ve özel bir isim belirtilmeden, Melekül Mevti -Ölüm Meleği- olarak bildirilmiştir. Kur'an'da isim belirtilerek yalnızca dört melek bildirilir. Bunlar, Cibril, Mikal, Harut ve Marut'dur. Cibril, Kur'an çevirilerinin çoğunluğunda ve Tevrat-İncil ayetlerinde, Cebrail olarak yazılmıştır. Mikal ise Kur'an çevirilerinin çoğunluğunda, Mikail olarak, Tevrat ayetlerinde, "Baş önder Mikail" olarak, İncil ayetlerinde ise "Baş melek Mikail" olarak yazılmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz."

    Edip Yüksel

    De ki: "Üzerinize görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak ve sonra Efendinize döndürüleceksiniz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Üzerinize görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak ve sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Size tayin edilmiş olan ölüm meleği canınızı alacak, sonra döndürülüp Rabbinize götürüleceksiniz!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki size müvekkel kılınmış olan melekül'mevt canınızı alacak, sonra döndürülüb rabbınıza götürüleceksiniz

    Gültekin Onan

    De ki: "Size vekil kılınan ölüm meleği, hayatınıza son verecek, sonra rabbinize döndürülmüş olacaksınız."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: Size müvekkel olan ölüm meleği canınızı alacak. (Ondan) sonra da Rabbinize döndürül (üb götürüleceksiniz".

    İbni Kesir

    De ki: Size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbınıza döndürüleceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (10-15) Dediler ki yeryüzünde yok olduğumuzda yeniden mi yaratılacağız gerçekten mi? Evet onlar Rableri ile buluşmayı yok sayıyorlardı. Size vekillendirilmiş ölüm meleği sizi vefat ettirir sonra da Rabbinize döndürülürsünüz. Rablerinin yanında mücrimlerin başları eğik hallerini bir görsen! Rabbimiz gördük ve de işittik bizi gerisin geri döndür salih amel yapalım kesinlikle ikna oldu k / inandık dediler. İstese idik her kişi ye hidayet verirdik ve fakat benden gerçekleşmiş bir söz, cehennemi Cin ve İns ile tamamen dol duracağım şeklinde bir söz var. Bu gününüzü unutmanız nedeniyle azabı tadın kesinlikle biz de sizi unuttuk ve yaptıklarınızdan ötürü kalıcı azabı tadın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.''

    Süleyman Ateş

    De ki: "Üzerinize vekil edilen ölüm meleği, canınızı alır, sonra Rabbinize döndürülürsünüz."

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Sizin için görevlendirilen ölüm meleği dipnot 1 sizi vefat ettirecek dipnot 2 ve daha sonra Rabbinizin huzuruna çıkarılacaksınız."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Azrail adında tek bir ölüm meleği olduğuna inanılır. Bu ve daha bir çok ayete göre, insanların canını almakla görevli melekler birden fazladır (En'am 6/61, Nahl 16/28,33). Hadislerde de durum aynıdır (Buhari, Cenaiz, 69, Enbiya, 31; Müslim, Feżail, 157, 158; Tirmizi, Tefsir, 7; İbn Mace, Cihad, 10; Müsned, II, 269, 351; IV, 287; V, 395). Azrail kelimesi Kur'an-ı Kerim'de ve sahih hadislerde yoktur. Bu kelimenin, muhtemelen İbranice asıllı olduğu, önceleri Yahudi iken daha sonra Müslüman olduğu söylenen Ka'b el-Ahbar ve Vehb b. Münebbih gibi şahısların etkisiyle İslami eserlere geçtiği düşünülmektedir. Çünkü Rabbiler'e (Yahudi din bilginlerine) ait eserlerde ondan fazla ölüm meleği adı zikredilir, bunlardan bir tanesi de Azrael'dir. (Ahmet Saim Kılavuz, "Azrail", TDV İslam Ansiklopedisi).
    2. metne dön, dipnot 2
      Meleğin alacağı, can değil ruhtur. Ruhun bedenden alınması vefat, canlılığın son bulması mevt, yani ölümdür (Zümer 39/42).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Sizin için görevlendirilen ölüm meleği ruhunuzu dipnot 1 alacak ve daha sonra (diriltilip) Rabbinizin huzuruna çıkarılacaksınız

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölüm meleğin alacağı can değil, ruhtur. Zümer 39/42

    Şaban Britch

    Size vekil/görevli kılınan ölüm meleği sizin canınızı alacak sonra da Rabbinize döndürüleceksiniz, de!

    Şaban Piriş

    - Size memur edilen ölüm meleği sizin canınızı alacak sonra da Rabbinize döndürüleceksiniz, de!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Söyle onlara: "Size vekil edilen ölüm meleği canınızı alır, sonra doğrudan doğruya Rabbinize döndürülürsünüz."

  3. Secde suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Secde suresi, 12. ayet. وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا۟ رُءُوسِهِمْ عِندَ رَبِّهِمْ رَبَّنَآ أَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَٱرْجِعْنَا نَعْمَلْ صَٰلِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, "Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız" dedikleri vakit, (onları) bir görsen!

    Mehmet Okuyan

    O suçluların Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri ve "Rabbimiz! Gördük, duyduk; bizi (dünyaya) geri gönder de iyi işler yapalım; artık kesin olarak inananlarız!" dipnot 1 diyecekleri zamanı bir görsen!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:167; En‘âm 6:27; A‘râf 7:53; Mü'minûn 23:99-100; Fâtır 35:37; Zümer 39:58.

    Mustafa İslamoğlu

    Günahı hayat tarzı haline getirenleri Rablerinin huzurunda başları eğik vaziyette (şöyle derken) bir görmeliydin: "Rabbimiz, (İşte artık) gördük ve işittik! Şu halde bizi (dünyaya) geri döndür de iyi bir şeyler yapalım! Çünkü (yeniden dirilişe) ikna olmuş bulunuyoruz."

    Muhammed Esed

    Keşke, günaha batmış olanların (Hesap Günü) Rablerinin huzurunda başlarını öne eğerek, "Ey Rabbimiz! (Şimdi) görmüş ve duymuş olduk. Öyleyse bizi (yeryüzündeki hayatımıza) geri döndür ki doğru ve yararlı işler yapalım, çünkü (artık hakikate) kani olduk!" dedikleri zaman(ki hallerini) bir görsen!

    Ahmed Hulusi

    Suçlular (hakikat bilgisini inkar edenler), Rablerinin indinde başlarını eğmişler: "Rabbimiz. . . Gördük gerçeği ve algıladık! Geri döndür bizi (dünya - beden yaşamına da), gerekli çalışmaları uygulayalım! Doğrusu biz ikan sahibiyiz (artık)" (derler) iken (onları) bir görsen!

    Ali Bulaç

    Suçlu günahkarları, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Rabbimiz, gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız" (diye yalvaracakları zamanı) bir görsen.

    Ali Özek ve heyeti

    O günahkârların, Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri, «Rabbimiz! Gördük duyduk, şimdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık» diyecekleri zamanı bir görsen!

    Ali Rıza Safa

    Suçluları, Efendilerinin karşısında başlarını öne eğmiş durumdayken bir görseydin? "Efendimiz! Gördük ve duyduk. Bizi geri döndür de erdemli edimler yapalım; kuşkusuz, artık biliyoruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    O suçluların, Rabblerinin huzurunda başlarını eğerek, "Ey Rabbimiz!Gördük, duyduk. Artık bizi dünyaya geri gönder de iyi işler yapalım. Çünkü biz kesin olarak inandık" diyecekleri anı bir görsen!

    Edip Yüksel

    Suçluları, Efendi'leri huzurunda başlarını öne eğmiş durumda iken bir görseydin: "Efendimiz, gördük ve işittik. Bizi döndür de erdemli davranalım. Şimdi biz kesin olarak onayladık." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bak 6:28.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Suçluları, Rab'leri huzurunda başlarını öne eğmiş durumda iken bir görseydin: 'Rabbimiz, gördük ve işittik. Bizi döndür de erdemli davranalım. şimdi biz kesin olarak inandık.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir görsen o zaman suçluları; Rablerinin huzurunda başlarını eğmişler: "Ey Rabbimiz, gördük ve dinledik. şimdi bizi geri çevir de, iyi bir amel işleyelim; çünkü biz kesin inanç sahibi olduk." derlerken.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Görsen o vakıt ki mücrimler rablarının huzurunda başlarını eğmişler: rabbena! Gördük, dinledik şimdi bizi geri çevir salih bir amel işliyelim, zira yakin hasıl ettik derlerken

    Erhan Aktaş

    Mücrimleri, Rabb'lerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Rabb'imiz! Gördük ve dinledik, şimdi bizi dünyaya geri gönder de salihatı dipnot 1 yapalım. Biz, artık kesin bir şekilde iman ettik." derlerken bir görsen!

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 28:67. ayetin 2. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mücrimleri, Rabblerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Rabb'imiz! Gördük ve dinledik, şimdi bizi dünyaya geri gönder de salihatı dipnot 1 yapalım. Biz, artık kesin bir şekilde inandık." derlerken bir görsen!

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Suçluları, Rabb'lerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Rabb'imiz! Gördük ve dinledik, şimdi bizi dünyaya geri gönder de salihatı dipnot 1 yapalım. Biz, artık kesin bir şekilde inandık." derlerken bir görsen!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    Suçlu günahkarları, rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Rabbimiz, gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız" (diye yalvaracakları zamanı) bir görsen.

    Hasan Basri Çantay

    Günahkarların, Rableri huzuurunda: "Ey Rabbimiz, gördük, İşitdik, Şimdi bizi (dünyaye) geri çevir de güzel amel (ve hareketler) de bulunalım. Çünkü (artık) kat'i suretde inananlarız" (diye diye) sernügun (olacakları) zaman sen görsen (onları)!

    İbni Kesir

    Suçluları Rabblarının huzurunda başları öne eğilmiş olarak: Rabbımız, gördük ve dinledik. Artık bizi dünyaya geri çevir de salih amel işleyelim. Gerçekten biz, kesin olarak inandık, derlerken bir görsen.

    Mehmet Alagaş

    (10-15) Dediler ki yeryüzünde yok olduğumuzda yeniden mi yaratılacağız gerçekten mi? Evet onlar Rableri ile buluşmayı yok sayıyorlardı. Size vekillendirilmiş ölüm meleği sizi vefat ettirir sonra da Rabbinize döndürülürsünüz. Rablerinin yanında mücrimlerin başları eğik hallerini bir görsen! Rabbimiz gördük ve de işittik bizi gerisin geri döndür salih amel yapalım kesinlikle ikna oldu k / inandık dediler. İstese idik her kişi ye hidayet verirdik ve fakat benden gerçekleşmiş bir söz, cehennemi Cin ve İns ile tamamen dol duracağım şeklinde bir söz var. Bu gününüzü unutmanız nedeniyle azabı tadın kesinlikle biz de sizi unuttuk ve yaptıklarınızdan ötürü kalıcı azabı tadın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Günahkârları Rablerinin huzurunda başlarını eğip: “Rabbimiz gördük, işittik. Artık bizi geri döndür. Salih amel işleyelim. Gerçekten biz inandık” diyecekleri vakit bir görsen.

    Süleyman Ateş

    Rablerinin huzurunda (utançtan) başlarını öne eğmiş; "Rabbimiz, gördük, işittik, bizi geri döndür, iyi iş yapalım; artık kesin olarak inandık!" demekte olan suçluları bir görsen!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rablerinin huzurunda başlarını öne eğdikleri sırada bu günahkarları bir görsen! Hepsi şöyle der: "Rabbimiz, gerçeği gördük ve anladık; bizi geri çevir de iyi işler yapalım; artık kesin bir kanaatimiz oluştu"

    Şaban Britch

    Suçluları, Rablerinin katında, başlarını öne eğmiş olarak bir görsen: Rabbimiz, gördük ve işittik, bizi yeniden döndür de salih amel işleyelim, artık biz kesin olarak iman ettik (derler).

    Şaban Piriş

    Suçluları, Rab'lerinin katında, başlarını öne eğmiş olarak bir görsen: -Rabbimiz, gördük ve anladık, bizi yeniden döndür de doğru olanı yapalım, artık biz kesin olarak inandık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Günahkarları, Rablerinin huzurunda başlarını eğmiş olarak şöyle derken bir görsen: "Rabbimiz; gördük, duyduk, geri gönder bizi ki hakka ve barışa yönelik iyi iş yapalım. Artık kesin olarak inanıyoruz."

  4. Secde suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Secde suresi, 13. ayet. وَلَوْ شِئْنَا لَـَٔاتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدَىٰهَا وَلَٰكِنْ حَقَّ ٱلْقَوْلُ مِنِّى لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ

    Diyanet İşleri

    Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, "Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım" sözüm gerçekleşecektir.

    Mehmet Okuyan

    Biz dileseydik elbette herkese hidayetini verirdik. dipnot 1 Fakat "Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kısmıyla dolduracağım!" diye benden kesin söz çıkmıştır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mâide 5:48; En‘âm 6:35, 107, 149; Yûnus 10:99; Hûd 11:118-119; Ra‘d 13:31; Nahl 16:9, 93; Şûrâ 42:8.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Hûd 11:118. Bu ayetler, A‘râf 7:18, İsrâ 17:63 ve Sâd 38:85. ayetlerle okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi eğer Biz isteseydik, herkesi doğru yola (zorla) sokardık; fakat (bunu istemedik) ki, (iyiler kötülerden seçilsin de) tarafımdan verilmiş bulunan "Mutlaka cehennemi görünmeyen varlıkların ve insanların (kötüleriyle) tıka basa dolduracağım" sözü gerçekleşsin.

    Muhammed Esed

    Eğer dileseydik her insanı doğru yola ulaştırırdık fakat (böyle olmasını dilemedik ve sonuçta) şu vaadim doğru çıkacak: "Cehennemi mutlaka görünmeyen varlıklar ve insanlarla dolduracağım!"

    Ahmed Hulusi

    Eğer dileseydik, her benliğe kendi hakikatini elbette fark ettirirdik! Ne var ki benden: "Cinlerden ve insanlardan oluşan toplulukla cehennemi elbette dolduracağım" sözü hak olmuştur.

    Ali Bulaç

    Eğer biz dilemiş olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: "Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (inkar edenlerle) tamamıyla dolduracağım."

    Ali Özek ve heyeti

    Biz dilesek, elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat, «cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kısmıyla dolduracağım» diye benden kesin söz çıkmıştır.

    Ali Rıza Safa

    Eğer dileseydik, her benliği doğru yola eriştirirdik. Fakat "Cehennemi, cinlerle ve insanlarla kesinlikle dolduracağım!" sözü gerçekleşecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz dileseydik herkesi doğru yola iletirdik. Fakat, "cehennemi tamamen cinlerden ve insanlardan dolduracağım" diye söz verdim.

    Edip Yüksel

    Dileseydik herkese hidayetini verirdik. Ancak, cinlerin ve insanların bir kısmıyla cehennemi topluca dolduracağıma dair sözüm gerçekleşmiştir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * İnsanların büyük çoğunluğu, Tanrı'nın kendilerini affetmesi için yaptığı çağrıyı önemsemeyerek cehenneme gitmek için inatla "direnir". Tanrı hiç kimseye haksızlık etmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dileseydik herkese hidayetini verirdik. Ancak, cinlerin ve insanların bir kısmıyla cehennemi topluca dolduracağıma dair sözüm gerçekleşmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer dilemiş olsaydık, herkese hidayetini verirdik; fakat tarafımdan şu söz verildi: "Elbette ve elbette cehennemi bütün cin ve insanlardan dolduracağım!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eğer dilemiş olsa idik her nefse hidayetini verirdik ve lakin benden şu kavil hakk oldu: elbette ve elbette Cehennemi dulduracağım bütün cinlerle insanlardan

    Erhan Aktaş

    Eğer dileseydik, herkese elbette hidayetini verirdik. dipnot 1 Fakat Ben'den söz dipnot 2 hak oldu: "Cehennem'i tamamen cinn ve insanlardan dolduracağım dipnot 3 ."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herkesi doğru yolu seçme mecburiyetinde bırakırdık. Ancak herkesi dilediği şeyi seçme konusunda serbest bıraktık. İnsanların, seçimlerinde özgür irade sahibi kılındıklarına dair Kur'an'da onlarca ayet var ( örneğin: 18:29).
    2. metne dön, dipnot 2
      Herkesin yaptığının karşılığını göreceğine ve insanları yoldan saptıracağına dair ant içen şeytana (38:
    3. metne dön, dipnot 3
      Cehennem'in tamamını; şeytana uyan, doğru yoldan sapan, bilinen bildiğiniz bilmediğiniz ne kadar gerçeği yalanlayan nankör varsa, onlarla dolduracağım. Cinn kelimesi, ontolojik varlık olan cinn değil, bilmediğiniz, tanımadığınız her kim varsa anlamındadır (Bkz. 7:38. ayetin dipnotu). Bir sonraki ayete bakılırsa, bu ayetle kastedilen şey açıklanmaktadır.
    4. metne dön, dipnot 71
      78) verdiğim cevapta da belirttiğim gibi, "şeytana uyanların Cehennem'e gireceği ile ilgili" yaptığım uyarı gerçekleşti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer dileseydik, herkese elbette hidayetini verirdik. dipnot 1 Fakat Ben'den söz dipnot 2 hak oldu: "Cehennemi tamamen cin ve insanlardan dolduracağım." dipnot 3

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herkesi doğru yolu seçme mecburiyetinde bırakırdık. Ancak herkesi dilediği şeyi seçme konusunda serbest bıraktık. İnsanların, seçimlerinde özgür irade sahibi kılındıklarına dair Kur'an'da onlarca ayet var. (Örneğin, 18:29)
    2. metne dön, dipnot 2
      Herkesin yaptığının karşılığını göreceğine ve insanları yoldan saptıracağına dair ant içen şeytana (38:71:78) verdiğim cevapta da belirttiğim gibi, "şeytana uyanların Cehennem'e gireceği ile ilgili" yaptığım uyarı gerçekleşti.
    3. metne dön, dipnot 3
      Cehennem'in tamamını; şeytana uyan, doğru yoldan sapan, bilinen bilinmeyen ne kadar gerçeği yalanlayan nankör varsa, onlarla dolduracağım. Bir sonraki ayete bakılırsa, bu ayetle kastedilen şey açıklanmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer dileseydik, herkese elbette hidayetini verirdik. dipnot 1 Fakat Ben'den söz dipnot 2 hak oldu: "Cehennemi tamamen cin ve insanlardan dolduracağım." dipnot 3

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herkesi doğru yolu seçme mecburiyetinde bırakırdık. Ancak herkesi dilediği şeyi seçme konusunda serbest bıraktık. İnsanların, seçimlerinde özgür irade sahibi kılındıklarına dair Kur'an'da onlarca ayet var. Örneğin, 18/Kehf Suresi, 29. Ayet: De ki: "Hakk Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin…"
    2. metne dön, dipnot 2
      Herkesin yaptığının karşılığını göreceğine ve insanları yoldan saptıracağına dair ant içen şeytana (38/Sad Suresi, 71-78) verdiğim cevapta da belirttiğim gibi, "şeytana uyanların Cehennem'e gireceği ile ilgili" yaptığım uyarı gerçekleşti.
    3. metne dön, dipnot 3
      Cehennem'in tamamını; şeytana uyan, doğru yoldan sapan, bilinen bilinmeyen ne kadar gerçeği yalanlayan nankör varsa, onlarla dolduracağım. Bir sonraki ayete bakılırsa, bu ayetle kast edilen şey açıklamaktadır.

    Gültekin Onan

    Eğer biz dilemiş olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: "Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (inkar edenlerle) tamamıyla dolduracağım."

    Hasan Basri Çantay

    Eğer biz dileseydik herkesi elbette hidayete erdirirdik. Fakat benden (saadır olan şu): "Cehennemi bütün cinlerden, insanlardan muhakkak dolduracağım" sözü hak olmuşdur.

    İbni Kesir

    Eğer Biz isteseydik; herkesi elbette hidayete erdirirdik. Fakat: Cehennemi tamamen cinn ve insanlarla dolduracağım, diye Benden hak söz sadır olmuştur.

    Mehmet Alagaş

    (10-15) Dediler ki yeryüzünde yok olduğumuzda yeniden mi yaratılacağız gerçekten mi? Evet onlar Rableri ile buluşmayı yok sayıyorlardı. Size vekillendirilmiş ölüm meleği sizi vefat ettirir sonra da Rabbinize döndürülürsünüz. Rablerinin yanında mücrimlerin başları eğik hallerini bir görsen! Rabbimiz gördük ve de işittik bizi gerisin geri döndür salih amel yapalım kesinlikle ikna oldu k / inandık dediler. İstese idik her kişi ye hidayet verirdik ve fakat benden gerçekleşmiş bir söz, cehennemi Cin ve İns ile tamamen dol duracağım şeklinde bir söz var. Bu gününüzü unutmanız nedeniyle azabı tadın kesinlikle biz de sizi unuttuk ve yaptıklarınızdan ötürü kalıcı azabı tadın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer biz dileseydik her nefse elbette hidayetini verirdik, fakat benden sadır olan: “Cehennemi bütünü ile cinlerden ve insanlardan elbette dolduracağım” sözü hak olmuştur.

    Süleyman Ateş

    Dileseydik, herkese hidayetini verirdik, (herkesi doğru yola iletirdik). Fakat benden "Mutlaka cehennemi, cinlerden ve insanlardan bir kısmiyle tamamen dolduracağım!" kararı çıkmıştır.

    Süleymaniye Vakfı

    Tercihi biz yapsaydık dipnot 1 kesinlikle herkesi hidayete erdirirdik dipnot 2 . Ama benim şu sözüm gerçekleşecektir: "Cehennemi tamamen (şeytanlara uyan) cinler ve insanlarla dolduracağım dipnot 3 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae ( شاء ) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Yola gel" diye emretsek dipnot 1 herkesi yola getirirdik, fakat şu sözün bana ait olduğu doğrudur: "Cehennemi cinler ve insanlarla dolduracağım."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fussilet 41/11

    Şaban Britch

    Dileseydik, her nefse hidayetini verirdik. Fakat; “Cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracağım” sözü benden hak olmuştur.

    Şaban Piriş

    Dileseydik, herkesi doğru yola iletirdik. Fakat; "Cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracağım" diye söz verdim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz dileseydik, her benliğe hidayetini elbette verirdik. Fakat benden şu yolda söz hak olmuştur: "Yemin olsun, cehennemi tamamıyla cinlerden ve insanlardan dolduracağım."

  5. Secde suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Secde suresi, 14. ayet. فَذُوقُوا۟ بِمَا نَسِيتُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَٰذَآ إِنَّا نَسِينَٰكُمْ وَذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْخُلْدِ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    (Onlara şöyle denilecek:) "O halde, bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın."

    Mehmet Okuyan

    (O gün onlara şöyle diyeceğiz:) "Bugüne kavuşmayı unutmanızın karşılığını tadın! Doğrusu biz de sizi unuttuk; dipnot 1 yaptıklarınız nedeniyle ebedî azabı tadın!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:51; Tevbe 9:67; Tâhâ 20:126; Câsiye 45:34; Haşr 59:19.

    Mustafa İslamoğlu

    Haydi, bu buluşma gününü hatırlanmaya değer bulmadığınız için azabı tadın bakalım! Çünkü artık Biz de sizi hatırlanmaya değer bulmuyoruz. Haydi, yapmakta ısrar ettiklerinizden dolayı ebedi mahrumiyeti tadın!

    Muhammed Esed

    (Ve Allah, günahkarlara şöyle seslenecek:) "O halde, bu (Hesap) Günü'nün gelip çatacağını umursamamanın (cezasını) çekin bakalım şimdi! (Artık) Biz de sizi bıraktık: öyleyse, yapmış olduğunuz (her türlü kötülük)ten dolayı (bu) ebedi azabı tadın!"

    Ahmed Hulusi

    Bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuzdan dolayı, tadın! Gerçek ki, biz de sizi unuttuk! Yaptıklarınızdan ötürü, sonsuz azabını tadın!

    Ali Bulaç

    Öyleyse bu (azab) gününüzle karşılaşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi gerçekten unuttuk; yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın.

    Ali Özek ve heyeti

    (O gün onlara şöyle diyeceğiz:) Bu güne kavuşmayı unutmanızın cezasını şimdi tadın bakalım! Doğrusu biz de sizi unuttuk; yaptıklarınızdan ötürü ebedî azabı tadın!

    Ali Rıza Safa

    "Bu gününüze kavuşmayı unutmuş olmanıza karşılık, artık tadın! Aslında, Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık, tadın sürekli cezayı!"

    Bayraktar Bayraklı

    Suçlulara, "Bu gününüze kavuşacağınızı unuttuğunuzdan dolayı cezanızı çekin! Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızdan dolayı süreli azabı tadın!" denilecektir.

    Edip Yüksel

    Bugünkü karşılaşmanızı unutmanızın sonucunu tadın, biz de sizi unutacağız. Yaptıklarınızın bir sonucu olarak ebedi azabı tadın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bugünkü karşılaşmanızı önemsememenizin sonucunu tadın, biz de sizi önemsemeyiz. Yaptıklarınızın bir sonucu olarak ebedi azabı tadın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuz için (azabı) tadın, işte Biz de sizi unuttuk. Yapıp durduğunuz işler yüzünden tadın ebedi azabı!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde tadın unuttuğunuz için bu gününüzün çatmasını, işte biz de sizi unuttuk ve tadın huld azabını yapıb durduğunuz işler yüzünden

    Erhan Aktaş

    Öyleyse bu gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz dipnot 1 için tadın azabı. Kuşkusuz Biz de sizi unuttuk. dipnot 2 Yapmış olduklarınıza karşılık, sürekli olan azabı tadın.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap günü ile ilgili yaptığımız uyarıları dikkate almadığınız için.
    2. metne dön, dipnot 2
      Pişmanlığınızı, yalvarıp yakarmanızı dikkate almayacağız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öyleyse bu gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz dipnot 1 için tadın azabı. Kuşkusuz Biz de sizi unuttuk. dipnot 2 Yapmış olduklarınıza karşılık, sürekli olan azabı tadın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap günü ile ilgili yaptığımız uyarıları dikkate almadığınız için.
    2. metne dön, dipnot 2
      Pişmanlığınızı, yalvarıp yakarmanızı dikkate almayacağız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öyleyse bu gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz dipnot 1 için tadın azabı. Kuşkusuz Biz de sizi unuttuk. dipnot 2 Yapmış olduklarınıza karşılık, sürekli olan azabı tadın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap günü ile ilgili yaptığımız uyarıları dikkate almadığınız için.
    2. metne dön, dipnot 2
      Pişmanlığınızı, yalvarıp yakarmanızı dikkate almayacağız.

    Gültekin Onan

    Öyleyse bu (azab) gününüzle karşılaşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi gerçekten unuttuk; yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın.

    Hasan Basri Çantay

    O halde şu gününüze kavuşmayı unutduğunuza mukaabil tadın (azabı)! Doğrusu (şimdi) biz de sizi unutduk! Yapmakda (ısraar) etdiğiniz (kötülükler) yüzünden tadın o ardı arası kesilmeyen azabı!

    İbni Kesir

    Öyleyse şu günümüze kavuşmayı unuttuğunuzdan ötürü tadın azabı. Doğrusu Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık sonsuz azabı tadın.

    Mehmet Alagaş

    (10-15) Dediler ki yeryüzünde yok olduğumuzda yeniden mi yaratılacağız gerçekten mi? Evet onlar Rableri ile buluşmayı yok sayıyorlardı. Size vekillendirilmiş ölüm meleği sizi vefat ettirir sonra da Rabbinize döndürülürsünüz. Rablerinin yanında mücrimlerin başları eğik hallerini bir görsen! Rabbimiz gördük ve de işittik bizi gerisin geri döndür salih amel yapalım kesinlikle ikna oldu k / inandık dediler. İstese idik her kişi ye hidayet verirdik ve fakat benden gerçekleşmiş bir söz, cehennemi Cin ve İns ile tamamen dol duracağım şeklinde bir söz var. Bu gününüzü unutmanız nedeniyle azabı tadın kesinlikle biz de sizi unuttuk ve yaptıklarınızdan ötürü kalıcı azabı tadın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O halde siz bugününüze kavuşmayı unuttuğunuz için tadın. Gerçekten biz de sizi unuttuk. .Şimdi yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın" deriz.

    Süleyman Ateş

    "Bu gününüzle karşılaşmayı unutmanızın cezasını tadın! (Şimdi) Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızdan ötürü ebedi azabı tadın!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara; "Bugünkü yüzleşmeyi umursamamanızın karşılığını görün; biz de sizi umarsamıyoruz. Yaptıklarınıza karşılık sizi hiç bir şekilde öldürmeyecek azabı tadın" deriz.

    Şaban Britch

    Bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuz için azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızın karşılığı olarak kalıcı azabı tadın.

    Şaban Piriş

    Bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuz için azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızın karşılığı olarak kalıcı azabı tadın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Bu gününüzü unutmuş olmanın karşılığını tadın. Kuşkusuz, biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık sonsuzluk azabını tadın."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.