Secde suresi · 15–22. ayetler

Yanları yataklardan uzaklaşanlar; mü'min ile fâsık

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Secde suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Secde suresi, 15. ayet. إِنَّمَا يُؤْمِنُ بِـَٔايَٰتِنَا ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا۟ بِهَا خَرُّوا۟ سُجَّدًا وَسَبَّحُوا۟ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ secde ayeti

    Diyanet İşleri

    Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine bu ayetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar.

    Mehmet Okuyan

    Bizim ayetlerimize inananlara onlarla (ayetlerimizle gerçekler) hatırlatıldığı zaman, kibirlenmeden secde eder ve Rablerini hamd (övgü) ile tesbih ederler (yüceltirler). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Kur'an'daki 14 [tilavet] secdesinden birisidir. Secde ayetleri: A‘râf 7:206; Ra‘d 13:15; Nahl 16:49; İsrâ 17:107; Meryem 19:58; Hacc 22:18; Furkân 25:60; Neml 27:25; Secde 32:15; Sâd 38:24; Fussilet 41:37; Necm 53:62; İnşikâk 84:21; ‘Alak 96:19.

    Mustafa İslamoğlu

    Bizim ayetlerimize iman edenler, ancak kendilerine duyurulduğunda saygıyla yerlere kapanıp teslim olanlar ve Rablerinin aşkın yüceliğini hamd ile ananlardır: zira onlar asla büyüklük taslamazlar.

    Muhammed Esed

    Bizim mesajlarımıza (gerçekten) inananlar, ancak, kendilerine tebliğ edildiği zaman önünde derin bir hayranlık ve saygıyla eğilenlerdir; (onlar,) Rablerinin sınırsız ihtişamını hamd ile yüceltenler ve asla büyüklük taslamayanlardır;

    Ahmed Hulusi

    Bizim işaretlerimize sadece şunlar iman ederler ki, onlarla hatırlatma yapıldığında, secde ile yere kapandılar; benliksiz, Rablerinin Hamdi olarak tespih (işlevlerini yerine getirdiler) ettiler. (15. ayet secde ayetidir. )

    Ali Bulaç

    Bizim ayetlerimize, ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman eder.

    Ali Özek ve heyeti

    Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki, bunlarla kendilerine öğüt verildiğinde, büyüklük taslamadan secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler.

    Ali Rıza Safa

    Ayetlerimize inananlar, onlarla uyarıldıklarında Secdelere kapanırlar ve övgülerle yücelterek Efendilerini anarlar. Çünkü onlar, büyüklük taslamazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Bizim ayetlerimize ancak, onlar hatırlatıldığında secdeye kapanan, Rabblerini övgü ile tesbih eden ve büyüklük taslamayan kimseler inanırlar.

    Edip Yüksel

    Ayet ve mucizelerimize gerçekten iman edenler, onları işittikleri zaman secdeye varırlar ve büyüklük taslamadan Efendi'lerini yüceltirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ayet ve mucizelerimize gerçekten inananlar, onları işittikleri zaman secdeye varırlar ve büyüklük taslamadan Rab'lerini yüceltirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bizim ayetlerimize öyle kimseler iman ederler ki, onlarla kendilerine öğüt verildiği zaman secdelere kapanırlar ve Rablerine hamd ile tesbih ederler de büyüklük taslamazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bizim ayetlerimize öyle kimseler iyman ederler ki onlarla kendilerine nasıhat verildiği vakıt secdelere kapanırlar ve rablarına hamd ile tesbih ederler de kibirlenmezler

    Erhan Aktaş

    Bizim ayetlerimize iman edenler; kendilerine öğüt verildiği zaman saygı gösterirler dipnot 1 ve Rabb'lerini övgü ile yüceltirler. Onlar asla büyüklük taslamazlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimi çevirilerde, bu cümleye; cümlede yer alan "harra" kelimesine "yere kapanma" anlamı verilerek; "Yere kapanarak secde ederler." şeklinde anlam verilmektedir. Oysaki "harra", kelime anlamı olarak, çöktü, yıkıldı, yüksekten düştü anlamına gelmektedir. Dolayısı ile burada kastedilen şey tevazu göstermek, yanı saygı duymaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bizim ayetlerimize inananlar; kendilerine öğüt verildiği zaman saygı gösterirler dipnot 1 ve Rabblerini övgü ile yüceltirler. Onlar asla büyüklük taslamazlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimi çevirilerde, bu cümleye; cümlede yer alan "harra" sözcüğüne "yere kapanma" anlamı verilerek; "Yere kapanarak secde ederler." şeklinde anlam verilmektedir. Oysaki "harra", sözcük olarak, çöktü, yıkıldı, yüksekten düştü anlamına gelmektedir. Dolayısı ile burada kastedilen şey tevazu göstermek, yanı saygı duymaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bizim ayetlerimize inananlar; kendilerine öğüt verildiği zaman saygı gösterirler dipnot 1 ve Rabb'lerini övgü ile yüceltirler. Onlar asla büyüklük taslamazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimi çevirilerde, bu cümleye; cümlede yer alan "harra" sözcüğüne "yere kapanma" anlamı verilerek; "Yere kapanarak secde ederler." şeklinde anlam verilmektedir. Oysaki "harra", sözcük olarak, çöktü, yıkıldı, yüksekten düştü anlamına gelmektedir. Dolayısı ile burada kast edilen şey tevazu göstermek, yanı saygı duymaktır.

    Gültekin Onan

    Bizim ayetlerimize, ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar inanır.

    Hasan Basri Çantay

    Bizim ayetlerimize ancak öyle kimseler iman eder (ler) ki bunlarla kendilerine öğüt verildiği zaman, onlar büyüklük taslamayarak, yüzü üstü secdeye kapanırlar ve Rablerini, hamd ile, tesbih (ve tenzih) ederler.

    İbni Kesir

    Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rabblarını hamd ile tesbih edenler inanırlar.

    Mehmet Alagaş

    (10-15) Dediler ki yeryüzünde yok olduğumuzda yeniden mi yaratılacağız gerçekten mi? Evet onlar Rableri ile buluşmayı yok sayıyorlardı. Size vekillendirilmiş ölüm meleği sizi vefat ettirir sonra da Rabbinize döndürülürsünüz. Rablerinin yanında mücrimlerin başları eğik hallerini bir görsen! Rabbimiz gördük ve de işittik bizi gerisin geri döndür salih amel yapalım kesinlikle ikna oldu k / inandık dediler. İstese idik her kişi ye hidayet verirdik ve fakat benden gerçekleşmiş bir söz, cehennemi Cin ve İns ile tamamen dol duracağım şeklinde bir söz var. Bu gününüzü unutmanız nedeniyle azabı tadın kesinlikle biz de sizi unuttuk ve yaptıklarınızdan ötürü kalıcı azabı tadın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine bu ayetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamt ederek tespih edenler iman ederler.

    Süleyman Ateş

    Bizim ayetlerimize o kimseler inanırlar ki onlar, kendilerine öğüt verildiği zaman derhal secdeye kapanırlar; Rablerini överek tesbih ederler, büyüklük taslamazlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Ayetlerimize sadece, kendilerine anlatıldığında saygıyla boyun eğen dipnot 1 ve her şeyi mükemmel yapmasına karşılık Rablerine ibadet edenler inanıp güvenirler. Onlar büyüklük taslamazlar dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Secdenin kök anlamı eğilmedir (Müfredat). Bu sebeple Güneş, Ay, gezegenler, dünya ve yıldızlar arasında oluşan eğimler /deklinasyon ve ona bağlı olarak gölgenin uzayıp kısalması, "secde" kelimesiyle ifade edilmiştir (Nahl 16/48, Ra'd 13/15). Bazı ayetlerde sadece itaat anlamında (Hac 22/18, İnşikak 84/21), bazılarında da itaat ile birlikte fiziki eğilme anlamında kullanılır (Bakara 2/34, 58, Nisa 4/154, A'raf 7/161, Yusuf 12/4 ve 100). Nitekim namazda, vücudumuz ayaklar, eller ve dizler üzerinde yere paralelken alnı yere koymak da Allah'a itaat ederek eğilme anlamındaki secdedir (Nisa 4/102-103).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetlerimize sadece, kendilerine anlatıldığı zaman secde edenler ve her şeyi güzel yapmasına karşılık Rablerine kulluk edenler inanırlar. Onlar büyüklük de taslamazlar.

    Şaban Britch

    Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, kibirlenmeden Rablerini hamd ile tesbih edenler iman ederler.

    Şaban Piriş

    Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rab'lerini hamd ile tesbih edenler inanırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bizim ayetlerimize o kimseler inanır ki, onlarla kendilerine öğüt verildiğinde, secdelere kapanırlar ve hiç böbürlenmeyerek Rablerine hamt ile tespih ederler.

  2. Secde suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Secde suresi, 16. ayet. تَتَجَافَىٰ جُنُوبُهُمْ عَنِ ٱلْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.

    Mehmet Okuyan

    Rablerine korkuyla ve ümitle yalvararak dipnot 1 vücutları yataklar(ın)dan uzak kalır; dipnot 2 kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) infak ederler (verirler).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:56; İsrâ 17:57; Enbiyâ 21:90; Zümer 39:9.
    2. metne dön, dipnot 2
      Müminlerin geceleri değerlendirmesiyle ilgili bkz. Al-i İmrân 3:17, 113; İsrâ 17:79; Tâhâ 20:130; Furkân 25:64; Secde 32:16; Zümer 39:9; Kâf 50:39; Zâriyât 51:16-18; Tûr 52:49; Müzzemmil 73:2-4, 20; İnsân 76:26.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar yataklarından kalkarak tarifsiz bir korku ve büyük bir iştiyakla Rablerine yalvarırlar ve verdiğimiz rızıklardan infak ederler.

    Muhammed Esed

    (onlar,) yataklarından (geceleri) kalkarak korku ve ümit içinde Rablerine yalvaranlardır ve kendilerine geçinmeleri için verdiğimizden başkalarına harcayanlardır.

    Ahmed Hulusi

    (Gece) yataklarından kalkıp; korkarak ve umarak Rablerine dua ederler. . . Kendilerini beslediğimiz yaşam gıdalarından Allah için karşılıksız bağışta bulunurlar!

    Ali Bulaç

    Onların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

    Ali Özek ve heyeti

    Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.

    Ali Rıza Safa

    Yataklarından kalkarak, korku ve umutla, Efendilerine yakarışlarda bulunurlar. Ve kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden yardımlaşmak amacıyla paylaşırlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar geceleyin yataklarından kalkarlar. Korku ve ümit içinde Rabblerine dua ederler. Verdiğimiz rızıklardan da karşılıksız yardım ederler.

    Edip Yüksel

    Yataklarından kalkıp Efendi'lerine saygı ve umutla yalvarırlar. Kendilerine verdiğimiz nimetlerden de verirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yataklarından kalkıp Rab'lerine saygı ve umutla yalvarırlar. Kendilerine verdiğimiz nimetlerden de verirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yanları yataklarından aralaşır (uzaklaşır), korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz azıklardan hayıra sarfederler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yanları yataklardan aralaşır korku ve ümid içinde rablarına dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan onlar hayra masraf yaparlar

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, yataklarından kalkarak korku ve ümit içinde dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak dipnot 1 ederler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İhtiyaç sahiplerine yardım ederler.

    Gültekin Onan

    Onların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

    Hasan Basri Çantay

    Yanları yataklarından uzaklaşır, korku ve ümid ile Rablerine düa ederler. Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden de (hayra) harcarlar.

    İbni Kesir

    Onların yanları yataklarından uzaklaşır. Korku ve ümid ile Rabblarına yalvarırlar. Verdiğimiz rızıklardan da infak ederler.

    Mehmet Alagaş

    (15-19) Ayetlerimize iman edenler ise ayetlerle hatırlatıldıkları vakit secdeye kapanırlar ve överek / hamd ederek onu üstün kılarlar, o nlar büyüklenmezler , yanları yataklarından kalkar, Rablerine korku ve ümit ile / büyük bir iştiyak ile dua ederler, kendilerini r ızıklandırdığımız şeylerden de infak ederler. Hiç kimse yaptıklarının karşılığı olarak kendilerine sürpriz şekilde saklanmış göz aydınlığı olacak şeyleri bilemez, İman eden kimse ile fasık kimse bir seviyede midir? İman edenler ve salih amel yapanlar için onlar için Me’va cennetleri vardır, yaptıklarından dolayı oraya indirileceklerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yanları yataklarından uzak kalır. Rablerine korkarak ve ümit ederek dua ederler. Onlara verdiğimiz rızıktan infak da ederler.

    Süleyman Ateş

    Yanları yataklardan uzaklaşır, (gece teheccüd namazı kılmak için yanlarını yataklardan ayırıp kalkarlar), korkarak ve umarak Rablerine du'a ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar kendilerini yataklarından kaldırır[]; korku ve umutla Rablerine yalvarırlar. Verdiğimiz rızıktan da hayra harcarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [] Tam meal, "yanları yataklarından uzak kalır" şeklindedir. Türkçede böyle bir kullanım olmadığından meal maksada uygun olarak yapılmıştır.

    Şaban Britch

    Korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için onların yanları yataklardan kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.

    Şaban Piriş

    Onların yanları yataklarından uzaklaşır, korku ve ümit ile Rab'lerine yalvarırlar. Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden yoksullara verirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yanları yataklarından uzaklaşır; korku ve ümitle Rablerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan da dağıtırlar.

  3. Secde suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Secde suresi, 17. ayet. فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَّآ أُخْفِىَ لَهُم مِّن قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez.

    Mehmet Okuyan

    Yaptıklarına karşılık olarak, dipnot 1 onlar için ne göz aydınlıklarının gizlendiğini kimse bilemez.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada dikkat çekilen husus, verilecek ödüllerin dünyada yapılanların bir karşılığı olduğunun hatırlatılmasıdır. Demek ki emek vermek "sebep", ödülle buluşturulmak ise "sonuç"tur. Emek olmadan yemek de ekmek de yoktur.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte, yapa geldiklerinden dolayı bir mükafat olarak, onları (cennette) ne türden göz kamaştırıcı sürprizlerin beklediğini kimse hayal dahi edemez.

    Muhammed Esed

    (Böyle davranan müminlere gelince,) yaptıklarından dolayı mükafat olarak (öteki dünyada) onları şimdiye dek gizli kalan hangi mutlulukların beklediğini kimse tahayyül edemez.

    Ahmed Hulusi

    Hiçbir nefs, yaptıklarına ceza (karşılık) olarak, gözünü sevinçle parıldatacak nimetler içine gizlenmiş olanları bilemez!

    Ali Bulaç

    Artık hiçbir nefis, yaptıklarına karşılık olmak üzere kendileri için gözler aydınlığı olarak nelerin (sayısız nimetlerin) saklandığını bilmez.

    Ali Özek ve heyeti

    Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez.

    Ali Rıza Safa

    Hiçbir benlik, yaptıklarına karşılık, kendisi için hangi göz aydınlığının saklandığını bilmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Yaptıklarına karşılık olarak onlar için, gözleri aydınlatıcı ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez.

    Edip Yüksel

    Yaptıklarının karşılığı olarak kendilerini ne kadar büyük bir neşe ve mutluluk beklediğini hiç kimse bilemez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yaptıklarının karşılığı olarak kendilerini ne kadar büyük bir neşe ve mutluluk beklediğini hiç kimse bilemez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi kimse, yaptıklarına karşılık onlar için gizlenmiş olan gözler sürurunu (ne gibi sevindirici bir nimet saklandığını) bilemez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şimdi kimse bilemez onlar için gizlenmiş olan gözler sürurunu yaptıkları amellere mükafat için

    Erhan Aktaş

    Hiç kimse, yaptıkları iyi şeylerin karşılığı olarak, kendisini ne tür bir mutluluğun beklediğini bilmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hiç kimse, yaptıkları iyi şeylerin karşılığı olarak, kendisini ne tür bir mutluluğun beklediğini bilmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hiç kimse, yaptıkları iyi şeylerin karşılığı olarak, kendisini ne tür bir mutluluğun beklediğini bilmez.

    Gültekin Onan

    Artık hiçbir nefs, yaptıklarına karşılık olmak üzere kendileri için gözler aydınlığı olarak nelerin (sayısız nimetlerin) saklandığını bilmez.

    Hasan Basri Çantay

    Artık onlar için, yapmakda olduklarına bir mükafat olarak, gözlerin aydın olacağı (nimetlerden) kendilerine neler gizlenmiş bulunduğunu kimse bilmez.

    İbni Kesir

    Yaptıklarına karşılık olarak onlara gözlerin aydın olacağı, nelerin gizlenmiş bulunduğunu kimse bilmez.

    Mehmet Alagaş

    (15-19) Ayetlerimize iman edenler ise ayetlerle hatırlatıldıkları vakit secdeye kapanırlar ve överek / hamd ederek onu üstün kılarlar, o nlar büyüklenmezler , yanları yataklarından kalkar, Rablerine korku ve ümit ile / büyük bir iştiyak ile dua ederler, kendilerini r ızıklandırdığımız şeylerden de infak ederler. Hiç kimse yaptıklarının karşılığı olarak kendilerine sürpriz şekilde saklanmış göz aydınlığı olacak şeyleri bilemez, İman eden kimse ile fasık kimse bir seviyede midir? İman edenler ve salih amel yapanlar için onlar için Me’va cennetleri vardır, yaptıklarından dolayı oraya indirileceklerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hiç kimse yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez.

    Süleyman Ateş

    Yaptıklarına karşılık olarak onlar için ne gözler aydınlatıcı (ni'metleri)in saklandığını hiç kimse bilmez!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaptıkları işlere karşılık onlar için, gözleri kamaştıran ne güzellikler sakladığımızı kimse bilemez.

    Şaban Britch

    Yaptıkları amellere karşılık ödül olarak, onlara göz aydınlığı neler gizlendiğini hiç kimse bilmez.

    Şaban Piriş

    Yaptıklarına karşılık ödül olarak, onlara göz kamaştıran neler gizlendiğini hiç kimse bilmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kimse, yaptıklarına karşılık onlar için hangi göz aydınlığının saklandığını bilmez.

  4. Secde suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Secde suresi, 18. ayet. أَفَمَن كَانَ مُؤْمِنًا كَمَن كَانَ فَاسِقًا لَّا يَسْتَوُۥنَ

    Diyanet İşleri

    Hiç mü'min, fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar.

    Mehmet Okuyan

    Mümin olan kişi, yoldan çıkan kişi gibi midir? (Elbette) bir olamazlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Öyle ya: hiç imanda sebat eden, hak yoldan sapan gibi muamele görür mü? Bunlar asla aynı olamazlar!

    Muhammed Esed

    Zaten, (bu dünyada) iman etmiş olan kimse, yoldan çıkmış biriyle hiç mukayese edilebilir mi? Bunlar (elbette) bir olamazlar!

    Ahmed Hulusi

    İman sahibi ile inancı bozuk olan bir midir? Eşit olmazlar!

    Ali Bulaç

    Öyleyse, iman eden kimse, fasık olan gibi olur mu? Bunlar eşit olmazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Öyle ya, mümin olan, yoldan çıkmış kimse gibi midir? Bunlar elbette bir olamazlar.

    Ali Rıza Safa

    Öyle ya, inanan kimse, yoldan çıkmış kimse gibi olur mu? Onlar, aynı değildir.

    Bayraktar Bayraklı

    İnananla yoldan çıkan bir olur mu? Elbette bir olamazlar.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayan biri yoldan çıkmış biri gibi midir? Elbette eşit olamazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanan biri yoldan çıkmış biri gibi midir? Elbette eşit olamazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Öyle ya inanan kimse fasık olan gibi olur mu? Onlar eşit olamazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öyle ya, mü'min olan fasık olan gibi olur mu? Onlar müsavi olmazlar

    Erhan Aktaş

    Öyleyse, Mü'min kimse "fasık" olan kimse gibi midir? Elbette bunlar bir olmazlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öyleyse, mü'min kimse "fasık" dipnot 1 olan kimse gibi midir? Elbette bunlar bir olmazlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günaha sapan. Günahta ısrar eden. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnanç olarak inanan, yaşantı olarak Kafir olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öyleyse, mü'min kimse "fasık" dipnot 1 olan kimse gibi midir? Elbette bunlar bir olmazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günaha sapan. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. Hakk yoldan sapan.

    Gültekin Onan

    Öyleyse, inançlı olan kimse fasık olan gibi olur mu? Bunlar eşit olmazlar.

    Hasan Basri Çantay

    Öyle ya, mü'min olan kimse, imandan haaric kişi gibi midir? Onlar (hiçbir zaman) müsavi olmazlar.

    İbni Kesir

    Mü'min olan kimse yoldan çıkmış kimse gibi midir? Bunlar hiç bir olmazlar.

    Mehmet Alagaş

    (15-19) Ayetlerimize iman edenler ise ayetlerle hatırlatıldıkları vakit secdeye kapanırlar ve överek / hamd ederek onu üstün kılarlar, o nlar büyüklenmezler , yanları yataklarından kalkar, Rablerine korku ve ümit ile / büyük bir iştiyak ile dua ederler, kendilerini r ızıklandırdığımız şeylerden de infak ederler. Hiç kimse yaptıklarının karşılığı olarak kendilerine sürpriz şekilde saklanmış göz aydınlığı olacak şeyleri bilemez, İman eden kimse ile fasık kimse bir seviyede midir? İman edenler ve salih amel yapanlar için onlar için Me’va cennetleri vardır, yaptıklarından dolayı oraya indirileceklerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hiç Mümin, fasık gibi olur mu? Bunlar asla bir olmazlar.

    Süleyman Ateş

    Hiç inanan kimse, (yoldan çıkan) fasık gibi olur mu? Elbette bunlar bir olmazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanan bir kişi, yoldan çıkan gibi olur mu? Bunlar birbirlerine denk değillerdir.

    Şaban Britch

    Hiç, mü’min olan kimse, fasık olan kimse gibi midir? Asla eşit değillerdir.

    Şaban Piriş

    Hiç mü'min olan kimse, fasık olan kimse gibi midir? Asla eşit değillerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç, bir mümin, bir sapık gibi olur mu? Hayır, eşit olmazlar.

  5. Secde suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Secde suresi, 19. ayet. أَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَلَهُمْ جَنَّٰتُ ٱلْمَأْوَىٰ نُزُلًۢا بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için, yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me'va cennetleri vardır.

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanlara gelince, yaptıklarının karşılığında bir ikram olarak onlar için barınılacak cennetler vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    İman eden ve o imana uygun değer üretenlere gelince: yapa geldiklerinden dolayı mükellef bir ikram olarak ağırlanacakları cennetler onların konağı olacaktır.

    Muhammed Esed

    İman edip doğru ve yararlı işler yapanlara gelince; yaptıklarına karşılık (Allah'tan) bir mükafat olarak onları dinlenip huzur bulacakları bahçeler beklemektedir.

    Ahmed Hulusi

    İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onlar için yaptıkları çalışmaların sonucu olarak, nüzul yollu (hakikatlerinden açığa çıkarak yaşanılan) Me'va Cennetleri vardır.

    Ali Bulaç

    İman eden ve salih amellerde bulunanlar ise, artık onlar için, yaptıklarına karşılık olmak üzere, bir ağırlanma konağı olarak barınma cennetleri vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İman edip de, salih ameller işleyenlere gelince, onlar için yaptıklarına karşılık olarak varıp kalacakları cennet konakları vardır.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanlara gelince; yaptıklarına karşılık bir ödül olarak, barınacakları cennet konakları vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İnanıp iyi amelde bulunanlara gelince; onlar için, yaptıklarına karşılık konaklayacakları cennetler vardır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar için bahçe konakları vardır. Yaptıklarının bir karşılığı olarak.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanıp erdemli davrananlar için cennet konakları vardır. Yaptıklarının bir karşılığı olarak.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Evet, iman edip de o salih amelleri işleyen kimselerin yaptıklarına karşılık konukluk olarak kendilerine Me'va cennetleri vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Evet, iyman edib o salih amelleri işliyen kimselerin amellerine mukabil konukluk olarak kendilerine me'va cennetleri vardır

    Erhan Aktaş

    İman eden ve salihatı yapanlar, dipnot 1 işte onlar için, yapmış olduklarından dolayı konaklama yeri olarak Me'va Cennetleri var.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 28:67. ayetin 2. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman eden ve salihatı yapanlar, işte onlar için, yapmış olduklarından dolayı konaklama yeri olarak Me'va Cennetleri var.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnanan ve salihatı yapanlar dipnot 1 , işte onlar için, yapmış olduklarından dolayı konaklama yeri olarak Cennetlerde ağırlanırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    İnanan ve salih amellerde bulunanlar ise, artık onlar için, yaptıklarına karşılık olmak üzere, bir ağırlanma konağı olarak barınma cennetleri vardır.

    Hasan Basri Çantay

    İman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar için, yapmış oldukları (iyi) amellere mukaabil, konak olmak üzere, Me'va cennetleri vardır.

    İbni Kesir

    İman edip salih amel işleyenlere gelince; onlar için yapmış oldukları amellere karşılık koymak üzere Me'va Cennetleri vardır.

    Mehmet Alagaş

    (15-19) Ayetlerimize iman edenler ise ayetlerle hatırlatıldıkları vakit secdeye kapanırlar ve överek / hamd ederek onu üstün kılarlar, o nlar büyüklenmezler , yanları yataklarından kalkar, Rablerine korku ve ümit ile / büyük bir iştiyak ile dua ederler, kendilerini r ızıklandırdığımız şeylerden de infak ederler. Hiç kimse yaptıklarının karşılığı olarak kendilerine sürpriz şekilde saklanmış göz aydınlığı olacak şeyleri bilemez, İman eden kimse ile fasık kimse bir seviyede midir? İman edenler ve salih amel yapanlar için onlar için Me’va cennetleri vardır, yaptıklarından dolayı oraya indirileceklerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için yaptıklarına karşılık konak olarak içinde barınacakları Cennetler vardır.

    Süleyman Ateş

    İnanan ve iyi işler yapanlara gelince, onlar, yaptıklarına karşılık, durulmağa değer cennetlerde ağırlanırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanan ve iyi iş yapanların alacakları karşılık, konuk olarak yerleşecekleri cennetlerdir.

    Şaban Britch

    İman edenler ve salih amellerde bulunanlar için yaptıktlarına karşılık olarak varıp kalacakları, konakları cennetler vardır.

    Şaban Piriş

    İman edenler ve doğruları yapanlar için yaptıklarına karşılık olarak konakları Me'va Cennetleri'dir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanlara gelince, onlar için, yaptıklarına karşılık olarak barınacakları cennet konakları vardır.

  6. Secde suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Secde suresi, 20. ayet. وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فَسَقُوا۟ فَمَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ كُلَّمَآ أَرَادُوٓا۟ أَن يَخْرُجُوا۟ مِنْهَآ أُعِيدُوا۟ فِيهَا وَقِيلَ لَهُمْ ذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

    Diyanet İşleri

    Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya döndürülürler ve onlara, "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın" denir.

    Mustafa İslamoğlu

    Hak yoldan sapanlara gelince: artık onların da konaklayacakları yer ateş olacak; oradan ne zaman çıkmak isteseler, kendilerine "Oldum olası yalanlayıp durdurduğunuz ateşin azabını tadın!" denilerek oraya iade edilecekler.

    Muhammed Esed

    Sapmışların varacakları yer ise ateştir. Ondan kurtulmak için her çırpınışlarında yeniden içine atılırlar ve kendilerine, "Yalanlamış olduğunuz ateşin azabını (şimdi) tadın bakalım!" denir.

    Ahmed Hulusi

    İnancı bozuk olanlara gelince, onların yaşam boyutu - ortamı ateştir! Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya iade olunurlar ve kendilerine: "Yalanladığınız o ateşin azabını tadın!" denilir.

    Ali Bulaç

    Fasık olanlar içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara: "Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın" denir.

    Ali Özek ve heyeti

    Yoldan çıkanlar ise, onların varacakları yer ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde geri çevrilirler ve kendilerine: «Yalanlayıp durduğunuz cehennem azabını tadın!» denir.

    Ali Rıza Safa

    Sapkınların kalacakları yer ise ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, oraya geri çevrilirler. Ve onlara, şöyle denilir: "Tadın, yalanladığınız ateşin cezasını!"

    Bayraktar Bayraklı

    Yoldan çıkanlar ateşte konaklayacaklardır. Oradan her çıkmak istediklerinde, tekrar oraya geri döndürülürler ve kendilerine, "Yalanladığınız cehennem azabını tadın!" denir.

    Edip Yüksel

    Yoldan çıkmış olanların konağı ise ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, tekrar oraya çevrilirler. Onlara, "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın!" denir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yoldan çıkmış olanların konağı ise ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, tekrar oraya çevrilirler. Onlara, 'Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın,' denir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ama fasıklık etmiş olanların barınakları ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya geri çevrilirler ve kendilerine: "Haydi tadın o ateşin yalanlayıp durduğunuz azabını!" denir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Amma fasıklık etmiş olanların me'vaları ateştir. Ondan her çıkmak istedikçe onlar içine iade olunurlar da kendilerine haydi tadın o ateşin tekzib edib durduğunuz azabını denilir

    Erhan Aktaş

    Fasıklara dipnot 1 gelince, onların barınağı ateştir. Her çıkmak istediklerinde, oraya yeniden iade edilirler. Ve onlara: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın!" denir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günaha sapan. Günahta ısrar eden. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnandığı halde, yaşantı olarak Kafir olan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fasıklara gelince, onların barınağı ateştir. Her çıkmak istediklerinde, oraya yeniden iade edilirler. Ve onlara: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın!" denir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fasıklara gelince, onların barınağı ateştir. Her çıkmak istediklerinde, oraya yeniden iade edilirler. Ve onlara: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın!" denir.

    Gültekin Onan

    Fasık kimseler içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara: "Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın" denir.

    Hasan Basri Çantay

    Fasık olanların barınacağı yer ise ateşdir. Ne zaman oradan çıkmak isterlerse içerisine döndürülürler ve onlara: "Tekzib edegeldiğiniz o ateşin azabını tadın" denilir.

    İbni Kesir

    Yoldan çıkanlara gelince; onların sığınağı da ateştir. Oradan çıkmak istedikleri her seferinde geri çevrilirler. Ve onlara: Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın, denir.

    Mehmet Alagaş

    (20-22) Fasık kimselerin varacağı yer ise ateştir, ne zaman oradan çıkmak isterlerse hepsi gerisin geri oraya iade edilirler. Onlara denilir ki “tadın yalanladığınız ateş azabını” büyük azabın dışında bir de yakın azabı (dünyadakini) tattıracağız. Böylelikle belki dönerler, Allah’ın ayetleri hatırlatıldıktan sonra sırt çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz kesinlikle suçlulardan intikam alıcıyız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya döndürülürler ve onlara; “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın!” denir.

    Süleyman Ateş

    Yoldan çıkanların barınacakları yer de ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, yine oraya geri çevrilirler ve onlara: "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın" denilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoldan çıkanların yerleşecekleri yer de Cehennemdir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler "Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın" denilerek, gerisin geri yerlerine götürülürler.

    Şaban Britch

    Yoldan çıkanlara gelince, onların barınağı ateştir. Her ne zaman oradan çıkmak isteseler, tekrar oraya döndürülürler ve onlara şöyle denir: Tadın bakalım yalanladığınız ateşin azabını!

    Şaban Piriş

    Yoldan çıkanlara gelince, onların barınağı ateştir. Her ne zaman oradan çıkmak isteseler, tekrar oraya döndürülürler ve onlara şöyle denir: -Tadın bakalım yalanladığınız ateşin azabını!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sapmış olanların varacakları yerse ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri çevrilirler. Ve şöyle denir onlara: "Yalanlayıp durduğunuz ateş azabını tadıverin!"

  7. Secde suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Secde suresi, 21. ayet. وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَدْنَىٰ دُونَ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız.

    Mehmet Okuyan

    (Gerçeğe) dönsünler diye en büyük azaptan önce onlara mutlaka en yakın azaptan dipnot 1 tattıracağız.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "En yakın azap" ifadesi ile kastedilen, dünya hayatında yaşanan sıkıntılardır. Gerekçe de muhatapların gerçeğe geri dönmeleri yani tevbe etmeleridir. Sanıldığı veya iddia edildiği gibi bu ayette "kabir azabı"na dair hiçbir işaret yoktur. Dünyada yaşanan sıkıntılar ne kadar ağır olursa olsun, ahirette yaşanacak azaptan kesinlikle daha hafiftirler. Bu itibarla, bu hayattakilere bakarak ahiret âlemindeki azabı hesaba katmamak aldanmanın en büyüğünü oluşturmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama onlara, daha büyük mahrumiyeti tattırmadan önce daha yakın (dünya) mahrumiyetini kısmet elbette tattıracağız; umulur ki (yol yakınken) dönerler.

    Muhammed Esed

    Fakat o şiddetli azab(a onları mahkum etme)den önce belki (pişman olup) yollarını düzeltirler diye hemen yanı başlarındaki azabı tattıracağız.

    Ahmed Hulusi

    Belki dönerler diye onlara, en büyük (sonsuz) azaptan önce en yakın (dünyalarından) bir azaptan mutlaka tattıracağız.

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azabdan önce, yakın (dünyevi) azabtan da taddıracağız.

    Ali Özek ve heyeti

    En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.

    Ali Rıza Safa

    Büyük cezadan önce, yakın cezayı kesinlikle tattıracağız; belki dönerler diye.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki, biz onlara o büyük azaptan önce pek yakın/dünya azabı da tattıracağız. Belki dönerler!

    Edip Yüksel

    Belki (ibret alıp) dönerler diye büyük azaptan önce biz onlara yakın (dünya) azabı tattırırız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Belki (ibret alıp) dönerler diye büyük azaptan önce biz onlara yakın (dünya) azabı tattırırız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şu da bir gerçek ki, onlara en büyük azaptan önce o yakın azaptan (dünya azabından) da tattıracağız, belki dönerler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şu da muhakkak ki onlara o en büyük azabdan beride o yakın azabdan da tattıracağız, gerek ki rücu' edeler

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azabdan önce, yakın (dünyevi) azabtan da tattıracağız.

    Hasan Basri Çantay

    Biz, o en büyük azabdan önce de onlara mutlakaa yakın azabdan tatdıracağız. Taki ric'et etsinler.

    İbni Kesir

    Belki dönerler diye andolsun ki onlara büyük azabdan önce de mutlaka yakın azabdan tattıracağız.

    Mehmet Alagaş

    (20-22) Fasık kimselerin varacağı yer ise ateştir, ne zaman oradan çıkmak isterlerse hepsi gerisin geri oraya iade edilirler. Onlara denilir ki “tadın yalanladığınız ateş azabını” büyük azabın dışında bir de yakın azabı (dünyadakini) tattıracağız. Böylelikle belki dönerler, Allah’ın ayetleri hatırlatıldıktan sonra sırt çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz kesinlikle suçlulardan intikam alıcıyız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun ki biz onlara –belki dönerler diye- en büyük azaptan önce yakın azaptan mutlaka tattıracağız.

    Süleyman Ateş

    Belki dön(üp yola gel)irler diye, mutlaka onlara o büyük azabdan ayrı olarak, daha yakın azabı da taddıracağız.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara en büyük azaptan önce kesinlikle en yakın azaptan (dünya sıkıntılarından) tattıracağız. Belki (doğru yola) dönerler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözü edilen azap onlara, belki yanlışlarından dönerler diye hayattayken yapılan uyarıları ifade eder. Bunlardan ders alıp ölmeden önce tövbe eder, doğru yola dönerlerse ahiretteki büyük azaptan kurtulurlar (Nisa 4/17-18, En'am 6/42-43, A'raf 7/94-95, 130; Zuhruf 43/48).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Belki vazgeçerler diye büyük azaptan önce onlara kesinlikle küçük azaptan dipnot 1 da tattıracağız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      küçük azap :

    Şaban Britch

    Belki dönerler diye onlara büyük azaptan önce daha yakın (dünyada) bir azap tattıracağız.

    Şaban Piriş

    Belki dönerler diye onlara büyük azaptan önce daha yakın bir azap tattıracağız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Belki dönerler diye, onlara o büyük azaptan ayrı olarak, o küçük azaptan da mutlaka tattıracağız.

  8. Secde suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Secde suresi, 22. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ ثُمَّ أَعْرَضَ عَنْهَآ إِنَّا مِنَ ٱلْمُجْرِمِينَ مُنتَقِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Kim, Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız.

    Mehmet Okuyan

    Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir ki! Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcılarız.

    Mustafa İslamoğlu

    Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılıp da, ardından onlara sırt çeviren kimseden daha zalim biri olabilir mi? Elbette Biz, günahı hayat tarzı haline getirenlere yaptıklarının acısını tattırmayı biliriz.

    Muhammed Esed

    Kendisine Rabbinin mesajları aktarıldığında onlara sırtını dönenden daha zalim kim olabilir? (Bu şekilde) günaha batmış olanlardan öcümüzü mutlaka alacağız!

    Ahmed Hulusi

    Rabbinin kendisindeki işaretleri hatırlatıldıktan sonra, onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Muhakkak ki biz suçlulara yaptıklarının sonucunu yaşatırız!

    Ali Bulaç

    Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra, yüz çevirenden daha zalim kimdir? Gerçekten biz, suçlu günahkarlardan intikam alıcılarız.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir! Muhakkak ki biz, günahkârlara, lâyık oldukları cezayı veririz.

    Ali Rıza Safa

    Efendisinin ayetleriyle uyarıldıktan sonra, Ondan yüz çevirenden, daha aşırı, kim haksızlık yapabilir? Kuşkusuz, hak ettikleri cezayı suçlulara vereceğiz.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbinin ayetleri kendilerine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenlerden daha zalim kim vardır? Biz suçlulardan kesinlikle öç alacağız.

    Edip Yüksel

    Kendisine Efendisinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz suçlulardan elbette öç alacağız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz suçlulardan elbette öc alacağız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbinin ayetleriyle (kendisine) öğüt verilip de sonra onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kim olabilir. Muhakkak Biz, suçlulardan intikam alırız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbının ayetleriyle nasıhat edilib de sonra onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim de kim olabilir, muhakkak ki mücrimlerden biz intikam alırız

    Erhan Aktaş

    Rabb'inin ayetleri ile öğütlendiği halde, ondan yüz çeviren kimseden daha zalim kim vardır? Kuşkusuz Biz, mücrimlere hak ettikleri cezayı vereceğiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'inin ayetleri ile öğütlendiği halde, ondan yüz çeviren kimseden daha zalim kim vardır? Kuşkusuz Biz, mücrimlere hak ettikleri cezayı vereceğiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'inin ayetleri ile öğütlendiği halde, ondan yüz çeviren kimseden daha zalim kim vardır? Kuşkusuz Biz, suçlulara hak ettikleri cezayı vereceğiz.

    Gültekin Onan

    Kendisine rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra yüz çevirenden daha zalim kimdir? Gerçekten biz, suçlu günahkarlardan intikam alıcılarız.

    Hasan Basri Çantay

    Kendisine Rabbinin ayetleriyle öğüt verilib de sonra onlardan yüz çeviren kimseden daha zaalim kimdir? Hiç şübhesiz ki biz günahkarlardan intikaam alıcılarız.

    İbni Kesir

    Rabbının ayetleri kendisine hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kim vardır? Muhakkak ki Biz, suçlulardan intikam alıcıyız.

    Mehmet Alagaş

    (20-22) Fasık kimselerin varacağı yer ise ateştir, ne zaman oradan çıkmak isterlerse hepsi gerisin geri oraya iade edilirler. Onlara denilir ki “tadın yalanladığınız ateş azabını” büyük azabın dışında bir de yakın azabı (dünyadakini) tattıracağız. Böylelikle belki dönerler, Allah’ın ayetleri hatırlatıldıktan sonra sırt çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz kesinlikle suçlulardan intikam alıcıyız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Şüphesiz ki biz, günahkârlardan intikam alıcıyız.

    Süleyman Ateş

    Kendisine Rabbinin ayetleriyle öğüt verildikten sonra onlardan yüz çevirenlerden daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki biz, suçlulardan öç alıcıyız.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbinin ayetleri kendisine anlatılan, (ve anladıktan) sonra onlarla arasına mesafe koyan kişiden daha büyük yanlış yapan kişi kimdir? dipnot 1 Biz o suçlulara hak ettikleri cezayı veririz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinin ayetleri kendisine anlatıldıktan sonra yüz çeviren kimseden daha yanlışta olan kimdir? O suçlulara hak ettikleri cezayı mutlaka çektireceğiz.

    Şaban Britch

    Rabbin ayetleri kendisine hatırlatılıp da sonra ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz, günahkârlardan elbette intikam alıcılarız.

    Şaban Piriş

    Rabbin ayetleri kendisine hatırlatılıp da sonra ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz, günahkarların elbette cezasını vereceğiz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbinin ayetleri kendilerine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim vardır? Suçlulardan mutlaka intikam alacağız biz!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.