Diyanet İşleri
Elif Lam Mim.
Secde suresi · 1–9. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Secde suresi, 1. ayet. الٓمٓ
Elif Lam Mim.
Elif. Lâm. Mîm. dipnot 1
Elif-Lam-Mim!
Elif-Lam-Mim.
Elif, Lam, Mim.
Elif-Lam Mim.
Elif. Lâm. Mîm.
A. L. M.
Elif, lam, mim.
A1 L30 M40*
A. L. M.
Elif, Lam, Mim.
Elif, Lam, mim.
Elif. Lam. Mim dipnot 1 .
Elif. Lam. Mim.
Elif. Lam. Mim.
Elif. Lam. Mim.
Elif, Lam, Mim.
Elif, Lam, Mim.
(1-5) Elif Lâm Mim, içinde şüphe olmayan kitabın indirilmesi, alemlerin Rabbindendir, yoksa onu iftira etti mi diyorlar? Bilakis o, Rabbinden, senden önce bir uyarıcı verilmemiş kavmi uyarman için indirilen bir gerçektir , Böylelikle belki yola girerler/hidayet olurlar. Allah ki; semaları arzı ve bu ikisi arasındakileri altı günde yarattı ve tahta / arşa yerleşti, sizin için ondan başka dost ve aracı yoktur, hâlâ düşünmeyecek misiniz? İşleri /emirleri semadan arza doğru döndürür sonra ona tekrar sizin saymanızla miktarı bin senelik bir sürede tekrar semaya çıkarır / yükseltir , gaybı ve şahit o lunanı bilendir, saygıdeğerdir, merhametlidir, yarattığı her şeyi en güzel yapandır. İnsanı yaratmaya çamurdan başladı, sonra onun neslini / kendi soyundan gelenleri, hakir/adi bir su özünden / sülaleden yaptı, sonra onu bir şekle soktu ve ona kendi Ruhundan üfledi, size işitme, görme ve gönüller yaptı ne az teşekkür ediyorsunuz. (Tıin: Çamur, elementsel kökendir. Sülale: Biyolojik köken, Ruh: Allah’ın üfürdüğü köken, hayatı ve hareketi sağlayan şey Riyah; havayı hareketli hale getirip rüzgâr yapan şey. Kuranda rüzgâr olarak tekil geçince azap getiren anlamındadır, çoğul olarak geçince rahmet getiren rüzgarlar anlamındadırlar, dinlendirici rüzgâra ise ravah denilir.)
Elif, Lâm, Mîm. dipnot 1
Elif lam mim.
Elif-Lam-Mim dipnot 1 !
ELİF! LAM! MİM!
Elif Lâm Mîm.
Elif Lam Mim.
Elif, Lam, Mim.
Secde suresi, 2. ayet. تَنزِيلُ ٱلْكِتَٰبِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab'ın indirilişi, alemlerin Rabbi tarafındandır.
Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitabın indirilişi âlemlerin Rabbindendir. dipnot 1
Bu ilahi kelamın indirilişi, hiç kuşku yok ki alemlerin Rabbindendir.
Bu Kitab'ın indirilişi, hiç şüphe yok ki alemlerin Rabbindendir.
Kendisinde kuşku olmayan Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsi (Kitap), Rabb-ül alemin'den ("İnsan"ların Rabbinden) inzal olmuştur! (Kuran'da pek çok yerde alemler kelimesi ile "insan"lara işaret edilmiştir. Bu iyi incelenmeli ve dikkatle düşünülmeli. )
Kendisinde şüphe olmayan bu Kitabın indirilişi alemlerin Rabbi tarafındandır.
Bu Kitab'ın, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olduğunda asla şüphe yoktur.
Hakkında kuşku olmayan Kitap'ın indirilişi, Evrenlerin Efendisindendir.
Kendinde şüphe olmayan bu kitabı, alemlerin Rabbi olan Allah indirmektedir.
Bu kitabın indirilişi, hiç kuşkusuz, evrenlerin Efendisi tarafındandır.
Bu kitabın indirilişi, hiç kuşkusuz, evrenlerin Rabbi tarafındandır.
Kendisinde şüphe olmayan bu Kitab'ın indirilişi, alemlerin Rabbi tarafındandır.
İndirilişi bu kitabın, şübhe yok bunda, rabbül'alemindendir
Mutlak doğru olan bu Kitap'ın indirilişi, alemlerin Rabb'indendir.
Mutlak doğru olan bu Kitap'ın indirilişi, alemlerin Rabb'indendir.
Kendisinde şüphe olmayan bu Kitap'ın indirilişi, alemlerin Rabb'indendir.
Kendisinde şüphe olmayan bu Kitabın indirilişi alemlerin rabbi tarafındandır.
Bu kitabın indirilmesi, ki onda hiçbir şübhe yokdur, aalemlerin Rabbindendir.
Şüphe götürmeyen kitabın indirilmesi alemlerin Rabbındandır.
(1-5) Elif Lâm Mim, içinde şüphe olmayan kitabın indirilmesi, alemlerin Rabbindendir, yoksa onu iftira etti mi diyorlar? Bilakis o, Rabbinden, senden önce bir uyarıcı verilmemiş kavmi uyarman için indirilen bir gerçektir , Böylelikle belki yola girerler/hidayet olurlar. Allah ki; semaları arzı ve bu ikisi arasındakileri altı günde yarattı ve tahta / arşa yerleşti, sizin için ondan başka dost ve aracı yoktur, hâlâ düşünmeyecek misiniz? İşleri /emirleri semadan arza doğru döndürür sonra ona tekrar sizin saymanızla miktarı bin senelik bir sürede tekrar semaya çıkarır / yükseltir , gaybı ve şahit o lunanı bilendir, saygıdeğerdir, merhametlidir, yarattığı her şeyi en güzel yapandır. İnsanı yaratmaya çamurdan başladı, sonra onun neslini / kendi soyundan gelenleri, hakir/adi bir su özünden / sülaleden yaptı, sonra onu bir şekle soktu ve ona kendi Ruhundan üfledi, size işitme, görme ve gönüller yaptı ne az teşekkür ediyorsunuz. (Tıin: Çamur, elementsel kökendir. Sülale: Biyolojik köken, Ruh: Allah’ın üfürdüğü köken, hayatı ve hareketi sağlayan şey Riyah; havayı hareketli hale getirip rüzgâr yapan şey. Kuranda rüzgâr olarak tekil geçince azap getiren anlamındadır, çoğul olarak geçince rahmet getiren rüzgarlar anlamındadırlar, dinlendirici rüzgâra ise ravah denilir.)
Kitabın indirilmesi –ki onda şüphe yoktur- âlemlerin Rabbindendir.
Şüphe yok ki Kitabın indirilişi, alemlerin Rabbi tarafındandır.
Bu kitabın alemlerin Rabbi / Sahibi tarafından indirilmiş olduğunda hiçbir şüphe yoktur dipnot 1 .
Hakkında şüpheye yer olmayan bu Kitap, alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
Bu Kitab'ın, alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olduğunda asla şüphe yoktur.
Kitabın indirilmesi, hiç kuşkusuz, alemlerin Rabbindendir.
Kitap'ın indirilişidir bu. Kuşku, çelişme yok bunda. Alemlerin Rabbi'ndendir bu.
Secde suresi, 3. ayet. أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ بَلْ هُوَ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ لِتُنذِرَ قَوْمًا مَّآ أَتَىٰهُم مِّن نَّذِيرٍ مِّن قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ
Yoksa "Onu Muhammed uydurdu" mu diyorlar? Hayır o, kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir.
Yoksa "Onu (Muhammed) uydurdu" dipnot 1 mu diyorlar? Aksine doğru yolu bulsunlar diye o, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için Rabbinden gönderilen gerçektir. dipnot 2
Yine de onlar "Onu o uydurdu" diyorlar. Hayır! O Senin Rabbinden gelen bir hakikattir; senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu belki doğru yola gelirler diye uyarman içindir.
Ama onlar, (o hakkı inkar edenler,) "Onu (Muhammed) uydurdu!" diyorlar. Asla! O, Rabbinden gelen bir hakikat olup senden önce hiçbir uyarıcı ile karşılaşmamış olan (bu) halkı doğru yola gelsinler diye uyarabilmen içindir.
Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar! Asla! O, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş toplumu uyarman için Rabbinden (olan) Hak'tır. . . Umulur ki (değerlendirip) hakikate ererler.
Yoksa onlar: "Bunu uydurdu" mu diyorlar? Hayır; o, Rabbinden olan bir haktır; senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için (onu sana indirdik). Umulur ki hidayet bulurlar.
Yoksa «Onu, (Muhammed) uydurdu mu?» diyorlar. Hayır! (Ey Peygamber!) O, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için Rabbinden gelen haktır. Belki onlarda doğru yolu bulurlar.
Yoksa "Onu uydurdu!" mu diyorlar? Hayır! O, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarman için, Efendinden gerçektir; belki doğru yola erişirler diye.
Yoksa "onu Muhammed uydurdu" mu diyorlar? Hayır, o, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu uyarman için Rabbin tarafından gelen bir haktır/kitaptır. Umulur ki doğru yolu bulurlar.
"Onu uydurdu" mu diyorlar? Halbuki bu, senden önce kendilerine bir uyarıcı ulaşmamış bir toplumu, belki yola gelirler diye uyarman için Efendinden gelen bir gerçektir.
'Onu uydurdu' mu diyorlar? Halbuki bu, senden önce kendilerine bir uyarıcı ulaşmamış bir toplumu, belki yola gelirler diye uyarman için Rabbinden gelen bir gerçektir.
Yoksa: "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, o, senden önce kendilerine bir gocundurucu (uyarıcı) peygamber gelmemiş olan bir kavmi gocundurasın (uyarasın) diye, Rabbin tarafından gelen bir gerçektir, gerek ki hidayeti kabul ederler.
Yoksa onu uydurdu mu diyorlar? Hayır, haktır o, rabbındandır, kendilerine senden önce kocundurucu Peygamber gelmemiş olan bir kavmi kocundurasın diye gerek ki hidayeti kabul edeler
Yoksa "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? Bilakis! O, Rabb'inden bir gerçektir. Senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman içindir. Umulur ki böylece onlar, doğru yolu seçerler.
Yoksa "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? Bilakis! O, Rabb'inden bir gerçektir. Senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman içindir. Umulur ki böylece onlar, doğru yolu seçerler.
Yoksa, "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? Bilakis! O, Rabb'inden bir gerçektir. Senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman içindir. Umulur ki böylece onlar, doğru yolu seçerler.
Yoksa onlar: "Bunu uydurdu" mu diyorlar? Hayır; o, rabbinden olan bir haktır; senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için (onu sana indirdik). Umulur ki hidayet bulurlar.
Yoksa o, bunu kendiliğinden mi uydurdu diyorlar? Hayır, o Rabbinden (gelen bir) hakdır. (Biz onu) senden evvel kendilerine inzar edici hiçbir (peygamber) gelmemiş olan bir kavme, (tutdukları yolun) korkunç aakıbetlerini haber vermen için (indirdik). Olur ki onlar hidayeti kabul ederler.
Yoksa; O, bunu kendiliğinden uydurdu mu diyorlar; Hayır, o haktır, Rabbındandır. Ve senden evvel kendilerine uyarıcı gelmemiş olan bir kavme korkunç akıbetlerini haber vermen içindir. Belki hidayeti bulurlar.
(1-5) Elif Lâm Mim, içinde şüphe olmayan kitabın indirilmesi, alemlerin Rabbindendir, yoksa onu iftira etti mi diyorlar? Bilakis o, Rabbinden, senden önce bir uyarıcı verilmemiş kavmi uyarman için indirilen bir gerçektir , Böylelikle belki yola girerler/hidayet olurlar. Allah ki; semaları arzı ve bu ikisi arasındakileri altı günde yarattı ve tahta / arşa yerleşti, sizin için ondan başka dost ve aracı yoktur, hâlâ düşünmeyecek misiniz? İşleri /emirleri semadan arza doğru döndürür sonra ona tekrar sizin saymanızla miktarı bin senelik bir sürede tekrar semaya çıkarır / yükseltir , gaybı ve şahit o lunanı bilendir, saygıdeğerdir, merhametlidir, yarattığı her şeyi en güzel yapandır. İnsanı yaratmaya çamurdan başladı, sonra onun neslini / kendi soyundan gelenleri, hakir/adi bir su özünden / sülaleden yaptı, sonra onu bir şekle soktu ve ona kendi Ruhundan üfledi, size işitme, görme ve gönüller yaptı ne az teşekkür ediyorsunuz. (Tıin: Çamur, elementsel kökendir. Sülale: Biyolojik köken, Ruh: Allah’ın üfürdüğü köken, hayatı ve hareketi sağlayan şey Riyah; havayı hareketli hale getirip rüzgâr yapan şey. Kuranda rüzgâr olarak tekil geçince azap getiren anlamındadır, çoğul olarak geçince rahmet getiren rüzgarlar anlamındadırlar, dinlendirici rüzgâra ise ravah denilir.)
Yoksa; “Onu Muhammed uydurdu mu?" diyorlar. Hayır! O, kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbinden gelen haktır.
Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, o senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi, doğru yola gelirler umuduyla uyarman için Rabbin tarafından (sana indirilen) gerçektir.
Yoksa "Onu, o (Muhammed) uydurdu." mu diyorlar dipnot 1 ? Hayır! O (kitap), Rabbin tarafından indirilmiş bir gerçektir dipnot 2 . Senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir topluluğu dipnot 3 uyarman içindir. Belki doğru yola girerler.
(Senin için) "Onu o uydurdu" diyorlar, öyle mi? Hayır; onun, Rabbin tarafından indirildiği bir gerçektir. Senden önce uyarıcı gelmemiş olan bir topluluğu uyarman için indirilmiştir. Belki yola gelirler.
Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? Hayır, O, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu, belki hidayet bulurlar diye uyarman için Rabbi’nden gelen bir haktır.
Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, O, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu, belki doğru yola gelirler diye uyarman için Rabbi'nden gelen gerçektir
Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, haktır o; senin Rabbindendir; senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarman içindir. Umulur ki, doğruya ve güzele kılavuzlanırlar.
Secde suresi, 4. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ مَا لَكُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِىٍّ وَلَا شَفِيعٍ أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ
Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş'a kurulandır. Sizin için O'ndan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız?
Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde (dönemde) yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. dipnot 1 Sizin için O'ndan başka hiçbir dost ve şefaatçi yoktur. (Hâlâ gerçeği) hatırlamıyor musunuz?
Gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri altı aşamada yaratan, sonra da hükümranlık makamına kurulan Allah'tır; (hesap günü) sizi O'ndan koruyacak ne bir dost ne de bir kayırıcı bulamazsınız: peki, hala ders almayacak mısınız?
Allah'tır gökleri ve yeri ve ikisinin arasında bulunan her şeyi altı devrede yaratan ve sonra Kudret ve Hakimiyet Tahtı'na oturan; (Hesap Günü) ne sizi O'ndan koruyacak, ne de size şefaat edecek birini bulamazsınız; hala düşünüp ders almaz mısınız?
Allah, O ki, semalar (gökler veya nefs mertebeleri olan bilinç düzeyleri) ve arzı (yeryüzü veya beden - beyin) ve ikisi arasında olanları altı aşamada - süreçte (insan itibarıyla 6 aşama: 1. sperm/yumurta, 2. döllenme (zigot), 3. geometrik hücre çoğalması, 4. hücre farklılaşması, 5. organların oluşması, 6. farklılaşan organların işlevlenmesi - şuur ve duyuların oluşması. A. H. ) yarattı, sonra Arş'a istiva etti (Esma özellikleriyle fiiller aleminde tedbirata başladı). . . Sizin O'ndan başka ne bir Veliyy'niz ve ne de bir şefaat ediciniz vardır. . . Hala bunu düşünüp, değerlendirmiyor musunuz? (Bu ayeti iki yönlü düşünmek gerek kanaatimce. İnsanın dış dünyası ve İnsanın varlığı olarak. A. H. )
Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra arşa istiva etti. Sizin O'nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?
Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde (devirde) yaratan, sonra arşa istivâ eden Allah'tır. O'ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçiniz vardır. Artık düşünüp öğüt almaz mısınız?
Allah, gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmıştır. Sonra, egemen bir erk oluşturmuştur. O'ndan başka bir de ayrıca, ne bir dost ne de bir ara bulucu yoktur. Yine de düşünmüyor musunuz?
Allah, gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde/evrede/dönemde yaratan, sonra arşı hakimiyeti altına alandır. O'ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçiniz vardır. Düşünüp ders almıyor musunuz?
ALLAH gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yaratan ve sonra tüm otoriteyi kurandır. Sizin için O'ndan ayrı bir veli (sahip) ve şefaatçi (aracı) yoktur. Öğütten anlamaz mısınız?
ALLAH gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yaratan ve sonra tüm otoriteyi kurandır. Sizin için O'ndan ayrı bir veli (sahip) ve şefaatçı (aracı) yoktur. Öğütten anlamaz mısınız?
Allah O'dur ki, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra Arş üzerine hükümranlığını kurmuştur. Sizin için O'ndan başka ne bir sahibiniz, ne de bir şefaatçiniz vardır. Artık düşünmez misiniz?
Allah, o ki Gökleri ve Yeri altı günde yaratmış, sonra Arş üzerine istiva buyurmuştur, sizin için ondan başka ne bir veliy vardır, ne bir şefi', artık düşünmez misiniz?
O Allah ki; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde dipnot 1 yarattı. Sonra arşa isteva etti. dipnot 2 Sizin O'ndan başka veliniz dipnot 3 ve şefaatçiniz dipnot 4 yoktur. Hala öğüt almaz mısınız?
O Allah ki; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde dipnot 1 yarattı. Sonra arşa isteva etti. dipnot 2 Sizin O'ndan başka veliniz dipnot 3 ve şefaatçiniz yoktur. Hala öğüt almaz mısınız?
O Allah ki; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde dipnot 1 yarattı. Sonra arşa istiva etti. dipnot 2 Sizin O'ndan başka veliniz dipnot 3 ve şefaatçiniz yoktur. Hala öğüt almaz mısınız?
Tanrı, gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı; sonra arşa istiva etti. Sizin O'nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?
Allah, gökleri ve yeri ve bunların arasında olan şeyleri altı günde yaratan, sonra hükmü arşı istila edendir. Sizin Ondan başka hiçbir yariniz ve (azabınızı giderecek) hiçbir yardımcınız yokdur. Artık iyice düşünmez misiniz?
Allah, O'dur ki; gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratmış, sonra Arş'a hükmetmiştir. Sizin O'ndan başka bir dostunuz ve şefaatçınız yoktur. Hala düşünmüyor musunuz?
(1-5) Elif Lâm Mim, içinde şüphe olmayan kitabın indirilmesi, alemlerin Rabbindendir, yoksa onu iftira etti mi diyorlar? Bilakis o, Rabbinden, senden önce bir uyarıcı verilmemiş kavmi uyarman için indirilen bir gerçektir , Böylelikle belki yola girerler/hidayet olurlar. Allah ki; semaları arzı ve bu ikisi arasındakileri altı günde yarattı ve tahta / arşa yerleşti, sizin için ondan başka dost ve aracı yoktur, hâlâ düşünmeyecek misiniz? İşleri /emirleri semadan arza doğru döndürür sonra ona tekrar sizin saymanızla miktarı bin senelik bir sürede tekrar semaya çıkarır / yükseltir , gaybı ve şahit o lunanı bilendir, saygıdeğerdir, merhametlidir, yarattığı her şeyi en güzel yapandır. İnsanı yaratmaya çamurdan başladı, sonra onun neslini / kendi soyundan gelenleri, hakir/adi bir su özünden / sülaleden yaptı, sonra onu bir şekle soktu ve ona kendi Ruhundan üfledi, size işitme, görme ve gönüller yaptı ne az teşekkür ediyorsunuz. (Tıin: Çamur, elementsel kökendir. Sülale: Biyolojik köken, Ruh: Allah’ın üfürdüğü köken, hayatı ve hareketi sağlayan şey Riyah; havayı hareketli hale getirip rüzgâr yapan şey. Kuranda rüzgâr olarak tekil geçince azap getiren anlamındadır, çoğul olarak geçince rahmet getiren rüzgarlar anlamındadırlar, dinlendirici rüzgâra ise ravah denilir.)
Allah; gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra da arşa istivâ etmiştir. Sizin O’ndan başka bir veliniz de şefaatçiniz de yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?
O (Allah) ki gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları altı günde yarattı; sonra Arş'a istiva etti. Sizin, O'ndan başka bir dostunuz, şefa'atçiniz yoktur. Düşünüp öğüt almıyor musunuz?
Allah; gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde dipnot 1 yaratmış, sonra arşa /yönetimin başına dipnot 2 geçmiş olandır. Onunla aranıza girecek bir veli /yakınınız dipnot 3 ve şefaatçiniz yoktur. Bilgilerinizi kullanmayacak mısınız dipnot 4 ?
Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan sonra da Arşa(yönetimi) geçen Allahtır. O'ndan başka bir dostunuz ve destekçiniz yoktur. Bilginizi kullanmaz mısınız
Allah, gökleri ve yeri altı günde yaratmış, sonra da arşa istivâ etmiştir. Sizin O’ndan başka bir veliniz de şefaatçiniz de yoktur. Hâlâ düşünmüyor musunuz?
Allah, gökleri ve yeri altı günde, yaratmış. Sonra da hakimiyeti altına almıştır. Sizin O'ndan başka bir veliniz de şefaatçiniz de yoktur. Hala düşünmüyor musunuz?
Allah'tır ki gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra arş üzerinde egemenlik kurmuştur. O'nun dışındakilerden size ne bir dost vardır ne de bir şefaatçı. Hala düşünüp ibret almayacak mısınız?
Secde suresi, 5. ayet. يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ إِلَى ٱلْأَرْضِ ثُمَّ يَعْرُجُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُۥٓ أَلْفَ سَنَةٍ مِّمَّا تَعُدُّونَ
Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O'na yükselir.
(Allah) gökten yere (kadar her) işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin saymakta olduğunuz türden bin sene tutan dipnot 1 bir günde O'na yükselir.
Gökten yere kadar bütün bir oluşu O düzenler; en sonunda bütün bir oluş sizin hesabınıza göre bin yıl kadar süren bir O'na yükselir.
Göklerden yere kadar bütün mevcudatı O düzenleyip yönetir; ve sonunda tümü, sizin hesabınızla bin yıl (kadar) süren bir Gün'de (yargılanmak üzere) O'na yükselir.
Emri (hükmü) semadan (dışsal olarak; burçlar diye tanımlanan Esma özelliklerinin açığa çıkmasıyla oluşan yapılardan yayılan kozmik elektromanyetik dalgalarla ağırlıklı olarak karındaki ikinci beyini ve dolayısıyla bilinci etkileyerek; ya da, içsel olarak, holografik gerçeklik gereği beyindeki datadan açığa çıkan Esma mertebesinden. A. H. ) arzı (yeryüzü veya beyini) tedbir eder. . . Sonra miktarı, bin sene olan süreç içinde O'na uruc eder (ruh beden yaşam boyutuna yükseliş veya boyutsal aslına dönüş. A. H. ).
Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O'na yükselir.
Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O'nun nezdine çıkar.
Göklerden yeryüzüne doğru tüm işleri yönetir. Sonra, sizin hesabınızla bin yıl olan bir gün içinde O'na yükselirler.
Gökten yere kadar bütün işleri O yönetir. Sonra, sizin saydığınız yıllardan bin yıla denk düşen bir günde bütün işler O'na çıkar.
Gökten yere kadar bütün işleri O kontrol eder. Sonra sizin saydığınızdan bin yıla eşit bir gün içinde kendisine yükselirler.*
Gökten yere kadar bütün işleri O kontrol eder. Sonra sizin saydığınızdan bin yıla eşit bir gün içinde kendisine yükselirler.
Gökten yere (yukarıdan aşağıya) kadar bütün işleri o düzenleyip yönetir, sonra da sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir günde O'na yükselir.
Semadan Zemine (yukarıdan aşağıya) emri tebdir eder, sonra da o ona uruc eyler bir günde ki mikdarı sizin sayınızdan bin sene eder
Gökten yeryüzüne kadar işleri düzenler. Sonra miktarı sizin hesabınıza göre bin yıl süren bir gün dipnot 1 içinde işler O'na yükselir. dipnot 2
Gökten yeryüzüne kadar işleri düzenler. Sonra miktarı sizin hesabınıza göre bin yıl süren bir gün dipnot 1 içinde işler O'na yükselir. dipnot 2
Gökten yere kadar işleri düzenler. Sonra miktarı sizin hesabınıza göre bin yıl süren bir gün dipnot 1 içinde işler O'na yükselir. dipnot 2
Gökten yere her buyruğu O evirip düzene koyar. Sonra (buyruklar) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O'na yükselir.
Gökden yere kadar her işi O tedbir eder. Sonra (o iş) sizin sayageldiğinizce bin sene mıkdarında olan (mesafeye) bir günde yine Ona yükselir.
Gökten yere kadar her işi O, düzenler. Sonra sizin hesabınıza göre bin yıl kadar tutan bir günde yine O'na yükselir.
(1-5) Elif Lâm Mim, içinde şüphe olmayan kitabın indirilmesi, alemlerin Rabbindendir, yoksa onu iftira etti mi diyorlar? Bilakis o, Rabbinden, senden önce bir uyarıcı verilmemiş kavmi uyarman için indirilen bir gerçektir , Böylelikle belki yola girerler/hidayet olurlar. Allah ki; semaları arzı ve bu ikisi arasındakileri altı günde yarattı ve tahta / arşa yerleşti, sizin için ondan başka dost ve aracı yoktur, hâlâ düşünmeyecek misiniz? İşleri /emirleri semadan arza doğru döndürür sonra ona tekrar sizin saymanızla miktarı bin senelik bir sürede tekrar semaya çıkarır / yükseltir , gaybı ve şahit o lunanı bilendir, saygıdeğerdir, merhametlidir, yarattığı her şeyi en güzel yapandır. İnsanı yaratmaya çamurdan başladı, sonra onun neslini / kendi soyundan gelenleri, hakir/adi bir su özünden / sülaleden yaptı, sonra onu bir şekle soktu ve ona kendi Ruhundan üfledi, size işitme, görme ve gönüller yaptı ne az teşekkür ediyorsunuz. (Tıin: Çamur, elementsel kökendir. Sülale: Biyolojik köken, Ruh: Allah’ın üfürdüğü köken, hayatı ve hareketi sağlayan şey Riyah; havayı hareketli hale getirip rüzgâr yapan şey. Kuranda rüzgâr olarak tekil geçince azap getiren anlamındadır, çoğul olarak geçince rahmet getiren rüzgarlar anlamındadırlar, dinlendirici rüzgâra ise ravah denilir.)
Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O’na yükselir.
(Allah) Emri gökten yere tedbir eder (buyruğunu indirir). Sonra emir, sizin hesabınızca bin yıl süren bir gün içinde O'na çıkar.
Gökten yere her işi o düzenler dipnot 1 ; sonra (sonuçları) sizin hesabınıza göre süresi bin yıl olan bir zaman diliminde ona yükselir dipnot 2 .
Gökten yere kadar olan bütün işleri Allah düzenler, sonra, işler sizin hesabınıza göre bin yılı bulan bir gün dipnot 1 içinde ona yükselir.
Gökten yere işi düzenleyip yönetir. Sonra sizin saydığınızla süresi bin yıl olan bir günde O’na yükselir (bu iş).
Gökten yere bütün işleri o düzenler. Sonra sizin saydığınızla süresi bin yıl olan bir günde işler O'na yükselir.
İş ve oluşu gökten yere doğru çekip çevirir; sonra o O'na yükselip çıkar: Bir günde ki, süresi, sizin saymakta olduğunuz günlerden bin yıla denktir.
Secde suresi, 6. ayet. ذَٰلِكَ عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
İşte Allah, gaybı da görünen alemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
İşte, görünmeyeni de görüneni de bilen, güçlü, çok merhametli olan O'dur.
İşte idraki aşan hakiketleri de, idrak ve tecrübe edilebilen gerçekleri de bilen; (hem) her işinde mükemmel olan, (hem de) merhamet kaynağı olan yalnızca O'dur.
Yaratılmışların kavrayış alanının ötesindeki şeyleri de, duyuları ve akıllarıyla kavrayabildiklerini de bilen O'dur; O, Kudret Sahibidir, Rahmet Kaynağıdır.
İşte (Allah) gaybı (algılanamayan) da şehadeti (algılanan) de Bilen'dir; Aziyz'dir, Rahıym'dir.
İşte gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, üstün ve güçlü olan, esirgeyen O'dur.
İşte, görülmeyeni de görüleni de bilen, mutlak galip ve merhamet sahibi O'dur.
İşte, gizli gerçekleri ve görünenleri Bilendir. Üstündür; Merhametlidir.
Allah, görülen ve görülmeyen her şeyi bilir; çok güçlüdür; çok merhametlidir.
Gizliyi de açığı da bilen, Üstün ve Rahim işte böyledir.
Gizliyi de açığı da bilen, Üstün ve Rahim işte böyledir.
İşte görülmeyeni de görüleni de bilen, herşeye gücü yeten, çok merhametli olan O'dur.
Odur işte gaybi de şehadeti de bilen, aziz rahim
İşte O, görünmeyeni ve görüneni bilen Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
İşte O, görünmeyeni ve görüneni bilen Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
İşte O, görünmeyeni ve görüneni bilen Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
İşte gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, üstün ve güçlü olan, esirgeyen O'dur.
İşte görünmeyeni de, görüneni de bilen, yegane gaalib olan, (ehl-i taatini) çok esirgeyen (Haalik-ı müdebbir) budur.
Görülmeyeni de, görüleni de bilen, Aziz ve Rahim olan, O'dur.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
İşte O, gaybı da görüneni de bilendir, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
İşte görünmeyeni de, görüneni de bilen, güçlü ve esirgeyici olan O'dur.
İşte o, gaybı /algılanamayanı ve şehadeti /algılanabileni de bilen, daima üstün ve ikramı bol olandır dipnot 1 .
İşte o, görülmeyeni de görüleni de bilen, güçlü ve ikramı bol olan Allah'tır.
Gaybı da görüneni de bilendir (O). Çok güçlüdür, çok merhametlidir.
İşte görülmeyeni de görüneni de bilen güçlü ve merhametli olan O'dur.
İşte budur Allah! Gaybı da görüneni de bilen O'dur. Aziz'dir o, Rahim'dir.
Secde suresi, 7. ayet. ٱلَّذِىٓ أَحْسَنَ كُلَّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ وَبَدَأَ خَلْقَ ٱلْإِنسَٰنِ مِن طِينٍ
O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı.
O ki yarattığı her şeyi güzel yapmış ve insanı yaratmaya çamurdan başlamıştır. dipnot 1
O her şeye yaratılış amacıyla en uyumlu olma ve kemalini bulma (yeteneğini) bahşetmiştir. Öyle ki, insan türünü yaratmaya (basit) bir balçıktan başlamıştır.
O, yarattığı her şeyi en mükemmel şekilde yapandır. Nitekim Allah, insanın yaratılışını balçıktan başlatır;
O ki, yarattığı her şeyi mükemmel yapmıştır! İnsanı oluşturmaya balçıktan (yumurta) başlamıştır.
Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.
O (Allah) ki, yarattığı her şeyi güzel yapman ve insanı yaratışına çamurdan başlayandır.
O, her şeyi en güzel biçimde yaratmıştır. İnsanın yaratılışına da balçıktan başladı.
O, yarattığı her şeyi en güzel yaratmış ve insanın yaratılışına çamurdan başlamıştır.
O yarattığı her şeyi mükemmel hale soktu. İnsanın yaratılışına balçıktan başladı.*
O yarattığı her şeyi mükemmel hale soktu. İnsanın yaratılışına balçıktan başladı.
O ki, yarattığı herşeyi güzel yarattı ve insanı yaratmaya da bir çamurdan başladı.
O ki yarattığı her şey'i güzel yarattı ve insanı yaratmağa bir çamurdan başladı
O ki yarattığı her şeyi en iyi şekilde yaratmıştır. İnsanı yaratmaya çamurdan dipnot 1 başladı.
O ki yarattığı her şeyi en iyi şekilde yaratmıştır. İnsanı yaratmaya çamurdan dipnot 1 başladı.
O ki yarattığı her şeyi en iyi şekilde yaratmıştır. İnsanı yaratmaya çamurdan başladı.
Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.
Ki O, yaratdığı her şey'i güzel yapan, insanı yaratmıya da çamurdan başlıyandır.
Ki, yarattığı her şeyi güzel yaratan O'dur. İnsanı yaratmaya da çamurdan başlamıştır.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
O ki yarattığı her şeyi güzel yapmıştır. İnsanı yaratmaya da çamurdan başlamıştır.
O'dur ki, yarattığı herşeyi güzel yaptı ve insanı yaratmağa çamurdan başladı.
O, yarattığı her şeyi güzel yaratandır. İnsanı yaratmaya çamurdan başlamıştır dipnot 1 .
Yarattığı her şeyi güzel yaratan ve o insanı (dem'i) yaratmaya çamurdan başlayan O'dur.
O (Allah) ki, yarattığı her şeyi güzel yapmış ve ilk başta insanı çamurdan yaratmıştır.
Yarattığı her şeyi güzel yaratandır. İnsanı da yaratmaya çamurdan başladı.
O, odur ki, yarattığı her şeyi güzel yarattı. Ve insanın yaratılışına çamurdan başladı.
Secde suresi, 8. ayet. ثُمَّ جَعَلَ نَسْلَهُۥ مِن سُلَٰلَةٍ مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ
Sonra onun neslini bir öz sudan, değersiz bir sudan yarattı.
Sonra onun neslini dayanıksız bir suyun özünden yaratmıştır. dipnot 1
Sonra onun neslini yine (en az o kadar) basit bir sıvı özünden yaratmıştır.
sonra basit bir sıvı özünden soyunu sürdürür;
Sonra onun neslini basit bir sudan (meni) meydana getirdi.
Sonra onun soyunu bir özden (sülale'den), basbayağı bir sudan yapmıştır.
Sonra onun zürriyetini, dayanıksız bir suyun özünden üretmiştir.
Sonra, onun soyunu, özelliği olmayan bir suyun özünden oluşturdu. dipnot 348
Sonra onun soyunu değersiz bir suyun özünden devam ettirmiştir.
Sonra onun soyunu bayağı bir sudan devam ettirdi.
Sonra onun soyunu bayağı bir sudan devam ettirdi.
Sonra onun neslini bir sülaleden (değersiz bir sudan) yaptı.
Sonra da bir sülaleden, bir hakıyr sudan neslini yaptı
Sonra onun soyunu dipnot 1 bir özden, basit bir sudan, dipnot 2 devam ettirdi.
Sonra onun soyunu dipnot 1 bir özden, basit bir sudan dipnot 2 , devam ettirdi.
Sonra onun soyunu dipnot 1 bir özden, basit bir sudan dipnot 2 , devam ettirdi.
Sonra onun soyunu bir özden (sülale), basbayağı bir sudan yapmıştır.
Sonra O, bunun zürriyyetini hakıyr bir sudan meydana gelen nutfeden yapmışdır.
Sonra onun soyunu bayağı bir suyun özünden yapmıştır.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Sonra onun soyunu bayağı bir sudan olan bir özden (nutfeden) yarattı.
Sonra onun neslini bir özden, hakir bir su(yun özü)nden yaptı.
Sonra onun soyunu bir özden; dayanıksız bir sudan /sıvıdan oluşturmuştur dipnot 1 .
Sonra onun soyunu bir özden; zayıf bir sudan yaratmıştır.
Sonra onun zürryetini, basit bir sudan var etmiştir.
Sonra onun neslini basit bir suyun özünden meydana getirdi.
Sonra onun neslini bir üsareden, hor görülen bir sudan oluşturdu.
Secde suresi, 9. ayet. ثُمَّ سَوَّىٰهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِۦ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ
Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Sonra onu şekillendirmiş, ona rûhundan üflemiştir. Sizin için işitme (duyusu), gözler ve kalpler yaratmıştır. Ne kadar da azınız şükrediyor!
Daha sonra onu yaratılış amacını gerçekleştirecek bir donanıma sahip kılarak Kendi ruhundan üflemiştir; derken sizi hem işitme ve görme, hem de duygu ve düşünce yetenekleriyle donatmıştır: ne kadar da azınız şükrediyor.
sonra ona (yaratılış) amacına uygun bir şekil verip Kendi ruhundan üfler; ve (böylece, ey insanoğlu,) sizi hem işitme ve görme (melekeleri) hem de düşünce ve duygularla donatır, (Buna rağmen) ne kadar da az şükrediyorsunuz!
Sonra onu (beyini, Esma manalarını açığa çıkaracak şekilde) tesviye etti (nöronların Esma özelliklerini açığa çıkartacak dalga boylarını değerlendirecek şekilde oluşturulması) ve onda kendi ruhundan nefhetti (nefh = üfleme içten dışadır; nefholan yani içten dışa yani beynin data boyutundan açığa çıkarılan Esma manalarının özellikleridir ki, varlık alemindeki "Allah'ın ruhu" diye işaret edilen de budur Allahu alem). . . Sizin için sem' (algılama), basarlar (gözler - görme) ve FUADLAR (Esma mana özelliklerini beyne yansıtıcılar - kalp nöronları) oluşturdu. . . Ne az şükrediyorsunuz (değerlendiriyorsunuz)!
Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?
Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Sonra, onu biçimlendirip, Ruhundan üfledi; duyma yetisi, gözler ve duygular verdi. Ne denli az şükrediyorsunuz? dipnot 349
Sonra ona güzel bir şekil verip kendi ruhundan üflemiştir. Size kulaklar, gözler ve kalpler vermiştir. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Sonra onu biçimlendirip ona ruhundan üfledi. Size işitme ve görme yeteneği ile beyinler verdi; siz pek seyrek şükrediyorsunuz.
Sonra onu biçimlendirip ona ruhundan üfledi. Size işitme ve görme yeteneği ile beyinler verdi; siz pek seyrek şükrediyorsunuz.
Sonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan üfledi ve sizin için işitmeyi, o görmeleri ve gönülleri yaptı. Siz çok az şükrediyorsunuz!
Sonra onu tesviye edib içine ruhundan nefh buyurdu ve sizin için o işitmeyi, o görmeleri ve gönülleri yaptı, siz pek az şükrediyorsunuz
Sonra onu düzenledi ve ona Ruhundan üfledi. dipnot 1 Size duyma yetisi, görme yetisi ve fuad dipnot 2 verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Sonra onu düzenledi ve ona ruhundan üfledi dipnot 1 . Size duyma yetisi, görme yetisi ve fuad dipnot 2 verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Sonra onu düzenledi ve ona ruhundan üfledi dipnot 1 . Size duyma yetisi, görme yetisi ve fuad dipnot 2 verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve yürekler (efideh) var etti. Ne az şükrediyorsunuz?
Sonra onu düzeltib tamamladı. İçine ruuhundan üfürdü. Sizin için kulaklar, gözler, gönüller yaratdı. Ne az şükredersiniz?
Sonra onu düzeltip tamamlamış ve ruhundan ona üflemiştir. Size de kulaklar, gözler ve kalbler vermiştir. Ne de az şükrediyorsunuz.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Sonra onu düzenli bir şekle soktu ve ona ruhundan üfledi. Size kulak, gözler ve gönüller verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
Sonra ona biçim verdi, ona kendi ruhundan üfledi. Ve sizin için kulak(lar), gözler ve gönüller yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Sonra insana son şeklini vermiş dipnot 1 , içine ruhundan üflemiş, sizin için dipnot 2 dinleme yeteneği, basiret /ileri görüşlülük ve gönüller oluşturmuştur dipnot 3 . Görevlerinizi ne kadar az yerine getiriyorsunuz!
Sonra (organlarını tamamlamış) dengesini kurmuş ve ona ruhundan üflemiş dipnot 1 ; (böylece) size dinleme, ileri görüşlü olma (basiret) yeteneği ve gönüller vermiştir. (Bu yetenekleri) Ne kadar az değerlendiriyorsunuz!
Sonra onu tamamlayıp, şekillendirdi ve ona ruhundan üfledi. Size kulak, gözler ve gönüller verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
Sonra ona şekil verip, canlandırdı. Size kulak, gözler ve gönüller verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
Sonra ona bir biçim verdi ve onun içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için, işitme gücü, gözler ve gönüller vücuda getirdi. Ne kadar da az şükredersiniz!
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.