Şuarâ suresi · 213–227. ayetler

"En yakın akrabanı uyar"; şairler

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Şuarâ suresi, 213. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 213. ayet. فَلَا تَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلْمُعَذَّبِينَ

    Diyanet İşleri

    Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun!

    Mehmet Okuyan

    Allah ile birlikte herhangi bir ilaha sakın yalvarma; yoksa sen de azap edilenlerden olursun! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada hitap Hz. Muhammed'e olsa da mesaj evrenseldir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde, Allah'la beraber başka bir ilaha yalvarıp yakarma! Bu takdirde azaba uğrayanlardan olursun.

    Muhammed Esed

    Bunun içindir ki, (ey insanoğlu,) Allah'la beraber başka bir ilaha başvurma ki kendini azaba uğrayanların arasında bulmayasın.

    Ahmed Hulusi

    O halde Allah (hakikati ortada iken) yanı sıra tanrı kavramına yönelme! Yoksa azabı yaşayacaklardan olursun!

    Ali Bulaç

    Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarıp yakarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun.

    Ali Özek ve heyeti

    O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, sonra azap edilenlerden olursun!

    Ali Rıza Safa

    Allah ile birlikte başka tanrılara da yakarışlarda bulunma; cezaya uğratılanlar arasında olursun.

    Bayraktar Bayraklı

    Artık Allah'la birlikte hiçbir tanrıya kulluk etme! Aksi takdirde cezalandırılanlardan olursun.

    Edip Yüksel

    ALLAH ile birlikte bir başka tanrı çağırma; yoksa cezalandırılırsın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH ile birlikte bir başka tanrı çağırma; yoksa cezalandırılırsın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bundan dolayı sakın, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarma ki azap edileceklerden olmayasın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Binaenaleyh sakın Allah ile beraber diğer bir ilaha çağırma ki o ta'zib edileceklerden olmıyasın

    Erhan Aktaş

    O halde Allah ile beraber başka bir ilaha yönelme. Yoksa azap edilenlerden olursun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O halde Allah ile beraber başka bir ilaha yönelme. Yoksa azap edilenlerden olursun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O halde Allah ile beraber başka bir ilaha yönelme. Yoksa azap edilenlerden olursun.

    Gültekin Onan

    Tanrı ile beraber başka bir tanrıya yalvarıp yakarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun.

    Hasan Basri Çantay

    Sakın Allah ile beraber diğer bir Tanrı daha çağırma. (Sonra) azablandırılanlardan olursun.

    İbni Kesir

    O halde Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarma. Yoksa azablandırılanlardan olursun.

    Mehmet Alagaş

    (192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O halde Allah ile birlikte başka bir ilaha dua etme. O takdirde azap edilenlerden olursun.

    Süleyman Ateş

    Allah ile beraber başka bir tanrı çağırma, sonra azab edilenlerden olursun.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sakın Allah ile birlikte başka birine ilah diye yalvarma. Yoksa azaba çarpılanlardan olursun.

    Şaban Britch

    Allah ile beraber başka bir ilaha dua etme, yoksa azap görenlerden olursun.

    Şaban Piriş

    Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma, azap görenlerden olursun.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O halde, Allah'ın yanında bir başka ilaha daha yalvarma/davet etme. Yoksa azaba uğratılanlardan olursun.

  2. Şuarâ suresi, 214. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 214. ayet. وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ ٱلْأَقْرَبِينَ

    Diyanet İşleri

    (Önce) en yakın akrabanı uyar.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık sana en yakın olan aşiretini uyar;

    Muhammed Esed

    Ve en yakınları(ndan başlayarak erişebildiğin herkesi) uyar

    Ahmed Hulusi

    Uyarmaya en yakınlarından başla!

    Ali Bulaç

    (Öncelikle) En yakın hısımlarını (aşiretini) uyar.

    Ali Özek ve heyeti

    (Önce) en yakın akrabanı uyar.

    Ali Rıza Safa

    En yakınlarını uyar.

    Bayraktar Bayraklı

    Yakın akrabalarını uyar!

    Edip Yüksel

    Sana en yakın olan insanları uyar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sana en yakın olan insanları uyar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    En yakın hısımlarını uyar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem en yakın hısımlarını inzar et

    Erhan Aktaş

    Önce yakın akrabalarını uyar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Önce yakın akrabalarını uyar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Önce yakın akrabalarını uyar.

    Gültekin Onan

    (Öncelikle) En yakın hısımlarını (aşiretini) uyar.

    Hasan Basri Çantay

    Sen (ilkin) en yakın hısımlarını inzar et.

    İbni Kesir

    Ve yakın akrabalarını uyar.

    Mehmet Alagaş

    (192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Önce en yakın akrabalarını uyar.

    Süleyman Ateş

    En yakın akrabanı uyar.

    Süleymaniye Vakfı

    En yakın çevreni dipnot 1 uyar dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aşiret sözcüğüne çevre anlamının verilmesinin sebebi, kelimenin kişinin kardeşleri, en yakınları ve içinde yaşadığı toplum anlamında kullanılmasıdır. Tevbe 9/24, Mücadele 58/22. ayetlerde "aşiret", anne baba, çocuklar, kardeşler ve eşler dışında kalan kimseler için kullanıldığından, "en yakın çevre" anlamı uygun düşmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen kavminden en yakınlarını uyar.

    Şaban Britch

    En yakın akrabalarını uyar.

    Şaban Piriş

    En yakın akrabanı uyar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    En yakın akraba ve hısımlarını uyar.

  3. Şuarâ suresi, 215. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 215. ayet. وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Mü'minlerden sana uyanlara kanatlarını indir.

    Mehmet Okuyan

    Sana uyan müminlere (merhamet) kanadını indir! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu emrin bir benzeri de Hicr 15:88'de de yer almaktadır. Bu ifade, tıpkı Müzzemmil 73:20'de de olduğu gibi "seninle olan bütün müminler" demektir. Çünkü bu surenin indirildiği dönemde Mekke'de Hz. Muhammed'e iman edip de onu takip etmeyenlerin bulunduğu düşünülmemelidir.

    Mustafa İslamoğlu

    ve seni izleyen mü'minlere kol kanat ger.

    Muhammed Esed

    ve seni izleyen müminlere kol kanat ger;

    Ahmed Hulusi

    İman edenlerden sana tabi olanları kanadının altına al!

    Ali Bulaç

    Ve mü'minlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger.

    Ali Özek ve heyeti

    Sana uyan müminlere (merhamet) kanadını indir.

    Ali Rıza Safa

    Seni izleyen inananlara da kanadını indir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sana uyan müminlere karşı son derece alçakgönüllü ol!

    Edip Yüksel

    Ve seni izleyen iman edenlere kanadını indir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve seni izleyen inananlara kanadını indir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve sana uyan müminlere kanadını indir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve sana ittiba' eden mü'minlere kanadını indir

    Erhan Aktaş

    Ve sana uyan İman Edenler'e sahip çık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve sana uyan inananlara sahip çık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve sana uyan inananlara sahip çık.

    Gültekin Onan

    Ve inançlılardan sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger.

    Hasan Basri Çantay

    Mü'minlerden sana tabi' olanlara kanadını indir.

    İbni Kesir

    Mü'minlerden sana uyanlara kanatlarını ger.

    Mehmet Alagaş

    (192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Müminlerden sana tabi olanlara kanatlarını indir.

    Süleyman Ateş

    Ve sana uyan mü'minlere kanadını indir (onlara karşı mütevazi ve şefkatli davran).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana uyan müminlere kol kanat ol.

    Şaban Britch

    Sana tabi olan müminlere (merhamet) kanadını indir.

    Şaban Piriş

    Sana tabi olan müminlere yumuşak davran.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Müminlerin sana uyanlarına kanadını indir.

  4. Şuarâ suresi, 216. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 216. ayet. فَإِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ إِنِّى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Eğer sana karşı gelirlerse, "Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım" de.

    Mehmet Okuyan

    Onlar sana isyan ederlerse de ki: "Ben sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım."

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki eğer (aşiretin) sana isyan ederse, bu takdirde: "Bakın, ben sizin yaptıklarınızdan beriyim!" de

    Muhammed Esed

    buna rağmen sana karşı çıkarlarsa, de ki: "Ben sizin yapıp ettiklerinizden sorumlu değilim!"

    Ahmed Hulusi

    Eğer sana asi olurlar ise de ki: "Ben yaptıklarınızdan beriyim!"

    Ali Bulaç

    Eğer sana isyan edecek olurlarsa, artık de ki: "Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım."

    Ali Özek ve heyeti

    Şayet sana karşı gelirlerse de ki: Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak ki uzağım.

    Ali Rıza Safa

    Sana karşı gelirlerse, şunu söyle: "Kuşkusuz, ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım!"

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer yakın akrabaların sana karşı gelirlerse, onlara "Yaptıklarınızdan uzağım" de!

    Edip Yüksel

    Sana karşı gelirlerse, "Yaptıklarınızdan uzağım" de.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sana karşı gelirlerse, 'Yaptıklarınızdan uzağım,' de.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine sana isyan ederlerse: "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım." de.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine sana ısyan ederlerse ben sizin amellerinizden beriyim de!

    Erhan Aktaş

    Eğer sana karşı çıkarlarsa, "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım." de.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer sana karşı çıkarlarsa, "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım." de.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer sana karşı çıkarlarsa, "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım." de.

    Gültekin Onan

    Eğer sana isyan edecek olurlarsa, artık de ki: "Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım."

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine eğer sana isyan ederlerse de ki: "Ben sizin yapageldiklerinizden hakikaten uzağım".

    İbni Kesir

    Şayet sana isyan ederlerse, de ki: Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım.

    Mehmet Alagaş

    (192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer sana karşı gelirlerse, de ki; “Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım.”

    Süleyman Ateş

    Şayet sana (uymaz) karşı gelirlerse: "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım," de.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Seni dinlemezlerse de ki: "Ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım."

    Şaban Britch

    Eğer sana isyan ederlerse, ben sizin yaptıklarınızdan uzağım, de.

    Şaban Piriş

    Eğer sana isyan ederlerse, ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım de.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer sana isyan ederlerse şöyle de: "Ben, sizin yapmakta olduklarınızdan uzağım."

  5. Şuarâ suresi, 217. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 217. ayet. وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

    Diyanet İşleri

    (217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah'a tevekkül et.

    Mehmet Okuyan

    (217, 218, 219, 220) Ayağa kalktığında ve secde edenler arasındaki dolaşmanda seni görene, (ayrıca) duyan, bilen, güçlü, çok merhametli olana (Allah'a) güven!

    Mustafa İslamoğlu

    ve merhameti bol olan O yüceler yücesine güven!

    Muhammed Esed

    Ve bu yolda, çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesine güven,

    Ahmed Hulusi

    (Hakikatin olan Esma mertebesine) Aziyz Rahıym'e tevekkül et!

    Ali Bulaç

    Sen, O güçlü ve üstün, esirgeyici olan (Allah')a tevekkül et.

    Ali Özek ve heyeti

    Sen O mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.

    Ali Rıza Safa

    Ve Üstün Olana; Merhametli Olana güven.

    Bayraktar Bayraklı

    - Namaza kalktığında ve secde edenlerle birlikte dolaştığında seni gören güçlü ve merhametli olan Allah'a güven!

    Edip Yüksel

    Üstün ve Rahman olana güven.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Üstün ve Rahman olana güven.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve O güçlü ve merhametli olana güvenip dayan.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o, aziz rahime mütevekkil ol

    Erhan Aktaş

    Mutlak Üstün Olan'a, Rahmeti Kesintisiz Olan'a tevekkül dipnot 1 et.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mutlak Üstün Olan'a, Rahmeti Kesintisiz Olan'a tevekkül dipnot 1 et.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mutlak Üstün Olan'a, Rahmeti Kesintisiz Olan'a tevekkül dipnot 1 et.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.

    Gültekin Onan

    Sen, O güçlü ve üstün, esirgeyici olana tevekkül et.

    Hasan Basri Çantay

    Sen O mutlak gaalib, O çok esirgeyici (Allaha) güvenib dayan.

    İbni Kesir

    Aziz, Rahim'e tevekkül et.

    Mehmet Alagaş

    (192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen, Azîz ve Rahîm olana tevekkül et.

    Süleyman Ateş

    Galib ve esirgeyen (Allah)'a tevekkül et.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen güçlü ve doğru karar veren Allah'a dayan.

    Şaban Britch

    Çok güçlü, çok merhametli olan Allah’a tevekkül et.

    Şaban Piriş

    Güçlü ve merhametli olan Allah'a bağlan!

    Yaşar Nuri Öztürk

    O Aziz, o Rahim olana güvenip dayan.

  6. Şuarâ suresi, 218. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 218. ayet. ٱلَّذِى يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ

    Diyanet İşleri

    (217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah'a tevekkül et.

    Mehmet Okuyan

    (217, 218, 219, 220) Ayağa kalktığında ve secde edenler arasındaki dolaşmanda seni görene, (ayrıca) duyan, bilen, güçlü, çok merhametli olana (Allah'a) güven!

    Mustafa İslamoğlu

    Ki O kıyam ettiğin vakit seni görmektedir;

    Muhammed Esed

    O ki senin (O'nun yolunda tek başına) ayakta kalmaya çalıştığını da görmektedir,

    Ahmed Hulusi

    Ki O, işlevine kalktığında seni görür. . .

    Ali Bulaç

    O, kıyam ettiğin zaman seni görüyor.

    Ali Özek ve heyeti

    O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.

    Ali Rıza Safa

    O, senin ayakta kalmaya çalıştığını görüyor. dipnot 304

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 304
      "Ayakta kalmaya çalıştığını" olarak yazdığımız söylem, kimi Kur'an çevirilerinde, "Ayakta durduğun zaman" veya "Namaza kalktığın zaman" veya "Gece namaza kalktığın zaman" veya "Namaz kılanlar arasında bulunduğun zaman" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Namaza kalktığında ve secde edenlerle birlikte dolaştığında seni gören güçlü ve merhametli olan Allah'a güven!

    Edip Yüksel

    O ki (ibadet ve düşünme için) kalktığın/uyandığın zaman seni görür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ki (ibadet ve düşünme için) kalktığın/uyandığın zaman seni görür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O ki, (namaza) kalktığın vakit seni görüyor

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O ki görüyor kıyam ettiğin vakıt seni

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kıyam dipnot 1 ettiğin zaman O seni görür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hep beraber ayağa kalkma, kalkışma. Harekete geçme.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kıyam dipnot 1 ettiğin zaman O seni görür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hep beraber ayağa kalkma, kalkışma. Harekete geçme.

    Gültekin Onan

    O, kıyam ettiğin zaman seni görüyor.

    Hasan Basri Çantay

    (218-219) (Öyle mutlak gaalib, öyle çok esirgeyici) ki O, (namaza) kıyam etdiğin vakit seni ve secde edenler içinde dolaşmanı (daima) görendir.

    İbni Kesir

    Görür O seni, kalktığında.

    Mehmet Alagaş

    (192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.

    Süleyman Ateş

    O, seni görür; Namaza durduğun zaman,

    Süleymaniye Vakfı

    Kalktığında seni görene,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayakta iken seni gören,

    Şaban Britch

    218-219 O, seni (namaza) kalktığın zaman da; secde edenler arasında (onlarla birlikte rukü, secde… ile) hareket etmeni de görür.

    Şaban Piriş

    (218-219) O, seni (namaza) kalktığın zaman da; secde edenler ile (secdeye) yatıp kalktığın zaman da görür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O ki görüyor seni kıyam ettiğin zaman.

  7. Şuarâ suresi, 219. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 219. ayet. وَتَقَلُّبَكَ فِى ٱلسَّٰجِدِينَ

    Diyanet İşleri

    (217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah'a tevekkül et.

    Mehmet Okuyan

    (217, 218, 219, 220) Ayağa kalktığında ve secde edenler arasındaki dolaşmanda seni görene, (ayrıca) duyan, bilen, güçlü, çok merhametli olana (Allah'a) güven!

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'a teslim olanlar arasındaki tasarruflarını da...

    Muhammed Esed

    (O'nun huzurunda) saygıyla yere kapananlar arasında yer aldığını da görmektedir;

    Ahmed Hulusi

    Secde edenler içinde yer aldığını da!

    Ali Bulaç

    Secde edenler arasında dönüp dolaşmanı da.

    Ali Özek ve heyeti

    Secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor).

    Ali Rıza Safa

    Secde edenler arasında yer aldığını da.

    Bayraktar Bayraklı

    - Namaza kalktığında ve secde edenlerle birlikte dolaştığında seni gören güçlü ve merhametli olan Allah'a güven!

    Edip Yüksel

    Ve senin secde edenler arasındaki hareketini de.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve senin secde edenler arasındaki hareketini de.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve secde edenler arasında dolaşmanı da.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve secdekarlar içinde dolaşmanı

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Secde dipnot 1 edenler içindeki hareketini de.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boyun eğenler, kabul ve itaat edenler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Secde dipnot 1 edenler içindeki hareketini de.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boyun eğenler, kabul ve itaat edenler.

    Gültekin Onan

    Secde edenler arasında dönüp dolaşmanı (tekallubeke) da.

    Hasan Basri Çantay

    (218-219) (Öyle mutlak gaalib, öyle çok esirgeyici) ki O, (namaza) kıyam etdiğin vakit seni ve secde edenler içinde dolaşmanı (daima) görendir.

    İbni Kesir

    Secde edenler arasında bulunduğunda.

    Mehmet Alagaş

    (192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Secde edenler ile (secdeye) yatıp kalktığın zaman da görür.

    Süleyman Ateş

    Ve secde edenler arasında eğilip doğrulurken.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Secde edenler arasında dolaşırken de görene dayan.

    Şaban Britch

    218-219 O, seni (namaza) kalktığın zaman da; secde edenler arasında (onlarla birlikte rukü, secde… ile) hareket etmeni de görür.

    Şaban Piriş

    (218-219) O, seni (namaza) kalktığın zaman da; secde edenler ile (secdeye) yatıp kalktığın zaman da görür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görüyor nasıldır secde edenler içinde dolaşman.

  8. Şuarâ suresi, 220. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 220. ayet. إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    (217, 218, 219, 220) Ayağa kalktığında ve secde edenler arasındaki dolaşmanda seni görene, (ayrıca) duyan, bilen, güçlü, çok merhametli olana (Allah'a) güven!

    Mustafa İslamoğlu

    Çünkü O, evet yalnız O'dur her şeyi işiten, her şeyi bilen!

    Muhammed Esed

    çünkü her şeyi bütün gerçeğiyle bilen (ve dolayısıyla) her şeyi işiten O'dur!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki O, "HU"; Semi'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Hiç şüphesiz, O, işitendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilen, muhakkak ki O'dur.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, O, Duyandır; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz O, her şeyi duyar; her şeyibilir.

    Edip Yüksel

    Çünkü O İşitendir, Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çünkü O İşitendir, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü, herşeyi işiten, herşeyi bilen O'dur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü o öyle semi öyle alimdir

    Erhan Aktaş

    O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Hiç şüphesiz, O, işitendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Çünkü hakkıyle işiden, hakkıyle bilen bizzat Odur.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki O'dur O; Semi, Alim.

    Mehmet Alagaş

    (192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz O; hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Süleyman Ateş

    Çünkü O, işitendir, bilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Çünkü daima dinleyen ve bilen odur!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çünkü işiten ve bilen odur.

    Şaban Britch

    Çünkü o her şeyi işitendir, bilendir.

    Şaban Piriş

    Çünkü o işitendir, bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kuşkusuz, O'dur iyice bilen, iyice duyan.

  9. Şuarâ suresi, 221. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 221. ayet. هَلْ أُنَبِّئُكُمْ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّيَٰطِينُ

    Diyanet İşleri

    Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?

    Mehmet Okuyan

    Şeytanların kime ineceğini size bildireyim mi?

    Mustafa İslamoğlu

    O şeytanların kimlere indiğini size haber vereyim mi:

    Muhammed Esed

    Sana o şeytani güçlerin kime indiğini haber vereyim mi?

    Ahmed Hulusi

    Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?

    Ali Bulaç

    Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi?

    Ali Özek ve heyeti

    Şeytanların ise kime ineceğini size haber vereyim mi?

    Ali Rıza Safa

    Şeytanların kimlere indiklerini, size haber vereyim mi?

    Bayraktar Bayraklı

    "Şeytanların ise kime ineceğini size haber vereyim mi?"

    Edip Yüksel

    Sapkınların kime indiğini size bildireyim mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Şeytanların kime indiğini size bildireyim mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şeytanların kimin üzerine indiğini size haber vereyim mi?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haber vereyim mi size Şeytanlar kimin üzerine inerler?

    Erhan Aktaş

    Şeytanların kimlere indiğini size haber vereyim mi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Şeytanların kimlere indiğini size haber vereyim mi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Şeytanların kimlere indiğini size haber vereyim mi?

    Gültekin Onan

    Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi?

    Hasan Basri Çantay

    (Ey müşrikler) şeytanların kimlerin üzerine indiğini size haber vereyim mi ben?

    İbni Kesir

    Şeytanların kime indiğini size bildireyim mi?

    Mehmet Alagaş

    (192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?

    Süleyman Ateş

    Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şeytanların kimin peşini bırakmadığını size bildireyim mi?

    Şaban Britch

    Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?

    Şaban Piriş

    Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Haber vereyim mi size şeytanların kime iner olduğundan?

  10. Şuarâ suresi, 222. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 222. ayet. تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Onlar, her günahkar yalancıya inerler.

    Mehmet Okuyan

    Onlar günaha, iftiraya düşkün olan herkese inerler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada "sebep-sonuç" ilişkisi vardır. Bu ayet şeytanın kimlere dost kılınacağının delilidir. İman etmemek, Kur'an'dan yüz çevirmek "sebep", şeytanın dost edinilmesi ise "sonuç"tur. Benzer mesajlar: A‘râf 7:27; Meryem 19:83; Fussilet 41:25; Zuhruf 43:36.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar kendini aldatmayı alışkanlık haline getiren her günahkara inerler;

    Muhammed Esed

    Onlar nerede kendi kendini aldatan günahkar biri varsa ona inerler

    Ahmed Hulusi

    Kendini aldatan vebal sahibini etkilerler!

    Ali Bulaç

    Onlar, 'gerçeği ters yüz eden', günaha düşkün olan her yalancıya inerler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üstüne inerler.

    Ali Rıza Safa

    Suçlu yalancılara inerler.

    Bayraktar Bayraklı

    "Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üstüne inerler."

    Edip Yüksel

    Onlar her günahkar iftiracıya iner.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar her günahkar iftiracıya iner.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Günaha kendini kaptırmış herbir sahtekar üzerine inerler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vebal yüklenici her bir sahtekar üzerine inerler

    Erhan Aktaş

    Bütün iftiracı günahkarlara inerler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bütün iftiracı günahkarlara inerler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bütün iftiracı günahkarlara inerler.

    Gültekin Onan

    Onlar, 'gerçeği ters yüz eden', günaha düşkün olan her yalancıya inerler.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar her günahkar yalancının tepesine iner (ler).

    İbni Kesir

    Onlar her günahkar, her müfteriye inerler.

    Mehmet Alagaş

    (192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her yalancı günahkâr üzerine inerler.

    Süleyman Ateş

    Onlar, her günahkar yalancıya inerler.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar her günahkar iftiracıya inerler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şeytanlar, hayırsız iftiracılardan hiç birinin peşini bırakmazlar.

    Şaban Britch

    Onlar, her yalancıya, günahkâra inerler.

    Şaban Piriş

    Onlar, her günahkar, sahtekarlara inerler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Her bir dönek/iftiracı günahkar üzerine iner onlar.

  11. Şuarâ suresi, 223. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 223. ayet. يُلْقُونَ ٱلسَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَٰذِبُونَ

    Diyanet İşleri

    Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.

    Mehmet Okuyan

    Onlar (yalan sözlere) kulak verirler; çoğu da yalancıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    (yalana) kulak kabartırlar ve onların çoğu (başkalarına da) yalan söylerler.

    Muhammed Esed

    ki, böyleleri (zaten hep asılsız, aldatıcı şeylere) kulak verir ve onlardan çoğu başkalarına da yalan söylerler.

    Ahmed Hulusi

    Kendilerini aldatanlar, (şeytanlara - bilinçteki aldatıcı fikirlere) kulak verirler ve onların ekseriyeti yalancıdırlar.

    Ali Bulaç

    Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.

    Ali Rıza Safa

    Kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.

    Bayraktar Bayraklı

    "Bunlar, şeytanlara kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar."

    Edip Yüksel

    Kulak verirler; ancak çoğu yalancıdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kulak verirler; ancak çoğu yalancıdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu da yalan söylerler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar kulak verirler ve ekseri yalan söylerler

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, kulak verirler dipnot 1 ve onların çoğu yalancıdırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yalana kulak verirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, kulak verirler dipnot 1 ve onların çoğu yalancıdırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yalana kulak verirler.

    Gültekin Onan

    Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar dır ki (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.

    İbni Kesir

    Bunlar ona kulak verirler ve çoğu yalancılardır.

    Mehmet Alagaş

    (192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.

    Süleyman Ateş

    O yalancılar, (şeytanlara) kulak verirler, çokları da yalan söylerler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şeytanlara bunlar kulak verirler. Onların çoğu yalancıdır.

    Şaban Britch

    Onlar (şeytanlara) kulak verirler, çoğu zaten yalancıdır.

    Şaban Piriş

    Onlar (şeytanlara) kulak verirler, çoğu zaten yalancıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kulak kabartırlar ama çoğu yalancılardır onların.

  12. Şuarâ suresi, 224. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 224. ayet. وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلْغَاوُۥنَ

    Diyanet İşleri

    Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar.

    Mehmet Okuyan

    (İnançsız) şairler(e gelince), onlara azgınlar uyarlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve (Şamanlığa soyunan) şairler... Onları, batıl inanç peşindeki cahil ve bilinçsizler izlerler.

    Muhammed Esed

    Şairlere gelince, (onlar da kendi kendilerini aldatmaya yatkındırlar ve bu sebeple) onlara (da yalnızca) azgınlar uymaktadır.

    Ahmed Hulusi

    Şairler (şiirlerle duygusallığı tahrik ederek, insanları tanrı edindiklerine tapınmaya yönlendirenler); onlara hakikatten sapanlar tabi olur.

    Ali Bulaç

    Şairler ise; gerçekten onlara azgın sapıklar uyar.

    Ali Özek ve heyeti

    Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyarlar.

    Ali Rıza Safa

    Ozanlara da azgınlar uyar.

    Bayraktar Bayraklı

    "Şairlere gelince, onlara da sapıklar uyarlar."

    Edip Yüksel

    Şairlere ise azgınlar uyar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Şairlere ise azgınlar uyar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şairler(e gelince) bunların arkasına da çapkınlar, sapkınlar düşer.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şairler, bunların arkasına da çapkınlar, sapkınlar düşer

    Erhan Aktaş

    Ve o şairler; onlara azgınlar tabi olur. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette; kınanan, bizatihi şairlik ve şairler değildir. O günün toplumunu etkileyerek, kamuoyu oluşturma görevini üstlenmiş olan kimselerdir. Yani şiiri, güçlülerin amaçlarına ve kendi çıkarlarına alet edenlerdir. Kelimenin başında belirlilik ifade eden "el" takısının bulunması, bu ifadenin şairlerin tamamını kapsamadığını göstermektedir. Söz konusu şairler, toplumu yönlendirme görevini üstlenen belli kimselerdir (Bkz.26:227).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve o şairler; onlara azgınlar tabi olur. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette; kınanan, bizatihi şairlik ve şairler değildir O günün toplumunu etkileyerek, kamuoyu oluşturma görevini üstlenmiş olan kimselerdir. Yani şiiri, amaçlarına alet edenlerdir. Sözcüğün başında belirlilik ifade eden "el" takısının bulunması, bu ifadenin şairlerin tamamını kapsamadığını göstermektedir. Söz konusu şairler, toplumu yönlendirmekle görevini üstlenen belli kimselerdir. (Bak, 26:227)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve şu şairler; onlara azgınlar tabi olur. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette; kınanan, bizatihi şairlik ve şairler değildir O günün toplumunu etkileyerek, kamuoyu oluşturma görevini üstlenmiş olan, "bildik, bilinen" kimselerdir. Yani şiiri, amaçlarına alet edenlerdir. Sözcüğün başında belirlilik ifade eden "el" takısının bulunması, şairlerin bilinen/görevli kimseler olduğunu göstermektedir.

    Gültekin Onan

    Şairler ise; gerçekten onlara azgın sapıklar uyar.

    Hasan Basri Çantay

    Şairler (e gelince), onlara da sapıklar uyarlar.

    İbni Kesir

    Şairlere gelince; onlara da azgınlar uyar.

    Mehmet Alagaş

    (192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şairlere de azgınlar uyar.

    Süleyman Ateş

    Şa'irlere gelince onlara da azgınlar uyar.

    Süleymaniye Vakfı

    Şairlere dipnot 1 gelince, onlara da boş hayale kapılıp yoldan çıkanlar uyarlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şuara (الشُّعَرَاء) 'şairler' anlamına gelir. Bunlar söz sanatı ile uğraşan kimselerdir. Nasıl her güzel şey istendiği takdirde kötü amaçlarla kullanılabiliyorsa, edebiyat sanatı da algı yönetiminde ve çarpıtma yapmakta kullanılabilir. Ayetin devamından anlaşılacağı üzere Allah, bu tür faaliyetleri sanatsal yönden değil içerik ve amaç yönünden kınamaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şairlere gelince, onların peşinden gidenler de hayalperestlerdir...

    Şaban Britch

    Şairlere gelince, onlara da azgınlar uyar.

    Şaban Piriş

    Ve şairler, onlara da azgınlar uyar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şairlere gelince, onlara da çapkınlar, sapkınlar uyar.

  13. Şuarâ suresi, 225. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 225. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِى كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ

    Diyanet İşleri

    (225-226) Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.

    Mehmet Okuyan

    (225, 226) Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmayacakları şeyleri söylediklerini dipnot 1 görmüyor musun?

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:44 ve Saff 61:2-3 ile birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Görmez misin ki onlar, (hayat ve his alemindeki) her vadide şaşkın ve amaçsız gezinirler;

    Muhammed Esed

    Görmez misin onların her vadide (sözcüklerin, hayallerin peşinde) şaşkın şaşkın dolaştıklarını;

    Ahmed Hulusi

    Görmez misin ki onlar hayal - evham dünyalarında yaşarlar!

    Ali Bulaç

    Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar,

    Ali Özek ve heyeti

    Onların her vâdide başıboş dolaştıklarını görmedin mi?

    Ali Rıza Safa

    Aslında, her vadide şaşkınlık içinde dolaştıklarını görmüyor musun?

    Bayraktar Bayraklı

    -"Onların her vadide başıboş dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?"

    Edip Yüksel

    Onların her vadide koştuklarını (duruma göre yön değiştirdiklerini) görmez misin?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların her vadide koştuklarını (duruma göre yön değiştirdiklerini) görmez misin?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Görmüyor musun, bunlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Görmez misin bunlar her vadide hayran olurlar

    Erhan Aktaş

    Onların her vadide nasıl şaşkın şaşkın dolaştıklarını görmüyor musun?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların her vadide nasıl şaşkın şaşkın dolaştıklarını görmüyor musun?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların her vadide nasıl şaşkın şaşkın dolaştıklarını görmüyor musun?

    Gültekin Onan

    Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar,

    Hasan Basri Çantay

    (225-226) Onların her vadide hakıykaten ifrata (mübalağaya) düşegeldiklerini ve hakıykaten yapmayacakları şeyleri söyler (insanlar) olduklarını görmedin mi?

    İbni Kesir

    Görmedin mi; onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar.

    Mehmet Alagaş

    (192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşmakta olduklarını görmedin mi?

    Süleyman Ateş

    Baksana onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görmüyor musun onlar her vadide gözü kapalı dolaşırlar,

    Şaban Britch

    Bilmez misin ki onlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar.

    Şaban Piriş

    Bilmez misin ki onlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmez misin onları ki, her vadide şaşkın, tutkun dolaşırlar.

  14. Şuarâ suresi, 226. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 226. ayet. وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ

    Diyanet İşleri

    (225-226) Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.

    Mehmet Okuyan

    (225, 226) Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmayacakları şeyleri söylediklerini dipnot 1 görmüyor musun?

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:44 ve Saff 61:2-3 ile birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    ve onlar yapmadıklarını söylerler.

    Muhammed Esed

    ve (çoğu zaman) yapmadıklarını söyleyegeldiklerini?

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki onlar yapmayacakları şeyleri söylerler!

    Ali Bulaç

    Ve gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?

    Ali Rıza Safa

    Üstelik yapmadıkları şeyleri söylüyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    -"Onların her vadide başıboş dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?"

    Edip Yüksel

    Ve onlar yapmadıkları şeyleri söylerler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve onlar yapmadıkları şeyleri söylerler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem de yapmayacakları şeyleri söylerler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    hem de onlar yapmıyacakları şeyleri söylerler

    Erhan Aktaş

    Onlar yapmayacakları şeyleri söylerler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar yapmayacakları şeyleri söylerler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar yapmayacakları şeyleri söylerler.

    Gültekin Onan

    Ve gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    (225-226) Onların her vadide hakıykaten ifrata (mübalağaya) düşegeldiklerini ve hakıykaten yapmayacakları şeyleri söyler (insanlar) olduklarını görmedin mi?

    İbni Kesir

    Ve onlar, gerçekten yapmadıklarını söylerler.

    Mehmet Alagaş

    (192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve gerçekten onlar yapmadıkları şeyi söylerler.

    Süleyman Ateş

    Ve onlar yapmayacakları şeyleri söylerler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hem de yapmayacakları şeyleri söylerler.

    Şaban Britch

    Ve yapmadıkları şeyleri söylerler.

    Şaban Piriş

    Ve yapmadıkları şeyleri söylerler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve onlar, yapmayacakları şeyleri söyleyip dururlar.

  15. Şuarâ suresi, 227. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şuarâ suresi, 227. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ كَثِيرًا وَٱنتَصَرُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا۟ وَسَيَعْلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَىَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ

    Diyanet İşleri

    Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah'ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir.

    Mehmet Okuyan

    Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah'ı çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar hariç. Haksızlık edenler, nasıl bir devrimle devrileceklerini ileride bileceklerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne var ki, iman eden ve salih amel işleyen, Allah'ı sürekli hatırda (ve hatırlı) tutan, zulme uğradıktan sonra haklarını savunanlar onlara dahil değildirler. Nihayet zulme gömülenler, nasıl bir devrimle devrileceklerini günü gelince öğrenecekler.

    Muhammed Esed

    Ama inanan, dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan, Allah'ı sıkça anan, (sadece) haksızlığa uğratıldıkdan sonra kendilerini savunan ve haksızlık yapanların, hangi devrimle devrileceklerini er geç görecekleri (konusunda Allah'ın vaadine güvenen şairler) bu hükmün dışındadır!

    Ahmed Hulusi

    Ancak (hakikate) iman edenler ve imanın gereğini uygulayanlar, Allah'ı çok zikredenler ve zulme uğradıktan sonra zafere ulaşanlar müstesna. . . (Nefslerine) zulmedenler, yakında hangi dönüşüme uğrayacaklarını kavrayacaklar (ama iş işten geçmiş olacak)!

    Ali Bulaç

    Ancak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya öçlerini alanlar) başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ancak iman edip salih ameller işleyenler, Allah’ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanlar, Allah'ı çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıktan sonra kendisini savunanlar böyle değildir. Haksızlık yapanlar, nasıl bir devrimle devrileceklerini yakında öğrenecekler. dipnot 305

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 305
      "Kendilerini savunanlar" olarak yazdığımız söylem, kimi Kur'an çevirilerinde, "Öçlerini alanlar" veya "Haklarını alanlar" veya "Başarıya ulaşanlar" veya "Yardım edilenler" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğradıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Zulmedenler hangi devrimle devrileceklerini bileceklerdir.

    Edip Yüksel

    Ancak iman edenler, erdemli davrananlar, ALLAH'ı çok ananlar ve haksızlığa karşı mücadele edenler hariç. Zalimler, nasıl bir devrim ile devrileceklerini bileceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak inananlar, erdemli davrananlar, ALLAH'ı çok ananlar ve haksızlığa karşı mücadele edenler hariç. Zalimler, nasıl bir devrim ile devrileceklerini bileceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çokça zikredenler ve kendilerine haksızlık edildikten sonra öçlerini alanlar müstesna. O haksızlık edenler hangi inkılaba münkalib olacaklarını (hangi akibete yuvarlanacaklarını) yarın bilecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak iyman edip iyi ameller işliyenler ve Allahı çok zikredenler ve kendilerine zulmedildikten sonra öclerini alanlar müstesna, yarın bilecek o zulmedenler hangi ınkılaba münkalib olacaklar

    Erhan Aktaş

    Ancak iman edenler, salihatı yapanlar, her zaman Allah'ın öğüdünü dinleyenler ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar hariç. Zulmedenler dipnot 1 , nasıl bir alt üst oluşla, alt üst dipnot 2 olacaklarını yakında bileceklerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şairler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nasıl bir devrimle devrileceklerini.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak inananlar, salihatı yapanlar, her zaman Allah'ın öğüdünü dinleyenler ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar hariç. dipnot 1 Zulmedenler, nasıl bir alt üst oluşla, alt üst dipnot 2 olacaklarını yakında bileceklerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şairler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nasıl bir devrimle devrileceklerini.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak inananlar, salihatı yapanlar, her zaman Allah'ın öğüdünü dinleyenler ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar dipnot 1 hariç. Zulmedenler, nasıl bir alt üst oluşla, alt üst dipnot 2 olacaklarını yakında bileceklerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şairler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nasıl bir devrimle devrileceklerini.

    Gültekin Onan

    Ancak inananlar, salih amellerde bulunanlar ve Tanrı'yı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya öçlerini alanlar) başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir devrilişle devrileceklerini / çevrilişle çevrileceklerini (münkalebin yenkalibun) pek yakında bileceklerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Ancak iman edib de iyi iyi amel (ve hareket) de bulunanlar, Allahı çok zikredenler ve zulme uğratıldıklarından sonra öçlerini alanlar böyle değildir. O zulmedenler yakında hangi inkılab ile sarsılacaklarını bileceklerdir.

    İbni Kesir

    Ancak iman etmiş, salih amel işlemiş, Allah'ı çokça zikretmiş ve zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar müstesnadır. Zulmedenler göreceklerdir nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını.

    Mehmet Alagaş

    (192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak iman edip, salih amel işleyen, Allah’ı çokça zikreden ve kendilerine zulmedildikten sonra öçlerini alanlar müstesna. Zulmedenler de yakında nasıl bir yere devrileceklerini bileceklerdir.

    Süleyman Ateş

    Ancak inananlar, iyi işler yapanlar, Allah'ı çok ananlar ve kendilerine zulmedildikten sonra (rakiplerine) üstün gelmeğe çalışanlar böyle değildir. Zulmedenler, yakında nasıl bir devrime uğrayıp devrileceklerini bileceklerdir!

    Süleymaniye Vakfı

    Fakat inanıp güvenen, iyi işler yapan, Allah'ı çokça anan ve bir de haksızlığa uğradıktan sonra karşılık veren şairler dipnot 1 hariç. Haksızlık edenler ise yakında nasıl alt üst olacaklarını öğreneceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ancak inanıp güvenen ve iyi işler yapanlar, Allah'ı sıklıkla ananlar, haksızlığa uğrayınca misliyle (dengiyle) öç alanlar, böyle değildirler. Haksızlık edenler de yakında nereye varacaklarını göreceklerdir.

    Şaban Britch

    İman eden, salih ameller yapan ve çokça Allah’a zikreden, zulme uğradıkları zaman (şiirleri ile) savunan (şairler) hariç. Zalimler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.

    Şaban Piriş

    İman eden, doğruları yapan ve çokça Allah'a zikreden, zulme uğradıkları zaman kendilerini savunanlar hariç. Zalimler, nasıl bir inkılapla devrileceklerini yakında öğrenecekler!

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğratıldıktan sonra başarıya ulaşanlar böyle değillerdir. Zulmedenler, hangi devrime uğrayıp başaşağı döneceklerini yakında bilecekler.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.