Zümer suresi · 36–45. ayetler

"Allah kuluna yetmez mi?" Şefaat tümüyle Allah'ındır

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Zümer suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 36. ayet. أَلَيْسَ ٱللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُۥ وَيُخَوِّفُونَكَ بِٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنْ هَادٍ

    Diyanet İşleri

    Allah, kuluna yetmez mi? Seni O'ndan (Allah'tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.

    Mehmet Okuyan

    Allah kuluna yetmez mi hiç! Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa (sapkınlığını onaylarsa) artık ona hiçbir yol gösteren olamaz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın saptırdığını, yani sapma kararı verenin bu kararını onayladığı hiç kimsenin artık doğru yola ulaşamayacağıyla ilgili benzer mesajlar: A‘râf 7:186; Ra‘d 13:33; Rûm 30:29; Zümer 39:23; Mü'min 40:33; Câsiye 45:23.

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç Allah kuluna yetmez mi ki, onlar seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar? Ve Allah kimi yoldan saptırırsa, artık onu doğru yola getiren olmaz;

    Muhammed Esed

    Allah kuluna kafi değil mi? Ama seni, O'ndan başka (kulluk yaptıkları hayali ilah)ları ile korkutuyorlar! Allah kimi saptırırsa artık onu yola getiren bulunmaz,

    Ahmed Hulusi

    Allah, Esma'sından yarattığı kuluna kafi değil mi? Seni O'nun dunundakilerle korkutuyorlar! Allah kimi saptırırsa onun için hidayet edici yoktur.

    Ali Bulaç

    Allah, kuluna yeterli değil mi? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah kuluna kâfi değil midir? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun yolunu doğrultacak biri yoktur.

    Ali Rıza Safa

    Allah, kuluna yetmez mi? O'ndan başkalarıyla seni korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa, artık, onun için yol gösteren yoktur.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, kuluna yetmez mi? Onlar seni, O'ndan başkaları ile korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık ona doğru yolu gösterecek hiçbir kimse yoktur.

    Edip Yüksel

    ALLAH kuluna yetmez mi? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. ALLAH kimi saptırırsa ona bir yol gösteren bulunmaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH kuluna yetmez mi? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. ALLAH kimi saptırırsa ona bir yol gösteren bulunmaz

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah, kuluna kafi değil midir? Durmuşlar da seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Her kimi Allah şaşırtırsa, artık ona hidayet edecek yoktur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah kuluna kafi değil mi? Durmuşlar da seni ondan beridekilerle korkutuyorlar, her kimi ki Allah şaşırtır artık ona hidayet edecek yoktur,

    Erhan Aktaş

    Allah, kuluna yeterli değil mi? Onlar seni O'ndan başkası ile korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa, onu doğruya iletecek yoktur dipnot 1 .

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın saptırması; gösterdiği yolunun benimsenmesi veya reddedilmesiyle ilgilidir. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir. Allah, kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı veren olarak sonucu belirlemektedir. Diğer bir söylemle "insanın sapkınlığa iletilmesi," yaptığı seçime" göre uygun olan karşılığın veresiyle gerçekleşmektedir. Sorumluluk ve tercih bütünüyle insana aittir (Bkz. 39:41).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, kuluna yeterli değil mi? Onlar seni O'ndan başkası ile korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa, onu doğruya iletecek yoktur. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sapkınlığı hak edeni. Kişinin seçimine göre uygun olan karşılığı vererek. Bu Allah, doğru yola iletilmeyi hak edeni, isteyeni doğru yola iletir; sapkınlıkta kalmayı hak edeni, isteyeni de sapkınlıkta bırakır; sapkınlığı gerektiren şeyler yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. (Bkz. 39:41)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, kuluna yeterli değil mi? Onlar seni O'ndan başkası ile korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa, onu doğruya iletecek yoktur. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğünü. Yani, kişinin seçimine göre uygun olan karşılığı vererek. Bu terkip; Allah, doğru yola iletilmeyi hak edeni, isteyeni doğru yola iletir; sapkınlıkta kalmayı hak edeni, isteyeni de sapkınlıkta bırakır; sapkınlığı gerektiren şeyler yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir.

    Gültekin Onan

    Tanrı, kuluna yeterli değil mi? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Tanrı, kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    Allah, kuluna kafi değil mi? Seni (Habibim) Ondan başkalarıyle korkutuyorlar. Allah kimi sapdırırsa onun yolunu bir doğrultucu yokdur.

    İbni Kesir

    Allah, kuluna kafi değil mi? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa; onu hidayete erdirecek yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (32-40) Allah’a yalan atandan ve o / kuran kendisine geldiğinde kalpten tasdik ederek yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki? Cehennem de kafirlere yer mi kalmadı ki? Sözüne bağlılıkla / sadakatle gelen ve onu onaylayan / tasdik eden, işte onlar sakınanlardır. Onlara Rableri yanında istedikleri vardır , işte bu güzel davrananların / ihsanda bulunanların karşılığıdır. Allah onların yaptıklarının / amellerinin en kötü lerini örtecek (kefaret edecek) onları yapıyor olduklarının daha güzeli ile ecirlendirecek / mükafatlandıracak. Kullarına Allah yeterli değil midir? / kâfi değil midir? Seni O’nun dışındakilerle / Allah’ın dışındakilerle korkutuyorlar! Kimi Allah saptırırsa, ona yola girmek yoktur / hidayet yoktur. Allah kimi de yola yönlendirmişse artık onu da saptıracak yoktur. Allah saygıdeğer ve öcünüalan/ intikam sahibi değil midir? (Yaptığının acısını aynen tattıran) Eğer onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorsan? diyecekler ki Allah, eğer Allah bana bir zarar dilerse / murad ederse, onlar onun zararını kaldırabilecekler mi? Ya da bana bir rahmet murad ederse, onlar, Onun rahmetini tutacaklar mı? (Rahmetin bana gelmesini engelleyebilecekler mi?) De ki Allah bana yeter, vekil tayin edenler / mütevekkiller, O’na sorumluluğu bırakırlar / tevekkül ederler. De ki ey kavmim! mekanlarınızda çalışın bende çalışıyorum, kime onu rezil edecek azap geleceğini ve kimin üzerine daimî azabın serbest bırakılacağını (Helal: serbest bırakılan) nasıl olsa ilerde bileceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.

    Süleyman Ateş

    Allah kuluna kafi değil mi? Seni O'ndan başkalarıyle korkutuyorlar. Allah kimi şaşırtırsa artık onu yola getiren olmaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Seni, Allah ile aralarına koydukları şeyle korkutuyorlar; Allah kuluna yetmez mi? Allah'ın sapık dediğine kimse "Doğru yoldadır" diyemez.

    Şaban Britch

    Allah kuluna kafi değil midir? Onlar seni Allah’tan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa, artık ona bir hidayet edici yoktur.

    Şaban Piriş

    Allah kuluna yetmez mi? Onlar seni Allah'tan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi dalalette bırakırsa, ona yol gösterecek kimse yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, kuluna Kafi değil mi, yetmiyor mu? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa artık ona kılavuzluk edecek yoktur.

  2. Zümer suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 37. ayet. وَمَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّضِلٍّ أَلَيْسَ ٱللَّهُ بِعَزِيزٍ ذِى ٱنتِقَامٍ

    Diyanet İşleri

    Allah, kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. Allah mutlak güç sahibi, intikam sahibi değil midir?

    Mehmet Okuyan

    Allah kimi de doğru yola ulaştırırsa, artık onu da saptırabilecek kimse yoktur. dipnot 1 Allah güçlü, intikam sahibi değil midir? dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın hidayetini onayladığı kişileri hiç kimsenin saptıramayacağıyla ilgili benzer mesajlar: İsrâ 17:97; Kehf 18:17.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüze Allah'ın intikam sahibi oluşu hakkında geniş bilgi için bkz. A'râf 7:136, dipnot 1.

    Mustafa İslamoğlu

    ama Allah kimi de doğru yola yöneltirse, artık onu doğru yoldan kimse çıkaramaz. Değil mi ki Allah her işinde tek mükemmel olandır, kimsenin yaptığını yanına kar bırakmayandır.

    Muhammed Esed

    Allah kimi doğru yola yöneltirse de onu saptıran olmaz. Allah kudret Sahibi ve kötülüklerin hesabını gören değil midir?

    Ahmed Hulusi

    Allah kime hidayet ederse, kimse onu saptıramaz! Allah (Bi-) Aziyz (kullarından bu isminin işaret ettiği özelliği açığa çıkaran), Züntikam (araya duygu katmaksızın yaptığının sonucunu kesinlikle yaşatan) değil midir?

    Ali Bulaç

    Allah, kimi hidayete erdirirse, onun için bir saptırıcı yoktur. Allah, intikam sahibi, güçlü ve üstün olan değil midir?

    Ali Özek ve heyeti

    Allah kime de hidayet ederse, artık onu saptıracak yoktur. Allah, mutlak güç sahibi ve intikam alıcı değil midir?

    Ali Rıza Safa

    Ve Allah, kimi doğru yola eriştirirse, artık, onu saptırabilecek yoktur. Allah, Üstün Olan; hak ettikleri cezayı veren değil mi?

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, kime de doğru yolu gösterirse, artık onu saptıracak da hiçbir kimse yoktur. Allah'ın, her şeyi yapmaya ve her kötülüğü cezalandırmaya gücü yetmez mi?

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın yol gösterdiğini de hiç kimse saptıramaz. ALLAH Üstün ve Öc Alan değil midir?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın yol gösterdiğini de hiç kimse saptıramaz. ALLAH Üstün ve Öc Alan değil midir?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kime de Allah hidayet verirse onu da şaşırtacak yoktur. Allah, intikam sahibi, çok güçlü değil midir?!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    her kime de Allah hidayet verir onu da şaşırtacak yoktur, bir intikamı var aziz değil mi Allah?

    Erhan Aktaş

    Allah, kimi doğru yola iletirse, onu saptırabilecek yoktur. Allah, Mutlak Üstün Olan; intikam sahibi dipnot 1 olan değil midir?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İntikam, suçlunun çektirdiği acıyı suçluya çektirmek, suçluya hak ettiği cezayı vermek demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, kimi doğru yola iletirse, onu saptırabilecek yoktur. Allah, Mutlak Üstün Olan; intikam sahibi dipnot 1 olan değil midir?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İntikam, suçlunun çektirdiği acıyı suçluya çektirmek, suçluya hak ettiği cezayı vermek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, kimi doğru yola iletirse, onu saptırabilecek yoktur. Allah, Mutlak Üstün Olan; suçluya hak ettiği cezayı verecek olan değil midir?

    Gültekin Onan

    Tanrı, kimi hidayete erdirirse onun için bir saptırıcı yoktur. Tanrı, intikam sahibi, güçlü ve üstün olan değil midir?

    Hasan Basri Çantay

    Allah kime de hidayet ederse onu bir sapdırıcı yokdur. Allah (düşmanlarına karşı) intikaam saahibi, (emrinde) mutlak bir gaalib değil midir?

    İbni Kesir

    Allah, kimi de hidayete erdirirse; onu saptıracak yoktur. Allah; Aziz, intikam sahibi değil midir?

    Mehmet Alagaş

    (32-40) Allah’a yalan atandan ve o / kuran kendisine geldiğinde kalpten tasdik ederek yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki? Cehennem de kafirlere yer mi kalmadı ki? Sözüne bağlılıkla / sadakatle gelen ve onu onaylayan / tasdik eden, işte onlar sakınanlardır. Onlara Rableri yanında istedikleri vardır , işte bu güzel davrananların / ihsanda bulunanların karşılığıdır. Allah onların yaptıklarının / amellerinin en kötü lerini örtecek (kefaret edecek) onları yapıyor olduklarının daha güzeli ile ecirlendirecek / mükafatlandıracak. Kullarına Allah yeterli değil midir? / kâfi değil midir? Seni O’nun dışındakilerle / Allah’ın dışındakilerle korkutuyorlar! Kimi Allah saptırırsa, ona yola girmek yoktur / hidayet yoktur. Allah kimi de yola yönlendirmişse artık onu da saptıracak yoktur. Allah saygıdeğer ve öcünüalan/ intikam sahibi değil midir? (Yaptığının acısını aynen tattıran) Eğer onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorsan? diyecekler ki Allah, eğer Allah bana bir zarar dilerse / murad ederse, onlar onun zararını kaldırabilecekler mi? Ya da bana bir rahmet murad ederse, onlar, Onun rahmetini tutacaklar mı? (Rahmetin bana gelmesini engelleyebilecekler mi?) De ki Allah bana yeter, vekil tayin edenler / mütevekkiller, O’na sorumluluğu bırakırlar / tevekkül ederler. De ki ey kavmim! mekanlarınızda çalışın bende çalışıyorum, kime onu rezil edecek azap geleceğini ve kimin üzerine daimî azabın serbest bırakılacağını (Helal: serbest bırakılan) nasıl olsa ilerde bileceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah kime de hidayet ederse, artık onu da saptıracak yoktur. Allah Aziz ve intikam sahibi değil midir?

    Süleyman Ateş

    Allah kime de yol gösterirse; artık onu şaşırtan olmaz. Allah galib ve öç alan değil midir?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın "Doğru yoldadır" dediğine de kimse "Sapık" diyemez. Allah güçlü ve hak edilen cezayı veren değil midir?

    Şaban Britch

    Allah kime de hidayet ederse onu da saptıracak yoktur. Allah Aziz ve intikam sahibi değil midir?

    Şaban Piriş

    Allah kime de yol gösterirse, onu da saptıracak yoktur. Allah güçlü ve intikam sahibi değil midir?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın kılavuzluk ettiğini ise saptıran olamaz. Allah Aziz ve intikam alıcı değil mi?

  3. Zümer suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 38. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ قُلْ أَفَرَءَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ إِنْ أَرَادَنِىَ ٱللَّهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَٰشِفَٰتُ ضُرِّهِۦٓ أَوْ أَرَادَنِى بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَٰتُ رَحْمَتِهِۦ قُلْ حَسْبِىَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ ٱلْمُتَوَكِّلُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette, "Allah", derler. De ki: "Peki söyleyin bakalım? Allah'ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah'ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O'nun rahmetini engelleyebilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O'na tevekkül ederler."

    Mehmet Okuyan

    Onlara "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka "Allah" derler. dipnot 1 De ki: "(Şunu) düşünün: Allah bana bir zarar vermek isterse, onlar (putlar) O'nun verdiği zararı açıp (giderebilir) mi? Veya (Allah) bana bir merhamet dilerse onlar O'nun merhametini tutup (önleyebilirler) mi?" dipnot 2 De ki: "Bana Allah yeter. Güvenenler de yalnızca O'na güvenirler!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:31; Mü'minûn 23:84-89; ‘Ankebût 29:61, 63; Lokmân 31:25; Zuhruf 43:9, 87.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:42; Ahzâb 33:17; Fâtır 35:2; Mülk 67:20-21, 28.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve eğer onlara "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan, kesinlikle "Allah'tır" derler. Sor onlara: "Allah dışında yalvarıp yakardığınız varlıklara hiç baktınız mı? Eğer Allah benim için bir zarar murad etse, O'ndan gelecek zararı onlar def edebilirler mi? Veya bana bir rahmet dilese, onlar O'nun rahmetine engel olabilir mi?" İlan et: "Allah bana yeter! Artık O'nun (kuluna yeteceğine) güvenen herkes, sadece O'na dayansın!"

    Muhammed Esed

    Ve işte böyledir (çoğu insanlar): Eğer onlara "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorarsan hiç tereddütsüz "Allah'tır!" derler. De ki: "Allah'ı bırakıp taptıklarınızın ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Eğer Allah bana bir zarar vermek istese, bu (hayali güçler) O'nun vereceği zararı önleyebilirler mi? Yahut bana rahmet dilese O'nun rahmetini (benden) esirgeyebilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter! (O'nun varlığına) emin olanlar, (yalnızca) O'na güven duyarlar".

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki eğer onlara: "Semaları ve arzı kim yarattı?" diye sorsan, elbette: "Allah" diyeceklerdir. . . De ki: "(Bu cevabınıza göre) Allah dununda isimlendirdiklerinizin (yerini) gördünüz mü? Eğer Allah bende bir zarar, sıkıntı irade ederse, O'nun verdiği zararı, sıkıntıyı onlar açıp kaldıracaklar mı? Yahut (Allah) bende bir rahmet irade ederse, O'nun rahmetini onlar engelleyebilirler mi?". . . De ki: "Allah bana yeter! Tevekkül edenler O'nu Vekiyl kılar!"

    Ali Bulaç

    Andolsun, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye soracak olsan, elbette "Allah" diyecekler. De ki: "Gördünüz mü, haber verin; Allah'tan başka taptıklarınız, eğer Allah bana bir zarar dileyecek olsa, O'nun zararını kaldırabilirler mi? Ya da bana bir rahmet vermeyi istese, O'nun rahmetini tutup önleyebilecekler mi" De ki: "Allah, bana yeter. Tevekkül edecek olanlar, O'na tevekkül etsinler."

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki onlara: Gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan, elbette «Allah'tır» derler. De ki: Öyleyse bana söyler misiniz? Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, O’nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini önleyebilirler mi? De ki: Bana Allah yeter. Tevekkül edenler, ancak O'na güvenip dayanırlar.

    Ali Rıza Safa

    Oysa aslında, "Gökleri ve yeryüzünü kim yarattı?" diye onlara sorarsan, kesinlikle, şöyle diyecekler: "Allah!" De ki: "Allah'tan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulunduklarınızı görüyor musunuz? Allah, bana bir yitim dilerse, O'nun vereceği yitimi, onlar giderebilir mi? Veya bana bir rahmet dilerse, O'nun rahmetini, onlar tutabilir mi?" De ki: "Allah, bana yeterlidir. Kuşkusu olmayanlar, O'na güvenirler!" dipnot 397

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 397
      "‘Gökleri ve yeryüzünü kim yarattı?' diye onlara sorarsan, kesinlikle ‘Allah!' diyecekler." bildirimi, 29:61, 29:63, 31:25 ve 43:9 ayetlerinde benzer sözcüklerle tekrarlanır. Kuşkusu olmayanların Allah'a güvenmesi konusu, İncil,
      Matta 14:25-31 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 14:25

      Sabaha karşı İsa, gölün üstünde yürüyerek onlara yaklaştı.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "İsa, sabaha karşı gölün üstünde yürüyerek onlara yaklaştı. Su üstünde yürüdüğünü gören havariler dehşete kapıldılar ve ‘Bir hayalet!' diyerek korkuyla bağırdılar. Ama İsa ‘Benim; yürekli olun, korkmayın!' diye seslendi. Petrus, yanıt verdi: ‘Eğer sen isen, buyruk ver; suyun üstünden yürüyerek sana geleyim.' İsa, ‘Gel!' dedi. Petrus, tekneden indi ve suyun üstünde yürüyerek İsa'ya yaklaştı. Ama rüzgarın güçlü estiğini görünce korktu; batmaya başladı. ‘Öğretmen; beni kurtar!' diye bağırdı. İsa, elini uzatıp, onu tuttu; ‘Ey kıt imanlı; neden kuşku duydun?'"

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, elbette; "Allah'tır" derler. De ki: "Öyleyse bana söyler misiniz? Allah bana bir zarar vermek isterse; Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini önleyebilirler mi?" De ki: "Bana Allah yeter. Tevekkül edenler ancak O'na güvenip dayanırlar."

    Edip Yüksel

    Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "ALLAH" diyecekler. De ki: "ALLAH'ın dışında hizmet ettiklerinize ne dersiniz? ALLAH benim için bir zarar dilese onlar O'nun zararını giderebilir mi? Yahut O benim için bir rahmet dilese onlar O'nun rahmetini tutabilir mi? De ki: "ALLAH bana yeter." Güvenenler O'na güvensinler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara, 'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye sorsan, 'ALLAH,' diyecekler. De ki, 'ALLAH'ın dışında taptıklarınıza ne dersiniz? ALLAH benim için bir zarar dilese onlar O'nun zararını giderebilir mi? Yahut O benim için bir rahmet dilese onlar O'nun rahmetini tutabilir mi? De ki, 'ALLAH bana yeter.' Güvenenler O'na güvensinler

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, onlara: "O gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan kesinlikle "Allah'tır" diyeceklerdir. De ki: "Gördünüz ya. Allah'tan başka çağırdıklarınızı, eğer Allah bana bir keder dilerse, onlar O'nun vereceği kederi açabilirler mi? Ya da O, bana bir rahmet dilerse onlar O'nun rahmetini tutabilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter! Tevekkül edenler hep O'na dayanır!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için sorsan onlara: o Gökleri ve Yeri kim yarattı? Elbette şübhesiz Allah diyecekler, de ki: o halde gördünüz a o Allahdan başka çağırdıklarınızı, eğer Allah bana bir keder murad ederse onlar kederini açabilirler mi? Yahud bana bir rahmet murad ederse onlar onun rahmetini tutabilirler mi? De ki: Allah bana yeter, hep ona dayanır mütevekkil olanlar.

    Erhan Aktaş

    Onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Elbette Allah." Diyecekler. De ki: "O halde Allah'ın yanı sıra yöneldiğiniz ilahlar, eğer Allah bana bir sıkıntı vermek istese, o sıkıntıya engel olabilirler mi? Veya Allah bana bir rahmet dilese, buna engel olabilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter!" De ki: "Sığınıp güvenmek isteyenler, yalnızca O'na sığınıp güvensinler."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Elbette Allah." Diyecekler. De ki: "O halde Allah'ın yanı sıra yöneldiğiniz ilahlar, eğer Allah bana bir sıkıntı vermek istese, o sıkıntıya engel olabilirler mi? Veya Allah bana bir rahmet dilese, buna engel olabilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter!" De ki: "Sığınıp güvenmek isteyenler, yalnızca O'na sığınıp güvensinler."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Elbette Allah." Diyecekler. De ki: "O halde Allah'ın yanı sıra yöneldiğiniz ilahlar, eğer Allah bana bir sıkıntı vermek istese, o sıkıntıya engel olabilirler mi? Veya Allah bana bir rahmet dilese, buna engel olabilirler mi? De ki: "Allah bana yeter!" De ki: "Sığınıp güvenmek isteyenler, yalnızca O'na sığınıp güvensinler."

    Gültekin Onan

    Andolsun, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye soracak olsan, elbette "Tanrı" diyecekler. De ki: "Gördünüz mü, haber verin; Tanrı'dan başka taptıklarınız, eğer Tanrı bana bir zarar dileyecek olsa, O'nun zararını kaldırabilirler mi? Ya da bana bir rahmet vermeyi istese, O'nun rahmetini tutup önleyebilecekler mi?" De ki: "Tanrı, bana yeter. Tevekkül edecek olanlar, O'na tevekkül etsinler."

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun, onlara: "O gökleri, o yeri kim yaratdı?" (diye) sorarsan muhakkak "Allah" diyecekler. De ki: "O halde bana haber verin. Allah bana herhangi bir zarar dilerse sizin Allahı bırakıb da tapdıklarınız Onun bu zararını giderebilici midirler? Yahud (Allah) bana bir rahmet dilerse onlar Onun bu rahmetini tutabilici midirler"? De ki: "Bana Allah yeter. Güvenib dayanacaklar da ancak Ona güvenib dayanır (lar)".

    İbni Kesir

    Andolsun ki; onlara: Gökleri ve yeri yaratan kimdir? diye sorsan; muhakkak, Allah'tır, diyecekler. De ki: Öyleyse söyleyin bakalım; Allah, bana bir zarar vermek istese, O'nu bırakıp da taptıklarınız O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, O'nun rahmetini önleyebilir mi? De ki: Allah, bana yeter. Tevekkül edenler O'na tevekkül ederler.

    Mehmet Alagaş

    (32-40) Allah’a yalan atandan ve o / kuran kendisine geldiğinde kalpten tasdik ederek yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki? Cehennem de kafirlere yer mi kalmadı ki? Sözüne bağlılıkla / sadakatle gelen ve onu onaylayan / tasdik eden, işte onlar sakınanlardır. Onlara Rableri yanında istedikleri vardır , işte bu güzel davrananların / ihsanda bulunanların karşılığıdır. Allah onların yaptıklarının / amellerinin en kötü lerini örtecek (kefaret edecek) onları yapıyor olduklarının daha güzeli ile ecirlendirecek / mükafatlandıracak. Kullarına Allah yeterli değil midir? / kâfi değil midir? Seni O’nun dışındakilerle / Allah’ın dışındakilerle korkutuyorlar! Kimi Allah saptırırsa, ona yola girmek yoktur / hidayet yoktur. Allah kimi de yola yönlendirmişse artık onu da saptıracak yoktur. Allah saygıdeğer ve öcünüalan/ intikam sahibi değil midir? (Yaptığının acısını aynen tattıran) Eğer onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorsan? diyecekler ki Allah, eğer Allah bana bir zarar dilerse / murad ederse, onlar onun zararını kaldırabilecekler mi? Ya da bana bir rahmet murad ederse, onlar, Onun rahmetini tutacaklar mı? (Rahmetin bana gelmesini engelleyebilecekler mi?) De ki Allah bana yeter, vekil tayin edenler / mütevekkiller, O’na sorumluluğu bırakırlar / tevekkül ederler. De ki ey kavmim! mekanlarınızda çalışın bende çalışıyorum, kime onu rezil edecek azap geleceğini ve kimin üzerine daimî azabın serbest bırakılacağını (Helal: serbest bırakılan) nasıl olsa ilerde bileceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun eğer onlara; “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, elbette “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.”

    Süleyman Ateş

    Andolsun onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, elbette "Allah" derler. De ki: "O halde Allah'tan başka yalvardıklarınızı gördünüz mü, şimdi Allah, bana bir zarar vermek istese, onlar O'nun vereceği zararı kaldırabilirler mi? Yahut (Allah) bana bir rahmet (fayda) vermek dilese onlar O'nun rahmetini durdurabilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter. Tevekkül edenler O'na dayanırlar."

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan kesinlikle "Allah" derler dipnot 1 . De ki: "Allah ile aranıza koyup yalvardıklarınıza baktınız mı? Allah bana bir zarar vermek isterse onlar bu zararı giderebilirler mi? Ya da bana bir ikramda bulunmak isterse onlar bu ikramı engelleyebilirler mi? dipnot 2 " De ki: "Allah bana yeter. Tevekkül edenler, sadece Allah'a güvenip dayanırlar dipnot 3 ."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara: "Gökleri ve yeri, kim yarattı?" diye sorsan kesin olarak "Allah" derler. De ki "Allah ile aranıza neyi koyup yalvardığınıza baktınız mı? Allah bana bir sıkıntı vermek istese, onlar bu sıkıntıyı fark edebilirler mi? Ya da bana iyilik etmek istese, onlar, O'nun bu iyiliğini önleyebilirler mi?" De ki "Allah bana yeter. Kendilerine dayanak arayanlar O'na güvenip dayansınlar."

    Şaban Britch

    Onlara: Gökler ve yeri kim yarattı? diye sorsan; Allah, diyeceklerdir. De ki: Allah’tan başka dua ettiklerinizi gördünüz mü, Allah bana bir zarar vermek istese onlar, onun zararını giderebilir mi? Ya da bana bir rahmet dilese, onlar, onun rahmetini engelleyebilirler mi? De ki: Allah bana yeter. Tevekkül edenler yalnız ona tevekkül etsinler.

    Şaban Piriş

    Onlara: -Gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; -Allah, diyeceklerdir, De ki: -Allah'tan başka dua ettiklerinizi gördünüz mü, Allah bana bir zarar vermek istese onlar, onun zararını giderebilir mi? Ya da bana bir rahmet dilese, onlar, onun rahmetini engelleyebilirler mi? De ki: -Allah bana yeter. Bağlananlar yalnız ona bağlansınlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, yemin olsun "Allah!" diyecekler. De onlara: "Peki Allah dışındaki yakardıklarınız hakkında ne diyorsunuz? Allah bana bir zarar vermek istese, O'nun vereceği zararı uzaklaştırabilirler mi? Yahut bana bir rahmet dilese, O'nun rahmetini tutabilirler mi?" De ki: "Bana Allah yeter! Tevekkül edenler O'na dayanıp güvenirler."

  4. Zümer suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 39. ayet. قُلْ يَٰقَوْمِ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنِّى عَٰمِلٌ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    (39-40) De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!"

    Mehmet Okuyan

    (39, 40) De ki: "Ey kavmim! Bulunduğunuz yerde (elinizden geleni) yapın! Şüphesiz ki ben de (görevimi) yapacağım!" Kendisini rezil edecek azabın kime geleceğini ve kalıcı bir azabın kime konacağını ileride bileceksiniz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu tür ayetlerde amaç inanmayanlara meydan okumaktır. İlk azap dünyadaki, kalıcı olan ise mahşerdeki azaptır. Benzer mesajlar: Hûd 11:39, 93.

    Mustafa İslamoğlu

    Uyar: "Ey kavmim! Siz kendinize yakışanı yapınız! Şunu iyi biliniz ki ben de (kendime yakışanı) yapmaktayım. Unutmayın ki, zamanı gelince onlar bilecekler

    Muhammed Esed

    De ki: "Ey (hakikati inkar eden) kavmim! Elinizden gelen her şeyi yapın, ben de (Allah yolunda) gayret göster(meye devam ed)eceğim; yakında göreceksiniz,

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Ey halkım! Anlayışınız kadarıyla elinizden geleni yapın; muhakkak ki ben de yapmaktayım. . . Yakında bileceksiniz. . . "

    Ali Bulaç

    De ki: "Ey kavmim, üzerinde bulunduğunuz duruma göre yapın edin; elbette ben de yapıp ederim. Artık yakında öğreneceksiniz."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Ey kavmim! Elinizden geleni yapın; doğrusu ben de yapacağım!

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Ey toplumum! Elinizden geleni yapın; kuşkusuz, ben de yapacağım. Artık, yakında öğreneceksiniz!"

    Bayraktar Bayraklı

    - De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapınız, doğrusu ben de yapacağım! Kendisini rezil edecek azap, kime gelecek, kime sürekli azap inecek, yakında bileceksiniz!"

    Edip Yüksel

    De ki: "Ey halkım, bildiğinizi yapın, ben de yapacağım. İleride bileceksiniz:"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Ey halkım, bildiğinizi yapın, ben de yapacağım. İleride bileceksiniz:'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Ey kavmim, haliniz üzere çalışın; şüphesiz ben de çalışıyorum. Artık ileride bileceksiniz:

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: ey kavmim! haliniz üzere çalışın, her halde ben çalışıyorum, artık ileride bileceksiniz:

    Erhan Aktaş

    De ki: "Ey halkım! Elinizden geleni yapın! Ben de bana düşeni yapacağım. Yakında anlayacaksınız!"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Ey halkım! Elinizden geleni yapın! Ben de bana düşeni yapacağım. Yakında anlayacaksınız!" dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haklı-haksız, doğru-yanlış belli olacak. Azabı ve ödülü hak edeni.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ey halkım! Elinizden geleni yapın! Ben de bana düşeni yapacağım. Yakında anlayacaksınız!" dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haklı-haksız, doğru-yanlış belli olacak. Azabı ve ödülü hak edeni.

    Gültekin Onan

    De ki: "Ey kavmim, üzerinde bulunduğunuz duruma göre yapın edin; elbette ben de yapıp ederim. Artık yakında öğreneceksiniz."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Ey kavmim, siz bulunduğunuz haal (ve minval) üzere çalışın. Şübhesiz ben çalışanım. Binaen'aleyh yakında bileceksiniz ki,

    İbni Kesir

    De ki: Ey kavmim; elinizden geleni yapın. Doğrusu ben de yapacağım. Ve yakında bileceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (32-40) Allah’a yalan atandan ve o / kuran kendisine geldiğinde kalpten tasdik ederek yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki? Cehennem de kafirlere yer mi kalmadı ki? Sözüne bağlılıkla / sadakatle gelen ve onu onaylayan / tasdik eden, işte onlar sakınanlardır. Onlara Rableri yanında istedikleri vardır , işte bu güzel davrananların / ihsanda bulunanların karşılığıdır. Allah onların yaptıklarının / amellerinin en kötü lerini örtecek (kefaret edecek) onları yapıyor olduklarının daha güzeli ile ecirlendirecek / mükafatlandıracak. Kullarına Allah yeterli değil midir? / kâfi değil midir? Seni O’nun dışındakilerle / Allah’ın dışındakilerle korkutuyorlar! Kimi Allah saptırırsa, ona yola girmek yoktur / hidayet yoktur. Allah kimi de yola yönlendirmişse artık onu da saptıracak yoktur. Allah saygıdeğer ve öcünüalan/ intikam sahibi değil midir? (Yaptığının acısını aynen tattıran) Eğer onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorsan? diyecekler ki Allah, eğer Allah bana bir zarar dilerse / murad ederse, onlar onun zararını kaldırabilecekler mi? Ya da bana bir rahmet murad ederse, onlar, Onun rahmetini tutacaklar mı? (Rahmetin bana gelmesini engelleyebilecekler mi?) De ki Allah bana yeter, vekil tayin edenler / mütevekkiller, O’na sorumluluğu bırakırlar / tevekkül ederler. De ki ey kavmim! mekanlarınızda çalışın bende çalışıyorum, kime onu rezil edecek azap geleceğini ve kimin üzerine daimî azabın serbest bırakılacağını (Helal: serbest bırakılan) nasıl olsa ilerde bileceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın; doğrusu ben de yapacağım. Elbette yakında bileceksiniz."

    Süleyman Ateş

    De ki: "Ey kavmim, durumunuza göre bildiğinizi yapın, ben de (bildiğimi) yapıyorum; yakında bileceksiniz;"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ey halkım, kurulduğunuz makamlarda elinizden geleni yapın. Ben de elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa yakında öğreneceksiniz;

    Şaban Britch

    De ki: Ey halkım, bulunduğunuz hal üzere çalışın, ben de amel edip, çalışıyorum.

    Şaban Piriş

    De ki: -Ey halkım, bildiğiniz gibi yapın, ben de yapacağım, ilerde bileceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Ey toplumum! Yapabildiğinizi yapın; ben de kendi işimi yapacağım. Yakında bileceksiniz,

  5. Zümer suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 40. ayet. مَن يَأْتِيهِ عَذَابٌ يُخْزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌ مُّقِيمٌ

    Diyanet İşleri

    (39-40) De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!"

    Mehmet Okuyan

    (39, 40) De ki: "Ey kavmim! Bulunduğunuz yerde (elinizden geleni) yapın! Şüphesiz ki ben de (görevimi) yapacağım!" Kendisini rezil edecek azabın kime geleceğini ve kalıcı bir azabın kime konacağını ileride bileceksiniz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu tür ayetlerde amaç inanmayanlara meydan okumaktır. İlk azap dünyadaki, kalıcı olan ise mahşerdeki azaptır. Benzer mesajlar: Hûd 11:39, 93.

    Mustafa İslamoğlu

    muhatabını alçaltan (dünyevi) azabın kimi gelip bulacağını ve (ahiretteki) kalıcı cezanın kimin başına çökeceğini...

    Muhammed Esed

    kimi (bu dünyada) utanıp rezil olacağı bir azaba duçar olacak ve kimi de (öteki dünyada) kesintisiz bir azabın ortasına düşecek!"

    Ahmed Hulusi

    "Kime geliyor aşağılayıcı azap (ölüm) ve kime gelmekte daimi azap (cehennem)?"

    Ali Bulaç

    Kendisini aşağılık kılan azab kime geliyor ve kesintisiz azab kimin üzerine çöküp kaçınılmaz oluyor?

    Ali Özek ve heyeti

    Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime sürekli azap inecek, yakında bileceksiniz!

    Ali Rıza Safa

    "Alçaltıcı cezanın kime geleceğini ve sürekli cezanın kimin üzerine ineceğini!"

    Bayraktar Bayraklı

    - De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapınız, doğrusu ben de yapacağım! Kendisini rezil edecek azap, kime gelecek, kime sürekli azap inecek, yakında bileceksiniz!"

    Edip Yüksel

    "Alçaltıcı azap kime geliyormuş ve sürekli azabı kim hak ediyormuş!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Alçaltıcı azap kime geliyormuş ve sürekli azabı kim hakediyormuş!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kime kendisini rezil edecek bir azabın geleceğini ve yerli (kalıcı) bir azabın kimin üstüne ineceğini!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kimmiş o kendine rüsvay edecek bir azab gelecek ve üstüne yerli bir azab inecek?

    Erhan Aktaş

    "Alçaltıcı azabın ve kalıcı azabın kime geleceğini."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Alçaltıcı azabın ve kalıcı azabın kime geleceğini."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Alçaltıcı ve kalıcı azabın kime geleceğini."

    Gültekin Onan

    Kendisini aşağılık kılan azab kime geliyor ve kesintisiz azab kimin üzerine çöküp kaçınılmaz oluyor?

    Hasan Basri Çantay

    Kendisine rüsvay edici bir azab gelecek olan kim miş, üzerine daimi bir azab (çatıb) konacak bulunan kim miş"?

    İbni Kesir

    Kendisine rüsvay edici bir azab gelecek olan kim, üzerine sürekli azab inecek olan kim?

    Mehmet Alagaş

    (32-40) Allah’a yalan atandan ve o / kuran kendisine geldiğinde kalpten tasdik ederek yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki? Cehennem de kafirlere yer mi kalmadı ki? Sözüne bağlılıkla / sadakatle gelen ve onu onaylayan / tasdik eden, işte onlar sakınanlardır. Onlara Rableri yanında istedikleri vardır , işte bu güzel davrananların / ihsanda bulunanların karşılığıdır. Allah onların yaptıklarının / amellerinin en kötü lerini örtecek (kefaret edecek) onları yapıyor olduklarının daha güzeli ile ecirlendirecek / mükafatlandıracak. Kullarına Allah yeterli değil midir? / kâfi değil midir? Seni O’nun dışındakilerle / Allah’ın dışındakilerle korkutuyorlar! Kimi Allah saptırırsa, ona yola girmek yoktur / hidayet yoktur. Allah kimi de yola yönlendirmişse artık onu da saptıracak yoktur. Allah saygıdeğer ve öcünüalan/ intikam sahibi değil midir? (Yaptığının acısını aynen tattıran) Eğer onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorsan? diyecekler ki Allah, eğer Allah bana bir zarar dilerse / murad ederse, onlar onun zararını kaldırabilecekler mi? Ya da bana bir rahmet murad ederse, onlar, Onun rahmetini tutacaklar mı? (Rahmetin bana gelmesini engelleyebilecekler mi?) De ki Allah bana yeter, vekil tayin edenler / mütevekkiller, O’na sorumluluğu bırakırlar / tevekkül ederler. De ki ey kavmim! mekanlarınızda çalışın bende çalışıyorum, kime onu rezil edecek azap geleceğini ve kimin üzerine daimî azabın serbest bırakılacağını (Helal: serbest bırakılan) nasıl olsa ilerde bileceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kime rezil edici bir azabın geleceğini, kalıcı azabın kimin üzerine ineceğini ileride bileceksiniz.

    Süleyman Ateş

    "Kendisini rezil edecek azab kime geliyor ve sürekli azab kimin üzerine konuyor?"

    Süleymaniye Vakfı

    rezil edici azap kime gelecek, kalıcı azap kimin üzerine çökecek (öğreneceksiniz) dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aynı ifadeleri, Nuh (a.s.) ve Şuayb (a.s.) da kavimlerine karşı kullanmıştır (Hud 11/39, Hud 11/93).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Alçaltıcı azap kime gelecekmiş ve kalıcı azap kime inecekmiş."

    Şaban Britch

    Kime rezil edici bir azabın geleceğini, kalıcı azabın kimin üzerine ineceğini ilerde bileceksiniz.

    Şaban Piriş

    Kime rezil edici bir azabın geleceğini, kalıcı azabın kimin üzerine ineceğini...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kime geliyor rezil edici azap, kime iniyor bitip tükenmeyen azap!"

  6. Zümer suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 41. ayet. إِنَّآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ لِلنَّاسِ بِٱلْحَقِّ فَمَنِ ٱهْتَدَىٰ فَلِنَفْسِهِۦ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَمَآ أَنتَ عَلَيْهِم بِوَكِيلٍ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Kitabı sana, insanlarla ilgili bir amaç için biz indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse, (bu) kendi (iyiliği) içindir. Kim de saparsa, sadece kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlar üzerinde asla vekil değilsin.

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç şüphe yok ki, bu ilahi kelamı insanlık için (gerçek) bir amaca mebni olarak sana Biz indirdik: Artık kim doğru yola seçerse bu kendi lehinedir; ama kim de saparsa sadece kendi aleyhine sapmış olur: zira sen onların tercihinden sorumlu değilsin.

    Muhammed Esed

    Biz, insanlığ(ın kurtuluşu) için hakikati ortaya koyan bu ilahi kelamı indirdik sana. Kim (buna sarılarak) doğru yola ulaşmayı seçerse bu kendi lehinedir ve kim de (yoldan) saparsa yine kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların seçimlerini belirleme gücüne sahip değilsin.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki biz sana O BİLGİyi insanlar için Hak olarak inzal ettik! Artık kim hakikate yönelirse kendi nefsi içindir! Kim de (hakikatten) saparsa sonucu sadece kendi aleyhine olarak sapar! Sen onların vekili değilsin!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz, sana biz Kitabı insanlar için hak olmak üzere indirdik. Artık kim hidayete ererse, bu kendi lehinedir; kim saparsa, o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm)! Şüphesiz biz bu Kitab’ı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, insanlar için, Kitap'ı, gerçek olarak sana indirdik. Artık, kim doğru yolu bulursa, kendisi içindir. Kim de saparsa, yalnızca kendi yitimine yönelik sapmış olur. Sen, onların üzerine denetmen değilsin.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz biz bu kitabı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık, kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.

    Edip Yüksel

    Biz bu kitabı sana halk için gerçekle indirdik. Kim doğruyu bulursa kendisi içindir. Kim saparsa da kendisi aleyhine sapmış olur. Sen onların avukatı değilsin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz bu kitabı sana halk için gerçekle indirdik. Kim doğruyu bulursa kendisi içindir. Kim saparsa da kendisi aleyhine sapmış olur. Sen onların avukatı değilsin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz, insanlar için sana hak ile kitap indirdik. O halde kim yola gelirse kendi lehinedir; her kim de saparsa yalnızca kendi aleyhine olarak sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz insanlar için senin üzerine hakkıle kitab indirdik, o halde kim yola gelirse kendi lehinedir, her kim de saparsa sırf kendi aleyhine olarak sapar ve sen değilsin üzerlerine vekil

    Erhan Aktaş

    Biz, sana bu Kitap'ı insanlar için "hakk" ile indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse bu kendi yararınadır. Kim de sapkınlığı seçerse kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, sana bu Kitap'ı insanlar için "hakk" ile indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse bu kendi yararınadır. Kim de sapkınlığı seçerse kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, sana bu Kitap'ı insanlar için "hakk" dipnot 1 ile indirdik. Artık kim doğru yolu dipnot 2 seçerse bu kendi yararınadır. Kim de sapkınlığı seçerse kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin dipnot 3 .

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği, doğru yolu göstermek için.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu Kitap'ın gösterdiği yoldan gitmeyi.
    3. metne dön, dipnot 3
      Onların tercihlerinin sorumlusu değilsin.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz, sana biz Kitabı insanlar için hak olmak üzere indirdik. Artık kim hidayete ererse, bu kendi lehinedir; kim saparsa, o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki biz o kitabı insanların faidesi için, hak (kın ikamesine bir sebeb) olarak indirdik sana. Artık kim doğru yolu ihtiyar ederse bu, kendi lehinedir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen (Habibim) onların üzerinde bir vekil değilsin.

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki Biz; kitabı sana insanlar için hak olarak indirdik. Kim hidayete ererse; bu, kendi lehinedir. Kim de sapıtırsa; kendi aleyhine sapıtmış olur. Ve sen, onların üzerinde vekil değilsin.

    Mehmet Alagaş

    (41-44) Sana kitabı, insanlar için, gerçek olarak / hak olarak indirdik, her kim yola girerse onun kendi lehinedir, her kim de sapar ise o da aleyhine sapıyordur , sen onlar üzerinde adlarına hareket eden biri / vekil değilsin . Allah kişinin öldüğü vakit , vefatını da gerçekleştirir, eğer ki uykusunda ölmez ise ölüm hükmü gerçekleşinceye kadar onu tutar / bekletir , (vefat ettirmez, tekrar canlandırır ) sonraki belirli bir süreye kadar salar / gönderir , bunda kesinlikle düşünen bir kavim için göstergeler / ayetler vardır. (Ruhumuz / canlılığımız uykuda çıkar gider vefat ederiz, uyanınca evi olan bedene geri döner, eğer ki döndüğünde beden mevta olmuşsa bedene giremez, Allah’a geri döner) Yoksa Allah’tan dışında aracı mı / şefaatçi mi edindiler? De ki şayet herhangi bir şeye malik değiller ve de akletmiyorlarsa da mı? De ki aracılığın / şefaatin hepsi Allah’ındır, semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti O’nundur, sonra ona gersin geri döneceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz biz bu kitabı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.

    Süleyman Ateş

    Biz Kitabı, insanlar için, sana hak ile indirdik. Artık kim doğru yola gelirse kendi yararınadır, kim de saparsa kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu kitabı insanlar için sana, tamamıyla gerçek olarak indirdik. Yola gelen, kendisi için gelir; yoldan çıkan da kendi zararına çıkar. Sen onların üzerinde vekil dipnot 1 değilsin (onların yaptıklarından sorumlu değilsin).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vekil: Peygamberler dahil hiç kimse ve hiç birşey Allah ile kulu arasına giremez. Vekalet edemez.

    Şaban Britch

    Biz, kitabı sana insanlar için “hak” olarak indirdik. O halde onu kim hidayete erişirse kendisi için erişir Kim de sapıtırsa, ancak kendi aleyhine sapıtır. Sen onlara vekil değilsin.

    Şaban Piriş

    Biz, kitabı sana insanlar için "hak" olarak indirdik. O halde onu kim rehber edinirse kendisi için edinir. Kim de dalalette kalırsa, ancak kendi aleyhine kalır. Sen onlara vekil değilsin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kuşkusuz, bu Kitap'ı biz sana insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlar üzerine vekil değilsin.

  7. Zümer suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 42. ayet. ٱللَّهُ يَتَوَفَّى ٱلْأَنفُسَ حِينَ مَوْتِهَا وَٱلَّتِى لَمْ تَمُتْ فِى مَنَامِهَا فَيُمْسِكُ ٱلَّتِى قَضَىٰ عَلَيْهَا ٱلْمَوْتَ وَيُرْسِلُ ٱلْأُخْرَىٰٓ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

    Mehmet Okuyan

    Allah (nefislerin) ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusundayken nefisleri vefat ettirir. dipnot 1 Ölümüne hükmettiğini (kişinin ruhunu katında) tutar; diğerini ise (ölüm zamanı gelmeyeni ise) belirlenmiş bir süreye kadar (kişiye) gönderir. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [yeteveffâ] fiili tek başına veya "ölüm"le ilgili bir kelimeyle kullanıldığında "öldürmek" demektir. Fakat burada ve En‘âm 6:60'ta olduğu gibi [el-leyl] "gece" veya [menâm] "uyku" gibi kelimelerle kullanılırsa, "uyutmak" anlamına gelmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah insanların canlarını ölümleri sırasında alır, henüz ölmemiş olanları da uykusunda alır: Derken ölümüne hükmettiklerini (katında) tutar, geri kalanı sonu yasayla belirlenmiş bir süre doluncaya kadar (geriye) salar. Kuşkusuz bunda, düşünen bir toplumun alacağı bir ders mutlaka vardır.

    Muhammed Esed

    Bütün insanların, (bedenen) öldüklerinde canlarını alan ve henüz ölmemiş olanları da uyku halinde (ölü gibi yapan) Allah'tır; (yalnız O'dur bu güce sahip olan): O, böylece ölümlerine hükmettiklerini (hayattan) koparır, diğerlerini de (kendisinin koyduğu) bir mühlet için salıverir. (Bütün) bunlarda gerçekten düşünenler için mesajlar vardır!

    Ahmed Hulusi

    Allah, ölümü tatma zamanı geldiğinde insanları vefat ettirir (bedenin işlevsiz kalması). . . Ölmemiş olanları da uykularında (bilinç dünyasına geçirtir). . . Hakkında ölüm hükmettiğini (o boyutta) tutar; diğerlerini belli bir ömür için irsal eder. . . Muhakkak ki bu olayda derin düşünen bir topluluk için elbette işaretler vardır.

    Ali Bulaç

    Allah, ölecekleri zaman canlarını alır; ölmeyeni de uykusunda (bir tür ölüme sokar). Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanı(n ruhunu) tutar, öbürüsünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, eceli gelenlerin ruhlarını ölümleri ânında, eceli henüz gelmeyenlerin de uykularında alır. Haklarında ölüme hükmettikleri (kullarının ruhlarını bedenlerine geri salmaz, onların ruhları) nı tutar, diğerlerini ise, (ecellerini tamamlamaları için) belli bir süreye kadar salıverir. Bunda, düşünebilen kavim için, muhakkak ibretler vardır.

    Ali Rıza Safa

    Allah, ölüm zamanı geldiğinde öldürür; ölmeyenleri de uykuları sırasında. Böylece, hakkında ölüm yargısı verdiklerini alıkoyar; diğerlerini de belirlenmiş bir süreye dek bırakır. Aslında, işte bunda, düşünen bir toplum için kesinlikle bir gösterge vardır. dipnot 398

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 398
      İşte, bir bilgi ayeti: Uyku sırasında beyin etkindir ve bedenin tüm işleyişini yeniden düzenler. Kalp dizemleri, kas eylemleri, solunum, kan basıncı ve salgı düzeyleri değişir. Uykuda soluk kesilmesi Apne olarak isimlendirilir ve bu sırada bedendeki oksijen oranı düştüğü için kalp dizemleri ve kan düzeni bozulur. Böylece, kalpte ve beyinde Emboli olarak isimlendirilen tıkanmalar sonucu ölüm olabilir. Bu durum her yaşta insan için geçerlidir. Uykuda ölüm oranı yüzde bir buçuk olup, bu oran trafik kazalarındaki ölüm oranının üstündedir. Her sabah uyanışımız, her sabah yeniden yaşama dönüşümüzdür.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, canları, ölümleri sırasında alır; ölmeyenleri de uykuları sırasında... Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen belli bir süreye kadar salıverir. Bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.

    Edip Yüksel

    ALLAH ölümü anında nefsi (bilinci) alır; ölmeyenleri de uyku anında... Hakkında ölüm kararı verdiklerini tutar ve diğerlerini de belli bir süreye kadar salıp gönderir. Düşünen bir topluluk için bunda dersler ve işaretler vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH ölümü anında nefsi (bilinci) alır; ölmeyenleri de uyku anında... Hakkında ölüm kararı verdiklerini tutar ve diğerlerini de belli bir süreye kadar salıp gönderir. Düşünen bir topluluk için bunda dersler ve işaretler vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah alır o canları öldükleri zaman; ölmeyenleri de uyuduklarında. Sonra haklarında ölüm kararı verdiklerini alıkoyar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için deliller vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah alır o canları öldükleri zaman, ölmiyenleri de uyuduklarında, sonra üzerlerine ölüm hukmü verdiklerini alıkor da diğerlerini salıverir bir müsemma ecele kadar, şübhesiz ki bunda düşünecek bir kavm için ayetler var

    Erhan Aktaş

    Allah, öleceklerin ölümleri anında canlarını alır; ölmeyecek olanların da uykularında. Ölümüne hükmettiğini yanında tutar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar salıverir. Bunda düşünen bir halk için alınacak pek çok ders vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, öleceklerin ölümleri anında canlarını alır; ölmeyecek olanların da uykularında. Ölümüne hükmettiğini yanında tutar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar salıverir. Bunda düşünen bir halk için alınacak pek çok ders vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, ölümü anında nefisleri vefat ettirir; ölmeyenleri de uykularında. Ölümüne hükmettiğini yanında tutar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar salıverir. Bunda düşünen bir toplum için alınacak pek çok ders vardır.

    Gültekin Onan

    Tanrı, ölecekleri zaman canlarını alır; ölmeyeni de uykusunda (bir tür ölüme sokar). Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanı(n ruhunu) tutar, öbürünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir. Şüphesiz bunda, düşünen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Allah (ölenin) ölümü zamanında, ölmeyenin de uykusunda ruuhlarını alır. Bu suretle hakkında ölümü hükmetdiği (ruuhu) tutar, diğerini muayyen bir vakta (eceli gelinceye) kadar salıverir. Şübhe yok ki bunda iyi düşünecek bir kavm için kat'i ibretler vardır.

    İbni Kesir

    Allah; ölüm anında canları alır. Ölmeyenin ise uykusunda. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini belli bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda; düşünen bir kavim için ayetler vardır.

    Mehmet Alagaş

    (41-44) Sana kitabı, insanlar için, gerçek olarak / hak olarak indirdik, her kim yola girerse onun kendi lehinedir, her kim de sapar ise o da aleyhine sapıyordur , sen onlar üzerinde adlarına hareket eden biri / vekil değilsin . Allah kişinin öldüğü vakit , vefatını da gerçekleştirir, eğer ki uykusunda ölmez ise ölüm hükmü gerçekleşinceye kadar onu tutar / bekletir , (vefat ettirmez, tekrar canlandırır ) sonraki belirli bir süreye kadar salar / gönderir , bunda kesinlikle düşünen bir kavim için göstergeler / ayetler vardır. (Ruhumuz / canlılığımız uykuda çıkar gider vefat ederiz, uyanınca evi olan bedene geri döner, eğer ki döndüğünde beden mevta olmuşsa bedene giremez, Allah’a geri döner) Yoksa Allah’tan dışında aracı mı / şefaatçi mi edindiler? De ki şayet herhangi bir şeye malik değiller ve de akletmiyorlarsa da mı? De ki aracılığın / şefaatin hepsi Allah’ındır, semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti O’nundur, sonra ona gersin geri döneceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah ölümleri vaktinde ruhları alır, ölmeyeninkini de uykusunda (alır). Hakkında ölüm hükmünü verdiğini alıkor, diğerini ise belirli bir süreye kadar salıverir. Muhakkak bunda iyice düşünen bir topluluk için ayetler vardır.

    Süleyman Ateş

    Allah, ölmekte olan canları alır, ölmeyenleri de uykularında (bedenlerinden alıp kendilerinden geçirir); sonra ölümüne hükmettiğini yanında tutar, ötekilerini de belli bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah ruhları (nefisleri), bedenlerin (nefislerin) ölümü sırasında çeker alır dipnot 1 , ölmemiş bedenlerin (nefislerin) ruhlarını (nefislerini) uykularında iken alır. Ölümüne hükmettiği bedenlerin ruhlarını tutar, diğerlerini ise belli bir süreye dipnot 2 kadar (bedenlerine) geri gönderir. Bunda, düşünen bir topluluk için ayetler /göstergeler vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete göre insan, biri beden diğeri ruh olmak üzere iki nefisten oluşur. Ruhun çoğunlukla can ile aynı şey olduğu zannedilir. Oysa ruhun üflenmesi, ana rahminde bütün organların tamamlanmasından sonra olur. Ruh bedenle birleştiğinde insan, dinleyen, basiret ve gönül sahibi olan bir canlı türü haline gelir (Mü'minun 23/12-14, Secde 32/7-9). Beden bir bilgisayarın donanımına; can, donanıma güç veren elektriğe benzer. Ruh ise bilgisayarın işletim sistemi gibidir. İşletim sistemi nasıl bütün bilgileri koruyorsa ruh da öyledir. Bu ayete göre Allah insanı iki şekilde vefat ettirir: biri uyuyunca diğeri de ölünce olur.. Ruh ve canın farklı şeyler olduğu, uyuyan insanın canlılığını korumasından da anlaşılır. Uyuyan insanın ruhu, uyandığında; ölen kişinin ruhu ise ahirette bedenler yeniden diriltildiğinde geri döner (Tekvir 81/7). Yeniden dirilen kişi kendini uykudan uyanmış gibi hisseder ve "<em>Uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı?</em>" der: (Yasin 36/52).
    2. metne dön, dipnot 2
      Belirlenmiş ecel (ecel-i müsemma) için Bkz. En'am 6/2 ve dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah ölüm esnasında ruhları alır dipnot 1 , ölmeyenlerinkini de uykuda alır. Ölümüne hükmettiğini tutar, ötekini o belirlenmiş eceline dipnot 2 belli bir vakte kadar salıverir. Bunda, düşünen bir topluluk için göstergeler (ayetler) vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ruh'un bedenden alınması vefat, canlılığın son bulması ölüm(mevt)'tir. İnsan ruhunun uyku sırasında vücuttan çıkmış olması ve o sırada canlığın devam ediyor olması ruh bilimcilerin dikkate alması gereken önemli bir bilgidir. İnsan ruhu hakkında daha detaylı bilgi için Bkz. Secde 32/9, Ruh kelimesinin anlamı için Bkz. İsra 17/85. Uyuyan insanın ruhu vücuduna geri dönebiliyorken ölen kişinin ruhu geri dönememektedir (Bkz. Müminun 23/100)
    2. metne dön, dipnot 2
      Belirlenmiş ecel (ecel-i müsemma) için Bkz.En'am 6/2 ve dipnotu

    Şaban Britch

    Allah, nefisleri öldükleri zaman ve ölmeyenleri de uykularında öldürüverir. Ölümüne hüküm verilenlerinkini tutar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar salıverir. İşte bunda, düşünen bir toplum için ayetler/deliller vardır.

    Şaban Piriş

    Allah ölüm vakti gelenlerin ve gelmeyenlerin canlarını alır. Ölümüne hüküm verilenlerinkini tutar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar salıverir. İşte bunda, düşünen bir toplum için işaretler vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, canları, ölümleri sırasında alır, ölmeyenleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen bir süreye kadar salıverir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

  8. Zümer suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 43. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ شُفَعَآءَ قُلْ أَوَلَوْ كَانُوا۟ لَا يَمْلِكُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَعْقِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?"

    Mehmet Okuyan

    Yoksa onlar Allah'ın peşi sıra (başkalarını) şefaatçiler mi edindiler! De ki: "Onlar hiçbir şeye güç yetiremezlerse ve akıl erdiremezlerse de mi?"

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa onlar, Allah'ı bir tarafa bırakıp da (hayali) şefaatçiler mi buldular? Onlara şunu sor: "Ne yani! Hiçbir şeye güçleri yetmese, akılları ermese de mi?"

    Muhammed Esed

    Ama onlar, Allah'ın yanısıra (hayali) şefaatçiler(e de kulluk yapmayı) tercih ederler. De ki: "Nasıl olur? Onların hiçbir şeye güçleri yetmese de ve akılları (hakikati) kavramıyor olsa da mı?"

    Ahmed Hulusi

    Yoksa Allah dununda şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Ya o edindikleriniz hiçbir şeye sahip olmayan ve akılsız iseler de mi?"

    Ali Bulaç

    Yoksa Allah'tan başka şefaat ediciler mi edindiler? De ki: "Ya onlar, hiçbir şeye malik değillerse ve akıl da erdiremiyorlarsa?"

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa onlar Allah'tan başkasını şefaatçiler mı edindiler? De ki: Onlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi (şefaatçi edineceksiniz)?

    Ali Rıza Safa

    Yoksa Allah'tan başka bir de ayrıca, ara bulucular mı edindiler? De ki: "Hiçbir şeye güçleri yetmiyor ve düşünemiyor olsalar bile; öyle mi?"

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa onlar Allah'tan başkasını şefaatçiler mi ediniyorlar? De ki: "Onlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi?"

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın dışında şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Onlar hiçbir şeye sahip değilseler ve düşünemiyorlarsa da mı?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın dışında şefaatçılar mı edindiler? De ki, 'Onlar hiç bir şeye sahip değilseler ve düşünemiyorlarsa da mı?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa Allah'tan başka şefaatçılar mı edindiler?! De ki: "Hiçbir şeye güç yetiremeseler ve akıl erdiremeselerde mi?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa Allahın berisinden şefaatçiler mi edindiler? De ki: hiç bir şey'e güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi?

    Erhan Aktaş

    Yoksa Allah'ın yanı sıra şefaatçiler dipnot 1 mi edindiler? De ki: "Onlar hiçbir şeye sahip olmasalar ve akıl etmeseler de mi?"

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yardımcılar. Bağışlayıcılar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa Allah'ın yanı sıra şefaatçiler dipnot 1 mi edindiler? De ki: "Onlar hiçbir şeye sahip olmasalar ve akıl etmeseler de mi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yardımcılar. Bağışlayıcılar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Onlar hiçbir şeye sahip olmasalar ve akıl etmeseler de mi?

    Gültekin Onan

    Yoksa Tanrı'dan başka şefaat ediciler mi edindiler? De ki: "Ya onlar, hiçbir şeye malik değillerse ve akledemiyorlarsa?"

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa onlar Allahdan başkasını (kendilerine) şefaatcılar mı edindiler? De ki: "Hiç birşey'e güc yetiremezler ve akıl erdiremezler olsalar da mı"? (Buna rağmen mi şefaat edecekler)?!

    İbni Kesir

    Yoksa onlar; Allah'tan başka şefaatçılar mı edindiler? De ki: Onlar, hiç bir şeye güç getiremez ve akıl erdiremez olsalar da mı?

    Mehmet Alagaş

    (41-44) Sana kitabı, insanlar için, gerçek olarak / hak olarak indirdik, her kim yola girerse onun kendi lehinedir, her kim de sapar ise o da aleyhine sapıyordur , sen onlar üzerinde adlarına hareket eden biri / vekil değilsin . Allah kişinin öldüğü vakit , vefatını da gerçekleştirir, eğer ki uykusunda ölmez ise ölüm hükmü gerçekleşinceye kadar onu tutar / bekletir , (vefat ettirmez, tekrar canlandırır ) sonraki belirli bir süreye kadar salar / gönderir , bunda kesinlikle düşünen bir kavim için göstergeler / ayetler vardır. (Ruhumuz / canlılığımız uykuda çıkar gider vefat ederiz, uyanınca evi olan bedene geri döner, eğer ki döndüğünde beden mevta olmuşsa bedene giremez, Allah’a geri döner) Yoksa Allah’tan dışında aracı mı / şefaatçi mi edindiler? De ki şayet herhangi bir şeye malik değiller ve de akletmiyorlarsa da mı? De ki aracılığın / şefaatin hepsi Allah’ındır, semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti O’nundur, sonra ona gersin geri döneceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?”

    Süleyman Ateş

    Yoksa Allah'tan başka şefa'atçiler mi edindiler? De ki: "Onlar, hiçbir şeye malik olmayan, düşünmeyen şeyler olsalar da mı (onları şefa'atçi edineceksiniz?)"

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa Allah ile aralarına girecek şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Ya onların bir şeye güçleri yetmiyor ve akıllarını da kullanmıyorlarsa? dipnot 1 "

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa onlar, Allah ile aralarına girecek şefaatçiler mi buldular? De ki "Ya onların bir yetkileri yoksa, akıllarını da kullanamıyorlarsa?"

    Şaban Britch

    Yoksa onlar Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki : Onlar hiç bir şeye sahip değillerse ve akletmiyorlarsa da mı?

    Şaban Piriş

    Yoksa onlar Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: -Onlar hiçbir şeye sahip değillerse ve akıllarını da kullanmıyorlarsa da mı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa Allah'tan başka şefaatçılar mı edindiler? De ki: "Onlar hiçbir şeye sahip olmayan/hiçbir şeye gücü yetmeyen, aklını da işletmeyen varlıklar olsalar da mı?"

  9. Zümer suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 44. ayet. قُل لِّلَّهِ ٱلشَّفَٰعَةُ جَمِيعًا لَّهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Şefaat tümüyle Allah'a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra yalnız O'na döndürüleceksiniz."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Şefaat tamamen ve yalnızca Allah'a aittir. dipnot 1 Göklerin ve yerin otoritesi yalnızca O'na aittir. Sonra da yalnızca O'na döndürüleceksiniz."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaatle ilgili Kur'an'daki bütün ayetler, bu ayet ışığında anlaşılmalıdır. Çünkü şefaat konusunda en belirleyici ve kapsamlı mesaj bu ayette yer almaktadır. Mahşerdeki şefaat konusunu Yüce Allah'tan bağımsız düşünmek asla doğru değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Şefaate (izin verme) yetkisi tamamıyla ve sadece Allah'a aittir: Gökler ve yerin mutlak otoritesi (de) O'na aittir: sonunda sadece O'na döndürüleceksiniz.

    Muhammed Esed

    De ki: "Şefaat (hakkını verme yetkisi) yalnız Allah'a aittir: Gökler ve yer üzerindeki hakimiyet (yalnız) O'nundur ve sonunda yalnız O'na döndürüleceksiniz".

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Şefaat tümüyle Allah'ındır! (Çünkü) semaların ve arzın mülkü O'nundur! Sonra O'na rücu ettirileceksiniz. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Şefaatin tümü Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Ara buluculuk, yalnızca Allah'a özgüdür. dipnot 399 Göklerin ve yeryüzünün yönetimi de O'na özgüdür. Sonra, O'na döndürüleceksiniz!"

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 399
      "Ara buluculuk" olarak yazdığımız "Şefaat" terimi "Allah'ın bağışlaması için yapılan aracılık" veya "Bağışlama yetkisi" olarak yorumlanmıştır. Allah'tan başka veya Allah'ın izin verdiklerinden başka hiç kimsenin şefaat etme yetkisinin olmadığı, yaklaşık yirmi ayette açıkça bildirilmiştir. Şefaat terimi, Kur'an çevirilerinde, çoğunlukla Arapça biçimiyle bırakılmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz."

    Edip Yüksel

    De ki: "Tüm şefaat ALLAH'a aittir." Göklerin ve yerin yönetimi O'na aittir. Sonra O'na döndürüleceksiniz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bak 2:48.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Tüm şefaat ALLAH'a aittir.' Göklerin ve yerin yönetimi O'na aittir. Sonra O'na döndürüleceksiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Bütün şefaat Allah'a aittir. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki Allahındır o şefaat bütün, onundur mülkü Göklerin ve Yerin, sonra hep döndürülüp ona götürüleceksiniz

    Erhan Aktaş

    De ki: "Şefaat etme tamamıyla Allah'ın elindedir. dipnot 1 Göklerin ve yerin egemenliği yalnızca O'na aittir. Sonra O'na döndürüleceksiniz."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre Allah'ın yanı sıra başka birilerinin şefaat edebileceğine inanmak kesinlikle şirktir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Şefaat etme tamamıyla Allah'ın elindedir. dipnot 1 Göklerin ve yerin egemenliği yalnızca O'na aittir. Sonra O'na döndürüleceksiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre Allah'ın yanı sıra başka birilerinin şefaat edebileceğine inanmak kesinlikle şirktir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Şefaat etme tamamıyla Allah'ın elindedir. dipnot 1 Göklerin ve yerin egemenliği yalnızca O'na aittir. Sonra O'na döndürüleceksiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, "şefaat" anlayışını ve inancını kesin olarak reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Şefaatin varlığına inanan bir kimse müşrik olur.

    Gültekin Onan

    De ki: "Şefaatin tümü Tanrı'nındır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Bütün şefaat (hakkı) Allahındır. Göklerin ve yerin mülk (-ü tasarrufu) onundur. Nihayet (hepiniz) ancak Ona döndürü (lüb götürü) leceksiniz".

    İbni Kesir

    De ki: Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra hepiniz O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (41-44) Sana kitabı, insanlar için, gerçek olarak / hak olarak indirdik, her kim yola girerse onun kendi lehinedir, her kim de sapar ise o da aleyhine sapıyordur , sen onlar üzerinde adlarına hareket eden biri / vekil değilsin . Allah kişinin öldüğü vakit , vefatını da gerçekleştirir, eğer ki uykusunda ölmez ise ölüm hükmü gerçekleşinceye kadar onu tutar / bekletir , (vefat ettirmez, tekrar canlandırır ) sonraki belirli bir süreye kadar salar / gönderir , bunda kesinlikle düşünen bir kavim için göstergeler / ayetler vardır. (Ruhumuz / canlılığımız uykuda çıkar gider vefat ederiz, uyanınca evi olan bedene geri döner, eğer ki döndüğünde beden mevta olmuşsa bedene giremez, Allah’a geri döner) Yoksa Allah’tan dışında aracı mı / şefaatçi mi edindiler? De ki şayet herhangi bir şeye malik değiller ve de akletmiyorlarsa da mı? De ki aracılığın / şefaatin hepsi Allah’ındır, semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti O’nundur, sonra ona gersin geri döneceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Şefaat, tümüyle Allah’a aittir. Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Sonra O’na döndürüleceksiniz.''

    Süleyman Ateş

    De ki: "Şefa'at tamamen Allah'ındır (yardım ve destek yalnız O'ndandır). Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz."

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Şefaat dipnot 1 tümüyle Allah'a aittir. Göklerde ve yerde tüm yetkiler onundur dipnot 2 . Sonunda onun huzuruna çıkarılacaksınız."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat, birine eşlik etmek veya arka çıkmaktır (El-Ayn, Müfredat). Dünyada insanlar birbirlerine şefaat edebilir, yani arka çıkıp destek olabilirler (Nisa 4/85); ama mahşer günü kimse kimseye şefaat edemez (Bakara 2/48, 254; İnfitar 82/17-19). Cennete gitmiş biri, şirk günahı ile değil de diğer günahlarından dolayı cehenneme girip cezasını çekmiş olan bir yakınına, Allah'ın onayıyla şefaat edebilir yani onu yanına alabilir (A'raf 7/46-49, Meryem 19/86-87, Tur 52/21). Çünkü Allah'ın onayı olmadan şefaat olmaz (Bakara 2/255, Taha 20/109, Secde 32/4, Sebe 34/23).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Şefaat yetkisi dipnot 1 tümüyle Allah'ın elindedir. Göklerin ve yerin hakimiyeti O'ndadır. Zaten sonunda tekrar yaratılıp O'nun huzuruna çıkarılacaksınız."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat kavramı için Bkz. Bakara 2/48 ve dipnotu

    Şaban Britch

    De ki: Şefaatin hepsi Allah’ındır. Göklerin ve yerin mülkü O’na aittir. Sonra O’na döndürüleceksiniz.

    Şaban Piriş

    De ki: Şefaatin hepsi Allah'ındır. Göklerin ve yerin hakimiyeti O'na aittir. Bir zaman sonra O'na döndürüleceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Şefaat, tümden ve sadece Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü/yönetimi O'nundur. Sonunda O'na döndürüleceksiniz."

  10. Zümer suresi, 45. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 45. ayet. وَإِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَحْدَهُ ٱشْمَأَزَّتْ قُلُوبُ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ وَإِذَا ذُكِرَ ٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦٓ إِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, bir tek (ilah) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. Allah'tan başkaları (ilahları) anıldığında bakarsın sevinirler.

    Mehmet Okuyan

    Allah tek olarak anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalpleri daralır. dipnot 1 O'nun peşi sıra başkaları anıldığı zaman hemen sevinirler. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herhangi bir putun adı anılmadan Yüce Allah tek başına anıldığında, sadece O'nun sıfatlarından söz edildiğinde, yani [lâ ilâhe illellâh] dendiğinde inkarcıların kalplerinin ürktüğü ifade edilmektedir. Kur'an'da sadece bu ayette geçen [işmeezzet] fiili "ürkmek", "sıkıntı içine girmek", "daralmak", "nefretle dolmak", "tiksinti duymak", "burkulmak" gibi anlamlar içermekte, kendisini şirke kaptıran ve ahirete de inanmayan kişilerin kalplerinin durumunu açıkça dile getirmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: İsrâ 17:46; Mü'min 40:12.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve ne zaman Allah tek başına anılsa, ahirete inanmayanların kalpleri tiksinti tuyar; ne zaman da O'nun dışında başka varlıklar anılsa, bu kez aynı kimseler sevinçten uçar.

    Muhammed Esed

    Ve Allah ne zaman tek başına anılsa, öteki dünyaya inanmayanların kalpleri keskin bir nefretle dolar. Halbuki O'nun yanısıra başka (hayali) güçler de anıldığı zaman hemen (yüzleri güler,) neşelenirler!

    Ahmed Hulusi

    Allah, TEK'liği itibarıyla hatırlatıldığında, sonsuz yaşamlarına iman etmeyen kimselerin şuurları bundan hoşlanmaz! O'nun dunundakiler anıldığındaysa, hemen onlar müjdelenmişçesine yüzleri güler!

    Ali Bulaç

    Sadece Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi öfkeyle kabarır. Oysa O'ndan başkaları anıldığında hemen sevince kapılırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın adı tek başına zikredildiği zaman, âhirete iman etmeyenlerin kalbleri kin (ve nefret) le dolar; fakat Allah'tan başkası, (yani putları) zikredildiği zaman da hemen neşelenirler.

    Ali Rıza Safa

    Allah, tek olarak anıldığında, sonsuz yaşama inanmayanların yürekleri nefretle dolar. O'ndan başkaları anıldığında ise sevinirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, tek olarak anıldığında, ahirete inanmayanların içlerini sıkıntı basar. Ama Allah'tan başkası anıldığı zaman hemen sevinir, mutluluk duyarlar.

    Edip Yüksel

    ALLAH tek başına anıldığı an ahiret gerçeğini onaylamayanların kalpleri huzursuz olarak ürker. Fakat O'nun dışındakiler anıldığı zaman hemen yüzleri güler. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * "Müslümanların" büyük bir çoğunluğu, 3:18 ayetinde bildirilen şehadete rağmen, şehadete Muhammed peygamberin ismini eklemekte ısrar etmektedirler. Bu ölçüt, Allah'ın ismini yalnız olarak anmaktan hoşlanmayan ve illa da Muhammed peygamberin veya bir başkasının ismini eklemek isteyenlerin aslında ahirete inanmadıklarını açığa vurmaktadır. * Bak 3:18, 17:46.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH tek başına anıldığı an ahirete inanmıyanların kalpleri huzursuz olarak ürker. Fakat O'nun dışındakiler anıldığı zaman hemen yüzleri güler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böyle iken Allah bir olarak anıldığında, ahirete inanmayanların yürekleri burkulur. O'ndan başkaları anıldığı zaman hemen yüzleri güler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Böyle iken Allah bir olarak anıldığı vakıt Ahırete inanmıyanların yürekleri burkulur da ondan berikiler anıldığı vakıt derhal yüzleri güler

    Gültekin Onan

    Tanrı bir olarak anıldığı zaman ahirete inanmayanların kalbi öfkeyle kabarır. Oysa O'ndan başkaları anıldığında hemen sevince kapılırlar.

    Hasan Basri Çantay

    Allah, bir olarak, anıldığı zaman ahirete inanmazların kalbleri tiksinir. (Fakat Allahdan) başkası anıldı mı bunlar (ın) derhal yüzleri güler.

    İbni Kesir

    Allah, tek başına anıldığı zaman; ahirete inanmayanların kalbleri tiksinir. Ama O'ndan başkaları anıldığı vakit hemen yüzleri güler.

    Mehmet Alagaş

    (45-52) Allah’ın bir olması hatırlatıldığında / zikredildiğinde Ahiret gününe iman etmeyenlerin kalpleri tiksinir , O’nun dışındakiler anıldığında o vakit sevinirler. Semaları ve arzı fıtratlı yaratan (Fâtır) tanık olunanı ve de gaybolanı bilen ey Allah’ım, sen kulların arasında ayrılığa düştükleri / ihtilaf ettikleri konularda hükmünü verirsin. Zalimler muhakkak ki arzda ne varsa ve de bir mislini de ekleyerek hepsini toplasalar, onu (topladıklarını) kıyamet günü suçlarına yönelik fidye olarak verirlerdi / affedilme bedeli olarak önerirlerdi, hesaba katmadıkları her şey Allah tarafından onların önüne dökülmüştür / ortaya çıkarılmıştır. Suçları ve kazandıkları ortaya çıkarılmıştır / açığa çıkmıştır , alay ettikleri ne varsa onları sarmıştır / hak olmuştur. İnsana bir zarar dokundu mu bize çağrı da bulunur , s onra bizden ona bir nimet sunulduğunda ise der ki bu bana ilmim nedeniyle verildi , bilakis o bir sınamadır / fitnedir ve fakat onların çoğu bilmezler, k esinlikle onlardan öncekiler de o şekilde demişlerdi , (İlmimiz nedeniyle bize verildi) Kazandıkları şeyler onlara bir fayda sağlamadı, kazandıkları nedeniyle kötülük onlara isabet etti / gelip onları buldu , zalimler öyleleridir ki işte onlara da kazandıkları nedeniyle kötülük isabet edecektir, onlar aciz bırakamazlar. Hâlâ bilmediler mi muhakkak ki Allah, dilediğine rızkı basitleştirir / genişletir ve de kısıt koyar / takdir eder, işte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. (Dünyevileşmiş akıl açlık evrenseldir ihtiyaçlar sınırsızdır der vahyi akıl rızık evrenseldir paylaşmak sorumluluktur der.)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, bir tek (ilah) olarak anıldığında ahirete iman etmeyenlerin kalpleri daralır. Allah’tan başkaları (ilahları) anıldığında ise hemen sevince kapılırlar.

    Süleyman Ateş

    Allah, tek olarak anıldığı zaman; ahirete inanmayanların kalbleri ürker. Ama O'ndan başka (tanrı)ları da anıldığı zaman, hemen sevinirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah tek başına anılınca Ahiret'e inanmayanların içleri daralır. O'nunla aralarına koyduklarından söz edilince de yüzleri güler.

    Şaban Britch

    Allah’ın adı tek olarak anıldığı zaman, ahirete iman etmeyenlerin kalpleri tiksinir. Oysa O'ndan başkaları anıldığında ise hemen sevince kapılırlar.

    Şaban Piriş

    Allah'ın adı tek olarak anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalpleri nefretle çarpar. Ondan başkaları anılınca hemen neşelenirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah yalnız başına anıldığında, ahirete inanmayanların kalpleri nefretle ürperir; O'nun dışındakiler anıldığında ise hemen müjdelenmiş gibi sevinirler.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.