Nahl suresi · 90–97. ayetler

Adalet, ihsan, akrabaya vermek ve ahde vefa

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nahl suresi, 90. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 90. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُ بِٱلْعَدْلِ وَٱلْإِحْسَٰنِ وَإِيتَآئِ ذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَيَنْهَىٰ عَنِ ٱلْفَحْشَآءِ وَٱلْمُنكَرِ وَٱلْبَغْىِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder; çirkinliği, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. (O, gerçekleri) hatırlayasınız diye size öğüt vermektedir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Kur'an'ın insana yönelik sosyal hayatı düzenlemede önemli ilkelerinden bir kısmını, gerçekler hatırlansın diye insanlara emirler verildiği mesajını içermektedir. Bu çerçevede ele alınan "adalet" kavramı insanlar arası ilişkilerdeki denge ve hakkaniyet anlamının dışında inanç bağlamında da düşünülmelidir. "Bir şeyi yerli yerince yapmak" anlamına gelen "adalet", inançta Yüce Allah'ı tek ilah olarak kabul etmek, yani tevhidi benimsemek demektir. Bunun zıddına olarak "bir şeyi yerinden etmek" anlamına gelen "zulüm" ise Lokmân 31:13'e göre inançta "şirk"i karşılamaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç şüphe yok ki Allah adil davranmayı, iyilik yapmayı ve yakınlara karşı cömert olmayı emreder; ve her türlü utanç verici hayasızlığı, selim akla ve sağduyuya aykırı çirkinliği ve sınırları hiçe sayan taşkınlık ve azgınlığı yasaklar: size (bu) öğütleri verir ki, sorumluluklarınızı aklınızda tutabilesiniz.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, Allah adaleti ve iyilik yapmayı, yakınlara karşı cömert olmayı emredip utanç verici ve arsızca olanı, akıl ve sağduyuya aykırı olanı ve azgınlığı, taşkınlığı yasaklıyor; ve size (böyle tekrar tekrar) öğüt veriyor ki, böylece (bütün bunları) belki aklınızda tutarsınız.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Allah, hakkını vermeyi, ihsanı (iyilik yapmayı) ve yakınlara cömert olmayı hükmeder. . . Fahşadan (nefsani davranışlardan), münkerden (imanın gereklerine ters düşen fiillerden) ve bagiyden (zulüm ve hakka tecavüz) nehyeder. . . Düşünüp değerlendirmeniz için öğüt veriyor.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz.

    Ali Özek ve heyeti

    Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah, adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara yardım etmeyi zorunlu yapmıştır. Sağtöreye uygun olmayan edimler yapılmasını, kötülüğü ve azgınlığı yasaklamıştır. Size öğüt veriyor; belki öğüt alırsınız diye. dipnot 204

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 204
      Bu ayet, Cuma hutbelerinin sonunda -geleneksel olarak- Arapça ve Türkçe olarak okunur.

    Bayraktar Bayraklı

    Gerçek şu ki, Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder; yüz kızartıcı işleri, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp öğüt alasınız diye size öğüt veriyor.

    Edip Yüksel

    ALLAH adaleti, iyilik yapmayı ve akrabaya yardım etmeyi emreder. Fuhuştan, fenalıktan ve azgınlıktan ise sizi meneder. Öğüt almanız için sizi böyle aydınlatır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH adaleti, iyilik yapmayı ve akrabaya yardım etmeyi emreder. Kötülükten, fenalıktan ve azgınlıktan ise sizi meneder. Öğüt almanız için sizi böyle aydınlatır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberiniz olsun ki Allah, size adaleti, iyi davranmayı ve yakınlara yardımda bulunmayı emrediyor; hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklıyor; dinleyip anlayıp tutasınız diye size öğüt veriyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ki Allah size adli, ihsanı ve yakınlığı olana atayı emrediyor ve fuhşiyyattan, münkerden, bagiyden nehyediyor, size va'zediyor ki dinleyip anlayıp tutasınız

    Erhan Aktaş

    Allah; adaleti, ihsanı dipnot 1 ve yakınlarınızda olanlara yardım etmeyi, buyurmakta; fahşadan dipnot 2 , münkerden dipnot 3 ve beğyiden dipnot 4 men etmektedir. İyice anlayıp tutmanız için size öğüt veriyor.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyilik yapmayı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her türlü aşırılık, haddi aşmak, hayasızlık ve edepsizlik.
    3. metne dön, dipnot 3
      Fena, kötü, çirkin yanlış ve zararlı kabul edilen; vahye ve toplumsal değer yargılarına uygun olmayan.
    4. metne dön, dipnot 4
      Azgınlık, zorbalık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah; adaleti, ihsanı dipnot 1 ve yakınlarınızda olanlara yardım etmeyi, buyurmakta; fahşadan dipnot 2 , münkerden dipnot 3 ve beğyiden dipnot 4 men etmektedir. İyice anlayıp tutmanız için size öğüt veriyor.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyilik yapmayı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her türlü aşırılık, haddi aşmak, hayasızlık ve edepsizlik.
    3. metne dön, dipnot 3
      Fena, kötü, çirkin yanlış ve zararlı kabul edilen; vahye ve toplumsal değer yargılarına uygun olmayan.
    4. metne dön, dipnot 4
      Azgınlık, zorbalık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, adil olmayı, iyilik yapmayı ve yakınlarınızda olanlara yardım etmeyi emreder. Haddi aşmaktan, kötülük ve zorbalık yapmaktan men eder. Umulur ki bu uyarıdan öğüt alırsınız.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz Tanrı, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi buyurur; çirkin utanmazlıklardan (fahşadan), münkerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki Allah adaleti, iyiliği, (hususiyle) akrabaya (muhtac oldukları şeyleri) vermeyi emr eder. Taşkın kötülük (ler) den, münkerden, zulm ve tecebbürden nehyeder. Size (bu suretle) öğüd verir ki iyice dinleyib ve anlayıb tutasınız.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Allah; adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder. Hayasızlığı, fenalığı ve taşkınlığı ise yasaklar. Tezekkür edesiniz diye size öğüt verir.

    Mehmet Alagaş

    (90-97) Allah denkleştirmeyi / adaleti, güzel davranmayı, yakınlığı olana vermeyi emreder, iğrençliği / fuhşiyatı, tanımamayı / inkârı, azgınlığı yasak eder / nehyedir, size belki hatırlarsınız diye öğüt veriyor. Ahitleştiğiniz de Allah’ın ahdine vefalı davranın. (Allah’a da bir sözünüz olduğunu unutmayın). İyice sağlamlaştırdığınız yeminlerinizi bozmayın , Allah’ı üzerinize kefil tayin etmiştiniz , (Kefil olarak Allah’ı göstermiştiniz) Allah yaptıklarınızı kesinlikle bilir , tıpkı ipi bükerek kuvvetlendirdikten sonra çözerek gevşeten gibi olmayın, bir topluluğun diğer topluluğa karşı fazlalaşması için aralarına girmekte / onlara katılmakta yeminlerinizi kullanmayın. (Valla ben sizdenim, sizin gibi düşünüyorum) Allah bunla sizi imtihan eder. Allah size karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz konularda kıyamet günü açıklamalarda bulunacaktır. (Belki bilgisizce yemin ederek girdiğin taraf yanlış taraf mahcup olmayasın) Allah isteseydi sizi tek bir topluluk /ümmet yapardı. Fakat istediği kişiyi saptırır istediği kişiyi de yo la iletir / yola sokar. Yaptığınız şeylerden sorulacaksınız. Yeminlerinizi birbirinize katılmak konusunda kullanmayın sağlam basan ayak sonrasında kayar da Allah’ın yolundan uzaklaşmanız sebebiyle kötüyü tadarsınız ve size büyük bir azap / azametli bir azap var olur. Allah’a verdiğiniz sözü / ahdi az bir pahaya satmayın. Eğer biliyor olsaydınız ki Allah’ın yanında olan sizin için daha hayırlıdır, sizin yanınızdakiler tükenir / bitimlidir, Allah’ın yanındakiler kalıcıdır / bakidir, sabredenleri yaptıklarından dolayı güzel bir ücretle / ödülle karşılıklandıracağız. Erkekten yahut kadından kim ıslah edici amel işlerse işte o iman edendir , Ona hoş bir hayat yaşatırız, yapıyor olduklarının daha güzeli bir ücret ile /ecir ile onları karşılıklandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz Allah; adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

    Süleyman Ateş

    Allah adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder, fahşa(edepsizlikten)dan, münker(fenalık)den ve bağy(azgınlık)den meneder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah; adil olmayı dipnot 1 , güzel davranmayı dipnot 2 ve yakınlara (hakları olanı) vermeyi emrediyor dipnot 3 . Cinsel günahları dipnot 4 , kötü şeyleri dipnot 5 ve hakka tecavüzü de yasaklıyor dipnot 6 . O, bilginizi kullanasınız diye size öğüt veriyor.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      "Cinsel günahlar" diye tercüme ettiğimiz kelime fahşa'dır. Fahşa ile fahişe kelimelerinin ikisi de mastardır ve aynı anlamdadır (A'raf 7/28). Mastar olduğu için çoğul anlamı da verilebilir. Bu ayette kelimeye çoğul anlamı vermemiz, Necm 53/32'den dolayıdır.
    5. metne dön, dipnot 5
      "Kötü şeyler" olarak tercüme edilen münker, Allah tarafından yasaklandığı gibi mü'minlerden de münkere engel olmaları istenmiştir (Al-i İmran 3/104, 110, 114, Tevbe 9/71, 112, Hac 22/41, Lokman 31/17)
    6. metne dön, dipnot 6

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, adaleti, güzel davranışı, yakınlara dipnot 1 veren el olmayı emreder. Çirkinliği, kötülüğü ve aşırılıkları yasaklar. Allah size öğüt verir, belki bilginizi kullanırsınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Akrabalık, iş, komşuluk, arkadaşlık türünden yakınlıklar manasına gelir.

    Şaban Britch

    Allah, adaleti, iyiliği ve yakınlara vermeyi emreder. Fuhşiyatı, kötülüğü ve taşkınlığı yasaklar. Düşünesiniz diye size öğüt verir.

    Şaban Piriş

    Allah, adaleti, iyiliği ve yakınlara vermeyi emreder. Ahlaksızlığı, kötülüğü ve taşkınlığı yasaklar. Düşünesiniz diye size öğüt verir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden/edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık, doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor.

  2. Nahl suresi, 91. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 91. ayet. وَأَوْفُوا۟ بِعَهْدِ ٱللَّهِ إِذَا عَٰهَدتُّمْ وَلَا تَنقُضُوا۟ ٱلْأَيْمَٰنَ بَعْدَ تَوْكِيدِهَا وَقَدْ جَعَلْتُمُ ٱللَّهَ عَلَيْكُمْ كَفِيلًا إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Antlaşma yaptığınız zaman, Allah'a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah'ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir.

    Mehmet Okuyan

    Antlaşma yaptığınız zaman, Allah'ın sözünü yerine getirin dipnot 1 ve Allah'ı üzerinize şahit tutarak, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın! Şüphesiz ki Allah yapmakta olduğunuz şeyleri bilir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mâide 5:1; En‘âm 6:152; Ra‘d 13:20; İsrâ 17:34; Mü'minûn 23:8; Me‘âric 70:32.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine Allah ile sözleşme yaptığınızda, sözünüze sadakat gösteriniz; bir de yeminlerinizi iyice kesinleştirdikten sonra bozmaya kalkmayınız! Unutmayınız ki Allah'ı kendinize kefil kılmıştınız: zira Allah yaptığınız her şeyi biliyor.

    Muhammed Esed

    Bir de, bir sözleşme yaparak bağlanma içine girdiğinizde Allah'la olan sözleşmenize sadakat gösterin; ve yeminlerinizi, iyi niyetinize Allah'ı tanık tutarak iyice pekiştirdikten sonra bozmayın; unutmayın ki, yaptığınız her şeyi Allah mutlaka biliyor.

    Ahmed Hulusi

    Sözleştiğiniz zaman, Allah adına olan ahdinizi hakkıyla yerine getirin. . . Yeminleri, kesinleştirdikten sonra bozmayın. . . (Zira yeminlerinizle) Allah'ı kefil kıldınız! Muhakkak ki Allah işlediklerinizi bilir.

    Ali Bulaç

    Ahidleştiğiniz zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın; çünkü Allah'ı üzerinize kefil kılmışsınızdır. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir.

    Ali Özek ve heyeti

    Antlaşma yaptığınız zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin ve Allah'ı üzerinize şahit tutarak, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Şüphesiz Allah, yapacağınız şeyleri pek iyi bilir.

    Ali Rıza Safa

    Sözleşme yaptığınızda, Allah'a verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah'ı tanık göstererek yeminlerinizi güçlendirdikten sonra bozmayın. Kuşkusuz, Allah, yaptıklarınızı bilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sözleştiğiniz zaman Allah'ın ahdini yerine getiriniz! Yeminleri, Allah'ı kendinize kefil göstererek pekiştirdikten sonra bozmayınız. Doğrusu Allah, yaptığınızı bilir.

    Edip Yüksel

    Anlaşma yaptığınızda ALLAH'ın ahdini yerine getirin. Pekiştirdiğiniz yeminleri bozmayın. ALLAH'ı kendinize kefil kılmıştınız. ALLAH yaptıklarınızı bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Anlaşma yaptığınızda ALLAH'ın ahdini yerine getirin. Pekiştirdiğiniz yeminleri bozmayın. ALLAH'ı kendinize kefil kılmıştınız. ALLAH yaptıklarınızı bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de antlaşma yaptığınızda Allah'ın ahdini yerine getirin ve sağlam ettiğiniz yeminleri bozmayın. Nasıl olur ki, Allah'ı üzerinize kefil yapmıştınız! Şüphe yok ki Allah, yaptıklarınızı tamamen bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de muahede ettiğinizde Allahın ahdini yerine getirin, ve sağlam sağlam ettiğiniz yeminleri bozmayın, nasıl olur ki ona Allahı kefil kılmıştınız, şüphe yok ki Allah, ne yaparsanız temamen bilir

    Erhan Aktaş

    Söz verdiğiniz zaman, verdiğiniz sözü Allah için tutun. Allah'ı kendinize kefil kılarak, pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Allah ne yaptığınızı bilir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Söz verdiğiniz zaman, verdiğiniz sözü Allah için tutun. Allah'ı kendinize kefil kılarak, pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Allah ne yaptığınızı bilir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Söz verdiğiniz zaman, verdiğiniz sözü Allah için tutun. Allah'ı kendinize kefil kılarak, pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Allah ne yaptığınızı bilir.

    Gültekin Onan

    Ahidleştiğiniz zaman, Tanrı'nın ahdini yerine getirin, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın; çünkü Tanrı'yı üzerinize kefil kılmışsınızdır. Şüphesiz Tanrı, yaptıklarınızı bilir.

    Hasan Basri Çantay

    Karşılıklı muaahede yapdığınız vakit Allahın ahdini yerine getirin. Sapasağlam etdiğiniz yeminleri bozmayın. (Nasıl otur ki) üzerinize Allahı kefil yapmışsınızdır. Şübhe yok ki Allah ne yapacağınızı bilir.

    İbni Kesir

    Ahidleştiğiniz zaman; Allah'ın ahdini yerine getirin. Pekiştirdiğiniz yeminleri bozmayın. ÇünküAllah'ı üzerinize kefil yapmışsınızdır. Muhakkak ki Allah; yaptıklarınızı bilir.

    Mehmet Alagaş

    (90-97) Allah denkleştirmeyi / adaleti, güzel davranmayı, yakınlığı olana vermeyi emreder, iğrençliği / fuhşiyatı, tanımamayı / inkârı, azgınlığı yasak eder / nehyedir, size belki hatırlarsınız diye öğüt veriyor. Ahitleştiğiniz de Allah’ın ahdine vefalı davranın. (Allah’a da bir sözünüz olduğunu unutmayın). İyice sağlamlaştırdığınız yeminlerinizi bozmayın , Allah’ı üzerinize kefil tayin etmiştiniz , (Kefil olarak Allah’ı göstermiştiniz) Allah yaptıklarınızı kesinlikle bilir , tıpkı ipi bükerek kuvvetlendirdikten sonra çözerek gevşeten gibi olmayın, bir topluluğun diğer topluluğa karşı fazlalaşması için aralarına girmekte / onlara katılmakta yeminlerinizi kullanmayın. (Valla ben sizdenim, sizin gibi düşünüyorum) Allah bunla sizi imtihan eder. Allah size karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz konularda kıyamet günü açıklamalarda bulunacaktır. (Belki bilgisizce yemin ederek girdiğin taraf yanlış taraf mahcup olmayasın) Allah isteseydi sizi tek bir topluluk /ümmet yapardı. Fakat istediği kişiyi saptırır istediği kişiyi de yo la iletir / yola sokar. Yaptığınız şeylerden sorulacaksınız. Yeminlerinizi birbirinize katılmak konusunda kullanmayın sağlam basan ayak sonrasında kayar da Allah’ın yolundan uzaklaşmanız sebebiyle kötüyü tadarsınız ve size büyük bir azap / azametli bir azap var olur. Allah’a verdiğiniz sözü / ahdi az bir pahaya satmayın. Eğer biliyor olsaydınız ki Allah’ın yanında olan sizin için daha hayırlıdır, sizin yanınızdakiler tükenir / bitimlidir, Allah’ın yanındakiler kalıcıdır / bakidir, sabredenleri yaptıklarından dolayı güzel bir ücretle / ödülle karşılıklandıracağız. Erkekten yahut kadından kim ıslah edici amel işlerse işte o iman edendir , Ona hoş bir hayat yaşatırız, yapıyor olduklarının daha güzeli bir ücret ile /ecir ile onları karşılıklandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ahitleştiğiniz zaman Allah'ın ahdini yerine getirin ve pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Çünkü Allah'ı üzerinize kefil gösterdiniz. Şüphesiz Allah, tüm yaptıklarınızı bilir.

    Süleyman Ateş

    Andlaşma yaptığınız zaman Allah'ın ahdini tam yerine getirin (verdiğiniz sözü tutun), pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Çünkü Allah'ı üzerinize kefil (şahid) yaptınız. Allah yaptıklarınızı bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sözleştiğiniz zaman Allah için verdiğiniz sözü yerine getirin ve bir de Allah'ı kendinize kefil ederek sağlamlaştırdığınız yeminlerinizi bozmayın. Allah ne yaptığınızı bilir.

    Şaban Britch

    Ahitleştiğiniz zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin ve Allah'ı üzerinize kefil kılarak, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Allah, sizin ne yaptığınızı elbette bilir.

    Şaban Piriş

    Sözleştiğiniz zaman, Allah'a verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah'ı kendinize kefil tutarak sağlama bağladıktan sonra yeminlerinizi bozmayın. Allah, sizin ne yaptığınızı elbette bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Antlaşma yaptığınızda, Allah'a verdiğiniz söze vefa gösterin. Bağlayıp pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Çünkü, kendinize Allah'ı kefil yapmış durumdasınız. Allah, yaptıklarınızı biliyor.

  3. Nahl suresi, 92. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 92. ayet. وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّتِى نَقَضَتْ غَزْلَهَا مِنۢ بَعْدِ قُوَّةٍ أَنكَٰثًا تَتَّخِذُونَ أَيْمَٰنَكُمْ دَخَلًۢا بَيْنَكُمْ أَن تَكُونَ أُمَّةٌ هِىَ أَرْبَىٰ مِنْ أُمَّةٍ إِنَّمَا يَبْلُوكُمُ ٱللَّهُ بِهِۦ وَلَيُبَيِّنَنَّ لَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ مَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

    Diyanet İşleri

    Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.

    Mehmet Okuyan

    Bir toplum diğer bir toplumdan daha kabarık (çok, güçlü) olduğu için, yeminlerinizi aranızda bir bozgunculuk aracı edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra, çözüp bozan (kişiler) gibi olmayın! Allah bununla (bu eyleminizle) sizi imtihan etmektedir. Hakkında anlaşmazlığa düşmekte olduğunuz şeyi kıyamet gününde mutlaka size açıklayacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve asla bir topluluk (diğerinden) daha karlı gerekçesiyle, yeminlerinizi kendi aranızda bir kandırmacaya dönüştürerek, ipliğini iyice eğirdikten sonra onu tersine çevirip çözen kadının durumuna düşmeyin! Şüphesiz Allah sizi bununla sınamaktadır; ve elbette Kıyamet Günü üzerinde sürekli tartışıp farklı sonuçlara ulaştığınız şeyleri açık seçik önünüze serecektir.

    Muhammed Esed

    Ve sakın yeminlerinizi, sırf içinizden bir grubun diğerinden daha güçlü olmasına dayanarak aranızda bir aldatma aracı olarak ele alıp da ipliğini iyice büküp berkittikten sonra onu çözüp koparan kadın gibi olmayın. Allah bütün bunlarla sizi sadece sınavdan geçiriyor ki, üzerinde çekişip durduğunuz her şeyi Kıyamet Günü'nde bütün açıklığıyla karşınıza koysun.

    Ahmed Hulusi

    İpliğini kuvvetle büktükten sonra söküp çözen (kadın) gibi olmayın. . . Bir toplum diğerinden daha kalabalık diye, yeminlerinizi aldatma vasıtası ediniyorsunuz. . . Allah o yeminlerinizle sizi yalnızca imtihan eder (ki ne olduğunuz ortaya çıksın da, yarın itiraz edemeyesiniz). . . Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyi kıyamet sürecinde size açıklayacaktır.

    Ali Bulaç

    Bir ümmet diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha gelişkindir diye, yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru yaparak, ipini kuvvetle eğirdikten sonra bozup çözen (kadın) gibi olmayın. Şüphesiz Allah, sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyi size muhakkak açıklayacaktır.

    Ali Özek ve heyeti

    Bir toplum diğer bir toplumdan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için yeminlerinizi, aranızda bir fesat aracı edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra, çözüp bozan (kadın) gibi olmayın. Allah, bununla sizi imtihan etmektedir. Hakkında ihtilafa düşmekte olduğunuz şeyi kıyamet gününde mutlaka size açıklayacaktır.

    Ali Rıza Safa

    Bir toplum, diğer toplumdan daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda aldatma aracı yaparak, ipliğini iyice eğirdikten sonra çözüp bozan kadın gibi olmayın. Aslında, Allah, bununla sizi sınıyor. Yeniden Yaratılış Günü'nde ise hakkında uyuşmazlığa düştüğünüz şeyleri kesinlikle açıklayacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bir milletin diğer bir milletten daha çok olmasından dolayı, ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra örgüsünü bozan kadın gibi, aranızdaki yeminlerinize hile sokarak bozmayınız! Şüphesiz, Allah onunla sizi deniyor ve aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz şeyi kıyamet günü elbette size açıklayacaktır.

    Edip Yüksel

    İpliğini sağlamca eğirdikten sonra çözen kadın gibi olmayın. Bir topluluğun diğer bir topluluktan güçlü olmasından yararlanarak yeminlerinizi aranızda kötüye kullanmayın. ALLAH sizi böylece dener. Anlaşmazlığa düştüğünüz konuları diriliş günü size açıklayacak.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İpliğini sağlamca eğirdikten sonra çözen kadın gibi olmayın. Bir topluluğun diğer bir topluluktan güçlü olmasından yararlanarak yeminlerinizi aranızda kötüye kullanmayın. ALLAH sizi böylece dener. Anlaşmazlığa düştüğünüz konuları diriliş günü size açıklayacak.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve bir ümmet diğer ümmetten daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda bir hile aracı edinerek, o ipliğini kat kat kuvvetlice büktükten sonra sökmeye çalışan karı gibi olmayın! Herhalde Allah, sizi onunla imtihan eder ve O, kesinlikle hakkında ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri, kıyamet günü size açıklayacaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bir ümmet diğer bir ümmetten daha nemalı olduğu için yeminlerinizi aranızda bir hud'a ittihaz ederek o, ipliğini kat kat kuvvetle büktükten sonra sökmeye çalışan karı gibi olmayın, her halde Allah sizi onunla imtihan eder ve elbette o ıhtilaf etmekte olduğunuz şeyleri Kıyamet günü size muhakkak beyan edecektir

    Erhan Aktaş

    İçinizden bir topluluğun başka bir topluluktan daha ribalı dipnot 1 olmasından etkilenerek, yeminlerinizi aldatma amacıyla; ipliğini sağlamca eğirdikten sonra, onu geri çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, sizi bununla dipnot 2 sınıyor. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler, kıyamet günü size açıklanacaktır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sayı ve varlıkça daha güçlü, daha fazla.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yeminlerinizle.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İçinizden bir topluluğun başka bir topluluktan daha ribalı dipnot 1 olmasından etkilenerek, yeminlerinizi aldatma amacıyla; ipliğini sağlamca eğirdikten sonra, onu geri çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, sizi bununla dipnot 2 sınıyor. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler, kıyamet günü size açıklanacaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sayı ve varlıkça daha güçlü, daha fazla.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yeminlerinizle.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İçinizden bir topluluğun başka bir topluluktan daha güçlü olmasından etkilenerek, yeminlerinizi aldatma amacıyla; ipliğini sağlamca eğirdikten sonra, onu geri çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, sizi bununla dipnot 1 sınıyor. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler, kıyamet günü size açıklanacaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yeminlerinizle.

    Gültekin Onan

    Bir ümmet diğer bir ümmetten [sayıca ve malca] daha gelişkindir diye yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru yaparak, ipini kuvvetle eğirdikten sonra bozup çözen (kadın) gibi olmayın. Şüphesiz, Tanrı sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyi size muhakkak açıklayacaktır.

    Hasan Basri Çantay

    İpliğini sağlamca bükdükden sonra söküb bozan (kadın) gibi olmayın. "Bir ümmet diğer bir ümmetden (malca ve sayıca) daha çokdur" diye yeminlerinizi aranızda bir hıyle ve fesad (mevzuu) edinir misiniz? Her halde Allah sizi bununla imtihan eder. Hakkında ihtilafa düşmekde olduğunuz şey'i ise O, kıyamet gününde elbette size açıklayacakdır.

    İbni Kesir

    İpliğini iyice eğirip katladıktan sonra, söküp bozan kadın gibi olmayın. Bir ümmetin diğerinden daha çok olmasından ötürü yeminlerinizi aranızda aldatma vasıtası yapıyorsunuz. Allah, onunla sizi imtihan eder. Kıyamet günü ihtilaf ettiğiniz şeyleri elbette size beyan edecektir.

    Mehmet Alagaş

    (90-97) Allah denkleştirmeyi / adaleti, güzel davranmayı, yakınlığı olana vermeyi emreder, iğrençliği / fuhşiyatı, tanımamayı / inkârı, azgınlığı yasak eder / nehyedir, size belki hatırlarsınız diye öğüt veriyor. Ahitleştiğiniz de Allah’ın ahdine vefalı davranın. (Allah’a da bir sözünüz olduğunu unutmayın). İyice sağlamlaştırdığınız yeminlerinizi bozmayın , Allah’ı üzerinize kefil tayin etmiştiniz , (Kefil olarak Allah’ı göstermiştiniz) Allah yaptıklarınızı kesinlikle bilir , tıpkı ipi bükerek kuvvetlendirdikten sonra çözerek gevşeten gibi olmayın, bir topluluğun diğer topluluğa karşı fazlalaşması için aralarına girmekte / onlara katılmakta yeminlerinizi kullanmayın. (Valla ben sizdenim, sizin gibi düşünüyorum) Allah bunla sizi imtihan eder. Allah size karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz konularda kıyamet günü açıklamalarda bulunacaktır. (Belki bilgisizce yemin ederek girdiğin taraf yanlış taraf mahcup olmayasın) Allah isteseydi sizi tek bir topluluk /ümmet yapardı. Fakat istediği kişiyi saptırır istediği kişiyi de yo la iletir / yola sokar. Yaptığınız şeylerden sorulacaksınız. Yeminlerinizi birbirinize katılmak konusunda kullanmayın sağlam basan ayak sonrasında kayar da Allah’ın yolundan uzaklaşmanız sebebiyle kötüyü tadarsınız ve size büyük bir azap / azametli bir azap var olur. Allah’a verdiğiniz sözü / ahdi az bir pahaya satmayın. Eğer biliyor olsaydınız ki Allah’ın yanında olan sizin için daha hayırlıdır, sizin yanınızdakiler tükenir / bitimlidir, Allah’ın yanındakiler kalıcıdır / bakidir, sabredenleri yaptıklarından dolayı güzel bir ücretle / ödülle karşılıklandıracağız. Erkekten yahut kadından kim ıslah edici amel işlerse işte o iman edendir , Ona hoş bir hayat yaşatırız, yapıyor olduklarının daha güzeli bir ücret ile /ecir ile onları karşılıklandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir topluluğun diğer bir topluluktan daha çok olmasından dolayı yeminlerinizi hile aracı yaparak ipliğini sağlamca büktükten sonra söküp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.

    Süleyman Ateş

    Bir topluluk, diğer bir topluluktan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda bozucu bir vasıta yaparak, ipliğini kuvvetli büktükten sonra çözen kadın gibi olmayın! Çünkü Allah, sizi bununla dener. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size açıklayacaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir toplum (ümmet), başka toplumdan üstün diye, yeminlerinizi bozulabilir sayıp ipliğini sağlam eğirdikten sonra çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah bu şekilde sizi sınar. (Mezardan) kalkış günü, aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz konuları size elbette bildirecektir.

    Şaban Britch

    Bir toplumun, diğer bir toplumdan daha çok olması sebebiyle, yeminlerinizi aranızda (bozarak)bir hîle edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra çözüp bozan (kadın) gibi olmayın. Ancak, Allah sizi onunla (yemine vefa ile) imtihan ediyor, kıyamet günü hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyi açıklayacaktır.

    Şaban Piriş

    İpliğini iyice eğirip sağlamlaştırdıktan sonra bozan kadın gibi olmayın. Bir toplum, diğer bir toplumdan daha çok diye yeminlerinizi bozuyorsunuz. Ancak, Allah sizi onunla imtihan ediyor, kıyamet günü hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyi açıklayacaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yeminleri bozmada, ipliğini kuvvetle büktükten sonra bozup parçalayan karı gibi olmayın. Bir topluluk ötekinden daha zengin ve kalabalık çıktığı için yeminlerinizi aranızda bir hile aracı yapıyorsunuz. Allah sizi bununla imtihan ediyor; ihtilafa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size açık bir biçimde elbette gösterecektir.

  4. Nahl suresi, 93. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 93. ayet. وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَٰكِن يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ وَلَتُسْـَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.

    Mehmet Okuyan

    Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı dipnot 1 fakat (Allah) dileyeni (layık gördüğünü) saptırır (sapkınlığını onaylar), dileyeni (layık gördüğünü) de doğru yola ulaştırır. dipnot 2 Yaptıklarınızdan mutlaka sorumlu tutulacaksınız.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mâide 5:48; En‘âm 6:35, 107, 149; Yûnus 10:99; Hûd 11:118-119; Ra‘d 13:31; Nahl 16:9; Secde 32:13; Şûrâ 42:8.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: "Fakat (Allah) dilediğini (layık olanı) saptırır, dilediğini (layık olanı) ise doğru yola ulaştırır"; "Fakat (Allah azabı tercih edip) dileyeni (layık gördüğünü) saptırır, (bağışlanmayı) dileyeni (layık gördüğünü) ise doğru yola ulaştırır." Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Al-i İmrân 3:129; Mâide 5:18, 40; Ra‘d 13:27; İbrâhîm 14:4; Hacc 22:16; ‘Ankebût 29:21; Fâtır 35:8; Fetih 48:14; Müddessir 74:31.

    Mustafa İslamoğlu

    Zaten eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapıverirdi; fakat o sapmak isteyeni saptırıyor, doğru yöne yönelmek isteyeni ise (ona) yöneltiyor: ne ki (seçiminiz sonucu) yapa geldiğiniz her şeyden mutlaka hesaba çekileceksiniz.

    Muhammed Esed

    Çünkü, Allah dileseydi şüphesiz hepinizi bir tek ümmet yapardı; ama (sapmak) isteyeni saptırıp, (doğru yola ulaşmak) isteyeni de doğru yola yöneltiyor; Ve şüphesiz, yaptığınız her şeyden ötürü sorguya çekileceksiniz!

    Ahmed Hulusi

    Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir inanca sahip toplum kılardı. . . Fakat (Allah), dilediğini saptırır ve dilediğini de hakikate erdirir. . . Yaptıklarınızın sonuçlarını yaşayacaksınız!

    Ali Bulaç

    Eğer Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet kılardı; ancak dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. Yaptıklarınızdan muhakkak sorumlu tutulacaksınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet kılardı; fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yaptıklarınızdan mutlaka sorumlu tutulacaksınız.

    Ali Rıza Safa

    Oysa Allah dileseydi, kesinlikle, sizi bir tek topluluk yapardı. Fakat dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Yaptıklarınızdan kesinlikle sorguya çekileceksiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet yapardı; fakat O, dileyeni saptırır, dileyeni de doğru yola iletir. Yaptıklarınızdan elbette sorgulanacaksınız.

    Edip Yüksel

    ALLAH dileseydi sizi bir tek toplum kılardı. Ancak, dilediğini saptırır, dilediğine de yol gösterir. Elbette yaptıklarınızdan sorulacaksınız. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Ayetin orta cümlesi, "dileyeni saptırır, dileyene yol gösterir" biçiminde anlaşılsa da sonuç değişmemektedir. Tanrı'nın içtenlikle gerçeği arayanları doğru yola ilettiğini ancak yeterli içtenliğe ve temiz niyete sahip olmayanların da gerçeği görmesini engellediğini görüyoruz (6:110; 7:146; 21:51; 37:84). * Bak 57:22.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH dileseydi sizi bir tek toplum kılardı. Ancak, dilediğini saptırır, dilediğine de yol gösterir. Elbette yaptıklarınızdan sorulacaksınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah dileseydi mutlaka hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola eriştirir ve herhalde hepiniz, bütün yaptıklarınızdan sorumlu olacaksınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah, dilese idi elbet hepinizi bir tek ümmet yapardı ve lakin o, dilediğine dalalet, dilediğine hidayet buyurur ve her halde hepiniz bütün yaptıklarınızdan mes'ul olacaksınız

    Erhan Aktaş

    Allah, dileseydi dipnot 1 sizi tek bir ümmet dipnot 2 yapardı. Fakat Allah hak edeni3 saptırır, hak edeni dipnot 3 de doğru yola iletir. Siz, yaptığınız her şeyden sorumlu tutulacaksınız. dipnot 4

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsana tercihte bulnma hakkı vermeyerek, onları irade sahibi kılmayarak, bütün insanlığı tek tip bir toplum da yapabilirdi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Toplum, topluluk.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kelimesi kelimesine, dilediğini. "Dilediğini demek: Hak edeni demektir; Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Allah, "dilediğimi" demekle, "kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm," demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi" insanın "dilemesine", "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. Dilemek anlamına gelen "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir 10:108; 76:3).
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu cümleden de anlaşılıyor ki "dilediğini tercih etme sorumluluğu" insanın kendisine aittir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, dileseydi dipnot 1 sizi tek bir ümmet dipnot 2 yapardı. Fakat Allah hak edeni dipnot 3 saptırır, hak edeni dipnot 3 de doğru yola iletir. Siz, yaptığınız her şeyden sorumlu tutulacaksınız. dipnot 4

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsana tercihte bulnma hakkı vermeyerek, onları irade sahibi kılmayarak, bütün insanlığı tek tip bir toplum da yapabilirdi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Toplum, topluluk.
    3. metne dön, dipnot 3
      Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu cümleden de anlaşılıyor ki "dilediğini tercih etme sorumluluğu" inssanın kendisine aittir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, dileseydi sizi tek bir ümmet dipnot 1 yapardı. Fakat Allah dileyeni saptırır, dileyeni de hidayete iletir. dipnot 2 Siz, yaptığınız her şeyden sorumlu tutulacaksınız. dipnot 3

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aynı inanca mensup, aynı düşünce ve amaca sahip topluluk.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hak edeni saptırır, hak edeni hidayete erdirir. Bu terkip; Allah, doğru yola iletilmeyi isteyeni doğru yola iletir; sapkınlıkta kalmak isteyeni de sapkınlıkta bırakır; sapkınlığı gerektiren şeyler yapanı saptırır, doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Hidayet ve dalalet konusu insanın dilemesiyle ilişkilidir. Allah, hiç kimseyi ne zorla hidayete erdirir ne de dalalete düşürür. İman ve inkar konusunda sorumluluk bütünüyle insana aittir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu cümleden de anlaşılıyor ki dilediğini seçme sorumluluğu kişinin kendisine aittir.

    Gültekin Onan

    Eğer Tanrı dileseydi sizi tek bir ümmet kılardı; ancak dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. Yaptıklarınızdan muhakkak sorumlu tutulacaksınız.

    Hasan Basri Çantay

    Allah dileseydi sizi (hepinizi) bir tek ümmet yapardı. Şu kadar ki O, kimi dilerse onu sapıklıkda bırakır, kimi de dilerse onu hidayete iletir. Yapageldiğiniz işlerden elbette mes'ul olacaksınız.

    İbni Kesir

    Allah dileseydi; sizi bir tek ümmet yapardı. Ama O; istediğini saptırır, istediğini doğru yola iletir. İşlediklerinizden muhakkak sorumlu tutulacaksınız.

    Mehmet Alagaş

    (90-97) Allah denkleştirmeyi / adaleti, güzel davranmayı, yakınlığı olana vermeyi emreder, iğrençliği / fuhşiyatı, tanımamayı / inkârı, azgınlığı yasak eder / nehyedir, size belki hatırlarsınız diye öğüt veriyor. Ahitleştiğiniz de Allah’ın ahdine vefalı davranın. (Allah’a da bir sözünüz olduğunu unutmayın). İyice sağlamlaştırdığınız yeminlerinizi bozmayın , Allah’ı üzerinize kefil tayin etmiştiniz , (Kefil olarak Allah’ı göstermiştiniz) Allah yaptıklarınızı kesinlikle bilir , tıpkı ipi bükerek kuvvetlendirdikten sonra çözerek gevşeten gibi olmayın, bir topluluğun diğer topluluğa karşı fazlalaşması için aralarına girmekte / onlara katılmakta yeminlerinizi kullanmayın. (Valla ben sizdenim, sizin gibi düşünüyorum) Allah bunla sizi imtihan eder. Allah size karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz konularda kıyamet günü açıklamalarda bulunacaktır. (Belki bilgisizce yemin ederek girdiğin taraf yanlış taraf mahcup olmayasın) Allah isteseydi sizi tek bir topluluk /ümmet yapardı. Fakat istediği kişiyi saptırır istediği kişiyi de yo la iletir / yola sokar. Yaptığınız şeylerden sorulacaksınız. Yeminlerinizi birbirinize katılmak konusunda kullanmayın sağlam basan ayak sonrasında kayar da Allah’ın yolundan uzaklaşmanız sebebiyle kötüyü tadarsınız ve size büyük bir azap / azametli bir azap var olur. Allah’a verdiğiniz sözü / ahdi az bir pahaya satmayın. Eğer biliyor olsaydınız ki Allah’ın yanında olan sizin için daha hayırlıdır, sizin yanınızdakiler tükenir / bitimlidir, Allah’ın yanındakiler kalıcıdır / bakidir, sabredenleri yaptıklarından dolayı güzel bir ücretle / ödülle karşılıklandıracağız. Erkekten yahut kadından kim ıslah edici amel işlerse işte o iman edendir , Ona hoş bir hayat yaşatırız, yapıyor olduklarının daha güzeli bir ücret ile /ecir ile onları karşılıklandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.

    Süleyman Ateş

    Allah dileseydi, hepinizi, bir tek ümmet yapardı, fakat (O), dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Ve siz, mutlaka yaptığınız şeylerden sorulacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer tercihi Allah yapsaydı elbette hepinizi tek bir ümmet /toplum yapardı dipnot 1 . Ama Allah (sapkınlığı) tercih edeni sapkın sayar, (doğru yolu) tercih edeni dipnot 2 de yoluna kabul eder dipnot 3 . Yaptıklarınızdan da elbette sorguya çekileceksiniz. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Birinizi diğerinizden ayırmaz, hepinizi mümin yapardı (Hud 11/118, Şura 42/8). Ama Allah sistemini imtihan için kurduğundan doğru yola gelip gelmeme konularında tercihi kuluna bırakmıştır. (Hud 11/7, Kehf 18/29, Muhammed 47/31, Mülk 67/1-2, İnsan 76/3).
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae (شاء) fiili ile ilgili olarak bkz. Nahl 16/2. ayetin dipnotu.
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tercihi Allah yapsaydı sizi bir tek toplum (ümmet) yapardı dipnot 1 . Ama (tercihi size bıraktığı için) sapıklığı tercih edeni sapık sayar, hidayeti tercih edeni de yoluna kabul eder. Yaptıklarınızdan elbette sorumlu tutulacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. Maide 5/48

    Şaban Britch

    Eğer Allah dileseydi, sizi elbette tek bir ümmet yapardı. Fakat o dilediğini saptırır, dilediğine de hidayet eder. Yaptıklarınızdan elbette sorguya çekileceksiniz.

    Şaban Piriş

    Eğer Allah dileseydi, sizi elbette tek bir ümmet yapardı. Fakat o dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğine de doğru yolu gösterir. Yaptıklarınızdan elbette hesaba çekileceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah dileseydi, elbette ki sizi birtek ümmet yapardı. Ama O, dilediğini saptırıyor, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzluyor. Yapıp ettiklerinizden mutlaka sorgu-suale çekileceksiniz.

  5. Nahl suresi, 94. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 94. ayet. وَلَا تَتَّخِذُوٓا۟ أَيْمَٰنَكُمْ دَخَلًۢا بَيْنَكُمْ فَتَزِلَّ قَدَمٌۢ بَعْدَ ثُبُوتِهَا وَتَذُوقُوا۟ ٱلسُّوٓءَ بِمَا صَدَدتُّمْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَكُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Yeminlerinizi aranızda aldatma sebebi edinmeyin! Aksi hâlde sağlam bastıktan sonra ayaklar(ınız) kayar da (insanları) Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle kötülüğü tadarsınız. Sizin için (ahirette de) büyük bir azap vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Asla yeminlerinizi bir kandırma aracına dönüştürmeyin; yoksa ayağınızı sağlam basmışken (zemin alttan) kayıp gider ve Allah yolundan uzaklaşmanızın kötü sonuçlarını (yudum yudum) tadarsınız; üstelik (ötede) sizi bekleyen daha korkunç bir azap bulursunuz.

    Muhammed Esed

    (Bunun içindir ki,) yeminlerinizi aranızda bir aldatma aracı olarak kullanmayın; yoksa ayağ(ınız), sağlamca basmış olduğunuz halde, kayar ve böylece Allah yolundan dönüp uzaklaşmanızın kötü (sonuçlarını) tatmak zorunda kalırsınız; ayrıca bu takdirde sizi (öte dünyada da) çok büyük bir azap bekliyecektir.

    Ahmed Hulusi

    Yeminlerinizi aranızda aldatma aracı olarak kullanmayın! (Aksi takdirde, İslam'da) sağlamca yer almışken ayağınız kayar ve Allah yolundan saptığınız için kötülüğü tadarsınız. . . Sizin için çok büyük azap oluşur.

    Ali Bulaç

    Yeminlerinizi kendi aranızda, bir bozuculuk unsuru edinmeyin; sonra sapasağlam basan ayak kayar ve Allah'ın yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız. (Ayrıca) Büyük azab da sizin içindir.

    Ali Özek ve heyeti

    Yeminlerinizi aranızda fesada araç edinmeyin, aksi halde (İslâm'da) sebat etmişken ayağınız kayar da insanları Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle (dünyada) kötülüğü tadarsınız. Sizin için (ahirette de) büyük bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Yeminlerinizi aranızda aldatma aracı yapmayın. Yoksa sağlam bastığınız ayak kayar ve Allah'ın yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız. Ayrıca, sizin için büyük bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Birbirinizi aldatmak için yemin etmeyiniz; yoksa sağlam basmış olan ayak sürçebilir ve Allah'ın yolundan alıkoymuş olacağınızdan dolayı da acı azabı tadarsınız. Üstelik büyük bir azaba da uğrarsınız.

    Edip Yüksel

    Yeminlerinizi aranızda kötüye kullanmayın ki sağlam basmış ayağınız kaymasın. ALLAH'ın yolundan saptığınız için perişanlığı tadar ve acı bir azabı hakedersiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yeminlerinizi aranızda kötüye kullanmayın ki sağlam basmış ayağınız kayar. ALLAH'ın yolundan saptığınız için perişanlığı tadar ve acı bir azabı hakkedersiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yeminlerinizi, aranızda hile ve bozgunculuğa vesile edinmeyin, sonra sağlam basmışken bir ayak kayar ve Allah yolundan saptığınız için fena acı tadarsınız; artık ahirette de size pek büyük bir azap olur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yeminlerinizi aranızda hud'a ve fesada vesile ittihaz etmeyin ki sonra sağlam basmışken bir ayak kayar ve Allah yolundan saptığınız için fena acı tadarsınız, Ahırette de size pek büyük bir azab olur

    Erhan Aktaş

    Yeminlerinizi, aranızda aldatma ve bozgunculuğa araç yapmayın. Yoksa yere sağlam bastıktan sonra dipnot 1 ayak kayar. Allah'ın yoluna engel olduğunuzdan dolayı kötülükle karşı karşıya kalırsınız. Ve büyük bir azaba uğrarsınız.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hakk ve adalet üzerinde yaşarken.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yeminlerinizi, aranızda aldatma ve bozgunculuğa araç yapmayın. Yoksa yere sağlam bastıktan sonra dipnot 1 ayak kayar. Allah'ın yoluna engel olduğunuzdan dolayı kötülükle karşı karşıya kalırsınız. Ve büyük bir azaba uğrarsınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hakk ve adalet üzerinde yaşarken.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yeminlerinizi, aranızda aldatma ve bozgunculuğa araç yapmayın. Yoksa yere sağlam bastıktan sonra dipnot 1 ayak kayar. Allah'ın yolundan saptığınız için kötülükle karşı karşıya kalırsınız. Ve ahirette de büyük bir azaba uğrarsınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hakk ve adalet üzerinde yaşarken.

    Gültekin Onan

    Yeminlerinizi kendi aranızda, bir bozuculuk unsuru edinmeyin; sonra sapasağlam basan ayak kayar ve Tanrı'nın yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız. (Ayrıca) Büyük azab da sizin içindir.

    Hasan Basri Çantay

    Yeminlerinizi aranızda hıyle ve fesad (mevzuu) edinmeyin. Çünkü sapasağlam yerleşdikden sonra (öyle) bir ayak kayar (ki)! Allahın yolundan sapdığınıza karşılık (dünyada) fena azab tadacaksınız. (Ahiretde) hakkınız (daha) büyük bir azabdır.

    İbni Kesir

    Yeminlerinizi aranızda hile ve bozgun vesilesi yapmayın. Çünkü bu yüzden sağlamca yere basmakta olan ayak, kayabilir. Allah yolundan alıkoyduğunuz için kötü bir azab tadarsınız. Ve sizin için büyük bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (90-97) Allah denkleştirmeyi / adaleti, güzel davranmayı, yakınlığı olana vermeyi emreder, iğrençliği / fuhşiyatı, tanımamayı / inkârı, azgınlığı yasak eder / nehyedir, size belki hatırlarsınız diye öğüt veriyor. Ahitleştiğiniz de Allah’ın ahdine vefalı davranın. (Allah’a da bir sözünüz olduğunu unutmayın). İyice sağlamlaştırdığınız yeminlerinizi bozmayın , Allah’ı üzerinize kefil tayin etmiştiniz , (Kefil olarak Allah’ı göstermiştiniz) Allah yaptıklarınızı kesinlikle bilir , tıpkı ipi bükerek kuvvetlendirdikten sonra çözerek gevşeten gibi olmayın, bir topluluğun diğer topluluğa karşı fazlalaşması için aralarına girmekte / onlara katılmakta yeminlerinizi kullanmayın. (Valla ben sizdenim, sizin gibi düşünüyorum) Allah bunla sizi imtihan eder. Allah size karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz konularda kıyamet günü açıklamalarda bulunacaktır. (Belki bilgisizce yemin ederek girdiğin taraf yanlış taraf mahcup olmayasın) Allah isteseydi sizi tek bir topluluk /ümmet yapardı. Fakat istediği kişiyi saptırır istediği kişiyi de yo la iletir / yola sokar. Yaptığınız şeylerden sorulacaksınız. Yeminlerinizi birbirinize katılmak konusunda kullanmayın sağlam basan ayak sonrasında kayar da Allah’ın yolundan uzaklaşmanız sebebiyle kötüyü tadarsınız ve size büyük bir azap / azametli bir azap var olur. Allah’a verdiğiniz sözü / ahdi az bir pahaya satmayın. Eğer biliyor olsaydınız ki Allah’ın yanında olan sizin için daha hayırlıdır, sizin yanınızdakiler tükenir / bitimlidir, Allah’ın yanındakiler kalıcıdır / bakidir, sabredenleri yaptıklarından dolayı güzel bir ücretle / ödülle karşılıklandıracağız. Erkekten yahut kadından kim ıslah edici amel işlerse işte o iman edendir , Ona hoş bir hayat yaşatırız, yapıyor olduklarının daha güzeli bir ücret ile /ecir ile onları karşılıklandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayaklarınız kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötülüğü tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    Yeminlerinizi aranızı bozan bir şey yapmayın, sonra sağlam basmış olan ayak, kayar ve Allah'ın yoluna engel olduğunuzdan dolayı kötülüğü(n cezasını) tadarsınız ve büyük bir azaba uğrarsınız.

    Süleymaniye Vakfı

    Yeminlerinizi aranıza sokulmuş önemsiz bir şey saymayın dipnot 1 ; yoksa ayağınız sağlam basmışken kayıverir ve Allah'ın yolundan çıkmanızın kötülüğünü tadarsınız. (O zaman) Sizin için büyük bir azap da vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aranızda yeminlerinizi bozulabilir saymayın; yoksa ayak sağlam basmışken kayıverir de Allah'ın yolundan dönmenizin kötülüğünü tadarsınız. Sizin için büyük bir azap sebebi olur.

    Şaban Britch

    Birbirinizi aldatmak için yemin etmeyin. Yoksa sağlam basmış olan ayak sürçebilir Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle azabı tadarsınız. Sizin için büyük bir azap vardır.

    Şaban Piriş

    Birbirinizi aldatmak için yemin etmeyin. Eğer böyle yaparsanız, ayak sağlamca yere bastıktan sonra kaymış olur. Allah yolundan saptığınız için azabı tadarsınız. Ve size büyük bir azap dokunur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yeminlerinizi aranızda hile ve aldatma aracı yapmayın; aksi halde, ayak sağlam bastıktan sonra kayar ve Allah yolundan alıkoyduğunuz için acıyı tadarsınız. Üstelik büyük bir azaba da uğrarsınız.

  6. Nahl suresi, 95. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 95. ayet. وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِعَهْدِ ٱللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلًا إِنَّمَا عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah'a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın sözünü az bir değere satmayın! (Gerçeği) biliyorsanız şüphesiz ki Allah katında olan (sevap) sizin için hayırlı olandır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Allah ile yaptığınız sözleşmeyi az bir bedel karşılığında satmayın! Bakın, (onun) Allah katındaki karşılığı var ya; işte o eğer bilirseniz sizin için çok daha hayırlıdır.

    Muhammed Esed

    Öyleyse, Allah'la yaptığınız sözleşmeyi az bir pahayla değişmeyin! Bir bilseniz, Allah katında (bulacağınız paha) sizin için elbette en iyisidir:

    Ahmed Hulusi

    Az bir pahaya Allah ahdini satmayın. . . Eğer bilirseniz, Allah indindeki sizin için daha hayırlıdır.

    Ali Bulaç

    Allah'ın ahdini ucuz bir değere karşılık satmayın. Eğer bilirseniz, Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın ahdini az bir karşılığa değişmeyin! Şayet anlayan kimseler iseniz, şüphesiz Allah katında olan (sevap) sizin için daha hayırlıdır.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a verdiğiniz sözü, az bir karşılığa satmayın. Allah'ın katında olan, sizin için daha iyidir; keşke bilseydiniz!

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın antlaşmasını az bir değere satmayınız! Eğer gerçeği biliyorsanız, Allah'ın katında olan, sizin için çok daha iyidir.

    Edip Yüksel

    ALLAH'a verdiğiniz sözü ucuza satmayın. Sizin için ALLAH'ın yanındakiler daha iyidir; bir bilseniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'a verdiğiniz sözü ucuza satmayın. Sizin için ALLAH'ın yanındakiler daha iyidir; bir bilseniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın ahdini küçücük bir bedele değişmeyin! Herhalde Allah katındaki sizin için daha hayırlıdır, eğer bilirseniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahın ahdini cüz'i bir bedele değişmeyin her halde Allah yanındaki sizin için daha hayırlıdır, eğer bilir iseniz

    Erhan Aktaş

    Allah'ın ahdini dipnot 1 , küçük bir çıkara değiştirmeyin. Şayet bilirseniz, Allah'ın yanındaki ödülünüz daha iyidir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a verdiğiniz sözü.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın ahdini dipnot 1 , küçük bir çıkara değiştirmeyin. Şayet bilirseniz, Allah'ın yanındaki ödülünüz daha iyidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a verdiğiniz sözü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın ahdini dipnot 1 , küçük bir çıkara değiştirmeyin. Şayet bilirseniz, Allah'ın yanındaki ödülünüz daha iyidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a verdiğiniz sözü.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın ahdini ucuz bir değere karşılık satmayın. Eğer bilirseniz, Tanrı katında olan sizin için daha hayırlıdır.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın ahdini az bir bahaya satmayın (satıp değişmeyin). Allah indindeki (nusret ve sevab yok mu?) sizin için hayırlı olan ancak odur, eğer bilirseniz...

    İbni Kesir

    Allah'ın ahdini az bir pahaya değişmeyin. Eğer bilirseniz; Allah katında olan, sizin için daha hayırlıdır.

    Mehmet Alagaş

    (90-97) Allah denkleştirmeyi / adaleti, güzel davranmayı, yakınlığı olana vermeyi emreder, iğrençliği / fuhşiyatı, tanımamayı / inkârı, azgınlığı yasak eder / nehyedir, size belki hatırlarsınız diye öğüt veriyor. Ahitleştiğiniz de Allah’ın ahdine vefalı davranın. (Allah’a da bir sözünüz olduğunu unutmayın). İyice sağlamlaştırdığınız yeminlerinizi bozmayın , Allah’ı üzerinize kefil tayin etmiştiniz , (Kefil olarak Allah’ı göstermiştiniz) Allah yaptıklarınızı kesinlikle bilir , tıpkı ipi bükerek kuvvetlendirdikten sonra çözerek gevşeten gibi olmayın, bir topluluğun diğer topluluğa karşı fazlalaşması için aralarına girmekte / onlara katılmakta yeminlerinizi kullanmayın. (Valla ben sizdenim, sizin gibi düşünüyorum) Allah bunla sizi imtihan eder. Allah size karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz konularda kıyamet günü açıklamalarda bulunacaktır. (Belki bilgisizce yemin ederek girdiğin taraf yanlış taraf mahcup olmayasın) Allah isteseydi sizi tek bir topluluk /ümmet yapardı. Fakat istediği kişiyi saptırır istediği kişiyi de yo la iletir / yola sokar. Yaptığınız şeylerden sorulacaksınız. Yeminlerinizi birbirinize katılmak konusunda kullanmayın sağlam basan ayak sonrasında kayar da Allah’ın yolundan uzaklaşmanız sebebiyle kötüyü tadarsınız ve size büyük bir azap / azametli bir azap var olur. Allah’a verdiğiniz sözü / ahdi az bir pahaya satmayın. Eğer biliyor olsaydınız ki Allah’ın yanında olan sizin için daha hayırlıdır, sizin yanınızdakiler tükenir / bitimlidir, Allah’ın yanındakiler kalıcıdır / bakidir, sabredenleri yaptıklarından dolayı güzel bir ücretle / ödülle karşılıklandıracağız. Erkekten yahut kadından kim ıslah edici amel işlerse işte o iman edendir , Ona hoş bir hayat yaşatırız, yapıyor olduklarının daha güzeli bir ücret ile /ecir ile onları karşılıklandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’a verdiğiniz sözü az pahaya satmayın. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır.

    Süleyman Ateş

    Allah'a verdiğiniz sözü (peygambere yaptığınız bey'atı) az bir paraya satmayın. Zira bilirseniz Allah'ın yanında olan, sizin için daha hayırlıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah için verdiğiniz sözü geçici bir bedelle değiştirmeyin. Bilirseniz sizin için hayırlı olan, Allah'ın katındakidir.

    Şaban Britch

    Allah’a verdiğiniz sözü az bir bedele satmayın! Eğer, bilirseniz gerçekten Allah’ın katındakiler sizin için çok hayırlıdır.

    Şaban Piriş

    Allah'a verdiğiniz sözü az bir bedele satmayın! Eğer, bilirseniz gerçekten Allah'ın yanındakiler sizin için daha hayırlıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'a verdiğiniz sözü basit bir ücret karşılığı satmayın. Eğer bilirseniz, Allah katında olan, sizin için daha hayırlıdır.

  7. Nahl suresi, 96. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 96. ayet. مَا عِندَكُمْ يَنفَدُ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ بَاقٍ وَلَنَجْزِيَنَّ ٱلَّذِينَ صَبَرُوٓا۟ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz.

    Mehmet Okuyan

    Sizin yanınızdaki (dünya malı) tükenir; Allah katındakiler ise kalıcıdır. Sabredenlere elbette yapmış olduklarının en güzeliyle ödüllerini vereceğiz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tevbe 9:121; Nahl 16:97; Nûr 24:38; ‘Ankebût 29:7; Zümer 39:35; Ahkâf 46:16.

    Mustafa İslamoğlu

    (zira) sizin yanınızdaki tükenir, fakat Allah katındakiler bakidir. İmdi herkes emin olsun ki, zorluklara karşı göğüs gerenleri işlediklerinin en iyisiyle ödüllendireceğiz:

    Muhammed Esed

    (Çünkü) sizin katınızdaki tükenir gider, ama Allah katındaki kalıcıdır. Ve kesin olan şu ki: güçlüklere göğüs gerenleri yaptıkları en iyi şey neyse ona göre ödüllendireceğiz.

    Ahmed Hulusi

    Sizin indinizdeki tükenir. . . Allah indindeki ise bakidir. . . Sabredenlere gelince, elbette onların yaptıklarının sonucunu, yapmakta olduklarından daha güzeli ile karşılarız.

    Ali Bulaç

    Sizin yanınızda olan tükenir, Allah'ın katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle biz muhakkak vereceğiz.

    Ali Özek ve heyeti

    Sizin yanınızdaki (dünya malı) tükenir, Allah katındakiler ise bâkidir. Elbette sabırlı davrananlara yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlarını vereceğiz.

    Ali Rıza Safa

    Sizin yanınızda olan tükenir. Oysa Allah'ın katında olan kalıcıdır. Ve dirençli olanları, yaptıklarının en güzeliyle kesinlikle ödüllendireceğiz.

    Bayraktar Bayraklı

    Sizde olanlar tükenir; ama Allah katında olan tükenmez! Elbette sabırlı davrananlara, yapmakta olduklarının ödülünü en güzeli ile ödeyeceğiz.

    Edip Yüksel

    Sizin yanınızda bulunanlar biter; ancak ALLAH'ın yanındakiler ise süreklidir. Güçlüklere karşı direnenlerin ödüllerini, yaptıkları iyiliklere uygun olarak elbette vereceğiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizin yanınızda bulunanlar biter; ancak ALLAH'ın yanındakiler ise süreklidir. Güçlüklere karşı direnenlerin ödüllerini, yaptıkları iyiliklere uygun olarak elbette vereceğiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sizin yanınızdaki tükenir. Allah'ın katındaki ise kalıcıdır. Biz, mutlaka o sabredenlere, yaptıkları işin daha güzeli ile mükafatlarını vereceğiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sizin yanınızdaki tükenir, Allahın yanındaki ise bakidir, elbette biz o sabredenlere yaptıkları amelin daha güzelile ecirlerini muhakkak vereceğiz

    Erhan Aktaş

    Sizin yanınızda olan şeyler tükenir, Allah'ın yanında olan şeyler ise tükenmez. Sabredenlere, ödüllerini yaptıkları şeylerin karşılığı olarak en iyi şekilde vereceğiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sizin yanınızda olan şeyler tükenir, Allah'ın yanında olan şeyler ise tükenmez. Sabredenlere, ödüllerini yaptıkları şeylerin karşılığı olarak en iyi şekilde vereceğiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizin yanınızda olan şeyler tükenir, Allah'ın yanında olan şeyler ise tükenmez. Sabredenlere, ödüllerini yaptıkları şeylerin karşılığı olarak en iyi şekilde vereceğiz.

    Gültekin Onan

    Sizin yanınızda olan tükenir, Tanrı'nın katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle biz muhakkak vereceğiz.

    Hasan Basri Çantay

    Sizin nezdinizdeki tükenir, Allahın indindeki ise baakıydir. Sabredenlerin mükafatını biz yapmakda olduklarının daha güzeliyle vereceğiz muhakkak.

    İbni Kesir

    Sizin yanınızdaki tükenir. Allah'ın katında olanlar ise sonsuzdur. Sabredenlere mükafatlarını, yaptıklarının daha güzeli ile ödeyeceğiz.

    Mehmet Alagaş

    (90-97) Allah denkleştirmeyi / adaleti, güzel davranmayı, yakınlığı olana vermeyi emreder, iğrençliği / fuhşiyatı, tanımamayı / inkârı, azgınlığı yasak eder / nehyedir, size belki hatırlarsınız diye öğüt veriyor. Ahitleştiğiniz de Allah’ın ahdine vefalı davranın. (Allah’a da bir sözünüz olduğunu unutmayın). İyice sağlamlaştırdığınız yeminlerinizi bozmayın , Allah’ı üzerinize kefil tayin etmiştiniz , (Kefil olarak Allah’ı göstermiştiniz) Allah yaptıklarınızı kesinlikle bilir , tıpkı ipi bükerek kuvvetlendirdikten sonra çözerek gevşeten gibi olmayın, bir topluluğun diğer topluluğa karşı fazlalaşması için aralarına girmekte / onlara katılmakta yeminlerinizi kullanmayın. (Valla ben sizdenim, sizin gibi düşünüyorum) Allah bunla sizi imtihan eder. Allah size karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz konularda kıyamet günü açıklamalarda bulunacaktır. (Belki bilgisizce yemin ederek girdiğin taraf yanlış taraf mahcup olmayasın) Allah isteseydi sizi tek bir topluluk /ümmet yapardı. Fakat istediği kişiyi saptırır istediği kişiyi de yo la iletir / yola sokar. Yaptığınız şeylerden sorulacaksınız. Yeminlerinizi birbirinize katılmak konusunda kullanmayın sağlam basan ayak sonrasında kayar da Allah’ın yolundan uzaklaşmanız sebebiyle kötüyü tadarsınız ve size büyük bir azap / azametli bir azap var olur. Allah’a verdiğiniz sözü / ahdi az bir pahaya satmayın. Eğer biliyor olsaydınız ki Allah’ın yanında olan sizin için daha hayırlıdır, sizin yanınızdakiler tükenir / bitimlidir, Allah’ın yanındakiler kalıcıdır / bakidir, sabredenleri yaptıklarından dolayı güzel bir ücretle / ödülle karşılıklandıracağız. Erkekten yahut kadından kim ıslah edici amel işlerse işte o iman edendir , Ona hoş bir hayat yaşatırız, yapıyor olduklarının daha güzeli bir ücret ile /ecir ile onları karşılıklandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlarını vereceğiz.

    Süleyman Ateş

    Sizin yanınızda bulunan (dünya malı) tükenir. Allah'ın yanında bulunan ise kalıcıdır. Biz sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle vereceğiz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizin yanınızda olan tükenir, Allah'ın yanındakiler kalıcı olur. Sabırlı olanların ödülünü yaptıklarının en güzeline göre veririz.

    Şaban Britch

    Sizin yanınızda olanlar tükenir, fakat Allah’ın yanındakiler tükenmez. Sabredenlere yapmakta oldukları amellerin en güzeliyle mükâfatlarını vereceğiz.

    Şaban Piriş

    Sizin yanınızda olanlar tükenir, fakat Allah'ın yanındakiler tükenmez. Sabırlı olanları ödüllendireceğiz. Onların mükafatını yaptıklarının en iyisiyle öderiz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizin yanınızdaki tükenir ama Allah'ın yanındaki sonsuza dek kalıcıdır. Sabredenlere ödüllerini biz, işleyip ürettiklerinin en güzeliyle mutlaka vereceğiz.

  8. Nahl suresi, 97. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nahl suresi, 97. ayet. مَنْ عَمِلَ صَٰلِحًا مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُۥ حَيَوٰةً طَيِّبَةً وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Erkek veya kadın, kim mü'min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.

    Mehmet Okuyan

    Erkek veya kadın kim mümin olarak iyi iş(ler) yaparsa, dipnot 1 onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatacağız. dipnot 2 Ödüllerini de elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:195; Nisâ 4:124; İsrâ 17:9; Kehf 18:2; Tâhâ 20:75, 112.
    2. metne dön, dipnot 2
      İyiliklerin dünyada da karşılıklarının verileceğiyle ilgili bilgi için bkz. Nahl 16:30, 41, 96, 97; Zümer 39:10.

    Mustafa İslamoğlu

    kim imanlı olarak bir iyilik ortaya koymuşsa; -erkek ya da kadın (fark etmez)- kesinlikle ona güzel bir hayat yaşatacağız; dahası elbet onları işlediklerinin en iyisiyle ödüllendireceğiz.

    Muhammed Esed

    Erkek ya da kadın, inanmış olması yanında bir de dürüst ve erdemli davranan kimseye hiç şüphesiz arı duru, hoş bir hayat tattıracağız; ve yine şüphesiz böylelerini, yapageldikleri en güzel şey neyse ona göre ödüllendireceğiz.

    Ahmed Hulusi

    İster erkek ister kadın olsun, kim iman ederek imanın gereği fiiller ortaya koyarsa elbette biz ona temiz-pak bir hayat yaşatırız. . . Onlara elbette yaptıklarının daha güzeliyle karşılıklarını veririz.

    Ali Bulaç

    Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.

    Ali Özek ve heyeti

    Erkek veya kadın, mümin olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve mükâfatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz.

    Ali Rıza Safa

    Erkek veya kadın, kim inanmış olarak erdemli edimler yaparsa, temiz bir yaşamla onu yaşatırız. Ve onları, yaptıklarının en güzeliyle kesinlikle ödüllendireceğiz.

    Bayraktar Bayraklı

    Erkek veya kadın olsun her kim inanmış olarak iyi bir iş yaparsa, onu hoş bir hayatla yaşatırız ve onların ödülünü yaptıklarının en güzeli ile veririz.

    Edip Yüksel

    Erkek olsun, kadın olsun, her kim gerçeği onaylamış olarak iyi bir iş yaparsa ona bu dünyada güzel bir hayat bağışlarız ve yaptıkları iyi işlere karşılık ödüllerini de tam veririz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Ayetteki "Hu" ve "Hum" zamirleri hem kadını ve hem erkeği kapsamına alıyor. Açık bir neden yokken bu zamirleri sadece erkeklere sınırlamamalı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erkek olsun, kadın olsun, her kim inançlı olarak iyi bir iş yaparsa ona bu dünyada güzel bir hayat bağışlarız ve yaptıkları iyi işlere karşılık ödüllerini de tam veririz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Erkekten, dişiden her kim mümin olarak iyi bir iş yaparsa, muhakkak ona hoş bir hayat yaşatacağız ve yapmakta oldukları işlerin daha güzeli ile mükafatlarını mutlaka vereceğiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Erkekten dişiden her kim mü'min olarak iyi bir amel işlerse muhakkak ona hoş bir hayat yaşatacağız ve yapmakta oldukları amellerin daha güzelile ecirlerini muhakkak vereceğiz

    Erhan Aktaş

    Erkek ve kadın, Mü'min olarak kim salihatı yaparsa dipnot 1 , ona hoş, temiz bir hayat yaşatırız. Kesinlikle yaptıklarının karşılığını daha iyisiyle veririz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "iman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Salihat, bozgunculuk ve kötülükle mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir. Bu kelimenin karşıtı "seyyiat" yani kötülük ve "fesad" yani bozgunculuk kelimeleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Erkek ve kadın, mü'min olarak kim salihatı yaparsa dipnot 1 , ona hoş, temiz bir hayat yaşatırız. Kesinlikle yaptıklarının karşılığını daha iyisiyle veririz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Erkek ve kadın, mü'min olarak kim salihatı yaparsa dipnot 1 , ona hoş, temiz bir hayat yaşatırız. Kesinlikle yaptıklarının karşılığını daha iyisiyle veririz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    Erkek olsun, kadın olsun, (bir) inançlı olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.

    Hasan Basri Çantay

    Gerek erkekden, gerek kadından kim, o mü'min olarak, iyi amel (ve hareket) de bulunursa hiç şübhesiz onu (dünyada) çok güzel bir hayat ile yaşatırız ve (o gibilere) her halde yapageldiklerinin daha güzeliyle ecir veririz.

    İbni Kesir

    Kadın olsun, erkek olsun; her kim, inanmış olarak iyi amel işlerse; ona hoş bir hayat yaşatacağız. Mükafatlarını yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz.

    Mehmet Alagaş

    (90-97) Allah denkleştirmeyi / adaleti, güzel davranmayı, yakınlığı olana vermeyi emreder, iğrençliği / fuhşiyatı, tanımamayı / inkârı, azgınlığı yasak eder / nehyedir, size belki hatırlarsınız diye öğüt veriyor. Ahitleştiğiniz de Allah’ın ahdine vefalı davranın. (Allah’a da bir sözünüz olduğunu unutmayın). İyice sağlamlaştırdığınız yeminlerinizi bozmayın , Allah’ı üzerinize kefil tayin etmiştiniz , (Kefil olarak Allah’ı göstermiştiniz) Allah yaptıklarınızı kesinlikle bilir , tıpkı ipi bükerek kuvvetlendirdikten sonra çözerek gevşeten gibi olmayın, bir topluluğun diğer topluluğa karşı fazlalaşması için aralarına girmekte / onlara katılmakta yeminlerinizi kullanmayın. (Valla ben sizdenim, sizin gibi düşünüyorum) Allah bunla sizi imtihan eder. Allah size karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz konularda kıyamet günü açıklamalarda bulunacaktır. (Belki bilgisizce yemin ederek girdiğin taraf yanlış taraf mahcup olmayasın) Allah isteseydi sizi tek bir topluluk /ümmet yapardı. Fakat istediği kişiyi saptırır istediği kişiyi de yo la iletir / yola sokar. Yaptığınız şeylerden sorulacaksınız. Yeminlerinizi birbirinize katılmak konusunda kullanmayın sağlam basan ayak sonrasında kayar da Allah’ın yolundan uzaklaşmanız sebebiyle kötüyü tadarsınız ve size büyük bir azap / azametli bir azap var olur. Allah’a verdiğiniz sözü / ahdi az bir pahaya satmayın. Eğer biliyor olsaydınız ki Allah’ın yanında olan sizin için daha hayırlıdır, sizin yanınızdakiler tükenir / bitimlidir, Allah’ın yanındakiler kalıcıdır / bakidir, sabredenleri yaptıklarından dolayı güzel bir ücretle / ödülle karşılıklandıracağız. Erkekten yahut kadından kim ıslah edici amel işlerse işte o iman edendir , Ona hoş bir hayat yaşatırız, yapıyor olduklarının daha güzeli bir ücret ile /ecir ile onları karşılıklandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Erkek veya kadın, kim Mümin olarak salih amel işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.

    Süleyman Ateş

    Erkek ve kadından her kim inanmış olarak iyi bir iş yaparsa, onu (dünyada) hoş bir hayatla yaşatırız, onların ücretini yaptıklarının en güzeliyle veririz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Erkek olsun, kadın olsun, kim inanıp güvenir ve iyi iş yaparsa ona güzel bir hayat yaşatırız. Ödüllerini de yaptıklarının en güzeline göre veririz.

    Şaban Britch

    Erkek ve kadınlardan her kim mümin olarak salih amel işlerse, ona güzel bir hayat yaşatırız ve mükâfatlarını, yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz.

    Şaban Piriş

    Erkek ve kadınlardan her kim mümin olarak doğru olanı yaparsa, ona güzel bir hayat yaşatırız, ve onları yaptıklarının en iyisi ile ödüllendiririz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Erkek yahut kadın, her kim inanmış olarak hayra ve barışa yönelik bir iş yaparsa, onu tertemiz bir hayatla yaşatırız. Ve böylelerinin ücretlerini, işleyip ürettiklerinin en güzelleriyle karşılarız.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.