Sâffât suresi · 161–182. ayetler

Meleklerin makamı, peygamberlere yardım vaadi ve kapanış

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Sâffât suresi, 161. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 161. ayet. فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ

    Diyanet İşleri

    (161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.

    Mehmet Okuyan

    (161, 162, 163) Siz ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek olan kimseden başkasını asla O'na karşı azdırıp saptıramazsınız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada dikkat çeken nokta, insanların zaten sapmak isteyenlerinin saptırılacağı ve zorlamanın iş görmeyeceğidir.

    Mustafa İslamoğlu

    çünkü ne siz, ne de taptıklarınız;

    Muhammed Esed

    çünkü ne siz (Allah'a iftirada bulunan)lar, ne de sizin taptıklarınız,

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki siz ve tapındıklarınız,

    Ali Bulaç

    Artık siz de, tapmakta olduklarınız da.

    Ali Özek ve heyeti

    Sizler ve taptığınız şeyler!

    Ali Rıza Safa

    Artık, siz ve hizmet ettikleriniz.

    Bayraktar Bayraklı

    - Sizler ve taptıklarınız, cehenneme girecek olandan başkasını kandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız.

    Edip Yüksel

    Siz ve hizmet etmekte olduklarınız,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Siz ve tapmakta olduklarınız,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü siz ve taptıklarınız,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü siz ve taptıklarınız

    Erhan Aktaş

    Artık siz ve kulluk yaptıklarınız,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Artık siz ve kulluk yaptıklarınız,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık siz ve kulluk yaptıklarınız,

    Gültekin Onan

    Artık siz de, tapmakta olduklarınız da.

    Hasan Basri Çantay

    Ne siz, ne de tapmakda olduklarınız,

    İbni Kesir

    Muhakkak ki sizler ve taptıklarınız,

    Mehmet Alagaş

    (149-166) Şimdi onlardan kanaatlerini belirtmelerini iste / fetva iste, kızlar Rabbin için? Oğlanlar onların mı? Ya da melekleri dişi mi yaratmışız da onlarda buna şahitler mi? Dikkat edin! Onlar yalanı iftira edip söylüyorlar, Allah’ın çocuğu! Muhakkak ki onlar yalancıdırlar, kızları oğlanlara tercih etmiş, size ne oldu! Nasıl hükmediyorsunuz , hâlâ düşünmüyor musunuz? Ya da a paçık bir ispatlayıcınız mı var / sultanınız mı var? Kitabınızı getirin eğer sözünüze bağlı iseniz. Onunla cinler arasında bir soy bağı oluşturdular, kesin olan şu ki cinler de bilirler ki onlar da hazır hale getirilecekler. (Bu bilgi onlarda var) Allah, onların öylesi noksan sıfatlandırmalarından üstündür / süphandır. Ancak Allah’ın katışıksız /halis kulları hariç (onların vasıflandırmaları böyle değildir.) Sizler de ibadet ettikleriniz de onu sınamaya / fitneye tabi tutamazsınız. Ancak cehenneme salınacak kimseleredir, (Onları sınayabilirsiniz) Bizde, (meleklerde) bilinen bir yer / makam verilenler var , kesinlikle bizler saflar halindeyiz, Bizler Allah’ı üstün tutarız / tesbih edenleriz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Artık ne siz ne de ibadet ettikleriniz;

    Süleyman Ateş

    (Ey inkarcılar) Ne siz, ne de taptıklarınız,

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey kafirler!) Siz ve kulluk ettikleriniz,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Ey müşrikler!) Ne siz, ne de kulluk ettiğiniz varlıklar;

    Şaban Britch

    Siz ve ibadet ettikleriniz.

    Şaban Piriş

    Siz ve kulluk ettikleriniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Siz ve kulluk ettiğiniz şeyler,

  2. Sâffât suresi, 162. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 162. ayet. مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَٰتِنِينَ

    Diyanet İşleri

    (161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.

    Mehmet Okuyan

    (161, 162, 163) Siz ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek olan kimseden başkasını asla O'na karşı azdırıp saptıramazsınız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada dikkat çeken nokta, insanların zaten sapmak isteyenlerinin saptırılacağı ve zorlamanın iş görmeyeceğidir.

    Mustafa İslamoğlu

    hiç biriniz O'na karşı kimseyi ayartamazsınız;

    Muhammed Esed

    hiçbiriniz, kimseyi kendi heves ve ayartmalarınıza boyun eğdiremezsiniz,

    Ahmed Hulusi

    O'nun aleyhine (kimseyi) ayartıp kandıramazsınız!

    Ali Bulaç

    O'na karşı kimseyi fitneye sürükleyecek değilsiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Hiçbiriniz, Allah'a karşı azdırıp saptıramazsınız.

    Ali Rıza Safa

    O'na karşı kimseyi saptıramazsınız.

    Bayraktar Bayraklı

    - Sizler ve taptıklarınız, cehenneme girecek olandan başkasını kandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız.

    Edip Yüksel

    O'na karşı kimseyi saptıramazsınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O'na karşı kimseyi saptıramazsınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'a karşı kimseyi baştan çıkaramazsınız,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ona karşı kimseyi meftun edemezsiniz

    Erhan Aktaş

    O'na karşı fitneye düşüremezsiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O'na karşı fitneye düşüremezsiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O'na karşı fitneye düşüremezsiniz.

    Gültekin Onan

    O'na karşı kimseyi fitneye sürükleyecek değilsiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Siz Onun aleyhinde (hiçbir ferdi) fitneye (ve fesada) sürükleyecek (bir kudretde) değilsinizdir.

    İbni Kesir

    O'na karşı hiç fitneleyebilecek değilsiniz.

    Mehmet Alagaş

    (149-166) Şimdi onlardan kanaatlerini belirtmelerini iste / fetva iste, kızlar Rabbin için? Oğlanlar onların mı? Ya da melekleri dişi mi yaratmışız da onlarda buna şahitler mi? Dikkat edin! Onlar yalanı iftira edip söylüyorlar, Allah’ın çocuğu! Muhakkak ki onlar yalancıdırlar, kızları oğlanlara tercih etmiş, size ne oldu! Nasıl hükmediyorsunuz , hâlâ düşünmüyor musunuz? Ya da a paçık bir ispatlayıcınız mı var / sultanınız mı var? Kitabınızı getirin eğer sözünüze bağlı iseniz. Onunla cinler arasında bir soy bağı oluşturdular, kesin olan şu ki cinler de bilirler ki onlar da hazır hale getirilecekler. (Bu bilgi onlarda var) Allah, onların öylesi noksan sıfatlandırmalarından üstündür / süphandır. Ancak Allah’ın katışıksız /halis kulları hariç (onların vasıflandırmaları böyle değildir.) Sizler de ibadet ettikleriniz de onu sınamaya / fitneye tabi tutamazsınız. Ancak cehenneme salınacak kimseleredir, (Onları sınayabilirsiniz) Bizde, (meleklerde) bilinen bir yer / makam verilenler var , kesinlikle bizler saflar halindeyiz, Bizler Allah’ı üstün tutarız / tesbih edenleriz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O'na karşı hiç kimseyi fitneye düşüremezsiniz.

    Süleyman Ateş

    Kandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız;

    Süleymaniye Vakfı

    hiçbiriniz, kimseyi Allah'ın istemediği kötü bir duruma sokamazsınız;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona karşı kimseyi, o kötü duruma sokamazsınız.

    Şaban Britch

    Hiçbiriniz, (Allah'a karşı) başka kimseyi fitneye düşürüp yoldan çıkaramazsınız.

    Şaban Piriş

    (162-163) Cehenneme atılacaklardan başka kimseyi yoldan çıkaramazsınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O'na karşı kimseyi fitneye düşüremezsiniz.

  3. Sâffât suresi, 163. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 163. ayet. إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ

    Diyanet İşleri

    (161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.

    Mehmet Okuyan

    (161, 162, 163) Siz ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek olan kimseden başkasını asla O'na karşı azdırıp saptıramazsınız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada dikkat çeken nokta, insanların zaten sapmak isteyenlerinin saptırılacağı ve zorlamanın iş görmeyeceğidir.

    Mustafa İslamoğlu

    ancak (göz göre göre) ateşe koşan kimseler hariç.

    Muhammed Esed

    (kendi ayaklarıyla) yakıcı ateşe koşanlar hariç!

    Ahmed Hulusi

    Ancak cehennemi yanışa gidecekler müstesna.

    Ali Bulaç

    Ancak kendisi çılgınca yanan ateşe girecek olan başka (onu sürüklersiniz).

    Ali Özek ve heyeti

    Cehenneme girecek kimseden başkasını...

    Ali Rıza Safa

    Cehenneme girecek olanların dışında.

    Bayraktar Bayraklı

    - Sizler ve taptıklarınız, cehenneme girecek olandan başkasını kandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız.

    Edip Yüksel

    Ancak cehennemde yanacaklar hariç.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak cehennemde yanacaklar hariç.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Cehenneme saldıran kimseden başkasını.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Meğer ki Cahime saldıran olsun

    Erhan Aktaş

    Cehennem'e girecekler hariç.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Cehennem'e girecekler hariç.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Cehennem'e girecekler hariç.

    Gültekin Onan

    Ancak kendisi çılgınca yanan ateşe girecek olan başka (onu sürüklersiniz).

    Hasan Basri Çantay

    Meğer ki kendisi cehenneme girecek kimse olsun.

    İbni Kesir

    Tabii cehenneme girecek olan müstesna.

    Mehmet Alagaş

    (149-166) Şimdi onlardan kanaatlerini belirtmelerini iste / fetva iste, kızlar Rabbin için? Oğlanlar onların mı? Ya da melekleri dişi mi yaratmışız da onlarda buna şahitler mi? Dikkat edin! Onlar yalanı iftira edip söylüyorlar, Allah’ın çocuğu! Muhakkak ki onlar yalancıdırlar, kızları oğlanlara tercih etmiş, size ne oldu! Nasıl hükmediyorsunuz , hâlâ düşünmüyor musunuz? Ya da a paçık bir ispatlayıcınız mı var / sultanınız mı var? Kitabınızı getirin eğer sözünüze bağlı iseniz. Onunla cinler arasında bir soy bağı oluşturdular, kesin olan şu ki cinler de bilirler ki onlar da hazır hale getirilecekler. (Bu bilgi onlarda var) Allah, onların öylesi noksan sıfatlandırmalarından üstündür / süphandır. Ancak Allah’ın katışıksız /halis kulları hariç (onların vasıflandırmaları böyle değildir.) Sizler de ibadet ettikleriniz de onu sınamaya / fitneye tabi tutamazsınız. Ancak cehenneme salınacak kimseleredir, (Onları sınayabilirsiniz) Bizde, (meleklerde) bilinen bir yer / makam verilenler var , kesinlikle bizler saflar halindeyiz, Bizler Allah’ı üstün tutarız / tesbih edenleriz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak Cehennem'e girecek olanlar müstesna.

    Süleyman Ateş

    Cehenneme girecek olandan başkasını.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yönünü cehenneme çeviren kişi başka (onu etkileyebilirsiniz).

    Şaban Britch

    Cehenneme atılacaklardan başkasını…

    Şaban Piriş

    (162-163) Cehenneme atılacaklardan başka kimseyi yoldan çıkaramazsınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Cehenneme salınacak olan müstesna.

  4. Sâffât suresi, 164. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 164. ayet. وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌ مَّعْلُومٌ

    Diyanet İşleri

    (Melekler derler ki:) "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır."

    Mehmet Okuyan

    (Melekler şöyle derler:) "Bizim her birimiz için bilinen bir makam vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem, (samimi kullar derler) ki: "İçimizde, (Allah tarafından) kendisine bir yer tayin edilmemiş hiç kimse yoktur:

    Muhammed Esed

    (Bütün tabiat güçleri Allah'a hamdeder ve şöyle derler:) "İçimizden hiç kimse yoktur ki (Allah tarafından) kendisi için tayin edilmiş bir yere sahip olmasın;

    Ahmed Hulusi

    (Bütün açığa çıkan melekî Esmâ kuvveleri): "Bizden, bilinen bir işlevi olmayan yoktur!"

    Ali Bulaç

    (Melekler der ki:) "Bizden her birimiz için belli bir makam vardır."

    Ali Özek ve heyeti

    (Melekler şöyle derler:) Bizim her birimiz için, bilinen bir makam vardır.

    Ali Rıza Safa

    "Aramızdan hiç kimse yoktur ki, belirlenmiş bir konumu olmasın!"

    Bayraktar Bayraklı

    Melekler şöyle derler: "Bizim her birimiz için bilinen bir makam vardır."

    Edip Yüksel

    Her birimizin belli bir görevi vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her birimizin belli bir görevi vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bizden ise her birimiz için bir makamı ma'lum vardır

    Erhan Aktaş

    "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bizden her birimizin belli bir makamı vardır.

    Gültekin Onan

    (Melekler der ki:) "Bizden her birimiz için belli bir makam vardır."

    Hasan Basri Çantay

    Bizden kimse müstesna olmamak üzere her biri için ma'lum birer makam vardır.

    İbni Kesir

    Bizim her birimizin belirli bir makamı vardır.

    Mehmet Alagaş

    (149-166) Şimdi onlardan kanaatlerini belirtmelerini iste / fetva iste, kızlar Rabbin için? Oğlanlar onların mı? Ya da melekleri dişi mi yaratmışız da onlarda buna şahitler mi? Dikkat edin! Onlar yalanı iftira edip söylüyorlar, Allah’ın çocuğu! Muhakkak ki onlar yalancıdırlar, kızları oğlanlara tercih etmiş, size ne oldu! Nasıl hükmediyorsunuz , hâlâ düşünmüyor musunuz? Ya da a paçık bir ispatlayıcınız mı var / sultanınız mı var? Kitabınızı getirin eğer sözünüze bağlı iseniz. Onunla cinler arasında bir soy bağı oluşturdular, kesin olan şu ki cinler de bilirler ki onlar da hazır hale getirilecekler. (Bu bilgi onlarda var) Allah, onların öylesi noksan sıfatlandırmalarından üstündür / süphandır. Ancak Allah’ın katışıksız /halis kulları hariç (onların vasıflandırmaları böyle değildir.) Sizler de ibadet ettikleriniz de onu sınamaya / fitneye tabi tutamazsınız. Ancak cehenneme salınacak kimseleredir, (Onları sınayabilirsiniz) Bizde, (meleklerde) bilinen bir yer / makam verilenler var , kesinlikle bizler saflar halindeyiz, Bizler Allah’ı üstün tutarız / tesbih edenleriz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vardır.”

    Süleyman Ateş

    "Bizden herkesin belli bir makamı vardır."

    Süleymaniye Vakfı

    (Müşrikler şunları da derler:) "Bizden her birinin belli bir makamı vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Bunlar kendilerini şöyle avuturlar:) "Bizden her birinin belli bir makamı vardır.

    Şaban Britch

    Biz (meleklerin) her birimizin belli bir makamı vardır.

    Şaban Piriş

    Biz (meleklerin) her birimizin belli bir mevkisi vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bizim, istisnasız herbirimizin bilinen bir makamı vardır.

  5. Sâffât suresi, 165. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 165. ayet. وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلصَّآفُّونَ

    Diyanet İşleri

    "Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız."

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki biz (orada) sıra sıra dururuz.

    Mustafa İslamoğlu

    evet biziz (emre amade olup) saf saf duranlar, elbette biz;

    Muhammed Esed

    biz de (ibadetlerimizde O'nun önünde) saf tutarız;

    Ahmed Hulusi

    "Muhakkak ki biz, evet biziz o saf saf dizilenler (varlıkta boyutları ve içindekileri meydana getirenler). "

    Ali Bulaç

    "Biziz, o saflar halinde dizilmiş olanlar, gerçekten biziz."

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz biz, orada sıra sıra dururuz

    Ali Rıza Safa

    "Kuşkusuz, sıralananlarız!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Biz saf tutarız."

    Edip Yüksel

    Biz, (O'nun emrinde) sıra sıra dizenleriz,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz, dizenleriz,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elbette biziz o saf saf dizilenler, biziz ;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve biz elbette biz o saf dizenleriz

    Erhan Aktaş

    "Biziz biz, saf saf duranlar."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Biziz biz, saf saf duranlar."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biziz biz, saf saf duranlar.

    Gültekin Onan

    "Biziz, o saflar halinde dizilmiş olanlar, gerçekten biziz."

    Hasan Basri Çantay

    Biziz o saf saf dizilenler mutlak biz.

    İbni Kesir

    Ve muhakkak ki biz; saf bağlayıp duranlarız.

    Mehmet Alagaş

    (149-166) Şimdi onlardan kanaatlerini belirtmelerini iste / fetva iste, kızlar Rabbin için? Oğlanlar onların mı? Ya da melekleri dişi mi yaratmışız da onlarda buna şahitler mi? Dikkat edin! Onlar yalanı iftira edip söylüyorlar, Allah’ın çocuğu! Muhakkak ki onlar yalancıdırlar, kızları oğlanlara tercih etmiş, size ne oldu! Nasıl hükmediyorsunuz , hâlâ düşünmüyor musunuz? Ya da a paçık bir ispatlayıcınız mı var / sultanınız mı var? Kitabınızı getirin eğer sözünüze bağlı iseniz. Onunla cinler arasında bir soy bağı oluşturdular, kesin olan şu ki cinler de bilirler ki onlar da hazır hale getirilecekler. (Bu bilgi onlarda var) Allah, onların öylesi noksan sıfatlandırmalarından üstündür / süphandır. Ancak Allah’ın katışıksız /halis kulları hariç (onların vasıflandırmaları böyle değildir.) Sizler de ibadet ettikleriniz de onu sınamaya / fitneye tabi tutamazsınız. Ancak cehenneme salınacak kimseleredir, (Onları sınayabilirsiniz) Bizde, (meleklerde) bilinen bir yer / makam verilenler var , kesinlikle bizler saflar halindeyiz, Bizler Allah’ı üstün tutarız / tesbih edenleriz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak biz saf saf duranlarız.

    Süleyman Ateş

    "Biziz, o saf saf dizilenler, biz."

    Süleymaniye Vakfı

    Biz, kesinlikle omuz omuza veren kimseleriz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hepimiz aynı çizgideyiz.

    Şaban Britch

    Şüphesiz biziz o saf saf dizilenler.

    Şaban Piriş

    Biz, elbette biz dizi dizi olanlarız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O saf saf dizilenler elbette biziz.

  6. Sâffât suresi, 166. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 166. ayet. وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلْمُسَبِّحُونَ

    Diyanet İşleri

    "Şüphesiz biz (Allah'ı) tespih edip yüceltenleriz."

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki biz (Allah'ı) tesbih edenleriz (yüceltenleriz)."

    Mustafa İslamoğlu

    yine biziz (O'nun) yüceliğini dile getirenler, elbet biz!"

    Muhammed Esed

    ve şüphesiz biz de O'nun sınırsız şanını yüceltiriz!"

    Ahmed Hulusi

    "Muhakkak ki biz, evet biziz o tespih edenler (işlevlerini yerine getirmek suretiyle kulluğunu ifa edenler {tespihin anlamı}). "

    Ali Bulaç

    "Biziz, o tesbih edenler de, gerçekten biziz."

    Ali Özek ve heyeti

    ve şüphesiz Allah'ı tesbih ederiz.

    Ali Rıza Safa

    "Kuşkusuz, yüceltenleriz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Elbette Allah'ı noksan sıfatlardan uzak tutarız."

    Edip Yüksel

    Biz, anıp yüceltenleriz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz, anıp yüceltenleriz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    elbette biziz o tesbih edenler, biziz." Derler

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve biz elbette biz o tesbih edenleriz

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biziz biz, tesbih dipnot 1 edenler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ı her türlü noksanlıktan arındırarak, övgü ile yüceltmek. Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, tüm mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak.

    Gültekin Onan

    "Biziz, o tesbih edenler de, gerçekten biziz."

    Hasan Basri Çantay

    Biziz o tesbih edenler de mutlak biz.

    İbni Kesir

    Ve muhakkak ki biz; tesbih edenleriz.

    Mehmet Alagaş

    (149-166) Şimdi onlardan kanaatlerini belirtmelerini iste / fetva iste, kızlar Rabbin için? Oğlanlar onların mı? Ya da melekleri dişi mi yaratmışız da onlarda buna şahitler mi? Dikkat edin! Onlar yalanı iftira edip söylüyorlar, Allah’ın çocuğu! Muhakkak ki onlar yalancıdırlar, kızları oğlanlara tercih etmiş, size ne oldu! Nasıl hükmediyorsunuz , hâlâ düşünmüyor musunuz? Ya da a paçık bir ispatlayıcınız mı var / sultanınız mı var? Kitabınızı getirin eğer sözünüze bağlı iseniz. Onunla cinler arasında bir soy bağı oluşturdular, kesin olan şu ki cinler de bilirler ki onlar da hazır hale getirilecekler. (Bu bilgi onlarda var) Allah, onların öylesi noksan sıfatlandırmalarından üstündür / süphandır. Ancak Allah’ın katışıksız /halis kulları hariç (onların vasıflandırmaları böyle değildir.) Sizler de ibadet ettikleriniz de onu sınamaya / fitneye tabi tutamazsınız. Ancak cehenneme salınacak kimseleredir, (Onları sınayabilirsiniz) Bizde, (meleklerde) bilinen bir yer / makam verilenler var , kesinlikle bizler saflar halindeyiz, Bizler Allah’ı üstün tutarız / tesbih edenleriz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve şüphesiz biz tesbih edenleriz.

    Süleyman Ateş

    "Biziz, o tesbih edenler, biz."

    Süleymaniye Vakfı

    Biz kesinlikle Allah'a boyun eğenleriz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hepimiz Allah'ın emrinden çıkmayan kimseleriz."

    Şaban Britch

    Ve yine biz, tesbih edicileriz.

    Şaban Piriş

    Ve yine biz, tesbih ediciler biziz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O durmadan tespih edenler elbette biziz.

  7. Sâffât suresi, 167. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 167. ayet. وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ

    Diyanet İşleri

    (167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."

    Mehmet Okuyan

    (Müşrikler) şöyle diyorlardı:

    Mustafa İslamoğlu

    Ama bir de ısrarla şöyle diyenler var:

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, o (hakikati inkar ede)nler her zaman şöyle derler:

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki (o müşrikler) şöyle de diyorlardı:

    Ali Bulaç

    Onlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de:

    Ali Özek ve heyeti

    Putperestler: diyorlardı.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, şöyle diyorlardı:

    Bayraktar Bayraklı

    - Müşrikler, "Öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı, mutlaka Allah'ın ihlaslı kulları olurduk!" diyorlardı.

    Edip Yüksel

    Diyorlardı ki,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Diyorlardı ki,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve gerçek (şu ki, daha) önce şöyle diyorlardı:

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve gerçek, evvel şöyle diyorlardır:

    Erhan Aktaş

    Eğer diyecek olurlarsa:

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer diyecek olurlarsa:

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Müşrikler, diyorlardı ki:

    Gültekin Onan

    Onlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de:

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat (müşrikler evvelce) şu kat'i sözü söylüyorlardı

    İbni Kesir

    Onlar her ne kadar şöyle diyor idiyseler de;

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak onlar şöyle diyorlardı:

    Süleyman Ateş

    Gerçi o(ortak koşa)nlar şöyle diyorlardı:

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar hep şöyle derlerdi:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar daha önce şunu da söylerlerdi:

    Şaban Britch

    Onlar, şöyle diyorlardı:

    Şaban Piriş

    Onlar, şöyle diyorlardı:

    Yaşar Nuri Öztürk

    O inkarcılar şunu da söylüyorlardı:

  8. Sâffât suresi, 168. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 168. ayet. لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    (167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer geçmiş atalarımızdan bize tevarüs edilen ilahi bir uyarı devralmış olsaydık,

    Muhammed Esed

    "Eğer atalarımızdan (bu yönde) bir gelenek devralmış olsaydık,

    Ahmed Hulusi

    "Eğer bizim yanımızda da atalarımızdan bize ulaşmış bir bilgi olsa idi. . . "

    Ali Bulaç

    "Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı."

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı,

    Ali Rıza Safa

    "Yanımızda, öncekilerden bir öğreti olsaydı!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Müşrikler, "Öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı, mutlaka Allah'ın ihlaslı kulları olurduk!" diyorlardı.

    Edip Yüksel

    "Yanımızda öncekilerden bir uyarı bulunsaydı"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yanımızda öncekilerden bir uyarı bulunsaydı,'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    eğer yanımızda evvelkilerinkinden bir zikr olsa idi

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Yanımızda öncekilere verilen öğüt dipnot 1 gibi bir öğüt olsaydı."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitap, vahiy.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer yanımızda öncekilere verilen öğüt dipnot 1 gibi bir öğüt olsaydı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitap, vahiy.

    Gültekin Onan

    "Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı."

    Hasan Basri Çantay

    "Eğer nezdimizde evvelki (ümmetlere inen) lerden bir kitab olsaydı",

    İbni Kesir

    Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir zikir bulunsaydı;

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı.”

    Süleyman Ateş

    "Eğer yanımızda öncekiler(e gelen Kitap'lar)dan bir uyarı olsaydı."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Eski insanlara gelen bilgi bizde olsa

    Şaban Britch

    Öncekilerden yanımızda bir zikir/kitap olsaydı.

    Şaban Piriş

    -Öncekilerden yanımızda bir zikir/kitap olsaydı

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Eğer katımızda öncekilere verilenlerden bir öğüt/bir düşündürücü olsaydı,

  9. Sâffât suresi, 169. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 169. ayet. لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

    Diyanet İşleri

    (167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."

    Mustafa İslamoğlu

    elbet biz de imanını saf ve temiz tutma çabasını Allah'ın desteklediği halis kullarından olurduk!"

    Muhammed Esed

    kesinlikle Allah'ın halis kulları olurduk!"

    Ahmed Hulusi

    "Elbette biz de Allah'ın ihlasa (samimiyete, saflığa) erdirilmiş kulları olurduk. "

    Ali Bulaç

    "Gerçekten bizler de, Allah'ın muhlis olan kullarından olurduk."

    Ali Özek ve heyeti

    mutlaka Allah’ın ihlâslı kulları olurduk!

    Ali Rıza Safa

    "Kesinlikle, Allah'ın içten kullarından olurduk!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Müşrikler, "Öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı, mutlaka Allah'ın ihlaslı kulları olurduk!" diyorlardı.

    Edip Yüksel

    "Kendimizi ALLAH'a adar, sadece O'na kul olurduk."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Kendimizi ALLAH'a adar, sadece O'na kul olurduk.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    herhalde Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her halde Allahın ıhlas ile seçilmiş kullarından olurduk

    Erhan Aktaş

    "Biz de Allah'ın muhles kullarından olurduk."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Biz de Allah'ın muhles kullarından olurduk."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz de Allah'ın muhles dipnot 1 kullarından olurduk.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arıtılmış kullar. Saf, berrak, arı-duru, samimi, erdemli hale getirilmiş olan kullar. Şeytanların etki edemedikleri kullar.

    Gültekin Onan

    "Gerçekten bizler de, Tanrı'nın muhlis olan kullarından olurduk."

    Hasan Basri Çantay

    "Elbet biz de Allahın ihlasa erdirilmiş kullarından olurduk".

    İbni Kesir

    Biz de elbet Allah'ın ihlasa erdirilmiş kulları olurduk.

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Gerçekten bizler de, Allah'ın muhlis olan kullarından olurduk.”

    Süleyman Ateş

    "Elbette biz, Allah'ın halis kulları olurduk!"

    Süleymaniye Vakfı

    Samimiyeti Allah tarafından onaylanmış kullar dipnot 1 elbette biz olurduk."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Samimiyeti Allah tarafından onaylanmış kullar" olarak tercüme edilen "muhlas" tabiri için bkz: Saffat 37/40.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın en samimi kulları yine biz oluruz".

    Şaban Britch

    Elbette Allah’ın ihlaslı kulları olurduk.

    Şaban Piriş

    Elbette Allah'ın ihlaslı kulları olurduk.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Elbette biz de Allah'ın samimi kullarından olurduk."

  10. Sâffât suresi, 170. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 170. ayet. فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.

    Mehmet Okuyan

    Hemen onu (Kur'an'ı) inkâr ettiler. İleride (gerçeği) bilecekler!

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat (vahiy gelince de) onu inkar ettiler; ama zamanı gelince (ne fena yaptıklarını) bilecekler.

    Muhammed Esed

    Ama (işte bu ilahi kelam önlerine konulduğu halde,) onu kabul etmeye yanaşmıyorlar! Ama zamanla (reddettikleri şeyin ne olduğunu) öğreneceklerdir:

    Ahmed Hulusi

    Şimdiyse hakikat bilgisini inkar ettiler. . . Yakında anlayacaklar!

    Ali Bulaç

    Fakat (kitap gelince) onu tanımayıp küfrettiler; yakında bileceklerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte şimdi onu inkâr ettiler. Ama ileride bileceklerdir!

    Ali Rıza Safa

    Yine de Onu inkar ettiler. Madem öyle, yakında öğrenecekler.

    Bayraktar Bayraklı

    Buna rağmen Kur'an'ı inkar ettiler. Ama ileride bileceklerdir.

    Edip Yüksel

    Böylece onu inkar ettiler; ileride bilecekler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece onu inkar ettiler; ileride bilecekler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat şimdi O'nu inkar ettiler, artık ileride bilecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat şimdi ona küfrettiler, artık ileride bilecekler

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat onu dipnot 1 yalanladılar. Artık yakında bilecekler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendilerine gelen Kitap'ı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat onu dipnot 1 yalanladılar. Artık yakında bilecekler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendilerine gelen Kitap'ı.

    Gültekin Onan

    Fakat (kitap gelince) ona küfrettiler; yakında bileceklerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Şimdi ise ona (inanmayıb) kafir oldular, ileride (küfürlerinin akıbetini) bileceklerdir ya.

    İbni Kesir

    Sonunda O'na küfrettiler, ama ilerde bileceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Fakat ona (iman etmeyip) kâfir oldular, ileride (küfürlerinin akıbetini) bilecekler.

    Süleyman Ateş

    Ama o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (O bilgi gelince) onu görmezlikten geldiler; ama yakında her şeyi öğrenirler.

    Şaban Britch

    Şimdi ise O’na küfrettiler. Yakında bilecek onlar.

    Şaban Piriş

    Şimdi ise O'nu inkar ettiler. Ama bilecek onlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Fakat ardından onu inkar ettiler. Yakında bilecekler.

  11. Sâffât suresi, 171. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 171. ayet. وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki gönderilmiş elçi kullarımıza (şu) sözü verdik:

    Mustafa İslamoğlu

    Ama doğrusu, has kullarımız olan elçilerimize geçmişte verilmiş bir sözümüz vardı.

    Muhammed Esed

    çünkü uzun zaman önce kullarımız olan elçilere söz verdik:

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki irsal olunan kullarımıza (şu) sözümüz geçerli olmuştur:

    Ali Bulaç

    Andolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir:

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir:

    Ali Rıza Safa

    Oysa gerçek şu ki, gönderilen kullarımıza söz verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun, peygamber kullarımıza söz vermişizdir.

    Edip Yüksel

    Elçilikle görevli kullarımız için söz verilmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Elçilikle görevli kullarımız için söz verilmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir:

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için risaletle gönderilen kullarımız hakkında şu kelimemiz sebkat etmiştir:

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki gönderilen kullarımıza şu sözü verdik:

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki gönderilen kullarımıza şu sözü verdik:

    Gültekin Onan

    Andolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir:

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki (peygamber olarak) gönderilen kullarımız hakkında bizim geçmiş sözümüz (vardır):

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Bizim, gönderilen kullarımız hakkında sözümüz geçmiştir:

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:

    Süleyman Ateş

    Gönderilen elçi kullarımıza şu sözümüz geçmişti:

    Süleymaniye Vakfı

    Elçi olarak gönderilen kullarımız için, önceden beri şu sözümüz geçerlidir:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elçilik yapan kullarımıza sürekli söylediğimiz şu söz vardır:

    Şaban Britch

    Andolsun ki, (peygamber) gönderilmiş kullarım için Bizim (onlara yardım) sözümüz geçmiştir.

    Şaban Piriş

    Peygamber olarak gönderilmiş olan kullarımız hakkında hükmümüz verilmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, elçi olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz hükümleşmişti:

  12. Sâffât suresi, 172. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 172. ayet. إِنَّهُمْ لَهُمُ ٱلْمَنصُورُونَ

    Diyanet İşleri

    "Onlara mutlaka yardım edilecektir."

    Mustafa İslamoğlu

    mutlaka kendileri yardıma mazhar olacaklar;

    Muhammed Esed

    kendilerine mutlaka yardım edilecektir

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki onlar, elbette onlar zafere erdirilmişlerdir.

    Ali Bulaç

    Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar mutlaka zafere ulaşacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Onlara, kesinlikle yardım edilecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Doğrusu, onlar yardım göreceklerdir.

    Edip Yüksel

    Onlar elbette zafere ulaşacaklar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar elbette zafere ulaşacaklar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar (var ya), elbette onlar muhakkak muzaffer olacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    "Onlar elbette onlar muhakkak muzaffer olacaklardır

    Erhan Aktaş

    Onlar, kesinlikle yardım edilecek olanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, kesinlikle yardım edilecek olanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, kesinlikle yardım edilecek olanlardır.

    Gültekin Onan

    Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    "Muhakkak onlar, behemehal onlar mansur (ve muzafferdirler.

    İbni Kesir

    Onlar muhakkak yardım görenlerdir.

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Onlara mutlaka yardım edilecektir.”

    Süleyman Ateş

    "Mutlaka zafere ulaştırılanlar kendileri olacaktır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Siz kesinlikle yardım göreceksiniz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin birebir meali şöyledir: ""Onlar kesinlikle yardım göreceklerdir." Anlamı yukarıdaki şekilde vermemiz, Arapça'daki iltifat sanatından dolayıdır. Araplar, karşı tarafın zihnin uyanık tutmak için ikinci şahıstan üçüncü şahsa geçebilirler. İltifat sanatı dilimizde olmadığı için Türk okuyucunun zihni karışmaktadır. Ondan dolayı meal, bu sanat yok sayılarak verilmiştir.

    Şaban Britch

    Onlara mutlaka yardım edilecektir.

    Şaban Piriş

    Onlara mutlaka yardım edilecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar, yardım görenlerin ta kendileri olacaklar.

  13. Sâffât suresi, 173. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 173. ayet. وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ

    Diyanet İşleri

    "Şüphesiz ordularımız galip gelecektir."

    Mustafa İslamoğlu

    elbet sonunda galip gelecek olan da Bizim ordumuz olacaktır.

    Muhammed Esed

    ve (sonunda) galip gelecek olan mutlaka Bizim ordumuz olacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bizim ordumuz, onlar galiptirler!

    Ali Bulaç

    Ve hiç şüphesiz; bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.

    Ali Rıza Safa

    Ve kuşkusuz, Bizim ordumuz, kesinlikle üstün gelecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.

    Edip Yüksel

    Bizim ordumuz kesinlikle üstün gelecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bizim ordumuz kesinlikle üstün gelecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve elbette Bizim askerlerimiz mutlaka onlar galip geleceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve elbette bizim askerlerimiz mutlak onlar galib geleceklerdir"

    Erhan Aktaş

    Bizim ordumuz onlara mutlaka galip gelecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bizim ordumuz onlara mutlaka galip gelecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bizim ordumuz onlara mutlaka galip gelecektir.

    Gültekin Onan

    Ve hiç şüphesiz; bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır.

    Hasan Basri Çantay

    "Muhakkak bizim ordumuz, her halde onlar galebe edicidirler.

    İbni Kesir

    Ve şüphesiz ki Bizim askerlerimiz; onlar galiblerdir.

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve galip gelecek olanlar, mutlaka bizim ordumuzdur.

    Süleyman Ateş

    "Ve galip gelenler, mutlaka bizim ordumuz olacaktır!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bizim askerlerimiz, kesinlikle galip geleceklerdir."

    Şaban Britch

    Bizim ordularımız galip gelecektir.

    Şaban Piriş

    Bizim ordularımız galip gelecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ordularımız, galip gelenlerin ta kendileri olacaklar.

  14. Sâffât suresi, 174. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 174. ayet. فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ

    Diyanet İşleri

    O halde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir

    Mehmet Okuyan

    Belirli bir süreye kadar onlardan yüz çevir!

    Mustafa İslamoğlu

    Bu yüzden artık onlardan bir süreliğine uzak dur;

    Muhammed Esed

    Bu sebeple, o (hakikati inkar ede)nlerden bir süre uzak dur

    Ahmed Hulusi

    Artık bir süre onlardan yüz çevir!

    Ali Bulaç

    Öyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onun için sen bir süreye kadar onlara aldırma.

    Ali Rıza Safa

    Artık, bir süre onlardan uzaklaş.

    Bayraktar Bayraklı

    Bir süreye kadar onlara aldırış etme.

    Edip Yüksel

    Öyleyse bir süre için onlara aldırış etme.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öyleyse bir süre için onlara aldırış etme.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onun için bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun için yüz çevir de onlardan bir zamana kadar

    Erhan Aktaş

    Artık bir süre onlardan yüz çevir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Artık bir süre onlardan yüz çevir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık bir süre onlardan yüz çevir.

    Gültekin Onan

    Öyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

    Hasan Basri Çantay

    Onun için (Habibim) sen bir zamana kadar onlardan yüz çevir,

    İbni Kesir

    Sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Öyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

    Süleyman Ateş

    Bir süreye kadar onlardan dön (onların sözlerine aldırış etme).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öyleyse sen bir süreye kadar onlarla dostluğu kes de

    Şaban Britch

    Öyleyse bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

    Şaban Piriş

    Öyleyse bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir vakte kadar onlardan yüz çevir!

  15. Sâffât suresi, 175. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 175. ayet. وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Gözetle onları, yakında onlar da görecekler.

    Mehmet Okuyan

    Onları gör (gözetle); onlar da ileride görecekler.

    Mustafa İslamoğlu

    ve sen onları(n zavallı halini) gör, zamanı gelince onlar da (kendi perişan hallerini) görecekler.

    Muhammed Esed

    ve onları(n kim olduklarını) gör; onlar (da) zaman içinde (şimdi görmediklerini) göreceklerdir.

    Ahmed Hulusi

    Onları seyret. . . Yakında görecekler!

    Ali Bulaç

    Ve onları seyret; (azabı) yakında göreceklerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların halini gör, onlar da görecekler.

    Ali Rıza Safa

    Ve onları seyret. Madem öyle, yakında görecekler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların halini gözetle; onlar da gözetleyeceklerdir.

    Edip Yüksel

    Onları seyret; onlar da görecekler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları seyret; onlar da görecekler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gör onları(n akibeti ne olacak! Onlar da) yakında göreceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gör onları: yakında görecekler

    Erhan Aktaş

    Onları gözle! Yakında onlar da görecekler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onları gözle! Yakında onlar da görecekler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları gözle! Yakında onlar da görecekler.

    Gültekin Onan

    Ve onları seyret; (azabı) yakında göreceklerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Gözetle onları. Kendileri de (başlarına geleceği) yakında göreceklerdir.

    İbni Kesir

    Gözetleyiver onları, ilerde göreceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Başlarına geleceğini) gözetle. Nitekim onlar da yakında görecekler.

    Süleyman Ateş

    Onları gözetle. Yakında (başlarına neler geleceğini) göreceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ne yaptıklarını gör; yakında onlar da görürler.

    Şaban Britch

    Ve onlara (gelecek azabı) gözetleyedur. Onlar da yakında görecekler.

    Şaban Piriş

    Onları gözle, onlar da gözleyecekler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gözün, üstlerinde olsun; yakında görecekler.

  16. Sâffât suresi, 176. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 176. ayet. أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar?

    Mustafa İslamoğlu

    Sahiden de, onlar azabımızın bir an önce gelmesini (gerçekten) istiyorlar mı?

    Muhammed Esed

    Onlar azabımızın çabuklaştırılmasını acaba (gerçekten) istiyorlar mı?

    Ahmed Hulusi

    Azabımızın varlıklarında açığa çıkışını (ölümü) acele mi istiyorlar? (Ölüm, hakikati inkar eden için azabın başlaması, iman eden içinse rahmete ermektir. )

    Ali Bulaç

    Şimdi onlar, bizim azabımızı mı acele istiyorlar?

    Ali Özek ve heyeti

    Azabımızı acele mi istiyorlar?

    Ali Rıza Safa

    Cezamızı, ivedi olarak mı istiyorlar?

    Bayraktar Bayraklı

    Azabımızı acele mi istiyorlar?

    Edip Yüksel

    Azabımıza mı meydan okuyorlar?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Azabımıza mı meydan okuyorlar?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve şimdi onlar. Bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya şimdi bizim azabımızı mı iviyorlar?

    Erhan Aktaş

    Yoksa azabımızı acele mi istiyorlar?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa azabımızı acele mi istiyorlar?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa azabımızı acele mi istiyorlar?

    Gültekin Onan

    Şimdi onlar, bizim azabımızı mı acele istiyorlar?

    Hasan Basri Çantay

    Şimdi onlar çarçabuk bizim azabımızı mı istiyorlar?

    İbni Kesir

    Yoksa azabımızı mı çabucak istiyorlar?

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa azabımızın çabuk gelmesini mi istiyorlar?

    Süleyman Ateş

    Bizim azabımızı mı acele istiyorlar?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Azabımızın çabucak gelmesini mi istiyorlar?

    Şaban Britch

    Azabımızı mı acele istiyorlar?

    Şaban Piriş

    Azabımızı mı acele istiyorlar?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Azabımız gelsin diye acele mi ediyorlar?

  17. Sâffât suresi, 177. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 177. ayet. فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ

    Diyanet İşleri

    Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!

    Mehmet Okuyan

    (Acele istedikleri azabımız) yurtlarına indiğinde, uyarılanların (fakat inanmayanların) sabahı ne kötü olur!

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat o aniden kendi mekanlarında başlarına indiğinde, uyarılanlar berbat bir sabaha uyanmış olacaklar.

    Muhammed Esed

    Eğer öyleyse, o (azap) bir kez başlarına geldiğinde, uyarılmış olanların uyanması kötü olacaktır!

    Ahmed Hulusi

    Onların alanına indiğinde, uyarılanların uyanışı ne kötü olur!

    Ali Bulaç

    Fakat (azab) onların sahasına indiği zaman uyarılıp korkutulanların sabahı ne kötü olur.

    Ali Özek ve heyeti

    Azap yurtlarına indiğinde, uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!

    Ali Rıza Safa

    Başlarına geldiğinde; uyarılanların sabahı ne kötüdür.

    Bayraktar Bayraklı

    O azap yurtlarına indiğinde, uyarılmış olup da yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!

    Edip Yüksel

    Yurtlarına inince uyarılanların sabahı ne kötü olur!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yurtlarına inince uyarılanların sabahı ne kötü olur!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat (azap) onların sahasına indiği zaman o acı haber verilenlerin sabahı ne fenadır!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Amma onların sahasına indiği vakıt ne fenadır o acı haber verilenlerin sabahı!...

    Erhan Aktaş

    Fakat onların bulundukları yere indiği zaman, uyarılanların sabahı ne kötüdür!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat onların bulundukları yere indiği zaman, uyarılanların sabahı ne kötüdür!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat onların bulundukları yere indiği zaman, uyarılanların sabahı ne kötüdür!

    Gültekin Onan

    Fakat (azab) onların sahasına indiği zaman uyarılıp korkutulanların sabahı ne kötü olur.

    Hasan Basri Çantay

    Fakat bu, onların bölgesine çökünce (gelecek tehlikelerle öteden beri) korkutulan onların sabahı ne kötü (olacak) dır!

    İbni Kesir

    Fakat o, yurtlarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötü olur.

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Fakat (azap) onların sahasına indiği zaman, uyarılıp korkutulanların sabahı pek de kötü olacak!

    Süleyman Ateş

    Fakat o azab yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Azabımız onların sahalarına inince, uyarılmış olan bu kişilerin sabahı ne kötü olur!

    Şaban Britch

    Fakat (azap) onların sahasına indiği zaman, uyarılıp korkutulanların sabahı pek de kötü olacak!

    Şaban Piriş

    Azap, onların alanına inince, uyarılanların sabahı ne acıdır!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Azap, yurtlarına indiğinde, uyarılanların sabahı ne kötü olacaktır!

  18. Sâffât suresi, 178. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 178. ayet. وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ

    Diyanet İşleri

    Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

    Mehmet Okuyan

    Belirli bir süreye kadar onlardan yüz çevir!

    Mustafa İslamoğlu

    Yine de sen onlardan bir süreliğine uzak dur;

    Muhammed Esed

    Bu sebeple onlardan bir süre uzak dur,

    Ahmed Hulusi

    Artık bir süre onlardan yüz çevir.

    Ali Bulaç

    Sen bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sen bir zamana kadar onlara aldırma.

    Ali Rıza Safa

    Bu arada, bir süre onlardan uzaklaş.

    Bayraktar Bayraklı

    Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

    Edip Yüksel

    Bir süreye kadar onlara aldırış etme.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir süreye kadar onlara aldırış etme.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yine sen bir süreye kadar onlardan yüz çevir;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yine sen yüz çevir de onlardan bir zamana kadar

    Erhan Aktaş

    Artık bir süre onlardan yüz çevir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Artık bir süre onlardan yüz çevir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık bir süre onlardan yüz çevir.

    Gültekin Onan

    Sen bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

    Hasan Basri Çantay

    Sen (Habibim) bir zamana kadar onlardan yüz çevir.

    İbni Kesir

    Sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

    Süleyman Ateş

    Bir süreye kadar onları kendi hallerine bırak.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Evet, sen bir süreye kadar onlarla dostluğu kes.

    Şaban Britch

    Bir süreye kadar onlardan uzaklaş.

    Şaban Piriş

    Bir süreye kadar onlardan uzaklaş.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yüz çevir onlardan belli bir vakte kadar!

  19. Sâffât suresi, 179. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 179. ayet. وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

    Diyanet İşleri

    (Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler.

    Mehmet Okuyan

    (Onları) gör (gözetle); onlar da ileride görecekler.

    Mustafa İslamoğlu

    ve sen gözetle; onlar da yakında (günlerini) görecekler.

    Muhammed Esed

    ve (onların ne olduklarını) gör; zamanla onlar (da şimdi görmediklerini) göreceklerdir.

    Ahmed Hulusi

    Onları seyret. . . Yakında görecekler.

    Ali Bulaç

    Ve seyret; (azabı) yakında göreceklerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların halini gör, onlar da göreceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Ve seyret. Madem öyle, yakında görecekler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların halini gözetle; onlar da gözetleyeceklerdir.

    Edip Yüksel

    Onları gözle; onlar da görecekler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları gözle; onlar da görecekler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    gör (ne olacak akibetleri. Onlar da) yakında göreceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gör, yakında görecekler

    Erhan Aktaş

    Onları gözle! Yakında onlar da görecekler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onları gözle! Yakında onlar da görecekler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları gözle! Yakında onlar da görecekler.

    Gültekin Onan

    Ve seyret; (azabı) yakında göreceklerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Gözetle (onları). Onlar da göreceklerdir.

    İbni Kesir

    Gözetleyiver, ilerde göreceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve (başlarına geleceği) gözetle. Nitekim onlar da yakında görecekler.

    Süleyman Ateş

    Ve (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kes de neler yaptıklarını gör; yakında onlar da göreceklerdir.

    Şaban Britch

    Ve onlara (gelecek azabı) gözetleyedur. Onlar da yakında görecekler.

    Şaban Piriş

    Ve gözle, onlar da gözleyecekler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve gör neler olacak. Onlar da görecekler.

  20. Sâffât suresi, 180. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 180. ayet. سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

    Diyanet İşleri

    Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.

    Mehmet Okuyan

    Rabbin, yani itibar sahibi Rabbin, onların yakıştırdıklarından uzaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    İzzet ve azamet sahibi Rabbin, insanların idrak evrenlerinin çok ötesinde aşkın bir yüceliğe sahiptir.

    Muhammed Esed

    Kudret ve izzet sahibi Rabbin, insanların her türlü tasavvurunun üstünde (bir yüceliğe sahip)tir.

    Ahmed Hulusi

    Senin Rabbin, İzzet sahibi Rab olarak, onların tanımlamalarından münezzehtir!

    Ali Bulaç

    Üstünlük ve güç (izzet) sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirdiklerinden yücedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Senin izzet sahibi Rabbin, onların isnat etmekte oldukları vasıflardan yücedir, münezzehtir.

    Ali Rıza Safa

    Onurlu Efendi olan senin Efendin, onların yakıştırmalarından ayrıktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Senin güçlü olan Rabbin, onların nitelendirmelerinden uzaktır.

    Edip Yüksel

    Üstünlük ve onurun sahibi olan Efendin, onların nitelemelerinden çok yücedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Üstünlük ve onurun sahibi olan Rabbin, onların nitelemelerinden çok yücedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların isnat ettikleri vasıflardan münezzehtir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tesbiyh o ızzetin sahibi rabbına onların vasıflarından

    Erhan Aktaş

    İzzetin dipnot 1 Rabb'i olan Rabb'in, onların nitelediği şeylerden münezzehtir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüksek onur, şeref, büyük itibar, yücelik, saygınlık, üstünlük, güç.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İzzetin dipnot 1 Rabbi olan Rabb'in, onların nitelediği şeylerden münezzehtir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüksek onur, şeref, büyük itibar, yücelik, saygınlık, üstünlük, güç.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İzzetin dipnot 1 Rabb'i olan Rabb'in, onların nitelediği şeylerden münezzehtir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüksek onur, şeref, büyük itibar, yücelik, saygınlık, üstünlük, güç.

    Gültekin Onan

    Üstünlük ve güç (izzet) sahibi olan senin rabbin, onların nitelendirdiklerinden yücedir.

    Hasan Basri Çantay

    Galebe saahibi Rabbin onların isnad etmekde oldukları vasıflardan yücedir, münezzehdir.

    İbni Kesir

    Tenzih ederiz senin izzet sahibi Rabbını, onların nitelemekte olduklarından.

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Üstünlük (izzet) sahibi Rabbin onların nitelemelerinden münezzehtir.

    Süleyman Ateş

    Kudret ve şeref sahibi Rabbin, onların nitelendirmelerinden yücedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gücü elinde bulunduran Rabbin, onların yaptıkları tanımlamalardan uzaktır.

    Şaban Britch

    İzzet/güç sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirmekte olduklarından münezzehtir.

    Şaban Piriş

    Gücün ve üstünlüğün sahibi olan Rabbin, onların nitelediklerinden yücedir (uzaktır).

    Yaşar Nuri Öztürk

    Senin Rabbinin, o ululuk ve kudretin Rabbinin şanı yücedir onların verdiği sıfatlardan...

  21. Sâffât suresi, 181. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 181. ayet. وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ

    Diyanet İşleri

    Peygamberlere selam olsun.

    Mehmet Okuyan

    Gönderilen bütün elçilere selam olsun!

    Mustafa İslamoğlu

    O'nun bütün elçilerine selam olsun!

    Muhammed Esed

    O'nun bütün elçilerine selam olsun!

    Ahmed Hulusi

    İrsal olunanlara Selam olsun!

    Ali Bulaç

    Gönderilmiş (peygamber)lere selam olsun.

    Ali Özek ve heyeti

    Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun!

    Ali Rıza Safa

    Gönderilenlere selam olsun!

    Bayraktar Bayraklı

    Peygamberlere selam olsun.

    Edip Yüksel

    Gönderilmiş elçilere selam olsun.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gönderilmiş elçilere selam olsun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Selam tüm peygamberlere!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve selam mürseline

    Gültekin Onan

    Gönderilmiş (peygamber)lere selam olsun.

    Hasan Basri Çantay

    Gönderilen (bütün) peygamberlere selam,

    İbni Kesir

    Selam olsun peygamberlere.

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gönderilmiş resûllere selam olsun.

    Süleyman Ateş

    Selam, gönderilen elçilere,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bütün elçilere selam olsun.

    Şaban Britch

    Selam elçilere!

    Şaban Piriş

    Selam elçilere!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Selam olsun tüm hak elçilerine!...

  22. Sâffât suresi, 182. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 182. ayet. وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

    Mehmet Okuyan

    Hamd (övgü), âlemlerin Rabbi (olan) Allah içindir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve alemlerin Rabbine hamdolsun!

    Muhammed Esed

    Ve hamd, bütün alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur!

    Ahmed Hulusi

    Hamd, Rabb-ül alemin Allah'a aittir.

    Ali Bulaç

    Ve alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.

    Ali Özek ve heyeti

    Âlemlerin Rabbi olan Allah'a da hamd olsun!

    Ali Rıza Safa

    Ve Evrenlerin Efendisi Allah'a övgüler olsun!

    Bayraktar Bayraklı

    Övgü de alemlerin Rabbi Allah'a olsun.

    Edip Yüksel

    Evrenlerin Efendisi olan ALLAH'a övgüler olsun.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Evrenlerin Rabbi olan ALLAH'a övgüler olsun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve hamd alemlerin Rabbi Allah'a!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve hamd alemlerin rabbı Allaha

    Erhan Aktaş

    Hamd, alemlerin Rabb'i Allah'adır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hamd, alemlerin Rabb'i Allah'adır.

    Gültekin Onan

    Ve alemlerin rabbi olan Tanrı'ya hamd olsun.

    Hasan Basri Çantay

    Ve alemlerin Rabbi olan Allaha hamdolsun.

    İbni Kesir

    Hamd olsun, alemlerin Rabbı Allah'a.

    Mehmet Alagaş

    (167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hamt, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

    Süleyman Ateş

    Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her şeyi güzel yapmak, varlıkların sahibi olan Allah'a özgüdür.

    Şaban Britch

    Hamd ise alemlerin Rabbi Allah’adır.

    Şaban Piriş

    Hamd ise alemlerin Rabbi Allah'adır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hamt olsun alemlerin Rabbi Allah'a!...

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.